Etiket: savcı

  • Tahir Elçi cinayetinde sanık 3 polise beraat kararı

    Tahir Elçi cinayetinde sanık 3 polise beraat kararı

    PİRHA- Tahir Elçi cinayeti davasında sanık polisler hakkında beraat kararı verildi.

    Diyarbakır’ın Sur ilçesinde bulunan tarihi Dört Ayaklı Minare önünde 28 Kasım 2015 tarihinde katledilen Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin ölümüne dair açılan davanın 11’inci duruşması, Diyarbakır 10’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Yapılan savunmaların ardından mahkeme kararını açıkladı. Mahkeme, polisler Sinan Tabur, Fuat Tan ve Mesut Sevgi hakkında beraat kararı verdi.

    Elçi’nin eşi Türkan Elçi, Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan, çok sayıda baro başkanı, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), İnsan Hakları Derneği (İHD), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan ile çok sayıda isim duruşmayı izledi.

    Savcının mütalaasında beraat istediği sanık polisler, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden duruşmaya katıldı.

    İddia makamı, celse arasında mahkemeye sunduğu esas hakkındaki görüşünü tekrar etti. Savcı, Tahir Elçi’nin nereden geldiği belli olmayan bir kurşun nedeniyle hayatını kaybettiğini ileri sürerek, suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmadığını belirtti. Savcı, söz konusu gerekçelerle sanık polisler hakkında beraat kararı verilmesini talep etti.

    “13 SANİYELİK GÖRÜNTÜ KAYIP”

    Tahir Elçi’nin kardeşi Mehmet Elçi, “Tahir Elçi, ‘burada çatışma ve savaş istemiyorum’ dedikten 5 dakika sonra çatışma çıktı” dedi. Elçi, “Onun vurulduğu anı çeken kamerada 13 saniyelik görüntü kayıp. Bu görüntüleri istemediler. Savcılar, birkaç tanığa tehdit ve şantajda bulunarak, Elçi’nin aleyhine ifade vermeye zorladılar. Mahkeme heyeti olarak olayı çözmemek için elinizden geleni yaptınız. İlk duruşmada Türkan Elçi’yi duruşmadan çıkarmakla tehdit ettiniz. Beraat kararı istiyorsunuz, bu doğru bir karar olmaz” diye konuştu.

     EREN: HEPİMİZ CİNAYETİN TANIĞIYIZ

    Diyarbakır Baro Başkanı Nahit Eren de 4 yıl yargılamanın başlatılmasını beklediklerine işaret ederek, “Yargılama başladıktan sonra olayın aydınlatılması için birçok talebimiz oldu. Hepsini reddettiniz. Tahir Elçi dosyası neden bu kadar önemli? Çünkü cinayetin kendisi bize çok şey ifade ediyordu. Korkunç bir cinayetti. Onlarca kameranın önünde güpegündüz bir baro başkanı katledildi. Korkunçtu. Hepimiz bu cinayetin tanığıydık. Herkes bu cinayeti kimin işlediğini biliyor. Ama bunu saklayan güçler var” şeklinde konuştu.

    Eren, “Cinayetin işlendiği dönemin başbakanı ‘Bu olayın üstünün örtülmesi gibi bir durum söz konusu değil’ dedi. Bir başbakan bu durumu neden açıklamak ister. Çünkü bu ülkede böyle şeyler var. Tahir Elçi’ye karşı başlayan linç kampanyasına yargı da dahil oldu. Bizler bu dosyaya ilişkin talepte bulunan avukatlar olarak niyetimizi duruşma salonunda ifade ediyoruz; Bu dava siyasi bir suikasttır. Siyasi suikast tanımlamasını yapan ben değilim. Bu ülkenin başbakanı söyledi. O dönem başbakan gelip bu katliamın siyasi suikast davası olduğunu söyledi. Bu tanımlamayı yapan başbakanı dinleme talebini reddettiniz. Olay yeri keşif kararından vazgeçtiniz. Biz bu mahkemeden adil bir karar çıkabileceğine inanmıyoruz. Adli bir vakada olması gereken hiçbir işlem bu davada yapılmadı” ifadelerini kullandı.

    MÜTALAAYA TEPKİ 

    “Bu yargılamanın sonunda sizin adalet terazinizi göreceğiz” diyen Eren, “Ceza davasında olan usul yargılamasının bu davada olmadığını söylemek istiyorum. Bu mütalaa Tahir Elçi dosyasına sunulacak bir mütalaa değil. 3 polisin yargılanması meselesi de değildir. Bütün talepleri yerine getirip, öyle karar vermenizi talep ediyorum” dedi.

    CENGİZ: 20 YIL DA SÜRSE DAVAYI TAKİP EDECEĞİZ

    Elçi ailesi avukatlarından Orhan Kemal Cengiz, ise şunları söyledi:

    “Bu davaya bakan mahkeme ve bu cinayetin soruşturmasını yürüten savcılar taraflı ve bağımlıdır. Savcılığın getirdiği tanıklar ya işkence gördükleri ya da baskı altında ifade verdiklerini anlattılar. Bu cinayetinin üstünü örtmek, örtbas etmek için ellerinden geleni yaptılar. Tahir Elçi cinayeti aydınlatılmaması için bu soruşturmada yer alan herkes elinden gelen her şeyi yaptı. Davayı etkileyecek bütün talepler reddedildi. Birçok delil bu davada yok edildi. Barolar, sivil toplum örgütleri ısrarla bu davayı takip ediyor. Biz 20 sene de sürse bu davayı takip edeceğiz, bütün sorumlular hesap verecek.”

    YALÇIN: GEREKLİ ARAŞTIRMA YAPILMADI

    Avukat Gamze Yalçın, Elçi davasında “cezasızlık” politikasının sürdüğünü belirtti. Yalçın, savcının mütalaasında kullandığı “yapılan tüm araştırmalara rağmen’ ifadelerine işaret ederek, “Mütaaladaki bu ifadeye rağmen bu dosyada hiçbir araştırma yapılmadı. Tahir Elçi katledildiğinde sonra hiçbir soruşturma makamı, gerekli araştırma ve soruşturmayı yapmamıştır. Tahir Elçi’nin vurulduğu alanda deliller numaralandırılmış olsaydı, Elçi’nin başına isabet eden mermi çekirdeği bulunur, failler ortaya çıkarılırdı. Olay yeri incelemesi yapılmaması ve delillerin toplanmaması nedeniyle deliller kayboldu. Cinayetten dört ay sonra inceleme yapıldı. Londra Üniversitesi’nden gelen rapor olmasaydı, Tahir Elçi dosyası zaman aşımından düşecek, faili meçhul kalacaktı. Soruşturma makamlarının kemikleşmiş tavrı,  yargılama makamına sirayet etti. Kovuşturma aşamasında esasa etki edecek taleplerimiz değerlendirilmedi ve deliller toplanmadı. Tüm taleplerimizi reddettiniz” dedi.

    MOLU: ETKİLİ SORUŞTURMA YÜRÜTÜLMEDİ

    Avukat Benan Molu da Tahir Elçi’nin katledildiği güne kadar hayatını cezasızlıkla mücadeleye adadığını hatırlattı. Dosyanın “etkili soruşturma” hükmünün ihlaliyle yürütüldüğünü söyleyen Molu, “Ne yazık ki hala etkili bir soruşturma yürütülmüş ve sonuç alınmış değil. Bu dosya hiçbir zaman ifade özgürlüğünü ifade eden bir baro başkanının dosyası olarak görülmedi. Yargılama ona göre yürütülmedi” tepkisinde bulundu.

    KÖKSAL: DELİLLER TARTIŞILMADAN MÜTALAA VERİLEMEZ

    Avukat Tuğçe Duygu Köksal ise “Sayın Savcı mütalaasını verdi. Mütalaasını 2 kez süre istedikten sonra son celsede verdi. Savcılık makamının mütalaa vermeye hazır olmadığını ve deliller tartışıldıktan sonra mütalaasını vereceğini söylemesini beklerdik. Mütalaaya katılmıyoruz. Mütalaaya bakıldığında basit bir insan öldürme dosyası olarak nitelendirilmiştir. Bu dosya basit bir insan öldürme dosyası değildir. Çünkü burada istihbari bir operasyonun neticesinde 3 kişi hayatını kaybetmiştir. Mahkeme olay yerinde keşif yapmış olsaydı bu gün dosyada başka sanıklar da olabilecekti. Tahir Elçi’yi kimin öldürdüğü belli değil. Mermi çekirdeği ortada yok. Deliller bir bütün olarak karartıldı. Dolayısıyla bu operasyonun nasıl yürütüldüğü, ölümcül atışı kimin yaptığı ve deliller tartışılmadan mütalaa verilemezdi. Ama sayın savcı beraat mütalaası verdi. Görüntüler tekrar izlenmeliydi. Olay tekrar canlandırılmalıydı. Bunlar yapılmadı. Tahir Elçi’yi kimin öldürdüğünü bulunamadı. Mermi çekirdeği bulundu. Yani deliller toplandı ama karartıldı. Deliller toplanmadan, olay yeniden canlandırılmadan mütalaa uygulanırsa cezasızlığa sebebiyet verileceği açıktır. Ya bu karardan dönün, keşif yapılsın ya da bu yargılamayı bir bütün alarak sanıklar için ayrı değerlendirmeler yapılsın” talebinde bulundu.

    SANIK 3 POLİS HAKKINDA BERAAT KARARI

    Mahkeme, Tahir Elçi cinayeti davasında tutuksuz yargılanan sanık polisler Mesut Sevgi, Fuat Tan ve Sinan Tabur’un üzerlerine atılı “taksirle ölüme neden olma” suçunu işlediklerinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatlarına karar verdi. Mahkeme başkanı, dosyaya dair kararın tamamını okumadan salondan ayrıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ümraniye Katliamı davasında mütalaa: Savcı beraat talep etti

    Ümraniye Katliamı davasında mütalaa: Savcı beraat talep etti

    PİRHA- Ümraniye’de 23 kişinin yaşamını yitirdiği katliama ilişkin devam eden davada mütalaa veren savcı, sanıkların beraatlerine karar verilmesini talep etti.

    Ümraniye’de 12-15 Mart 1995 tarihlerinde 23 kişinin yaşamını yitirdiği, 408 kişinin de yaralandığı katliama ilişkin 200’ün üzerinde polis hakkında açılan davanın duruşması Kartal’da bulunan Anadolu 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada müdahil avukatlar Gülizar Tuncer ile Faruk Nafiz Ertekin hazır bulundu.

    SAVCIDAN BERAAT TALEPLİ MÜTALAA

    Duruşmada ilk olarak mütalaasını mahkemeye sunan savcı, yaşamını yitiren sanıklar hakkında davanın düşürülmesini, geri kalanlar hakkındaysa beraat kararı verilmesini talep etti.

    Ardından söz alan avukat Faruk Nafiz Ertekin ise, daha önce tevsi tahkikat talepleri olduğunu ve mahkeme tarafından kabul edilmediğini hatırlattı. Ertekin, yeniden kovuşturmanın genişletilmesi talebinde bulunacaklarını söyledi.

    DELİLLER KARARTILDI

    Avukat Gülizar Tuncer de, soruşturmanın hazırlık sürecinin esas olarak polisler tarafından yapıldığını söyleyerek, delillerin karartıldığını ve yok edildiğini belirtti. Bunun sadece bu dosyaya özgü olmadığına dikkat çeken Tuncer, devlet güçlerinin yargılandığı davaların tümünün ya beraatle sonuçlandığını ya da zaman aşımına uğradığını söyledi.

    Ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, avukatların savunma yapmaları için duruşmayı 18 Aralık’a erteledi.

    NE OLMUŞTU?

    İstanbul’da Alevi yurttaşların çoğunlukta yaşadığı Gazi Mahallesi’ndeki 4 kahvehane ve 1 pastane, 12 Mart 1995’te pazar günü akşam saatlerinde aynı anda kimliği belirsiz kişilerce bir taksiden otomatik silahlarla açılan ateşle tarandı. Cenazelerin teslim edilmemesini protesto edenlere polisin yeniden müdahale etmesi üzerine başlayan olaylarda 17 kişi yaşamını yitirdi ve yüzlerce kişi yaralandı. Ümraniye’ye bağlı 1 Mayıs Mahallesi’ne uzanan protestolarda 5 kişi daha hayatını kaybetti. Yaklaşık bir hafta süren olaylarda toplam 23 kişi hayatını kaybetti. Katliam davası 2018 yılında Yargıtay tarafından bozulmasının ardından yeniden görülmeye başlandı. Dava, eğer sonuçlanmazsa 2025 yılında zamanaşımı riski ile karşı karşıya kalacak.

    (HABER MERKEZİ)

  • Garip Dede Dergahı Başkanı Celal Fırat’tan Karaman hakkında suç duyurusu

    Garip Dede Dergahı Başkanı Celal Fırat’tan Karaman hakkında suç duyurusu

    PİRHA-Hayrettin Karaman’ın “Alevi genç ile sünni bir kız evlenemez” yönündeki açıklamalarına tepkiler sürerken, Garip Dede Dergahı Vakfı Yönetim Kurulu adına Celal Fırat suç duyurusunda bulundu.

    Hayrettin Karaman, kendisine ait internet sitesinde, kendisini Sünni olarak ifade eden bir kadının, “Alevi ile evlenilir mi?” yönündeki sorusuna “Eğer bilerek Aleviliğini koruyorsa, Alevilere ait olup İslam ile bağdaşması mümkün olmayan inançları ve uygulamaları muhafaza ediyorsa o genç ile Sünni bir kız evlenemez” yanıtını vermişti.

    Hayrettin Karaman’ın “Alevi genç ile sünni bir kız evlenemez” yönündeki açıklamalarına tepkiler sürüyor.

    “Yolsuzluk da ayıp, günah ve suç olduğu halde tarifi ve hükmü bakımından hırsızlık değildir.” diyerek iktidarın yolsuzluklarını olağan gören, Alevilere dönük nefret dili kullanan Karaman, bugün Garip Dede Dergâhı Vakfı ( GADEV ) Yönetim Kurulu Başkanı Celal Fırat tarafından Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyet edildi.

    Fırat, yaptığı açıklamada, Karaman’ın konumlandığı yere dikkat çekip, nefret söyleminin olduğu paylaşıma işaret ederek, “Sünni toplumunun Alevilere karşı kin, nefret ve öfke beslemesini isteyen, buna karşı Alevi toplumunu da aşağılayarak tahrik eden; yani her iki kesimi de provoke eden Prof. Dr. Hayrettin Karaman, fiilen suç işlemiş, şiddet çağrısında bulunmuştur. Unutmayalım ki geçmişte Alevi toplumunun yaşadığı tüm katliamların temelinde Alevilere duyulan kin, öfke ve nefret söylemi vardır” dedi.

    Hayrettin Karaman’ın, adalet önünde hesap vereceğinin altını çizen Fırat, “Bizler toplum tarafından kabul gören kişiliklerin, siyasi iktidarların ideolojilerine hizmet ederek bu topraklarda yaşayan halkları birbirine düşman etmesini durduracağız ve bu kurguları acımasızca genişletip emperyalizme hizmet etmelerine karşı çıkacağız” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

     

  • Pandemi sürecinde atılan adımları eleştiren savcı görevinden uzaklaştırıldı

    Pandemi sürecinde atılan adımları eleştiren savcı görevinden uzaklaştırıldı

    PİRHA- Koronavirüs sürecinde iktidarın attığı adımları eleştiren Viranşehir Cumhuriyet Savcısı Eyyüp Akbulut, görevden uzaklaştırıldı.

    Koronavirüs süresince atılan adımları bir video yayınlayarak eleştiren ve ardından hakkında soruşturma başlatıldığı duyurulan Viranşehir Savcısı Eyip Akbulut, Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) müfettişleri tarafından hazırlanan ön rapor sonrasında HSK 2. Dairesi tarafından geçici olarak görevinden uzaklaştırıldı.

    Viranşehir Cumhuriyet Savcısı Eyyüp Akbulut’un Türkiye’deki koronavirüs sürecinde atılan adımlarla ilgili yayınladığı video sosyal medyada gündem olmuştu.

    NE SÖYLEMİŞTİ?

    Uygulanan yasaklar ve yargı ile ilgili kabul edilemeyecek sorunlar olduğunu söyleyen savcı Eyüp Akbulut, kanunda “Vali gereken tedbirleri alır ifadesinin” gerekçe gösterilerek yapılan uygulamaların hiçbir şey ifade etmediğini kaydetmişti. Akbulut, bu uygulamaların bu kanuna istinaden yapılamayacağını savunmuş, kabahatler kanunun 32. maddesinin istismar edildiğini söyleyerek emrin yahut yasaklamanın kanunda açıkça düzenlenmesi gerektiğini fakat burada böyle bir unsur bulunmadığını dile getirmişti.

    Alınan önlemlerle alakalı olarak il idaresi yasasının zikredildiğini ve işlemlerin 11C ve 66. maddeler uyarınca yapıldığını ifade eden Cumhuriyet Savcısı Eyyüp Akbulut, “Ancak bir yasada “Vali gereken önlemler alır” denmesi bu kısıtlamalar için hiçbir şey ifade etmez. Yoksa vali bizlere aklımızın almayacağı şeyler de emredebilir. Temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasında dar yorum esastır. Kanunilik ilkesi caridir. Bunu bu yasaya istinaden yapamazsınız” şeklinde konuşmuştu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Savcı, kendisini muayene etmeyen doktoru ters kelepçeyle gözaltına aldırdı!

    Savcı, kendisini muayene etmeyen doktoru ters kelepçeyle gözaltına aldırdı!

    PİRHA- Osmaniye’de görevli Cumhuriyet Savcısı Mehmet Bülbül, sırası gelmediği için kendisini muayene etmeyen Ortopedi Uzmanı Doktor Kemal Gökhan Günel hakkında gözaltı talimatı verdi. Yaşanan olaya tepki gösteren TTB Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, “Ne olursa olsun bizler meslektaşımızın yanındayız. Hakimler ve Savcılar Kurulu’na (HSK) başvuracağız. Hukuki olarak ne gerekiyorsa yapacağız” dedi.

    Osmaniye’de görevli Cumhuriyet Savcısı Mehmet Bülbül, Osmaniye Devlet Hastanesi ortopedi bölümüne gelerek Ortopedi Uzmanı Doktor Kemal Gökhan Günel’in odasına girdi.

    Savcı olduğunu söyleyen Mehmet Bülbül, doktordan kendisini muayene etmesini istedi. İçeride başka bir hasta olduğunu söyleyen ve Bülbül’ü muayene etmeyen Doktor Kemal Gökhan Günel’in gözaltına alınması için polise talimat verdi. Olayın duyulmasının ardından hastane yönetimi ve meslektaşlarının gözaltına alınmaması için Doktor Kemal Gökhan Günel’in odasının önüne gelerek gözaltı işlemine engel olmaya çalıştılar. Daha sonra Doktor Kemal Gökhan Günel başka bir araçla Osmaniye İl Emniyet Müdürlüğü’ne ifade vermeye götürüldü.

    “KİMDEN GELİRSE GELSİN ŞİDDETE KARŞI MÜCADELEMİZ SÜRECEK!”

    Doktor Kemal Gökhan Günel, yaşananların savcının nüfuzunu kullanmaktan kaynaklı yaşadığını ifade ederken, Türk Tabipleri Birliği (TTB) sosyal medya hesaplarından konuya ilişkin tepkilerini dile getirerek, “Bugün Osmaniye Devlet Hastanesi’nde meslektaşımıza yönelik bir savcı tarafından görevini kötüye kullanarak yapılan psikolojik şiddeti kınıyoruz. Sürecin takipçisi olacağız. Kimden gelirse gelsin sağlık alanında yaşanan şiddete karşı mücadelemiz sürecek” açıklamasında bulundu.

    “BİZ MESLEKTAŞIMIZIN YANINDAYIZ”

    TTB Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı  ise PİRHA’ya yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:

    “Kamuda çalışan görevliler bazen görevlerini kötüye kullanabiliyor. Bu dönem kamuda çalışanlarda bu durumu sık görüyoruz. Çünkü hesap vermiyorlar. Bunun bilinciyle hareket ediyorlar. Yargı mensuplarından gelen saldırı da ilk değil. Daha önce hakimler, savcılar meslektaşlarımıza yönelik bazı saldırılar gerçekleştirdi. Biz meslektaşlarımızın arkasında durduk. Gerekli her yere başvuru yaptık. Tabi sonuç alamadık. Son yaşanan olayda Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yaptığı açıklamaya bakarsanız meslektaşımızı suçlayan bir açıklama yapmış ve hakkında soruşturma açmıştır. Savcı hakkında hiçbir işlem yapılmamıştır. Ne olursa olsun bizler meslektaşımızın yanındayız. Hakimler ve Savcılar Kurulu’na (HSK) başvuracağız. Hukuki olarak ne gerekiyorsa yapacağız.”

    OSMANİYE CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI DOKTORA SORUŞTURMA AÇTI

    Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan olaya ilişkin yapılan açıklamada Doktor Kemal Gökhan Günel’in görevden kaçındığı söylenerek ve Savcı Mehmet Bülbül’ü aşağıladığı iddia edildi. Başsavcılık, doktor Günel hakkında “hakaret” suçlamasıyla soruşturma başlatıldığını belirtti.

    PİRHA/ANKARA

  • 11 hakim ve savcı ihraç edildi

    11 hakim ve savcı ihraç edildi

    Hakimler ve Savcılar Genel Kurulu, 11 hakim ve savcıyı ihraç etti.
    Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK), 11 hakim ve savcıyı, “FETÖ” ile irtibat ve iltisaklı oldukları gerekçesiyle meslekten ihraç etti.
    HSK Genel Kurulu’nda, FETÖ ile “irtibatı, iltisakı ve münasebeti” belirlenen hakim ve savcıların durumu görüşüldü.
    Kurulda yapılan değerlendirmelerde, çözümlenen ByLock içerikleri, savcılık soruşturmalarında elde edilen sonuçlar, örgütün imamlarına ait operasyonel hatlarla iletişim, ankesörlü örgütsel ardışık arama, HSK müfettişlerinin tespitleri ve etkin pişmanlık hükümlerinden yararlananların anlatımları dikkate alınarak 11 hakim ve savcının FETÖ ile “irtibatı, iltisakı ve münasebeti” bulunduğu sonucuna varıldı.
    (HABER MERKEZİ) 
  • Dersim Barosu’ndan kadın avukata hakarete tepki

    Dersim Barosu’ndan kadın avukata hakarete tepki

    PİRHA- Kadın avukata hakaret ettiği iddia edilen nöbetçi savcı hakkında açıklama yapan Dersim Barosu, “”Avukatlar tarih boyunca köle kullanmadılar, fakat efendileri de olmadı” düsturuyla, mesleğimize ve meslektaşlarımıza yönelik bu fevri davranışların ve sözlerin yargı camiasında yeri olmadığını kamuoyuna bildiririz” dedi.

    Dersim Barosu Yönetim Kurulu, nöbetçi savcı tarafından hakarete uğradığı iddia edilen kadın avukat ile ilgili açıklama yaptı.

    Açıklamada, şunlar ifade edildi:

    “Baromuz üyesi kadın meslektaşımız 27/07/2020 günü saat 14:00 sıralarında ilimiz Adliyesi’ne giderek, ilgisi bulunmayan bir soruşturma kapsamında gece vakti kapısı kırılıp evine girildiğini belirten müvekkili için başvuruda bulunmak amacıyla, durumun hassaslığından ötürü Nöbetçi Savcı ile görüşme talebini bildirmiş ve yaklaşık bir saat savcının kapısında bekletilmiş, beklemeye rağmen görüşemeyince kapısını çalarak görüşmek istediğini ifade etmiş ve cevaben savcının sesini yükselterek, elini kaldırarak saygı sınırını aşan hakaretamiz ithamlarına maruz kalmıştır.

    Kadın meslektaşımızın ısrarla kendisine “savcı bey, siz” şeklinde hitap etmesine rağmen “sen” diyerek yüksek bir ses tonuyla azarlarcasına konuşması ve meslektaşımızı odasından kovarak çıkarması bir kamu görevi olan avukatlık mesleğinin ifa edilmesini ve dolayısıyla vatandaşın hak arama hürriyetini de kısıtlar niteliktedir.

    “NÖBETÇİ SAVCININ FERDİ TUTUMUNUN BİR ADIM ÖTESİ, FİZİKSEL ŞİDDETE BAŞVURMAKTIR”

    Avukatlığın mahiyeti: Avukatlık, kamu hizmeti ve serbest bir meslektir. Avukat, yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe ve özgürce temsil eder.

    Avukatlığın amacı; hukuki münasebetlerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve  hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamaktır.

    Biz Dersim Barosu YK olarak; mesleğimizin şerefi, onuru ve saygınlığına yönelik bu tür tutumları kabul edilemez bulduğumuzu ifade ediyoruz.

    ‘Avukatlar tarih boyunca köle kullanmadılar, fakat efendileri de olmadı’ düsturuyla, vatandaşın hak arama hürriyetinin güvencesi olan mesleğimize ve meslektaşlarımıza yönelik bu fevri davranışların ve sözlerin yargı camiasında yeri olmadığını kamuoyuna bildiririz.”

    PİRHA/DERSİM

  • Özen, Alevilere hakarete takipsizlik kararını Adalet Bakanı’na sordu

    Özen, Alevilere hakarete takipsizlik kararını Adalet Bakanı’na sordu

    PİRHA -İstanbul’da bir okulda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeninin derste Alevilere yönelik sözlerine savcılığın takipsizlik kararı vermesini HDP İstanbul Milletvekili Özen Meclis gündemine taşıdı. Özen, bir soru önergesi vererek, Adalet Bakanı Gül’e “Hukuken endişe verici bir karara imza atan savcılar hakkında herhangi bir işlem yapılacak mıdır?” dedi. 

    Halkların Demokratik Partisi(HDP) İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, Alevilere karşı nefret ve hakaret söyleminde bulunan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenine açılan davada savcının kovuşturmaya yer olmadığına karar vermesini Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’e sordu.

    Özen, 2018 yılında yaşananlara ilişkin önergede şu ifadelere yer verdi:

    “2018 yılında İstanbul’da Arnavutköy ilçesinde bulunan Cumhuriyet Ortaokulu’nda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni olarak görev yapan G.B. derste “Alevilerin Hz. Peygamber efendimizi sevmediğini” konu almış ve devamında “Alevilerin yemeği yenmez” diyerek Alevilere karşı nefret ve hakaret söyleminde bulunurken, sınıftaki Alevi öğrencileri de rencide edip küçük düşürmüştü.

    Bu olayın ardından Arnavutköy Cemevi Başkanı Yüksel Yılmaz ve yönetimi, 8 Ekim 2018 tarihinde öğretmen hakkından İstanbul Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunmuştu. Fakat kısa bir süre önce kararını açıklayan Gaziosmanpaşa Başsavcılığı başvuru için kovuşturmaya yer olmadığını şu görüşleriyle ifade etti:

    “Birinci ve ikinci husus, halkın sosyal sınıf, ırk, dini, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini diğer kesimi aleyhine kine ve düşmanlığı’ ‘alenen tahrik’ olduğu, şüpheli üzerine atılı suç bakımından aleniyet unsurunun bu bakımından gerçekleşmediği,

    Üçüncü husus ise birinci ve ikinci hususta belirtilen hareketin ”bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkmasını’ gerektirmesi gerektiği, bu nedenle şüphelinin eyleminin bu sonuca yol açmadığı,

    TCK 216/2 maddesinde düzenlenen suç bakımından ise şüphelinin eyleminin gerçekleştirdiği yer bakımından aleniyet unsurunu oluşturmadığı belirtildi.”

    HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen karara tepki göstererek, Türk Ceza Kanunu’nun 122. maddesinde yer alan hükümleri hatırlattı:

    “Dil, ırk, milliyet, renk, cinsiyet, engellilik, siyasi düşünce, felsefi inanç, din veya mezhep farklılığından kaynaklanan nefret nedeniyle..” özel kastla işlenen suçlara karşı, yaptırım olarak bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir.”

    “NEFRET SUÇLARININ CEZASIZ BIRAKILMASI TOPLUMSAL BARIŞA ZARAR VERİYOR”

    Türk Ceza Kanunundaki (TCK) ilgili maddeler oldukça açık olmasına ve kişilere ya da gruplara karşı ayrımcılığı, nefreti ve hakareti yasakladığını belirten Özen, Alevileri rencide eden nefret söylemlerinin görmezden gelinip, hukuki yükümlülükler kapsamında ele alınmaması Alevilerde büyük üzüntüye neden olduğunu ifade etti.

    Özen, bu tür nefret suçlarının cezasız bırakılmasının, toplumsal yaşamı kutuplaştırıp, ayrıştırdığının ve toplumsal barışa karşı ciddi bir darbe olduğunun altını çizdi.

    Milletvekili Zeynel Özen, bu bağlamda Adalet Bakanı Gül’e şu soruları yöneltti:

    • Türk Ceza Kanunu’ndaki (TCK) ayrımcılığa ve nefrete karşı ilgili maddeler oldukça açık olmasına karşın, bir sınıfta tüm öğrencilerin önünde Alevileri rencide eden söylemler ifade edilmesine rağmen nasıl bu kapsam dışında tutulmuştur?
    • Burada hukuken endişe verici bir karara imza atan savcılar hakkında herhangi bir işlem yapılacak mıdır?
    • Alevilere hakaret ve nefret söylemlerinin cezasız kalması, Alevilere karşı nefret suçlarını teşvik eden bir risk barındırması, ülkemizde hukukun işlevselliğine dair ciddi soru işaretlerine neden olmaz mı?

    PİRHA/ ANKARA

     

  • Yargıda AKP-MHP kadrolaşması; atamalarda MHP’ye özel kontenjan

    Yargıda AKP-MHP kadrolaşması; atamalarda MHP’ye özel kontenjan

    Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun (HSK) geçen hafta yaptığı kura töreninde 1379 hakim ve savcı atandı. AKP ve MHP’ye yakın birçok isim de atananlar arasında yer aldı.

    AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın videokonferans aracılığıyla katıldığı hâkim/savcı kura töreni kapsamında 20 Mayıs’ta 940 hakim, 439 savcı ataması yapıldı.

    Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun (HSK) düzenlediği kurada, eski Adalet Bakanı Kenan İpek ve eski AKP milletvekili Burhanettin Uysal’ın gelinleri, eski Emniyet Genel Müdürü Celalettin Lekesiz’in oğlu ve gelininin de hâkim ve savcı olarak atandıkları görüldü.

    Cumhuriyet’ten Alican Uludağ’ın haberine göre, evlerde cemaat tarzı sohbet toplantıları düzenleyen Adalet ve Medeniyet Derneği’nin başkanı ve bazı üyeleri de artık yargı üyesi olarak görev yapacak.

    1379’luk listede yapılan araştırmada, dikkat çekici sonuçlar çıktı. Buna göre, yargıya alımlarda AKP ile MHP arasındaki Cumhur İttifakı etkili oldu. Atama listesinde MHP’ye özel kontenjan verildiği öğrenildi.

    Listede yer alan isimlerin bazılarının ülkücü kökenli olduğu görüldü. Eski MHP milletvekili, MYK üyesi Mehmet Parsak’ın danışmanı Avukat Samet Karpuz, Kuşadası (Söke) Hâkimliği’ne getirildi. Karpuz’un eşi de yargıda hakim olarak görev yapıyor.

    Listede, bazı siyasi ve bürokratların yakınları da hakim ve savcı olarak atandı.

    Bu kapsamda AKP döneminde Adalet Bakanlığı ve Müsteşarlığı yapan ve son olarak Yargıtay üyeliğine atanan Kenan İpek’in oğlu Mehmet Akif İpek’in eşi Ahsen Şenol İpek, Adana Hâkimi oldu. Eski Emniyet Genel Müdürü, Vali Celalettin Lekesiz’in oğlu Muzaffer Lekesiz Kırklareli Cumhuriyet Savcılığı’na, gelini Merve Lekesiz ise Kırklareli Hâkimliği’ne atandı. Kurada eski AKP Karabük Milletvekili Burhanettin Uysal’ın oğlu Şamil Uysal ile evli olan Miyase Gümüş Uysal’a Söke Hakimliği çıktı.

    Kurada, Adalet ve Medeniyet Derneği’nin yönetici ve üyelerinin isimleri de yer aldı.

    Cemaat evi tarzında evlerde sohbet toplantıları yapan, hakim ve savcı alımı sınavlarına hazırlık için dersler verilen derneğin konuşmacıları arasında gerici yazar Nurettin Yıldız da yer alıyordu. Kura töreniyle bu derneğin Genel Başkanı Akif Tögel Boyabat Hakimliği, Ankara İl yöneticisi Mustafa Tayyib Güneş Pazarcık Savcılığı’na atandı. Twitter’da Siyer Vakfı ve gerici İhsan Şenocak paylaşımları yapan Talha Lütfü İnce Kırıkkale Hâkimliği’ne getirildi.

  • Savcı, gazeteci Ruken Demir’in haberleri için ‘sözde’ dedi

    Savcı, gazeteci Ruken Demir’in haberleri için ‘sözde’ dedi

    Yaptığı haberler gerekçe gösterilerek tutuklanan MA muhabiri Ruken Demir hakkındaki iddianame hazırlayan savcı, haberleri için “sözde röportaj” diyerek örgüt üyeliğinden yargılanmasını istedi. 

    İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan bir soruşturma kapsamında, 12 Kasım 2019’da gözaltına alınıp, açlık grevleri ve Kaz Dağları’ndaki eylemlere ilişkin yaptığı haberler gerekçe gösterilerek tutuklanan ajansımızın muhabiri Ruken Demir hakkında “Örgüt üyeliği” iddiasıyla iddianame hazırlandı. Ege Tutuklu Aileleri Yardımlaşma Derneği ile İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi yöneticileri ve kimi arkadaşlarıyla yaptığı telefon görüşmeleri suçlama konusu yapılan Demir, hakkındaki iddianame İzmir 19’uncu Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.
    “DEVLETİN İMAJINI ZEDELİYOR”
    Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre; Cumhuriyet Savcısı Ünsal Demirci tarafından hazırlanan iddianamede, Demir’in açlık grevlerine dair haberleri ile Kaz Dağları eylemlerine ilişkin haber ve haber görüşmelerinin yanı sıra çok sayıda gündelik telefon görüşmesine yer verildi. Demir’in “KCK basın komitesi” adına faaliyet yürüttüğünü ileri süren savcı “(…) sözde siyasi tutsaklar olarak nitelendirilen cezaevlerinde tutuklu/hükümlü bulunan PKK/KCK terör örgütü mensupları ve aileleri ile irtibatlı olduğu, bu şahıslar ile sözde röportaj yaptığı, Cezaevi koşullarının kötü olduğu, devletin hasta tutuklu/hükümlülere kötü davrandığı, tedavilerini aksattığı şeklinde yalan-kurgu haber” diye belirtti. Demir’in haberleriyle ilgili “Ülkemizin imajını zedelemek” amacıyla hareket ettiğini savunan savcılık, “Türkiye’nin hukuk devleti olmadığı, cezaevinde bulunan tutuklu/hükümlülere kötü davrandığı yönünde algı oluşturarak ulusal ve uluslararası düzeyde kamuoyu oluşturmaya çalıştığı” ifadesini kullandı.
    DEMİR’İ FİZİKİ VE TELEFONLA DİNLEMİŞLER
    Demir’in fiziki takip edildiği ve telefonun dinlendiği bilgisine yer verilen iddianamede “(…) aldığı bilgi ve belgeleri terör örgütü güdümünde yayın yapan internet siteleri üzerinden yaptıkları haberler ile ideolojik, politik, ajitasyon, propaganda, aydınlanma ve bilinçlendirme ihtiyaçlarını örgütledikleri, örgütün talimatları doğrultusunda görev yaptığına dair hakkında kamu davası açmaya yeterli suç şüphesi oluşturan deliller elde edildiği” ifadelerini kullandı.
    Demir’in ilk duruşması, 5 Mart’ta İzmir Bayraklı Adliyesi 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.
  • ‘”Ben niye tecavüze uğramıyorum” diyen savcı görevden alınsın’

    ‘”Ben niye tecavüze uğramıyorum” diyen savcı görevden alınsın’

    CHP İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç’tan ‘Ben niye tecavüze uğramıyorum’ diyen savcıya tepki geldi. Kılıç, “Bir hukukçu, bir kadın, bir insan olarak utandım” dedi. 

    CHP İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç, Cumhuriyet Savcısının, cinsel saldırıya maruz kalan bir kadınla ilgili “Ben de kadınım sen de kadınsın. Ben neden tecavüze uğramıyorum da sen uğruyorsun?” ile ilgili yazılı açıklama yaptı.

    Prof. Dr. Hasan Bilgili’nin, veteriner hekim Ç.B’ye tecavüz ettiği gerekçesiyle Ankara 31. Ağır Ceza Mahkemesi’nde “nitelikli cinsel saldırı”, “cebir ve tehdit ile hürriyeti yoksun kılma”, “tehdit” ve “hakaret” suçlarından 5 yıldan 27 yıl 6 aya kadar hapis cezası istemiyle yargılandığı davada, Ç.B’nin, şikayetçi olmak için savcılığa gittiği kadın savcının , “Ben de kadınım sen de kadınsın. Ben neden tecavüze uğramıyorum da sen uğruyorsun?” ifadelerini kullandığı ortaya çıkmıştı.

    Sevda Erdan Kılıç, mahkeme heyetinin, Ç.B.’ye, maruz kaldığı cinsel saldırıyı anlattığı sırada; “Mücadele edemedin mi?”, “Kendinde miydin?”, “Yüzüne ya da herhangi bir yerine vuramadın mı?”, “Tam saati hatırlıyor musun?”, “Yardım istemedin mi?”, “Bağırmadın mı?” şeklinde sorular yönelttiğini ifade ederek, “Gerçekten savcının söz konusu sözleri ile mahkeme heyetinin bu soruları sormasını kabul edemeyiz” dedi.

    “SAVCI SANIĞIN AVUKATI MI?” SORUSU

    16 yıllık avukat olduğunu ve daha önce böyle bir söz söylendiğini duymadığını vurgulayan CHP İzmir Milletvekili Kılıç açıklamasında,“Günümüzde güvenilmeyen yargının son hali ortadayken, benim güzel ülkemde sonunda bu da oldu. Kadın savcı mağdur kadına, ‘bana değil de niye sana tecavüz ediyorlar?’ dedi. Bu savcı suçu işleyenin savunma avukatı mıdır, yoksa kamunun adaleti bulmasından sorumlu kişi midir? Adalet kurumu, liyakat yerine sadakatçılarla doldurulunca sonuç bu oluyor maalesef. Savcı olmuş ama insan olamamış, Yere batsın sizin o olmayan adaletiniz.

    “BİR KADIN OLARAK UTANDIM”

    Gerçekten artık yargıda olup bitenler çok fazla olmaya başladı. Bu ülkede böyle düşünebilen bir kadın savcı olduğu için bir hukukçu, bir kadın, bir anne, bir insan olarak utandım. Yargı camiası mensubu, avukat olarak, savcının bu sözü söyleyebilmiş olması nedeniyle, adaletin geldiği bu noktadan gerçekten utanç duyuyorum ama kadın savcı utanç duymuyor olmalı ki bu sözü söyleyebiliyor. Bu noktada benim aklıma şu soru da geliyor? Acaba, bir kadın tecavüze uğradığı zaman “bana niye tecavüz etmediler” diyen savcı, yarın bir gün bir kadın öldürüldüğü zaman da “Beni niye öldürmüyorlar?” der mi? Merak ediyorum gerçekten” dedi.

    “SAVCI GÖREVDEN ALINMALI”

    Kılıç, Adalet Bakan Abdülhamit Gül’e çağrı yaparak, “Sayın Bakan bu lafı söyleyeceğinize, hepimiz adına utanç verici olan o sözü kullanan Cumhuriyet Savcısı hakkında, HSK Başkanı olarak gerekli inceleme yapılması talimatını bir an önce verin. HSK da o savcı hakkında hemen soruşturma başlatmalıdır ve görevden almalıdır. Almalıdır ki bir daha böyle bir sözü, hakim veya savcı başta olmak üzere hiçbir yargı mensubu kullanamasın” şeklinde seslendi.

    “BU KAFA CİNSİYET TANIMAZ”

    “Bu kadın savcı, nasıl savcı olunmazın örneğidir” diyen Sevda Erdan Kılıç, “Memleketin karar merciinde olan kişiler, kötülükte birinci olma peşinde. Başka türlü bir kadın böyle bir cümleyi nasıl kurabilir, nasıl söyleyebilir? Gerçekten anlamak çok zor. Akla ziyan bir cümle.Utanmaz erkek egemen şoven kafa cinsiyet tanımaz. Bu kafa, bu utanmaz bakış açısı kadın hakim de kadın savcı da olabilir. Bu bakış açısı toplumda korundukça kadına şiddet bitmez.” dedi.

  • KHK Mağduru Tunçdemir’e ‘örgüt propagandası’ndan beraat

    KHK Mağduru Tunçdemir’e ‘örgüt propagandası’ndan beraat

    PİRHA- KHK ile ihraç edilen Eğitim-Sen Üyesi ve PSAKD’nin eski Kartal Şube Başkanı  Songül Tunçdemir’in bugün Malatya 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde  3. duruşması görüldü. Duruşmada mütalaa veren savcı propaganda da Tunçdemir hakkında berat isterken örgüt üyeliğinden hapis cezası istedi. Mahkeme de Tunçdemir hakkında beraat kararı verdi. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kartal Şubesi önceki dönem başkanı ve KHK ile ihraç edilen Eğitim-Sen Üyesi Songül Tunçdemir’in 3. duruşması bugün saat 10:00’da Malatya 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Duruşmaya PSAKD Kartal Şubesi Eski Başkanı Songül Tunçdemir İstanbul Çağlayan Adliyesi 28. Ağır Ceza Mahkmesi’nde SEGBİS yöntemiyle katılırken, Eğitim- Sen Malatya Subesi Eski Başkanı Tarık Kaya ve davanın avukatları duruşmada hazır bulundu.

    Duruşmada mütalaa veren savcı propaganda da beraat kararı verirken örgüt üyeliğinden Tunçdemir’e ceza istedi. 25 Aralık’ta karar duruşması görülecek.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Kaz Dağları haberleri gazetecilerin tutuklanmasına gerekçe yapıldı

    Kaz Dağları haberleri gazetecilerin tutuklanmasına gerekçe yapıldı

    İzmir’de 16 Kasım’da tutuklanan MA muhabiri Ruken Demir ve JİN NEWS muhabiri Melike Aydın’ın Kaz Dağları’yla ile ilgili haberi suç delili yapıldı.

    İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir soruşturma kapsamında 12 Kasım’da evleri basılarak gözaltına Mezopotamya Ajansı (MA) muhabiri Ruken Demir ile JİN NEWS muhabiri Melike Aydın, çıkarıldıkları İzmir 1. Sulh Ceza Mahkemesince “terör örgütü adına faaliyette bulunmak” suçlamasıyla 16 Kasım’da tutuklandı.

    Gazetecilere yöneltilen suçlamanın temelini ise, mesleki çalışmaları oluşturdu. Emniyet ve savcılık sorgularında her iki gazeteciye görüştükleri haber kaynakları, takip ettikleri ve kaleme aldıkları haberler üzerinden suçlamada bulunup ifadeleri alındı.

    Yöneltilen suçlamalardan biri açlık grevi eylemleri döneminde Ege Tutuklu Aileleri Yardımlaşma Derneği ve İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şube yöneticileriyle yaptıkları görüşmeler ve haberler oldu.

    İnsan hakları savunucularından görüşler almayı “örgüt adına faaliyette bulunma” suçlamasının delili olarak değerlendiren savcı, haberlerin “örgüt talimatı” ile yapıldığını iddia etti.

    KADIN CİNAYETİ PROTESTOSU ‘DEVLETİ KARALAMA’ OLDU 

    JİN NEWS muhabiri Melike Aydın’ın, Çiğli Kadın Platformu üyeleriyle yaptığı telefon görüşmelerinin de “örgüt talimatı”yla yapıldığı ileri sürüldü. Savcı 20 Haziran’da Menemen Açık Cezaevi’nden izinli çıkan boşandığı eşi tarafından katledilen Habibe Çevik ve kardeşi Fatma Akdağ’ın ölümünü protesto eden Çiğli Kadın Platformu’nu da “örgüt güdümünde hareket etmek”le itham etti.

    Savcı, platforma ilişkin değerlendirmelerinde “Örgüt güdümünde hareket eden Çiğli Kadın Platformu, ölümleri bahane ederek devleti karalamaya çalışmıştır” ifadelerini kullandı.

    KAZ DAĞLARI İDDİANAMEDE

    Hem Demir hem de Aydın’a yöneltilen ortak suçlamalardan biri ise altın madeni kurulmak istendiği için protesto eylemlerinin devam ettiği Kaz Dağları’na ilişkin yaptıkları haberler oldu. Doğal yaşam savunucuları ile yaptıkları görüşmeler neticesinde hazırladıkları haberler üzerinden gazetecilerin “Gezi olaylarına benzer bir kalkışmaya ön ayak olması için kurgu haber yapılması yönünde talimatlandırıldığı…” iddia edildi.

    (İzmir/MA)

     

  • KHK mağduru Tunçdemir’in duruşması 22 Kasım’a ertelendi

    KHK mağduru Tunçdemir’in duruşması 22 Kasım’a ertelendi

    PİRHA- KHK ile ihraç edilen Eğitim-Sen Üyesi öğretmen Songül Tunçdemir’in Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen 2. duruşması, yeterli materyaller olmadığı gerekçesi ile 22 Kasım’a ertelendi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kartal Şubesi önceki dönem başkanı, Öğretmen Songül Tunçdemir’in 2. duruşması bugün saat 10:00’da Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Duruşmaya PSAKD Kartal Şubesi Eski Başkanı Songül Tunçdemir SEGBİS yöntemiyle katılırken, Eğitim- Sen Malatya Subesi Eski Başkanı Tarık Kaya, davanın avukatlarından Ayla Tunçdemir, Hüseyin Cem Güney, Ercan Kısacık, Ömür Pehlivan ve çok sayıda kurum temsilcisi duruşmada hazır bulundu.

    Duruşmada savcı mütala vermeyeceğini, dosyada eksik bilgiler olduğunu belirtti. Tanık olarak duruşmaya katılan Eğitim -Sen’in 2014-2016 yıllarında genel başkanlığını yapan Kamuran Karaca ise o dönemde yapılan eylemlerin KESK’in ve Eğitim-Sen’in kararları doğrultusunda olduğunu söyledi.

    Duruşma’da iletişim materyallerinden alınmış olan bilgilerin raporlaştırılmamış olması nedeniyle alınan imajların Malatya TEM Şube Müdürlüğünce incelenmesine ve çıkarım raporlarının alınmasına, suç ile ilgili delillerin bulunup bulunmadığına bakılmasına karar verildi. Dava 22 Kasım 2019 tarihine ertelendi.

    NE OLMUŞTU?

    Songül Tunçdemir sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek 12 Şubat 2019 Salı günü sabah saat 05.25’te evine ani polis baskını yapılarak gözaltına alınmıştı. Malatya Adliyesi’ne götürülerek hâkim tarafından ifadesi alındıktan sonra adli kontrol şartı ile serbest bırakılmıştı. Ardından da Malatya Adliyesi’nde kimliğini almak için beklerken savcılık tarafından tekrar tutuklama kararı çıkarılarak hâkim karşına çıkarılmış ve daha sonra Malatya Cezaevi’ne götürülmüştü. Mahkeme ilk başta adli kontrol şartıyla serbest bırakma kararı vermesine rağmen savcılığın tekrar itirazı üzerine tutuklama kararı verilmişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Cumhuriyet Muhabiri Seyhan Avşar’ın 3 yıl hapsi isteniyor

    Cumhuriyet Muhabiri Seyhan Avşar’ın 3 yıl hapsi isteniyor

    Cumhuriyet Gazetesi Yargı Muhabiri Seyhan Avşar’ın, “Sözcü Savcısı Sabıkalı Çıktı” haberi nedeniyle 3 yıla kadar hapsi isteniyor.

    Sözcü davasının ilk iddianamesini hazırlayan Cumhuriyet Savcısı Asım Ekren’in 2002 yılında görev yaptığı Osmaniye’de soruşturmasını yürüttüğü “Çocuğun nitelikli cinsel istismarı” dosyasında şüphelilerden haksız menfaat temin etmeye çalıştığı (İrtikap suçu) gerekçesiyle hakkında açılan dava sonunda 10 ay hapis cezasına ve para cezasına çarptırıldığını haberleştiren Cumhuriyet gazetesi yargı muhabiri Seyhan Avşar hakkında dava açıldı.

    “AVŞAR HAKKINDA İKİ AYRI İDDİANAME”

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturmada Avşar hakkında iki ayrı iddianame düzenlendi. İlk iddianamede Savcı, Avşar’ın “hakaret” suçundan yargılanması istendi. Ancak Başsavcı vekili iddianameye müdahale ederek, Avşar’ın, “Terörle mücadelede görev almış kamu görevlisini hedef gösterme” suçundan yargılanması gerektiğini belirtti. Hazırlanan yeni iddianame İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Avşar’ın 3 yıla kadar hapsi isteniyor.

    Cumhuriyet gazetesinde 6 Mart tarihinde manşetten duyurulan, “Sözcü Savcısı  Sabıkalı Çıktı” haberi nedenli muhabirimiz Seyhan Avşar hakkında başlatılan soruşturma tamamlandı. Ancak Avşar’ın avukatı Nesrullah Oğuz UYAP sisteminde baktığında ise iki farklı iddianame ile karşılaştı. İddianamenin biri Asliye Ceza Mahkemesi’nde “Hakaret” suçundan hazırlandığı, diğer iddianamenin ise Ağır Ceza Mahkemesi’nde “Terörle mücadelede görev almış kamu görevlisini hedef gösterme” suçlamasıyla hazırlandığını gördü. Aynı soruşturmada iki farklı mahkeme ve iki farklı iddianameyle karşılaşan Oğuz konuyu araştırdığında ise Savcı’nın ilk olarak, “Hakaret” suçlamasıyla bir iddianame hazırladığını ancak başsavcı vekilinin iddianameyi incelediği davanın, “Terörle mücadelede görev almış kamu görevlisini hedef gösterme” suçundan açılması gerektiğini söylemesinin ardından ikinci bir iddianamenin hazırlandığını öğrendi.

    Cumhuriyet Savcısı Asım Ekren’in “mağdur” olarak tanımlandığı iddianamede, “Mağdur Cumhuriyet Savcısının kamuoyunda, ‘Sözcü gazetesi iddianamesi’ olarak bilinen ve şüpheliler hakkında ‘Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmamakla Birlikte Bilerek ve İsteyerek Yardım’ suçundan kamu davası açmış olması, kamu davasını açan Cumhuriyet Savcısının fotoğrafı ile birlikte ‘Sözcü Savcısı’ şeklinde nitelendirilmeye yer verilmesi dikkate alınarak şüphelilerin sorumlu oldukları haberin Terörle mücadelede görev almış kamu görevlisini hedef gösterme” suçunu oluşturduğu aktarıldı. Ayrıca Avşar’ın haberinin Sözcü.com.tr haber sitesinde yer alması nedeniyle Sözcü.com.tr Sorumlu Müdürü Necdet Önemli de iddianamede şüpheli sıfatıyla yer aldı.

    “SORUŞTURMAYA MÜDAHALE EDİLDİ”

    Avşar’ın avukatı Nesrullah Oğuz konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada şunları söyledi:

    “Müvekkilim hakkında yaptığı haber nedeniyle henüz bir soruşturma başlatılmadan Sabah gazetesinin 06 Mart 2019 tarihli haberinde müvekkilimin yaptığı haberin, ‘ terörle mücadele de görev yapmış kişileri hedef gösterme suçunu oluşturduğu öğrenildi” şeklinde bir haber yapıldı. Müvekkilim hakkında bu haberden sonra başlatılan soruşturmada, esasında hakaret suçundan iddianame düzenlenmesine karşın birileri bu iddianameyi beğenmeyerek ve soruşturmaya açıkça müdahale ederek, “Terörle mücadelede görev almış kamu görevlisini hedef gösterme” suçu iddiasıyla ikinci bir iddianame düzenlenmesine istedi. Baştan adı konulmuş suç vasfı belirlenmiş bir soruşturma müdahalelerle davaya dönüştürülüp devam edecek. Ancak savunma makamı olarak baştan hukuka aykırı başlayan bu soruşturmanın hukuksuzluklarla devam etmesine müsade etmeyeceğiz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • İki savcı ‘FETÖ’ ile para pazarlığı yaptıkları gerekçesiyle açığa alındı

    İki savcı ‘FETÖ’ ile para pazarlığı yaptıkları gerekçesiyle açığa alındı

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir soruşturma kapsamında Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu’nda görevli Cumhuriyet Savcısı Lütfi Karabacak ve Faili Meçhul Suçlar Bürosu’ndan Cumhuriyet Savcısı İsmet Bozkurt açığa alındı.

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir soruşturma kapsamında Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu’ndan Cumhuriyet Savcısı Lütfi Karabacak ve Faili Meçhul Suçlar Bürosu’ndan Cumhuriyet Savcısı İsmet Bozkurt açığa alındı.

    Savcıların, polisin takibe aldığı ‘FETÖ’cülerle konuşmalarının dinlemeye takıldığı, haklarında bir avukatın şikayette bulunduğu ve takipsizlik kararı için “para pazarlığı yapıldığı” ileri sürüldü. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın konuyla ilgili soruşturma başlattığı, savcıların HSK 2. Dairesi tarafından açığa alındığı öğrenildi.

    BARIŞ AKADEMİSYENLERİ DAVASININ SAVCISI

    Açığa alınan Cumhuriyet Savcısı İsmet Bozkurt çok kritik soruşturmaları yürüten bir isimdi. Barış Akademisyenleri, Suudi Arabistan Konsolosluğu’nda öldürülen gazeteci Cemal Kaşıkçı soruşturmalarından tanınan Bozkurt, Rixos otellerinin sahibi olan ve bir dönem Fethullahçılar içerisinde yer aldığını itiraf eden iş adamı Fettah Tamince hakkında da “kovuşturmaya yer yoktur” kararı verdi. Bozkurt son olarak GENPA İcra Kurulu Başkanı Fatih Erdem hakkında, “FETÖ silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan iddianame hazırladı. İddianamenin basında yer almasından kısa bir süre sonra Bozkurt’un, görev yeri değiştirildi. Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu’ndaki görevinden alınan Bozkurt Faili Meçhul Suçlar Bürosu’nda görevlendirildi.

    Cumhuriyet’ten Seyhan Avşar’ın haberine göre açığa alınan bir diğer isim olan Lütfi Karabacak hakkında ise 2005 yılında Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) tarafından bir soruşturma yürütüldü. Soruşturma sonucunda HSYK tarafından Karabacak’a yer değiştirme cezası verildi. Uzun yıllar sonra İstanbul’da göreve başlayan Karabacak MİT TIR’ları davasında duruşmaya iki gün kala değişen İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin ikinci heyetinin duruşma savcısı olarak görev yaptı. Cumhuriyet Savcısı Lütfi Karabacak, ‘FETÖ’nün yargı yapılanması kapsamında yargılanan eski savcı Turhan Turunç’un, pişmanlık göstererek samimi beyanlarda bulunduğu ve örgütün yapısının çözülmesine katkı sağladığı gerekçesiyle etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmasını istedi.

  • Maça erken çıkmak isteyen savcı 14 öğretmeni gözaltına aldırdı

    Maça erken çıkmak isteyen savcı 14 öğretmeni gözaltına aldırdı

    Diyarbakır’da halı saha kiralayan öğretmenler maç saatinde sahaya geldi. Bir saat sonrası için aynı sahayı kiralayan savcı öğretmenleri gözaltına aldırdı! Milli Eğitim Bakanlığı’ndan tepki açıklamaları geldi…

    Diyarbakır’ın Çermik ilçesinde savcı, halı saha maçının saatleri üzerine tartıştığı 14 öğretmeni gözaltına aldırdı. Yaklaşık 1 saat gözaltında kalan öğretmenler serbest bırakıldı.

    Edinilen bilgilere göre, Diyarbakır’ın Çermik ilçesinde dün akşam yaşanan olayda öğretmenlerin halı saha maçı 9 ila 10 saatleri arasında, savcının maçı ise 10 ila 11 saatleri arasındaydı. Ancak savcılar öğretmenlerin maç saatinde halı sahaya girdi. Öğretmenler duruma tepki gösterip kendi saatlerinde sahaya çıkınca savcı durumu Emniyet’e bildirdi. Polis, halı sahadaki 14 öğretmeni gözaltına aldı. Emniyete götürülen öğretmenler yaklaşık bir saat gözaltında tutulduktan sonra serbest bırakıldı.

    Olayı duyan Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Mustafa Safran öğretmenlere sahip çıktı. Konuyla ilgili Twitter hesabından açıklama yapan Safran, “Öğretmenler bu ülkenin üvey evladı değildir, sahipsiz hiç değildir. Diyarbakır Çermik ilçesinde 14 öğretmenin gözaltına alınması bizleri derinden üzmüştür” dedi.

    Milli Eğitim Bakanlığı İnsan Kaynakları Genel Müdürü Hamza Aydoğdu ise “Diyarbakır’da 14 öğretmenimiz halı sahada maç yaparken gözaltına alınmıştır.
    Adalet,şahsi ihtiraslar için kullanılamaz;öğretmenlerimize reva görülen bu muameleyi şiddetle kınıyorum. Öğretmenler, toplumun çimentosudur; itibarlarının zedelenmesi kabul edilemez…” açıklamalarında bulundu.

    Olayın duyulmasının ardından Hakimler ve Savcılar Kurulu da (HSK) harekete geçti. İddiaları araştırmak üzere bir müfettiş görevlendirildi. HSK Başkan Vekili Mehmet Yılmaz Habertürk’e yaptığı açıklamada, “Söz konusu olayın bütün yönleriyle aydınlatılması için hukuk dışı davranışta bulunduğu iddia edilen yargı görevlileri hakkında inceleme ve soruşturma başlatılmıştır. Sonuçlar kamuoyu ile paylaşılacaktır” dedi. (DUVAR)

  • Metin Akpınar, gözaltına alındı

    Metin Akpınar, gözaltına alındı

    Metin Akpınar’ın evine sabah saatlerinde polisler geldi. Akpınar, ifade vermek için adliyeye götürüldü.

    Sanatçı Metin Akpınar, bir televizyon programında söylediği sözler nedeniyle polis eşliğinde adliyeye götürülüyor. Halk Tv’de yayınlanan ‘Halk Arenası’ programında yaptıkları açıklamalar nedeniyle sanatçılar Metin Akpınar ve Müjdat Gezen hakkında soruşturma başlatıldı. Metin Akpınar’ın Kadıköy’deki evine sabah saatlerinde polis ekipleri geldi. Polislerin içeriye girmesini ardından Akpınar tek başına dışarıya çıktı. Metin Akpınar, “Savcı bey çağırdı. İfade vermeye gidiyoruz” dedi. Metin Akpınar, sivil aracına bindi. Akpınar, polis aracıyla Anadolu Adalet Sarayı’na götürülüyor.

  • Trabzon’da tacizci olduğu iddia edilen kişiyi serbest bırakan savcıya inceleme

    Trabzon’da tacizci olduğu iddia edilen kişiyi serbest bırakan savcıya inceleme

    Adalet Bakanı Gül, HSK Başkanı sıfatıyla Trabzon’da bir çocuğu taciz eden şüpheliyi serbest bırakan savcı hakkında inceleme izni verdi.

    Trabzon’un Ortahisar ilçesinde bir şahıs, sokakta gördüğü 4-5 yaşlarında kız çocuğuna tacizde bulunmuştu. Etrafı kontrol ederek istismara devam eden şahsın, oturduğu kapı dibinde kapının açılması üzerine bölgeden ayrıldığı gözlenmişti.

    Bir iş yerinin güvenlik kamerası tarafından kaydedilen görüntüleri izleyen iş yeri çalışanları durumu polise bildirirken, kimliği belirlenen şahıs savcılıkça serbest bırakılmıştı. Belediyede temizlik işçisi olduğu öğrenilen M.T, isimli şahıs durumun ortaya çıkmasının ardından iş akdi feshedilmişti.

    SOSYAL MEDYADA TEPKİ

    Öte yandan görüntüleri izleyen şahıslar şahsa bir ceza verilmemesine tepki göstermişti.

    Serbest bırakılan Mesut T. ile ilgili sosyal medyada çığ gibi büyüyen tepkiler üzerine savcılığın yeniden yakalama kararı çıkardığı iddia edilmişti. Polis, ekipleri şüpheliyi Ortahisar ilçesinde yakalayarak gözaltına almış ve şüpheli, sorgusunun ardından tutuklanmıştı.

    Adalet Bakanı Gül, HSK Başkanı sıfatıyla Trabzon’da bir çocuğu taciz eden şüpheliyi serbest bırakan savcı hakkında inceleme izni verdi.

    Hakim ve Savcılar Kurulu, konuyla ilgili iddiaları araştırması için müfettiş görevlendirecek.

    Kurul, müfettişten gelecek inceleme raporu doğrultusunda soruşturma açılmasına gerek olup olmadığına karar verecek.  (HABER MERKEZİ)

  • 78’liler Girişimi Sözcüsü Celalettin Can ve 15 kişi tutuklandı

    78’liler Girişimi Sözcüsü Celalettin Can ve 15 kişi tutuklandı

    PİRHA -İstanbul’da gözaltına alınan 30 kişi adliyeye götürüldü. Savcı, aralarında 78’liler Girişimi Sözcüsü Celalettin Can’ın da bulunduğu 19 kişinin tutuklanmasını istedi. Can ile birlikte 15 kişi tutuklandı.

    İstanbul’da gözaltına alınan 30 kişi mahkemeye sevk edildi. Savcılık, 78’liler Girişimi Sözcüsü Celalettin Can’ın da aralarında bulunduğu 19 kişi için tutuklama talep etti.

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında, 7 Şubat günü gözaltına alınan 30 kişi, bugün emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.

    Savcılıkta ifadeleri alınan ve Celalettin Can’ın da aralarında bulunduğu 19 kişi tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. 9 kişininse adli kontrol şartı ile serbest bırakılması istendi.

    Mahkemedeki işlemlerin ardında Celalettin Can, Erhan Sarıkaya, Atilla Sayır, Can Memiş, Taylan Ürün, Vahit Dalgıç, Gülşen Biter, Suphi Yıldız, Metin İlan, Bedia Aydemir, Hasan Hüseyin Gencer,, Taylan Talaş, Abdulselam Yolcu, Gonca Yangöz, Filiz Yılmaz ve Mehmet Şamil Altan tutuklandı.

    13 kişi ise savcılık ifadesinin ardından serbest bırakıldı.  Serbest bırakılanların isimleri ise şöyle: HDP ve HDK yönetici ve üyelerinden Döne Gevher Koyun, Hikmet Duman, Pınar Tarlak, Nurcan Teskin, Mehmet Ali Ulusoy, İsmail Adanmış, Metin Fazıl, Abdullah Ertan, Hıdır Doğan, Abdurrezzak Acıbalık, Zakir Aydemir Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Elif Bulut.(HABER MERKEZİ)