Etiket: saz ustası

  • Turhal’ın son saz ustalarından Altuntaş: Eski rağbet yok, önce içinde aşk olacak-VİDEO

    Turhal’ın son saz ustalarından Altuntaş: Eski rağbet yok, önce içinde aşk olacak-VİDEO

    PİRHA-15 yıldır Tokat Turhal’da saz ustalığı yapan Erdal Altuntaş, “Saz çalmak çocukluğundan beri bir içinde bir hevesti. Aşk, heves olmazsa bağlama da olmaz. Şu anda gençlerin hevesi ve ilgisi az” dedi.

    Teknolojinin gelişmesiyle birlikte el emeğinin yoğun olduğu birçok meslek de tarihe karıştı. Makine çağına geçişle birlikte eskiden bin bir emekle yapılan bağlamalar şimdi el değmeden bir günde yapılabiliyor. Bu da saz ustalarına olan gereksinimi azaltıyor.

    Tokat Turhal’da ikamet eden Hubyar Ocağı mensubu saz ustası Erdal Altuntaş, saza eskisi kadar rağbet olmadığını söyledi.

    “ÖNCE BAĞLAMA ÇALMAYI SONRA YAPMAYI ÖĞRENDİM”

    Genelde sipariş üzerine çalıştığını söyleyen Altuntaş, “Atölyemde hem saz yapıyor hem de bunun yanı sıra eski bağlamaları tamir ediyorum. Bu çocukluğumdan beri içimde bu aşk vardı” diye belirtti.

    Ailede kendisinden başka saz çalan olmadığını belirten Altuntaş, “Bağlamayı çalıyorum ama sazı yapmayı sonradan öğrendim. Yaptığım sazları genelde elle yapıyorum makine kullanmıyorum o şekilde çalışıyorum. Fabrikasyon tarzı yapılan saz işleri kolay yoldan para kazanma diye düşünüyorum. Benim burada yapmış olduğum saz bir ay iki ay sürüyor ama fabrikasyon öyle değil, günde 3 tane saat çıkarmanız lazım ki sizi kurtarsın. O da kolay değil” diye belirtti.

    “ESKİSİ GİBİ GENÇLERDE HEVES YOK”

    Eskisi kadar gençlerde heves ve ilginin olmadığından dert yanan Altuntaş, “Eskiden 2 kişi yetiştirdim biri samsunda biri ordu da. Şu anda çırak bulmak zor. Gençleri bu konuda anlamak zor. Eskiden güzeldi ama şu anda gençlerde bir heves yok. Ben sazı 10 yaşında öğrendim O zaman bağlama yoktu uzun sap vardı Sonradan bağlama çıktı” diye konuştu.

    “TURHAL’DA SADECE 2 TANE SAZ ATÖLYESİ VAR”

    Altuntaş şöyle devam etti:

    “Benim burada bir arkadaşım daha var o da bağlama yapıyor. Tokat Turhal’da 2 sazı yapan kişi var.  İşe başladığımızda Turhal’da bir tane sazcı vardı. O da saz evini kapatınca biz de atölye kurmak zorunda kaldık. Ondan sonra saz yapmaya başladık. Sonradan ben burayı açtım. Yaklaşık 15 yıldır hala da devam ediyorum. Genelde eski bağlamaları tamir ediyorum.”

    “İSTEK OLMAZSA OLMUYOR

    Saza rağbet olmadığını da aktaran saz ustası Erdal Altuntaş, “Dediğim gibi istek olacak istek olmadığı yerde ne yaparsanız yapın bazı çabalar boşa gidiyor. Sazı yaparken de çalarken de insanın önce içinde aşk olması lazım. Bir ara bağlama kursu açılmasına ilişkin Halk Eğitim Müdürlüğü ile ilişkiye geçmiştim ama Halk Eğitim Merkezi çok pek sıcak bakmadı. O yüzden yapamadım. Bulunduğum atölye küçük fazla büyük değil. Ben sazlarımı yaparken makine kullanmıyorum el işçiliği yapıyorum” dedi.

    Cebrail ARSLAN/TOKAT

  • Saz ustası Naci Coşkun: Bağlama yapmak derya gibi, içinde kayboluyorsun – VİDEO

    Saz ustası Naci Coşkun: Bağlama yapmak derya gibi, içinde kayboluyorsun – VİDEO

    PİRHA-Dersimli saz ustası Naci Coşkun 30 yıldır saz üretimi yapıyor. Coşkun, iyi bağlama yapan ustaların sazlarını gördükçe kendisini geliştirdiğini belirterek, “Bağlama yapmanın sonu yok, bir derya gibi içinde kaybolup gidiyorsun” diye ifade etti.

    Teknolojinin gelişmesiyle birlikte el emeğinin yoğun olduğu birçok meslek de tarihe karıştı. Makine çağına geçişle birlikte eskiden binbir emekle yapılan bağlamalar şimdi el değmeden bir günde yapılabiliyor. Bu da saz ustalarına olan gereksinimi azaltıyor.

    57 yaşındaki Naci Coşkun, 30 yıldır saz üretimi yapıyor. Coşkun, Elazığ’da 1997 yılında açtığı bağlama atölyesinde saz yapmanın yanı sıra öğrencilerine bağlama, gitar ve keman dersleri de veriyor.

    “BAĞLAMA YAPMAK DERYA GİBİ”

    İyi bağlama yapan ustaların sazlarını gördükçe kendisini geliştirdiğini belirten Naci Coşkun, “Saz yapma konusunda çıraklık görmedim ama kendim araştırdım, bu işi de sevdiğim için erken öğrendim. Yapılan enstrümanlar memnun etmeyebiliyor. Bu işin sonu yok, bir derya gibi içinde kaybolup gidiyorsun. Enstrüman da yaptığımız için ders verdiğim öğrenciler daha şanslı. Bağlamanın nasıl yapıldığını ve işin göründüğü kadar basit olmadığını görüyorlar” dedi.

    “İYİ BAĞLAMA YAPMAK İÇİN UYGUN AĞACI BULMAK LAZIM”

    Bağlamanın yapılma aşamalarını anlatan Coşkun, konuşmasının devamında şunları dile getirdi:

    “Bağlama yapmak için önce uygun ağaç bulunuyor ve ardından keserlerle oyup, kurutmaya bırakıyoruz. Sap için akgürgen, kabak, ladin kullanılabiliyor. Sonrasında ustalığını kullanıp bağlama yapıyorsun. Bağlama yapmak için sert, yoğunluğu yüksek ağaçlar kullanıyoruz. Bağlama yapacağım ağacın elle oyulmasını tercih ederim çünkü el emeği olduğu için bana daha doğru geliyor. Bağlama yapmak için dut ağacı daha uygun. Dut ağacı kullanırken de ömrünü tamamlamış ağaç kullanılmalı, her dut ağacı olmaz. Karadeniz’deki dut ağaçlarını pek kullanmıyorum çünkü 10 yılda yoğun yağış nedeniyle erken büyüyor ve sert bir ağaç oluyor o yüzden de iyi ses alamıyorsun. Karasal iklimin olduğu yerlerde dut ağaçları yavaş büyüdüğü için bağlama yapımına daha uygun.”

    Cihan BERK/ELAZIĞ

  • Saz ustası Mahir Uygur: Usta ve çırak bulma konusunda sıkıntılıyız-VİDEO

    Saz ustası Mahir Uygur: Usta ve çırak bulma konusunda sıkıntılıyız-VİDEO

    PİRHA – Antalya’da 27 yıldır saz ustalığı yapan Mahir Uygur, saz yapımı, ustalığı konusunda deneyimlerini anlattı. Uygur, mesleğin en sıkıntılı yanının usta ve çırak bulma olduğunu söyleyerek, saz ustası ve çırak bulma konusunda interaktif kanalların önemine dikkat çekti. Uygur, işi öğrenmek için birçok ustadan faydalanmak gerektiğinin altını çizdi. 

    Sivas Yıldızeli’nde Pir Sultan Abdal Ocağı’na bağlı, dede soyundan gelen saz ustası Mahir Uygur, ailesinde hemen herkesin saz çaldığını belirterek, saz yapımı hakkında bilgiler verdi. Uygur, saz yapımı hakkında bilgilenmek isteyenlere de önerilerde bulundu.

    “AİLE OLARAK HEPİMİZ SAZ ÇALIYORDUK”

    1996 yılından bu yana Antalya’da yaşadığını ve bağlama yapımı işi ile uğraştığını söyleyen Uygur, “Bizim bulunduğumuz çevrede hemen herkes bağlama çalar zaten. Aile olarak hepimiz saz çalıyorduk” dedi.

    Sonrasında sazın nasıl yapıldığını merak ettiklerini dile getiren Uygur, saz yapımı işine başlama hikayesini şöyle anlattı:

    “Bu işi yapan Ankara’daki, İstanbul’daki, Sivas’taki ustaların yanında bulundum ama 1 yılı 2 yılı geçen sürelerde herhangi bir ustayla çalışmadım. Daha çok Oto Didak (özeğitimcilik) diye kendini geliştirme metoduyla bu işi ilerletmeye başladık. Tabii öğrendikçe gelişti daha sonra bu işi bu çıtaya getirdik. İnternet üzerinden interaktif kanallar üzerinden, oradaki ustaların bilgilerinden faydalanabilirsiniz, evinizde küçük küçük başlayabilirsiniz. Bu işlere eğiliminiz varsa, o yolda ilerleme kaydedeceğinize eminim. Benim gelişimim de o şekilde oldu ve bu yolla tanıştığım birçok da usta var.”

    Çırak metodu ile bağlama ustası yetiştirmenin zor olacağını söyleyen Uygur, “Çoğu usta artık bundan mustarip. Bu meslek de el işi sanat ve zanaat karışımı bir meslek olduğu için hem çırak bulmakta hem usta bulmakta zorlanılıyor. Gençlerimiz bu işe çok eğimli değiller, çırak bulmak konusunda sıkıntılıyız. Mesleğin en sıkıntılı yanlarından biri de bu” dedi.

    “İŞİ ÖĞRENMEK İSTİYORSANIZ, BİRÇOK USTADAN YARARLANMAK GEREKİYOR”

    Saz yapımında herhangi bir ustayı örnek almadığını dile getiren Uygur, gelişmek için birçok ustadan faydalanmak gerektiğinin de altını çizerek saz yapımında gelişmek isteyenlere şu tavsiyelerde bulundu:

    “Herhangi bir ustayı örnek aldığımı söyleyemem. Bu işi geliştirmek istiyorsanız zaten bütün ustalardan bir şey öğrenmeniz gerekiyor. 40 tane ustadan 40 tane şeyi öğrenip de kendi potanızda erittiğiniz zaman kendi modelinizi, kendi yapım tekniğinizi bulabiliyorsunuz. Tabii bu konuyu irdeleyip teknik olarak da gelişmiş olmanız lazım. Ustanın yaptığını yapmak ustanın yaptığını kopyalamak gibi oluyor. Bu da çok sağlıklı bir metot değil bence. Kendini geliştirme anlamında da sağlıklı bir metot değil. Kendinizi geliştirmek istiyorsanız farklı farklı ustayı bulun çünkü her ustanın değişik çalışma metodu, çalışma stili vardır.”

    “YENİ BAŞLAYANLAR MARANGOZ ATÖLYELERİNDE ÇALIŞABİLİRLER”

    Saz yapımına yeni başlayıp kendilerini geliştirmek isteyenlerin marangoz ağaç işlerinde, marangoz atölyelerinde çalışabileceklerini söyleyen Mahir Uygur, marangoz atölyelerinde çalışmanın ağaç hakkında fikir sahibi olmayı sağlayacağını dile getirdi.

    Kendilerinden bir önceki jenerasyonun çoğunun marangoz olduğunu söyleyen Uygur, “Biz ise artık enstrüman yapımı ile devam ediyoruz” dedi.

    Uygur, saz yapımı işini bilimsel olarak geliştirmek isteyenlere de şunları söyledi:

    “Muhakkak sanayiyi ve endüstriyi takip etmeleri gerekiyor. Çünkü çok değişik makinalar el aletleri artık icat ediliyor. Muhakkak müzik okumayı bilmeleri gerekiyor. Yani yazılım müziği nota nazariyat dediğimiz şeyi muhakkak okumayı bilmeleri gerekiyor. Biraz da matematiksel zekayla çalışmaları lazım. Çünkü enstrümanlar bizden önceki jenerasyondaki gibi baştan sağma, ölçüsüz yapılmıyor. Her şeyi bir simetriye, bir ölçüye oturtma yönünde ilerliyoruz.”

    “İNTERNET ÜZERİNDEN ÜRÜNLERİ PAZARLIYORUM”

    Mahir Uygur, yapmış olduğu bağlamaların pazarlama konusunda sıkıntı yarattığını söyleyerek, “Şehir merkezinde olmak size daha ekonomik bir sirkülasyon sağlayabilir ama ben genelde internet üzerinden ürünlerimi pazarlıyorum” dedi.

    “SAZ YAPIMINDA YÖRESEL AĞAÇLARI KULLANIYORUZ”

    Saz yapımında genelde yöresel ağaçları kullandıklarını söyleyen Uygur, şunları dile getirdi:

    “Akça ağaç ve Maun ağacı genelde kullandığımız ağaçlar. Tabii yöresel ağaçları kullanmaya çalışıyoruz. Çünkü tedariki daha kolay. Onun dışında ithal ağaçlar var. Maun gibi, Plasenk gibi, Avraloz gibi ithal olduğu için fiyatlar da biraz yüksek ama bulduğumuz bu işe müsait dayanıklı ve ses yalıtımı açısından müsait ağaçların hemen hemen hepsini kullanıyoruz. Kapak kısmında da yine bu coğrafyaya ait Ladin, Köknar gibi kapakları kullanıyoruz. Ama genelde kullandığımız ağaçlar bu coğrafyanın ağaçları. Anadolu topraklarının ağaçları.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

  • Saz ustasından çağrı: Türkülerimize sahip çıkalım-VİDEO

    Saz ustasından çağrı: Türkülerimize sahip çıkalım-VİDEO

    PİRHA – Dersimli saz ustası Mümtaz Erdoğan, 25 yıldır Ankara Tuzluçayır’da saz üretimi yapıyor. Birçok ağacın karışımından tekne yapan Erdoğan, saza en son şeklini ustanın verdiğini söylüyor.  Erdoğan, “Türkülerimize sahip çıkalım” mesajı veriyor. 

    Dersimli bir saz ustası olan Mümtaz Erdoğan, 25 yıldır Ankara Tuzluçayır’da bağlama yapıyor. Erdoğan, 25 yıllık bağlama üretimi döneminde Hüseyin Beydili, Müslüm Eke, Emrah Mahsuni, Mert Kılıç Ferhat Karaca, Onur Kocamaz, Ali Erol, Mürteza Özkan, Özgür Polat, Nazlı Öksüz, Yavuz Canpolat gibi birçok ünlü sanatçıya bağlama yapmış.

    “SON ŞEKLİNİ USTA VERİYOR”

    Alevi ve sol yoğunluklu bir bölge olan Tuzluçayır’da sazlarını yapan Erdoğan, oyma teknenin tek parça olduğu için daha iyi ses verdiğini ancak en son halini yine ustanın yapma şeklinin belirlediğini ifade ediyor.

    Erdoğan sözlerini şöyle sürdürüyor:

    “Oyma tekne tek parça ve içi temiz olduğu için daha iyi ses veriyor. Ama tabi ki bunların hiçbirinde bu tekneden iyi ses çıkar bir şey yok. Ustanın yapması ile şekilleniyor. Her şey kapağa bağlı. Örneğin teknenin yüzde 40 etkisi varsa, kapağın yüzde 60 etkisi var. Tabii iyi bir yapımla. Kapağın, sapın iyi oturtulması, sazın tesviyesi, perdelerin düzgün bağlanması, burguların düzgün açılması bunların hepsi etken. Yaprak tekneleri ağırlıklı İstanbul’dan alıyoruz. Gerek dut gerek kestane olsun oyma tekneler var. Kelebek oyması var. Akça ağaç dediğimiz onları da Samsun’dan alıyoruz. Samsun kültürel anlamda çok uygun bir yer değil ama orada fındık dışında başka yapacak işleri olmadığı için Malatya’dan, Elazığ’dan ağaçlar alıp oyma tekniğini öğrenmişler.”

    PARÇA TEKNELERİ  BİRLEŞTİRİYORLAR

    Erdoğan, Yücel Ağcakaya ile birlikte yedi yıldır eski bir ustanın yaptığı parça tekneleri birleştirerek tekrar canlandırmaya çalıştıklarını dile getiriyor. Artık parçalardan, tek maundan, tek duttan ve bütün ağaçların karışımından tekne yaptıklarını söyleyen Erdoğan, insanların ilgilerini çekmeye başladığını ve talebin arttığını da ekliyor. Erdoğan, özellikle Hüseyin Beydilli’ye ve Müslüm Eke’ye bağlama yaptıktan sonra onların paylaşımlarından sonra ise işlerinin arttığını da söylüyor.

    “TÜRKÜLERİMİZE SAHİP ÇIKALIM”

    Tuzluçayır bölgesinde bağlamacıların çok olmasından dolayı eskiye oranla talebin azaldığını ifade eden Erdoğan, “Ama herkesin bir tarzı olduğu için müşteri de ona göre şekilleniyor.” diyor. Yurt dışında Danimarka, Belçika, Almanya, Fransa İngiltere, Avusturalya, Avusturya gibi birçok ülkeye bağlama gönderen Erdoğan, buradan okuyucuları ve izleyicilerine, “Bağlama çalsınlar, bağlama dinleyin, türkülerimize sahip çıkalım” mesajını veriyor.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Saz çalma sevdasından saz yapma ustalığına – VİDEO

    Saz çalma sevdasından saz yapma ustalığına – VİDEO

    PİRHA – Adıyaman’ın son saz ustası makineleşmeden dertli. 25  yıl saz tamiratı ve imalatı yapan Abuzer Polatdemir, “altın değerindeki” mesleğini çırak bulamadığı için kimseye devir edemeyeceğinden, Adıyaman’da mesleğin kendisinden sonra tarihe karışacağını söyleyen Polatdemir, “Bu meslekte kullanılan ağaç ne olursa olsun, başta işçilik ve ustalık önemlidir” diyerek saza sesi verenin el emeği ve alın teri olduğunu dile getirdi.

    Adıyaman’ın köylerinde özenle seçilen değişik ağaç türlerinden yapılan sazlar, usta sanatçıların elinde Anadolu’nun vazgeçilmez tınısına dönüşüyor. Alevi deyişlerinin de ayrılmaz parçası olan Dede sazı yapan, saz ustası Abuzer Polatdemir, 25 yıldır alın terini ve emeğini katarak yaptığı sazların son kontrolünden sonra kendi sevdasını ve yüreğindeki duygularını dillendiriyor.

    “DUT AĞACINDAN YAPILAN OYMA SAZLARIN TINISI DAHA GÜZEL OLUYOR”

    “Saz yapımında kullanılacak olan uygun ağaçları bulmak için Adıyaman’ın köylerini gezdiğini” söyleyen 4 çocuk babası Polatdemir, “Sazları dut, kestane, gürgen, kiraz, kelebek, kaysı gibi ağaçlardan yapıyoruz. Adıyaman’da olmayan ağaç çeşitlerini de dışarıdan getiriyoruz. Ancak bunlar arasında en güzel ve en uygun ağaç dut ağacıdır. Saz yapımında duttan sonra ardıç ağacı önemlidir. Biz genellikle dut ağacından yapıyoruz. Oyma, çoğunlukla dut, kestane, gürgenden yapılıyor. Onun dışında yaprak dediğimiz çıtadan yapıyoruz. Yapılan sazın ağacına göre sesi değişiyor. Tabi ki dut ağacından yapılan sazın sesi çaldıkça tınısı daha tatlı ve kulağa hoş gelir” dedi.

    “OYMA SAZLAR BEKLEDİKÇE DAHA GÜZEL SES ÇIKARIYOR”

    “Yapılan oyma sazların, ağaç türlerine göre tınısını etkiliyor. Ağaçların ince olanından yaprak çıta saz, kalın olanından ise oyma saz yaptıklarını ifade eden Polatdemir, “Yaprak çıta sazlara göre oyma sazlar daha kaliteli ve güzel oluyor. Getirdiğimiz ağaçların içini oyarak sazın teknesini yapıyoruz. Tabii oyma el emeği ile yapıldığından yoğun emek isteyen bir iştir. İçini oyduktan sonra en az 5 ya da 6 ay bekletiyoruz. Yeterince bekledikten sonra diğer işlemlere geçiyoruz. Sapını ve diğer malzemelerini yapıyoruz. Tekneyi sazın sesinin daha iyi çıkması için bekletiyoruz. Anlayacağınız ne kadar beklese sazın kalitesi ve sesi o kadar güzel ve hoş çıkar. Özellikle oyma dut dediğimiz sazın tadını hiçbir şey vermez. Bu sazın sesi çaldıkça gelişir ve güzelleşir” dedi.

    “BENDEN SONRA BU MESLEK TARİHE KARIŞACAK”

    Piyasada fabrikasyon ucuz ve kalitesiz sazlardan kaynaklı el emeğinin karşılığını alamadıklarından ve rağbet görememekten dert yanan Polatdemir, şunları dile getirdi;

    “Hazır sazların piyasada ucuz satılmasından kaynaklı elimizdeki ürünleri pazarlama konusunda sıkıntı yaşıyoruz. Anlayacağınız bu durumdan kaynaklı el emeği karşılık bulmuyor. Bu nedenle bu işe de rağbet olmuyor ve çırak yetiştiremiyoruz. Böyle de devam ederse benden sonra Adıyaman’da bu meslek tarihe karışacak. Hazır sazlar el işi ile yapılan sazlar gibi kaliteli olamaz. Bizim amacımız kaliteli saz üretmektir. İnsanlar sanat ile uğraşacak ise eline kaliteli saz alsın derdindeyiz. Sipariş üzerine istenilen özellikte saz üretiyoruz. Sazın daha kaliteli, daha doyurucu ve tok bir ses çıkartması için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Yeni nesil gençler eskiye oranla bağlamaya ve saza yoğun bir ilgi gösteriyor. Ama fabrikasyon sazlar emek verilemeden üretildiği için biraz daha uygun oluyor. Bu nedenle alın teri ve emek verilerek yapılan oyma sazlar ağır satılıyor” diye ifade etti.

    “ESKİDEN DAHA ÇOK DEDE SAZI İMALATI YAPIYORDUK”

    “Yaptıkları “dede” türü, bağlama, uzun sap sazların Adıyaman’ın dışında başka illerde hatta farklı ülkelerde de alıcı bulduğunu” ifade eden Polatdemir, “Eskiden saz çalanlar “dede sazı” dediğimiz ya da “balta saz” olarak bilinen sazları yapar ve çalarlardı. Bu dede sazları 12 perdeden yapılıyor. Cemlerde semah dönülürken sesi daha güzel olduğu için bu saz kullanılıyor. Bu nedenle insanları daha çok aşka getiriyor. Sonradan bu meslek biraz daha gelişti. Yaprak ve oyma büyük tekne sazlar yapmaya başladık. Bunları yaparken de yine “dede” türü sazdan esinlenerek yaptık. Günümüzde daha çok büyük tekne bağlama türü sazlar tercih edilse de dede türü sazın meraklıları yöremizde halen bulunmaktadır. Dede sazı asla değerini kaybetmeyecektir” diye ifade etti.

    “SAZ ÇALMA HEVESİ İLE İMALATINA BAŞLADI”

    25 yıllık saz ustası Abuzer Polatdemir, “Saz çalmaya çok hevesim vardı. Marangozluk yapıyordum, boş zamanlarımı saz çalmayı öğrenerek geçiriyordum. Marangozlukla birlikte saz imalatı da yapıyordum. O dönemler bir iş kazası geçirdim iki parmağımı kaybettim. Bu nedenle saz çalmakta zorlandım. Buna rağmen yaptığım sazların tınısını kontrol edebilecek kadar saz çalıyorum. Saz çalma merakımdan dolayı bu işe daha çok emek vererek alın teri dökerek kendimi geliştirdim. Yıllardır saz imalatı ve tamiratı yapıyorum” diye konuştu.

    Mustafa YÜKSEL-ADIYAMAN