Etiket: şb

  • KESK’lilere müdahale-VİDEO

    KESK’lilere müdahale-VİDEO

    PİRHA –KESK Ankara Şubeler Platformunun Sakarya Meydanı ve Eğitim Sen 5 Nolu Üniversiteler Şubesi önünde yapmak istedikleri açıklama polis tarafından engellendi. Bunun üzerine Eğitim Sen 2 Nolu Şube binasında yaptıkları açıklamada, “İktidar ve onun atadığı komisyon tüm bu yaşananların hesabını vicdanen olmasa da hukuken er ya da geç verecektir” dedi.

    Haberin videosu;

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Ankara Şubeler Platformu, Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilenlerin işlerine geri dönmesi için Sakarya Meydanı’nda yapmak istedikleri basın açıklamasına izin verilmedi.

    Saatler öncesinden çok sayıda çevik kuvvet ve sivil polisler tarafından ablukaya alınan Sakarya Meydanı’nda bir araya gelmek isteyen kamu emekçileri, polis tarafından engellendi. Sakarya Meydanı metro çıkışında ablukaya alınan emekçiler, polisler tarafından zor kullanarak, alandan çıkarılmak istendi.

    “SAKARYA MEYDANI  VE ÇEVRESİ YÜZLERCE POLİS YATRAFINDAN ABLUKAYA ALINDI”

    Kamu emekçileri, “AKP’ye niye pandemi yok. Onlar her yerde miting yapıyor. Kamu emekçilerine gelince mi pandemi var” sözleriyle polise tepki gösterdi. Polisler tarafından itilerek, çıkarılmaya çalışılan kamu emekçileri, “Bize dokunamazsınız” diyerek, karşı çıktı. Yaşanan kısa gerginlik ardından emekçiler, polis ablukası altında Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim- Sen) 5 Nolu Şube binası önüne geçti.

    “POLİS GAZETECİLERİ ALANDAN UZAKLAŞTIRDI”

    Polis, ablukaya alınan bina önünde de pandemi gerekçesiyle açıklama yapılmasına izin verilmeyeceği belirtildi. Duruma burada da tepki gösteren emekçiler, “Kendi sendika binamız önünde de mi açıklama yapamayacağız. Kim yasakladı” dedi. Açıklama yapmakta ısrar eden emekçilerle polis arasında yaşanan gerginlik ardından polis gazetecileri alandan uzaklaştırdı. Yolun karşı tarafında biriken yurttaşlara da “beklemeyin” anonsu geçildi. Polisin bu tutumu bazı yurttaşlar tarafından “Tam bir polis” devleti sözleriyle tepki gösterdi.

    İHRAÇLARINIZA, AÇIĞA ALMALARINIZA, BASKILARINIZA TESLİM OLMAYACAĞIZ”

    Polis emekçilerin Eğitim Sen 5 Nolu Şube binası önünde açıklama yapmasına izin vermemesi ardından emekçiler Eğitim Sen 2 Nolu şube binasına geçti. Şube binası önünde de çok sayıda polis beklemesi dikkati çekerken, polisler binaya giren ve binaların pencerelerinde olan yurttaşları da kamera kaydına aldı.

    Şube binasında yapılan açıklamada “İhraçlarınıza, Açığa almalarınıza, Baskılarınıza Teslim Olmayacağız. Biz Kazanacağız, Geri Döneceğiz” yazılı pankart açıldı.

    Açıklamada konuşan KESK Ankara Şubeler Platformu Yürütme Kurulu Üyesi İhsan Gülhan, 18 yıllık AKP iktidarında Meclis’in işlevsiz kaldığı, yargının adalet yerine adaletsizlik dağıttığı, yürütmenin tek adamda toplandığı bir rejim kriziyle karşı karşıya olunduğunu belirtti.

    “ÜZERİNDEN ‘4 YIL GEÇMESİNE RAĞMEN  HALA 16 BİN DOSYA KARARA BAĞLANMADI”

    “Allah’ın lütfu” olarak görülen askeri kalkışmanın ardından iktidarın Olağanüstü Hal (OHAL) uygulamalarını kalıcı hale getirdiğine vurgu yapan Gülhan, “OHAL döneminde Cumhuriyet tarihinin en büyük kamu görevlisi tasfiyesinin yapıldı. 12 Eylül Askeri Darbe döneminde 5 bin kişi ihraç edilirken, 20 Temmuz sonrasında 130 bin kişi kamudan ihraç edildi. 23 Ocak 2017 yılında kurulan OHAL İnceleme Komisyonu 4 yıl geçmesine rağmen hala 16 bin 50 dosyayı karara bağlamamıştır. Karara bağladığı dosyalarında yüzde 88,5’ini ret etmiştir. Karara bağlamadığı dosyaların 2 bin 441’i KESK’lilere aittir” dedi.

    KESK’lilerin bilinçli bir şekilde dosyalarının geciktirildiğini ifade eden Gülhan, sözlerine şöyle devam etti:

    “Karara bağlanmayı bekleyen dosyaların çoğunluğunun barış akademisyenlerinden ve haklarında istihbarat raporları, mahkeme kararları, savcılık soruşturmaları vb. herhangi en ufak bir isnat bulunmayanlardan oluştuğu bilinmektedir. Bir kez daha çağrıda bulunuyoruz, süreç daha fazla uzatılmamalı, hukuksuzca ihraç edilenler derhal iade edilmelidir.”

    “ER YADA GEÇ  HESAP VERECEKELER”

    Gülhan, “Güvenlik soruşturmaları” adı altında yaşanan keyfilik, ayrımcılık ve haksızlıklara da son verilmesini talep etti. İktidar ortaklarının iktidarda kalma ve kendi iktidarlarını mutlaklaştırma amacıyla en temel insan hak ve özgürlükleri dahi yok saydığını kaydeden Gülhan, “Tıpkı 12 Eylül, 28 Şubat generalleri gibi kurdukları düzenin bin yıl süreceğini sanmaktalar. İktidar ve onun atadığı komisyon tüm bu yaşananların hesabını vicdanen olmasa da hukuken er ya da geç verecektir” ifadelerinde bulundu.

    Gülhan, sözlerini şöyle tamamladı: “Faşizan politikalarda daha fazla ısrar edilmemelidir. OHAL Komisyonu derhal lağvedilmeli. İhraç edilen tüm kamu görevlileri bütün haklarıyla birlikte derhal görevlerine iade edilmeli. Hukuksuz ihraçlardan dolayı mağdur olan tüm kamu emekçilerinin maddi ve manevi hak kayıpları karşılanmalıdır.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Sağlık emekçilerinden pandemide yaşamını yitiren sağlık çalışanı Yeter Yılmaz için anma etkinliği-VİDEO

    Sağlık emekçilerinden pandemide yaşamını yitiren sağlık çalışanı Yeter Yılmaz için anma etkinliği-VİDEO

    PİRHA- Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Kovid-19 nedeniyle yaşamını yitiren sağlık çalışanı Yeter Yılmaz ile ilgili basın açıklaması gerçekleştirdi.

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası sağlık çalışanı Yeter Yılmaz için yapılan anma etkinliğinde konuşan SES Ankara Şube Eş başkanı Nazan Karacabey, “Alınmayan önlemler ve ağır iş yükünden dolayı arkadaşlarımızı kaybetmeye devam ediyoruz” dedi.

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Ankara Şubesi ve Devrimci Sağlık İşçileri Sendikası (Dev Sağlık-İş) koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle yaşamını yitiren sağlık emekçisi Yeter Yılmaz şahsında tüm sağlık çalışanları için Ankara Üniversitesi Hastanesi Cebeci Kampüsü’nde anma töreni düzenledi. Anmaya SES Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyeleri, Yılmaz’ın ailesi ve mesai arkadaşı katıldı. Anma öncesi basın açıklaması yapılacak kampüs alanı ve çevresi çok sayıda polis tarafından ablukaya alındı.

    “ALINMAYAN ÖNLEMLER YÜZÜNDEN İKİ SAĞLIK EMEKÇİSİ YAŞAMINI YİTİRDİ”

    Anmada üzerinde Yılmaz’ın fotoğrafının yer aldığı “Yastayız yaşamak için yaşatmalıyız” yazısı yer alan pankart açıldı. Anmadan önce söz alan SES Ankara Şube Eş başkanı Nazan Karacabey, “Ankara Üniversitesi’nin ikinci kaybını yaşadık. Alınmayan önlemler yüzünden iki sağlık emekçisi arkadaşımız yaşamını yitirdi.

    “AĞIR İŞ YÜKÜNDEN DOLAYI ARKADAŞLARIMIZI KAYBETMEYE DEVAM EDİYORUZ”

    Ağır iş yükünden dolayı arkadaşlarımızı kaybetmeye devam ediyoruz. Salgının başında koruyucu ekipmanların yetersiz olduğunu söylemiştik bunun yüzünden bugün burada Yeter arkadaşımızın anmasını gerçekleştiriyoruz” dedi.

    Yaşamını yitiren sağlık emekçilerinin anısına yapılan saygı duruşundan sonra anma alkışlı protesto ile son buldu.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Erkan: Alevi çocuklara Sünni inancın dayatılması psikolojik travmalara yol açmaktadır-VİDEO

    Erkan: Alevi çocuklara Sünni inancın dayatılması psikolojik travmalara yol açmaktadır-VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Tokat Şube Başkanı Muharrem Erkan, zorunlu din dersinin Alevi çocukların psikolojisini bozduğunu belirterek, bu dersin bir an önce zorunlu olmaktan çıkarılması gerektiğini ifade etti. 

    Mahkeme kararlarına rağmen Alevi çocukların muaf tutulmadığı zorunlu din derslerine Alevilerin tepkileri devam ediyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Tokat Şube Başkanı Muharrem Erkan, zorunlu din dersine ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    Erkan, “Ülkemizdeki din dersinin zorunlu olması, bir din anlayışının birilerine dayatılması demokratik bir ülkede kabul edilecek bir durum değildir” diyerek, “Kendi anayasamızdan yola çıkarsak, Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir, yani anayasanın ikinci maddesi bunu bu şekilde ifade ediyor” hatırlatmasında bulundu.

    “LAİK BİR ÜLKEDE ZORUNLU DİN DERSİ OLAMAZ”

    Laik bir ülkede zorunlu din dersinin olmaması gerektiğini belirten Muharrem Erkan konuşmasına şöyle devam etti:

    “Devletin dini olmaz. Devletin kurumsal bir yapısı vardır. Kurumsal bir yapı da hiçbir zaman din kavramı üzerinden yoluna devam etmez, anayasa bu anlamıyla da ihlal ediliyor. Zorunlu din dersleri bir anlamıyla anayasayı da çiğnemiş oluyor. Devletin Diyanet İşleri diye bir bakanlığı olmaz. Ki biz kendi inancımız çerçevesinde, Alevilik penceresinden bakacak olursak, Hacı Bektaş Veli Pirimiz, “İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır” diyor. Çünkü ilim bizim kutsal bir aracımızdır, ilim bizim olmazsa olmazımızdır.”

    ALEVİ ÇOCUKLARA SÜNNİ İNANCIN DAYATILMASI  PSİKOLOJİK TRAVMALARLA YOL AÇMAKTADIR”

    “Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından zorunlu din dersleri diye vatandaşa dayatılan ve küçük yaştaki çocukları belirli bir dine devşirmek, değiştirmek neyi getirecek?” diye soran Erkan, “Alevi çocuklar bundan mustarip. Alevi çocuklar, din dersinde psikolojik bir baskı ile karşı karşıya kalacağı gibi, kendi inancıyla çelişir bir konuma gelecektir. Evde farklı, okulda farklı, çocuk psikolojik travmalarla karşı karşıya maruz kalmaktadır” diye konuştu.

    Zorunlu din dersinin bir dayatma olduğunu söyleyen Muharrem Erkan, şunları kaydetti:

    “Diyanet İşleri Başkanlığı bir misyonerlik görevi görmektedir, yürütmektedir. Diyanet İşleri Başkanlığı din devletine doğru hızlı bir şekilde yürümekte, bu ülkemizin fakirleşmesine, yoksullaşmasına, düşünen, araştıran, toplum sağlığını, toplum bilgisini, bilincini, artıran çalışmaların da önünü keser diye düşünüyorum. 1994’ten beri PSAKD Genel Merkezi olarak zorunlu din derslerinin kaldırılması için, Milli Eğitim Bakanlığı’nın önünde ve şubelerimizin bulunduğu bütün yerel yerlerde açıklamalarda bulunduk.

    “İKTİDAR BAŞÖRTÜSÜNE GÖSTERDİĞİ HASSASİYETİ NEDEN ALEVİLERİN TALEPLERİNE GÖSTERMİYOR”

    Zorunlu din dersleri 80 Anayasasıyla ülkemizde uygulanan bir uygulamadır. 1980 Anayasasına karşı çıkıyorsunuz, peki bunu niye tedavülde tutuyorsunuz? Paşaların, generallerin, getirdiği bu anti demokratik uygulamaları niçin devam ettiriyorsunuz? Hani siz darbelere karşıydınız? Askeri vesayete karşıydınız? Hani siz halkın söylemlerine kulak asacaktınız, onların inançlarına saygı duyacaktınız, nerede kaldı? Yani başörtüsünde gösterdiğiniz ilgiyi, alakayı, duyarlılığı niçin zorunlu din dersleri konusunda göstermediniz?”

    PSAKD’nin Ankara, İstanbul ve İzmir’de üç büyük miting yaptıklarını ifade eden Erkan, “100 binlerce insan alanlardaydı. Orada bu konuları gündeme getirdik. Zorunlu din dersleri kaldırılsın dedik, eşit yurttaşlık hakkı dedik, Alevilerin diğer vatandaşlar gibi kanunlar ve yasalar önünde eşit olmasını istedik, pozitif ayrımcılığa uğramasın dedik. İşe alınırken, yolları yapılırken, Alevilerin sorunları, sıkıntıları, problemleri diğer vatandaşlar gibi göz ününde bulundurulsun istedik. Bunlar göz önünü alınmıyor, dinlenmiyor. Söylediğimiz en önemli bir şey dergâhlarımız bizlere devredilsin dedik. Bunların hiçbirisi yerine getirilmedi ama örgütümüz de bu konuda mücadelesini devam ettiriyor” şeklinde konuştu.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Karabudak: Salgın nedeniyle çalışmalarımızı düzenli olarak yapamıyoruz-VİDEO

    Karabudak: Salgın nedeniyle çalışmalarımızı düzenli olarak yapamıyoruz-VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Denekleri (DAD) Ankara Şubesi Eş Başkanı Mustafa Karabudak, koronavirüs salgın sürecini değerlendirirken, “Covit-19’un yaygınlaşarak devam ettiği süreçte zor zamanlardan geçiyoruz. Sağlığımız için, sevdiklerimiz için, sosyal duyarlılık adına çalışmalarımızı düzenli olarak yapamıyoruz ”dedi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şube Eş Başkanı Mustafa Karabudak, koronavirüs salgın sürecinde dernekte yürütülen faaliyetlerle ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.

    “KAPIMIZ AÇIK AMA İNSAN YOĞUNLUKLU BİR ÇALIŞMA YÜRÜTEMİYORUZ”

    Karabudak, “Zor zamanlardan geçiyoruz. Covid-19 pandemi günlerindeyiz. Sağlığımız için, sevdiklerimiz için, sosyal duyarlılık adına çalışmalarımızı düzenli olarak yapamıyoruz. Kapımız açık ama insan yoğunluklu bir çalışma yürütemiyoruz. Kadimden bugüne kutsalımız olan aşuremizi bile kaynatıp lokmamızı pay edemedik”  dedi.

    “CORONA İKRARSIZ BİR TOPLUMUN YARATTIĞI BİR HASTALIKTIR”

    Karabudak, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Korona ikrarsız bir toplumun yarattığı bir hastalıktır. İnsanlığın kendisi ile doğayla ve cümle canla rızasız yaşamasından kaynaklıdır. Doğanın, talanın, yangınlar, HES’ler, siyanürlü maden aramaları, kazanç hızı ile yapılan doğa katliamlarına karşı doğa da kendini koruma altına almıştır.

    Doğa kendini yaşatma adına insanlığı resmen hapsetmiştir. Bu süreçte en çok emeği ile geçinen bizleri etkilemiştir.

    “HAKKA YÜRÜYEN CANIMIZIN ERKANINA DAHİ KATILAMIYORUZ”

    Xızır cümle canın yardımcısı olsun, çok sıkıntılı zamanlardan geçiyoruz. Elimizden geldiğince kurumumuzun temizliğine, hijyene dikkat ediyoruz ama tabii diğer taraftan Hakk’a yürüyen canımızın erkanına katılamıyoruz, onları yolcu edemiyoruz, bir canımızın mutlu gününde, düğününde, nişanında bir arada olamıyoruz.

    “BU SÜREÇTE DE BİRBİRİMİZİN XIZIR’I OLMAK ZORUNDAYIZ”

    Bunlar bizim için sıkıntıdır. Tez zamanda insanlık rahata kavuşur bu süreçte de birbirimizin Xızır’ı olmak zorundayız.

    Hakk cümle canın yardımcısı olsun diyorum, Aşk ile.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA