Etiket: sebla ercan

  • Cumartesi Anneleri, 1046. hafta eyleminde gözaltında kaybedilen Ömer Ölker’i hatırlattı – VİDEO

    Cumartesi Anneleri, 1046. hafta eyleminde gözaltında kaybedilen Ömer Ölker’i hatırlattı – VİDEO

    PİRHA – Cumartesi Anneleri, 1046. hafta eyleminde gözaltında kaybedilen Ömer Ölker’in akıbetini sordu. Okunan basın açıklamasında “Ölker için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz” denildi.

    Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle başlatılan ve Türkiye’nin en uzun soluklu eylemi olan Cumartesi Anneleri’nin mücadelesi, 1046. haftada devam etti.

    Cumartesi Anneleri’nin 1046. hafta eyleminde 15 Nisan 1994’ten bu yana akıbetine ulaşılamayan Ömer Ölker dosyasına dikkat çekildi.

    1. hafta buluşmasının basın açıklamasını, Cumartesi İnsanlarından Sebla Arcan okudu.

    “ÖMER ÖLKER DOSYASI İLE KAMUOYUNUN KARŞISINDAYIZ”

    Sebla Arcan, gözaltında kaybedilen Ömer Ölker için adalet istediklerini belirterek şu ifadelere yer verdi:

    “Anayasa ile güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının ve yetkililerinin anayasal bir yükümlülüğüdür. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi sonucu ortaya çıkan hak ihlallerinin giderilmesi ise idari ve yargısal makamların görevidir. Bu sebeple, temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle yargı mercileri tarafından değerlendirilmesi ve adil bir çözüme kavuşturulması esastır. Ne var ki, Türkiye’de devlet, bu anayasal yükümlülüğünü yerine getirmediği gibi; idari ve yargısal makamlar da meydana gelen hak ihlallerinin giderilmesi yönündeki görevlerini yerine getirmemektedir.

    İşte bu gerçeği bir kez daha ifade etmek üzere 1046. haftamızda, Galatasaray Meydanı’ndan bizi ayıran polis bariyerlerinin önündeyiz. Bir kez daha haykırıyoruz: Gözaltında kaybedilen sevdiklerimizle ilgili devlet ve yetkili organları görevlerini yerine getirmiyor. Yapmış olduğumuz tüm başvurular sonuçsuz bırakılıyor. Hakikat ve adalet talebimiz ise çeşitli yasaklama ve engellemelerle bastırılmaya çalışılıyor. Bu hafta, hakikati bilme ve adalete erişim hakkımızın engellendiği Ömer Ölker dosyası ile kamuoyunun karşısındayız.

    “OTOPSİ USULÜNE UYGUN YAPILMADI”

    25 yaşında, iki çocuk babası Ömer Ölker, Şırnak’ın Silopi ilçesinde yaşıyordu. Türkiye Posta İşletmelerinde geçici işçi olarak çalışıyor, aynı zamanda berber dükkanı işletiyordu. 5-6 Mart 1994 tarihlerinde Tekel Pazarlama ve Dağıtım Müessesesinin personel alım sınavına girmiş ve sınav sonucunu beklemekteydi. 15 Nisan 1994 tarihinde, berber dükkanına malzeme almak üzere Şırnak’a giden Ömer Ölker’den bir daha haber alınamadı. İki gün sonra, 17 Nisan 1994 tarihinde, gündüz vakti İdil’in Duru Köyü mevkiinde, Beyhan Tesisleri yanında cansız bedeni bulundu. Üzerinde kimliği bulunmamakla birlikte, Tekel Sınav Giriş Belgesi mevcuttu. Ölker’in, gözünden girip beynini parçalayarak çıkan bir kurşunla hayatını kaybettiği tespit edilmiş ve ölüm sebebi bilindiği gerekçesiyle klasik otopsi işlemi yapılmamıştı. Ölüm sebebi dış muayene ile bilinse dahi usulüne uygun yapılmayan otopsi, beden üzerindeki delillerin kaybolmasına ve ölüm şekline ilişkin tüm bulguların tespit edilememesine neden olacaktı.

    “ZAMAN AŞIMI DOLDUĞU GEREKÇESİYLE KOVUŞTURULMAYA YER VERİLMEDİ”

    Olay Yeri Tutanağı’na göre, Ölker başka bir yerde öldürüldükten sonra cesedi olay yerine getirilip bırakılmıştı. Cesedin bulunduğu yol üzerinde üç jandarma kontrol noktası bulunmakta olup, ceset taşıyan bir aracın bu kontrol noktalarından resmi kimlik göstermeden geçmesi mümkün değildir. Olayın ardından İdil Cumhuriyet Başsavcılığı 1994/66 hazırlık numarası ile bir soruşturma başlattı. Ancak etkin bir soruşturma yürütülmeden, 11 Haziran 2014 tarihinde dosyada zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi.

    Aile, Midyat Sulh Ceza Hakimliğine başvurarak karara itiraz etti, şüpheli olarak dönemin Cizre İlçe Jandarma Komutanı Cemal Temizöz ile 6 JİTEM mensubunun ismini verdi. Ancak itiraz reddedildi. Bunun üzerine, aile avukatları Veysel Vesek aracılığıyla 20 Şubat 2016 tarihinde Anayasa Mahkemesi’ne başvuruda bulundu. Anayasa Mahkemesi ise 15 Kasım 2018 tarihinde başvurunun “diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin, süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna” karar verdi. İç hukuk yollarından sonuç alamayan aile, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvuruda bulundu.

    Anayasa Mahkemesi, bu dosyada AİHM’in zorla kaybetme davalarına ilişkin içtihatlarını dikkate almamış; suçun ağırlığı ve özgün niteliklerini göz ardı eden bu kararıyla, etkili bir soruşturmanın yürütülmesini, hakikatin ortaya çıkarılmasını ve faillerin cezalandırılmasını engellemiştir.”

    “ÖMER ÖLKER İÇİN ADALET TALEP EDİYORUZ”

    Sebla Ercan, Ömer Ölker için adalet taleplerinden vazgeçmeyeceklerini ifade ederek şunları söyledi:

    “1046. haftamızda, evrensel hukuk ilkeleri çerçevesinde, Ömer Ölker için adaletin sağlanmasını bir kez daha talep ediyor ve kamuoyunun dikkatine sunuyoruz. Kaç yıl geçerse geçsin, Ömer Ölker için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz.”

    “31 YILDIR İÇİMİZ BURUK ADALET BEKLİYORUZ”

    Ömer Çelik’in ailesi eyleme katılmadığı için mektup gönderdi. Şırnak’ta bulunan aile mektupta Ömer Ölker’in faillerinin bulunması için yapmış oldukları adalet sürecinden bahsetti. 31 yıldır adalet mücadelesi sürdürdüklerini söyleyen aile, mektupta şu ifadelere yer verdi:

    31 yıldır bu acıyı tekrar tekrar yaşıyoruz. 31 yıldır içimiz buruk adalet bekliyoruz. Zaman acılarımızı azaltmıyor. Dile kolay 31 yıl ama bize bir asır gibi geliyor. Ölker ailesi olarak diğer kayıp yakınları gibi hakikati bilelim, adalete kavuşalım, insan haklarına sahip olalım ve artık rahat uyuyalım istiyoruz. Allah bugünleri bize nasip etsin diye dua ediyoruz. İnsan haklarına dayanarak devletten adalet istiyoruz. 31 yıldır beklediğimiz adalet kapısı bu sefer açılsın. 31 yıldır faillerimizin bulunmasını bekliyoruz.  Dinmeyen acımızın, gözyaşımızın adaletini istiyoruz. Bizler bizim gibi binlerce insanın tek temennisi adaletin yerini bulmasıdır.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • GÜNCELLENDİ- Cumartesi Anneleri davası beraatla sonuçlandı-VİDEO

    GÜNCELLENDİ- Cumartesi Anneleri davası beraatla sonuçlandı-VİDEO

    PİRHA-Cumartesi Anneleri’nin 700. hafta buluşmasında gözaltına alınan 46 kişinin davası dört yıldır sürüyor. Anayasa Mahkemesi’nin hak ihlali kararlarına rağmen devam eden davanın görülecek karar duruşması öncesi açıklama yapan insan hakları savunucuları, Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu ihlal kararının görmezden gelindiğine dikkat çekerek, “Anayasa Mahkemesi tarafından iki kez hak ihlali olduğu tescillenen 700. haftamıza ilişkin yargılamanın dört yıldır devam etmesi, artık bir yargı tacizine dönüşmüştür. Yaşam düzenlerimizi sekteye uğratan bu uzun yargı süreci son bulmalıdır. Bu dava daha fazla uzatılmadan, haklarımız daha fazla ihlal edilmeden, hakkımızda yöneltilen tüm suçlamalar düşürülmelidir” dedi. Görülen karar duruşmasında beraat kararı verildi.

    Cumartesi Anneleri’nin Galatasaray Meydanı’nda 25 Ağustos 2018’de gerçekleştirdiği 700. hafta buluşmasında gözaltına alınan 46 kişinin davası bugün sonuçlanıyor. Kayıp yakınları ve hak savunucuları, “kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama” suçlamasıyla yargılanıyor. Davayı izlemeye çok sayıda insan hakları savunucu, siyasi parti temsilcisileri, demokratik kitle örgütleri ve sivil toplum örgütleri de yerini aldı.

    Davanın karar duruşması öncesi Cumartesi Anneleri bir açıklama yaptı. Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon Üyesi Sebla Arcan tarafından okunan açıklamada, dava sürecine dikkat çekildi. Arcan, 25 Ağustos 2018’deki 700. hafta buluşması henüz başlamadan ağır polis şiddetiyle karşılaştıklarını belirtti. Arcan Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen davanın sürdüğünü fakat mücadeleden vazgeçmeyeceklerini söyledi.

    “ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARI YOK SAYILIYOR”

    Sebla Ercan, açıklamanın devamında şunları söyledi:

    “Kamuoyunun da bildiği gibi, 25 Ağustos 2018 tarihindeki 700. Hafta buluşmamız henüz başlamamışken ağır polis şiddetine maruz kaldık ve gözaltına alındık. Ardından, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu tarafından hazırlanan iddianame, İstanbul 21. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi ve 18 Kasım 2020 tarihinde, gözaltına alınan 46 kişi hakkında “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet” suçlamasıyla dava açıldı. Yargılamanın ilk duruşması ise 25 Mart 2021 tarihinde gerçekleşti.

    Yargılama devam ederken, Anayasa Mahkemesi; 16 Kasım 2022 tarihli Ocak Kışlakçı ve 29 Mart 2023 tarihli Gülseren Yoleri kararlarında, Cumartesi Anneleri’ne yönelik kolluk güçlerinin uyguladığı engellemelerin hak ihlali olduğuna hükmetti. Buna rağmen, derhal beraat kararıyla sonlandırılması gereken yargılama, Anayasa Mahkemesi kararları yok sayılarak sürdürülmektedir.

    Herkesin adil yargılanma hakkı vardır. Bu hak; davanın makul süre içinde, bağımsız ve tarafsız bir mahkemede, hakkaniyete uygun biçimde görülmesini gerektirir. 700. Hafta buluşmasına ilişkin dava, dört yılı aşkın süredir devam etmektedir. Bu durum, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) kapsamında makul sürede yargılanma hakkımızın açıkça ihlal edilmesi anlamına gelmektedir.

    Bugün, davanın 14. duruşması yapılacak ve bu süreçte tam altı kez hâkim değişmiştir. Yargılananlara soru sormayan, onları dinlemeyen bir hâkim, haklarında karar verecektir. Oysa “doğrudanlık ilkesi”, yargılamayı yapan hâkimin doğrudan sanığı sorgulamasını zorunlu kılar. Vicdani kanaat, duruşmada edinilen izlenimlere dayanılarak oluşur. Oturumlara katılmayan bir hâkimin, yalnızca tutanaklar üzerinden karar vermesi adil yargılanma hakkımızı zedelemektedir.

    Öte yandan, Anayasa Mahkemesi tarafından iki kez hak ihlali olduğu tescillenen 700. Haftamıza ilişkin yargılamanın dört yıldır devam etmesi, artık bir yargı tacizine dönüşmüştür. Yaşam düzenlerimizi sekteye uğratan bu uzun yargı süreci son bulmalıdır. Bu dava daha fazla uzatılmadan, haklarımız daha fazla ihlal edilmeden, hakkımızda yöneltilen tüm suçlamalar düşürülmelidir.

    Bilinmesini isteriz ki; hiçbir baskı yöntemi bizi ne kayıplarımızdan ne de hakikat ve adalet mücadelemizden vazgeçiremez.”

    Açıklamanın ardından duruşmanın görüleceği salona geçildi.

    Duruşmada, yargılananların bir bölümü ve avukatları hazır bulundu. Çok sayıda siyasi parti, sendika, hak savunucusu temsilcileri katılım sağladı. Duruşma kimlik tespitinin ardından başladı.

    Duruşmada ilk olarak mütalaasını açıklayan iddia makamı, “2911 sayılı toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet” iddiasıyla yargılananlar hakkında atılı suçun maddi unsurlarının somut olarak oluşmadığından dolayı tüm sanıklara ayrı ayrı beraatına karar verilmesini talep etti. Ayrıca mütalaada, olay günü yaralandığı öne sürülen polisler hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmasını ve “mağduriyetlerinin” giderilmesi istendi.

    Ardından söz alan yargılanan Cumartesi İnsanları ve avukatlar beraat talebinde bulundu.

    Ardından kararını açıklayana mahkeme heyeti, suç unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle tüm yargılananlar hakkında beraat kararı verdi. Savcının polisler için suç duyurusu talebi ise reddedildi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Cumartesi Anneleri: Yeni yılda umudun özgürleştirici gücüne sarılmayı sürdüreceğiz-VİDEO

    Cumartesi Anneleri: Yeni yılda umudun özgürleştirici gücüne sarılmayı sürdüreceğiz-VİDEO

    PİRHA- 2018 yılının son haftasında da polis ablukası altında bir araya gelen Cumartesi Anneleri, “2019’da da korkunun esaretine karşı umudun özgürleştirici gücüne sarılmayı sürdüreceğiz. Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz” dedi. 

    Yılın son buluşmasını gerçekleştiren Cumartesi Anneleri, 2019’da da kayıplarını aramaktan vazgeçmeyeceklerini söyledi.

    Zorla kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin cezalandırılması için 23 yıldır mücadele veren Cumartesi Anneleri’nin Galatasaray Meydanı’nda gerçekleştirdiği buluşma 18 haftadır polis tarafından engelleniyor. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun talimatı ile Beyoğlu Kaymakamı tarafından 700. haftasında yasaklanan Cumartesi Anneleri eylemi 18 haftadan bu yana İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi önünde yapılıyor.

    Bu haftaki eyleme HDP Milletvekilleri Hüda Kaya ve Oya Ersoy ile CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun aralarında bulunduğu çok sayıda kişi katıldı. 718. hafta basın açıklamasını İHD İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon’dan Sebla Arcan okudu.

    “GALATASARAY MEYDANI GÖZALTINDA”

    Kayıplarına ulaşmak ve kaybedenlerden adil bir yargı önünde hesap sormak dileğiyle buluştuklarını dile getiren Arcan, “25 Ağustos 2018’den beri taleplerimizi haykırmayalım diye Galatasaray polis ablukasına alınmış, çelik bariyerlerle çevrilmiş ve ağır silahlı polislerce adeta gözaltına alınmış durumda. Meşru taleplerimizin muhatabı olan devlet; TOMA’sıyla, kalkanıyla, gözaltı araçlarıyla, silahları ve gaz bombalarıyla bize karşı barikat kurmuş. Bütün bunlar Anayasa’nın ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerin güvencesinde olan, barışçıl toplanma hakkımızı kullanmak istediğimiz için yapılıyor.” dedi.

    “İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ DEMOKRATİK BİR YÖNETİM İÇİN VAZGEÇİLMEZDİR”

    İfade özgürlüğünün demokratik bir yönetim biçiminin işleyişi için vazgeçilmez olduğuna dikkat çeken Arcan, Cumartesi Anneleri’ne yönelik keyfi hak ihlallerine son verilmesini ve Galatasaray’daki ablukanın kaldırılmasını talep etti. İfade özgürlüğünün mekan seçme hakkını da kapsadığına dikkat çeken Arcan şöyle devam etti:

    “27 Mayıs 1995’den beri buluşma mekanımız olan Galatasaray’da barışçıl açıklama yapma hakkımızın engellenmesine son verilsin. Kayıplarımızın akıbetini açığa çıkartacak, failleri adil bir yargılama sonucunda cezalandıracak siyasi ve adli irade gösterilsin.”

    “HAK VE ÖZGÜRLÜKLERDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    2019 yılında da hak ve özgürlüklere sahip çıkmaktan vazgeçmeyeceklerini belirten Arcan, “2019’da da korkunun esaretine karşı umudun özgürleştirici gücüne sarılmayı sürdüreceğiz. Kayıplarımızdan ve onlarla buluşma mekanımız olan Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz” diye konuştu.

    “KİMSE BİZİM YAŞADIĞIMIZ ACILARI YAŞAMASIN İSTİYORUZ”

    Gözaltında öldürülen Gazeteci Ferhat Tepe’nin kız kardeşi Ayşe Tepe ise, Kayıp yakınlarının yeni yıla hiçbir zaman coşku ve kutlama ile giremediğini söyledi. Yeni yılda da hak, adalet, barış ve demokrasi taleplerinden vazgeçmeyeceklerini ifade eden Tepe devlet yetkililerine seslendi: “Bunu bir inatlaşma olarak algılamayın. Kimse bizim yaşadığımız acıları yaşamasın istiyoruz. Bu annelerin kayıplarını arama mücadelesidir, en insani mücadeledir. Ve şu an yapılan bu insanları tekrar cezalandırmaktır” dedi.

    “HERKESİ İNSAN OLMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

    Gözaltında kaybedilen Hasan Ocak’ın ağabeyi Ali Ocak da, “2018 yılında da adalete erişmemiz engellendiği gibi yeni insanlık suçlarının işlendiğine tanık olduk. Bizim Galatasaray Meydanı’nda hak arama talebimizi engelleyen neden nedir? Adil demokratik bir toplumda yöneticiler tarafından cevabı verilmiş değil. 23 yıldan beri hak ve hakikat mücadelemizi engellediğiniz için demokrat olma vasfını yitirdiniz. Ve burada yetkililere sesleniyoruz utanma duygunuzu kaybetmeyin çünkü utanma duygusunu kaybettiğiniz zaman insanlığınızı kaybetmiş olacaksınız. Biz 2019 yılında herkesi insan olarak görmek istiyoruz.” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL