Etiket: seçim değerlendirmesi

  • DEM Parti Pınarbaşı Eş Belediye Başkanları: Beldeyi yeniden ayağa kaldıracağız-VİDEO

    DEM Parti Pınarbaşı Eş Belediye Başkanları: Beldeyi yeniden ayağa kaldıracağız-VİDEO

    PİRHA-Adıyaman Pınarbaşı (Bulam) Beldesini kazanan DEM Parti Eş Başkanları Hüseyin Uzun ve Kamile Ocak, belde çalışmalarına ve projelerine yönelik konuştular. Eş Başkanlar büyük bir oy farkıyla kazandıkları beldeyi depremden sonra yeniden ayağa kaldırmak için çabalayacaklarını ifade ettiler.

    31 Mart Yerel Seçimlerinde yüzde 53 oranıyla Pınarbaşı (Bulam) Belediyesi Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) yönetimine geçti.

    Seçimi kazanan Eş Belediye Başkanları Hüseyin Uzun ve Kamile Ocak, halkın kendilerine verdiği desteği boşa çıkarmayacaklarını belirterek, halkın kendilerine inanarak, severek oy verdiklerini, ellerindeki bütün imkanlarla yaşadıkları mağduriyetlerin üstesinden gelmek için çaba sarf edeceklerini kaydettiler.

     “EŞ BAŞKANLIK SİSTEMİ KADINLAR TARAFINDAN İLGİYLE KARŞILANDI”

    Pınarbaşı Belediyesi Eş Başkanı Kamile Ocak, “Halkımızın bizi seçmesinin nedeni belde de bir değişiklik talebinin oluşmasından kaynaklıdır. Özellikle kadınlar ve gençler bizden yana iradelerini ortaya koydular. Bu kadar farkla kazanmamızın nedeni insanlara sunduğumuz projelerdir. Spor alanında olsun, gençlik alanında, kültür alanında olsun özellikle kadınların dayanışması var. Onları  iş alanlarına dahil etmek için projelerimiz var. Bundan ötürü Bulam halkı bizlere inandı ve destek verdiler. Seçim sürecinde kadın eş başkanların olması kadınlar tarafından ilgiyle karşılandı. Çalışmalarımızda farkettik zaten, aşırı bir ilgi ve yoğunluk vardı. Biz DEM Parti Belediyesi olarak kadınlarımızın yanındayız” şeklinde konuştu.

    “DEPREM MAĞDURİYETLERİNİ ATLATMAK İÇİN BELLİ BİR BÜTÇEYE İHTİYACIMIZ VAR”

    Pınarbaşı Belediyesi Eş Başkanı Hüseyin Uzun da depremin vurduğu belde de öncelliklerinin yıkılan duvarların ve parke taşlarının yeniden döşeneceğini söyledi ancak belde bütçesinin yetersiz olduğunu da ekledi.

    Uzun, konuya ilgili olarak şöyle konuştu:

    “Deprem mağduriyetinin giderilmesi için belli bir bütçeye ihtiyaç var. Buranın imar planının yeniden yapılması gerekiyor. Bulam dağlık bir bölge olduğu için duvarlar örülüp üzerine evler yapılmış, depremden sonra bu duvarların birçoğu yıkılınca yeniden duvarların örülmesi gerekiyor. O yüzden bizim buraya ciddi bir ödenek ayırmamız gerekiyor. Belediyenin bütçesi 1 milyon 200 bin. Personelin aylık giderleri sigorta hariç 1 milyon lira, kalan 200 bin lira ile ihtiyaçları karşılamak durumunda kalıyoruz bu da yapacağımız çalışmalar için yeterli bir bütçe değil.”

    “DEM PARTİ EŞ GENEL BAŞKANLARINDAN YARDIM SÖZÜ ALDIK”

    “Depremin üzerimizde bıraktığı etkiyi atlatmak için sosyal bir tesis kuracağız” diyen Uzun, “Cemevinin bulunduğu alana yakın bir yerde insanların sosyalleşebileceği, zaman geçirebileceği bir alan oluşturmak istiyoruz. Bunların hepsi için bütçe gerekiyor. DEM Parti Eş Genel Başkanları burayı kazanma durumumuzda büyükşehir belediyelerinin imkanlarıyla bize destek olacağının sözünü verdiler. Büyükşehirlerin destekleri doğrultusunda biz buralarda örnek bir belediyecilik yapabiliriz. Belediye olarak biz de durmayacağız çalışmalarımızı yürütebilmek amacıyla her kuruma, Avrupa Birliği’ne, belediyelerimize projelerimizi sunacağız. Halkımızın bize olan güvenini, desteğini boşa çıkarmamaya çalışacağız. Halkımıza mahcup olmamaya çalışacağız. Bunun için canla başla mücadelemizi edeceğiz” dedi.

    Kamber YILDIZ/ADIYAMAN

  • Doğan ve Kete: Aleviler ve Kürtler gidişatı durdurmak için CHP’ye oy verdi-VİDEO

    Doğan ve Kete: Aleviler ve Kürtler gidişatı durdurmak için CHP’ye oy verdi-VİDEO

    PİRHA – Demokratik Alevi Dernekleri Eş Genel Başkanları Kadriye Doğan ve Zeynel Kete seçim sonucunu değerlendirdiler. Doğan, Alevilerin ve Kürtlerin gidişatı durdurmak için CHP’ye oy verdiklerini belirtirken, Kete, “Başta Kürt halkı olmak üzere demokrasi güçleri, AKP -MHP ittifakının dinci, ırkçı, cinsiyetçi ve savaş politikalarına onay vermedi” dedi.

    31 Mart’ta yapılan Yerel Seçim süreci sona erdi. Türkiye genelinde CHP yüzde 37.8, AKP yüzde 35.5, Yeniden Refah Partisi yüzde 6.2, DEM Parti yüzde 5.7, MHP yüzde 5, İYİ Parti ise yüzde 3.8 oy aldı. Başta büyükşehirler olmak üzere ekonomik krizden olumsuz etkilenen seçmen iktidara, yerel seçimde faturayı kesti.

    CHP, elindeki Ankara, İstanbul, İzmir, Antalya’nın yanı sıra Bursa’yı da kazanarak, Türkiye’nin en büyük 5 ilinde yerelde iktidar oldu. DEM Parti ise Doğu ve Güneydoğu’da, kayyuma devredilen belediyelerini büyük ölçüde yeniden kazandı.

    Demokratik Alevi Dernekleri(DAD) Eş Genel Başkanları Kadriye Doğan ve Zeynel Kete seçim sonuçlarını değerlendirdi. Başkanlar, sonuçların Aleviler açısından ne anlama geldiğini PİRHA’ya anlattılar.

    “ALEVİLER VE KÜRTLER ANA MUHALEFET PARTİSİNE ÇOK YOĞUN OY VERDİLER”

    DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, “Yüksek oy alan ana muhalefet partisinin (CHP) bu oyu alabilecek kadar mevcut uygulamalara ne kadar itirazı vardı? Mevcut savaş haline, yeni bir anayasaya, eğitimin dinselleşmesi ve Alevilerin eşit yurttaşlık talebi, Kürt halkının ana dil ve ulusal kimlik talepleri çok açık ve ortadayken bunlara ne kadar karşı çıktı da oy aldı?” diye sordu.

    CHP’nin Kürt sorununun çözümüne karşı olumlu bir tepkisinin olmadığını da söyleyen Doğan, “Buna rağmen halk gidişata itiraz noktasında mevcut ana muhalefet partisine oy verdiğini, Alevilerin çok yoğun oy verdiğini, batı metropollerinde Kürtlerin de yoğun olarak yine mevcut ana muhalefet partisine yönelerek oy verdiğini çok net bir şekilde söyleyebilirim. Bunu biliyoruz hatta kendi içimizde böyle bir yönelmeye zorlanmış durumdayız. Çünkü başkanlık sisteminden dolayı kötünün iyisi diyerek mevcuta yönelme söz konusu oldu” diye konuştu.

    “BU SEÇİMDEN GERİYE KALAN EN AĞIR MİRAS ‘TAŞIMALI SEÇMEN’”

    Kürt illerinde yapılan taşımalı seçmen meselesine de değinen Doğan, konuya ilişkin şu yorumda bulundu:

    “Tarihsel olarak ve insanlığın hafızalarında kalacak olan en önemli olaylardan birisi de Kürdistan bölgesindeki taşımalı seçmen meselesiydi. İktidar insanların iradesine direkt ipotek koydu. Bu kabul edilebilir değildir. Buna karşı da ben herhangi bir kesimden veya herhangi bir partiden itiraz da duymadım. Bu bence bu seçimden geriye kalan en ağır miras.”

    “TALEPLERİMİZİ DAHA CANLI BİR ŞEKİLDE ORTAYA KOYMAMIZ GEREKİYOR”

    Ana muhalefet partisinden Aleviler ve Kürtler üzerine iktidarın uyguladığı politikalara karşı herhangi bir itiraz göremediğini ifade eden Doğan, şunları söyledi:

    “Ben bir kadın, bir Kürt, bir Alevi olarak açıkcası beklentim çok da yüksek değil. Son tahlilde yine bu enerjinin belli çevrelerin potasında eritileceği kaygısını yaşıyorum. Çünkü bugün zindanlar muhaliflerle dolu ve zindanlarda açlık grevleri var, barış anneleri dışarıda bunun temsilini yürütmeye çalışıyorlar ve iktidarın ağzında yeni bir savaş konsepti gündemde biz buna itirazı çok da duymuyoruz. Özellikle Alevilerin ÇEDES programı Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Alevi Bektaşi Başkanlığı’nın oluşturulmasına karşı da bir itiraz göremiyoruz. Toplumda gidişata bir hayır var. Bu ‘hayır’ ı çok güzel dillendirdiler. Ama bu neye evrilecek? Bizim için gözlenmesi gereken, hassas olan bir yerde duruyor. Hak ve hakikat mücadelesi verenlerin örgütlenmede ve mücadelede mevcut duruma karşı teslimiyet değil hassasiyet geliştirmemiz gerekiyor. Taleplerimizi daha canlı bir şekilde ortaya koymamız gerekiyor.”

    TAŞIMALI ASKER VE POLİS GÜÇLERİ İLE ADALETSİZ BİR SEÇİM SÜRECİ TAMAMLANDI

    DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete ise seçim sonuçlarına ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

    “AKP -MHP ittifakı devletin her türlü zor ve ideolojik aygıtlarını kullandığı, ayrıca her türlü maddi imkanları seferber ederek, baskı, sindirme, tehdit gibi sindirme yöntemlerini kullandığı, taşımalı asker ve polis güçleri ile adaletsiz bir seçim süreci tamamlandı. Bütün bunlara rağmen DEM Parti’nin kayyum belediyelerini geri alması, kazandığı belediye sayısını arttırması önemli bir başarıydı. Türkiye metropollerinde kent uzlaşısının birçok yerde karşılık bulması, HÜDA-PAR anlayışının karşılık bulamaması çok önemliydi. Başta Kürt halkı olmak üzere demokrasi güçleri AKP-MHP ittifakının dinci, ırkçı, cinsiyetçi ve savaş politikalarına onay vermedi. Ayrıca bu mana ile Alevilere yönelik asimilasyon politikalarının da kabul edilmediği anlamına geldi.”

    Devrim FINDIK-Eren GÜVEN/PİRHA

  • PSAKD Samandağ Şube Başkanı Uysal: Kurtuluş seçim ve sandık mı?

    PSAKD Samandağ Şube Başkanı Uysal: Kurtuluş seçim ve sandık mı?

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği(PSAKD) Samandağ Şube Başkanı Mehmet Uysal, ikinci tur cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin PİRHA’ya değerlendirme yaptı. Seçim meselesinin bir beka meselesi olduğunu söyleyen Uysal, “Seçim bize Türkiye gibi ülkelerde güçlenmiş olan iktidarların, kimlik vererek mültecilere oy kullandırabilme olanağına, ölülere oy kullandırabilmelerine ve hatta oyların sayımına bile güçlerinin yettiğini gösterdi” dedi.

    6 Şubat Maraş merkezli depremlerde kendisi de etkilenen Samandağ PSAKD Şube Başkanı Mehmet Uysal seçim sonuçlarını bir depremzede gözüyle PİRHA‘ya değerlendirdi.

    “SEÇİMLERİN KURTULUŞ YOLU OLMA DURUMU SORGULANMALIDIR”

    ‘Türkiye’de iktidarları gerçekten halk mı seçiyor ya da gerçekten halkın çoğunluğunun istediği kişiler mi iktidar oluyor’ diye soran Mehmet Uysal, “Peki şuan düne göre olumlu olarak değişen ne oldu. Eğer gerçekten kurtuluş sandıktaysa sonuç sandıktan da çıktığına göre kurtuluş olmalıydı. Ya da gerçekten ülkemizde onca seçim olduğuna göre hak gaspları faili meçhuller zamlar enflasyon çoktan bitmiş, halkın refahı, özgürlüğü iyileşmiş olmaz mıydı? Eğer bu sayılanlar gerçekleşmiyorsa seçimlerin kurtuluş yolu olma durumu sorgulanmalıdır” dedi.

    “MUHALEFET İKTİDARA GELSEYDİ GERÇEKTEN HALK İKTİDARI MI OLACAKTI?”

    ‘Halkımız hangi iktidar gelirse gelsin şu ana kadar hep ezilen şuana kadar hep duyguları, inancı, hakkaniyeti istismar edilmiş; hiçbir iktidar döneminde refah bir seviyeye gelememiştir’ diyen Uysal sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Muhalefet dediğimiz kesim iktidara gelseydi gerçekten de halk iktidarı mı olacaktı yoksa rantın ihalelerin güzergahı mı değişecekti? Bunların hepsinin çok iyi düşünülmesi gerek. Bütün iktidarlar döneminde işçiler ölüme terkedilmiş, ezilen inançlar daha çok ezilmiş, esnaf borçtan belini doğrultamamış ve köylülük gitgide daha kötü hale getirilmiştir. Bu süreç içerisinde sürekli seçim olduğuna göre de bütün bu yaşanılanların sebebi ne olabilir? Ve son soru acaba kurtuluş seçim ve sandık mı?”

    Devrim FINDIK / SAMANDAĞ

  • Küçükkeleş: Başarmak, sandıkta yenmek, yenişmek meselesi değildir-VİDEO

    Küçükkeleş: Başarmak, sandıkta yenmek, yenişmek meselesi değildir-VİDEO

    PİRHA – Can Tv Yayın Kurulu Üyesi Çilem Küçükkeleş, seçim sürecindeki birlikteliklerin değerli olduğunu belirterek, bir motivasyona ihtiyaç olduğuna işaret etti. Herkesin aynı AKP’yi görmediğini, partinin devletleşmesine, devletin de partileşmesini hatırlatan Küçükkeleş, “Sandığın aslında bir demokratik çözüme doğru bu ülkeyi götüremeyeceğini gözden kaçırdık” dedi.

    28 Mayıs Cumhurbaşkanı Seçimi’nin ikinci turunda sonuçlar açıklandı. Recep Tayyip Erdoğan oyların yüzde 52,16’sını; Kemal Kılıçdaroğlu ise yüzde 47,84’ünü aldı. Yüksek Seçim Kurulu (YSK) da kesin sonuçlar neticesinde Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden Cumhurbaşkanı seçildiğini ilan etti.

    Can Tv Yayın Kurulu Üyesi Çilem Küçükkeleş, seçim sonuçlarına ilişkin ve bundan sonraki süreçte ne yapılması gerektiğine dair PİRHA‘ya bir değerlendirme yaptı.

    Bu ülkede son süreçte yaşananlar üzerinden bir seçim sonucu beklemenin büyük hatalardan biri olduğunu söyleyen Küçükkeleş, seçim sonuçlarının 4 yıldır siyaseti eyleyiş halinin bir sonucuyla karşı karşıya kalındığını söyledi.

    Türkiye’nin çok önemli bir kesiminin bir araya geldiğini, bunun değerli olduğunu belirten Küçükkeleş, “Bu kesimi artık bundan sonra bir arada tutmaya, güçlü tutmaya ve yeni döneme ilişkin bir moral ve motivasyona ihtiyaç var” dedi.

    “Başarmak, sandıkta yenmek, yenişmek meselesi değil. Başarmak, seçmek ve seçilmek meselesi de değil” diyen Küçükkeleş, Alevi kurumlarına bundan sonrası için büyük görev düştüğünü söyledi.

    “Aleviler olarak büyük bir deneyimimiz var” diye konuşan Küçükkeleş, “Biz gördük ki kaleler yıkıldı ama insanlık hep hayatta kaldı. Doğal olarak da kalmaya devam edecek” dedi.

    “HEPİMİZ AYNI AKP’yi GÖRMEDİK”

    Küçükkeleş, herkesin aynı AKP’yi görmediğini, partinin devletleşmesine, devletin de partileşmesine vurgu yaparak şunları dile getirdi:

    “Gördüğümüz şey, ortaya çıkan tablo, kuzeyi ve ortası sapsarı, doğusu ve kısmen güneyi kıpkırmızı bir Türkiye haritasına getirdi bizi. Belli ki hepimiz aynı şeyi hissetmedik, belli ki hepimiz aynı AKP’yi görmedik. Belli ki siyasete bakış ve eyleyiş tarzımızda büyük farklılıklar var ve gerçekten çok kutuplaşmış bir topluma doğru dönüşmüşüz. Şunu gözden kaçırdık. Aslında bu siyasi partiler arasında bir yarış değil, devletleşmiş AKP. Bunu tekrar söyleyeyim. Bu cümleyi çok kurduk ama anlamını yeterince ifade edemedik. Yani bir partinin devletleşmesi, devletin bir partileşme meselesinde sandığın aslında bir demokratik çözüme doğru bu ülkeyi götüremeyeceğini gözden kaçırdık. Ama ikinci tura giderken Türkiye toplumlarının temel ihtiyacının militarizm olduğu, en büyük rahatsızlığının göçmen politikaları olduğu üzerinden bir siyasetle ikinci tura gidildi ki belki buradan şaşmamak önemliydi. Ama sonuçta ne olursa olsun nasıl bir dil kurulursa kurulsun Türkiye’nin çok önemli bir kesimi bir araya geldi, bu değerli ve kıymetli. Bu kesimi artık bundan sonra bir arada tutmak, güçlü tutmak ve yeni döneme ilişkin bir moral ve motivasyon ihtiyacı var.”

    “ALEVİ KURUMLARINA BÜYÜK GÖREV DÜŞÜYOR”

    Sandıkla bir şey başarılamayacağını belirterek, örgütlü gücün önemine dikkat çeken Çilem Küçükkeleş, Alevi kurumlarına bu konuda büyük görev düştüğünü de söyleyerek, “Başarmak, sandıkta yenmek yenilmek meselesi değil. Başarmak, seçmek ve seçilmek meselesi de değil. Ki bunu mesela en iyi biz Aleviler biliriz. Hiçbir şey komple simsiyah değildir. Hiçbir şey sadece şer değildir. Her şerrin hayrı, her siyahın beyazı beraberindedir. Doğal olarak da şimdi tam da beyaz olandan hayır olandan doğru siyaset eyleme zamanıdır. Belli ki birlikte hareket etme, daha demokratik bir halk hareketine bugünlerde çok ihtiyaç var. Burada Alevi kurumlarına da büyük görev düşüyor. Bizim Aleviler olarak bundan sonrasına ilişkin bu ülkede yaşama gerekçemizi, birlikte durma gerekçemizi en güçlendirecek kurumlar Alevi kurumlardır. Bunlar bizim örgütlü gücümüzdür ve örgütlü gücümüzün bu sürece öncülük etmesine ihtiyaç var” ifadelerini kullandı.

    “BU MOTİVASYONU, BU BİRLİKTELİĞİMİZİ HİÇ UNUTMAYALIM”

    “Sistemin bütün kirliliğine rağmen bu dünyada temiz kalmayı başarabildik” diyen Küçükkeleş, şöyle devam etti:

    “Bu sistemin 20 yılıyla önemli derecede mücadele ettik. Bu sistemin bütün kirliliğine rağmen bu dünyada temiz kalmayı başarabildik. Bütün bu kaos ortamında insanlığı savunmaya devam ettik. Bu toplumda bu hala var ve bize en çok kendini depremde gösterdi. Bu iyilerin birliği diyelim. Belki hiçbir gücü olmayan, cebindeki üç kuruşuyla bile toplum birbirine yetişti ve derman olmaya çalıştı. Bu motivasyonu, bu birlikteliğimizi hiç unutmayalım.”

    “KALELER YIKILDI AMA İNSANLIK HEP HAYATTA KALDI”

    Aleviler olarak büyük bir deneyim yaşadıklarını belirten Küçükkeleş, “Belli ki hepimizin yenilenmesi gereken yeni bir süreç var. Bu yenilenme her şeyi bir kenara atan, deneyimden faydalanmayan değil tam tersi bu deneyimi güçlendiren, değiştiren, dönüştüren ve dünya döndüğü için bunun da dönüp kendini yenilemesi gerektiğini unutmadan bir yol katetmeye ihtiyaç var, diye düşünüyorum. Biz Aleviler bu dünya üzerinde Hızır’a inandığımız sürece yaşam devam eder biliriz. Hızır’ın ayağının değdiği her yer yeşilse hep hayat vardır biliriz. Hayat var, yeşermeye devam ediyor. Biz de yaşamaya devam ediyoruz. Aleviler olarak büyük bir deneyimimiz var. Biz gördük ki kaleler yıkıldı ama insanlık hep hayatta kaldı. Doğal olarak da kalmaya devam edecek. Bunun pozitifini tutmak, yakalamak, dil olarak çoğaltmak, bu yenilmişlik duygusundan toplumu çıkarmak gibi Aleviler olarak bir görevimiz olduğunu düşünüyorum” dedi.

    Devrim FINDIK / İSTANBUL

  • ‘Kimse halkın iradesine ipotek koyamaz’-VİDEO

    ‘Kimse halkın iradesine ipotek koyamaz’-VİDEO

    PİRHA- Seçim sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Alevi Dernekler Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat, seçime eşit koşullarda gidilmediğini belirterek AKP’nin toplumu kutuplaştıran tehdit dili kullanmasını eleştirdi. 

    Seçimlerin üzerinden bir hafta geçmesine rağmen İstanbul’da hala geçersiz oyların sayımı devam ediyor. AKP hükümetinin ‘seçimlerde hile var’ iddiaları sürerken, siyasi partilerden, sivil toplum kurumlarından ve Alevi kurumlarından da değerlendirmeler gelmeye devam ediyor.

    Alevi Dernekler Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat, seçim sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerini PİRHA’ya anlattı.

    Fırat, AKP’nin 17 yıllık iktidarı döneminde uyguladığı baskıcı politikalara vurgu yaparak seçim sonuçlarının insanlarda bir umut yeşerttiğini söyledi. Bu seçimin toplumların bir araya gelerek zalimleri alaşağı edebileceğini gösterdiğini ifade eden Fırat, seçimin üzerinden bir hafta geçmesine rağmen hala geçersiz oyların sayımının bitmemesini eleştirdi.

    “HAK SAHİBİNE VERİLMEZSE TOPLUMUN SEÇİME GÜVENİ KALMAZ”

    AKP iktidarının İstanbul ile ilgili ciddi planları olduğunu dile getiren Fırat, İstanbul’daki belirsizliğe ve AKP’nin ısrarına da değinerek “Baskı ve dalavereyle hak sahibine verilmezse toplumun seçim, hukuk, adalet gibi tabirlere güveni kalmaz. Toplum kendi adaletini sağlamaya yönelik çabalar gösterecektir.” dedi. Muhalif kesimlerin her gün ötekileştirildiğini belirten Fırat, Türkiye’de sorunların ve sıkıntıların özgürce konuşulup tartışılması gerektiğini kaydetti.

    ALEVİLER EŞİT HİZMET İSTİYOR

    Seçimlerden sonra Aleviler açısından çok değişen bir şey olacağına inanmadığını söyleyen Fırat, belediyenin yapması gerekenin ırkı, rengi, dili, dini, kökeni ne olursa olsun ayırmaksızın eşit hizmet verilmesini arzuladıklarını belirtti. Fırat, Aleviler olarak bir ayrıcalık istemediklerini diğer inançlara verilen hakların kendilerine de verilmesini istedi.

    “KİMSE HALKIN İRADESİNE İPOTEK KOYMA HAKKINI KENDİNDE GÖRMEMELİ”

    Seçimin üzerinden bir hafta geçmesine rağmen çoğu yerde mazbataların verilmemesinin gasp ve halkın iradesine ipotek konulması olduğunu kaydeden Fırat, cumhurbaşkanı Erdoğan ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun toplumu karşı karşıya getirecek bir tehdit dili kullandıkları için halkın onlara oy vermediği düşüncesinde olduğunu aktardı. Artık bu baskıcı politikadan vazgeçilmesi gerektiğini dile getiren Fırat, “‘İllaki bir yeri ben idare edeceğiz, ben yoksam orası yok’ mantığı demokrasiye sığmaz. Biz demokrasinin işletilmesi taraftarıyız. Bir an önce mazbataların verilmesi lazım. Hak sahibine verilmeli. Halkın iradesine kimse ipotek koyma hakkını kendinde görmemeli.” dedi.

    Seçimlere demokratik ve eşit bir ortamda gidilmediğine değinen Fırat, hükümetin doğu illerinde yaptığı askeri baskıya rağmen sandığa giden insanları alkışlamak gerektiğini söyledi. Fırat, doğudaki seçimlerin geniş bir şekilde analiz edilmesi gerektiğini de ekledi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • PSAKD Güngören Şube Başkanı Özbay: Daha fazla çalışılarak süreç iyiye götürülmeli

    PSAKD Güngören Şube Başkanı Özbay: Daha fazla çalışılarak süreç iyiye götürülmeli

    PİRHA- Yerel seçimlere ilişkin değerlendirmelerde bulunan PSAKD Güngören Şube Başkanı Zeynel Abidin Özbay, budan sonra daha fazla çalışılarak sürecin iyiye doğru götürülmesi gerektiğini vurguladı. 

    Türkiye 31 Mart’ta sandığa gitti. Muhtarlık, belediye meclis üyesi, ilçe ve il belediye başkanlarının seçildiği seçimin sonuçları da Millet İttifakı ve Cumhur İttifakı arasında başa baş gitti.

    Birçok siyasi parti, sivil toplum kuruluşları, Alevi kurumlarından da seçim değerlendirmeleri gelmeye başladı. Seçimleri PİRHA’ya değerlendiren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Güngören Şube Başkanı Zeynel Abidin Özbay, budan sonra daha fazla çalışılarak sürecin iyiye doğru götürülmesi gerektiğini vurguladı.

    “CHP, AKP’NİN BASKICI POLİTİKASINDAN DOLAYI KAZANDI”

    Güngören’de CHP’nin yanlış politika gütmesinden dolayı Güngören Belediye Başkanlığı’nın kaybedildiğini belirten Özbay, alınan oyların yeterli olmadığını daha fazla oy almaları gerektiğini söyledi.

    CHP’nin İstanbul Ankara gibi büyük şehirleri almasının nedeninin AKP’nin baskıcı politikası olduğunu kaydeden Özbay, CHP’nin kaybetmemesi gereken Balıkesir, Zonguldak, Giresun gibi illerde kaybettiğini hatırlattı.

    Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) alacağı kararın bundan sonrası için önemli olduğunu ifade eden Özbay, ülkenin üzerindeki ekonomik bozukluğu atması için erken seçim olması gerektiğini söyledi. (HABER MERKEZİ)

  • Alevi kurum başkanları: Mücadele bundan sonra başlıyor

    Alevi kurum başkanları: Mücadele bundan sonra başlıyor

    PİRHA- 24 Haziran seçimlerini değerlendiren Alevi kurum başkanları adil bir yarışın olmadığını belirterek, Alevilerin bundan sonraki süreçte mücadelelerini sürdürmeleri gerektiğine vurgu yaptılar. 

    GÜZELGÜL: MÜCADELEDEN TAVİZ VERMEDEN YOLA DEVAM ETMELİYİZ

    Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Hüseyin Güzelgül, OHAL’in baskı ve adaletsizliğine rağmen yüksek oranda sandık başına giden herkese teşekkür ederek konuşmasına başladı.

    Güzelgül sözlerini şöyle sürdürdü:

    “16 yıldır yapılan seçimlerin olağanüstülerinden bir tanesini daha yaşadık. Ama mecliste ilk olarak kemikleşmiş Türkçü İslamcı ideolojisini, o çoğunluğu kayıp ettirdi onlara. Diğer taraftan MHP ittifakı ile 343 milletvekiliyle her istediğini yapamayacak duruma da geldi. Burada kaybetmiş vaziyette. Ondan sonra HDP’nin de üçüncü parti olarak meclise girmesinin ayrı bir önemi var. Fakat daha fazla halkla bütünleşmek ve duruşumuzdan mücadelemizden taviz vermeden yolumuza devam etmemiz lazım. Bunu gittikçe yoğunlaştırmak lazım. Halkı da baskı, zulüm altında olduğunu göstermek için alanlarda gördük. Onunla yetinmemeliyiz. Her tarafta her alana gidip halkla bütünleşip halkın önerilerini, taleplerini dinleyip harmanlayıp o yolda mücadeleyi sergilemek lazım.”

    GANİ KAPLAN: HALKIN ÖZGÜR İRADESİ SANDIĞA YANSIMADI

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Gani Kaplan, bu seçimlerde 16 yıllık AKP iktidarının değişebilir algısı oluştuğunu söyledi. Kaplan, “Fakat seçim sonuçları bu algıyı ortadan kaldırdı. Demek ki yanlış bir değerlendirme yapmışız. Fakat bu seçimlerde yine bundan daha önceki seçimlerde de iktidar bir türlü şu algıyı kuramadı bir oy çalındı algısı hala bu ülkede kırılamadı. Bunun mutlaka kırılması gerekiyor. En azından bu seçimlerde bunun aşılması gerekiyordu. Özgür iradesi halkın özellikle bazı bölgelerde sandığa yansıdığı kanısında değilim” dedi.

    Kaplan, seçim sonuçlarının Aleviler açısından önemine şu sözlerle değindi:

    “Büyük bloklaşma var. Bu noktada Aleviler çözüm noktasında değiller. Mutlaka halklar arası diyaloğun ve halklar arası empatinin mutlaka sağlanması gerekiyor. HDP’ye oy veren Alevi terörist değildir, CHP’ye oy veren Alevi de gerici değildir. Bu noktada bakmak gerekiyor bu işe. Milletvekilliğine baktığımız zaman da iki partinin de Alevileri tatmin etmediği konusunda Alevi kurumları olsun Alevi halkı olsun hemfikirdir. Ancak çok kızdığımız hatta zaman zaman sitem ettiğimiz CHP’nin yönetimine bu konuda çok sitem ettik. Ancak baktığımızda seçmenini bu konuda özgür bıraktığını yani HDP’ye oy verme noktasında özgür bıraktığını da gördük. Bizim açımızdan 24 Haziran’da oy vermeye giden Alevi için neyse Türkiye’nin o günkü hali çıkan sonuçlar odur. Üç milletvekilinden fazla girmesiyle Türkiye sorunlarının çözüleceği kanısında değiliz. Biz umutluyuz. Yalnız Türkiye’nin geleceğine dair umutlanmamız gereken bir sonuç da çıktı. Karşımızda çok güçlü bir iktidarın olduğunu her zaman vurguladık. Alevi toplumu, demokratik kitle örgütleri, siyasi partiler mücadele hakkını farklı bir alanda değerlendirmelidir. Daha fazla dokunarak, daha fazla kendilerini anlatarak umut ediyorum ki önümüzdeki süreçte sağlıklı bir yol alırız.”

    AYDIN DENİZ: SEÇİMLERE GÜVEN BOŞA ÇIKMAYA BAŞLADI

    Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz de 24 Haziran seçimlerine ilişkin şu ifadeleri kullandı:

    “Hak talep mücadelesindeki meclise giren 3 Alevi milletvekilinin takipçimiz olarak orada yer alacaklardır bu sevindiricidir ama genel olarak seçimler demokratik mücadele verenler için hayal kırıklığı yaratmıştır. Başta Alevi kurum temsilcisi olan vekiller olmak üzere diğer tüm vekillerin üzerine ciddi bir yük binecektir. Bunu omuzlayacak ve önümüzdeki süreci örecek parlamentoda ayağını oluşturabilecek yapılanmaya gitmek gerekiyor. Bununla ilgili de Alevi hareketinin de ciddi bir şekilde toparlanıp önümüzdeki yaşanacak sıkıntılı süreçte kendisine yol haritası çıkarmak zorunluluğu ortaya çıkıyor.

    Seçim sonuçları ise çok ciddi bir şekilde yeni gençlerin de gelmesine rağmen yeni katılanların sanki AKP’ye katılmış gibi bir hava yaratılıyor. Demokrasiden yana olan diğer gençlerin oyları çalınmış gibi geliyor açıkçası. Çok ciddi beklentilerin altında oylar alındı. Demokrasi güçlerinin umduğumuzdan çok altında olması Türkiye’deki seçimlerin adaletsiz olarak devam edeceğinin göstergesi olmuştur. Dolayısıyla artık seçime olan güvenimiz de boşa çıkmaya başladı.”

    ZEYNEL ŞAHAN: ALEVİLERDE TESLİMİYET YOKTUR

    Meclise giren 3 Alevi vekile başarılar dileyerek konuşmasına başlayan Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Başkanı Zeynel Şahan, “Bütün yetkileri elinde bulunduran bir mecliste milletvekili olmak toplum açısında ne kadar faydalı olacak tartışmalı ve de hiçbir önemi de yoktur” dedi. HDP’nin barajı geçmesini önemli bulduklarını ifade eden Şahan, “Çünkü her düşüncenin her siyasi görüşün mecliste bulunması demokrasi açısından önemli. Ama meclisi ne kadar yönlendirebilecekler ne kadar etkili olabilecekler bunu zaman gösterecek” ifadelerini kullandı.

    “Alevi toplumu açısından bakarsak nasıl bir süreç işleyeceği aslında belli” diyen Şahan sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu zamana kadar iyi olmadığı bugünden sonrada iyi olmayacağı gözüküyor. Tabii ki hayat devam ediyor, demokrasilerde mücadeleye devam etmek vardır pes etmek yoktur. Alevilerin de tarihine bakacak olursak inandığı değerler doğrultusunda her zaman yürüyeceklerdir. Teslimiyet yoktur, pes etmek yoktur. Ancak Alevilerin de oturup aklı başında bir değerlendirme yapmaları gerekmektedir.”   (HABER MERKEZİ)