Etiket: seçim iptali

  • CHP, YSK’ye başvurdu: İlçe seçimlerini ve 24 Haziran’ı da iptal edin-VİDEO

    CHP, YSK’ye başvurdu: İlçe seçimlerini ve 24 Haziran’ı da iptal edin-VİDEO

    PİRHA – CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek, YSK’nin İstanbul’da seçimlerin yenilenmesi yönünde aldığı kararın ardından itiraz dilekçesi sundu. Erkek, yaptığı açıklamada, “İmamoğlu’nun mazbatasını iptal ediyorsanız Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da görevine son verin” dedi.

    YSK’nin İstanbul’da seçimlerin yenilenmesi yönünde aldığı kararın ardından CHP harekete geçti.

    CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek, “24 Haziran 2018 tarihinde yapılan Cumhurbaşkanı ve Milletvekili Genel Seçimleriyle, 31 Mart 2019 tarihinde gerçekleşen İstanbul Yerel Seçimlerinin tam kanunsuzluk sebebiyle iptali” istemiyle YSK’ye itiraz dilekçesi sundu.

    Muharrem Erkek basın mensuplarına da açıklama yaparak, “Eğer İstanbul’daki yerel seçimlerde ‘organize usulsüzlük var. Sandık kurullarında kamu görevlisi olmayan kişiler usulsüzlük yaptı diyorsanız aynı olaylar 24 Haziran’da da yaşandı” dedi.

    “CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ DE MEŞRU VE YASAL DEĞİLDİR”

    Muharrem Erkek’in açıklamaları şöyle:

    “Yüksek Seçim Kurulu, Sayın Ekrem İmamoğlu’nun mazbatasını ‘İstanbul’da sandık kurullarında kamu görevlisi olmayan kişiler görev yaptı’ gerekçesiyle iptal etti. Yüksek Seçim Kurulu, bu görevin seçim sonucunu nasıl etkilediğini hiç inceleyip araştırmadan geçmişte verdiği kökleşmiş tüm kararlarına karşı aksi bir karar vermiş oldu. Önemle şunu vurgulamak istiyorum; 24 Haziran’da cumhurbaşkanı ve milletvekili genel seçimi, 31 Mart’ta yerel seçim yapıldı. Her iki seçimde aynı yasaya, aynı genelgelere ve aynı uygulamalara dayanılarak yapıldı. Eğer siz İstanbul’daki yerel seçimlerde organize usulsüzlük ve şaibe var, sandık kurullarında kamu görevlisi olmayan kişiler usulsüzlük yaptı diyorsanız aynı olaylar 24 Haziran’da da gerçekleşti. Yani bir şeyler olduysa eğer 24 Haziran’da da oldu. Sayın Ekrem İmamoğlu’nun seçimi şaibeli diyorsanız 24 Haziran’daki Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçimi de şaibelidir. Eğer ‘Ekrem İmamoğlu’nun seçimi meşru yasal değil’ diyorsanız 24 Haziran’daki Cumhurbaşkanlığı seçimi de meşru ve yasal değildir. Çünkü 24 Haziran’da da Türkiye genelinde on binlerce kamu görevlisi olmayan kişi sandıklarda görev yaptı. Eğer kamu görevlisi olmayan kişiler görev yaptığı gerekçesiyle seçimi iptal ediyorsanız 24 Haziran’da yapılan seçimleri de iptal etmek zorundasınız. Yüksek Seçim Kurulu’na tam kanunsuzluk sebebiyle başvurduk bir tam kanunsuzluk ortaya çıkmışsa eğer ki Yüksek Seçim Kurulu kendi iptal kararıyla ‘kamu görevlisi olmayanlar görev yaptı ve bu da seçimin iptalini gerektiriyor’ diyorsa o zaman 24 Haziran seçimleri de iptal edilmek zorunda.”

    “BUGÜN NE DEĞİŞTİ?”

    YSK’nin önceki seçim süreçlerinde aldığı kararlara da atıfta bulunan Muharrem Erkek, şöyle devam etti:

    “YSK ‘bir usulsüzlük varsa eğer dahi bu seçimin iptalini kesinlikle mümkün kılmaz. Seçimi yenilemem’ diyordu. Bugün ne değişti? AK Parti’nin itiraz dilekçesinde dahi ortaya somut bir şey konulamadı. 31 Mart’tan sonra günlerce, haftalarca oylar yeniden yeniden sayıldı. İstanbul’da görev yapan sandık kurulu başkanlarını Ekrem İmamoğlu mu belirledi?

    En mükemmel Adalet vicdandır. Ekrem İmamoğlu’nu 39 ilçede oy kullanan İstanbullu seçti. Aynı zarftan çıkan diğer sonuçları ne için iptal etmiyorsunuz?”

    Son seçimde görev yapan sandık kurulu başkan ve üyelerinin büyük bir çoğunluğu 24 Haziran’da da görev yaptığının altını çizen Muharrem Erkek, “Vicdanlara sesleniyoruz. Bu mücadele demokrasi mücadelesidir. Bu mücadele sadece CHP’nin ya da Ekrem İmamoğlu’nun değil. Önemli olan demokrat olmaktır. Onun için biz bu başvuruyu yaptık. Bakalım inceleyebilecekler mi. Bakalım cesurca kararlarının arkasında durabilecekler mi” sözleriyle konuşmasına son verdi.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Turan Eser: YSK, İslamcıların ümmet inşasına destek olmuştur

    Turan Eser: YSK, İslamcıların ümmet inşasına destek olmuştur

    PİRHA – Yazar Turan Eser, İstanbul’da yenilenecek olan seçimlere dair “Çünkü AKP ve siyasal İslamcılar için İstanbul’un tarihsel bir önemi vardır. Sonucu hazmedemediler. Umutla, akılla, vicdanla hep birlikte, gelin canlar iri, diri, bir olarak sandığa gidelim. Bahar’ı kazandık, Yaz’ı da kazanacağız” yorumunu yaptı.

    YSK’nin aldığı İstanbul yerel seçimini yenileme kararı tartışmaları sürüyor. Yazar Turan Eser, YSK kararına göre, sandık kurullarının kusurlu gösterilmesine işaret ederek, aynı kurulun muhtarları, ilçe belediye başkanları ve ilçe belediye meclis üyelerini kusursuz bulduğunun altını çizdi.

    BirGün gazetesindeki yazısında ortaya çıkan tabloyu, “Bu durum elbette ‘tuhaf” değil, hukuka ve demokrasiye rağmen korunmak istenen tek adam rejiminin bekası için alınmıştı” şeklinde yorumlayan Eser, İstanbul’un AKP için olmazsa olmaz bir öneme sahip olduğu vurgusunu da yaptı.

    Eser yazısında, seçimin yenilenmesinin nedenlerine değinerek şunları kaleme aldı:

    “YSK, sadece hukuksuz bir karar vermemiştir. Verdiği karar ile Türkiye’de siyasal İslamcılığın ekonomik, ideolojik, kurumsal ve rant ilişkileri üzerinden besleyen İstanbul Büyük Şehir Belediyesi’nin, AKP ve siyasal İslamcı odaklara teslim edilmesi müdahalesidir.

    İBB üzerinden beslenen siyasal İslamcı cemaatlerin, derneklerin, vakıfların, yandaş medyanın ve yandaş iş dünyasının beslenmesinin devam kararıdır. İstanbul’un milyonlarca TL kamu kaynağının yandaşlara aktarılmasına son verme iradesini beyan edenlere gözdağıdır.

    YSK, siyasal İslamcıların İstanbul merkezli ümmet inşasına kesintisiz devam etmesine destek olmuştur.

    Çünkü “İstanbul’u kazanan Türkiye’yi kazanır” sözü boşuna söylenmemiştir.

    İstanbul’da ya demokrasi, insan hakları, laiklik, sosyal bir hukuk devletine dayalı cumhuriyet kazanacak ya da  İstanbul’u tek adam rejimine dayalı, siyasal İslamcılığın ve ümmetin birliğinin başkenti ilan etmeyi hedefleyen iktidar bloku kazanacaktır.

    Çünkü AKP ve siyasal İslamcılar için İstanbul’un tarihsel bir önemi vardır.

    AKP camiasında yükselen “2019’da kaybedersek sadece biz değil ümmet kaybeder” sözü, İstanbul merkezli düşünülmelidir.

    Zira, İslamcılık denilince, ağırlıklı olarak akla Mısır, Suudi Arabistan, kısmen Hindistan-Pakistan, devrimden sonra da İran merkezli algılanır olmuştu. AKP ise bu algının, İstanbul merkezli değişmesini istiyor.

    Bu nedenle, İslami esaslara dayalı eğitim veren Mısır El Ezher Üniversitesi yerine İstanbul İslam Üniversitesi’nin merkez olmasını istiyorlar.

    Cidde merkezli İslam Ekonomik İşbirliği Merkezi’nin İstanbul’a geçmesini istiyorlar.

    İslamcılık için, modern İslam devleti ve Başkanlık rejimi modeli Türkiye ve İstanbul olmasını hedefliyorlar.

    Türkiye İslam ümmetinin kıblesi, İstanbul ise teolojik, ideolojik ve ekonomik merkezi haline gelmesini istiyorlar.

    “Yeni devlet kuruyoruz” dedikleri şey, tam da siyasal İslamcıların tarih tekerrür ettirmek isteyen bu arzusudur. 1870’lerin ve 1908’lerin 1918’de iflas etmiş siyasal İslamcılığın, bugün AKP ile ümmetin birliğini İstanbul merkezli olarak “yeniden” kurma rüyasındalar.

    31 Mart seçim sonucu, İslamcıların ve rantçıların bu rüyasını bozmuştur. Bozulan rüya şimdi YSK ile tekrar tutulmaya başlama umudunu yeşertmek istiyor.

    Yani, İstanbul AKP için “kutsal” bir davanın adıdır. Çünkü 1924’de hilafetin kaldırılışına kadar İslamcı fikriyatının ve hareketlerin merkezi İstanbul’du. Türkiye İslamcılığın merkezî konumunu, 1923’den beri  gizli ve açık ajandasında tutmuştur. Bugün İslamcı bir iktidar üzerinden, 2023 hatırlatma yapmak istiyorlar. İstanbul’suz bir hatırlatma ise mümkün olmayacağını biliyorlar.

    Dolaysıyla İstanbul seçimi, sadece bir İBB Başkanlığı seçimi değil, İstanbul üzerinden Türkiye’nin geleceğinin inşasına dair oylama olacaktır.

    Zira Ümmetin dünyasında ukde kalmış “cumhuriyet, laiklik demokrasi ve hukuk rejiminden” öç almakta vardır. Bu nedenle İstanbul Türkiye halklarının ve memleketin geleceği ile ilgili bir seçimdir.

    Bu açıdan 23 Haziran, laikliğin, demokrasinin, hukukun, adaletin, insan haklarının ve sosyal devletin ve demokratik bir cumhuriyet hedefinin kazanılması açısından hayati derecede önemlidir.

    İstanbul’da 16 milyon 31 Mart’ta kazanmıştı. Hazmedemediler. 23 Haziran’da yine kazanacağız. İstanbul için, hak için, adalet için, hukuk için, halkla, umutla, akılla, vicdanla hep birlikte, gelin canlar iri, diri, bir olarak sandığa gidelim. Bahar’ı kazandık, Yaz’ı da kazanacağız.”

    PİRHA/ANKARA

  • PSAKD’den seçim iptali tepkisi: Bu bir siyasi çıldırma halidir

    PSAKD’den seçim iptali tepkisi: Bu bir siyasi çıldırma halidir

    PİRHA – PSAKD Genel Merkezi, YSK’nin İstanbul seçimleri için aldığı iptal kararına dair yazılı açıklama yaparak “Bu bir siyasi çıldırma halidir. 23 Haziran’da ‘ya Cumhuriyet ya şeriat. Ya saray  ya demokrasi’ oylaması yapılacaktır” dedi.  

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi, Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimleri konusunda aldığı karara ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.

    Açıklamada, “Demokrasiyi savunacağız, laikliği kazanacağız” denilerek “23 Haziran’da ‘ya Cumhuriyet ya şeriat… ya saray, ya demokrasi’ oylaması yapılacaktır” ifadeleri kullanıldı.

    “HER KESİMDEN İNSANI DÜŞMAN İLAN ETTİLER”

    Açıklamanın tamamı şöyle:

    “Bilindiği gibi 31 Mart yerel seçim çalışmaları süresince, AKP-MHP birlikteliğinin ifade eden Cumhur İttifakının sözcülüğünü de propagandasını da devletin  tüm olanaklarını kullanarak Tayyip Erdoğan, Devlet Bahçeli ve Süleyman Soylu üstlenmişti. Özellikle bu üçlünün saldırgan ve tehdit dolu konuşmaları bizlere daha o günden  bunların seçimi kaybedeceklerini iyi bildiklerini gösteriyordu. Bu süreç bir yerel seçimin ötesinde 17 yıllık AKP iktidarının meşruiyetinin oylandığı bir seçim olmuştur. Ve ideolojisi, düşüncesi, inancı, kimliği ne olursa olsun halkın her kesiminden seçmen AKP’ye ‘DUR’ demiştir.

    Biz Aleviler ise her dönemde olduğu gibi yine demokrasiden, laiklikten  ve özgürlükten yana net bir tavır aldık. 31 Mart seçimlerinde tavrımız, Kürt illerinde kayyum ile gasp edilen belediyelerde bölge halkının iradesini gerçek anlamda temsil eden adayların desteklenmesi, batı illerinde ise gericiliğe ve faşizme karşı çağdaş, laik ve demokrat adayları destekleme şeklinde olmuştur.

    Bu bağlamda, Selahattin Demirtaş’ın mesajı ve HDP seçmeninin tavrı ise tam bir  yurtseverlik ve demokratlık örneği olarak tarihe geçmiştir. AKP ise ülke genelinde nefrete, kine ve kutuplaştırmaya dayalı bir siyaset anlayışıyla hareket etmiştir. Kemal Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliği hedef alınarak hem Kılıçdaroğlu’na hem de Alevilere defalarca hakaret edilmiştir. Özellikle İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun saldırgan, ötekileştirici, faşizan konuşmaları sonuç vermiş ve Kılıçdaroğlu linç edilerek öldürülmek kastı ile Ankara/Çubuk’ta saldırıya uğramıştır. Kılıçdaroğlu’nun  sığındığı evi kuşatan gözü dönmüş faşistler ‘Evi yakın, içindekilerle birlikte yakın…’ diye bağırarak saldırmışlardır. Biz bu sesi 2 Temmuz Sivas Madımak katliamından biliyoruz. Biz bu faşistleri Maraş’tan, Çorum’dan biliyoruz. 31 Mart seçim süreci biz Alevilere bir kere daha gösterdi ki, Adalet ve Kalkınma Partisi adlı Siyasal İslamcı örgütlenme, başta Aleviler ve Kürtler olmak üzere kendisinden farklı gördüğü diğer bütün kimliklere dönük olarak saldırganlığı, ötekileştirmeyi ve baskıyı esas alan bir politik anlayış ile demokrasi ve laiklik düşmanlığı üzerinden şekillenmiş bir yapıdır. Artık AKP, kendisi gibi düşünmeyenleri ötekileştirme aşamasını da geçerek kendisi ile aynı şeyleri söylemeyen her kesimden insanı düşman ilan etmiştir. Bu bir siyasi çıldırma halidir.

    “YA ŞERİAT YA DEMOKRASİ”

    AKP-Saray rejimi, Siyasal İslamı kurumsallaştırma; yani bir din devleti kurma hedefiyle hareket etmeye devam ediyor. AKP’nin 17 yıllık iktidarı süresince, çatışmalarda binlerle ifade edilen, yoksul Türk ve yoksul  Kürt  gençleri ölmüş, işsizlik çığ gibi büyümüş, Alevilere, Kürtlere, Ermenilere ve diğer birçok farklı kimliğe dönük  nefret söylemleri çoğalarak sürmüştür.

    Bu bağlamda 23 Haziran’da ‘’ya Cumhuriyet ya şeriat… ya saray  ya demokrasi’’ oylaması yapılacaktır.

    Biz zalimlerle hiçbir zaman aynı gemide olmadık. Biz her zaman ezilen, sömürülen ve yok sayılan mazlum halk kitleleriyle yan yana olduk. Biz aynı ülkede yaşayan Alevileriz, Kürtleriz, Türkleriz… Biz Anadolu’nun emekçileriyiz. Karanlığa karşı özgürlüğü, Saray-AKP rejimine karşı demokrasiyi, yobazlığa karşı laikliği mutlaka kazanacağız.”

    PİRHA / ANKARA