Etiket: seçim ittifakı

  • EMEP, SMF, TİP ve EÖC’den Dersim’de seçim ittifakı -VİDEO

    EMEP, SMF, TİP ve EÖC’den Dersim’de seçim ittifakı -VİDEO

    PİRHA- EMEP, SMF, TİP ve Emek ve Özgürlük Cephesi (EÖC), 31 Mart yerel seçimlerine, Dersim merkez ve ilçelerde ittifakla gireceklerini duyurdular. Yapılan ortak açıklamada, Dersim merkez ve ilçeleri kapsayan ortak program, ortak yönetim ve ortak protokolün en doğru, birleştirici ve demokratik bir ittifak olduğu belirtildi.

    Emek Partisi (EMEP), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve Emek ve Özgürlük Cephesi (EÖC), Dersim’de ortak bir basın toplantısı düzenleyerek, 31 Mart yerel seçimlerine Dersim merkez ve ilçelerde ittifak olarak gireceklerini duyurdular. İttifak adına yapılan ortak açıklamayı EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin okudu.

    “DERSİM, KENDİ SINIRLARINI AŞAN BİR MUHTEVAYA SAHİPTİR”

    Devrimci, demokratik ve ilerici cephe açısından seçimlerin en çok tartışıldığı, ittifaklar ve sonuçları itibariyle önem kazandığı yerlerin başında Dersim’in geldiğini belirten Ergin Tekin, Dersim’in özgünlüğüne dikkat çekerek şunları ifade etti:

    “Bu sebepsiz olmadığı gibi tarihsel ve güncel boyutlarıyla Dersim’in tarihsel, siyasal, sosyolojik, ulusal, inançsal, kültürel özgün kodlarıyla ve birikimleriyle birebir ilintili bir durumdur. Bu anlamıyla Dersim, kendi sınırlarını aşan ve devrimci, demokratik, yurtsever cephe ve kamuoyunda politik etkisi ve yansımaları belirleyici olan politik bir muhtevaya sahiptir. Aynı biçimde egemenlerin ve somuttaki temsilcisi AKP/MHP iktidarının Dersim’e yönelik tarihsel ve güncel olarak topyekûn ideolojik, siyasal ve kültürel saldırılarının mahiyeti de Dersim’in bu özgün politik gerçekliğinden kaynaklanmaktadır.”

    “BURJUVA BELEDİYECİLİĞİNE KARŞI HALKIN ALTERNATİF BELEDİYECİLİĞİNİ OLUŞTURACAĞIZ”

    Tekin, 31 Mart’ta gerçekleştirilecek yerel seçimlerde emeği, üretimi ve şeffaflığı merkeze koyan bir tutumla demokratik halkçı bir belediyecilik anlayışıyla hareket ederek, burjuva belediyeciliğine karşı halkın alternatif belediyeciliğini birlikte oluşturacaklarını vurguladı.

    “DERSİM MERKEZ VE İLÇELERDE ORTAK PROGRAM ETRAFINDA BİRLEŞTİK”

    Tekin, şöyle devam etti:

    “Dersim’in tarihsel, siyasal ve sosyolojik gerçekliği ve özgünlüğünü esas alan en geniş demokratik ittifakı savunarak kazanımla çıkmak tek politik doğrultumuzdur. Somut olarak, Dersim merkez, ilçeler ve bir beldeyi kapsayan ortak program, ortak yönetim ve ortak protokolün en doğru, birleştirici ve demokratik bir ittifak olduğunu savunarak, bu politik tutum etrafında birleştiğimizi buradan halkımıza ilan ediyoruz. Dünden bugüne Dersim özgülünde halkın kazanımıyla sonuçlanan bütün demokratik, halkçı yerel yönetim tecrübelerini kendi kazanımlarımız olarak görüyor, tereddütsüzce savunmaktayız. Olumsuzluk ve eksikliklerimizi aşmak, doğrularımızı ve ileri birikimlerimizi sahiplenerek çoğaltmak politik doğrultumuzdur.”

    PİRHA/DERSİM

     

  • Buldan: Aynı çuvalın içinde birbirlerini tırmalıyorlar!-VİDEO

    Buldan: Aynı çuvalın içinde birbirlerini tırmalıyorlar!-VİDEO

    PİRHA-HDP Eş Genel Başkanı Buldan’dan, mafya-siyaset tartışmalarına dair muhalefete çağrı yaparak “Derhal bir hakikatleri araştırma komisyonu kuralım” dedi.

    HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, partisinin haftalık grup toplantısında konuştu. Buldan, gündeme gelen mafya-siyaset-bürokrasi ilişkilerini değerlendirerek şu başlıklara değindi:

    “KOBANÎ KUMPAS DAVASI AKP’NİN İNTİKAM ALMA DAVASIDIR”

    “Ülke tam anlamıyla bir yangın yerine dönüşmüş durumda. Çöküş, çürüme, ortaya saçılan pislikler, hırsızlık, yolsuzluk, hukuksuzluk, ahlaksızlık, mafya ve çete düzeni, kara para, yalan, talan ve haram almış başını gidiyor.
    Bütün bunlar yaşanırken, iktidar ne yapıyor? Sincan’da bir AKP mahkemesi kurmuşlar, geçmişler kürsüye, senaryosunu önceden kurguladıkları Kobanî Kumpas Davasıyla güya HDP’yi yargılayacaklar. Yapılan duruşmalarda da herkes gördü ki ortada bir hukuk davası yoktur. Çünkü bu ülkede hukuk diye bir şey söz konusu değildir. Bu kumpas, çökmeye yüz tutmuş AKP iktidarının HDP’den siyasi intikam alma davasıdır.

    Kobanî Davası, AKP’nin HDP’yi engellemeye yönelik yürüttüğü bir siyasi parti faaliyeti ve seçim çalışmasıdır. Ancak kumpaslarla siyasi yargılama yapmak isteyen iktidar bu davada suçüstü yakalanmıştır, hukuksuzlukta suçüstü yakalanmıştır. IŞİD’i sahiplenerek suçüstü yakalanmıştır.
    Komplolarla partimize, halklarımızın geleceğine pusu kuran suç ortaklığı, milyonların şahitliğinde kendi suçlarıyla yüzleştirilecek ve yargı önünde mutlaka hesap verecektir. Bunun altını önemle çizmek istiyorum; iktidar hakikatler karşısında kendi kurduğu mahkemede mahkûm olacaktır. Evet, Kobanî’de başaramadılar, Sincan’da da başaramayacaklar!

    “BU ÇETELEŞMENİN ASIL NEDENİ KÜRT DÜŞMANLIĞIDIR”

    Tarih 3 Kasım 1996. Susurluk kazasıyla mafya-devlet-siyaset ittifakının suç ortaklığı ortaya saçılmıştı. Susurluk’ta devlet içinde kurulan devlet ve 90’larda Kürt halkına karşı işlediği insanlık suçlarının bir bir deşifre olduğuna hepimiz tanıklık ettik. 28 Şubat darbesiyle Susurluk’un üzerini apar topar kapattıklarını hepimiz biliyoruz ve oradaki tuğlaya dokunmadıklarını hepimiz gördük.
    Şimdi yıl 2021, çeyrek asır sonra Türkiye, AKP-MHP iktidarında siyaset-bürokrasi-mafya ilişkileriyle ve ürettiği suç karanlığıyla bir kez daha karşı karşıyadır. Bunun nedeni bellidir: Susurluk’tan bugüne uzanan çete örgütlenmelerinin dayandığı en önemli zemin Kürt sorununun inkârı ve güvenlikçi politikalardır, Kürt düşmanlığıdır. Faili meçhul cinayetler, köy yakmalar, işkenceler ve insanlık suçları 1993 konseptiyle gerçekleştirildi. Susurluk çetesi de bu zemin üzerinden yükseldi.
    Söylemleri neydi? Beka ve güvenlik. Bugün ortaya saçılan çete-mafya ilişkileri de yine Kürt sorununda çatışmalı sürecin tırmandırıldığı 2015 konseptinin yarattığı zemin üzerinden yükselmiştir ve bugünlere kadar gelmiştir.

    “ÖCALAN’IN 2013 ÇAĞRISI ÖNEMLİ BİR ÇIĞIR AÇMIŞTI”

    Sayın Öcalan, “Gelin bu sorunu hep birlikte çözelim. Türkiye’de, Suriye’de ve Ortadoğu’da demokrasinin ve barışın yolunu açalım” çağrısını yapmıştı. 2013 çağrısı yeni bir dönemin başlaması için önemli bir çığır açmıştı. İşte bu demokratikleşme ve barış çerçevesi, savaştan kar sağlayan devlet içindeki güç odaklarının, suç ortaklığının önündeki en önemli engeldi. Zira demokratik çözümün, barış ortamının, hukuk devletinin olduğu bir ülkede karanlık yapılar varlığını sürdüremez, kendisine zemin bulamaz.

    “AYNI ÇUVALIN İÇİNDE BİRBİRLERİNİ TIRMALIYORLAR”

    Bunlar aynı çuvala girdi, şimdi o çuvalın içinde birbirlerini tırmalıyorlar. Bakınız, 90’lardaki faili belli bin operasyonun sahipleri bugün kim tarafından korunmaktadır, kiminle ittifak halindedir? Ki, Dönemin Başbakanı Tansu Çiller 4 Kasım 1993’te İstanbul Holiday Inn Otelinde bir açıklama yapmıştı. ‘Elimizde örgüte yardım eden Kürt iş adamlarının listesi var, hesap soracağız’ demişti. Ardından Kürt iş adamları birer birer infaz edildi. Bu cinayetlerin planlayıcısı o zaman kurulan Susurluk Komisyonuna ‘Devlet adına bin operasyon yaptık’ demişti. Kutlu Savaş’ın hazırladığı raporun bir bölümünün engellenip sansürlendiğini hatırlarsak o sansürlü bölüm içerisinde aslında Türkiye’de nelerin olup bittiğini hepimiz çok iyi anlayabiliriz.

    “’BU YAŞANANLARDAN HABERİM YOKTUR’ DİYEMEZ”

    Peki, bunlar şimdi ne yapıyorlar? Bin odalı sarayın sahibiyle birlikte iş yapmaktadırlar, birlikte hareket etmektedirler. O nedenle Saray yönetimi kendisini bu işlerden asla soyutlayamaz, ‘dışındayız’ diyemez. Tam da bu işin merkezinde yer alıyorlar. Patates soğan dağıtımına kadar her şeye karar veren tek adam, ‘tüm bu yaşananlardan bilgim ve haberim yoktur’ diyemez!

    “SUSURLUK’UN TUĞLALARINDAN SARAY YAPTILAR”

    Bu iktidar, Susurluk mimarisine yeni tuğlalar ekleyen bir yönetim olarak tarihe geçmiştir. O tuğlalardan Saray yaptılar ve her şeyi oradan yönettiler. Türkiye’den Suriye’ye ve İran’a, Kıbrıs’tan Kolombiya’ya, Venezuela’ya, Libya’ya, Irak’a uzanan bir suç organizasyonu var ortada. Bunu son dönemlerde daha net görüyoruz. Suriye’de IŞİD, ÖSO çetelerini desteklediler, işbirliği yaptılar; içeride de Susurluk’un devamı olan çetelerle işbirliğine girdiler. Bu iktidar çetesiz yapamıyor, çetesiz duramıyor.
    Suç ve adaletsizlik üreten bu iktidar düzeni ve yarattığı talan sistemi ülke kaynaklarına ve toplumsal değerlere çökme üzerine kuruldur. Karşımızdaki yapı Kürtlerle, Alevilerle, bu ülkede yaşayan her kimlik ve inançla, kadınlarla, gençlerle, demokrasi ve barış isteyen herkesle mücadele etmek, tüm toplumu susturmak ve sindirmek için bir ittifak kurmuştur.”

    “TWEET ATANI GÖZALTINA ALDIRAN SAVCILAR NEREDE?”

    Buradan soruyoruz: Aldığımız nefese kadar fezleke düzenleyen savcılar hani neredeler? Ortaya çıkan suçlarla ilgili neden bir soruşturma yok? Bir tweet atanı sabahın köründe evinden gözaltına alanlar, ortaya saçılan bu büyük suçlarla ilgili neden kılını kıpırdatmıyor? Hepsi devekuşu gibi başını kuma gömmektedir, hepsi sessizdir. Çünkü kirli ortaklık üzerine bir denge kurulmuştur.

    “KANALİZASYON PATLAMIŞTIR, ÇÖZÜLME ÇOK BÜYÜK OLACAKTIR”

    Aynı aşı videolarında olduğu gibi; bağımlı ve taraflı yargı, mafyaya ‘Biz sizi görmeyiz, keyfinize bakın’ mesajı vermektedir. Ancak ne kadar gizlemeye çalışırlarsa çalışsınlar mızrak artık çuvala sığmamaktadır. Kanalizasyon patlamıştır. Pis koku her yere yayılmıştır. Çözülme de çok büyük olacaktır. Kurdukları denge bozulacaktır, yıkılacaktır.”

    ÜLKENİN DERHAL ERKEN SEÇİME GÖTÜRÜLMESİ GEREK”

    İlk yapılması gereken ülkenin derhal erken seçime götürülmesidir. HDP olarak erken seçim çağrımızı bugün buradan bir kez daha yineliyoruz. Türkiye acilen seçime gitmelidir. Türkiye bu çeteleşmiş, mafyalaşmış düzenle bir gün dahi yaşayamaz. İktidar eliyle, mafya-çete yapıları arasına sıkıştırılmış olan bu ülkenin kaderi tekrardan bunlara teslim edilemez.

    DERHAL BİR HAKİKATLERİ ARAŞTIRMA KOMİSYONU KURALIM”

    Bu kirlenmişliğe karşı ortak itirazı büyütelim diyoruz. Gelin, Türkiye halklarını bu kirlenme ve çürümeden kurtaralım diyoruz. Buradan parlamentoya ve muhalefete özellikle çağrı yapıyorum: Derhal hakikatleri araştırma ve soruşturma komisyonları kuralım ve bir an önce çalışmalarına başlasın. Arkadaşlarımız bu hafta Genel Kurulda bu konuya dair bir araştırma önergesini gündeme getirecekler ve göreceğiz ki kimlerin oylarıyla bu önerge reddedilecek. Türkiye kamuoyu bunu asla gözünden kaçırmamalıdır.

    ‘BARAJ SORUNU’ TARTIŞMALARINA CEVAP

    HDP’nin milletvekili seçimlerinde baraj sorunu olmadığı gibi dengeyi belirleyecek toplumsal gücü vardır. Cumhurbaşkanlığı seçimlerine bakışımız ise şu aşamada adaylık ve isim tartışmasından tamamen uzaktır. Herkesin bunu böyle bilmesi gerekiyor. Bizim temel yaklaşımımız en geniş toplumsal mutabakata ve demokratik ilkelere, demokratik hedeflere dayanan bir yaklaşımın, ortaklaşmanın ortaya çıkarılmasıdır. Seçimler sonrası geçiş süreci için ortak ilke ve hedeflerin bir an önce belirlenmesidir.

    “HDP ÇANTADA KEKLİK DEĞİLDİR”

    Biz isimlerle, şahıslarla değil ilkelerle hareket ederiz. HDP’nin ittifak politikasının esasını demokratik ilkeler ve Türkiye halklarının ortak geleceği oluşturmaktadır. Bunun dışındaki hiçbir tartışma bizi bağlamaz, bize mal edilemez.
    Buradan şunu da net olarak ifade etmek isterim: Hiç kimse de HDP’yi yedek bir güç olarak görmemelidir. HDP çantada keklik değildir. HDP’nin fikriyatı, ilkesel yaklaşımı ve demokratik siyasetteki kararlılığı Türkiye demokrasisine, Türkiye halklarına kazandıran bir hattır. HDP, Türkiye halklarının kazanması, bu zifiri karanlıktan çıkılması, adalet içinde eşit ve özgür bir yaşamın kurulması ve barışın sağlanması için demokrasi adına büyük sorumluluk almaktadır, almaya da devam edecektir. Hiçbir insanımız bugünlere bakarak karamsarlığa asla kapılmamalıdır. Bu düzeni, bu devranı mutlaka ama mutlaka değiştireceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

  • HDP’den CHP’ye ziyaret: Seçim ittifakı gündemimizde yok-VİDEO

    HDP’den CHP’ye ziyaret: Seçim ittifakı gündemimizde yok-VİDEO

    PİRHA- HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar ve beraberindeki heyet, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile bir araya geldi. Görüşme sonrası açıklama yapan Sancar, “Muhalefet, demokratik hakların kullanımı konusunda ortak hareket etmelidir” diyerek “Seçim ittifakları gündemimizde yok. Bizim herhangi bir ittifakın parçası olma gibi bir talebimiz ve arayışımız yok, arayışımız demokrasi ittifakıdır” açıklamasını yaptı.

    HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, Parti Sözcüsü Ebru Günay, Eş Genel Başkan Yardımcısı Tuncer Bakırhan, Grup Başkanvekili Saruhan Oluç ve HDP Milletvekili Fatma Kurtulan, muhalefet turları kapsamında Cumhuriyet Halk Partisi’ni (CHP) ziyaret etti.

    Yaklaşık 1 saatlik görüşmenin ardından açıklama yapan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, CHP lideri ile oldukça önemli bir görüşme gerçekleştirdiklerini söyledi.

    Mithat Sancar, Kemal Kılıçdaroğlu ile Türkiye’nin gündemindeki bütün başlıkları ele aldıklarını ifade ederek “Karşılıklı görüş alışverişinde bulunduk. Bu görüşmelerimiz devam edecek. Muhalefet partileriyle yapacağımız görüşmelerin bundan sonraki durağı Gelecek Partisi olacak. 9 Şubat’ta. Sonra DEVA Partisini ziyaret edeceğiz” dedi.

    “EN ÖNEMLİ MESELE; EKONOMİK KRİZİ KONUŞTUK”

    HDP Eş Başkanı Mithat Sancar, “Ekonomik kriz geniş halk kitlelerini yoksullaştırıyor, buna yönelik tedbirleri ele aldık” diyerek şöyle devam etti:
    “Türkiye’nin gündemindeki önemli sorunları konuştuk. En önemli mesele ekonomik krizdir. Ekonomik kriz dediğimizde sanki etkisi herkese eşit bir şekilde yansıyan bir olaydan konuşuyormuşuz gibi hissedilebilir. Pandemi yönetiminin bu yoksullaşmayı daha da derinleştirdiğini görüyoruz. Bu konuda muhalefet partilerinin belli temel ortak noktaları olduğunu görüyoruz. Ekonomik kriz konusunda faturanın halka yansıtılmasına karşı ortak çalışmaların neler olabileceğini de muhalefet partileriyle konuşuyoruz.”

    AİHM’İN DEMİRTAŞ KARARINI KILIÇDAROĞLU İLE GÖRÜŞTÜK”

    Sancar, muhalefet partileri için müzakere önerisi çerçevesi hazırladıklarını da sözlerine ekledi. Sancar, muhalefet partilerine sundukları 3 başlığın olduğunu belirterek şöyle devam etti:

    “Bunlardan birincisi Türkiye’nin özellikle OHAL ile yaşamaya başladığı ağır adaletsizlik hallerini nasıl birlikte tamir edebileceğimiz meselesidir. Özellikle yargı alanında yaşanan sorunların büyük adaletsizlik meselesi haline geldiğini görüyoruz. Çeşitli örnekler arasında Enis Berberoğlu davası da var.
    Özellikle AİHM kararından itibaren Demirtaş ve diğer tutuklu ve hükümlü arkadaşlarımızın durumu da özel bir önem kazandı. AİHM Demirtaş kararını bugün Sayın Genel Başkan ve heyetiyle görüştük. Burada bir fikir ayrılığı gözükmüyor. Bizler bu kararın derhal yerine getirilmesini başından beri söylüyoruz. Ama iktidar AİHM kararını bağlayıcı bulmadığını ve yerine getirmeyeceğini belirtiyor. Bunun apaçık Anayasanın 90. Maddesinin ihlali anlamına geldiğini bir kez daha vurgulayalım.”

    “SEÇİM İTTİFAKI GÜNDEMİMİZDE YOK”

    HDP Eş Başkanı Sancar, Kılıçdaroğlu ile belediyelere atanan kayyumları da ele aldıklarını aktardı. “Kayyım rejimine karşı mücadele bir demokrasi mücadelesidir” diyen Sancar’ın konuşması şöyle:

    “Ağır adaletsizlik hallerinin OHAL ile ortaya çıkan örnekleri var. Bunların başında kayyım rejimi geliyor. Kayyım uygulaması belediyelere yönelik olarak OHAL KHK’leri ile getirilmişti. Ama o zaman yapılan başka bir düzenleme vardı. Üniversite rektörlerinin doğrudan Cumhurbaşkanlığı tarafından atanmasını getiren bir düzenlemeydi. Yani bugün Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin veya öğretim elemanlarının haklı olarak tepki gösterdiği uygulama OHAL ile gelen bir düzenlemedir.

    Bunun dışında bizim önerdiğimiz başka bir konu da yol temizliğidir. Demokrasi için demokratik seçimler için yolun şimdiden sağlamlaştırılması gerekiyor. Muhalefet, demokratik hakların kullanımı konusunda ortak hareket etmelidir. Seçim ittifakı bugün itibariyle gündemimizde yok. CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu ve heyetiyle yaptığımız görüşmede de gündeme gelmedi ama seçim güvenliği en temel meselelerdendir.”

    “SIKIŞMIŞLIKTAN KURTULMAK İÇİN OYALAMAYA ÇALIŞIYORLAR”

    Mithat Sancar, iktidarın anayasa değişikliği konusunda yaptığı açıklamalara da değinerek “samimi değil, sıkışmışlıktan kurtulmaya çalışıyorlar” dedi. Sancar’ın açıklamalarından başlıklar şöyle:
    “İktidarın gündeme getirdiği anayasa değişikliğinin bize göre samimi bir tarafı yok. İktidar sıkışmışlıktan kurtulmak için toplumu oyalamaya çalışıyor. Kötü yönetimin faturasının daha fazla konuşulmasını önlemek için gündemi değiştirmeye çalışıyor. Esas olarak bu sıkışmışlıktan biraz nefes alabileceği bir alan yaratmaya çalışıyor.

    Eğer samimi iseler nasıl bir anayasa istediklerine dair temel çerçeveyi muhalefet partilerine ve topluma sunsunlar. Muhalefet partilerine bu çerçeveyi sunmanın adresi de TBMM’dir. Buyursunlar TBMM’ye ne önerdiklerini ve ne istediklerini getirsinler.

    Meclis’te sayıları yetmiyor, ne tür manevralar yapacaklar göreceğiz. Acaba sayısal dengeyi değiştirmeye yönelik herhangi bir girişimleri olacak mı? Göreceğiz bunları. Bu konuda kim adım atmak isterse önerilerini açıkça ortaya koysunlar, bizim önerilerimiz ortada. İktidar da artık daha açık konuşmak zorundadır. Muhalefet partileri arasında demokrasiye, özgürlüğe ve toplumsal barışa yönelik çalışmaları ortak yürütme konusunda genel mutabakat oluşması bizim arzumuzdur. Bunu Türkiye’nin bütün demokrasi güçleriyle paylaşacak şekilde biz 8 Şubat’ta başlatıyoruz. 8 Şubat’ta bir basın toplantısıyla kamuoyuna programımızı duyuracağız.

    Bizim İYİ Parti ile görüşme isteğimiz devam ediyor. Resmi talep konusunu değerlendiriyoruz. Bu görüşmelerden sonra o konuda tavrımızı ve kararımızı sizlerle paylaşacağız. Herhangi bir muhalefet partisini dışarıda bırakmak, görüşmemek gibi bir tavrımız yok. Biz Türkiye’de diyalogun, müzakerenin ve tartışmanın demokratik siyasetin temel unsurları olduğuna inanıyoruz.

    Evet, ittifak meselesi gündeme geldi. Ama bir seçim ittifakını konuşmama şeklinde gündeme geldi. Seçim ittifakları gündemimizde yok. Bizim herhangi bir ittifakın parçası olma gibi bir talebimiz ve arayışımız yok, arayışımız demokrasi ittifakıdır. Demokrasi ittifakı için de çerçeve oluşturduk ve bunu siyasi partilere sunuyoruz. Bu çerçeve bir müzakere ve diyalog önerisidir. HDP’nin parlamento için herhangi bir ittifaka da ihtiyacı yok. Bütün kamuoyu araştırmaları oylarımızı yeterince yüksek gösteriyor.

    Evet, açlık grevlerini konuştuk. Çünkü açlık grevleri de giderek ciddi bir boyuta taşınıyor. Bu konuda TBMM’nin İnsan Hakları Komisyonu ve bu komisyon bünyesinde görev yapan Cezaevleri Alt Komisyonunun girişimde bulunması yönünde bir mutabakatımız oldu. Hem CHP’nin hem bizim komisyonlardaki milletvekillerimiz bu konuyu kendi aralarında konuşacaklar.”

    PİRHA/ANKARA

  • Sivil toplum örgütlerinden 24 Haziran çağrısı: Barış toplumuna bir adım var-VİDEO

    Sivil toplum örgütlerinden 24 Haziran çağrısı: Barış toplumuna bir adım var-VİDEO

    PİHRA- Demokrasi İçin Birlik, Diyalog Grubu, Yurttaş Girişimi ve Hak ve Adalet Platformu tarafından yapılan ortak açıklamada, “Çoğulcu demokratik hukuk devletinin temellerini sağlamlaştıracak, kuvvetler ayrımını yeniden tesis edecek, parlamenter sistemi güçlendirecek, yargı bağımsızlığını sağlayacak yeni bir Meclis’i ve bu iradeyle birlikte hareket edecek yeni bir Cumhurbaşkanı’nı seçmeye sadece bir adım mesafedeyiz” denildi. 

    Demokrasi İçin Birlik, Diyalog grubu, Yurttaş Girişimi ve Hak ve Adalet Platformu, 24 Haziran seçimleri yaklaşırken, seçim ve seçim güvenliği üzerine Taksim’deki Point Otel’de basın toplantısı düzenledi. Toplantıya, yazar Ayşe Kulin, HDP milletvekili adayı Oya Ersoy, HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Saruhan Oluç, ANAP kurucularından Nesrin Nas katıldı.

    “BARIŞ TOPLUMUNA YÜRÜMEK İSTİYORUZ”

    İlk olarak Nesrin Nas konuştu. Nas, yakında cumhuriyet tarihinin en önemli seçiminin yapılacağını belirterek, seçimin olağanüstü koşullar altında yapılacağını söyledi. Kutuplaşmanın arttığını belirten Nas, bu durumdan çıkarı olanların olduğunu vurguladı. Ölümün kutsandığını ve kitlelere ‘idam isteriz’ diye bağırtanların dünyanın her yerinde çıktığını belirten Nas, “Bizler yan yana bir arada bu seçimin ardından barış toplumuna yürümek istiyoruz” dedi.

    “SEÇİMDEN ZAFERLE ÇIKACAĞIMIZA İNANIYORUZ”

    Daha sonra “Barış toplumuna yürüyoruz” başlıklı çağrıyı oyuncu Ayşe Şamlıoğlu okudu. “24 Haziran seçiminin son dönemecinde, eşitsiz seçim ortamına rağmen, Türkiye’nin bu seçimden zaferle çıkacağına inanıyoruz” diyerek sözlerine başlayan Şamlıoğlu, “22 aydır süren OHAL altında, yakın tarihin gördüğü en adaletsiz koşullarda, ülkenin geleceğini belirleyecek kader seçimlerine gidiyoruz. Seçimde iktidarın belirlenmesinin ötesinde, A’dan Z’ye yeni bir rejim ve sistem değişikliği oylanacak” dedi.

    “YOL AYRIMINDAYIZ”

    “Bir yol ayrımındayız… Ya kendini milletin yalnızca temsilcisi değil, sahibi olarak gören tek adam egemenliğine evet diyeceğiz ya da egemenliği yeniden meclise vererek çoğulcu demokratik hukuk devletini kuracağız” diyerek sözlerine devam eden Şamlıoğlu şunları kaydetti:

    “Kendimize soralım; Çoğulculuk mu, tek parti otoritesi mi? Demokrasi ve özgürlükler mi, tek adam yönetimi ve OHAL rejiminin olağanlaşması mı? Barış ve huzur mu, kavga, kutuplaşma, çatışma mı? Temel haklara saygılı anayasal hukuk devleti mi, yoksa kendi yaptığı anayasayı dahi çiğneyen keyfilik mi? Temelleri sağlam, kurumsal yapısı güçlü, güvenli bir ekonomi mi, krizden krize sürüklenen bir ekonomi mi?  Çocuklarımızı geleceğe hazırlayan kaliteli bir eğitim mi, çocukları mesleksiz, geleceksiz bırakan bir eğitim mi?”

    “DEMOKRATİK BİR SEÇİM İSTİYORUZ”

    Oylarla  bu sorulara yanıt verileceğini belirten Şamlıoğlu, “Yani, 24 Haziran seçimlerinde Türkiye’nin geleceğini oylayacağız. Bu nedenle, toplumsal barıştan ekonomiye kadar, önümüze konan acı ilacı içmeyeceğiz! 24 Haziran’da hepimizin eşit yurttaşlar olarak oy kullandığı, hiç kimsenin temsil hakkının engellenmediği demokratik bir seçim istiyoruz!” dedi.

    “HDP YENİLİRSE TÜM MUHALEFET YENİLECEK”

    “HDP’nin sistem dışına itilmesini  halkın verdiği temsil yetkisinin gasp edilmesi girişiminden başka bir şey değildir” diyen Şamlıoğlu, “HDP yenilirse, tüm muhalefet yenilecek, sistem AK Parti’ye 60’ın üzerinde milletvekili hediye etmiş olacaktır” şeklinde ifade etti.

    İktidar partisinin, meclis çoğunluğunu ele geçirebilmek için sergilediği bu kirli oyunu bozacak olanın  da, hiç kuşkusuz halkın iradesi olacağını belirten Şamlıoğlu, şöyle devam etti:

    “Ezberleri bozarak ittifak kurmayı başaran muhalefet partilerine ve HDP’ye büyük bir toplumsal sorumluluk düştüğünü biliyoruz. Haziran 2015 seçiminde yaşananların bir daha tekrarlanmaması için, sivil toplum ve muhalefet partileri, bu kez daha örgütlü ve kararlı. Dört muhalefet partisi Adil Seçim Platformu’nu kurarak eş güdüm içinde çalıştıklarını açıkladılar. Seçim öncesi kurulan işbirliğini, seçim sonrasında mecliste devam ettirecekleri, olağan rejime geçiş ve normalleşme koşullarını birlikte sağlayacakları güvencesini topluma vermeleri, seçmende karşılığını bulacak, değişimi oluşturacak gücün dinamosu olacaktır.”

    “YENİ BİR CUMHURBAŞKANI SEÇMEYE SADECE BİR ADIM MESAFEDEYİZ”

    Çoğulcu demokratik hukuk devletinin temellerini sağlamlaştıracak, kuvvetler ayrımını yeniden tesis edecek, parlamenter sistemi güçlendirecek, temel hak ve özgürlükleri güvence altına alacak, yargı bağımsızlığını sağlayacak, anayasal ve yasal düzenlemeleri yapacak yeni bir Meclis’i ve bu iradeyle birlikte hareket edecek yeni bir cumhurbaşkanını seçmeye sadece bir adım mesafede olunduğunu söyleyen Şamlıoğlu, “Tüm muhalefet partileri bu sorumlulukla hareket ettiklerinde, içinde bulunduğumuz ağır toplumsal ve ekonomik krizi en az hasarla atlatarak, yeni bir Türkiye hikayesi yazmak mümkün olacaktır” dedi.

    Şamlıoğlu, şu çağrıyı yaptı:

    “24 Haziran’da, birarada yaşama ve demokrasi için, daha büyük bir uzlaşmanın kapılarını açalım ve hep birlikte barış toplumuna yürüyelim…”

    “GÜCÜMÜZÜN FARKINDA DEĞİLİZ”

    Daha sonra konuşan araştırmacı Bekir Ağırdır, seçim güvenliğine dikkat çekti ve “Seçimler adil değil. Ama ben yine de Türkiye toplumunun adil seçim için elinden geleni yapacağını düşünüyorum. İçimizdeki korkulardan kurtulmamız lazım. Bunu yapabiliriz. İçimizde bu duygular var. Sadece bunun farkında değiliz. Kendi gücümüzün farkında değiliz” dedi.

    “İKTİDAR DEĞİŞİKLİĞİNE ÇOK YAKINIZ”

    Anayasa Profesörü Rıza Türmen de, seçimin bir kader seçimi olduğunu belirterek, “Bu seçimin diğer seçimlerden iki farkı var. Biri bu statüko devam ederse  bir rejim değişikliği olacak. Demokrasi ile yakından uzaktan ilgisi olmayan otoriter yapıyı bir anayasa zeminine kavuşturan karanlık bir dönemin başlangıcı olacak. İkincisi farkı da hiçbir seçimde iktidar değişikliğine bu kadar yaklaşmadık” dedi. Muhalefetteki 4 siyasi partinin de ortak açıklama yaparak bu iş birliğinin seçimden sonra da devam edeceği yönünde halkı bilgilendirmesi gerektiğini belirten Türmen, “Bunun için de acilen bir açıklama yapmaları gerek” vurgusu yaptı.

    “HDP’NİN BARAJI GEÇMESİ ŞART”

    Daha sonra Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. Binnaz Toprak söz aldı. Toprak, mecliste iktidar partisinin çoğunluğu kaybedeceğini düşündüğünü belirterek, “İlkeler etrafında uzlaşıyı muhalefet partilerinin hem ikinci tura hem de seçim sonrasına taşımak gerek. Ancak bu şekilde bir çoğunluk kazanılabilir. Seçimler kazanılsa da kaybedilse de bu ilkeler etrafında birleşmek gerek. Önerge vermek kısıtlandı, sözlü soru kısıtlandı. Ama yasamayı TBMM’ye verdiler. Temel yasa yetkisi TMBB’de. Bu son derece önemli bir denetim işlemi.” dedi. HDP’nin barajı geçmesinin şart olduğunu belirten Toprak, “Kemal Kılıçdaroğlu da bu mesajı iletti. Bu önemli. Büyük ihtimal HDP meclise taşınacak. Bu da ikinci tura kim kalacaksa ona desteğini açıklayacak. HDP’ye verilen destek gerçekleşirse ikinci turda da başka destekler olabilir” dedi.

    “HER YENİLGİ GÜÇLENMEYE NEDEN OLDU”

    Hak ve Adalet Platformu’ndan Nurten Ertuğrul da şunları söyledi:

    “Bundan sonraki seçimler yenilgi ile gerçekleşti. Her şerden bir hayır doğar sözüne inanıyorum. Her yenilgi sivil tolum örgütlerinin ve muhalefet partilerinin güçlenmesine neden oldu. Bu güçlenme ile bu sefer başaracaklar. Seçim iş birliği koordinasyonu kurulması çok önemli. Kimse inanmadığı bir yöneticiye teslim edilmemeli.”

    “HAVADA MİS GİBİ DEĞİŞİM KOKUSU VAR”

    Adil Seçim Platformu’ndan Gazeteci ve halklar ilişkiler uzmanı, araştırmacı Nesteran  Davutoğlu ise, “Toplumu anlamaya çalışıyoruz. Havada mis gibi bir değişim korkusu var. Yurttaşlar da bir endişe de var. Seçmen iradesi seçim sonuçlarına farklı yansırsa gibi bir endişe var. Bu endişeyi gidermek için işbirliği yapıldı. Muhalefetin ortaklaşması için kamuoyu itekledi. İnce teller üzerinden ilerlendi. Adil Seçim Platformu da bu konuda çalışıyor. Bu büyük bir fırsat büyük bir şans diye düşünüyorum” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından Sandık Peşine oluşumu tarafından hazırlanan seçim güvenliğine dair videolar gösterildi.