Etiket: sedat başkavak

  • ‘İran’ın geleceğini İran halkı belirlemelidir’-VİDEO

    ‘İran’ın geleceğini İran halkı belirlemelidir’-VİDEO

    PİRHA- Yeşil Sol Parti MYK Üyesi Münir Korkmaz ve EMEP Genel Başkan Yardımcısı Sedat Başkavak, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına dair konuştu. Başkavak, Amerika’nın dünyanın hiçbiri yerine demokrasi getirmediği gibi İran’a getirmeyeceğine dikkat çekerken, Korkmaz da, toplumsal muhalefetin Türkiye’deki barışın kalıcı hale gelmesi ve demokratikleşmeye hizmet edecek adımların hızlıca atılması çağrısının süren savaşta ne kadar önemli olduğunun iktidar tarafından anlaşılması gerektiğini belirtti.

    ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları 18’inci gününe girerken, karşılıklı saldırı dalgası devam ediyor.

    ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına dair KHK Platformu’ndan Münir Korkmaz ve EMEP Genel Başkan Yardımcısı Sedat Başkavak ajansımıza konuştu.

    Yeşil Sol Parti Merkez Yürütme Üyesi (MYK) Münir Korkmaz, Ortadoğu’da yaşananları ‘savaş karşıtlığı’ üzerinden değerlendirerek, “Amerika Birleşik Devletleri’nin, bağımsız bir ülkeye bu şekilde haydutça saldırısı doğru bir şey değil. Ama bu şu anlama gelmiyor. İran’daki antidemokratik yönetiminin orada Kürtlere yaptığı uygulamaları meşru hale getirmiyor. Veyahut da kadınlara, İran halkına yönelik yaptıkları antidemokratik uygulamaları meşru hale getirmiyor. Karşı çıkma nedenimiz ABD emperyalizminin İsrail ile beraber bir ülkeye bu şekilde saldırmasıdır” dedi.

    “ZENGİNLER KAÇIYOR, YOKSULLAR ÖLÜYOR”

    Emperyalizmin amacının İran’daki petrol kaynaklarını kazanmak ve kendi politikalarını uygulayacak uydu devletler yaratmak olduğunun altını çizerek, “O anlamıyla bu yapılan müdahaleye itiraz ediyorum. Ama İran halkının geleceğini İran halkları belirleyecek. Onların da mücadelelerinin yanındayız. Emperyalist bir savaş varsa buna karşı çıkmak gerekiyor. Barış yanlılarının görevi bu. Çünkü savaşta genelde emekçi halk çocukları, kadınlar ve yoksullar ölüyor, zenginler kaçıyor” şeklinde ifade etti.

    “TÜRKİYENİN BARIŞA İHTİYACI VAR”

    Ortadoğu’daki savaşın Türkiye’yi yakından ilgilendirdiğini belirten Korkmaz, Türkiye’nin iç dinamiğinde yürüyen Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin başarıya ulaşmasının ve hiçbir bahaneye takılmadan devam etmesi gerektiğinin altını çizdi: “Çünkü Türkiye’nin buna ihtiyacı var.”

    “BİZİM DERDİMİZ ASLINDA TÜRKİYE’Yİ DEMOKRATİKLEŞTİRMESİ OLMALIDIR”

    Münir Korkmaz, toplumsal muhalefetin Türkiye’deki barışın kalıcı hale gelmesi ve demokratikleşmeye hizmet edecek adımların hızlıca atılması çağrısının süren savaşta ne kadar önemli olduğunun iktidar tarafından anlaşılması gerektiğine dikkat çekerek, “Demokratik bir ülke olduğumuz zaman aslında bu sorunların hiçbirisi olmayacak. Bizim derdimiz aslında Türkiye’yi demokratikleştirmesi olmalıdır” ifadelerine yer verdi.

    “AMERİKA DÜNYANIN HİÇBİR YERİNE DEMOKRASİ GÖTÜRMEDİ”

    İran’daki rejimin hem gerici bir rejim olması, hem baskıcı bir iktidar olması nedeniyle dünya kamuoyunda sanki bütün saldırılara hak ediyormuş gibi bir yaklaşımın olduğunu dile getiren EMEP Genel Başkan Yardımcısı Sedat Başkavak, “Evet, İran’da gerici aynı zamanda baskıcı, halkına zulm uygulayan bir iktidar var. Bunu yerine koymak lazım. Ama yaşanan sürecin şöylesi bir karşılığı var. Amerika ve İsrail İran’da ilerici bir rejim istediği için saldırmıyor. Amerikan Başkanı Trump bunu açıkça söyledi. Dolayısıyla Amerika’nın İran’dan önceki Afganistan gibi, Irak gibi, Suriye gibi pek çok ülke gibi dünyada hiçbir yere demokrasi, eşitlik, özgürlük, barış götürmediği gibi İran’a da bunları götürmek gibi bir derdi yok” diye belirtti.

    “AMERİKANIN TEK DERDİ YERALTI KAYNAKLARI”

    Amerika’nın oradaki hesapladığı tek şeyin İran halkının ortak varlığı olan yeraltı kaynaklarına el koymak olduğunu vurgulayan Başkavak, şunları ifade etti:

    “Nitekim işte Venezuela’da da Maduro’yu bir operasyonla evinden aldı ve oradaki iktidara da ‘petrolleri, Amerikan şirketleri işlettiği sürece bizim sizinle bir sorunumuz yok’ dedi. O nedenle İran halkının demokrasi, eşitlik, özgürlük isteği ne Amerikan emperyalizmi, ne İsrail siyonizmi ne de bölge gericiliklerinin karşılayabileceği bir şey değildir.

    İran halkları kendi mücadelesini kendisi vererek ancak gerçek bir demokrasiyi, gerçek bir eşitliği, gerçek bir özgürlüğü kazanabilir.”

    “SAVAŞ EKOLOJİK TAHRİBAT YARATIYOR”

    Savaşın ekolojik yıkımına da dikkat çeken Başkavak, “Çünkü bu kadar bombanın, bu kadar savaş araç gerecinin kullanıldığı coğrafyada aynı zamanda toprakta kirleniyor, su da kirleniyor ve önümüzdeki dönemde geri döndürülmez pek çok tahribatla da karşı karşıya kalıyoruz” diye konuştu.

    “İRAN HALKININ ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİNİN YANINDA DURMALIYIZ”

    İran’daki yaşayan halkın Amerika’dan bir demokrasi gelmeyeceğini gördüğüne işaret eden Başkavak, “Bizim gibi sol sosyalist partilerin, emek, demokrasi güçlerinin öncelikli sorumluluğu; İran’a saldırıların durdurulmasını, İran halkıyla da, İran’daki emekçi halk kitleleriyle de dayanışma içerisinde olarak onların demokrasi, eşitlik, özgürlük, barış talebini de desteklemek olmalıdır” ifadelerini kullandı.

    Diren KESER/MERSİN

  • Asgari ücrete tepki: Yoksulluğa ve sefalete teslim olmayacağız!- VİDEO

    Asgari ücrete tepki: Yoksulluğa ve sefalete teslim olmayacağız!- VİDEO

    PİRHA- 2021 Tüm Emekliler Sendikası Mersin Şube Başkanı Hüseyin Kurt, asgari ücretin “ülkede genelleşmiş bir yaşam ücreti haline geldiğini belirterek, “İnsanca yaşama yetecek bir ücret için emeklilerle işçilerin ortak mücadelesini büyüteceğiz” dedi. EMEP Genel Başkan Yardımcısı Sedat Başkavak ise açıklanan rakamın işçilerin kaybını bile karşılamadığını vurgulayarak, “Bu ücret yoksulluğu ve sefaleti dayatıyor, buna teslim olmayacağız” diye konuştu.

    Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından belirlenen ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından açıklanan 2025 yılı asgari ücreti 28 bin 75 TL oldu. Açıklanan rakam, yüksek enflasyon, artan hayat pahalılığı ve açlık sınırının 30 bin liraya dayandığı koşullarda kamuoyunda tartışmalara yol açtı. Emek ve meslek örgütleri, açıklanan asgari ücretin insanca yaşam koşullarını karşılamaktan uzak olduğunu belirterek karara tepki gösterdi.

    2021 Tüm Emekliler Sendikası Mersin Şube Başkanı Hüseyin Kurt ile Emek Partisi (EMEP) Genel Başkan Yardımcısı Sedat Başkavak, asgari ücret artışının hem işçileri hem de emeklileri yoksulluğa mahkum ettiğini vurgulayarak, mücadeleyi büyütme çağrısı yaptı.

    “ASGARİ ÜCRET, BİR YAŞAM ÜCRETİ HALİNE GELDİ”

    Asgari ücretin Türkiye’de artık yalnızca en düşük ücret olmaktan çıktığını belirten 2021 Tüm Emekliler Sendikası Mersin Şube Başkanı Hüseyin Kurt, ücretin çalışan nüfusun büyük bir bölümünü kapsar hale geldiğine dikkat çekti. Kurt, emekli maaşlarına da düşük bir zam yapılacağını öngördüklerini belirterek, “Asgari ücret ne yazık ki ülkemizde asgari yaşamın vuku bulduğu, ülke nüfusunun çalışanlarının yüzde 60’ına denk gelen genelleşmiş bir ücret olarak karşımızda duruyor. Biz emekliler olarak asgari ücrete yapılan zamma paralel bir zammın da bize yapılacağını öngörüyoruz. Yüzde 27 yapılan zam bize yansıyacağı şekliyle yüzde 12–13 olarak görülüyor” diye konuştu.

    Ekonomik koşulların her geçen gün ağırlaştığını vurgulayan Kurt, özellikle yılbaşından sonra ücretlerin hızla eriyeceğini dile getirdi. Açlık sınırına ve zam yağmuruna dikkat çeken Kurt, mücadele vurgusu yaparak, “Açlık sınırının 30 bin liraya dayandığı, her gün zam yağmurunun olduğu bir ülkede özellikle yılbaşından sonra işçiler bu maaşı almadan yüzde 20’lik bir kayba uğrayacak. İnsanca yaşamın sürdürülebileceği bir ücretin hem bizlere hem işçi sınıfına verilmesi noktasında çabalarımız olacak. Yapılan bütçeyi kabul etmiyoruz. Kabul etmediğimiz gibi bu eksende mücadelemizi yükselteceğiz. Emeklilerin ve işçilerin birliğini sağlama noktasında çalışmalarımız var. Ortak sesimizi yükselterek insanca yaşama yetecek bir ücret talebimizi yükselteceğiz” dedi.

    “AÇIKLANAN ASGARİ ÜCRET, İŞÇİLERİN KAYBINI BİLE KARŞILAMIYOR”

    EMEP Genel Başkan Yardımcısı Sedat Başkavak ise asgari ücretin açıklanma biçimine ve enflasyon verilerine dikkat çekerek, iktidarın “çalışanları enflasyona ezdirmedik” söyleminin gerçeği yansıtmadığını söyledi. Başkavak, resmi ve bağımsız enflasyon verileri arasındaki farkın altını çizerek şunları ifade etti:

    “Aralık ayıyla birlikte muhtemelen Türk enflasyonu yüzde 32–33 olarak karşımıza çıkacak. Bağımsız araştırmacıların yıllık enflasyon hesabı bunun iki katından fazla. O nedenle Çalışma Bakanlığı’nın ‘çalışanları enflasyona ezdirmedik’ cümlesi aslında koca bir yalan. Çalışanlar hem enflasyona ezilmiş durumda hem de aynı zamanda açlık sınırının altında bir ücrete bir yıl boyunca mahkum edilmiş durumda. Açıklanan asgari ücret 28 bin 75 TL. Ama zaten 22 bin asgari ücrette işçilerin bir yıl boyunca kaybı 6 bin liranın üzerindeydi. Yani sadece o kaybı bile yerine koymamış bir asgari ücretle karşı karşıyayız ve önümüzdeki bir yılı bu ücretle geçirmemiz dayatılıyor.”

    Sendikaları asgari ücretin artırılması için yeteri kadar mücadele etmemekle eleştiren Başkavak, “Biz sendikalı iş yerlerinde zaten Toplu İş Sözleşme yapıyoruz demek, bizde asgari ücretle çalışan yok demek, bu sorunu çözmüyor. Aksine asgari ücret, sendikalı iş yerlerindeki ücretleri de belirliyor. Biz asgari ücreti ülkenin en büyük toplu iş sözleşmesi olarak görüyoruz. Ülkenin en büyük toplu iş sözleşmesine işçiler, emekçiler ve onların çocukları olarak hazırlanmamız daha güçlü hazırlanmamız gerekirdi. Bunun da en önemli motor gücü sendikalar olmalıydı. Biz asgari ücret tespit komisyonunun yapısını beğenmiyoruz ve katılmıyoruz demek sorunu çözmedi” ifadelerini kullandı.

    MÜCADELE ÇAĞRISI

    Asgari ücretin bir işçinin bireysel yaşamını esas alması gerektiğini vurgulayan Başkavak, mevcut sistemin sermayenin talepleri doğrultusunda şekillendiğini belirterek, şunları söyledi:

    “Sermaye ne istiyorsa saray iktidarı onu uyguluyor. Eğer halk kitlelerinden, işçilerden, emekçilerden gerçek anlamda bir karşılık bulacağını düşünse Cumhurbaşkanı reklamla, bu asgari ücreti açıklardı. Açıklanan rakamın çok düşük olduğunu ve kimsenin beğenmeyeceğini bildiği için Çalışma Bakanı açıklasın ve geçilsin diyor. Kime, kime yaradı? İşverenlere yaradı. Ancak bizler yoksulluğa ve sefalete teslim olmayacağız. Emek Partisi olarak bütün işçileri ve emekçileri hem kendi sendikalarını hem de oy verdikleri partileri sorgulamaya çağırıyoruz. Çocukların geceleri aç yatmadığı bir ülke için mücadeleyi birleştirerek ve güçlendirerek yürütmemiz lazım. Ancak bu şekilde dayatılan açlık ücretlerine mahkum olmayız.”

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • Sedat Başkavak: Kayyımlar geri çekilmeli, siyasi tutsaklar serbest bırakılmalı- VİDEO

    Sedat Başkavak: Kayyımlar geri çekilmeli, siyasi tutsaklar serbest bırakılmalı- VİDEO

    PİRHA- EMEP Genel Başkan Yardımcısı Sedat Başkavak, barışın inşası için iktidarın atması gereken en öncelikli ve kritik adımların kayyımların kaldırılması ile siyasi tutukluların tahliyesi olduğunu belirtti.

    Emek Partisi (EMEP) Genel Başkan Yardımcısı Sedat Başkavak, PKK’nin silah bırakması ve kendini feshetmesinin ardından başlayan süreci değerlendirdi. Başkavak, barışın kalıcı hale gelmesi için siyasi iktidarın atması gereken adımlara dikkat çekerek, mevcut durumda bu yönde herhangi bir somut adım atılmadığını vurguladı.

    PKK’nin silah bırakması ve kendini feshettiğini açıklamasını “önemli bir gelişme” olarak değerlendiren Başkavak, bu sürecin barış ve demokratikleşme açısından yeni bir dönemin kapısını aralayabileceğini belirtti. Ancak, iktidarın bu süreci destekleyecek somut adımlar atmamasını eleştirdi.

    “KAYYUMLAR GERİ ÇEKİLMELİ, SEÇİLMİŞLER GÖREVE GELMELİ”

    Başkavak, barış sürecinin güven verici hale gelmesi için öncelikle kayyım uygulamasına son verilmesi gerektiğini dile getirdi. “Bu kadar belediyeye kayyum atandı, ancak görevden alınan belediye başkanları hala görevlerine iade edilmedi” diyen Başkavak, seçilmiş başkan ve meclis üyelerinin cezaevinde olduğunu hatırlatarak şunları söyledi:

    “Akdeniz Belediyesi’nin seçilmiş belediye başkanları cezaevinde. Akdeniz Belediyesi’nin seçilmiş belediye meclis üyeleri belediye meclisinden uzaklaştırılmış durumda. Dolayısıyla kayyum atanan bu belediyelerin hepsinin hem belediye başkanlarının hem de aynı zamanda seçilmiş belediye meclis üyelerinin görevlerine geri iade edilmesi gerekir. Kayyumların atandığı birçok belediyede işçiler terörle iltisaklı diye işinden atıldı. Madem ki barış sürecindeyiz o zaman başta Akdeniz Belediyesi olmak üzere bütün ülke genelinde belediyelerden atılan işçiler, emekçiler yeniden işlerine iade edilmelidir.”

    “SİYASİ TUTUKLULAR SERBEST BIRAKILMALI”

    Sedat Başkavak, HDP eski Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın hala cezaevinde olduğunu hatırlatarak, “Eğer çözüm sürecine girildiği söyleniyorsa, siyasi tutuklular için de adımlar atılmalı, af düzenlemesi gündeme alınmalıdır” dedi.

    Mevcut infaz yasası düzenlemelerinin siyasi mahkumları kapsamadığını da ifade eden Başkavak, bu durumun barış sürecinin samimiyetine gölge düşürdüğünü söyledi.

    “DEMOKRATİKLEŞME İÇİN GÜÇ BİRLİĞİ ŞART”

    İktidarın demokrasi ve özgürlükler konusundaki tavrını eleştiren Başkavak, “Basının susturulduğu, hak arayan gençlerin, işçilerin, emekçilerin ve siyasilerin gözaltına alındığı bir ortamda barışın sürdürülebilir olması mümkün değil” diye konuştu.

    AKP’nin iktidarını baskı ve şiddet politikaları üzerine kurduğunu savunan Başkavak, “Eğer birleşik bir toplumsal güç oluşturulmazsa, AKP bu düzenlemeleri yapmayacaktır. Onun için barış isteyen güçler olarak birlikte mücadeleyi büyütmek zorundayız. Şimdi alanlara çıktığımızda en çok ‘direne direne kazanacağız’ sloganını atıyoruz, önemli olan bu mücadeleyi örgütlemek ve AKP’yi bu yasal düzenlemeleri yapmak zorunda bırakmak. Eğer AKP’yi bunu yapmak mecburiyetinde bırakacak bir gücü oluşturamazsak AKP zerre kadar bir demokratik yasa düzenlemesi yapma, koşulları demokratikleştirme gibi bir süreci öngörmeyecek ve yapmayacaktır” sözlerini kullandı.

    Sedat Başkavak, son olarak Abdullah Öcalan’ın çağrısı ve PKK’nin fesih kararının ardından oluşan sürecin, gerçek anlamda demokratikleşme ve toplumsal barışa evrilebilmesi için halkın, emekçilerin ve demokrasi güçlerinin ortak bir tutumla baskı oluşturması gerektiğinin altını çizdi.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • İsrail’e silah taşıyan gemi Mersin’de protesto edildi- VİDEO

    İsrail’e silah taşıyan gemi Mersin’de protesto edildi- VİDEO

    PİRHA- İsrail’e savaş mühimmatı taşıyan geminin Mersin Limanı’na gelmesini protesto eden Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, “Nexoe Maersk isimli gemi, emperyalist ABD’nin savaş stratejisinin ve Siyonist İsrail’in katliam politikalarının bir parçasıdır. Mersin Limanı savaşın değil, barışın limanı olmalıdır” dedi.

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, Amerika’dan İsrail’e giden, F-35 parçaları ve savaş mühimmatı taşıyan Nexoe Maersk isimli geminin Mersin Liman’ına gelmesini protesto etti. Mersin International Port (MIP) kapısı önünde yapılan basın açıklamasında “Bizim denizler soykırıma izin vermeyecek, Filistin’deki soykırımı durdurun” yazılı pankart açıldı ve sık sık “Katil İsrail Mersin’den defol”, “Denizden nehire özgür Filistin” sloganları atıldı.

    Basın açıklamasını Platform Dönem Sözcüsü BES Şube Başkanı Kemal Göçmen okudu.

    “TÜRKİYE SİLAH TAŞIMACILIĞININ DURAĞI HALİNE GELMİŞ”

    Kemal Göçmen, geminin taşıdığı silahların Filistin halkını katleden silahlar olduğunu belirterek, “Bugün Mersin Limanı’na yanaşması beklenen Nexoe Maersk isimli gemi, emperyalist ABD’nin savaş stratejisinin ve Siyonist İsrail’in katliam politikalarının bir parçası olarak ülkemiz limanlarını kullanacağı haberini öğrendik. Bu geminin taşıdığı F-35 parçaları, Filistin halkına karşı yürütülen saldırıların bir parçası olduğunu biliyoruz. Geminin Haifa Limanı’ndan Mersin’e boş dönmesi, bu silahların teslim edildiğini ve Türkiye’nin bu taşımacılıkta lojistik bir ara durak haline getirildiğini gösteriyor” dedi.

    “Türkiye limanları, halkların katledildiği savaşların sevkiyat noktası olamaz, olmamalı! Mersin Limanı savaşın değil, barışın limanı olmalıdır” diyen Göçmen, tüm kamuoyunu bu sevkiyatın durdurulması için ses çıkarmaya çağırdı.

    “İSRAİL’LE TÜM ANLAŞMALARA SON VERİLSİN”

    DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, “Bu soykırım gemisi sadece 7 Ekim 2023’ten ekim 2024’e kadar 2 bin 500 kez soykırıma mühimmat taşımış durumda. Soykırım gemisinin taşıdığı silah, taşıdığı ölüm ortada. Saray rejimine sesleniyoruz; bize hamasi nutuklar çekmekten vazgeçin. Eğer bu söylemde samimiyseniz İsrail ile bütün anlaşmalara son verin. İş birliğinizi gizli anlaşmalarla bizlere yediremeyeceksiniz” sözlerini kullandı.

    EMEP İl Başkanı Sedat Başkavak, 2024’ün Kasım ayında Mersin Limanı’ndan İsrail’e savaş mühimmatları gönderildiğini hatırlatarak, “Aynı dönemde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan İsrail’e terör devleti diyordu. Terör devleti dediği bir ülkeye silah taşıyan gönderen bir siyasi iktidarın Filistin halkının yanında olması mümkün müdür? AKP iktidarı ve onun gibiler emperyalizme secde ediyor” diye konuştu.

    TİP İl Başkanı Ahmet Paket, silah parçaları taşıyan gemiye ambargo uygulanması gerektiğini ifade etti.

    Son olarak Devrimci Parti İl Yöneticisi İsmet Akdağ, “AKP ilk iktidara geldiğinde Irak’a savaş mühimmatlarının limandan gönderilmesine Meclis’te onay çıkmamıştı. Bu liman özelleştirildikten sonra silahların, savaş mühimmatlarının bu limanlardan çok rahat bir şekilde taşındığını görüyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/ MERSİN

  • Mersin’den Suriye’deki katliama tepki: Katliamcı politikalara derhal son verilmeli- VİDEO

    Mersin’den Suriye’deki katliama tepki: Katliamcı politikalara derhal son verilmeli- VİDEO

    PİRHA- Suriye’de Alevilere yönelik yapılan katliamlara Mersin’den ses yükselten Emek ve Demokrasi Platformu, bu katliamların bir an önce durdurulması çağrısı yaparak, “Suriye’yi ve bölgeyi çatışmalara sürükleyen, etnik ayrımları derinleştiren, katliamlara yol açan, sivil halkı tehdit eden katliamcı ve tehditkâr politikalara derhal son verilmelidir” dedi.

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, HTŞ’nin Suriye’de Alevilere dönük yaptığı katliam ve işkencelere ilişkin Özgür Çocuk Parkında basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamaya başta Alevi örgütleri olmak üzere siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda demokratik kitle örgütü katıldı.

    “Suriye’de yaşanan insanlık dışı katliamları lanetliyoruz” yazılı pankartın açıldığı eylemde sık sık “Katil HTŞ işbirlikçi AKP”, “Susma haykır katliama hayır”, “Kurtuluş yok tek başına, ye hep beraber ya hiçbirimiz” sloganları atıldı. Katliamda yaşamını yitirenler anısına bir dakikalık saygı duruşu yapıldı.

    “AMAÇ MEZHEPSEL YAPIYI DEĞİŞTİRMEK”

    Basın açıklamasını okuyan Mersin Emek Demokrasi Platformu Dönem Sözcüsü Kemal Göçmen, HTŞ ve ona bağlı radikal grupların Suriye’de etnik, mezhepsel yapıyı değiştirmeyi hedeflediğini belirtti. Bu nedenle yıllardır Alevilere, Hristiyanlara, Ezidilere, farklı kimlik ve inançlardan insanlara yönelik katliam politikalarını yürütüldüğünü söyleyen Göçmen, “Cihatçı çeteler farklı inanç gruplarına zorla din değiştirme, köleleştirme, infaz, kadınlara yönelik sistematik şiddet ve sürgün gibi insanlık suçları işlemekteler. Bu suçların en bilinen örnekleri, geçmişte İdlib ve çevresindeki Alevi köylerine yapılan saldırılar, Ezidi kadınların köleleştirilmesi ve Hristiyan nüfusun zorla yerlerinden edinmesi olmuştur. Son bir haftada yoğunlaşan yeni saldırılar HTŞ ve bağlı grupların cihat çağrıları eşliğinde katliamlarını sürdürmekte kararlı olduklarını göstermektedir” diye konuştu.

    “SOMUT ADIMLAR ATILMALI”

    Saldırılar karşısında uluslararası toplumun sessiz kalmasını eleştiren Göçmen, “Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve diğer uluslararası kuruluşlar, Suriye’deki azınlıklara yönelik bu zulmü durdurmak için acilen harekete geçmelidir. HTŞ’nin işlediği savaş suçları ve insan hakları ihlalleri uluslararası platformlarda gündeme getirilmeli, sorumlular hesap vermelidir. Son günlerde yaşanan ve sayıları on binleri bulan insanların öldürülmesine Bu insanlık dışı drama vahşete katliama artık bir son verilmesini ve bunun için tüm dünya ülkelerinin ve ülkemizin somut adımlar atmasını ısrarla talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    AKP’YE ORTAK ÇAĞRI: KATLİAMI DURDURUN!

    Açıklamanın ardından birçok kurum temsilcisi Suriye’de yaşananlara dair konuşmalar yaptı.

    EMEP Genel Başkan Yardımcısı Sedat Başkavak, AKP hükümetine seslenerek, “Suriye’de kadınları kaçırıp tecavüz eden, Alevi olduğu için insanlara zulmeden HTŞ’ye desteklerinizi geri çekin” dedi.

    Mersin Dersimliler Derneği Başkanı Nurşen Çığlık, katliamı kınayarak, katliamın durdurulması için ulusal ve uluslararası güçlere çağrı yaptı.

    HTŞ’nin terör örgütü olduğunu söyleyen Türkiye İşçi Partisi İl Başkanı Ahmet Paket, “Biz HTŞ’yi IŞİD’den, El Kaide’den tanıyoruz. Terörist bir örgüttür HTŞ. Türkiye Cumhuriyeti hala HTŞ’ye arka çıkmaya devam ediyor. Ülkemizin hükümetini de bölgedeki diğer devletleri de uyarıyoruz; teröristten devlet olmaz. Onları desteklemekten vazgeçsinler” şeklinde konuştu.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) MYK Üyesi Hakkı Demir, yaşanan katliamlara sessiz kalınmasının yeni saldırılara zemin hazırlamada payı olduğunu dile getirdi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Mersin Eş Başkanı Hüsniye Çelik, HTŞ’nin varlığını tanıyan emperyal güçlerin tüm bu katliamlarda rolü olduğuna dikkat çekerek, “Başta Aleviler olmak üzere diğer kesimlere karşı yapılan katliamlara sessiz kalmayacağız. Bu zulüm karşısında hep beraber sesimizi yükseltememiz gerek” dedi.

    CHP’li Aytuğ Atıcı, Suriye’de yaşananların bir soykırım olduğunu vurgulayarak, “Arap Alevi kesimine karşı saldırılar adım adım ilerledi. Biz soykırımın ayak sesleri duyuluyor dedikçe bunlar münferit olaylardır denildi. Bugün gelinen nokta ise belli. Türkiye Cumhuriyeti devleti bu soykırımı durdurmak için bir an önce harekete geçmeli” diye kaydetti.

    SOL Parti’den Çağdaş Oğul Arı ise şunları söyledi:

    “Kıravat takmış katilleri, terörstleri Türkiye Cumhuriyeti devleti saraylarda kırmızı halılarla karşıladı. MİT Başkanı İbrahim Kalın’la beraber Dış İşleri Bakanı Hakan Fidan, bu teröristlerle Suriye’de cirit attı. Bu bile laikliği ne kadar savunmamız ve iktidardaki cihatçı katil sürülerinin ortaklarını devirmemiz gerektiğini bir kez daha ortaya koydu. Suriye’yi kan gölüne çevirenlere karşı sesimizi yükseltmek zorundayız.”

    PİRHA/ MERSİN

  • Akdeniz Belediyesi önünde kayyım nöbeti 6. gününde: Direnmeye devam edeceğiz-VİDEO

    Akdeniz Belediyesi önünde kayyım nöbeti 6. gününde: Direnmeye devam edeceğiz-VİDEO

    PİRHA- Kayyım atanan Akdeniz Belediyesi önünde iktidara tepki gösteren siyasi parti temsilcileri, “Kayyımlar gidecek, halk kalacak. Boyun eğmeyeceğiz” mesajı verdi.

    Mersin’in Akdeniz ilçesinde belediyeye 13 Ocak’ta kayyım atanmasına karşı başlayan protesto eylemleri sürüyor. Eylemlerin 6’ıncı gününde, polis ablukası altında olan belediye binası önünde açıklama yapıldı.

    Açıklamaya DEM Parti milletvekilleri, Emekçi Hareket Partisi (EHP) Genel Başkanı Hakan Öztürk, Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) sözcüler kurulu üyesi Pelin Kahiloğlu, Emek Partisi (EMEP) başkan yardımcısı Sedat Başkavak, Türkiye İşçi Partisi (TİP), Parti Meclis üyesi Hasan Yılmaz, Kürdistan Komünist Partisi (KKP) MYK üyesi ve DEM Parti Van Milletvekili Sinan Çiftyürek, Sosyalist Dayanışma Partisi (SODAP) MYK üyesi Doğanay Karas, Barış Anneleri ve birçok yurttaş katıldı. Açıklamada sık sık “Direne direne kazanacağız” ve “Akdeniz ya me ye, şaredarî ya me ye” sloganları atıldı.

    “KAYYIM HIRSIZLIKTIR”

    Yapılan açıklamada ilk sözü alan DEM Parti Mersin İl Eş Başkanı Bedriye Kuş, “6 gündür belediye eş başkanlarımız tutsak. Bunu kabul etmiyoruz. Daha önce kayyımları tanımadık yine tanımayacağız. Belediye eş başkanlarımız görevlerine dönene kadar mücadele edeceğiz. Kayyım hırsızlıktır. Kayyım zihniyetini tanımıyoruz” diye belirtti.

    “BİRLİKTE MÜCADELEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Kayyım atamasına tepki gösteren Emekçi Hareket Partisi Genel Başkanı Hakan Öztürk, “3 ay önce barış yapalım dediler ama kayyım atadılar. Biz bunu kabul etmiyoruz.  Kayyıma rağmen bu halk hala barış diyor, bu halkın kıymetini bilin. Kürt halkının ve barışçıl halkların kıymetini bilin. Kürtler ‘bunu kabul etmem’ diyor. Kürtler ‘huzursuzluk çıkardı’ diyorsunuz. Kayyım atmazsanız neden protesto yapsınlar? Sonra ‘terör’ diyorsunuz, ‘terör’ yok, sizin vicdansızlığınız var. Bu, dünyada görülmemiş bir hukuksuzluk. Dünyada görevinden alınan bir belediye başkanı yok. Buna karşı ortak birleşik mücadeleyi büyütmek bize düşüyor. Kayyımları tek tek gönderene kadar birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.

    “MÜCADELEYİ HER YERDE BÜYÜTECEĞİZ”

    AKP iktidarının yasaları keyfine göre düzenlediğini ifade eden Toplumsal Özgürlük Partisi Sözcüler Kurulu üyesi Pelin Kahinoğlu, “Başlattığı soruşturmalar ile iktidarını sürdürmek istiyor. Kürt halkının mücadelesi sonucu başlatmak zorunda kaldıkları barış süreci konuşulurken kayyım atama yoluna gidiyorlar. Demokratik cumhuriyet iradesini selamlıyoruz. Mücadeleyi her yerde büyüteceğiz. Biz kazanacağız” ifadelerini kullandı.

    “KAYYIMLAR GİDECEK, HALK KALACAK”

    6 gündür halkın iradesine sahip çıktığını vurgulayan Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sedat Başkavak, “Buraya gelirken bir polis ‘Burada hep toplanıp bağırıyorlar, belediye yerinde hizmet devam ediyor’ dedi. Kayyım emek hırsızlığıdır. Halk kendi belediyesine giremiyor. Kayyım sanata, sinemaya, geleceğe düşman. Kayyım hizmet hırsızı. Kayyımlar gidecek, halk kalacak” diye konuştu.

    “BEBEKLERİ KATLEDEN ÇETELERE KAYYIM ATAYIN”

    Türkiye İşçi Partisi Parti Meclis Üyesi Hasan Yıldız, ise konuşmasında şunları ifade etti:

    “Biz ilk defa kayyım zihniyeti ile karşı karşıya kalmıyoruz. Bebekleri katleden çetelere kayyım atayın. Kayyımlar kaybedecek halk kazanacak. Kayyım zihniyetinin mutlaka sonu gelecek. Bu zihniyet kaybetmeye mahkumdur.”

    “BU HALKA BOYUN EĞDİREMEZSİNİZ”

    Neden Anadolu’da halkın iradesi tanınıyor ama Kürt halkının iradesi tanınmıyor diye soran Kürdistan Komünist Partisi MYK Üyesi ve DEM Parti Milletvekili Sinan Çiftyürek, “Kayyım siyasetini kınıyoruz. Kürtler her kayyımdan sonra sandıkta kayyıma ‘hayır’ diyor. ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletin’ diyorlar, ‘Yeter söz milletin’ diyorlar. Sandıkta halkın iradesi çıktı ama bunu tanımıyorlar. Bunu dün tanımadık yarın da tanımayacağız. Siz bu halka boyun eğdiremezsiniz. Bir süreç var diyorlar ama adı yok. Kürtlere el uzatıp kayyım atadılar, Rojava’ya saldırıyor. Biz bu kardeşliği kabul etmiyoruz” şeklinde konuştu.

    “KAYYIM KORKUNUN GÖSTERGESİDİR”

    Faşizmin Kürt halkına yönelik uyguladığı savaş politikalarından biriyle karşı karşıya olduklarını vurgulayan Sosyalist Dayanışma Platformu MYK Üyesi Doğanay Karasu, konuşmasının devamında şunları ifade etti:

    “İktidarın Kürt halkını sindirme çabaları, baskı ve inkâr politikaları, tarihin çöplüğüne gömülmeye mahkumdur. Bugün Akdeniz Belediyesi’ne yapılan kayyım hamlesi, gözaltılar, tutuklamalar halkların barış ve özgürlük talebine duyulan korkunun bir göstergesidir.”

    Açıklama “Direne direne kazanacağız” sloganlarıyla son buldu.

    PİRHA/MERSİN

  • Mersin’de DEM Parti’den çağrı: AKP, Suriye’deki çetelere destek vermekten vazgeçmeli- VİDEO

    Mersin’de DEM Parti’den çağrı: AKP, Suriye’deki çetelere destek vermekten vazgeçmeli- VİDEO

    PİRHA- DEM Parti Mersin İl Örgütü, Suriye’de cihatçı grupların saldırılarına tepki göstererek, “İktidarın desteklediği bu saldırılar halkların birlikte barış içinde yaşama iradesini yok etmeyi amaçlamaktadır. AKP bu çetelere destek vermekten vazgeçmeli” dedi.

    Suriye’de ordu ile Heyet Tahrir Şam (HTŞ) liderliğindeki cihatçı grupların çatışmaları 27 Kasım’dan bu yana devam ediyor. Saldırılara ilişkin Mersin’de DEM Parti İl Örgütü basın açıklaması yaptı. İl binasından Özgür Çocuk Parkı’na yürümek isteyen kitleye polis barikat kurdu. O sırada bir polisin yaşlı bir adamı itmesi sonucu gerginlik çıktı. Peyder pey yürümeyi kabul etmeyen parti yöneticileri, il binası önünde basın açıklamasını yaptı.

    Açıklamaya Emek ve Demokrasi Platformu bileşenleri ve Barış Anneleri de katıldı.

    İKTİDARA ÇAĞRI

    Açıklamadan önce konuşan DEM Parti İl Eş Başkanı Reşat Aşan, iktidara çağrı yaparak “Eğer bir yandan barış deyip diğer yandan da kafa kesen, katliam yapan, halkları ayrıştıran çetelere yatırım yapıyorsanız samimi değilsiniz. Bunun bedelini halklar ödemek zorunda değil” dedi.

    Basın açıklamasını okuyan İl Eş Başkanı Bedriye Kuş ise Ortadoğu’daki çatışmaların Suriye’ye sıçramasıyla birlikte Şehba, Tel Rıfat ve Halep’te halkların ciddi bir tehdit altında olduğuna işaret etti. Buradaki silahlı grupların IŞİD’in yöntemlerini sürdürerek Kürtler, Araplar, Süryaniler ve Suriye’deki bütün halklara karşı katliam yaptığını söyleyen Kuş, “İktidarın desteklediği bu saldırılar, Kürt halkının kazanımlarını ve halkların birlikte barış içinde yaşama iradesini yok etmeyi amaçlamaktadır. AKP-MHP iktidarının Ortadoğu politikası, bölgede kaosu ve istikrarsızlığı derinleştirirken, sınır ötesindeki Kürt halkına yönelik saldırılarla Türkiye içinde barışın sağlanamayacağı açıktır” dedi.

    “SALDIRILAR İNSANLIĞI TEHDİT ETMEKTEDİR”

    Kürtler, Araplar, Süryaniler ve Nusayriler başta olmak üzere tüm halkların ve inanç gruplarının soykırım riskiyle karşı karşıya olduğunu vurgulayan Kuş, “Bu saldırılar, sadece Ortadoğu’da değil, dünya genelinde insanlık değerlerini tehdit etmektedir” ifadelerini kullandı.

    Bedriye Kuş, Ortadoğu’da barış ve halkların ortak yaşam umudunu savunmak için her kesime çağrı yaptı.

    “SAVAŞA KARŞI BARIŞI SAVUNACAĞIZ”

    Açıklamadan sonra söz alan Mersin Emek ve Demokrasi Platformu Dönem Sözcüsü Mustafa Özbay, Ortadoğu’da savaşı körükleyen güçlerin ellerini bu topraklardan çekmesi gerektiğini vurgulayarak, “Başta Suriye olmak üzere tüm Ortadoğu’da savaşa karşı barışı savunuyoruz” dedi.

    Emek Partisi’nden Sedat Başkavak, AKP iktidarının Suriye’deki kıyımla yakından ilgisi olduğunu söyleyerek, barışa ayrılması gereken bütçenin savaşı büyüttüğünü dile getirdi.

    Son olarak konuşan TİP İl Başkanı Ahmet Paket ise emperyalizme karşı mücadele edeceklerinin altını çizerek, barışın tesisi için omuz omuza duracaklarını ifade etti.

    Açıklama, konuşmaların ardından sona erdi.

    PİRHA/MERSİN

  • Mersin, Dersim ve Ovacık için sokağa çıktı: Seyit Rıza’nın torunlarına baş eğdiremezsiniz- VİDEO

    Mersin, Dersim ve Ovacık için sokağa çıktı: Seyit Rıza’nın torunlarına baş eğdiremezsiniz- VİDEO

    PİRHA- Mersin Emek ve Demokrasi Paltformu, Dersim ve Ovacık’a kayyım atanmasını protesto ederek, “Halkın iradesine yapılmış kayyum darbesine karşı dayanışmamızı yükseltiyoruz. İktidar bilmelidir ki karşısında diz çökmemiş Seyit Rıza’nın torunları var. Bu halk size boyun eğmez” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) yönetimindeki Dersim ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) yönetimindeki Ovacık belediyelerine kayyım atandı. Kayyım uygulamalarını protesto etmek ve Dersim halkıyla dayanışmak adına Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, Özgür Çocuk Parkı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamaya DEM Parti Mersin Milletvekilleri Perihan Koca ile Ali Bozan, Akdeniz Belediyesi Eş Başkanı Hoşyar Sarıyıldız, Eğitim Sen Merkez Kadın Sekreteri Simge Yardım, Barış Anneleri ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    “KARŞINIZDA DİZ ÇÖKMEMİŞ SEYİT RIZA’NIN TORUNLARI VAR”

    Platform adına basın açıklamasını okuyan Eğitim Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül, kayyım atamalarına karşı sessiz kalmayacaklarını belirterek, “Belediyelerimize yapılan antidemokratik hukuk dışı uygulamaları ve kayyum atamalarını tüm yerel  yönetimlere ve demokratik kurumlara yapılmış bir saldırı olarak görüyoruz. Otoriter, tekçi, merkezci iktidarın karşında halkın nefes alma kanalları olan belediyelerin halktan koparılmasına ve ve halkın iradesinin gasp edilmesine asla sessiz kalmayacağız” dedi.

    Sümbül; Hakkari, Esenyurt, Batman, Mardin, Halfeti, Dersim ve Ovacık’ta halkların iradesiyle seçilmiş belediye başkanlarının derhal görevine iade edilmesi yönünde çağrıda bulundu.

    Ardından konuşan Mersin Milletvekili Perihan Koca, “Dersim’de sömürge valisi o belediyeyi karakola çevirdiği yetmezmiş gibi belediyenin etrafını beton bariyerlerle çevirdi. Çünkü yenildiklerini biliyorlar. Suç işleyerek iktidarda kalmayı isteyebilirsiniz ancak sizin karşınızda yüz yıldır soykırımcı devlet aklına ve politikalarına diz çökmemiş Seyit Rıza’nın torunları var. Bunu aklınıza kazıyın” diyerek tepkisini dile getirdi.

    “KADINLAR KAYYIMA KARŞI DİRENİŞTE”

    Eğitim Sen Merkez Kadın Sekreteri Simge Yardım, kayyımların ilk olarak kadınların kazanımlarına saldırdığını hatırlatarak, “25 Kasım’ın arifesindeyiz, kadınlar kayyım politikalarının yürüttüğü süreçleri çok iyi biliyorlar. Kadınlar, kadın daire başkanlıklarına erkeklerin atandığını, kadınları koruyan sığınma evlerinin, danışma hatlarının, şiddet hatlarının kapatıldığını çok iyi biliyor. Bizler bulunduğumuz her yerden kadınlar, emekçiler, gençler olarak direnmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şube Eş Başkanı Gazi İnci, “Dersim’de 8 kişinin işkence ve kötü muameleyle gözaltına alındığı ve tutuklanmaya sevk edildiği bilgisini verdi. İşkence konusunda iktadara ve kolluk kuvvetlerine çağrıda bulunan İnci, “İktidarı, halkın demokratik tepki gösterme hakkına karşı bu denli ağır müdahalelerde bulunmaktan kaçınmaya davet ediyoruz” dedi.

    “ERDOĞAN, DERSİM HALKINI CEZALANDIRMAYA ÇALIŞIYOR”

    Emek Partisi’nden Sedat Başkavak ise, Dersim’in 22 yıllık AKP iktidarında Recep Tayyip Erdoğan’ın milletvekili çıkaramadığı bir kent olduğuna dikkatleri çekerek, “Erdoğan, AKP iktidarı Dersim halkını bu yolla cezalandırmak istiyor ama Dersim halkı orada, bizler de buralarda alanlardayız. Mücadelemiz kayyumlar atandıkça büyüyecek. Korkmayacağız, sinmeyeceğiz ve alışmayacağız” sözlerini kullandı.

    Son olarak Mersin Dersimliler Derneği Başkanı Nurşen Çığlık, Dersim halkı yalnız olmadığını, Dersim halkının irade gaspına karşı dayanışma göstereceklerini ifade etti.

    Konuşmaların ardından oturma eylemi yapıldı.

    PİRHA/ MERSİN

  • Başkavak: İktidar üretici köylünün sesini duymuyor, çarpıtıyor-VİDEO

    Başkavak: İktidar üretici köylünün sesini duymuyor, çarpıtıyor-VİDEO

    PİRHA- AKP’li Mahir Ünal’ın bir çiftçiye yönelik “Cebinde telefonu var ama yoksulluktan şikayet ediyor” şeklindeki sözlerine tepki gösteren Tüm Köy- Sen sendika uzmanı Sedat Başkavak bunun gerçekleri çarpıtmanın çabası olduğunu vurguladı. Başkavak “Üretici köylü, pırlantada, uçaklarda, yatlarda kaldırılan ÖTV’nin üretim için kullandıkları mazottan da kaldırılmasını istiyor. Duyan, gören var mı? Yok” diye konuştu.

    AKP Genel Başkan yardımcısı Mahir Ünal’ın katıldığı bir televizyon programında bir anısını anlatırken, bir çiftçi için “Cebinde telefonu var ama yoksulluktan şikayet ediyor” sözlerine Tüm Köy- Sen sendika uzmanı Sedat Başkavak’tan tepki geldi.

    Mahir Ünal’ın köylü, cep telefonu örneğinin gerçekleri çarpıtmanın çabası olduğunu vurgulayan Başkavak, “Bu yeni bir çaba değil. Cumhurbaşkanı da, diğer AKP’li yetkililer de geçmişte benzer söylemlerde bulunmuşlardı” dedi.

    “ÜLKE KÖYLÜSÜNÜN BORÇLANARAK ÜRETİM YAPTIĞI GERÇEĞİ APAÇIK DURUYOR”

    Başkavak, köylünün çok açık bir şey söylediğine dikkat çekerek, şunları ifade etti:

    “Eğer köylünün cebinde telefonu ve interneti varsa ölen biten yoktur demeye getiriyorlar. Dolayısıyla asıl yaşananı değil, gizlemeye dönük bir çaba söz konusu. Ancak ortada ülke köylüsünün borçlanarak üretim yaptığı gerçeği apaçık duruyor. Borcu olan köylüler Ankara kapılarında ‘borçların faizi silinsin, borçlar uzun süreli ertelensin’ diye talepte bulunup eylemler yapıyor. Üretici köylü pırlantada, uçaklarda, yatlarda kaldırılan ÖTV’nin üretim için kullandıkları mazottan da kaldırılmasını istiyor. Duyan, gören var mı? Yok. Çünkü AKP’nin tarzı; işçiyi, emekçiyi, üreten köylüyü görme, sermayenin isteklerini yerine getir noktasında. Onun içinde tarımda ithalatçı ve tarım tekellerini koruyan politikalar hakim.”

    Diren KESER/MERSİN