Etiket: sedat mutlu

  • ‘Aşure taneleri gibi halkların kardeşliğinin ortak lezzetine erişmeliyiz’-VİDEO

    ‘Aşure taneleri gibi halkların kardeşliğinin ortak lezzetine erişmeliyiz’-VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Çeşme Şubesi Cemevi, Muharrem ayı vesilesiyle 12 gün tutulan orucun sonunda aşure lokması pay etti.

    Haberin Videosu

    Matem orucunun son bulmasının ardından Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Çeşme Şubesi Cemevi aşure lokmalarını pay etti. Lokmaya siyasi parti temsilcileri, sivil toplum örgütleri ve Çeşme Belediye Başkanı Ekrem Oran’ın yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı.

    Hak yolunda hakka yürüyenler için yapılan saygı duruşu ardından kısa bir konuşma yapan PSAKD Çeşme Şubesi Cemevi Başkanı Sedat Mutlu, “12 günün sonunda Aleviler aşureye çok önem vererek bir lokma hazırlıyorlar ve bunu bütün insanlığın lokması olarak düşünüyorlar. Kerbelalar aslında sürekli devam ediyor. İşte Maraş, Sivas, Çorum, Gezi, Suruç ve Ankara katliamları. Barış isteyen gencecik insanlarımız katledildi. Bizler onların bu Hüseyin’i dik duruşları önünde saygı ile eğiliyoruz. Bizler öncelikle kendi içimizdeki Yezit’i bir defa öldürüp sonra içimizdeki Şah Hüseyinleri diriltip mücadelemizi sonuna kadar götürmemiz lazım” dedi.

    “KENDİNİ TANIYANIN DURUŞUNU VE HAKİKATİNİ GÖRDÜK”

    Lokma gülbengini veren Hacı Bektaş Ocağı’ndan Özdoğan Sağlam, Kerbela’nın insanlık tarihinde bir dönüm noktası olduğuna vurgu yaparak, Kerbela’nın barış ve kavganın karşı karşıya geldiği an olduğunu ifade etti. Kerbela, Dersim, Maraş, Sivas, Suruç ve Ankara katliamları gibi birçok katliamdan öte ayrıca asimilasyon katliamının işlendiğine dikkat çeken Sağlam, Alevilerin kendi inancı ve kültüründe buluşması çağrısında bulundu. Sağlam şunları dile getirdi:

    “Kerbala insanlık tarihinde bir dönüm noktasıdır. Kerbala mazlum ile zalimin, barış ile kavganın karşı karşıya geldiği andır. İnsanlığa çok büyük bir derstir. Elbette bir tek orada zuhur etmiyor. Her devir Kerbelalar dünyada ve kendi ülkemizde yaşanıyor. Her dönemde bir Yezit çıkabilir ama her dönem birde Hüseyin çıkmalıdır. İnsanın iktidar hırsı, nefsi ve benliğinin ne kadar zalimleştiğinin görüldüğü yerdir Kerbela. İnsanlar kendini bilip tanıdıktan sonra zalimin zulmü ortaya çıkamaz. Kerbela’da kendini tanıyanın nasıl bir duruş ve hakikat sergilediğini, kendini tanımayanın ise nasıl bir zalim olduğunu gördük. Dersim, Sivas, Çorum, Maraş, Suruç ve Ankara katliamları birer Kerbeladır. Bunlar bedensel katliamdır. Asıl bir katliam daha vardır ki; sürekli işleyen asimilasyon katliamıdır. Yani ruh katliamıdır. Bu çok sinsi bir katliamdır ve farkında değiliz. Bedenlerimizi katlederler idi ama en azından biz kendi inancımıza göre hakka uğurlardık. Ama artık öyle oldu ki mezarın içine kadar işleyen bir asimilasyon, katliam var. Bir an önce kendi inancımıza, kültürümüze dönmeliyiz.”

    “HALKLARIN KARDEŞLİĞİNİN ORTAK LEZZETİNE ERİŞMELİYİZ”

    “Kültürler bu ülkenin temelini oluşturur. Hangi kültürü yok edersen temelden bir taş almış olursun. Dolayısıyla aldığın taş ile birlikte temel zayıflar ve kültürler o temel ile birlikte akar gider” diyen Sağlam, tıpkı aşure taneleri gibi insanlığın da tüm farklılık ve renkliliklere saygı duyarak yaşaması gerektiğini sözlerin ekledi. Sağlam, “Taneler kazanın içerisinde bir arada kaynayıp pişerek bizlere ortak bir lezzet sunarlar. Hiçbir tane diğer bir tanenin kokusunu, rengini ve tadını değiştirmeden kaynar. Bizler de bu dünya kazanında kaynar iken tıpkı bu taneler gibi farklı yerlerden buraya geldik. Ortak yaşam içerisinde birbirimizin inancına, kültürüne, geleneğine dokunmadan, zarar vermeden ve varlığına saygı duyarak halkların kardeşliğinin ortaklığı lezzetine erişmiş olacağız” dedi.

    Lokma gülbenginin ardından aşureler pay edildi.

    PİRHA/İZMİR

     

  • İzmir’de Sivas anması: Madımak utanç müzesi olacak- VİDEO

    İzmir’de Sivas anması: Madımak utanç müzesi olacak- VİDEO

    PİRHA -İzmir’de Alevi kurumları öncülüğünde sivil toplum kuruluşları ve siyasi partiler, Sivas’ta 26 yıl önce katledilen canları anarak katliamı lanetlediler. 

    İzmir’de bulunan Alevi kurumlarının temsilcileri ve üyeleri, Sivas Katliamı’nın 26. yılında hayatını kaybedenleri andı. Kurumlar adına basın açıklamasını Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Çeşme Şubesi Cemevi  Başkanı Sedat Mutlu okudu.

    Açıklamaya Alevi Bektaşi Federasyonu Bileşenleri, Demokratik Alevi Derneği (DAD), Dersimliler Derneği, CHP, HDP, Halkevleri, ESP, Partizan, EMEP’in yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı.

    ‘Gün gelecek devran dönecek katiller halka hesap verecek’ , ‘Sivas’ı yakanlar AKP’yi kuranlar’, ‘Gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek’, ‘Faşizme karşı omuz omuza’, Sivas’ı unutma, unutturma’, ‘Sivas için adalet Suruç için adalet’ sloganları atıldı.

    26 yıl önce Sivas’da aydınların, yazarların, kadınların, gençlerin ve sanatçıların aralarında olduğu 33 insanın tekbirler eşliğinde devlet güçlerinin gözü önünde yakılarak katledildiği belirten Mutlu, olaylardan birkaç gün önce Madımak Oteli’nin çevresine parke taşlarının bırakıldığına, dönemin belediye başkanın katliam sırasında “gazanız mübarek olsun” diyerek katliamı adeta teşvik ettiğine dikkat çekti. Açıklamada, güvenlik güçlerinin devlet yetkilileri tarafından olay yerine gönderilmediği, gönderilenlerin de katliamcılarla kol kola hareket ettiği belirtildi.

    Sivas Katliamı’da medyanın ise etkinliğe katılanları günlerce hedef gösterdiği, gericilerin haftalar öncesinden bildiriler dağıtıp “kıyam” ve “katliam” çağrıları yaptıkları belirtilen Mutlu, “Gerici katil güruh “kahrolsun laiklik, şeriat isteriz” , “şeriat gelecek zulüm bitecek” gibi sloganlar ve tekbirler eşliğinde otele yönelip kolluk güçlerinin gözü önünde katliamı gerçekleştirdiler” dedi.

    “KATLİAMI YAPANLAR ÖDÜLLENDİRİLDİ”

    “Sivas Madımak Oteli Katliamı egemenlerin askeriyle, polisiyle, yargısıyla, medyasıyla, belediyesiyle, hükümetiyle göz yumduğu gerici katillerin tetikçiliğiyle hayata geçirdiği planlı bir katliamdı” diyen Mutlu, katliamdan sonra küçük bir grup hakkında davanın açıldığı, uzun süren yargılamalarda ise küçük cezaların verildiği ya da ceza almadan kurtuldukları ifade etti.

    Açıklamada, Sivas Katliamı’nı gerçekleştirenlerin  AKP tarafından milletvekili, bakan hatta Anayasa Mahkemesi üyesi yapılarak adeta ödüllendirildiklerinin altı çizildi.

    “BİNLERCE İNSAN HUKUKSUZ KARARLARLA TUTUKLANDI”

    Sivas Katliamı’ndan sonra başta Alevi halkı olmak üzere tüm ilerici-demokrat toplum kesimlerine karşı baskı ve tehdit politikaları hız kesmeden devam ettiği vurgulayan Mutlu; 15 Temmuz darbe girişimi sonrası çıkarılan OHAL ile binlerce kişinin işinden edildiği, hukuksuzca tutuklandığı ve seçilmişlerin tutuklandığı ifade edildi.

    “DEVLET TEKÇİLİK ÜZERİNE İNŞA EDİLMİŞTİR”

    AKP’nin kurduğu yeni devletin tekçilik üzerine inşa edildiği ve bu tekçi iktidara karşı güçlü demokrasi mücadelesinin verilmesi gerektiği üzerinde duran Mutlu, AKP iktidarı son yerel seçim sonuçlarından da açık bir şekilde görülebileceği gibi halk desteğini hızla kaybetmektedir” denildi. Açıklamada,  AKP’nin tehdit ve baskıyla toplumu sindirerek egemenliğini devam ettirmeye çalıştığına vurgu yaptı.

    “SEKÜLER YAŞAM BİÇİMLERİ İKTİDAR TARAFINDAN HEDEF ALINIYOR”

    “Toplumsal yaşam AKP iktidarı eliyle hızla gericileştiriliyor” diyen Mutlu şunları kaydetti:

    “Devletin artık şeklen kalmış olan sınırlı laik niteliği bütünüyle ortadan kaldırılmaya çalışılıyor. Seküler yaşam biçimleri iktidar tarafından hedef alınıyor. Eğitimde akıl, bilim, eleştiri ve sorgulamanın yerine kör inançlara ve akıl dışı dogmalara dayalı gerici bir anlayış getiriliyor. Çocuklarımız sürekli taciz ve tecavüzle anılan gerici vakıflara teslim ediliyor.  Ülkemizin bütün kamusal kaynakları emperyalistlere ve yandaş sermaye gruplarına peşkeş çekiliyor. Doğa sermayenin çıkarları doğrultusunda talan ediliyor. Bunların yanında ekonomik kriz giderek derinleşmekte, krizin faturası işçilere ve emekçilere kesilmekte, işten atılmalar yaygınlaşmakta, sürekli gelen zamlar nedeniyle yaşam halkımız için her geçen gün daha da zorlaşmaktadır. Krizle mücadele adı altında gündeme getirilen programla kıdem tazminatı başta olmak üzere işçi sınıfının tarihsel kazanımlarının kaldırılması hedeflenmektedir.

    “ALEVİLER ÜZERİNDEKİ ASİMİLASYON POLİTİKALARI DEVAM EDİYOR”

    “Aleviler üzerindeki bin yıllık asimilasyon ve yok etme politikaları AKP iktidarı tarafından da hevesle uygulanıyor. Kutsal mekânlarımız ya çeşitli şekillerde yok ediliyor ya da çeşitli gerekçelerle elimizden alınarak siyasal İslamcı yapılara teslim ediliyor. Cemevlerimiz tanınmıyor. Alevi çocuklarına zorla din dersleri dayatılıyor. Dersim, Maraş, Çorum, Sivas ve Gazi katliamlarının üzeri devlet tarafından ısrarla örtülüyor. Alevi köylerine zorla cami yapılıyor. Cami olmayan köylerimize hizmet götürülmüyor. Kamuda ayrımcılığa uğruyoruz. Gençlerimiz Alevi kimliklerinden dolayı işe alınmıyorlar. Birçok insanımız baskı ve ayrımcılıktan dolayı toplumsal yaşamda Alevi kimliğini gizlemek zorunda kalıyor. Diyanet siyasetin emrine girmiştir.”

    Mutlu, 2 Temmuz 1993 Sivas Madımak Katliamı’nın tüm ezilen kesime  karşı yapılan bir katliam olduğu belirtilerek, herkes zulme karşı ortak mücadele etmeye çağırdı.

    PİRHA/İZMİR

     

     

     

     

     

     

  • Çeşme Cemevi üç fidanı Hıdırellez ateşiyle andı

    Çeşme Cemevi üç fidanı Hıdırellez ateşiyle andı

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Çeşme Şubesi, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı, idamlarının yıl dönümünde, Hıdırellez ateşi yakarak andılar. 
     
    Alaçatı Çamlık Yol üzerindeki Cemevi’nde düzenlenen etkinliğe, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Çeşme Şubesi Başkanı Sedat Mutlu, Çeşme Kent Konseyi Başkanı Ömer Önal, ADD Çeşme Şubesi Başkanı Mehmet Bilgiç, Çeşme Çorumlular Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Selahattin Uysal, Çeşme Belediyesi Meclis Üyesi Ali Can, Araştırmacı Yazar Metin Aydoğdu ve yurttaşlar katıldı.
    “SEÇİLMİŞLERİN MAZBATASI ELLERİNDEN ALINIYOR”
    Hıdırellez ateşini yakmasının ardından bir konuşma yapan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Çeşme Şubesi Başkanı Sedat Mutlu, Hıdırellez’in güzel niyetlerin ve dileklerin dilendiği bir gün olduğunu vurgulayarak, “Ama bugün, aynı zamanda bizi hüzünlendiren günlerden birisi. 6 Mayıs 1972’de, üç canımız, demokrasi, özgürlük, barış, insan hakları, tam bağımsız bir Türkiye istedikleri için, faşist bir dikta yönetiminde idam edildiler. Aradan geçen 47 yıldan sonra, yine demokrasiden uzak bir yönetim yaşıyoruz. Seçilmiş bir Belediye Başkanının mazbatası elinden alınıyor ve kazandığı seçim iptal ediliyor. Yeniden seçime karar veriliyor. Aynı zarfa konulan 3 oy pusulası geçerli sayılıyor, sadece Büyükşehir Belediye Başkanı oy pusulası geçersiz sayılıyor. 23 Haziran’da İstanbul’da, sadece Büyükşehir Belediye Başkanı seçmek için sandığa gidilecek. Belediye Meclisi’nde çoğunluğu elde ettikleri için yenilemeye gerek duymadılar. İnanıyorum ki, 23 Haziran’da İstanbul halkı, bu haksız seçimde gereken cevabı verecektir” diye konuştu.
    “ÜÇ FİDANI SİLEMİYORLAR”
     
    Deniz’leri, idam etmekle yok edemediklerini belirten Mutlu, “Bugün hala doğan çocuklara ‘Deniz’ ismi konuyor. Üç fidanı yüreklerden silemiyorlar. Deniz Gezmiş’in idamından bir gün önce Yüzbaşı gelerek, ‘Yarın idam edileceksin, korkuyor musun?’ dediğinde, Deniz; ‘Yok’ diyor, ‘Biz korkumuzu Kerbela’da bıraktık’. Bu millet korkusunu Kerbela’da bıraktı. Biliyoruz ki, İstanbul halkı, 23 Haziran’da da hak ettikleri cevabı verecektir. Haksızlık, hukuksuzluk, eninde sonunda son bulacaktır” diyerek sözlerini tamamladı.
     
    “HIZIR VE İLYAS HEP VARDI, VAR OLACAK”
    Araştırmacı yazar Metin Aydoğdu da yaptığı konuşmada, Hıdırellez’in asıl adının Hızır İlyas olduğunu ifade ederek, “Hızır ve İlyas, peygamber değiller. Bütün peygamberler, doğdu, büyüdü ve Hak’ka yürüdü. Ama Hızır ve İlyas öyle değil. Onlar hep vardı, şimdi de var, bundan sonra da var olacaklar. Hızır, karaların, yeryüzünün hakimi. İlyas da denizlerin hakimi. Yani İlyas’ın hükmü denizlerde, Hızır’ın hükmü de karada geçiyor. 5 Mayıs’ı 6 Mayıs’a bağlayan tan vaktinde, Hızır ve İlyas buluşurlar. Bir yıl boyunca karada ve denizde olanları konuşurlar. Önümüzdeki yıl da yapılacaklar hakkında karar verirler. Hızır, çaresiz kalan insanların yürekten seslenmeleri sonucunda yardıma koşan bir kurtarıcıdır. İlyas da denizdeki çaresizlerin yardımına koşan bir keramet sahibi. Halk arasında, Hızır İlyas, zaman içinde söylene söylene Hıdırellez’e dönüşmüş” diye açıkladı.
     
    Üç fidanın asılmasının kara bir leke olduğunu belirten Aydoğdu, “Bugün bize yapılan haksız davranışlar, soygun, sömürü, dışa bağımlılık, kendi yöneticilerimizin, başka bir ülkenin valisiymiş gibi bize baskı uygulaması, o günlerde de vardı, bugün de var. O genç fidanlar, o zaman haksızlıklara karşı çıktılar. Tam bağımsız Türkiye istediler. Ben o günleri yaşadım. Sonraki zorlukları da yaşadım. Bugün herkes, o canlara haksızlık yapıldığını biliyor” diye konuşurken, duygulanarak gözyaşlarını tutamadı.
    Yapılan konuşmaların ardından etkinliğe katılanlar Hıdırellez ateşinden atlayarak, dilek tuttular.
    Kaynak (Çeşme Gündem)
  • PSAKD Çeşme Cemevi Başkanı Mutlu: İçimizde gerçekten Alevi var mı?-VİDEO

    PSAKD Çeşme Cemevi Başkanı Mutlu: İçimizde gerçekten Alevi var mı?-VİDEO

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Çeşme Şube Cemevi Başkanı Sedat Mutlu, Alevi kurumlarının, Alevilerin haklarını ve taleplerini dile getirmede eksik olduğunu ve parçalı duruş sergilediklerini söyledi. Mutlu, “Alevilerin  hak ve talepleri konusunda ortak ses olmaz isek geldiğimiz bu ortamda bizler de yok olmaya doğru gideceğiz” dedi. 

    PSAKD Çeşme Şube Cemevi Başkanı Sedat Mutlu, Alevi kurumlarının farklı talepler, istekler ve düşünceler ile hareket etmesinin Alevi toplumuna bir şey kazandırmayacağını belirtti. Mutlu, fikir birliği ile Alevilerin hak ve taleplerinin tek bir ağızdan dile getirilmesini vurguladı.

    “ŞEHİRDE HAYAT ŞARTLARI İBADETİN ŞEKLİNİ, ZAMANINI BELİRLEYEBİLİYOR”

    Çeşme’de ilk inanç örgütlenmesinin temelinin büyük zorluklarla atıldığını belirten ve o sürecin içinde olan Mutlu, “Buradaki Aleviler bir çatı altında toplanalım dediklerinde bundan 16 yıl önce, 4 arkadaşımızın başlattığı bir kıvılcım ile süreç başladı. Beşinci toplantıda dernek kurulması kararı ile hangi kurum çatısı altında olunacak araştırmasına başlandı. Bir çok kuruma gittik. Bizimle dalga geçer gibi konuşan kurumlar da oldu, ciddiye alanlar da oldu. Bunu Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’ne aktardık. Bizim düşüncemize en yakın olan kurumdu. Sıkıntılar yaşadı, toplanamadı, programlı çalışamadı” dedi.

    “İbadeti yapabilmek için yaşamanız gerekiyor” diye konuşan Mutlu şunları söyledi:

    “Sahil kesiminde olduğumuz için buranın belli bir sezonu var. Nisan başından Ekim’in sonuna kadar insanlar çalışmak zorundalar. Hayat şartları ibadetin şeklini, zamanını ve saatini belirlemede etkili oluyor. Yaz sezonunda 4 ay buraya uğrayamıyoruz. Bu yolda inancı olan, Yol’u seven ve kendini adamış insanlarımız her zaman burada hazır. Kadınlar burada söz sahibi. Yönetimde, toplantılarda, etkinliklerde ve eylemlerde varlar. Birçok kurumda bu durum sıkıntı. Kadının olduğu yerde her şey olur. Gençliğimiz çok az. Büyük bir kesimi dışarılara okumaya gidiyorlar.”

    “CEMLERİMİZ ARTTI, İNSANLARIN ALEVİLİĞE BAKIŞI DEĞİŞTİ”

    “İnanca ara verip mesafe uzayınca toplaması zor oluyor” diyen Mutlu, son zamanlarda cemlerinin arttığını, senede bir yapılan cemlerinin artık ayda iki kez yapılmaya başlandığının altının çizerek şunları belirtti:

    “Buna rağmen iyi sonuçlar alıyoruz. Son 2-3 yıldır insanlarımızın Aleviliğe bakış açısı bile değişti. Cem yapma sayımız yükselmeye başladı. Senede bir iken, şimdi ise ayda iki kere oluyor. Alevilik kurallarını ciddi anlamda burada işletiriz. İşleyen o ritüelleri, gereksinimleri, cemin anlamını anlatarak gitmeye çalışıyoruz. Cem yapmaya belli bir süre ara vermiş insan grubuyuz. Hala o mistik havanın içine girmeye çalışıyor insan. Bir şeye ara verip mesafe uzayınca toplaması zor oluyor. Hedefimiz kısa sürede nitelikli, kaliteli, bu işe gönülden bağlı bir toplum yaratmak. Var olanın ortaya çıkmasını sağlamak istiyoruz.”

    “ALEVİ KURUMLARINA SORMAK GEREKİR, İÇİMİZDE GERÇEKTEN ALEVİ VAR MI?

    Sadece Aleviliğin değil bununla birlikte diğer halklar ve inançların da dillerinin, kültürünün yok edildiğine dikkat çeken Mutlu şöyle devam etti:

    “Alevi kurumlarındaki şube yönetimlerinden şube başkanına, üst kurul delegesinden genel başkana kadar sorulması gereken soru şu: İçimizde Alevi var mı? Ya da bu koca toplulukta ne kadar Alevi var? Dağları yanıyorsa bir insanın Alevi olmasına gerek yok, insan olarak buna tepki vermesi gerekiyor. Toplum içinde sorunlar, asimilasyon, dini ve gerici faşist bir baskı varsa orada insanlık devreye giriyor. Bu sadece ‘Alevilik kültürü yozlaşıyor onu kurtarayım’ ile olmuyor. Başka kültürler de gidiyor. Karadeniz’de 40’a yakın dil varken, bu dillerin bir tanesi kullanılmıyor. Bu Anadolu coğrafyasında yaşayan insanların kültürü. Doğu’da, Güneydoğu’da bir yığın katliam yaşanıyor. Katliam derken akla hemen bir insanın katledilmesi geliyor. Kültürümüz, dillerimizi, doğamız katlediliyor. Kültürümüz oyularak içimize Hınzır Paşa’lar yerleştirilmiş. Binlerce Muaviye’si olan bir kültür haline gelmişiz” dedi.

    “ALEVİLİK, İSLAM KÜLTÜRÜ İLE AT BAŞI YARIŞMAYA GİDEN BİR HAL ALDI”

    “Bizim cemlerimizde neden başlar örtülsün ki?” sorusunu yönelten Mutlu, Aleviliğin, ibadetin de baskın olan inanca göre şekillendiğini vurgulayarak şunları dile getirdi:

    “Bizler tamamen yozlaştık. Alevilik şimdi İslam kültürü ile at başı yarışmaya giden bir hal aldı. Cemevi kutsaldı çünkü cami de kutsal olduğu için kutsaldır. Ceme girerken başlarınızı örtün çünkü camiye gidilirken başlar örtünür algısı var. Bizim cemlerimizde neden başlar örtülsün ki? Hani biz candık içeri girdiğimizde tek insandık. Bakıyoruz cemlerde kadın erkek ayrı oturuyor. Biz de onlara göre şekilleniyoruz. İki ayrı bölgeden gelen dede anlaşmakta sıkıntı çekiyor. Bu bölgede yaşayanların en büyük sıkıntısı bu. Amasya’nın köyünde yaşayan bir Alevinin böyle bir sorunu yok. Çünkü orada yaşayan bir dedesi, zakiri, 12 hizmeti var. Taliplerin dedesi belli. Ama burada Amasya’dan, Çorum’dan gelen, Tokat’tan gelenin ayrı piri var. Hepsinin ayrı bir süreği var. Çeşme kozmopolitik bir yer ve her kesimden insan var. Bu bir güzelliktir ama çatışma haline getirmek yanlış.”

    “ALEVİ KURUMLARI ARTIK FARKLILIKLARI BIRAKIP ORTAK SES YÜKSELTMELİ”

    “Aleviler artık Alevi olmalı” diye konuşan Mutlu, son olarak şu çağrıda bulundu:

    “Alevi kurumlarına pirimizin çağrısını yapmak gerekir. Bir olalım, diri olalım, iri olalım. Birlik olmaz isek geldiğimiz bu ortamda bizler de yok olmaya doğru gideceğiz. Aleviler artık Alevi olmalı. Onlarca Alevi kurumu var. Hepsinin düşüncesi, isteği, talebi farklı. Bunu oturup bir çatı altında Alevilerin temel sorunlarını tartışacak bir platform oluşturmalıyız. Karşı taraf olan devletten bir talebimiz olacaksa da bu genel olmalı. Benim özgür bir vatandaş olarak kendimi ifade etme hakkım olmalı. Bir Alevi olarak kendi inancımı yaşayabileceğim ortam olmalı. Zorunlu din derslerinde benim çocuğum asimile edilmemeli. Çocuklarımız ilkokulda namaz kılmakla görevlendirilmemeli, yaşamadığı inancı mecbur yaşamaya bırakılmamalı.”

    Ersin ÖZGÜL-Hüseyin Yaşar SEZGİN
    ÇEŞME

  • Çeşme Cemevi’nde aşure lokmaları pay edildi, birlik cemi gerçekleşti-VİDEO

    Çeşme Cemevi’nde aşure lokmaları pay edildi, birlik cemi gerçekleşti-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Çeşme Şubesi’ne bağlı cemevinde, Kerbela yası nedeniyle 12 gün tutulan orucun son bulması ile aşure lokması pay edilerek, cem gerçekleştirildi.  

    Matem orucunun son bulmasının ardından PSAKD Çeşme Şubesi’ne bağlı cemevi, aşure lokmalarını pay etti. Lokmaya PSAKD üyeleri, Çeşme Belediye Başkanı Muhittin Dalgıç ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Müzik dinletisi ve semahın ardından Serçeşme Hacıbektaş Piri Özdoğan Sağlam’ın verdiği lokma duasının ardından aşureler pay edildi.

    Aşure lokmasında konuşan PSAKD Çeşme Şube Başkanı Sedat Mutlu, “12 günün sonunda Aleviler aşureye çok önem vererek bir lokma hazırlıyorlar ve bunu bütün insanlığın lokması olarak düşünüyorlar. Benim şahsi düşüncem; aşure bu toprakların en güzel temsil edildiği, anlatıldığı yiyeceklerden bir tanesi. Hep söylüyorum; fasulyeyle nohutu koyup şeker katın bu lezzeti alamazsınız. Bu topraklarda yaşayan halklar da böyle. Alevi’si, Sünni’si, Kürtü, Türkü, Laz’ı, Çerkes’i hepsi bu toprağın aşuresi, lokması, birliği, dirliği demek” ifadelerini kullandı.

    “İÇİMİZDEKİ ŞAH HÜSEYİNLERİ DİRİLTİP MÜCADELE ETMEMİZ GEREKİYOR”

    “Yaklaşık 1400 yıl önce Şah Hüseyin Kerbela’da katledildikten bugüne kadar insanlığın katledildiği, yok edildiği bir zaman geçiyor. Biz hep deriz ki ‘Lanet olsun Yezid’e.’ Yezit 1400 yıl önce bir katliam yapmış. Biz hep onu Ehlibeyt’i katleden kişi olarak görüyoruz” diye konuşan Mutlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Fakat Şah Hüseyin’in duruşu, insanlığı, insanlığa bakış açısı daha farklı. Bugünün Yezitleri hala daha katliamlar yapmakta ve biz geçmişteki Yezide hala beddua etmekteyiz. Bizler öncelikle kendi içimizdeki Yezid’i bir defa öldürüp sonra içimizdeki Şah Hüseyinleri diriltip mücadelemizi sonuna kadar götürmemiz lazım. Sadece biz Alevilere değil, dünyanın birçok yerinde insanlara katliamlar yapılmakta, Kerbelalar yaşatılmaktadır. Bizler bu Kerbelaların yaşatılmaması için içimizdeki Hüseyin’i dik tutup mücadele ederek zamanın Yezitlerini sindirerek bu dünyanın daha güzel yaşanacak bir yer olduğunu bildirerek yaşamamız gerekiyor.”

    “ADALETE, HUKUKA, BİRBİRİMİZE İNANCIMIZ OLMASI LAZIM”

    Daha sonra konuşma yapan Çeşme Belediye Başkanı Muhittin Dalgıç ise  şunları dile getirdi:

    “Aşure lokmamızın hayırlı olmasını diliyorum. İçindeki bütün malzemelerin yarattığı tadı Çeşmemizde, İzmirimizde, ülkemizde olması dilekleriyle hepinizi saygıyla selamlıyorum. Dünya kurulduğundan beri insanlara zulmeden hem kişi hem topluluklar her zaman çıkmıştır. İnsanlar her zaman adaletsizliğe, haksızlığa maalesef maruz kalmıştır. Yüzyıllardır gelen yapı bu. Bize düşen görev; birlik olmamız, diri olmamız lazım. Adalete, hukuka, birbirimize inancımız olması lazım.”

    Daha sonra Serçeşme Hacıbektaş Piri Özdoğan Sağlam’ın verdiği lokma duasıyla birlikte aşureler pay edildi. Aşurelerin pay edilmesinin ardından Birlik Cemi gerçekleşti. Cemi Pir Sağlam yürütürken, zakirliği ise Yılmaz ve Okan canlar yaptı.

    Ersin ÖZGÜL-H.Yaşar SEZGİN

    ÇEŞME

  • Dünyadaki bütün Alevi hareketinin ortak birliğini sağlayacak konfederasyon önerisi-VİDEO

    Dünyadaki bütün Alevi hareketinin ortak birliğini sağlayacak konfederasyon önerisi-VİDEO

    PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu Alevi Çalıştayı’nda son konu da tartışıldı. Konu başlıklarından Alevi kurumlarında tüzük taslak raporu sunuldu. Bu raporun ardından sonuç bildirgesi ile çalıştay sona erecek.

    Alevi kurumlarında tüzük bölümünde Meral Altun, Hasan Gülüm, Müslüm Metin, Zeynel Abidin Koç, Kazım Genç ve Sedat Mutlu’nun yer aldı. Tüzük komisyonu sonuç raporunu Hasan Gülüm okudu.

    Gülüm, bu çalışmanın tüm Alevi örgütlerin tüzük hükümlerinde olması gereken temel başlıklar olarak düşünüldüğünü söyledi.

    Alevilerin son dönemlerde kurumsal yapıları belirleyen yasaların iç hukuku etkileyecek noktaya geldiğini söyleyen Gülüm, kanunlarla belirlenen tüzük kurumlarda yönetme şekli olarak erk oluşturduğunu ifade etti.

    Gülüm sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bugün en çok şikayet edilen dejenerasyon fark edilmeden kurumlarımızda iktidar kültürü oluşturmuştur. Bu durum kendi hukukumuzun işlememesine ve kurumlarda da demokrattık muhtevayı geriye itmiştir. Kendi hukukumuzda olması gereken kuralların kabul görülmese de işletilmesi gerekmektedir. Yüzyıllardır devletsiz kanunsuz hukukunu belirleyen alevler de bugün kanunlarla belirlenen tüzüklerde demokratik kuralları işletilmemesi yaşanan sorunlarda birdir. Bu nedenle tüzük kanunla belirlenen deyip geçilmesi gereken bir hukuk olmamalıdır.”

    “DAR DİDAR HUKUKU İŞLETMELİYİZ”

    Bu tüzüğün dayatılan kuralların dışında iç hukukun en demokratik yanını sunmak istediklerini söyleyen Gülüm, hazırladıkları tüzükte amaçlarını şöyle özetledi:

    “Tüzükteki zorunlu hükümler dışında kaybettiğimiz iç hukukumuzu, bulunduğumuz alanlarda hayata geçirmeyi öncelikle hedefledik. Yaşadığımız sorunlarda, çözüm merkezine dar didarı koymayan bunun yerine kanunların bile yapmadığı demokratik kuralları işletilmektedir. Yolda ortaya çıkan sorunlarımızı cem olmayı, dar didar hukuku ile işletmeliyiz.

    Tüzüğe dair hükümlerin kendisini tartışmadan daha inanç kurulumuzun belirlediği ana başlığın tüzükte temel başlık olarak kabul ettik.

    Bu tüzük kadim halk olan Aleviler için 4 kapı 40 makam ile kurulan rızalık şehrinde rızalık lokması ile kültürünü sürdüren, Muhammet-ali kutsallığını kalbinde taşıyan hazreti Hüseyin direnci, Pir sultanın inancı ve direnişi ile hünkâr Hacı Bektaş velinin bilinci ile doğa insan ilişkisini temel alan,  temelinde insan sevgisi bulunan, her dine mezhebe inanca saygı duyan ve hoşgörüyle bakan, dil din ırk renk farkı gözetmeyen, eline beline diline sahip olma ilkelerini şart koşan ve bunu muhasiplik kurumu ile gerçekleştiren, gelmek isteyen inançlı insanları çatısı altına alarak manevi ihtiyaçları gideren. insanları yaşadıkları toplumda kendi istekleri ile kendi kendilerine yargılamalarını sağlayan; eşitlikçi, katılımcı, paylaşımcı düşünceyi savunan, asıl doğruluk, kemali dostluk, cevheri merhamet, görüşü eşitlik ,hazinesi bilgi, meyvesi sevgi hamuruyla yoğrulmuş insani kâmil yani erdemli insan yaratmayı öngören, bütün çalışmaların hepsini en demokratik kurallar üzerinden yürüten bir çalışmayı esas almalıdır. Bu hüküm uygulanır olsaydı hüküm yazmamıza gerek yoktur. Uyulması gerek her şeyi tarif etmiş durumdadır.”

    “TEMSİLİ DEMOKRASİ DEĞİL, DOĞRUDAN DEMOKRASİ”

    Gülüm, bu hükümlere bağlı kalarak tüzüklerde olması gerekenleri madde madde sıraladı:

    • Derneklerimizde ki yönetim kadrolarında kanınlar eşit temsil edilmelidir. Bu konuda tüzüğümüzde yarısı kadın yarısı erkek şeklinde kesin hükümler olmalıdır.
    • Derneklerimizde bugünü yarına aktaracak gençlerimiz ve çocuklarımız yok denecek kadar az Alevi Gençlik Federasyonu tüm tüzüklerde konulmalı bunun aynı zamanda her federasyonda kendi gençlik sekretaryası kurarak desteklemelidir.
    • Dernek organlarında seçilen yöneticilere mutlaka sınırlamalar getirilmelidir.2 dönemden fazla yöneticilik yapılamaz hükmü konulmalıdır.
    • Yol yürüten dedelerin derneklerde başkanlıklarına aday olmamalıdır.
    • ‘Gelin Canlar Bir Olalım ‘ şiar ile Dünya’daki bütün Alevi hareketinin ortak birliğini sağlayacak konfederasyonun kurulması için çalışma yapılmalıdır.
    • Alevilerin tüzüklerinde bulunan disiplin kurulu iki şekli ile işletilmelidir. İç hukukumuz inanç önderlerinin oluşturduğu dar-ı didar hukuku içinde çözülmelidir. Kurumsal sorunlarımız dair olan kısım disiplin kuruluna çözülmelidir. İç hukukun verdiği karar disiplin kurulunda tartışılmadan karar olarak uygulanmalıdır.
    • ‘Gönül kalsın, yol kalmasın’ sözünden hareketle derneklerimizdeki faaliyetleri aksatacak davranışlarda bulunmamalıdır.
    • Danışma kurulu bugün buradaki çalıştayda olduğu gibi farklı alanlarda emek veren canlarla, üç ayda bir, yılda dört kez bir araya gelmelidir. Bu aynı zamanda kurumsallaşmalıdır.
    • Federasyonlar bünyesinde bilim kurulu, hukuk kurulu kurulmalı bunlar tüzüklerde kurumsallaşmalıdır.
    • Federasyon seçimlerinde tüm bileşenlerin eşit oranda temsil edildiği bir yönetim şekli olmalıdır.
    • Kurumlarımızda yönetim belirleme şeklinde temsili demokrasi yerine, doğrudan demokrasi kullanılmalıdır. (HABER MERKEZİ)