Etiket: sedat şenoğlu

  • HDK Eş Sözcüsü Şenoğlu’nun duruşması başladı; ‘Yoldaşlarımız direniyor’-VİDEO

    HDK Eş Sözcüsü Şenoğlu’nun duruşması başladı; ‘Yoldaşlarımız direniyor’-VİDEO

    PİRHA- HDK Eş Sözcüsü Sedat Şenoğlu’nun duruşması öncesi İstanbul Adliyesi önünden seslenen HDK’liler, Şenoğlu’nun serbest bırakılmasını istediler.

     


    Hakların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Sedat Şenağlu, “Örgüt üyesi olmak” gerekçesiyle Çağlayan’da bulunan İstanbul 36’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın duruşması başladı.

    Duruşma öncesi HDK, adliye önünde bir araya gelerek basın açıklaması gerçekleştirdi. “Herkes için adalet. Siyasi soykırım operasyonları son” pankartının açıldığı açıklamaya, HDK Eş Sözcüsü İdil Uğurlu, Hakların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekilleri Züleyha Gülüm ve Gülistan Koçyiğit ve çok sayıda kişi katıldı.
    SARAY’DA YANGIN VAR
    HDK Eş Sözcüsü İdil Uğurlu, Şenoğlu’nun aylardır suçsuz yere tutuklu olduğunu hatırlatarak, iktidarın baskı ve tutuklamalarla demokrasi mücadelesine engel olmaya çalıştıklarını belirtti. “Saray’da yangın var” diyen Uğurlu, Saray’ın yangın telaşıyla HDK ve birleşenlerine baskı uyguladığını belirtti.
    Türkiye’deki yeni yaşamı kurmak için tüm ezilenlerin gücü olduklarını söyleyen Uğurlu, şunları kaydetti.
    “İktidar kaçırmalarla, ajanlaştırmalarla toplumu sindirmeye çalışıyor. En yakın örneği Gökhan Güneş. Kadın mücadelesinin sembolü Leyla Güven bunun örneği. Korktular ve tutukladılar fakat o mesajını verdi halklara. Şenoğlu da mesajını vermişti. Mücadele etmeye, örgütlenmeye çağrı yapmıştı. Bilsinler ki bu topraklara barışı ve özgürlüğü getirene dek mücadelemiz sürecek. Örgütlü bir halkın karşısında kimse duramaz. Biz meşruluğumuzu halktan alıyoruz bunun karşısında kimse duramaz. Son sözü ezilen halklar söyleyecektir. Mutlaka kazanacağız.”
    KOÇYİĞİT: TESLİM OLMAYACAĞIZ, YOLDAŞLARIMIZ DİRENİYOR
    HDP Muş Milletvekili Gülistan Koçyiğit de “Arkamızda gördüğünüz Saray’da adalet dağıtılmıyor. Ama buradan direniş her gün büyüyor. Tarih çok firavun, zalim ve muktedirler gördü ama karşısında direnenler de vardı. Bugün rantı talanı devam edenlere karşı direnenleri kaçıranlar, tutuklayanlar, tecrit içinde tecrit uyguluyor. Teslim olmayacağız, direneceğiz” diye belirtti.
    “HDK’nin Eş Sözcüsü’nü rehin almanız bu akışı değiştiremeyecek” diye tepki gösteren Koçyiğit, şöyle konuştu.
    “Özgür yaşamı hep birlikte kuracağız. AKP-MHP faşizmi yıkılıyor. Birlik olalım ve bu yıkımı hızlandıralım, hak ettikleri cevabı verelim. Yoldaşlarımız direniyor. Bir kez daha uyduruk bir dosyaya şahitlik edeceğiz. Ama o dosyayı yargılayacaktır.”
    ESP Eş Genel Başkanı Şahin Tümüklü ise, kaçırıldıktan sonra gözleri kapalı bir şekilde Başakşehir’de bulunan Gökhan Güneş olayını örnek göstererek, toplumsal dayanışmanın önemini vurguladı.
    Tümüklü, “Güneş’i arayanlar bu sabah onu aldılar. Bu gurur verici başarı Şenoğlu’nın özgürlüğü ile taçlandırılacak. Güneş’i ararken gördük ki birlikte mücadele bize kazandırıyor. Faşizme geri adım attırabileceğimizi gösterdi. Ülkedeki özgürlük ve demokrasi mücadelesini kararsızlaştırmaya çalışıyorlar. Leyla Güven, Sedat Şenoğlu’nun tutuklanması bundan. HDK ve bileşenlerine saldırı bundan. Siyasi tutsaklarımızın başarısını omuzlayacak ve kazanacağız” diye konuştu.


    (HABER MERKEZİ) 

  • HDK Sözcüsü Şenoğlu, Otlu da dahil 17 kişi tutuklandı

    HDK Sözcüsü Şenoğlu, Otlu da dahil 17 kişi tutuklandı

    Aralarında HDK Eş Sözcüsü Sedat Şenoğlu ve SKM MYK üyesi Çiçek Otlu’nun da bulunduğu 17 kişi bugün çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. 

    Aralarında HDK Eş Sözcüsü Sedat Şenoğlu ve SKM MYK üyesi Çiçek Otlu’nun da bulunduğu 17 kişi bugün çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.

    İstanbul Savcılığı Eylül 2020 tarihli bir soruşturma başlatarak HDK Eş Sözcüsü Sedat Şenoğlu ve SKM MYK üyesi Çiçek Otlu’nun da aralarında olduğu çok sayı kişi hakkında gözaltı kararı çıkartmıştı. 7 Eylül akşam saatlerinden itibaren bir çok kentte 17 kişi gözaltına alınmıştı.

    Sosyalistlere yönelik hukuksuzluk avukatlarının savunma hakkının elinden alınmasıyla devam etmişti. Ezilenlerin Hukuk Bürosu avukatları, Emniyet Müdürlüğü’ndeki ifade işlemlerine katılması yasaklandı.

    Bugün adliye işlemleri için İstanbul Adliyesi’ne getirilen 17 kişi, soruşturma savcısı tarafından ifadesi alınmadan tutuklama talebiyle Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi. İki ayrı mahkemede yapılan sorgu işlemleri ardından 17 kişi tutuklandı.

    Tutuklananların isimleri şöyle:

    SKM MYK üyesi Çiçek Otlu, ESP PM üyeleri Volkan Uyar, Mustafa Naci Toper ile Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Sedat Şenoğlu ve Selver Orman, İlke Başak Baydar, Yücel Karadağ, Ozan Özgenler, Ozancan Sarı, İlhan Aslan, Alper Kaba, Ezgi Bedel, Zekeriya Aykut Karnap, Gözde Sivaslıoğlu, Beren Atıcı, Mustafa Bozali, Taner Taş.

  • Dersim HDP’den Şenoğlu ve ESP’lilerin gözaltına alınmasına tepki

    Dersim HDP’den Şenoğlu ve ESP’lilerin gözaltına alınmasına tepki

    PİRHA- HDP Dersim İl Örgütü, polis operasyonunda gözaltına alınan HDK Eş Sözcüsü Sedat Şenoğlu’nun da bulunduğu, Ezilenlerin Sosyalist Partisi üyesi 14 kişinin serbest bırakılmasını istedi. 

    Son iki gündür yapılan operasyonlar kapsamında, aralarında HDK Eş Sözcüsü Sedat Şenoğlu’nun da bulunduğu, Ezilenlerin Sosyalist Partisi üyesi 14 kişi gözaltına alındı.

    Polis operasyonuna ve gözaltılara tepki gösteren HDP Dersim İl Örgütü yazılı bir açıklama yaptı.

    “Hukuksuzca gözaltına alınanlar derhal serbest bırakılsın!” denilen açıklamada, “AKP-MHP Koalisyonu, muhalifleri susturmak ve bastırmak, demokratik ve toplumsal muhalefeti sindirmek için her türlü hukuksuzluğu kullanmakta, her türlü usulsüzlüğü yapmaktadır. İktidarlarını korumak ve devam ettirmek, ekonomik krizle sallanmaya başlayan koltuklarını muhafaza etmek ve bu krizi örtmek amacıyla, bir kez daha bir gözaltı dalgasını başlattıkları açıktır. Siyasal iktidar tüm devlet kurumlarını kendi iktidar politikaları doğrultusunda şekillendirip aykırı sesleri susturup, toplumun tüm muhalif kesimlerini, medyayı, sivil toplum örgütlerini, baroları ve meslek örgütlerini gözaltı ve tutuklamalarla sindirmeye çalışmaktadır” dedi.

    “BİZİ SİNDİRECEKLERİNİ SANANLAR YANILMAKTADIR”

    Açıklamaya şöyle devam edildi:

    Dini örgütlere ve cemaatlere pirim vererek, burada  yaşanan taciz ve tecavüz olaylarının üstünü örten, mevsimlik tarım işçilerine faşist grupların saldırmasına ve linç girişimine göz yumanlar demokrasi ve özgürlük mücadelesi yürütenlere amansız şekilde saldırmaktadır. Bunun adı da faşizmdir.

    Bu gözaltı dalgası ile bizleri yıldıracaklarını veya sindireceklerini sananlar yanılmaktadır. Haksız ve hukuksuz bir biçimde gözaltına alınanlar derhal serbest bırakılmalıdır.

    “ELLERİNİZİ DEVRİMCİLERİN YAKASINDAN ÇEKİN”

    Hükümete sesleniyoruz. Ellerinizi muhaliflerin ve devrimcilerin yakasından çekin. Hukuk ve ahlak dışı yöntemlerle yaptığınız siyasi kırım operasyonlarına son verin. Türkiye halklarının bütün renklerini içerisinde barındıran HDK’nin Eş Sözcüsü Sayın Sedat Şenoğlu ve ESP yöneticilerini derhal serbest bırakın. Sizin baskılarınız arttıkça cesaretimiz ve demokratik mücadele kararlığımız daha da artmaktadır.

    Toplumun her kesimi ve herkes için demokratik bir ülke inşa edene kadar demokratik mücadelemize ve direnişimize devam etme konusunda kararlı olduğumuzu ve vicdan sahibi her yurttaşımızı dayanışmaya çağırdığımızı bir kez daha vurguluyoruz.”

    PİRHA/ DERSİM

     

  • HDK’nin yeni dönem eş sözcüleri belirlendi

    HDK’nin yeni dönem eş sözcüleri belirlendi

    HDK’nin yeni dönem eş sözcüleri Sedat Şenoğlu ve İdil Uğurlu oldu.

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK) 10’uncu Genel Kurul’u sona erdi. HDK’nin yeni dönem Eş Sözcülüğüne İdil Uğurlu ve Sedat Şenoğlu seçildi.

    Tüzük değişikliğinin yapıldığı genel kurulda, 121 genel meclis sayısı 101 olarak değiştirildi. 25 kişilik yürütme kurulu sayısının eş sözcüler hariç olmak üzere 19 olarak değiştirildi. Tüzük değişiminde ayrıca LGBT’liler tanımı LGBTİ+’lar olarak değiştirildi. Tüzük değişikliğinde yaşlılar ve emekliler meclisi kurularak tüzüğe eklendi. Ayrıca tüzüğün 2’nci maddesi olan “Kongrenin Tanımı” kısmına “yaşlılar” ibaresi eklendi.

    Genel Kurul’da karar önergeleri de görüşüldü. Buna göre Adalet Komisyonu kurulması, Kanal İstanbul Projesi karşısında yürütülecek mücadele, mücadelenin ayrılmaz bir parçası olduğu kararı alındı.

    HDK’nin 10’uncu dönem Genel Meclis Kurulu’na 101 kişi seçildi.

     

  • HDK Genel Kurulu’ndan çağrı: Savaşa karşı örgütlenelim

    HDK Genel Kurulu’ndan çağrı: Savaşa karşı örgütlenelim

    HDK Eş Sözcüsü Sedat Şenoğlu, kongrenin “Üçüncü Yol” olduğunu belirterek, “Devrimin güvencesi, onu şimdiden somut elle tutulur hale getirecek toplumsal inşadadır” dedi. Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit ise “şimdi HDK’yi örgütleme zamanı” diye belirtti. 

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK) 10. Genel Kurulu, ‘Kapitalizm, ataerki ve faşizm öldürür; yaşamak için diren, örgütlen, inşa et’ şiarıyla başladı.

    Ankara Akar Otel’de başlayan Genel Kurul’a katılanlar arasında, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanları Leyla Güven ve Berdan Öztürk, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanıları Saliha Aydeniz ve Keskin Bayındır, Emek Partisi Ankara İl Başkanı Fikret Aslan, ESP Eş Genel Başkanı Özlem Gümüştaş, SYKP Eş Genel Başkanı Canan Yüce ve HDK eski Eş Sözcüsü Onur Hamzaoğlu, İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, KESK Genel Sekreteri Ramazan Gürbüz, Doğu ve Güneydoğu Dernekleri Platformu Başkanı Abdulhalim Daş, İstanbul Din Alimleri Derneği Başkanı Ekrem Baran, DİSK Yönetim Kurulu Üyesi Kamber Saygılı ve PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan ile çok sayıda demokratik kitle örgütü temsilcisi katıldı.

    Genel Kurul’un yapıldığı salona “Sudan’dan Şili’ye Rojava’dan Hidinstan’a Kapitalizm Krizde Yeni Bir Dünya için Halklar Direnişte”, “Şili, İran, Sudan, Rojava Kadın İsyanıyla Yeni Yaşama” yazılı pankartlar asıldı.

    Divan seçiminin ardından Genel Kurul, saygı duruşuyla başladı. Ardından, HDK’nin mücadelesini anlatan bir sinevizyon gösterimi yapıldı.  Daha sonra HDK Eş Sözcüleri salona hitap etti.

    ŞENOĞLU: DEVRİMSEL SÜREÇLERDEN GEÇİYORUZ

    İlk olarak konuşan HDK Eş Sözcüsü Sedat Şenoğlu, “Direniş, dayanışma ve zafer dolu bir yıl diliyorum. Öyle olacağına yürekten inanıyorum. 2019 yılının gerçeğinden çıkan bir istek ve temennidir. 2019 birçok şeye gebe idi, acı ve sorunlarıyla. İsyan ve itiraz 2019 yılında bizi içine çeken gerçeklerdi” dedi.

    Dünyayı alt-üst edecek büyük devrimsel süreçlerden geçildiğini ifade eden Şenoğlu, şunları ifade etti: “2020 yılı belki de bizim coğrafyamız için bunun karar yıllarından biri olacak. Bunun bütün emareleri yaşadığımız coğrafyada var. İktisadi küresel bir krizden bahsediyoruz. Biliyoruz ki bu sadece ekonomik değil, toplumsal, siyasal, ekolojik, sistemsel bir kriz. Dünyanın 40 ülkesinde 7 kıtada bu krize karşı insanlık yeni bir yaşam arıyor, hayat arıyor, toplumsal kurtuluş ve devrim arıyor. Biz bu gerçeğe bağlıyız. HDK belki bu coğrafyanın özgün bir üretimi çözümü olarak 2011 yılında var oldu. HDK’nin felsefesi, ufku, ruhu dünyanın, tarihin büyük direnişlerinin, büyük isyanlarından besleniyor. HDK coğrafyamız için önerdiği çözüm bütün dünya için önerilmiş bir çözümdür. HDK onun programı ve ruhu sistem karşıtlığıdır. Emperyalist kapitalist sistemin karşıtlığıdır.”

    HDK’nin “Üçüncü Yol” seçeneği ve fikri olduğunu dile getiren Şenoğlu, “Soyut bir şey mi, hayır. Onun tarihselliğini ve mümkünlüğünü, dünya halkları için kılavuz olduğunu gösteren şey Rojava devrimidir. Kuzey ve Doğu Suriye’de inşa edilen federatif birliktir. Rojava’da insanlığın gördüğü şey Paris Komününde gördüğü şeydir. O bakımından biz de HDK olarak Türkiye ve Kürdistan coğrafyasında Rojavalar yaratmak istiyoruz” diye konuştu.

    “DEVRİMİN GÜVENCESİ TOPLUMSAL İNŞADIR”

    Şenoğlu, HDK’nin aynı zamanda toplumsal bir örgütlenme olduğunu sözlerine ekleyerek, “Devrimin güvencesi, sistemin dayattığı tekçi, ırkçı, cinsiyetçiliğe karşı demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü bir toplumsal örgütlenmedir. Dünyadaki bütün dönüşümün güvencesi Üçüncü Yolu inşa etmeden geçecektir. Devrimin güvencesi, onu şimdiden somut elle tutulur hale getirecek toplumsal inşadadır. HDK’nin programında, stratejisinde bunlar vardır. HDK fikriyatı ve zihniyeti 2011 yılı itibariyle bu topraklarda artık kökü silinemeyecek tarzda inşa edildiği için, mücadele birikimlerinin bir birliği halinde inşa edildiği için aynı zamanda kendi içinden kendi siyasi partisi HDP’yi oluşturduğu için, dönüşüm yarattığı için, bugün sistem saldırıyor. Savaş bunun için var, ekolojik kriz, kadınlara yönelik soykırım bunun için var” diye belirtti.

    Şenoğlu, şöyle devam etti: “HDK’nin bu coğrafyada yapmak istediği şeyi aslında dünyada halklar arıyor. Bizim burada verdiğimiz mücadele dünya için verdiğimiz mücadeledir. Bir diğer görevimizin dünyadaki kurtuluş mücadeleleri ile birleşmektir. İnsanlık direniyor, örgütleniyor ama inşa etmek işin en zor kısmı. Biz HDK olarak uzun bir zamandır inşa görevlerimizle ilgili sorunlarımızı tartışıyoruz. Bu kongremizin de bu çözümlere daha gerçek hale getireceğimizi bu inşayı gelecek bakımından daha somut elle tutulur hale getireceğine inanıyorum. Kongremize başarılar diliyorum.”

    KOÇYİĞİT: İSYAN SÜREÇLERİ BİRBİRİYLE BAĞLANTILI

    Ardından söz alan HDK Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit,  “2019 yılı mücadelenin keskinleştiği, çelişkilerin derinleştiği, kapitalizmin kendini sürdüremez hale geldiği, krizin çözülüşe doğru götürdüğünü gözlemliyoruz. ‘Eski dünya çöküyor, yeni dünya doğmakta’” dedi.

    Koçyiğit “Dünyanın her yerinde bu zulme karşı isyanlar direnişler ve halk hareketlerini görüyoruz. 2011’de Arap yarım adasında başladı ama ne yazık ki halkların devrimci isyanlarına el koydular. Karşı devrim yaptılar. Ama yine de yeni yaşam arayışını bastıramadılar. İsyan süreçleri birbiriyle bağlantılı olduğunu biliyoruz” diye belirtti.

    Sistemi reddettiklerini söyleyen Koçyiğit, “Yakın tarihimizde, Türkiye’de bu direnişlerinin en görkemlilerine tanıklık ettik. 7 Haziran 2015 tarihinden bu yana bu direnişleri yok etme operasyonları başladı. AKP’nin bütün baskısına rağmen halkların özgürlük arayışı kapatılmış değil” diye konuştu.

    Sokağa çıkma yasakları dönemini hatırlatan Koçyiğit, şöyle devam etti: “Katliamlar dönemi olarak inşa etme ve yeni rejimi kurma hamlesine dönüştürdü. Bir kez daha Seve Demir, Pakize Nayır ve Fatma Uyar’ı anmak istiyoruz. Sadece onlar değil. Kadın özgürlük mücadelemizin en önemlerinde yürüyen Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’i de bir kez daha saygı ve minnet ile anmak istiyoruz.”

    Koçyiğit, PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecride dikkati çekerek, “Sayın Öcalan’a selam olsun diyoruz. Bu tecridi bitireceğiz. Sağlık ve güvenlik hakkının sağlanması için mücadele edeceğiz” dedi.

    “HDK’Yİ ÖRGÜTLENME ZAMANI”

    Koçyiğit, devamla şunları söyledi: “Bizim mücadelemiz aslında sistemi yıkmak üzerine, bu sistemin karşısında başka bir hayat ve yaşamın mümkün olduğu göstermek üzerine. Bizim bir devrime ihtiyacımız var. Bizim bir toplumsal devrime ihtiyacımız ama o devrimi erteleyemeyiz. Bugünden yapmalıyız. Zihniyetimizi, yöntemlerimizi, ilişkilerimizi değiştirerek toplumu örgütleyerek yapacağız. HDK bunun adıdır. ‘HDK barış zamanında kuruldu, şimdi savaş var, HDK’ye gerek yok’ diyen anlayışlar HDK’nin yapmak istediği toplumsal devrimi anlamıyor, içselleştirmiyor. Şimdi tam da HDK zamanı, HDK’yi örgütlemek zamanı.

    Rojava’da bir devrim gerçekleşti, AKP-MHP hedef konumuna getirdi. Sadece AKP-MHP’nin rahatsız olduğunu düşünebiliriz ama bu devrim bütün kapitalist odakları çok rahatsız ediyor. Halkların birlikte örgütlenmesine, yaşamasına aslında komple ulusal ve uluslararası saldırının yerli taşeronluğunu yapıyorlar. Rojava’yı savunmak geleceğimizi ve Türkiye’deki varlığımızı savunmak anlamına geliyor. Rojava’yı kaybedersek, Türkiye’deki faşizm kendini daha çok tahkim edecek. Bize yeni 1915’ler yaşatacağını ön görmek gerekiyor. Rojava’ya karşı savaş tezkerelerine de bu yaklaşımla karşı çıkmalıyız.”

    “TOPLUMA BİR ŞEY VAAT EDEMEYEN İKTİDAR”

    Koçyiğit, AKP’nin çürümüş, bitmiş, topluma hiçbir şey vaat edemeyen bir iktidarın adı olduğunu ifade ederek, “Erdoğan kendisini İhvan’ın biricik temsilcisi olarak görüyor. Türkiye Cumhuriyeti’ni de İhvan’ın savunucusu, yayıldığı bir konuma getiriyor. Libya tezkeresini bu çerçevede ele alıyoruz. Biz hiçbir iç savaşta taraf değiliz, bir müdahale olacaksa barış ve özgürlükten yana olur. Bunun dışındaki bütün savaşları reddettiğimizin altını çiziyoruz. Hem Kürt halkının hem de bütün halkların onurlu barışı için HDK’nin daha fazla emek ve çaba harcaması gerekiyor. Bu bizim özeleştirisini vermemiz gereken başlıklardan birini oluşturuyor” diye belirtti.

    Koçyiğit, “Giderken her şeyi de kendileriyle götürmek istiyorlar. Kayyımlardan biliyoruz. Trakya’da yapmak istedikleri Kanal İstanbul’dan biliyoruz. Bir zamanlar beraber yürüdükleri FETÖ dosyalarını para karşılığında aklamalarından biliyoruz. Saray’ın söz konusu emekçiler olunca 2 bin 324 TL’yi halkımıza reva görmesinden biliyoruz. Daha fazla ekolojik bir HDK, daha fazla kadın mücadelesini yürüten bir HDK, daha fazla gençleşen bir HDK’yi gelecek dönem için inşa etmeye çalışacağız” dedi.

    Koçyiğit, Eş Sözcülük görevini 4 yılın ardından bırakacağını açıklayarak, yeni yönetime başarılar diledi. Koçyiğit sözlerini, Grup Yorum üyelerinin açlık grevini sahiplenilmesi ve kazanımla sonuçlanması mücadele edilmesi çağrısı yaparak, tamamladı.

    Daha sonra konuşan DTK Eşbaşkanı Berdan Öztürk, kapitalist modernitenin sıkıştığını belirterek, halkların kadınlar öncülüğünde Latin Amerika’da, Rojava’da duruşlarını ve isteklerini sokaklarda dile getirdiklerini belirtti. Öztürk, “Bugün faşizm, Kürt halkı üzerinden yürütülüyor. Bugün sadece Rojava ve Kuzey değil, Kürdistan’ın dört parçasında Kürt halkı üzerinde düşmanlıklarını sürdürüyorlar. Yüz yıllardır bu yoldalar. Kapitalizm tıkandığı zaman, kan döküyor, tutukluyor. Bugün de aynısını yapıyor. 5 yıldır bu zihniyet devam ediyor. Erdoğan, Türkiye’yi kendisiyle birlikte uçurumdan düşürmek istiyor” ifadelerini kullandı.

    “2020’Yİ ULUSAL BİRLİK YILI YAPACAĞIZ”

    Öztürk, PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecride dikkat çekerek, “Sayın Öcalan’ın üzerinde tecrit derinleşiyor. Neden derinleşiyor? Çünkü Sayın Öcalan alternatif oluşturdu. Sayın Öcalan’ın alternatifi şu anda Rojava’da yaşam buldu. Rojava’daki halklar, ‘Ben’ demiyor, ‘Biz’ diyor. Bizler Türkiye’de direnişimizi, örgütlülüğümüzü sağlayacağız. Sayın Öcalan’ın tecrit altında olması gerçekleri görmesindendir. Eğer HDK’de örgütlenirsek ve kendi üzerimizdeki tecridi kaldırabilirsek, Sayın Öcalan üzerindeki tecridi de kaldırmış olacağız. 2020 yılı Kürt ulusal birliği yılı yapmalıyız. Başka yolu yok. Ya özgürlük, ya özgürlük” şeklinde konuştu.

    TEMELLİ: DİRENDİK VE BUGÜNE KADAR GELDİK

    Ardından konuşan HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, yaklaşık 10 yıl önce büyük bir heyecanla HDK’nin kurulduğunu hatırlatarak, cezaevinde bulunan siyasetçileri selamladı. Temelli, başka bir siyasetin mümkün olacağını söyleyenler ve siyasetin toplumsallaşmasının mümkün diyenlerin bir araya geldiğini söyledi. Temelli, şöyle konuştu: “Bir fikriyatın yoksa bir örgütünüz olmaz. Bir fikriyat ve paradigmamız vardı. O fikriyatı var eden Sayın Öcalan’a selam göndermek istiyorum. Bu fikriyatı 10 yıl boyunca örgütlemeye çalıştık. Eksiklerimiz, eleştiri vereceğimiz konular var. 10 yıl boyunca direndik. Geride bıraktığımız 10 yıl, direnişimizle anılacak bir 10 yıldır. Kapitalizm giderek artan emek sömürüsü, giderek artan doğa talanı ve kendisine direnen halkları imha etmek üzere var olabilir. Öyle de yaptı, tıkandı. Bu geride bıraktığımız 10 yıl kapitalist modernitenin yeni bir eşikte yani post-faşizm dediğimiz eşikte kendisini ördüğü bir 10 yıl oldu. Dolaysıyla bizler de faşizme karış direnişi örgütledik, direndik ve bugüne geldik.”

    “DÜNYA EKONOMİSİNİ SÖMÜRÜYORLAR”

    Temelli, şöyle devam etti: “Türkiye de dahil tüm Ortadoğu coğrafyasına baktığımız zaman post-faşist dönemi, otoriter rejimleri izliyoruz. Bugün Şangay, Pekin, New York, Washington, Londra, Berlin, Paris’e baktığınızda orada kapitalist modernite kendisini yeniden üretirken, borsalarında kendisini yeniden üretirken, Ortadoğu’nun kan pazarından besleniyor. Kapitalist sistem, geride bıraktığımız sol ve sağ versiyonuyla bir savaş üretim ekonomisi var etti. Tüm dünya ekonomisinin yüzde 80’ini G7’ler kontrol ediyor. Bu G7’lere Çin ve Rusya’yı dahil ettiğiniz de dünya ekonomisini yüzde 90’ını bu 9 ülke kontrol ediyor. Kontrol ediyor dediğimiz nedir? Sömürüyor. Sömürüsünü devam ettirebilmek için sistem kendisini koruyabilmek ve var edebilmek için halklara savaşı, zulmü dayatıyor. Tüm kan pazarının coğrafyası da kuşkusuz Ortadoğu’dur.”

    “SAVAŞA KARŞI ÖRGÜTLENMELİYİZ”

    Temelli, Ortadoğu’da zulmün dolaştığı yerlerde umudun da olduğunu belirterek, “Orda bir hayalet de kol geziyor. Çünkü kapitalizme karşı nerede direniyorsanız, kapitalizm oraya saldıracaktır, saldırıyor da” dedi. Temelli, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Şimdi hep beraber bu direnişi örgütlemek ve ayağa kaldırmak zamanıdır. Ortadoğu’da yaşananlar, Türkiye’de yaşananlar tesadüf değildir. Hiçbir şey tarihte tesadüfü olarak ortaya çıkmaz. Biz buna hazırlıklı olmak durumundayız. Geride bıraktığımız 10 yıl, önümüzdeki 10 yılın nasıl gelişeceğini gösteriyor. Geride bıraktığımız 10 yıl, uzun bir yıl oldu ama önümüzdeki 10 yıl o kadar uzun olmayacak. Ve kapitalizm bu krizinde çürürken, kuşkusuz şiddetini, savaşını da yükseltecek. O zaman savaşa karşı bu şiddeti karşı örgütlenmeliyiz.

    ŞİMDİ DÜNYAYI DEĞİŞTİRME ZAMANI

    Bir paradigmamız var dedik, bir hayalet dolaşıyor Ortadoğu’da dedik. Ortadoğu’da konfederalist akılla, yeni bir enternasyonalin, yeni bir enternasyonal çağın kapısı aralanırken kongremize düşen de bunun örgütlülüğünü olduğu her yerde var etmektir. Yola çıktığımızda çok daha yerel bakıyorduk. Çok daha kendi çeperimizde düşünüyorduk. Şimdi önümüzdeki dönemde daha çok küresel bakmak zorundayız. Tüm halkları, sadece çeperimizi değil, ötesinde tüm dünya halklarını bu yeni siyasete, siyasetin toplumsallaşmasına ve bu siyasetin iktidar olmasına çağrı yapmalıyız. Bu örgütlülüğü var ederek yol alabiliriz. Direnerek geldik, şimdi toplumu örgütlemek ve daha ötesinde dünyayı değiştirmek zamanıdır. İnanıyorum ki bunu hep beraber başaracağız.” (Mezopotamya Ajans)

     

  • HDK Eş Sözcüsü Sedat Şenoğlu gözaltına alındı

    HDK Eş Sözcüsü Sedat Şenoğlu gözaltına alındı

    Evi basılarak gözaltına alınan HDK Eş Sözcüsü Şenoğlu Vatan Emniyet’e götürüldü. Baskına ilişkin açıklama yapan HDK, ‘Yılmayacak, eksilmeyecek, tükenmeyeceğiz’ dedi.

    İstanbul polisi kentte çok sayıda adrese eş zamanlı baskınlar düzenledi. Operasyonda siyasetçiler de gözaltına alındı.

    İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü polisi kentte birçok bölgede ev baskınları yaptı. Özel harekat polislerinin de katıldığı baskınlarda Bahçelievler’deki bir apartman dairesine düzenlenen baskında bir kadının da gözaltına alındığı öğrenildi.

    HDK EŞ SÖZCÜSÜ EVİ BASILARAK GÖZALTINA ALINDI

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Sedat Şenoğlu’nun evine de polis baskını düzenlendi. Şenoğlu hakkında 2911’e muhalefet gerekçesiyle gözaltı kararı olduğu bildirildi. Vatan Emniyet’e götürülen Şenoğlu hakkında 3 günlük gözaltı süresi olduğu belirtildi.

    Gözaltına alınanların, Haseki eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde sağlık kontrolünden geçirildikten sonra Vatan Caddesi’nde bulunan İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldüğü öğrenildi.

    HDK’DEN AÇIKLAMA

    Şenoğlu’nun evine yapılan baskının ardından HDK’nin Twitter hesbından bir açıklama geldi.

    Şenoğlu’nun gözaltına alındığını paylaşan HDK, “Zulüm çarkı dönmeye devam ediyor. Eşsözcümüz Sedat Şenoğlu gözaltına alındı. Bizler yalnızca bugünün değil, yarının da mücadelesini yürütenleriz. Yılmayacak, eksilmeyecek, tükenmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Herkesi bu talancı zihniyete karşı ortak mücadeleye çağırıyoruz’-VİDEO

    ‘Herkesi bu talancı zihniyete karşı ortak mücadeleye çağırıyoruz’-VİDEO

    PİRHA- Diyarbakır, Van ve Mardin Büyükşehir belediyelerine atanan kayyuma tepki gösteren HDP İstanbul İl Örgütü, “Bir bütün olarak kalbi demokrasiden, özgürlükten, eşitlikten yana olan her kesimi kendi yalnızlığında tecrit etmeye çalışıyorlar. Bu kayyum politikasına karşı bütün ezilenlerin birleşik mücadelede yan yana olmasını istiyoruz.” dedi. 

    Haberin Videosu

    İçişleri Bakanlığı’nın Diyarbakır, Van ve Mardin Büyükşehir Belediyelerine kayyum atamasıyla karşı halk iradesinin gasp edilmesine karşı Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul İl Örgütü, il binası önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. İl binasının bulunduğu sokakta çok sayıda polisin bulunduğu görülürken açıklamada, “Halkın iradesi gasp edilemez” yazılı pankart açıldı.

    Açıklamaya HDP İstanbul Milletvekilleri Musa Piroğlu ve Erol Katırcıoğlu, HDP Şırnak Milletvekili Hasan Özgüneş, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eşsözcüsü Sedat Şenoğlu ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    “BU COĞRAFYA KAYYUM COĞRAFYASI”

    HDP İstanbul İl Başkanı Cengiz Çiçek, il binası önünde yaptığı konuşmada “Biz bu filmi ilk kez görmedik. Ne zamanki egemenlerin, sermayeden yana olanların çıkarları söz konusu olduğunda bu halk iradesine yönelik gaspları görüyoruz. Bu coğrafya aslında kayyum coğrafyası. Daha bugünlerde Kaz Dağları’nı peşkeş çekenler, daha bu son yıllarda emeğe, düşünceye, doğaya, kadın özgürlük mücadelesine kayyum atayanlar, bugün Mardin’de, Diyarbakır’da ve Van’da Kürt halkının demokratik iradesine kayyum atadılar” dedi.

    “Bu üç kentimizde gördüğümüz gasp kültürü aslında Türkiye’nin bütün coğrafyasını esir almaya çalışıyor” diyen Çiçek, “Bu gasp kültürüne karşı demokratik mücadelemizi daha fazla birleşik olarak sürdürmeliyiz. Yönetim zihniyeti yalnız başına bırakmaya çalışıyor. Bir bütün olarak kalbi demokrasiden, özgürlükten, eşitlikten yana olan her kesimi kendi yalnızlığında tecrit etmeye çalışıyorlar. Bu kayyum politikasına karşı bütün ezilenlerin birleşik mücadelede yan yana olmasını istiyoruz. Özellikle İstanbul seçimlerinde ortaya çıkan hazımsızlıktır. Bugün bu illerdeki hak gaspına sessiz kalanlar unutmamalıdır ki bu zihniyet İstanbul’da da etkin olmak isteyecektir. Herkesi bu talancı zihniyete karşı ortak mücadeleye çağırıyoruz. Bu talancı, gaspçı zihniyeti tanımıyoruz, tanımayacağız” diye konuştu.

    “SEÇİLMİŞLER UYDURUK KANUNLARLA GÖREVDEN ALINDI”

    HDP Şırnak Milletvekili Hasan Özgüneş ise, belediyelerin kayyum yoluyla tekrar ele geçirildiğini hatırlattı. Türkiye’nin demokrasiye vurulan darbeler ülkesi olduğuna işaret eden Güneş, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Batıda demokrasiyi geliştirerek AKP-MHP ortaklığına kaybettirdik. Faşizan uygulamaların nasıl bertaraf edileceğini halklarımıza gösterdik. Kürt coğrafyasında halkın iradesiyle seçilmişler uyduruk kanunlarla görevden alınıyor. AKP için demokrasi kendilerine vardır, muhalefete ise yoktur.”

    AKP’ye seslenen Özgüneş, “Her gün çıkıp halk iradesi diyorsunuz, zorla ele geçirdiğiniz iller halk iradesinin ta kendisidir. Zihniyeti bertaraf edene karşı meşru zeminde şimdi mücadele zamanıdır” dedi.

    “TOPLUMSAL MEŞRUTİYETİ KAYBETTİLER”

    Söz alan HDK Eşsözcüsü Sedat Şenoğlu da ülkede adalet isteyenlerin zulüm gördüğünün altını çizdi. 31 Mart’taki seçimleri iktidarın hazmedemediğini ifade eden Şenoğlu, “Kaybedenler diyor ki, biz hukuku tanımıyoruz. Biz yenebiliriz dedik ve onları yendik. Gayrimeşrular çünkü toplumsal meşrutiyetlerini kaybettiler. Adalet isteyenlerin iradesini kıramazlar. Geziden beri ‘Bu daha başlangıç mücadele devam’ diyoruz. Halklarımız kardeşliğini inşa edene kadar, Kaz Dağları ile Hasankeyf’i kardeş yapana kadar mücadeleye devam edeceğiz” diye belirtti.

    PİRHA/İSTANBUL

      

     

  • HDK Eşsözcüsü Şenoğlu’ndan seçim değerlendirmesi

    HDK Eşsözcüsü Şenoğlu’ndan seçim değerlendirmesi

    1 Mart seçimlere ilişkin Yüksek Seçim Kurulu (YSK) resmi olmayan kesin sonuçları açıklamadı. Ancak ortaya çıkan sonuçlar, yerel seçimlerin daha çok konuşulacağını gösteriyor.

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Sedat Şenoğlu, 31 Mart seçim sonuçlarını değerlendirdi.

    Şenoğlu, “31 Mart seçim sonuçları iki temel şey gösterdi. Birincisi, HDP’nin ilan ettiği Kürdistan’da kazanmak ve Batı’da rejimi, AKP’yi kaybettirmek taktiğinin mevcut koşullarda somut sonuçlara ulaşmış görünüyor. Bu durum Kürdistan bakımından kayyumlar açısından çok net. Kayyum atanan belediyelerin ağırlıklı bir kısmı kazanılmış durumda. Bu siyasi başarı demokratik seçim ortamında olmadı. Yani büyük bir siyasi iradenin varlığını ortaya koyuyor” dedi.

    TECRİT KALDIRILSIN İRADESİ

    Kayyumlardan belediyeleri alma iradesinin çok kıymetli olduğunu belirten Şenoğlu, “Bu irade yani Kürdistan’daki seçmen iradesi sadece yerel seçim başarısı olarak değil açlık grevleri ve tecridin kaldırılmasını da temsil ediyor aynı zamanda. Dolayısıyla bu durum halkın tecridin kaldırılması eylemini devam ettireceğini gösteriyor” diye konuştu.

    BATIDA HDP SEÇMENİ BELİRLEYİCİ OLDU

    Batı’da da HDP’nin seçim taktiğinin amacına ulaştığını vurgulayan Şenoğlu, “CHP listesinin kazandığı başta İstanbul olmak üzere Adana, Mersin, Antalya gibi kentlerdeki başarının altında biçim olarak CHP, içerik ve nitelik olarak ise HDP oyları var” dedi.

    Bu durumun çok net ve denetlenebilir olduğunu belirten Şenoğlu, “CHP’nin İstanbul gibi birçok metropelde kazanması rejimin güç kaybetmesi ve yenilgisi anlamına geliyor. Burada HDP seçmeni temel belirleyici bir rol oynuyor. Bu gerçeğe CHP merkez aklı ve toplumsal muhalefet ne kadar sadık kalacak, bunu zaman gösterecek” diye aktardı.

    CHP YENİ DENKLEME SADIK KALACAK MI?

    Rejimin İstanbul ve Ankara’yı kaybetmesi yeni bir siyasi ve toplumsal denklemin oluşmasının da koşullarını hazırlıyor. Bu denklemde CHP, bu başarıdaki HDP ne kadar benimseyecek ve demokratik ilişki geliştirme açısından ne kadar ortaklaşacak, bunu zaman gösterecek” diye konuştu.

    “HDP bakımından ise bu irade ve kararlılığın sürdürüleceğini görmek gerekiyor” diyen Şenoğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Yeni bir toplumsal ve politik denklem oluşuyor. Bu seçim bunun başlangıcı oldu. Bu denklemin yerli yerine oturması, demokrasi ve politik özgürlüklerin savunulması, siyasal barışın koşullarının oluşturulması ve ekonomik yıkımının sonuçlarının emekçiler bakımından telafi edilmesi gibi temel çıkarların savunulması kararlılığının devam etmesi gerekiyor. Toplumsal muhalefet güçlerinin birleşik hareketinin ve eyleminin toplumsal temelde sağlanması gerekiyor. Bu yeni bir dönem ve yeni bir strateji demek. Tam ilerletilememiş bir stratejinin devam ettirilmesi anlamına geliyor. Bu konuda daha çok emek harcamamız gerekiyor.”

  • Pervin Buldan: Barışa giden yol 31 Mart’tan geçecek

    Pervin Buldan: Barışa giden yol 31 Mart’tan geçecek

    İstanbul Newroz’unda konuşan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, “Bizi yok sayanlara, tecrit karşısında bedenini ölüme yatıran arkadaşlarımıza sessiz kalanlara ders vereceğiz” dedi. HDK Eşsözcüsü Sedat Şenoğlu ise, “Tecrit mutlaka kırılacak ve mutlaka kazanacağız” diye konuştu.

    Bakırköy Pazar Alanı’nda “Mutlaka kazanacağız, tecridi kıracağız” sloganıyla düzenlenen Newroz kutlaması konuşmalarla etti. Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Sedat Şenoğlu konuşmasına, “Newroz kutlu olsun” diyerek başladı. “Faşizmin zulmedenin karşısında dimdik ayaktayız” diyen Şenoğlu, “Zalimlere boyun eğmedik umudumuz ayakta. Bizler milyonlar İstanbul, Amed ile Türkiye ve Kürdistan’ın dört bir yanında kol kola omuz omuzayız. Çünkü bizler emeğin onuruna sahip çıkanlarız. Bizler yenilmeyiz, yenilmeyeceğimizi her yerde gösterdik bu Newroz’da da gösteriyoruz. Mutlaka kazanacağız. Büyük Newroz yürüyüşü bu” dedi.

    “TECRİT MUTLAKA KIRILACAK”

    Her türlü baskıya karşı Newroz alanlarının doldurulduğundan söz eden Şenoğlu, “Leyla Güvenler, Nasır Yağızlar ve toprağa düşenlerimiz var. Zülküf, Ayten, Uğurlar var. Onların direnişiyle zafere yürüyoruz. Bu Newroz yürüyüşünü büyütme zamanı. Acil olarak bunu yapmak zorundayız. Onlar yaşamı uğruna ölecek kadar seviyorlar. Bizler ses çıkarmazsak ölmeye devam edecekler” diye belirtti. Yaşamı savunduklarını vurgulayan Şenoğlu, “Talep net. İmralı tecridi kaldırılsın, demokrasi ve barış fırsatı tekrar sağlansın. 2013, 2014 ve 2015 yılında Abdullah Öcalan Newroz alanlarına seslendi. Barış sesini yükseltti. Ama büyük mücadelenin sesi kesildi. O günden bugüne ülkenin ve Ortadoğu’nun başından bela eksik olmuyor. Newroz’un çocukları bu belayı atlatmayı da başarabilir. O zaman Leyla Güven’in öncülüğündeki direnişe ses olmamız lazım. Tecrit mutlaka kırılacak ve mutlaka kazanacağız” diye konuştu.

    Şenoğlu’nun ardından kürsüye çıkan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Newroz’u kutlayarak başladı sözlerine.

    “ZAFER DİRENENLERİNDİR”

    Buldan’ın konuşmasından satır başları şöyle:

    “Yaşar Kemal ne demiş? Bir bahçede hep aynı çiçek olmaz. Hep aynı çiçek olursa hiç güzel olmaz. O bahçede tüm renkleri ve farklı kokularıyla çiçekler kalsın. İşte İstanbul farklı renk, kimlik ve sesiyle, kadınıyla, genciyle, yaşlısıyla, Türküyle, Kürdüyle bu meydanda bir arada. Hepiniz baş göz üstüne geldiniz. Halay ve horonlarımız bugün bir arada. Sizlere Amed’den binlerce selam getirdim. Sizlere Leyla Güven’den selam getirdim. Bugün cezaevlerinde olan tüm yoldaşlarımızın selamını getirdim. Newroz halkların özgürlük ve barışı paylaştığı ve haykırdığı bir gündür. Bu irade Amed Newroz’unda açığa çıktı. Tam da şimdi zamanı olduğu gibi haykırdılar. 1 Kasım ve 24 Haziran’da olduğu gibi 31 Mart’ta kendisini bir kez daha gösterecek. Milyonlara söz veriyorum. Berkinlerin, Kemal Korkutların hayalindeki özgürlük ülkesini faşizme inat hep birlikte yaratacağız. Bizler kutuplaşmaya değil kucaklaşmaya, nefrete değil sevgiye, esarete değil özgürlük ve bu ülkede yaratılmak istenen faşizme karşı 31 Mart tarihinde sandıklara giderken geleceğimiz için mutlaka özgür bir Türkiye’de yaşayacağımızı ispat edeceğiz. Tarih boyunca zafer hep direnenlerin olmuştur. Mazlumun ahı indirir şahı. Ezilenler olarak, bu ülkede her gün öldürülen kadınlar olarak, toprağın altına düşen gençler olarak geleceğimiz için mutlaka ama mutlaka 31 Mart tarihinde büyük bir ders vereceğiz.

    “HALKIMIZIN DERSİYLE KARŞILAŞACAKLAR”

    Leyla Güven 137 gündür açlık grevinde. Bu ülkede barışın demokrasinin adaletin ve hukukun bir arada yaşamanın temel gerekçesi tecridin kaldırılması için bedenini açlık grevine yatırmış olan Leyla Güven ve tüm arkadaşlarımıza selam olsun. 3 gündür iki ayrı cezaevinde kadın tutuklular yaşamlarına son verdiler. Dün Ayten Beçet, bugün Oltu Cezaevi’nde Zehra Sağlam yaşamlarına son verdiler. Ve bugün bize ‘dinsiz imansız’ diyenler bu her iki kadının cenazesinin gömülmesine müsaade etmediler. Cenazeler kaçırılarak gece yarısı toprağa verildi. Dini siyasetlerine alet edenler insanların gömülmelerini bile engellediler. HDP’ye ‘dinsiz, imansız, terörist’ diyorlar. Biz ne dini, ne imanı, ne Kuran’ı ne de ettiğimiz duaları Recep Tayyip Erdoğan’dan öğrenmedik. Dini asla siyasete alet etmedik ve dini AKP’den öğrenmedik. Ellerinde olan tek malzeme HDP. HDP’ye saldırmaktan başka ellerinden tek bir şey olmayan AKP, 31 Mart’ta halkımızın dersiyle karşılaşacaklar.

    “HALKIMIZ KAYYUMLARIN BİLETİNİ KESMİŞ”

    Buraya Amed’in yanı sıra Hakkari ve Şırnak’tan selamlar getirdim. Her yerde aynı coşku, moral var. Oralarda halkımız kayyumların biletini kesmiş ve Ankara’ya göndermiş. Buralara gelmenize gerek yok. Batıya gidin ve faşizme asla geçit vermeyin. Bunu da İstanbul’da yaparsınız dediler. İstanbul’da kazanan Türkiye’de kaybeder. Büyükşehirde aday çıkarmayarak halkımızın talepleri doğrultusunda demokratik güç birliğinin kazanmasını istedik. Kime oy vereceğinizi çok iyi biliyorsunuz. Demokrasi güçlerinin nasıl desteklenmesi gerektiğini biliyorsunuz. Siyasi rant elde edenler, ormanları yok edip İstanbul’un ciğerini yok edenler, bu kente ihanet edenler HDP’nin oylarıyla gerekli cevabı alacaklar. Seçimin kaderini belirleyecek kilit bir partiyiz. Size isim vermiyorum, parti adı vermiyorum. Demokratik güç birliği diyorum. ‘Memleket işi gönül işi’ diyorlar ama onların gönlü çarpma çırpma işidir. En iyi yaptıkları iş budur. Bunu gönülden yapıyorlar sadece. Ders verme zamanı değil diyorlar ya oysa tam da ders verme zamanıdır. Faşizme, kayyuma ders verme zamanıdır.

    “NEWROZ’UN RUHUYLA SANDIKLARA”

    Bugün buraya hangi coşku ve ruhla geldiyseniz 31 Mart tarihinde de Newroz’un ruhuyla sandıklara gitmeniz çok önemlidir. Bir oy barışa, demokrasi, adalete ve Selahattin Demirtaş’a gider. O bir oy açlık grevindeki yoldaşlarımıza gider. Ancak su uyur, AKP uyumaz. Yalan ve talanlarıyla bu ülkeyi yönetenler bu oyuna yine başvuracaklardır. Sandıkları koruma ve insanlarımızı oylarını kullanmak için göreviniz olmalıdır. Böyle bir fırsatı heba edersek bundan sonraki dönemin daha karanlık olacağına kuşkunuz olmasın. Bizler barıştan, adaletten, hukuktan yana olanlar 31 Mart’ta büyük başarı ve zaferin elde edilmesine katkı sunabiliriz. İstanbul’da yaşayan halkımıza yürekten inanıyor ve güveniyorum.

    “31 MART’TA DERS VERECEĞİZ”

    Şu an 5 kilometre ilerimizde iki parti miting yapıyor. Onlara sandıklarda çıkacak sonuçlar neticesinde ‘İki kanka bir arkadaş bir araya gelecek, bana her şey HDP’yi hatırlatıyor’ şarkısını söyleyeceğiz. Her yerde HDP’nin bayrakları dalgalanacak. Onlara inat bunu başaracağız. Bizi yok sayanlara bugün tecridin karşısında bedenini ölüme yatıran arkadaşlarımıza sessiz kalanlara ders vereceğiz. Tecrit bir insanlık suçudur ve mutlaka kalkmalıdır. Tecridi kaldırmamak barıştan mahrum olmak demektir. Arkadaşlarımızı yaşatmak boynumuzun borcudur. Leyla Güven ve tüm arkadaşlarımız yaşayacak. Barışa giden yol 31 Mart’tan geçecek. Bu ülkede tüm halklar, barış isteyen herkes 31 Mart tarihinde kol kola halay çekecek. Allah yardımcımız olsun, Hızır yolumuzu açık etsin.”

    Buldan’ın konuşması ardından Newroz kutlaması sanatçı Hivron’un şarkıları eşliğinde çekilen halaylarla son buldu.

  • HDP Eş Genel Başkanı Buldan: Oylarımızı Newroz ruhu ile kullanacağız

    HDP Eş Genel Başkanı Buldan: Oylarımızı Newroz ruhu ile kullanacağız

    Sultanbeyli’de coşkuyla karşılanan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, iktidarın toplumu bölmeye çalıştığını belirterek, “Bugün çıkmış ‘Yeni Zelanda’da işlenen katliamın hesabı sorulmazsa biz gereğini yaparız’ diyor. Yahu Yeni Zelanda çok uzak. Sen Ankara’nın, Suruç’un, Diyarbakır katliamlarının hesabını ver. Ondan sonra çık istediğin kadar konuş” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul İl Örgütü Sultanbeyli ilçesi Hamidiye mahallesinde seçim mitingi gerçekleştirdi. Mitinge Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Sedat Şenoğlu, HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, HDP İstanbul İl Eşbaşkanları Esengül Demir, Cengiz Çiçek, HDP Sultanbeyli Belediye Eşbaşkan adayları Nihat Akdoğan, Ülker Özatikli ve çok sayıda kişi katıldı. Miting alanında “Mutlaka Kazanacağız Tecridi Kıracağız” ve “Zülküf Gezen ölümsüzdür” pankartı açıldı. Mitinge katılan halk, “Tecrit kalksın, Leyla yaşasın” önlükleri giydi. Mitingde tecridi protesto etmek amacıyla açlık grevinde olan Leyla Güven ve Nasır Yağız’ın fotoğraflarının bulunduğu ve “Mutlaka kazanacağız, tecridi kıracağız” afişleri de taşındı. Program öncesi bir araya gelen halk Newroz müzikleri eşliğinde halaylar çekerek sık sık “Bijî berxwedana zindanan”, “Leyla Güven onurumuzdur”, “Direne direne kazanacağız” sloganları attı.

    Kitleyi selamlayan Sultanbeyli Belediye Eşbaşkan Adayı Ülker Özatik arkadaşlarının tecride karşı açlık grevinde olduğunu dile getirerek, tecridin kaldırılmasını, annelerin ağlamamasını istediklerini söyledi. Nihat Akdoğan ise ağır ve zorlu bir süreçten geçildiğini dile getirerek, ağır bedeller ödeyerek bu günlere gelindiğini vurguladı.

    “OYLARIMIZI NEWROZ RUHU İLE KULLANACAĞIZ”

    Ardından konuşan HDK Eş Sözcüsü Sedat Şenoğlu, 31 Mart’ta sandıklara gidip oy kullanarak AKP-MHP iktidarının geriletilmesi gerektiğini belirterek, “Ama 31 Mart’tan önce Newroz var. Bizim mitingimiz Newroz’dur. Biz oylarımızı Newroz ruhu ile kullanacağız. Newroz’un ruhu ile bu kayyımları oturdukları koltuklardan atacağız. Newroz ruhu şimdi nerede akıyor. Tecride karşı direnişlerde akıyor. Leyla’larda, Nasırlarda akıyor. Eğer Newroz umut demekse açlık grevcileri umudumuzun en tazesidir. Eğer Newroz direnmek demekse onlar bizim en önde yürüyenlerimizdir. Biz bu tecridi yıkacağız. Mutlaka yıkacağız” diye konuştu.

    “HALK KAYYIMLARIN BİLETİNİ ÇOKTAN KESTİ”

    Ardından konuşan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, halkı Kürtçe Türkçe selamladı. Leyla Güven, Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın selamlarını getirdiğini dile getiren Buldan, “Gittiğimiz her yerde büyük coşkular var. Tıpkı bugün burada olduğu gibi. Aynı moral, aynı heyecan var. Özellikle kayyımların atandığı yerlerde halkımız sabırsızlıkla 31 Mart’ı bekliyor. O kayyımların biletlerini çoktan kesmişler. O kayyımları Ankara’ya Tayyip beyin yanına gönderecekler” dedi.

    “KURAN’I ELİNE ALIP DİNİ İSTİSMAR EDEN SİZ DEĞİL MİSİNİZ?”

    Tayyip Erdoğan’ın her gittiği yerde sinevizyonlarda kendilerini gösterdiğini hatırlatan Buldan, “Bir bakıyorsunuz Kürt düşmanı olmuş bizlerin eski konuşmalarımızı gösteriyor. Bir bakıyorsunuz kadın düşmanı olmuş Taksim’de polis ablukasını protesto eden kadınların ezanı protesto ettiğini ileri sürerek yalan söylüyor. Türkiye halklarına hakaret etmeye, küfür etmeye ne yazık ki devam ediyor. Bugün de yaptığı konuşmada HDP’lilerin dinsiz imansız ve ateist olduğunu iddia ediyor. Buradan sormak istiyoruz. Peki, siz değil misiniz 24 Haziran seçimlerinde yaptığınız mitinglerde elinizde Kuran’ı alıp dini istismar eden? Siz değil misiniz camilere AKP’nin afişlerini asıp camilerde seçim çalışması yapan? Biz dini de imanı da, Allah’ı da sizden öğrenmedik. Biz bin yıllardır ibadetimizi bu topraklarda yapıyoruz. Eğer siz bilmiyorsanız size de öğretiriz. Gelin bu halktan din dersi alın. Bugün çıkmış ‘Yeni Zelanda’da işlenen katliamın hesabı sorulmazsa biz gereğini yaparız’ diyor. Yahu Yeni Zelanda çok uzak. Sen Ankara’nın, Suruç’un, Diyarbakır katliamlarının hesabını ver. Ondan sonra çık istediğin kadar konuş” diye belirtti.

    “İSTANBUL’DA AKP’Yİ SİLECEĞİZ”

    AKP’nin Türkiye’yi yalan ve talanla yönettiğini belirten Buldan, seçimlerde oyları demokrasiden insan haklarından yana olan adaya vereceklerini belirtti. İstanbul’da AKP’yi sileceklerini belirten Buldan, “İsim de vermiyorum. Siz kim olduğunu biliyorsunuz. Oylarımız ona akacak. Kadınlarımız ve gençlerimiz için vereceğimiz oylarla mutlaka kazanacağız. Bizim meselemiz 31 Mart bir koltuk kazanma meselesi değildir. Bizim meselemiz aynı zamanda yarınlarımızı geleceğimizi demokratik bir şekilde barışa adalete olan inancımızla yönetmektir. Bunun için de gece gündüz çalışıyoruz çalışmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

    “TEK TALEPLERİ TECRİDİN KALDIRILMASI”

    Leyla Güven’in 132 gündür açlık grevinde olduğunu hatırlatan Buldan, “Sevgili Leyla ile birlikte cezaevlerinde ve dışarıda yüzlerce arkadaşımız bedenini açlığa yatırmış. Tek bir talepleri var. Tecrit kalksın diyorlar. Bunun için her gün Adalet Bakanlığı’na çağrı yapıyorlar. İki gün önce Zülküf Gezen yaşamını yitirdi. Çünkü tecridin kalkması için yaşamına bilerek son verdi. Biz de buradan bir kez daha açlık grevinde olan arkadaşlarımızın mutlaka ama mutlaka talebinin dikkate alınmasını istiyoruz. Cezaevlerinde cenazelerin çıkmasına asla müsaade etmediğimizi bugün buradan bir kez daha haykırıyoruz. Bütün bunlar için ama ayrıca cezaevlerinde tutuklu olan milletvekilleri, belediye eşbaşkanları arkadaşlarımız, barış isteyen aydın, yazar ve akademisyenlerin özgürlüklerine kavuşması için 31 Mart tarihi çok önemli bir tarihtir” diye ifade etti.

    Miting konuşmalarının ardından büro açılışı gerçekleştirildi.

  • 2’inci Anadil Buluşması İstanbul’da gerçekleşti-VİDEO

    2’inci Anadil Buluşması İstanbul’da gerçekleşti-VİDEO

    PİRHA-Halkların Demokratik Kongresi Haklar ve İnançlar Komisyonu’nun “Renkler dillere diller yaşama dönsün” şiarıyla 2’incisini düzenlediği ‘Anadil Buluşması’nda asimilasyonun dilde başladığı, egemenlerin dili asimile etmek için merkezden taşraya doğru çalışmalar yürüttükleri vurgulandı.

    Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Genel Kurulu, 1999 yılında aldığı bir kararla 21 Şubat gününü, “Uluslararası Anadili Günü” olarak kabul etmiş ve ilk kez 2000 yılında, dünya çapında kültürel çeşitliliği ve çok dilliliği desteklemek amacıyla “Dünya Anadili Günü” kutlanmaya başlamıştır.

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Halklar ve İnançlar Komisyonu 2’inci Anadili Buluşması’nı “Renkler dillere diller yaşama dönsün” şiarıyla gerçekleştirdi. Şişli Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde gerçekleşen programın sunuculuğunu Dilek Odabaş yaptı. Odabaş, birçok dilde “Hoş geldiniz” diyerek selamladı katılımcıları.

    Programa HDP milletvekilleri Hüda Kaya, Gülistan Kılıç Koçyiğit, HDK Eş Sözcüsü Sedat Şenoğlu ile HDK bileşenleri katıldı.

    Odabaş yaptığı kısa açılış konuşmasında dillerin yok olma sebebinin anadilde eğitim olmamasından kaynaklandığını kaydetti. “Anadili konuşmak haktır, engellenemez” dedi. Halkalar ve İnançlar Komisyonu adına Medine Gök kısa bir konuşma yaptı.

    “DİLLERİMİZİ ÇOCUKLARIMIZA AKTARABİLİRSEK ÖLÜM BİR SON OLMAYACAKTIR”

    Gök, “Hakların bir arada iş yapması kardeşliğin ve dostluğun ilk adımıdır. Bizler bunu geliştirme çabasındayız. Bugün birçok dil yok olmakla karşı karşıya. Bunların üstesinden gelecek azim ve kararlılığa da sahibiz. Halkların birlikteliğinin sözünü veriyoruz. Diller insanlığın ortak mirasıdır. Her insan kendini en iyi anadilinde ifade eder. Farklılıklarından arındırılmış bir ülke yerine farklılıklarıyla birlikte yaşayan bir ülke olmalı. Dilimizi çocuklarımızda yaşatabilirsek ölüm bir son olmayacaktır. Çünkü onlar bizlerdir” şeklinde konuştu.

    “BÜYÜK BİR YIKIM VE KIYIM YAŞANIYOR DİLLERDE”

    HDK Eş Sözcüsü Sedat Şenoğlu, dünyada birçok dilin ve kültürün yok edildiğine vurgu yaparak, “İnsanlığın çiçekli bahçesi ortadan kaldırılıyor, asimilasyona uğratılıyor. Dil bunların en başında geliyor. Dünyada 7 bin dil ve ve bunların yüzde 50’si yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Kendi coğrafyamızda 18 dil yok olma tehlikesiyle karşı karşıya, Lazca, Abazaca, Romanca, Pomakça vesaire. Büyük bir yıkım ve kıyım yaşanıyor dillerde. Bu tabi ki kendiliğinden olan bir şey değil. Tekleşme her yerde. İnsan, kültür kendi anlamlarından soyutlaştırılıyor. Bu büyük bir tehlike. Bu tip etkinlikler bir direniş mevzisi. Belki de çöl içinde bir vaha odakları. Bunları mutlaka yaşatmak zorundayız. Dil hayattır, dili olmayan bir halk yok olmuş bir halktır. Anadili insanın kimliği, kişiliği, onurudur. Tek dilli bir dünya ne kadar yaşanmaz bir dünya olduğunun farkındayız. Onun için başka dilleri kültürleri yaşatmak için her çaba çok kıymetli” şeklinde ifade etti.

    Programa katılımın azlığını eleştiren Şenoğlu, “Bu tablo bile bize bir ders vermeli. Bu bizim duyarsızlığımız, yüreğimizdeki, bilincimizdeki eksiklik. Bununla mücadele etmek zorundayız. Diller yaşasın, diller çoğalsın, anadil kutlu olsun hepimize” dedi.

    Dil bilimciler Necmiye Alpay, Zana Farqini ve araştırmacı Erdoğan Yılmaz’ın katıldığı bir panel gerçekleştirildi.

    “BİR İKİ TOPLANTI DIŞINDA HİÇBİR ŞEY YAPILMADI”

    İlk olarak konuşan dil bilimci Necmiye Alpay, dünya anadil gününün tarihiyle ilgili bilgiler verdi. 21 Şubat’ın Dünya Anadil Günü olarak kabul edilmesinden sonra ilk kez 2000 yılında her yerde dünya anadili olarak kutlanması kararı alındığını söyleyen Alpay, Türkiye’de Dışişleri Bakanlığı’nın kendi internet sitesine bir bilgi notu koyduğunu bir iki toplantı yaptığını onun dışında hükümet tarafından diğer dillerle ilgili bir çalışma yapılmadığını belirtti.

    “DİLLER BASKI ALTINDA”

    Türkiye’de anadil konusunun önemine 2000’lerden sonra varıldığını söyleyen Alpay, Avrupa’da da şimdi anadil mücadelesinin sönmüş vaziyette olduğunu kaydetti. Avrupa Birliği’nin resmi dili olan İngilizce karşısında dillerin tehlike altında olduğunu belirten Alpay, dillerin hükümetler tarafından tek dil dayatmasıyla baskı altında tutulduğunu, üniversitelerde dil bilim kürsülerinin olduğunu ancak anadille ilgili derslerin olmadığını ifade etti.

    İngilizce eğitim yerine Türkçe eğitim istenmesinin ardından Marmara Üniversitesi’nde Kürt gençlerin “Biz de anadilde eğitim istiyoruz” diyerek ortaya çıktıklarını bunun ardından Türkçe anadilde eğitim isteyenlerin seslerinin kesildiğini kaydeden Alpay, anadil konusunda hala Türkiye’de iyi bir adım atılmadığının ve dillerin hala baskı altında olduğunun altını çizdi.

    “ANADİLLERİ ANNELERE EMANET ÇOCUKLAR İNGİLİZCE PEŞİNDE”

    Çocukların anadilinden uzaklaştırılmasının çocuklarda büyük bir travma yarattığına dikkat çeken Alpay, “Anadilleri annelere, büyük annelere emanet ama çocuklar İngilizce’nin peşinde. UNESCO her çocuğun en az üç dille büyütülmesini öneriyor. Ama herkesin kendi biriktirdiği kültürü taşıması kanısında. Ama resmi dili de öğrensin diyor UNESCO. Dünya dili de İngilizce olduğu için onu da öğrensinler diyor. Ama bu zor, hükümete kabul ettirmek lazım.” dedi.

    Arkasından söz alan araştırmacı Erdoğan Yılmaz, değişik dilleri anadilinde konuşurmuş gibi çevirme gibi bir proje hazırlığında olduklarını kaydetti.

    “KATEGORİLER DİLLERİ İTİBARSIZLAŞTIRMA PROJESİDİR”

    Dil bilimci Zana Farqini de kendi anadili olan Kürtçe Dünya Anadil Günü’nü kutladı. Türkiye’de devletin resmi dili diye bir kavram olduğunu ve bu kavramla birlikte tüm yurttaşların kullandığı dillerin tehlikeye girdiğini belirtti. “Resmi diller, azınlık dilleri, mahalli diller gibi kategoriler egemenlerin oluşturduğu bir itibarsızlaştırma projesidir” diyen Farqini, Dünya Anadil Günü’nün ezilen halkların anadil günü olduğunu belirtti.

    “ANADİLİNİ EN İYİ KONUŞANLAR OKURYAZAR OLMAYANLARDIR”

    Farqini, “Biz anamızdan, babamızdan almış olduğumuz emaneti çocuklarımıza devredemiyoruz” dedi. Eğitim seviyesi arttıkça asimilasyonun da ona paralel olarak arttığını kaydeden Farqini, Kürtler özelinde yapılan araştırmalara göre okuryazar olmayanların kendi anadiline en iyi sahip çıkan ve onu en güzel konuşan insanlar olduklarını ifade etti.

    Ulus devletlerin amacının zaten asimilasyonla dilleri yok etmek olduğunu söyleyen Farqini, “Ama biz ne yapıyoruz? Demokratik mücadele yürüten insanlar bununla ilgili ne yapıyor?” diye sordu. Buna karşılık ev dilinin egemen dil olmaması gerektiğine değinen Farqini, “Ev dili de egemen dil olursa dil edinimi de yaşanmaz. Kimse dilini öğrenmeye çalışmaz” dedi.

    “ASİMİLASYON MERKEZDEN TAŞRAYA DOĞRU BAŞLADI”

    Asimilasyon politikaları sürerken merkezden evin içine taşraya doğru bir politika sürdürüldüğünü belirten Farqini, “Biz taşradan merkeze doğru bir çalışma yapabiliriz. Dilin egemen olduğu yerler yine taşradır merkezler değil” diyerek Diyarbakır’dan şu örneği vererek Kürtçe üzerinde yaşanan asimilasyona dikkat çekti:

    “1938’de Şükrü Kaya’nın İçişleri Bakanı olduğu dönemde Diyarbakır’da ‘Burada herkes Kürtçe konuşuyor gelen memurlar da Kürtçe öğrenmek zorunda kalıyor. Buna acilen bir çare bulunması lazım’ şeklinde dilekçeler gitmiş. O dönemde Diyarbakır’a kitaplar gönderilerek en güzel Türkçe’yi kim konuşursa ona bir çift öküz hediye verilmiş. Asimilasyon böyle başlıyor.”

    Panelin adından Abazaca, Çerkesce, Arapça, Gürcüce, İronca, Kırmanciki, Kürtçe, Rumca, Soranice, Süryanice sunumlarla çeşitli hikayeler anlatıldı, şiirler okundu, anlatımlarda bulunuldu.

    Sunumların ardından Beksav Müzik Topluluğu ezgiler seslendirdi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Bakırköy’de binler Leyla Güven’e ses verdi: Barışın sesi burada, meydanlarda-VİDEO

    Bakırköy’de binler Leyla Güven’e ses verdi: Barışın sesi burada, meydanlarda-VİDEO

    PİRHA-HDP’nin İstanbul Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda düzenlediği mitingde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, Türkiye’deki sorunların çözümü için önce Kürt sorununun çözülmesi ve PKK lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması gerektiğini kaydetti. Bu taleple 88 gündür açlık grevini sürdüren HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in sesine şimdi ses vermek gerektiğini vurguladı. 

    HDP bugün İstanbul Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda “Emek, barış ve adalet mitingi” düzenledi. PKK lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması için 88 gündür açlık grevinde olan HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in talebine ses vermek ve cezaevlerine yayılan açlık grevlerine dikkat çekmek amacıyla düzenlenen mitinge binlerce kişi katıldı.

    HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli mitingte yaptığı konuşmada ülkede adaletsizliğin sürdüğüne dikkat çekti. Temelli, ülkeye barışın, adaletin ve demokrasinin gelebilmesi için önce öncelikle PKK lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecride son verilmesi gerektiğini kaydetti. Leyla Güven’in 88 gündür tecridin kaldırılması için çalık grevini sürdürdüğünü belirten Temelli, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “BU SESE KULAK VERİN”

    “Bu yükselen sese ses katmalıyız. Daha fazla geç kalmadan, daha büyük sorunlara sürüklenmeden yetkililere çağrı yapıyorum, istenen bir haktır, hukuktur, gasp edilmiş bir hakkın yerine getirilmesidir. Bu sese kulak verin ve tecridi sonlandırın. Aile ve hukukçu görüşü sağlanmalıdır. Bu tecrit kırılana kadar bu mücadeleyi büyüterek sürdüreceğiz. Çünkü tecrit Türkiye’ye, kadınlara, emekçilere uygulanıyor. Bu ülkeye demokrasi ve barış gelmesi için bu mücadelede buluşacağız. Çünkü bizim bir sevdamız, bir fikrimiz var. İşte bu sevda bu fikirdir bizi yan yana getiren. Ortak vatanda demokratik, cumhuriyet, demokratik ulustur, barıştır, özgürlüktür bizim sevdamız. Bu fikirlerle yola çıktık ve HDP’yi kurduk. Herkesi bu mücadeleye davet ettik. Yeter ki barış, demokrasi olsun, bu ülkede insanlar aç yatmasın, yoksulluğa mahkum olmasın diye. Bunun adı radikal demokrasidir, barıştır, Türkiye’nin geleceğidir.

    “KÜRT MESELESİNDE ÇÖZÜM İSTİYORSANIZ TECRİDE SON VERİN”

    Bütün bu ülkede yaşanan sorunların kavşağında tecrit vardır. Türkiye’deki sorunların çözümü için Kürt meselesinde çözüm istiyorsanız bu tecride son vereceksiniz. Bu konunun muhatabı sayın Öcalan’dır. Bu ülkenin bütün vicdanlı insanları 2013-2015 arasında barışın mümkün olabileceğine, bir arada yaşanabileceğine tanıklık etti. Tüm bu yaşananlara rağmen Kürt meselesinin çözümü adına atılan o güçlü adıma rağmen bu iktidar karanlıklarda çökertme planı hazırlıyormuş. Çünkü tek dertleri savaştan, kandan beslenmek. Bu düşmanlığı, zulmü, şiddeti büyüterek iktidarda kalmanın yolunu yöntemini geliştiriyorlar. Buna son vermeliyiz. İşte o nedenden dolayı tecridi sonlandırmalıyız. Leyla Güven’in sesine şimdi ses katmalıyız. Eğer buna son vermezsek bu ülke çok daha büyük acılar yaşayacak, daha büyük krizlere sürüklenecek.

    “BARIŞIN SESİ MEYDANLARDA, SOKAKLARDA”

    Bu ülkede artık yargı bağımsızlığı tarafsızlığı yok. İnsan hakları ihlalinde dünya birincisi. Bu ülkede hukukun üstünlüğü yok. Devlet hukuku çiğniyor. Yasaları tanımıyor. AİHM’in Selahattin Demirtaş ile ilgili verdiği kararı yok sayıyor. Uydurma fezlekelerle, yalanlarla arkadaşlarımızı yargılıyorlar. Adalet mahkeme salonlarını terk etmiş. Biz sizin bu kararlarınız tanımıyoruz, tanımayacağız. Onların bir suçu yok, onların bir sevdası var. Ama siz yargıyı talimatlarla yöneterek suç işliyorsunuz. Biz diyoruz ki bu ülkeye adalet geldiğinde bu suçu işleyenleri mutlaka yargının önüne çıkartacağız. Bu adaletsizlik hüküm sürdükçe barışın yolu tıkalıdır. Dünyanın her yerinde saygınlıkla anılan ve barış mücadelesi yapan arkadaşlarımız yargılanıyor. Yüzlerce barış akademisyenini cezalandırıyorlar. Neden? Barışın sesi duyulmasın diye. Bu mümkün mü? İşte barışın sesi burada, meydanlarda, sokaklarda.

    “SURİYE’NİN GELECEĞİNE ORANIN HALKLARI KARAR VERECEK”

    Bugün Suriye’de, Afrin’de, Rojava’da ne yaptıkları ortada. Suriye’de de çözümsüzlük devam etsin diye Suriye’ye yönelik nefret söylemlerine devam ediyorlar. Afrin’de yaptıklarını Rojava’da da yapmaya çalışıyorlar. Biz diyoruz ki Suriye’nin geleceğine oranın halkları karar verecek. Suriye’den elini çek, Afrin’den alini çek diyoruz. Bizlerin mücadelesi Suriye’de barış içindir, Türkiye’de demokrasi, toplumsal barış içindir, bu zulüm sonlansın diye bu adaletsizlik bitsin diyedir.

    “KENTLERİMİZİ, HAYATLARIMIZI BUNLARIN ELİNDEN HEP BİRLİKTE KURTARACAĞIZ”

    Zulüm ve adaletsizlik her yerde. Her gün 6 işçi yaşamını yitiriyor. Bu sömürü düzeni devam etsin diye. Bu düzenden bu saray beslensin diye. Şimdi kalkmışlar çevreye duyarlı kentler var edeceklermiş. Bu kenti betonla kaplayıp yaşanmaz hale getiren kendileri değilmiş gibi sanki 16 yıldır ülkeyi bunlar yönetmiyormuş gibi çevreye duyarlı kentler var edeceklermiş. Kim inanır bunlara. Kadına yönelik şiddet devam ediyor. Kadın düşmanı iktidar her gün yeni nefret söylemleri üretiyor. Kentlerimizi, hayatlarımızı bunların elinden hep birlikte kurtaracağız.

    “BU MÜCADELEYE HERKESİ DAVET EDİYORUZ”

    Yerellerde halkımızı iktidara taşıyacağız. Sadece kayyumları geri almakla kalmayacağız, yerel demokrasiyi inşa edeceğiz. Yöneten biz üreten biz olacağız. Kayyumları süpürüp atmak yetmez. Bu AKP-MHP bloğunu Türkiye’nin her yerinde yok edeceğiz. Doğa talanına son vermek için mücadele edeceğiz. Bunu hep birlikte başaracağız. Yerellerde iktidara gelmek demek barışın yolunu açmak demek, tecridi kırmak demek. Sürgündeki tüm yoldaşlarımıza kavuşmak demek, bir başka Türkiye’yi hep birlikte var etmek demek. Bu rejimden bu ülkeyi kurtarmak için 31 Mart çok önemlidir. Her şeyi tekleştiren bu zihniyete karşı tüm farklılıklarımızla birlikte buradayız, varız var olacağız demektir. Mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Bu mücadeleye herkesi davet ediyoruz.

    HDP Ağrı Miletvekili Dilan Dirayet Taşdemir ise konuşmasını Kürtçe yaptı. Taşdemir Leyla Güven’in talebinin haklı olduğunu ve PKK lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması gerektiğini dile getirdi.

    Ardından MKM sanatçısı Nurcan Değirmenci türküler seslendirdi.

    “HAKİKATİN GERÇEKLEŞMESİ ENGELLENEMEZ”

    HDK Eş Genel Sözcüsü Sedat Şenoğlu da yaptığı konuşmada şunları kaydetti:

    “Pir Sultan yüzyıllar önce dedi ki ‘dönen dönsün ben dönmezem yolumdan.’ İşte Leyla Güvenlerin yolu böyle bir yol. Geri dönülmez, boyun eğilmez bir yol. Bu yol engellenemez. Hakikatin gerçekleşmesi engellenemez. Canlarını eşitlik, demokrasi, özgürlük için hiç tereddütsüz ortaya koydular. Bundan daha iradeli, büyük, insani, vicdani, devrimci bir yol var mı yok. Bundan daha büyük erdemli, özgürlük yolunu açan bir irade var mı. Yok. O zaman onların takipçisi olacağız.

    Onlar diyorlar ki ‘Kürt sorunu demokratik barışçıl bir şekilde çözülsün, halklar arasındaki düşmanlık son bulsun, katliamlar son bulsun. Halklar binlerce yıl birlikte yaşadı bu devam etsin. Faşist yasaklar ortadan kaldırılsın, demokratik siyasetin önü açılsın, demokratik bir cumhuriyet kurulsun.’ Bundan daha meşru bir talep var mı? Yok.

    “EKMEK, SU KADAR ADALETE, ÖZGÜRLÜĞE İHTİYACIMIZ VAR”

    O zaman biz bu yola gönlümüzü koymamız lazım. Bunun için tereddüt göstermememiz lazım. Yol uzun ama geri dönülmez bir yoldur. Leyla Güvenlerin canına can katmamız lazım. Canımızı, irademizi onların yanına koymamız lazım. Dayanışmamızla, direnişimizle, irademizle yapmamız lazım. Bunu başaralım ki o zaman İmralı’dan halkların baharı Newroz’a bir yol açılsın. Bunu başaracağız. Çünkü buna inanıyoruz. Ekmek kadar su kadar adalete, özgürlüğe ihtiyacımız var ve bunun anahtarı İmralı’da.

    Mitinge Leyla Güven canlı bağlandı.  Güven “Hepinizi Amed zindanlarının direniş ruhuyla selamlıyorum. Yürüttüğümüz mücadelede, gösterdiğiniz dirençlilik için hepinize saygılarımı ve sevgilerimi iletmek istiyorum. İyi ki varsınız. Yaşasın halkların kardeşliği” diye konuştu.

    Miting halaylarla son buldu.

    PİRHA/İSTANBUL