Etiket: Seher Şengünlü Yılmaz

  • Alevi Kurumlarından Leyla Şahin Usta’ya Hüseyin Gazi tepkisi: Bu yola eğriler girmez!

    Alevi Kurumlarından Leyla Şahin Usta’ya Hüseyin Gazi tepkisi: Bu yola eğriler girmez!

    PİRHA – AKP’li Leyla Şahin Usta, Alevi soykırımına dair sözlerinden ötürü tepki görünce Hüseyin Gazi Dergahı’nı ziyaret etti. Hz. Ali portresi ile poz veren Usta’ya, Alevi camiasından “Alevilerin kutsallarından utanın” eleştirisi yöneltildi.

    AKP Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta’nın “Suriye’de Müslümanlar katledilirken sessiz kalanlar, bugün ‘Aleviler öldürülüyor’ diyerek ortalığı ayağa kaldırıyor” sözleri ardından bir de Hüseyin Gazi Tekkesi’ne yaptığı ziyaret, tepkileri daha da büyüttü.

    Usta’nın, tepki çeken konuşmasına Alevi kurum yöneticilerinden de eleştiri geldi.

    “ALEVİLERİN KUTSALLARINDAN UTANIN”

    Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, Hz. Ali portresiyle poz veren Usta’ya “Şah-ı Merdan Ali’den utanın” diyerek şu eleştiriyi yöneltti:

    “İnancımıza, yolumuza hakaret eden, katliamları, eziyetleri görmezden gelen, IŞİD canilerini, HTŞ katillerini koruyan, besleyip büyütenleri aklama çabanız midemizi bulandırıyor. Bu sözlerim, inancına sırt çevirmiş işbirlikçilere, aslan postuna bürünmüş sırtlanlara, örgütlerimizi dizayn etmeye çalışan zavallılara… Aklınızı başınıza alın ve utanın. Alevilerin kutsallarından utanın.”

    “ÇÖREKLENMİŞ DÜŞKÜNLER HEYETİ”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe de Usta’nın, Hüseyin Gazi Türbesindeki pozuna karşılık “Alevilerin kutsallarından defolun” dedi. Erçe, yazılı açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

    “Alevi yol ulularımıza, dergahlarımıza, ziyaretgahlarımıza kirinizi, pisliklerinizi, zehirli fikirlerinizi bulaştıramayacaksınız. Hüseyin Gazi dergahından elinizi çekin. Yıllardır burası üzerinden yürüttüğünüz çirkin emelleriniz ve eylemleriniz, sözde ziyaretleriniz, sizi aklamaz, aksine; size olan öfkeyi büyütmekten başka bir işe yaramaz. Burada çöreklenmiş düşkünler heyeti, İnancına sırt çevirmiş işbirlikçiler, size de bir çift sözümüz olsun; karargah haline getirdiğiniz bu makam, Hüseyin Gazi efendimizin mekanı; Alevi, Bektaşi, Kızılbaş düşmanlarını aklama, ciğerlerine kadar işlenmiş kiri, pası temizleme yeri değildir. IŞİD canilerini, HTŞ katillerini koruyup, kollayan, besleyen, büyüten, eğiten, donatan iktidar mensuplarını halkımıza şirin gösterme çabanız mide bulandırıyor. Aklınızı başınıza alın.”

    “BU YOLA EĞRİLER GİRMEZ”

    Kayseri Hacı Bektaş Veli Kültür Vakfı Başkanı Abbas Tan da “Hüseyin Gazi Dergahı yeni bir görev üstlendi” diyerek Aleviliğe hakaret edenlerin Hüseyin Gazi Dergahı’na “koştuklarını” belirtti. Tan, geçmişte Alevi dergahlarının eğitim merkezi niteliği olduğunu vurgulayarak yazısında şu ifadelere yer verdi:

    “Cahiller gelir Ocaklarda eğitilir, pişirilir, insanı kamil yapılır ve git bulunduğun bölgedeki canları irşad et denirdi. Olgun insanlar gelir bildiklerini, deneyimlerini paylaşır, bilgisine bilgi katar giderdi. Hüseyin Gazi Dergahındaki dernek ve vakıf yöneticileri ile hizmet yürüten dedeler, kendini affettirmeye ya da reklamını yapmak için gelenlere ne diyorlar? ‘Bu yola eğriler girmez, doğru gelenlerindir’ diyebiliyorlar mı? O dergahta hizmet veren dedeler ve varsa analar, sizlere sesleniyorum;

    Korkmayın geçmişte dergahın elektriğini kesenler arkanızı dönerseniz yine elektriğinizi keserler. Bu toplum (Alevi Kızılbaşlar) hiçbir zaman hakareti hak etmiyor. Suriye’de katledilen Aleviler, Kürtler, diğerleri bunu hak etmiyorlar. Biz Alevi Kızılbaşlar, bırakınız insanların katledilmesine hiçbir canlının incinmesine Rızalık vermeyiz. Doğanın tahrip edilmesine razı olmayan bu insanlara hakaret edenlere ders niteliğinde sözler söyleyip bunu da kamuoyu ile paylaşmalıydınız. Hüseyin Gazi anlayışı ne Alevilerin katledilmesine tepki gösterenlere, ne de ses çıkartmayanlara sessiz kalmayacaktır. Alevi Kızılbaşlara söz söyleyenlere verilecek cevap;

    ‘İnsanın cemali, sözünün güzelliğidir’

    (HABER MERKEZİ)

  • Hamzababa Anması’nda Alevilerin inançsal değerlerini yaşatma ve toplumsal barış mesajı verildi -VİDEO

    Hamzababa Anması’nda Alevilerin inançsal değerlerini yaşatma ve toplumsal barış mesajı verildi -VİDEO

    PİRHA- 31. Geleneksel Hamzababa Anma Etkinlikleri’nde Alevi toplumunun inançsal ve kültürel değerlerini yaşatma mesajı verilerek, Alevilerin onurlu barışın yanında olduğu vurgulandı.

    İzmir’in Kemalpaşa ilçesine bağlı Hamzababa Mahallesi’nde bu yıl 31. Geleneksel Hamzababa Anma Etkinlikleri gerçekleşti.

    Anmaya Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, Alevi Bektaşi Federasyonu Ege Bölge Sorumlusu Mehmet Bozkurt, Kemalpaşa Belediye Başkanı Mehmet Türkmen, Alevi kurum temsilcileri ve çok sayıda kişi katıldı.

    TÜRBE ZİYARET EDİLEREK NİYAZ OLUNDU

    Sabahın erken saatlerinde çok sayıda kişi Hamzababa Türbesi’ni ziyaret ederek niyaz ederek lokmalarını paylaştı.

    Anma etkinlikleri kapsamında sabahın erken saatlerinde köylüler kurdukları hediyelik eşyadan, yiyecek ve içeceğe birçok stant açtı.

    Kemalpaşa Belediyesi, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Kemalpaşa Alevi Bileşenleri tarafından Hamzababa Amfitiyatro Sahnesi’nde gerçekleşen anma etkinliği saygı duruşu ile başladı.

    HACIBEKTAŞ’TAKİ ANMAYA MÜDAHALEYE TEPKİ!

    Alevi kurumları adına söz alan Alevi Kültür Dernekleri Genel Baskanı Seher Şengünlü Yılmaz, Hacıbektaş Dergahı’ndaki anmaya müdahaleye değinerek, “Hacıbektaş’ta Alevilik inancına bir müdahale söz konusuydu. Bunu çok kuşatmaci yaşıyoruz. Alevilik inancına bir folklormuş gibi bir bakanlık kurdular. Maalesef Alevileri asimile etme üssü gibi çalışıyorlar. Korsan bir etkinlik yaptılar. Dayanışmanın ne kadar önemli olduğunu gördük. Bizim dergahlarımızı elimizden aldılar. Bu bir zulümdür” diye tepki gösterdi.

    “ALEVİLER ONURLU BİR BARIŞTAN YANA”

    Seher Şengünlü Yılmaz, ayrıca barış sürecine değindi. Alevilerin taleplerinin anayasal güvenceye alınması gerektiğini ifade eden Şengünlü Yılmaz, “Hamzababa’yı sahiplenmez isek elimizden almak isteyecekler. Dergahlarımız işgal altında ve gerçek sahiplerine teslim edilmesini istiyoruz. Anayasal güvence, eşit yurttaşlık, Madımak’in utanç müzesine dönüştürülmesini istiyoruz. Alevi Bektaşi Cemevi ve Kültür Başkanlığı’nı tanımıyoruz, kabul etmiyoruz. Bu başkanlık bizi asla temsil edemez ve adımıza söz kuramaz. Aleviler olarak onurlu barışın yanındayız. Barış gelecek ise bunun yolu sadece Diyarbakır’dan değil Hacıbektaş’tan Hamzababa’dan geçer” diye konuştu.

    SEMAHLAR DÖNÜLDÜ

    Kemalpaşa Belediye Başkanı Mehmet Türkmen’in de bir konuşma yaptığı anmada Dertli Divani, Aşık Yorguni, Nebi Yaşar nefeslerini seslendirdi.

    Anmada ayrıca semahlar dönüldü.

    PİRHA/İZMİR

  • GÜNCELLENDİ/’Alevi örgütlerinin hepsinde bir kadın alerjisi var!’-VİDEO

    GÜNCELLENDİ/’Alevi örgütlerinin hepsinde bir kadın alerjisi var!’-VİDEO

    PİRHA – ‘Alevi Bektaşilikte Kadın ve Doğa’ panelinde bir araya gelen kadınlar, kurumlardaki kadın temsiliyetini yorumladı. Yönetimlerde kadınlara fırsat verilmesi gerektiğini belirten kadınlar, “Kadın bedenleri erkek egemen zihniyetin savaşı yapılırken topraklarımız ranta kurban ediliyor” dedi.

     

    62. Ulusal, 36. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri, panellerle devam ediyor.
    ‘Alevi Bektaşilikte Kadın ve Doğa’ konusunun değerlendirildiği panel, Hacıbektaş Kültür Merkezi’nde yapıldı.
    Panelin açılışında Ana Sevim Yalıncakoğlu gülbeng okurken Zakir Yaprak Dengiz de deyişler seslendirdi.

    Panelin moderatörlüğünü Ümit Günaltay yürüttü.

    “SÖMÜRÜYE KARŞI DİRENEN BİR ALEVİ SİYASETİ”

    Panelin ilk konuşmacısı Almanya Alevi Kadın Birliği Başkanı Özgür Demir oldu. “Dün Pir Sultan’ı asanlarla bugün doğayı katleden aynı zihniyettir” diyen Demir, şu sunumu yaptı:

    “Yol kadınsız yürümez. Biz Alevi kadınlar, geçmişin inanç mirasını bugünün adalet anlayışı ile birlikte ilerletmek zorundayız. Bugünün Aleviliği kadınlarla birlikte yürüyen doğa ile birlikte nefes alan halklarla birlikte direnen bir Aleviliktir. Bizler bir Yol’un değil, aynı zamanda bir dönüşümün öncüsüyüz. Bu dönüşüm kadının kendi sözünü söylemesiyle, kadının özne olmasının kabul edilmesiyle mümkündür. Hakikat Yolunu bugün yeniden kurmak zorundayız. Doğayı koruyan, kadını yücelten, sömürüye karşı direnen bir Alevi siyaseti mümkündür. Bu siyaseti kadınlar kuracak ve sürdürecektir.”

    “ÖRGÜTLERDE KADIN ALERJİSİ VAR”

    Alevi Kültür Derneği (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz ise konuşmasında kadınsız hiçbir kurumun Alevileri temsil edemeyeceğini söyledi. Yılmaz, kurumlarda yöneticilik yapan erkeklerin daha adaletli olması gerektiğini ifade ederek şunları söyledi:

    “Eril bir toplumda yaşadığımız için kadının belli başlı sorunları var. Örgütlerde sorumluluk almak isteyenlere de ‘Sen git evinde çoluğunla çocuğunla uğraş, yapamazsın’ gibi bakılıyor. Alevi kurumları içerisinde kadınları çekseniz o kurumlarda hiçbir şey kalmaz. Kadın olmayan Yol eksiktir. Kadının özgürlüğü olmadan Alevilik özgür olmaz. Alevilikte ‘kadın’ başlığını sadece kadınlar konuşmamalı. Erkekler gelip buraya çıksın, konuşsunlar ki bizler de bu konuda neler düşündüklerini bilelim. Bizim örgütlerin hepsinde bir kadın alerjisi var. Kadınlara, gençlere fırsat vermek lazım. İnancın içerisinde bizi eritmenize, yok etmenize izin vermeyeceğiz. Alevilik inancının kadınla hiçbir derdi yok ama bu eril dünyadan etkilenen Alevilerin, kadınla derdi var.”

    “ALEVİ KURUMLARI OLARAK SURİYE’DEKİ KATLİAMA DAHA FAZLA SES ÇIKARMALIYIZ”

    PSAKD Kadın Sekreteri Nil Sıla Aslan, “Kadın bizde yarım değildir, yan yanadır, can canadır. Doğa da bizim için yaşamın kendisidir. İnsan, doğanın sahibi değil bir parçasıdır. Kadın bedenleri erkek egemen zihniyetin savaşı yapılırken topraklarımız ranta kurban ediliyor. Munzur’u kurutmak isteyen de kadınları susturmak isteyen aslında aynı zihniyettir. Doğa özgürleşmeden kadın özgürleşmez, kadın özgürleşmeden bu toplum asla özgürleşmez. Hayatın her alanında erkeğin gölgesi yer alır. Sizlere Samandağ’dan selamlar getirdim. Oradaki kadın sesi örgütsüz kaldığı için kalıcı olamadı. Birlikte olduğumuzda yıkılmayız susturulamayız. Gitmedik, buradayız ve kalmaya da devam edeceğiz. Suyumuzu, toprağımızı, ormanımızı, dağlarımızı, emeğimizi, bedenimizi, yaşam alanlarımızı, inancımızı, kültürümüzü, yoldaşlığımızı hep birlikte savunacağız. Mücadeleden vazgeçmeyeceğiz. Sözümüz Hakk olsun, aşk ile…”

    Suriye’deki Alevi kadınlarına yönelik katliam ve kaçırılmalara da dikkat çeken Aslan, “Alevi kurumları olarak daha fazla ses çıkarmalıyız. Avrupa’nın desteğiyle bunu dünyaya duyurmak lazım. Şu anki işkence, akıl almaz hale geldi.”

    Panelin son bölümünde açık kürsü oluşturularak sohbet yürütüldü. Zakir İlke Yıldız da nefesler seslendirdi.

    PİRHA/HACIBEKTAŞ

  • Alevi kurum başkanlarından Hacıbektaş’a çağrı: 16-17-18 Ağustos’ta Hünkar’ın huzurunda buluşalım-VİDEO

    Alevi kurum başkanlarından Hacıbektaş’a çağrı: 16-17-18 Ağustos’ta Hünkar’ın huzurunda buluşalım-VİDEO

    PİRHA- Alevi kurum başkanları 16-17-18 Ağustos’ta Hacıbektaş’ta yapılacak, 62. Ulusal 36. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri’ne katılım çağrısı yaptı. Başkanlar, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın yapacağı alternatif etkinliği ise kınayarak yurttaşların bu etkinliğe katılmaması çağrısında bulundular.

    62. Ulusal 36. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri, bu sene 16-17-18 Ağustos’ta Hacıbektaş’ta yapılacak. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın yapacağı alternatif etkinlikler eleştirilirken, herkes 16-17-18 Ağustos’ta Hacıbektaş Belediyesi ile ortaklaşa yapılacak etkinliğe davet edildi.

    “HACIBEKTAŞ’TA YAPILACAK ALTERNATİF ETKİNLİĞE KATILMAMAYA DAVET EDİYORUM”

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, “Yıllardır Alevileri inkâr eden, yok sayan, her türlü asimilasyon politikası uygulayan AKP iktidarı bu yıl Hacıbektaş’ta 12-13 Ağustos’ta alternatif etkinlik yapmaktadır. Bu alternatif etkinliğe katılmamaya, reddetmeye, asıl olan 16-17-18 Ağustos’ta hep birlikte Hünkar’ın huzurunda buluşmaya davet ediyorum” dedi.

    “TALEPLERİMİZİ BİR KEZ DAHA EN YÜKSEK SESTEN DİLE GETİRECEĞİZ”

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABF) Eşit Başkanı Hüseyin Mat ise, “Her yıl olduğu gibi bu yıl da 16-17 ve 18 Ağustos tarihlerinde Hacı Bektaş Veli Anma Etkinliklerinde bir araya geleceğiz. Gönüllerimizi birleyeceğiz ve taleplerimizi bir kez daha en yüksek sesten dile getireceğiz. Her yıl düzenlemiş olduğumuz bu etkinliğe yönelik iktidarın hazımsızlığı devam ediyor. Özellikle son birkaç yıldır alternatif etkinlikler koyarak, yapmış olduğumuz etkinliklerin altını boşaltarak kendi tahakkümlerini kurma noktasında büyük bir çaba harcıyorlar. Yapılan bu anti-demokratik uygulamalar ve yapılan bu haksızlıklar karşısında bizler her yıl serçeşmemizde, pirimizin huzurunda, kararlılığımızı bir kez daha dünyaya sesleneceğiz” diyerek herkesi Hacıbektaş Belediyesi ve Alevi kurumlarının yapacağı ortak etkinliğe davet etti.

    “ALEVİ BEKTAŞİ CEMEVİ BAŞKANLIĞI KARŞISINDAKİ MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç, bütün yurttaşları Hacı Bektaş Veli Anma Etkinliklerine çağırarak, “Alevileri asimile etmek için kurulmuş olan Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı’nın 12-13 Ağustos Hacıbektaş’ta yapmış olduğu etkinliği kınıyoruz ve karşısındaki mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

    “HACI BEKTAŞ VELİ DERGÂHI SERÇEŞMEMİZDİR”

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı reddettiklerini belirterek, şunları ifade etti:

    “Hacı Bektaş Veli Dergâhı serçeşmemizdir, mabedimizdir, ibadethanemizdir. Kültür Bakanlığı’na bağlı Cemevi Başkanlığı’nın alternatif olarak düzenlediği 12-13 Ağustos tarihinde yapılacak olan etkinliğe ilişkin tüm canlarımıza, tüm kurumlarımıza çağrımızdır; bu yapıyı reddediyoruz. Bu alternatif törenlere katılmıyoruz. 16, 17, 18 Ağustos’ta bir olmak, iri olmak, dergahımıza, inancımıza sahip çıkmak üzere herkesi Serçeşme’ye bekliyoruz. Gelin canlar, bir olalım.”

    “CEMEVİ BAŞKANLIĞI SİVAS KATİLLERİNİ SERBEST BIRAKAN ZİHNİYET TARAFINDAN OLUŞTURULMUŞTUR”

    Cemevi Başkanlığı’nın düzenleyeceği etkinliğe kimsenin katılmaması gerektiğinin altını çizen Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, şunları kaydetti:

    “Sivas katillerini serbest bırakan bir zihniyet tarafından oluşturulmuş olan ve Aleviliğin bir anlamıyla asimilasyon üssü haline getirilmiş Alevi Bektaşi Kültür Cemevi Başkanlığı’nın Hacıbektaş’ta yapmayı planladığı alternatif etkinliğe canlarımızı katılmamaya çağırıyorum. 16, 17, 18 Ağustos tarihlerinde Aleviler ve Alevi kurumları tarafından Hacıbektaş Belediyesi’nce ortak düzenlenecek olan anma etkinliğinde Hacıbektaş’ta bir olalım, iri olalım, diri olalım.”

    PİRHA/ANKARA

  • Altınoluk Alevi Kültür ve Sanat Festivalinde ‘Barış masasından kaçmayız’ vurgusu-VİDEO

    Altınoluk Alevi Kültür ve Sanat Festivalinde ‘Barış masasından kaçmayız’ vurgusu-VİDEO

    PİRHA-  AKD Altınoluk Şube tarafından yapılan 4. Altınoluk Alevi Kültür ve Sanat Festivali’nin ikinci gününde Alevi örgütlenmesinin bugünü ve yarını değerlendirdi. Alevi kurum başkanları, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dair de görüş belirterek “Bir araya gelmemizi istemiyorlar. Bizler, birlikte yürümeye hassasiyet gösteriyoruz. Son noktaya kadar birlikte mücadele yürütecek, siyasetin her alanında söz kuracağız” denildi.

    Dördüncüsü yapılan Altınoluk Alevi Kültür ve Sanat Festivali, yoğun katılım eşliğinde sürüyor.

    “Yıldız Dağı’ndan Kaz Dağı’na Pir Sultan Aşkına” temasıyla düzenlenen festivalin 2. gün programları da Altınoluk Alevi Kültür Derneği’nde yapıldı.

    Yönetim Kurulu Üyesi Müslüm Güller’in konuşmasıyla başlayan 2. gün programında şube faaliyetleri aktarıldı. Programın devamında ise AKD Canlar Korosu sahne aldı.

    “YASAYI KULLANMAMAK İÇİN MÜTHİŞ BİR ÇABA SARF EDİYORLAR”

    Festival kapsamında “Alevi Örgütlenmesi: Sorunlardan Çözümlere Birlik ve Gelecek İnşası” başlıklı panel düzenlendi. Alevi Kültür Derneği (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, panelin moderatörlüğünü yaptı.

    Panelin ilk konuşmacısı Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Genel Başkanı Hüseyin Mat oldu. Avrupa’daki Alevi örgütlenmesi hakkında bilgi veren Mat, şu sunumu yaptı:

    “Ben Erzurum’da doğup büyüyen birisi olarak, orada Alevi olarak yaşamanın ne kadar zor olduğunu birebir yaşadım. O nedenle bizim bir derdimiz var. Değerlerimizin bilinmesi için mücadele veriyoruz. Geçmişte bir araya gelip dernekler kurduk. Tabi bizlerin Avrupa’da şu şansı vardı; ne kadar burjuva sistemi var olsa da kısmen bir demokrasi ve anayasa var. Doğal olarak bizler de eşit yurttaşlık haklarını talep ettik. Bugün AABK’ye bağlı 300’e yakın cemevi var. Doğal olarak devletler, haklarımızı verdiler. Cemevleri de kiliseler gibi aynı haklara sahip oldu. Ama Türkiye, ‘Alevilere bu hakkı vererek bizlerin arasını bozmaya çalışıyorlar’ diyerek anlamsız bir iş peşine düşüyor. Elde edilen hakların altını boşaltmaya çalışıyorlar. Baktığımızda Türkiye’nin anayasası da Avrupa Birliği devletlerinden alınmış. Ama yasayı kullanmamak için müthiş bir çaba sarf ediyorlar. Türkiye’nin demokratikleşmesi, özgürleşmesi, insanların bir arada özgürce ve kardeş hukuku içerisinde yaşaması adına Alevilerin de Kürtlerin de Ezidilerin de hakkı verilsin istiyoruz. Bu devlet ne kadar ısrar etse de Aleviler, tüm haklarına ana sütü kadar haklı olarak elde edecektir.”

    ASİMİLASYONCU EĞİTİM!

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe ise Alevi toplumunun eğitim alanında yaşadığı zorlukları anlattı. Egemenlerin istediği anlayışın eğitimde dayatıldığını söyleyen Erçe, şöyle devam etti:

    “Cumhurbaşkanı, ‘dindar ve kindar nesil yetiştirmek’ istediğini söylemişti. Bunu sadece okullarda değil; televizyonlarda, özel dizilerle de gerçekleştiriyorlar. Hatta şimdi okullarda yeni din dersleri de müfredata sokuyorlar. Asimilasyoncu eğitim sistemlerini kreşe giden çocuklarımızın dahi akıllarına kazıyorlar. Burada en büyük yanılgı; bütün bu gerici eğitim sisteminin sadece Alevi çocuklarının sorunu olarak görünüyor. Bu sorun, tüm toplumun kesimlerini, herkesin zihinlerini karıştırıyor.

    Alevilerin, Kürtlerin, Ezidilerin birliğini sağlamalıyız. Dün 3 Ağustos, Şengal’de Ezidi Katliamı’nın yıldönümüydü. Buradan katliama uğrayan canlarımızı anıyoruz.

    Birkaç gün önce Cumhurbaşkanı imzasıyla Sivas katilini serbest bıraktı. Bu zihniyet, kadın tüccarlarını, uyuşturucu satanları da serbest bıraktı. Ama binlerce hasta tutsak halen içeride tutuluyor.”

    “SİYASET, ALEVİLERİN VAZGEÇİLMEZİDİR”

    Türkiye Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç ise Alevi kurumlarının siyasetle olan ilişkisini değerlendirdi. Koç, “Çokça cemevi yaptık ama siyaseten yok olduk” diyerek şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Bizler, ‘Alevi kurumlarında siyaset yapılsın demiyoruz. Bugün bir barış süreci yaşanıyor. Alevilerin içinde olmadığı bir barış sürecinin ne kadar sağlıklı olacağını sorumlulara da iletiyoruz. Kim bize ‘Aleviler, siyaset yapmasın’ diyorsa bizi kendi kabukları içerisinde tutmak istiyordur. DEM Parti’den Celal Fırat dedemiz, Mecliste sadece Alevilerin sorunlarına değiniyor. Bu çok kıymetli. Vekilimiz, bizi temsil ettiği için diplomasiyi de geliştirebiliyor. Siyaset, Alevilerin vazgeçilmezidir. Karşımızdakilerin en az 100 yıllık siyaseti var. Ama biz, 35 yıllık siyaset geçmişi olan örgütleriz. Kürtlerle, Aleviler bir araya geldiği zaman yüzde 50’nin üzerinde oran yapıyor. Bizim bir araya gelmemizi istemiyorlar. Bizler, birlikte yürümeye hassasiyet gösteriyoruz. Son noktaya kadar birlikte mücadele yürütecek, siyasetin her alanında söz kuracağız.”

    “ARTIK OCAKZADELER, BİZE KÜFÜR EDİYOR!”

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan da “İç ve dış asimilasyon” başlığını yorumladı. Aslan, kurumsal olarak nasıl direnç gösterilmesi gerektiğine de değinerek şu konuşmayı yaptı:

    “Koçgiri’den tutun Dersim’e, Maraş’a, Çorum’a dek birçok kez katliam yapmışlar ama Alevi nüfusunu bitirememişler. 1993’te canlarımızı yakanlar, bugün Alevilerin genleriyle oynayıp yok etmeye çalışıyor. Özellikle AKP, profesyonel şekilde oynuyor. Geçmişte Alevi kelimesini ağızlarına almazlardı ama AKP, şimdi kendi yetiştirdiği Alevilerle bize saldırıyor. 2010’da ‘Alevi Açılımı’na kanan, koşarak giden bir kesim oldu. İktidar, eski alışkanlığına dönerek Alevi olmayanlarla, Alevi sorununu konuşmaya, sorunu çözmeye çalıştı! ‘Biz, sizi nasıl tarif edersek ancak o kadar makbul olursunuz’ dediler. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kurulduğunda sevinenler oldu. ‘Devlet, her türlü oyunu oynadı, şimdide parasıyla bizi dönüştürmeye çalışıyor, oyuna gelmeyin’ dedik. Alevi Diyaneti’yle karşı karşıya kaldık. Geçmişteki Hınzır paşalar bugün de var ve şimdi onlarla uğraşıyoruz. Geçmişte korucu sistemine karşı Kürt halkı karşı çıkıyordu, bizim içimizde de şimdi bankamatiklere giderek para çekenler oluştu. Bunların başında da maalesef ocakzadeler geliyor. Devlet, kendi Alevisini yaratıyor, bu Hınzır paşalar da cemevlerine dağılıp iş yapıyor. Artık talipler, ocakzadeler, bize küfür ediyor. Bu Yol’un talipleri olarak sadece yöneticilere değil, hepimize sorumluluk düşüyor. Saldırıyı hep birlikte püskürtebiliriz.”

     “HÜKÜMETE GÜVENMİYORUZ AMA BARIŞI DESTEKLEYECEĞİZ”

    Panelin ikinci bölümünde Barış ve Demokratik Toplum Süreci’yle birlikte Alevi sorununun da gündeme gelme ihtimali üzerine değerlendirmeler yapıldı. PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, konuya ilişkin şu görüşleri paylaştı:

    “Öncelikle bizler Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı’na karşıyız. Bu başkanlık, Suriye’deki Alevi katliamına, Sivas Katliamı davasının düşürülmesine dair tek kelime etmemiş. Demokrasi adına da tek kelime etmemiş. Bu başkanlık içerisinde ‘Alevi’ kelimesi olsa ne olur? İhanet edenler, bu toplumun nezdinde düşkündürler. Bu başkanlık, bizim adımıza konuşamaz.

    Evet bir süreçten bahsediliyor ama ‘demokratikleşme, barış süreci’ denilmiyor. İktidar, altını çizerek ‘Terörsüz Türkiye’ diyor. 72 milletin hakkı bu isimle anılacaksa sıkıntılıdır. Aleviler, tarihten bu yana mazlumdan, barıştan yana olmuştur. Bu hükümete güvenmiyoruz ama barışı destekleyeceğiz.”

    “MASAYA OTURACAĞIZ, ÖDÜN VERMEDEN TALEPLERİMİZİ DİLE GETİRECEĞİZ”

    ABF Başkanı Mustafa Aslan ise “Biz iktidarı biliyor, tanıyoruz ancak iktidarın havuzuna su taşıyanlar var” diyerek şöyle devam etti:

    “Barış, tekçi anlayışa bırakılamayacak kadar kıymetlidir. Barıştan yana olanların yanında olmak zorundayız. Bu ülkenin çok dilli, çok kültürlü ve inançlı olduğuna karşı çıkılamaz. Bu konuda Alevi kurumları mücadele yürütecektir. Biz, Alevilere dair masaya gelenlerle oturmaya hazırız. Ama demokrasiyi yok sayanlarla ne konuşacağız? O yüzden AKP, elbette ‘konuşalım’ derse masaya oturacağız ancak ödün vermeden taleplerimizi dile getireceğiz.”

     “SORUNUN ÇÖZÜMÜ BURADAKİ TEMSİLCİLERDEN GEÇER”

    ADFE Başkanı Zeynel Abidin Koç da siyasal iktidarın, hilelerine devam ettiğini vurgulayarak şu konuşmayı yaptı:

    “Oysaki Alevilerin taleplerinin yüzde 99’u ülkenin demokratikleşmesiyle ilgilidir. Biz ‘kamil insan’ deriz. Ancak biz, masadan kaçmayız. Laik devlet, dinden çıkmalıdır. Aksi halde tüm topluma eşit davranamaz. Mevcut anayasa tanınmıyor, açılım yapılsa ne olur? Türkiye’deki Alevilerin tek temsilcisi buradaki örgütlerin temsilcilerdir. Sorunun çözümü buradaki temsilcilerden geçer.”

    “MASAYA OTURACAĞIZ”

    AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat ise mevcut sorunları devletin yarattığını ifade ederek şöyle devam etti:

    “Yüzyıllık Cumhuriyet tarihinde Aleviler adına söyleyebileceğimiz tek bir şey var; evet Osmanlı’nın yıkılışı ardından cumhuriyetin ilanına dört elle sarıldık. Dönüp baktığımızda pişmemiş tavuğun başına gelmeyen bizim başımıza geldi. Bugün Türkiye’de kimse mutlu değil. Barış, bizim açımızdan son derece önemli. Sanki Aleviler, taleplerini hiç dile getirmemiş gibi yalan söylüyorlar. Örgütlü Alevilerden çok rahatsızlar. Taleplerimizi görmemezlikten geldiler. Biz barıştan yanayız. Evet Erdoğan, ‘yarın gelin görüşelim’ dediğinde tabi ki görüşeceğiz. Ama biz Erdoğan’ın ipiyle asla kuyuya inmeyiz. Bu süreçte biz de varız ama taviz vermeyiz. İslam şemsiyesi altında olmayız. AKP’nin değirmenine su taşıyanlarla da olmayız. Barış süreci sadece Diyarbakır’dan geçmez; Hacıbektaş’tan, Roboski’den, Ankara Garı’ndan da geçer. Evet o masaya oturacağız, taleplerimizi çatır çatır dile getireceğiz.”

    Yapılan konuşmalar ardından AKD Altınoluk Tiyatrosu, “Yıldız Dağı’ndan Kaz Dağı’na Pir Sultan Abdal” oyununu sahneledi.

    Demet Aykut, Sultan Aykut, Sinan Budak ve Süleyman Tik’in müzik dinletisi ardından festivalin 2. gün programı sona erdi.

    PİRHA/BALIKESİR

  • Altınoluk Alevi Kültür ve Sanat Festivali başladı: Barış nereden gelirse gelsin amasız, fakatsız destekliyoruz!-VİDEO

    Altınoluk Alevi Kültür ve Sanat Festivali başladı: Barış nereden gelirse gelsin amasız, fakatsız destekliyoruz!-VİDEO

    PİRHA- 4. Altınoluk Alevi Kültür ve Sanat Festivali’nin açılışı yapıldı. AKD Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, konuşmasında Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni desteklediklerini belirterek “Barış nereden gelirse gelsin amasız, fakatsız destekliyoruz” dedi. Yılmaz ayrıca, gözaltı ve tutuklama operasyonlarını kınayarak “Ama boyun eğmiyoruz. Sayın Ekrem İmamoğlu’na, Sayın Selahattin Demirtaş’a buradan, Kaz Dağlarından selam olsun” diye belirtti.

    Dördüncüsü yapılan Altınoluk Alevi Kültür ve Sanat Festivali’ne her yıl olduğu gibi bu yıl da yoğun ilgi oluştu.

    “Yıldız Dağı’ndan Kaz Dağı’na Pir Sultan Aşkına” temasıyla düzenlenen festival, Altınoluk Alevi Kültür Derneği’nde yapıldı.

    Festivalde çocuklar da unutulmadı. Çocuklar, “Yolumuz Sevgi, Dilimiz Barış” isimli atölyede gün boyunca eğlenceli anlar yaşadı.

    Programın sunuculuğunu Dilek Aygün yaptı.

    Programın açılışında Baba Mansur Ocağı’na mensup Dede Şahin Kurucan, çerağ uyandırdı.

    “İNANCIMIZ TÖRPÜLENMEKTE”

    Festivalin açılış konuşmasını Alevi Kültür Derneği (AKD) Altınoluk Şube Başkanı Veli Doğan yaptı. “Pir Sultan’ın izinde Yol’umuza devam ediyoruz” diyen Doğan, Alevi toplumu üzerindeki baskılara dikkat çekti. Doğan, “Bu festival, asimilasyona karşı halkın meydanıdır. Zorunlu din dersleriyle çocuklarımız asimile edilerek, inancımız törpülenmekte. Bir diğer yandan kökümüzü savunduğumuz her an tehditle karşılaşıyoruz. Bu festival, ‘Yol cümleden uludur’ diyenlerin festivalidir. Yol yalnızca insana değil, doğaya da adaletli olmalıdır. Beş gün boyunca tarih konuşup, sorunlarımızı konuşup, inancımızı, türkülerimizle yaşatacağız” dedi.

    “BİRLİĞİMİZ DAİM OLSUN”

    Edremit Belediye Başkanı Mehmet Ertaş da geceye katılan isimler arasındaydı. Festivalin önemine değinen Ertaş, “Bu topraklarda yüzyıllardır süren birlik, beraberlik, hoşgörü geleneğini yaratan bu festivale Altınoluk’ta ev sahibi yapmak bizim için değerlidir. Alevi değerlerinin, sazın ve sözün bir araya gelmesi hepimiz için çok değerli. Kültürümüz, bizi biz yapan en önemli değerimizdir. Birliğiniz, dirliğimiz daim olsun” diye konuştu.

    “YEZİD, DÜN OLDUĞU GİBİ BUGÜN DE İKTİDARDA”

    CHP Balıkesir Milletvekili Serkan Sarı ise ülke olarak zorlu bir süreçten geçildiğinin altını çizerek “Geçtiğimiz hafta Mecliste maden ve iklim kanunu gibi kanunlarla geleceğimizi, doğamızı katleden bir çalışmaya imza attılar. Tek gerçek, burada olan birlikteliğimizdir. Başımızdaki Yezid, dün olduğu gibi bugün de iktidarda. Zulüm etmekten keyif alıyor. Korkuyor muyuz? Hayır. Direniş ve mücadele var. Dönen dönsün yolundan, biz dönmeyiz bu yoldan” dedi.

    “ALEVİ KİMLİĞİNDE OLAN HINZIR PAŞALAR TÜREDİ”

    Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Mustafa Aslan, konuşmasında birliktelik vurgusu yaptı. Dayanışmanın önemine değinen Aslan, şunları söyledi:

    “Böyle bir süreçte bir arada olabilmek ayrı bir duygu ve onurdur. Ulularımızın bize bıraktıklarını yarına taşımamız hepimizin görevidir. Sadece bu festivallerde bir araya gelip dağılmamalıyız. Yarın da bir arada olmalıyız. Katliamlara uğradık, yok sayıldık, inkar edildik yine de onlar için yetmedi. Bugünün Yezidinin, kendisi dışında hiç kimseye tahammülü yok. O, her güzel şeye düşman bir zihniyet. Son zamanlarda bir de sözde Alevi kimliğinde olan Hınzır paşalar türedi. Bizim ayrıca onlara karşı mücadele etme sorumluluğumuz da var. Her bakanlıkta bir Alevi müşavir var ve asimilasyon için her türlü oyunu oynuyorlar. Boyun eğmeyeceğimizi bilsinler. Pir Sultan ile Kaz Dağlarını bir araya getirdiğiniz için festival emekçilerine teşekkürlerimi sunuyorum.”

    “İMAMOĞLU’NA, DEMİRTAŞ’A KAZ DAĞLARINDAN SELAM OLSUN”

    AKD Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz ise konuşmasında AKP-MHP hükümetinin Alevi politikasını eleştirerek şunları söyledi:

    “Kerbelalar günümüzde de yaşanıyor. Akbelen’de katledilen zeytin ağaçları, doğamızın Kerbela’sıdır. 32 yılın ardından Sivas Kerbelasını da yaşıyoruz. Cumhurbaşkanı, imzasıyla son katili de serbest bıraktı. Her sabah yeni tutuklamalara uyanıyoruz. Ama boyun eğmiyoruz. Sayın Ekrem İmamoğlu’na, Sayın Selahattin Demirtaş’a buradan, Kaz Dağlarından selam olsun.”

    “AMASIZ, FAKATSIZ BARIŞI DESTEKLİYORUZ”

    Şengünlü Yılmaz, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın faaliyetlerine de değinerek “Sizi tanımıyoruz” dedi. Şengünlü Yılmaz Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni desteklediklerini söyleyerek şöyle devam etti:

    “Suriye’de, dünyanın gözü önünde Aleviler katlediliyor. Buna ses çıkarmayanları tanımıyoruz. Bu başkanlık, Hacıbektaş’ta yine korsan bir program yapacak. Kamuoyuna çağrımızdır, 16-17-18 Ağustos’ta tüm canlarımızı, bizim yapacağımız festivale davet ediyoruz. Ayrıca bugünlerde ülkemizde barış konuşulmakta. Barış nereden gelirse gelsin amasız, fakatsız destekliyoruz.”

    Yapılan konuşmalar ardından Ana Sezgin Kurucan ise semah gülbengi verdi.

    Zakir Demet Aykut, Sultan Aykut, Sinan Budak ve Süleyman Tik’in seslendirdiği deyişler eşliğinde semah dönüldü.

    Festival kapsamında Araştırmacı Yazar Cengiz Yıldırım da Pir Sultan Abdal’ın yaşam ve mücadelesi hakkında sunum yaptı.

    Gecenin sonunda Sanatçı Gani Pekşen sahne aldı. Seslendirdiği ezgilerle Pekşen, büyük beğeni topladı.

    PİRHA/BALIKESİR

  • ‘Alirıza Özdemir’in buraya gelmesine de engel olduk’

    ‘Alirıza Özdemir’in buraya gelmesine de engel olduk’

    PİRHA – “Dergâhlarımızı İstiyoruz” yürüyüşü ardından ‘T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Abdal Musa Kültür ve Cemevi’ yazılı tabela önünde fotoğraf veren Alevi kurum başkanları, gelen tepkilere yanıt verdi. Söz konusu tabelanın 1996 yılında Bakan Fikri Sağlar döneminde asıldığını ifade eden kurum yöneticileri, “Buranın, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile uzaktan yakından ilgisi yok. Alirıza Özdemir’in buraya gelmesine de engel olduk” diye belirtti.

    Antalya Alevi Bileşenleri tarafından 22 Haziran’da “Dergâhlarımızı İstiyoruz” talebiyle yapılan yürüyüşe çok sayıda çatı kurum temsilcisi de destek vermişti. Yürüyüş sonrasında ‘T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Abdal Musa Kültür ve Cemevi’ yazılı tabela önünde fotoğraf çekilen kurum temsilcileri, kimi çevrelerce eleştiriye maruz kaldı.

    “ALİRIZA ÖZDEMİR, KÖYE DAHİ GELEMEDİ!”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, gelen tepkiler üzerine PİRHA’ya konuştu. Söz konusu tabelanın Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile alakası olmadığını söyleyen Erçe, şunları aktardı:

    “Tekke Köyü, Elmalı’da yani Abdal Musa’nın Dergahının olduğu yer. Abdal Musa Dergahı da Hacı Bektaş Dergahı gibi Kültür Bakanlığı’nda. Bizler, buraları geri almak için mücadele ediyoruz zaten. Bu önünde resim çektiğimiz yer esasında Kültür Bakanlığı’na ait bir kültür merkezi. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’yla uzaktan yakından alakası yok. Kültür Bakanı Fikri Sağlar zamanında yapılmış bir kültür merkezi burası. Bu tabela yeni asılmış değil. Kültür Bakanlığı’na ait bir kültür merkezi burası ancak Abdal Musa Derneği burayı kullanmaya başlıyor ve cemevine dönüştürüyor. Cemevine dönüştürünce de tabelanın altına ‘cemevi’ yazısını da yazıyor. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile uzaktan yakından ilgisi yok. Ayrıca bu dernek, bu sene bizimle hareket ederek dergâha ilk defa birlikte yürüyüş düzenledik ve Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanını Tekke köyüne, Abdal Musu’ya sokmadık, gelemedi. Hatta öncesinde gelip ‘Burası bizim, Kültür Bakanı’na ait. Size burada bir şey yaptırtmayacağız’ diyenler oraya giremediler. Maalesef bütün dergahlarda ‘Kültür Bakanlığı’ yazıyor. Biz de oraları geri istediğimizi bir kez daha haykırdık.”

    “FOTOĞRAFA İTİRAZ EDENLERİ HACIBEKTAŞ’A BEKLİYORUM”

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz da söz konusu cemevinin bağımsız olup anma etkinliklerini yapan bir derneğe bağlı olduğunu belirtti.

    “Orası bir dergâh ve dergâhlarımız Kültür Bakanlığı’na bağlı! Bu bağımsız dernekle biz ilk defa böyle bir uyum içerisinde götürüyoruz süreci. Daha önce Abdal Musa etkinliklerine bu derece dahil olamıyorduk. Bu yıl orada Alirıza Özdemir’in, Esma Ersin’in gelmesine engel olduk. Bu dernek o binanın içerisinde yer alıyor. Yani insanlar akıl tutulması yaşıyor. Madem öyle ben de bu fotoğrafa itiraz eden bütün arkadaşları Hacıbektaş’a bekliyorum. Gelsinler hep birlikte karşı duralım.”

    PİRHA/ANTALYA

  • DEM Parti ile Alevi kurum yöneticileri arasında önemli toplantı!

    DEM Parti ile Alevi kurum yöneticileri arasında önemli toplantı!

    PİRHA- DEM Parti eş genel başkanları ile Alevi çatı örgütlerinin başkanları Meclis’te bir araya gelerek sürece dair toplantı yaptı.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Alevi kurum başkanlarıyla toplantı yaptı.

    1,5 saat süren toplantıda DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat’ın yanı sıra Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan, Türkiye Alevi Federasyonu Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe, Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz yer aldı.

    DEM Parti ve Alevi kurumları arasında yapılan toplantıda “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı”na dair görüş alış verişinde bulunulduğu öğrenildi.

    Basına kapalı yapılan görüşmede, Suriye’de devam eden Alevi soykırımı hakkında da değerlendirmeler yapıldığı bilgisi alındı.

    PİRHA/ANKARA

     

  • AKD Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz: Barışın yanındayız!-VİDEO

    AKD Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz: Barışın yanındayız!-VİDEO

    PİRHA- AKD Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, Aleviliğin; barışı, sevgiyi, hoşgörüyü düstur almış bir inanç olduğunu belirterek, “Bu ülkeye demokrasi ve barış gelecekse Aleviler tam olarak bunun içinde, ortasında, yanında amasız fakatsız durmalı” dedi.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, 27 Şubat’ta ‘Barış ve Demokratik Toplum’ çağrısı sonrasında başlayan sürece dair PİRHA’ya konuştu.

    “BU TARİHİ GÜNLERDE TARİHİ SORUMLULUĞU ALMAK ZORUNDAYIZ”

    Tarihi günlerden geçildiğini belirten Seher Şengünlü Yılmaz, Alevilerin sürecin içinde olması gerektiğine vurgu yaptı. Yılmaz “Bu tarihi günlerde de tarihi sorumluluğu almak zorunda olduğumuzu düşünüyorum. Elbette ki bu ülkeye demokrasi ve barış gelecekse Aleviler tam olarak bunun içinde, ortasında, yanında amasız fakatsız durmalı. Hep işaret ettiğimiz bir yer var; onurlu bir barış” diye konuştu.

    “BARIŞIN YANINDAYIZ, BARIŞIN DESTEKÇİSİYİZ”

    Aleviliğin; barışı, sevgiyi, hoşgörüyü düstur almış bir inanç olduğunu belirten Yılmaz şunları ekledi:

    “Memlekette kan akması, savaş ortamının olması, bir kaosun, karmaşanın olması bizim temennimiz olamaz. Alevilik inancı, barışı, sevgiyi, hoşgörüyü düstur almış bir inançtır. Dolayısıyla eğer bu memlekete barış gelecekse bunun yolu sadece Diyarbakır’dan, Ankara’dan değil Hacıbektaş’tan da geçer. Bu sözümüzü her yerde kuruyoruz. Barışın yanındayız, barışın destekçisiyiz her zaman.”

    Buse Nehir DEMİR/ANKARA

  • Kadınlar Barış Duvarı eyleminde haykırdı: Suriyeli Alevi kadınlar yalnız değildir- VİDEO

    Kadınlar Barış Duvarı eyleminde haykırdı: Suriyeli Alevi kadınlar yalnız değildir- VİDEO

    PİRHA- Suriye İçin Kadın İnisiyatifi’nin çağrısıyla Samandağ’da buluşan kadınlar, “Suriye’de Alevi kadınlara yaşatılan, Alevi kimliğinin ve Alevi inancının inkârıdır. Katledilen, kaçırılan, cinsel şiddete uğrayan Suriyeli Alevi kadınlar yalnız değildir” dedi.

    Suriye’deki Alevi kadınlara yönelik sistematikleştirilen katliam, kaçırma ve cinsel şiddete karşı oluşturulan ‘Suriye İçin Kadın İnisiyatifi’ Hatay’ın Samandağ ilçesinde ‘Barış Duvarı’ eylemi gerçekleştirdi.

    İnisiyatifin yaptığı çağrı üzerine ülkenin dört bir yanından kadınlar, beyaz tülbentleriyle yola çıkarak Samandağ’da buluştu.

    PTT Şubesi önünde bir araya gelen kadınlar sık sık “Alevi kadınlar yalnız değildir”, “Yaşasın kadın dayanışması”, “Katil HTŞ işbirlikçi AKP”, “Jin, Jîyan, Azadî” sloganlarını attı.

    Hızır Türbesi’ne kadar yürüyüş yapan kadınlar, yaşamını yitiren kadınlar için denize reyhanları bıraktı. Ardından basın açıklaması okundu.

    “ALEVİLERE KARŞI SİSTEMLİ SOYKIRIM VAR”

    Suriye Kadın İnisiyatifi adına basın açıklamasını Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Elif Keleşo okudu. Keleşo, sözlerine Ermeni Soykırımının yıldönümü olması sebebiyle “katliamla yüzleşilsin” çağrısını yaptı.

    Suriye’de insanlığın yeni bir katliamla karşı karşıya olduğunu belirten Elif Keleşo, “8 Aralık’ta El Kaide ve IŞİD gibi cihatçı örgütlerin devamı olan HTŞ, yönetimi ele geçirir geçirmez Suriye halklarına, özellikle de Alevilere karşı sistemli bir soykırım uygulamaktadır. Bu şeriatçı yapı sadece Alevileri değil; Dürzilere, Kürtlere, Türkmenlere ve Hristiyanlara da saldırmaktadır. Suriye’de yaşanan Alevi katliamı; Koçgiri, Zilan, Dersim, Maraş, Sivas Madımak, Suruç ve Gazi katliamlarının devamından başka bir şey değildir” diye konuştu.

    “ALEVİ KADINLARA YAŞATILAN ALEVİ İNANCININ İNKARIDIR”

    Tüm savaş ortamında en çok kadınların mağdur edildiğini vurgulayan Keleşo, “Suriye’de Alevi kadınlara yaşatılan; Alevi kimliğinin ve Alevi inancının inkârıdır. Alevilerin mal ve mülklerinin talan edilmesidir. Yeni yobaz Suriye yönetiminin, yetmiş iki millete aynı nazardan bakan Alevilere tahammülü yok. Özgür, güçlü kadınlara ise hiç tahammülü yok! Alevi inancına, varlığına ve kadınlara yönelik bu organize yok ediş; yalnızca bir inancı değil, yüzyıllardır bu topraklarda yaşamış bir halkın belleğini, kültürünü ve kutsallarını da yok etmeye yöneliktir. Kadınlar kaçırılmakta, tecavüze uğramakta, işkenceyle öldürülmekte, bedenleri paramparça edilmektedir. Üstelik nasıl bir zulüm yaşadıklarını bilmiyoruz. Evlerinde diri diri yakılan hamile kadınlardan, doğmamış bebeklere uzanan bu zulüm zinciri; Maraş’ta, Dersim’de, Sivas’ta tanık olduğumuz vahşetin devamıdır” dedi.

    Keleşo, uluslararası insani kurumların, devletlerin suskun kalmasını eleştirerek, “Mevcut AKP-MHP eril zihniyeti, Colani’yi en üst düzey protokolle ağırladı. Bizim nazarımızda bu katliamın açık ortaklarıdır. Bu zulüm sadece Suriye’deki Alevi kadınlarla sınırlı değildir; Êzidî, Süryani, Hristiyan, Kürt ve Ermeni kadınlar da aynı zulmü yaşamaktadır” sözlerini kullandı.

    “ALEVİ KATLİAMINA DUR DENİLSİN”

    Hayatı çalınan ve katledilen tüm kadınlar için isyanda olduklarını söyleyen Keleşo, şu ifadeleri kullandı:
    “Suriye’de tüm halkların ve inançların eşitliğini ve özgürlüğünü esas alan demokratik bir anayasal düzenden başka çıkar yol yoktur. Birleşmiş Milletler’i ve uluslararası insan hakları örgütlerini Ortadoğu’da yaşanan bu katliama ‘dur’ demeye çağırıyoruz.

    Suriyeli Alevilerin korunması ve yardımların bölgeye ulaşması için insani yardım koridoru açılmalıdır.
    Tekrarlıyoruz; Ortadoğu’daki diğer çatışmalarda anında insani yardım koridoru açmakla övünen siyasi iktidar, bir an önce Aleviler için de aynı şeyi yapmalıdır! Siz sadece koridoru açın, biz kardeşlerimize gerekli her türlü yardımı ulaştırmaya hazırız. Bugün Suriye’de yakılan ateş söndürülmezse, o ateş yarın hepimizin yurduna düşecektir. Bunun farkındayız.”

    “GELECEK BİZ KADINLARIN ELİNDE”

    Ardından konuşan DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, “Ortadoğu’da kadınlar katlediliyor, buna karşı isyandayız. Bizi ayrıştırarak batı, bütün zenginliklerimizi elimizden alıyor. Suriye’de kadınların katledilmesine, kaçırılmasına rızalığımız yok. Bugünkü mücadele bütün kadınlar için onurdur. Bu mücadelemizle özgür eş yaşamı, demokrasiyi, barışı bizler tesis edeceğiz. Suriye’deki katliamın hesabı sorulmalı ve son bulmalı. Gelecek biz kadınların elinde, bizler yaşamı var edeceğiz” dedi.

    “COLANİ’Yİ BU ÜLKEDE AĞIRLAYANLARI LANETLİYORUM”

    Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz ise yaptığı konuşmada şunları söyledi:

    “Bugün Suriye’deki kız kardeşlerimiz için buradayız. Kerbela’lar hala devam ediyor. Suriye’de kadınlar Kerbela yaşıyor. Bu yüzyılda maalesef dünyanın gözünün önünde kadınlar büyük bir zulmü yaşıyor. Biz görüyoruz da bu zulmü, devlet yetkilileri görmüyor mu? Katil Colani’yi bu ülkede ağırlayanları lanetliyorum. Suriye’de 2011’den bu yana savaş sürüyor ama bedelini kadınlar ve çocuklar ödüyor. Suriye’ye demokrasi getireceğini söyleyenler kan gölüne çevirdi. Suriye’de yapılan Alevi soykırımıdır. Gönlünü barışa vermiş herkese sesleniyorum birleşe birleşe faşizm duvarını yıkacağız. Suriye’de katledilen kız kardeşlerimiz için yardım koridoru açılsın istiyoruz.”

    “HERYERDE SESİMİZİ YÜKSELTECEĞİZ”

    DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu da yaptığı konuşmada Alevi kadınlara dönük saldırılan bir soykırım olduğunu vurguladı. Türkoğlu “Bizler her yerde sesimizi yükselteceğiz. Birbirimizle dayanışmak zorundayız. Biz kadınların kaderi eşit, özgür bir model olmak zorunda. Bize kölevari bir yaşam dayatmak istiyorlar. Bu soykırım politikalarını biz kadınlar boşa çıkaracağız” diye kaydetti.

    “ÇETELER ELİYLE ALEVİ SOYKIRIMI YAŞANIYOR”

    DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca ise “Bugün sınırın öte yanında yaşanan Alevi soykırımına dur demek için buradayız. Başta Türkiye olmak üzere dünyada oynanan üç maymuna karşı ‘Aleviler katlediliyor’ demek için buraya geldik. 8 Aralık’tan bu yana çeteler eliyle Alevi soykırımı yaşanıyor. ‘Esad kırıntısı’ denilerek çocuklar kaçırılıp katlediliyor. Yanı başımızdaki Suriye’de Alevi katliamı durana kadar ortak mücadelemizi büyüteceğiz. Suriye’deki halkları hep birlikte yaşatacağız” diye konuştu.

    PİRHA/ HATAY

  • AKD’nin yeni başkanı tekrar Seher Şengünlü Yılmaz oldu -VİDEO

    AKD’nin yeni başkanı tekrar Seher Şengünlü Yılmaz oldu -VİDEO

    PİRHA-AKD 14. Olağan Genel Kurulu için yüzlerce delegenin oy kullandığı seçimi, önceki başkan Seher Şengünlü Yılmaz tekrar kazandı. Beyaz aday listesinde seçime giren Yılmaz, 463 oy alarak birinci oldu. Seçimin ikinci adayı Hüseyin Gökçe ise 309 oy ile ikinci oldu.  

    AKD 14. Olağan Genel Kurulu için yüzlerce delege, yeni yönetimin belirlenmesi için Ankara’da bir araya geldi. Neşet Ertaş Sanat ve Gösteri Merkezi’nde yapılan genel kurul, Pir Erdoğan Sevim’in gülbeng okuyup çerağ uyandırmasıyla başladı. Ardından hakikat yolunda Hakk’a yürüyenler için saygı duruşunda bulunuldu.

    Yer yer gergin anların yaşandığı salonda adayların konuşmaları kesildi. Salonda bulunan kişiler çok defa divanda bulunan üyelere tepki gösterdi. Yapılan faaliyet raporları açıklandıktan sonra şubelerden gelen yöneticiler kürsüde eleştirilerini ve önerilerini beyan etti. Önceki yönetimde var olan sorunlar üzerinde konuşarak fikirlerini dile getirdiler.

    Mavi aday listesinde yer alan aday Hüseyin Gökçe, oy kullanılmadan önce söz aldı. Eski yönetime eleştirilerde bulunan Gökçe, seçilmesi durumunda yapacağı çalışmalar hakkında bilgi verdi.

    “BİZ HALA CEMAL CEMALE CEMLER YAPAMIYORUZ”

    Alevilerin dayanışma içerisinde olup geçmişte yaşadığı inancı sürdürmek için kendi mahkemelerini kurmaya ihtiyacı olduğuna dikkat çekti. Gökçe, yaptığı konuşmada şu açıklamaları yaptı:

    “Bizim bizden başka dostumuz yok, bizim bir olup diri olup, can olup yola revan olmamız lazım. Biz hep yolun talipleriyiz. Aşına, işine, mürşidine, talibine sahip olmayan talip olamaz. Biz hala cemal cemale cemler yapamıyoruz, cem yapacak Pir bulamıyoruz. Bizim bir an önce inanç kurulunu devreye sokmamız gerekiyor. Osmanlı mahkemelerinde yargılanmak istemiyoruz. Bizim hukuk divan hakkımız var, bizim halk mahkememiz var. Pirimizin bize verdiği ceza, cefa neyse başım ile gözüm üstüne deyip bu işi kendi içimizde çözmemiz lazım. Aleviler 56-60 sene öncesine kadar Osmanlı Mahkemelerine gitmemişler. Onların yapmış olduğu gibi yapmamız gerekiyor ama yapamıyoruz. Metropollere yerleşmeyle birlikte birbirimizden uzaklaştık. Elimizi uzatıyoruz ama gönlümüzü uzatamıyoruz. Bizim gönlümüz Kabe gibi olmalı. Sokağın sadece bize ait olmadığını öğrenmemiz lazım. Biz sadece gördüklerimizi değerlendiriyoruz. Bir de bizim görmediklerimiz var, bunları tekrar hayata geçirmeye ihtiyacımız var.”

    3 BİN YIL DA YATSAM BU KARARDAN ASLA GERİ ADIM ATMAYACAĞIM”

    Kendisi hakkında yapılan eleştirilere yanıt veren AKD Genel Başkanı Seher Yılmaz Şengünlü, şunları söyledi:

    “Antep’te yolsuzluk yaptıkları için görevden aldığımız kişiler için bana kayyımcı genel başkan dediler, faşist genel başkan dediler, örgütünü takmayan başkan dediler. Ama ne yaparlarsa yapsınlar, ne derlerse desinler bizi yolumuzdan ayıramazlar. Cezaevine girdiğim zaman zevkle, sefayla çay içtiniz, bunları görmedik mi sanıyorsunuz. Cezaevine girdiğim esnada bir avukattan bana telefon geldi. Bana bu işten vazgeç, buraya girmekten de kurtulursun. Gittiğimiz mahkemeye gitmedik diye bir karar çıkarıldı. Bana geri dönmem için yapılan bu teklife karşı değil 3 gün, 3 bin gün de verseler bu karardan asla geri adım atmayacağım, burayı da onlara teslim etmeyeceğim dedim.”

    ŞENGÜNLÜ YILMAZ TEKRAR BAŞKAN SEÇİLDİ

    Aday başkanların konuşmasının ardından oy kullanmak için sandıklara gidildi. 778 delegenin oy kullandığı seçimde beyaz listenin adayı olan Seher Şengünlü Yılmaz 463 oy alarak birinci oldu. Mavi aday listesinde seçime giren Hüseyin Gökçe ise 309 oyla ikinci oldu. Seçimleri önceki dönem genel başkanlık yapan Yılmaz kazandı.

    Salonda bulunan üyeler ve kişiler tekrar genel başkan seçilen Yılmaz’ı tebrik ederek hayırlı olsun dileklerinde bulundular.

    Yılmaz, rakibi Hüseyin Gökçe’yi yanına alarak kısa bir konuşma yaptı. Yılmaz, seçim sonucun ardından şu konuşmayı yaptı:

    “Örgütümüze hayırlı, uğurlu olsun, bu süreden sonra örgütümüz için el ele verip hizmet etmeye devam edeceğiz. Kırgınlıklar, dargınlıklar kalkacak gönülleri birleyeceğiz, hizmetimizi yürüteceğiz. Bizlere destek veren, katılan herkese teşekkür ediyoruz.”

    Gökçe de seçim sonuçları hakkında şu sözleri söyledi: “Kaybedenin, kazanın olmayacağı bir hizmet yarıştı. Kendisini tebrik ediyor, başarılar diliyorum. Bize ihtiyaç duyduklarında her zaman yanlarında olduğumuzu unutmasınlar.”

    Beyaz listeden seçilen Seher Şengünlü Yılmaz’ın yönetim kurulu listesi aşağıdaki isimlerden oluşuyor.

    Yönetim Kurulu Asil Adayları şu şekilde:

    “Seher Şengünlü Yılmaz, Feryat Bakan, Ümit Boyraz, Birol Sağlam, Gülhabar Kaplan, Fatoş Dalkara, Mahmut Nedim Evli, Özgür Emire, Emirali Akmeşe, Şebnem İştar Özdemir Sakine Kuzu, Hasan Çolak, Kureyş Bozkurt, Mehmet Sinan Aktaş, Mehmet Bozkurt, Funda Akaltun, Şahin Açıkoğlu, Muzaffer Başboğa, Hayri Yılmaz, Veli Zengin Bektaş Güren”

    PİRHA/ANKARA

     

  • AKD’nin 14. Olağan Genel Kurulu başladı: Aleviler Suriye’de soykırıma uğruyor-VİDEO

    AKD’nin 14. Olağan Genel Kurulu başladı: Aleviler Suriye’de soykırıma uğruyor-VİDEO

    PİRHA-Alevi Kültür Dernekleri’nin 14. Olağan Genel Kurulu başladı. Suriye’de yaşanan katliamı herkese duyurmaları gerektiğini belirten Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan, “Suriye’de Alevi soykırımına sessiz kalan bir iktidarla karşı karşıyayız. Bizim artık çizgimizin çok net olması lazım, biz dünün yezitleri ve bugünün yezitlerine dur demedikçe verilen mücadele eksik kalacaktır” diye konuştu.

    Alevi Kültür Dernekleri’nin (AKD) 14. Olağan Genel Kurulu, Ankara’da Neşet Ertaş Sanat ve Gösteri Merkezi’nde başladı. AKD’nin genel kurulunda Seher Şengünlü ve Hüseyin Gökçe başkan adayı oldu.

    Genel kurula DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe, DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat ile DEM Parti Mardin Milletvekili Mithat Sancar, CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüsü Yüksel Mutlu ve çok sayıda kişi katıldı.

    “SURİYE’DE YAŞANAN KATLİAMI LANETLİYORUZ”

    Alevi Kültür Derneği olarak Alevilerin sesi olmaya devam ettik bundan sonra da Alevilerin sesi olmaya devam edeceğiz diyerek sözlerine başlayan AKD Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, “Bugün Alevilere yapılan katliamları, soykırımları unutursak kanımız kurusun. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin cemevleri ibadethanedir, cem ise ibadettir kararının ardından iktidar acele bir şekilde Alevi kurumlarını muhatap almadan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurdu. Dünyanın gözü önünde Aleviler Suriye’de soykırıma uğruyor, yaşanan katliamı lanetliyoruz. Kendisine Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı diyen kurum Suriye’de yaşanan katliamı lanetlemiyor, bu nedenle kendilerini tanımıyoruz ve reddediyoruz” dedi.

    “ALEVİLER OLARAK HİÇ KİMSENİN ARTIĞI DEĞİLİZ”

    Alevilerin tarih boyunca yaşadığı katliamlar yetmiyormuş gibi bugün de Suriye’de katledildiğini vurgulayan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Suriye’de Alevilere yönelik bir tenkil politikası yürütülüyor. Alevileri katledip göçe zorlayarak onların yaşadıkları alanlara farklı halkların yerleştirilerek demografik yapının değiştirilmek istendiğini biliyoruz. Suriye’de yaşanan katliama seyirci kalındığının da farkındayız. Suriye geçici yönetimi ile Suriye Demokratik Güçleri arasındaki sekiz maddelik anlaşmanın altıncı maddesindeki vurgunun Alevileri olumsuz etkilediğini biliyorum ve aynı zamanda anlaşmanın zamanlamasının da eleştirildiğinin farkındayız. Bizler bu eleştirileri Suriye’deki özerk yönetime de ilettik. Suriye’deki özerk yönetim demokratik bir ülke yaratılması için çaba içerisindedir. Bizler Aleviler olarak hiç kimsenin artığı değiliz, biz Aleviyiz. Bizler zulüm karşısında dik durmayı bilenleriz yaşadığımız soykırım ve asimilasyon politikalarını durdurmak için bize yaşatılan zulmün karşısında dik ve onurlu bir şekilde durmaya devam edeceğiz” diye ifade etti.

    “SURİYE’DE KATLİAMA UĞRAYANLARIN SESİNE SES OLMAMIZ LAZIM”

    Suriye’de yaşanan katliamı herkese duyurmaları gerektiğini belirten Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan, “Suriye’de Alevi soykırımına sessiz kalan bir iktidarla karşı karşıyayız. Bizim artık çizgimizin çok net olması lazım, biz dünün yezitleri ve bugünün yezitlerine dur demedikçe verilen mücadele eksik kalacaktır. Bulunduğumuz her alanda hem insanlara Suriye’deki katliamı anlatmamız hem de Suriye’de katliama uğrayanların sesine ses olmamız lazım. İktidarın Suriye’de yaşanan katliama dur demesini bekliyoruz, Yayladağ sınır kapısının açılmasını istiyoruz. Hem soykırımla karşı karşıya hem de açlık ve susuzlukla mücadele ediyor. İnsani yardım koridorunun açılması gerekiyor. Aleviler her zaman barıştan yana oldu ve biz de onurlu ve toplumsal bir barıştan yanayız” diye belirtti.

    “BİRLİKTE MÜCADELE ETMEMİZ LAZIM”

    Suriye’de insanlık tarihinin en ağır soykırımlarından birisinin yaşandığını belirten PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, ise konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Bütün gücümüzle faşizme, gericiliğe ve şeriata karşı birlikte mücadele etmemiz lazım. Eğer birlikte mücadele etmezsek ve geçmişi unutursak onlar yeni katliamlarla kendilerini hatırlatacaklar.”

    “KARDEŞLİĞİ VE DAYANIŞMAYI BU TOPRAKLARA ALEVİLER ÖĞRETECEK”

    Aleviler olarak tarih boyunca yaşadıkları bütün zulümlere rağmen ayakta kaldıklarını belirten CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, “Suriye meselesinin özü Türkiye’de şekillenmiştir. Suriye’de bugün yaşanan savaşın en büyük sorumlusu emperyalizm ve Türkiye devletidir. Bize düşen tek şey birlikte olmaktır, bize yaşanılan zulme karşı direnmiş bir toplumuz. Aleviler hiçbir zaman demokrasi mücadelesini kimlikler ve inançlar üzerinden yapmazlar. Aleviler 72 millete aynı nazarla bakıyorlarsa herkesin kardeşçe ve onurlu bir şekilde bir arada yaşamasını isterler. Siyasetin,  Alevilere öğreteceği bir şey yoktur çünkü siyaset Alevilere sadece gözyaşı, katliam ve zulüm öğretti ama eğer birileri bir şeyler öğrenecekse Alevi kültüründen öğreneceği çok şey var. Kardeşliği ve dayanışmayı bu topraklara Aleviler öğretecek” diye konuştu.

    Genel kurul konuşmalarla devam ediyor.

    PİRHA/ANKARA

  • AKD Genel Başkanı Yılmaz: Barışa dair biz Aleviler de söz söylemeliyiz!-VİDEO

    AKD Genel Başkanı Yılmaz: Barışa dair biz Aleviler de söz söylemeliyiz!-VİDEO

    PİRHA – Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, İmralı görüşmeleriyle başlayan sürece dair konuştu. Yapılan girişimlerden ötürü “umutlu” olduğunu dile getiren Şengünlü Yılmaz, “Ortadoğu, Türkiye yeniden şekillenecekse Aleviler kesinlikle o barış masasında olup söz kurmalı, o heyetler içerisinde yer almalı” dedi.

    Uzun yıllar süren tecridin ardından PKK lideri Abdullah Öcalan ile DEM Partililer arasında bir dizi görüşme sağlandı. AKP-MHP Hükümetiyle de temas kuran DEM Partililer, sürece dair tüm siyasi partilerin yanı sıra demokratik kitle örgütleriyle de bir araya gelmeye devam ediyor.

    Alevi kurumları, önceki müzakere görüşmelerinde aktif rol almazken bu defa “Bizlerin de söyleyecek sözümüz var” diyerek DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile bir araya geldi.

    İstanbul’da 31 Ocak’ta yapılan basına kapalı o toplantıda neredeyse tüm Alevi kurumları, görüş ve önerilerini paylaştı.

    “ÖNCELİKLE ONURLU BİR BARIŞ OLMALI”

    İmralı ve devlet kanadında henüz sadece diyalog süreci işlerken, yapılan görüşmelerin içeriğine dair ise henüz bir detay yok. Ancak taraflar, önceki süreçlerde yaşanan olumsuzluklara yeniden düşmemek adına farklı bir yol ve yöntem yürütme çabasında.

    Her ne kadar henüz kamuoyuna yapılan bir açıklama olmasa da Alevi kanadı, ilk temaslar sebebiyle süreci olumlu görüyor.

    Barış konusunda yapılan her girişimin değerli olduğunu söyleyen Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz ile İmralı görüşmelerine dair konuştuk. Yılmaz, taraflar arasında 50 yıldır bir çekişme söz konusu olduğunun altını çizdi. Şengünlü Yılmaz, Alevi toplumunun, her zaman barışın savunucusu olduğunu da sözlerine ekledi.

    AKD Genel Başkanı Şengünlü Yılmaz, toplumun bir tür “kafa karışıklığı” yaşadığını da söyleyip sürece ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Bugünlerde sıkça duyduğumuz bir kelime ‘Barış’. Evet Alevi toplumu inancı, yolu gereği her zaman savaşın karşısında olup barışın yanında durmuştur. Bu süreçte Alevi toplumu, bunu nasıl yorumlayacağını da açıkçası çok kestiremiyor. Çünkü özellikle Alevilerin temsiliyetinin olduğu medya kuruluşları, içimize sızmış bazı medya kuruluşları, bu durumu çok farklı görüyor; işte ülkücü, Türkçü, Turancı bir kafa yapısıyla yorumlarken bazı yapılar da bunu kesinlikle Alevi toplumunun da kazancının olabileceği, aslında ülkenin, Ortadoğu’nun, dünyanın kazancı olabilecek bir durum olarak yorumluyor. Alevilerin de dolayısıyla bu anlamda aklı son derece karışık. Evet, biz savaşın hiçbir zaman taraftarı değiliz ama barışın da tarafı olmaz diye düşünüyorum. Eğer bir memlekete barış gelecekse ki binlerce yıldır ötekileştirilmiş, hakkını alamamış, zulümlere maruz kalmış bir Alevi toplumunu düşünürsek, bizim barışta bir tarafımız olmamalı. Barış nereden, nasıl gelirse kesinlikle destekleyici olmalıyız diye düşünüyorum. Ama bir barış olacaksa bunun da elbette ilkeleri var. Öncelikle onurlu bir barış olmalı. Cesaret varsa barış da tam anlamıyla gelecektir diye düşünüyorum.”

    “BİR TÜRK, BİR KÜRDÜN HAKKINI SAVUNURSA…”

    DEM Parti heyeti ve Abdullah Öcalan arasında geçen görüşmelerde “eşit yurttaşlık” vurgusu dikkat çeken başlık oldu. DEM Parti cephesinden, “Görüşmelerin odağında bütün ezilen kesimler var” yorumuna karşılık Şengünlü Yılmaz da sürece dair önerilerini paylaştı:

    Eşit yurttaşlık, kelime olarak belki sade, basit gibi görünebilir ama Alevi toplumunun, özellikle de Alevi örgütlülüğünün en önde gelen, yani listenin birinci sırasında gelen talebidir. Dolayısıyla eşit yurttaşlık sadece Aleviler için değil Kürtler, Hristiyanlar, Suriye’deki Dürziler, dinler, diller, herkes için… Çünkü içerisinde yaşadığınız devlette vatandaşlık görevini yerine getiriyorsanız elbette ki hakkınızı almanız gerekir. Dolayısıyla ‘eşit yurttaşlık’ söylemini Alevi toplumu çokça dillendirmiş olsa da işte asıl demokrasi burada karşımıza geliyor. Bir Türk, bir Kürdün hakkını savunursa, bir Sünni bir Alevinin hakkını savunursa işte o zaman bu memlekete gerçekten demokrasi gelecek.

    ‘Eşit yurttaşlık’ söylemini aslında tam bir yaşanılabilecek ülke ya da tam bir demokrasiyi özümsemiş ülke olarak düşünürsek en haklı talebimiz olan eşit yurttaşlık talebi nereden gelirse gelsin Alevi toplumu, kesinlikle bunun yanında olmalı diye düşünüyorum.

    “ALEVİLER KESİNLİKLE O MASADA OLMALI”

    Çözüm önerisi konusunu örgütler tartışacak. Örgütlerin tartışmaya çok ihtiyacı var. Çünkü tabanda çok yanlış bir algı var. Şu anda bu olanlar toplumda, ‘cumhurbaşkanının koltuğunu koruma davası’ gibi algılanıyor. Uzun yıllar devleti yöneten bir iktidar, birden bire size elini uzatıyor, aslında meclis kürsülerine giderken önünüzden geçerken size selam vermeyen, aksine hakarete varan söylemlerde bulunan bir lider, çıkıp ‘Bu memlekete barış gelmeli. Abdullah Öcalan, meclise gelip sözünü söylemeli’ diyor. Dolayısıyla biz bir türlü inanamıyoruz. Yani ‘bunun arkasında kesinlikle birilerinin koltuk kaygısı var’ diye düşünüyoruz. Aslında bu barışın tarafları, çok açık yüreklilikle bunu, ötekileştirilen, eşit yurttaşlığı özümsemiş tüm toplumlara net bir şekilde anlatmalı diye düşünüyorum. Öncelikle burayı çözmeliyiz. Sonrasında bu kafa karışıklığı giderildiğinde elbette ki Alevi toplumu, örgütlü bir toplum, ne istediklerini örgütlerine de söyleyeceklerdir. Kimseden taraf olmadan, yani barışı masaya getiren hiçbir kurumun tarafında olmadan Alevi toplumu olarak biz evet, Ortadoğu, Türkiye yeniden şekillenecekse Aleviler kesinlikle o masada olmalı, barış masasında söz kurmalı, o heyetler içerisinde olmalı diye düşünüyorum.”

    “BİZLER DE SÖZ SÖYLEMELİYİZ”

    Seher Şengünlü Yılmaz, sürece dair “umutlu” olduğunu da belirterek AKD tabanına ise şu mesajı verdi:

    “Bizler umudumuzu hiç kaybetmedik. Hallac-ı Mansur’dan, Pir Sultan’dan, Nesimilerden bugünlere geldik. Hala umudumuz diri ki bu örgütlenmeleri sürdürebiliyoruz. Örgütüme şöyle bir mesaj verebilirim; kesinlikle hiçbir ideolojinin, hiçbir inancın; ırkçılığa varan uç noktalarında olmamalıyız diye düşünüyorum. Anadolu’ya güvercin donunda hoşgörüyü, barışı, sevgiyi getiren bir önderin izinden giden toplumumuz, dolayısıyla hiç kimseyi ötekileştirmeden, ön yargılı olmadan ve gerçekten barış bu ülkede yaşayan tüm toplumlar için demokratik bir zeminde hayat bulacaksa evet bizler de söz söylemeliyiz. Bu anlamıyla da çok iyi irdelemeliyiz ve bu masaya da dahil olmalıyız diye düşünüyorum.”

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

  • AKD Genel Başkanı Yılmaz: 2025 yılı tüm halklar, inançlar ve kimlikler için barış içerisinde geçsin-VİDEO

    AKD Genel Başkanı Yılmaz: 2025 yılı tüm halklar, inançlar ve kimlikler için barış içerisinde geçsin-VİDEO

    PİRHA-2025 yılının tüm halklar, inançlar ve kimlikler için barış, hoşgörü ve dostluk içerisinde geçmesi temennisinde bulunan AKD Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, “Suriye başta olmak üzere katliamların yaşandığı tüm coğrafyalarda zulmün ve katliamların son bulmasını barışın ve demokrasinin inşa edilmesini canı gönülden diliyorum” dedi.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, 2025 yılına ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “2025 YILI BARIŞ İÇERİSİNDE GEÇSİN”

    Seher Şengünlü Yılmaz‘ın 2025 yılına dair mesajı şu şekilde:

    “2025 yılının tüm halklar, inançlar ve kimlikler için barış, hoşgörü ve dostluk içerisinde geçmesini diliyorum. Suriye başta olmak üzere katliamların yaşandığı tüm coğrafyalarda zulmün ve katliamların son bulmasını barışın ve demokrasinin inşa edilmesini canı gönülden diliyorum. 2024 yılında Alevi örgütlülüğü olarak mücadelemizi birlikte ördük, dayanışmamızı büyüttük. 2025 yılında nice yeni mücadelelere birlikte imza atalım ve dayanışmamız, birliğimiz daim olsun.”

    PİRHA/ANKARA 

  • Alevi kurum başkanları: Halkın iradesine yapılan darbenin karşısındayız-VİDEO

    Alevi kurum başkanları: Halkın iradesine yapılan darbenin karşısındayız-VİDEO

    PİRHA-Alevi kurumlarının başkanları, Dersim ve Ovacık belediyelerine kayyım atanmasına tepki göstererek, “Aleviliğin kendisine kayyım atayanlar yaşamın her alanında halkın iradesine kayyım atamaktan geri durmazlar. Dergâhlarımıza atanan kayyımlara karşı mücadelemizi sürdürdüğümüz gibi belediyelere atanan kayyımlara karşıda mücadele edeceğiz” dediler.

    Hakkâri, Esenyurt, Mardin, Halfeti ve Batman’ın ardından 22 Kasım’da İçişleri Bakanlığı kararıyla Dersim ve Ovacık belediyelerine de kayyım atanması, Dersim başta olmak üzere birçok kentte protesto edilmeye devam ediliyor.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, Dersim ve Ovacık belediyelerine kayyım atanmasını PİRHA’ya değerlendirdiler.

    “DERSİM HALKI İLE BİRLİKTE DİRENMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, “Tekçi, ırkçı, yok sayan anlayış yüzyıllardır bu topraklarda insanlara her türlü acıyı ve katliamı yaşattırdı. Bugün de halkın iradesini yok sayıyor ve elle tutulmayacak gerekçelerle belediyeye kayyım atandı. Dersim, Alevi-Kızılbaş topraklarıdır. Dersim halkı direnişi bilen bir halktır. Biz de Alevi kurumları olarak Dersim halkı ile birlikte direnmeye devam edeceğiz” diye belirtti.

    “KAYYIM MESELESİ CAN SIKMAYA BAŞLADI”

    Alevi örgütleri olarak belediyelere atanan kayyımlara karşı mücadelelerini sonuna kadar sürdüreceklerini belirten Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç ise, “Dergâhlarımıza atanan kayyımlara karşı mücadelemizi sürdürdüğümüz gibi belediyelere atanan kayyımların da karşısındayız. Son süreçte Türkiye’de kayyım meselesi can sıkmaya başladı. Çünkü kayyım seçimin bittiği anlamına gelir. Biz şimdi halkın iradesini savunduğumuz gibi bundan sonra da her alanda savunmaya devam edeceğiz” dedi.

    “YARIN SANDIK KURULSA HALK YİNE İRADESİNİ GERİ ALACAKTIR”

    Türkiye’deki bütün demokratik kitle örgütlerinin mücadeleyi birlikte ördüklerinde gerçek bir demokrasinin geleceğini söyleyen Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, şunları dile getirdi:

    “Ne zaman bir Türk bir Kürt’ün, bir Sünni bir Alevinin hakkını savunursa bu ülkede gerçekten bir demokrasi yaşanacaktır. Hiçbir iktidar yoktur ki halkından bu kadar korksun. Yarın sandık kursalar halk yine iradesini geri alacaktır. Belediyelere kayyım atanmasıyla halkın iradesine darbe yapılıyor. Elbet bu saltanatlar yıkılır ve halk bir gün hakkını alır. Kayyım darbeleri artarak devam edecek gibi görünüyor ancak biz Aleviler olarak her zaman mazlumun yanında, zalimin karşısındayız.”

    “ZALİMİN KARŞISINDA DİZ ÇÖKMEMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Alevilerin tarih boyunca zalimin karşısında, mazlumun yanında konumlandığını vurgulayan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe de “Şimdi de bizim yerimiz bellidir, halkın iradesine yapılan darbenin karşısındayız. Halkımızı da hakkın ve hakikatin yanında yer almaya çağırıyoruz. Aslında yaşamımızın her alanında kayyım vardır, Dersim coğrafyasının dağlarına yapılan kalekollar ve maden sahlarıyla darbe yapılmıştır. İnanç yerlerimize kayyım atanmıştır, bugün Koyunbaba Türbesi’nin önünde cami yapılmak istenmesi bir kayyımın sonucudur. Aleviliğin kendisine kayyım atayanlar yaşamın her alanında halkın iradesine kayyım atamaktan geri durmazlar. Bugün Türkiye’de algılarla halkın gerçek sorunlarıyla yüzleşmesi engellenmek istenmekte. Halkın gerçek sorunlarına eğilmemesi için her türlü gündem yaratılmaktadır. Kayyımlar AKP-MHP iktidarını güçlendirmiyor tam tersine daha da geriletecek. Biz Mardin, Esenyurt, Batman, Hakkâri, Halfeti, Dersim ve Ovacık’ta da, Türkiye’nin neresinde olursa olsun kayyım anlayışına karşı ruhumuzda, inancımızda ve felsefemizde olan duruşumuzla hareket ederek kayyım politikasının karşısında olmaya devam edeceğiz. Nerede olursa olsun zalimin karşısında diz çökmemeye devam edeceğiz.”

    Cihan BERK-Kamber YILDIZ/DERSİM

  • ‘Cemevi Başkanlığı arsızlığını arttırdı ancak etkinliklerin bize ait olduğunu anladılar’

    ‘Cemevi Başkanlığı arsızlığını arttırdı ancak etkinliklerin bize ait olduğunu anladılar’

    PİRHA – Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri 18 Ağustos akşamı sona erdi. Hacıbektaş’ta yaşananları PİRHA’ya değerlendiren Türkiye Alevi Federasyonu Başkanı Zeynel Abidin Koç, Cemevi Başkanlığını eleştirerek, “Anma etkinliğinin bize/Alevilere ait olduğunu anladılar. Biz her alanda vardık ama Cemevi Başkanlığı etkinliklerini ve dergaha ziyaretini gerçekleştiremedi” dedi. Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz da Cemevi Başkanlığı’na karşı yapılan eylemlerin başarıya ulaştığını, başkanlığın programlarının sekteye uğradığını söyledi. Yılmaz ayrıca Eylül ayında Kültür Bakanı ile bir görüşme yapacaklarını da belirtti. 

    61. Ulusal 35. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri, tüm yılların en kitlesel katılımıyla gerçekleşti. Özellikle Abdal yurttaşların yoğun ilgi gösterdiği anma etkinliklerine yurdun dört bir yanından ilgi söz konusuydu.

    Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesindeki Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın mevcut süreçteki tutumu tepkiyle karşılandı. Alevi kurumları ile Hacıbektaş Belediyesi’ni görmezden gelip kendi programını dayatan Cemevi Başkanlığı’na karşı yapılan eylemler kitlesel tepkiye dönüştü.

    Alevi kurumları, iktidara “Samimiyseniz eğer dergahlarımızı bize teslim edin” diyerek hem Hacı Bektaş Veli Türbesi önünde oturma eylemi hem de ilçede büyük katılımlı yürüyüş düzenledi.

    “CEMEVİ BAŞKANLIĞI PROGRAMLARINI GERÇEKLEŞTİREMEDİ”

    Alevi kurum temsilcileri, 3 gün süren anma törenlerine dair görüşlerini PİRHA’ya anlattı.

    Türkiye Alevi Federasyonu Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç “Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı bu sene arsızlığını arttırdı” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Cemevi Başkanlığı, Alevi örgütlerinin dışında kendi kurdurmuş olduğu bir iki dernek ve Alevi Vakıflar Federasyonu ile ortak bir çalışma yürüttü. Oraya getirilen insanlar, bir tür ziyarete geldiklerini ifade ettiler. İnsanlar oraya gelince gerçekleri de gördü. İnsanların boyunlarında ziyaretçi kartı vardı. Bu insanları 5 yıldızlı otellerde ağırlayıp 900 lira da ceplerine yemek parası vererek Hacı Bektaş’a getirmişler.

    Hacı Bektaş’ta 2 konferans 1 açılış toplantısı yaptılar. Getirdikleri insanları da kontrol altında tutabilmek için her otobüsün başına 3 görevli vermişler. Kendi açıklamış oldukları programda mesela resim sergileri de vardı ancak onları gerçekleştiremediler. Dergah ziyareti de programda vardı ancak tüm Alevi kurumlarının yöneticileri, oturma eylemi yaptıkları için bu ziyareti de gerçekleştiremediler. Ancak biz her alanda vardık.”

    “ETKİNLİKLERİN BİZE AİT OLDUĞUNU ANLADILAR”

    Zeynel Abidin Koç, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kapatılması için mücadele yürüteceklerini vurgulayarak şöyle devam etti:

    “Kültür Bakanlığı, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kendilerine söylendiği gibi doğru işler yapmadığını gözleriyle bilhassa orada görmüş oldu. Çünkü aralarında da ‘Ben daha iyi çalışıyorum, Aleviler ile görüşüyorum, Alevileri temsil ediyorum’ gibi çekişme olduğu orada gözlendi. Ama şunu net söyleyebilirim ki hem Cemevi Başkanlığı hem Kültür Bakanlığı ve mevcut iktidar, bir kere daha anladı ki Hacıbektaş ilçesinde yapılan bu etkinlikler sadece ve sadece belediye ve Alevi kurumlarının yapacağı bir etkinlik.

    “MUHALEFET PARTİLERİ ALEVİ ÖRGÜTLERİNİN ELİNİ GÜÇLENDİRDİ” 

    Anma programının 2. gününde CHP, DEM Parti, TİP genel başkanları, Alevi hak mücadelesinde ellerinden geleni yapacaklarını, Alevi örgütlerinden gelen taleplerin karşılanması için sonuna kadar mücadele edeceklerini, iktidar olunması durumunda da Alevi örgütlerinin talep ve isteklerini karşılayacaklarını bilakis kendileri ifade etti. Yani Türkiye’deki tüm muhalefet partileri ilk defa orada konuştu. Önceden sadece CHP genel başkanı konuşuyordu ancak son programda herkes konuştu. Bu da Alevi örgütlerinin elini güçlendirdi. Bu görüntü bize daha iyi mücadele vermemiz, daha ciddi anlamda bu işe sahip çıkmamız gerektiğini anlattı.

    Gelecek yıl için sadece ve sadece Hacıbektaş Belediyesi’nin önderliğinde gerçek anlamda Uluslararası bir düzeye çekmek için biz Alevi örgütleri olarak elimizden geleni yapacağız. Seneye çok daha farklı bir etkinlik olması için de elimizden gelen mücadeleyi göstereceğiz. Gelecek sene bizim inancımız odur ki hem mücadelemizde hem de o zamana kadar siyaseti geliştirerek Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kapatılması için elimizden gelen mücadeleyi sürdüreceğiz. Ama kapanmaması durumunda da her türlü baskıyı da yapacağız.”

    “DERGAH ZİYARETİNİ DAHİ GERÇEKLEŞTİREMEDİLER”

    Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz da Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na karşı yapılan eylemlerin başarıya ulaştığını söyledi. Şengünlü Yılmaz, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın programlarının sekteye uğratıldığının altını çizerek şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Bizlerin orada olmasından kaynaklı dergah ziyaretini gerçekleştiremediler. Uzunca bir süre bekledikten sonra ‘Dergaha arkadan mı girsek, yoksa ön kapıyı mı kullansak’ gibi çabaların sonunda da bakan beyin, bizlerle görüşme talebinin olması gibi gelişmelerin bir kazanım olduğunu düşünüyorum.

    “MİSAFİR KARTIYLA GELENLER İÇİN CİDDİ BİR ÇALIŞMA YAPTIK”

    Oraya misafir kartıyla gelenler için ciddi bir çalışma yaptık. Hacıbektaş’a gelenlerin birçoğu aslında durumun farkında değildi ama bizleri dinledikten ve eylemleri gördükten sonra meselenin ne olduğunu anladılar. Sonuçta siz bir kişiyi ikna ederseniz, o kişi gider köyünde 10 kişiyi ikna edebilir. Dolayısıyla eylemlerimizin kitlesel bir karşılık gördüğünü düşünüyorum. Ama bizlerin, yine de köy köy, kent kent gezip gerçekleri anlatmamız lazım. Hacı Bektaş Veli anmalarını çok önemsemiştik. Alevi kurum başkanları ile de görüşmelerimiz oldu. Özellikle şu yaz ayları geçtikten sonra tekrar bütün köyleri gezerek bu durumu anlatmaya devam edeceğiz.

    Önümüzdeki seneye dair, bakan beyle yaptığımız görüşmede ne istediğimizi söyledik. ‘Anmalara müdahale etmeyin. İçerik sizin işiniz değil’ dedik. ‘Bu anmaları yıllardır Alevi kurumları, Hacıbektaş Belediyesi yapıyor, dolayısıyla buraya ne siyaset bulaştırın ne de gelip programlara müdahale edin. Protokol olarak gelmek istiyorsanız buyurun gelin. Daha önceden de cumhurbaşkanı, başbakan, bakanlar misafirimiz olarak geldiler, sizi de misafir ederiz ama Alevilerin ne yapması gerektiğini öğretmeye çalışmayın, bizi tanımlamayın, bize bir çerçeve çizmeyin’ dedik.

    KÜLTÜR BAKANI, ALEVİ ÖRGÜTLERİNİN BAŞKANALRIYLA GÖRÜŞECEK

    Bakan bey de önümüzdeki sene için ‘bir araya gelelim, konuşalım’ dedi. Sanıyorum Eylül 2024’ün ilk haftası için bir randevu verecek ve Alevi kurumları olarak gidip görüşeceğiz.

    Bakan bey ile görüşmemizde şunu da ifade ettik: Siz devletsiniz. Sizin göreviniz buradaki lojistiği çözmek. Konargöçer vatandaşlarımız burada perişan haldeler. Bu insanlara bir alan açın, onların insani tüm giderlerine karşılayın. Hacı Bektaş Veli Anma Törenlerinde ne yapılacağı sizi neden ilgilendirir? dedik.”

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

  • ‘Devlet, işgal girişiminde başarısız oldu’- VİDEO

    ‘Devlet, işgal girişiminde başarısız oldu’- VİDEO

    PİRHA – Nilgün Sırrı Bektaş Müze ve Sanat Evi’nde gerçekleşen ‘Alevilikte Hak Mücadelesi’ panelinde 61. Ulusal 35. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri’nin değerlendirmesi yapıldı. Alevi kurum başkanları, devletin işgal girişiminde başarısız olduğuna dikkat çekerek, Alevilerin teslim olmayacaklarını, boyun eğmeyeceklerini anlattılar.

    Hacı Bektaş Veli Kültür Derneği Başkanı Mustafa Özcivan’ın moderatörlüğünde Nilgün Sırrı Bektaş Müze ve Sanat Evi’nde ‘Alevilikte Hak Mücadelesi’ paneli düzenlendi. Panelde 61. Ulusal 35. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri’nin değerlendirmesi yapıldı.

    Panele konuşmacı olarak Alevi Bektaşi Federasyonu(ABF)Genel Başkanı Mustafa Aslan, Türkiye Alevi Federasyonu(ADFE) Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı(HBVAKV) Başkanı Ercan Geçmez, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği(PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, Alevi Kültür Derneği(AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz katıldı.

    Hacı Bektaş Veli Kültür Derneği Başkanı Mustafa Özcivan, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Bakanlığı’nın ekonomik güçleri ile para vererek insanları Hacıbektaş’a getirdiklerine ancak başarısız olduklarına vurgu yaptı.

    GEÇMEZ: YOLUMUZA HEP BİRLİKTE SAHİP ÇIKALIM

    Panelde ilk sözü alan HBVAKV Başkanı Ercan Geçmez, protokol programında konuşan siyasi partilerin dilinin değiştiğini söyledi. Geçmez, siyasi parti liderlerinin Alevilerin önerdiği çözüm yolları üzerinden dil kurduklarını da belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Eskiden gelip bize akıl vermeye kalkışıyorlardı. İktidarda değişmiş ciddi ciddi Alevilik üzerinden çalışıyorlar. 3 gündür yaptığımız eylemlerle Kültür Bakanlığına’da çok şey anlattık. Aleviler baskılardan dolayı kurumlarımıza üye olamıyor biz kurumlarda bu baskıyı kırmak üzere bu mücadeleyi sürdürüyoruz. Dün DEM parti genel başkanı da söyledi ilk kayyum Hacı Bektaş’a atanmıştır. Bizde yıllardır bu kayyum anlayışına karşı direniyoruz. Birleşmeye ihtiyacımız var konformizm bizim itikatımızı da mücadelemizi de zayıflatan bir şey. Dün Bakanlığın misafir kartı ile buraya gelenlere sorduk bedava yemek ve gezi için geldiklerini söylediler. Dergaha turistik gezi için gelinmez türap olmak için gelinir. Bu arkadaşlarımıza da anlatmaya çalışıyoruz burayı içselleştirerek gelmeliler. Yıllardır bizi Türk Kürt diye ayrıştırdılar, şimdi de Turancı bir bakış açısıyla değiştirmeye çalışıyorlar. Yolumuza hep birlikte sahip çıkalım.”

    KOÇ: DERGAHTA SİLAHLAR ALTINDA CEM YAPILDI

    ADFE Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç, Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda silahlar altında cem yapıldığına dikkat çekerek “Dört gündür buradayız. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kurulduktan sonra inançsal ve siyasal merkezi olan dergahı zapt etmek için bizleri bölmeye çalıştılar. Bu yıl bizimle birlikte hareket eden bir federasyonumuzu yanlarına aldılar. Öyle bir zamana geldik ki net karar almalıyız. Dergahımızda silahlar altında cem yaptılar. Paneller yaptılar. Bunda 30 yıllık kurumlar olarak bizimde eksikliğimiz oldu. 30 yıl çok uzun zaman değil önce mekanlar kurmak için uğraştık son yıllarda siyasal mücadelemizi öne çıkardık. Bu siyasal mücadeleyi büyütmeliyiz pirlerimiz bu uğurda bedel ödedi bizde bedel ödemeyi göze almalıyız. Bu yıl çok bileşenli bir etkinlik yaptık, zorlukları oldu, seneye ders çıkarıp daha güçlü bir anma yapmalıyız” değerlendirmesinde bulundu.

    YILMAZ: HEM SOKAĞI KULLANDIK HEM DİPLOMASİYİ

    AKD Genel Başkanı Seher Şengüllü Yılmaz da şunları konuştu:

    “Yol yormuyorsa yoldaşın güzelliğindendir. Çatı kurumlarımız bir arada durarak çok rahatsızlık verdi, bu rahatsızlıktan onur duyuyoruz. Birlikte yaptığımız eylemlerle dergaha giremediler. Bizimle görüşme talebinde bulunmak zorunda kaldılar. Hem sokağı kullandık hem de diplomasiyi. Üç kez randevu istediğimiz bakan bize randevu vermemişti ama eylemimiz sonucu kendisi talep etmek zorunda kaldı. Bize çakma örgütler dediler ama bizim çağrımızla gelenler gerekirse arabada, gerekirse çadırda yattılar. Onların getirdiği misafirler lüks otellerde 900 Tl’ye yemek parası alarak geldiler. Biz tüm farklılıklarımızı bir kenara koyarak bir arada durduk. Dün bizimle olanlar bugün onlarla rızasız ikrarsız cem kurdular. Biz ise dün kendi cemimizi kurduk ve devletin gölgesinde cem kurulmayacağını anlattık. Daire Başkanlığı kendilerine federasyon kurup, insanların yakasına kart takarak buraya getirdiler, bunları ifşa edeceğiz. Ama bunları ancak sizlerle yapabiliriz. Siz gelip meydanları dolduracaksınız ki birlikte başaralım. Dün cemimizi iç avluda yaptık seneye de Kırklar Meydanı’nda yaparız.”

    ASLAN: PLANLI BİR DEVLET KURUMUNUN SALDIRISI ALTINDAYIZ

    ABF Genel Başkanı Mustafa Aslan, 4 Mayıs’tan beri değişik yer ve zamanlarda AKP ve Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın ne yapmaya çalıştığını anlattıklarını kaydederek şu ifadeleri kullandı:

    “Hacıbektaş’a gelip ne yapmaya çalıştığını, kurumlara anlattık. 15 Ağustos’tan beridir birlikte yürüttüğümüz mücadele çok önemliydi. Katılan herkesin emeğine sağlık. Peki bundan sonra ne yapmalıyız? Buraya gelen insanlar ne için getirildiklerinin farkında değillerdi anlatmamız lazım. Bu mücadeleyi sadece kurumlarımıza bırakmamız lazım. Herkesin sesine desteğine ihtiyacımız var. Türkiye’nin her yerine bizim gitme imkanımız olmayabilir ama hepimiz bulunduğumuz yerde bu saldırıyı anlatıp toplumu bilinçlendirmemize ihtiyaç var. Bir devlet kurumunun planlı saldırısı altındayız. Dün bizimle olup bugün onlarla yol yürüyenlere karşı da mücadele etmeye ihtiyacımız var. Bugün ne yapacağımızı birlikte değerlendireceğiz. Sizden isteğim bulunduğunuz yerdeki kurumları bu mücadeleye zorlayın. Örgütlenme yöntemimize eleştiriler var ama Türkiye’nin her yerinde örgütlerimiz cemevlerimiz var. Biz bir olduktan, bir arada durduktan sonra bizi karşı hiçbir saldırı başarılı olamayacaktır. Daire Başkanlığı tüm ekonomik gücüne rağmen başarılı olamadılar, tamamen başarısız olmaları bizim elimizde. Mücadeleye ihtiyacımız var. Umudumuzu kaybetmeyelim, pirlerimizin bizim yolumuza tuttuğu bir ışık var, o ışığa sarılalım.”

    ERÇE: DEVLET İŞGAL GİRİŞİMİNDE BAŞARISIZ OLMUŞTUR

    PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe ise şunları kaydetti:

    “Örgütlerimize ve halkımıza çok teşekkür ederiz. Dört gündür burada bizimle birlikte direndiler. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kurulduğu günden bugüne amacının Alevi kurumlarını bölüp parçalamak, Alevileri birbirine düşürmek olduğunu daha kurulmadan biz söylemiştik. Devletten beslenen kurumlar ile pirlerinden beslenen hakikat arayanlar ayrıştı. Yezidin yağlı pilavına kaşık sallayanlar ile ayrıştık. Sözde basın ile halkın yanında olanlar bizimle olan basın emekçileri arasında bir ayrışma gördük. İktidara karşı muhalefet arasında bizimle ilgili bir ayrışma ve netleşme oldu. Dün muhalefet bizim sözümüzü ve taleplerimizi dikkate alan konuşmalar yaptı. Bizi üzen masum halkın ayrışmasıydı. Aynı köyden canların bir bölümünün bizimle, bir bölümün onlarla anmalar gelmesi bizi üzdü. Üç gündür enerjimizi bu ayrışmaya ayırdık. Boynunda misafir kartları ile gelenlerle konuştuk bir kısmı bu kartları çıkarıp boynundan attılar. Devlet işgal girişiminde başarısız olmuştur. Aleviler bir kez daha teslim olmayacaklarını boyun eğmeyeceklerini anlattılar. Aleviler bir kez daha birleşip başardılar hepinize aşk olsun.”

    Hacıbektaş Belediyesi Başkanı Ali Kaim de söz alarak “Demokratik Alevi kurumlarının hak mücadelesini çok değerli buluyorum. Bu seneki etkinlikte seslerini daha güçlü duyduk. Katılan herkese teşekkürlerimi sunuyorum” dedi.

    Panel, yapılan soru cevapların ardından Hacıbektaş Belediyesi tarafından Alevi kurum başkanlarına verilen plaketlerle sonlandı.

    PİRHA/HACIBEKTAŞ

  • Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda birlik cemi tutuldu -VİDEO

    Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda birlik cemi tutuldu -VİDEO

    PİRHA- Hacı Bektaş Veli Anma etkinlikleri kapsamında Alevi kurumları Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda birlik cemi tutuldu. Cemi yürüten Pir Ali Haydar Kurt, “Biz bu yolun gerçek sahipleri olarak buradayız. Hakkın ve hakikatin olmadığı yerde cem olmaz” dedi.

    Alevi kurumları, Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda birlik cemi tuttu. Cemi Baba Mansur Ocağı evlatlarından Ali Haydar Kurt yürüttü.

    Kurt, “Bizler burada razılık ile cem olacağız. Bizler burada cem yapmıyoruz cem oluyoruz. Ne mutlu bu yola, bu bilince sahip çıkana. Biz bu yolun gerçek sahipleri olarak buradayız. Hakkın ve hakikatin olmadığı yerde cem olmaz” dedi.

    12 hizmet görüldükten sonra Alevi Kültür Derneği (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz ise yaptığı konuşmada şunları söyledi:

    “3 gündür dergahımızın işgaline karşı koymaya çalıştık. Kendi dergahımızda cem yapabilmek için dilekçe verip izin istedik. Cemimizi hangi dedemizin yürüteceğini sordular. İnancımıza saygıları yok. Bu inanç kimsenin satın alabileceği bir inanç değildir.”

    Cem lokmaların pay edilmesinin ardından sona erdi.

    PİRHA/ HACIBEKTAŞ

  • Alevilerden ‘Dergahlarımızı geri istiyoruz’ yürüyüşü: Elinizi inancımızdan çekin!-VİDEO

    Alevilerden ‘Dergahlarımızı geri istiyoruz’ yürüyüşü: Elinizi inancımızdan çekin!-VİDEO

    PİRHA- Aleviler Hacıbektaş’ta Alevi örgütleri öncülüğünde “Dergahlarımızı geri istiyoruz” şiarıyla yürüyüş yaptı. Dergah önünde konuşan Alevi örgütlerinin genel başkanları, dergahın işgal altında olduğunu, hükümetle işbirliği içinde olan Alevilerin derhal bu karardan vazgeçmeleri için çağrı yaptı. Cemevi Başkanlığını tanımadıklarını bir kez daha ifade eden başkanlar, iktidarın “Alevisiz Alevilik” yaratmaya çalıştığını vurguladı.  

    Aleviler, Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde yapılan 61. Ulusal 35. Uluslarası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri kapsamında, “Dergahlarımızı geri istiyoruz” diyerek Devlet hastanesi önünden Hacı Bektaş Veli Dergahı’na yürüdü.

    CUMA ERÇE: HAİNLİĞE SON VERİN YOKSA İSMİNİZ TARİHE HIZIR PAŞA OLARAK GEÇECEK

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, “Binlerce yıldır diz çökmeyen Alevi inancının sevgili canları, kaç gündür dergahımız işgal altında. Silahlı kuvvetlerin gölgesinde cem tutan hainlere sesleniyorum bu hainliğe son verin yoksa isminiz tarihe Hızır Paşa olarak geçecek. Arkamızda duran Kültür merkezi onların alanı ilan edildi. Unutmayın ki Hızır paşalar Yezidler halkımız için lanetlenmeye mahkumdur. Boynunda kartları taşıyanlar o kartları atın” dedi.

    SEHER ŞENGÜNLÜ YILMAZ: ALEVİSİZ ALEVİ YARATMAYA ÇALIŞIYORLAR

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, “3 gün burada mücadele veriyoruz. Buranın gerçek sahipleri sizlersiniz. Bugün bizi parayla terbiye etmeye çalışıyorlar. Siz bu başkanlığın başındaki kişinin faaliyetlerini biliyor musunuz? Alevi Ansiklopedisini Sünni akademisyenlere yazdırıyorlar. Alevisiz Alevi yaratmaya çalışıyorlar. Ziyaretçi kartlarınızı çıkartın. Biz Aleviyiz bizim kanımızda direnmek var itaat etmek yok” diyerek tepki gösterdi.

    ERCAN GEÇMEZ: BİR OLDUK, İRİ OLDUK, DİRİ OLDUK

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez ise “Bugün hep birlikte Türkiye’nin her yerinde olduğu gibi bir olduk, iri olduk, diri olduk. Biz 72 millete aynı nazardan bakan bir milletiz” ifadesini kullandı.

    MUSTAFA ARSLAN: ELİNİZİ İNANCIMIZDAN ÇEKİN

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Arslan da “Gericiliğe, ırkçılığa geçit vermeyeceğiz” diyerek şu ifadeleri kullandı:

    “Herkesin kendi inancını özgürce yaşamasını istiyoruz. Herkesin eşit yurttaş olmasını istiyoruz. Kimse babasının parasını vermiyor. Aleviler dergahlarımız bizimdir diyor. Elinizi inancımızdan, dergahımızdan çekin. Sizin kurduğunuz Başkanlığı tanımıyoruz.”

    ZEYNEL ABİDİN KOÇ: MÜCADELEYİ SONUNA KADAR SÜRDÜRECEĞİZ

    Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç ise “Biz tüm Alevi örgütleri olarak mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğiz. Dün silahların gölgesinde cem yapıldı, bugün tüm Alevi kurumları burada. Akşam cemimizi yürüteceğiz” diye konuştu.

    Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF) Eşit Başkanı Mehmet Gündüz de “Tüm ezilenlerin yan yana olması gereken bir süreç o yüzden Avrupa’da sesinizi duyurmaya devam edeceğiz. Alevilik vardır, Alevilik haktır” dedi.

    PİRHA/HACIBEKTAŞ

  • Alevilerden Özdemir’e tepki: AİHM kararları çok daha geniş; mahkeme kararlarını uygulamakla yükümlüsünüz

    Alevilerden Özdemir’e tepki: AİHM kararları çok daha geniş; mahkeme kararlarını uygulamakla yükümlüsünüz

    PİRHA – Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın, X hesabından yaptığı “Başkanlık olarak çalışmalarımızı, Avrupa Konseyi’nin veya AİHM’in kararları doğrusunda değil Alevi – Bektaşi toplumunun tüm ihtiyaçlarını karşılamak üzere yapıyoruz” ifadeleri Alevi kurumlarının başkanlarının tepkisini çekti. ADO Başkanı Bermek, AİHM’nin kararlarının kapsamının çok daha geniş olduğunu belirterek “Cemevi Başkanlığı hayalperest bir yaklaşım içinde dedi. ABF Başkanı Aslan ise Cemevi Başkanlığı’nın Alevilerin vermiş olduğu hukuki mücadeleyi yok sayamayacağını vurguladı. ADFE Başkanı Koç, Cemevi Başkanlığı’nı muhatap almadıklarını belirtirken, AKD Başkanı Yılmaz, başkanlığın Aleviliği yok etmek istediğini kaydetti. Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz de “Bu açıklama yok hükmündedir” dedi. 

    Türkiye’de Alevi inancının hala devlet tarafından tanınmadığı bir süreç yaşanıyor. Alevi toplumunun temel talepleri var. Bunlar; zorunlu din dersinin kaldırılması, cemevine ibadethane statüsü verilmesi, eşit yurttaşlığı içeren yeni bir anayasanın yapılması, Alevilere karşı işlenen nefret suçlarının açığa çıkarılması ve nefret suçlarının önüne geçilmesi için hukuki tedbirlerin alınması, Alevilere karşı yapılmış kıyım, katliam ve asimilasyon uygulamalarıyla yüzleşilmesi, gerek kamu kaynaklarının ve gerekse kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması.
    Bu talepler hükümet tarafından yerine getirilmiyor, Alevilerin açtığı davalarda lehte verilmiş mahkeme kararları dahi tanınmıyor. AKP, Alevilere rağmen Alevi inancını tanımlıyor, Alevi örgütlerini, Alevi toplumunu muhatap almıyor.

    AKP’nin kurduğu Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, 9 Ağustos’ta X hesabından Alirıza Özdemir’in imzasıyla “Başkanlık olarak çalışmalarımızı, Avrupa Konseyi’nin veya AİHM’in kararları doğrusunda değil Alevi – Bektaşi toplumunun tüm ihtiyaçlarını karşılamak üzere yapıyoruz. Çünkü Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları, Alevi-Bektaşi toplumunun taleplerinin ancak yüzde ellisini karşılar. Geri kalan yüzde ellisini de yine Başkanlık olarak hayata geçiriyoruz” paylaşımını yaptı.

    Bu açıklama Alevi kurumlarının tepkisini çekti. Alevi kurum başkanları, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) ve Avrupa Birliği Bakanlar Konseyi kararını tanımamasına tepki gösterdiler.

    DOĞAN BERMEK: O DAVALAR AÇILMASAYDI ALİRIZA ÖZDEMİR’İN OTURDUĞU KOLTUK ŞU AN OLMAYACAKTI

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) ve Avrupa Birliği Bakanlar Konseyi’ndeki davaları ve toplantıları yakından takip eden Alevi Düşünce Ocağı Derneği (ADO) Başkanı Doğan Bermek, Alirıza Özdemir’in beyanının oldukça sorunlu bir beyan olduğunu kaydederek, Ali Rıza Özdemir’in beyanının oldukça sorunlu olduğunu belirterek, “Öncelikle Başkan Özdemir’in AİHM kararlarının içerik ve kapsamları hakkında yeterince bilgi sahibi olmadığını işaret ediyor” dedi.

    “AİHM KARARLARININ KAPSAMI ÇOK DAHA GENİŞTİR”

    Bermek şunları ifade etti:

    “AİHM Kararlarının kapsamı, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kuruluş kararnamesinde öngörülen hizmetlerden çok daha geniştir. Örneğin inanç gruplarını kendi özgür iradeleri ile tüzel kişilik oluşturmaları, eğitim çağındaki çocuklara ailenin uygun gördüğü eğitimin verilmesini, cemevlerinin ibadethane statüsünde olması ve herhangi özel izine tabi olmadan kurulabilmesi, inanç gruplarının din görevlisi yetiştirebilme hakları gibi çok geniş konuları kapsar. Oysa gerek Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kararnamesi ve yönetmeliklerinde, gerekse 7421 sayılı torba yasada bu konuların çoğuna  hiç değinilmemiştir. Dava, cemevlerinin elektrik parası üzerinden açılmış olduğu için sekiz sene gecikme ile de olsa Türkiye’nin sonunda cemevlerinin sadece meydanın yani cem salonunun elektrik parası gibi bir hizmeti kabul etmesi bile önemsenmiş ve Bakanlar Komitesi takibi, bu uygulamaların AİHM Kararlarına daha uyumlu hale getirilebilmesini de tavsiye ederek durdurmuştur. Kararlarda da bu konunun iyi niyetli bir başlangıç olarak algılandığı açıkça görülmektedir.

    “İzzettin Doğan ve arkadaşları” davasının takibi ise Türkiye inanç özgürlüklerine saygılı olacağını beyan ettiği, OMBUDSMANLIK ve TİHEK ( Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu) gibi kurumlar oluşturduğunu ve İHEP (İnsan Hakları Eylem Planı) hedeflerinin gerçekleştirileceğine defalarca söz verdiği için, bölgemizdeki politik ortamın da daha fazla gerilmemesi, sığınmacılar sorununun gündeme gelmemesi amacı ile durdurulmuştur kanısındayım. Ancak bu uygulamarın zamanında ve zorunlu yanları ile yürütülmemesi halinde takipler tekrar başlayabilir.

    “BAKANLAR KOMİTESİ, ZORUNLU DİN DERSİ SORUNUYLA İLGİLİ 2024 YILI SONUNA KADAR BEKLEME KARARINA VARDI”

    Öte yandan kamuoyu önünde hiç değinilmese de AYM ( Anayasa Mahkemesi) tarafından bugünkü eğitim düzeninin hem Anayasa, hem de Medeni Kanuna aykırı olduğuna dair kararlar uygulanmadığı gibi AİHM davalarına da konu olan Zorunlu Din Dersleri meselesi çok önemli bir sorun olarak hala ortada durmaktadır ve yeni açıklanan Maarif Düzeni sorunları çok daha büyütmektedir. Bakanlar Komitesi Haziran ayında yaptığı 1501 No’lu toplantısında Türkiye’ye yıllardır devam eden bu sorun ile ilgili bir çözüm önerisini 2024 yılı sonuna kadar bekleme kararına varmıştır.

    “CEMEVİ BAŞKANLIĞI İDARİ KONULARLA İLGİLİ KURULMUŞTUR, EPEY HAYALPEREST BİR YAKLAŞIM”

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Alevi sorunlarının tamamına cevap vereceği açıklaması ise oldukça siyasi bir açıklamadır kanısındayım. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı sadece bazı idari sorunlar ile ilgilenmek üzere kurulmuştur, buradan hareketle dini ve felsefi önderlik ve tüm sorunları aşabilecek bir konuma dönüşmesinin mümkün olabileceğini  düşünmek epeyi hayalperest bir yaklaşım olur. Böyle bir konumlanmaya siyasi otorite de imkan vermez, Alevi topluluğunun içinde hiç pay almadığı bir kurumla bir inanç otoritesi oluşturulamaz.

    “CEMEVLERİ AİHM SAYESİNDE HUKUKSAL VARLIK KAZANMIŞTIR”

    Alevilerin açtığı AİHM davaları boşuna mı oldu sorusunun cevabı ise çok açıktır. O davalar açılmasa, o kararlar alınmasa idi ne Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ne de Sn. Özdemir‘in oturduğu koltuk bugün bile olmayacaktı. Kendi kurumunun varlığını bile kısmen de olsa, isteksizce uygunlanan AİHM kararlarına borçlu bir bürokratın böyle bir ifade kullanması doğrusu şaşırtıcı ve gerçek duruma uygun görünmemekte. Yargıtay’ın 2015‘te iç hukuka uyarladığı AİHM kararları olmasa idi cemevleri ne zamana ve nasıl  iç hukukta yer bulacaktı bilemiyorum. Cemevleri AİHM kararları sayesinde hukuksal varlık kazanmıştır. İnanç gurubu tüzel kişiliği, zorunlu din dersleri, din adamı yetiştirme hakkı falan gibi ana konular bir yana, elektrik parasını bile cem salonu ile sınırlı tutmaya çalışan, cemevi kurulumu için yerel otoriteden izin alma koşulu koyan bir siyasi otorite tarafından yönetildiğimizi unutmamak gerekir.
    Camiler, bırakın ibadet alanlarını tüm çevreleri ile sabahlara kadar aydınlatılırken, cemevi elektrik parası için uluslararası mahkemelerden karar alınması gereken bir ülkede, Alevi sorunlarının kolay kolay çözülemeyeceğini anlamak için çok da akıllı olmak gerekmez. Alevilerin ve bugünkü düzenden eşit pay alamayan inanç grupları üyelerinin inanç özgürlüklerinin bütün koşulları ile tanındığı, her bireyin eşit haklardan özgürce yararlanabileceği  bir Türkiye özlemeye devam etmekte olduğu bir konumdayız.”

    MUSTAFA ASLAN: BAŞKAN DENİLEN ZAT ALGI YARATIYOR!

    Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Alevilerin vermiş olduğu hukuki mücadeleyi yok sayamayacağını söyleyerek şunları dile getirdi:

    “Her konuda olduğu gibi iktidarın riyakarlığı bitmiyor. Bu asimilasyoncu kurumun başkanının açıklaması mevcut iktidar partisiyle çelişiyor. Alevilerin din ve vicdan özgürlüğünü yok sayarak “hükümet olarak demokrasiden yanayız” havalarına soyunmaları samimiyetsizlik. Bugüne kadar demokrasi havarisine soyunan, bugüne kadar kazanılmış hangi hukuki davayı yerine getirdiniz? “AİHM’deki davaya kısmi de olsa adım atmak istiyoruz” diyen hükümet AİHM kararlarını uygulamıyor. Bu samimi değil samimiyetsizliğin daniskası. Bu başkanlığa karşı mücadele eden kurumlar olarak biz eşit yurttaşlık istiyoruz. Devletin hiçbir inancı finanse etmesini doğru bulmuyoruz. Başkan denilen zat Diyanet İşleri Başkanlığı’nın misyonunu yüklenmesin. Alevileri işle, parayla, aşla terbiye etmekten vazgeçsin. Gerçek Alevi inancına bağlı olan Hüseyni duruşun farkında olanların onların oyunlarına teslim olmayacağını bilsinler. Başkan denilen zat sadece bir algı yaratmaya çalışıyor.

    “ALEVİLERİN VERDİĞİ HAK MÜCADELESİNİ YOK SAYAMAZLAR”

    2 buçuk yıla yakındır bir başkanlık kurulmuş, bu başkanlık Alevi yol yürütücüsü diye kaç kişiye maaş veriyor? Bunu söylesin. Bu ülkenin vatandaşı Alevilerdir. Her Alevinin kamu kaynaklarından faydalanma hakkı vardır. Alevi kurumlarının hak mücadelesi belli. Samimilerse Alevi kurumlarıyla bir araya gelip çözüm üretmelerini istiyoruz. Alevilerin hukuki mücadelede elde etmiş kazanımlarını lütufmuş gibi göstermeye çalışmasınlar. Herkes haddini bilsin. Nasıl ki 16 milyon vatandaşı olan İstanbul Belediyesi’nin her bireye hizmet etme hakkı varsa, Alevilerin de İstanbul Belediyesi’nden hizmet alma hakkı var. Bunu bir lütufmuş gibi algılamasınlar. Alevilerin vermiş olduğu hukuki mücadeleyi yok sayamazlar.”

    ZEYNEL ABİDİN KOÇ: KENDİLERİ MAHKEME KARARLARINI UYGULAMAKLA YÜKÜMLÜ PERSONELLERDİR

    Türkiye Alevi Federasyonu(ADFE) Başkanı Zeynel Abidin Koç ise Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı muhatap almadıklarını belirterek, “Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, Alevileri asimile etmek için kurulduğuna inandığımız bir başkanlık. Cemevi Başkanlığı’nın hukuku tanımamak gibi hukuku yok saymak gibi bir hakkı olmadığı gibi kendileri bu kararları uygulamakla yükümlü personellerdir. Türkiye’de Alevi hak mücadelesini vermek de Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na düşmez. Alevi hak mücadelesi, Türkiye’de Alevi örgütlerinin mücadelesidir. Tanımadığımız bu kurumu da muhatap almıyoruz” diye konuştu.

    SEHER ŞENGÜNLÜ YILMAZ: ‘YÜZDE ELLİ’ DEDİĞİ, TOPLUMU PARAYLA TERBİYE ETME ANLAYIŞI

    Alevi Kültür Derneği (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz ise Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın yaptığı açıklamaya dair şu tepkiyi verdi:

    “AİHM, ‘cemevleri ibadethanedir, Alevilik bir inançtır’ diyor. Eğer başkanlığın kastettiği buysa zaten istediğimiz bu yani eşit yurttaşlık talebimiz. Dolayısıyla bunu kabul ettiğinde ‘ben size çatı, pencere yapayım. Siz gelin şuraya bağlanın, size şu kadar maaş vereyim, bana biat edin’ mantığından çıkacaktır. Çünkü tamamen siyasallaşmış bir yapı. Düşünün gençleri kamplara götürüyorlar orada bozkurt işaretleri yapılıyor. Bozkurt’un bize ne çağrıştırdığını yedi cihan bilir. Her katliam her cinayet öncesi gördüğümüz bir işarettir bu. Dolayısıyla burası tamamen siyasallaşmış Türk-İslam sentezi, Türksen onlara göre makbul Alevisin. Türkçe konuşuyorsan makbul Alevisin onun dışında ‘Alevi olamazsın’ gibi tüm dilleri inançları ötekileştiren, onları terörize eden  bir kafa yapısı, ırkçı bir faşizan bir kafa yapısıyla yönetilen bir yer burası. Dolayısıyla AİHM kararlarını da tanımamalarını ben hiç yadırgamadım.

    “CEMEVİ BAŞKANLIĞI, ALEVİLİĞİ BU TOPRAKLARDAN YOK ETME MANTIĞIYLA KURULMUŞ BİR BAŞKANLIKTIR”

    Türkiye Cumhuriyeti devleti bile AİHM kararlarını tanımak durumundayken bir başkanlık makamı ya da devlet içerisindeki birim kalkıp ‘biz bunu tanımıyoruz, yüzde ellisini yapıyoruz’ diyorsa arkasında çok ciddi bir güvendiği yapı ve siyasal bir yapı vardır bence. Geri kalan yüzde ellisi dediği de sadece toplumu parayla terbiye etme anlayışı onlara göre. Aleviliği külliyen bu topraklardan yok etme mantığıyla kurulmuş bir başkanlık bu. Dolayısıyla ne Avrupa’dan ne insan haklarından anlarlar. Çok da yadırgamadım.”

    AYDIN DENİZ: BU KURUM VE AÇIKLAMALARI BİZİM İÇİN YOK HÜKMÜNDEDİR

    Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz de Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Alirıza Özdemir’in yaptığı açıklamanın devletin eksiklik ve yaklaşımlarını ortaya koyan bir açıklama olduğunu ifade ederek şunları belirtti:

    “Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Alirıza Özdemir’in yaptığı açıklama aslında devletin bir itirafıdır. AİHM kararlarını uygulamamalarını burada kendileri itiraf etmiştir. Bu hükümet, 8 yıllık bir direnç sergilemiştir. Onun yerine ‘sadece yüzde ellisini karşılar’ konusunda kuruluş amacını deklare ederken de cemevlerine daha çok tadilat ve diğer konularda yardımcı olacaklarına dair bir kuruluş ifadesi varken aslında bugün geçmiş pratiğine baktığımızda Aleviliği tanımlama, Alevi olmayan akademisyenlerle Alevi Ansiklopedisi hazırlaması, gençlik kamplarının Alevi olmayan siyasal ideolojik gençlerle buluşturulması, yine dedelik pirlik üzerine çalıştay yapmasıyla aslında kuruluş amacına aykırı olduğunu asıl amaçlarının Alevi Diyaneti yaratmak olduğunu, Aleviliğe ve Alevilere yapılacak tüm müdahalelerin pratik bir göstergesi yaşanmıştır bugüne kadar. Devlet burada Alevi inancını ve cemevlerini ibadethane statüsüne kavuştursa zaten birçok konu hallolacak ve bunları yapmama konusunda hala diretiyor. Ve kendi açıklamalarıyla çelişkiye düşüyorlar. Şu an o zaman ‘devlet hala Alevilere yüzde elli bir şekilde yaklaşıyor. Geri kalan eksikliklerin tamamlanması konusunda da direncini sürdürüyor’ açıklaması olmuş bu. Kesinlikle bu kurum da açıklamaları da bizim için yok hükmündedir. Kendi açıklamalarıyla çelişkilerini ortaya koyan, devletin eksiklik ve yaklaşımlarını ortaya koyan bir açıklama olmuş.”

    Alevi Vakıflar Federasyonu Genel Başkanı Haydar Baki Doğan ise sorularımıza herhangi bir cevap vermedi.

    Devrim FINDIK/İSTANBUL