Etiket: Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı

  • Cemevlerinin “kültürel tesis” sayılmasına tepki: İnancımızı devlet tanımlayamaz!-VİDEO

    Cemevlerinin “kültürel tesis” sayılmasına tepki: İnancımızı devlet tanımlayamaz!-VİDEO

    PİRHA- Kızıldeli Ocağı Yol Yürütücüsü Dede Mustafa Sazcı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın yönetmelik değişikliğiyle cemevlerini “kültürel tesis” olarak tanımlamasına tepki gösterdi. Sazcı, “Cemevleri ibadethanemizdir, bu bir statü meselesidir” dedi.

    22 Ocak’ta yayımlanan “Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği” değişikliğiyle cemevlerinin imar mevzuatında “kültürel tesis alanı” olarak tanımlanmasına yönelik tepkiler sürüyor. Antalya’da konuşan Kızıldeli Ocağı Yol Yürütücüsü Dede Mustafa Sazcı, söz konusu düzenlemenin Alevi Bektaşi inancını yok sayan bir yaklaşımın devamı olduğunu belirtti.

    “ALEVİLİĞİ İNANÇ OLARAK GÖRMEYEN DEVLETÇİ ANLAYIŞ SÜRÜYOR”

    Sazcı, siyasal iktidarın Alevi Bektaşi inancını tarihsel olarak tanımayan bir devlet geleneğini sürdürdüğünü ifade ederek, “Bu yaklaşım Aleviliği bir inanç olarak değil, kültürel bir unsur olarak gösterme çabasıdır. Geçmişten bugüne Alevi Bektaşiliği halk bilimi içinde eritmeye çalışan bir anlayış var” dedi.

    Aleviliğin eğitim müfredatında da dar bir çerçevede ele alındığını belirten Sazcı, “Din derslerinde Alevilik, İslam’ın Anadolu’daki tasavvufi bir yorumu ve tarihte kalmış bir öğe gibi anlatılıyor” ifadelerini kullandı.

    “CEMEVLERİ KÜLTÜREL DEĞİL, İNANÇ MERKEZİDİR”

    Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın yaptığı düzenlemeye tepki gösteren Sazcı, cemevlerinin “kültürel tesis” olarak tanımlanmasının kabul edilemez olduğunu vurguladı.

    “Cemevleri bizim ibadethanelerimizdir. Alevi Bektaşi inancı, devletin ya da yöneticilerin tanımlayacağı bir inanç değildir” diyen Sazcı, Alevi yolunun erkânının sahiplerinin rehberler, pirler, mürşitler ve Alevi toplumu olduğunu belirtti.

    “DEVLETİN BU ALANI TANIMLAMA HAKKI YOK”

    Sazcı, devletin inanç alanına müdahale etmemesi gerektiğini belirterek, “Devletin bu konuyu tartışmaya açma ne hakkı ne de haddi vardır” dedi. İktidarın süreci tepkileri minimize edecek şekilde yönettiğini savunan Sazcı, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı üzerinden yürütülen faaliyetlere de eleştiri getirdi.

    Sazcı, söz konusu kurumun temsilcilerinin cemevlerinde görüşmeler yaparak tepkileri yumuşatmaya çalıştığını öne sürdü. Bu görüşmelerde, mevcut düzenlemenin ileride değişebileceği yönünde ifadeler kullanıldığını aktaran Sazcı, bunun kamuoyunu yatıştırmaya yönelik bir yaklaşım olduğunu söyledi.

    “ASİMİLASYON SÜRECİNDE ARACILAR KULLANILIYOR

    Devletin doğrudan müdahale yerine dolaylı yollarla süreci yürüttüğünü savunan Sazcı, “Kendi ifadeleriyle ‘uzmanlar’ aracılığıyla cemevlerinde faaliyet yürütülüyor. Bu da asimilasyon sürecini kolaylaştıran bir rol oynuyor” dedi.

    Alevi toplumunun taleplerinin açık olduğunu vurgulayan Sazcı, “Bizim talebimiz elektrik, su ya da maddi destek değil. Bu bizim doğuştan gelen ve anayasal bir hakkımızdır. Cemevlerimizin ibadethane olarak tanınmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    Alevi inancının bu topraklarda var olan bir gerçeklik olduğunu belirten Sazcı, “Cemevlerimiz ibadethanedir, kültürel tesis değildir. Bu tartışmaya açık bir konu değildir” dedi.

    Sazcı, yalnızca Alevi kurumlarının değil, tüm sivil toplum örgütlerinin sürece dahil olması gerektiğini belirterek, düzenlemeyi “insan hakkı ihlali” olarak değerlendirdi.

    “Bu süreçte güçlü bir mücadele yürütülmeli. Biz Alevi Bektaşiler olarak temel hakkımız olan statümüzü talep ediyoruz” diyen Sazcı, açıklamasını bu sözlerle tamamladı.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • AKP bunu da yaptı: Cemevi, kreş ve yaşlı bakımevi ile aynı statüde sayıldı!-VİDEO

    AKP bunu da yaptı: Cemevi, kreş ve yaşlı bakımevi ile aynı statüde sayıldı!-VİDEO

    PİRHA- Cemevi AKP tarafından spor tesisi ve kreşle aynı ketegoriye kondu. DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, cemevinin “kültürel tesis” olarak belirlenmesine tepki göstererek, “Bu mantıktan ivedi bir şekilde geri adım atılmalıdır. Cemevleri Alevilerin ibadethanesidir” dedi.

    Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yeni bir yönetmelik hazırlayarak, imar planlarında cemevi yapılarının statüsünü kültürel tesis olarak belirledi. Resmi Gazete’de yayımlanan “Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”te cemevinin “kültürel tesis” olarak belirlenmesinde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’ndan da etkisi olduğunu belirtildi.

    “CEMEVLERİ ALEVİLERİN İBADETHANESİDİR”

    Konuyu Meclis gündemine taşıyan DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, cemevinin “kültürel tesis” olarak belirlenmesine tepki gösterdi. Bakanlığın yayınladığı yönetmelikte cami, mescid, havra, sinegog, kilise, şapelin alt alta sıralandığını vurgulayan Fırat, cemevinin sosyal ve kültürel tesis olarak ilan edildiğine dikkat çekti.

    Yönetmeliğin Aleviler nezdinde kabul edilemez olduğunun altını çizen Fırat, “Bu mantıktan ivedi bir şekilde geri adım atılmalıdır. Cemevleri Alevilerin ibadethanesidir” dedi.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Milletvekili Perihan Koca, Tisan yarımadasındaki rantı Meclis’e taşıdı

    Milletvekili Perihan Koca, Tisan yarımadasındaki rantı Meclis’e taşıdı

    PİRHA- DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, Tisan yarımadasında yapımı süren inşaatlarla ilgili Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na önerge vererek, “Özel koruma bölgelerinin imara açılması ve müteahhitlerin buradan devasa rant elde etmesi bakanlığınızın özel olarak ilgilendiği projeler midir” diye sordu.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mersin Milletvekili Perihan Koca, dünyanın en güzel 13. koyu olarak bilinen Mersin’in Silifke ilçesindeki Tisan Yarımadası’nın büyük bölümüne yapılmakta olan inşaatları TBMM gündemine taşıdı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yanıtlanması istemiyle bir soru önergesi veren Koca, bakanlığa şu soruları yöneltti:

    “1.Hazine arazilerinin satışlarında bakanlığınızın uyguladığı kriter nedir? Bu arazileri alacak tüzel ve gerçek kişiler için uygulanan kriter nedir?

    2.BERN sözleşmesi kapsamında koruma altına alınan ‘Akdeniz foklarının Yaşam ve Üreme’ bölgesi olan Tisan Adası ve kıyıları hangi yasal düzenlemeye dayanarak satışa sunulmuştur?

    3.Özel koruma bölgelerinin imara açılması ve müteahhitlerin buradan devasa rant elde etmesi bakanlığınızın özel olarak ilgilendiği projeler midir?

    4.Bir doğa harikası olarak ifade edilen koyun korunması ile ilgili bakanlığınızın bir çalışması var mıdır?

    5.Bölgede Akdeniz foklarının yaşama ve üreme bölgesi olduğu, tarafı olduğunuz BERN sözleşmesi ile sabit bulanmaktadır. Sözleşme kapsamında bölgedeki doğal yaşamın korunması konusunda bakanlığınızın ne gibi çalışmaları vardır?”

    PİRHA/ ANKARA

  • Çevre Bakanlığı, sızıntı yapan tesisin çevreyi kirletmediğini ileri sürdü

    Çevre Bakanlığı, sızıntı yapan tesisin çevreyi kirletmediğini ileri sürdü

    PİRHA- Mersin’in Karaduvar Mahallesi’nde bulunan petrol tesisinin sızıntı yaparak çevreyi kirlettiği yönündeki soru önergesine cevap veren Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, herhangi bir sızma ve kaçırmanın olmadığını ileri sürdü. DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, “Bakan Bey gelsin, tesisi yerinde görsün. Sızma, koku, patlama tehdidi var mı yok mu” diyerek tepki gösterdi.

    DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca’nın mart ayında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na Akdeniz ilçesi Karaduvar Mahallesi’ndeki petrol ikmal hatlarının yarattığı çevre tahribatı ile ilgili soru önergesine aylar sonra cevap geldi.

    Bakanlık cevabında Karaduvar’daki OPET Petrolcülük A.Ş.’ye ait petrol ikmal ve dolum tesislerinin 28 Mart 2024 tarihinde denetlendiği, herhangi bir koku ve sızıntıya rastlanmadığı ifade edildi.

    Bakanlık, tesisin boru hattı için yetkili mühendislik firması tarafından düzenlenmiş 14.06.2023 tarihli Boru Hattı Hidrostatik Test Raporu’nun olduğu ve söz konusu raporun sonuç bölümünde herhangi bir sızma ve kaçırmanın gözlemlenmediğinin rapora yansıdığı iddia edildi.

    Aynı açıklamada söz konusu tesisin 2028 yılına kadar çalışacağı ifade edildi.

    Bakanlığın cevabı ile ilgili konuşan Milletvekili Perihan Koca, bakanlığın halkla dalga geçtiğini ve şirketlerden yana açık tavır geliştirdiğini söyledi.

    Perihan Koca, “Bakan Bey buyursun gelsin, tesisi yerinde görsün. Sızma, koku, patlama tehdidi var mı yok mu, gelsin kendisi görsün bakalım. Karaduvar halkı yıkıma terk ediliyor” dedi.

    PİRHA/MERSİN

  • Akkuyu NGS’nin kapatılma davasına ret: Ülke felakete sürükleniyor- VİDEO

    Akkuyu NGS’nin kapatılma davasına ret: Ülke felakete sürükleniyor- VİDEO

    PİRHA- Akdeniz’in suyunun ısınmasından kaynaklı Akkuyu Nükleer Santralin kapatılması için açılan dava, Mersin 2’nci İdare Mahkemesi tarafından reddedildi. Avukat İsmail Hakkı Atal, “İklim krizi sürecinde Akdeniz’in nükleeri soğutamayacağı kesin olmasına rağmen, Türkiye Akkuyu’yla koşar adım felakete sürükleniyor” dedi.

    Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri’nin (DAÇE) Akdeniz’in suyunun ısınması sebebiyle Mersin’in Gülnar ilçesinde yapımı devam eden ve Rusya’ya ait olan Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin (NGS) kapatılmasına ilişkin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na dava açmıştı.

    Mersin 2’nci İdare Mahkemesi duruşma kararını tebliğ etti ve ret kararı verdi. Kararda “ÇED raporunda bazı eksiklikler tespit edilmiş ise de bu eksikliklerin raporu sakatlamayacağı ve projenin uygulanmasına engel teşkil etmediği, Akdeniz’in soğutma suyu yeterliliği açısından söz konusu nükleer tesise ilişkin yeniden ÇED raporu alınmasını gerektirir hukuken geçerli yeni bir sebebin bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmış olup, davanın reddine karar verilmiştir” ifadelerine yer verildi.

    “TÜRKİYE AKKUYU İLE FELAKETE SÜRÜKLENİYOR”

    Davayı açan DAÇE gönüllü avukatı İsmail Hakkı Atal, diğer ülkelerde deniz suyu 25 dereceyi geçtiğinde nükleer santral yapımının durdurulduğunu belirterek, Akdeniz’in suyunun 31, buçuk dereceye vardığına dikkat çekti.

    Atal, davanın reddine ilişkin, “AKP’nin yargıyı (Danıştay’ın birkaç dairesi dışında) tamamen emri altına aldığı yeni Türkiye yüzyılında Akkuyu Nükleer Santralinin soğutma suyu davasını AKP’li Mersin 2. İdare Mahkemesi reddetti ve kararı istinaf ettik. İklim krizi sürecinde Akdeniz’in nükleeri soğutamayacağı kesin olmasına rağmen, Türkiye Akkuyu’yla koşar adım felakete sürükleniyor” sözlerini kullandı.

    “HER YÖNÜYLE ZARARLI BİR PROJE”

    Akkuyu Nükleer Santral projesinin her yönüyle ülkeye zararlı olduğunu belirten Atal, şunları söyledi:

    “Akkuyu her an 7 ‘den büyük yıkıcı bir deprem beklenen Kuzey Anadolu Ecemiş fay hattı üzerinde olduğundan bir deprem sonrasında patlamazsa, gelecek yıl 35 dereceyi bulacak Akdeniz su sıcaklığından dolayı patlamazsa, emperyalist Rusya devletinin mülkiyet sahibi ve operatörü olduğu Akkuyu Rusların Türkiye’yi işgali için bir kalkan olarak kullanılmazsa, en iyi ihtimalle Rusya Türkiye’yi 15 yıl boyunca soyacaktır. Zira şu anda yenilenebilir enerjiyi devlet kwh 2,5 centten elektrik satın alırken Akkuyu’dan 15 yıl boyunca kwh 12,5 centten elektrik satın almak zorunda kalacaktır.”

    Başta CHP olmak üzere muhalefet partilerini ve Türkiye Barolar Birliği’ni eleştiren Atal, Akkuyu’ya karşı mücadelelerinin süreceğini vurguladı.

    PİRHA/ MERSİN

  • TTB: Siyanür liçi yöntemi ile yapılan madencilik yasaklansın

    TTB: Siyanür liçi yöntemi ile yapılan madencilik yasaklansın

    PİRHA- TTB, Erzincan İliç’te siyanür liçi yöntemi ile üretim yapılan altın madeninde yaşanan faciaya ilişkin yaptığı açıklamada, Türkiye’de işlenen çevre suçlarının bir insanlık suçu boyutuna geldiğine dikkat çekti. 

    Türk Tabipleri Birliği (TTB), Erzincan İliç’te siyanür liçi yöntemi ile üretim yapılan altın madeninde 21 Haziran 2022 tarihinde meydana gelen siyanür sızıntısı ve Manisa’nın Yunusemre ilçesinde üç fabrikanın siyanür ve sülfürik asit atıklarını bölgedeki sulama kanallarına boşaltmasına dair açıklama yaptı.

    Altın madeninde yaşanan faciaya ilişkin yapılan açıklamada, “Madenin tüm bu aşamalarının doğa ve insan sağlığı için farklı tehditler içerir. Biyolojik çeşitlilik, tatlı su varlığı ve insan sağlığını tehdit edecek derecede toksik bir kimyasal olan ‘siyanürlü liçleme’ kesinlikle yasaklanmalıdır” ifadelerine yer verildi.

    Türkiye’de işlenen çevre suçlarının bir insanlık suçu boyutuna geldiğini gösterdiğinin altı çizilen açıklamada, şunlara yer verildi:

    “Ülkemizde, 1990’lardan bu yana her yıl, artan sayılarda düşük tenörlü altın madeni, “siyanür liçi” yöntemi ile çalıştırılmaktadır. Bu madenler sadece cevherin çıkarıldığı maden işletmeleri değil; çıkarılan ve kırma işlemine tutulan cevherin siyanür liçi yöntemi ile işlendiği, elde edilen eriyikteki altın ve gümüşün kazanıldığı ve geride kalan ağır metallerden zengin tehlikeli atıkların depolandığı birer endüstriyel tesistir. Çıkarılan cevher, kırma işleminden sonra kapalı tank içinde veya açık alanda yığın liçi olmak üzere iki temel yöntem kullanılarak siyanür ile işlemden geçirilmektedir. Başta Erzincan İliç ilçesindeki altın madeninde olmak üzere yığın liçi uygulanan altın madeni işletmelerinde, cevher 3 ile 15 metre kalınlıkta hazırlanarak üzerine %0,05-0,1’lik NaCN çözeltisi verilmektedir. Yığının dibinden toplanan çözeltideki altın ve gümüş rafine edilerek kazanılırken, bölgenin mineralojik yapısına bağlı olarak cevherde bulunan bakır (Cu), çinko (Zn), nikel (Ni), demir (Fe) ve kobalt (Co) gibi metalleri içeren mineraller de çözünerek, çeşitli siyanür-metal komplekslerini oluşturmaktadır. Oluşan bu kompleksleri içeren atık siyanür çözeltileri ise bu işlemin sonunda atık havuzlarında toplanmaktadır. Bu atıklar çevre açısından çok tehlikelidir. Atık havuzunda oluşabilecek herhangi bir yıkılma, deprem gibi afetlerle zarar görme veya atık havuzu altında geçirgenliği ortadan kaldırmak için kullanılan geomembran tabakanın delinmesi veya yırtılması sonucu doğaya karışması ile yer altı ve yer üstü su kaynakları, toprak ve hava kirlenmektedir.

    11 ÇEVRE FELAKETİ

    Dünyada; 1971-2015 yılları arasında siyanür liçi yöntemi ile çalışan altın madenlerinin neden olduğu 11 büyük çevre felaketi yaşanmıştır. Bu felaketler sonucu siyanürlü atıkların karıştığı göl ve nehirlerde yaygın balık ölümleri gerçekleşmiş, tarım alanları ise siyanür bileşikleri ve ağır metallerle kirlenmiştir. Atık havuzlarından sızıntı, başlangıçta yüksek siyanür derişimleri bozuluncaya kadar, akarsu ve göllerde balıkların, kuşların ve diğer canlıların ölümlerine neden olurken; yayılan ve yeraltı, yerüstü su kaynaklarını kirleten ağır metal bileşikleri de tarım ve hayvancılık yolu ile besin zincirine girerek insanlara ulaşmakta ve zaman içinde ortaya çıkan sağlık sorunlarına neden olmaktadır. Ağır metaller; düşük derişimlerde bile toksik etki gösterebilen elementlerdir. Ağır metaller insanlar tarafından ağız, solunum ve deri yolu ile alınır ve çoğu boşaltım yolları ile (böbrek, karaciğer, barsak, akciğer, deri) atılamazlar. Bu nedenle ağır metallerin büyük bir bölümü, organizmada birikirler. Birikim sonucu, yoğunlaşan bu metaller, etkili dozlara ulaştıklarında; endokrin hastalıklar, nörolojik hastalıklar, kanserler, otizm gibi ciddi hastalıklara neden olabilirler.

    Bugün Erzincan’ın İliç ilçesinde bulunan altın madeninde yaşananlar ülkemiz için bir ilk değildir. 2011 yılında Kütahya’da; geçtiğimiz yıl Giresun Şebinkarahisar’da, Gördes’te yaşanan, birkaç gün önce Manisa’nın Yunusemre ilçesinde meydana gelen ve “kaza” diye nitelenen olaylarda; ağır metallerden zengin büyük miktarda atığın, atık havuzlarından çevreye yayıldığı unutulmamıştır.

    “YÜKSEK KAR İÇİN CANLI YAŞAMI HİÇE SAYILIYOR”

    Üst üste gelen bu olaylar kapitalist sistemin doğayı daha yüksek kâr için sömürüsünün ve canlı yaşamını hiçe saymasının sonucudur. Ülkemizde siyanür liçi yöntemi ile çalışan altın madenlerinin neden olduğu ekosistem yıkımları, bu yönüyle de değerlendirilmelidir.

    Erzincan’ın İliç ilçesindeki altın madeninde, 21 Haziran 2022 gecesi liç yığınlarına siyanür taşıyan borunun kırılarak (veya başka bir şekilde), toprağa en az üç saat süren siyanür akışının da eğim nedeniyle akarsuya erişme olasılığı çok yüksektir. Basına yansıdığı kadarıyla kolluk güçleri tarafından yerinde yapılan değerlendirmede, 20 ton siyanür içeren sıvının taşıma borusundan dışarı aktığının raporlara yansıdığı anlaşılmaktadır. Siyanür toprakta bileşik halde bulunan ağır metallerin yapısını bozarak element formuna dönüştürüp ve yeni siyanür bileşikleri oluşturacak ve bunlar da akarsuya taşınacaktır. Sürecin sonrasındaki olay ise bu toksik kimyasalların Fırat nehri tarafından taşınarak etkinin yaygınlaştırılmasıdır. Bu olayın boyutları, yayılımın nerelere ulaştığı bağımsız kurumlar tarafından alınacak örneklerin analizi ile ortaya konabilecektir. Akarsuya karışan toksik kimyasalların akarsu ekosisteminde çok büyük tahribata neden olacağı, yörenin yüzey ve yer altı su kaynaklarının kirlenmesine neden olacağı, yörede besin döngüsüne katılacağı (tatlı su balıklarının, sulama nedeniyle tarımsal ürünlerin yapısına girerek), bunun da yörede halk sağlığını olumsuz etkileyeceği açıktır.

    Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, yaptığı açıklama ile Erzincan İliç’teki altın madeninin faaliyetlerini “bölgede yapılan analiz sonuçları” çıkıncaya kadar durdurulduğunu açıklamıştır. Bugüne kadar bakanlığın bu izlemleri yapmaması ve yaşanan olaydan sonra kamuoyu tepkisi ortaya çıkıncaya kadar sessiz kalması büyük bir yanlıştır. Bölgede gerçek durumun kamuoyu ile paylaşılabilmesi açısından Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yapılan çalışmalara, ilgili meslek odaları temsilcilerinin de katılması şarttır.

    Çöpler Altın Madeni İşletmesi’nin acilen kapatılması, atık baraj gölünde biriken binlerce ton tehlikeli atığın, liç yığınlarının, pasa dağlarının bilimsel yöntemlerle zararsız hale getirilmesinin en kısa zamanda sağlanması gereklidir.

    Kuşkusuz ülkemizde aynı tehlikeleri içeren diğer altın madeni işletmelerinde de benzer önlemlerin alınarak olası ekosistem yıkımlarının önlenmesi gereklidir.

    Ülkemizi yönetenleri; tüm canlıların yaşamına ve ekosistemlere saygılı olmaya, ülkemizde siyanür liçi yöntemi ile madenciliği yasaklamaya davet ediyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Siyanür borusu patlayan altın madeninin faaliyetleri durduruldu

    Siyanür borusu patlayan altın madeninin faaliyetleri durduruldu

    PİRHA-Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından, Erzincan’ın İliç ilçesinde bulunan altın madeni işletmesinin faaliyeti geçici süreyle durduruldu.

    Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Erzincan’ın İliç ilçesinde bulunan altın madeni işletmesinin faaliyetini çevreye sızan siyanür nedeniyle durdurdu.

    Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, “Erzincan İliç’te boru hatlarındaki arıza nedeniyle çevre kirliliğine neden olan altın madeninin faaliyetini durduruyoruz. İlave çevresel iyileştirme çalışmalarının tamamlandığı Bakanlığımız denetim ekiplerince tespit edilene kadar tesisin çalışmasına izin verilmeyecek” denildi.

    PİRHA/ERZİNCAN