Etiket: şehriban metin

  • Madımak’ta katledilen Handan Metin’in babası Sadık Metin Hakk’a uğurlandı-VİDEO

    Madımak’ta katledilen Handan Metin’in babası Sadık Metin Hakk’a uğurlandı-VİDEO

    PİRHA- Madımak Katliamı’nda kızı Handan Metin’i kaybeden ve yıllardır adalet mücadelesini sürdüren Sadık Metin, Batıkent Pir Sultan Abdal Cemevi’nden Hakk’a uğurlandı. Metin, Sivas Divriği’de toprağa sırlanacak. 

    2 Temmuz 1993 yılında Pir Sultan Abdal’ı anmak için gittikleri Sivas’ta radikal dinci, faşist kalabalık tarafından yakılarak katledilen 33 candan Handan Metin’in babası Sadık Metin Batıkent Pir Sultan Abdal Cemevi’nden Hakk’a uğurlandı. Metin, toprağa sırlanmak üzere 22.00’de Sivas Divriği’ye götürülecek.

    Sadık Metin’in Hakk’a uğurlama erkanına Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe, Madımak aileleri, DAD Ankara Şubesi yönetimi, çok sayıda Alevi kurum ve siyasi parti temsilcileri ile birlikte çok sayıda seveni katıldı.

    Hakan Erol Dede’nin yürüttüğü erkanda ayrıca nefesler ve deyişler seslendirildi.

    “BÜYÜK BİR AZİMLE MÜCADEYE DEVAM ETTİ”

    Sadık Metin’in yeğeni Müslüm Metin, tarifi olmayan bir acı yaşandığının altını çizerek, “Amcam çok beyefendi bir adamdı. Ailemiz adına gelen herkese teşekkür ediyorum. Handan’ına kavuştu, 33 canına kavuştu” diye konuştu.

    Sadık Metin’in kızı Şehriban Metin, “Babam için buradayız” diyerek, “Babam bir gün bana bütün dünya Alevi olacak demişti. Bütün dünya adaletten yana olacak demişti. Biz de onunla mücadelenin içerisinde olmaya çalıştık. Babam mücadeleye büyük bir azim ile devam etti. Bu son salıvermelerden sonra bedeniniz ve ruhunuz artık direnemiyor” ifadelerini kullandı.

    “BİR HAFIZAYI UĞURLUYORUZ”

    Metin’in oğlu Doğan Metin, “Bugün burada büyük bir acıyı paylaşmak için toplandık. O sadece bir baba, bir dost, bir eş değil. Bir şair, bir sanatçıydı. Bugün onu uğurlarken sadece bir insanı değil bir hafızayı, bir sanatı uğurluyoruz” dedi.

    “AİLELERİN HAKLARI GASP EDİLMİŞ DURUMDA”

    Madımak ailelerinden Hüseyin Karababa ise Anayasa Mahkemesi’nin haklarını gasp ettiğini belirterek, “Üst üste dava arkadaşlarımı kaybediyoruz. 11 yıldır Anayasa Mahkemesi’nde duran bir davamız var. Ailelerin hakları gasp edilmiş durumda. Bu insanlar davalarının sonuçlarını görmeleri gerekiyordu. Devlet bize bu son salınmalarla savaş açtı. Anayasa Mahkemesi bizim haklarimizi gasp etti” diye konuştu.

    Erkânın ardından lokmalar pay edildi.

    PİRHA/ANKARA

  • PSAKD’den Madımak’ta katledilen 33 canın anmalarına katılım çağrısı-VİDEO

    PSAKD’den Madımak’ta katledilen 33 canın anmalarına katılım çağrısı-VİDEO

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), 2 Temmuz Madımak Katliamı anma ve etkinliklere katılım çağrısı yaparak, “Vahşi katliamın üzerinden 31 yıl geçti. Acımız ilk günkü kadar taze, öfkemiz ise her geçen gün katlanarak büyüyor. Madımak Katliamı insanlığa karşı işlenmiş zamansız suçlardan biridir ve insanlığa karşı işlenen suçlarda zamanaşımı olamaz” dedi. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) yaklaşan 2 Temmuz Madımak/Sivas Katliamı yıldönümü öncesinde Mülkiyeliler Birliği’nde basın açıklaması yaptı.

    Açıklamaya Sivas Katliamı’nda hayatını kaybedenlerin aileleri, Alevi kurumlarının temsilcileri, katliam davasının avukatlarıyla demokratik kitle örgütleri katıldı. Açıklama öncesi Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenler için saygı duruşu yapıldı.

    Basın açıklamasını PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe okudu.

    “MADIMAK KATLİAMI İNSANLIĞA KARŞI İŞLENMİŞ ZAMANSIZ SUÇLARDAN BİRİDİR”

    2 Temmuz Sivas Madımak Katliamı’nın insanlık tarihinin en korkunç katliamlardan biri olduğunu belirten Cuma Erçe, “Bu topraklarda direncin simgesi ve Alevi inancının temel direklerinden biri olan Pirimiz Pir Sultan Abdal’ı anma etkinliklerinin dördüncüsünün düzenlendiği Sivas’ta, semah dönen gençlerimiz, yazarlarımız, sanatçılarımız, aydınlarımız, 33 canımız yani aydınlık geleceğimiz, 2 Temmuz 1993 Cuma günü, Madımak Otelinde vahşice katledildi. Bu vahşi katliamın üzerinden 31 yıl geçti. Acımız ilk günkü kadar taze, öfkemiz ise her geçen gün katlanarak büyüyor. Otuz bir yıl boyunca demokrasiyi, laikliği, Cumhuriyeti, çağdaş değerleri ve Anadolu halklarının bir arada yaşama arzusunu hançerlemeyi hedef alan bu katliamın hesabı verilmemiş, adalet sağlanmamıştır. Sivas’ta katledilen 33 canımızın aileleri, dostları ile derneğimizin 31 yıldır yürüttüğü adalet mücadelesi bir karşılık bulmadı. 31 yıllık hukuk mücadelesinde adeta ailelerimiz, Alevi örgütleri ve vicdanlar yargılanmıştır. Bu süreç içerisinde yaşam mücadelesi veren devrimci hasta tutsaklar ölüme terk edilirken, Ahmet Turan Kılıç, Hayrettin Gül gibi Madımak katilleri affedildi. Firari üç sanık Murat Sonkur, Eren Ceylan ve Murat Karataş hakkında devam eden son dava da 30.  yılında zaman aşımına uğratıldı. Madımak Katliamı bir Alevi katliamıdır ve başta ailelerimiz olmak üzere Pir Sultan Abdal örgütlülüğümüz ve tüm Aleviler olarak bu mahkeme kararını tanımıyoruz. Herkes bilmelidir ki Madımak Katliamı insanlığa karşı işlenmiş zamansız suçlardan biridir ve insanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımı olamaz” dedi.

    “ÜLKE SARAYDAN VE YASA, HUKUK TANIMAYAN TEK ADAM TARAFINDAN YÖNETİLİYOR”

    2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas’ta devletin gözetiminde gerici, şeriatçı ve faşist bir güruh tarafından gerçekleştirilen katliam sırasında atılan sloganları hatırlatan Erçe, “Ne demişlerdi: Yaşasın Şeriat, Kahrolsun Laiklik. Cumhuriyet burada kuruldu, burada yıkılacak. İslamın ordusu, kafirlerin korkusu…
    Peki bugün hangi noktadayız? Demokrasiden, laiklikten, Cumhuriyet rejiminden eser kalmamış. Ülke saraydan ve yasa, hukuk tanımayan tek adam tarafından yönetiliyor. Yaşamın her alanı dinselleştirilmeye çalışılıyor. Güçler ayrılığı ve halk iradesi neredeyse tamamen ortadan kalkmış, parlamento işlevini yitirmiş, kendi yazdıkları yasalar ve anayasa ayaklar altına alınmış durumda. Anayasa mahkemesi ve AİHM kararları dikkate bile alınmıyor, seçilmiş milletvekilleri ve belediye başkanları hapistedir. Eğitim ve eğitim kurumları tümü ile tarikat ve cemaatlerin kontrolüne terk edilmiştir. Gerici, tekçi bir müfredat ve akıldan, bilimden uzak bir eğitim sistemi ile karşı karşıyayız. İfade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü ortadan kaldırılmak istenmekte ve ceberut (acımasız) devlet anlayışı, baskıyı ve şiddeti her geçen gün artırmaktadır. Cezaevleri, demokrasi, emek, barış, hak ve hakikat mücadelesi verenlerle doldurulmuş durumdadır. Binlerce canımız düşüncelerinden dolayı içeride tutsaktır. Muhalefet edenler gözaltı ve tutuklama terörü ile karşılaşmakta, uyduruk gerekçelerle hakkında dava açılanlar hukukla açıklanamayacak ağır cezalarla cezalandırılmaktadır. Gezi ve Kobane davaları başta olmak üzere onlarca dava ve en son 1 Mayıs tutukluları buna verilebilecek en önemli örnektir” diye belirtti.

    “GERİCİLİKTEN VE IRKÇILIKTAN BESLENENLER ÜLKEYİ KAOSA SÜRÜKLEMEKTEDİR”

    Cuma Erçe açıklamasında “Sivas ile yüzleşmekten bilerek ve isteyerek kaçan dünün ve bugünün siyasal iktidarları, 2 Temmuz 1993 tarihinden bu yana daha birçok yüzleşilmesi gereken katliamın yaşanmasının sorumluları olmuştur” diyerek şöyle devam etti:

    “Sivas Madımak Katliamı, bugünkü siyasal iktidarın ve şeriatçı faşist politikaların önündeki engelleri temizlemeyi amaçlayan bir katliamdır. Halkın iradesini tanımayan ve her şeyi din ve onun kanunları ile açıklayan bu iktidar, ülkeyi derin bir ekonomik krize sürüklemiştir. Katliamlarla yüzleşmekten ve insani ve demokratik taleplerimizi görmezden gelen AKP/MHP koalisyonu seçilmiş belediye başkanları yerine kayyum atayarak, sandıklara darbe yapıyor. Madımak otelini utanç müzesi yapmamak için direnen AKP/MHP ortaklığı, işçilerimizin maden sahalarında daha fazla rant ve kar uğruna katledilmesine göz yumuyor. Dersim, Koçgiri, Zini Gediği, Sivas, Maraş, Çorum, Gazi, Gezi, Suruç, 10 Ekim Ankara Gar başta olmak üzere yaşanmış katliamların bütün yönleri ile açığa çıkarılması ve gerçek sorumlularının açıklanması talebimize kulağını kapatan AKP/MHP iktidar bloku “dindar, kindar ve itaatkâr bir neslin yetişmesi için özel programlar, projeler hazırlıyor ve yarının katliamcılarını yetiştirecek cemaat ve tarikatlarla protokoller imzalamaya devam ediyor.
    Gericilikten ve ırkçılıktan beslenenler halkımızı kutuplaştırmaya, ayrımcı politikalarla toplumu bölmeye, haksız ve hukuksuz uygulamalarıyla da ülkeyi içinden çıkılması güç bir kaosa sürüklemektedir.”

    “MÜCADELENİN EN BÜYÜK BULUŞMA NOKTASI 2 TEMMUZDUR”

    Sivas Madımak Katliamı’nı unutmayacaklarını belirten Erçe, yapılacak anma etkinlikleri olduğunu belirterek, “Yaşadığımız onlarca sorun, derin yoksulluk, derin kriz, buna bağlı olarak gelişen umutsuzluk, çaresizlik, işsizlik, açlık, intiharlar ne kadar olumsuzluk var ise hepsinin ana nedeni olan tekçi, katliamcı, Türk, İslam ve Erkek egemen sistem ve bu sistemin yürütücüsü siyasal iktidardır. Artarak devam eden kadın cinayetleri bu iktidar anlayışının eseridir. Bu iktidara ve maruz kaldığımız anti demokratik uygulamalara karşı birleşmek zorundayız. Faşist ve şeriatçı bir abluka altında yaşamak istemiyor isek laik ve demokratik bir Cumhuriyet için ortak mücadele etmeliyiz. Bu mücadelenin en büyük buluşma noktalarından biri 2 Temmuzdur. 2 Temmuz’da yine var gücümüz ile Sivas Madımak Oteli önünde olacağız. Ayrıca, Ankara Tandoğan Meydanı başta olmak üzere ülkenin dört bir yanında alanlara çıkacağız. Hem, turnaların kanadında göğe yükselen 33 canımızı anacağız, hem de bu tekçi, ırkçı, inkarcı iktidara karşı taleplerimizi haykıracağız. Halkımızı, emekten, barıştan, demokrasiden, özgürlüklerden yana olan bütün kurumları çağrımıza destek vermeye ve alanlarda kol kola mücadele etmeye çağırıyoruz” dedi.

    “KARAR DEVLETİN ALEVİLERE NASIL BAKTIĞINI GÖSTERİYOR”

    Avukat Şenal Sarıhan da “Bu olay insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. Sanıklar bu cezaları çekmediler. İtirazlarımıza rağmen zaman aşımı kararı verdiler. Devletin dini olacaksa bu adalet olmalı. Davada verilen mücadeleyi çok değerli buluyorum” diye konuştu.

    Katliamda yaşamını yitiren Handan Metin’in ablası Şehriban Metin de “Davada verilen karar; devletin Alevilere, bizlere, demokrasiye nasıl baktığını gösterir. Sivas Katliamı aydınlatıldığı zaman Anadolu yaşanılacak bir yer olacak. Sivas’ta kaybettiğimiz bütün canları özlem ile anıyorum” dedi.

    PSAKD Genel Sekreteri İsmail Ateş ise Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı çok sert bir şekilde üzerimize geliyor. Yüzyılın belki bin yılın en büyük katliamlarından biridir. Kendisine insanım diyen herkes lütfen hem Sivas’taki hem Ankara’daki anmalara destek olsunlar” diyerek çağrıda bulundu.

    PİRHA/ANKARA

  • PSAKD’liler, Sivas’ta katledilenleri Ankara’daki anıt mezarda andı-VİDEO

    PSAKD’liler, Sivas’ta katledilenleri Ankara’daki anıt mezarda andı-VİDEO

    PİRHA – PSAKD, Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren 33 kişiyi, Ankara Karşıyaka Mezarlığı’nda ki anıt mezarda andı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Madımak Oteli’nde katledilen 33 canı, Ankara Karşıyaka Anıt Mezarlığı’nda andı.

    Anmaya PSAKD Yenimahalle, Mamak, Batıkent şubeleri, şehit aileleri ile Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Ankara İl Başkanı Ali Hikmet Akıllı ve il yöneticileri katıldı.

    Karşıyaka Mezarlığı 1. Kapı’da toplanan kitle, Anıt Mezara kadar yürüyüş yaptı. Yapılan anmada ‘Madımak utanç müzesi olacak’ pankartı açılırken sık sık, ‘Sivas’ı unutma unutturma’, ‘Sivas’ın ışığı sönmeyecek’, ‘Sivas Katliamı’nın hesabını soracağız’, ‘Sivas’ı yakanalar AKP’yi kuranlar’ sloganları atıldı.

    Anıt mezar önünde yapılan anmanın sunumunu PSAKD yöneticilerinden Ezgi Türkyılmaz yaptı. Anma katliamda yaşamını yitirenler için saygı duruşu yapılmasıyla başladı. Saygı duruşu sırasında katledilenlerin öz geçmişleri okunarak, ‘Yaşıyor’ diye seslenildi.

    Türkyılmaz yaptığı konuşmada, Sivas Katliamı’nın hala aydınlatılmadığına ve adaletin yerini bulmadığına dikkat çekerek, katliamı gerçekleştirenlerle bir gün mutlaka hesaplaşılacağını dile getirdi.

    “BİR GÜN BU DEVLET BURADA DİZ ÇÖKÜP ALEVİLERDEN ÖZÜR DİLEYECEK”

    Anmada PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe ilk olarak söz aldı. Erçe konuşmasında, “Anaların öfkesi katilleri boğacak. Size söz veriyoruz mutlaka bir gün bu devlet buraya gelecek diz çökecek ve özür dileyecek. Belki biz göremeyiz ama buna inanın. Bizlerden mazlumlardan özür dileyecek. Aşkı niyazlarımı sunuyorum” dedi.

    PSAKD Ankara Şube Başkanı Cansu Erice ise, “29. Yılında bugün yine şehitlerimizin yanı başındayız. Asla unutturmayacağız. 30. Yıla giderken yineliyoruz. Bu davayı mahşere bırakmayacağız. Katiller bir gün hesabını verecek bunun. Anıları mücadelemize ışık olacak. Biz gençler bu mücadeleyi nesilden nesile aktaracağız” diye konuştu.

    Katliamda yaşamını yitiren Handan Metin’in kardeşi Şehriban Metin söz alarak, “29 yıldır buraya geliyoruz. Geçen zamana inanamıyorum. Anıları önünde sonsuz saygı ile eğiliyorum. Onlar çağımızın Pir Sultan’ı. Katillerden hesap sorana kadar mücadele etmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    Konuşmaların ardından mezarlıklara karanfiller bırakılarak anma sonlandırıldı.

    PİRHA/ANKARA

  • Sivas Katliamı’nda kardeşlerini kaybettiler: 2 Temmuz öncesinde bizleri hep bir sancı alır-VİDEO

    Sivas Katliamı’nda kardeşlerini kaybettiler: 2 Temmuz öncesinde bizleri hep bir sancı alır-VİDEO

    PİRHA-Sivas Katliamı’nın 28. yılında Madımak Oteli’nde yaşamını yitirenlerin yakınları Şehriban Metin ve Aynur Atay, PİRHA’ya konuştu. “Bizleri 2 Temmuz öncesinde hep bir sancı alır” diyen Metin ve Atay, Sivas Katliamı’nın aydınlatılmadan Türkiye’nin de demokratikleşemeyeceğine vurgu yaptılar. 

    33 aydın, yazar ve sanatçının, semah dönen çocukların ve gençlerin katledildiği Sivas Katliamı’nın 28. yıldönümünde k katliamda yaşamını yitiren Handan Metin’in ablası Şehriban Metin ve Mehmet Atay’ın ablası Aynur Atay duygularını PİRHA ile paylaştı.

    Madımak Oteli’nde yaşamını yitirenlerin yakınlarından Şehriban Metin, kardeşi Handan Metin’in öldürüldüğü süreçte ODTÜ öğrencisi olduğunu belirtti. Metin, yaşanan kayıplar sonrasında ise adaletin işletilmediğini belirterek, “Zanlılar hiçbir ceza çekmeden yurtdışında konforlu bir şekilde yaşıyorlar. Maalesef katliamın perde arkası açığa çıkarılamadı” dedi.

    “SİVAS AYDINLATILMADAN TÜRKİYE AYDINLATILAMAYACAK”

    Şehriban Metin, Sivas Katliamı dosyasının aydınlatılmadan ülkede gerçek bir adaletin mümkün olmayacağını ifade ederek şunları söyledi:

    “Her sene kameralar bize çevrildiğinde ‘bu sene yeni ne söyleyebiliriz?’ diye düşünüyorum. Çünkü 28 yıldır bu kanayan yara hiçbir şekilde azalmadı, hafiflemedi. Çünkü aydınlık bir dünya için seçkin insanlar, Sivas Katliamı’nda yok edildikten sonra Türkiye’de hiçbir şey aydınlığın önünü açacak şekilde ilerlemedi, gelişmedi. Ondan sonra bizleri çok üzen, yaralayan, bizim de peşine düştüğümüz pek çok acı yaşandı ve halen de yaşanıyor. Ne demokrasi ne adalet ne de gelecek güzel günlere olan özlemimizin hiçbirini sağlayamadık.

    Kardeşim, sadece Pir Sultan Abdal’ı anmak için Sivas’a gitmişti. 28 yıldır süren davadan hiçbir sonuç alamadık. Çünkü biz, bu işin tertipli ve planlı olduğunu biliyoruz. Ama onu açığa çıkaramadık.

    Şu anda ağırlaştırılmış müebbet ile yargılanan yaklaşık 12 zanlı, yurtdışında. Ve Türkiye’de pek çok talebimiz olmasına rağmen herhangi bir girişim yapılmadı. Zanlılar, hiçbir ceza çekmeden yurtdışında konforlu bir şekilde yaşıyorlar. Maalesef katliamın perde arkası açığa çıkarılamadı. Dolayısı ile davada halen pek çok soru işareti var. İnanıyorum ki Sivas çözülmüş olsaydı ondan sonraki süreç daha yaşanılabilir bir Türkiye için uygun olurdu. Özellikle bugün yaşadıklarımız sonucunda durup Sivas’ı bir kez daha düşünmekte olağanüstü fayda var. Yani Sivas aydınlatılmadan Türkiye aydınlatılamayacak. Sivas’ın aydınlatılması için Sivas’ın unutulmaması gerekiyor.”

    “ADALET DUYGUMUZ YARALANDI”

    Abla Şehriban Metin, Sivas Katliamı sanıklarından İhsan Çakmak’ın uzun yıllar İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde çalışmış olmasına da değinerek şöyle devam etti:

    “Bu tür haberleri pek çok kez duyduk. Hapisteyken evlenen, belediyelerde çalışan, çocuğunun adını ‘Hizbullah’ koyan, arandığı halde bulunamayan ama Sivas’ta evinde ölen, bakan veya milletvekili olan ve daha pek çoğunu duyduk. İnanılmaz derecede adalet duygumuzu yaralayan, acı ve öfkenizi arttıran haberler bunlar. Hepsi, başından beri bildiğimiz olaylar. Büyük bir örgütlenme ve güç birliği olmadan da gün ışığına çıkarılamayacak şeyler…”

    Şehriban Metin, “2 Temmuz’da Sivas’ta olacak mısınız?” sorusuna ise “Annem bir süredir rahatsız ve yoğun bakımda. Sağlık sorunlarının oluşmasındaki neden; bizleri 2 Temmuz öncesinde hep bir sancı alır. Sivas’a gitmeyi çok istiyorum. Her yıl da gidiyorum. Bu yıl da yine gideceğim” yanıtını verdi.

    “BU ÖZLEM GİTGİDE ARTIYOR”

    Katliamda yaşamını yitiren Mehmet Atay‘ın ablası Aynur Atay da katliamı yapanların, iktidar tarafınca korunduğuna işaret etti. Atay, “Sivas’ın yangını halen sürüyor” diyerek duygularını şu cümlelerle anlattı:

    “33 kişiyi katleden zihniyet, maalesef bizi yönetiyor. Gün gibi açık, her şeyi de biliyoruz. Bu katliamın organize bir şekilde yapıldığını herkes biliyor. Devletin yardımıyla bu katliamın yapıldığını biliyoruz. Katliam yapılmadan günler önce Sivas’a dışarıdan gelen yabancı insanlar, otelin karşısına yığılan taşlar… Bütün bunlar olayın organize olduğunu gösteriyor. Zaten uzun yıllardır devletin, o şenliğe nasıl oldu da izin verdiğine halen takılıyor, anlayamıyorum.

    Maalesef 28 yıldır bizlerin canı yanıyor. Ama arkamızda binlerce insan olduğu için bu acıyı çok daha paylaşarak yaşadık. Bu da bizi rahatlattı. İyi ki duyarlı insanlarımızla beraberiz. Yıllar geçse de yitirdiklerimizi özlüyoruz ve bu özlem gitgide artıyor.”

    “DEVLET YİNE GÖZ YUMUYOR”

    Aynur Atay Sivas sanıklarından İhsan Çakmak’ın İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde uzun yıllardır çalışıyor olduğunu öğrendikten sonra çok üzüldüğünü de ifade ederek şunları söyledi:

    “İşte yine devlet göz yumuyor. CHP’li belediye geldikten hemen sonra bu kişi hakkında işlem yapmalıydı. Ancak yine oluşan tepkilerden sonra işten çıkarma yapılmış” dedi.

    “SADECE BİR YIL GİTMEYE CESARET EDEBİLDİM”

    Atay, bu yıl Sivas’ta anmada olamayacağını da belirterek şunları kaydetti:

    “Zaten ben sadece bir yıl gitmeye cesaret edebildim. Duygusal olarak o oteli görmeye yıllarca cesaret edemedim. Bir kere gittim ve çok acıydı. Dayanmak çok zor. Ben ablayım ama o annelerin otelin içerisine girdiklerindeki duygularını Ankara’dan hep yürekten hissettik. Bizler de hep ‘Ankara’da olalım ve buradaki mitingi, anmayı büyütelim’ diye düşündük ama asıl gitmeme sebebim o acı yeri görmeye cesaret edemememdi. Bu yıl da yine gidemeyeceğim ama gönlümüz hep orada.”

    Eren GÜVEN/ANKARA