Etiket: şehriban mutluer

  • Antalya’da Muharrem lokması: Kerbela’nın hak ve adalet çağrısı yaşatılıyor-VİDEO

    Antalya’da Muharrem lokması: Kerbela’nın hak ve adalet çağrısı yaşatılıyor-VİDEO

    PİRHA- Muharrem ayında Yas-ı Kerbela orucunu sürdüren Aleviler, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şubesi Konuksever Cemevi’nde bir araya gelerek lokmalarını paylaştı. Arzuman Ocağı evlatlarından Yol Yürütücüsü Ana Şehriban Mutluer, “Kerbela mazlumun zalime karşı gösterdiği direncin, haklının haksıza karşı verdiği mücadelenin adıdır” dedi.

    Muharrem ayında Yas-ı Kerbela orucunu tutan Aleviler, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şubesi Konuksever Cemevi’nde bir araya gelerek oruçlarını açtı ve lokmalarını paylaştı.

    Lokmalar paylaşılmadan önce Denizcan Yener ve Taylan Doğan’ın seslendirdiği deyişler dinlendi. Ardından Arzuman Ocağı evlatlarından Yol Yürütücüsü Ana Şehriban Mutluer bir konuşma yaptı.

    “KERBELA SOYLU BİR DİRENİŞİN ÖYKÜSÜDÜR”

    Kerbela’nın yalnızca tarihsel bir olay olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Mutluer, “Kerbela soylu bir direnişin öyküsüdür. Mazlumun zalime karşı gösterdiği direnç, haklının haksıza karşı verdiği mücadele, azim ve kararlılıktır” dedi.

    Kerbela’nın günümüzde de farklı biçimlerde sürdüğünü ifade eden Mutluer, şunları söyledi:

    “Bir yanda Yezit, bir yanda da Yezit’in nimetleri için ikrarından dönenler var. Kaybedeceğini bilse de ikrarından dönmeyip ser verip sır vermeyenler de var. Kerbela yaşanmış ve bitmiş bir olay değildir. Kerbelalar hala devam ediyor.”

    “İMAM HÜSEYİN’LE BİRLİKTE KAYBETTİĞİMİZ DEĞERLERE AĞLIYORUZ”

    Alevilerin Muharrem ayında tuttuğu yası ve matem anlayışını anlatan Mutluer, “Bizler İmam Hüseyin aşkına ne kadar gözyaşı döksek, ne kadar ağlasak azdır. Ağlamamızın tek sebebi İmam Hüseyin’in yalnız kalışı değildir; ona olan vefa borcumuzdur. Biz Hüseyin’le birlikte kaybettiğimiz değerlere ağlıyoruz” diye konuştu.

    Matemin Kerbela acısının ve yasının ifadesi olduğunu vurgulayan Mutluer, “Bizler her yıl Muharrem ayında İmam Hüseyin’i katledenlere lanet, Kerbela şehitlerine rahmet diliyoruz. İmam Hüseyin sevginin, muhabbetin, dostluğun ve kardeşliğin sembolü; iyiliğin, doğruluğun, dürüstlüğün, hakkın, hukukun ve adaletin simgesidir” dedi.

    İmam Hüseyin’e verilen ikrarın sürdüğünü belirten Mutluer, bu yolun devam edeceğini ifade ederek konuşmasını tamamladı.

    Konuşmaların ardından okunan lokma gülbengiyle lokmalar pay edildi ve Muharrem oruçları açıldı.

    PİRHA/ANTALYA

     

  • AKD Antalya Şube Zeytinköy Cemevi’nde Hızır Cemi yürütüldü!-VİDEO

    AKD Antalya Şube Zeytinköy Cemevi’nde Hızır Cemi yürütüldü!-VİDEO

    PİRHA – Alevi Kültür Derneği Antalya Şube’ye bağlı Zeytinköy Cemevi’nde Hızır Cemi yürütüldü. Cem erkânında, dünyanın farklı coğrafyalarında yaşanan savaş ve katliamlara dikkat çekilerek, “Nerede olursa olsun insanlara, doğaya ve tüm canlılara yönelik baskı ve katliamlara karşı durmak Alevi yolunun gereğidir” vurgusu yapıldı.

    Cemi, Arzuman Ocağı evladı Ana Şehriban Mutluer ile Üryan Hızır Ocağı evladı Kenan Akbaba yürüttü. Derviş Cemal Ocağı evladı Kazım Uçarcan, Hıdır Abdal Ocağı dedelerinden Hüsamettin Işık, Ala Talu, Ersin Genç ve Efe Güldaş zakirlik hizmetini yerine getirdi. Çok sayıda yurttaşın katıldığı cem, deyişler ve semahlarla sürdü.

    “KATLİAMLARA KARŞI DUYARLI OLMALIYIZ”

    Alevi Kültür Dernekleri Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan, konuşmasında güncel gelişmelere değinerek şunları söyledi:

    “Bugün dünyamız çok zor zamanlardan geçiyor. Biz bu yolun, bu aydınlanmacı yolun yolcuları olarak bu zor zamanlarda sorumsuzluk içerisinde olamayız. Gazze’de yaşanan katliam, yanı başımızda Suriye’de Alevilere ve tüm azınlıklar üzerinden geliştirilen katliamlar, Roboski’de, Rojava’da Kürtlerin durumu… Bunların tümüne duyarlı olmamız, sorumluluk anlayışıyla hareket edip bir bakış açısı geliştirmemiz gerekiyor.”

    Uçarcan, eşitsizlik üzerine kurulu iktisadi ve siyasal sistemlerin “ezen-ezilen ilişkisini” yeniden ürettiğini belirterek, Alevi yolunun dünyanın neresinde olursa olsun insanlara, doğaya ve tüm canlılara yönelik her türlü katliam ve baskıya karşı durmayı esas aldığını ifade etti.

    “ALEVİLER HİÇBİR DÖNEM SAVAŞLARDAN YANA OLMADI”

    Alevilerin tarih boyunca savaştan yana olmadığını vurgulayan Uçarcan, “Bugünden sonra da savaşlardan yana olmayacağız. Ama savaşlar olmasın diye de dilimizin yettiğince herkese anlatacağız, teşhir edeceğiz, yanlışa yanlış diyeceğiz. Biz hiçbir canlıya kıyamayız” dedi.

    Bu yıl Türkiye’nin birçok yerinde Hızır cemlerinin güçlü bir katılımla gerçekleştiğini belirten Uçarcan, bunun Alevi hareketinin toplumsal karşılığının göstergesi olduğunu dile getirdi.

    Arzuman Ocağı’ndan Ana Şehriban Mutluer, cemevlerinin er-bacının ortak hizmet verdiği meydanlar olduğunu belirterek, Aleviliğin ilim ve irfanının cemlerde öğretildiğini söyledi.

    “BİRBİRİMİZİN HIZIRI OLMALIYIZ”

    Üryan Hızır Ocağı’ndan Yol Yürütücüsü Kenan Akbaba ise Hızır inancının Alevilikteki yerini anlattı. Hızır’ın dara düşenin yanında olmak anlamına geldiğini vurgulayan Akbaba, şu ifadeleri kullandı:

    “Bir başkasının Hızırı olamıyorsak dışarıdan Hızır çağırmanın bir anlamı yoktur.”

    Akbaba, Hızır ayında üç gün oruç tutulduğunu, ardından lokmaların paylaşıldığını ve mezar ziyaretlerinin önemli bir erkân olduğunu hatırlattı.

    Cemde gülbenglerin okunmasının ardından deyişler söylendi, semahlar dönüldü. Çerağların sırlanması sonrası lokmalar pay edildi. Hızır erkânı, dayanışma ve hakikat vurgusuyla sona erdi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Ana Şehriban Mutluer: Bizi camiyle mi asimile edeceksiniz?-VİDEO

    Ana Şehriban Mutluer: Bizi camiyle mi asimile edeceksiniz?-VİDEO

    Dersim’in Nazımiye ilçesine bağlı Alevi köyü Hakis’te (Büyükyurt) İlçe Müftülüğü tarafından cami yapılmak istenmesine yönelik tepkiler büyüyor. Arzuman Ocağı evlatlarından Yol Yürütücüsü Ana Şehriban Mutluer, Bizi tanık sandalyesinden alıp sanık sandalyesine oturttunuz, kestiniz, astınız bitiremediniz camiyle mi bitireceksiniz” diyerek sert tepki gösterdi.

    Hakis’te planlanan cami yapımına ilişkin PİRHA’ya konuşan Mutluer, devlet Alevi köylerine cami yapacağına devletin yürümeyen işlerini düzeltmesi gerektiğini vurguladı.

    Bir Alevi köyüne cami yapmakla Aleviliğin yolundan dönülecek bir inanç olmadığının altını çizen Arzuman Ocağı evlatlarından Ana Şehriban Mutluer, “Alevileri asimile edecek bir babayiğit dünyaya gelmiş olsaydı Osmanlı’dan bu tarafa bu Alevilik yaşanmazdı” dedi.

    BU İNANCIN YÜRÜTÜCÜLERİ DEVLETİN PARASIYLA DEĞİL AYAĞINDA ÇARIĞI İLE İL İL DOLAŞARAK BU İNANCIN TAŞIYICILIĞINI YAPTILAR”

    Alevilik inancının yürütücülerinin ayağında çarığı, başında sarığı, elinde sazı, diyar, diyar yurtları dolaşarak taliplerini eğittiğini belirten Mutluer, “Dedeler canı pahasına bunu yaptılarsa yapıyorlarsa devlette Alevi köylerine cami yapacağına devletin diğer işlerini düzeltsinler” dedi.

    1800’lerde yaşayan bir ozanın sözlerini hatırlatan Mutluer, “Sivaslı ozan bir canımız diyor ki yaşarken gitmedim ben o camiye. Ölürken götürmeyin insanım diye. Sizden dilediğim var, ayetle sureyle kaldırmasınlar beni.  Bizim kapımızın önüne cami de yapılsa ben cem evine giderim. Benim cem evim cami gibi dört duvardan ibaret değildir” şeklinde tarif etti.

    ALEVİLERİ ASMAKLA KIRMAKLA YAKMAKLA BİTİREMEDİLER CAMİYLE ASLA ASİMİLE EDEMEZLER”

    Mutluer, “Camiye devletin memurunu atıyorsun. İnançta devletin memurunun arkasında namaz kılınıyor mu? Kendi ilahiyatçılarına bir sorsunlar” diye belirtti.

    Alevi köylerine cami yapmakla Aleviliği döndüremeyeceklerini, vurmayla kırmayla asmakla da bitirilemeyeceğini belirten Mutluer,” Camiyle asimile edilecekse bu şu sözüm Alevi toplumuna. Kapısına kilit vurulsa da gitme o camiye” dedi.

    “İBADET KİŞİNİN KENDİ BİREYSEL TERCİHİDİR HİÇ KİMSE KARIŞMAMALI”

    Herkesin kendi yolunun yolcusu olduğunu belirten Şehriban Mutluer, konuşmasının devamında şunları ifade etti.

    “Bizi tanık sandalyesinden alıp sanık sandalyesine oturttunuz şeriat kapısını da bitiremediniz. Camiyle mi bitireceksiniz. Kardeş sen camine git namazını kıl. Ben de cem evime gideyim. Ben de ibadetimi yapayım. Sana niye gidiyorsun demiyorum ki ben. Sen neden bana karışıyorsun. Sen nasıl ki ibadetinde özgürsen ben de ibadetimde özgürümdür. Boşa milletin parasını harcayıp Alevi köyüne cami yapma” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Ana Mutluer: Okullara imam atayarak çocukların beynini yıkamak istiyorlar-VİDEO

    Ana Mutluer: Okullara imam atayarak çocukların beynini yıkamak istiyorlar-VİDEO

    PİRHA-Hükümetin okullara imam atamasının ardından mescit zorunluluğunu da getirmesine tepki gösteren Arzuman Ocağı evlatlarından Şehriban Mutluer, “Çocukların beyni yıkanmak istiyor” dedi. Mutluer, “Ne yaparlarsa yapsınlar özünde insanlık olan, özgür, demokrat bir topluma hiç bir şey yapamazlar” ifadesini kullandı. 

    Türkiye’de eğitim sistemi, Milli Eğitim Bakanlığı’nın dinci çevrelerle yaptığı anlaşmalar nedeniyle yıldan yıla geriye gidiyor. Özel öğretim ve dini eğitim odaklı okullar teşvik ediliyor.

    14 Ekim’de yapılan duyuru ile Millî Eğitim Bakanlığı, Okul Öncesi Eğitim Yönetmeliği’nde bir değişiklik yaparak ‘Katkı payı’ alınmasını zorunlu hale getirdi. ÇEDES projesiyle okullarda imamların derse girmesini hayata geçiren MEB, şimdi de okul öncesi eğitim kurumlarında mesciti zorunlu kıldı.

    Uzmanlar, devlete ait olan 60 bin 734 okulda bu uygulamaların hayata geçirilmesinin yeni krizlere de sebep olacağına vurgu yapıyor.

    AKP hükümeti tarafından okullara imam atanması ve ardından anaokullarına mescit açılmasının zorunlu hale getirilmesine ilişkin Arzuman Ocağı’ndan Ana Şehriban Mutluer, PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    Küçük çocukları camilere götürmenin doğru olmadığını belirten Şehriban Mutluer, “Bunun tek sebebi beyinleri yıkamak. Amaç toplumu sosyal haklardan uzak tutmak” dedi.

    Eğitim-öğretimin dine bağlanması yaklaşımının doğru olmadığını belirten Mutluer, “Ne yaparsa yapsın Kerbela’dan bugüne Aleviliği bitiremediyse, bizim çocuklarımıza imam da gelse, müftü de gelse çocukları camiden çıkarmasalar da özünde insanlık olan, demokrat, özgür yaşayan bir topluma bir şey yapamazlar” diye ifade etti.

    “ÇOCUKLARIMIZIN KÜÇÜK YAŞTA BEYİNLERİ YIKANMAYA ÇALIŞILIYOR”

    Mutluer, “Bu ülkede belki bir gün onlar da, çocukları da bundan rahatsız olacak. ‘Bize bunu niye öğrettiniz, bizi kör koydunuz’ diyecekler. İlkokulda benim çocuğum nereden bilsin inancını. Büyüdüğü zaman öğrenir zaten. Amaç çocukların beynini yıkamak. Bizler hiçbir zaman o zulme boyun eğmeyeceğiz. Biz çocuklarımıza inancımızı evimizde öğretiriz. Hangi Alevi çocuğu camiye gidiyor namaz kılıyor da sen cami hocasını okula gönderiyorsun” diyerek hükümete tepki gösterdi.

    Mutluer, adliyede şeriat gelecek diye bağıranlara bir şey yapılmadığını ama açlıktan baklava çalanların cezaevine gönderildiğini belirten Mutluer, şöyle devam etti:

    “Bu zulüm devam etmez bir söz vardır zulüm yaşamaz.

    Fare dişleriyle kesti fidanı,
    Duymadı fidandan çıkan figanı,
    Fidanın dibinden fırlayan yılan,
    Zavallı fareye vermedi amanı!

    Düşünebiliyor musunuz? Bu bir atasözü gibidir. Sana da fırsat verilmeyecek ama bu böyle gitmeyecek.”

    “BİRLİKTEN KUVVET DOĞAR, BİRLİK OLMA ZAMANI”

    Birlik olunması gerektiğini ve birlikten kuvvet doğduğunun altını çizen Mutluer,

    “Yıksan da ocağımızı,
    Etsen de pare, pare
    Kessen de başımızı,
    Atsan da ıssız çöle.
    Biz vazgeçmeyiz. Hem haklı davamızdan, hem Yolumuzdan, hem de demokrasimizden” şeklinde ifade etti.

    “EN İYİ HESAP SANDIKTA VERİLİR”

    En iyi dersin seçim vakti sandıkta verileceğini belirten Mutluer, “Hiçbir zaman akıl yolumuzu değiştirmeyeceğiz” dedi.

    “ALEVİLER OLARAK HER ZAMAN MAZLUMDAN YANA OLDUK”

    Her zaman haklıdan yana, haksızlıkların karşısında olduklarını vurgulayan Mutluer, “Biz her zaman haklıdan yana, haksızlığın karşısında durduk. Ne zaman ki bir mazlum yere düştü onu tuttuk ayağa kaldırdık. Artık haksıza da bunu neden yapıyorsun dememizin zamanı geldi” dedi.

    Eskiden komşularıyla dostluklarının çok güzel olduğunu belirten Şehriban Mutluer, şöyle devam etti:

    “Ne güzeldi. Bizim eşimiz, dostumuz, komşumuz Sünni, Hristiyan, Rus ne olursa olsun biz onlara hiçbir zaman kötü davranmadık. Ama benim üniversitede okuyan bir öğrencime namaz kılmıyorsun diye hakaret ettiler. O zaman kendileriyle bir hesaplaşsınlar” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

    İLGİLİ HABERLER:
    > Veli-Der Şube Başkanı Aydın: Okullara imam atanmasına güçlü şekilde karşı koymalıyız-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması bilimsel, laik eğitimi ortadan kaldırır’-VİDEO
    > ‘Dincilik giderek kurumsallaşıyor, itirazları yükseltmek lazım’-VİDEO
    > ‘İmamlar camilere dönsün, okulların psikolojik danışmana ihtiyacı var’- VİDEO
    > ‘Hükümetin temel hedefi adım adım şeriata gitmek’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına karşı mitingler yapacağız, hukuki süreç başlatacağız’-VİDEO
    > ‘Laiklik adına okullara imam atanmasına karşı ortak bir mücadele verilmeli!’
    > ‘Okullara imam atanması herkesi Türk ve Müslüman yapma projesidir’-VİDEO
    > ‘Eğitimin görevi inanç aşılamak değil, çocuklarınızı imamlara teslim etmeyin’- VİDEO
    > ‘Şeriatı getiriyorlar, Türkiye’de ciddi şekilde laiklik kavgası verilmelidir’ -VİDEO
    >‘Okullara imam atanması; siyasetin ilkokula, anaokuluna kadar inmesidir’
    > ‘Türkiye Afganistan’a dönüşüyor, Alevi olmayanlar da bu projeye karşı çıkmalı’- VİDEO
    > ‘Dindar-kindar gençlik yetiştirme projesi, herkesi mücadeleye çağırıyorum’-VİDEO
    > ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefe ve ilkelerinin altına dinamit koymaktır’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasıyla gerici bireyler yetiştirmek amaçlanıyor’- VİDEO
    >‘Okullara imam atanması asimilasyondur, değerleri deforme eder’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması Alevi inancını katleder; çocuklarınıza inancımızı öğretin’-VİDEO
    > ‘Kamusal alan okullar yoluyla dincileştiriliyor; tarikatlar eleman yetiştiriyor’ -VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına, dini eğitime karşı birlikte mücadele edelim’-VİDEO
    > ‘Türk-islam sentezini hayata geçirmek için yapılmış bir asimilasyon politikasıdır’- VİDEO
    > ‘Okula imam atanması asimilasyondur; aileler tavır göstermeli’-VİDEO
    > ‘Türkiye’de eğitim yağmalanıyor, buna dur demek zorundayız’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması kadroların siyasal islamcılar tarafından işgal edilmesidir’-VİDEO
    > ‘Seküler kesimin yaşam haklarına müdahaledir; eylem planı oluşturmalıyız’-VİDEO
    > ‘İktidar, dindar nesil yetiştirmek için laik, bilimsel, kamusal eğitimden uzaklaşıyor’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması Alevilere yönelik asimilasyon ve inkar politikasıdır’- VİDEO
    >‘ÇEDES, Türk ve Sünni Müslüman çocuk tipini yaratma projesi; insan haklarına aykırı’– VİDEO
    >‘AKP, ÇEDES projesiyle toplumsal cehaleti, biatı okullarda aşılamak istiyor’-VİDEO 
    > ‘ÇEDES’le toplum kandırılıyor, Siyasal İslamcılar tarihin en büyük ayıbını yapıyor’ -VİDEO 
    > ‘ÇEDES gibi projeler ile bir nesil mahvediliyor’-VİDEO 
    >‘ÇEDES ile amaç bütün okulları imam hatipleştirmek’ -VİDEO
    >‘Hükümet, okullara imam atayarak süreci dönüştürüyor, kadrolaşma yapıyor’-VİDEO
    > ‘İmamlar, laik eğitimi ortadan kaldırmak için okullarımıza gönderiliyor’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması tamamen Alevileri asimile etme politikasıdır’-VİDEO

    HBVAKV Efe: ÇEDES projesi Aleviler ve bu ülke için en büyük bir tuzak-VİEDO

    Ana Mutluer: Eğer dinle, inançla, ibadetle bir yere varsaydı Osmanlı varırdı-VİDEO

     

     

     

  • ‘Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na gidenler, Aleviler nezdinde düşkündür-VİDEO

    ‘Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na gidenler, Aleviler nezdinde düşkündür-VİDEO

    PİRHA- Dede Kenan Akbaba, Abdal Musa birlik ceminde yaptığı konuşmada Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı ziyaret eden dedeleri eleştirdi.  Akbaba, “Buralara gidip kendilerine yer bulmak isteyen fırsatçı dedeler ve dede olmayanlar bizim için düşkündür” dedi.

    Alevi Kültür Derneği Antalya Şube Zeytinköy Cemevi’nde yapılan Abdal Musa cemini Arzuman Ocağı evlatlarından Ana Şehriban Mutluer, Üryan Hızır Ocağı’ndan Dede Kenan Akbaba, Baba Mansur Ocağı evlatlarından Hüseyin Moğultay ve Zakir Efe Güldaş yürüttü.

    “CEMEVLERİ RIZA ŞEHRİMİZDİR”

    Cemevlerinin Alevilerin ibadet yeri ve Rıza Şehri olduğunu belirten Arzuman Ocağı evlatlarından Ana Şehriban Mutluer ise “Cem, birbirimize anlattığımız, birbirimizden öğrendiğimiz bir yerdir. Bizler, Alevi inancında Yol geleneklerini, örfünü, adetini, kurallarını cemlerde anlatırız. Öğrendiğimiz, öğrettiğimiz bu yer aynı zamanda nefeslerin birleştiği yerdir” diye belirtti.

    “ALEVİLİK, ENEL HAKK DEDİĞİ İÇİN KATLEDİLENLERİN YOLUDUR”

    Aleviliğin “Enel Hakk” dediği için katledilenlerin yolu olduğunu belirten Mutluer, Bizler her bir parçası şehrin giriş kapılarına asılan Hallac-ı Mansur’larız. Bizler, dar ağacında bile ‘açılın kapılar şaha gidelim’ diyen Pir Sultan’larız. Bizler, Anadolu’nun ışığı olan insani kamillik yolunda hazreti hünkarın dergahına niyaz-ı bent olanlarız” şeklinde ifade etti.

    “ZALİMİN YANINDA SAF TUTAN HERKES YEZİTTİR”

    Üryan Hızır Ocağı mensubu Kenan Akbaba ise “Yezit” kavramına açıklık getirerek şunları söyledi:

    “Yezit, Muaviye’nin oğlunun ismidir. Biz de Yezit, mazlumun hakkını yiyene, zalimin yanında yer alana denir. Yezidin Alevisi, Sünnisi, Kürdü, Türkü olmaz. İnsanlığın dışına çıkan herkese ‘Yezit’ diyoruz. Sünni kardeşlerimiz, canlarımızdır. Sevgimizi paylaşırız. Düğünlerimizle, bayramlarımızla, acılarımızla beraberiz. Onun için bunlara dikkat edelim, birbirimizi itelemeyelim, birbirimize sarılmamız lazım.”

    “HAKSIZLIKLARA KARŞI BİRLİK OLMALIYIZ”

    Yaşanan haksızlıklara karşı birlik ve beraberliğin oluşması gerektiğini vurgulayan Akbaba, “Ülkemizde şeriat, birer birer Anadolu’nun beşiğine nüfus etmektedir. Bugün okullarda Alevi çocukları zorla camilere götürülüp, namaz kıldırılıyor. Çocuklarımıza zorla sureler öğretiliyor. Türkiye’nin her tarafında baskılar yürütülüyor” dedi.

    “DÜŞKÜN DEDELER, KENDİLERİNE YER EDİNMEK İSTİYOR”

    “Fırsatçı” dedelerin Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı ziyaret ederek kendilerine alan açmak istediklerini belirten Akbaba, “Fırsatçı dedeler ve dede olmayanlar, buralara gidip kendilerine yer bulmak istiyor. Oysaki Alevi kurumlarımız bir karar almış. Buralara giden bizim için düşkündür. Çünkü cemevlerini ‘kültür evi’ yapıp, ibadetimizi ‘cümbüş’ diye niteleyen bu insanlar, bugün Kültür Bakanlığı’na bağlı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı adı altında düşkün Alevileri bir araya toplamaya çalışıyor. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na hiçbir kurum rızalık vermedi. Çünkü biz Mansur’ların, Nesimi’lerin, Pir Sultan’ların, Şeyh Bedrettin’lerin yolundan geliyoruz. Zaten bunlar bizim için düşkünlerdir. Bunlar, bizim için en büyük ihanetçilerdir” şeklinde ifade etti.

    “ALEVİLİK RIZALIK YOLUDUR, RIZASIZ HİÇBİR ŞEY YAPILMAZ”

    Aleviliğin kadim bir inanç biçimi olduğunu belirten Üryan Hızır ocağı mensubu Kenan Akbaba, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:

    “Yolumuz rızık yolu, yediğimiz Hakk lokması, içtiğimiz vahdet şarabı, bilgimiz demimizdir. İbadet ederken bilgini arttır, nefsini arındır, menzilin Hakk olsun. Gönül kalsın, Yol kalmasın. Alevilik akıl ve sevgiye dayalı bir inanç biçimidir. Hakk gerçektir. Gerçek kimsenin tekelinde değildir.”

    Katılımın yoğun olduğu cemde gülbenglerin okunması ardından deyişlerle semahlar dönüldü. Çerağların sırlanması ile lokmalar pay edildi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

     

     

  • Mutluer: Kıblemiz insanın gülcemalidir, güneşin gülcemali de bizim kıblemizdir-VİDEO

    Mutluer: Kıblemiz insanın gülcemalidir, güneşin gülcemali de bizim kıblemizdir-VİDEO

    PİRHA- Arzuman Ocağı evlatlarından Ana Şehriban Mutluer, Alevi inancında aydınlık günler için insanların yönünü güneşe döndüğünü söyledi. Mutluer, “Bizim kıblemiz insanın gülcemalidir, güneşin de gülcemali bizim kıblemizdir. Çocuklarımıza öğretelim. Aydınlık bir Türkiye için yönümüzü hep güneşe dönelim” dedi. 

    Arzuman Ocağı evlatlarından Ana Şehriban Mutluer, Alevi inancında Hızır’ın, Hızır ayının önemini PİRHA‘ya anlatmaya devam ediyor.

    “Her insan kısmetiyle doğar” diyen Mutluer, “Güneş aydınlıktır, sıcaktan ve aydınlıktan hiçbir zaman zarar gelmez. Ne zarar gelirse karanlıktan gelir. Hep karanlık güçlerdir insanları zor durumda koyanlar. Onun için biz güneşe yönümüzü döneriz, o gül cemalimizi güneşe verir, ‘sabahın bereketi evimize, Ali’nin nuru yüzümüze, Hızır bereketi soframıza, sağlık ve huzur gönlümüze doğsun’ diyerek güneşe durur ibadet ederiz” dedi.

    “AYDINLIK TÜRKİYE İÇİN YÖNÜMÜZÜ HEP GÜNEŞE DÖNELİM”

    Ana Şehriban Mutluer, devamında şunları kaydetti:

    “Orada bizim inandığımız ne olursa olsun, neyi muhabbet kılarsan kendine, bir taşa, bir ağaca, bir güle niyaz ederek Hızır aşkına amacımız aydınlığa çıkmak, güneşle güzel günler yaşamaktır. Gün güzel olursa, ailede sevgi de güzel olur. Doğan güneş kısmetiyle doğuyor. Hızır o güneşle geliyor, bizi aydınlığa çıkarıyor, biz de onun için güneşe niyaz ederiz. Bizim (Alevilerin)kıblemiz insanın gülcemalidir, güneşin de gülcemali bizim kıblemizdir. Sizler de çocuklarınıza öğretin, çocuklarımıza öğretelim. Biz bu güzel inancı, bu güzel Yolu güzel geleceğe, gelecek çocuklarımıza, aydınlık bir Türkiye için yönümüzü hep güneşe dönelim.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

  • Ana Şehriban Mutluer: Alevilik yolunu asimile etmeden gelecek nesillere taşımalıyız-VİDEO

    Ana Şehriban Mutluer: Alevilik yolunu asimile etmeden gelecek nesillere taşımalıyız-VİDEO

    PİRHA- Arzuman Ocağı evlatlarından Ana Şehriban Mutluer, Alevilerin tarih boyunca uğradığı hak ihlallerine değinerek, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti Alevi toplumuna hak tanımadı. Aleviler işten atılırım korkusuyla cemevine bile gelemez oldu” dedi.

    Arzuman Ocağı evlatlarından Ana Şehriban Mutluer ile eskiden köylerde yapılan cemlerle şehirlerde yapılan cemler arasındaki farklılıklara ilişkin konuştuk.

    Ana Şehriban Mutluer, “Köylerde Hızır ayında herkes küskününü, dargınını, kırgınını, yoksulunu hepsini tanırdı. Orada gönül birliği yapardık. Hızır ayında yoksulun evine orucunu açamıyorsa aş götürürdük. Yoğurdu yoksa yoğurt sütü yoksa süt götürürdük. 3. günde cem olduğunda yoksuldan kimse bir şey beklemezdi. Biz o cemde dargını barıştırırdık. Yunus’un dediği aşktan yüce olan erenler meclisinde biz avuyu bal ederdik. Nasıl bal ederdik? Oradaki gönülleri birleştirirdik” dedi.

    Metropol şehirlerde o sevgi, o muhabbet ve o candan dostluğu bulamadığını söyleyen Ana Mutluer, şimdiki hali ile eski zamanı karşılaştırarak “Aleviliğin şimdi daha değerli ve yüksek olması lazım” diye belirtti.

    “TÜRKİYE CUMHURİYETİ ALEVİ TOPLUMUNA HAK TANIMADI”

    Alevilik adına eskiden radyoda bile yayın yapılmadığına değinen Ana Mutluer, devletin Alevi toplumuna hak tanımadığını söyledi. Alevilerin işten atılırım korkusuyla cemevine bile gelmediklerinin altını çizen Mutluer şunları kaydetti:

    “O zamanlarda radyolarda Alevilik adına yayın yoktu. Biz Aleviliği ancak yazılı ve sözlü yollardan bugüne getiren dedelerimizdir. Ama bugün baktığımızda elimizdeki telefondan bile Alevi programlarını izleyip kitaplarını okuyabiliyoruz. Aslında Alevilik daha iyi aydınlığa çıktı ama o eski muhabbetler o eski birliktelik, o candan birbirine güven yok. İkincisi hiçbir zaman Türkiye Cumhuriyeti Alevi toplumuna hak tanımadı. Aleviler işten atılırım korkusuyla cemevine bile gelemez oldu. Çocuk Manavgat’ta kaymakamlık sınavına giriyor ve cemevine gizli geliyor bu bizim ayıbımız değildir, bu bizim güçsüzlüğümüz de değildir. 100 kişi de olsa 200 kişi de olsa bugün Hızır ayı için ya da Muharrem ayı için ya da birlik cemi için bir araya geliyorsak bizim yolumuz yürüyor demektir.”

    “İNANCIMIZIN MERKEZİNDE İNSAN SEVGİSİ VARDIR”

    Aleviliği gelecek nesillere asimile etmeden taşımamız gerektiğini dile getiren Mutluer, “Biz bu yolu, sonuna kadar, gelecek nesilleri asimile etmeden, korkutmadan taşımalıyız”dedi.

    “Bizim yolumuzun aslı sevgidir, insan merkezli bir inançtır” diyen Mutluer, Alevilik inancının merkezinde insan sevgisinin olduğuna ve sadece kendi insanı için değil 72 milletten insana sevgisi bulunduğuna dikkat çekti.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Şehriban Mutluer: Hızır tüm insanların darda kalınca çağırdıkları ortak değerimizdir-VİDEO

    Şehriban Mutluer: Hızır tüm insanların darda kalınca çağırdıkları ortak değerimizdir-VİDEO

    PİRHA- Alevi analarından Şehriban Mutluer, Alevi inancında Hızır’ın önemini anlattı. Mutluer, Hızır’ın sadece Alevilikte değil, bütün insanların darda kalınca çağırdıkları ortak değer olduğunu kaydetti.  

    Arzuman Ocağı evlatlarından Ana Şehriban Mutluer, Alevi inancında Hızır’ın anlam ve önemini PİRHA‘ya değerlendirdi.

    Mutluer, “Hızır, Hızır İlyas, Hızır Nebi olarak peygamber değerinde iki kardeştir. Hızır Nebi karada, Hızır İlyas denizde, darda kalanların imdadına yetişen nur yüzlü, ak sakallı, boz atına binmiş dağda ovada dolaşan bir piri fanidir” dedi.

    “Hızır bizim inancımızda darda kalanlara, karda tipiye tutulanlara, denizde boğulmak üzere olanlara, ezilenlere, fakirlere, hastalara yetiş imdadımıza ya Hızır diye çağırdıkları bütün dünya insanlığının ortak ismidir” diyen Mutluer, Hızır’ın sadece Alevilikte değil, bütün kutsal kitaplarda adı geçen ve bütün insanların darda kalınca çağırdıkları ortak değer olduğunu kaydetti.

    Ana Şehriban Mutluer, şöyle devam etti:

    “Hızır ‘ı sormak istiyorsanız, bizim Alevi ulularının canlı bedeninde görünen Hızır’ın kendisidir ve Pir Sultan Abdal Hızır’ı şöyle dile getirir:

    ‘Bismillah dedim de girdim helal et,

    Gözüm açık baktım bir cemale,

    Sıtkı ile çağırdım verdim celale

    Eriş Hızır nebi çağırır gözlerim.’

    Hızır bizim inancımızda bazen Ali olmuş, bazen Veli, bazen dolu, bazen güneş, olmuş üstümüze doğmuştur. Ne eline alabilirsin ne gözünle görebilirsin.”

    Şubat ayının 13’ünde cemre düştüğünde oruç tutulduğunu belirten Mutluer, “O gün orucumuzu, gece 12’yi geçmeden niyetimizi Hızır aşkını alırız, Hızır yar ve yardımcımız olsun, Cenabı Hak bizi kazadan, beladan, dardan, zordan korusun, darda kalanın darına, zorda kalanın zoruna, aman diyenin carına, hastaların imdadına yetişen ya Hızır! Niyet ettim senin aşkına, oruç tutmaya, der ve niyetimizi alır, orucumuzu 3 gün tutarız” diye belirtti.

    Hızır orucunu 5 gün ve 7 gün tutan olduğunu da söyleyen Ana Mutluer, şunları kaydetti:

    “Doğuda, batıda, güneyde, kuzeyde farklı yörelerde tutulsa da Yol aynıdır, Yolumuzun farkı yoktur. Tunceli bölgesinde kavut dediğimiz mısırı kavururlar. Kavut olarak dağıtırlar. Bizim İç Anadolu’da da buğdayı kavururlar. Çetene ile buğday kavurur birbirine karıştırırız. Bu Sivas’ta da vardır. Taşları dizerler. Taşın altına onları koyarlar. Çocukların adına dizilen hangi taşın altına börtü böcek çok geldiyse, o çocuk çok kısmetlidir. Bunu annem yaptığı için biliyorum, biz böyle bir inançtan geliriz.

    Hastayı ziyaret ediyor musun, dostunu arayıp soruyor musun, yoksula, yetime, yardım ediyor musun? Bunları yapabiliyorsan, aslında nefsini de kesiyorsan Hızır kurbanın da odur Hızır’ın da odur, Hızır orucun da odur senin.

    ‘Şu gelen Bozatlı Hızır dediler,

    Nerede çağırsan hazır dediler

    Erişmedi Üçler Beşler Yediler

    Ya Ali sen sakla senden isterim.’

    “HIZIR GÖZLE GÖRÜLMEYEN BİR PİRİ FANİDİR”

    Neden Alevilikte Hızır, Ali ile özdeştir? Hak erenler, Hızır Nebi, Medet Ya Ali diyoruz. Önemli olan bizim Hızır’a nasıl baktığımız Hızır’ın da bize nasıl baktığıdır. Hızır 3. gününde kurban keser cem oluruz, rızalık alır rızalık veririz, yoksula yardım ederiz. Neden? Çünkü bu lokma rızık lokmasıdır, herkes Hızır payını alsın diye. Komşun sana bir Hızır’dır. Bugün çok daralırsın, çok bunalırsın bir komşun kapını çalar. Sen de çok daraldın ya ‘hayırdır neyin var’ diye sorarsın. ‘Şu derdim var, şu sorunum var’ dersin. Komşun sana yardım eder. Hızır budur işte. Hızır canlı bedenlerde yaşayan ama elle alınan, gözle görülmeyen bir piri fanidir.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Ana Mutluer: Devletin parasıyla hacca gidersek, Alevi yolunu inkâr ederiz-VİDEO

    Ana Mutluer: Devletin parasıyla hacca gidersek, Alevi yolunu inkâr ederiz-VİDEO

    PİRHA – Arzuman Ocağı mensubu Ana Şehriban Mutluer, AKP tarafından 300 dedenin Kerbela’ya götürülmesi programını eleştirerek, “Kerbela’ya giden dedelere tek mesajım, gelin özümüze dönelim. Her ot kendi kökünün üzerinde biter. Kökümüzün üzerinden ayrıldığımızda çok mu gelişip büyüyeceğiz? Hayır” dedi. 

    AKP tarafından organize edilen 300 dedenin Kerbela’ya götürülme projesine bir tepki de Arzuman Ocağı mensubu Şehriban Mutluer’den geldi. Mutluer, siyasal iktidarın amacının Aleviliği özünden koparmak olduğunu ifade ederek “Alevilik nasıl bir şeydir?” sorusunu gündeme getirerek “Hakk, Muhammed, Ali yoluna talibim. Elime, belime, dilime sahibim. Rıza şehrine girmektir dileğim. Ayda, günde, arşta, kürşde cümle canlar benim şahidim” denilir. Talipten önce dede bu yola ikrar verir” dedi.

    “KÂBE CEMEVİNİN KAPISIDIR”

    Şehriban Mutluer, dedelerin, devlet nezdinde düzenlenen programlara katılması ile “haram lokma” yediklerini belirterek “Bu bizi asimile etmenin en büyük yollarıdır” dedi. Mutluer, söz konusu programa katılan kişilerin dedelik görevini bırakması gerektiğini de belirterek şunları söyledi:

    “Sadece talip ocağına ikrar vermez dede, önce bağlı olduğu mürşidine, yoluna, Ali’ye, Muhammed’e, cenabı Hakk’a, kul olarak ikrar verir. Şimdi bu ikrarlı dedelere, taliplere soralım; Biz Alevi cemine kapıdan girdiğimiz an o kapı dış eşik Muhammet, iç eşik Ali’dir. Kapının kanatları Hasan ile Hüseyin, kilidi ise Ana Fatma’dır. Biz o kapıdan girince nefsi yakar, kül eder, rıza şehrine geliriz. Rıza şehrinin amacı nedir? Gönülleri birlemenin temeli nedir? Rızalık nereden gelir bize? O ceme herkes helal kazancıyla lokma yapıp getirdiği için haram kazanç katmadığı için…

    Bugün devletin hacca göndermiş olduğu talip, dede, mürşit, hangisi ise devletin parasıyla imam Hüseyin’i mi ziyaret ediyor Muaviye mi ziyaret ediyor? En önemli tarafı budur. Benim Kerbelâ piridir pirim, Ali’dir, rehberim, Muhammed Mustafa’dır mürşidim. Eğer ben o kapılara varmıyorsam devletin parasıyla hacca gidiyorsam,

    ‘Ceylan bakışına kurban olduğum,

    Tanrı selamını almaz mısınız,

    Mevlam sizi süs için mi yarattı,

    Dost gel demeyince gelmez misiniz?

    Kâbe kapınızda bilmez misiniz’ diyor.

    Eğer o şekil Kâbe’ye gideceksen Kâbe kendi kapın, Kâbe cemevinin kapısıdır. O haram parayla gittik hacı sıfatını takındık, o zaman soralım hacılara Hz. Muhammet de hacca gitmiştir neden hacı Muhammet dememişler? Devletin parasıyla bana ‘hacı’ diyecekler diye gittilerse dedelik postunu bıraksınlar.

    Kendi kazancıyla gidecekse Kerbela’ya Hüseyin’i ziyaret etsinler. Fuzuli şöyle der bir sözünde; ‘Ben ölünce beni İmam Hüseyin’in eşiğinin önüne gömün. Her gelip geçen beni çiğnesin ki ben onun yoluna turab olayım’ demiş. Talibinden rızalık alıyor sen de mürşidin postunda oturuyorsun. Sen o postun sahibi değilsin. Sen orada temsilcisin. Orada birisi çıksa ve dese ki ‘sen devletin parasıyla hacca gittin, sen haramı kendi kursağından arındırdın mı da beni dara alıyorsun?’ O dede ne diyecek? Bu bizi asimile etmenin en büyük yollarıdır. Devlet hiçbir zaman Alevi dedesi yaratamaz. Alevi dedesini Ehlibeyt yaratmıştır. Şimdi biz hangi sıfatla o posta devletin dedelerini alalım.”

    “DEVLETİN PARASIYLA ALEVİ OLUNMAZ”

    Şehriban Mutluer, dedelere “Gelin özümüze dönelim” çağrısında da bulunarak, “Biz Alevi toplumu, inancı uğruna derisi yüzülen Seyit Nesimileriz, Enel Hakk düşüncesi ile şehrin giriş kapılarına vücudunun her bir parçası asılan Hallacı Mansurlarız. Bizler darağacında bile ‘açılın kapılar Şah’a gidelim’ diyen Pir Sultanlarız. İnsani kâmil yolunda Anadolu’nun ışığı olan Hacıbektaş’ın dergâhına niyaz-ı bent olanlarız. Bu vaziyette bu durum karşısında nasıl devletin parasıyla hacca gidelim. O zaman ya piri inkâr ederiz ya da kendimizi” dedi.

    Mutluer şöyle devam etti:

    “Dede, talibe biat kesmez, talip onun hakkullahını verir. Talip çıkarıp dedeye az para verdiğinde acaba dede ne diyecek ne yapacak? ‘Talip para cebinde dursun ben zaten devletten maaş alıyorum’ mu diyecek? Böl- parçala- yönet… Bir ailede bile iki kardeş birbiriyle anlaşamadı mı o aile yok olur gider. İşte biz inanç önderleri, birimiz nalına birimiz mıhına vurursak biz bu yolu yürütemeyiz ve gençliği de bu raya getiremeyiz. Neden? Çünkü gençlik bize şunu diyecek ‘Siz kendi aranızda zaten anlaşamıyorsunuz. Öbür dede gidiyor devletin dedesi oluyor, sen Ali, Muhammed yolunda dede oluyorsun’. Kaybımız burada bizim.

    Aleviysen İbrahim gibi Nemrut’a karşı mısın, Musa gibi Firavuna karşı mısın, Hazreti Hüseyin gibi Yezit’e karşı mısın? Hazreti Ali gibi zalime karşıysan, Hacı Bektaş Veli gibi ilmin deryasından ayrılmadıysan, bağlama kadar coşkuluysan, semah kadar Hakk aşkına dönüyorsan, Alevisin. Devletin parasıyla Alevi olunmaz.

    Gelin canlar bir olalım

    Tevekkel tu Taal Allah

    Münkire kılıç çalalım

    Tevekkel tu Taal Allah.

    Bizim ozanlarımız bunu boşa söylemedi. Biz ne zamandan beri yakılıp, yıkıldık, asıldık kesildik, Kerbeladan, Bedir’ den günümüze, Gazi’den Gezi’den, Sivas’tan, Çorum’dan, Maraş’tan, Ankara Gar’dan… Ama yine de dik durduk. İmam Hüseyin’in de sözü bu idi. Eğer ki ben Yezid’in karşısında biat eder de özgürlüğü istersem dedem Muhammed, atam Ali’yi birde İslam’ı inkâr etmiş olurum’ dedi. Biz de bugün devlet parasıyla hacca gidersek Alevi yolunu inkâr ederiz.

    Kerbela’ya giden dedelere tek mesajım, gelin özümüze dönelim. Her ot kendi kökünün üzerinde biter. Sen kendi kökünden ayrılırken öteki inancı yüceltirken, inancını satmaya hakkın yok. Kökümüzün üzerinden ayrıldığımızda çok mu gelişip büyüyeceğiz? Hayır. Daha da küçüleceğiz. Biz mazlum ehlibeytin, mazlum Ali’nin yoldaşlarıyız, masum Hüseyin’in Kerbela’da yalnız kaldığı gibi yarenleriyiz. Pir Sultan Abdal’ın dostlarının başı önünde eğik, Muaviye imansız, Mervan vicdansız, Yezit İnsafsız. Peki, sen neredesin? Hacı olmak için hacca mı gidiyorsun devletin parasıyla?”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Ana Mutluer: Kerbelalar devam ettiği sürece dik durmaya devam edeceğiz -VİDEO

    Ana Mutluer: Kerbelalar devam ettiği sürece dik durmaya devam edeceğiz -VİDEO

    PİRHA- AKP iktidarının Meclis’ten geçirdiği torba yasayla birlikte Alevi dedelerine maaş bağlamak istemesine ilişkin konuşan Arzuman Ocağı’ndan Ana Şehriban Mutluer, “Cemevlerinin bakımını yapacağız diyorlar. Türkiye genelinde 81 camiye bakım yaptıysan benim ibadethaneme de yap. Benden vergi alıyorsun. Ama benim inancıma dokunma, dedelerime maaş verme” dedi.

    Arzuman Ocağı’ndan Ana Şehriban Mutluer devletin Alevi dedelerine maaş vermek istemesine dair konuştu.

    Maaş konusunun devletin Aleviler üzerinde oynadığı bir yeni bir oyun olduğunu ve bunun asimilasyon politikalarının bir parçası olduğunu kaydeden Mutluer, Alevilerin bu oyunlara gelmemek için dik ve birlikte durması gerektiğini söyledi.

    “BİZİ KÜLTÜR OLARAK KABUL EDİP, MAAŞ VERMEK İSTİYORLAR”

    Devletin Alevi toplumunu asimile etmeye çalıştığını vurgulayarak sözlerine başlayan Mutluer, “Bizi kültür kabul edip, maaş vermek istiyorlar. Kalu beladan beri hangi dedemiz devletten talibi için maaş talep etmiş? Benim inancımda bir rızalık vardır. Acaba verilen o para helal para mıdır? Buda tartışılır. Dede eğer devlet yanlısı dedeyse o dede Alevi değildir zaten. Yol evladı, yol dedesi değildir. O yol nasıl bir yol imiş ki, o ocak nasıl bir ocakmış ki o dedeyi pişirmemiş. O dede, devletin haram parasından alıp talibi dara alacak. Bizim inancımızda bir dar meydanı, bir rızalık vardır ve bizi en güzel asimile etmenin yolu bunları yok etmektir. Yarın Alevi dedelerini çağıracaklar, ‘ben size iyi bir maaş vereceğim, siz de benim dediğimi yapın’ diyecekler. Nasıl ki cuma hutbelerini bir kalemde gönderiyorsa bana da cemi öyle verecek. Ben o zaman Muaviyecilik mi oynayacağım, Yezitcilik mi oynayacağım? Talibi dara aldığımda hangi ehlibeyt anlatacağım?” diye konuştu.

    “BU POLİTİKALARLA BİZİ BİRBİRİMİZE DÜŞÜRMEK İSTİYORLAR”

    Postun kutsal ve kadim olduğunu belirten Mutluer, sözlerine şöyle devam etti:

    “Üç can bir cem yapar dediğinde Hazreti Muhammed’in gönlünde gümanı olanın imanı yoktur diye kovduğu canlar vardır orada. O zaman bizim de gönlümüzde güman varsa gidip devletten maaş alalım. Bu da bir şekilde kibarca bizi birbirimize düşürmektir. Böl, parçala, yönet durumuna döndü. Ben bu devletin vatandaşıyım. Bu devlete vergi ödüyorum. Cemevlerinin bakımını yapacağız diyorlar. Türkiye genelinde 81 camiye bakım yaptıysan benim ibadethaneme de yap. Benden vergi alıyorsun. Benim doktorum da hizmet veriyor sana, benim askerim de hizmet veriyor. Neden benim ibadethanemi kabul etmiyorsun? Hak Muhammed Ali’nin yönettiği Aleviliği senin 52 tane topladığın kurumsallaştırdığın insan mı yönetecek? Beni yolum yönetir, ehlibeyt yönetir, İmam Ali’nin felsefesi yönetir, Hazreti Muhammed’in gönlünün dürüstlüğü yönetir, Ali ilmi, Hüseyin’in cesareti yönetir. Hüseyin olmak, Zeynep olmak bizim görevimizdir. Eğer biz bu yolu devletin parası için satıyorsak, o zaman kişiliğimizi de sattık, özgürlüğümüzü de sattık demektir. Ben asırlardır o talipten aldığım üç kuruş hakk kullakı da götürüp de kara kazan hakkı verdiysem sen bana maaş verme.”

    “KERBELALAR DEVAM ETTİĞİ SÜRECE DİK DURMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Alevi  dernekleri içerinde olan birisinin bu maaşı kabul etmemesi gerektiğini söyleyen Mutluer, “Böyle yapacak olan istifa etsin gitsin nerede duruyorsa dursun. Ama dernekten çıksın. Bizler Kerbelalar devam ettiği sürece dik durmaya devam edeceğiz. Mazlumun yanında olmaya, zalime karşı cephe almaya devam edeceğiz. Bunu herkes bilsin. Bizi 52 kişilik bir kurum yönetemez. Bizi ancak ve ancak ocaklarımız, pirlerimiz, önderlerimiz, dedelerimiz, rehberlerimiz yönetir. Bizim kimsenin parasına ihtiyacımız da yoktur. Biz ve hak ve hakikat libasını giymişiz. Haricilerin diktiği o haram elbiseye de ihtiyacımız yoktur” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Ana Mutluer: Aleviliği 52 kişi ile yönetemezsin-VİDEO

    Ana Mutluer: Aleviliği 52 kişi ile yönetemezsin-VİDEO

    PİRHA-Cemevlerine ilişkin TBMM’den geçirilen torba yasa ile 25 Aralık günü İstanbul’da gerçekleştirilen ‘Büyük Alevi Kurultayı’na dair konuşan Arzuman Ocağı’ndan Ana Şehriban Mutluer, “Devlet, kurultaylarımızı yok saysa da bizim “Hak verilmez, alınır. Haksız kapı çalınır” dememiz gerekiyor. Devlet aldı, götürdü Kültür Bakanlığı’na bağladı. Alevilik bu değil. Aleviliği 52 kişi ile yönetemezsin” dedi.

    Arzuman Ocağı’ndan Şehriban Mutluer ana, AKP tarafından Meclis’ten geçirilen torba yasa ile 25 Aralık günü İstanbul’da gerçekleştirilen ‘Büyük Alevi Kurultayı’na ilişkin PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    “ALEVİLİĞİ 52 KİŞİ İLE YÖNETEMEZSİN”

    AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kararıyla kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na tepki gösteren Mutluer, “Bugüne kadar birçok kurultay düzenledik. Devlet, kurultaylarımızı yok saysa da bizim “Hak verilmez, alınır. Haksız kapı çalınır” dememiz gerekiyor. Devlete karşı haklarımızı iddia edip, yanlışları diyebilmeliyiz. Demediğimiz zaman zaten devlet aldı, götürdü Kültür Bakanlığı’na bağladı. Bizi de torba yasadan geçirdi. “Alevilik budur” dedi. Alevilik bu değil. Aleviliği 52 kişi ile yönetemezsin. Oraya bağlayamazsın” dedi.

    “İNANCIMIZI, İBADETİMİZİ YOK SAYAMAZSIN”

    “Bir cihana sığmayan Alevilik bir torba yasasına sığmaz” diyen Mutluer, “Hangi inancı torbaya sığdırabilirsin ki?” diye sordu. Mutluer sözlerine şöyle devam etti:

    “Tarihsel bir süreçten gelen bu yol, vicdanı, merhameti, insanlığı olan her insanın içinde yürüyebileceği bir yoldur Alevilik. İnancımızı, ibadetimizi yok sayamazsın. Beni zorunlu din dersine götüremezsin. Kulun dini olmaz kulun dini merhametidir. Bizim yolumuz sevgi, ışığımız bilgi, vicdanımız sevgi, sevgide rehberimizdir. Bir insanın merhameti, vicdanı yoksa dini de yoktur. Torba yasa ile beni götürüp devlete bağlayacaksın. Al sana maaşlı dede. O dede görevini yapmadığı zaman kayyım atayacaksın. Biz bunu kabul eder miyiz?”

    “BİRLİKTEN KUVVET DOĞAR”

    Alevilerin birlik olması gerektiğini kaydeden Mutluer, şunları söyledi:

    “Birlikten kuvvet doğar. Pir Sultan bunu tarihler öncesi söylemedi mi? Gelin canlar bir olalım. Ağaç kökünün üzerinde büyür. Sen kökünü bilmezsen, etnik kökenini çocuğuna anlatmazsan önce kendinden yola çık, önce kendini bir gör. Büyük hatamız şu oldu. Cemevleri yazacağımız yere Alevi Kültür Dernekleri yazmayacaktık. “Sen kültür derneği mi dedin al seni kültüre bağlayayım” dedi.

    Cemevlerimizi ziyarete geldiler. Ne zamanda beri? Biz yeni doğmadık ki. Alevilik ne zamandan beri var. Arşta yeşil kandil varken var Alevilik. Peki, o günden bugüne neredeydiniz? Neden anlatmadı hocalarınız, hacılarınız “Alevilik Hak Muhammed Ali yoludur” niye demediler? Sen peygambere sahip çıktın, ben peygamberin evladının acısına sahip çıktım. O zaman gelin canlar bir olalım biz ancak bir olursak bunu birlikte yeneriz.

    Manevi değerlerine sahip çıkmayan toplumun birliği olmaz, birliği olmayanın dirliği olmaz. Bugün bizim cem muhabbetimiz manevi değerimizdir. Alevilik adı üstünde Alisiz bir Alevilik yolu yürümediği gibi birlik olmadan da bu yol yürümez. Önce çocuğumuzu ve bu yolun dedeleri, pirleri, anaları, mürşitleri zamanından beri hizmet etmiş canlıların birlik olması lazım. Kurultaylarımızı ister devlet kabul etsin, ister etmesin; devam etmesi, bizi de görmesi lazım. Bu hükumete karşı kurultayları devam ettirmeye kararlıyız.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • HBVAKV Antalya Şubesi, Muhabbet Cemi gerçekleştirdi-VİDEO

    HBVAKV Antalya Şubesi, Muhabbet Cemi gerçekleştirdi-VİDEO

    PİRHA-Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şubesinde Muhabbet cemi gerçekleştirildi. Üryan Abdal Ocağı Dedesi Kenan Akbaba, “Son nefesini verene kadar Alevi yaşıyor son nefesinde alın kardeşim Alevilikten vazgeçtik bizi Sünni yapın diyerek cenazemizi veriyoruz hocaların eline. Bu yola ihanet etmeyelim her inanca saygımız var ama biz Alevi yaşıyorsak hakka yürüdüğümüz zaman da Alevi erkânına göre cenaze erkanlarımızı yapmamız lazım” dedi.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şubesinde Muhabbet cemi gerçekleştirildi. Muhabbet Cemini Hüseyin Abdal Ocağından Dede Hüseyin Gazi Metin, Arzuman Ocağından Ana Şehriban Mutluer, Üryan Abdal Ocağından Dede Kenan Akbaba ve Zakir Hasan Akbaba yürüttü.

    “ÇOCUKLARIMIZI CEMEVLERİNE GETİRİRSEK İNANCIMIZIN BİR GELECEĞİ OLUR”

    İçimizden 10-15 tane aile ben gelecek cem de çocuklarımı alıp gelebileceğim derse bu mekânın, Aleviliğin geleceği olacaktır diyen Araştırmacı-Yazar Ali Aksüt, “Bin bir acının içinde bütün zulümlere direnmiş bir inancı eğer 21. Yüzyılda sürdüremezsek biz geleceğe ne bir inanç bırakacağız ne de cem bırakacağız. Gelin birlik olalım, beraber olalım dedelerimizin söylediklerini bir söz olarak değil, uygulanması gereken birer pratik olarak kabul edelim. Gelecek sefer buraya geldiğimizde içimizi yeni çıkan bir konuşmacının yeni bir bilgenin ve dedelerimizin söyleyeceği yeni şeylerle dolduralım biz bu cemlerde bilgi ile demlenenlerden olalım” dedi.

    “BİZİM İNANCIMIZDA KADIN ERKEK AYRIMI YOKTUR”

    Aleviliğin din, dil, ırk, mezhep ayrımı yapmadan 72 millete bir nazarda bakmak olduğunu belirten Hüseyin Abdal Ocağından Dede Hüseyin Gazi Metin, “Birileri kadın eli sıkmazken tarihten beri kadıncık anamızı posta oturtmuşlar, yol vermişler. Kadıncık ana dediğimiz kısacası Baba İlyas dönemlerinde kadınları örgütleyen anamız, Abdal Musa’ya da öncülük yapan bir anamız. Anasız yol yürünmez. Bazı dedelerimiz kadın posta oturamaz diye sözler söylüyorlar bu doğru değil. Evliyaları kadın üretti, peygamberi kadın yarattı. Bizim cebimizde kadın erkek ayrımı yok, biz de can vardır. Kadın bizim nazarımızda dişi değildir, kişidir. Bir toplumun kadınları, kızları, gençleri uyanmazsa bu toplumun ilerlemesi de mümkün değildir” dedi.

    “İNANCIMIZI GENÇLERE EMANET EDECEĞİZ”

    Biz ceme yolumuz için geliyoruz diyen Arzuman Ocağından Ana Şehriban Mutluer, “Geçmişte bu cemi yürüten atalarımız, babalarımız ve şimdide hak Muhammed Ali postunda oturan dedelerimiz 40’lar meclisinden ilham alarak gençlere emanet edeceğiz. Gençler bu yolu ilkeli ve inançlı bir şekilde yürütecek. Bugün birine sorsalar Alevilik nedir diye Alevilik insan olmaktır. Öteki insan da diyor ki ben de insanım.  Alevilik bir hüsnü aşktır, aşıkların sevdası, erenlerin dehası, bir sevda türküsüdür Alevilik” dedi.

    “ÜZERİMİZDE OYNANAN OYUNLARA GELMEYELİM”

    Son zamanlarda Hakk’a uğurlama erkânlarının artık camiye götürüldüğüne dikkat çeken Üryan Abdal Ocağı Dedesi Kenan Akbaba, “Son nefesini verene kadar Alevi yaşıyor son nefesinde alın kardeşim Alevilikten vazgeçtik bizi Sünni yapın diyerek cenazemizi veriyoruz hocaların eline. Bu yola ihanet etmeyelim her inanca saygımız var ama biz Alevi yaşıyorsak hakka yürüdüğümüz zaman da Alevi erkânına göre cenaze erkanlarımızı yapmamız lazım. Zaten üzerimizde bir sürü oyunlar oynanıyor, bu oyunlara gelmeyelim” dedi.

    “ÇOCUKLARIMIZI CEMEVLERİNE YÖNLENDİRELİM”

    HBVAKV Antalya Şube Başkanı Nurettin Erdoğan, “Cemevimizde Hakk’a uğurlama erkanı dışında bilim yuvası oluşturarak canlarımıza hizmet verebilmek için dört tane sınıf oluşturduk. Bu sınıflarda türkçe, matematik, fen bilgisi, yabancı dil derslikleri açtık. Talepler gelirse daha da genişletebiliriz, çocuklarımızı cemevlerine yönlendirelim” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından ceme katılan canlardan rızalık alındıktan sonra çerağların uyandırlmasıyla başlayan Muhabbet Cemini Hüseyin Abdal Ocağından Dede Hüseyin Gazi Metin, Arzuman Ocağından Ana Şehriban Mutluer, Üryan Abdal Ocağından dede Kenan Akbaba ve Zakir Hasan Akbaba yürüttü. 12 hizmet tamamlandıktan sonra Zakir Hasan Akbaba’nın söylediği deyiş ve nefeslerin ardından lokma gülbengi ile cem erkanı tamamlandı.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • İbrahim Erdoğan Dede: Yol önderlerimiz dik duruşu kendilerine rehber edinmeli-VİDEO

    İbrahim Erdoğan Dede: Yol önderlerimiz dik duruşu kendilerine rehber edinmeli-VİDEO

    PİRHA – Ağuçan Ocağı pirlerinden İbrahim Erdoğan Alevi Bektaşi İnanç Kurulu’na yönelik  PİRHA’ya konuştu. Erdoğan, “Yol önderlerimiz dik bir duruşu kendilerine rehber edinirse güzel bir birliktelik kurulabilir” dedi.

    Yoğun ilginin oluştuğu Alevi Bektaşi İnanç Kurulu’na dönük düşüncelerini PİRHA ile paylaşan Ağuçan Ocağı pirlerinden İbrahim Erdoğan, Alevi bütünlüğünün önemine vurgu yaptı. Erdoğan,Ülkenin birliği ve beraberliği için bu birliktelik önemlidir” dedi.

    Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu yolun tarihine, gelişmesine, pirlerine, yol önderlerine, doğru bakmak lazım. Alevilik, insanlık için çok önemli bir kültür, önemli bir inançtır. Çünkü her şeyi insandan bekliyor insandan görüyor. ‘İnsan hakta, hak insanda’ diyorsak hakta insanın cemali ile geliyor. Onun için bu oluşum bu şekliyle, bu anlayışla devam ederse, yol önderlerimiz dik bir duruşu da kendilerine rehber edinirse güzel bir birliktelik kurulabilir. Bu birliktelik iyi bir yol izlerse gelecekte ülkede belirli bir güç oluşturacak, insanlık adına, barışa hizmet edecek.”

    PİRHA/ANKARA