Etiket: şeker fabrikaları

  • Şeker fabrikaları için verilen hukuk mücadelesi sonuç verdi

    Şeker fabrikaları için verilen hukuk mücadelesi sonuç verdi

    PİRHA-Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin endüstri ve kültür mirası şeker fabrikaları için verdiği hukuk mücadelesi sonuç verdi.

    Ankara’daki Şeker Fabrikaları A.Ş. Etimesgut Yerleşkesi’nde bulunan, Şeker Fabrikası Ana Binası, Yönetim Binası, Şeker Araştırma Enstitüsü’nün A-B-C Blokları ile sinema ve lokanta binaları 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun ilgili maddeleri uyarınca korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edildi.

    Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. Etimesgut Yerleşkesi’nde bulunan taşınmazların 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu uyarınca korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescil edilmesine ilişkin başvurusunun reddine ve bu hususta alınan 21/08/2013 tarih ve 871 sayılı kararın geçerli olduğuna ilişkin Ankara I Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 25/07/2019 tarih ve 6784 sayılı kararının iptali istemiyle dava açmıştı.

    Ankara 13. İdare Mahkemesi, Şeker Fabrikası Ana Binası, Yönetim Binası, Ankara Şeker Araştırma Enstitüsü’nün A-B-C Blokları ile sinema ve lokanta binalarına ilişkin kısmına ilişkin koruma kurulunun tescil reddi kararını iptal etti.

    Ankara Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Müdürlüğü de, mahkemenin verdiği karar doğrultusunda 3253 ada, 268 parsel(eski 213 parsel) üzerinde bulunan yönetim binası, Şeker Fabrikası Araştırma Enstitüsü’ne ait 3236 ada 48,53 ve 56 parseller üzerinde bulunan A-B-C Blokları, 2535 parsel (eski 2465 parsel) üzerinde bulunan Şeker Fabrikası Ana Binası ile 3255 ada 17 ve 18 parseller üzerinde bulunan sinema ve lokanta binalarının 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunun ilgili maddeleri uyarınca korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edilmesine karar verdi.

     “TÜM ŞEKER FABRİKALARI KÜLTÜREL PEYZAJ OLARAK TESCİLLENMELİ”

    Kararı değerlendiren Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, “Davamız sonucu tescil kararı, mücadelemizin haklılığını ortaya bir kez daha koymuştur. Bu yapılar, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulduğu yıllardan itibaren endüstri alanında ve sosyal yaşamda görülen değişim ve gelişimin izlerini taşımaktadır, tüm illerdeki şeker fabrikalarının korunması için mücadeleye devam edeceğiz’’ dedi.

    Candan, sözlerine şöyle devam etti:

    “Şeker fabrikaları sadece şeker fabrikası değil, Cumhuriyet ideolojisinin kendisidir, yaşam fabrikasıdır. Şeker fabrikalarının bir ekonomik kalkınma modeli ile birlikte  bir sosyo-kültürel kalkınma hamlesinin mekânsal karşılığıdır. Şeker fabrikaları  kültürel, sosyal, mekansal olarak cumhuriyetin bütün ideolojik bakış açısını da yansıtan ve dönüştüren, topluma modern bir bakış açısıyla birlikte yaşam tarzının da ifadeleridir. İnsan eliyle yaratılmış doğayla bütünleşen şeker fabrikaları modeli ile bir yaşam tarzı bir kültürel peyzaj alanı oluşturulmuştur. Tüm şeker fabrikaları kültürel peyzaj olarak tescillenmelidir.’’

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Şeker üretimini bıraktığınız anda pancar üretimi biter’-VİDEO

    ‘Şeker üretimini bıraktığınız anda pancar üretimi biter’-VİDEO

    PİRHA-Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası’nın (SES) düzenlediği “Şeker fabrikalarının özelleştirilmesinin halk sağlığına etkileri” konulu panelde konuşan Dr. Ahmet Soysal, “Şeker pancarı öyle bir bitki ki şeker üretiminden başka hiçbir işte kullanılmıyor. Yani siz şeker üretimini bıraktığınız andan itibaren pancar üretimi biter” dedi. 

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) “Şeker fabrikalarının özelleştirilmesinin halk sağlığına etkileri” konulu bir panel düzenledi. Türk Tabipleri Birliği (TTB), Türk Diş Hekimleri Birliği, Devrimci Sağlık İş, Türk Hemşireler Derneği, Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği temsilcilerinin katıldığı panel TTB genel merkezinde gerçekleştirildi.

    “YOKSULLUK VE GÖÇLER ARTACAK”

    Dr. Bülent Şık ve Dr. Ahmet Soysal’ın konuşmacı olarak katıldığı panelin moderatörlüğünü ise SES Genel Sekreteri Pınar İçle Çepe yaptı. Açılış konuşmasını yapan Çepe, halkın kamu kurumlarının satışı ve kamu kaynaklarının tasfiye edilmesinin etkilerini yaşadığını belirtti. Şeker fabrikalarının özelleştirilmesiyle birlikte nüfusun yüzde 15’ine tekabül eden geçim kaynağının yok olacağını kaydeden Çepe, özelleştirmenin sonucunda yoksulluk ve buna bağlı göçlerin artacağını vurguladı.

    “TOPLUM GIDAYI META GİBİ SATIN ALACAK”

    Dr. Bülent Şık, şeker fabrikalarının özelleştirilmesinin son 10 yıl içerisinde defalarca gündeme geldiğini ancak hükümetin o dönemlerde bunu yapamadığını ifade etti. Gıda güvencesinin özelleştirmeden oldukça fazla etkileneceğine dikkat çeken Şık, kendi gıdalarını kendi kaynaklarından yeterince sağlayabilen bir toplumun gıda kaynağı tasfiye edildiğinde o toplumun gıdayı bir meta gibi satın alır duruma gelebileceğine işaret etti. Şık, satın alınan gıdaların ne derece sağlıklı olduklarının ise tartışılır bir konu olduğunu da ekledi.

    “ÜLKELER ŞEKER ÜRETİMİNDE BELLİ KOTLAR UYGULUYOR”

    Şık’ın arkasından konuşan Dr. Ahmet Soysal önce şeker gruplarına ilişkin şu bilgileri verdi: “İki önemli şeker grubu var. Biri monosakkaritler diğeri disakkaritler dediğimiz grup. Son zamanlarda ortaya çıkan fruktoz şurubu dediğimiz grup glikoz, fruktoz, galaktoz basit şekerleri yani monosakkaritleri oluşturuyor. Ama sakkaroz yani bizim kullandığımız pancarlarla elde edilen şeker ise disakkarit grubunda.” Pancardan üretilen şekerin yüzde 70’inin kamıştan yüzde 23’ünün de pancardan üretildiğini söyleyen Soysal, kamıştan sakkaroz üretmenin basit ve ucuza mal olduğunu, ekvatoral bölgelerde üretmenin mümkün olduğunu kaydetti. Daha yüksel plato bölgelerde ise pancardan üretildiğini belirten Soysal, “Ülkeler ister sosyalist, ister kapitalist olsun kendi şeker rejimlerini uluslararası rekabetten korumak için belli kotalar uyguluyorlar” dedi.

    Soysal, Türkiye’de yer alan şeker fabrikalarına ilişkin şu bilgileri paylaştı:  “Ülkemizde 33 tane şeker fabrikası var bunlardan 25 tanesi Türkiye şeker fabrikaları A.Ş adı altıda kamuya bağlı, 5 tanesi Parko birliğe bağlı, 3 tanesi de özel sektör. Bunların 3 Milyon 150 ton üretim kapasiteleri var. Ülkemizde özel sektöre ait 10 tane de nişasta bazlı şeker üreten fabrika var. Bunları biz kargir biliyoruz. Kargir aslında aysbergin su üzerindeki kesimi. 10 tane fabrikanın 990 bin tonluk üretim kapasitesi var. 640 bin ton olan 5 tanesi iç piyasaya dönük üretim yapıyor. Bunların yıllık üretimi 300-350 bin ton civarında. Geri halan 330-350 bin tonluk kesimi ise yurt dışına satış yapan diğer beş fabrika. Yani sonuç olarak 990 bin ton 1 milyon tona yakın bir kapasite var. Bunun şu andaki iç piyasadaki üretimi 300 bin ton içerisinde gözüküyor. En başta buradan aklımıza şu soru geliyor ‘Bu kadar büyük kapasiteyi niçin kuruyorlar bu kadar küçük kotalar için?’”

    “ŞEKER PANCARI ŞEKER ÜRETİMİ DIŞINDA BAŞKA HİÇBİR İŞTE KULLANILMIYOR”

    Ülkelerin kendi pancar veya kamış üretimlerindeki iç piyasalarını kurmak için kotaların var olduğunu kaydeden Soysal, “Aslında sorunun diğer bir boyutu şeker pancarı üreticileri. Bugün resmi rakamlara göre ülkemizde 120 bin şeker pancarı üreticisi var. Ülkemizde şeker pancarı üretimin çok önemli bir bölümü Orta Anadolu bölgesinde yapılıyor ve bugün bakıyorsunuz ilk 4 şeker fabrikası satıldı ve bu fabrikalar Orta Anadolu bölgesinde kurulu fabrikalar. Şeker pancarı öyle bir bitki ki şeker üretiminden başka hiçbir işte kullanılmıyor. Yani siz şeker üretimini bıraktığınız andan itibaren pancar üretimi biter. Sonuçta pancardan şeker üretiyorsunuz. Yan ürünleri melas, küspe vesaire kalıyor, bunu da hayvancılıkta yem olarak kullanıyorsunuz. Artı alkol elde ediyorsunuz. Yani şeker üretimini ve pancar üretimini durdurursanız sadece sakkaroz elde etmeyi bitirmenin ötesinde hayvan yemi açığı da yaratıyorsunuz ki zaten büyük bir açığımız var.” şeklinde konuştu.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Beş ilin yöre dernekleri, şeker fabrikalarını satmaması için yarın hükümeti uyaracak

    Beş ilin yöre dernekleri, şeker fabrikalarını satmaması için yarın hükümeti uyaracak

    PİRHA-Tokat, Yozgat, Amasya, Kastamonu, Erzincan yöre dernekleri şeker fabrikalarının özelleştirilmesiyle ilgili 8 Nisan Pazar günü saat 15:00’te Beyoğlu Tünel meydanında basın açıklaması yapacak. 

    İlk fabrikası 1926 yılında açılan, Cumhuriyet tarihinin ilk fabrikalarını bünyesinde barındıran Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.’ye ait 14 fabrikanın satışı geçtiğimiz Şubat ayında ilan edilmişti.

    Özelleştirme İdaresi Başkanlığının (ÖİB) Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.’ye ait 14 fabrikayı özelleştireceğini duyurmasının ardından geçen süre içinde ilk özelleştirilen fabrikalar Bor ve Kırşehir şeker fabrikaları oldu.

    Özelleştirme kararının kamuya duyurulmasından itibaren çeşitli kesimlerden tepkiler gelmişti. İlk fabrikaların satılmasına rağmen tepkiler hala sürüyor. 8 Nisan Pazar günü Tokat, Yozgat, Amasya, Kastamonu, Erzincan yöre dernekleri yapacakları basın açıklamasıyla özelleştirmeye tepki gösterecekler.

    Yöre dernekleri hazırladıkları bir afişle sosyal medyada basın açıklamasına tüm halkı davet etti. Hazırlanan afişte şu ifadeler yer alıyor. “Şeker fabrikaları halkındır, satılamaz!”, “Özelleştirmelere, yabancı şirketlere peşkeş çekmeye HAYIR!”

     

  • ‘Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi halka ihanettir!’

    ‘Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi halka ihanettir!’

    PİRHA- CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm, şeker fabrikalarının Türkiye’nin en köklü işletmelerinden biri olduğunu belirterek özelleştirmenin yerli üreticiye ve tüketiciye ‘ihanet etmekle’ eşdeğer olduğunu ifade etti.

    Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın 14 şeker fabrikasının özelleştirilmesi için ihale açmasının ardından tepkiler devam ediyor.

    CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm, şeker fabrikalarının Türkiye’nin en köklü işletmelerinden biri olduğunu belirterek özelleştirmenin yerli üreticiye ve tüketiciye ‘ihanet etmekle’ eşdeğer olduğunu ifade etti.

    Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’ya yazılı soru önergesi veren CHP’li Mehmet Tüm, konuya ilişkin şunları söyledi:

    “Şeker fabrikalarının hikayesi ülkemizin kuruluş yıllarına dayanıyor. 1930’lu yıllarda kurulan fabrikalar, savaştan çıkmış bir ülkenin ekonomik buhrana rağmen ayakta durabilmesinin en temel ayağını oluşturuyor. Dolayısıyla fabrikalarımız sadece yerli üretimin değil, uluslararası sermayeye bağımlılıktan kurtuluşun da sembolleriydi. Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi demek, tekrar ülkemizin uluslararası tekellerin politikalarına bağımlı olması anlamına geliyor. Şeker pancarından üretilen şeker yerine, mısırdan üretilen şeker sağlığa yönelik ciddi tehlikeler barındırıyor. Yanı sıra, pancardan yerli üretici, hayvancılıkla geçimini sağlayan insanlar ve esnaf da kaybedecek. Fabrika işçilerinin durumunun ne olacağı da yine belirsizliğini koruyor. İçinde bulunduğumuz ekonomik krizi aşmak ve bütçe açığını kapatmak için ülkemizin elde kalan son fabrikalarını satıyorlar. Bu üreticiye, tüketiciye, çiftçiye, esnafa, kısaca halka ihanettir.”

    “ŞEKERİN YERİNİ NİŞASTA BAZLI ŞEKER Mİ ALACAK?” 

    Bakan Fakıbaba’ya verdiği önergede CHP’li Tüm şu soruları yöneltti:

    “Bu hafta içinde çıkarılacak ilanlarla 14 şeker fabrikasının özelleştirilmesi için ihale sürecinin başlatılacağı duyurulmuştur. Bu ilanlarla 14 şeker fabrikası için satış süreci başlayacak ve ihalelerde fabrikalar için üretim ve çiftçiden alım şartı konulacaktır.”

    Bu çerçeveden hareketle;

    1. Şeker fabrikalarının özelleştirilme kapsamında satılmasının gerekçesi nedir?
    2. 14 şeker fabrikasının satışı ne kadar sürede tamamlanacaktır?
    3. İhalelerde fabrikalar için üretim ve çiftçiden alım şartı nasıl olacaktır?
    4. Şeker fabrikalarında çalışan işçilerin durumu ne olacaktır?
    5. Şeker fabrikalarının kapatılmasıyla şeker pancarlarından üretilen şekerin yerini nişasta bazlı şeker mi alacaktır?
    6. Et ve Balık Kurumu’nun özelleştirilmesinden ardından yaşanan olumsuzlukların Şeker Fabrikaları için yaşanmaması nasıl sağlanacaktır?
    7. Satış sonrası pancar üretiminin azalmasına bağlı olarak melas ve küspe eksikliği hayvancılık sektörünü nasıl etkileyecektir?

    (HABER MERKEZİ)