Etiket: sel felaketi

  • Mersin’de sel felaketi: Dereler taştı, evler ve yollar sular altında kaldı!

    Mersin’de sel felaketi: Dereler taştı, evler ve yollar sular altında kaldı!

    PİRHA- Akdeniz Bölgesi’ni etkisi altına alan yoğun yağış, Mersin’de dün gece yarısından itibaren şiddetini artırarak sel ve su baskınlarına yol açtı. Derelerin taşmasıyla kent genelinde yaşam ciddi biçimde olumsuz etkilendi.

    Şiddetli yağış sonrası Mezitli Deresi ile Tece Deresi’nin taşması sonucu Gazi Mustafa Kemal Bulvarı su altında kaldı, ana yollar geçici olarak trafiğe kapandı; çevre yollarla ev ve iş yerleri sularla doldu. Bazı araçlar sel sularında sürüklendi veya zarar gördü. Birçok cadde ve sokakta su birikintileri halkın ulaşımını aksattı ve günlük yaşam parça parça felç oldu.

    Tarsus’ta selden zarar gören bölgelerde kaymakamlık ve yerel yetkililerce incelemeler yapılırken, altyapı hasarları ve riskli alanlardaki durum değerlendiriliyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün uyarıları doğrultusunda kuvvetli yağışların yer yer devam edebileceği belirtildi; bu nedenle riskli noktalarda tedbir çağrısı sürüyor.

    PİRHA/MERSİN

  • ŞPO: Beton ve asfalttan ibaret olan kentlerimizdeki can kayıplarını öfke ile takip ediyoruz

    ŞPO: Beton ve asfalttan ibaret olan kentlerimizdeki can kayıplarını öfke ile takip ediyoruz

    PİRHA –Şehir Plancıları Odası (ŞPO) deprem bölgesindeki sel felaketine ilişkin açıklama yaparak “Ne yapılması gerektiğine dair araçlara ve bilgiye sahip olan, ancak tüm karar alma süreçlerinden dışlanan şehir plancıları olarak betondan ve asfalttan ibaret olan kentlerimizdeki can kayıplarını öfke ile takip ediyoruz” dedi.

    Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi, birçok ilde yaşanan sel nedeniyle açıklama yaparak “İklim krizi ile sayıları giderek artan ve maalesef can kayıplarıyla sonuçlanan felaketlere dönüşen seller hakkında defalarca uyarıda bulunduk” dedi.

    Yazılı yapılan açıklamada, Türkiye’nin hızla kuraklaşmaya gittiğinin vurgusu yapıldı. İklim krizi gerçekliğini ötelemeden, yaşam alanlarının planlama ve altyapı çalışmaları ile yeniden ele alınması gerektiği belirten Şehir Plancıları Odası “Son üç yılda yaşadığımız pandemi, seller, orman yangınları ve depremlerin felakete dönüşen sonuçları bizlere, artık aynı kentleşme pratiklerini sürdüremeyeceğimizi her seferinde acı bir şekilde hatırlatmaktadır” ifadelerine yer verdi.

    “YALNIZCA BETON ÜRETEN RANT ODAKLI İMAR PLANLARI”

    Açıklamanın devamında, yağan yağmurların Urfa, Adıyaman ve çevre illerde felakete dönüştüğüne dikkat çekilerek şöyle devam edildi:

    “Can kayıplarından biri Adıyaman`da bir konteynerin suya kapılması sonucu meydana gelmiş, bununla birlikte pek çok çadırkent sular altında kalmıştır. Depremin hemen ertesinde çadır ve konteyner alanları için paylaştığımız “Geçici Barınma Alanları Rehberi”nde yer alan basit teknik hususlara biraz bile riayet edilmemiş onlarca alan bulunmaktadır. Bu rehberler gibi pek çok temel planlama ilkesi ve yaklaşımı doğa olaylarının afetlere dönüşmemesi için geliştirilmiş olmasına karşın ısrarcı bir biçimde aksi uygulamaya devam edilmekte, eş güdüm ve denetimden uzak durulmaktadır.

    Merkezi ve yerel yönetimler bilimsel planlama yaklaşımına, yani meslek alanımıza kati bir şekilde uzak durmakta, tüm kentleşme pratiklerimiz doğal çevreyi yok eden ve yalnızca beton üreten rant odaklı imar planları ile belirlenmektedir. Şu an deprem gerçeği ile yüzleştikten sonra iklim krizinin yıkıcı etkileri de kendisini göstermiştir. Yaşanan sel felaketi, anlık krizlerle ve sadece barınma ihtiyacını temel alan bir kentleşme yaklaşımının daha büyük afetlere kapı araladığını bugün itibariyle bir kez daha gözler önüne sermiştir. Mevcut anlayış çerçevesinde tarım arazileri ve farklı riskleri barındıran zeminler üzerinde beton bloklar yükselterek ne kentlerin afetlere dirençli yapılara dönüştürülmesi sağlanabilir ne de ekonomik, ekolojik ve sosyolojik krizlerin önüne geçilebilir. Önümüzdeki günlerde özellikle afet bölgelerinde başlayacak ve diğer tüm illeri etkileyecek gıda krizi, kuraklık ve seller ile birlikte kitlesel göçün engellenmesi mümkün olamayacak bu da ekonomik ve toplumsal yeni problem alanlarını beraberinde getirecektir. Bu nedenle kentlerin bilimsel, bütüncül ve kapsamlı bir biçimde ele alınarak planlanması dirençliliği artırmak açısından hayati önem taşımaktadır.

    Kentlerimizde yaşanan afetlerin kaynağını bilen; ne yapılması gerektiğine dair araçlara ve bilgiye sahip olan, ancak tüm karar alma süreçlerinden dışlanan şehir plancıları olarak betondan ve asfalttan ibaret olan kentlerimizdeki can kayıplarını öfke ile takip ediyoruz.

    Yağmur sularının beton ve asfalt üzerinde kilometrelerce yol aldığı ve yere düşen tek bir damlanın dahi toprakla buluşamadığı kentlerimizde, insanı, doğayı ve emeği odağına alan planlama anlayışı tek ve en önemli ihtiyacımızdır!”

    PİRHA/ANKARA

  • Sel felaketi nedeniyle Urfa ve Adıyaman’da 10 kişi hayatını kaybetti-VİDEO

    Sel felaketi nedeniyle Urfa ve Adıyaman’da 10 kişi hayatını kaybetti-VİDEO

    PİRHA – Maraş merkezli depremlerden etkilenen illerden Urfa, Adıyaman ve Malatya’da etkili olan sağanak yağış sele dönüştü.

    6 Şubat’ta yaşanan deprem sonrasında Urfa, Adıyaman ve Malatya’yı bu kez sel felaketi vurdu.

    Urfa’da sel felaketi nedeniyle 4 kişi hayatını kaybetti, 2 kişinin ise kayıp olduğunu açıklandı.

    Urfa’da Tandoğan Mahallesi’ndeki Yavuzlar Apartmanı’nın bodrum katındaki dairede ise su basması nedeniyle 5 kişinin cansız bedenine ulaşıldı. Bu kişilerin Suriye uyruklu oldukları açıklandı.

    Sel felaketi Adıyaman’da da etkili oldu. 1 kişi hayatını kaybetti, 3 kişi de kayboldu. İki ilde kaybolan 5 kişi için arama kurtarma çalışmaları sürüyor.

    Adıyaman Valisi Numan Hatipoğlu, Tut ilçesinde bir bahçede konteynerin suya kapıldığını, arama kurtarma çalışmalarının ise devam ettiğini söyledi.

    Yapılan açıklamalarda, sel felaketinde hayatını kaybedenler arasında 1,5 yaşında bir çocuğun da olduğunu söylendi.

    KURULAN ÇADIRLAR SEL NEDENİYLE BOŞALTILIYOR!

    AFAD, polis, jandarma ve belediye ekipleri, su baskını riski yaşanan çadırlarda tahliye çalışmalarını sürdürüyor. Urfa’da dün akşam başlayan sağanak yağışın sele dönüşmesi nedeniyle kentte çok sayıda sokak ve cadde su altında kaldı. Aşırı yağış nedeniyle ekili tarlalar da zarar gördü.

    Bir televizyon kanalına konuşan Urfa Valisi Salih Ayhan, kaybolan kişilerden ikisinin itfaiye erleri olduğunu, 2 evde polis dalgıçlarının çalışma yürüttüğünü açıkladı.

    Kent merkezindeki Abide Kavşağı’nın altında araçlarıyla ilerlemeye çalışanlar ile itfaiye ekibinin de aralarında bulunduğu 6 kişinin sel sularına kapıldığını bildiriliyor.

    Urfa kent merkezinde yağışlar nedeniyle çok sayıda aracın da sulara kapıldığı görülürken Eyyübiye Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin de sular altında kaldığı öğrenildi. Yağışlar nedeniyle kent genelinde eğitime bir gün ara verilirken yağışların 15 Mart boyunca sürmesi bekleniyor.

    YAĞIŞLAR MALATYA’YI DA ETKİLEDİ

    Malatya’da etkili olan sağanak yağışın ise Battalgazi, Yeşilyurt, Doğanşehir, Kale ve Pütürge ilçeleri ile kent merkezinde kısmen sele dönüştüğü bildirildi. Yağış nedeniyle depremzedelerin kaldığı bazı çadırlar, ev ve iş yerlerini su bastı. Bu bölgelerde kalanlar, belediye ekiplerince tahliye edildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Tüm Bel-Sen: Halk can derdinde, AKP Saray yönetimi rant!’-VİDEO

    Tüm Bel-Sen: Halk can derdinde, AKP Saray yönetimi rant!’-VİDEO

    PİRHA-Tüm Bel-Sen, ‘Ekonomik buhran, salgın, yangınlar ve afetler’ başlıklı basın açıklaması yaparak iktidarın bu yönlü politikalarını masaya yatırdı. Genel Başkan Erdal Bozkurt yaptığı açıklamada Yaşananlar doğal afet değil, sermaye ve ortaklarının rant politikasının sonucudur” dedi.

    Toplu İş Sözleşmesi (TİS) görüşmelerinin 2 Ağustos’ta başlamasının ardından sendikalar da bu yönlü taleplerini dile getirmeye devam ediyor. Konuya ilişkin basın açıklaması yapan Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Hizmetleri Emekçileri Sendikası (Tüm Bel-Sen) 4,2 milyon kamu emekçisi ile 2,2 milyon kamu emeklisini yakından ilgilendiren sürece dair görüşlerini belirtti.

    KESK, teklifini 2 Ağustos’ta hükümete sundu. Çalışma Bakanlığı’nın, 12 Ağustos’ta iktidara sunduğu teklif ise emekçilerin tepkisine neden oldu.

    “DEMOKRATİK TİS TALEBİMİZ GÖZ ARDI EDİLİYOR”

    Tüm Bel-Sen Genel Merkez binasında yapılan açıklamada Genel Başkan Erdal Bozkurt, “Teklif diye sunulan şey aslında çalışanları, emeklilerle birlikte yoksulluk ve sefalete itmek, açlıkla terbiye etmenin adıdır” dedi.

    Tüm Bel-Sen Genel Başkanı Erdal Bozkurt, konuşmasının devamında, “TÜİK’in zorlama kalemlerle yazdırdıkları, devletin, ‘şu rakamları çıkartın’ dediği enflasyon rakamlarının dahi çok altında bir rakamla karşı karşıya kaldık. Dolayısıyla bu teklifin kabul edilir bir yanı yok. Bu masanın gerçek bir toplu sözleşme masası olmadığını ifade ettik. Bu yaşananların sevindirici bir de şöyle yanı vardı; işveren güdümüyle büyümüş ‘hormonlu sendika’ dediğimiz sarı sendika da o masada aynı cümleleri kurmuştu. Demokratik bir toplu sözleşme yasasından bahsedildi. Fakat hükümet üzerinden bunların göz ardı edildiğini görüyoruz” ifadelerini kullandı.

    Erdal Bozkurt, konuşmasının devamında ülke genelinde yaşanan afetlere de dikkat çekti. “Yaşananlar doğal afet değil, sermaye ve ortaklarının rant politikasının sonucudur” diyen Bozkurt, şu açıklamayı yaptı:

    “Doğanın ve emeğin sınırsız sömürüsüne dayalı kapitalist ekonomi politikaları sonucu dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de iklim koşullarının değişmesi, ormanlık alanların rant elde edilecek araziler olarak görülerek ve imara açılması, kontrolsüz ve kuralsız madencilik, insanlarımızın ve tüm canlıların yaşam alanlarını ve geleceğini tehdit etmeye başlamıştır.

    Ülkemiz de yıllardır benimsemiş olduğu hatalı kentleşme politikalarının bir sonucu olarak, giderek artan ve görünür hale gelen iklim değişikliğinin etkisi altındadır. Dere yataklarını daraltarak beton kanallara hapsedilip imara açılması, aynı dere üzerinde sayısız HES inşa edilmesi, kapitalist sistemin yarattığı ilkim krizinin etkisini daha da arttırdığını acı bir şekilde deneyimliyoruz. Yangın ve Sel riskini gözetmeden sürdürülen doğaya ve insana yabancı kentleşme, tarım, turizm ve sanayi politikalarıyla felaketlere davetiye çıkarılmıştır.

    Yaşanan felaketlere karşı hazırlık amaçlı en temel sorumluluklarını yerine getirmeyen hükümet, bir yandan yangınlara müdahale amacıyla oluşturulan kriz merkezlerine yangın bölgelerini en iyi bilen, oradaki insan ve canlıları en yakından tanıyan yerel yönetimleri dahil etmeyerek; diğer yandan da yangınlara müdahale ederken gösterilen zafiyetin sorumluluğunu yerel yönetimlere atarak hesap vermekten kaçmak istemektedir.

    Yaşadığımız yangınlara ilişkin siyasi rant elde etmek için çeşitli spekülasyonlar yapılsa da, yangınlar devam ederken Resmi Gazetede yayımlanan 7334 sayılı ‘Turizmi Teşvik Kanunu ile bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’ ile, orman alanlarındaki yapılaşma tasarrufunun Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkisine bırakılması; yangını dahi rant ilişkilerine araç eden bir iktidarın insanlarımızın ve canlıların yaşam alanlarını korumaktan ne kadar uzak olduğunu gözler önüne sermiştir.

    Şurası açıktır ki, yaşadığımız bu felaketlerin birinci düzeyde sorumlusu; haftalar öncesinde bu dönemde yaşanabilecek yangın ve sel riskine yönelik acil önlemlere dikkat çeken bilim insanlarına kulak tıkayan; uyarıların tam tersine hiçbir tedbir almayan, ilgili bakanlıklar ve onun bağlı olduğu tek adam rejimidir.

    Tüm Bel SEN olarak, yangın ve sel bölgelerinin acilen afet bölgesi ilan edilmesini, zarar gören tüm vatandaşların kayıpları geri ödemesiz biçimde devlet tarafından karşılanmasını, yapılan tüm uyarılara rağmen gerekli tedbirleri almayarak yangınların ve selin ulusal afete dönüşmesine neden olan sorumluların derhal istifa etmesini ve yargılanmasını istiyoruz.”

    “ORMAN VE İNSAN YAKANLAR MADIMAĞI YAKANLARDIR”

    KESK ve Eğitim Sen kurucularından Milletvekili Kemal Bülbül de basın toplantısında konuşarak “Hiçbir devrimci; can, orman ve insan yakmaz. Orman ve insan yakanlar Madımağı yakanlardır, Gar Katliamını yapanlardır, Konya katliamını yapıp evi ateşe verenlerdir. Bunların da AKP ile politik soydaş oldukları açık şekilde ortadadır” dedi.

    HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, “Hükümet ve devlet Karadeniz sele gitmiştir Akdeniz’de ise yanmıştır” diyerek sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:

    “Sel ve orman yangını mağdurlarına çay atan devlet ne kadar çaresiz, aciz ve pespaye olduğunu da açık bir şekilde ortaya koymuştur. Dolayısıyla doğaya, kadına, insanlığa, kainata karşı işlenmiş bir suç vardır. Biz Alevi toplumu olarak Kerbela yassı içerisindeyiz. Memleket de Kerbela’ya dönmüş durumda. Kerbela’yı kerbela yapan Yezit zihniyetidir. Şu anda iktidarda olan da ırkçı, faşist Yezit zihniyetidir.

    Emekçiler, Kürt halkı, Alevi toplumu, kadınlar, gençlik ve bütün sivil toplum kuruluşları olarak bir araya gelip, insanlığa, doğaya ve her şeye karşı sorumluluğumuzun yapmanın yeri ve zamanıdır.”

    PİRHA/ANKARA

  • Sel felaketinde can kaybı 78’e yükseldi

    Sel felaketinde can kaybı 78’e yükseldi

    PİRHA-Batı Karadeniz’deki sel felaketinde can kaybı Kastamonu’da 62, Sinop’ta 15, Bartın’da 1 kişi olmak üzere 78’e yükseldi.

    Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Batı Karadeniz’deki sel felaketinde ölenlerin sayısının Kastamonu’da 62, Sinop’ta 15, Bartın’da 1 kişi olmak üzere 78’e yükseldiğini, 2 kişinin ise tedavilerine hastanede devam edildiği kaydedildi.

    Vefat eden vatandaşlardan 14’ünün kimlik belirleme çalışmasının sürdüğü ifade edilen açıklamada, “Kastamonu’da 26, Sinop’ta 8 olmak üzere toplam kayıp ihbarı sayısı 34’tür” denildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kastamonu’daki sel felaketinde hayatını kaybedenlerin sayısı 11’e yükseldi

    Kastamonu’daki sel felaketinde hayatını kaybedenlerin sayısı 11’e yükseldi

    PİRHA- AFAD, Karadeniz bölgesinde meydana gelen sel felaketinde Kastamonu’da hayatını kaybedenlerin sayısının 11’e yükseldiğini, Bartın’da kayıp olan bir kişiyi arama çalışmalarının ise devam ettiğini açıkladı.

    Karadeniz bölgesinde dün başlayan aşırı yağışlar sonucunda Bartın, Kastamonu ve Sinop’ta sel ve su baskınları meydana geldi.

    AFAD yaşanan felakete ilişkin açıklama yaparak, Bartın’ın Ulus ilçesi, Kastamonu’nun Azdavay, İnebolu, Bozkurt, Küre ve Pınarbaşı ilçeleri ve Sinop’un Ayancık ilçelerinin selden etkilendiğini belirtti.

    AFAD, Kastamonu’da hayatını kaybedenlerin sayısının 10, Sinop’ta ise 1 olduğunu açıkladı. Bartın’da kayıp olan bir kişinin ise arama çalışmaları sürüyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • Başkale için ‘Acil yardım’ çağrısı!-VİDEO

    Başkale için ‘Acil yardım’ çağrısı!-VİDEO

    PİRHA-Van’ın Başkale ilçesinde meydana gelen sel sonucu onlarca ev yıkılırken büyük oranda maddi hasar oluştu.

    Van’ın Başkale ilçesinde günlerdir süren yoğun yağmur sonucu köylerde sel oluştu. Sosyal medya üzerinden acil yardım talebinde bulunan yurttaşların ev ve ahırlarının yıkıldığı görüldü. Paylaşılan videolarda, bir kadının son anda sel sularından çıkarılarak kurtarıldığı da görüldü.

    Başkale ilçesine bağlı Esenyamaç (Xaşkan) köyü, dağlardan gelen sel suları sebebiyle adeta yerle bir oldu. Yaşanan felaketle birlikte ev ve ahırların duvarları yıkıldı, araçlar ise sulara gömüldü.

    Can kaybının olup olmadığı konusunda henüz resmi bir açıklama yapılmazken, yurttaşlar, sosyal medya üzerinden “Başkale derhal afet bölgesi ilan edilsin” çağrısında bulundu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Karadeniz’deki sellerin sebebi: Yarım milyar ton asfalt, 1 milyar ton çimento!

    Karadeniz’deki sellerin sebebi: Yarım milyar ton asfalt, 1 milyar ton çimento!

    PİRHA- Enerji ve İklim Uzmanı Önder Algedik, günlerdir Karadeniz’de devam eden aşırı yağışlar sebebiyle oluşan selleri yorumladı. Türkiye’nin araba başına dökülen asfaltta Avrupa birincisi olduğunu söyleyen Algedik, betonlaşma ve HES faaliyetlerine de dikkat çekti.

    Rize ve Artvin başta olmak üzere sağanak nedeniyle birçok dere taştı. Oluşan heyelanlar sebebiyle çok sayıda insan yaşamını yitirirken tarım arazileri ve yollarda da hasarlar oluştu.

    Rize genelinde devam eden sağanak, adeta hayatı durma noktasına getirdi. Çamlıhemşin, Ardeşen, Arhavi ve Fındıklı ilçelerinde çok sayıda cadde ve sokak suya gömüldü. Derelerin taşması sonucu araç trafiği durdu.

    İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNE SEBEP OLAN ETMENLER: ASFALT VE BETON

    Enerji ve İklim Uzmanı Önder Algedik, yaşanan sel felaketlerinin nedenlerini PİRHA’ya değerlendirdi. Yoğun yağışlar sonucu oluşan tablonun doğrudan bir ‘iklim krizine’ bağlanamayacağına dikkat çeken Algedik, “Çünkü ‘iklim krizi’ denecek kadar elimizde uzun dönemli veriler yok. Ama şunu biliyoruz; iklim değişikliği hızlandı ve bununla beraber aşırı iklim olaylarının sayısında bir artış söz konusu” dedi.

    Önder Algedik, Türkiye’nin hem iklim değişikliğini hızlandıran hem de felaketlerin önünü açan bir dizi işlem yaptığına işaret ederek şunları söyledi:

    “2002’den bu yana baktığınız zaman Türkiye, yarım milyar ton asfalt, 1 milyar ton çimento döktü. Bu sayede toprağın su ile bağlantısını kesti. Yani sel felaketlerini açık hale getirdi. Dolayısıyla iklim değişikliği açısından sorun; aslında iklimi değiştiren sebeplerle bu sel felaketini getiren sebeplerin aynı olduğunu görüyoruz. O da daha çok asfalt – beton dökmek ve daha çok doğa tahribatı… Zaten bunların sonucunda daha fazla iklim değişikliği ile daha fazla sel felaketi yaşıyoruz. Türkiye araba başına dökülen asfaltta Avrupa birincisi. Çimento üretiminde de dünyada 5. sıralarda.”

    “HES’LER DOĞANIN DENGESİNİ BOZUYOR”

    Karadeniz bölgesinde yaşanan sellere Hidroelektrik Santralleri’nin de (HES) sebep olduğunu anlatan Önder Algedik, “Özellikle HES’lerin yapılma sebebi, suyu regüle edip, enerji elde etmek. Böylesi bir iddiaları var ama bakıyoruz HES’lerin olduğu yerlerde sel felaketleri azalmıyor” dedi. Algedik, HES’lerin amacının sadece “enerji üzerinden sermaye kazanmak” olduğunu söylerken “Suyu regüle etmek, düzenlemek gibi rolleri falan yok. Ama şu var; HES’lerin, doğanın dengesini bozduğu ve iklim değişikliği ile beraber artan döngülerde meseleyi marjinalleştirdiğini herkes biliyor ve görüyor” ifadelerini kullandı.

    “İNCE BİR ZEMİNE BIÇAKLA YARA AÇIYORSUNUZ GİBİ DÜŞÜNÜN”

    Karadeniz özelinde maden ocaklarının etkilerine de değinen Önder Algedik, bölgenin jeolojik özelliğine dikkat çekti. “Madenler doğa açısından korkunç faaliyetler” diyen Algedik, sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:

    “Karadeniz yamaçlarında kayalık bir yapı üstünde çok ince bir toprak tabakası var. Ve orada ormanlar, bitki örtüsü doğayı tutuyor. Maden için kazmaya başladığınız zaman ince bir zemine bıçakla yara açıyorsunuz gibi düşünün. Böyle bir durumda aslında kanamayı hızlandırırsınız. Yarayı büyütürsünüz. Bu açıdan bakıldığı zaman Karadeniz’in kırılganlaşmasına ve aşırı iklim olaylarına; hatta aşırı iklim olaylarını bir kenara bırakalım, normal meteorolojik olaylara bile zaaflı hale gelmesini sağlıyor. Tüm bu afetlerin önüne geçebilmek adına sorumlu kişi olsaydım, bütün asfalt, beton, enerji ve maden projelerini durdururdum.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Çiftçi, yırtık lastik ayakkabısıyla isyan etti!-VİDEO

    Çiftçi, yırtık lastik ayakkabısıyla isyan etti!-VİDEO

    PİRHA-Aksaray’da, kuraklıktan sonra dolu afetinin vurduğu çiftçiler, mağduriyetlerini anlattı. Zararının karşılanmasını ve borç faizlerinin silinmesini isteyen çiftçiler, acil destek istedi. Parlamenterlere yırtık lastik ayakkabısını gösteren bir çiftçi, “Ayakkabı alamıyoruz. Dedem çarıkla gezermiş, yakında biz de çarıkla gezer hale geleceğiz. Çiftçiyi bu duruma getirdiler” dedi.

    TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyeleri, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili Ayhan Barut ve Mersin Milletvekili Cengiz Gökçel, Aksaray’da, kuraklıktan sonra dolu afetinin mağdur ettiği çiftçilerle bir araya geldi.

    Büyük hasar gören arpa, buğday, şeker pancarı, mısır ve ayçiçeği ekili alanlarda inceleme yapan CHP Heyeti, çiftçilerin zararının karşılanmasını, borçların faizlerinin silinerek ertelenmesini ve çiftçilerin desteklenmesi gerektiğini söyledi.

    CHP Milletvekili Ayhan Barut’a yırtık lastik ayakkabısını çıkartarak derdini anlatan bir çiftçi “Ayakkabı alamıyoruz. Dedem çarıkla gezermiş, yakında biz de çarıkla gezer hale geleceğiz. Çiftçiyi bu duruma getirdiler” dedi.
    “ZARAR KARŞILANSIN”
    Aksaray’da dolu afetinin yaşandığı Eskil ve Bayıraltı Köyleri başta olmak üzere kent genelinde 20 bin dekardan fazla alanda zarar oluştuğu açıklandı.
    Doludan kaynaklı buğday, arpa, mısır, ayçiçeği ve şeker pancarı ekili yaklaşık 7 bin dekar alan zarar görürken çiftçiler “zararımız karşılansın” çağrısı yaptı.

    Aynı zamanda Ziraat Mühendisi olan Ayhan Barut da üretici köylüleri dinleyerek üreticinin desteklenmesi için iktidara çağrı yaptı. Kuraklıktan sonra çiftçileri dolu afetinin vurduğunu, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın ise süreci sadece izlediğini aktaran Barut, “Bu yıl kuraklığın hakim olduğu bölgede dolu afeti de çiftçinin canını yaktı, zararını katladı. Ne yazık ki AKP her krizde olduğu gibi bunda da çiftçileri yalnız ve sahipsiz bıraktı. Çünkü bunlar tarımı ve çiftçiyi üvey evlat olarak görüyor” ifadelerini kullandı.

    YIRTIK LASTİK AYAKKABISINI ÇIKARIP TEPKİ GÖSTERDİ
    Eşmekaya Köyü’nde 150 dekar arazisi olduğunu ancak borçtan kurtulamadığını aktaran Mehmet Özkara adlı çiftçi, giydiği yırtık lastik ayakkabıyı çıkartarak iktidara tepki gösterdi. Çiftçinin çok zor durumda olduğunu aktaran Özkara, “Maliyetler; mazot ve gübre fiyatları çok arttı. Ayakkabım eskidi, Konya’da bir arkadaşı aradım, ‘Bana bir Ermenek lastiği gönder, yalnız sağ teki olsun’ dedim. ‘Ya lastik değişir mi?’ dedi. Arabanın ki değişiyor da, çiftçinin ki niye değişmeyecek? Allah razı olsun, Tayyip Erdoğan çiftçiyi bu vaziyete getirdi. Biz bunu bulamayız herhalde, dedemin çarığını arayacağız. Dedem çarık ile gezermiş. Biz bu sene ekin de ekemeyiz. Çiftçi ekmezse hepimiz aç kalırız. Çiftçi çok perişan” diye feryat etti.

    (HABER MERKEZİ)

  • CHP’li Suzan Şahin: Sel ve afetler Arsuz’un kaderi mi?

    CHP’li Suzan Şahin: Sel ve afetler Arsuz’un kaderi mi?

    PİRHA-CHP Hatay Milletvekili Suzan Şahin, Hatay’da yaşanan sel sonrası bölgeye giderek tespitlerde bulundu. Arsuz ve Antakya’daki derelerin taşması sonucu narenciye bahçelerinin su altında kaldığını belirten Şahin, bölge halkına acil destek çağrısı yaptı.

    CHP Hatay Milletvekili Suzan Şahin, Hatay’da meydana gelen kuvvetli sağanak yağış sonrası bölgeye giderek tespit yaptı. Arsuz’da yaşanan seller sonucu derelerin sık sık taştığını belirten Şahin, narenciye bahçeleri ile yerleşim bölgelerindeki zarara işaret ederek kesin çözüm çağrısı yaptı.

    CHP’li Suzan Şahin hasar tespit çalışmalarının sonucunu açıklayarak şunları söyledi:

    “Her yıl yağan yağışlar ve fırtına nedeniyle vatandaşlar aynı mağduriyetlerle karşı karşıya kalıyor. Son yağan sağanak yağışta geceden sabaha kadar Arsuz’da Höyük Mahallesi ile Gözcüler Mahallesi arasındaki DSİ sorumluluğunda bulunan Hacıahmetli Deresi üzerindeki mevcut kutu kesit menfez ile yapılan ve geçişi sağlayan yapı sel ile birlikte kullanılamaz hale geldi. Avcılarsuyu Mahallesi-Höyük Mahallesi geçişini sağlayan DSİ sorumluluğunda bulunan dere üzerindeki iki açıklıklı betonarme köprünün Höyük Mahallesi bağlantı kısmı tamamen yıkıldı. Arpaçiftlik, Höyük ve Gözcüler mahalleleri sınırlarındaki birçok narenciye bahçesi sular altında kaldı. Birçok narenciye bahçesi ve ekili tarla sular altında kaldı. Balıkçıların tekne ve ağları zarar gördü. Arsuzlu her yıl aynı bela ile karşı karşıya kalıyor. AKP hükümetinin Hatay’a yatırım yapmaması, DSİ’nin yatırım planlarına Hatay’ı ısrarla dahil etmemesi sel ve taşkınları Arsuz’un kaderi haline getirdi.”

    ANTAKYA DA SELDEN ETKİLENDİ

    Devlet Su İşlerine bağlı ekiplerin su taşkınlarına karşı önlem almamasını eleştiren Suzan Şahin, su baskınlarının kalıcı çözümlerle önlenebileceğini, bunun için de hükümetin Hatay’da iyileştirme çalışmaları yapması gerektiğini söyledi.

    Hatay’ın en fazla vergi veren 7. il olmasına rağmen aynı oranda yatırım alamadığını ifade eden Suzan Şahin sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:

    “Arsuz Höyük Mahallesi, Hacıahmetli ve Avcılarsuyu dereleri son gelişen selden dolayı ciddi zararlar vermiş olup DSİ tarafından tahkimatları yapılmadığı için büyük sorunlara sebebiyet verdi. Yapılan araştırmalar sonucunda bu üç derenin uygulama projeleri DSİ tarafından hazırlanmış olup ödenek yetersizliğinden dolayı hayata geçirilmedi. Bu nedenle de yüzlerce dönüm tarla, yollar, evler, tekneler ciddi zararlar görmüş durumda. Bu dereler üzerinde bulunan köprüler çok eski olduğu için yıkılmış ve köyler arasındaki bağlantı yolları tamamen kaybolmuş durumda.

    Hayat’a bütçe ayrılarak bir afet daha yaşanmasın diye gerekli çalışmalar derhal yapılmalıdır. AKP hükümeti ve ilgili kurumların sorumsuzluk ve vurdumduymazlıkları afetleri artık Arsuz’un kaderi olma haline getirdi. Hükümet Hatay’a önem vermiyor. 7.sırada vergi veren Hatay’a aynı ölçüde yatırım istiyoruz. Hataylının vergisi Hatay’a harcanmayacak da nereye harcanacak. Üç-beş yandaş müteahhitte mi? Artık yeter.”

    “HÜKÜMET ZARARI KARŞILAMALI VE İYİLEŞTİRME YAPMALI”

    Afetten dolayı vatandaşların zararlarının tamamının devlet tarafından karşılanması gerektiğini belirten Suzan Şahin, “Her afetten sonra hükümet yetkilileri hasarın karşılanacağı açıklamaları yapıyor. Ancak zarar gören, bir yıllık emeği heba olan vatandaşa afet kapsamında ufak bir ödeme yapılarak konu geçiştiriliyor” dedi. Şahin, “Asıl olan kalıcı çözümler üretebilmektir” diyerek şunları söyledi:

    “Sen dere ıslahlarını yapma, kanalları iyileştirme, rant uğruna doğayı katlederek dengeleri değiştir sonra gel ben senin zararının %30’unu afet kapsamında ödeyeceğim de. Böyle yönetim olmaz. Devlet Su İşleri derhal bölgede benzer afetler yaşanmaması için inceleme, tespit ve iyileştirme çalışmalarını yapmalı, selleri Arsuz’un kaderi olmaktan çıkarmalıdır. Devlet vatandaşına kalıcı çözümler sunmalıdır. Artık yeter, Hatay’a üvey evlat muamelesi yapılmasın. AKP hükümeti Hatay ve Hataylıyı görmezden gelmekten vazgeçmeli.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Derelerin Kardeşliği Platformu: Doğal afet değil, siyasi felaket

    Derelerin Kardeşliği Platformu: Doğal afet değil, siyasi felaket

    PİRHA- Derelerin Kardeşliği Platformu, meydana gelen sel felaketine ilişkin açıklama yaptı. Platform, bir dizi önlem önerisinde bulunarak doğal alanlara rant projeleri kurmayı hedefleyen tüm çalışmaların durdurulup, iptal edilmesi gerektiğini kaydetti.

    Derelerin Kardeşliği Platformu (DEKAP) Karadeniz’de meydana gelen sel felaketine ilişkin açıklama yaptı. Karadeniz Sahil Yolu’nun sel felaketinde büyük etkisinin olduğunun vurgulandığı açıklamada, felaketin ‘siyasi’ olduğu belirtildi. Açıklamada, “Siyasiler, daha fazla rant uğruna dinlemiyor, felaketlere kapı açıyor” denilerek şunlar kaydedildi:

    Doğal Afet Değil, Siyasi Felaket!

    Bölgemizde yaşanan her sağanak yağış sonrası hep aynı ifadelerle ahlanıp vahlanıyoruz!

    Oysa geçmişte olduğu gibi bugün yaşananlar ve yarında yaşanması muhtemel olan bu felaketler doğal afet falan değil. Düpedüz siyasi felaketler bölge insanının can ve mal varlığını tehdit ediyor. Siyasi felaket yaşanıyor.
    Bizler, ‘bir avuç çevreci’ ve ‘çapulcu’ dedikleri yaşam savunucuları, on yıllardır bu felaketler için uyarıp didiniyor, mücadele ediyor ve akla, bilime, yargı kararlarına, yasa ve yönetmeliklere uyulması gerekliliğini ortaya koyuyoruz!
    Ama siyasiler, daha fazla rant uğruna dinlemiyor, felaketlere kapı açıyor.

    Doğu Karadeniz bölgesi, özellikle Karadeniz Sahil Yolu denilen ve Samsun’dan Hopa’ya kadar uzanan duble yolla adeta katliama açıldı. On yıllarca devam eden çalışmalarla yüzlerce taş ocakları kuruldu bölgede. Gelişigüzel yollar yapıldı.

    Bölgenin topografik yapısını, dik ve sert kayaç yapısını, yamaçlarını hiç hesap etmediler.

    Bitki örtüsünü yok ettiler. Deniz kenarlarını doldurdular. Derelerin, nehirlerin önünü kestiler. Dere yataklarını, havzalarını daralttılar, doldurdular. Sonra HES (Hidroelektrik Santral) projeleri gündeme geldi.
    Ardına maden aramalarını, adına ‘Yeşil Yol’ dedikleri yaylaları, meraları yok eden çalışmalarını eklediler.

    Doğal yaşam alanlarına geri dönüşümsüz zararlar verdiler, katlettiler.
    Doğanın katili olanlar, işte böylece insanların da, yaşamın da katili oluyor.”

    Salgına rağmen çalışmaların durmadığı belirtilerek yeni felaketlere davetiye çıkarıldığı ifade edilerek, “Bunları başlatıp izin veren ve savunanlar da, bizim gibi geçmiş olsun dilekleri yayınlıyor, bölgelere gidip timsah gözyaşları döküyor” denildi.

    Bölgedeki rant çalışmalarının doğal olaylarını felakete dönüştürdüğü belirtilen açıklamada şöyle denildi:

    “Ne Yapılmalı?
    Öncelikle durum tespiti yapılmalı ve neden sorusuna yanıt bulunmalı!
    Sel, heyelan ve su taşkınları… Doğal mı? Değil! Çünkü seller gibi heyelanlar ile su taşkınlarının nedeni de doğaya ve doğal alanlara insan müdahalesidir!
    Dikkat edilirse dere ve nehirlerin doğal alışkanlığı olan ana yatak bölgelerinde değil, plansız ve çarpık kentsel yapılaşmanın olduğu ana arterlerde meydana geliyor bu tür afetler!
    Yani, afetlerin oluştuğu tüm alanlarda mutlaka insan elinin değdiği, geri dönüşümsüz zararlar oluşturulmuş!
    Yani HES yapılmış, taş ocağı açılmış, dere ıslahları yapılmış, yol açılmış; Suyun, havanın, toprağın yapısıyla oynanmış.
    Mesela HES’lerde, suyun iletim tünellerine alındığı kilometreler boyunca, aslı unsuru olduğu ekosistemle bağlantısı kesiliyor ve su döngüsü olarak bildiğimiz doğal dönüşümü engelleniyor. Klimatik etkisi yok edildiği gibi yaşamsal varlığı da ortadan kaldırılıyor.
    Dolayısıyla bu yok edişin etkisiyle baş gösteren iklim değişikliği, küresel ısınma vs diye adlandırılan olgular, bitki örtüsünden, ekolojik dengeden hava basınçlarına kadar olumsuz etkilere neden oluyor.
    Bu neden oluşlar özellikle de son yıllardaki lokal şiddetli yağışlara neden oluyor? Ki bu dar lokal alanlarda metrekareye neredeyse çok kısa sürelerde 235-280 kilo şiddetli yağışın düşmesine neden oluyor.
    Zaten neredeyse 50 yıla yakındır çay ve fındıkta kullanılan kimyasal azotlu gübrelerin etkisiyle; yer yer 10-20 cm’ye kadar incelme gösteren toprağın yapısı değişerek adeta kumlaşmış ve akışkan hale gelmiş olduğundan, bu toprak yağmur sularının etkisiyle sert kayaç yapının üzerinden kayıp gitmektedir.

    HES VE TAŞ OCAKALRINDAKİ DİNAMİTLE PATLAMALARIN ETKİSİ

    HES tünellerindeki ve taş ocaklarındaki dinamitle patlatmalar da 2-5 km derinliğinde ve 3-10 km eninde sarsıntı ve dolayısıyla kırılmalar görülmektedir. Dolayısıyla bu kırılmalar, yüzyıllardır yer altında oluşan derecikler, ark ve kanalların, olukların önünü keserek, suya dolgunlaşmasına ve akışkan hale gelmesine neden olur.
    Bütün bunlara bağlı sel, heyelan veya taşkınların, bu nedenle doğal afet olarak değerlendirilmemesi gerekir.
    Risk Devam Ediyor!
    Kentsel planlamalar, bu lokal yağışlar göz önüne alınarak değerlendirilmeli, özellikle bölgedeki yağış periyotları olan Mayıs-Haziran ve Eylül-Ekim dönemlerinde, idarece ve yerel yönetimlerce alınan önlemler devreye sokulmalı.
    Ki bunlardan en önemlisi mevcut dere yatakları ve vadilerin akışkanlık alanları kentsel planlara göre değil aksine kentsel yapılaşma planları bu dere yatakları ve vadilerin gerçekliğine göre düzenlenmelidir.

    “HES, TAŞ OCAĞI, MADEN ARAMALARI, DERE ISLAHLARI İPTAL EDİLMELİ”

    Kısa ve uzun vadeli önlemler kapsamında ise bütün alanlardaki HES, Taş ocağı, maden aramaları, dere ıslahları, yol vs gibi çalışmalar tamamen durdurulup, iptal edilmelidir.
    Karadeniz Bölgesi hala çok büyük bir risk altındadır, maalesef, benzer felaketler artarak devam edecektir.
    Yargı kararı ile durdurulmasına karşın bütçe ayrılıp devam ettirilmesi istenen HES projeleri ve Yeşil Yol da dahil birçok projede ÇED süreçleri formaliteyi geçmedi. Çünkü doğru uygulansa idi bu projeler olmayacaktı.
    Önce siyasilere, idarecilere bakılacak. Sulak alanları imara kim açtı? Bina yapılmasına kim izin verdi? HES yapılması sürecinde dere yataklarını kim daralttı? Dere yataklarına hafriyat kim attı?
    Dünyada yaşanan küresel iklim değişikliğiyle birlikte, Birleşmiş Milletler raporlarında da belirtildiği gibi Doğu Karadeniz Bölgesinde yoğun bir yağış rejimi değişikliği olacağı vurgulanıyor.

    PİRHA/ANKARA

  • Buldan ve Sancar: Artık yeter, Karadeniz’i rahat bırakın

    Buldan ve Sancar: Artık yeter, Karadeniz’i rahat bırakın

    HDP Eş Genel Başkanları Buldan ve Sancar, Giresun’daki sel felaketine ilişkin HES projelerine ve imar rantına dikkati çekerek, “Artık yeter deme zamanı, Karadeniz’i rahat bırakın” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar, Giresun’daki sel felaketine ilişkin olarak paylaşımda bulundu. Sosyal medya hesaplarından açıklama yapan eş genel başkanlar, Karadeniz’deki HES projelerine ve imar rantlarına dikkat çekti.

    BULDAN: ARTIK YETER DEME ZAMANI

    HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan: “Giresun’da yaşamını yitiren yurttaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum. Karadeniz’de yaşananlar kader değil, doğaya düşmanlığın, açgözlülüğün sonucudur. Bitmek bilmeyen HES projelerine, betona sevdalı imar ve rant anlayışına artık yeter deme zamanıdır.”

    SANCAR: KARADENİZ’İ RAHAT BIRAKIN

    HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar: “Giresun’da yaşamını yitiren yurttaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum. Acımız da öfkemiz de büyük. Karadeniz’de yaşananlar asla kader değildir. Felaketin nedeni dere yataklarının işgali, HES inşaatları, imar rantlarıdır. Karadeniz’i rahat bırakın.”

  • Bursa’daki sel felaketinde 5 kişi yaşamını yitirdi

    Bursa’daki sel felaketinde 5 kişi yaşamını yitirdi

    Bursa’da Kayacık Mahallesi’nde selde kaybolan yurttaşları bulmak için gece boyunca çalıştı. Yapılan çalışmada, kaybolan 5 kişinin cansız bedenine ulaşıldı. Kalan 1 kişiyi arama çalışmaları ise sürüyor.

    Bursa’nın Kestel ilçesinde, dün akşam sağanak sonrası meydana gelen sele kapılarak, kaybolan 5 kişiden 2’sinin daha cansız bedenine ulaşıldı. Selde hayatını kaybedenlerin sayısı, 5’e yükselirken, kayıp 1 kişiyi arama çalışmaları sürüyor.

    Kestel ilçesinde sağanak ve dolu nedeniyle bazı dereler taştı. Kestel’e bağlı kırsal Dudaklı, Narlıdere, Aksu ve Kayacık mahallelerinde akşama doğru etkili olan kuvvetli sağanak sele yol açtı. Bu mahallelerdeki yollar su altında kaldı. Çok sayıda araç selde sürüklendi.

    SAHADAKİ ÇALIŞMALAR SÜRÜYOR

    Sağanağın etkisiyle Dudaklı Mahallesi’nin dağlık kesimlerindeki 4 katlı evin 1’inci katında oturan aile, eve su dolmaya başlayınca hemen dışarı çıktı. Bu sırada sele kapılan çiftçiyi köy meydanında mahalle sakinleri, suyun içinden kurtardı. Evin içinde kalan ve bedensel engelli olduğu öğrenilen Kader Akbaba (22) ise yaşamını yitirdi.

    Bursa Valisi Yakup Canbolat, Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş ve Kestel Belediye Başkanı Önder Tanır, Dudaklı ve Narlıdere mahallelerinde incelemelerde bulundu. Aktaş, Büyükşehir Belediyesinin tüm ekiplerinin sahadaki çalışmalarını sürdürdüğünü aktardı. (HABER MERKEZİ)

     

  • Candan: Gökçek 25 yıl yönetti ama 100 yılımıza mal olacak-VİDEO

    Candan: Gökçek 25 yıl yönetti ama 100 yılımıza mal olacak-VİDEO

    PİRHA – Ankara’da üç kişinin ölümüne neden olan sağanak yağışa dair konuşan TMMOB Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, “Yanlış kentleşme politikalarından kaynaklı bir yapay afetle karşı karşıyayız. Melih Gökçek gitti kurtulduk değil, aslında 25 yıllık süreçte verdiği tahribat bizim belki de 100 yılımıza mal olacak” dedi.

    Ankara’da Pazar günü etkili olan yağış sonrası meydana gelen sel nedeniyle 3 kişi yaşamını yitirdi, birçok ev ve dükkan da sular altında kaldı.

    Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, yaşananları ‘Yapay afet’ olarak yorumlayarak “Yaşananlar Ankara’nın altyapısının aslında ne kadar yetersiz olduğunu gösteriyor” dedi.

    “BİLİMSEL PLANLAMA İLKELERİ DEVRE DIŞI BIRAKILDI”

    25 yıllık Melih Gökçek döneminde bu tür sel felaketlerinin sıkça yaşandığına vurgu yapan Candan şunları söyledi:

    “Gökçek döneminde balık adamların alt geçitlere girdiğini de görmüştük. Bunun nedeni alt yapının yetersiz olmasıdır. Çünkü Ankara’da yağmur, kar ve kanalizasyon sularının hepsi bir sistemde toplanıyor. Ayrık bir sistem olmadığı için de en ufak bir yağmurda sel felaketine neden oluyor. Diğer bir taraftan da plansız bir kentleşmenin ürünü olarak bu durum karşımıza çıkıyor. Çünkü imar planlaması yapılırken yağış akış ve rüzgar planlarının da yapılması gerekiyor. Biz bunların detaylı bir şekilde yapıldığını düşünmüyoruz. Eksiksiz yapılmış olsaydı dereler böylesine kelepçe altına alınıp üstü kapatılmaz, vadiler yapılaşmaya açılmaz, yeşil alanlar bu kadar betonlaşmaya maruz kalmazdı. Dolayısıyla bunun arkasında plansız bir yapılaşma, bilimsel planlama ilkelerini devre dışı bırakan yönetim anlayışı yatıyor.”

    “MELİH GÖKÇEK GİTTİ KURTULDUK DEĞİL”

    Candan, “Melih Gökçek Ankara’yı 25 yıl yönetti ama Ankara’nın bir 100 yılına mal oldu” diyerek başkentin altyapısı için çok büyük bir yatırıma ihtiyaç olduğunu da söyledi. Ankara’nın uzunca bir süre daha sel durumlarıyla karşı karşıya olacağını belirten Candan sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Önceki belediye başkanı Mustafa Tuna da 12 cadde için ‘ameliyat yapıyorum, bitecek. Bir daha böyle sel felaketi olmayacak’ demişti. Böyle çözümler yapılarak sorunların önüne geçmek mümkün değil. Konunun bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirilmesi gerekiyor. Örneğin Bilkent’te yapılan Şehir Hastaneleri kanalizasyona büyük bir yük bindirecek. Oranın kanalizasyonunun sıkıntılı olduğunu biliyoruz. Ufak bir yağışta Atatürk Hastanesinin sular altında kaldığını ve bir kişinin ameliyathanede öldüğünü de biliyoruz. Melih Gökçek gitti kurtulduk değil, aslında 25 yıllık süreçte verdiği tahribat bizim belki de 100 yılımıza mal olacak bir tahribat ve bu sürecin her bir noktasında Melih Gökçek kötü, kenti yönetemeyen bir belediye başkanı olarak anılmaya devam edecek. Büyükşehir belediyesinin böylesi olaylara hazırlıklı, planlı olması gerekiyor. Yoksa bu tür can kayıplarını benzer yağışlarda hep göreceğiz.”

    “ODALARIN, ÜNİVERSİTELERİN DESTEĞİNE İHTİYACI VAR”

    Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile yakın bir zamanda görüştüklerini de söyleyen Candan, yeni belediye yönetiminin sel felaketleriyle ilgili henüz kendilerine fikir sormadığını da aktardı. “Kentler katılımcı yöntemle yönetilmeli” diyen Tezcan Karakuş Candan şöyle devam etti:

    “Melih Gökçek kendi başına buyruk, bilim tanımayan bir insandı. Yeni belediye başkanının böyle olduğunu şimdilik düşünmüyorum. Sonrası nasıl olur onu da bilemiyoruz. Mimarlar Odası Ankara şubesi özellikle Melih Gökçek döneminin 25 yılını çok iyi takip etti, hasar tespitini iyi bir şekilde çıkarttı. Şimdi de Ankara Restorasyon Atölyeleri kurduk. Eğer Ankara’da bir onarım olacaksa mimarların mutlaka sürecin parçası olacağını düşünerek bu atölyeleri başlattık.13 başlıkta atölye çalışmalarımız devam ediyor. Bunlardan bir tanesi de ‘altyapı ve ulaşım nasıl çözülür?’ başlığı altında sürmekte. Kent İzleme Merkezi içerisinde su uzmanları da var. Ankara’nın dere yapısını çok iyi bilen ekiplerimiz de mevcut. Örneğin bu kişiler yağmur yağdığı zaman hangi noktada, nerede bir taşkın olacağını biliyorlar. Bir yağış, akış programı, çevre yönetim planının olması gerekiyor. Bunu Gökçek döneminde görmedik. Yağmur yağdığında Gökçek ‘500 yıldır yağmayan yağmur yağdı’ kar yağdığında da ‘tuz döktüm isterseniz yalayın anlarsınız’ tarzında bir belediye başkanına yakışmayan davranışlar söz konusuydu. Yeni dönemde bir plan var mı bunu da henüz göremedik ama bir katılımcı yönetim anlayışıyla bu sorunun çözülmesi gerektiği çok açık. Bilimsel bir çalışma için odaların, üniversitelerin desteğine ihtiyacı var.”

    “YAPAY AFETLE KARŞI KARŞIYAYIZ”

    Olası yeni ölümlerin olmaması için acil yapılması gerekenlere de değinen Candan sözlerini şöyle noktaladı:

    “Bir kere yağış akış planının yapılması gerekiyor. Çevre ve yönetim planını ise hızlıca, yağış miktarı arttığında hangi sıkıntı yaratılıyor bunların tespit edilip oralarda çözümlerin üretilmesi ve ekiplerin hazır bekliyor olması gerekli. Yani Ankara’yı bir pafta elinize alacaksınız ve bir afet yönetimi gibi değerlendireceksiniz. Aslında bu da bir tür afet. Doğal bir afet değil ama yanlış kentleşme politikalarından kaynaklı bir yapay afetle karşı karşıyayız. Dolayısıyla yağış olduğunda hangi noktalarda sel felaketi yaşayabiliriz bunları uzmanlar belirleyecek ve yağışın miktarına göre şekillendirerek o noktalarda ekiplerin bulunarak bu duruma müdahale etmesi gerekecek.”

    Eren GÜVEN/Cebrail ARSLAN
    ANKARA