Etiket: sela

  • ‘Aleviler olarak ham meyvenin koparılmasını dahi istemeyiz’-VİDEO

    ‘Aleviler olarak ham meyvenin koparılmasını dahi istemeyiz’-VİDEO

    PİRHA – Dede  Erdoğan Sezer ve Efe Engin, Suriye’de süren askeri operasyona dair, “Ağaç kesmek isterken dahi gülbeng verip rızalık alan bir toplumun bu operasyona rızalık vermesinin mümkünatı yok” dedi.   

    Haberin videosu

    Yedinci günü geride kalan Suriye’nin kuzeyine yapılan operasyonla birlikte sivil ölüm haberleri de geliyor. Birçok kesimle birlikte Alevi toplumu da harekatın biran önce durdurulması yönündeki ısrarını sürdürüyor.

    Dede Efe Engin ile Dede Erdoğan Sezer de “Ham olan bir meyvenin koparılmasının dahi inancımızda yeri yok” diyerek süren operasyona karşı olduklarını açıkladılar.

    “ÖLÜM ÜZERİNE RIZALIK VERMEMİZ MÜMKÜN DEĞİL”

    Dede Efe Engin, “Yolumuz gereği varlığın birliğine inanırız” diyerek sürece dair şu yorumu yaptı:

    “Cümle canları Hakk gören bir bakış açısına sahibiz. Bu bakış açısının sebep olduğu üzere bu inanç sevgi ile 72 millete bir nazarda bakmak, kendine reva görmediğini başkasına görmeme üzerine kurulu. Bu bakış açısına göre bizim bir başka insana, kaldı ki avcıları bile cemine sokmayan bir inanış ve hakikat olarak kalkıp bir başkasını öldürmeye rızalık göstermemizin mümkünatı yok. Zaten Alevi inancına göre; ölüm üzerine yaşanan bir düşünceye rızalık vermesini bekleyemeyiz. Böyle bir şeyin mümkünatı yok. Yolumuza terstir. Bir ağacı bile keserken gülbeng verip onun rızalarını alarak kesen bir inançtan söz ediyoruz. Dolayısıyla da buna rızalık vermenin mümkünatı yoktur. Üstelik nasıl ki ülkemiz topraklarında demokratik laik bir cumhuriyeti savunuyoruz, nasıl Çanakkale sınırlarından Fransızlar, İngilizler girerken biz bunu istememiş isek bir başkasının ülke sınırlarından da içeri girmememiz lazım. Bu yaşananlara destek vermememiz lazım” dedi.

    “CAN ALMAK ALEVİ İNANCINA TERSTİR”

    Engin’in eleştirileri odağında Diyanet İşleri Başkanlığı da vardı. Başlatılan harekat ile birlikte camilerde sela okutulmasının yanlış olduğunu ifade eden Engin, “Diyanet, cezaevleri, sağlık hizmetleri ve milli eğitim ile yaptığı sözleşmesi gereği artık iç içe geçmiş bir süreç yaşıyor. Dolayısıyla operasyonla birlikte sela okunması bir başka inanç ve fikirlerin yok sayılması anlamındadır. Can öldürmeye ve şehitlik esası üzerine bir can feda etme üzerine bir yapı kurmak kesinlikle Alevi inancına terstir” dedi.

    “İNANCIMDA CANLARA KIYMAK YOKTUR”

    Dede Erdoğan Sezer ise Yunus Emre’nin “Yaratılanı severim yaratandan dolayı” sözünü hatırlatarak “Herkesin yaşama hakkı vardır” dedi.

    Sezer, Alevi toplumunun tüm savaşlara karşı olduğunu ifade ederek şunları söyledi:

    “Savaşlar olmasın, insanlar ölmesin, anneler ağlamasın. Ama ne çare bütün canlılar ağlıyor. Sadece oradaki kitlenin, Suriye’de yaşayan Alevilerin değil, Kakailer, Ezidiler, Süryaniler ve diğer azınlık topluluklar var. Hepsi yaratılan tarafından yaratılmış. Onun için insanların, savaşı önce kendi nefisleri ile yapması gerekir. Önce yaşamak için savaşması gerekir. Onun için toplumları yok etmek değil; insanları öldürmek, canlara kıymak, annelere gözyaşı döktürmek inancımda yoktur. Çünkü biz de ‘kurdun, kuşun lokması’ deyip bütün canlıların yaşamı için lokma veriyorsak, ‘yerde sürünen solucanın, yürüyen karıncanın ve ham olan bir meyvenin koparılmasının dahi inancımızda yeri yok’ diyorsak bir canın bedenden koparılmasına da karşıyız. Yapılanları doğru görmüyoruz. Dünyanın, barış, huzur, kardeşlik, dostluk ve paylaşım içinde yaşanmasından yanayız.”

    Eren GÜVEN / ANKARA

  • Tekten: Bombalar yağdırıp maç skoru gibi anlatıyorlar-VİDEO

    Tekten: Bombalar yağdırıp maç skoru gibi anlatıyorlar-VİDEO

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ayvalık Şube Başkanı Vedat Tekten, Suriye operasyonunu eleştirdi. Tekten, “Güvenlik gerekçesiyle bir halkın üstüne bombalar yağdırılarak yaşananları maç skoru gibi anlatıp iç siyasette malzeme olarak kullanmak kabul edilir bir durum değildir” dedi. 

    Haberin videosu 

    TSK ve ÖSO’nun Suriye operasyonu sürerken, kamuoyundan da alınan karara dair eleştiriler gelmeye devam ediyor.

    Alevi yöneticiler, yaşanan sivil ölümlerine işaret ederken, Türkiye’nin bir tür “bataklığa” sürüklendiği yönünde yorumlar yapıyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ayvalık Şube Başkanı Vedat Tekten, “Sebebi ne olursa olsun Türkiye Ortadoğu’da bir kaosun içine girmemeliydi” diyerek alınan kararı eleştirdi. Tekten ayrıca “Hiçbir ülkenin, bir başka ülke toprağında gözü olmamalı” diyerek şunları dile getirdi:

    “TÜRKİYE YALNIZ BIRAKILMIŞTIR”

    “’Yurtta sulh cihanda sulh’ denilerek Türkiye halklarının bulunduğu nokta ve dünya siyasetine bakışı özetlenmiştir. Fakat son dönemlerde Amerika’nın Arap baharı ile başlattığı ve bunu ilk siyasetine malzeme olarak kullandığı bir akım geliştirildi. Artık savaşların içeri ile olan kısmı çok daha fazla bir hale dönüştürüldü. Bence bu savaş Türkiye’nin asla içinde olmaması gereken bir durumdu. Savaşlar nedeniyle bugün Türkiye gerek doğuda gerek batıda hiçbir komşusu ile sulh içinde değil. Öyle ki Türkiye’nin bu son operasyonu kendisini Müslüman blokta addeden yönetim için bile bir mağlubiyet olmuştur. Adeta Arap camiası başta Suudi Arabistan olmak üzere bu operasyona karşı bir tavır almıştır. Hiçbir ülkenin, bir diğer ülkenin toprağında gerekçesi ne olursa olsun gözü olmamalıdır. Söylenen bir laf var ‘Sınırlarımızda ya da Suriye’de barışın en kısa yolu Şam ile Ankara arasındaki diyalogtan geçer.’ Diyalog kapılarını zorlamadan oradaki halkların mevcudiyetini önemsemeden, gelişmiş siyasi düzenin gerçekliğine varmadan sadece güvenlik gerekçesiyle halkın üstüne bombalar yağdırıp bunu bir maç skoru gibi anlatıp iç siyasette malzeme olarak kullanmak doğru değil. Yapılanı bir gaza, bir fetih gibi sunmak Türkiye’nin saygın dış politikası açısından; ne kadar kaldı saygınlığı bilmiyorum; kabul edilir bir durum değildir. Türkiye bu savaşın masada barıştıran tarafı olması gerekirken savaşan tarafı olmuştur ve maalesef de yalnız bırakılmıştır. Kaosun bu şekilde sürdürülebilir olmasının imkanı yoktur. İşin perde arkasını bilemiyoruz ama çok somut bir gerçek var ki o da AKP oylarının %30’lar civarına düşmüş olmasıdır. Olması mümkün bir seçimde hezimete yol açıp AKP’nin seçim kaybetmesi riskini milliyetçi duygulara atıfta bulunup çocuklarımızın kanları üzerinden yeniden inşa etmeye çalışmak ve bunun içinde bomba kullanmak, kan dökmek siyasetin bir unsuru olmamalı.

    “SELA NE TÜRDEN BİR SİMGE TEŞKİL EDİYOR?”

    Yaşanan süreçte Diyanet’in tutumuna dair de yorum yapan Vedat Tekten “Harekatı ‘fetih ve gaza’ olarak ele alırsa, ona bağlı olan kurumlar da o şekle uygun tavır takılırlar” dedi.

    Tekten, savaşın kazananı olmadığını belirterek sözlerine şöyle devam etti:

    “Bu doğru bir durum değil. 15 Temmuz’da da sabahlara kadar sela okutuldu. Çeşitli sebeplerle selaya başvuruyorlar. Ne türden bir simge teşkil ediyor onu da çözmek mümkün değil. Buna ‘Fetih’ derseniz sela okutmak Osmanlı’da da var olan bir durumdu. Bugün cihat bayrağını açıp ‘PYD-YPG üstlerine gidiyoruz. Terörü temizleyeceğiz’ denilen bu örgütlere geçmişte peşmerge güçleri Türkiye’ye alıp Hatay bölgesine kadar sınırlarımızın içinde ambulanslar refakatinde, halkın yoğun alkış ve ilgisi ile geçirilip Suriye topraklarına sokulmuştu. Şimdi kendini Müslüman ülke olarak tarif eden ülkenin ordusu bir diğer Müslüman ülkeye nasıl cihat açabilir onu da ilahiyatçılar çözümlesin. Durumu nereden ele alırsanız alın gerek uluslararası hukuk, gerek Türkiye’nin saygınlığı, gelecekteki siyasi ve komşularla olan ilişkileri açısından bize kar getirecek bir hal değil. Umarım bu anlamsız kaos bize çok fazla zarar vermeden bir şekilde noktalanır. Biz evlatlarımızın tabutlar içerisinde gelmesini istemiyoruz. Savaşın hiçbir zaman kazananı olmamıştır.”

    Eren GÜVEN / ANKARA

  • ‘Alevi toplumu olarak operasyona rızalık vermiyoruz’-VİDEO

    ‘Alevi toplumu olarak operasyona rızalık vermiyoruz’-VİDEO

    PİRHA- Türkiye’nin Suriye’ye dönük operasyonunu eleştiren PSAKD ile DAD yöneticileri, Ortadoğu’da yaşanan çatışmaların çözümü olarak barış ve demokrasiyi işaret ederek, “Alevilerin bu tezkerede rızası yoktur” açıklamasını yaptılar. Diyanet’in camilerde sela okutulması yönündeki emri de Alevi kurumlarının bir diğer eleştiri konusu oldu.

    HABERİN VİDEOSU

    Türkiye’nin Suriye’de askeri operasyon yürütmesine bir tepki de Alevi kurum yöneticilerinden geldi.

    Operasyon kararının iktidarın çıkarları doğrultusunda şekillendiğini söyleyen Demokratik Alevi Derneği Ankara Şube Yöneticilerinden Kenan Akın, “Biz Aleviler, hiçbir savaşa rızalık vermediğimiz gibi bu yapılana da rızalık vermeyeceğiz” dedi.

    Akın, “Biz bu zulme karşıyız” diyerek şunları söyledi:

    “Öyle bir noktaya geldik ki artık İslamiyet neredeyse DAİŞ ve ÖSO ile eşdeğer tutuluyor. Bu anlamda Müslümanların var olan oyuna gelmemeleri lazım. Karşı tarafta ölen de müslüman bu tarafta ölen de… Biz Aleviler hiçbir savaşa rızalık vermediğimiz gibi bu yapılana da rızalık vermeyeceğiz. Dolayısıyla savaş, beraberinde kanı, gözyaşını, acıyı, yoksulluğu, sefaleti getirir. Gerçekten inancında samimi olan insanlar bu oyuna gelmemeli. Çünkü bu savaş müslümanı müslümana kırdırıyor. Ayrıca bu savaşı başlatan siyasi iktidar kendi çıkarları için böylesi bir girişimde bulundu. Kendi iktidarını korumak için bunları yapmakta. Halk nezdinde bitmiş bir iktidar bu yolu denemeye çalışıyor. Suriye’ye girip oradaki mazlum halkları, sadece Kürtleri değil Alevileri, Süryanileri, Ezidi ve Arapların ölümüne yol açılacak. Bu doğru bir tutum değildir.” 

    “SAVAŞ POLİTİKALARINA KARŞIYIZ”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Sekreteri Onur Şahin ise 10 Ekim Gar Katliamı’nın üzerinden 4 yıl geçmesine rağmen gelinen sürecin aynı olduğunu işaret ederek, “Barış ve demokrasi, Ortadoğu’da yaşanan çatışmaların tek çözümü olacaktır” dedi.

    Şahin sözlerine şöyle devam etti:

    “Türkiye’deki farklı kimlik, inanç ve yaşam tarzlarına dönük yaklaşımların güvenlik sorunu olarak görülmesi doğru değildir. Özgürlükçü bir yaklaşım içinde bu konulara değinilmesi gerekir. Farklı kimliklere dönük güvenlik eksenli politikalar ülkemizi sonu gelmez bir çatışmanın, savaşın içine sokmaktadır. Suriye’deki operasyon bunun maalesef bir yansımasıdır. Biz kesinlikle savaş istemiyoruz. Savaş politikalarına karşıyız. Savaşın halklara şimdiye kadar bir yarar getirdiği görülmemiştir. Yoksul emekçi çocukları savaşlarda hayatlarını kaybetmektedir. Aynı zamanda sivil insanlar da yaşamlarını yitirmektedir. Dolayısıyla barış konusunda ısrarlıyız. Savaş; kan gözyaşı demektir. Barış demokrasi ve özgürlük ise insanların kendi kimlikleriyle özgürce yaşamalarının yolunu açar. Ortadoğu’da demokratik, çoğulcu ve özgürlükçü bir yaşam tarzına inanıyoruz. Dolayısıyla bu çatışmayı doğru bir yaklaşım olarak görmüyoruz. 10 Ekim Katliamı’nın yıldönümündeyiz. 4 yılda geldiğimiz nokta yine aynı. Artık insanların ölmesini istemiyoruz. Barış ve demokrasi Ortadoğu’da yaşanan bu çatışmaların tek çözümü olacaktır.”

    “ALEVİ TOPLUMU OPERASYONA RIZA VERMEDİ”

    Demokratik Alevi Derneği Genel Sekreteri Murat Işık’ın dikkat çektiği nokta ise IŞİD tehdidi oldu. “Katliamların yeniden gerçekleştirilmeyeceği garantisi yoktur” diyen Işık, Alevilerin tedirgin olduğuna işaret ederek şunları söyledi:

    “10 Ekim Ankara Katliamı bu toplumun ne kadar ciddi korku ve terör tehdidi ile karşı karşıya olduğunun göstergesidir. Bugün Suriye’de, Rojava’da yürütülen savaş, aslında bu canilerin bu coğrafyada gerçekleştirdikleri katliamların da bir eseridir. Ve biz bugün onun sonuçlarını konuşuyoruz. Ama yarın bu ülkenin bürokrasisine teslim edilecek IŞİD canilerinin bu katliamları yeniden gerçekleştirmeyeceğinin garantisi de yoktur. Dolayısıyla Aleviler olarak tedirginiz ve bu sürece rıza vermediğimizi söylüyoruz. Nerede bir mazlum varsa biz Aleviler olarak şu duayı etmeliyiz; Hızır onların yar ve yardımcıları olsun. Onlar için birer delil uyandırmak gerekiyor. Gün böyle bir gündür. Ayrıca onların Xızır’ı da olmamız gerekiyor. Çünkü savaş çocukların ölümüdür, anaların gözyaşıdır, yoksulluktur, sefalettir, faşizmdir. Aleviler olarak bu operasyona, teskereye, savaş politikalarına asla rızalık vermiyoruz.”

    “DİYANET, ASKERİ BİR KURUM EDASIYLA HAREKET EDİYOR”

    Diyanet’in de operasyon sürecine dahil olup camilerde sela okutmasına dair de yorum yapan Murat Işık sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Diyanet aslında kendi görevini çok layıkıyla yapıyor. Diyanet bir tür asimilasyon kurumudur. ‘Camiler kışla ve minarelerimiz süngü’ sözü bugün bu Diyanet için çok geçerlidir. Adeta askeri bir kurum edasıyla hareket ediyorlar. Dinlerde iyilik, güzellik ve hoşgörü vardır. Hiçbir din, kardeş kavgasını cevaz görmez. Diyanet bugün kardeş kavgasına, coğrafyadaki insanların birbirine kırdırılmasına onay veriyorsa bu Diyanet’in artık ne kadar İslam’ı temsil ettiğini varın siz düşünün.”

    Eren GÜVEN/ANKARA