Etiket: Selçuk Kozağaçlı

  • İnfaz kurullarına karşı ortak ses: Kozağaçlı’ya özgürlük- VİDEO

    İnfaz kurullarına karşı ortak ses: Kozağaçlı’ya özgürlük- VİDEO

    PİRHA- ÇHD, ÖHD, İHD ve Adalet İçin Hukukçular Mersin Şubeleri, Av. Selçuk Kozağaçlı’nın 30 Aralık’ta yeniden İdare ve Gözlem Kurulu’na çıkarılacak olmasına dikkat çekerek, infaz kurullarının keyfi uygulamalarına tepki gösterdi.

    Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Adalet İçin Hukukçular Mersin Şubeleri, ÇHD Onursal Genel Başkanı Av. Selçuk Kozağaçlı’nın tahliyesinin İdare ve Gözlem Kurulları eliyle engellenmesine karşı basın toplantısı düzenledi. Açıklamayı ÇHD Mersin Şube Başkanı Av. İsmail Bozkurt okudu.

    “İNFAZ KURULLARI YARGI KARARLARININ ÜZERİNE ÇIKIYOR”

    Bozkurt, Kozağaçlı’nın 8 yılı aşkın süredir özgürlüğünden yoksun bırakıldığını hatırlatarak, yargılama ve infaz sürecinin “hukuksuzluk silsilesi” olarak Türkiye yargı tarihine geçtiğini vurguladı. 2018 yılında verilen tahliye kararının saatler içinde, yeni bir delil olmaksızın geri alındığını; 2025 yılının Nisan ayında ise denetimli serbestlikten yararlandırılmasına rağmen savcılığın itirazıyla bir günden kısa sürede yeniden cezaevine gönderildiğini anımsattı.

    Bozkurt, 30 Aralık’ta yapılacak İdare ve Gözlem Kurulu değerlendirmesine dikkat çekerek, infaz rejiminin geldiği noktayı eleştirdi:

    “İdare ve Gözlem Kurulları, yargı kararlarının üzerine çıkan bir konuma itilmiş durumda. Mahkemelerin verdiği kararlar, ‘puan’ ve ‘iyi hal’ adı altında idari yorumlarla fiilen hükümsüzleştiriliyor. Bu mekanizma, özellikle siyasi tutsaklar açısından bir pişmanlık dayatması ve süresiz infaz aracına dönüştürülmüştür. Selçuk Kozağaçlı’nın hukuken çoktan alması gereken tahliyesinin, keyfi gerekçelerle engellenmesi ihtimali son derece yüksektir.”

    “AVUKATLIK VE SAVUNMA HAKKI HEDEF ALINIYOR”

    Savunma hakkının ve avukatlık mesleğinin kriminalize edildiğini söyleyen Bozkurt, “Burada mesele bir kişinin özgürlüğü değildir. Savunma makamına yönelmiş sistemli bir saldırı ile karşı karşıyayız. Mesleki kimlik, savunma faaliyeti ve politik duruş, infaz aşamasında açıkça cezalandırılmaktadır. Açıkça ifade ediyoruz; puanlama sistemiyle adalet ölçülemez. Onurlu bir duruş, cezaevi kurullarının keyfi puanlarına sığmaz. İnfaz yakma uygulamalarına son verilmeli, kanuni şartları oluşmuş tahliyeler idari kararlarla engellenmemelidir. Avukatlık mesleğinin rehin alınmasını kabul etmiyoruz” dedi.

    Bozkurt, 30 Aralık’ta verilecek kararın yalnızca Selçuk Kozağaçlı’yı değil, hukuk devletinin geleceğini de ilgilendirdiğini vurgulayarak, “Bu karar, hukukun bir ‘helvadan put’ olup olmadığına dair bir turnusol olacaktır. Bizler hukuk dernekleri, hukukçular, insan hakları savunucuları ve adaletten yana olan tüm kesimler olarak Selçuk Kozağaçlı ve tüm tutsak meslektaşlarımız özgürlüklerine kavuşana dek meydanlarda ve adliyelerde olmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

    PİRHA/ MERSİN

     

  • Piroğlu: Asıl sorun, bu barış sürecinin kim tarafından sahiplenip nasıl yürütüleceğidir!-VİDEO

    Piroğlu: Asıl sorun, bu barış sürecinin kim tarafından sahiplenip nasıl yürütüleceğidir!-VİDEO

    PİRHA – DEM Parti MYK Üyesi Musa Piroğlu, Kürt sorununun çözümü konusunda yürütülen süreci değerlendirdi. Piroğlu, “Asıl sorun, bu barış sürecinin kim tarafından sahiplenileceği ve nasıl yürütüleceğidir” diyerek Kürt halkının taleplerinin uluslararası görünürlüğe ulaştığını vurguladı. Musa Piroğlu, “Bu ülke belki de tarihin en travmatik yoksullaşmasını, en ağır sosyal çürümesini ve en büyük adaletsizlik dönemini yaşıyor. Barış mücadelesi aslında bu yüzden bunların da aşılabilecek koşulları yaratmadır” diye de ekledi.

    1 Ekim 2024’te MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Mecliste yaptığı konuşmada “Yeni bir döneme giriyoruz. Dünyada barış olurken ülkemizde de bu barışı sağlamalıyız” cümlelerini sarf etti. Bahçeli’nin bu konuşması ardından ülke, yeni bir gündeme perde aralamış oldu.

    Cumhuriyet tarihinin en sağcı, en dinci hükümeti olarak ifade edilen AKP-MHP Hükümeti, Kürt sorununun çözümü adına nasıl bir adım atacak; detaylarını Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Merkez Yürütme Kurulu üyesi Musa Piroğlu ile konuştuk.

    “DEVLET AKLI, SURİYE’DEKİ GELİŞMELERİ DOĞRU OKUDU”

    Aynı zamanda 27. Dönem HDP İstanbul Milletvekilliği yapan Musa Piroğlu, “Devlet Bahçeli niye böyle bir çağrı yaptı? Bu çağrı neden Bahçeli tarafından yapıldı?” sorularını irdeleyerek değerlendirmesine şu sözlerle başladı:

    “Bahçeli aynı açıklamada iki tane önemli vurgu yaptı. Bir; ‘sınırının ötesinde çok ciddi gelişmeler oluyor’. İki; ‘Terörsüz Türkiye’de ekonomi canlanacak, maaşlara zam yapılacak’ dedi. Aslında iki vurgunun kendisi bu çağrının neden yapıldığını da göstergesiydi. Kişisel inancım şudur ki aslında Devlet Bahçeli’yi bu sürece itekleyen uluslararası gelişmelerin kendisi oldu. İçeride de bir dizi gelişme var ama savaş ortamının en aza indiği içeride, çatışma ortamının neredeyse uzun süredir hissedilmediği bir dönemde ve onların deyimiyle ‘örgütün bittiğini’ iddia ettikleri süreçte Bahçeli çıktı; hem de en uçtan, ‘Abdullah Öcalan çıksın gelsin bu açıklamayı yapsın’ dedi. Bahçeli’yi buna itekleyen şey aslında onun temsil ettiği devlet kliklerinden birinin, siyaset okumasıdır. Benim iddiam, bu süreçte Devlet Bahçeli ile Erdoğan arasında bir açı farkı oldu. Bu uzunca bir sürede Erdoğan’ın süreçte ayak diremesiyle de çok belirgin hale de geldi. Devlet Bahçeli’nin temsil ettiği devlet aklı, Suriye’deki gelişmeleri doğru okudu. Ve şunun farkına vardılar ki Esad yıkılacak. Esad’ın yıkılması demek Aslında Suriye’de haritanın yeniden çizilmesiydi. Esad sonrası harita yeniden çiziliyordu ve Suriye’de bir seçenekleri vardı. Ya Kürt halkı ile beraber bu sürece hegemonik olarak dahil olacaklardı ya da topyekün kaybedeceklerdi.”

    “ÖNEMLİ BİR KAVŞAK!”

    DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu Üyesi Musa Piroğlu, sürecin “Demokratik toplum” vurgusuyla ele alınması gerektiğini söyledi. “Kürt halkı özgürleşmeden Türkiye’de demokrasinin gelme şansı yok” diyen Piroğlu, şöyle devam etti:

    “Türkiye’de demokratikleşme mücadelesi ve demokratikleşme sağlanmadan Kürt halkının özgürleşme şansı da söz konusu değil. Bu ikisi iç içe geçmiş, birbirini diyalektik olarak besleyen bir olgudan ibarettir. Bu noktada PKK’nin silah bırakma çağrısı, hamlesi ve bunun üstünden devletle yürütülen görüşmeler eğer bir demokratik barışla sonuçlandığı andan itibaren kaçılmaz olarak Türkiye’deki otoriterleşme eğilimlerin de son bulması anlamına geliyor. Önemli bir kavşaktan geçiyor ülke. Bir yandan bir barış süreci işliyor. Tarihsel bir gelişme, 50 yıllık bir çatışmanın sona ermesi bütün Ortadoğu’yu kapsayan bir olgudan söz ediliyor. Sorun, bu barış sürecinin kim tarafından sahiplenileceği ve nasıl yürütüleceği. Kabul etmek gerek; masaya oturan herkesin kendi planları, ajandaları vardır ve bunu oraya dayatmaya çalışırlar. İki kanadın da ayrı ayrı ajandaları olsa bile ortaklaştıkları ajandalar var.”

    DOĞRU SÜREÇTE SİLAH BIRAKMA KARARI!

    Musa Piroğlu, PKK’nin kendini feshetme kararını da yorumladı. Kürt halkının çok ağır bedeller ödediğini vurgulayan Piroğlu “Ancak, dili dahi yasak olan bir halk, dilini konuşur hale geldi. Kimliği yok sayılan, ‘kart kurt’ denilen bir halk bir ulusal kimlik haline geldi bu mücadelenin sonunda” diye ekledi.

    Musa Piroğlu, konuşmasının devamında şunları söyledi:

    “Bu mücadelenin sonunda örneğin Newroz olgusu bu ülke topraklarında boy verdi, bir bahar bayramından çıkıp bir siyasal duruşa evirildi. Bunların hepsi ağır mücadelelerin sonucunda kazanıldı ve Kürt özgürlük mücadelesi, Kürt halkının talepleri, uluslararası bir görünürlüğe ve uluslararası meşruiyete ulaştı. Örneğin Rojava, bu sürecin ürünü olarak şekillendi. Kürt hareketini sadece Kandil ile sınırlayan, onun etki alanını, Kürt halkının varoluş koşullarını sadece Kandil’de gören ve bu yüzden de ne kazanıldığı tartışmasını yürütenler bir bütün Kürt coğrafyasına bakmadan bunu sağlayamazlar. Örneğin uzun süredir dile getirilen Kürt Ulusal Konferansı’nın toplanma imkanları ortaya çıktı. O yüzden 47 yıllık mücadele aslında çok büyük kazanımlarla geldiği yere ulaştı ve belki de finali dediğimiz o silah bırakma işini aslında bu kazanımların üstüne inşa etti. Sadece ‘Türkiye yakasında ne kazandılar, ne aldılar devletten’ sorusu üstünden bir tartışma yürütüldüğünde bunun boyutları tam görülemiyor. Dediğim gibi süreci başlatan sadece Türkiye’deki gelişmeler değil de süreci başlatan, belki de esas olarak Rojava’daki gelişmelerdi. Bazen tarihsel alanı unutup anı tartışmaya kalkıyoruz. O anı yaratan tarihsel dokuyu görmezden geldiğimizde hiçbir şeyi de görmez hale geliyoruz. O yüzden bence kazanımlar çok büyük. Tarihini tam çıkaramıyorum ama yine bir ateşkes dönemiydi; yapılan açıklama şuydu: ‘Biz yapacağımızı şimdiye kadar yaptık. Sıra artık demokrasi güçlerinde. Biraz da artık onlar bu işi üstlenmeli. Silahın geldiği yer burası’ denildi. Bugün geldiği yer de biraz bununla tarif etmek zorundayız.”

    “DEMOKRASİNİN OLMADIĞI YERDE BARIŞIN ŞANSI YOK”

    Kürt sorununun çözümünün Türkiye’de başka sorunların çözümüne de eşik olacağını ifade eden Musa Piroğlu, şunları söyledi:

    “Tam da aslında mihenk taşı buradan geçiyor. Barış, Kürtlerin sorunu değil. Barış, sadece Kürt halkının talebi değil. Barış, birebir Türkiye’deki demokrasi güçlerinin, emek güçlerinin de sorunu. Bunun birkaç tane başlığı var. Birinci başlık, ekonomik alan. Milyar dolarlar harcanıyor savaşa. Savaş, sadece bir para ve insan öğütme makinesi olmaktan da çıkmış durumda. Aynı zamanda her çeşit toplumsal kirliliğin kaynağı haline gelmiş durumda. Savaş aynı zamanda batıdaki siyasal baskının da temel aracı hâline gelmiş durumda. Örneğin, Selçuk Kozağaçlı’dan, Can Atalay’a kadar bir sürü insan, terör suçlamasıyla çok rahat tutuklanabiliyor. İşte üniversite öğrencilerine saldırılar buradan kaynaklanıyor. Kayyum sadece Kürt şehirlerindeki belediyelerin sorunu olmaktan çıktı. CHP de bugün onun kavgasını veriyor. CHP’ye de kayyum atanacak deniyor. Bir kayyum devleti haline geldi bu devlet ve bunların hepsi aslında önce Kürt halkına yönelik saldırılar ve bu saldırıların toplumun bütünündeki sessizlikten beslenmesiyle yürüdü ve adım adım buraya geldi. Bu noktada Kürt halkı ile yürütülen barış görüşmesi demokratikleşmeden bağımsız bir şey değil. Zira demokrasinin olmadığı yerde barışın yeşerme şansı yok. Ve aslında bence bunun en farkında olan kişilerden biri de Erdoğan. Yani kafasındaki otoriter rejimi devam ettirmesi sıkıntıya giriyor. Bu yüzden sürekli ayak diretmeye çalışıyor ve belki de hala tedirgin olduğumuz yer bu süreçte Erdoğan’ın bu durumu. Barışın olmadığı bir coğrafyada da demokrasinin inşa edilme şansı kesinlikle yoktur.

    “BUNDAN SONRA SORUNUN NASIL ÇÖZÜLECEĞİNİ KONUŞACAĞIZ”

    Musa Piroğlu, “Bundan sonrasında ne olacak?” sorusunu da cevapladı. Piroğlu ayrıca, devlet tarafından öncelikle yapılması gerekenleri ise şu şekilde sıraladı:

    “Öncelikle hapishanelerle ilgili taleplerimiz var. Bunların başında da siyasi tutuklular ama özellikle de hasta tutukluların derhal serbest bırakılması yatıyor. Bu siyasi tutsakların içinde eş başkanlarımız, üyelerimiz, belediye eş başkanlarımız var. Ama aynı zamanda bunların içinde Can Atalay, Selçuk Kozağaçlı, onlarca gazeteci de var. Bu uygulamaların sona ermesi, infaz ceza yasasında gerekli değişimlerin yapılması gibi bir temel talebimiz var.

    İkinci ve bundan da önce gelen talep, İmralı tecridinin sonlandırılması ve Sayın Öcalan’ın bu süreçte nasıl ki silah bırakma sürecini yönetip, yönlendirdiyse şimdi demokratikleşme sürecinde de toplumla doğrudan temasının sağlanması ya da toplumsal dokuya önderlik eden kişilerle doğrudan temasının sağlanması gibi bir talebimiz var.

    Bugünlerde Kürt Dil bayramı kutlanıyor. Tabii ironik bir durum da var. Kürtçe şarkı söylediği için tutsak olan sanatçıların olduğu bir coğrafyada Kürt dil bayramı kutlanıyor ve barış sürecinden geçiyoruz aynı zamanda güya! O yüzden bunların aşılması gerekiyor. Kürt halkının temel taleplerinin ve özellikle de belediyelerine kayyum atanmasına yol açan o irade gaspının sonlanacağı bir dönemin inşa edilmesi ve aslında bir bütün olarak gerçekten Kürt sorununun çözüleceği bir dönemin başlamasını istiyoruz. Bunların kendisi Kürt sorununun çözülmesi anlamına gelmiyor. Sadece Kürt sorununun tartışılacağı sağlıklı bir zeminin oluşması anlamına gelecek. Bundan sonra Kürt sorununun nasıl çözüleceğini konuşacağız. Çünkü Kürt sorunu sadece dil sorunu değil, sadece ceza yasası sorunu değil. Kürt sorunu bir ulusal sorun ve bütün bu baskı, Kürtler ulusal kimliklerine sahip oldukları için yürütüldü. Ve bunun sonlandırılacağı bir dönemin inşası gerekiyor ve burada da partimiz ısrarla TBMM’nin bu konuda görev almasını, bu sürecin meclis tarafından yönetilmesini istiyor.”

    BİZİM İÇİN BARIŞ DEMOKRATİKLEŞMEDEN BAĞIMSIZ DEĞİL”

    Musa Piroğlu, sürecin olgunlaşması adına yurttaşlara çağrı yaparak sözlerini şu cümlelerle sonlandırdı:

    “Barış, bu ülkede sadece insanların katledilmesinin sonlanması anlamına gelmiyor. Barış, bu coğrafyada gerçekten eşit, adil bir toplumun kurulması imkanlarının ortaya çıktığı, demokrasi mücadelesinin yükseldiği bir dönemin başlaması anlamına geliyor. Savaşa akıtılan kaynakların içeride halkın ihtiyaçlarına yönelik akıtılması anlamına geliyor barış. Barış, cezaevlerinde fikrini söylediği için insanların hapis yatmaması anlamına geliyor. Barış, hakkını arayan ya da tepkisini gösteren üniversite öğrencilerinin darp edilip tutuklanmaması anlamına geliyor. Barış, iki halkın arasındaki husumetin artık son bulduğu, birbirine kardeş olduğu bir dönem haline geliyor.

    Demokratik kamuoyunun bir kısmında ‘Kürt halkıyla AKP barışacak ve Erdoğan’ın otoriterliği yürüyecek’ şeklinde bir yorum var. Herkes 7 Haziran 2015’i hatırlamak zorunda. O dönem de bir çözüm süreci yönettik ama o günden bugüne AKP ile yan yana yürümedik. Biz demokratikleşmeden yana yürüdük. Şimdi hem uluslararası açıdan, hem içerideki dengeler açısından, hem de ekonomik açıdan başka bir dönemin içinden geçiyoruz. Bu ülke belki de tarihin en travmatik yoksullaşmasını, en ağır sosyal çürümesini ve en büyük adaletsizlik dönemini yaşıyor. Barış mücadelesi aslında bu yüzden bunların da aşılabilecek koşulları yaratmadır. Görev bu yüzden büyük oranda bize düşüyor. Erdoğan’ın iki dudağına bakıp, yasaların onlar tarafından çıkarılmasını, tutsakların serbest bırakılmasını, onların adalet sistemi içinden beklersek buradan bir şey kazanma şansımız yok. Ama biz sürece sahip çıkabilirsek bunun arkasından çıkarız. Biz bütün gövdemizle ve inancımızla bu sürecin arkasındayız ve bizim için barış demokratikleşmeden bağımsız değil. O yüzden zaten ‘demokratik toplum’ söylemini ısrarla söylüyoruz ve barışı da bunun için kurmaya çalışıyoruz. Herkesi destek vermeye çağırıyoruz.”

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

  • Selçuk Kozağaçlı’nın tutuklanmasına Mersin’den tepki: Siyasi intikamla alınmış bir karar- VİDEO

    Selçuk Kozağaçlı’nın tutuklanmasına Mersin’den tepki: Siyasi intikamla alınmış bir karar- VİDEO

    PİRHA- ÇHD, ÖHD, İHD ve Adalet İçin Hukukçular Mersin Şubeleri, Selçuk Kozağaçlı’nın tutuklanmasına tepki gösterdi. Yapılan basın açıklamasında “Bu karar, Türkiye’de hukukun değil, siyasi intikamın hüküm sürdüğünü bir kez daha gözler önüne sermiştir” denildi.

    Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Adalet İçin Hukukçular Mersin Şubeleri, ÇHD Onursal Başkanı Avukat Selçuk Kozağaçlı’nın tahliye edildikten hemen sonra yeniden tutuklanmasına ilişkin basın açıklaması yaptı.

    Adliye bahçesinde yapılan açıklamayı, kurumlar adına ÇHD Mersin Şube Başkanı Avukat İsmail Bozkurt okudu. Bozkurt, Türkiye’de “hukukun keyfiliğe teslim edildiğinin” ve “yargının araçsallaştırıldığının” altını çizdi.

    Selçuk Kozağaçlı’nın 16 Nisan’daki tahliyesinden sonra 24 saat geçmeden aynı infaz hakimliği tarafından savcılığın itirazı üzerine yeniden gözaltına alınarak tutuklandığını söyleyen Bozkurt, “Bu karar, yalnızca Selçuk Kozağaçlı’ya değil, adalet arayan herkese yönelik bir gözdağıdır. Aynı hakimliğin bir gün önce verdiği tahliye kararını, bir gün sonra savcılığın itirazı üzerine kaldırması, yargı bağımsızlığının yok edildiğini ve hukukun ‘helvadan put’ misali keyfiliğe göre şekillendirildiğini göstermektedir. Kozağaçlı’nın tahliyesine sevinen, umutlanan milyonlara, hukuk tanımazlığımız devam edecek mesajı verilmek istenmektedir” diye konuştu.

    Verilen kararı “hukuk garabeti” olarak tanımlayan Bozkurt, Selçuk Kozağaçlı’nın derhal serbest bırakılmasını talep ederek, “Kozağaçlı’nın yeniden tutuklanması, Türkiye’de hukukun değil, siyasi intikamın hüküm sürdüğünü bir kez daha gözler önüne sermiştir. Bu karara karşı tüm hukuki yolları kullanacağımızı ve mücadele kararlılığımızdan asla vazgeçmeyeceğimizi kamuoyuna duyuruyoruz” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ MERSİN

  • Hukuk örgütlerinden Selçuk Kozağaçlı açıklaması: Savunma susmadı, susmayacak!-VİDEO

    Hukuk örgütlerinden Selçuk Kozağaçlı açıklaması: Savunma susmadı, susmayacak!-VİDEO

    PİRHA-Hukuk örgütleri, Selçuk Kozağaçlı’nın yeniden tutuklanmasına dair Ankara Adliyesi önünde açıklama yaptı. Açıklamada, ” Selçuk Kozağaçlı’nın tahliyesiyle birlikte dün sevinen, umutlanan herkese bir gözdağı vermek istiyorsunuz ama buradayız” denildi.

    Çağdaş Hukukçular Derneği Onursal Başkanı Selçuk Kozağaçlı, cezaevinden tahliye olmasının üzerinden 24 saat geçmeden yeniden gözaltına alındı.

    8 yıl boyunca cezaevinde olan Kozağaçlı infazını tamamladığı için serbest kalmıştı. 24 saat geçmeden bu karar aynı infaz hakimliği tarafından itiraz üzerine kaldırıldı ve Selçuk Kozağaçlı yeniden tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne götürüldü.

     Savunmaya Özgürlük Platformu konuya ilişkin Ankara’da Sıhhiye Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı.

    Açıklamayı platform adına ÇHD Ankara Şube Yöneticisi Nergiz Görnaz okudu.

    “HUKUKSUZLUKLARIN TAMAMI, YILLARDIR MÜCADELE ETTİĞİMİZ YARGININ ARAÇSALLAŞTIRILMASININ BİRER ÖRNEĞİDİR”

    Selçuk Kozağaçlı’nın yeniden tutuklandığını hatırlatan Görnaz, “Biz bu filmi daha önce de izledik” diyerek şunları söyledi:

    “2018 yılında nasıl aldıysanız Selçuk’u, bugün de aynısını yaptınız. Daha önce de yargılamayı yapan mahkeme heyetinin oybirliğiyle verdiği tahliye kararının, aynı heyete hafta sonu apar topar geri çektirildiğine de tanıklık etmiştik. O kararı veren heyeti ise dört bir yana sürdünüz. Bu hukuksuzlukların tamamı, yıllardır mücadele ettiğimiz yargının araçsallaştırılmasının birer örneğidir. Atama usulüyle getirilen Akın Gürlek başkanlığındaki mahkeme heyeti, tamamen uydurma ve sahte delillerle mahkûmiyet kararı vermiştir. Bu dosyada adil yargılanma hakkı için canını ortaya koyan sevgili Ebru Timtik’i yitirdik. Tüm dünya kamuoyu buna tanıktır. Bugün de aynı senaryoyu sahneye koyuyorsunuz. Selçuk Kozağaçlı’nın tahliyesiyle birlikte dün sevinen, umutlanan herkese bir gözdağı vermek istiyorsunuz. Ama buradayız!”

    “FAŞİZME KARŞI SESİMİZİ DAHA GÜR ÇIKARMA ZAMANI!”

    “Her işkence yaptığınızda, her madenci davasında, her öğrenci direnişinde, her katliamda, her hukuksuz gözaltıda, 2911 bahanesiyle susturmaya çalıştığınız her eylemde halkın yanında bizler olacağız” diyen Nergiz Görnaz şunları ekledi:

    “Ve unutmayın: Selçuk Kozağaçlı’nın da dediği gibi; ‘Bizi gözaltına alarak, tutuklayarak, hapsederek susturamazsınız.’ ‘Haysiyet sahibi insanların hapishaneden korkması için bir sebep yoktur.’

    Korku duvarı çoktan aşıldı. Buz kırıldı, yol açıldı. Mücadeleye bulunduğumuz her alanda devam ediyoruz, edeceğiz! Faşizme karşı sesimizi daha gür çıkarma zamanı! Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz! Savunma Susmadı Susmayacak!”

    “HUKUKSUZLUKLAR SON BULMALIDIR”

    DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu da, savunmanın susmadığını ve susmayacağını dile getirerek, “Kozağaçlı’nın duruşunu, direnişini, ezilenlerin yanında oluşunu yıllardan beri takip ediyoruz. Selçuk Kozağaçlı’nın neden hala içeride tutulmaya çalışıldığını iyi biliyoruz. Hepimiz biliyoruz ki bir talimat geldi ve tahliye edilen Selçuk Kozağaçlı tekrar tutuklandı. Hukuk ne kadar ayaklar altında herkes görüyor. Bu hukuksuzluk son bulmalıdır” diye konuştu.

    Açıklama sloganlar ve alkışlar ile sona erdi.

    PİRHA/ANKARA

  • Selçuk Kozağaçlı yeniden gözaltına alınırak, tutuklandı

    Selçuk Kozağaçlı yeniden gözaltına alınırak, tutuklandı

    PİRHA-Dün tahliye edilen ÇHD Onursal Başkanı Selçuk Kozağaçlı, tahliyesine itiraz edilmesinin ardından yeniden gözaltına alınarak, tutuklandı.

    Çağdaş Hukukçular Derneği Onursal Başkanı Selçuk Kozağaçlı, cezaevinden tahliye olmasının üzerinden 24 saat geçmeden yeniden gözaltına alındı.

    8 yıl boyunca cezaevinde olan Kozağaçlı dün infazını tamamladığı için serbest kalmıştı. Savcılık bu tahliyeye itiraz etti, hakimlik de kabul ederek Kozağaçlı hakkında yakalama kararı verdi. Gözaltına alınan Kozağaçlı, yeniden tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne götürüldü.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ÇHD Onursal Başkanı Selçuk Kozağaçlı tahliye oldu!-VİDEO

    ÇHD Onursal Başkanı Selçuk Kozağaçlı tahliye oldu!-VİDEO

    PİRHA – Çağdaş Hukukçular Derneği’nin Onursal Başkanı Selçuk Kozağaçlı, 8 yılın ardından tahliye edildi.

    2017 yılından beri tutsak olan Çağdaş Hukukçular Derneği’nin (ÇHD) Onursal Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı tahliye edildi.

    Selçuk Kozağaçlı’yı, Marmara Cezaevi’nin çıkışında meslektaşları ve çok sayıda yurttaş karşıladı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Kozağaçlı ve Timtik’in cezasının onanmasına tepki: Gerekçesiz onama kararı verildi-VİDEO

    Kozağaçlı ve Timtik’in cezasının onanmasına tepki: Gerekçesiz onama kararı verildi-VİDEO

    PİRHA- Mersin’deki hukuk örgütleri, tutuklu Çağdaş Hukukçular Derneği Genel Başkanı Av. Selçuk Kozağaçlı ve Av. Barkın Timtik hakkındaki cezanın onanmasına tepki gösterdi. Yapılan açıklamada, “Avukatlık yapmak suç değildir. Dava dosyasında soruşturma süreci sağlıklı ilerlememiş, yargılamaya konu dijitallerin sahte delil üretme suçlarından hüküm giymiş olmalarına hiç değinilmeden gerekçesiz bir şekilde onama kararı verildi” dedi.

    Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), Mersin Demokrat Avukatlar Grubu, Adalet İçin Hukukçular ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubeleri ‘Çağdaş Hukukçular Derneği davası’na ilişkin adliye bahçesinde basın açıklaması yaptı. Konuya ilişkin ortak açıklamayı ÇHD Mersin Şube Başkanı Av. İsmail Bozkurt okudu.

    7 YIL SÜREN DAVAYA İKİ SAYFALIK KARAR

    2013 yılından bu yana devam eden davada Yargıtay kararı ile yerel mahkeme Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Genel Başkanı Av. Selçuk Kozağaçlı ve Av. Barkın Timtik hakkında verdiği mahkumiyet kararını onadı. Yargılanan diğer avukatlar için ise dosyanın istinaf incelemesine gönderilmesine karar verildi.
    Verilen bu kararla Kozağaçlı ve Timtik’in hükümlü statüsüne geçtiğini belirten Av. İsmail Bozkurt, 7 yıldır süren davada Yargıtay’ın genel geçer ifadelerle iki sayfalık karar yazdığına ve gerekçeye yer verilmeyerek hukuksuzluklara göz yumulduğuna dikkati çekti.

    “SAĞLIKLI BİR SÜREÇ YÜRÜTÜLMEDİ”

    Dava sürecinde suçlama konusu yapılan dijital delillerin sahteliği, sözde tanıkların akıl hastası, uyuşturucu müptelası ve ajan provokatör nitelikleriyle açık şekilde yalan söylediklerinin ispatlandığını söyleyen Bozkurt, “Dava dosyasında soruşturma süreci sağlıklı ilerlememiş, yargılamaya konu dijitallerin sahte delil üretme suçlarından hüküm giymiş olmalarına hiç değinilmeden gerekçesiz bir şekilde onama kararı verildi” dedi.

    Söz konusu karara ilişkin tüm hukuki hakları kullanacaklarının altını çizen Bozkurt, dayanışma ve mücadele vurgusu yaparak geri adım atmayacaklarının altını çizdi.

    PİRHA/ MERSİN

  • Yargıtay, Selçuk Kozağaçlı ve Barkın Timtik’in hapis cezasını onadı

    Yargıtay, Selçuk Kozağaçlı ve Barkın Timtik’in hapis cezasını onadı

    PİRHA-Yargıtay 3. Ceza Dairesi, ÇHD Başkanı Selçuk Kozağaçlı ile Avukat Barkın Timtik’in cezalarını onadı.

    Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) ile Halkın Hukuk Bürosu’ndan (HHB) avukatlar hakkında açılan davada kararını açıkladı.

    Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Başkanı Avukat Selçuk Kozağaçlı ile Avukat Barkın Timtik hakkındaki cezaların onanmasına hükmeden Yargıtay, yargılanan diğer avukatlarla ilgili istinaf incelemesi kararı verdi.

    Yargıtay 3. Ceza DAİRESİ kararında, “Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığını, delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiğini, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığını” yazdı.

    ÇHD davasında, Selçuk Kozağaçlı ve Barkın Timtik’e “örgüt üyeliğinden” 12’şer yıl, Oya Aslan’a 10,5 yıl cezanın yanı sıra, propaganda cezaları verilmişti. Diğer tüm avukatlara ise 6 yıl 3 aya varan cezalara hükmedilmişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • ÇHD Davası: Kozağaçlı ile Timtik’e 12 yıl hapis cezası verildi

    ÇHD Davası: Kozağaçlı ile Timtik’e 12 yıl hapis cezası verildi

    PİRHA – ÇHD VE HHB avukatlarının yargılandığı davada karar çıktı. Haklarında 12’şer yıl ceza verilen Selçuk Kozağaçlı ve Barkın Timtik’in tutukluluğunun devamına karar verildi. 

    Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı, Barkın Timtik ve Oya Aslan’ın da aralarında bulunduğu ÇHD ve Halkın Hukuk Bürosu(HHB) avukatlarının yargılandığı davanın karar duruşması Marmara (Silivri) Cezaevi’nin karşısındaki İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Mahkeme heyeti, kalan 5 müdafiyi dinlemeyeceğini, tüm avukatların savunma yapmış sayılacağını ve son sözlerin alınacağını açıkladı. Duruşmaya 15 dakika ara verildi.

    Ara sonrası müdafi avukatlar itirazlarını dile getirdi. İtiraz kabul edildi ve mahkeme salonundaki jandarmalar dışarıya çıkarıldı. Söz alan Avukat Murat Yılmaz, “Selçuk Kozağaçlı ile ilgili elle tutulur tek delil olmadığı için iddianamede aleyhine iddia bile yok, yalnızca ceza talep ediyorlar” diyerek, beraatını istedi.

    “ÜYELİK İÇİN KISTAS YAZIYORLAR”

    Güçlü Sevimli’nin avukatı Ali Şafak ise, “Dün meslektaşlarım dijitalde ne olmadığını anlattı, ben de size dijitalde ne çıktığını anlatayım. İçinden Spider Man filmi çıktı, örgütü örümcek adam ile mi yönetecekmiş bu adamlar? İddianameye bakın, hangi fiille örgüt üyeliği ile suçlamışlar meslektaşımı? Örgüt üyeliği için oturup kıstas yazıp duruyorlar Yargıtay’da, dosyada hangisi mevcut? Müvekkile yalnız hapishane ziyareti yaptığı iddiası yöneltmişsiniz. Bizi avukatlığımızla yargılıyorsunuz” diye belirtti.

    “KOZAĞAÇLI VE TİMTİK’E 12 YIL CEZA”

    Avukatların savunmalarının ardından mahkeme heyeti karar verdi. Güray Dağ, Efkan Bolaç, Serhan Arıkanoğlu ve Sevgi Özer Sönmez’e ‘örgüt üyeliği’nden 6 yıl 3 ay ceza verildi. Gülbin Aydın’a ‘örgüt üyeliği’ nden 6 yıl 3 ay verildi. Aydın’a ayrıca ‘örgüt propagandasından’ ceza verilerek, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar verildi. Nazan Betül Vangölü Kozağaçlı ve Güçlü Sevimli’ye ‘örgüt üyeliği’nden 6 yıl 3 ay ceza veren mahkeme, Oya Aslan’a’ örgüt üyeliği’nden 10 yıl 6 ay ceza ve tutukluluğunun devamına karar verdi. Barkın Timtik ve Selçuk Kozağaçlı’ya ise,’ örgüt üyeliği’nden 12’şer yıl ceza verildi. Mahkeme, ayrıca tutukluluğunun devamına karar verdi.

    KARARA TEPKİ: BİZ KAZANACAĞIZ 
    Kararın ardından cezaevi önünde konuşan avukat Halime Şendil Bilgin, verilen cezanın kendileri için bir hükmünün olmadığını söyledi. Bilgin, dosyada delil olmadığını ve yıllarca bekletilen “Belçika-Hollanda” belgeleri olarak nitelendirilen belgelerde ise Spider Man filminin yer aldığını aktardı. Bilgin, “Bu kararla kaybetmedik, biz hiç kaybetmedik. Sonunda kazanan biz olacağız. Delil olmamasına rağmen verilen ceza şunu gösteriyor; yargı iktidarın sopası haline gelmiştir. Daha önce de söylemiştik. Bu ülkede artık iktidar ve yargı kalmadı. Ama sopanız bugüne değin bize sökmedi bundan sonra da sökmeyecek. Bu kavga burada bitmedi, bitmeyecek. Kazanana kadar sürdüreceğiz” diye konuştu.

    Kaynak: MA

  • Adalet Nöbeti, ÇHD davasından tutuklu avukatlar için tutuldu-VİDEO

    Adalet Nöbeti, ÇHD davasından tutuklu avukatlar için tutuldu-VİDEO

    PİRHA-Bugün 119’uncusu gerçekleştirilen Adalet Nöbeti, Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) davasında tutuklu bulunan avukatlar için tutuldu. Nöbette konuşan ÇHD İstanbul Şubesi Başkanı Çiğdem Akbulut, “Ne olursa olsun bu avukatlığı mahkum edin” diyen zihniyete karşı, avukatlığı savunmak için hepinizi Silivri’ye bekliyoruz” dedi.

    İstanbul Adalet Sarayı önünde bugün 119. kez düzenlenen ‘Adalet Nöbeti’, 7-11 Kasım’da Silivri’de görülecek olan ÇHD davası tutuldu. Nöbete Ankara Barosu eski başkanı Kemal Koranel ile Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İstanbul Şubesi Başkanı Çiğdem Akbulut da katıldı.

    Nöbette ilk olarak söz alan Av. Kemal Koranel, dava sürecine değinirken, “Söz konusu davada meslektaşlarımız ilk önce beraat etmiş ve tahliye olmuşlardı. Ama aynı mahkeme heyeti nasıl bir baskı gördüyse 8 saat sonra yakalama kararı verildi ve tekrardan tutuklandılar. Hemen ardından da mahkeme heyeti başka yerlere dağıtıldı. 5 yılı geçen bir sürede meslektaşlarımız hala tutuklu” dedi.

    “YILLAR GEÇTİ YİNE EZİLENLERİN YANINDAYIZ”

    Koranel’in ardından konuşan Av. Çiğdem Akbulut ise şunları söyledi:

    “Yurdun her köşesinden fışkıran adaletsizlik için 119. kez ses olmak, buradayız, korkmuyoruz, vazgeçmiyoruz demek için bir aradayız. İki hafta önce Amasra maden katliamı için toplanmıştık. Gezi için toplandık, tutuklanan gazeteciler için toplandık. Kadın cinayetlerine karşı, İstanbul Sözleşmesi için toplandık. Boğaziçi öğrencileri, başta Aysel Tuğluk olmak üzere hasta tutsaklar için; zeytin ağaçları, Kaz Dağları için toplandık.

    Tutuklu avukatlar için de toplanmıştık uzun haftalar boyunca. Nasıl bugün Amasra’da isek, 2014’te Soma Maden Katliamı ardından hemen Soma’ya koştukları ve katliam sorumlularını yargılattıkları için tutsak edilen üyelerimiz için toplanmıştık. Yıllar geçti, yine madencilerin avukatıyız; yine öğrencilerin, yine ezilenlerin yanındayız. Ancak meslektaşlarımız da hala bunları yaptıkları için tutuklu. 2013 yılından bu yana derneğimiz genel başkanı Selçuk Kozağaçlı ile birlikte toplamda 22 meslektaşımızın avukatlık faaliyetlerini sorgulayan bir yargılama sürdürülüyor. İki kez, “bu yapılanlar avukatlıktır” denip tahliye edilmiş olmalarına rağmen, siyasi iktidar talimatları ile yeniden ve yeniden tutuklandılar. Arkadaşlarımızın bir kısmı, burjuva hukukun dahi katledildiği bir yargılama ile hüküm giymiş iken; Av. Selçuk Kozağaçlı, Av. Barkın Timtik ve Av. Oya Aslan hala tutuklular.

    “HEPİNİZİ SİLİVRİ’YE BEKLİYORUZ”

    7–11 Kasım tarihleri arasında hepimizi karar duruşmalarına çağırıyorlar. Hepinizi karar duruşmamıza çağırıyoruz. Selçuk Kozağaçlı ve Barkın Timtik için, azami tutukluluk süresinin çoktan geride bırakıldığı bu yargılamada, meslektaşlarımıza bugün sahte delil üretmekten hüküm giymiş kimisi hapishanede kimisi firari Fetö polisleri ve savcılarının hazırladığı iddianame ile ceza verilmek isteniyor. Sahte delilleri tartışmak istiyoruz, tartıştırılmıyor. Tanıkları sorgulamak istiyoruz, sorgulattırılmıyor. Raporlara itiraz ediyor, bilimsel açıklamalar istiyoruz. Cevap alamıyoruz. Bu koşullar altında karar verilmek istenen, “Ne olursa olsun bu avukatlığı mahkum edin” diyen zihniyete karşı, avukatlığı yani kendimizi savunmak için hepinizi Silivri’ye bekliyoruz.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • Ankara’daki hukuk örgütlerinden avukatların duruşmasına katılım çağrısı -VİDEO

    Ankara’daki hukuk örgütlerinden avukatların duruşmasına katılım çağrısı -VİDEO

    PİRHA- Ankara’da bulunan hukuk örgütleri, ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı’nın da aralarında bulunduğu 22 avukatın yargılandığı davanın duruşmasına katılım çağrısı yaptı. Avukatların duruşması 7-8-9-10-11 Kasımda Silivri Hapishane Kampüsü Duruşma Salonu’nda görülecek. 

    Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı, Oya Aslan ve Barkın Timtik’in aralarında bulunduğu Halkın Hukuk Bürosu (HBB) çalışanı 22 avukatın tutuklu yargılandığı davanın duruşması, 7-8-9-10-11 Kasımda Silivri Hapishane Kampüsü Duruşma Salonu’nda görülecek.

    Duruşma öncesi davaya katılım çağrısı yapmak için bir araya gelen hukuk örgütleri, Sağlık ve Sosyal Emekçileri Sendikası (SES) Genel Merkezinde basın toplantısı düzenledi.

    Toplantıya, Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir Milletvekili Murat Çepni’nin yanı sıra Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), Özgülük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), İnsan Hakları Derneği (İHD), Toplumsal İçin Hukukçular Derneği ve Adalet İçin Hukukçular katıldı.

    ‘Tutsak Avukatlara Özgürlük 7-11 Kasım tarihlerinde Silivri’deyiz’ pankartının asıldığı salonda tutuklu yargılanan ÇHD’li avukatların da fotoğrafları taşındı.

    Hukuk örgütleri adına yapılan ortak açıklamayı İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi avukatlarından Nilay Nayman okudu.

    “DOSYAYA İLİŞKİN TÜM TALEPLERİMİZ REDDEDİLDİ”

    Nayman açıklamasında şunları dile getirdi:

    “Mesleğimizin ve meslektaşlarımızın hoyrat bir biçimde, kriminalize edilmesi girişimine güçlü bir şekilde hayır demek adına bütün meslektaşlarımızla duruşmada olacağız. Davanın yargılama süreci 10 yılını doldurdu. Yargılama sürecinde, savcılık tarafından sunulan ve delil kabul edilen gizli tanık ve itirafçı tanıklar mahkeme huzurunda dinlenilmemiştir. Görülen sayısız celseye rağmen savcılık makamı tarafından iddianamede ve mütalaada dayanılan bu sözde tanıklar dinlenilmediği gibi bu tanıkların dinlenilmesi için de bir işlem yapılmamıştır. Sanık avukatların ve savunma avukatlarının bu yöndeki talepleri ise ya yok sayılmıştır ya da reddedilmiştir. Yine dosyanın en önemli delili olduğu söylenen Hollanda Belçika belgeleri diye anılan belgelerin delil akıbeti de benzer şekilde belirsiz durumdadır. Sanık avukatlar ve müdafilerinin ısrarlı taleplerine rağmen bu belgelerin gerçekte var olup olmadığı ve delil niteliğinin bulunup bulunmadığı tespit edilememiş durumdadır.”

    “MAHKEME SİYASİ SAİKLERLE HAREKET EDİYOR” 

    Savcılık tarafından tüm tahkikat taleplerinin reddedildiğini belirten Nayman, “İlk mütalaa tarihinden beri dosyaya giren dijital inceleme raporu, sunulan yeni bilgi ve talepler bulunmasına karşılık “mütalaamızı tekrar ederiz” ötesinde bir savcılık görüşü sunulmayarak tüm dosya safahatı yok sayılmıştır. Savunma avukatlarının 3 Ekim 2022 tarihinde dosyaya sunduğu tüm tevsii tahkikat talepleri mahkeme heyetince 24 saat içinde 4 Ekim 2022 tarihinde reddedilmiştir. 7-8-9-10-11 Kasım tarihleri arasında 5 gün boyunca görülecek olan duruşmada hem bahsedilen delillerin hukuki vasıfsızlığı hem de mahkemenin siyasi saiklerle olduğu açıkça görülen yargılama pratiğine karşı hukuki itirazlar sunulacak, tutuklu meslektaşlarımız yönünden neredeyse olası cezanın infaz süresine ulaşmış olan tutukluluk tartışılacaktır” diye konuştu.

    DAVAYA KATILIM ÇAĞRISI YAPILDI

    Son olarak duruşmaya katılım çağrısı yapan Nayman, şunları söyledi:

    “7-8-9-10-11 Kasım 2022 tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan duruşmanın özel bir önemi olduğunu düşünmekteyiz. Davanın karara çıkıp çıkmamasından bağımsız, avukatlar olarak mesleğimizin ve meslektaşlarımızın bu şekilde hoyrat bir biçimde kriminalize edilmesi girişimine güçlü bir şekilde ‘Hayır’ demek için bütün arkadaşlarımızı duruşmaya çağırıyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • ÇHD Davası duruşmasında tutukluğa devam kararı verildi

    ÇHD Davası duruşmasında tutukluğa devam kararı verildi

    PİRHA-ÇHD VE HHB üyesi 22 avukatın yargılandığı davanın bugün görülen duruşmasından tahliye çıkmadı. Duruşmada konuşan Av. Oğuzhan Kara, “Bu davada Ebru Timtik’in kanı var. Siz şimdi tahliye ederseniz kapıdan başka mahkeme alacak” dedi. Bir sonraki duruşma esas hakkındaki karar duruşması olarak belirlenerek, 7 Kasım’a ertelendi.

    Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) ve Halkın Hukuk Bürosu (HHB) üyesi 22 avukatın yargılandığı davanın duruşmasına İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Marmara Ceza ve İnfaz Kurumu Kampüsü’ndeki salonda yapılan duruşmaya tutuklu bulunan ÇHD Genel Başkanı Avukat Selçuk Kozağaçlı ile ÇHD üyesi Av. Barkın Timtik ve Av. Oya Aslan getirildi. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Halkların Demokratik Partisi (HDP) ile Türkiye İşçi Partisi (TİP) milletvekillerinin yanı sıra Almanya, Fransa, Belçika, İtalya ve İsviçre baroları ile uluslararası hukuk örgütlerinden çok sayıda avukat da duruşmayı takip etti.

    “BU DAVADA EBRU TİMTİK’İN KANI VAR”

    Kozağaçlı, Timtik ve Aslan salonda alkışlar ile karşılanırken, mütalaasını açıklayan savcı üç avukatın tutukluluk hallerinin devamını istedi. Türkiye Barolar Birliği (TBB) adına savunma yaptığını belirten Av. Fehmi Demir, “Bu yargılama saf bir şiddete dönüştürüldü. Bir tek mesaj veriliyor. Polis, savcı, heyet yekpare davranmış ve şiddeti yansıtan aynı gerekçelerle karar veriyor. Savunma ve sanıklar da tekleştirildi bu yargılamada. Karşımızda hukuksuz devleti görüyoruz” dedi. Demir’in ardından söz alan Av. Oğuzhan Kara ise “Bu davada Ebru Timtik’in kanı var. Siz şimdi tahliye ederseniz kapıdan başka mahkeme alacak” şeklinde konuştu.

    “HUKUK ADINA YÜREKLİ OLMANIZI TALEP EDİYORUM”

    Duruşmada savunma yapan İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu da mahkeme heyetine yönelik “Hukuk adına yürekli olmanızı talep ediyorum” diyerek, şu ifadeleri kullandı:

    “Burada avukatlar yargılanıyor, aynı isimlerin yargılandığı ilk duruşmada bu salonda bir karar verildi. Suçun niteliğinin değişmesinden, AİHM kararlarından, yargılananların avukat olmasından bahsedilerek tahliye kararı verilmişti. Bir avukatın tutuklu olması için çok özel nedenlerin var olması gerektiği yazılmıştı. O tahliye kararının uygulanmasından hemen sonra, cumartesi günü aynı yargıçlara geri aldırdılar. Yakalama yönünde tutuklama kararı çıkarıldı. Oysa ben bu ilin baro başkanı olarak, 3 nolu ara kararı nedeniyle yargıca mesleğim adına teşekkür etmeyi düşünmüştüm. Pazartesi günü, asliye ticaret mahkemesinin hâkimi oldu. Kuvvetli suç şüphesi var mı? Kaçma şüphesi var mı? Yok. Adam dışardayken geldi zaten. Tahliye talep etmiyorum. Hukuk adına yürekli olmanızı talep ediyorum. Tarihe not düşmenizi talep ediyorum.”

    “İLGİSİZ DAVRANDIĞINIZ İÇİN EBRU’YU KAYBETTİK”

    Av. Selçuk Kozağaçlı ise şunları söyledi:

    “Avukatlar neden bu kadar kızgın. Sanıklar ile hakimler daha samimi. Ben bu yüzden daha samimi olacağım. Ebru’yu kaybettik. İlgisiz davrandığınız için kaybettik. Ebru’yu anıyorum. Yaşamımı Ebru’nun mücadelesini anlatmakla geçireceğim. Sizin davanızı da anlatacağım. Belki bir parça kendinizi düşünmenizin vakti gelmişti. Yüz avukatın öfkesinden kurtulmanızı da düşünmeniz gerekiyor. Neden bu genç insanlar ölüm orucuna giriyorlar. Adil yargılanma talebi için. On senedir tahliye talebi istemedim. Onu yapabilecek yargıç vardır, yapamayacak yargıç vardır. Yapabilen yargıç zaten dosyayı görür ve tahliye eder. Yapamayan yargıç için ise tahliye talep etmek faydasız.”

    Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, tutukluluğun devamına hükmederken, bir sonraki duruşmayı esas hakkındaki karar duruşması olarak belirleyerek, 7 Kasım’a erteledi.

    (HABER MERKEZİ)

  • ÇHD Başkanı Selçuk Kozağaçlı ile 21 avukatın duruşmasına çağrı-VİDEO

    ÇHD Başkanı Selçuk Kozağaçlı ile 21 avukatın duruşmasına çağrı-VİDEO

    PİRHA- ÇHD ile ÖHD Ankara şubeleri, İHD, Düşünceye Özgürlük Girişimi ve Ankara 78’liler Girişimi, ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı’nın da aralarında bulunduğu 22 avukatın yargılandığı davanın duruşmasına çağrı yaptılar. Açıklamada, “Mahkemenin umursamaz ve karara giden tavrı ve dosyaya yapılan siyasi müdahaleler göz önüne alındığında kamuoyunun ilgisi ve sahiplenmesi önem kazanıyor” denildi.

    Ankara’da bulunan Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), Özgürlükçü Hukukçular Derneği (ÖHD) şubeleri, İnsan Hakları Derneği (İHD), Düşünceye Özgürlük Girişimi ve Ankara 78’liler Girişimi, yaptıkları basın açıklamasıyla ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı ve dernek üyesi Barkın Timtik’in de aralarında bulunduğu 22 avukatın yargılandığı davanın duruşmasına çağrı yaptı.

    Kurumlar ortak açıklamalarında, duruşmanın 7 Eylül Çarşamba günü Silivri’de görüleceğini, davanın 6 yıldır sürdüğünü belirterek, yaşananların hukuksuz olduğuna vurgu yaptı.

    Kurumlar adına açıklamayı ÇHD Ankara Şube Başkanı Murat Yılmaz okudu.

    “2013 YILINDAN BU YANA DAVA SÜRÜYOR”

    Söz konusu dava sürecinde adil yargılanma talebiyle ölüm orucu yapan ve hayatını kaybeden Ebru Timtik’i anarak sözlerine başlayan Yılmaz, şunları dile getirdi:

    “Bu dosya 2013 yılının ocak ayında Çağdaş Hukukçular Derneği’ne, Halkın Hukuk Bürosu’na ve yargılanan avukatların büro ve evlerine yapılan baskınlarla başladı. O süreçte 9 avukat arkadaşımız tutuklandı. Avukat arkadaşlarımızın tahliyelerinden sonra dosya olağan seyrinde ilerlemekteydi. Daha sonra 2017 yılında yapılan yeni bir operasyon neticesinde görülen ikinci davanın hükmü Barkın Timtik ve Selçuk Kozağaçlı yönünden bozuldu. Bozulan dosya Selçuk Kozağaçlı, Barkın Timtik ve Oya Aslan yönünden şu an derdest olan ve İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmekte olan dava ile birleştirildi.
    Bu birleştirmeden sonra yıllardır kendi seyrinde ilerleyen, henüz iddia makamının tanıklarının bile dinlenilmediği, pek çok eksiklik olan dosya İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesi’ne yeni atanan heyet tarafından hızla bitirilmek isteniyor. Söz konusu dosya kapsamında, Selçuk Kozağaçlı’nın toplam tutukluluğu 6 yılı, Barkın Timtik’in toplam tutukluluğu 5 yılı bulmuştur. Oya Aslan ise 2 yıl 9 aydır tutuklu bulunmaktadır.”

    “AVUKATLIK FAALİYETLERİ SUÇ SAYILDI”

    Görülmekte olan dosyada 22 avukatın takip ettikleri davaların, müvekkillerinin, mesleki faaliyetlerinin, hapishane ziyaretlerinin suç olarak gösterilerek yargılanmaya çalışıldıklarını belirten Yılmaz, “9. yılına varmış olan yargılama sürecinde savcılık tarafından sunulan ve delil kabul edilen gizli tanık ve itirafçılardan mahkeme huzurunda dinlenen olmamıştır. Öyle ki savcılık makamının tanıkları olmasına rağmen yargılanan avukatlar ve savunmanları tarafından celselerdir bu tanıkların mahkeme huzurunda dinlenmesi ve haklarındaki beyanlarının alınması istenmektedir. Ancak buna karşılık görülen sayısız celseye rağmen savcılık tarafından iddianameye de yazılan tanıklar dinlenmediği gibi bu tanıkların dinlenmesi için de bir işlem yapılmamış, sanık avukatlar ve savunma tarafının tanık dinlenme talepleri ise ya gerekçesiz şekilde yok sayılmış ya da reddedilmiştir.
    Yine dosyanın en önemli delili olduğu söylenen bir kısım belgelerin delil akıbeti de benzer şekilde belirsiz durumdadır. İddiaya konu belgelerin savcılık önüne geldiği söylenen tarihten bu yana 18 yıl geçmiş durum olmasına rağmen sanık avukatlar ve müdafilerinin ısrarlı taleplerine rağmen bu belgelerin gerçekte var olup olmadığı ve delil niteliğinin bulunup bulunmadığı henüz tespit edilememiş durumdadır” dedi.

    Açıklamaya şöyle devam edildi:

    “Son olarak ısrarlı talepler üzerine mahkemece yapılan araştırmada 5 Ocak 2022 tarihli duruşmada mahkemece bu belgelerin bulunduğu iddia edilerek inceleme için Adli Tıp Kurumuna gönderilmiştir. Ne var ki halen içeriğinde anılan belgelerin olduğu söylenen dijitallerde tam olarak ne olduğuna dair sağlıklı bir inceleme yapılmamış ve bu belgelerin örnekleri incelenmesi için savunma makamına da verilmemiştir.
    Dosyaya giren sınırlı incelemelerde analize gönderilen verilerin dosyada bulunan belgelerle çoğunlukla tutmadığı anlaşılmış durumdadır. Bu durum özellikle delili ülkeye getiren, inceleyen ve raporlayan polis ekibi ile soruşturan savcıların kimlikleri düşünüldüğünde delili güvenilmez kılmaktadır. Zira delilin ülkeye gelişi ve ilk analizine dair tutanaklarda imzası bulunan polislerin tamamının FETÖ/PDY üyesi olduğu ve sahte deliller üreterek kişiler aleyhlerine komplolar kurdukları yargı kararlarıyla sabit durumdadır.

    “TUTUKLULUK VE DELİLLER ÜZERİNE İTİRAZLARIMIZI SUNACAĞIZ”

    7 Eylül 2022 Çarşamba günü görülecek duruşmada da söz konusu raporun akıbeti ve dijitallerin delil niteliğine dair tartışma yapılacağı gibi artık Selçuk KOZAĞAÇLI yönünden 6 ve Barkın TİMTİK yönünden 5 yıl süren, neredeyse olası cezanın infaz süresine ulaşmış olan tutukluluk üzerine de itirazlar da sunulacaktır.
    Mahkemenin umursamaz ve karara giden tavrı ve dosyaya yapılan siyasi müdahaleler göz önüne alındığında kamuoyunun ilgisi ve sahiplenmesi önem kazanıyor. Bu nedenle, imzacı kurumlar olarak bizler 7 Eylül 2022 Çarşamba günü Silivri Hapishane Kampüsü Duruşma Salonunda olacağımızı duyuruyoruz. Tüm demokratik kamuoyunu duruşmada bulunmaya ve tutsak avukat arkadaşlarımızı sahiplenmeye davet ediyoruz!”

    “SIKI YÖNETİM ZAMANLARINDA BİLE BÖYLE YARGILAMALAR GÖRMEDİK”

    İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan da söz alarak, “Ezilenlerin avukatlarını cezalandırmak istiyorlar. Yıllardır aynı varsayımlar üzerinden yargılama yapılıyor. Bu durum tamamen hukuksuzdur. Gizli tanık gibi bir garabet var. Kimdir bunlar belli değil. Gerçekler mi belli değil. Kurmaca yargılamalar yapılıyor. Türkiye’nin yargı düzeni bu hale geçmemeliydi. Sıkıyönetim zamanlarında bile böyle yargılamalar görmedik. Biz bu yargılamalarla ilgili çok raporlarda yazdık. Muhalifler olarak birlik olmalı ve birlikte mücadele etmeliyiz. Bu iktidar artık değişmeli. Tüm siyasi davalardaki arkadaşlarımızı mücadelemizle içeriden çıkaracağız” dedi.

    “MUHALİF HERKES REHİN ALINIYOR”

    78’liler Derneği Ankara Şube Başkanı Ramazan Gezgin de söz alarak, “Cumhuriyetin temeli hukuksuzluk üzerine kurulmuş. Muhalif herkes rehin alınıyor. Tamamen keyfi bir yönetim söz konusu.  5-6 yıl yargılama olmaz. Tüm siyasi tutukluların serbest bırakılmasını istiyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/ANKARA

  • ÇHD davası: Kozağaçlı ile Timtik’in tutukluluk hallerinin devamına hükmedildi

    ÇHD davası: Kozağaçlı ile Timtik’in tutukluluk hallerinin devamına hükmedildi

    PİRHA-KHK ile kapatılan ÇHD üyesi 22 avukatın yargılandığı davada mahkeme heyeti, Av. Selçuk Kozağaçlı ile Av. Barkın Timtik’in tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Bir sonraki celse 23 Mart 2022 günü görülecek.

    Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) üyesi 22 avukatın yargılanmasına bugün Silivri Cezaevi Kampüsü’nde devam edildi. Aralarında 2017 yılından bu yana tutuklu bulunan ÇHD Genel Başkanı Av. Selçuk Kozağaçlı ile avukat Barkın Timtik‘in de olduğu 22 avukat “Örgüt yöneticiliği” suçlamasıyla yargılanıyor.

    Türkiye Barolar Birliği Başkanı Av. Erinç Sağkan, Ankara Barosu Başkanı Av. Kemal Koranel, İstanbul Barosu Başkanı Av. Mehmet Durakoğlu, İzmir Barosu Başkanı Av. Özkan Yücel, Diyarbakır Barosu Başkanı Av. Nahit Eren, Adana Barosu Başkanı Av. Semih Gökayaz, Van Barosu Başkan Yardımcı Av. Hamza Çiftçi, Tekirdağ Barosu Başkanı Av. Sedat Tekneci, İnsan Hakları Derneği Eş Genel Başkanı Av. Öztürk Türkdoğan, CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek, CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, HDP İstanbul Milletvekilleri Oya Ersoy ile Züleyha Gülüm, Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Mersin Milletvekili Rıdvan Turan da duruşmaya katılanlar arasındaydı.

    Mütalaasını tekrar eden savcı, adli tedbirlerin yeterli kalmayacağını belirterek, tutukluğun devamını talep etti. İlk olarak söz alan ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı, duruşmaya katılan meslektaşlarına teşekkür etti. Kozağaçlı şu ifadeleri kullandı:

    “Bu ülkenin tarihinde bu kadar kalabalık ve nitelikli bir avukat tarafından korunmuş bir sanık grubu yoktur. Avrupa’dan gelen 8 yıldır takip eden meslektaşlarıma da çok teşekkür ediyorum. Bu davanın peşini hiç bırakmadılar. Sayın savcıya sitem etmek istemem ama 8 yıldır aranan evrakların bulunduğu iddia ediliyor ama savcılık duruma müdahil olmuyor. Savcı aylar önce hazırladığı mütalaayı 8 sene önceki iddianamedeki yazım hatalarıyla kopyalayıp sunuyor. İddianame savcısı ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsü Adem Özcan. Bu şu demek ‘Ben bu yargılamaya ilgi duymuyorum, sizlerle ilgilenmiyorum’.”

    “SAVCI TANIKLARI DİNLETEMİYOR ÇÜNKÜ TANIKLAR YOK”

    Aleyhlerinde tanık olarak bildirilen 13 kişinin savcılık tarafından daha sonra vazgeçildiğini kaydeden Kozağaçlı, şöyle konuştu:

    “Savcı, bizim suçlu olduğumuzu söyleyen 13 tanık bildirmiş. Savcı tanıklarını duruşmada ikame etmekten vazgeçiyor. Tanıktan vazgeçme, çok istisna hallerde geçerli bir durum. Savcı dilekçe yazabilir bundan vazgeçebilir, talepte bulunur, bundan vazgeçer; mütalaadan vazgeçer, tamam bunlar kabulüm. Fakat iddianame savcısının bildirdiği 13 tanığı dinlemekten vazgeçti. Savcı tanıkları dinletemiyor. Çünkü tanıklar yok. Tanıkların bir kısmı sanal, sahte üretilmiş kişiler. Bir kısmı savcı, bir kısmı polis müdürü, memuru. Bu meslek gruplarından sahte delil üretmekten, yalan tanıklık yapmaktan hüküm giyenler oldu.

    “CEZA VERMEK İSTİYORSANIZ OLAYA DAYALI TANIKLAR BULMALISINIZ”

    Savcılık aleyhimize 13 tanık gösteriyor. Savcılığın peşini çoktan bıraktığı 13 tanığın peşine biz düştük. Kanun, bir olayın tek ispatı tanık ise onu mutlaka duruşmada dinleyeceksin diyor. Bizim DHKP-C’li olduğumuzu karara bağlayacaksanız bu olgudur. Olgular tanıkla ispatlanamaz. Tanık ispatlar. 13 tanık bize 13 olay anlatmalı. Bizim dosyadaki tanıklar ne diyor, bu kişi DHKP-C üyesidir. Böyle tanıklık olmaz, bize ceza vermek istiyorsanız olguya dayalı değil olaya dayalı tanıklar bulmalısınız.

    “TANIKLAR ÖLDÜ MÜ? AKIL HASTASI MI? YOKSA BULAMIYOR MUSUNUZ?”

    Bant kaydı olurdu elinizde, tutanak olurdu. Bunlar yok. İddianame savcısı Adem Özcan’ın mal varlığına el kondu geçen hafta. Bu iddianameyi Adem’den başka kimse yazamaz, fikri mülkiyet hakkıdır. Sizin bu iddianameyi Varlık Fonu’na devretmeniz lazım. Kanunda, olayın delili bir tanığın ifadesiyse, o tanık mutlaka dinlenir diyor. O tanığı getireceksiniz, yazdığı şeyle yetinilemez. Hadi savcı vazgeçti sesini çıkarmıyor, biz vazgeçebilir miyiz? Savcı bu dosyada bizim DHKP-C üyesi olduğumuzu, benim yöneticisi olduğumu kanıtlamak üzere getirdiği 13 tanıktan vazgeçti. Sayın duruşma savcısı 13 tane tanık göstermişsin 2013’de. Bunlar öldü mü, akıl hastası mı oldu, yoksa bulamıyor musun bunları? Böyle değilse nasıl vazgeçiyorsun? Bunlar kamu tanığı.”

    BARKIN TİMTİK: AÇLIK GREVİMİN 5. GÜNÜNDEYİM

    Kozağaçlı‘nın ardından beyanda bulunan Av. Barkın Timtik de duruşmaya katılanları selamlayarak sözlerine başladı. Timtik, dijital deliller ile gizli tanık beyanlarına değinirken, şunları söyledi:

    “Öncelikle 2005’ten beri adli emanette olduğu iddia edilen belgelerin şimdi getirilmesi üzerinize bir yük yüklüyor. Şimdiye kadar bunları sürüncemede bırakanlar hakkında suç duyurusunda bulunmak gerekiyor. Bugün açlık grevimin 5. günündeyim. Sibel Balaç 19 Aralık’tan beri ölüm orucunda. Gökhan Yıldırım süresiz açlık grevi eyleminde. Onların talepleriyle Ebru Ablamın talepleri de aynıydı. İki sanatçı hayatını kaybetti aynı taleplerle. Gencecik Mustafa hayatını kaybetti.

    “ÖLÜM ORUÇLARINI ENGELLEMEK MÜMKÜN”

    Yeni başlayan bu ölüm orucu eylemini engellemek mümkün, ben içerdeyim ve sadece açlığımla bunu engellemeye çalışıyorum. Dışarıda daha başka pek çok şey yapılabilir. Taleplere ses olunması gerekiyor. Bu ölüm orucunun bazı talepleri var. Biri dijital deliller biri gizli tanık beyanları ve bizim dosyamızda da tam da bunlar var. Bu ölüm orucu ve açlık grevleri eylemleri talepleri nedeniyle yargıyı çok yakından ilgilendiriyor.

    “TANIKLARIN YÜZLERİNİ GÖRMEK İSTİYORUZ”

    Tanık dinleyeceksiniz, tanığın buraya getirilmesini istiyoruz, onların yüzlerini görmek istiyoruz. Gerçek insanlarsa getirin konuşsunlar. Bugün konuşmak istediğim bir konu, itirafçılık dayatması. Bulunduğum hapishanede yaşanıyor. İtirafçılık politikası esasen halk değerlerinin yozlaştırılmasına dayanır. İki Grup Yorum üyesi biri Sultan Gökçek, İbrahim’in eşi, ona bizzat savcı hapishaneye gelerek itirafçılık teklifinde bulundu. Emel Yeşilırmak’ın ailesini MİT görevlileri kaçırmakla tehdit ediyorlar. Diyorlar ki ailesine “Bu iş bir iğneye bakar, intihar etti deriz.”

    “HUKUKEN, BENİ TAHLİYE ETMEK ZORUNDASINIZ” 

    Grup Yorum temsil kabiliyeti çok yüksek bir müzik grubu. Bu yüzden Grup Yorum’la uğraşıyorlar. Yakın zamanda savcılıkta ifade işlemi esnasında Sultan’ı bizzat savcılık çay içmeye davet etti, Sultan sadece ifade vermeye gelirim deyince tutuklamaya sevk edildi ve tutuklandı. Aradan bir kaç gün geçince savcı bizzat hapishaneye geldi görüşmek çay içmek istedi. Böyle bir şey olabilir mi? Şimdi bunlar mutat oluyor, bir itirafçılık politikası ile yargılama yapılmaya çalışılıyor. Benim tutukluluğumun uzamasının nedeninin benim hakkımda da itirafçılar yaratılmaya çalışılması olduğunu düşünüyorum. Yoksa dosya Yargıtay’da bozulduğunda tahliye edilmem gerekirdi. Ben her celse söylüyorum size; siz beni tahliye etmek zorundasınız, hukuken zorunlusunuz buna söyleyeceklerim bu kadar.”

    TBB BAŞKANI AV. SAĞKAN: TUTUKLUĞA SON VERİLMELİDİR

    Timtik’in beyanının ardından Av. Çiğdem Akbulut, 26 farklı uluslararası hukuk kurumunun mahkemeye hitaben yazdığı beraat ve derhal salıverilme talepli dilekçeyi sundu.

    Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Av. Erinç Sağkan da tutukluğa son verilmesi gerektiğini söyleyerek, “Bugün duruşmanın başlangıcında bazı belgelere ulaşabildiğinizi söylediniz. Müvekkillerimin uzun zamandır uğraş verdiği bir konuda siz de çaba göstermişsiniz. Bir delilden bahsediyoruz, bir dijital veri. Buna dair savcılık makamının hiçbir görüşü yok, bir rapor mütalaayı değiştirmesini gerekebilir. Bu delillere nasıl ulaşıldığının da araştırılması gerekir. Maddi gerçeğe ulaşmak için yapılması gereken bir husustur. Selçuk’un kaçma ihtimali olmadığı buradaki herkes tarafından bilinmektedir. Savcılığın dinlemek istemediği sanık meslektaşlarımızın dinlemek istediği tanıklar üzerinde bir etki etme ihtimali olmadığı ortadadır. Bugün itibariyle bu tutukluluğa son verilmesi gerekir” dedi.

    DURAKOĞLU: BURADA AVUKAT YARGILAMASI YAPILIYOR

    İstanbul Barosu Başkanı Av. Mehmet Durakoğlu ise “Bu davanın ilk celsesi başladığında ben barolar açısından çok önemli olduğunu belirtmiştim. Bu dava bizim için çok önemli, burada avukat yargılaması yapılıyor. Bu dava başladı ve hafta içi süren duruşmanın sonucunda tüm avukatlar tahliye edildi. Bir itiraz üzerine harekete geçildi, üstelik bir cumartesi günü aynı yargıçlar yakalama kararı verdiler. Bana hiç kimse bir hakimin ıslak imza ile imzaladığı kararın 10 saat içinde elektronik imza ile değiştirilmesini açıklayamaz. Siz bugün bu celseye başlarken “evraka” diye başladınız. Buldum dediniz, 8 yıldır getirilemeyen delilleri bulduğunuzu söylediniz. Bu dava Türkiye’de yargının durumunu gösteriyor bize, bunun için çok önemli. Siz, ilk heyetin adını tarihe yazdırdığı gibi adınızı tarihe yazdırabilirsiniz.

    TÜRKDOĞAN: BU DAVADAN HİÇBİR ŞEY ÇIKMAYACAK

    İHD Eş Genel Başkanı Av. Öztürk Türkdoğan iddianamede yer alan belgelerle ilgili olarak, “Bu Belçika-Hollanda belgelerinden bıktık artık. Yıllardır bu evraklar dosyalara gelip gider. Bunların sahte olduğu da ortaya çıkacak, göreceksiniz. Selçuk bu belgelerden 2004 yılında yargılandı, beraat etti ve kesinleşti. Hukuki olarak söylenebilecek her şeyi Selçuk az önce ifade etti. Ben bu davadan hiçbir şey çıkmayacağını düşünüyorum. Arkadaşlarımız da zaten bizim nezdimizde suçlu değillerdir” dedi.

    “DOSYANIN DAYANAĞI OLAN DELİLLER YOK”

    Diyarbakır Barosu Başkanı Av. Nahit Eren dosyanın dayanağı olan delillerin olmadığını vurguladı. “Aslında size neyi anlatalım bilmiyorum. Biz her celseden sonra klişe tutuklama gerekçeleri ile tutukluluğun devam ettiğini görüyoruz. Bu celse dijitalleri buldum dediniz. Bugüne kadar olmadığını itiraf ettiniz, bu davanın temeli bunlar. Daha önce olması gereken dosyanın dayanağı olan deliller dosyada yok. Hazırlık aşamasında bu deliller iddianame ile birlikte sizin önünüze getirilmeli. Çünkü tutuklamanın gerekçesi yapılıyor. Avukatları tutuyorsunuz bunlarla. Meslektaşlarımızın, arkadaşlarımızın bir saniye bile tutuklu kalmaması gerekir” şeklinde konuştu.

    BARO BAŞKANLARINDAN TAHLİYE ÇAĞRISI

    Ankara Barosu Başkanı Av. Kemal Koranel, “Bu dosyanın soruşturmasını hazırlayanların FETÖ hükümlüsü olduklarını unutmayın, meslektaşlarımızı serbest bırakın” dedi. Adana Barosu Başkanı Av. Semih Gökayaz, ise “Zaten duruşma sonrasında alınacak karar belli şeklinde bu aşamaya kadar gelindi. Çok kudretli bir salon yapılmış; ama buradan adalet çıkacak mı? Önemli olan bu” diye konuştu. Siirt Barosu Başkanı Av. Kenan Bilge de “Selçuk Kozağaçlı’nın tanıklarla ilgili beyanlarını ben hayretle izledim, dinledim. Bu beyanlardan sonra meslektaşlarımızın tahliyesi gerekir” ifadelerini kullandı.

    “TÜRKİYE’NİN HUKUK SİSTEMİNİN ALNINA ÇALINMIŞ KARA BİR LEKEDİR”

    İzmir Barosu Başkanı Av. Özkan Yücel dosyayı “Türkiye’deki hukuk sisteminin sürüklendiği karanlık” şeklinde tanımlarken; “Yargılananlar bizim meslektaşlarımız, arkadaşlarımız, yoldaşlarımız. Onlar bulunmaları gereken yerde değiller, yanımızda omuz başımızda olmalılar. Siz 8 yıl aradan sonra, aslında en başından beri ulaşmanız gereken delile ulaştığınızı söylediniz. Savcılık bu gelişmeye rağmen mütalaayı tekrar etti. Bu dosyayı önemsemiyor anlaşılan ama biz önemsiyoruz. Bu dosya Türkiye’de hukuk sisteminin içine sürüklendiği karanlığın aynası. Karanlığın biraz olsun dağılmasını, bir çatlak oluşmasını ve bu çatlaktan ışık yayılmasını istiyoruz. Bu dosya Türkiye’nin hukuk sisteminin alnına çalınmış kara bir lekedir. Sizden beklentimiz sadece kendi adımıza değil, sizin adınızadır da aslında. Selçuk ve Barkın’ın tahliyesini talep ediyorum” dedi.

    “HAFIZAMIZ ÇOK KUVVETLİ, MEHMET AĞAR’IN CEZA ALMASINI SAĞLADIK”

    Tutuklu Av. Oya Aslan celseyi şaşkınlıkla karşıladığını belirtti. “Delillerin peşine düştüğünüzü gördük salondaki meslektaşlarımıza saygılı söz veren bir tutumla karşılaştık. Bu tutumun meslektaşlarımızın tahliyesine karar verme gücüne de sahip olmayı kapsaması gerektiğini düşünüyorum” dedi.

    Tutuklu Av. Özgür Yılmaz cezaevindeki açlık grevlerini hatırlatarak; “Gökhan Yıldırım süresiz açlık grevinde, Sibel Balaç ölüm orucunda. Ölüm orucu yapmak kolay değildir, yapanın 2 nedeni vardır. Size karşı yapılanlar ve geleceğe dair umutlar. Savcı diyor ki daha önce verdiğimiz yazılı mütalaayı tekrar ediyoruz. Ben mütalaayı görmeden bana ceza istiyorsunuz. Önce bana mütalaayı bir okuyun sonra benden savunma isteyin. Böyle şekli şeyleri bile yerine getirmiyorsunuz. Biz bunlara sessiz mi kalalım? Kalmayız, bizim Ebrumuza sözümüz var, Ebru’nun bu dosyada kanı var. Hesabını soracağız, yemin olsun halkımıza. Ben bana 1994 yılında işkence yapanların peşini bırakmadım, yargılandılar 20 sene sonra ceza aldılar. Bizim hafızamız çok kuvvetli. Mehmet Ağar’ın hapis cezası almasını sağladık. Akın Gürlek’in de Süleyman Soylu’nun da yargılanmasını sağlayacağız, cezalandırılmalarını sağlayacağız” ifadelerini kullandı.

    TUTUKLULUKLARIN DEVAMI KARARI

    Beyanların ardından mahkeme heyeti, Kozağaçlı ile Timtik’in tutukluluk durumları hakkında karar vermek üzere duruşmaya ara verdi. Kozağaçlı ve Timtik’in tutukluluk hallerinin devamına hükmeden mahkeme, bir sonraki celseyi 23 Mart 2022 tarihine erteledi.

    (HABER MERKEZİ)
  • ÇHD’li avukatların duruşması ertelendi; ‘MİT’ mensubu araştırılacak

    ÇHD’li avukatların duruşması ertelendi; ‘MİT’ mensubu araştırılacak

    PİRHA- ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı’nın da yargılandığı davada mahkeme, MİT mensubu olduğu iddia edilen İsmet Özdemir’in araştırılmasını isteyerek, duruşmayı erteledi.

    Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı, avukat Barkın Timtik ve hükümlü avukat Özgür Yılmaz’ın “örgüt yöneticisi olmak” ve “örgüte üye olmak” iddiasıyla yargılandığı davanın 4’üncü duruşması Silivri Cezaevi’nde 18’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Duruşmaya ABD, Fransa, Almanya, İspanya ve İtalya’nın yanı sıra birçok ülkeden avukat ve baro temsilcileri ile onlarca avukat ve izleyici katıldı.

    Duruşmada, Silivri’de tutuklu bulunan Selçuk Kozağaçlı ve Barkın Timtik hazır bulundu.

    Avukatların taleplerinin ardından iddia makamı tutukluluk halinin devamına karar verdi. Mütalaaya karşı söz alan Kozağaçlı, savcının mütalaayı kopyala-yapıştır şeklinde hazırladığını ifade etti.

    “RUH HALİ KOPYALANDI”

    Daha önce kendisini tutuklatan savcı Adem Özcan’ın “ruh halinin” kopyalandığını dile getiren Kozağaçlı, “Adem Özcan döneminde mahkeme talepler için kime yazacaktı? TÜBİTAK’a yazsa başkanı cemaatçiydi. Adli Tıp Kurumu (ATK) yazsa başkanı Haluk da cemaatçiydi. Bilirkişi  ve polis de cemaatçiydi. O ‘yazmam, gerek yok nasıl olsa herkes benden’ demiş olsaydı anlardım. Siz niye talepleri ret edediyorsunuz?” diye savcıya sordu.

    “SUÇLAMA KONUSU YAPILAN ‘BELGELER’ NEREDE?”

    Savcının mütalaasına esas olarak aldığı belgelerin olmadığını söyleyen Kozağaçlı, şöyle devam etti:

    “Kovuşturmanın genişletilmesini istiyoruz, delil uyduruyorsunuz, suç işliyorsunuz diyoruz; siz dosyanın esasına etki etmez diyorsunuz. Suç işliyorsunuz. Hollanda – Belçika belgeleri diye bir şey yok. Adli istinabe diye bir kurum yok. Adem talep etmiş, Adem’in yanında yatan başka bir hakim kabul etmiş. İddia olan belgeleri alanlar ya içerde ya da kaçmış. Hollanda/ Belçika belgelerini almaya giden polisler harcırahı yiyip dönmüşler benim anladığım. Tutanakta imzası olan polis, 15 Temmuz’da kamuflajlı kıyafeti ile Emniyetin önünde ZPT’nin içinden gözaltında alındı. Adam Emniyeti teslim almak üzere gitmiş.”

    “YASADIŞI DAVRANIRSANIZ BURASI MAHKEME OLMAKTAN ÇIKAR”

    Bu kişilerin ve dosyada yer alan tanıkların dinlenmesi gerektiğini ifade eden Kozağaçlı, “Dinlemek zorundasınız, dinlemeyecek misiniz? Yasadışı iş yapmış olursunuz. Bizi yasadışı iş yapmakla suçluyorsunuz, siz yasadışı davranırsanız, burası bir mahkeme olmaktan çıkar o halde. Ebrumuz en son bu salonda konuşmuştu, ‘bize böyle davranamazsınız’ demişti. Ben 5 yılı aşkındır tutukluyum. Dava açabilirsiniz, tutuklayabilirsiniz ama bu şekilde yargılayamazsınız. Ebru bu yüzden öldü, siz onu böyle yargılamaya kalktığınız için” diye belirtti.

    TUTUKLULUK DEVAM KARARI DÜN TEBLİĞ EDİLDİ

    Daha sonra söz alan Barkın Timtik ise avukatlarının sözlerinin kesilmesine tepki gösterdi. Timtik, “Bu yargılamanın amacı bu zaten, avukatlığı hizaya çekmek, başka şekilde yapılması gerektiğini kabul ettirmeye çalışmak. Bunu hiç kimse yapamaz. Siz de yapamazsınız, Yargıtay da yapamaz. Tutuk devam kararı bana dün tebliğ edildi. Dün tebliğ ettiğiniz tutukluluk devam kararı üzerine bugün tutukluluğa dair ne söylememizi bekliyorsunuz. Tutuk devam kararında gerekçe olarak ‘sanık savunmaları’ deniyor. Ne dedik ki, bunu gerekçe yapıyorsunuz? ‘Halkın Hukuk Bürosu avukatı değilim’ dememizi mi bekliyorsunuz? Böyle dersek mi bırakacaksınız? Halkın Hukuk Bürosu’nda staj yaptım, orada avukatlık yaptım, ömrümün sonuna kadar da orada olacağım” dedi.

    “BU YARGILAMA BENİM ABLAMIN CANINI ALDI”

    Timtik, “adil yargılanma” talebiyle girdiği ölüm orucunda yaşamını yitiren ablası Ebru Timtik’i hatırlatarak, kovuşturmanın genişletilmesi, tanıkların dinlenmesi ve delil olarak sunulan belgelerin bulunmasını istedi. Timtik, “Biz burada neden yargılama yapılmasını istiyoruz biliyor musunuz? Çünkü bu yargılama benim ablamın canını aldı.”

    TALEPLER KISMİ OLARAK ARAŞTIRILACAK

    Savunmaların ardından mahkeme, dosyada yer alan ve delil olarak sunulan “Hollanda-Belçika Belgelerinin” aslının imajını, daha önce ifade veren tanıkların ifadelerinin istenmesine karar verdi. Mahkeme, ayrıca istihbarat üyesi olduğu iddia edilen İsmet Özdemir’in istihbarat üyesi olup olmadığının araştırılmasını istedi. Kozağaçlı ve Timtik’in tutukluluk hallerinin devamına karar veren mahkeme, bir sonraki duruşmayı 5-6-7 Ocak 2022 tarihine erteledi. (MA)

  • ÇHD’li avukatlara savcı 450 yıl hapis istedi

    ÇHD’li avukatlara savcı 450 yıl hapis istedi

    ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı’nın da aralarında olduğu 19 avukat hakkında görülen davada mütalaasını açıklayan savcı, 450 yıla varan hapis cezası istedi.

    Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı, avukat Barkın Timtik’in de aralarında olduğu 19 avukat hakkında “örgüt yöneticisi olmak”, “örgüt üyesi olmak” ve “örgüt propagandası yapmak” iddialarıyla açılan davanın 4’üncü duruşması, İstanbul 18’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nin Silivri Kapalı Cezaevi Yerleşkesi’nde başladı. Selçuk Kozağaçlı ve Barkın Timtik ile avukatları salonda hazır bulundu. ABD, Fransa, Almanya, İspanya ve İtalya’dan çok sayıda avukat da duruşmayı izledi.

    Kimlik tespitinin ardından başlayan duruşmada mahkeme heyeti, celse arasında iddia makamının sunduğu mütalaayı paylaştı. Mütalaada, Kozağaçlı ve Taylan Tanay hakkında “örgüt yöneticisi olmak” ve “zincirleme örgüt propagandası yapmak” iddialarıyla ceza istedi. Mütalaada, Barkın Timtik hakkında “örgüte üye olmak” ve “zincirleme örgüt propagandası yapmak” iddialarıyla ceza talep edildi. Diğer avukatlar hakkında da benzer suçlamalardan ceza istendi.

    HUKUKA AYKIRI YARGILAMA; 450 YIL HAPİS İSTENİYOR

    Duruşmada söz verilen Kozağaçlı’nın avukatı Fehmi Demir, müvekkilinin daha önce tutuklandığını ve sonrasında serbest bırakıldığı gün “örgüte üye olmak” iddiasıyla tekrar tutuklandığını anımsattı. Demir, doğal bir yargılama sürecinin olmadığını belirterek, “Mahkeme hukuka aykırı davranmıştır. Ayrıca defalarca iddiaların da mükerrer olduğunu ifade ettik” dedi. Kozağaçlı aleyhinde tanıklık eden İsmet Özdemir’in yetkisi olmamasına rağmen polis tarafından dinlendiğini aktaran Demir, bu şekilde birçok tanığın dosyada olduğunu ve mahkeme tarafından dinlenmesini istedi. Dosyada bulunan “Hollanda-Belçika” belgelerine değinen Demir, bu belgelerin polis tarafından “istinabe” yoluyla aldığı iddiasının olduğunu kaydetti. “Bu belgeler A4 kağıtlar şeklinde duruyor. Polis mahkeme yerine istinabe yolluyla bu belgeleri alıyorsa, bizlere ‘polise güvenin’ deniliyor. Polis bunları yapacaksa yargıç ve savcılar ne diye var?” diye sordu.

    Demir, iddia makamının sunduğu mütalaaya da değinerek, “4 sayfalık mütalaada 450 yıl isteniyor. Ayrıca yargılama 8 yıldır devam ediyor. Daha önceki tutuklama ve gözaltı işlemlerine Kozağaçlı kendi ayağıyla gitti. Böyle bir örgüt veya yönetici olabilir mi? Böyle biri hakkında savcının istediği tutukluluk halini de ironik buluyorum” diye kaydetti.

    MİT’İN ‘KAOS TİMİ’ ELAMANI TANIK

    Avukat Serenay Balıkaya, iddia makamının talepleri dinlemeden mütalaa sunmasına tepki gösterdi. İddia makamının tanık ifadeleri üzerinden mütalaasını sunduğunu ve bunun yanlış olduğuna dikkati çeken Balıkaya, “Dosyada yer alan İsmet Özdemir verdiği bir ifadesinde, 12 yaşından beri MİT’te Yardımcı İstihbarat Görevlisi olarak çalıştığını paylaşıyor. Bu görev esnasında kendisine bazı görevlerin verdiğini aktarıyor. Bu görevlerden bazılarını paylaşmak istiyorum; Bu kişi ifadesinde istihbarat tarafından kendisine ‘KAOS Timi’ kurulmasını istediğini ve bazı kişilerle bu timi kurduğu söylüyor. Bu timle Alevi bir dedeyi öldürme, CHP’nin bir ilçe başkanını öldürmeyi amaçladıklarını bu tür görevlerin kendisine verildiğini aktarıyor. Ayrıca Bahçelievler’de bir polisi de öldürdüklerini kabul ediyor. Cesedinin üzerine de örgütün maos yaratmaya çalıştıklarını paylaşıyor” diye konuştu. Balıkaya, söz konusu kişinin araştırılmasını ve mahkemede dinlenmesini talep etti.

    DELİLLER NEREDE?

    Avukat Hamza Çiftçi, yargılamanın adil olmadığını vurguladı. Çiftçi, “Bu dava hukuksuzluk ve usulsüzlük yönünden koşar adım ilerliyor” dedi. Mahkeme başkanı bunun üzerine Çiftçi’nin sözünü, “Fazla vaktimiz yok. Talebiniz varsa söyleyin” şeklinde kesti.

    Çiftçi, davanın iktidarın talimatı doğrultusunda açıldığına işaret ederek, “Burada onlarca avukat var. Bu avukatlara mı yoksa şizofren olduğunu söyleyen bir tanığın ifadelerine mi itibar edilecek? Dijital materyallerden söz ediliyor. Bu materyaller neden dosyaya konulmuyor? Bu dava, avukatlık mesleğinin onurunu, hukukun üstünlüğünü yok sayan bir davadır” diye belirtti.

    Mahkeme başkanın savunmalara müdahale etmesi avukatların tepkisine neden oldu. Avukatlar, “Yıllarca içerde tutuğunuz insanlar için 5 dakika savunma yapmamıza izin vermiyorsunuz” diyerek tepki gösterdi.

    KUMPAS DAVASI

    Tutuksuz yargılan Nazan Betül’ün avukatı Fatih Gökçe, mahkeme başkanının “kısa kesin” sözlerine tepki gösterdi. Gökçe, “Sadece tutuksuz yargılan 9 kişi hakkında en az 46 yıl ceza istiyorsunuz. Üzerine de bize kısa kesin diyorsunuz. Dosyaya gelince bunun açık bir kumpas olduğu ortada. Mesela delil olarak dosyada yer alan birçok delilin aslı dosyada yer almıyor. Bu ‘delilleri’ ortaya çıkaran polisler nerede? Dosyayı hazırlayan savcı Adem Özcan kim ve nerede, hakimler nerede? Özcan, FETÖ’den tutuklu bulunuyor. Aynı zamanda Hakan Fidan’ı ifadeye çağıran kişidir. Hükümete darbe teşebbüsünde bulunan biri. Kısacası savcı ‘terör örgütüne üye olmak’ nedeniyle şu an cezaevinde bulunuyor. Bütün bunlar ortadayken yargılama nasıl yapılabilir? Tekrar ediyoruz, bu dosyada hukuka dair bir şey yok, kumpastır” dedi.

    “SAVUNMA MAKAMINA ‘KISA KESİN’ DEMEYİN”

    Avukat Kemal Aytaç da mahkeme başkanına sert tepki gösterdi. Ertaş, “Kısa kesmeyen ve uzatan kim? Sürekli hakimi, savcısı değişen bir dava var. Bizim derdimiz dağları aştı. Bu yüzden uzatan biz değil, bu mahkemenin kendisidir. Tek bir talebimiz dahi kabul edilmiyor. Neden? Uzamasını istemiyorsanız, iki tane talebimizi kabul edin. Barış bu şekilde, bizi dinleyerek sağlanır. Savunma makamına kısa kesin demeyin” diye kaydetti.

    Duruşma, bir saatlik aranın ardından avukat savunmalarıyla devam ediyor.

    (Mezopotamya Ajansı)

  • Avukatlardan, Kozağaçlı ve Timtik için açıklama: Bu bir kumpas davasıdır

    Avukatlardan, Kozağaçlı ve Timtik için açıklama: Bu bir kumpas davasıdır

    PİRHA- Ankara’da bulunan hukuk örgütleri, ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı ve üyelerinin yargılandığı davanın yarın görülecek duruşmasına katılım çağrısında bulundu. Açıklamada, “Bu dokümanları yurtdışından temin eden polisler, savcılar ve hakimler hakkında kumpas dosyalar oluşturma iddialardan ötürü kesinleşmiş mahkûmiyet kararları da verilmesine rağmen bu dokümanların hukuka uygun olmadığına dair savunmalar da mahkemece dikkate alınmıyor” dedi.

    Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı ve üyelerinin yargılandığı davanın yarın görülecek duruşması öncesi Ankara’da bulunan hukuk örgütleri basın açıklaması yaptı. ÇHD Ankara Şubesi’nde yapılan açıklamaya, Adalet İçin Hukukçular, Demokrasi İçin Hukukçular, Hukukçu Dayanışması, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği Ankara Şubesi ve Toplumsal Hukuk Derneği’nden avukatlar katılım gösterdi. Açıklamanın yapıldığı salona ‘Savunmayı savunuyoruz’ pankartı asıldı.

    Ortak açıklamayı Avukat Hülya Yıldırım okudu. Yıldırım açıklamasında, ÇHD üye ve yöneticilerinin 12 Eylül 2017’de tutuklandıktan bir yıl sonra görülen duruşmada tahliye olduklarını ancak savcılık itirazı üzerine 10 saat içinde tekrar yakalama kararı çıkarılarak tekrar tutuklandıklarını hatırlattı. Meslektaşları hakkında 37’nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 159 yıla varan cezalar istendiğini belirten Yıldırım, duyarlı herkesi Kozağaçlı ve diğer üyelerin yargılandığı davanın yarın saat 09.30’da Silivri Hapishane Kampüsü’nde görülecek olan duruşmasına davet etti.

     “TUTUKSUZ YARGILANIRKEN TUTUKLU HALE GELDİLER”

    Dosya kapsamında yargılanan Avukat Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal’ın adil yargılanma hakkı ihlallerini duyurmak amacıyla ölüm orucuna başladıklarını anımsatan Yıldırım şunları aktardı:

    “Ebru Timtik ölüm orucundayken yaşamını yitirdi. Timtik’in yaşamını yitirmesinden çok kısa bir süre sonra söz konusu dosyada Yargıtay tarafından karar verildi. Yargıtay yaptığı değerlendirmede, dosyadaki adil yargılanma hakkı ihlallerini göz ardı etmiş ve yalnızca 3 meslektaşımız yönünden dosyanın bozulması gerektiğine karar vermiştir. Yargıtay’ın bozma kararı üzerine ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı ve Barkın Timtik’in dosyası, 2013 yılında başlatılan ve o süreçte tutuklu yargılandıkları İstanbul 18’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nin dosyasıyla birleşmiştir. Her iki meslektaşımız da tutuksuz olarak yargılandıkları 18’inci Ağır Ceza Mahkemesindeki dosya kapsamında tutuklu hale gelmişlerdir.”

    “BU BİR KUMPAS DAVASIDIR”

    Dosyadaki hukuksuzluklara da değinen Yıldırım, “İki meslektaşımızın tutuklu yargılandığı dosyada yurtdışından istinabe yoluyla getirildiği söylenen bir kısım dijitallerde yer aldığı iddia edilen dokümanların aslı da bulunmamaktadır. Ayrıca bu dokümanları yurtdışından temin eden polisler, savcılar ve hakimler hakkında örgüt üyeliği, sahte delil üretme, kumpas- komplo dosyalar oluşturma vs. iddialardan ötürü kesinleşmiş mahkûmiyet kararları da verilmesine rağmen bu dokümanların hukuka uygun olmadığına dair savunmalar da mahkemece dikkate alınmamaktadır. Bugüne kadarki hukuka aykırı yargılamalara ek olarak, meslektaşlarımızın yargılandığı dosyaya gizli tanık/ itirafçı tanık beyanları halen girmekte, her ne kadar daha öncekilerden farklı bir şey söylemiyor olsalar da meslektaşlarımızı hiç görmemiş, onlarla hiç tanışmamış kişilerin beyanları dosyada yer almaktadır. Ayrıca meslektaşlarımız hakkında birtakım iddialarda bulunan tanıkların, temyiz kudretlerinin dahi olmadığı ortaya çıkmıştır” ifadelerini kullandı.

    “DÜŞMANCA BİR SÜREÇ YÜRÜTÜLÜYOR”

    Meslektaşlarının haksız ve hukuksuz şekilde tutuklanmalarının 5 yılı aştığı bilgisini veren Yıldırım, “Bu tutukluluk infaz aşamasını çoktan geçmiştir. Görünen o ki en az İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesinde gerçekleşen süreç kadar düşmanca bir süreç sürdürülerek meslektaşlarımız hakkında hızla bir hüküm kurulmak istenmektedir. Hızlandırılmaya çalışılan bu hukuka aykırı süreçte tutsak avukat arkadaşlarımızı savunmak için tüm meslektaşlarımızı 17 Kasım saat 09.30’da Silivri Hapishane Kampüsü’nde yapılacak duruşmaya davet ediyoruz” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • Selçuk Kozağaçlı ve Barkın Timtik’in yarın ki duruşması için katılım çağrısı

    Selçuk Kozağaçlı ve Barkın Timtik’in yarın ki duruşması için katılım çağrısı

    Çağdaş Hukukçular Derneği, tutuklu bulunan ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı ve avukat Barkın Timtik için özgürlük talep etti.
    Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı ile dernek üyesi Barkın Timtik’in tutuklu bulunduğu davanın yarın görülecek duruşmasına dair Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi önünde açıklama yapıldı. Açıklamada, “Savunmaya özgürlük” pankartı açıldı.
    ADİL YARGILAMA 
    Açıklamada konuşan avukat Seda Şaraldı, yargılama sürecine değinerek, “Bu hukuksuz dosya üzerinden tüm ülkede hüküm süren adil yargılanma hakkı ihlallerini duyurmak ve bununla mücadele etmek amacıyla meslektaşlarımız Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal ölüm orucuna başlamışlar ve 27 Ağustos 2020 tarihinde meslektaşımız Ebru ölüm orucundayken yaşamını yitirmiştir” dedi. Yargıtay’ın dosyada adil yargılama hakkının ihlaline karar verdiğini anımsatan Şaraldı, dosyada hukuksuzlukların olduğunu kaydetti.
    KUMPAS DAVA
    Şaraldı, 2 meslektaşlarının tutuklu yargılandığı dosyada yurtdışından getirildiği belirtilen dokümanların aslının bulunmadığını belirterek, şunları kaydetti:
    “Ayrıca bu dokümanları yurtdışından temin eden polisler, savcılar ve hakimler hakkında örgüt üyeliği, sahte delil üretme, kumpas ve komplo dosyalar oluşturma iddialardan ötürü kesinleşmiş mahkumiyet kararları da verilmesine rağmen bu dokümanların hukuka uygun olmadığına dair savunmalar mahkemece dikkate alınmamaktadır. Ne yazık ki meslektaşlarımız hakkında yürütülen süreç tarihe geçecek hukuksuzluklarla devam etmektedir. Meslektaşlarımızın haksız ve hukuksuz tutuklulukları bu süreç boyunca 5 yılı aşmış ve bu tutukluluk infaz aşamasını çoktan geçmiştir.” (MA)
  • Tutuklu avukatlar Timtik ve Kozağaçlı’nın duruşması 15 Eylül’e ertelendi

    Tutuklu avukatlar Timtik ve Kozağaçlı’nın duruşması 15 Eylül’e ertelendi

    PİRHA-Tutuklu yargılanan avukat Barkın Timtik ve Selçuk Kozağaçlı’nın görülen duruşması 15 Eylül’e ertelendi. Duruşmada konuşan Kozağaçlı, “Anayasayı ve Anayasa Mahkemesini tanımadığını, kararlarına uymayacağını’ cesaretle ifade edebilecek kadar hukukun dışına çıkmış bir kişinin bile – sırf yargıç sıfatını kullanıyor diye- kararlarına uymak gerekir diye mi düşünüyorum. Hayır” dedi.

     

    Halkın Hukuk Bürosu (HHB) tutuklu bulunan üyeleri avukat Barkın Timtik ve Selçuk Kozağaçlı’nın bir sonraki duruşması 15 Eylül’de görülecek.

    KOZAĞAÇLI TUTUKLULUĞUNA KARŞI BEYANDA BULUNDU

    “Tutukluluğunun” 1668. gününde yapılan duruşmada, HBB Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı, tutukluluğuna karşı beyanda bulundu. Kozağaçlı’nın beyanlarında şu ifadeler yer aldı:

    “Tutukluluk halinin devamına, kararınızın, gerekçesi yönünden hukuksal kusuruna dikkat çekmek amacıyla bunları yazıyorum. Sayın Heyet, Ben Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Genel Başkanıyım. Ayrıca; Avrupa Demokrat Avukatlar (AED) İkinci Başkanıyım. Demokrasi ve İnsan Hakları İçin Avrupalı Hukukçular (ELDH) ve Uluslararası Demokrat Avukatlar (IADL) yönetim kurulu üyesiyim. Anayasayı ve Anayasa Mahkemesini tanımadığını, kararlarına uymayacağını’ cesaretle ifade edebilecek kadar hukukun dışına çıkmış bir kişinin bile – sırf yargıç sıfatını kullanıyor diye- kararlarına uymak gerekir diye mi düşünüyorum. Hayır. Bu saatten sonra benim açımdan fikir değiştirmek tamamen saçma olacak. Tahliye edilince ortadan kaybolmanın ekonomik bir değeri kalmamış görünüyor.

    Biz, bendeki bu akıl dışı ısrara ve sizdeki bu hukuk dışı tekrara sıkıştığımız sürece, tutukluluk meselesini daha uzun süre çözemeyiz gibi görünüyor. Hiç değilse çapımıza uygun bir hedef seçerek “gerekçe” sorununu çözelim. Sayın Mahkeme Heyeti; Beni tutuklu tutmak için gerçek gerekçeniz her ne olursa olsun bunun yerine “kaçma şüphesi” sözde gerekçesini yazmak; size yukarıda anlattığımı bütün olup biten karşısında hukuka aykırıdır. Bana soracak olursanız aynı zamanda ayıptır. Kanunda bu kadar uzun bir tutukluluğa gerekçe bulmanın zor olduğunun farkındayım. Ama hepimiz bunun için eğitim aldık; imkan az bile olsa ben başarılabileceğine inanıyorum. Bir kere daha tutukluluğumun devamına karar verecekseniz, hiç değilse biraz gayret gösterilerek “kaçma ve saklanma şüphesi” dışında bir gerekçe bulunmasını dilerim.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Tutuklu avukatlar Timtik ve Kozağaçlı’nın duruşması 7 Nisan’da yeniden görülecek

    Tutuklu avukatlar Timtik ve Kozağaçlı’nın duruşması 7 Nisan’da yeniden görülecek

    PİRHA-Halkın Hukuk Bürosu, tutuklu bulunan üyeleri avukat Barkın Timtik ve Selçuk Kozağaçlı’nın yeniden görülecek olan duruşmasının 7 Nisan’da saat 10.30’da Çağlayan Adliyesi’nde İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüleceğini duyurdu. HHB, avukatları sahiplenme çağrısı yaparak, ‘’Bu süreçte duruşmaya katılım ve sahiplenme biraz daha önem kazanmıştır” dedi. 

    Halkın Hukuk Bürosu (HHB) tutuklu bulunan üyeleri avukat Barkın Timtik ve Selçuk Kozağaçlı’nın yeniden görülecek olan davaları için sahiplenme çağrısı yaptı.

    HHB’den yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “7 Nisan’da Selçuk Kozağaçlı ve Barkın Timtik’in tutuklu yargılandığı dosyanın duruşması görülecek. Yargıtay’ın 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararını Kozağaçlı ve Timtik yönünden bozmasının ardından 2013 ÇHD dosyası ve 2017 dosyası birleşti. Böylece uzun tutukluluk nedeniyle tahliye edilme ihtimalleri doğdu. Bu nedenle katılım ve sahiplenme biraz daha önem kazandı’’ denildi.

    Tutuklu avukatlardan Barkın Timtik’in ablası Ebru Timtik aynı davada tutuklu yargılandığı süreçte ‘Adil yargılama istiyoruz’ talebiyle girdiği ölüm orucunda hayatını kaybetmişti.

    Duruşma tarihi: 07.04.2021
    Saat: 10.30
    Yer: İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesi
    Çağlayan Adliyesi.”

    PİRHA/ANKARA