PİRHA- Zakir Fahrettin Aksünger, Millî Eğitim Bakanlığı ile Ülkü Ocakları arasında protokol imzalanmasına ilişkin tepki gösterdi. Çağdaş demokratik toplumlarda insanların bilimi öncelediğini belirten Aksünger “Bugün cemaat ve tarikatlar üzerinden bu tür protokolleri yapanlar aslında dün vardı, bugün de var, yarın da olacak. Önemli olan bizim buna karşı ne yapıyoruz? Aslolan budur” diye belirtti.
Millî Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Merkezi, Ülkü Ocakları ile “yaygın eğitim faaliyetleri kapsamında genel, mesleki ve teknik kurslar düzenlenmesi” için protokol imzaladı.
Zakir, semah eğitmeni Fahrettin Aksünger, Millî Eğitim Bakanlığı ile Ülkü Ocakları arasında protokol imzalanmasına ilişkin, PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.
“MİLLİ EĞİTİMİN TARİKATLARLA YAPTIĞI PROTOKOLLERİN ALTI BOŞ ÇIKACAKTIR”
Çağdaş ve demokratik toplumlarda gerici ve ırkçı gruplarla anlaşmanın söz konusu dahi olmayacağının altını çizen Aksünger, “Çağdaş demokratik bir düzende bir toplumda insanlar bilimi önceller. Bilimi öncelemeyen toplumlarda ise bu tür çabaların günü kurtarmaya yönelik çalışmalar olduğunu düşünüyorum. Bugün cemaat ve tarikatlar üzerinden bu tür protokolleri yapanlar aslında dün de vardı bugün de var yarın da olacak” dedi.
“ÇEDES VE BENZERİ PROTOLOLLERİN BÜTÜN TAPLUMSAL KESİMLERE AKTARILMASI GEREKİYOR”
ÇEDES ve benzeri protokollerin herkese anlatılması gerektiğini belirten Aksünger, “Eğer kendi yanımızdaki dostlarrımıza, üyemize anlatırsak ÇEDES ve benzeri anlaşmaların altının boşaltırız. Çağdaş demokratik laik dünyaya inanan insanlar olarak biz kendi yani başımızdaki kapı komşumuza çoluğumuza çocuğumuza kendi kitlemize olması gereken doğruyu söylersek onlar da kendi çevresindekilerine anlattıklarında biz doğruyu yapmış olacağız” diye konuştu.
Kendisine göre yapılan protokollerin tamamen dinsel amaçlı olmadığını belirten Aksünger, ekonomik gücü elinde tutmak ve zenginleşmenin de bu tür çalışmaların nedenlerinden olduğunu dile getirdi.
“DİNDAR VE KİNDAR NESLİ OLUŞTIRAMADIKLARINI KENDİLERİ İTİRAF ETTİLER”
Siyasal İktidarın yıllardır kindar ve dindar bir gençlik yaratamadığını belirten Aksünger, “Kindar ve dindar bir nesil yetişmek isteyenler sonunda itiraf ederek biz kültürel kimlik oluşturamadık” dediler. Çünkü oluşturmak istedikleri kimliğin altının tamamen boş. Bugün 3-6 yaş grubu altına inen ÇEDES ve okulda hiçbir formasyon eğitimi olmayan bir kişi çocuklara bir şeyler anlatıyor. O çocuk kapıdan çıkar çıkmaz annesinin elindeki telefonu alıyor ve internet üzerinden teknoloji çağına gidiyor. Yaptıkları beyhude bir çabadan başka birşey değil. Sadece bu ülkenin zamanına, bu ülkenin çocuklarına, bu ülkenin gençlerine yazık ediyorlar” diye belirtti.
“GELİŞEN TEKNOLOJİ VE BİLGİ ÇAĞI BU PROJELERİN YAŞAM BULMASINA MUSADE ETMEZ”
Gelinen noktada erkin ve gücün siyasal iktidarın elinde olduğunu belirten Aksünger, “Ama her halükarda çağdaş demokratik laik dünyayı daha genişletebiliriz” diyerek, şunları kaydetti:
“Türkiye’nin bu iktidar tarafından yıllardan beri ülkeyi yönetilmesine rağmen tırnak içinde söylüyorum insanlar her şeye rağmen hala çağdaş demokratik laik bir dünyanın içerisinde özgürce yaşamak istiyorlarsa, buna inandığını söyleyen insanların gerçekten demokratik sivil bir örgüte ve bu bilince sahip olması lazım.”
PİRHA – Semah Eğitmeni Mehmet Ali Ünlü, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın semahı dans gibi gösterip ibadet ritüellerini yarışma konusu yapmasını eleştirerek “Semahın dönüleceği yer ya dergahlardır ya cemevleridir. Semahların başka bir yerde gösteri olarak dönülmesine baştan beri karşıyım” dedi.
Semah Eğitmeni Mehmet Ali Ünlü, 35 seneye yakın bir süredir semah dönüyor ve Garip Dede Cemevi, Yenibosna Cemevi, Haramidere Cemevi gibi farklı cemevlerinde semah eğitmenliği yapıyor. Semahı bir aşk hali olarak gördüğünü de söyleyen Ünlü, semahın Alevilik için önemli olduğunu, dergahlarda, cemevlerinde, belli kültür merkezlerinde gösteri olarak dönülmesini de doğru bulmadığını ifade ediyor.
Semah Eğitmeni Mehmet Ali Ünlü ile kendisinin semah eğitmeni olma sürecini, semahın manasını, semah eğitiminin detaylarını ve Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın semahı dans gibi gösterip ibadet ritüellerini yarışma konusu yapmasını konuştuk.
“SEMAHI ÖĞRETMEM GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜP BU İŞE BAŞLADIM”
35 senedir semah döndüğünü belirten Semah Eğitmeni Mehmet Ali Ünlü, semah eğitmeni olma serüvenini şu ifadelerle dile getirdi:
“8 yaşlarındayken Malatya’da görgü cemlerimiz yapılırdı. Bizler de çocuk olarak çok merak eder ve katılırdık. Semah ile ilk tanışmam köyümüzün yaşlıları aracılığıyla oldu. Cemler köyde bizim evimizde yapılıyordu. Yaşlılar kalkıp bir gün semah dönmeye başlamışlardı, çocuklar olarak bizim çok hoşumuza gitmişti. Tabii o an manasını bilmiyorduk ama o aşk halini çocuk da olsak hissetmiştik. Evlerimiz topraktandı ve yaşlılar o kadar hızlı dönüyorlardı ki tavandan toprakların döküldüğünü hatırlıyorum. 15 yaşındayken İstanbul’a geldik ve o yıllarda Garip Dede Cemevine gidiyordum. Hatta bu cemevinin kuruluşunda da yer aldım. Sonrasında bir buçuk yıl semah kursuna katıldım. Semaha yoğunluk vermeye başladım, köyleri gezdim. Anadolu’nun farklı illerinde köyleri gezip cemlere katıldım ve semahları kaydettim. Sonra bu işe daha fazla yoğunlaştım ve semahı öğretmem gerektiğini düşündüm ve başladım.”
“SEMAH MAALESEF BİRAZ FOLKLORİK DURUMA GİRDİ”
1999 yılından beri Erikli Baba Cemevi’nde hizmet yürüttüğünü belirten Mehmet Ali Ünlü, semahın kendisi için ilahi bir olay olduğunu, Hakk ile Hakk olma anlamına geldiğini söyleyerek “Semah, Kırklar Ceminde başladığından bizim için önemli bir yeri vardır. Ben semah dönerken o ilahi aşkı yakalamak isterim ve çoğu zaman da yakalıyorum ama tabii ki semah öğretirken bu duyguyu yakalamak kolay değil. Semah Alevi toplumunun olmazsa olmazlarından birisidir. Semah dönerken o ilahi aşkı hep yakalamak istiyorum” dedi. Ünlü, ayrıca geçmişte insanların semahı, Alevilik inancını daha yoğun yaşadıklarını kaydederek şu eleştirilerde bulundu:
“Senede bir ya da iki kere cem yapılıyordu. Görgü cemleri, Hızır cemleri ya da Abdal Musa Cemleri yapılırdı ve insanlar o cemlere açlardı. Onun için de insanlar duygularını daha yoğun yaşıyorlardı ama kentlere geldik cemevleri kuruldu her hafta cemler yapılmaya başlandı ve o duygudan biraz uzaklaşmış olduk. Semah da maalesef biraz folklorik duruma girdi. Semah ilk yayılmaya başladığında folklor hocaları, olmayan semahları döndürmeye başlattı, yörelerden uzaklaştırdılar. Yani kentte farklı bir semah ritüeli oluşturdular. Bu pek de doğru olmadı.”
“SEMAHLARI DEĞİŞTİRMEDEN GÖSTERMEYE ÇALIŞIYORUM”
Mehmet Ali Ünlü, Erikli Baba Vakfı’nda yürüttüğü semah eğitiminin detaylarını da anlattı. Semahları değiştirmeden göstermeye çalıştıklarını da ifade eden Ünlü, “Yaklaşık 18 yıl önce burada yöresel köy semahı programı başlattık. Örneğin Arguvan’ın Bozuk Semahı Arguvan’da nasıl dönülüyorsa burada da o şekilde öğretiyoruz. Örneğin Sivas Kırat Semahı, Divriği yöresinde bu semah nasıl dönülüyorsa burada da o şekilde öğretiyorum. Semahları değiştirmeden neyse o şekilde göstermeye çalışıyorum” dedi.
“SEMAHTA TEK TİP ELBİSE OLMASINA KARŞIYIM”
Semah dönenlerin tek tip kıyafet ile meydana çıkmaması gerektiğini de belirten Mehmet Ali Ünlü, şöyle devam etti:
“Semahta ne bir figür ne de tek bir elbise olayı yoktur. İnsanlar içinden geldiği gibi o anda döner ama kentlere gelindiği zaman ‘Semah ekibi’ diye bir olgu oluştu. Semah herkesin dönmesi gereken bir durum nasıl ki Kırklar Cemi’nde herkes kalkıp birlikte Semah dönüyorsa semahta tek tip bir elbise olmasına da karşıyım. Ama şu da önemli tabii cemevine girerken hani edep erkan ile girelim diyoruz ya tabii ki düzgün temiz uyumlu giyinmek doğrudur ama tek tip kıyafet olmasını doğru bulmuyorum.”
Ünlü, semah dönerken el ve ayak figürlerinin manalarına dair de konuştu. Ünlü, Alevilikte turna kuşunun çok önemli olduğuna ve Turnalar Semahı’nın da bulunduğuna değinerek “Semah figürlerinin çoğu turnanın o hareketlerine yansıtılır. Turnanın kanat çırpması, eşine yaklaşımı gibi… Onun haricinde belli el figürleri vardır Hakk’tan aldım, Hakk’a verdim veya lokmamızı meydana getirdik, paylaştırdık, bir olduk gibi işaretler de var. Bunun haricinde evrenin dönüşünü temsil eden farklı figürler de olduğunu söyleyebilirim” dedi.
“KURSLARDA İLK OLARAK SEMAHIN BİR GÖSTERİ OLMADIĞINI ANLATIYORUM”
Erikli Baba Vakfında yürütülen semah kurslarına da değinen Mehmet Ali Ünlü şu bilgileri paylaştı:
“Semahta 1 yaş sınırlaması yok yani 7 yaşından 70 yaşına kadar insanlar gelip eğitim alabilirler. Mesela buraya gelen yaşlı canlarımız da var. Semaha eğitime gelenlere ilk başta söylediğim, semahın neden dönülmesi gerektiği, semahın nerede dönülmesi gerektiği, semahın ne olduğu konular oluyor. Yani semahın bir halk oyunu, bir folklor, gösteri olmadığını anlatıyorum. Semahın cemevlerinde dönülmesi gerektiğini Cem ibadetinin doruk noktası olduğu ile ilgili 2-3 haftalık önce sohbetlerimiz oluyor. Sonrasında ise eğitim sürecimiz başlıyor. Aslında semah herkesin içinden geldiği gibi dönmesi gereken bir durum ama şimdi kentte yaşıyoruz ve insanlara yörelerinin semahını öğretmek için bu yaptığımıza eğitim diyoruz. Şu an 80 civarında katılım var. Haftada 2 gün eğitimimiz var. Perşembe günleri de zaten cem ibadetimiz oluyor.”
“MUTLAKA CEMEVLERİNE GELİN, SEMAH ÖĞRENİN”
Semah eğitimlerine katılma konusunda çağrı da yapan Mehmet Ali Ünlü, “Bir Alevinin Cem’e katıldığında doruk noktası semahtır dedik. Bunun için yaşlı genç demeden herkesin semah öğrenmesi gerekmekte. Çünkü Yol’umuzun olmazsa olmazı semahtır, bunu da herkesin bilmesi gerekir. Onun için canlardan şöyle bir talebim olabilir. Mutlaka cemevlerine gelin, semah öğrenin ama bunu öğrenirken de bir halk oyunu olarak değil, Yol’un bir temeli, Yol’un son noktası olarak düşünüp öğrenin.”
“SEMAHIN DÖNÜLECEĞİ YER YA DERGAHLARDIR YA DA CEMEVLERİDİR”
Mehmet Ali Ünlü, Alevi Bektaşi kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın faaliyetlerine de değindi. Ünlü, semahı dans gibi gösterip ibadet ritüellerini yarışma konusu yapan başkanlığa dair şu eleştirileri yaptı:
“Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, Aleviliği bir nevi bölmek parçalamak adı altında kurulan bir kurum. Nasıl ki işte TRT’de güzel Kur’an okuma kursu var ise şimdi de güzel deyiş okuma, zakirlik, semah gibi durumlar var ve ben bu yapılanları doğru bulmuyorum. Bu yapılanlar Yol’umuza erkanımıza uygun olmayan şeyler. Yol’umuzda, erkanımızda döndüğün semahın, zakirin güzel olması gibi bir amaç yok, orada sadece hizmetin düzgün bir şekilde yürümesi var. Alevi kurumlarının bu başkanlığa destek vermesini de doğru bulmuyorum. Çünkü semahın dönüleceği yer ya dergahlardır ya cemevleridir. Semahların başka bir yerde gösteri olarak dönülmesine baştan beri karşıyım.”
PİRHA- Abdal Musa Kültür ve Yaşatma Derneği Semah Eğitmeni Soner Turgay Satılmış, Antalya Finike bölgesinde Alevilere ait olan Eren Baba, Bedir Baba gibi Türbe ve Ziyaretgahlara sahip çıkılarak, lokmaların buralarda paylaşılması çağrısında bulundu.
Abdal Musa Kültür ve Yaşatma Derneği Semah Eğitmeni Soner Turgay Satılmış, Antalya iline bağlı Finike ilçesi Gökbük Köyü/Mahallesi’nde bulunan “Kayıp Erenler Ziyaretgahıyla ilgili bilgi verdi.
Satılmış, bölgede Eren Baba, Bedir Baba gibi birçok ziyaretgahın olduğunu, Alevilerin bu türbeleri çocuklarıyla birlikte ziyaret ederek erenlere, kültüre sahip çıkma çağrısı yaptı.
“Kayıp Erenler”in yurt edinmek için geldiklerini söyleyen Satılmış, şu bilgileri paylaştı:
“Gökbük Köyü/Mahallesi girişinde 2 tane Kayıp Erenler, ziyaretgahın bulunduğu yerde oturup muhabbet edip cem yaparlarken o esnada oradan geçen 2 kadın bacımız siz kimlersiniz? Burası sizin neyiniz? diye soruyor. Onlar da burası bizim yerimiz, yurdumuz, diyorlar.
“KAYIP ERENLER TÜRBESİ KAYBOLAN 2 ERENİN ADINA YAPILAN BİR ZİYARETGAH”
Belli bir zaman sonra bakıyorlar erenler kayıp. O yüzden de burada otururken kaybolan erenlere ‘Kayıp Erenler’ diyorlar ve bir süre sonra burası ‘Kayıp Erenler’in yeri yurdu haline geliyor. Burada daha önce bir ağaç ve taşlar vardı. Köyde bulunan canlarımız çerağ yakıyorlar, muhabbet ediyorlar. Tabii zamanla bu bir gelenek haline geldi. Çocuğu olmayanlar çerağ uyandırıyorlar, adaklar adıyorlar, bez bağlıyorlar. Dolayısıyla burası bir ziyaret yeri haline geldi ve bu gelenek devam ediyor.”
“BÖLGEDE ALEVİ ERENLERİNE AİT ÇOK SAYIDA TÜRBE, ZİYARETGAH VE YATIRLAR VAR”
Bu bölgede birçok erene ait türbe ve yatırların olduğunu belirten Satılmış, “Finike Gülmez dağında Eren Baba, Bedir Baba türbesi var. Tabii bunlar bilinmediği zaman çoğu canlarımız bunlardan haberdar olamıyor. Bu taraflara gelenlere Eren Babayı, Bedir Babayı ve Kayıp Erenleri ziyaret etmelerini tavsiye ederim” dedi.
“LOKMALARIMIZI TÜRBE VE ZİYARETGAHLARIMIZDA PAYLAŞALIM”
Bu türbelerin bulunduğu yerlerde büyüklerin lokmaları paylaşmalarının gençlere de örnek olacağını söyleyen Abdal Musa Kültür ve Yaşatma Derneği Semah Eğitmeni Soner Turgay Satılmış, konuşmasının devamında şunları belirtti:
“Ana babalarımız, büyüklerimiz gelip burada lokmalar paylaştıktan sonra gençlerimiz de onlara bakarak aynı geleneğimizi sürdürebilirler. O yüzden lokmalarımızı burada paylaşmak ve bu geleneğin sürdürülmesi çok güzel. Hem gençlerimiz açısından hem de bu erenlerimizi anmak, hatırlamak, bunların izinden gitmek kadar daha güzel, bundan daha değerli ne olabilir ki? O yüzden böyle yerleri hiçbir zaman bırakmayalım diyoruz.”
PİRHA-Gönüllü olarak 10 yıldır Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Kemer Şubesi Cemevinde semah eğitmenliği yapan Selda Aslan, “Şu anda semah eğitimi alan 8 kadın var. Ama ne yazık ki erkek yok. Buna çok üzülüyorum. Gençlerimizi daha çok bekliyorum” dedi.
Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Kemer Şubesi Cemevi semah eğitmeni Selda Aslan ile cemevinde yapılan çalışmalara dair konuştuk. Cemevinin açılışından itibaren 10 yıldır emek verdiğini belirten Aslan, “Kadınlar olarak cemlerimizde, kırklarımızda olsun emeklerimizi burada sarf ettik. Çok güzel şeyler yapıldı” dedi.
“GÖNÜLLÜ OLARAK 10 SENEDİR HİZMET VERİYORUM”
Covid-19 pandemi sürecinde de hizmetlerine devam ettiklerini söyleyen Aslan, şöyle konuştu:
“Özellikle pandemi döneminde çok kötü şeyler yaşadık. İnsanlar çalışamadığı için o dönemde bizler yine boş durmadık. Kadın kollarımız, semah dönen canlarımız, bütün canlar olsun toplandık; mantılarımızı, hamur işlerimizi yaptık, sattık. Pandemi döneminde bir şekilde derneğimizde hizmetlerimizi devam ettirdik.
Ben bir semah hocasıyım. Burada gönüllü olarak 10 senedir hizmet vermekteyim ve gurur duyuyorum. Çalışmalarımızda bize destek çıktığı için başkanımız sayın Ali Akar’a çok teşekkür ediyorum. Onun sayesinde çok güzel şeyler yaptık. Katılmak isteyen, gelip görmek isteyen Alevisi, Sünnisi, Lazı, Çerkezi, Kürt’üne hangi ırktan, hangi inançtan olursa olsun bizim kapılarımız herkese açıktır. Herkesi buraya davet ediyoruz. Geleneklerimizi, göreneklerimizi, burada yaptıklarımızı özellikle cemlere gelip görsünler, onları da misafir edelim.”
“SEMAH EĞİTİMİ ALANLARIN HEPSİ KADIN”
Aslan, semah eğitimi alan 8 kadının olduğunu kaydederken, “Semah öğrencilerimiz var. Öğrenmek için başka ve uzak yerlerden geliyorlar. Onlarla gurur duyuyorum. Çünkü onları yetiştirdik, öğrettik, bir emek sarf ettik. Şu anda semah eğitimi alan 8 kadın var. Ama ne yazık ki erkek yok. Buna çok üzülüyorum. Gençlerimizi daha çok bekliyorum. Mesela küçük yaşta çocuklar daha güzel öğreniyorlar. Onları daha çok bekliyoruz” dedi.
Daha önce kadın ve erkeklerden oluşan 24 kişi olduklarını belirten Selda Aslan, şöyle devam etti:
“Evlenen, taşınan, okul kazanan gitti. Ne kadar mücadele etsem de bir araya toparlayamadık. Özellikle gençlerimiz gelemediler. Bu yüzden üzülüyorum ama birkaç öğrencimiz var. Onlar daha çocuk olduğu için yeni öğreniyorlar. Annelere şunu önermek istiyorum. Çocuklara Alevilik, Bektaşilikle ilgili kitapları okutmalı. Buraya gelsinler biz de öğretiriz. Annelere daha çok görev düşüyor. Nasıl ki müslümanlar camiye gidip namaz kılıp Kuran okuyorsa, biz de Alevi inancı ve kültürünü yaşatmak için öğrenmeliyiz. Bunları anneler yapmak zorundadır. Alevilik gerçekten eline, beline, diline sahip olan bir inanıştır. Biz bu yolun yolcusuyuz bizler Kerbela şehitlerinin yolundayız.
Maraş’ta, Hatay’da, Adıyaman ve çevre illerde depremde yaşamını yitirenleri anıyorum. Çok üzüldük, çok yıkıldık zaten. Bizim yapmış olduğumuz cemlerimiz, dualarımız, lokmalarımız onlar içindi. Bunu devam ettiriyoruz. Bütün Türkiye’ye geçmiş olsun.”
PİRHA-Antalya’da Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde semah eğitmenliği yapan Turgay Satılmış, Alevilik inancıyla tanışmasını ve sonrasında yaşadığı yolculuğu anlattı. Alevilik felsefesini öğrenince kendisini bulduğunu belirten Satılmış, “Alevilikte sevgi var, mutluluk, huzur var. Her şeyden önce bilgi ve muhabbet var. Muhabbetin, sevginin olmadığı yerde hiçbir şey olmaz. Bu aşk başka bir aşk” dedi.
Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği’nde semah eğitmenliği yapan Turgay Satılmış, Alevi inancıyla tanışmasını ve sonrasında yaşadığı yolculuğu anlattı.
Alevilik aşkının kendisinde çok küçük yaşlarda başladığını söyleyen Satılmış, Alevi inancını araştırarak öğrendiğini ve bu inançta kendini bulduğunu söyledi. Alevi yurttaşlara da seslenen Satılmış, evlatlarınıza kendi yolunuzu, erkanınızı öğretin çağrısında bulundu.
“ALEVİLİK AŞKI BENDE ÇOK KÜÇÜK YAŞLARDA BAŞLADI”
Alevilik aşkının nasıl başladığını anlatarak sözlerine başlayan Turgay Satılmış, “Alevilik aşkı benim hep içimdeydi, küçüklükten başladı bu aşk. 11-12 yaşlarındayken Alacahöyük’te dediler ki, Hacı Bektaş’a (Dergaha) ceme gidilecek -eskiden kamyonlarla giderlerdi- geceleyin kalktım kimseden habersiz o köye gittim, kamyona bindim tek başıma ve Hacı Bektaş’a gittim. Gittik oraya canlarla birlikte gezdik ama ne yaptığımı ne ettiğimi bilmiyorum, o bilinçte değilim. 16-17 yaşlarındayken inşaat sezonu açıldığında Antalya’ya geldim. Ben de Alevi aşkı, Alevi düşüncesi olduğu için burada derneklere gitmeye başladım. Aynı zamanda inşaatlarda çalışıyorum, inşaatlarda yatıyorum ama akşamları dernek arıyorum. Alevi derneklerini buldum. Dedim ki, ben de Aleviyim, semah dönmek istiyorum. Alevi kurumlarının içerisine girerek birlikte semahlar dönmeye başladım” şeklinde konuştu.
“ALEVİLİĞİ ARAŞTIRARAK ÖĞRENDİM”
Sorgulamayı çok sevdiğini ve Alevilik inancı üzerine sürekli araştırmalar yaptığını kaydeden Satılmış, “Arada toplantılar yapardık. Orada hep sorgulardım, siz nasıl Alevisiniz? Niye ibadet yapmıyorsunuz? Başta Aleviliği yalvarmak yakarmak sanıyorum, Müslümanlık gibi. Camiye gidiyordum önceleri. Aleviliği tam bilmiyordum. Öğreten olmadı. Oraya varınca diyordum ki benim ibadetim bu değil, ben niye buradayım? Daha sonra zaman geçti saz kursuna yazılayım, dedim. Saz kursuna yazıldım. Orada Seyfettin hocamız vardı, o bize bilgiler verdi. Daha sonra yine aradığımı bulamadım. Ben illaki ibadet yapacağım, dedim. Gittim hocaya danıştım. Hocaya kuran öğreneceğim, dedim ve kurana başladım. Kuran öğrenirken yanlışlar karşıma çıktı. Kadın, erkek eşitsizliği falan gibi. Nasıl dedim cemevine gidiyorum, kadın posta oturuyor. Öbür tarafa gidiyoruz, orada erkek egemenliği var. O konunun üzerine araştırdım ama kafam allak bullak oldu. Daha sonra Gülçin anneyi (Gülçin Akça), Süleyman babayı (Süleyman Demir) tanıdım. Saza, sen benim telli kuranımsın ama sen şurada biraz dur ben kendimi bir bulayım ondan sonra gene öğrenirim, dedim” ifadelerini kullandı.
“ALEVİLİĞİN FELSEFESİNİ ÖĞRENİNCE KENDİMİ BULDUM”
Sazı neden bir kenara bıraktığını da anlatan Satılmış, önce Alevilik inancını tam olarak anlamasının daha sonra saza yönelmesinin daha doğru olacağını düşündüğü için böyle bir karar verdiğini belirtti. Alevilik inancını tam olarak kavramadığı taktirde sazı da anlamayacağını vurgulayan Satılmış sözlerine şu şekilde devam etti:
“Aleviliği anlamak için Abdal Musa Derneği içeresinde hizmet yürütmeye başladım. Daha önce gidip geliyordum ama tam bilmiyordum. Onlara ne kadar teşekkür etsem azdır. Onlar bana kitaplar verdiler, kitaplar önerdiler. Daha sonra semah çalışmaları vardı. Zaten içimde yanan bir ateşte vardı. Bana gel sen semah hocalığı yap, dediler. Semahın ne olduğunu, doğanın, evrenin, tüm canlıların nasıl var olduğunu bana yol göstererek, araştırarak öğrettiler. Tüm canlıların ve kaynaklarının nasıl oluştuğunu öğrendikten sonra kendimi bulmaya başladım. Daha sonra dediler ki, sen biraz yol kat ettin artık ikrar vermen lazım. Dertli Divani Baba sağ olsun, onunla birlikte görgü cemi yaptık. Görgüye girdim daha sonra eşimle konuştum ve eşimle birlikte girdim.”
“İNSANLIK ÜZERİNE BİRÇOK ŞEY ÖĞRENDİM”
Görgü cemine girmenin, ikrar vermenin çok güzel bir duygu olduğunu dile getiren Satılmış yaşadığı hisleri şöyle aktardı:
“Burada en çok mutlu olduğum şey kendimi tanımam oldu. Ben kendimi tanımasaydım, çocuklarıma kendimi ifade edemeyecektim ve çok üzülecektim buna. Çünkü benim 40 yılımı aldı. Hünkarın kapısında yazıyor ya ‘Ara bul’ diye, işte bu söz benim 40 yılımı aldı. İkrardan sonra Divani Baba’nın (Dertli Divani) söylediği bir deyiş vardı, dedi ki;
Ben beni bilmezdim hatır kırardım,
Meğer ilmim noksan imiş bilmedim.
Ben insanda başka ilah arardım,
Meğer ilah insan imiş bilmedim.
Bunu aldım o sırların kendimde olduğunu öğrendim. ‘Aynayı tuttum yüzüme, Ali göründü gözüme.’ Kendimin de bir Ali olduğunu öğrendim. O gücün, o sırların bende de olduğunu öğrendim. Her ne ararsan kendinde ara deyişlerine girdik daha sonra. Büyüklerimiz, rehberimiz Gülçin Akça ve Süleyman Baba bu deyişlerin içeriğine girerken her birimize birer görev verdi. Ve dedi ki, Mahsuni kimdir? Yoksuli kimdir? Nesimi kimdir? Hallacı Mansur kimdir? Bu gibi hep örnek aldığımız ve bize yol gösteren kişilerin söylediklerinin içeriğini açtık. Deyişlerini öğrendik, 7 ulu ozanımız kimdir? Bunlar neler söylemiş? Bunları hep bize anlattılar. İnsanlık üzerine bize eğitimler verdiler.”
“TÜM ANNE BABALAR EVLATLARINA YOLU, ERKANI ÖĞRETMELİ”
En az 15 yıldır semah eğitmenliği yaptığını belirten Satılmış, 8 yıldır daha bilinçli bir şekilde yoluna devam ettiğini söyledi.
Turgay Satılmış, “Öncelikle bütün anne ve babalara söylüyorum, evlatlarımıza kendi yolumuzu, erkanımızı öğretin. Başta siz gelin ki evlatlarınız da peşinizden gelsin. Anne babalar bu işin yaşı yok. Alevilikte sevgi var, mutluluk var, huzur var, her şeyden önce bilgi ve muhabbet var. Muhabbetin, sevginin olmadığı yerde hiçbir şey olmaz. Bu aşk başka bir aşk. Bu aşk insanı kamil aşkı. Hacı Bektaş bizim üniversitemizdir, cemevleri bizim okulumuzdur. Bu okulda gelin birlikte pişelim. Sizler bizleri tamamlayın, bizler de sizleri tamamlayalım. Gelin canlar bir olalım. Aşk ile…”