Etiket: semih özakça

  • Yüksel direnişçisi KHK’li Nazan Bozkurt tahliye oldu-VİDEO

    Yüksel direnişçisi KHK’li Nazan Bozkurt tahliye oldu-VİDEO

    PİRHA- OHAL KHK’ları ile ihraç edilen ve 4 yıldan fazla bir süredir Ankara’nın Yüksel Caddesi’nde İşimizi istiyoruz’ talebiyle eylem gerçekleştiren Yüksel Direnişçileri 3. kez hakim karşısına çıktı. Nazan Bozkurt tahliye olurken, Avukat Mehmet Refik Atalay, ‘’Tamamen siyasi bir davadır. Müvekkillerim hakkını aradığı için cezalandırılıyor” dedi. Duruşma 4 Haziran’a ertelendi. 

    OHAL KHK’ları ile ihraç edilen ve 4 yılı aşkın süredir Ankara’nın Yüksel Caddesi’nde ‘İşimizi istiyoruz’ talebiyle eylem yapan Yüksel Direnişçileri 3. kez hakim karşısına çıktı.

    Ankara Adliyesi 28. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davaya 6’sı tutuksuz 3’ü tutuklu 8 sanık katıldı.

    Tutuklulardan KHK  Mehmet Dersulu kaldığı Bolu F Tipi Hapishanesi’ndeki teknik nedenlerden dolayı duruşmaya katılamadı.

    Duruşma, savcılığın tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesi yönünde görüş bildirmesiyle başladı. Daha sonra tutuklu sanıkların savunmalarına geçildi.

    ALEV ŞAHİN: MÜCADELEM EKMEK KAVGASIDIR

    Duruşmada söz alan ilk sanık Alev Şahin savunmasında şunları dile getirdi:

    ‘’İddianamede yazanlar asılsızdır. Somut tek bir delil yoktur. Varsayımlarla hareket edilmektedir. Özgür irademle hakkımı aradım. İşimden oldum. Örgüt talimatıyla değil AKP’nin zorbalığı ve baskısı yüzünden sokağa çıktım. Eylem yaptım. Benim mücadelem ekmek kavgasıdır. Direndiğim için örgüt üyeliği yaftasıyla karşı karşıya kaldım. KESK ve TMMOB üyesiyim. İşim, ekmeğim, onurum için direnmeye devam edeceğim. Tahliyemi ve beraatımı istiyorum.’

    NALAN BOZKURT: TEDAVİ OLAMIYORUM

    Alev Şahin’in ardından tutuklu sanık Nazan Bozkurt söz alarak savunmasını yaptı.

    Bozkurt savunmasında iddianamenin asılsız ve temelsiz varsayımlar üzerine kurulu olduğunu vurgulayarak, ‘’Dosyada bana ait suçlamalara ilişkin tek bir somut delil yoktur. İddialar asılsız ve polisin komplosu üzerine kuruludur. Beni direnişimden dolayı örgütle ilişkilendirmeye çalışıyorlar. Ben sadece hakkımı aradım. Haksız yere burada tutuluyorum. Hapishane koşulları çok kötü. Koronavirüs bu hapishanede çok fazla artış gösterdi. Çok ciddi risk altındayız. Hırsız, katil, tecavüzcüler 3, 5 ay yatıp çıkarken ben 8 aydır tutukluyum. Birçok hastalığım var. Tedavi olamıyorum. Korona bahanesiyle bu engelleniyor. Ayrıca benimle birlikte ailem de mağdur ediliyor. Tahliyemi ve beraatımı istiyorum.’’ şeklinde konuştu.

    AVUKAT ATALAY:AYM’NİN EMSAL KARARLARI VAR

    Sanıkların ardından avukatları Mehmet Refik Atalay söz alarak müvekkillerinin savunmasını yaptı.

    Atalay savunmasında şunları söyledi:

    ‘’Anayasa Mahkemesi’nin emsal kararları var. Müvekkillerim suç işlememiş hak aramıştır. Herhangi bir örgütle bağdaştırılamaz. AYM açıkça verdiği kararda yapılan yüksel eylemlerinin örgütle bağlantılı olmadığını belirtmiş ve buna dair hiçbir somut delilin bulunmadığını söylemiştir. Yapılan eylemler KHK ihraçlarına karşı ifade özgürlüğüdür. Demokratik yasal hak kullanımıdır. Tutuklamalara bir an önce son verilmeli ve müvekkillerim beraat ettirilmelidir.”

    Atalay’ın ardından diğer bir sanık avukatı Can Atalay söz alarak savunmaya ilişkin, ‘’Yüksel eylemleri Türkiye’de ki sessizlik ortamına ses olduğu için bu dava açılmıştır. Hakkını aramak isteyenlere ışık tuttuğu için açılmıştır. Siyasi bir davadır. Tahliye ve beraat istiyoruz” şeklinde konuştu.

    Savunmaların ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti Nazan Bozkurt’un bulunduğu ili terk etmeme şartıyla adli kontrol tedbiri uygulayarak tahliyesine karar verirken, Alev Şahin ve Mehmet Dersulu’nun kaçma şüphesi bulunduğu gerekçesiyle tutukluluk hallerinin devamına hükmetti.

    ACUN KARADAĞ: ELBETTE Kİ BİZ KAZANACAĞIZ

    Mahkeme bitiminde davada tutuksuz yargılanan KHK mağduru Acun Karadağ PİRHA’ya konuştu.

    Karadağ davaya dair açıklamasında şunları dile getirdi:

    ‘‘Nazan Bozkurt tahliye oldu. Elbette ki sevindik ama Alev Şahin ve Mehmet Dersulu’nun tutukluluğunun devamı yönünde karar verdiler. Bu gerçekten de avukatların söylediği ve Alev’in de kendi beyanlarına bakacak olursak dosyada arkadaşlarımızın tutukluluğunun devamına karar verecek herhangi bir kanıt, delil olmadığı halde sırf polisin kanaati, polisin ‘böyle düşünüyorum’ ifadesi ile savcılık suçlamaları ile hiçbir somut delile dayanmadan arkadaşlarımızın ‘tutukluluğuna devam’ yönünde karar verildi. Üstelik mahkeme 4 Haziran’a ertelendi. Tutuklulukları 11 ay kadar sürecek. Bizi böyle yıldıramazlar. Konuşmamızı bu şekilde engelleyemezler. Elbette ki biz kazanacağız. Haziran’da arkadaşlarımızı alacağız.’’

    Karadağ’ın ardından Avukat Mehmet Refik Atalay’ da davaya ilişkin değerlendirmelerde bulunarak şunalrı kaydetti:

    ’Mehmet Dersulu ve Alev Şahin’in tutukluluğunun devamına karar verildi. Yüksel eylemleri bilindiği üzere 2016 yılından bu yana süren eylemlerdir. Bugüne dek bu eylemlere katılan sanıklar hakkında herhangi bir mahkumiyet kararı verilmedi. Hatta geçtiğimiz haftalarda Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yine örgüt üyeliği suçlaması ile yargılandıkları bir davadan beraat ettiler. Yine Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın geçmişte tutuklu olarak yargılamaları beraat ile sonuçlandı. Geçtiğimiz yaz aylarında bu karar onandı. Yine geçtiğimiz ay tahliye kararı verilen Nazan Bozkurt hakkında bugünkü dosya ile oldukça benzer iddialara ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi tarafından ‘hak ihlali’ kararı verildi ve bunun sonucunda Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesi beraat kararı verdi. Dolayısıyla ‘Toplantı ve Gösteri Yürüyüşlerine Muhalefet’ suçlaması ile ‘terör propagandası’ yapmak suçlaması ile açılan davaların da berat ile sonuçlandığını söylemek isterim. Kısacası Yüksel eylemcileri bugüne dek hiç cezalandırılmadı. Hiç mahkumiyet kararı verilmedi. Bugünkü tutukluluk bu anlamda bütünüyle hukuka aykırıdır ve artık uzamıştır. Fakat buna rağmen mahkemenin ısrarının hukuksal olmaktan uzak olduğu kanaatindeyiz.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya destek eylemlerine ‘beraat’ kararı

    Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya destek eylemlerine ‘beraat’ kararı

    KHK ile işlerine son verildikten sonra Yüksel Caddesi’nde oturma eylemi yapan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya destek verenlerin davasında beraat kararı çıktı. Mahkeme, eylemin; barışçıl bir etkinlik olduğu, ifade özgürlüğü ve toplantı özgürlüğü kapsamında değerlendirmesi gerektiğine hükmetti.

    İhraç edildikleri mesleklerine dönmek için Ankara’da Yüksel Caddesi’nde oturma eylemine başlayan, ardından tutuklanarak gönderildikleri cezaevinde açlık grevi yapan akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’ya destek verenlerle ilgili iki davada beraat çıktı. Mahkemeler, “Cebir ve şiddete başvurmamak koşulu ile herkes önceden izin almadan toplantı ve yürüyüş hakkına sahiptir.” dedi.

    Hürriyet’ten Mesut Hasan Benli’nin haberine göre, Ankara Yüksel Caddesi’nde Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya destek vermek amacıyla 22 Mayıs 2017’de bir araya gelen 19 kişi hakkında, 2911 sayılı ‘Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası’na aykırılık’ suçlamasıyla Ankara 15. Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Mahkeme, sanıkların beraatına karar verdi.

    Gerekçeli kararda özetle şöyle denildi:

    “Toplantının silahsız, saldırısız, Anayasa’nın 34. maddesinde ve AİHS’nin 11. maddesinde koruma altına alındığı gibi barışçıl bir etkinlik olduğu; asayişi/kamu düzenini bozduğuna, yasaklanmasını gerektiren gerçek bir tehlikenin mevcut olduğuna ilişkin somut bir kanıt bulunmadığı, ifade özgürlüğü ve toplantı özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.” (HABER MERKEZİ)

  • Nuriye ve Semih açlık grevini sonlandırdı: Direnişimiz sürecek

    Nuriye ve Semih açlık grevini sonlandırdı: Direnişimiz sürecek

    OHAL İnceleme Komisyonu, Nuriye ve Semih’in işe dönüş taleplerini reddetti. Nuriye Gülmen yapılan açıklamada açlık grevini sona erdirdiklerini açıkladı.

    324 günüdür açlık grevinde olan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça işlerine iade edilmek için OHAL İnceleme Komisyonu’na başvurmuştu. Aylardır kararı beklenen OHAL Komisyonu, Gülmen ve Özakça’nın işe dönüş talebini reddetti.

    Gülmen ve Özakça, kararı duyurmak için bugün doktorları ve avukatlarıyla beraber saat 13.00’da basın toplantısı düzenledi.

    “AÇLIK GREVİNİ SONLANDIRIYORUZ”

    Basın açıklamasını okuyan Nuriye Gülmen, işe iadelerinin OHAL komisyonunca reddedildiğini duyurdu ve yargı yoluna başvuracaklarını açıkladı. Gülmen, “Açlık grevimize bugün itibariyle son veriyoruz.” dedi.

    Gülmen şunları söyledi:

    “Bizim zincilerimiz yok, korktuk evet ama korkumuzun üstüne gittik. Saldırı karşısında hiçbir şey yapmasaydık bugün karşınıza böyle dik ve sağlam çıkamazdık. Küçücük bir direnişten bir kişinin elinde dövizle çıkıp saniyeler içinde gözaltına alındığı bir direnişten milyonlarca insanın haberini olduğu kocaman bir direnişe dönüştürdük. Bebeğimizdi bizim, biz onu aldık büyüttük bugün kocaman bir direnişimiz var ve biz direnişimizi çok seviyoruz. Direnişimiz bize özgürlüğümüzü verdi. OHAL’in karanlığını yardığı için direnişimizi çok seviyoruz. Bizim televizyonumuz kanallarımız yok, bu yüzden sokağa çıkıp direnişimizi insanlara tek tek anlattık. Faşizme karşı nasıl birleşilir, direnişimiz bunu gösterdi. Bu yüzden de çok seviyoruz. AKP bize saldırabileceği tüm araçları kullandı, İçişleri Bakanlığının özel çalışmalarıyla bize saldırdılar. ‘Terörist’ olduğumuz söylendi, dava devam ederken davayı etkileyecek açıklamalar yapıldı. Bu saldırıların hepsinden güçle çıktık ve yenilmedik. OHAL Komisyonunun hakkımızda verdiği kararı dün tebliğ aldık. Bu kararda işe iademizin reddedildiğini gördük. Yargı yoluna başvuracağız. Ve açlık grevimizi bugün 324. gününde sonlandırıyoruz.”

    “DİRENİŞİMİZ OHAL KOMİSYONUNUN ÇALIŞMASINI SAĞLADI”

    Semih Özakça ise şu ifadeleri kullandı:

    “Biz sevdanın ne olması gerektiğini gösterdik. Nasıl gösterdik: Eşim açlığıma ortak oldu ve beraber acıları paylaştık. Umutları paylaştık, hayatı paylaştık. Bu direnişin bu kadar büyümesinin nedeni buydu.  Not almıştım: Sevgilinin gözünün içine bakmak değil aynı yöne bakabilmektir. Biz ikisini de yaptık. Direnişimizin güzelliği bu oldu.

    Sevgi yalnız bir insana bağlılık değil tutumdur.

    Biz sevdamızla halkımızı vatanımızı seviyoruz. Bizler bunun için mücadele ettik. Bu sevdamızla da direnişimizi büyüttük. Annem, anneler bu süreç boyunca hayatında belki de ilk daha gözaltına alındılar, davaları oldu. Bir anne ne yapabilir. Bir anne en fazla bunu yapabilirdi. Gerçekten gurur duyuyorum. Anne olmak bu.

    En son OHAL komisyon verdiği karar bizim son kazanımımızdı. Bir şeyler yapılması gerekiyor zorlamamız gerekiyor. Komisyonun reddedilmesini son kazanım olarak değerlendiriyoruz. Yargı yolu bu direnişten önce böyle bir ihtimal dahi yoktu. Komisyonu bir oyalama şeklinde sürdürüyordu. Direnişimiz komisyonun çalışmasını sağladı. Bu da son bir kazanımdır.

    Direnirsek ne yapabileceğimizi gösterdik. Psikolojimizi bozmayacağız direnişimiz sürecek. Emekçiler eziliyorlarsa, işten atılıyorlarsa direnmek onlara haktır. Biz direnme hakkını sonuna kadar kullanacağız.” (HABER MERKEZİ)

  • OHAL komisyonu Nuriye ve Semih’in işe geri dönme talebini redetti

    OHAL komisyonu Nuriye ve Semih’in işe geri dönme talebini redetti

    OHAL Komisyonu 324 gündür açlık grevinde olan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın işlerine iade talebini reddettiği öğrenildi.

    324 günüdür açlık grevinde olan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça işlerine iade edilmek için OHAL İnceleme Komisyonu’na başvurmuştu. Aylardır kararı beklenen OHAL Komisyonu, Gülmen ve Özakça’nın işe dönüş talebini reddetti. Gülmen ve Özakça, bugün doktorları ve avukatlarıyla beraber 13.00’da basın toplantısı yapacak.

    AÇLIK GREVİ EYLEMİ HAKKINDAKİ KARARLARINI AÇIKLAYACAKLAR

    Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın basın açıklamasında “açlık grevi eylemine” devam edip etmeyeceklerine ilişkin açıklama yapması da bekleniyor.

    Nuriye Gülmen’in Twitter hesabından basın açıklamasına ilişkin şu duyuru yapıldı:

    “OHAL komisyonunun işe iademizle ilgili kararı bize ulaştı. Bugün 13:00’te, konuyla ilgili avukatlarımız ve doktorlarımızla birlikte bir açıklama yapacağız. Tüm basın emekçileri ve dostlarımız davetlidir. (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Ankara Tabip Odası’ndan çok kritik Gülmen ve Özakça açıklaması

    Ankara Tabip Odası’ndan çok kritik Gülmen ve Özakça açıklaması

    Ankara Tabip Odası (ATO) açlık grevine devam eden Nuriye Gülmen, Semih ve Esra Özakça ile Mehmet Güvel’in sağlık durumlarına ilişkin açıklama yaptı. Dört açlık grevcisinin mevcut ortak sağlık sorunlarının, uyku bozuklukları, ayaklarda ve bacaklarda yanma hissi, denge kaybı, kas-iskelet sistemine ait problemler, tansiyon düzensizlikleri ve sindirim sistemi rahatsızlıkları olduğu açıklandı.

    Ankara Tabip Odası açlık grevine devam eden Nuriye Gülmen, Semih ve Esra Özakça ile Mehmet Güvel’in sağlık durumlarına ilişkin bilgi vermek üzere açıklama yaptı. Açlık grevini takip eden hekim heyeti adına açıklamayı ATO yönetim kurulu üyesi Dr. Onur Naci Karahancı yaptı.

    Karahancı, açlık grevcilerinin sağlık durumlarının ağırlaşması nedeniyle ailelerini de  kaygılandırmamak adına uzun süredir açıklama yapamadıklarını, bundan sonraki süreçte de bilgilendirme koşullarının artık kalmayabileceğini söyledi.

    Sağlık durumlarının kritikliği ve ani değişimlere açık olması nedeniyle hergün farklı uzmanlık alanlarından en az iki hekim tarafından muayene edildiklerini belirten Karahancı, bilgilendirme ve uyarıların her gün yapıldığını, açlık grevi hakkında kararlarının sorulduğunu belirterek sağlık sorunlarıyla ilgili şunları söyledi:

    “Dört açlık grevcisinin mevcut ortak sağlık sorunlarının, uyku bozuklukları, ayaklarda ve bacaklarda yanma hissi, denge kaybı, kas-iskelet sistemine ait problemler, tansiyon düzensizlikleri ve sindirim sistemi rahatsızlıkları.”

    NURİYE GÜLMEN 33,8 KİLO

    Karahancı, Nuriye Gülmen’in açlık grevine başladığında 59 kilo iken şu anda 33,8 kilo olduğunu belirtti. Karahancı Gülmen’in sağlık durumu hakkında şu bilgileri verdi:

    Ağız içi yaralar kendisinde dil köküne kadar ilerlemiş ve sıvı alımını engellemektedir. Yaklaşık bir haftadır sıvı alımında ciddi azalma mevcuttur. Son dönem artan mide yanma ve ağrıları başlamıştır. Derin duyu bozukluğu ve her iki bacağında da ödem mevcuttur. Yalnız başına hareket etmesi nedeniyle düşmüş kalça bölgesinde kırık şüphesiyle radyografik değerlendirmeye gereksinim duyulmuştur. Kırık hattı saptanmamış olup kemik yapılarında mineral eksikliğine bağlı ileri derecede osteoporoza bağlı değişiklikler gösterdiği izlenmiştir. Kendiliğinden kırıkların her an oluşabileceği uyarısında bulunulmuştur.”

    SEMİH ÖZAKÇA 45,3 KİLO

    Karahancı, Semih Özakça’nın sağlık durumuna ilişkin olarak “Açlık grevine başladığında 86 kilo iken şu anda 45,3 kilodur. Ayaklarında ve sağ bacağında his kaybı, kemiklerinde yaygın ağrı mevcuttur” dedi.

    Özakça’nın günlerce sürebilen baş ağrıları ve gittikçe derinleşen denge kaybının olduğu belirtilen açıklamada “Ayağa kalkarken ve hareketle ani tansiyon değişikliği, çarpıntı ve terleme şikayetleri son dönemde daha da artmıştır” ifadesi yer aldı.

    ESRA ÖZAKÇA 37,7 KİLO

    Esra Özakça’nın sağlık durumu hakkında ise şu bilgiler verildi:

    “Esra Özakça açlık grevinin 241. günündedir. Açlık grevine başladığında 57 kilo iken şu anda 37,7 kilodur. Açlık grevinden beri bitmeyen ishal ve ishalle daha da artan elektrolit bozukluğuyla baş etmeye çalışmaktadır. Ayaklarında başta olmak üzere his kaybı ile kol ve bacaklarındaki yoğun ağrılar açlık grevinin ilerideki günlerinde şikayetlerine eklenmiştir. Son dönem konuşma bozukluğu da gözlemlenmiştir.

    MEHMET GÜVEL 52 KİLO

    Karahancı, açlık grevine İstanbul’da başlayan ve Ankara’da devam etme kararı alan açlık grevinin 202. gününde olan TAYAD Genel Sekreteri Mehmet Güvel’in ise 52 kiloya düştüğü, sinir sisteminde kalıcı hasar gözlendiği, refakatçisiz hareket edemediği, ciddi denge sorunları yaşadığını kaydetti. Güvel’in ayaklarındaki ağrılar nedeniyle uykuya dalamadığını belirten Karahancı, geçtiğimiz hafta sonu düşme sonucu yüz kemiklerinde iki bölgede de kırıklar gözlemlendiğini belirtti.

    İŞİMİ GERİ İSTİYORUM

    Basın toplantısında konuşan Türkiye İnsan Hakları Vakfı (THİV) Genel Sekreteri Metin Bakkalcı ise hiçbir soruşturma ve kovuşturma geçirmeden ihraç edilen açlık grevcilerinin taleplerinin sadece üç sözcükler “İşimi Geri İstiyorum” olduğunu söyledi.

    SİVİL ÖLÜME DİRENİYORLAR YAŞAMI SAVUNUYORLAR

    Bakkalcı, sivil ölüme terk edilme girişiminin büyük bir trajedi olduğunu belirterek,  “Sivil ölüme direniyorlar, yaşamı savunuyorlar. Bu yaşama olan inanç ve çabadır. Hepimize çok şey öğrettiler. Tıp ortamının bilgi birikiminin yeniden gözden geçirmemizi sağladı bu süreç. Bütün bu süreçte yaşama olan inançlarıyla çok özel bir örnek oluşturdular. ‘Aslolan onurlu yaşamdır’ deriz. Bir kez daha hepimize öğrettiler. Onlar aslında kazandılar” dedi. (HABER MERKEZİ)

     

  • ‘OHAL değil oyalama komisyonu’; Gülmen ve Özakça dosyası hala incelemede

    ‘OHAL değil oyalama komisyonu’; Gülmen ve Özakça dosyası hala incelemede

    Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu üyeleri, OHAL İnceleme Komisyonu’nu ziyaret etti. Komisyondan haftada bin dosyayı görüşecek bir sistem oluşturulduğu bilgisi verildi. Öncelik verilmesi istenen Nuriye Gülmen ve Semih Özakça dosyalarının halen incelemede olduğu öğrenildi.

    Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu üyeleri, yaklaşık 1 yıldır talep edilen OHAL İnceleme Komisyonu ziyaretini gerçekleştirdi. Meclis’te grubu bulunan tüm partilerden üyelerin yer aldığı heyetin ziyareti yaklaşık 2 saat sürdü.

    Görüşmenin başında OHAL İnceleme Komisyonu Başkanı Salih Tanrıkulu komisyonun başvuru, dosyalama sistemi ile ilgili bilgi verdi.

    80’i RAPORTÖR 200 KİŞİ ÇALIŞIYOR

    CHP Milletvekili Şenal Sarıhan ve HDP Milletvekili Ayşe Acar Başaran’ın verdiği bilgiye göre, OHAL İnceleme Komisyonu’nda 80’i raportör yaklaşık 200 personel görev yapıyor. Bugüne kadar yapılan toplam başvuru sayısı 104 bin 398. Başvuruların yüzde 60’ını eğitim, içişleri ve adalet kurumlarından ihraç edilenler oluşturdu. Başvurular kurumlara göre ayrılırken, hepsi için alt komisyonlar kuruldu.

    HAFTADA BİN DOSYA GÖRÜŞÜLEBİLECEK

    Meclis İnceleme Komisyonu üyeleri, başvuruların yoğunluğuna dikkat çekerek, bu kadar başvurunun ne kadar sürede sonuçlandırılabileceğini sordu. OHAL Komisyonu haftada 1000 dosyanın karara bağlanacağı bir sistem kurulduğu yanıtı verdi, ancak bugüne kadar toplamda kaç dosyanın görüşüldüğü, bir raportöre kaç dosya düştüğü gibi sorulara karşılık verilmedi.

    Kurulan sisteme göre sonuçlanan dosyalarla ilgili karar tebligatı kişinin ihraç edildiği kuruma gönderiliyor. Kurum da başvurucuyu bilgilendiriyor. Komisyon üyelerine kararların neden kamuoyu ile paylaşılmadığı soruldu. Buna yanıt ise “spekülatif tartışmalara yol açmamak” yönünde oldu.

    GÜLMEN VE ÖZAKÇA DOSYASI İNCELEMEDE

    Meclis Komisyonu üyeleri açlık grevinde kritik bir eşiğe gelen eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın dosyalarının öncelikli görüşülmesi yönünde avukatlarının başvurularına da dikkat çekerek bu yönde nasıl bir adım atılacağını sordu. OHAL Komisyonu’ndan bu tür öncelik istenen durumlara özen gösterildiği yanıtı verildi, ancak halen incelemede olan dosyada kararın ne zaman verileceği ile ilgili bilgi verilmedi.

    OHAL Komisyonu’na yapılan başvuruların Bylock kullanımı, Bank Asya’da hesap gibi birden çok kriter üzerinden değerlendirme yaptığı basına yansımıştı. Görüşmede de bu konuda bilgi verildi. Ancak, FETÖ dışında ihraç edilen Barış için Akademisyenler, Kayyum atanan belediyelerdeki çalışanlar gibi farklı gerekçelerle ihraç edilenler için oluşturulmuş bir kriter olmadığı görüldü.

    “OHAL DEĞİL OYALAMA KOMİSYONU”

    CHP Milletvekili Şenal Sarıhan, yaklaşık 1 yıldır talep ettikleri bu görüşmenin gecikmeli de olsa gerçekleşmesinin önemli olduğunu, bundan sonra da temasların sürmesini beklediklerini söyledi.

    HDP Milletvekili Ayşe Acar Başaran ise 200 kişinin 100 binin üzerinde dosyayı 2 yılda tamamlamasının mümkün olmadığını, “oyalama” dışında bir işlevi bulunmayan Komisyonun sağlıklı bir karar alma şansının bulunmadığını söyledi. Başaran bir an önce bu uygulamadan vazgeçilip, yargının önünün açılması gerektiğini ifade etti.

  • “Nuriye ve Semih yaşasın” diyen kadınlara beraat kararı

    “Nuriye ve Semih yaşasın” diyen kadınlara beraat kararı

    “Geçtiğimiz Mayıs ayında Nuriye Gülmen ve Semih Özakça ile dayanışmak için Khalkedon Meydanı’nda nöbet tutan Barış İçin Kadın Girişimi üyesi kadınlara açılan davanın ilk duruşmasında beraat kararı çıktı.

    Geçtiğimiz Mayıs ayında akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça ile dayanışmak için Khalkedon Meydanı’nda nöbet tutan Barış İçin Kadın Girişimi üyesi kadınlar gözaltına alınmış ve serbest bırakılmıştı.

    Yaşanan olayların ardından haklarında dava açılan kadınların davası bugün (9 Ocak) Kartal’daki Anadolu Adliyesi’nde görüldü. Davada beraat kararı alan kadınlar adliye önünde yaptıkları açıklamada şunları söyledi:

    “Biz KHK’lerle işsiz kalanların işlerine geri iadesini istiyoruz. Nuriye ve Semih de başlattıkları direnişi açlık grevi ile sürdürmeye karar verdiler. Bizler de Barış için Kadın Girişimi olarak onların taleplerini duyurmak için bir günlük nöbet yaptık. Bu nöbeti barış akademisyenleri yapıyordu. Bu nöbet sırasında gözaltına alındık ve hakkımızda dava açıldı. Bu davada adaleti bulduk ve beraat ettik. Bu adaletin her alanda olmasını istiyoruz. Nuriye ve Semih’în işlerine geri iade edilmesini, haksızlıkların son bulmasını, tutuklu avukat ve gazetecilerin serbest bırakılmasını istiyoruz.”

    Kadınlar açıklamanın ardından “Nuriye ve Semih yaşasın” sözünü bir kez daha yineleyerek açıklamalarını sonlandırdı.

  • Polis Semih Özakça’nın annesini sürükleyerek gözaltına aldı

    Polis Semih Özakça’nın annesini sürükleyerek gözaltına aldı

    PİRHA-Açlık grevindeki eğitimciler Nuriye Gülmen’in kardeşi ve Semih Özakça’nın annesi darp edilerek gözaltına alındı. İkili kısa süre sonra serbest bırakıldı.

    OHAL KHK’sıyla ihraç edildikleri işlerine dönme talebiyle eylem yapan Gülmen ve Özakça’nın açlık grevi 300 günü geride bıraktı.

    Gülmen’in kardeşi Beyza Gülmen ve Özakça’nın annesi Sultan Özakça Ankara’daki Güvenpark’ta yakınlarının işe iadesini istedi.

    Beyza Gülmen KHK’yla ihraçları değerlendiren OHAL Komisyonu’nu göreve çağırırken ikilinin etrafını sivil polisler sardı. Polisler önce Özakça ve Gülmen’in elindeki pankartı yırttı.

    “BENİM ÇOCUĞUMU ÖLDÜREMEZLER”

    Daha sonra da Gülmen ve Özakça’yı gözaltına aldı. İki sivil polis, Semih Özakça’nın annesi Sultan Özakça’yı kollarından tutup sürükleyerek gözaltı aracına götürdü .Anne Özakça polis tarafından sürüklendiği sırada  “Benim çocuğumu öldüremezler! Çocuğum gözümün önünde eriyor! Bir anne nasıl dayanabilir? Bir açıklama yapsınlar bize” diye bağırdı.

    “YAPTIKLARI ZULMDE BOĞULSUNLAR”

    Semih Özakça, annesinin sinir krizi geçirerek fenalaştığını duyurdu.Semih Özakça annesinin gözaltına alınmasına ilişkin Twitter hesabından şunları paylaştı:

    “Bu fotoğraflara iyi bakın. Bugün işime dönüp hayatta kalmam için sesini duyurmaya çalışırken gözaltına alınan annemin ayaklarına, kollarına, yüzüne, gözlerine iyi bakın.
    Aldığım habere göre annem sinir krizi geçirmiş ve fenalaşmış. Mahluklar yaptığı zulümde boğulsun.

    Bir annenin; sevgiyle, hüzünle ve öfkeyle oğlunun yanında duruşuna, onun zarar görmemesi için çırpınışına tanık oluyor bütün dünya. Bu zulmü yapanların annemin gözlerinin içine bakarak konuşmaya cesareti var mı? Ben onun gözlerindeki hüznü her an görüyorum ve gözlerimi kaçırıyorum.”

    Özakça ve Gülmen daha sonra serbest bırakıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • İstanbul Barosu ruhsat töreninde Nuriye ve Semih’e destek mesajı

    İstanbul Barosu ruhsat töreninde Nuriye ve Semih’e destek mesajı

    İstanbul Barosu ruhsat töreninde genç bir avukat OHAL ve KHK’lere tepki göstererek açlık grevindeki Nuriye ve Semih’e dayanışma mesajı gönderdi

    İstanbul Barosu ruhsat töreninde genç bir avukat OHAL ve KHK’lere tepki göstererek açlık grevindeki akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’ya dayanışma mesajı gönderdi:

    Ülkemiz OHAL’le yönetiliyor ve KHK denen uygulamalar son dönemde işlevsel halde. Bunlara karşı yargı yolu açık değil. KHK’lar neticesinde hiçbir delile dayanmadan birçok emekçi, öğretmen, akademisyen arkadaşımız işlerinden atıldılar, mağdur edildiler. Bunların yargıya itiraz yolu da yok. Bunlardan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça açlık grevindeler. Haksızlığa adaletsizliğe karşı direniyorlar. Biz de genç avukatlar olarak, adalet ve hakkın, hukukun yanında olanlar olarak buradan onlara selam gönderelim: Nuriye Gülmen ve Semih Özakça yalnız değildir!
    Salonda bulunanlar alkışlarla destek verdi.

  • ‘Oğlumun getirmediği ekmeği Nuriye ve Semih bana getirecek’-VİDEO

    ‘Oğlumun getirmediği ekmeği Nuriye ve Semih bana getirecek’-VİDEO

    PİRHA- Anne Gülsüm Elvan, “Benim oğlumun getirmediği ekmeği Nuriye ve Semih bana getirecekler. Oğlum ekmek almaya gitti alamadı ekmek. Aynı şekilde Nuriye ve Semih’in de ekmeğini elinden aldılar” dedi.

    Haberin Videosu

    3 çocuk annesi Gülsüm Elvan’ın Okmeydanı’ndaki evine konuk olduk. Elvan, “Her pazar sofra kurduğumda halen Berkin’in ekmek alıp geleceğini düşünüyorum. Onsuz bir hayatım yok benim” diyor. Bir sabah ekmek almak için evden çıkan ve 269 gün boyunca hastanede yaşam mücadelesi veren Berkin Elvan’ın ardından iki kızına tutunan anne Elvan onlar için de endişe duyuyor.

    Elvan, oğlunun resimleri, yaşamı boyunca var olan eşyalarını topladığı odasına her girişinde yaşadığı acıyı anlattı. Yarın ki duruşmaya da çağrıda bulunan Anne Elvan, “Bizim tek çabamız başka, analar ağlamasın ve çocuklar ölmesin. Biz biliyoruz çocuğumuz geri gelmeyecek. Tek isteğimiz o katilin yargılanması” dedi.

    BERKİN’İN HAYALİ FUTBOLCU OLMAKTI

    Berkin Elvan’ı anlatırken, “Her çocuk gibi hep evdeydi. Çünkü daha oyun çağında bir çocuktu ve top oynamayı çok severdi. Tek hayali hep bir futbolcu olmaktı” diyor.

    Sonra o hayallerin yerini gerçekler alıyor. Hala oğlunun böyle öldürülmesine inanamayan Elvan, duygularını, yaşanan adaletsizliği ve mücadelesini şöyle anlatıyor:

    “Nasıl böyle bir şey olur. Ben çocuğumu ekmeğe gönderdim ve çocuğum yok. Bu çok kötü bir şey. Diyorlardı ‘ne işi var Taksim’de?’ İyice araştırdınız mı nerede olduğunu? Ben de şunu soruyorum bir şey yoktu niye sıktınız? Gerçekten bir olay bile olsa bir insanı bu şekilde vurma hakları yok. Bir olay yokken neden sıktı? Taksim’de de olabilir çünkü arkadaşı ile buluşup bir yerlere gitmiş olabilir. Öldürme hakkın yok. Sorgulayamassın niye burada, orada diye. Çünkü herkesin gezme hakkı var.

    “ÜLKEMİZDE ÇOCUK HAKLARI GÜNÜ YOK”

    Herkes Berkin’i sahiplendi onların utancı bu. Ve bu utancını örtbast etmek istediler. Ama örtbast edemezler. Gazetecilere, 18 yaşından küçük vurulan bir çocuğun ismini açıkça yazdıkları için on milyar gibi bir para cezası kesiyorlar. Burada 18 yaşında küçük oluyor da vurulduğu ve terörist ilan edildiği zaman neden 18 yaşında küçük olamıyor. Berkin’in mahkemesinden 5 gün sonra dünya çocuk hakları günü kutlandı. Dünyada kutlayabilirsin ama Türkiye’de kutlayamazsın. Çünkü çocuk hakları yok ülkemizde. Başlarında şapkaları yok ki diyeyim şapkaları bir gözünüzün önüne getirin öyle düşünün ve çuvaldızı önce kendilerine batırsınlar sonra başkasına batırsınlar.

    “ÇOCUĞUMUN HAYALLERİNİ YOK ETTİLER”

    Ben devlet tarafından 1994’te Dersim’den zorla göç ettirilen bir insanım. Çünkü ben köyümden kendi isteğim ile gelmedim. Benim çocuklarım küçük ve ben kendimi çocuklarıma adamışım. Kürt illerinde yaşanan çocuk ölümlerine kimse beni inandırmadı çünkü ben gördüm ve yaşadım. Televizyonlarda bu konuda yapılan yalan yanlış haberlere inanmıyorum. Bu olay başıma geldiğinde de durmadım ve durmam da. Haksız yere benim çocuğum katledildi. Ben bu çocuğu fazla büyütemedim. Çünkü 14 yaşına kadar getirdim ve elimden aldılar. Ve benim çocuğumun hayalleri vardı yok ettiler. Canına kast edip hayattan kopardılar. Bu yüzden sonuna kadar nerede haksızlık ve adaletsizlik varsa orada olacağım.”

    ARAMALARDAKİ HUKUKSUZLUK

    Elvan, oğlunun 3. duruşmasında polislerin arama noktasındaki tutumunu, kırık kolu ile yaşadığı zorluğu ise şöyle anlatıyor:

    “Polis herkesi aradı ama beni ayaklarımın dibine kadar aradılar. Ayrıca kolum kırık ve askıda olmasına rağmen kırık kolumu askıdan çıkararak havaya kaldırmamı istediler. Kırık bir kolu ben nasıl havaya kaldırabilirim. Ben ilk defa böyle bir durumla karşılaştım. En sonunda siz ne yapıyorsunuz ve ne arıyorsunuz söyleyin varsa vereyim size dedim. Ben oraya çocuğun mahkemesi ve adalet aramak için gidiyorum. Ancak farklı şeylerle karşılaşıyorum.”

    Sol kolundaki kırık ise açlık grevindeki tutuklu eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya destek eyleminde gözaltına alınırken oluştu. 3 ay boyunca kırık kolundan dolayı hiçbir iş yapamayan Elvan’ın hakkında bir de üstüne eyleme destek verdiği için dava açıldı.

    “NURİYE VE SEMİH’İN DE EKMEĞİNİ ALDILAR, SADECE ÖLDÜRMEDİLER”

    Elvan, Nuriye ve Semih’in eyleminin kendisi için önemini şu sözlerle vurguluyor:

    “Benim oğlumun getirmediği ekmeği Nuriye ve Semih bana getirecek. Oğlum ekmek almaya gitti alamadı ekmek. Aynı şekilde Nuriye ve Semih’inde ekmeğini elinden aldılar. Sadece öldürmediler öyle aldılar. Sadece ekmeğimizi ve işimizi istiyoruz diyorlar. Bu nedenle Nuriye ile Semih’e elimden geldikçe desteğe gidiyordum. Bu konuda bana açılan en son davanın iddianamesinde ise eylemlere katıldığım ve pankart açtığım yazılıyor. Ben o ara gözaltına alınan çocuklara yapılan müdahale dayanmadığım için öne çıkıp gözaltına almanın da bir üslubu var diyecektim. Çünkü çocukların polisler tarafından o şekilde gözaltına alınmasına dayanamadım. Böyle durumları görünce çocuğum hemen aklıma geliyor. Acaba onlara da mı bir şey yapacaklar diye korkuyorum. Bugün iki kızım var ve halen tedirginim. Son gözaltına alındığımda kızımı da gözaltına aldılar. Ve bağırdım onlara benden bir tane aldınız bir tane daha veremem size. Ben bugün yaralı bir ceylanım ve yaralı bir kaplana dönüşebilirim.”

    “BAŞKA ÇOCUKLARIMIZ ÖLMESİN”

    Artık anaların gözyaşlarının dökülmemesini ve çocukların ölmemesini isteyen anne Elvan, “Biz şunu diyoruz. Yeter artık analar ağlamasın. Biz ağladık özlem çekiyoruz, hasret çekiyoruz başka analar gözyaşı dökmesin ve başka çocuklarımız ölmesin. Bizim tek çabamız herkesin gözü önünde diri diri iki kişinin ölmemesidir. Onların her gün kilo kaybettiğini görünce yavrum gözümün önüne geliyor ve dayanamıyorum. Çünkü aklımda Nuriye ve Semih’in annesi var. Onları kendi yerime koyuyorum” diyor.

    DAVAYA ÇAĞRI

    Eninde sonunda adaleti kazanacağını belirten Anne Elvan şu çağrıda bulundu:

    “Ben acımı içime gömdüm ve üstüne fermuar çektim. Mücadele etmeye başladım. Çünkü eninde sonunda ben bu adaleti kazanacağım. Benim çocuğum hırsızlık yapmadı, kimsenin ırzına geçmedi, benim çocuğum kimseye bir şey yapmadı. Burada masum bir çocuğu katlettiler. Biz biliyoruz çocuğumuz geri gelmeyecek. Tek isteğimiz o katilin yargılanması. Burada çağrım şu: Berkin’i ilk günkü gibi sahiplendikleri gibi 13 Aralıktaki duruşmada da sahiplensinler. Biz bu mahkemeyi kazanırsak, bu polisi yargılarsak başka çocuklar ölmeyecek. Gelecek olan herkes benim çocuğumu Berkin’i değil kendi çocuklarını düşünüp gelsinler. Özellikle annelere sesleniyorum. Çocuklarını ve geleceğini düşünüyorlarsa lütfen bu davayı sahiplensinler.”

    Sevim KAHRAMAN/İsmet SEFER

    İSTANBUL

  • Gülmen ve Özakça’ya destek eylemine katılan akademisyen açığa alındı

    Gülmen ve Özakça’ya destek eylemine katılan akademisyen açığa alındı

    Açlık grevindeki eğitimciler Semih Özakça ve Nuriye Gülmen’e destek eylemine katılan üniversite hocası açığa alındı.

    OHAL KHK’sıyla ihraç edildikleri işlerini geri isteyen Gülmen ve Özakça, geçen mayıstan önce Ankara’daki Yüksel Caddesi’nde eylem yapıyordu.

    Tutuklanmalarının ardından caddede eylemler sürdü. Gülmen ve Özakça’nın hocası Sinop Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr İrfan Mukul da bir eyleme katıldı.

    Yrd. Doç. Dr İrfan Mukul, daha önce de Sinop’ta “Alta yaşında evlenilebilir” diyen Nurettin Yıldız’ı protesto gösterisine katılmıştı.

    İki eylem gerekçesiyle hakkında soruşturma başlatılan akademisyen, üniversite tarafından açığa alındı.

    “ÖĞRENCİMİ ZİYARETE GİTMEM SUÇ MU?”

    Cumhuriyet’e konuşan Yrd. Doç. Dr İrfan Mukul şunları söyledi: “Semih ve Esra, benim eğitim fakültesinden öğrencim. Benim yetiştirdiğim bir öğrenci işine geri dönebilmek için açlık grevine başladı. Yüksel Caddesi’ndeki destek eylemine gittim. Ayrıca Cumhuriyet gazetesinin geçen 26 Nisan’da yayınlanan Akademi Eki’ne Nuriye ve Semih için ‘Destek ve dayanışma’ başlıklı bir de yazı yazdım. Ben bunu dünyaya duyurdum. İnsanlık öldü mü? Hukuk bu mu? Benim öğrencimi ziyarete gitmem suç mu? Ayrıca Semih, beraat etti. Dünya farklı bir tarihsel bir süreçten geçiyor. Herkes üzerine düşeni yaşıyor. Duyarlı ve sol kimliğin nedeniyle çevremde birçok insan ‘Seni ne zaman açığa alacaklar’ diyordu. Bin defa da yüz bin defa da olsa giderim.”

    Gülmen davada suçlu bulunup tahliye edilmiş, Özakça ise beraat etmişti.

  • ‘Gülmen ve Özakça açlık grevini bitirebilir’- VİDEO

    ‘Gülmen ve Özakça açlık grevini bitirebilir’- VİDEO

    PİRHA- Yüksel Caddesi’nde bir yıldan fazladır eylem yapan ve onlarca kez gözaltına alınıp, biber gazı, plastik mermi ve kötü muamele ile karşı karşı kalan sosyolog Veli Saçılık, PİRHA’ya yaptığı açıklamada, Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın OHAL Komisyonu’nun vereceği olumlu karar sonrası açlık grevini bitirebileceğini söyledi.

    HABERİN VİDEOSU

    Nuriye Gülmen’in tutuklu, Semih Özakça ve Acun Karadağ’ın tutuksuz yargılandığı davada dün Nuriye Gülmen’e mahkumiyet verilip tahliye edilirken, Semih Özakça ve Acun Karadağ beraat etti.

    Mahkemenin verdiği kararı ve bundan sonrasını PİRHA’ya değerlendiren Veli Saçılık, Nuriye Gülmen’in güneşsiz ortamdan güneşe çıkmasını ve gün yüzüyle karşılaşmasından dolayı çok mutlu olduklarını ifade ederek şunları belirtti:

    “Tabi ceza verildi. Aslında 389 gündür bizim bir suçumuz vardı. Mevcut iktidarın hukuksuzluğuna, adaletsizliğine karşı direnmekti. Bu bedeli ödedik, ödemeye de devam ediyoruz. Umarım, kısa sürede açlık grevi de bitebilecek (En azından komisyonun açıklamasıyla birlikte). Bunu bekliyoruz. Biz Yüksel Caddesi’nde çok iyi direndik. Karşımızda bakanlar ve çok derin kuvvetler vardı. Biz onlara dedik ki; biz kazanacağız. Şu an ‘biz kazandık’ diyorum. Bizim elimizde haklılığımız vardır, onlarda çok güçlüydü. Bizim haklılığımız karşısında ezildiler. Bize bir bedel ödettiler, ödetmeye de devam etmek istiyorlar. Biz o bedeli ödemek istemiyoruz. Biz işimize geri dönmek istiyoruz.”

    “ÖLMEK DEĞİL İŞİNE DÖNMEK İSTİYORLAR”

    Açlık grevi bitebilir mi? sorumuza ise Saçılık şu cevabı verdi:

    “Arkadaşlarım ölmek istemiyor. Nuriye, Semih asla ölmek istemiyor, işine dönmek istiyor. OHAL Komisyonu süründürüp duruyor. Komisyon kararını verdikten sonra arkadaşlarımız kendi kararını verecektir. Ben açlık grevinin bitebileceğini düşünüyorum, umutluyum. Açlık grevinin bittiği gün, biz artık orada olmayacağız. Biz de sırtımızdaki sopanın ve işkencenin son bulmasını istiyoruz. ‘Orada olmayacağız’ şu değildir; mücadeleyi bırakacağız anlamı çıkmamalıdır. Sadece bu eylem tamamlanmış olacaktır.”

    Diren Keser/MERSİN

     

  • Nuriye Gülmen’in dışarıdaki ilk sözleri: Sizi gördüğüme inanamıyorum

    Nuriye Gülmen’in dışarıdaki ilk sözleri: Sizi gördüğüme inanamıyorum

    Dün tahliye olan açlık grevindeki akademisyen Nuriye Gülmen’in dışarıdaki ilk sözleri “Sizi gördüğüme inanamıyorum” oldu.

    Olağanüstü hal (OHAL) Kanun Hükmünde Kararnamesi (KHK) ile atıldığı işlerine geri dönebilmek için bugün tam 269 gündür açlık grevinde olan eğitimciler Nuriye Gülmen ile Semih Özakça’nın yargılandığı davanın 6’ncı duruşması dün Ankara’da görüldü.

    Savcı, önceki duruşmada olduğu gibi dün de Gülmen’in tahliyesini talep etti. Mahkeme heyeti ise kararında hem Gülmen’e “örgüt üyeliği” iddiasından 6 yıl 3 ay hapis cezası verilmesine hem de Gülmen’in tahliyesine karar verdi.

    Hakkında verilen tahliye kararının ardından tutulduğu Numune Hastanesi’nden sedye ile çıkarılan Gülmen, 193 gün sonra görüntülendi.

    Gülmen’i karşılamaya çok sayıda destekçisi geldi.

    Sedye ile çıkarılan Gülmen, hazır bekletilen ambulansla sağlık görevlileri eşliğinde evine götürüldü.

    GÜLMEN’İ SEMİH VE ESRA ÖZAKÇA KARŞILADI

    Kardeşi Beyza Gülmen refakatinde hastaneden çıkan Gülmen’i, Yüksel eylemcileri evinin önünde bekledi.

    Ambulanstan inen Gülmen’in morali iyi görünürken ilk sözleri ise “Sizi gördüğüme inanamıyorum” oldu.

    Kendisi için hazırlanan odada Semih ve Esra Özakça, Gülmen’i karşıladı.

  • Gülmen ve Özakça’nın 6. duruşması bugün görülüyor

    Gülmen ve Özakça’nın 6. duruşması bugün görülüyor

    PİRHA- Önceki duruşmada savcının tahliye talebine rağmen tutukluluk halinin devamına karar verilen 268 gündür açlık grevindeki Nuriye Gülmen ile Semih Özakça’nın yargılandıkları davanın altıncı duruşması bugün görülecek.

    Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile ihraç edildikleri işlerine geri dönebilmek talebiyle açlık grevi eylemi yapan tutuklu akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’nın eylemleri 268’inci gününde.

    Eğitimcilerin yargılandıkları davanın altıncı duruşması bugün Sincan Cezaevi Kampüsü’ndeki salonda görülecek.

    Numune Hastanesi’nin tutuklu koğuşunda zorla tutulan Gülmen’in, Pazartesi günü görülen duruşmasında savcının tahliye talebine rağmen mahkeme, “tutukluluk halinin devamına” karar vererek duruşmayı bugüne ertelemişti.

    Bu arada, “İstanbul’dan #NuriyeSemih ve #Acun Karadağ’ın mahkemesi için Ankara Sincan’a giden 17 kişi Ankara girişinde bekletiliyor.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Gülmen: Yarın tahliye olacakmış gibi hazırım, olmayacakmış gibi de direnmeye devam edebilirim

    Gülmen: Yarın tahliye olacakmış gibi hazırım, olmayacakmış gibi de direnmeye devam edebilirim

    Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilen ve açlık grevinin 267. gününde olan tutuklu akademisyen Nuriye Gülmen yarın görülecek duruşma öncesi gönderdiği mesajda “Yarın tahliye olacakmış gibi hazırım, hiç tahliye olmayacakmış gibi de direnmeye devam edebilirim” dedi.

    KHK ile ihraç edilen ve açlık grevinin 267. gününde olan tutuklu akademisyen Nuriye Gülmen’in 6. duruşması yarın Sincan Cezaevi Kampusu’nda görülecek. Gülmen duruşma öncesi gönderdiği mesajda “Yarın tahliye olacakmış gibi hazırım, hiç tahliye olmayacakmış gibi de direnmeye devam edebilirim” dedi.
    Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilen ve açlık grevinin 267.gününde olan tutuklu akademisyen Nuriye Gülmen ile serbest bırakılan öğretmen Semih Özakça’nın yargılandıkları davaya yarın devam edilecek. Numune Hastanesi tutuklu koğuşunda bulunan Nuriye’nin, 27 Kasım’da görülen duruşmasında savcının tahliye talebine rağmen mahkeme, ‘tutukluluk halinin devamına’ karar vererek duruşmayı ertelemişti.
    “KAZANDIK VE KAZANACAĞIZ”
    Mahkemenin kararını avukatı Duygu Demirel aracılığıyla Mezopotamya Ajansı’na (MA) değerlendiren Gülmen, “Bu karar mahkemenin acizliğini gösteriyor. Ne kadar çaresiz olduklarını gösteriyor. Beni tahliye etmemeleri beni yıkmaz, esas olan direniştir ve direniş devam ediyor. Ben yarın tahliye olacakmış gibi hazırım hiç tahliye olmayacakmış gibi burada direnmeye devam da edebilirim. Bu benim için bir sıkışmışlık yaratmaz. Ama onlar en başından beri çaresizler. Çünkü bomboş bir dosya ile bize örgüt üyeliğinden ceza vermeye çalışıyorlar. Biz ise çok güçlüyüz bu gücümüzü halktan alıyoruz. Onlar gibi ayaklarımızdan prangayla bağlı değiliz. O yüzden biz kazandık ve kazanacağız” dedi. Avukat Duygu Demirel de, mahkemenin ‘Nuriye Gülmen’den onay alınması halinde duruşmada hazır edilmesi gerektiği’ şeklinde verdiği ara kararı hatırlatarak, “Hastane yönetimi de uygun görürse Nuriye’nin bu duruşmada hazır edilme olasılığı çok yüksek görünüyor” dedi.
    Davanın 6.duruşması yarın Sincan Cezaevi Kampusu’nda görülecek.
  • Savcı, Nuriye Gülmen’in tahliyesini istedi

    Savcı, Nuriye Gülmen’in tahliyesini istedi

    Ankara’da Yüksel Caddesi’nde ‘işimi geri istiyorum’ eyleminin ardından açlık grevine başlayan iki eğitimcinin eylemlerinde 264 gün geride kaldı. Örgüt üyeliği suçlamasıyla yargılanan Gülmen ve Özakça’nın yargılandığı davanın beşinci duruşması Sincan Cezaevi Kampüsündeki duruşma salonunda başladı. Savcı, Nuriye Gülmen’in tahliyesini istedi.     

    Açlık grevi eyleminde 264 günü geride bırakan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça, “örgüt üyeliği” suçlamasıyla yargılandığı davanın beşinci duruşması Sincan Cezaevi Kampüsündeki duruşma salonunda başladı.

    Duruşma öncesi konuşan Semih Özakça “Tarihsel olarak umutluyuz. Emekçiler her zaman kazanır. Umudumuzu yitirmek için hiçbir nedenimiz yok. Nuriye hocayı da oradan alabiliriz. Umut edelim” dedi.

    20 Ekim’deki üçüncü duruşmada tahliye edilen Özakça eylemine ev hapsinde devam ediyor. Geçtiğimiz duruşmada ilk defa SEGBİS yöntemiyle mahkeme heyetine konuşan Gülmen ısrarla ifade vermediğini, mahkeme salonuna getirilmeyi talep ettiğini söylemişti. Numune Hastanesi’nde açlık grevini sürdüren Gülmen bu duruşmaya da SEGBİS yöntemiyle katıldı.

    SAVCI GÜLMEN’İN TAHLİYESİNİ İSTEDİ

    Beşinci duruşmanın başında Savcı esas hakkında mütalaasını isteyerek Nuriye Gülmen’in adli kontrol şartı ile serbest bırakılmasını istedi. Gülmen’in kaçma şüphesi olmadığını belirten savcı delil karartma ihtimalinin de olmadığını söyledi. Savcının mütalaasını salondakiler alkışlayarak karşıladı.

    Duruşmaya SEGBİS sistemiyle katılan Nuriye Gülmen de tahleyisini istedi. Gülmen, cezaevi koşullarının ağır olduğunu ve savunma yapabilmek için koşulların sağlanmadığını söyledi. Gülmen şöyle devam etti; “Avukatlarla görüşmenin sağlanamadığını, bulunduğum koşulların sağlığımı ne derece olumsuz etkilediğini, savunma hakkımın gasp edildiğini uzun uzun anlatmıştım. Sizden tahliyem ile bir lütuf beklemiyorum, sadece hukukun gereklerini yerine getirmenizi istiyorum”

    Avukat Murat Yılmaz ise “Savcının talebini olumlu karşılıyoruz ama geç kalınmış bir taleptir. İki celse arasında olumlu olumsuz bir değişiklik olmadığı için keyfi tutulduğunu anlıyoruz. Geçen celsenin çözümü daha bugün Uyap’a yüklendi. Dolayısıyla inceleme şansımız olmadı. Bu çözümler alınmadan bizim esas hakkında savunma yapmamız mümkün değil” diye konuştu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Aydınlardan Nuriye ve Semih için çağrı: Yaşatmak istiyoruz

    Aydınlardan Nuriye ve Semih için çağrı: Yaşatmak istiyoruz

    Aralarında gazeteci, sendikacı, sanatçı ve siyasetçinin de bulunduğu aydınlar, Nuriye ve Semih’in işlerine iade edilmesi çağrısında bulundu.

    Kanun Hükmünde Kararname’ler (KHK) ile işinden atılan ve “İşimi geri istiyorum” talebiyle açlık grevine başlayan akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’nın işlerine iade edilmesi için açlık grevlerinin 257’nci gününde aydın, siyasetçi, sendikacı ve STK temsilcileri kamuoyuna ortak açıklama yaptı.

    Açıklamada, “Biz aşağıda imzası bulunan sanatçılar, hekimler, hukukçular, insan hakları savunucuları, gazeteciler, yazarlar, sendikacılar, politikacılar; OHAL’e, KHK’lere, Çalışma Hakkının Gaspına, Düşünce ve İfade Özgürlüğünün Engellenmesine, İşkenceye, Haksız Tutuklamaya, Zorla Müdahale Tehdidine, Savunma Hakkının Gaspına karşı; YAŞATMAK İSTİYORUZ. Nuriye ve Semih İşlerine İade edilsin!” ifadeleri kullanıldı.

  • Mahkeme, Gülmen’in tutukluluğunun devamına karar verdi

    Mahkeme, Gülmen’in tutukluluğunun devamına karar verdi

    PİRHA-

    Akademisyen Nuriye Gülmen ile öğretmen Semih Özakça’nın yargılandığı davada, mahkeme Nuriye Gülmen tutukluluk halinin devamına, Semih Özakça’nın adli kontrol talibinin reddine, Acun Karadağ’ın her hafta Cumartesi günü 09.00 ile 17.00 arasında imza atmak şeklinde adli kontrolüne karar verdi. Davanın bir sonraki duruşması 27 Kasım tarihine ertelendi.

    KHK ile ihraç edildikten sonra açlık grevine başlayan, ardından tutuklanan akademisyen Nuriye Gülmen ile öğretmen Semih Özakça’nın yargılandığı davanın 4’üncü duruşması bugün görüldü. Duruşmaya tedavi gördüğü hastaneden SEGBİS ile bağlanan Nuriye Gülmen, “Örgüt talimatı ile eylem diyorlar ya, 254 gündür açlık grevi yapıyorum. 254 gün değil talimatla, zorlamayla bir gün aç kalmam. İnsan bedenini böyle bir şey için eritmez” dedi.

    Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Sincan Cezaevi Yerleşkesindeki salonunda görülen duruşmaya, haklarında dava açılan, bir önceki celsede tahliye edilen Semih Özakça, tekerlekli sandalye ile getirildi. Tutuklu Nuriye Gülmen ise duruşmaya tedavi gördüğü hastaneden SEGBİS aracılığıyla bağlandı.

    Gülmen, kendisine destek olan kişi, kurum, ailesi, arkadaşları ve sivil toplum örgütlerine teşekkür ederek konuşmasına başladı. Savunmasını mahkeme huzurunda yapmak istediğini, ancak güvenlik ve sağlık koşulları bahane edilerek savunma hakkının kısıtlandığını belirten Gülmen, “Ben bu yargılamanın başından beri söylediğim gibi sizin gözlerinize bakarak, mahkemedeki havaya hissederek savunmamı yapmak istiyorum. Güvenlik ve sağlık koşulları ayarlanabilir. Kızılay’ı abluka altına almayı bilenler güvenliğimizi çok rahat sağlayabilirler. Bunun keyfi olduğunu düşünüyorum” dedi.

    “BUNU SAVUNMAM OLARAK DÜŞÜNMEYİN”

    Davanın 4. duruşması olmasına rağmen halen savunmasını yapamadığını ve bu yüzden tahliye edilmediğini belirten Gülmen, “Benden bugün yine savunma alamayacaksınız. Ancak ben kendimi size ifade etmek istiyorum. Neden açlık grevi yaptığımı anlatacağım ama bunu benim savunmam olarak düşünmeyin” diyerek işinden atılma ve Yüksel Caddesi’ndeki eylem sürecini anlattı. Gülmen mahkeme heyetine seslenerek, “Beni tahliye ettikten sonra oraya gelip savunmamı yapacağım. Tüm iddialara cevap vereceğim” dedi.

    Akademik kariyeri boyunca sorgulayan ve öğrencilerine örnek bir hoca olmak için uğraştığını anlatan Gülmen, “Örgüt talimatı ile eylem diyorlar ya; 254 gündür açlık grevi yapıyorum. 254 gün değil zorlamayla bir gün aç kalmam. İnsan bedenini böyle bir şey için eritmez” ifadelerini kullandı.

    “HAKLI OLMASAK BU KADAR DİRENEBİLİR MİYİZ?”

    KHK ile işten atıldığında kendisine “FETÖ ile ilgili sorular sorulduğunu” ve yönetimin kendisinden ve tüm hocalardan muhbirlik yapmasını istediğini ileri süren Gülmen, ‘Benimle dalga mı geçiyorsunuz’ dedim. Bu bana zuldür. Ben hakkını arayan bir insanım. 9 Kasım’da beni o eylemi yapmaya götüren şey; adalet açlığıyla alakalı. Bu örgütün (FETÖ) bu hale gelmesinde AKP iktidarı baş sorumludur. Ben kendi işimi istiyorum ve aynı zamanda faşizme karşı duruyorum. Biz haklı olmazsak açlık grevi yapabilir miyiz. Bu kadar direnebilir miyiz?” diye konuştu.

    Tutuklanmalarının, yaptıkları eylemin toplum tarafından destek görmesiyle alakalı olduğunu belirten Gülmen, “Taleplerimizi görmezden geldiler. Bizi herkes duydu, beton duvarlar bile duydu. Ancak AKP iktidarı duymadı. Yaptığımız eyleme insanlar sahip çıktı. Bize destek oldular. Bu nedenle bize ‘terörist’ deyip ‘örgüt üyesi’ deyip savaş açtılar. Biz haklı olduğumuz için buradayız. Bütün yolları denedik. Biz gerçekten işimizi istiyoruz. Ama bu eylem amacını aştı. AKP iktidarının doğrudan savaş açtığı bir eylem oldu” diye konuştu.

    “İNSANLAR BİZİM TERÖRİST OLMADIĞIMIZI BİLİYOR”

    İlk olarak 9 Kasım 2016’da, toplamda 27 kez gözaltın alındığını anlatan Gülmen, “İnsanlar bizim terörist olmadığımızı biliyorlar. Yüksel direnişimiz AKP’nin KHK’larının meşruluğunu yitirmesine neden oldu. Haksız yere işten atılan insanlar buna yükse sesle itiraz edemiyorlardı. Biz bunu başardık. Eylemin 74’üncü gününde tekrar gözaltına alındık. Dosyalar birleştirildi. Terör örgütü üyesi diye tutuklandık. Açlık grevimizi örgüte mal etmek cehalettir. Bizi açlık grevine zorlayan taleplerimizdir” şeklinde konuştu.

    SAVCIDAN TALEP GELDİ

    Savcı mütalaasının hazır olduğunu açıkladı Söz verilen savcı esas hakkındaki mütallasını açıklamaya başladı. Savcı, Acun Karadağ hakkında örgüt üyeliği ve propaganda suçlarından delil olmadığı gerekçesiyle beraatini talep etti. Semih Özakça için “örgütun hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” suçundan TCK 220/7 maddesi gereği cezalandırmasına, diğer suçlardan beraatini talep etti. Nuriye Gülmen’in ise “terör örgütü üyeliği” suçundan cezalandırılması istendi.

    Savcının mütallasının ardından mahkeme, Nuriye Gülmen tutukluluk halinin devamına, Semih Özakça’nın adli kontrol talibinin reddine, Acun Karadağ’ın her hafta Cumartesi günü 09.00 ile 17.00 arasında imza atmak şeklinde adli kontrolüne karar verdi. Davanın bir sonraki duruşması 27 Kasım tarihine ertelendi.

    HABER MERKEZİ

  • Nuriye Gülmen aylar sonra ilk kez ifade veriyor

    Nuriye Gülmen aylar sonra ilk kez ifade veriyor

    Açlık grevinde 253 günü geride bırakan akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’nın ‘örgüt üyeliği’ suçlamasıyla yargılandıkları davanın dördüncü duruşması Sincan Cezaevi Kampüsü içerisindeki duruşma salonunda başladı. Nuriye Gülmen SEGBİS yöntemi ile ifade vermeye başladı.

    Açlık grevindeki Nuriye Gülmen ve Semih Özakça, “Örgüt üyeliği” suçlamasıyla yargılandığı davanın dördüncü duruşması Sincan Cezaevi Kampüsü’ndeki duruşma salonunda görülüyor.

    20 Ekim’de yargılandığı davanın üçüncü duruşmasında tahliye edilen Özakça, eylemine evinde devam ederken, Gülmen ise Numune Hastanesi’nde açlık grevini sürdürüyor.

    Sağlık Bakanı Ahmet Demircan, tedaviyi kabul etmediği için hiçbir müdahalede bulunmadıklarını, şuur kapanması durumunda müdahale edeceklerini söylediği Gülmen, duruşmada SEGBİS yöntemi ile ifade verecek. Nuriye Gülmen daha önce görülen üç duruşmada da mahkeme salonuna getirilmediği için ifade verememişti.

    DURUŞMA BODRUM KATINDA, İNTERNET ERİŞİMİ SAĞLANAMIYOR

    Sabah erken saatlerden itibaren davayı takip etmek isteyenler Sincan Cezaevi Kampüsü önünde toplanmaya başladı. Saat 10.00 itibariyle salona girişler başladı. Duruşma salonuna 40 kişiden fazla katılımcının alınmayacağı söylendi.

    19’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın duruşma salonu Cezaevi Kampüsü içerisindeki bodrum kata verildi. Katılımcılar duruşmanın bodrum kata verilmesi nedeniyle telefon bağlantılarında sorun yaşadıklarını ve internet erişiminin olmadığını söylüyor.

    NURİYE GÜLMEN BİTKİN GÖRÜNÜYOR

    Açlık grevi eyleminin 75’inci gününde gözaltına alınan ve tutuklanan Nuriye Gülmen 178 gün sonra ilk kez mahkeme heyetinin karşısına SEGBİS yöntemiyle çıktı. Bitkin olduğu gözlenen Gülmen salona bağlantının kurulmasıyla salonda bulunanlara el salladı. Salonda alkışların yükseldiği anda mahkeme başkanı uyarıda bulunarak seyircileri dışarıya çıkaracağını söyledi. Gülmen, “Destek veren herkesi en içten duygularımla selamlıyorum” sözleriyle savunmasına başladı.

    “HERKESİ SELAMLIYORUM”

    Gülmen savunmasına şöyle devam etti;

    “Esra Özakça, Mehmet Güvel, Feridun Osmanağaoğlu ve İsmail Erdoğan, açlığımızı paylaştılar. Onları sevgiyle selamlıyorum. Yüksel direnişçilerini, Acun hocayı, Veli abiyi, Nazife’yi, Mehmet’i, Sultan’ı ve artık tanımadığım gazetelerden gördüğüm Yüksel’i sahiplenen direnişçilere ayrıca selamlarımı gönderiyorum. Destek olup ceza alan, cezaevlerine giren, gözaltına alınan Türkiye’nin dört bir yanındaki insanlara teşekkür ediyorum. Terör demagojilerine inanmayıp bizim için bir şeyler yapan herkese teşekkür ediyorum.”

    “MAHKEMEYE KEYFİ OLARAK GETİRİLMEDİM”

    Mahkemeye keyfi olarak getirilmediğini belirten Gülmen “Mahkemelere getirilmedim, katılmak istediğim halde. Numune Hastanesi’nde çok sağlıksız koşullar altında kalıyorum. Odada sürekli bir ışık yanıyor. Açlık grevindeki bir insan olmasam bile bu ışık altında uyuyamam.
    Bugün yine benden savunma alamayacaksınız. Mahkemeden kaçırıldım. Duruşmaya getirilerek konuşmak istiyorum. Açlık grevine neden başladığımı anlatacağım. Ancak bu asla bir savunma değil” dedi.

    “ALİ İSMAİL’İN DURUŞMALARINA KATILDIĞIM İÇİN SORUŞTURMA GEÇİRDİM”

    Kapsamlı savunma yapmayacağını belirten Nuriye Gülmen açlık grevi sürecinin öncesini anlatıyor. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde araştırma görevlisi olduğunu söyleyen Gülmen öğretim üyelerinin angarya işlerini kabul etmediğini söyledi ve “Mesai saatleri dışında katıldığım eylemlerden dolayı soruşturma geçirdim. Ali İsmail Korkmaz’ın duruşmalarına katıldığım için soruşturma geçirdim. Sendikamın çağrılarına katıldığım için soruşturma geçirdim” ifadelerini kullandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Yüksel Direnişi’nin 373. gününde polis saldırısı: 12 gözaltı

    Yüksel Direnişi’nin 373. gününde polis saldırısı: 12 gözaltı

    Yüksel Direnişi’nin 373. gününde “Nuriye ve Semih işe geri alınsın” diyen Yüksel direnişçilerine polis saldırdı. 12 direnişçi gözaltına alındı

    Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kamudaki görevinden ihraç edilen Nuriye Gülmen’in başlatmış olduğu Yüksel Direnişi 373’üncü, Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın açlık grevi 253’üncü gününde, Yüksel direnişçilerinin “Nuriye ve Semih işe geri alınsın” talebiyle yapılmak istenen açıklamaya polis saldırdı. Saldırıda 12 Yüksel direnişçisi gözaltına alındı.