Etiket: semra turaç çelik

  • Mersin Cemevi Kadın Komisyonu: Cemevleri kadınlarla canlanır- VİDEO

    Mersin Cemevi Kadın Komisyonu: Cemevleri kadınlarla canlanır- VİDEO

    PİRHA- Mersin Cemevi Kadın Komisyonu üyeleri, yürüttükleri gönüllü çalışmalarla cemevlerini canlı tutmayı amaçladıklarını belirterek, kadınlara ve ailelere cemevlerine sahip çıkma çağrısında bulundu.

    Mersin Cemevi Kadın Komisyonu üyeleri Elif Şimşek ve Semra Turaç Çelik, komisyonun yürüttüğü çalışmalar, kadınların cemevlerindeki rolü ve toplumsal dayanışmanın önemi üzerine PİRHA’ya konuştu. Kadınların gönüllü emeğiyle cemevlerini birer yaşam alanına dönüştürmeye çalıştıklarını vurgulayan komisyon üyeleri, etkinliklerden inanç ritüellerine kadar birçok alanda aktif rol aldıklarını ifade etti.

    “CEMEVİ TAŞTAN DEĞİL, CANLARDAN OLUŞUR”

    Kadın Komisyonu üyesi Elif Şimşek, cemevlerinin yalnızca fiziki mekanlar olarak görülmemesi gerektiğine dikkat çekerek, kadın emeğinin bu alanları ayakta tuttuğunu vurguladı. Şimşek, kadınların gönüllü çalışmalarıyla cemevlerini canlı tutmaya çalıştıklarını belirterek, “Biz kadın komisyonunda gönüllü olarak çalışıyoruz. Elimizden geldiği kadar cemevlerini canlı tutmaya çalışıyoruz, kadınları bir araya getirmeye gayret ediyoruz. Cemevi taştan, duvardan ibaret değildir. Cemevimizin canlanması için biz kadınlar gönüllü olarak buraya emek veriyoruz. Cemeviyle ilgili olan, cemevinde yürütülen tüm işlere varız” şeklinde konuştu.

    İnanç aylarının ve ritüellerin de kadınların katkısıyla yürütüldüğünü belirten Şimşek, Hızır ayı, oruçlar ve cemlere ilişkin süreci şu sözlerle aktardı:

    “Bizim için şubat ayı Hızır ayıdır. Hızır ayında cemevlerinde olacağız. Üç gün orucumuz var, oruçlarımızı cemevlerinde açacağız. Sonrasında cemimiz var, buna katkı sağlıyoruz. Ardından 8 Mart geliyor, sonra mayıs ayında Hıdırellez var. Bunların hepsi kadın komisyonu olarak düzenlediğimiz etkinlikler. Alevi kadınlar, diğer kesimlere göre düşüncelerini biraz daha özgürce ifade edebilen bir kesim. Buraya istedikleri gibi, gönül rahatlığıyla gelebiliyorlar. Cemevi bizim her şeyimiz. Cemevine de bütün kadınları davet ediyorum. Burayı kadınsız bırakmayın. Kadının olduğu yer daha farklı oluyor.”

    “ÇOCUKLARIMIZI CEMEVLERİNE GETİRMELİYİZ”

    Kadın Komisyonu üyesi Semra Turaç Çelik ise kadın dayanışmasının komisyon çalışmalarının temelini oluşturduğunu söyleyerek, mücadeleyi birlikte sürdürdüklerini dile getirdi. Çelik, kadınlara yönelik çalışmaların yanı sıra tüm canları kapsayan etkinlikler yapmaya özen gösterdiklerini vurgulayarak, “Kadın komisyonu olarak etkinlikler düzenliyoruz. Kadın olmanın verdiği güçle mücadelemizi sürdürüyoruz. Bir arada olarak, birbirimize destek olarak çalışıyoruz. Kadınlara yönelik çalışmalarımız var ama aynı zamanda tüm canları içine alan, tüm canlarla birlikte yürütülen etkinlikler yapmaya çalışıyoruz” dedi.

    Çocuklara yönelik etkinliklerin de önemli bir yer tuttuğunu belirten Çelik; Hıdırellez, Kadınlar Günü ve Anneler Günü gibi etkinlikleri düzenlediklerini söyledi. Cemevlerine sahip çıkmanın yalnızca belirli günlerle sınırlı kalmaması gerektiğinin altını çizen Çelik, “Cemevlerimizi yalnız bırakmamalıyız. Sadece etkinlik olduğu zamanlarda değil, her zaman gelip gitmeliyiz. Uğrayıp hal hatır sormak bile çok kıymetli. Çocuklarımızı mutlaka getirmeliyiz. Çünkü bazı şeyler çocuklarla başlar. Galiba burada bir eksiğimiz var; çocuklarımızı yanımıza alıp cemevlerimize girmeliyiz” ifadelerini kullandı.

    Fatoş SARIKAYA-Diren KESER/ MERSİN

  • Mersin Cemevi’nde seramik kursu: Burada toprak sanata dönüşüyor- VİDEO

    Mersin Cemevi’nde seramik kursu: Burada toprak sanata dönüşüyor- VİDEO

    PİRHA- Mersin Cemevi, kadın üyelerine yönelik seramik kursu başlatarak hem sanatsal hem de kültürel bir dayanışma alanı oluşturdu. Mersin Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü mezunu Semra Turaç Çelik’in yürüttüğü kurs, kadınların kendilerini sanat aracılığıyla ifade etmelerine olanak tanıyor.

    Mersin Cemevi, kadınlara yönelik düzenlediği seramik kursuyla sanatı toplumsal yaşamın merkezine taşıyor. Bir ay önce başlayan kurs, 15 katılımcıyla yola çıktı ve şu anda 10 kadınla devam ediyor. Haziran ayına kadar sürecek eğitim sonunda katılımcılar, ürettikleri eserleri bir sergide sanatseverlerle buluşturacak.

    SERAMİĞİN ŞEKİLLENDİRDİĞİ BİR YOLCULUK

    Kursu yürüten Semra Turaç Çelik, aynı zamanda Mersin Cemevi yönetiminde görev alıyor ve kadın komisyonunda aktif rol üstleniyor. Çelik, seramiğin insanlara sabır ve öz disiplin kazandıran bir sanat dalı olduğunu belirterek, “Seramik, insanlara sabrı öğretiyor. Çamurun kurumasını beklemek, fırınlanma sürecini izlemek, tüm bu aşamalar birer sabır egzersizi. Katılımcılar bu süreçte hem üretmenin keyfini yaşıyor hem de içsel bir dinginlik kazanıyorlar” dedi.

    Çelik, seramikle uğraşmanın sadece bir üretim süreci değil, aynı zamanda bir terapi niteliği taşıdığını da vurgulayarak, “Sanatla uğraşmak insanın zihnini boşaltıyor. Katılımcılar burada yalnızca teknik bilgi öğrenmiyor, aynı zamanda kendi duygularını da keşfediyorlar. Söyleyemedikleri, ifade edemedikleri duygularını eserlerinde dışa vurabiliyorlar” ifadelerini kullandı.

    SANATLA GELEN DAYANIŞMA VE DÖNÜŞÜM

    Kursun en önemli etkilerinden biri, kadınların sanat yoluyla hem bireysel hem de toplumsal anlamda güçlenmeleri. Çelik, seramiğin bu süreçte bir araç değil, bir dönüştürücü olduğunun altını çizerek, “Kadınlarda gözlemlediğim en önemli şey, üretim sürecinde içsel bir dönüşüm yaşamaları. Seramik, bekleme ve sabır gerektirdiği için, bu kadınlara kendi içsel tempolarını dinlemeyi öğretiyor. Aynı zamanda bir dayanışma alanı da yaratıyor. Kadınlar burada birbirlerini destekliyor, fikir alışverişinde bulunuyor, birlikte üretmenin keyfini yaşıyorlar” dedi.

    Sanatın kadınlar için bir ifade biçimi olduğuna dikkat çeken Çelik, “Sözlü olarak anlatamadığımız şeyleri sanatla anlatabiliyoruz. Seramik bize bunu sağlıyor. Duygularımızı, sıkıntılarımızı, sevinçlerimizi toprakla paylaşıyoruz. Bu yüzden sanat çok kıymetli bir alan” diye ekledi.

    ALEVİ KADINLARIN KÜLTÜREL MİRASI SANATLA YAŞATILIYOR

    Semra Turaç Çelik, Alevi kültüründe kadının her zaman önemli bir yerde bulunduğunu hatırlatarak şunları dile getirdi:

    “Alevi kadınları tarih boyunca hep üretken, katılımcı ve ön planda olmuşlardır. Kültürümüzde kadın, sosyal yaşamın ve dayanışmanın merkezindedir. Cemevlerinde düzenlenen bu tür etkinlikler de bu geleneği sürdürüyor. Kadınlar burada sadece sanat üretmiyor; aynı zamanda kültürel mirası yaşatıyor, bir aradalığın gücünü hissediyor. Bu tür etkinlikler kadınların kendilerini özgürce ifade edebildikleri, birbirlerinden güç aldıkları alanlar yaratıyor. Bizler için toprak kutsaldır; topraktan gelir, toprağa döneriz. Seramik de bu döngünün sembolü. Kadınların toprakla yeniden bağ kurması hem kültürel hem de ruhsal olarak çok anlamlı.”

    Mersin Cemevi’nde üçüncü yılına giren seramik kursu, her geçen yıl daha fazla kadının ilgisini çekiyor. Haziran ayında açılacak sergiyle taçlanacak bu süreç, kadınların sanatla güçlenmesini, dayanışma içinde üretim yapmasını ve kültürel değerlerini yaşatarak geleceğe taşımalarını hedefliyor. Cemevi’nin bu girişimi, sanatın sadece bir estetik uğraş değil, aynı zamanda toplumsal dayanışma ve kimlik ifadesi aracı olabileceğini bir kez daha ortaya koyuyor.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

     

  • Mersin Cemevi’nde Yası Kerbela Orucu-VİDEO

    Mersin Cemevi’nde Yası Kerbela Orucu-VİDEO

    PİRHA- Yası Kerbela Orucu’nun açılmasının ardından yapılan sohbette konuşan Mersin Cemevi  Yönetim Kurulu Üyesi Semra Turaç Çelik, Alevi inancında kadının yerinin; eşitlik, saygı ve aktif katılım temelinde şekillendiğinin altını çizerek, “İnançtaki eşitliğe rağmen, Alevi kurumlarında kadın temsiliyeti hala sınırlıdır. Bu sorunun çözümü açıktır: İnancımızın öngördüğü şekilde yan yana durmalı, can olarak birbirimize dokunmalı ve gerçek anlamda ‘can’ olmayı başarmalıyız” dedi.

    Yası Kerbela Orucu tutulmaya devam ediyor. Mersin’de Mersin Cemevi’nde bir araya gelen yurttaşlar Mersin Cemevi İnanç Kurulu Üyesi Haydar Karlı Dedenin okuduğu gülbeng ile oruç açtı. Göksel Köse deyişler ve nefesler okurken, Mersin Cemevi  Yönetim Kurulu Üyesi Semra Turaç Çelik de Alevi inancında kadının yeri konulu konuşma yaptı.

    “CEM TÖRENLERİNDE KADINLAR VE ERKEKLER BİRLİKTE YER ALIR”

    Semra Turaç Çelik, Alevi inancında kadının yerinin; eşitlik, saygı ve aktif katılım temelinde şekillendiğinin altını çizerek, “İnanç ve toplumsal yaşamda kadın-erkek ayrımı yapılmaz, cinsiyet üstünlüğü reddedilir. Cem törenlerinde kadınlar ve erkekler birlikte yer alır; zakirlik, rehberlik veya posta oturma gibi tüm görevleri üstlenebilirler” dedi.

    Alevilikte kadınların sanat ve edebiyata katkılarının dikkat çekici olduğuna işaret eden Semra Turaç Çelik, “Tarihte çok sayıda Alevi kadın ozan, şair, düşünür ve hatta önder vardır. Şiirlerinden üretkenlikleri ve derinlikleri görülmektedir” şeklinde konuştu.

    “KARAR MEKANİZMALARINDAKİ KADIN EKSİKLİĞİ MUTLAKA GİDERİLMELİDİR”

    “İnançtaki eşitliğe rağmen, Alevi kurumlarında kadın temsiliyeti hala sınırlıdır” diyen Semra Turaç Çelik, şunları ifade etti:

    “Bu anlamda, karar mekanizmalarındaki kadın eksikliği somut bir şekilde görülmekte ve mutlaka giderilmelidir.

    Alevi öğretisi, kadını insan olarak merkeze alan bir felsefeye dayanır. Pratikte yaşanan sorunlara rağmen; tarihsel ve inançsal metinlerde kadının eşitliği vurgulanır. Bu eşitliğin tam anlamıyla yaşama geçmesi, toplumun demokratikleşmesiyle doğrudan ilişkilidir. Bu noktada özümüze dönüp kendimizi sorgulamamız gerekir, canlar. Evlerimize döndüğümüzde, eşimize, kız çocuğumuza gerçekten ‘can’ kavramıyla mı yaklaşıyoruz? Ortak kararları alırken eşimizin rızalığını arıyor muyuz? Ne yazık ki hayır… ‘Can’ kavramını gerçekten doğru ve adil şekilde içselleştirebiliyor muyuz?

    Kadın-erkek sorunu sadece bizlerde değil, tüm toplumlarda geçmişten günümüze süreklilik arz eden bir meseledir. Sivil toplum örgütlerinden partilere, inanç merkezlerinden gündelik yaşama kadar her alanda bu eşitsizlik devam etmektedir.

    Bu sorunun çözümü açıktır: İnancımızın öngördüğü şekilde yan yana durmalı, can olarak birbirimize dokunmalı ve gerçek anlamda ‘can’ olmayı başarmalıyız. Evrensel inancımız bize bu gerçeği yansıtır. Ne mutlu ki böyle bir inancın mensuplarıyız. Öğreneceğiz, araştıracağız, tartışacağız ve özümüze döne döne can olmayı başaracağız. Kadınlara yalnızca iş gücü olarak değil; düşünce gücü ile de değer verilecek bir yarına umutla bakmalıyız.”

    PİRHA/MERSİN