Etiket: şenal saruhan

  • Yurttaş Birlikteliği’nden emekliler için ortak çağrı: Bütçeden payımızı istiyoruz!-VİDEO

    Yurttaş Birlikteliği’nden emekliler için ortak çağrı: Bütçeden payımızı istiyoruz!-VİDEO

    PİRHA- Yurttaş Birlikteliği kuruluşları yaptıkları açıklamayla “Emeklilerin Bütçe Hakkı Mitingi”ne katılım çağrısında bulundu. Yapılan açıklamada, 17 milyonu bulan emeklinin büyük kısmının yoksulluk sınırının altında yaşam mücadelesi verdiği vurgulanırken, bu durumun insan onuruna aykırı olduğu belirtildi.

    Ankara’da Yurttaş Birlikteliği kuruluşları olarak bir araya gelen 33 sendika, dernek ve federasyon, emeklilerin ekonomik ve sosyal haklarının korunması ve güçlendirilmesi amacıyla 29 Kasım’da Tandoğan Meydanı’nda yapılacak “Emeklilerin Bütçe Hakkı Mitingi” için ortak çağrıda bulundu. Basın açıklaması, Mülkiyeliler Birliği’nde gerçekleştirildi. Ortak açıklamayı ise Avukat Şenal Saruhan okudu.

    “TALEPLERİMİZ EMEĞİMİZİN HAKKIDIR” 

    Açıklamada, sayısı 17 milyonu bulan emeklilerin büyük kısmının yoksulluk sınırının altında yaşam mücadelesi verdiği vurgulanırken, bu durumun insan onuruna aykırı olduğu belirtildi. Avukat Şenal Saruhan tarafından okunan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Yıllarca topluma hizmet etmiş milyonlarca emekli, bugün açlık sınırının altında yaşamaya zorlanıyor. Maaşlarımız her geçen gün eriyor, sağlık hizmetlerine erişim zorlaşıyor, sosyal yaşamdan dışlanıyoruz. Bu nedenle bir kez daha sesimizi duyurmak, taleplerimizi haykırmak için 29 Kasım’da Tandoğan’da olacağız.”

    “EMEKLİLER 8 MADDELİK TALEP LİSTESİYLE MİTİNGE GİDİYOR” 

    Ortak açıklamada emeklilerin başlıca talepleri şöyle sıralandı:

    1. En düşük emekli maaşının, en düşük memur maaşıyla eşitlenmesi,

    2. Emeklilerden kesilen katkı paylarının kaldırılması ve ücretsiz sağlık hizmetlerine erişimin sağlanması,

    3. Bütçe kaynaklarının toplumun tüm kesimlerine adil şekilde dağıtılması,

    4. Bayram ikramiyelerinin bir maaş tutarına çıkarılması ve yılda dört kez ödenmesi,

    5. Banka promosyonlarının her yıl ve bir maaş tutarında verilmesi,

    6. Huzurevi kapasitesinin 50 bin yatağa çıkarılması,

    7. Emekli sendikalarının yasal statüye kavuşturulması, örgütlenme özgürlüğünün güvence altına alınması,

    8. Engellilerin erken emeklilik hakkını ortadan kaldıran 7538 sayılı yasanın iptal edilmesi.

    Saruhan açıklamasında, bu taleplerin sadece ekonomik değil, aynı zamanda anayasal ve evrensel haklar çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

    MİTİNG 29 KASIM’DA TANDOĞAN’DA 

    Yurttaş Birlikteliği bileşenleri, başta emekliler olmak üzere tüm yurttaşları 29 Kasım Çarşamba günü saat 13.00’te Tandoğan Meydanı’nda yapılacak mitinge katılmaya davet etti. Açıklamada, “Taleplerimiz emeğimizin hakkıdır. Halkımızı, sesimize güç vermeye çağırıyoruz. Sesimiz çığlığımızdır” denildi.

    YURTTAŞ BİRLİKTELİĞİ BİLEŞENLERİ (İMZACI KURULUŞLAR)

    1. 29 Ekim Kadınları Derneği

    2. 2021 Tüm Emekliler Sendikası

    3. Alevi-Bektaşi Federasyonu

    4. Anadolu Halk Ozanları Kültür ve Dayanışma Derneği

    5. Ankara Dayanışma Derneği

    6. Ankara Divriği Kültür Derneği

    7. Ankara Kadın Ressamlar Derneği

    8. Ayrımcılıkla Mücadele ve Eşitlik Derneği

    9. Bağımsız Emekliler Sendikası

    10. Birleşik Kamu-İş

    11. Çayyolu Güç Birliği

    12. Çiğdemim Derneği

    13. DİSK Devrimci Emekli Sendikası

    14. Eğitim-Der

    15. Eğitim-İş

    16. Eğitim-Sen

    17. Emekli Meclisleri Sendikası

    18. Emekli ve Emekçiler Dernekleri Federasyonu

    19. Hacı Bektaş Eğitim ve Kültür Derneği

    20. Halkevleri

    21. İstanbul Yüksek Ticaret ve Marmara Üniversitesi İ.İ.B.F. Mezunları Derneği

    22. Kahramanmaraş Dernekleri Federasyonu

    23. Kızılırmak Yerel Dernekler Federasyonu

    24. Köy Enstitüleri Çağdaş Eğitim Vakfı

    25. Ozan-Der

    26. Öğrenci Veli Derneği Ankara Şubesi (Veli-Der)

    27. Öğretmen Okullular ve Eğitimciler Derneği (Öğret-Der)

    28. Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Vakfı

    29. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği

    30. Sosyal Demokrat Avukatlar Derneği

    31. Sosyal Demokrasi Derneği

    32. Tüketici Hakları Derneği

    33. Tüm Emeklilerin Sendikası

    PİRHA/ANKARA


     

  • Mersin Cemevinde 8 Mart söyleşisi: ‘Kadınların isyan fayları bir gün mutlaka kırılacak’ -VİDEO

    Mersin Cemevinde 8 Mart söyleşisi: ‘Kadınların isyan fayları bir gün mutlaka kırılacak’ -VİDEO

    PİRHA- Mersin Cemevi Kadın Komisyonu’nun düzenlediği ‘İnançta Örgütlenme ve Kadının Hukuktaki Yeri’ konulu söyleşide kadınların kazanımları, kadın mücadelesi, İstanbul Sözleşmesi, Alevilikte kadının önemi konuları konuşuldu. Söyleşide kadınların isyanı enerji biriktiren fay hatlarına benzetilerek, “Bir gün mutlaka bu isyan fayları kırılacak” denildi.

    Mersin Cemevi Kadın Komisyonu tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri kapsamında ‘İnançta Örgütlenme ve Kadının Hukuktaki Yeri’ konulu söyleşi gerçekleştirildi. Kadın Komisyonu üyesi Aysel Kılavuz’un moderatör olduğu söyleşiye Avukat ve CHP eski Milletvekili Şenal Saruhan ile Sendikacı Vicdan Baykara Güler konuşmacı olarak katıldı.

    Söyleşi, kadınlar adına çerağların uyandırılmasıyla başladı.

    KADIN MÜCADELESİ VE İSYAN VURGUSU

    Açılış konuşmasını yapan Mersin Cemevi Kadın Komisyonu Üyesi Aysel Kılavuz, Alevi inancında kadınların öneminden bahsetti. Her türlü zorlu koşullarda kadınların sokaklarda olduğunu ve direndiğine de değinen Kılavuz, “Tek bir yaprak kıpırdamazken kadınlar hep sokaktaydı, bugün de öyle. Biz kadınlar birbirimizin elini tutarak güçleniriz” dedi.

    Vicdan Baykara, 8 Mart Dünya Kadınlar gününün tarihçesine ve Osmanlı Dönemindeki kadın mücadelesine ilişkin konuşma yaptı. Konuşmasını kadınların isyanını enerji biriken fay hatlarına benzeterek bitiren Baykara, şunları söyledi:

    “Kadınların isyan fayları var ve kadınlar bugün isyan faylarında enerji biriktiriyorlar. Bir gün mutlaka bu isyan fayları kırılacak. Çünkü bu ülkede bu kadar çok adaletsizlik, yoksulluk, kadına yönelik her türlü şiddet, hak ihlalleri, mobbing yaşanırken elbette ki isyan fayları da kırılacaktır. İsyan faylarımızın bire an önce kırılmasını temenni ediyorum.”

    MUHALEFETE İSTANBUL SÖZLEŞMESİ ELEŞTİRİSİ

    Ardından söz alan avukat Şenal Saruhan; kadınların kazanımları, hukuki haklar, Çevreme Duyarlıyım Değerlerime Sahip Çıkıyorum (ÇEDES) projesi, siyasette kadınların temsil oranları ve İstanbul Sözleşmesi konuları ile ilgili aktarımlarda bulundu. Saruhan, sözlerine Cumhuriyet’in ilan edilmesiyle birlikte kadınlara hakların ‘verildiği’ bakış açısını eleştirerek başladı. Saruhan, kadınların kendi mücadeleleri ile tüm hakları ve kazanımları elde ettiğinin altını çizdi. Ardından İstanbul Sözleşmesi’nin kadınlar açısından önemine ilişkin konuştu. İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesi noktasında muhalefet partilerini eleştiren Saruhan, “İstanbul Sözleşmesi’ni imzalayan AKP, 2022 yılında bir gecede vazgeçti bu sözleşmeden. Bu vazgeçme eylemine karşı ülkedeki tüm kadınlar, avukatlar karşı çıktık. Siyasi partileri buna karşı dava açmaları yönünde teşvik ettik ancak hiçbir siyasi partimiz kılını kıpırdatmadı” diye belirtti.

    “PARTİLERDE EŞİTLENEMEMİŞ BİR KAFA YAPISI VAR”

    Yerel seçimlerdeki eşitsizliğe ilişkin değerlendirme de yapan Saruhan, başta CHP olmak üzere birçok siyasi partinin yeterli sayıda kadın aday göstermediğine dikkat çekti. Saruhan, “Yüzlerce liyakatli kadın arkadaşlarımız başvuru yapıyor ama daima geride kalıyorlar. Hala eşitlenememiş bir kafa yapısının partilere hakim olduğunu görüyoruz. Bir tek Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nde (DEM Parti) eşit bir uygulama var. DEM Parti dışında hiçbir partide eşit temsiliyet ve kadınların seçilebilecek yerlerde temsili konusunda bir tablo göremiyoruz” sözlerini kullandı.

    Son olarak ÇEDES’e ve laik eğitiminin önemine değinen Saruhan, dincileşen eğitim sistemine karşı herkesin topyekün bir mücadele yürütmesi gerektiğine vurgu yaptı.

    Söyleşi, soru ve cevapların ardından sona erdi.

    PİRHA/ MERSİN

  • PSAKD’den 2 Temmuz paneli; 30 yıl oldu unuttun mu?

    PSAKD’den 2 Temmuz paneli; 30 yıl oldu unuttun mu?

    PİRHA-PSAKD Genel Merkezi, Sivas Katliamı’nın 30. yıl dönümü dolayısıyla ‘Tanıklar anlatıyor’ paneli düzenledi. Yaşadıklarını anlatan tanıklar, davanın zaman aşımına uğraması tehlikesine dikkat çekti.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi, Sivas Katliamı’nın 30. yıl dönümü dolayısıyla ‘Tanıklar anlatıyor’ paneli düzenledi. Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezinde düzenlenen panele çok sayıda yurttaş katıldı.

    Panelin yapıldığı salona Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin fotoğrafları asılırken, ‘2 Temmuz 1993 – 2 Temmuz 2023 Sivas Madımak Katliamı 30 Yıl oldu unuttun mu?’ sloganı yazıldı.

    Panelde katliamın tanıkları avukat Şenal Saruhan, tiyatrocu Serdar Doğan, Ertan Kartal ve şair Mehmet Özer konuştu. Panel Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenler için deyişlerin ve türkülerin söylenmesiyle başladı.

    ZAMANAŞIMI TEHLİKESİNE DİKKAT ÇEKİLDİ

    Ardından tanıklar teker teker söz alarak katliamda ve sonrasında yaşadıklarını anlattılar. Katliamın bilinçli olarak yapıldığını, göz göre göre insanların öldürüldüğünü söyleyen tanıklar, hukuki olarak katliamın üzerinden 30 yıl geçtiği için zaman aşımına uğrama tehlikesi yaşandığını belirttiler. Bu davanın peşini asla bırakmayacaklarını da vurgulayan tanıklar, katliamlar yüzleşene kadar mücadele edeceklerini aktardılar.

    PİRHA-ANKARA

  • ‘Ahmet Turan Kılıç’ın affının kaldırılması için Danıştay’a dava açacağız’-VİDEO

    ‘Ahmet Turan Kılıç’ın affının kaldırılması için Danıştay’a dava açacağız’-VİDEO

    PİRHA – Avukatlar Şenal Sarıhan ve Kazım Genç, Sivas Katliamı sanıklarından Ahmet Turan Kılıç’ın Cumhurbaşkanı tarafından affının kaldırılması için önce Danıştay’a başvuracaklarını, buradan gelecek yanıta göre de Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gideceklerini belirttiler.

    Sivas Katliamı sanıklarından Ahmet Turan Kılıç’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından Ocak 2020’de affedilmesine karşı hukuksal mücadele sürüyor.

    PİRHA’ya konuşan Avukatlar Şenal Sarıhan ve Kazım Genç, Cumhurbaşkanının kararına karşı Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuracaklarını kaydettiler.

    Sarıhan, “Sivas Katliamı davasının en önemli sanıklarından olan Ahmet Turan Kılıç’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından bırakılmasına ilişkin olarak dava açma süreleri uzatıldı. Dava açma hakkımızı kesinlikle kullanacağız, davayı açacağız. Gelişmelere ve davanın sonucuna göre Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gideceğiz. Davayı açtıktan sonra PSAKD Genel Merkezi ile birlikle buna ilişkin bir basın açıklaması yapacaktık hazırlıklarımız bu yöndeydi” ifadelerini kullandı.

    “DANIŞTAY’A BAŞVURACAĞIZ”

    Koronavirüs salgını nedeniyle davaların ertelenmesinden kaynaklı başvuru yapamadıklarını dile getiren Sarıhan, “Elbette ki Cumhurbaşkanlığının kararlarına karşı Danıştay’a başvuruda bulunacağız. Buradan gelen cevaba göre eğer bir sonuç çıkmazsa bu karara karşı da iç hukuk yollarına başvuracağız. Buradan çıkan menfi veya müspet durumuna göre yani bir sonuç alırsak önce Anayasa Mahkemesi’ne daha sonra da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuracağımızı belirtmek istiyorum” diye konuştu.

    “AFFIN KALKMASINI İSTİYORUZ”

    Avukat Kazım Genç ise “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından bırakılan Ahmet Turan Kılıç’ın affedilmesini doğru bulmuyoruz. Bununla ilgili gerekli basın açıklamalarını daha önce yapmış ve kamuoyuna da duyurmuştuk” dedi.

    Genç, şöyle devam etti:

    “Ailelerle birlikte basın açıklaması yapıp halkımızda paylaştıktan sonra Ahmet Turan Kılıç’ın affının kalkmasını istiyoruz. Bununla ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi‘ne gideceğiz. Yürüyen mevcut davanın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içinde zaman aşımı durduğu için zaman aşımı bittikten sonra da bu davayla ilgili Avrupa İnsan hakları Mahkemesi’ne gitmeyi düşünüyoruz.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

  • PSAKD’nin 15. Olağan Genel Kurulu’nda mücadeleye devam vurgusu-VİDEO

    PSAKD’nin 15. Olağan Genel Kurulu’nda mücadeleye devam vurgusu-VİDEO

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin 15. olağan genel kurulunda içinde bulunulan sürece dikkat çekilerek mücadeleye devam etme vurgusu yapıldı. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin 15. olağan genel kurulu bugün Ankara’da başladı. İki gün sürecek olan kurulda bugün konuşmalar yapılarak raporlar açıklandı.

    “İKTİDAR KANLI BİR SÜREÇ YAŞATTI BİZE”

    Genel kurulda konuşma yapan PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, içinde bulunulan sıkıntılı süreçte birlik olmak gerektiğine vurgu yaptı. Kaplan şunları belirtti: “Bizler birimizin eksikliğini tamamlamak zorundayız. 7 Haziran seçimlerini iyi tahlil edemedik. Karşılıklı anlayışın olduğu bir zemin yakalandı 7 Haziran’da ve başarılı bir sonuç alındı. Mevcut iktidar bunu hazmedemeyerek o günden bu güne kadar kanlı bir süreç yaşattı bize.

    “SOKAK İŞGAL EDİLDİ”

    15 temmuz darbe süreci ile birlikte sokak işgal edildi. Her türlü darbeye karşı olan bir toplumuz. Darbe girişiminden sonra sokağa çıkanlarla aynı tutumun sahibi olamazdık. Çünkü sokağa çıkanlar bizi hedef aldı. Demokrasiyi hedef aldı.

    “ALEVİLERDEN ÖZÜR DİLEYİN DEDİK”

    Arkasından  OHAL ilan edildi. Yapmak istediğimiz birçok etkinliğimizi iptal etmek durumunda kaldık. Devletin ve Sarayın bütün ısrarlarına rağmen davetlerine icabet etmedik. Bizimle görüşmek istiyorsanız önce Alevilerden özür dileyin dedik. Bizi aradılar özür dilemelerinde ısrarlı olduk. Onların kırmızı çizgileri içinde olduğumuzu biliyorduk. Bunu nereden biliyoruz. Gözaltına alınan yöneticilerimizden biliyoruz.

    Dokunulmazlık konusunda da muhalefet partisinin hata yaptığını düşündük ve sitemlerimizi kendilerine ilettik. Şuanda Alevi kurumlarının geldiği nokta iyi bir nokta değil. Bizler zorunlu din dersleri kaldırılsın dediğimizde arkadan dolanıp yeni dini dersler konuluyor. Diyanet işleri kaldırılsın dediğimizde ‘Diyanetten pay istiyoruz’ diyen Alevi kurumları var. Bugün cami-cemevi projesi atıl duruyor.

    “BÜTÜN SORUNLARIMIZI BİR KENARA BIRAKMAK ZORUNDAYIZ”

    Bu genel kuruldan delegasyonun sağduyusuyla çıkacak yönetim kurulu kim olursa olsun Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’ni en iyi şekilde yöneteceğinden hiç kuşkum yok. Ama önümüzde 24 Haziran seçimleri var. Ona hazırlanmamız lazım. 25 Haziran’da biz ne Kürt sorununu tartışabiliriz ne de Türk sorununu. O zamana kadar bütün sorunlarımızı bir kenara bırakmak zorundayız.

    Hiçbir yayın organımız yok. Hepimizin evlere girerek birer medya olmamız gerekiyor ki bu mendeburdan kurtulalım. Yoksa salonlarda bundan kurtulmanın bir yolu yok.

    15 yıldır bu ülkeyi yönetiyorlar. Bu yönetimin travmalarından en büyüğünü Alevi toplumu yaşıyor. Protesto ederek sandığa gitmeyerek sonucun kime yaradığını hepimiz biliyoruz. Hepimiz birer cumhurbaşkanı adayı gibi çalışmalıyız.”

    “YILLARDIR DEMOKRASİ, ÖZGÜRLÜK VE EŞİTLİK KONUSUNDA YOL ALAMIYORUZ”

    Kaplan’ın arkasından söz alan CHP Milletvekili Şenal Saruhan, örgütlü bir mücadelenin hak savunuculuğunda ne kadar önemli olduğunun önemini Pir Sultan Abdal örgütlülüğünden öğrendiğini ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz yıllardır demokrasi, özgürlük, eşitlik konusunda yol alamıyoruz. Bunun nedeninin halk için mücadelede birik konusundaki eksiklikten kaynaklandığını düşünüyoruz. OHAL’de bir seçime gidiyoruz, baskın bir seçimle karşı karşıyayız. Hepimiz biliyoruz ki yeniden yanmamak için, yeniden cezaevlerinde kalmamak için, yeniden çocuklarımızla kol kola girebilmek, cezaevlerine hapsedilmiş milli iradeyi özgür alanlara taşıyabilmek için bu seçim sürecini olağan üstü bir kararlılık ile birlikle yürütmek zorundayız. Söze değil eyleme, eve değil sokağa ama sokaktan da başka evlere girmek durumundayız.”

    “İRADEMİZİN ÇALINMASINA KARŞI İŞ BİRLİĞİ YAPACAĞIZ”

    HDP Eş Sözcüsü Ayhan Bilgen ise eşitliği, özgürlüğü ve demokratik anayasayı şu ana kadar hiç göremediklerini kaydetti. Şuandaki durumun geçmişle kıyaslanamayacak kadar tehlikeli olduğunu belirten Bilgen, “Her türlü hırsızlık gibi ekmeğimiz alın terimiz nasıl çalınıyorsa seçimlerde irademizin çalınmasına karşı iş birliği yapacağımıza demokrasi kaygısı olanlarla birlikte çalışacağımıza dair söz veriyorum partim adına. Farklılıklarımız olabilir ama sizin yıllardır yürüttüğünüz aslında Türkiye’nin bütün kesimlerinin derdinin devası olacak eşit yurttaşlık eksenli söylem birliğinin yararlı olacağını biliyoruz ve partimiz adına taahhütte bulunuyoruz. Milletvekilliği konusunda her türlü iş birliğine ortaklaşmaya açığız. Siyaset biraz da ayak oyunu. Dolayısıyla hangi turda ne kadar iş birliği yapılacak, hangisi kazandırcaksa birlikte tartışacağız.

    Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Muhittin Yıldız da faşizmin kurumsallaştığını ve hukukun, adaletin ayaklar altına alındığını kaydetti.

    “BİR TESLİM OLMA HALİ VAR”

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Tuncer Baş ise ülkede uzayan bir diktatörlükle birlikte bir teslim olma halinin var olduğuna dikkat çekerek buna teslim olmayacaklarını belirtti.

    “BİRLİKTE HAREKET EDERSEK BAŞARILI OLURUZ”

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, siyasal iktidarın barışmamak için ayak direttiğini ifade ederek “Anayasayı değiştirdiler, OHAL ilan ettiler ama yönetemediler. Herkesin bunu görmesi gerekiyor. Yapılacak tek bir şey var demokrasi ve insan haklarından yana olan herkes birlikte hareket ederse başarılı oluruz.” dedi.

    “ORTAK BİR DÜŞÜNCEDE BULUŞMALIYIZ”

    Emek Partisi adına konuşan EMEP Genel Başkan Yardımcısı Şükran Doğan, “Tekçi anlayışın geldiği son noktadayız. Tek bayrak, tek dil, tek dinden sonra tek parti yönetimine geldik. Bize şu görev düşüyor. Bugün ki iktidarı 2019’a bırakmamak için ona göre mücadele etmeliyiz. Eğer barış, özgürlük, eşitlik istiyorsak yan yana gelip ortak bir düşüncede buluşmalıyız” şeklinde ifade etti.

    “EZİLEN KESİMLER BU İKTİDARA BOYUN EĞMEYECEK”

    Ezilenlerin Sosyalist Partisi Genel Başkan Yardımcısı Alp Altınörs de “Alevi toplumu ve ezilen toplumlar bu toplumda direnirse özgürlük türküleri son bulmaz. Alevi hareketini bitirmek istediler. Ancak Alevi toplumu yaptığı miting ve eylemlerle bugün Türkiye’de bir daha var olduğunu gösterdi. 24 Haziran’da yapılacak seçimde de Türkler, Aleviler ve ezilen tüm kesimler bu iktidara boyun eğmeyecektir.” dedi.

    “DÖNEN DÖNSÜN BİZ DÖNMEYECEĞİZ”

    PSAKD’nin önceki genel başkanlarından Kazım Genç, Pir Sultancılar olarak AKP iktidarının zulmüne karşı direneceklerini vurgulayarak “Çünkü biz derisi yüzülen Nesimilerden ve Pir Sultanlardanız. Dönen dönsün biz dönmeyeceğiz. Biz susarsak bizi susturanlar çok olur. Bizi savaşa da götürürler, bizi hapishanelere de götürüler. Ancak hepimiz yan yana durup asıl olan demokrasi dersek başarılı oluruz.” şeklinde konuştu.

    “BİRİKEN BİR MÜCADELE VAR”

    Yine PSAKD’nin önceki genel başkanlarından olan CHP Milletvekili Necati Yılmaz da yaşanılan sürece dikkat çekerek şunları belirtti: “Yaşadığımız sürecin adı konulmuş durumda. Türkiye’de yeni bir devletin temelleri ve faşizmin temelleri kurumsallaşmış durumda. Ancak bunu yapacak durumları da kalmamış. Biriken bir mağduriyet, biriken bir haksızlık var. Ancak bizde de biriken bir mücadele var. Kendimizi inancımızı ve bilincimizi yeniden keşfettik.”

    “DAR MEYDANLARI YAPMAK ZORUNDAYIZ”

    Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı ve Kureyşan Ocağı Piri Hüseyin Güzelgül ise gelinen noktada Türkiye’nin son yüz yılın en karanlık dönemini yaşadığına işaret ederek “Bu tarihi dönemde kuruluşundaki aşk ve azimle, samimiyetle çalışmak üzere Pir Sultan Abdal örgütlülüğüne her zamankinden daha fazla ihtiyaç duymaktayız.” dedi.

    Konuşmaların ardından geçtiğimiz haftalarda tutuklanan PSAKD Genel Başkan Yardımcısı Erol Yeter’in ceza evinden gönderdiği mesaj okundu.

    TV10 EYLEMİNE DESTEK

    Ayrıca basına yönelik baskılara da dikkat çekilen gelen kurulda kapanan Alevi televizyonları TV10 ve Yol TV de unutulmadı. Pir Sultan örgütlülüğünün TV10 çalışanlarının her Cumartesi günü Galatasaray Meydanı’nda sürdürdüğü hak arama mücadelesinin yanında olduğu vurgulandı. (HABER MERKEZİ)

  • ‘İçişleri Bakanı açıkça suç işliyor’

    ‘İçişleri Bakanı açıkça suç işliyor’

    PİRHA-Ankara’da KESK Bağlı Ses Sağlık Emekçiler Sendikası’nda (SES) yapılan ve CHP Ankara Milletvekilleri, Murat Emir, Şenal Sarıhan, Semih ve Nuriye Gülmen’in avukatı,  Semih Özakça’nın annesi Sultan Özakça, eşi  Esra Özakça  katıldığı basın toplantısı gerçekleştirildi. İçişleri Bakanlığı’nın Nuriye Gülmen ile Semih Özakça hakkında, “Bir Terör Örgütünün Bitmeyen Senaryosu – Nuriye Gülmen ve Semih Özakça Gerçeği” ismiyle kitapçık hazırlamasına tepki gösteren siyasetçiler ve avukatlar, “IŞİD hakkında bir broşür hazırlandı mı?” sorusunu yöneltti.

    Kanun Hükmünde Kararnameyle (KHK) ihraç edilen ve 139 gündür açlık grevinde olan Nuriye Gülmen ile Semih Özakça için İçişleri Bakanlığı Araştırma ve Etütler Merkezi tarafından “Bir Terör Örgütünün Bitmeyen Senaryosu – Nuriye Gülmen ve Semih Özakça Gerçeği” başlığını taşıyan bir kitapçık yayınlandı. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Ankara Şube binasında yapılan toplantıda bakanlığa tepki gösterildi. Toplantıya Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Ankara Milletvekili Şenal Sarıhan, Murat Emir, Avukat Engin Gökoğlu ile Semih Özakça’nın eşi Esra ile annesi Sultan Özakça katıldı.

    “IŞİD HAKKINDA BROŞÜR HAZIRLANDI MI?”

    Semih Özakça ve Nuriye Gülmen’in avukatı Halkın Hukuk Bürosu avukatlarından Engin Gökoğlu IŞİD’i kastederek, “Çok kanlı eylemlere sahne olan ve bu eylemeleri gerçekleştiren, terör eylemlerini yapanlar var. İçişleri Bakanı bunlar hakkında böyle bir broşür yapmayı düşünüyorlar mı? Nuriye ile Semih’e dair broşürde ‘bunlar emek kavramlarını kullanıyorlar, bunlar gerçekleri çok farklı gösteriyorlar’ sözleri yer alıyor. Nedir gerçek? Nuriye ile Semih KHK ile mesleklerinden atılmış. Hakları, meslekleri ellerinden alınmış iki kamu çalışanıydı. Ve bu durumu protesto etmek için demokratik taleplerini kullandılar. Buna karşılık hukuksuz bir şekilde tutuklandılar. Biz onların seslerini ve bir fotoğraflarını dahi göremiyoruz. Ve bu yetmiyormuş gibi bir haklarında bir ‘terör örgütü mensubudur’ diye bakanlık açıklama yapıyor. Biz bunu masum görmüyoruz. İçişleri Bakanı açıkça suç işliyor” ifadelerini kullandı.

    “BU KİTAPÇIKTAN SONRA YARGIÇ BAĞIMSIZ KARAR VEREMEZ”

    Şenal Saruhan CHP Ankara Milletvekili de şunları söyledi:

    “Bu suçu İçişleri Bakanlığı işliyor. Ne yaparak işliyor masum insanları lekeleyerek, kesin hüküm olmamasın rağmen anayasanın ve Türk ceza yasasının açık hükümleri ne rağmen onların bir terör örgütü mensubu oldukları ya da terör örgütleri tarafından yönlendirildikleri gibi bir idea ortaya atıyorlar. Ben 12 Mart ve 12 Eylül siyasi davalarını izlemiş bir avukatım bütün bu süreç içerisinde böylesi bir olaya rastlamadım. Devletin beyaz kitaplar yaptığı dönemler oldu. Beyaz kitapların amacı farklı bir şeydi. Şimdi yapılan doğrudan doğruya kendini yargı yerine koymak, yürütmenin yargı yerine geçmesi yargıya açıkça yön verme çalışması ve yargıyı etkilemesi. Bu aşamadan sonra hangi yargıç hangi yargıç bu yayınlanan kitapçıktan sonra bağımsız karar verebilir.”

    “YENİ DEMOKRATİK HAK ARAMA YOLLARINI İŞLETMELİYİZ”

    Murat Emir CHP Ankara Milletvekili de şunları söyledi:

    “15 Temmuz darbe girişimini fırsat bile AKP iktidardı olağan üstü halden kaynaklanan yetkileri ve kaynaklanmayan yetkileri son derece keyfi bir biçimde kullanarak Türkiye’de bütün muhalif kesimleri, susturmak sindirmek ve açlığa mahkûm etmek konusunda bütün hızla devam ediyor.

    Türkiye neredeyse açık hava cezaevinde dönüştürülmüş durumda 100 binler işsizlikle açlıkla ve ölümle tehdit ediliyor. 2 insan işleri geri isteme talebiyle bedenlerini ölüme yatırarak hak arama işine gittiler. Burada yapılması gereken işini kaybeden haksız ve hukuksuz bir şekilde işinden edilen ve tutuklanan Semih ve Nuriye’ye uydurma suçlarla ve sonradan üretilmiş delilerle yargılama yollarını tutuklama yollarını açmak yerine insanlara yeni yollar açmak demokratik hukuk devletini hak aranma yollarını işletmek gerekir.”

    “ÇÖZÜME DAVET EDİYORUZ”

    64 gündür açlık grevinde olan Esra Özakça ise, İçişleri Bakanı’nın Nuriye ve Semih’le beraber kendisini de defalarca farklı şekilde hedef gösterdiğini hatırlatarak, “İçişleri Bakanı Süleyman Soylu şimdi de bir kitapçık çıkardı. Biz sadece anayasanın ona da uygulanması gerektiğini düşünüyoruz. Yaptığı açıkça suç, bu duruma Adalet Bakanlığının müdahale etmesi gerektiğini düşünüyorum. Biz herkesi karalamaya ve çatışmaya değil, çözüme davet ediyoruz” dedi.

    “VİCDANIYLA BAŞ BAŞA BIRAKIYORUM”

    “Ben çocuğumu hırsızlık ve yolsuzluk yaparak değil alın teriyle büyüttüm” diyen anne Sultan Özakça ise, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun karalamalarını kabul etmediğini ve onu vicdanıyla baş başa bıraktığını söyledi.

    Özakça, “Çocuğum hırsız değildi hiçbir şekilde Süleyman Soylu’nun karamalarını kabul etmiyorum. Terörist diye ifade ediyor, çocuğum sadece ekmeği için onuru için mücadele eden bir kişidir. Tutuklamayla sesini keseceğini zannettiler. Süleyman soyluya diyorum ki vicdanı ile baş başa bırakıyorum. Ahirete inanıyorsa  ahrette  bunun nasıl hesabını verecek kendisine soruyorum sadece” diyerek sözlerini tamamladı. (HABER MERKEZİ)