Etiket: SENDİKA

  • Emeklilerden net talep: Sadaka değil, 20 bin TL seyyanen zam istiyoruz! – VİDEO

    Emeklilerden net talep: Sadaka değil, 20 bin TL seyyanen zam istiyoruz! – VİDEO

    PİRHA – Tüm Emeklilerin Sendikası (Tüm Emekli-Sen) 2017, “Emekliye bayram değil, yoksulluk dayatılıyor” diyerek alanlara çıktı. İskenderun ve Antep’te yapılan açıklamada, emeklilerin açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm edildiğini vurgulandı.

    Tüm Emeklilerin Sendikası, Türkiye genelinde eş zamanlı olarak meydanlara inerek hükümete seslendi. Antep’te gerçekleştirilen eylemde, 12 Nisan’da yapılan mitinglerin ardından mücadelenin kararlılıkla süreceği mesajı verildi.

    “BU ÜLKENİN GERÇEK SAHİPLERİ MİLYONLARDIR”

    Basın metnini okuyan Kıyan Akçadağ, meydanlarda yükselen sesin ortak bir itiraz olduğunu belirterek, “Emekliler olarak bir kez daha göstermiş bulunuyoruz ki; bu ülkenin gerçek sahipleri, yıllarca üreten, çalışan ve alın teri döken milyonlardır. Bugün milyonlarca emekli açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşamaya mahkûm edilmiştir. Emekli aylıkları eridikçe erimiş, temel yaşam giderleri karşılanamaz hale gelmiştir. Elektrik, doğalgaz, kira, ulaşım ve gıda fiyatları karşısında emekliler nefes alamaz durumdadır” dedi.

    “20 BİN TL SEYYANEN ZAM DERHAL YAPILMALIDIR”

    Yüzdelik zamların düşük maaşları daha da kalıcı hale getirdiğini ifade eden Akçadağ, acil taleplerini şu sözlerle dile getirdi:

    “Bugün yapılması gereken açıktır: Her emekli aylığına, hiçbir ayrım yapılmaksızın derhal 20.000 TL seyyanen zam yapılmalıdır. Seyyanen zam; maaşı düşük olan emeklilerin nefes alabilmesi için zorunludur. Bu talep yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda insani ve toplumsal bir taleptir.”

    “BAYRAM İKRAMİYESİ GERÇEKLİĞİ GİZLEYEMEMEKTEDİR”

    Verilen bayram ikramiyelerinin alım gücünü kaybettiğini belirten Akçadağ, “Bayram ikramiyesi adı altında verilen 4.000 TL ise emeklilerin yaşadığı gerçekliği gizleyememektedir. Verilen bayram ikramiyesi bugün bir haftalık pazar parası bile değildir. 2018 yılında seçim sürecinde 1.000 TL olarak başlatılan bayram ikramiyesi, o günün ekonomik koşullarında emekliler açısından kısmen de olsa nefes aldıran bir ödeme niteliğindeydi. Bugün ise 4.000 TL’ye çıkarılmış görünse de, asgari ücret karşısında ciddi biçimde erimiş durumdadır. Eğer aynı oran korunsaydı bugün bayram ikramiyesinin en az 17.500 TL olması gerekirdi” ifadelerini kullandı.

    “SADAKA DEĞİL, HAKKIMIZI İSTİYORUZ”

    Kaynakların sermayeye aktarıldığını söyleyen Akçadağ, konuşmasını şöyle noktaladı:

    “Emeklilere kaynak yok denilirken; sermayeye vergi afları çıkarılmakta, şirket borçları silinmekte, kamu kaynakları bir avuç ayrıcalıklı çevreye aktarılmaktadır. Bu adaletsizliği kabul etmiyoruz. Bizler sadaka değil, hakkımızı istiyoruz. Çünkü bu ülkenin bütün değerlerini bizler ürettik. Fabrikalarda, tarlalarda, okullarda, hastanelerde, atölyelerde, kamu kurumlarında yıllarımızı verdik. Bugün bize reva görülen sefalet düzenini kabul etmiyoruz.”

    İSKENDERUN’DA EMEKLİLER SOKAKTA

    Şehit Pamir Caddesi’nde bulunan, Havuzlu Çarşı’da yapılan açıklamayı okuyan Tüm Emekliler Sendikası-2017 İskenderun Temsilcisi Medine Yayman, seyyanen zam istediklerini belirterek, “Maaşı düşük olan emeklilerin nefes alabilmesi için zorunludur. Bu talep yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda insani ve toplumsal bir taleptir” dedi.

    Cevahir FINDIK/ANTEP-İSKENDERUN

  • İzmir’de on binlerin 1 Mayıs mesajı: İnsanca yaşam ve barış içerisinde bir ülke istiyoruz-VİDEO

    İzmir’de on binlerin 1 Mayıs mesajı: İnsanca yaşam ve barış içerisinde bir ülke istiyoruz-VİDEO

    PİRHA- İzmir Gündoğdu Meydanı’nda on binlerce kişinin katıldığı 1 Mayıs mitinginde barış sloganları yükselirken, “İnsanca ve hakça yaşam sürdüğü bir düzen kurulana dek mücadelemizden taviz vermeyeceğiz” mesajı verildi.

    İzmir 1 Mayıs Tertip Komitesi tarafından organize edilen 1 Mayıs Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü Konak Gündoğdu Meydanı’nda yapılan miting ile kutlandı.

    Sendika, siyasi parti, ekoloji örgütleri ve sivil toplum örgütleri, Cumhuriyet Meydanı, Alsancak Liman, Konak ve Basmane Meydanı olmak üzere 3 kolda toplanarak Gündoğdu Meydanı’na yürüdü.

    Yürüyüş sırasında “Söyleyecek sözümüz, değiştirecek gücümüz var”, “Kurtuluş sosyalist mücadelede”, “Sınıf mücadelesi olmadan çevrecilik, bahçeciliktir”, “Kutsal aileniz sizin olsun. Feminist isyan ve dayanışma bizim” ve “Sosyalizmde ısrar kadın emeğinin özgürlüğünde ısrardır” pankartları açılırken, sık sık “AKP’ye kul sermayeye köle olmayacağız”, “Faşizme karşı omuz omuza”, “Üreten biziz yöneten de biz olacağız”, “Her yer Taksim her yer direniş” ve “Birleşe birleşe kazanacağız” sloganları atıldı. Mitinge Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi milletvekilleri Burcugül Çubuk ve İbrahim Akın, CHP Milletvekili Ali Mahir Başarır’ın yanı sıra on binlerce yurttaş katıldı.

    Açılış konuşmasını yapan Türk-İş Ege Bölge Temsilcisi Hayrettin Çakmak, “İnsan onurlarına yakışır çalışma koşulları ve sendikal haklar istiyoruz. Barış içinde büyüyen bir ülke istiyoruz. İşçilerin, işsizlerin, yoksulların, kadınların, gençlerin, öğrencilerin 1 Mayıs’ı kutlu olsun” ifadelerini kullandı.

    “AÇLIK SINIRININ ALTINDA YAŞAMAYA ZORLANIYORUZ”

    Tertip Komitesi adına konuşan DİSK Ege Bölge Temsilcisi Memiş Sarı ise 1 Mayıs’ın yüz yıllar boyunca süren mücadelelerin simgesi olduğunu vurguladı. Alın terinin değer gördüğü, emeğin sömürülmediği bir düzen inşa etmek için alanlarda olduklarını kaydeden Sarı, “Bugün ülkenin içinde bulunduğu durum gün gibi ortadadır. İşçiler ve memurlar, TÜİK’in yalancı verileri ve enflasyon sarmalı yüzünden açlık sınırının altında yaşamaya zorlanmaktadırlar. Milyonlarca emekçinin Toplu İş Sözleşmesi’yle almış olduğu zamlar dahi yalnızca birkaç ayda buharlaşmış durumda. Emekliler insanlık dışı yaşam koşullarıyla karşı karşıya bırakılmıştır. Köylüler girdi maliyetlerindeki fahiş yükseliş nedeniyle ürettikçe borç batağına sürüklenmiş, hayvancılık yok olma noktasına gelmiştir” dedi.

    “İNSANCA VE HAKÇA YAŞAM DÜZENİ”

    Tüm olumsuzluklara karşın emekçiler ve gençlerin zulme karşı direndiğini kaydeden Sarı, mücadelenin korkuttuğunu ve nihayetinde emekçilerin kazanacağını vurguladı. Ötekileştiren tüm kesimlerle birlikte kazanacaklarını kaydeden Sarı, “Biz fabrikaların bacasını tüttüren, kentleri güzelleştiren, insanları birbirine kavuşturan, doğumdan ölüme yaşamın her anında var olan, yani yaşamı ilmek ilmek işleyen işçileriz. Ve biz yaşasın emek, yaşasın eşitlik, yaşasın kardeşlik, yaşasın özgürlük diyerek ekmeğine dört elle sarılanlarız. Tüm yasaklamalara rağmen son bir yılda 123 işyerinde greve çıkanlarız. Kemalpaşa’da Lezita, Temel Conta, Gaziemir’de Digel Tekstil, Urfa’da tekstil, Çatalca’da Polonez, Çorum’da maden işçileriyiz. Biz, kentleri ellerinde yaşatan belediye işçileriyiz. Ve biz, emek sömürüsü üzerine şekillendirilen bu düzenin yerine, emeğin gerçek karşılığını bulduğunu, sendikal örgütlenmenin serbest bırakıldığı, tüm emekçilerin insanca ve hakça yaşam sürdüğü bir düzen kurulana dek mücadelemizden taviz vermeyeceğiz” diye belirtti.

    “BİRLİK OLMANIN ZAMANI”

    Sarı faşizme, oligarşiye, irticaya, emek sömürüsüne karşı bir olmanın, direnmenin zamanı olduğunu belirterek, “Şimdi dişlerimizi kenetleyerek, yumruğumuzu sıkarak, dizlerimize güç vererek; emeğimizi, demokrasiyi, barışı, adaleti, laik ve sosyal hukuk düzeni savunmak için buradayız, alanlardayız ve biz kazanacağız. Bu itibarla, emeğin simgesi tüm işçilerin; özgürlüğü, yaşamı ve hukukun üstünlüğünü savunan tüm hukukçuların; sağlıkta şiddete hayır, sağlıkta ticarileşmeye hayır diyen tüm sağlık emekçilerinin ve barış, kardeşlik, beraberlik, demokrasi, laiklik temelinde omuz omuza olduğumuz tüm kamu emekçilerinin ve emek mücadelesinden emekli olunmaz diyen tüm emeklilerimizin bayramı kutlu olsun” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından miting, İlkay Akkaya konseri ile sona erdi.

    PİRHA/İZMİR

  • 1 Mayıs öncesi İzmir’de ev baskınları: Çok sayıda kişi gözaltında

    1 Mayıs öncesi İzmir’de ev baskınları: Çok sayıda kişi gözaltında

    PİRHA- 1 Mayıs öncesi İzmir’de sabah saatlerinde birçok ev baskın düzenlendi. Aralarında üniversite öğrencileri, sendikacılar, SOL Parti, EMEP ve TİP üyelerinin de olduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı.

    1 Mayıs öncesi yapılan ev baskınları ve gözaltılar İzmir’de de sıçradı.

    1 Mayıs’a bir gün kala İzmir’de sabah saatlerinde pek çok yere baskın düzenlendi.

    Aralarında üniversite öğrencileri, sendikacılar, EMEP, SOL Parti ve TİP üyelerinin de olduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı.

    Gözaltına alınanlar arasında Eğitim Sen İzmir 5 No’lu Şube Başkanı Savaş Candemir ve eşi Gülsen Candemir de yer alıyor. Candemir, gözaltı haberini kişisel X hesabından yaptığı paylaşımla duyurdu.

    Ayrıca KESK’e bağlı Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası (BTS) üyesi Necat Sezginer’in de gözaltına alındığı öğrenildi.

    Gözaltıların gerekçesine ilişkin resmi bir açıklama henüz yapılmadı.

    PİRHA/İZMİR

  • BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen tutuklandı

    BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen tutuklandı

    PİRHA-Antep Başpınar OSB’de 3 binden fazla işçinin katıldığı direniş nedeniyle iki kez gözaltına alınan BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen, “çalışma hürriyetin ihlali” ve “suç işlemeye tahrik” iddiasıyla tutuklandı. 

    Antep’teki Başpınar Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB) 8 fabrikada 3 binden fazla işçinin düşük maaş ve kötü çalışma koşulları nedeniyle başlattığı eylem sürerken 16 Ocak gözaltına alınan Birleşik Tekstil Dokuma ve Deri İşçileri Sendikası (BİRTEK SEN) Genel Başkanı Mehmet Türkmen, “çalışma hürriyetin ihlali” ve “suç işlemeye tahrik” iddiasıyla tutuklandı.

    Sendika binasında gözaltına alınan Türkmen, savcılık ifadesi alınmadan tutuklanma talebiyle Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi. Duruşmayı izlemek isteyen Antep Barosu Başkanı Bülent Duran ve birçok avukat, hakimlik kararı ile duruşma salonuna alınmadı. Karara tepki gösteren Bülent Duran, kararın talimatla alındığını belirterek, tutuklanma kararının önceden alındığını belirtti.

    Hakimlik sorgusunda Türkmen’e Başpınar’da düşük ücret dayatmasına karşı başlatılan eylemlere dair yaptığı sosyal medya paylaşımları soruldu. Türkmen, “çalışma hürriyetin ihlali” ve “suç işlemeye tahrik” iddiasıyla tutuklanarak cezaevine gönderildi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • DİSK’ten açıklama: Öz Sağlık-İş’e toplu sözleşme yetkisi verilmesini kabul etmiyoruz

    DİSK’ten açıklama: Öz Sağlık-İş’e toplu sözleşme yetkisi verilmesini kabul etmiyoruz

    PİRHA-DİSK,TİS hakkı gasp edilmeye çalışılan Dev- Sağlık İş için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde açıklama yaptı. DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, “‘Akdeniz Üniversitesi Hastanesinde yetki sürecini bekleteceğiz’ diyen bakanlık daha az üyesi olan Öz Sağlık-İş’e toplu sözleşme yetkisi veriyor. Bunu asla kabul etmiyoruz. Bugün başlatacağımız oturma eylemi sadece toplu iş sözleşmesi hakkımızın tanınması değildir. Bu oturma eylemi bir demokrasi ve adalet nöbetidir” diye konuştu. 

    DİSK/Dev- Sağlık İş, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından açıklanan sendika üye sayılarında, yüzde 0,01 oranla baraj altı bırakılmasına ilişkin bakanlık önünde açıklama yaptı.

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde yapılan açıklamada konuşan DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, “Bilindiği üzere sendikamız Temmuz 2024 İstatistiklerine belli konularda itiraz etmiş ve bu itirazını yargıya da taşımıştır. Ankara 4. İş Mahkemesi’ne istatistiklere itiraz davamız, Anayasa Mahkemesi’ne ‘hak ihlali gerekçesiyle bireysel başvurumuz devam etmektedir. 10 bin sağlık ve sosyal hizmet işçisi olarak toplu sözleşme hakkımız elimizden alınmaya çalışılmaktadır. 24 Temmuz 2024 tarihinde yayımlanan Resmi Gazetede sendikamızın işkolu barajı 0,99, sendikamızın üye sayısı 7 bin 400, işkolunda çalışan işçi sayısı ise daha önce istatistiklerde görülmeyen 4B’li memurlar ve üniversite hastanelerinde çalışan İntern hekimlerle 750 bin 259 olarak açıklanmıştır” diye konuştu.

    Bakanlık tarafından Temmuz-2024 istatistiklerinde sendikaya ait olduğu belirtilerek yayımlanan üye sayısı arasında farklılık bulunduğunu belirten Çerkezoğlu, “Sendikamızın kurulu bulunduğu işkolundaki toplam işçi sayısının tespitinde, aslında toplam sayıya dahil edilmemesi gereken ve “4B”li olarak anılan çalışanların, üniversite hastanelerindeki intern hekimlerin, ek ders karşılığı çalışanların, sağlık işkolunda olmayan çalışanların bu toplam sayıya dahil edildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle işkolumuzdaki işçi sayısı açısından tutarlı olamayacak düzeyde bir artış meydana gelmiş ve bu sayı 750.259 olarak gerçeğinden çok daha yüksek olacak şekilde tespit edilmiştir. 3. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2023/6584 Esas, 2023/9234 Karar ve 15/06/2023 tarih sayılı kararında da belirtilmiş olan “Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından istatistiklerin Resmi Gazete ‘de yayımlandığı günden bir önceki gün itibarıyla gerçekleşen veriler dikkate alınmalı ve bu doğrultuda işçi ve sendika üye sayıları belirlenmelidir” şeklindeki yaklaşımı esas alınmamıştır. Sendikamızın üye sayısına ilişkin tespit yapılırken 23 Temmuz 2024 tarihinin dikkate alınması gerekmekteyken daha erken bir tarih baz alınmıştır” dedi.

    DİSK’E BARAJ ALTI, ÖZ-SAĞLIK İŞ’E SÖZLEŞME YETKİSİ

    Çalışma Genel Müdürlüğü ile yapılan görüşmelerde bu hataların sadece mahkeme yoluyla düzeltilebileceği bilgisinin verildiğini söyleyen Çerkezoğlu, “24 Temmuz 2024 tarihinde Resmi Gazete ‘de yayımlanan “6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Kanunu Gereğince İşkollarındaki İşçi Sayıları ve Sendikaların Üye Sayılarına İlişkin 2024 Temmuz Ayı İstatistikleri Hakkında Tebliğ” idare hukuku gereğince bu tebliği yayınlayan makam tarafından düzeltilebilir önerimize de kapıyı kapatıp, mahkeme yolunu gösteren Çalışma Genel Müdürlüğü mahkemeyi yanıltmaya, en iyi niyetle mahkeme sürecini uzatmaya çalışmaktadır. İstatistiklerin iptali için açtığımız davanın görüldüğü Ankara 4. İş Mahkemesi Çalışma Bakanlığı’ndan sendikamızın üye listesini, işkolunda çalışanların listesini isterken Çalışma Genel Müdürlüğü Temmuz 2024 İstatistiklerini göndererek niyetini göstermiştir” diye konuştu.

    Çerkezoğlu, sendika ve toplu iş sözleşmesi haklarına sahip çıkacaklarına dikkat çekerek:

    “Süreç devam etmesine rağmen Akdeniz Üniversitesi Hastanesinde yetki sürecini bekleteceğiz diyen bakanlık daha az üyesi olan Öz Sağlık-İş’e toplu sözleşme yetkisi veriyor. Bunu asla kabul etmiyoruz. Yaşadığımız bu hukuksuzluk tek başına sendikamızın baraj altında bırakılmaya çalışılması değildir. Sağlık işçileri adına sembolik olarak burada sandalyemi koyacağım. Bugün başlatacağımız oturma eylemi sadece toplu iş sözleşmesi hakkımızın tanınması değildir. Bu oturma eylemi bir demokrasi ve adalet nöbetidir. Sendikamıza üye olan binlerce işçinin adalet arayışıdır. Sendika ve toplu iş sözleşmesi hakkımıza sahip çıkmaya devam edeceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • TEZ-KOOP-İŞ’ten Mimarlar Odası’na tepki: Çalışanlarını yoksulluğa mahkum etti-VİDEO

    TEZ-KOOP-İŞ’ten Mimarlar Odası’na tepki: Çalışanlarını yoksulluğa mahkum etti-VİDEO

    PİRHA-TEZ-KOOP-İŞ Sendikası 1 No’lu Şubesi, TMMOB Mimarlar Odası’nda çalışan üyelerinin sendikal hak ve özgürlüklerinin sistematik olarak ihlal edildiğini belirterek, Mimarlar Odası Genel Merkezi önünde bir basın açıklaması yaptı. TEZ-KOOP-İŞ Ankara 1 No’lu Şube Başkanı Mustafa Kirman, Mimarlar Odası’nın sendika faaliyetlerine karşı bir tutumda olduğunu söyledi. 

    Türkiye Ticaret Kooperatif, Eğitim, Büro ve Güzel Sanatlar İşçileri Sendikası (TEZ-KOOP-İŞ), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Mimarlar Odası’nın, üyelerinin haklarını sistematik olarak ihlal ettiğini söyleyerek basın açıklaması yaptı.

    TMMOB Mimarlar Odası Genel Merkezi önünde yapılan açıklamada, “Mimarlar Odası Yönetimi emek ve sendika karşıtı uygulamalarına derhal son vermelidir” denildi.

    Basın açıklamasını Şube Başkanı Mustafa Kırman ve işyeri temsilcisi Ferhan Temiz okudu.

    “MİMARLAR ODASI, SENDİKA SEÇME HAKKIMIZA MÜDAHALE ETMEYE ÇALIŞMIŞTIR”

    İşyeri temsilcisi Ferhan Temiz, “Ne acıdır ki, geçmişten bu yana adalet için mücadele etmiş bir geleneğin temsilcisi olduğunu iddia eden Mimarlar Odası’nda yine sendikal haklarımıza yönelik baltalama sürecini anlatmak üzere karşınızdayız” dedi.

    Temiz, şöyle devam etti:

    “Mimarlar Odası, 48. Dönem Merkez Yönetim Kurulu, göreve geldiğinden bu yana biz çalışanların örgütlü olduğu Tez-Koop-İş Sendikasını taraf olarak kabul etmemiş, toplu sözleşme süreçlerinde sendikayı bertaraf etmeye çalışmıştır. Merkez Yönetim Kurulu’nun sendikanın yetkisine olan itirazı Mimarlar Odası’nın bugüne kadar savunduğu ilkeler ve duruşuyla örtüşmemektedir. Bu eylem, bu girişim odanın bugüne kadar savunduğu etik değerleri yerle bir etmiştir. Emekten, insan hakları ve değerlerinden, hukukun üstünlüğünden dem vuran bir örgüt kendi çatısı altında çalışan emekçilerin örgütlenmesini her fırsatta baltalamaya, örgütlenmeyi elinden geldiğince dağıtmaya çalışmaktadır.
    Öte yandan sendikal sürecimizi engellemeler bunlarla sınırlı kalmamıştır. İşveren Mimarlar Odası, sendika seçme özgürlüğümüze de müdahale etmeye çalışarak, sendikal süreci engelleme girişimlerine yeni bahaneler de üretmeye çalışmıştır. Bizim hangi sendikaya üye olduğumuz kimseyi ilgilendirmez. Sendikamız Türkiye çapında üçüncü, Türk-İş e bağlı sendikalar içerisinde ikinci, kendi iş kolunda faaliyet sürdüren sendikalar içerisinde de 130 bine yakın üyesiyle birinci büyüklükte bir sendikadır”

    “SENDİKAL MÜCADELEYİ BÜYÜTECEĞİZ”

    Temiz, mücadeleye devam edeceklerini belirterek, “Bilinmelidir ki şimdiye kadar örgütlülüğümüze yapılan her türlü saldırının karşında nasıl durduysak bundan sonra da durmaya devam edeceğiz. Bundan sonra işyerlerimizde daha çok sendika üyeliği faaliyeti yürütmeye devam edeceğiz. Tüm çalışan arkadaşlarımızı da sendikalı yapana kadar durmayacağız, sendikal mücadeleyi büyüteceğiz” diye konuştu.

    “ODA, ÇALIŞANLARINI YOKSULUĞA MAHKUM ETMİŞTİR”

    TEZ-KOOP-İŞ Ankara 1 No’lu Şube Başkanı Mustafa Kirman da, TMMOB Mimarlar Odası’nın sendika faaliyetlerine karşı bir tutumda olduğunu belirterek şunları söyledi:

    “Sendikamız, uzun yıllardır emeğin hakları için mücadelesini sürdürmektedir. Bu mücadele, gerektiğinde masada müzakere gerektiğinde ise gren halini almıştır. Ancak hangi araçları kullanırsa kullansın işçiden, emekçiden, emekten, yaşamdan yana tavır almıştır.

    Bugün geldiğimiz noktada Mimarlar Odası’nın uzlaşmaz tavrı, dayanışma anlayışını baltalayan tutumu adeta emek ve sendika karşıtlığı halini almış; bu kapsamda durumun basın ve kamuoyu tarafından da bilinmesi gerekliliği doğmuştur.

    Mimarlar Odası’nın başlıca amaçlarından birisi meslek onurunu ve üye haklarını korumakken, kendi bünyesinde bu amaca hizmet etmek için çalışan işçilerin hakları Oda Yönetimi Kurulu tarafından tanınmamaktadır. Odada sendikalı olmanın anlamı yok sayılmıştır, ek protokol çağrıları yanıtsız bırakılmıştır. Üyelerimizin alım gücünde yaşamsal düşüşler meydana gelmiştir. Mimarlar Odası Yönetim Kurulu, yüzde 5 ila 10 arasında değişen oranlarda yaptığı sözde zamlarla kendi çalışanlarını yoksulluğa mahkum etmiştir.”

    “TALEPLERİMİZ İŞÇİ SINIFININ ORTAK TALEPLERİDİR”

    Şube Başkanı Kirman, tüm emek ve meslek örgütleri çalışanlarını birlikte mücadele etmeye çağırarak, “Mimarlar Odası’nda fiilen yaşamakta olduğumuz saldırılara karşı birlikte mücadele etmezsek, benzer tutumların başka işyerlerinde yaşanması kaçınılmazdır. Taleplerimiz, işçi sınıfının ortak talepleridir. Taleplerimizi birlikte haykırmak sorumluluk haline gelmiştir. Yaşanan hak gasplarına karşı adım dahi geri atmayacak; sendikal haklarımızı teslim etmeyeceğiz” diye ekledi.

    Açıklama alkışlar ve sloganlar ile sona erdi.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Mersin’de emeklilerden dava öncesi açıklama: Sadakanızı kabul etmiyoruz-VİDEO

    Mersin’de emeklilerden dava öncesi açıklama: Sadakanızı kabul etmiyoruz-VİDEO

    PİRHA- Tüm Emeklilerin Sendikası 2017, yarın görülecek kapatma davası öncesi açıklama yaptı. Erdoğan tarafından açıklanan 5000 TL’nin emekliye sadaka vermek olduğunu ifade eden emekliler, “Hem adaletsizdir, hem de emeklilerin yoksulluğuna çare olması mümkün değildir. Bu pervasız uygulama emeklilerin yeterince örgütlenememiş olmasınında bir sonucudur” diyerek, emeklileri örgütlenmeye çağırdı.

    Tüm Emeklilerin Sendikası 2017 Mersin Şubesi, sendikalarının yarın görülecek kapatma davasına ilişkin açıklama yaptı. Özgür Çocuk Parkı’nda yapılan açıklamaya demokratik kitle örgütü ve sendika temsilcilerinin yanı sıra Tüm Emeklilerin Sendikası 2021 Mersin Şubesi de destek verdi.

    Açıklamada, “Sendikal haklarımız engellenemez, sendika haktır kapatılmaz ve kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya da hiçbirimiz” sloganları atılırken, İsrail’in Filistin’e dönük saldırılarına tepki gösterilerek, “Filistin halkının yanındayız” denildi.

    “ÖRGÜTLENME HAKKIMIZ ENGELLENEMEZ”

    Açıklamayı Tüm Emeklilerin Sendikası 2017 Mersin Şubesi adına Basın Yayın Sekreteri Kadir Yüksel okudu. Yüksel, emeklilerin örgütlenme hakkının engellenmeye çalışıldığına dikkat çekerek, “Emekli ve yaşlı vatandaşlarımızın mağdur olmamaları ve ülkemizin demokratikleşmesi için mücadele ettik. Emekli vatandaşlarımızın açlığa mahkum edilmesine karşı çıktık. Hak ve hukukun tesisini istedik. Yokluğa, yoksulluğa karşı çıktık. Emeklilerimizin sosyo-kültürel aktivitelere katılmalarının sağlanmasını istedik. Gerentoloji hizmetlerinden yararlanmasını istedik. Bil cümle emekli vatandaşlarımıza kaliteli yaşlanmanın sağlanmasını istedik” dedi.

    “EMEKLİLERLE OYNAMAYIN!

    Erdoğan’ın emeklilerin bir bölümüne, çalışan emeklileri dışında tutarak, Kasım ayı içinde  bir defaya mahsus olarak  5000 lira vereceğini açıklamasına tepki gösteren Yüksel, “Hem adaletsizdir, hem de emeklilerin yoksulluğuna çare olması mümkün değildir. Bu pervasız uygulama emeklilerin yeterince örgütlenememiş olmasının da bir sonucudur. Oysa yeterince örgütlü emekli topluluğu olsaydık, emeklilerin bu şekilde onuruyla oynanılamazdı. Bir tür sadaka verilmeye kalkılamazdı. İktidarı bir kez daha uyarıyoruz! Emeklilerle oynamayın. Seçimlere endekslenmiş sadakalarla emeklileri yönetememe bedbahlığından vazgeçin” şeklinde konuştu.

    “ASLA VAZGEÇMEYECEĞİZ

    Yarın görülecek duruşma öncesi yargıçlara seslenen Yüksel, Anayasa’nın 90’ıncı maddesine uyma çağrısında bulunarak, şunları ifade etti:

    “Bizi kapatmak anayasaya aykırıdır. Kapatırsanız itirazlarımızı yapacağız. İtirazlarımız, iç hukukta karşılık bulmazsa, Anayasa Mahkemesi’ne, o da olmazsa AHİM’e kadar gideceğiz. Yine olmazsa sendikamızı yeniden kuracağız. Biliyoruz ki; vazgeçildiğinde kaybedilir. Biz asla vazgeçmeyeceğiz. Her şeye rağmen Ankara’da hakimler var demek istiyoruz. 17 Ekim’de yargının sendikamız lehine karar vererek kapatma davasını red etmesini bekliyoruz” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/MERSİN

     

  • BES Dersim Genel Kurulu yapıldı: Emek, barış ve demokrasiden asla vazgeçmeyeceğiz-VİDEO

    BES Dersim Genel Kurulu yapıldı: Emek, barış ve demokrasiden asla vazgeçmeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA- Büro Emekçileri Sendikası (BES) Dersim Şubesi, 10. Olağan Genel Kurulu yapıldı. Açılışta bir konuşma yapan BES Dersim Şube Başkanı Sinan Ulu, “Onurlu bir gelecek mücadelesi yürüten BES ve KESK’e bağlı sendikalar; emek, barış, demokrasi, özgürlük ve eşitlik demekten asla vazgeçmeyecek” dedi.

    Büro Emekçileri Sendikası (BES) Dersim Şubesi, 10. Olağan Genel Kurulu yapıldı. Açılış ve saygı duruşuyla başlayan programda, önce divan seçimi yapıldı. İHD Dersim Şubesi Eş Genel Başkanı Gürbüz Solmaz’ın divan başkanlığında yapılan genel kurula ilgi büyüktü.

    Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu ve Dersim Belediye Başkanı Mehmet Fatih Maçoğlu’nun şehir dışında bulunmalarından dolayı mesajla katıldığı BES Dersim Şubesi 10. Olağan Genel Kurulu’na, Tunceli Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hasan Hüseyin Coşkun ile başkan yardımcısı Sönmez Aydın, DİSK Genel-İş Dersim Şube Başkanı Çetin Yolluk, Eğitim Sen Dersim Şube Başkanı Hüseyin Kasun, Yeşil Sol Parti Dersim İl Eş Başkanı Özcan Gürtaş, HDP İl Eş Başkanı Nazlı Çelik Öz, Yeşil Sol Parti Dersim İl Eş Sözcüsü Eylem Yamaç, EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin ile birçok sendikacı, siyasetçi ve sivil toplum örgütü temsilcisi katıldı.

    “EMEK, DEMOKRASİ DEMEKTEN ASLA VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Açılışta bir konuşma yapan ve sendikal sorunlarından bahseden BES Dersim Şube Başkanı Sinan Ulu, “Açlık, yoksulluk, sefalet, güvencesiz çalıştırılma koşullarında, kamusal hizmetlerin özelleştirme politikalarıyla tasfiye edilmesi karşısında, onurlu bir gelecek mücadelesi yürüten BES ve KESK’e bağlı sendikalar; emek, barış, demokrasi, özgürlük ve eşitlik demekten asla vazgeçmeyecek” dedi.

    Yeşil Sol Parti Dersim İl Eş Başkanı Özcan Gürtaş ve EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin de birer konuşma yaptılar.

    Konuşmaların ardından yönetim, denetim ve disiplin kurulları faaliyet raporlarının ve mali raporların görüşüldüğü genel kurulun öğleden sonraki oturumunda, yönetim, denetim ve disiplin kurullarının yeni asil ve yedek üyelerinin seçini yapıldı.

    BES Dersim Şubesi’nin yeni yönetim kurulu üyeleri şu isimlerden oluşuyor: Sinan Ulu, Murat Biroğlu, İlker Özbilen, Elif Yıldız, Umut Karabulut, Kazım Hazar, Erol Yıldız. Yönetim kurulu daha sonra toplantı yaparak kendi aralarında görev dağılımı yapacak.

    PİRHA/DERSİM

     

  • Özel sektör öğretmenleri, hakları için 1 Ekim’de Meclis önüne gidiyor- VİDEO

    Özel sektör öğretmenleri, hakları için 1 Ekim’de Meclis önüne gidiyor- VİDEO

    PİRHA- Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, 1 Ekim’de Ankara’da Meclis önünde gasp edilen hakları için eylem yapacak. Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Basın Sekreteri Umut Erkurt, “Özel sektör eğitim emekçisi bizzat Eğitim Bakanlığı tarafından soluksuz bırakılmak isteniyor. Yüz binlerce eğitim emekçisi özel öğretim kurumu sahiplerinin ücretli köleleri haline getirilmiştir” dedi. Erkurt, tüm özel sektör öğretmenlerini Meclis önüne çağırdı. 

    Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, taban maaş hakkı için 1 Ekim’de saat 13.00’te Meclis önünde buluşacak.

    Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Basın Sekreteri Umut Erkurt, konuya ilişkin PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    Erkurt, “Özel öğretim kurumlarında çalışan eğitim emekçileri asgari ücrete hatta birçok kurumda asgari ücretinde altında bir ücrete mahkum edilmek isteniyor. Bu mahkum etme çabası yalnız ücretlerle sınırlı kalmıyor. Kendimizi asla geçindiremeyeceğimiz ücretlerle kamudaki dengi meslektaşlarımızın iki üç katı derse giriyor. Bu da yetmez gibi ücret karşılığı olmaksızın zorla yazılan etüt ve özel dersleri yapıyor, haftada iki, kimi zaman üç kez nöbet tutmak zorunda bırakılıyoruz. 12 aylık belirli süreli iş sözleşmeleri bizi mevsimlik işçi statüsüne sokuyor. Dahası yasal olan bu sözleşmeler de çiğnenip 10 aylık sözleşmelerin dayatılması bizi ülkedeki güvencesiz işçiler arasına sokuyor” dedi.

    “EMEĞİMİZ PATRONLARIN İNSAFINA TERK EDİLİYOR”

    “Özel sektör eğitim emekçisi bizzat Eğitim Bakanlığı tarafından soluksuz bırakılmak isteniyor” diyen Erkurt açıklamasının devamında şunları söyledi:

    “Boğazımıza yapışan ve bizi iliğimize kadar sömürmek isteyen sermayenin türlü hukuksuzluklarına karşı en sorumlu kurum olarak kılı kıpırdamasını bir yana bırakın bu kurumu temsil eden bakanın, çıktığı her yerde patronu sahipleneci tavrı dolayısıyla özel sektör eğitim emekçileri bu fiziksel, maddi sıkıntıların yanında psikolojik travmalarla boğuşup, derin düş kırıklılıkları yaşıyor. Milli Eğitim Bakanlığı tabelasında ‘MEB’ yazan tüm kurumların bakanlığıdır ve bunların tamamından bir fiil sorumludur. Oysa bugün emeğimiz doğrudan doğruya patronların insafına terk ediliyor.

    “YÜZ BİNLERCE ÖĞRETMEN, ÜCRETLİ KÖLELER HALİNE GETİRİLDİ”

    2014’te elimizden çalınan taban maaş hakkımızı istiyoruz. Bu hak 5580 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’n 9. Maddesi 2. Fıkrası’nda var olan bir hükümdü, patronların isteği ile bir gecede elimizden çalındı. Bunun sonucu olarak bugün ataması yapılmayan yüz binlerce eğitim emekçisi tabanda yığılarak özel öğretim kurumu sahiplerinin ücretli köleleri haline getirilmiştir. Kolejlerde, kurslarda, rehabilitasyon merkezlerinde, kreşlerde, vakıf üniversitelerinde çalışan bütün eğitim emekçilerinin tarihsel bir fırsatı vardır. Bu fırsat Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın onlar için açtığı yoldadır.

    TÜM ÖZEL SEKTÖR ÖĞRETMENLERİNE ÇAĞRI

    Bu yolun çıkmaz bir yol haline gelmemesi için tüm özel sektör öğretmenleri sorumluluk almalıdır. Özel sektör öğretmenlerini önce sendikasına üye olmaya ve 1 Ekim Pazar günü taban maaş, insanca yaşam hakkımızı savunmaya ve geri almak için taleplerimizi haykırmaya Meclis önünde buluşmaya Ankara’ya çağırıyoruz.”

    Dilan ŞİMŞEK/ İSTANBUL

  • DİSK Basın İş: Gazetecileri tutuklamak sandıklara müdahaledir-VİDEO

    DİSK Basın İş: Gazetecileri tutuklamak sandıklara müdahaledir-VİDEO

    PİRHA-Diyarbakır ve Ankara merkezli soruşturmalar kapsamında gözaltına alınan ve tutuklanan gazetecilere ilişkin basın açıklaması yapan DİSK Basın İş Sendikası, “Gazetecileri gözaltına almak, tutuklamak sandıklara müdahaledir! Bu tutuklamalar Kürt gazeteciler üzerindeki sistematik baskının devamıdır. Seçime giderken gazetecilere yapılan bu operasyonların habere, seçim güvenliğine ve doğrudan seçime bir müdahale olduğunu düşünüyoruz” ifadesini kullandı.

    Diyarbakır merkezli yürütülen soruşturma kapsamında 25 Nisan günü 21 kentte yapılan operasyonda aralarında gazetecilerin de olduğu 134 kişi gözaltına alınmıştı. Gazeteciler Abdurahman Gök, Beritan Canözer, Mehmet Şah Oruç ve Remzi Akkaya, “örgüt üyesi” oldukları iddiasıyla tutuklandı.

    Ayrıca Ankara merkezli bir başka soruşturma kapsamında da 15 kentte 49 kişi hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eşbaşkanı Dicle Müftüoğlu, Mezopotamya Ajansı (MA) Editörü Sedat Yılmaz ve eşi Selma Yılmaz’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı.  DİSK Basın İş, gözaltı ve tutuklamalara ilişkin bir basın açıklaması gerçekleştirdi.

    “GAZETECİLERİ TUTUKLAMAK SANDIKLARA MÜDAHALEDİR”

    Açıklamaya DİSK Basın İş Genel Başkanı Faruk Eren, gazeteciler Candan Yıldız ile Hüseyin Kalkan da katıldı. Sendika adına açıklamayı Candan Yıldız okurken, şu ifadeleri kullandı:

    “Gazetecileri gözaltına almak, tutuklamak sandıklara müdahaledir! Gazeteciler olarak uğraşmamız, haber yapmamız gereken birçok şey varken, kendimizle uğraşmak, kendimizi haber yapmak zorunda kalıyoruz uzun zamandır.

    Gazeteciler üzerinde, haber üzerinde büyük bir baskı var uzun süredir. Bu baskı en temel haklardan biri olan basın ve ifade özgürlüğünün neredeyse yok edilmesi seviyesine geldi. Bu durum, uluslararası kurumlar tarafından her yıl yapılan araştırmalarda da tespit ediliyor. Türkiye her yıl basın ve ifade özgürlüğü, temel hak ve özgürlükler alanında her yıl aşağılara yuvarlanıyor.

    Ama şimdi istatistiklerden daha vahim bir durum var. Bizzat yaşadığımız bir durum var. Art arda gazeteciler tutuklanıyor. Hapishanelerdeki gazeteci sayısı yine vahim duruma ulaştı. Geçtiğimiz yıl Diyarbakır’da düzenlenen bir operasyonda 16, Ankara’daki bir operasyonda 9 meslektaşımız tutuklandı. Halen hapishanedeler.

    “KÜRT GAZETECİLER ÜZERİNDEKİ SİSTEMATİK BASKININ DEVAMI”

    Yine Diyarbakır merkezli bir operasyonda aralarında gazetecilerin de bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı. Dört meslektaşımız tutuklandı. Tutuklanan gazetecilerden Beritan Canözer sendikamızın üyesidir. Beritan ve tutuklanan diğer gazeteci arkadaşlarımız yaptıkları haberlerle, çektikleri fotoğraflarla, görüntülerle hakikati anlattılar. Bu sabah ise gazeteci arkadaşlarımız ve üyemiz Dicle Müftüoğlu ve Sedat Yılmaz ailesiyle birlikte gözaltına alındı.

    Bu tutuklamalar Kürt gazeteciler üzerindeki sistematik baskının devamıdır. Seçime giderken gazetecilere yapılan bu operasyonların habere, seçim güvenliğine ve doğrudan seçime bir müdahale olduğunu düşünüyoruz. Tutuklanan gazeteci arkadaşlarımızın bulunduğu yerlerde haber yapma ve seçim güvenliği konusunda endişemiz daha da artmaktadır.

    İki hafta sonra seçim var. Tüm partilere çağrımız şudur: Tutuklu arkadaşlarımız derhal serbest bırakılsın. Gazetecilerle ilgili geçmişteki yargılamalar ya yok sayılsın ya da yeniden gerçekten bağımsız mahkemelerde yargılansınlar. Basın ve ifade özgürlüğünü sınırlandıran tüm yasalar ya lağvedilsin ya yeniden yapılsın.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • DİSK Emekli Sen: Emeklilerden demokrasi düşmanlarına oy yok!

    DİSK Emekli Sen: Emeklilerden demokrasi düşmanlarına oy yok!

    PİRHA-14 Mayıs Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerine ilişkin tutumlarını bir basın açıklaması ile duyuran DİSK Emekli Sen üyeleri, “Demokrasi, eşitlik ve adalette dibe doğru yarışanlardan hesap soracağız! Susmuyoruz, helalleşmiyoruz; hem sokakta hem de sandıkta hesap soruyoruz! Mezarda emeklilik uygulamasına son verilmelidir” ifadelerini kullandı.

    Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Emekliler Sendikası Merkez Yönetim Kurulu, “Yoksullukta değil refahta eşitlik! Emeklilerden demokrasi düşmanlarına oy yok” diyerek 14 Mayıs’ta yapılacak seçimlere ilişkin tavrını kamuoyu ile paylaştı.

    Ankara’da gerçekleştirilen basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

    “3 Nisan 2023 tarihinde, sarayın istatistik uydurma kurumu açıkladı: Yıllık enflasyon yüzde 50,51! Diğer yandan Konfederasyonumuz DİSK’in Araştırma Merkezi hesapladı: Emeklilerin ve dar gelirlilerin gıda enflasyonu yüzde 87-100 aralığında seyrediyor! Açıklanan ve gerçekleşen enflasyon arasındaki uçurumun yanında, 14 milyonu aşkın emekli ve hak sahibi yurttaş açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm ediliyor! Dahası açlık sınırı altında kalan emekli aylıklarına yapılan sözde iyileştirmeler de emeklileri açlık ve yoksulluk kıskacından kurtarmıyor: Emekli maaşlarının belirlenmesinde refahta eşitlik değil dibe doğru yarış ilkesi benimseniyor!

    Demokrasi, eşitlik ve adalette dibe doğru yarışanlardan hesap soracağız!

    Geçtiğimiz günlerde yapılan açıklama ile en düşük emekli maaşının 5.500 liradan 7.500 liraya yükseltileceği duyuruldu. Bir müjde gibi verilen bu haberin ardından meclisten geçen bu düzenleme, milyonlarca emekli için hiçbir anlam ifade etmedi. Zira emekli maaşlarına oransal ya da seyyanen bir zam öngörülmedi; 7.500 liranın altında maaş alan emeklilerin maaşlarının Hazine yardımıyla 7.500 liraya tamamlanacağı karara bağlandı. Dolayısıyla emeklilerin kök maaşı aynı kaldı. Emekli maaşlarına ileride yapılacak zamların 7.500 lira üzerinden değil, bu kök maaşlar üzerinden gerçekleşeceği; diğer yandan 7.500 liradan bir lira fazla maaş alan emeklilere bu düzenlemenin hiçbir katkısı olmayacağı açıkken seçime yatırım umuduyla yapılan bu düzenlemeyi kabul etmiyoruz! Emekliler açlık sınırının altında maaşlarla yaşam mücadelesi vermeye bir kez daha mahkûm edilirken; en düşük emekli maaşı ortalama emekli maaşı haline getirilirken sessiz kalmamak boynumuzun borcudur!

    “SUSMUYORUZ, HELALLEŞMİYORUZ”

    Susmuyoruz, helalleşmiyoruz; hem sokakta hem de sandıkta hesap soruyoruz! Türkiye’de emeklilerin tek problemi açlık sınırın altındaki maaşları da değildir; emekliler özelleştirilen sağlık sisteminin, betonlaştırılan doğanın, yaşanılmaz hale gelen çevrenin bedelini fizyolojik ve psikolojik sağlıklarını kaybederek, toplumdan yalıtılarak, yalnızlaştırılarak, depremlerde ve tüm diğer afetlerde yaşamlarından olarak ödemektedir. Emeklileri enflasyona ezdirenler; emeklilerin sağlık hakkına, barınma hakkına, güvenli çevre hakkına ve en nihayet yaşam hakkına gasp etmekten de geri durmamaktadır. Öyleyse emekliler, devlete sosyal niteliğini yeniden kazandırmak için; insan onuruna yakışır bir yaşamı inşa etmek için, sendikal hak ve özgürlüklerini kazanmak için susmayacak; yaşamına kast edenlerle helalleşmeyecektir! Emekliler, dün olduğu gibi bugün de sokaklarda hesap sormaktadır; soracaktır. Emekliler hesabı mahşere bırakmayacak; utanmadan oylarına talip olan düzenbazlardan sandıkta da hesap sormaktan geri durmayacaktır!

    Bizler, sendikalı emekliler olarak; anti-demokratik, emek ve emekçi karşıtı, temel hak ve özgürlüklere karşı saldırgan tutum ve eylemlerde bulunan hiçbir siyasi partiyi desteklemeyeceğimizi bildiriyoruz. Bizler emeklilere yönelik somut çalışmalarda bulunmayan, varlığımız ve haklı mücadelemiz karşısında taleplerimize parti programları ve seçim çalışmalarında yer vermeyen hiçbir partiye emeklilerden oy çıkmayacağını bir kez daha bildiriyoruz!

    “MEZARDA EMEKLİLİK UYGULAMASINA SON VERİLMELİDİR”

    Hatırlatıyoruz: Emeklilikte insan onuruna yaraşır ücret alınmalıdır. Emekli ücretleri enflasyona değil milli gelire endeksli olmalıdır. Emekli aylığı bağlama oranları eski düzeye çekilmeli ve güncelleme katsayısında milli gelir artışının tümü dikkate alınmalıdır. En düşük emekli aylığı asgari ücret seviyesine çıkarılmalıdır. Emekli ikramiyeleri asgari ücret seviyesine çıkarılmalıdır.
    Emekli ücretleri arasındaki farklılıkların giderilmesi için emeklilikte intibak yasası çıkarılmalıdır.

    Aynı koşullarda emekli olanların aylıkları arasındaki uçurum kapatılmalıdır. Mezarda emeklilik uygulamasına son verilmelidir. Emeklilikte yaş şartı adil bir biçimde ve kademeli olarak yeniden düzenlenmelidir. Emekli olmak için 2008 sonrası yükseltilen prim gün sayısı şartı makul bir düzeye çekilmelidir. Emeklilerin sağlık hizmetlerinde ödedikleri katılım payı koşulsuz şartsız kaldırılmalıdır. Emeklilikte güvenli çevre, yaşanabilir doğa için gerekenler yapılmalıdır.

    Emeklilerle ilgili politika yapılacağında emeklilere danışılmalıdır. Ve tüm bunların gerçek anlamda yaşama geçirilebilmesi için emeklilerin sendikal hak ve özgürlükleri ile toplu pazarlık hakları tanınmalıdır. Emeklilerin somut talepleri açıktır, nettir. Taleplerimizin yaşama geçirilmesi mümkündür; zaruridir! Yoksullukta değil refahta birleşmek hakkımızdır!”

    PİRHA/ANKARA

  • DİSK Emekli Sen’den hükümete tepki: Emeklilerin kök aylıkları aynı kalacak

    DİSK Emekli Sen’den hükümete tepki: Emeklilerin kök aylıkları aynı kalacak

    PİRHA-DİSK Emekli-Sen Merkez Yürütme Kurulu tarafından emekli maaşının 7 bin 500’TL’ye yükseltilmesiyle ilgili olarak yapılan açıklamada, “Emekli aylıkları yasayla artırılır. Yetki TBMM’dir. En düşük emekli aylığı 7.500 olmuyor. Eğer yasa çıkarsa 7.500 TL’den düşük aylıklar Hazine tarafından 7.500 TL’ye tamamlanacak. Emeklilerin kök aylıkları aynı kalacak” ifadeleri kullandı.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, en düşük emekli maaşının 2 bin TL artırılarak 5 bin 500 TL’den, 7 bin 500 TL’ye yükseltildiğini duyurdu. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Emekli-Sen Merkez Yürütme Kurulu konuya ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı.

    “EMEKLİ AYLIKLARI YASAYLA ARTIRILIR”

    Emekli aylıklarının yasayla artırıldığının belirtildiği açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Emekli aylıkları yasayla artırılır. Yetki TBMM’dir. En düşük emekli aylığı 7.500 olmuyor. Eğer yasa çıkarsa 7.500 TL’den düşük aylıklar Hazine tarafından 7.500 TL’ye tamamlanacak. Emeklilerin kök aylıkları aynı kalacak. Gelecekteki zamları kök aylıkları üzerinden alacaklar 7.500 TL üzerinden değil.

    En düşük emekli aylığının 7.500 TL yükseltilmesinin 7.500 TL’den fazla emekli aylığı alanlara bir faydası olmaz. Yapılması gereken en düşük emekli aylığının asgari ücrete eşitlenmesi ve bütün emekli aylıklarına seyyanen (aynı oranda) zamdır. Emekli aylıklarının sefalet düzeyine düşmesinin sebebi, AKP Hükümetinin 2008’de çıkardığı 5510 Sayılı Yasa’dır.

    TBMM’de düzenlenmesi gereken intibak (denkleştirme) yasasının bir an önce meclisten geçirilerek kanunlaşmasını sağlamak ve aylık bağlama oranlarının değiştirilerek en azından 2008 öncesi yüzdelere göre güncellenmelidir. Ayrıca güncelleme katsayısında milli gelir artışının tümü dikkate alınmalıdır.

    Emekli aylıklarının alt sınırı asgari ücretle eşitlenerek, en az asgari ücrete uyumlu bir biçimde artış sağlanmalıdır. Emekli aylıklarının belirlenmesine hükümet emekli sendikalarıyla müzakere etmeli ve emeklilere toplu pazarlık hakkı tanınmalıdır. Emeklilerin sendikal örgütlenmeleri önündeki engeller kaldırılmalıdır.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • DİSK’ten 8 Mart açıklaması: Dayanışmayla ayaktayız, örgütlenerek değiştireceğiz!-VİDEO

    DİSK’ten 8 Mart açıklaması: Dayanışmayla ayaktayız, örgütlenerek değiştireceğiz!-VİDEO

    PİRHA-Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla İstanbul’da yaptığı açıklamada “Dayanışmayla ayaktayız, örgütlenerek değiştireceğiz” dedi. Açıklamda ayrıca, “ILO 190 Sayılı Şiddet ve Taciz Sözleşmesi onaylanmalıdır. İstanbul Sözleşmesi ve 6284 Sayılı Yasa etkin bir şekilde uygulanmalıdır” denildi. 

    Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne ilişkin İstanbul Beşiktaş İskele Meydanı’nda basın açıklaması yaptı.

    Açıklamaya DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu da katılırken, “Pandemi gibi felaketler, deprem felaketi gibi her süreçte, kadınlar bunun faturasını çok daha ağır bir biçimde ödüyor. Kadınların çalışma hayatına ve istihdama katılımının önündeki tüm engellerin kaldırılması için, her alanda yaşadığımız şiddetin, tacizin, mobbingin ortadan kaldırılması ve bununla ilgili kadına yönelik şiddeti ortadan kaldıracak her türlü politikanın hayata geçirilmesi için bugün, bu 8 Mart’ta bir kez daha alanlardayız” dedi.

    “DEPREMDE DE KADINLAR KORUNMAMIŞTIR”

    DİSK adına açıklamayı Avrupa Yakası 2 No’lu şube yöneticisi Zuhal Kaynak okurken, şu ifadelere yer verildi:

    “Siyasi iktidar salgında olduğu gibi deprem felaketinde de toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik kadınları koruma ve destekleme mekanizmalarını hayata geçirmemiştir. Kadınlara ve kız çocuklarına yönelik kamucu sosyal politikalar bölgedeki yaraların sarılmasında öncelikli olmalıdır. Bugün depremin açtığı yaraları sarmak için de ülkenin dört bir yanında kadınlar ekonomik kriz ve depremin getirmiş olduğu eşitsizlikleri, yoksunlukları, acıları gidermek için dayanışmayı ilmek ilmek örüyor. Kadın mücadelesi yaşamın her alanında değiştirmeye ve dönüştürmeye devam ediyor.

    Biz DİSK’li kadınlar olarak İran ve Afganistan’da “Kadın, yaşam, özgürlük” şiarını yükselten kız kardeşlerimizin mücadelesini selamlıyoruz. Bizler erkek egemenliğine, eşitsizliklere, ayrımcılığa, şiddete ve tacize, nefret söylemine, karar mekanizmalarından dışlanmaya ve yok sayılmaya karşı mücadeleyi yükselteceğiz.

    ILO 190 Sayılı Şiddet ve Taciz Sözleşmesi onaylanmalıdır. İstanbul Sözleşmesi ve 6284 Sayılı Yasa etkin bir şekilde uygulanmalıdır. Toplumsal cinsiyet eşitliği, çalışma yaşamı başta olmak üzere yaşamın her alanında hayata geçirilmeli, kadınların karar mekanizmalarında yer almasını sağlayacak politikalar uygulanmalıdır. Kamu hizmetleri başta kadınlar ve kız çocukları olmak üzere eşitsiz ve korunması gereken gruplar için yeniden organize edilmelidir.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • DİSK Gıda İş: Göçmenlere karşı yürütülen ırkçı politikalara karşı durmaya çağırıyoruz

    DİSK Gıda İş: Göçmenlere karşı yürütülen ırkçı politikalara karşı durmaya çağırıyoruz

    PİRHA-DİSK Gıda İş sendikası, deprem bölgesindeki işkence ve ırkçı uygulamalara dair “Mültecilerin üzerinden elinizi çekin” başlıklı yazılı bir açıklama yayınladı. Sendika, “Tüm işçi, emekçi halkımızı, göçmenlere karşı yürütülen politikalara karşı durmaya, barış ve kardeşliği savunmaya çağırıyoruz” ifadelerini kullandı.

    “Mültecilerin üzerinden elinizi çekin” başlıklı yazılı bir açıklama yayımlayan DİSK Yönetim Kurulu Üyesi ve Gıda-İş Genel Başkanı Seyit Aslan, deprem bölgesindeki işkence ve ırkçılık uygulamalarına tepki gösterdi. Aslan, açıklamasında “Tüm işçi, emekçi halkımızı, göçmenlere karşı yürütülen politikalara karşı durmaya, barış ve kardeşliği savunmaya çağırıyoruz” ifadelerini kullandı.

    “ACIMIZ DA BÜYÜK ÖFKEMİZ DE”

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Maraş ve Antep merkezli yaşanan yıkıcı depremde başta yurttaşlarımız, göçmenler olmak üzere ülkemizde yaşayan on binlerce insan hayatını kaybetti, yüz bini aşkın yaralı var. Türkiye halkının başsağlığı, yaralılarımıza acil şifa diliyoruz. Acımız da büyük, öfkemiz de.

    Daha ulaşılamayan, hiç dokunulmayan enkazlar var. On binlerce canımız enkaz altında kurtarılmayı bekliyor. Ülkeyi yönetenler yıllardır geliyorum diyen deprem karşısında önlem almadıkları gibi, deprem enkazlarına müdahale etmede, yardımların ulaşmasında ne yazık ki gerekenler yapılmıyor. Yaşanan ölümler, yıkımlar karşısında görevlerine yapamayan iktidar ve kimi burjuva partileri ve siyasetçileri göçmenleri hedef göstermeye başladılar. Göçmenlerin yağma yaptıkları, ölülerin üzerinden ziynet eşyası çaldıkları, dükkânları yağmaladıkları, sınırları geçerek Türkiye’ye yığınak yaptıklarına dair haberler yayıyorlar. Irkçı, şoven ve milliyetçi duyguları kışkırtarak göçmenleri hedef göstererek linç girişimleri provaları yapıyorlar. Bu anlayış ve yaklaşımlar, ülkemizdeki göçmenlerin yaşamını güvensiz hale getiriyor.

    “IRKÇI KIŞKIRTMALARA PRİM VERMEYELİM”

    Göçmenlerin ziynet eşyası çaldıkları, evleri ve dükkânları soydukları yalandır. Deprem bölgesinde yapmış olduğumuz gözlemler ve gelen bilgiler göçmenlerin yurttaşlarımızın yaşadığı sorunların aynısını yaşadıkları gerçeğidir. Ve göçmenler aynı zamanda arama kurtarma çalışmalarına katılarak ayrım yapmadan bir canlıyı kurtarmak için canla başla çalıştıklarıdır. Yaşanan bunca acılar içinde göçmenleri hedef göstererek, ırkçı ve şoven söylemlerle provokasyon yaratmak isteyenlere geçit vermeyeceğiz.

    Tüm işçi, emekçi halkımızı, göçmenlere karşı yürütülen politikalara karşı durmaya, barış ve kardeşliği savunmaya çağırıyoruz. Ayrıca iktidara sesleniyoruz, ırkçı ve şoven politikalara karşısında bir an önce önlem almaya çağırıyoruz. Irkçı ve milliyetçi kışkırtmalar karşısında gerekli soruşturmaların yapılarak yaşanabilecek tehlikeli tırmanışların önlenmesi konusunda daha hızlı davranmaya çağırıyoruz. Şimdi yapılacak iş farklı milliyetlerden ve ülkelerden işçi ve emekçiler olarak dayanışmaya, yardımlaşmaya ve yaralarımızı sarmaya ihtiyaç var. Irkçı ve şoven kışkırtmalara prim vermeden, bir arada birlikte yaşamı ve geleceğimiz kurmaya ihtiyacımız var. Bir kez daha tüm halkımızı bu tür provokasyonlara karşı uyanık olmaya çağırıyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Schneider Enerji’deki grev AKP’li Cumhurbaşkanı tarafından ertelendi

    Schneider Enerji’deki grev AKP’li Cumhurbaşkanı tarafından ertelendi

    PİRHA-AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kocaeli’ndeki Schneider Enerji işçilerinin başlattığı grevi, “milli güvenliği bozduğu” gerekçesiyle 60 gün erteledi.

    Kocaeli’nde bulunan Schneider Enerji fabrikasında Birleşik Metal-İş Sendikası, toplu sözleşme görüşmelerinde anlaşma sağlanamaması nedeniyle dün saat 10.00 itibariyle greve çıktığını duyurmuştu. Sendika, GE Grid Solutions ve Hitachi Energy ile greve saatler kala toplu sözleşme imzalarken Schneider Enerji’ye grev pankartını asmıştı.

    Erdoğan’ın imzasını taşıyan grev erteleme kararı, Resmi Gazete’nin bugünkü sayında yayımlandı. Schneider Enerji işçilerinin grevi AKP iktidarında yasaklanan 20. grev oldu.

    (HABER MERKEZİ)

  • AYM önünde eğitimcilere sert müdahale: çok sayıda gözaltı var-VİDEO

    AYM önünde eğitimcilere sert müdahale: çok sayıda gözaltı var-VİDEO

    PİRHA- Anayasa Mahkemesi’nde görüşülmeye başlanılan Öğretmenlik Meslek Kanunu’na ilişkin eğitim sendikalarının AYM önünde yapmak istediği nöbet eylemine polis müdahale etti. 5 sendika yöneticisi gözaltına alındı.

    Öğretmenler arasında iş barışını bozacağı söylenen Öğretmenlik Meslek Kanunu‘na ilişkin eğitimcilerin itirazları sürüyor.

    15 Sendika temsilcisi saat 10.00 itibarıyla Anayasa Mahkemesi (AYM) önünde kanunun iptal edilmesi için nöbet eylemi yapmak istedi. Yoğun polis önleminin alındığı Anayasa Mahkemesi çevresinde eğitimcilerin eylem ve açıklama yapmasına izin verilmedi.

    Polis müdahalesi sonucu 5 sendika yöneticisi gözaltına alındı. Gazetecilerin çekim yapmasına da izin vermeyen polisler kalkanlarla kameraların önüne engel oldu.

    PİRHA/ANKARA

  • Diyarbakır’da hastane yemeğini boykot eden sendika üyelerine silahlı saldırı

    Diyarbakır’da hastane yemeğini boykot eden sendika üyelerine silahlı saldırı

    PİRHA-Diyarbakır Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi’ndeki yemek menüsünü boykot eden Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) üyeleri, işletmecinin silahlı saldırısına uğradı.

    Mezopotamya Ajansı’nda yer alan habere göre SES Diyarbakır Şubesi üyeleri, Diyarbakır Kadın ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi’nin yemek menüsünün sağlıklı beslenme hakkını ihlal ettiği nedeniyle kurum bahçesinde ‘yemek boykotu’ yapmak istedi. Yemekhane işletmecisi olduğu iddia edilen kişi, eylem öncesi sağlık çalışanlarına saldırdı.

    “SEN NASIL BİZİM YEMEKLERİ BOYKOT EDERSİN?”

    SES üyesi Mehmet Nur Ulus’u yemekhaneye çağıran kişi, “Sen nasıl bizim yemekleri boykot edersin’ diyerek tehdit etti.

    Tehdidin ardından işletmecinin kendisine kurşun sıktığını ancak kurşunun isabet etmediğini belirten Ulus, silahlı saldırıdan sonra yemekhanede bulunan iki kişinin de kendisini darp ettiğini kaydetti.

    Bir diğer SES üyesi Bilal Atılgan’ın da kimliği belirlenemeyen kişiler tarafından darp edildiği öğrenilirken, SES üyelerinin hastane bahçesindeki bekleyişleri sürüyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • Mağaza Market Sen: A101 marketleri son kullanma tarihi geçmiş ürünleri satıyor

    Mağaza Market Sen: A101 marketleri son kullanma tarihi geçmiş ürünleri satıyor

    PİRHA-Mağaza Market-Sen, yayımladığı açıklama ile A101 marketlerinin son kullanma tarihi geçmiş ürünleri sattığını iddia etti. 

    Mağaza Market-Sen, A101 mağazalarında son kullanma tarihi geçen ürünlerin çalışanlara zorla sattırıldığını iddia etti. Mağaza Market-Sen, bozuk sütlerin bölge sorumluları tarafından kasadan geçirildiği ve son kullanma tarihi geçen tavuk paketlerinin üzerindeki etiketlerin silinip ürünlerin şoklanarak satışa çıkarıldığını açıkladı.

    “İŞÇİLER, PATRONLARIN VE SUÇUN ORTAĞI OLMAYACAK”

    Mağaza Market-Sen A101 Koordinasyonu tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    A101’in bozuk ürün rezilliğini bakanlık seyrediyor, biz seyretmeyiz! A101’in son kullanma tarihi geçen ürünleri zorla sattırma politikası hala devam ediyor. Mağaza Market-Sen üyeleri, bu rezilliğe son vermek için çektiği görüntüleri sendikasına ulaştırdı.

    Gelen görüntülerde bir değil, üç skandal var. Birincisi; bozuk sütler bölge sorumlusu tarafından kasadan geçirtiliyor.
    Bu ürünler ‘çöpe gidiyor’ ama parasını A101 işçileri ödüyor. İkincisi; bozuk, patlamış, satılamayacak ürünler fire olarak yazdırılmadan çöpe attırılıyor. Envanter sayımında çıkan bu açıkları A101 işçileri ödüyor. Üçüncüsü; bozuk tavukların son kullanma tarihi siliniyor. Şoklanarak satışa sunuluyor.

    A101 patronları her zararını işçinin sırtına yüklüyor. Bozuk ürünleri sahtekarlıkla satma suçuna işçileri de ortak etmeye çalışıyor. İşçiler ne patronların, ne de bu suçun ortağı olmayacak. İşte Mağaza Market-Sen üyeleri bu rezilliği bir kez daha ortaya çıkarıyor. Çalışma Bakanlığı da Tarım ve Orman Bakanlığı da tüm bu rezilliği hala seyrediyor. Çalışma Bakanlığı, işçinin cebine göz diken A101 patronlarını seyrediyor. Tarım Bakanlığı, emekçi halkın bozuk ürünlere mahkum edilmesini seyrediyor. Biz seyretmeyiz. A101 işçileri seyretmeyecek.”

    PİRHA/ İSTANBUL

  • ‘Sendikalı olup haklarımızı istediğimiz için fabrikayı kapattılar’-VİDEO

    ‘Sendikalı olup haklarımızı istediğimiz için fabrikayı kapattılar’-VİDEO

    PİRHA-Erzincan Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB) yer alan Era Çevre Teknolojileri AŞ’de işçilerin sendikalaşması üzerine fabrika kapatıldı. İşçi temsilcisi Murat Mercan, “Personelin %80’i asgari ücretle çalıştırılıyordu. Biz de sendika çağıralım, hakkımızı alalım dedik. Her geçen gün sendikalı olan işçi sayısı arttığı için fabrikayı bir ay içinde kapattılar. Tek amacımız çalıştığımız tehlikeli ortamda şartları iyileştirmekti ama maalesef ekmeğimizden olduk” dedi.

    Ömrünü tamamlamış lastiklerden geri kazanım sağlanarak yıllık 40 bin megavatlık elektrik ile yağ ve gazlardan enerji üreten, Erzincan ÖTL Geri Dönüşüm ve Enerji Üretim Tesisi-ERA’daki işçiler, kötü çalışma koşullarına karşı DİSK’e bağlı Genel-İş’te örgütlenmeye başladı.

    Çoğunluğun üye olup yetki başvurusunda bulunulmasıyla Era patronu önce işçileri işten çıkarttı daha sonra da fabrikayı kapattı.

    “TEK AMACIMIZ ÇALIŞMA ŞARTLARIMIZI İYİLEŞTİRMEKTİ”

    Sendikalı olup haklarını almak istedikleri için fabrikayı kapattıklarını söyleyen baş iş temsilcisi Murat Mercan, “Ömrünü tamamlamış lastikten elektrik üretiyoruz. Fabrikada yanıcı ve patlayıcı gaz ile yanıcı yağ var. O yüzden normal şartlarda bizim oranın ‘ağır ve tehlikeli sanayi’ olarak geçmesi gerekirken siyasi güçler kullanılarak ‘az tehlikeli’ olarak gösteriliyor. Personelin %80’i asgari ücretle çalıştırılıyordu bizde ‘sendika çağıralım hakkımızı alalım’ dedik. Önce Hak-İş Sendikası’nı çağırdık. Onların hükümet yanlısı olduğunu öğrenince Genel İş Sendikası’nı çağırdık. Fabrika yönetimi de korkutmak amacıyla 6 arkadaşımızı işten çıkarttı. Her geçen gün sendikalı olan işçi sayısı arttığı için fabrikayı bir ay içinde kapattılar. Tek amacımız çalıştığımız tehlikeli ortamda şartları iyileştirmekti ama maalesef ekmeğimizden olduk. Şu anda 89 arkadaşım çalışmıyor. Ekonomik krizin olduğu bir ortamda işsiz kalmamız bizi çok kötü etkiledi” dedi.

    PİRHA/ERZİNCAN

  • İstanbul’da 1 Mayıs açıklamasını 3 işçi okudu: Ekmeğimiz her geçen gün küçülüyor -VİDEO

    İstanbul’da 1 Mayıs açıklamasını 3 işçi okudu: Ekmeğimiz her geçen gün küçülüyor -VİDEO

    PİRHA-İstanbul’da 1 Mayıs mitingi Maltepe Meydanı’nda yapıldı. 3 işçi tarafından 3 dilde okunan açıklamada, “Sömürünün çarkları milyonlarca işçinin, emekçinin canıyla, kanıyla döndürülmeye çalışılıyor. Güvenceli-kadrolu çalışma hakkımız yok sayılıyor, güvencesiz istihdama mahkûm olmamız bekleniyor” denildi. 

    İstanbul’da Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Mimar Mühendis Odaları Birliği (TMMOB), Diş Hekimleri Birliği (TDB) ve Türk Tabipleri Birliği (TTB) çağrısıyla işçiler, emekçiler 1 Mayıs için Maltepe’de buluştu.

    Maltepe’deki 1 Mayıs mitingine gelmek isteyenler sabahın erken saatlerinde 2 ayrı kolda buluştu. Davul zurnalar ve pankartlarla kortejlerdeki yerini alan on binlerce işçi ve emekçi hayat pahalılığına ve zamlara karşı isyan ettiler.

    “Zamlara, yoksulluğa, sömürüye karşı birleşelim” diyen işçi sendikaları, mahkum bırakıldıkları sefalet ücretine hayır diyen işçiler mücadele çağrısı yaptı.

    Kortejde yerini alan set emekçileri çalışma koşullarının iyileştirilmesini istedi. Gezi davasında çıkan mahkumiyet kararına tepki gösterildi. TMMOB, “Kimse dokunamaz bizim suçsuzluğumuza, Gezi onurumuzdur” pankartı taşıdı.

    Toplumsal Dayanışma için Psikologlar Derneği, “Ne geçmiş tükendi ne yarınlar”, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) ise “Zamlar, sansür, kovulma, karşı çıkanlar yan yana” yazılı pankartla yürüdü.

    Mor Dayanışma da “Sömürüsüz, eşit ve özgür yaşayana dek bitmeyecek bu isyan” pankartını açtı.

    TMMOB bileşenleri de alana geldi. Mitingde Gezi Davası’nda hapis cezası alıp tutuklananlar unutulmadı. TMMOB, “Kimse dokunamaz bizim suçsuzluğumuza. Gezi onurumuzdur” yazılı pankartla alana girdi. Kortejde “Direne direne kazanacağız” ve “Her yer Taksim her yer 1 Mayıs” sloganları atıldı.

    DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu miting alanındakileri selamlayarak konuştu. Çerkezoğlu,“Özledim meydanlardan buluşmayı. Baharı özledik. 1 Mayıs umuttur dedik bu meydanda toplandık. Meydana gelmek isteyen yoldaşlarımız daha alana bile gelemedi. Bu meydanda en çok ihtiyacımız olan şeyin birbirimizin gözlerini bakmak, yumruklarımızı kaldırmak. Bu adalet düzeni hep birlikte değiştireceğiz” diye konuştu.

    KESK Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik de Gezi Davası’nda tutuklananlara selam yollayarak konuşmasına başladı. Herkesin 1 Mayıs Bayramı’nı kutlayan Bozgeyik, “Bu hukuksuzluğun, adaletsizliğin hesabını soracağımıza söz veriyoruz. Bu baskıcı otoriter iktidarı uyarmaya çalışıyoruz. Zamlara, adaletsizliğe hep birlikte dur diyoruz. Bugün ülkemizde genç işsizlik aldı başını gidiyor. İşçi cinayetlerinde katliam yaşanıyor” dedi.

    AÇIKLAMAYI 3 İŞÇİ OKUDU

    Katılan tüm işçi ve emekçiler adına açıklama Türkçe, Arapça ve Kürtçe ortak okundu. Betül Oral Türkçe, Adem Merestavi Arapça, Heval Bozdağ’ın ise Kürtçe okuduğu metinde şunlara yer verildi:

    “Bugün 1 Mayıs, İşçi Sınıfının Uluslararası Birlik Mücadele ve Dayanışma günüdür. 1 Mayıs tüm dünyada, bu meydanda ve ülkenin her yerinde coşkuyla, umut ve heyecanla kutlanıyor. Umudumuzu, kararlılığımızı ve mücadele azmimizi Gezi davasında yeni bir AKP darbesiyle cezalar vererek bastırmak istediler. Hep birlikte daha gür haykırıyoruz, Gezi bütün ülkenin yüz akıdır, direniş sembolüdür. Geleceğimize sahip çıkma iradesidir. Bu karanlık gidecek, Gezi kalacak. Gezi’yi dün savunduk, bugün savunuyoruz, yarın da savunacağız. AKP ve yargısı emekçilerin ve halklarımızın özgürlük mücadelesine engel olamayacak. Gezi her yerde, Gezi burada, Gezi bizleriz, Gezi milyonlardır. Gezi ruhunu hapsedemeyecekler! Ne Taksim yasağı ne Gezi davasında verilen cezalar gidişlerini engellemeye yetmeyecek, gidecekler. Yıllardır emeğimizle, alın terimizle insanca çalışma, insanca yaşama mücadelesi veriyoruz. Ancak durumumuz her gün biraz daha kötüleşiyor. Ekmeğimiz her geçen gün küçülüyor.
    Sömürünün çarkları milyonlarca işçinin, emekçinin canıyla, kanıyla döndürülmeye çalışılıyor. Güvenceli-kadrolu çalışma hakkımız yok sayılıyor, güvencesiz istihdama mahkûm olmamız bekleniyor.

    Anayasa ile güvence altına alınan çalışma hakkımız ortadan kaldırılıyor, KHK’lar ve geçici 35. madde eliyle on binlerce kamu emekçisi hukuksuzca ihraç ediliyor. Sendikalı oldukları için binlerce işçi işten çıkarılıyor.

    “BU DÜZEN YAŞAMI, GEZEGENİ TEHDİT EDEN FELAKETE DÖNÜŞMÜŞTÜR”

    Bu düzen yaşamı ve gezegeni tehdit eden büyük bir felakete dönüşmüştür. Gölgesini satamayacağı ağacı kesen kapitalist barbarlığın yarattığı yıkımın faturasını milyonlarca insan canlarıyla, doğa ise geri dönüşü olmayan tahribatlarla ödüyor. Nükleer, termik, jeotermik santraller, siyanürlü maden aramaları, atmosfere, toprağa salınan zehirli gazlar, zehirli atıklar ekolojik krizi derinleştiriyor, yeni pandemilere yol açıyor. Emperyalist savaşlar her geçen gün daha geniş coğrafyalara yayılıyor, savaşın alevleri işçi ve emekçileri yakıyor. Milyonlarca insan yerinden yurdundan olup göç etmek zorunda kalıyor, şehirler yakılıp yıkılıyor.

    Bu düzen yurttaşların hakkını, hukukunu çiğniyor, adaletsizliği büyütüyor. Seçme, seçilme hakkı yok sayılıyor, belediyelere kayyumlar atanıyor, vekiller cezaevlerine konuyor, cezaevleri tabutluğa ve işkence merkezlerine dönüştürülüyor, kitlesel tutuklamalar hız kesmiyor, bir kez daha parti kapatma davaları ile halk iradesine ipotek konmak isteniyor.

    “SAVAŞ VE İŞGALLER EKMEĞİMİZİ KÜÇÜLTÜYOR, İŞSİZLİĞİMİZİ BÜYÜTÜYOR”

    Şovenizm, cinsiyetçilik, ırkçılık ve mezhepçilik krizi yönetmenin bir yolu olarak ülkemizin ve halkın geleceğini tehdit ediyor. Savaş ve işgallerle ekmeğimizi küçültüyor, işsizliğimizi büyütüyor, talanların yolunu açıyorlar. İnkârcı ve imhacı siyasetle barış imkânını ortadan kaldırmaya çalışıyorlar. Kürt sorununu çözümsüz kılarak toplumsal gerginliklerden nemalanmak, rant elde etmek, kutuplaşma üzerinden iktidarlarını kalıcı kılmak istiyorlar. Sınıfsal eşitsizliklerin yanı sıra toplumsal cinsiyet eşitsizliği de derinleşiyor, kadınların omuzlarına yıkılan hane içi iş ve bakım yükü artıyor. Kadına yönelik şiddet tırmanıyor.”

    Mitingte Kardeş Türküler de sahneye çıktı.

    PİRHA/İSTANBUL