Etiket: şengal

  • Êzidî aşiretleri Şengal’de toplandı: 2014’teki saldırılar tekrarlanmamalı

    Êzidî aşiretleri Şengal’de toplandı: 2014’teki saldırılar tekrarlanmamalı

    PİRHA-Şengal’de bir araya gelen Êzidî aşiretleri, savunma güçlerinin dağıtılmasına yönelik girişimlerin yeni bir zorunlu göçe yol açabileceği uyarısında bulundu

    Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın açıklamalarının ardından Şengal çevresinde artan askeri hareketlilik, Êzidî toplumunda kaygıları artırdı. Bu gelişmeler üzerine Şengal’de, kent merkezinde tüm aşiret liderleri ve kanaat önderlerinin katılımıyla kapsamlı bir toplantı düzenlendi.

    Toplantının amacı, Şengal ve Êzidî toplumu üzerindeki güncel tehditleri değerlendirmek ve olası müdahalelere karşı ortak tutum belirlemekti. Demokratik Özerk Meclis Eşbaşkanı Nayîf Şemo, açılış konuşmasında Ortadoğu’daki gelişmelerle birlikte Şengal’de yeni planların devreye sokulduğunu ifade etti. Şemo, Haşdi Şabi bünyesindeki Êzidî gençlerin bölgeden uzaklaştırılması ve Şengal Savunma Birlikleri’nin (YBŞ) dağıtılmasına yönelik girişimlerin, Êzidîleri savunmasız bırakabileceği uyarısında bulundu.

    Toplantı sonrası Şengal Dağı’ndaki aşiretler adına yapılan ortak açıklamada, bölgenin hassas ve kader belirleyici bir süreçten geçtiği vurgulandı. 2014’te İŞİD saldırıları sırasında yaşanan soykırım ve zorunlu göçün tekrarlanmaması gerektiği belirtildi. Açıklamada, dış müdahalelere ve zorla hakimiyet girişimlerine karşı net bir duruş sergilenirken, bu tür politikaların yeni bir zorunlu göçe yol açabileceği ifade edildi.

    Êzidî temsilciler, Şengal Dağı’nın yalnızca coğrafi değil, kutsal ve tarihsel bir sembol olduğunun altını çizdi. Dağa yönelik her müdahalenin kimliğe ve toplumsal varlığa saldırı anlamına geleceği belirtilirken, diyalog, huzur ve güvenlik çağrısı yapıldı. Yeni bir askeri müdahale ve sivillerin yeniden göçe zorlanması ihtimali ise reddedildi.

    HABER MERKEZİ

  • Ezidi kadınlar Şengal soykırımının 11. yılında konuştu: Şengal’in acıları beynimizde ve bedenimizde!-VİDEO

    Ezidi kadınlar Şengal soykırımının 11. yılında konuştu: Şengal’in acıları beynimizde ve bedenimizde!-VİDEO

    PİRHA- IŞİD’in Şengal’e saldırması ardından gerçekleşen soykırımın üzerinden 11 yıl geçti. Siwena Ezidi Kadın Meclisi (SMJE) üyesi kadınlar, “Bu yara adalet, demokrasi ve insan hakları içerisinde bir mahkemenin kurulması ve vahşi düşmanların cezalandırılmaları ile ancak bir nebze iyileşir” diye belirtti.

    Ortadoğu’nun kadim inançlarından biri olan Ezidi inancına mensup topluluk, tarih boyunca birçok katliama maruz kaldı.

    IŞİD’in Ağustos 2014 başında, Musul’un batısındaki Şengal Dağları’na, Ezidxan’a (Ezidilerin topraklarına) düzenlediği saldırıların ardından binlerce Ezidi Ezdîxan’ı terk etmek zorunda kaldı. Arkalarında yalnızca evlerini, yurtlarını değil, IŞİD’in zorla alıkoyduğu yakınlarını da bırakmak zorunda kaldılar.

    IŞİD’in Şengal ve çevresini işgalinden önce 550 bin civarında Ezidi’nin yaşadığı bölgede, IŞİD kadın, erkek ve çocukların da aralarında olduğu binlerce kişiyi kaçırdı, çok sayıda kişiyi öldürdü. Kaçırdığı Ezidileri, özellikle kız çocukları ve kadınları pazarlarda “savaş ganimeti” olarak sattı. Saldırı nedeniyle yüzbinlerce insan Irak Kürdistan Bölgesi (IKB), Suriye, Türkiye ve Avrupa ülkelerine göç etmek zorunda kaldı.

    İlk olarak Avrupa Parlamentosu, Şubat 2016’da IŞİD’in Ezidilere saldırılarını soykırım olarak tanıdı. Parlamento kararında “Sözde İslam Devleti Hristiyanlara, Ezidilere, diğer dini ve etnik azınlıklara soykırım uygulamıştır” dedi.

    Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi de Haziran 2016’da yayınladığı raporda IŞİD’in Ezidiler ve diğer azınlıklara karşı “soykırım suçu” işlediğini ifade etti ve 2014’te gerçekleştirilen IŞİD saldırısını soykırım olarak kabul ve ilan etti.

    ABD, İrlanda, Kanada, Lüksemburg, Hollanda, Belçika, Almanya, İsviçre, Ermenistan, İngiltere, Portekiz’in de aralarında olduğu 20’ye yakın ülke Ezidi soykırımını tanımış durumdadır.

    Yaşananların üzerinden 11 yıl geçmesine rağmen, Şengal ve çevresine 150 bin civarında insan dönmüş olsa da hala yüz binlerce Ezidi kendi toprağından uzakta, kamplarda zor şartlarda hayatını sürdürüyor.

    Ezidileri Kurtarma Ofisi’nin paylaştığı son verilere göre, IŞİD Ağustos 2014’te Şengal ve çevresinde 6 bin 417 Ezidi Kürdü kaçırdı. Bunlarda 3 bin 548’si kadın, 2 bin 869’u erkekti. Aynı verilere göre, İŞİD’in yenilgiye uğradığı 2019 yılından şu ana kadar kaçırılanların 3 bin 562’si kurtarıldı. Yaklaşık 2 bin 600 kişi ise halen kayıp.

    Şengal soykırımında, Bosna ve Ruanda’da olduğu gibi, planlı ve sistematik olarak tecavüz, cinsel köleliğe zorlama, zorla evlilik gibi suçlar işlendi. Ayrıca, Şengal ve çevresinde İŞİD tarafından öldürülen Ezidilere ait 85’ten fazla toplu mezarın tespit edildiği ve 15 kadar toplu mezarın açıldığı ve yüzlerce cesedin çıkarıldığı bilinmektedir.

    3 Ağustos 2014 yılında Şengal’de yaşanan ve “73’üncü Ferman” olarak nitelenen soykırımda binlerce Ezidi Kürt öldürülürken, katliam insanlık tarihine kara bir leke olarak geçti.

    Şengal trajedisinin üzerinden 11 yıl geçti. Halen Şengal’in yarası halen kanamaya devam ediyor ve sık sık toplu mezarlar ortaya çıkarılıyor. Şengal, 13 Ekim 2015’te IŞİD’den geri alındı.

    KAÇIRILAN EZİDİ KADINLAR

    Ezidi kadınlar, yaşananları CANTV mikrofonuna anlattı.

    Siwena Ezidi Kadın Meclisi (SMJE) üyesi Hazni isimli kadın, IŞİD’in Ezidi kadınlara yönelik esir alma pratiğine vurgu yaparak,  “30 yıldır Almanya’dayım ve Ezidi Kadın Meclisi üyesiyim. Her 3 Ağustos yaklaştığında inanın bir Ezidi ve kadın olarak duygularımızı dile getirmekte zorlanıyoruz. O anları dakika dakika izledik ve o acıyı bedenimizde hissettik.  İster ülkede ister diasporada olsun Ezidilerin gözüne uyku girmedi. Ezidi toplumu Mezopotamya’da en eski inanca sahip bir toplum. Ezidi toplumunda kadının rolü çok kutsaldır. Ezidi toplumu Kürtlüğün kökü ve esasıdır. Sünni alemi ibadeti Arapça, Hristiyan kendi diliyle yapıyor ama Ezidi toplumu ibadetini Kürtçe yapıyor. Ezidi inancında kadın kutsaldır. Vahşi düşman ise Ezidi toplumunun içerisinde ananın bu kutsallığını ve rolünü iyi biliyordu. Ferman çıkardıklarında erkekleri katlettiler ve ne yazık kadınları kaçırıp kendileriyle götürdüler. Bugün hala o insanların akıbeti belli değil, belki köle olarak satıldılar belki de öldürüldüler. Hala düşmanın elindeler” dedi.

    “EZİDİ KADINLAR KENDİ GÜÇLERİNİ OLUŞTURDU”

    Fermandan önce Şengal’de kadınların durumunu, 73. fermanda yaşananları ve ferman sonrası Ezidi kadınlarının fermana cevap niteliğinde olan örgütlenmesine değinen Hazni, “Fermanın üzerinden 11 yıl geçti. Ezidiler üzerinde binlerce ferman vardı. Yalnız 3 Temmuz’daki fermanın bir farklılığı vardı. Sözde onları savunan güçler tarafından yalnız bırakıldılar. Fermandan bir sene sonra Şengal kendini örgütledi ve bu vahşi düşmana karşı büyük bir direnişin içine girdi. Elbette buda emeksiz olmadı. Buda kutsal bir direniş ile birlikte önderliğimizin ideolojisi, fikri ve felsefesi ile oldu. Ferman döneminde ne yapacaklarını, nasıl çıkıp özgürleşeceklerini bilmeyen kadınlar bir sene sonra Şengal’de kendi güçlerini oluşturdu” diye konuştu.

    JENOSİTİN RESMİ OLARAK TANINMASI ÇAĞRISI

    Hazni, katliamın resmi olarak tanınması çağrısında bulunarak şöyle devam etti:

    “Şengal’in acıları beynimizde ve bedenimizde. Açık bir yara gibi iyileşmiyor. Bu yara Irak devleti tarafından adalet, demokrasi ve insan hakları içerisinde bir mahkemenin kurulması ve vahşi düşmanların cezalandırılmaları ile ancak bir nebze iyileşir. Ezidiler üzerindeki jenosit resmi olarak kabul edilmeli. Şu ana kadar 13 devlet bunu resmi olarak kabul etti. Irak ve Bölgesel Kürdistan bölgesinde gerçekleşen bu katliama rağmen ne Irak nede Federal Kürdistan Bölgesi Yönetimi bu katliamı resmi olarak tanımadılar. Şu ana kadar da hukuka, adaletin bulmasına dair hiçbir şey yapmadılar. Kendisini örgütleyen Şengalli kadınlarda durmadan adalet arayış arayışını devam ediyor ve diyorlar ki, ‘Biz savunmamızı artık kimsenin bizi ucuza satanların eline vermeyiz’ diyorlar. Ezidi kadınlar Musul pazarında domates satar gibi vahşice satıldılar. Bu yara iyileşmez.

    “JENOSİT KABUL EDİLECEKSE EZDİLERİN SORUNLARI ÇÖZÜLMELİ”

    Yine Siwena Ezidi Kadın Meclisi (SMJE) üyesi Zübeyde isimli kadın ise Şengalli Ezidilerin hala dönebilecekleri ve barınabilecekleri bir evleri dahi olmamasını hatırlatarak, “73 fermana rağmen Ezidiler ayakta. Bazı annelerin gidip başında olacağını bir mezarı var. Ama hala kemikleri toprak altında olan ve mezarı olmayanlar var. Bizi acıtan şey ise hala binlerce Ezidi kadın çetelerin elinde ve akıbetleri belli değil. Suriye Demokratik Güçleri, katliamın döneminde 10 yaşında olan ve bugün 22 yaşında olan bir kadını kurtardı, onları kutluyoruz. 13 devlet katliamı kabul etmiş durumda lakin şu ana kadar hiçbir şey yapmış değiller. Bunu kabul etmiyoruz. Ezidilerin çabası olmasa jenosit olarak dahi tanınmayacak. Jenosit kabul edilecekse bu Şengal’e sahip çıkmakla olur, çıkılmıyorsa da bir şey yapmanın anlamı yok. Dönebilecekleri evleri dahi çok, halen çadırlarda kalıyorlar. Uluslarası devletlere çağrı yapıyoruz; jenosit kabul edilecekse Ezidilerin sorunları çözülmeli” diye belirtti.

    “DEVLETLET KÖR, SAĞIR VE DİLSİZ”

    IŞİD’in elinde esir olan Ezidi kadınlarının durumuna işaret eden Vekahad isimli Siwena Ezidi Kadın Meclisi üyesi de, “Başımıza her gün yeni fermanlar çıkarılıyor ve sürekli peşimizde. Kadınlarımız hala DAİŞ’in elinde ve pazarlarda satılıyor. Bunlar bizleri incitiyor. Bütün devletler buna karşı kör, sağır ve dilsiz. Annelerin, çocukların sesine kulak vermiyorlar.  Büyüklerimiz fermandan bahsediyordu ama bilmiyorduk. 74. Fermanı bizle gözlerimizle gördük. Ezidiler sağ olduğu sürece bu fermanı ve acıları unutmaz. Ferman, aslında bütün devletlerin fermanıdır. Çünkü seslerini çıkarmıyorlar” ifadelerini kullandı.

    “KATLİAMIN BİZE DERSİ OLDU; ODA ÖRGÜTLENMEK”

    Ve son olarak konuşan Siwena Ezidi Kadın Meclisi üyesi Binevş de, “Şengal’in yaraları iyileşmediği sürece bizler rahat etmeyiz. Bu katliam bizler için bir ders oldu; oda örgütlenmektir. Kendi kadın meclislerimiz oluştu. Şehirlere gittiğimizde bizler kendimizi saklıyorduk ve Ezidi olduğumuzu söylemiyorduk. Bu örgütlenmeyle birlikte eğitildik, dünyaca tanındık. Kültürünü, inancını savunan herkes devlet gözünde kabul görmüyor. Bu hareket sayesinde bir seviyeye ulaştık. Dünya bu jenosidi kabul etmese de biliyoruz ki Ezidiler ve onların örgütleri var. Katledilenleri saygıyla anıyorum” şeklinde konuştu.

    Programın tamamı 3 Ağustos Pazar günü CANTV ekranlarında.

    PİRHA/ALMANYA

     

     

  • DEM Parti Mersin: Türkiye, Şengal’deki katliamı soykırım olarak tanısın-VİDEO

    DEM Parti Mersin: Türkiye, Şengal’deki katliamı soykırım olarak tanısın-VİDEO

    PİRHA- DEM Parti Mersin İl Örgütü, Şengal’de IŞİD eliyle gerçekleştirilen katliamın Türkiye tarafından soykırım olarak kabul edilmesi için çağrıda bulundu. Yapılan çağrıda, “Kadınlara yönelik cins kırımının tekrarlanmaması için mücadelenin yükseltilmesi gerekiyor. 3 Ağustos günü, ‘Kadın Kırımı ve Soykırıma Karşı Uluslararası Eylem Günü’ ilan edilmeli” denildi.

    3 Ağustos 2014’te IŞİD çeteleri tarafından Şengal’de 5 binden fazla Ezidi katledilmiş, çoğu kadın ve çocuk olmak üzere binlerce Ezidi kaçırılmıştı. Katliamın yıldönümünde Halkaların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mersin İl Örgütü, Ezidi halkına yönelik gerçekleştirilen saldırıya ilişkin il binası önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamayı DEM Parti Mersin İl Eş Başkanı Bedriye Kuş okudu.

    “BİNLERCE KADININ AKIBETİ BİLİNMİYOR”

    Bedriye Kuş, IŞİD’in kapitalist erkek egemen iktidarlar eliyle beslendiğine dikkat çekerek, saldırılar sonucu binlerce kadın ve çocuğun soykırıma uğradığını belirtti. 6 bin kadın ve çocuğun esir alındığını, 400 bin Êzidînin zorla göç ettirildiğini, binlerce kadının ise akıbetinin bilinmediğine vurgu yapan Kuş, “Binlerce kadına işkence edilmiş, kadınlar köle pazarlarında satılarak din değiştirmeye zorlanmıştır. Saç örgülerini bir direniş sembolüne çeviren Êzidî kadınlar büyük bir inanç ve kararlılıkla Şengal’de yeni yaşamın inşasında öncülük etmeye devam ediyor. Her türlü soykırım politikasına rağmen kadınlar bugün Şengal’de yaşamlarına, yaşam alanlarına yönelik saldırılara karşı öz savunmasını gerçekleştirerek, hala devam eden saldırılara karşı direniyor” dedi.

    “KADIN ÖNCÜLÜĞÜNDE KURULAN YAŞAM HEDEF ALINIYOR”

    Kürt halkının elde ettiği statü ve diğer yandan Ortadoğu’da yükselen kadın mücadelesinin hedef alındığının altını çizen Kuş, şunları söyledi:

    “Şengal’de, Rojava’da kadınlar öncülüğünde örülen yeni yaşamdır hedef alınan. KobanîKumpas davasında onlarca kadına verilen cezalarda bu saldırılardan bağımsız değildir. Ortadoğu’da yükselen kadın özgürlük mücadelesi karanlık güçler, işbirlikçi çeteler eliyle yürütülen bu savaş siyaseti ile soykırım politikalarıyla sindirilemeyecek kadar büyük bir mücadeledir. Êzidîkadınların direnişi bunun en büyük kanıtıdır.”

    Bedriye Kuş, Şengal’de IŞİD eliyle gerçekleştirilen katliamın soykırım olarak tanınması için çağrıda bulunarak, “3 Ağustos tarihinin ‘Kadın Kırımı ve Soykırıma Karşı Uluslararası Eylem Günü’ olarak ele alınması kararlaştırılmıştır. Kadınlara yönelik cins kırımının tekrarlanmaması için mücadelenin yükseltilmesi gerektiğini belirtiyoruz. 3 Ağustos günü, ‘Kadın Kırımı ve Soykırıma Karşı Uluslararası Eylem Günü’ ilan edilmesi için çağrımızı tekrarlıyoruz” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ MERSİN

  • Ezidi Soykırımı 10. yılında: Binlerce kayıp hala bulunamadı

    Ezidi Soykırımı 10. yılında: Binlerce kayıp hala bulunamadı

    PİRHA- 3 Ağustos 2014’de IŞİD çeteleri tarafından Ezidilere yönelik yapılan soykırımın 10. yılı. IŞİD’in Şengal’e yaptığı saldırılarda 2 bin 213 Ezidi katledildi, 7 bini kaçırıldı, 390 binden fazlası yerinden edildi.

    Suriye iç savaşının başlamasıyla birlikte ortaya çıkan IŞİD çeteleri, Kürt coğrafyasında farklı etnik kimlik ve inançlara dönük soykırımlar gerçekleştirdi. Musul’u ele geçiren IŞİD, daha sonra kendisine biat etmeyen Ezidiler başta olmak üzere Şebek ve Kakaî Kürtlerini, Şiileri ve Türkmenleri hedef aldı.

    IŞİD, 3 Ağustos 2014’te Ezidîlerin ana yurdu olan Şengal’e saldırdı. IŞİD’in saldırıları sonucu Ezidiler, 74’üncü kez soykırıma maruz kaldı. IŞİD, Şengal’in dört tarafındaki köylere saldırarak, soykırıma başladı.

    BİNLERCE EZİDİ KATLEDİLDİ, KAÇIRILDI, KÖLE PAZARLARINDA SATILDI

    IŞİD saldırılarında 2 bin 213 Ezidi katledildi. 390 binden fazla Ezidi yerinden edildi. 7 bin Ezidi kaçırıldı. 4 bini kurtarılırken, kadınlar köle pazarlarında satıldı. 3 bin kadın ve çocuğun akıbeti hala bilinmiyor. Belirli aralıklarla açılan 12 toplu mezarda, Ezidilerin cenazelerine ulaşıldı.

    68 dini mekan yağmalandı. 150 bin insan açılan koridorda mahsur kaldı. Ezidi köylerinde ve Şengal dağlarında korkunç bir trajedi yaşandı.

    Katliamla birlikte hızla örgütlenen Ezidiler, 2014’te Şengal Direniş Birlikleri’ni (YBŞ) kurdu. Yine Kuzey Suriye’den gelen YPG güçlerinin yardımıyla açılan koridorda binlerce Ezidi, Kuzey Suriye kentlerine geçirildi.

    EZİDİLERE SOYKIRIM UYGULANDI

    Ezidilerin bir kısmı ise Batman, Mardin, Diyarbakır ve Şırnak’a göç etmek zorunda bırakıldı. İşgalin ardından başlatılan operasyon 13 Kasım 2015’te sona erdi. İçinde Ezidilerin de bulunduğu Kürt güçleri, Şengal’i özgürlüğüne kavuşturdu.

    Şengal savunma birliklerinin koruduğu bölgeye, katliamın yaşandığı tarihten bu yana 8 bin aile geri döndü. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi tarafından 15 Haziran 2016 tarihinde Ezidilere ilişkin bir rapor yayımlandı. Raporda, IŞİD’in Ezidilere yönelik soykırım suçunu işlediği vurgulandı. Raporda, 400 bin Ezidi’nin öldürüldüğü, köleleştirildiği veya diğer insanlık dışı suçlara maruz bırakılarak yok edilmeye çalışıldığı da kaydedildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ezidi Sosyolog Azad Barış: Anadolu ve Mezopotamya Ezidiler için bir cehennem- VİDEO

    Ezidi Sosyolog Azad Barış: Anadolu ve Mezopotamya Ezidiler için bir cehennem- VİDEO

    PİRHA – Şengal’de Ezidilere yönelik IŞİD çetelerinin yaptığı katliamın 3 Ağustos’ta 9. yılı. Ezidi Sosyolog Azad Barış, “Bizim için bu coğrafya bir cehennem! Bize neden bu kadar düşmansınız?” diye sordu. Barış, “Bu soykırımın üzerinden 9 yıl geçti. Bu katliamın, soykırımın Türkiye parlamentosunda bir jerosit (soykırım) olarak kabul edilmesi için girişimlerde bulunacağız” dedi.

    IŞİD çeteleri tarafından Ezidilere yönelik yapılan katliamın 9. yılı. IŞİD, 3 Ağustos 2014’te Ezidilerin ana yurdu olan Şengal’e saldırdı. Saldırılarda 2 bin 213 Ezidi katledildi, 390 binden fazlası yerinden edildi, 7 bini kaçırıldı.

    Ezidi Sosyolog Azad Barış, Şengal’de Ezidilere yönelik IŞİD katliamının 9. yıl dönümü dolayısıyla PİRHA’ya konuştu.

    Ezidi soykırımının iktidar yanlısı gruplara cesaret verdiğini belirten Barış, Ezidiler’in hem katliama uğrayıp hem de korucular tarafından evlerine el konulması gibi birçok zulüm ile karşı karşıya kaldıklarını da kaydetti. Barış, Ezidi halkına yönelik hava saldırıları konusunda açılan ilk dava olma özelliği taşıyan Türkiye’nin Irak’ta bir hastaneye düzenlediği hava saldırısının BM’ye şikayet edilmesi davası üzerine de konuştu.

    “BU BİR SOYKIRIMDIR”

    Azad Barış, 2014 yılında Şengal’de Ezidilere yönelik IŞİD katliamının sıradan bir saldırı olmadığını, örgütlü olduğunu dile getirerek, “Bir soykırımdır ve soy-kütüksel olarak bizleri ortadan kaldırmak için yapılan bir kurgudur. Türkiye başta olmak üzere İran’ından, Suudilerine, Katar’ına kadar herkes bu işin içindedir. Çünkü tek tipleştirmek istiyorlar. Biz de bunu reddediyoruz. İşte bugünü böyle anlıyor, böyle hatırlıyoruz. Bir daha olmasın diye kendimizi öz gücümüzle savunacağız” dedi.

    Ezidilerin mallarına, mülklerine el koyma girişimlerinin, maruz kaldıkları bunca katliamın bir devamı aynı zamanda bir dışa vurumu olduğunu ifade eden Barış, “Eğer Ezidiler’in tarihi olarak geçen ferman ve sürgünlerin önüne geçilmiş, bir yüzleşme olmuş olsaydı ve inançsal olarak da toplumlar arasında bir helalleşme olmuş olsaydı en azından bu zebanilerin bu tür girişimlerini engelleyebilirdik” ifadelerini kullandı.

    “CİHATÇILAR BU SOYKIRIMDAN DESTEK ALIYORLAR”

    Ezidi soykırımının iktidar yanlısı gruplara cesaret verdiğinin de altını çizen Barış, şunları kaydetti:

    “Bu sürekli devam ettiği ve normal bir süreçmiş gibi karşılandığından dolayı sadece Şengal’de, Irak’ta, Rojava’da, Afrin’de olanlarla sınırlı kalmıyor. Bu dalga dalga her yere yayılıyor. Onun için de cihatçıların bu girişiminden, bu soykırımından destek alınarak bizim geride kalmış olan mallarımıza, mülklerimize el konuluyor. Ve bu sözüm ona uluslararası protokollere, anlaşmalara imza atmış bir hukuk devleti olan Türkiye’de oluyor. Yani Türkiye, cihatçıların bir lojistik merkezi haline geldi. Şengal’de alıkonulmuş kadınların, çocukların birçoğu hala Türkiye’de. Davalar var istiyoruz, peşine düşüyoruz ancak vermiyorlar.”

    “BİZİM İÇİN BU COĞRAFYA BİR CEHENNEMDİR”

    Anadolu ve Mezopotamya’nın Ezidiler için bir cehennem olduğunu söyleyen Barış, Türkiye’ye kendi tarihiyle yüzleşme çağrısında bulundu. Barış şunları kaydetti:

    “Buradaki hukuka güvenmiyoruz. Buradaki komşulara güvenmiyoruz. Topraklarımızı gittiğimizde kirvelerimize verdik. Geri geldiğimizde bütün kirvelerimiz yılan gibi oldu, soktu bizi. Şengal’de de öyleydi. Bize ilk bıçağı sokan kirvelerdi. Bin yıldır bir Mezopotamya, Akdeniz, Anadolu dayanışmacılığıyla, ruhuyla, mozaiğiyle, kardeşliği yaşamıştık. Ne yazık ki öyle olmadığını gördük. Yani bu Anadolu, Mezopotamya sanıldığı gibi halkların ya da tarihin beşiği değil. Halkların bahçesi değil, halkların mezarıdır. Halkların tabutudur. Bizim için bu coğrafya bir cehennemdir. Onlara çağrımız kendi tarihleriyle yüzleşmeleridir. Eğer yapmazlarsa bizim ellerimiz yakalarında olacak.”

    “NEDEN BİZE BU KADAR DÜŞMANSINIZ”

    Dünyanın birçok parlamentosunda Şengal Katliamı’nın bir soykırım olarak kabul gördüğünü, 1980’lere kadar 50 bin Ezidi vatandaşı olan Türkiye’nin ise bunun karşısında üç maymunu oynadığını söyleyen Barış, “Üstelik Türkiye sürekli bombalıyor. Gerekçe ise Ezidileri kendi tanımıyla terörizmle ilişkilendirmeleri. Bu kadar mazlum bir halk resmen kasaplar korosuyla bıçaklar bilenerek kesilmiş. Neden bu kadar bize düşmansınız? Lobimiz olmadığı için mi, finans kapımız güçlü olmadığı için mi? Dolayısıyla Türkiye burada suç işlemiştir ve yaşanan trajedinin içinde de payı vardır. Ve kendisiyle yüzleşip süreci yeniden değerlendirmesi gerekiyor” dedi.

    “KÜRESEL OLARAK TÜRKİYE SAVUNMA YAPMAK ZORUNDA”

    Türkiye’nin Irak’ta bir hastaneye düzenlediği hava saldırısının BM’ye şikayet edildiğinin hatırlatılması üzerine Ezidi halkına yönelik hava saldırıları konusunda açılan ilk dava hakkında da konuşan Azad Barış, şunları dile getirdi:

    “Şimdi bu davanın da BM’ye intikal etmesiyle beraber küresel olarak da Türkiye artık savunma yapmak zorundadır. Çünkü suçludur. Bizim bütün amacımız bu katliamların tekrarlanmamasıdır. Bütün devletlere Ezidiler’in inançlarına, kültürlerine, kendini savunma haklarına saygı duyun ve yaşananlarla yüzleşin çağrımız vardır. En azından bu soykırımın üzerinden 9 yıl geçmiş olmasına rağmen Türkiye parlamentosunda kabul edilmesini talep ediyorum. Bu katliamın, soykırımın Türkiye parlamentosunda bir jerosit (soykırım) olarak kabul edilmesi için de girişimlerde bulunacağız.”

    Devrim FINDIK / İSTANBUL

  • HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu’ndan Êzîdîlere yönelik saldırılara tepki

    HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu’ndan Êzîdîlere yönelik saldırılara tepki

    PİRHA-HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu, Êzîdîlerin uğradığı saldırılara ilişkin açıklama yaparak “Êzîdîler, köklerinden koparılarak hafızasızlaştırılmak istenmektedir” denildi.

    Mezopotamya’nın en kadim halklarından olan Êzidîlere yönelik baskı ve şiddet politikaları dinmiyor. İnançlarından dolayı yurtlarında 73 defa soykırıma uğratılan Êzidîler, son olarak 3 Ağustos 2013 yılında, Şengal’de IŞİD çetelerinin saldırısına maruz kaldı. Bu soykırım girişiminde binlerce Êzidî katledildi, binlerce kadın ve çocuk zorla alıkonuldu ve on binlerce Êzidî topraklarından zorla göç ettirildi.

    Ezîdî halkına dönük baskılara dair bir tepki de Halkların Demokratik Partisi’nden (HDP) geldi. Yazılı yapılan açıklamada “Hala IŞİD çetelerinin elinde binlerce Êzidî kadın ve çocuk zorla alıkonulmakta. Şengal’i terk etmeyen Êzidîler ise hem Türkiye’nin hem de bölge güçlerinin saldırıları ve kuşatmaları altında yaşam mücadelesi vermektedir” denildi.

    “ÊZİDÎLER, DEVLET DESTEKLİ SALDIRILARA UĞRAMAKTA”

    HDP, asimilasyon politikaları uygulanarak yok edilmek istenen Êzidîler’in bugün de şiddetin hedefinde olduğuna vurgu yaptı. Açıklama şu ifadeler ile devam etti:

    “Şengal’den Batman’a, Urfa’dan Mardin’e kadar kendi topraklarında yaşamak isteyen Êzidîler, devlet ve devlet destekli yerel işbirlikçiler tarafından saldırılara uğramaktadır. Avrupa’ya ve dünyanın birçok yerine sürülen Êzidîlerin yurtlarına dönme talepleri şiddet yoluyla engellenmektedir. Bugün de Kürdistan’da Êzidî yerleşim yerine korucular ve devlet destekli dinamikler el koymaktadır. Benzer şekilde Êzidî yerleşim yerleri ve mezarlıkları sistematik bir biçimde tahrip edilmektedir.”

    “CEZASIZLIK POLİTİKALARI UYGULANMAKTA”

    HDP açıklamasında Urfa’nın Viranşehir ilçesine bağlı Zevra (Işıklı) köyünde Êzidîlerin mezarları ve mabetlerinin tahrip edilmesi de kınandı. Êzidîlere uygulanan şiddete dair şu ifadelere yer verildi:

    “Yerleşim yerleri ve topraklarına el konuldu, köylerine geri dönmek isteyen Êzidîler ise engellenmekte. Tehdit edilen birçok Êzidî’nin kendi topraklarında yaşamaları ve üretim yapmaları engellenmektedir. Êzidîleri tehdit edenler, korucular ve iktidarın yerel işbirlikçileridir. Êzidîlere yönelik suçlara imza atan söz konusu faillere yönelik cezasızlık politikaları uygulanmaktadır. Böylece Êzidîler yersiz, yurtsuz bırakılmakta, mülksüzleştirilmekte; tarihsel ve toplumsal köklerinden koparılarak hafızasızlaştırılmak istenmektedir.

    Êzidîlik inancı bu coğrafyada bir arada yaşamanın harcıdır. İnançları gereği her türden şiddetin karşısında duran Êzidîlerin uğradığı bu zulmün karşısındayız. Zorla yerinden edilen Êzidîlerin güven içerisinde yurtlarına dönüşlerinin engellenmesinin, mülklerine el konulmasının, baskı, tehdit ve şiddete maruz bırakılmalarının karşısında duracağız. Êzidîlere yönelik geçmiş suçlarla yüzleşilmesi, adaletin sağlanması ve ana yurtlarında güven içerisinde yaşamaları için mücadele etmeye devam edeceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

  • HDP: Çarsema Sor Bayramı’nın özgürlüğe vesile olmasını diliyoruz

    HDP: Çarsema Sor Bayramı’nın özgürlüğe vesile olmasını diliyoruz

    PİRHA – Halkların Demokratik Partisi, Ezidi halkı tarafından “evrenin maya tuttuğu gün” olarak anılan Çarsema Sor Bayramı’nı kutladı.

    Ezidi Kürtlerinin bayramı olan Çarşema Sor (Kızıl Çarşamba) her yıl Nisan ayının 13’ünden sonra gelen ilk çarşamba bayram olarak kutlanıyor.

    Çarşema Sor Bayramı, yeniden yeşerme ve dirilme olarak görüyor. Bu günde yumurtalar rengarenk boyanarak, geleneksel yemekler de hazır hale getiriliyor.

    Ezidiler, Çarşema Sor Bayramı’nda, Güney Kürdistan’daki Laleş Tapınağı’na giderek ibadetlerini yerine getiriyorlar.

    Ezidi kadınlar, yeşile, kırmızıya, sarıya, kahverengiye ve mora boyadıkları yumurtaları, yoksul ailelere dağıtıyor. Ayrıca çiftçiler de renkli yumurtaları yiyerek kabuklarını bereket getirmesi dileği ile tarlalarına bırakıyor.

    Çarşema Sor Bayramı’nda misafirlere geleneksel yemekler sunulurken, mezarlık ziyaretleri de önemli bir gelenek olarak biliniyor. Bu önemli günde, hayvancılıkla uğraşan Ezidiler ise 1 gün boyunca hayvanlarının sütünü sağmamaya özen gösteriyor.

    Nisan ayını “yılın gelini” olarak adlandıran Ezidiler, bu ay içerisinde düğün töreni yapmamaya ise ayrı özen gösteriyorlar.

    “ÇARŞEMA SOR BAYRAMI KUTLU OLSUN!”

    Ezidi halkının bu önemli günü Halkların Demokratik Partisi tarafından da kutlandı.

    Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüleri Tülay Hatimoğulları ve Turgut Öker, yazılı açıklama yaparak şu ifadelere yer verdi:

    “Cejna Pîroz Çarşema Sor Ya Gelê Êzidiyan Pîroz Be!

    Êzidî halkı tarafından ilkbaharın başlangıç günü ve aynı zamanda yeni yılın ilk günü olarak kutlanan Çarşema Serê Nîsanê yani Çarşema Sor Bayramı kutlu olsun.

    Êzidîler, sonuncusu Şengal’de olmak üzere kültürü, inancı ve kimliği nedeni ile 73 defa katliama uğratılan bir halktır. Tüm dünyanın gözleri önünde yaşanan 73. Ferman olarak anılan soykırımın gerçekleştiği 2014’ten bugüne IŞİD çetelerinin elinde esir tutulan binlerce Êzidî kadın ve çocuğun akıbetleri maalesef halen belirsiz.

    Êzidî inancına göre hem evrenin hem de dünyanın maya tuttuğu gün olan Çarsema Sor Bayramı’nın, başta kadim Êzîdî halkının özgürlüğünün müjdeleyicisi olmasını umut ediyor; bütün insanlık için barışa, özgürlüğe ve eşitliğe vesile olmasını diliyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • IŞİD’in gerçekleştirdiği Ezidi katliamının 8. yılı

    IŞİD’in gerçekleştirdiği Ezidi katliamının 8. yılı

    PİRHA- 3 Ağustos 2014’de IŞİD tarafından Ezidilere yönelik yapılan katliamın 8. yılı. IŞİD’in Şengal’e yaptığı saldırılarda 2 bin 213 Ezidi katledildi, 390 binden fazlası yerinden edildi, 7 bini kaçırıldı.

    Suriye iç savaşının başlamasıyla birlikte ortaya çıkan IŞİD çeteleri, Kürt coğrafyasında farklı etnik kimlik ve inançlara dönük soykırımlar gerçekleştirdi. Musul’u ele geçiren IŞİD, daha sonra kendisine biat etmeyen Ezidiler başta olmak üzere Şebek ve Kakaî Kürtlerini, Şiileri ve Türkmenleri hedef aldı.

    IŞİD, 3 Ağustos 2014’te Ezidîlerin ana yurdu olan Şengal’e saldırdı. IŞİD’in saldırıları sonucu Ezidiler, 74’üncü kez soykırıma maruz kaldı. IŞİD, Şengal’in dört tarafındaki köylere saldırarak, katliama başladı. IŞİD’in büyük bir güçle 2 Ağustos 2014’te Şengal’e saldırması sırasında KDP peşmergelerinin Şengal’den kaçmaları geride kalan Ezidilerin kaderini belirledi.

    BİNLERCE EZİDİ KATLEDİLDİ, KAÇIRILDI, KÖLE PAZARLARINDA SATILDI

    IŞİD saldırılarında 2 bin 213 Ezidi katledildi. 390 binden fazla Ezidi yerinden edildi. 7 bin Ezidi kaçırıldı. 4 bini kurtarılırken, kadınlar köle pazarlarında satıldı. 3 bin kadın ve çocuğun akıbeti hala bilinmiyor. Belirli aralıklarla açılan 12 toplu mezarda, Ezidilerin cenazelerine ulaşıldı.

    68 dini mekan yağmalandı. 150 bin insan açılan koridorda mahsur kaldı. Ezidi köylerinde ve Şengal dağlarında korkunç bir trajedi yaşandı.

    Katliamla birlikte hızla örgütlenen Ezidiler, 2014’te Şengal Direniş Birlikleri’ni (YBŞ) kurdu. Yine Kuzey Suriye’den gelen YPG güçlerinin yardımıyla açılan koridorda binlerce Ezidi, Kuzey Suriye kentlerine geçirildi.

    EZİDİLERE SOYKIRIM UYGULANDI

    Ezidilerin bir kısmı ise Batman, Mardin, Diyarbakır ve Şırnak’a göç etmek zorunda bırakıldı. İşgalin ardından başlatılan operasyon 13 Kasım 2015’te sona erdi. İçinde Ezidilerin de bulunduğu Kürt güçleri, Şengal’i özgürlüğüne kavuşturdu.

    Şengal savunma birliklerinin koruduğu bölgeye, katliamın yaşandığı tarihten bu yana 8 bin aile geri döndü. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi tarafından 15 Haziran 2016 tarihinde Ezidilere ilişkin bir rapor yayımlandı.

    Raporda, IŞİD’in Ezidilere yönelik soykırım suçunu işlediği vurgulandı. Raporda, 400 bin Ezidi’nin öldürüldüğü, köleleştirildiği veya diğer insanlık dışı suçlara maruz bırakılarak yok edilmeye çalışıldığı da kaydedildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • FEDA: İşgale ve faşist saldırılara karşı Ezi halkının yanındayız

    FEDA: İşgale ve faşist saldırılara karşı Ezi halkının yanındayız

    PİRHA- Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) yazılı bir açıklama yaparak, sınır ötesi operasyonların ve Ezidi halkına yönelik saldırıların durdurulması için çağrı yaptı. 

    17 Nisan’dan bu yana Zap, Metîna ve Avaşîn bölgelerine yönelik sınır ötesi operasyonlar ve Irak ordusunun dün gece saatlerinde Şengal’e yönelik başlattığı saldırılar sürüyor. Dugur kasabasındaki çatışmalarda Irak ordusunun, bir okula tanklarla saldırı düzenlediği belirtildi.

    Bu arada KDP’nin, Kuzey ve Doğu Suriye sınırında 8 olan karakol sayısını 66’ya çıkardığı kaydedildi.

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) yazılı bir açıklama yaparak saldırıları kınadı, ve mazlum Ezidi halkına destek çağrısında bulundu.

    FEDA, “Bir yandan Türk devleti, diğer yandan Irak devleti Sünni siyasal İslam nahak zihniyeti ile Kürdistan’ı ablukaya alarak halkımıza soykırım yaşatmak istiyorlar. Türk devleti ile Irak devleti, Barzani ailesinin ihanetinin suç ortaklığıyla Êzidî halkımızın tüm kazanımlarını yok etmek, ortadan kaldırmak istiyorlar. Mezopotamya’nın kadim inancını yaşayan Êzidî Kürtlere yaşattıkları 74 ferman yetmezmiş gibi Kürt ihanetçilerinin desteği ile yeni fermanlar yaşatılıyor” dedi.

    Açıklamaya şöyle devam edildi:

    “Başûr ve Rojava hava sahasını Türk devletine açan ABD ve NATO kadar bu işgal saldırılarına sessiz kalan BM ve Avrupa Konseyi de Türk devletinin her türlü hukuk ve insanlık dışı bu saldırılarına onay verdikleri için suçludurlar. Şengali her seferinde havadan bombalayan Türk devletinin saldırıları paralelinde şimdide Irak devleti Şengal’e saldırmaktadır. Şengal, kadim Êzidî Kürtlerin kutsal mekanıdır. Kutsal mekanlarında binlerce yıl 72 millete bir nazarda bakan Êzidîler, farklı inanç sahibi oldukları için iktidar İslam’ın hedefindeler. İktidar İslam’ın üç temsilcisi olan Türk devleti, Irak devleti ve Barzani ailesi el ele vermiş, dünyanın gözü önünde kadim Êzidî Kürtleri soykırımdan geçiriliyorlar.

    “TÜM MAZLUM HALKLARI, EZİDİ HALKININ YANINDA OLMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

    Emevi egemen nahak aklının Êzidî soykırım ve katliamlarına karşı tüm mazlum halkları toprağına, diline, kültürüne ve kutsal mekanlarına sahip çıkan Êzidî halkının haklı mücadelesinin yanında olmaya çağırıyoruz. Dün nasılki firavunlara karşı, yakın zamanda vahşi ve barbar DAİŞ’e karşı birlikte insanlık değerlerini savunduysak, bugün de zalimlere karşı mazlum Êzidî halkının yanında olmalıyız.
    Başta biz FEDA Alevi toplumu olmak üzere bu nahak Yezid zihniyet sahibi dinci, inkârcı ve işgalci halklar ve inançlar düşmanı AKP- MHP faşist saldırı ve işgaline karşı tüm Alevileri tavır almaya ve ortak yaşam için birlik olmaya çağırıyoruz.

    (HABER MERKEZİ)

  • Dört siyasi oluşumdan Mexmûr, Şengal ve Dêrik’in bombalanmasına ilişkin açıklama!

    Dört siyasi oluşumdan Mexmûr, Şengal ve Dêrik’in bombalanmasına ilişkin açıklama!

    PİRHA- DTK, HDK, DBP ve HDP, TSK uçakları tarafından Mexmûr, Şengal ve Dêrik’in bombalanmasına ilişkin açıklama yaptı. Söz konusu saldırıyı “IŞİD’in yarım bıraktığının tamamlanması” olarak değerlendiren DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz “Kürt halkı asla kazanımlarından vazgeçmeyecektir” dedi.

    Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) ile Halkların Demokratik Partisi (HDP), yakın zamanda sivil yerleşim yerlerine yönelik artan saldırılara ilişkin ortak açıklama yaptı.

    TSK uçakları tarafından 1 Şubat’ta başlayan saldırılar kapsamında 3 merkezi sivil alanının bombardımana tutulduğuna dikkat çekildi. Söz konusu saldırılarda, Mexmûr, Şengal ve Dêrik’in yoğun bombardımana tutulduğu ifade edildi.

    Diyarbakır’da yapılan açıklamada konuşan DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, Şengal halkına dönük soykırımlara dikkat çekerek  “Asla boyun eğilmeyecektir” dedi. Kürt halkının kazanımlarının hedefe alındığını söyleyen Saliha Aydeniz, şu konuşmayı yaptı:

    “Bu saldırıda, Mexmûr, Şengal ve Dêrik’i özellikle seçmiştir. Çünkü 3 merkez DAİŞ’e karşı mücadele veren, Ortadoğu ve Kürdistan coğrafyasında insanlık adına suç işlemelerini engelleyen ve bunun mücadelesini veren 3 merkezdir. O yüzden bilinçli seçildi. Şengal 21 kez bombardımana tutuldu. Şengal’e karşı bu kadar düşmanca, soykırımcı bir yaklaşımla bombardımanın sebebi DAİŞ’in 2014’te yürüttüğü 73’üncü Fermanı’nı, 74’üncüyü tamamlamak adına yapılmasıdır. Ama Şengal halkı yalnız 74’üncü fermanı yaşamamak için kendi oluşturduğu sistemde mücadelesini verecektir ve soykırım girişimcilerine asla boyun eğmeyecektir. Biz Kuzey Kürdistan halkı olarak Şengal halkının yanında olduğumuzu ve saldırıyı kınadığımızı belirtiyoruz.

    Mexmûr halkının verdiği mücadele ile Hewlêr korundu. Hewlêr’in korunması Kürdistan’ın kazanımlarını koruma savunmasıdır. Buradan da Mexmûr’un hedef alınması Kürdistan kazanımlarına yönelik yürütülen bir saldırıdır. Yine Dêrik’e saldırmasının da, Kobanî’de yenilgiye uğrayan, sonun başlangıcını yaşayan, ikinci yenilgisini de Dêrik’te almıştır. Derik’in seçilmesinin nedeni de tam da budur.”

    “IŞİD’İN YARIM BIRAKTIĞINI TAMAMLAMAK AMAÇLANMIŞTIR”

    “10 gün önce Hasekê’de Kobanî düştü diyenler yenilgiye uğradı. IŞİD çetelerinin yeniden palazlandırıldığı, yeniden TSK elinde olan yerlerden geçerek Hesekê’de bu saldırıyı gerçekleştirmelerinin hemen arkasında bu saldırının olması Hesekê’de boşa çıkarılan bu oyunun intikamını alma girişimidir. Buradan evet TC devleti, TSK, Kürt halkının 4 parça Kürdistan kazanımlarını yerle bir etmek, statüye en yakın olduğumuz bir dönemde bu saldırıyı gerçekleştirmesi IŞİD’in yarım bıraktığının tamamlanması olarak değerlendiriyoruz.

    Bu saldırının Kobanî zaferinin yıl dönümüne yakın bir dönemde gerçekleştirilmesi de bu AKP ve MHP faşist ittifakının saldırısı olarak değerlendiriyoruz. Bu saldırıları DBP, DTK, HDK, HDP olarak şiddetle kınıyoruz. Kürt halkı asla kazanımlarından vazgeçmeyecektir. Bu saldırılarda yaşamını yitirenlere Allahtan rahmet diliyoruz. Hesekê’de insanlık adına savunma gerçekleştiren 121 şehidi de saygıyla anıyorum. Bu saldırılar sonuç almayacaktır, bu saldırılar tükenmişliğin saldırılarıdır. Kürt halkının başı sağ olsun.”

    “ÇÖZÜM ERTELENDİKÇE İKTİDARLAR ÇÖKÜŞ İÇİNE GİRMİŞTİR”

    Basın açıklamasında söz alan bir diğer isim de HDK Eş Sözcüsü Cengiz Çiçek oldu. “Kalkan her savaş uçağı elektrik faturalarına zam olarak yansımaktadır” diyen Çiçek, şu konuşmayı yaptı:

    “AKP ve MHP ittifakı çöküş ve çözülüş içindedir. Kendisinden önceki iktidarlarla aynı yöntemi denemektedir. Kürt sorununun çözümsüzlüğü bu ülkede iktidarlarının ömürlerini uzattığı gibi, çözüm ertelendikçe iktidarlar çözülüş ve çöküş içine girmiştir. Bu AKP’yi de bekleyen bir sondur. Biz buradan Amed’den Kürdistan’ın kalbinden Türkiye halklarına sesleniyoruz. Kürt meselesinin çözümsüzlüğü sadece Kürtlerin sorunu değildir, Kürt meselesinin çözümsüzlüğü Türkiye halklarının, emekçilerinin yoksulluğu demektir. Kalkan her savaş uçağı elektrik faturalarına zam olarak yansımaktadır.

    Kürt meselesi çözümsüz kaldıkça Türkiye halkları açlığa, yoksulluğa mahkum edilmektedir. Kürt meselesinin çözümüne toplumsal çözüm perspektifi geliştirmediğimiz sürece, Türkiye halklarının Türkiye sosyalist ve devrimcilerinin müdahalesi geliştirilmediği sürece Kürt sorunu iktidarların tekelinde kaldığı sürece, çözümsüzlüğe mahkum edilecek ve bu girdapta sadece Kürtler değil Türkiye emekçileri de kaybedecektir. Demokratik Cumhuriyet mücadelemizin esaslarından biri olan Kürt meselesinin çözümünü Türkiye’de bütün mücadele alanlarında ele almak ve geliştirmek zorundayız. Bu saldırdılar daha fazla bizleri Türkiye demokrasi güçlerini birleşik ve yan yana gelmeye zorluyor. Sadece direnerek değil, birleşerek kazanacağımızı biliyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Türkiye, Ezidi Katliamı’nı ‘soykırım’ olarak tanımalıdır’

    ‘Türkiye, Ezidi Katliamı’nı ‘soykırım’ olarak tanımalıdır’

    PİRHA-HDP Halklar ve İnançlar Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Tülay Hatimoğulları, 3 Ağustos 2014’te gerçekleştirilen Şengal Katliamı’nın yıldönümü nedeniyle açıklama yaptı. Hatimoğulları, Türkiye’nin Ezidi Soykırımı’nı tanıması gerektiğini ifade etti. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Halklar ve İnançlar Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Tülay Hatimoğulları, Êzidî Soykırımının 7’nci yıldönümü sebebiyle yazılı açıklama yaptı.

    “Êzidî Soykırımını unutmuyoruz, lanetliyoruz!” denilen metinde, aralarında kadın, çocuk ve yaşlıların da olduğu 5 binden fazla Êzidî Kürt’ün katledildiğine dikkat çekildi. Açıklamada ayrıca binlerce yurttaşın rehin alındığı, yüzbinlerce Êzidînin kadim topraklarını terk etmek zorunda kaldığı, binlerce çocuk ve kadının ise kaçırıldığına vurgu yapıldı.

    “EZİDİ HALKININ YANINDAYIZ”

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “IŞİD tarafından gerçekleştirilen bu barbarca saldırı, Êzidîlerin katliamlar ve fermanlarla yazılmış tarihinde ve kolektif belleğinde yeni bir kara sayfa, 74. ferman olarak yer aldı. Mezopotamya’da Êzidîler, tarih boyunca bölgeyi işgal eden güçler tarafından baskılara maruz kalarak, katliamlara uğratıldı. 15 Haziran 2016 tarihinde, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, IŞİD’in Êzidîlere yönelik soykırım işlediğini deklare etti.

    Katliam ve ferman silsilesine karşın, direnerek kendi inançlarını, kültürlerini, varlıklarını koruyan Êzidîler bu toprakların kadim halklarındandır. Türkiye, Êzidî katliamını soykırım olarak tanımalıdır. Şengal’e dönük tehditkâr ve saldırgan politikalardan vazgeçmelidir. Türkiye, katliamın ardından Türkiye’ye göç etmek zorunda kalan Êzidîlerin güven içerisinde yaşamlarını sürdürmeleri sağlamalı, Êzidî kimliğini ve inancını koruyucu önlem ve tedbirler almalıdır. Halen IŞİD’in elinde esir tutulan Ezîdî kadın ve çocukların özgürleşmesi için ciddi adımlar atılmalıdır, bu utanca seyirci kalmaya devam edilmemelidir.

    3 Ağustos Şengal Katliamı’nın 7’nci yıldönümünde tarihleri boyunca baskı, zulüm ve soykırım uygulamalarına maruz kalan Êzidî halkının yanında olduğumuzu bu vesile ile tekrar ifade ediyor, IŞİD tarafından hunharca katledilen Êzidîleri saygı ile anıyoruz. Soykırımlara, katliamlara ve insanlık dışı uygulamalara karşı bütün insanlığı mücadele etmeye çağırıyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • IŞİD’in Ezidi soykırımının 7. yılı

    IŞİD’in Ezidi soykırımının 7. yılı

    PİRHA – 3 Ağustos 2014’de IŞİD barbarları tarafından Ezidilere yönelik başlatılan 73’üncü fermanın 7. Yılı. IŞİD’in Şengal’e yaptığı saldırılarda 2 bin 213 Ezidi katledildi, 390 binden fazlası yerinden edildi, 7 bini kaçırıldı.

    Suriye iç savaşının başlamasıyla sahaya sürülen IŞİD çeteleri, Kürt coğrafyasında farklı etnik kimlik ve inançlara dönük soykırımlar gerçekleştirdi. Musul’u ele geçirdikten sonra kendisine biat etmeyen Êzidîler başta olmak üzere Şebek ve Kakaî Kürtlerini, Şiileri ve Türkmenleri hedef aldı.

    IŞİD, 3 Ağustos 2014’te Ezidîlerin ana yurdu olan Şengal’e saldırdı. IŞİD’in saldırıları sonucu Ezidiler, 74’üncü kez soykırımla yüze yüze kaldı. IŞİD, Şengal’in dört tarafındaki köylere saldırarak, katliama başladı. Büyük bir güçle 2 Ağustos 2014’te Şengal’e saldırınca orayı ilk terk eden KDP peşmergeleri oldu. Bu kaçış geride kalan Ezidilerin kaderini belirlemişti.

    IŞİD saldırılarında 2 bin 213 Ezidi katledildi. 390 binden fazla Ezidi yerinden edildi. 7 bin Ezidi kaçırıldı. 4 bini kurtarılırken, kadınlar köle pazarlarında satıldı. 3 bin kadın ve çocuğun akıbeti hala bilinmiyor. Belirli aralıklarla açılan 12 toplu mezarda, Ezidilerin cenazelerine ulaşıldı.

    68 dini mekân yağmalandı. 150 bin insan açılan koridorda mahsur kaldı. Ezidi köylerinde ve Şengal dağlarında korkunç bir trajedi yaşandı.

    Katliamla birlikte hızla örgütlenen Ezidiler 2014’te Şengal Direniş Birlikleri’ni (YBŞ) kurdu. Yine Kuzey Suriye’den gelen YPG güçlerinin yardımıyla açılan koridorda binlerce Ezidi, Kuzey Suriye kentlerine geçirildi.

    BİNLERCE EZİDİ GÖÇ ETMEK ZORUNDA KALDI 

    Bir kısmı ise Batman, Mardin, Diyarbakır ve Şırnak’a göç etmek zorunda bırakıldı. İşgalin ardından başlatılan operasyon 13 Kasım 2015’te sona erdi. İçinde Ezidilerin de bulunduğu Kürt güçleri, Şengal’i özgürleştirdi.

    Şengal savunma birliklerinin koruduğu bölgeye, katliamın yaşandığı tarihten bu yana 8 bin aile geri döndü. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi tarafından 15 Haziran 2016 tarihinde Ezidilere ilişkin bir rapor yayımlandı.

    Raporda, IŞİD’in Ezidilere yönelik soykırım işlediği belirtildi. Raporda, 400 bin Ezidi’nin öldürüldüğü, köleleştirildiği veya diğer suçlara maruz bırakılarak yok edilmeye çalışıldığı da kaydedildi.

    (HABER MERKEZİ) 

  • IŞİD’ın Ezidi Katliamı’nın 7. yılında FEDA’dan açıklama

    IŞİD’ın Ezidi Katliamı’nın 7. yılında FEDA’dan açıklama

    PİRHA-IŞİD’in 3 Ağustos 2014’te Şengal’de yaptığı Ezidi Katliamı’nın 7. yıl dönümü dolayısıyla yazılı açıklama yapan FEDA, “Mezopotamya’nın kadim halkları tarih boyunca devletçi ve iktidarca sistem tarafından katliam ve soykırımlarla ortadan kaldırılmak istenmişlerdir” dedi. Açıklamada, Ezidi ve Alevi inancının doğada bulunan canlı cansız tüm varlıkları bir ve eşit gören anlayışıyla hareket edilmiş olunsaydı, yeryüzünde savaşlar yerine barış egemen olurdu” denildi. 

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), IŞİD’in 3 Ağustos 2014’te Şengal’de yaşayan Ezidi halkına yönelik gerçekleştirdiği saldırıya ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    Ortadoğu’da ulus devletlerin inşa sürecinde coğrafyanın kadim halklarından Ermeni, Süryani Keldani, Ezidi, Alevi ve Kürtler tüm dünyanın gözü önünde soykırımdan geçirildiği vurgulanan açıklamada, “Kürt, Ezidi ve Aleviler üzerinde katliam ve soykırım kesintisizce sürdürülmüş, bugün de bu kadim inanç sahiplerine soykırım yaşatılıyor. En son 3 Ağustos 2014‘te IŞİD barbarları Sincar’da, Edizi halkına vahşice saldırmış çocuk, kadın, yaşlı ve genç ayrımı yapmaksızın binlerce Ezidi’yi katletmiş, on binlercesini kutsal mekânlarından göçertmiştir. IŞİD, beş bin kadını ve genç kızı, Irak ve Suriye’de denetimlerinde tuttukları bölgelerde oluşturdukları köle pazarlarında kadın tüccarlarına satmış, kutsal mekânlarını ve ibadethanelerini bombalayıp, yakıp yıkmıştır” denildi.

    “EZİDİLERİN FARKLI İNANÇ SAHİBİ OLMALARI SOYKIRIMA UĞRAMALARINA NEDEN OLMUŞTUR”

    Barbar, vahşi cihadistlerin fail olduğu, devletçi ve iktidarcı sistemin göz yumduğu Ezidi Soykırımı’nın lanetlendiği  açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “3 Ağustos 2014 Ezidi toplumunun tarihine 73. Ferman(jenosid) olarak yazılır. Hâlbuki 73 kez jenoside uğrayan Ezidiler, ibadetleri gereğince her sabah Güneş’e dönerlerken 72 millete bir nazarda bakarak tüm insanlık için dua ederler. Tarih boyunca hiç kimseye zararı dokunmayan Ezidiler, kutsal topraklarında kendi inançlarını özgürce yaşamayı istemekle kalmazlar, cümle varlıklarla ortak yaşamı esas almışlardır. Ezidilerde, diğer kadim halklar gibi kutsal mekânlarında ibadetlerini, örf ve adetlerini özgürce yaşamanın meşru ve demokratik istekleri nedeni ile nasıl ki daha önceleri jenoside uğramışlarsa, son radikal cihadist-DEAS(IŞİD) saldırısının nedeni de onların tarihi inançlarını yaşamak ve yaşatmak istemeleridir. Ezidilerin farklı inanç sahibi olmaları ve kendi dinlerinde kalma ısrarları 73 kez soykırıma uğramalarına neden olmuştur. Ezidiler 21. Yüzyılda kendilerine dayatılan İslam dinini kabul etmedikleri için son fermanı yaşamışlardır.”

    “EZİDİ VE ALEVİ İNANCIYLA HAREKET EDİLMİŞ OLSAYDI YERYÜZÜNDE BARIŞ EGEMEN OLURDU”

    21. yüzyılda bilimsel ve teknolojik gelişmeler çağında, insanlık daha iyi ve daha güzel yaşam arayışı içinde olacağına, kendisine empoze edilen milliyetçilik, dincilik ve cinsiyetçilik nedeni ile öteki ve farklı olana savaş halinde olduğu vurgulanan açıklamada, “Ezidi ve Alevi inancının doğada bulunan canlı cansız tüm varlıkları bir ve eşit gören anlayışıyla hareket edilmiş olunsaydı, yeryüzünde savaşlar yerine barış egemen olurdu. Doğa inancının kendine has kimi farklılıklarına rağmen Ezidi ve Aleviler çokluk içinde birliği esas aldıklarından, farklılıkları bütüne ulaşmanın zorunlu parçaları gördüklerinden yok etmeyi, öldürmeyi değil yaşamayı ve yaşatmayı esas alırlar. Canlı cansız tüm varlıklarla ikrarlı olan Ezidiler, dünyanın gözleri önünde karanlıktan beslenen radikal cihadist barbarlar tarafından soykırıma uğramış, binlerce yıllık insanlık tarihinin hazinesi ve dünya kültür mirası olan kutsal mekânlarını bombalayıp yerle bir etmişlerdir. Barbar ve insanlık düşmanı IŞİD soykırımında kurtulan Ezidiler, hala o korkunç olayın etkisinde, derin siyasal ve sosyal travmalar yaşamaktadırlar. Hiçbir şekilde kendilerini güvende hissetmeyen Ezidiler, yeniden güven içinde kutsal topraklarında meşru statü sahibi olacakları özgür günlerin beklentisi içindedirler” ifadeleri kullanıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Sorunların çözülmesi demokratik diyalog kanallarının açıklığı ile mümkündür’

    ‘Sorunların çözülmesi demokratik diyalog kanallarının açıklığı ile mümkündür’

    PİRHA- DAD Genel Merkezi yayınladığı açıklamada, savaş politikalarının Anadolu ve Mezopotamya topraklarında egemenlerin iktidarlarını koruma aracı olduğunu belirterek, “Reya Heq Aleviler olarak cümlesine ricamız diyalog kanallarını açık tutarak, toplumun Rusipi ve Porsipi’lerinin telkinlerine itibar etmeleridir” çağrısında bulundu.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkezi, Federe Kürdistan Bölgesinde yaşanan gerilime ilişkin basın açıklaması yayınladı.

    “SAVAŞ POLİTİKALARI KÜRT HALKINA BİR ÇÖZÜM ÜRETMEYECEKTİR”

    Savaş politikalarının Anadolu ve Mezopotamya topraklarında egemenlerin iktidarlarını koruma aracı olduğunun belirtildiği açıklamanın devamında şunlar ifade edildi:

    “Bu saldırılar nedeni ile coğrafyanın doğal yerleşik halkları iç birliklerini koruyamamış, biribirinin katliamlarına tanık olmuştur. Ya da bu katliamalara iç ihanetler ile kardeş katline varan süreçler yaşamıştır. Tarih bize gösteriyor ki bu yaklaşımlar ancak, nefsani teslimiyetlerin sonucudur. Reya Heq Alevilerin, Yol kardeşleri Ezidiler ve kadim coğrafyası Şengal üzerinden savaş gerekçesi çıkaran ve savaş politikaları üzerinden egemen olmaya çalışan KDP’nin yaklaşımı, tarihsel referanslar göz önüne alındığında Kürt halkına bir çözüm üretmeyecektir. Demokratik, sosyal birlikteliği zedeleyen yaklaşım, diplomatik zayıflığa da sebep olmaktadır. Ezdixan İŞİD’e terkedilirken, fermanlarına göz yumulurken, bugün Ezdixan üzerinde hak iddia etmek vicdanen kabul görecek bir durum değildir. Hakk Yol çizgisi Aryen geleneğin temel inançsal duruşudur.”

    “SAVAŞ POLİTİKALARINDAN VAZGEÇİLMELİDİR”

    “Dersim Katliamının 83. yılına gelirken Reya Heq Aleviler, toplumsal birlik olmayınca yenilginin kaçınılmaz olduğunu, en acı deneyimleri ile yaşamış ve yaşamaktadır” denilen açıklamanın devamında şunlar aktarıldı:

    “Kürt halkının Dersim, Şengal, Ağrı, Zilan, Halepçe katliamları toplumsal, politik birlikteliğin başarılamamış olmasının sonucudur. Bu sonuçlar yeteri kadar ders çıkarılacak acı deneyimler barındırmaktadır. Ortadoğu da zulme hizmet edecek olan savaş politikalarından geri durmak, toplumsal geleneğimizin kadim çözüm üretme dinamiklerini devrede tutmak elzemdir. Lakin bilinmelidir ki Nemrutların savaş geleneklerine karşı, halkların barış içinde yaşama gelenekleri bir mücadele içerisindedir. Toplumsal birlikteliğimizi güçlü korumak, barışın kazanması, geleceğin demokratik birlikteliğine fırsat alanı açmak olacaktır. Dünya için de siyasa-politik tanımlama açısından, güçlü birlikteliğin ancak sonuç vereceği deneyimlerle aşikardır. Dünyanın, insanlığın doğum mekanı Anadolu ve Mezopotamya için yeni belirlenimler öngörülmektedir. Bu öngörüler ancak güçlü Ulusal Demokratik Birlik ile somut kazanımlara evrilebilir. Savaş politikalarından vazgeçilmesi, vicdanen cümlemizin itibar edeceği çözüm üretme gücü doğuracaktır.”
    Bölgede diyalog kanallarından çok KDP’nin egemenlik kurma çabaları kendini açık ettiğinin belirtildiği açıklamada, “Bu durum Kürtler arası ‘Demokratik Birliği’ derinden zedeleyen bir yaklaşım. Ortadoğu’da demokratik bir çizgiyi temsil eden Kürtler, dünyanın da karar verme aşamasında olduğu bir eşikte, herkese kaybettirecek sonuçları doğuracaktır” ifadelerine yer verildi.

    “ÇÖZÜM, MUTLAKA DEMOKRATİK BİRLİK TEMELİNDE ALGILANMALIDIR”

    “Sorunların çözülmesi demokratik diyalog kanallarının açıklığı ile mümkündür” ifadelerinin dile getirildiği açıklamanın devamında, şu hususlara dikkat çekildi:

    “Kürtler ile Türklerin çatışmaları kadar, coğrafya da kader birlikleri de aşikardır. Sınırların farklılaşacağı bu eşikte Kürtlerin statü alanı doğru algılanmakla birlikte, bir gelecek perspektifini ‘Çözüm Süreci’ pratiğinde göstermiş ve toplumda, Türkiye halkları arasında güçlü bir gelecek bakışı kazandırmıştır. Demokratik Ortadoğu egemenlerin savaş arzuları, sömürü geleneklerini kıracak bir gücü ve ruhu içerisinde barındırmaktadır. Diplomaside tecrid politikalarından evrilen bir süreç, dar dönemsel egemenlik alanlarından çok daha verimlidir. Geniş zamana yayılan stratejik, politik çözümlerin fırsat alanıdır. Kürtler açısından çözüm, mutlaka demokratik birlik temelinde algılanmalıdır. Düşmanın türlü halini görmüş bir tarihsel geçmişe hakim Kürtler, konfederatif aşiretler ruhu ile onlarca badireyi savuşturmuştur. Bugün aşiret üzerinden eleştirel yorumlar eksik algılanma potansiyelini barındırdığı gibi, tarihsel dokunun derinliğinden de yoksundur. Kürtler için ulus yaklaşımı konfederatif işleyen, demokratik ruha sahip aşiretler aidiyeti içerisinde ahlaki-politik geleneği barındırır. Gerisi pozitivizme kaçan potansiyel barındırmaktadır. Bu vesile ile KDP’nin girdiği savaş politikasından kendisi vazgeçmesi gerektiği gibi, güç aldığı muhataplarına da diyalog tekininde bulunmalıdır. Reya Heq Aleviler olarak cümlesine ricamız diyalog kanallarını açık tutarak, toplumun Rusipi ve Porsipi’lerinin telkinlerine itibar etmeleridir. “ Wa Mesela e Berx u Beranâ Nine, Berx ji Emenê Berân Ji Emenê, Çave Me Bila Li Gura Be”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Ebadi’den Şengal Anlaşması’na tepki

    Ebadi’den Şengal Anlaşması’na tepki

    PİRHA – Irak eski Başbakanı Haydar Ebadi, Bağdat ve Hewler arasında imzalanan Şengal Anlaşması’na karşı çıkarak, anlaşmanın bölgedeki sorunlara çözüm olmayacağını söyledi. 
    Irak merkezi hükümeti ile Federe Kürdistan Bölgesi arasında imzalanan Şengal Anlaşması’na bir tepki de Irak eski Başbakanı Haydar Ebadi’den geldi. Ebadi, Nesir Antlaşması’nın tarafı ve yürütücüsü olarak Irak Hükümeti’nin, Federe Kürdistan Bölgesi’nde yürüttüğü siyasetin tarafı olmadıklarını söyledi. Ebadi, Şengal üzerinde yapılan anlaşma ile bölgedeki sorunların çözülemeyeceğinin de altını çizdi.
    Ebadi, Kürtlere karşı olmadıklarını belirterek, “Barış içinde ortak bir yaşamın inşası için herkesi kapsayan çerçevede çözümler olmalı. Kürtlere karşı değilim. Tam tersi, tarihi ve gerçek Kürt davasının yanındayız” dedi.
    Yapılan anlaşma Şengal halkına rağmen yapılan ve Şengal halkının iradesini yok saydığı için Şengal’de yaşayan Ezidi toplumu tarafından reddediliyor. IŞİD’in saldırılarından sonra büyük yıkım yaşayan Ezidi toplumu kendi öz iradesiyle oluşturduğu yönetiminin ve özerk yapısının tanınmasını talep ediyor.

    Şengal Anlaşması neleri kapsıyor:

    Kürdistan Bölgesi Hükümeti ile merkezi Irak hükümeti arasında imzalanan anlaşmaya göre, Şengal’de idari ve güvenlik alanlarında yeniden yapılandırmaya gidilecek.

    Yeni bir kaymamakın seçileceği Şengal’de diğer idari birimlerde yeni atamalar gerçekleştirilecek.

    Güvenliğin sağlanması ise Şengal polis güçleri, Ulusal Güvenlik Müsteşarlığı ve Ulusal İstihbarat Servisi tarafından Kürdistan Bölgesi güçleriyle koordinasyon şeklinde yürütülecek.

    Yasal olmayan tüm silahlı yapıların Şengal dışına çıkarılmasını da öngören anlaşma kapsamında, Kürdistan Bölgesi ve Irak işbirliğiyle kapsamında 2 bin 500 güvenlik gücü ataması yapılacak.

    Anlaşma kapsamında ayrıca, Şengal’in güvenlik ve idari yönetiminin gözden geçirilmesi ve yeniden imarı için Erbil ile arasında ortak komite kurulması kararlaştırıldı.

  • IŞİD’in Ezidi soykırımının 6. yılı; 2 bin 213 Ezidi katledildi, 7 bini kaçırıldı

    IŞİD’in Ezidi soykırımının 6. yılı; 2 bin 213 Ezidi katledildi, 7 bini kaçırıldı

    PİRHA – 3 Ağustos 2014’de IŞİD tarafından Ezidilere yönelik başlayan 73’üncü fermanın 6. Yılı. IŞİD’in Şengal’e yaptığı saldırılarda 2 bin 213 Ezidi katledildi, 390 binden fazlası yerinden edildi, 7 bini kaçırıldı.

    Suriye iç savaşının başlamasıyla sahaya sürülen IŞİD, Kürt coğrafyasında farklı etnik kimlik ve inançlara dönük soykırımlar gerçekleştirdi. Musul’u ele geçirdikten sonra kendisine biat etmeyen Êzidîleri başta olmak üzere Şebek ve Kakaî Kürtlerini, Şiileri ve Türkmenleri hedef aldı.

    IŞİD, 3 Ağustos 2014’te Ezidîlerin ana yurdu olan Şengal’e saldırdı. IŞİD’in saldırıları sonucu Ezidiler, 74’üncü kez soykırımla yüze yüze kaldı. IŞİD, Şengal’in dört tarafındaki köylere saldırarak, katliama başladı. Büyük bir güçle 2 Ağustos 2014’te Şengal’e saldırınca orayı ilk terk eden KDP peşmergeleri oldu. Bu kaçış geride kalan Ezidilerin kaderini belirlemişti.

    IŞİD saldırılarında 2 bin 213 Ezidi katledildi. 390 binden fazla Ezidi yerinden edildi. 7 bin Ezidi kaçırıldı. 4 bini kurtarılırken, kadınlar köle pazarlarında satıldı. 3 bin kadın ve çocuğun akıbeti hala bilinmiyor. Belirli aralıklarla açılan 12 toplu mezarda, Ezidilerin cenazelerine ulaşıldı.

    68 dini mekân yağmalandı. 150 bin insan açılan koridorda mahsur kaldı. Ezidi köylerinde ve Şengal dağlarında korkunç bir trajedi yaşandı.

    Katliamla birlikte hızla örgütlenen Ezidiler 2014’te Şengal Direniş Birlikleri’ni (YBŞ) kurdu. Yine Kuzey Suriye’den gelen YPG güçlerinin yardımıyla açılan koridorda binlerce Ezidi, Kuzey Suriye kentlerine geçirildi.

    BİNLERCE EZİDİ GÖÇ ETMEK ZORUNDA KALDI 

    Bir kısmı ise Batman, Mardin, Diyarbakır ve Şırnak’a göç etmek zorunda bırakıldı. İşgalin ardından başlatılan operasyon 13 Kasım 2015’te nihayete erdi. İçinde Ezidilerin de bulunduğu Kürt güçleri, Şengal’i özgürleştirdi.

    Şengal savunma birliklerinin koruduğu bölgeye, katliamın yaşandığı tarihten bu yana 8 bin aile geri döndü. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi tarafından 15 Haziran 2016 tarihinde Ezidilere ilişkin bir rapor yayımlandı.

    Raporda, IŞİD’in Ezidilere yönelik soykırım işlediği belirtildi. Raporda, 400 bin Ezidi’nin öldürüldüğü, köleleştirildiği veya diğer suçlara maruz bırakılarak yok edilmeye çalışıldığı da kaydedildi.

    (HABER MERKEZİ) 

     

     

  • Gönül Öztürkoğlu: DAİŞ’in Ezidilere saldırısı soykırım olarak tanınmalı

    Gönül Öztürkoğlu: DAİŞ’in Ezidilere saldırısı soykırım olarak tanınmalı

    PİRHA-IŞİD’in Şengal’e saldırması sonucu binlerce Ezidiyi öldürdüğü ve binlerce kadını esir aldığı Şengal Katliamının 4’üncü yıl dönümünde İHD Malatya şubesi basın toplantısı yaptı.

    IŞİD’in Şengal’e saldırması sonucu binlerce Ezidiyi katlettiği ve binlerce kadını esir aldığı Şengal Katliamının 4’üncü yıl dönümü vesilesiyle İHD Malatya şubesi şube binasında basın toplantısı düzenledi. Yapılan basın toplantısına PSAKD Malatya şubesi, STK ve dernek temsilcilileride destek verdi.

    “EZİDİLERE YÖNELİK SOYKIRIM SALDIRISINI LANETLİYORUZ”

    Basın açıklaması metnini okuyan İHD Malatya şube başkanı Gönül Öztürkoğlu, “DAİŞ isimli cihatçı çete yapılanmasının Orta Doğu’nun en kadim halklarından Ezidilere yönelik 3 Ağustos 2014’te Irak Şengal bölgesinde ve Ezidi yurdunda gerçekleştirdiği soykırım saldırısının üzerinden 4 yıl geçti. İnsan Hakları Derneği  olarak Ezidiler’e yönelik gerçekleştirilen soykırım saldırısını bir kez daha kınıyor ve lanetliyoruz” dedi.

    Öztürkoğlu şöyle devam etti;

    “Ezidilerin daha önce (72 ferman) soykırım saldırılarına maruz kaldığı biliniyor. Bu son saldırı sonucunda da on binlerce Ezidi katledilmiş, binlerce Ezidi kadın köle yapılarak pazarlarda satılmıştır. Ağır insan hakları ihlallerine yol açan tüm bu saldırılar 21. yüzyılda hepimizin gözleri önünde gerçekleşmiştir.Yaşanan soykırım saldırısına karşı Ezidi halkı Kürt Siyasal Hareketinin öncülüğünde ve desteği ile kendi savunmasını gerçekleştirmiş ve saldırıları püskürtmeyi başarmıştır. Diğer tüm halklar gibi, Ezidilerin de kendini savunma ve kendi geleceğini belirleme hakkı vardır. Her halkın ve her devletin bu hakka saygı göstermesi BM İnsan Hakları Sisteminin bir gereğidir” dedi.

    “SALDIRI SOYKIRIM OLARAK TANINMALI”

    “Bu kapsamda Irak’ın Şengal bölgesinde, Ezidileri korumayarak onların soykırıma uğramasını seyreden güçlerin, Ezidilerin kendilerini yönetme hakkına saygı duymak durumunda olduklarını belirtmek isteriz” diyen Öztürkoğlu, “Öte yandan, Ezidi halkının 2014 yılındaki Şengal ve Musul’a yönelik IŞİD/DAİŞ saldırılarından sonra mülteci durumuna düşerek sığındığı ülkelerdeki sorunları devam etmektedir. Bu kapsamda Türkiye’ye sığınan on binlerce Ezidi’ye Suriye’den sığınanlar gibi haklar tanınmamıştı. Halen bir kısmı Türkiye’de bulunan Ezidilere yönelik bu ayrımcı uygulamanın bir an önce sona erdirilmesi gerekmektedir.Şüphesiz ki BM İnsan Hakları Konseyi’nin Haziran 2016’da Ezidi halkına yönelik 2014’te gerçekleştirilen DAİŞ saldırısını soykırım olarak kabul ve ilan etmesi önemli bir gelişme olmuştur. Bu vesile ile başta Türkiye olmak üzere tüm ülkeleri, Ezidilere yönelik DAİŞ saldırısını soykırım olarak tanımaya ve Ezidi halkının kendini savunma hakkına saygı göstermeye davet ediyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/MALATYA

  • Şengal Katliamı 4. yılında: Katliamın sorumluları yargılanmalı-VİDEO

    Şengal Katliamı 4. yılında: Katliamın sorumluları yargılanmalı-VİDEO

    PİRHA – IŞİD’in binlerce Ezidiyi öldürdüğü, binlerce kadını esir aldığı Şengal Katliamı’nın 4’üncü yıldönümünde yapılan ortak açıklamalarda, “Tarihin karanlık sayfalarına geçen 3 Ağustos, ‘Kadın Kırımı ve Soykırıma Karşı Uluslararası Eylem Günü’ olarak kabul edilene kadar mücadeleye devam edeceğiz” denildi. 

    IŞİD’in Ezidilere yönelik 3 Ağustos 2014’te Şengal’de gerçekleştirdiği katliamda binlerce insan öldürüldü, binlerce Ezidi kadın IŞİD’liler tarafından esir alındı. 4’üncü yıl dönümünde Adana’da biraraya gelen kadınlar,  “Sadece Şengal’de değil, 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın, Diyarbakır’da HDP mitingine yapılan bombalı saldırının, Antep’teki düğünü kana bulayanların, Suruç’ta Kobani’deki çocuklara oyuncak götürmek isteyen gençlerin katillerinin peşinde olduğumuzu, adil yargılamanın yapılmasını ve katiller ile destekçilerine hak ettikleri cezanın verilmesi için çabamızı sürdüreceğiz” dediler.

    “İNSANLIK  BÜYÜK BEDELLERLE DENEYİMLENMİŞ DURUMDA”

    Birçok ilde Şengal Katliamı’nın 4. yılına ilişkin Zorla Alıkonulan Kadınlar İçin Mücadele Platformu basın açıklaması gerçekleştirdi. Adana’da HDP il binasında Şengal Katliamının 4. yıldönümü için bir araya gelen kadınlar adına basın açıklamasını HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları okudu. Hatimoğulları, “İnsanlığın, Srebrenitsa’dan, Arjantin’den, Şili’den, Bolivya’dan, Ermenilerden, Süryanilerden, Halepçe’den, Myanmar’dan, Yemen’den, Kobani’den, Afrin’den, Musul’dan, Raqqa’dan ve Filistin’den bu yana yaşadıklarından beri tarihin hangi sayfasına karanlığı, hangi sayfasına aydınlığı yerleştireceğini korkunç acılar ve büyük bedellerle deneyimlemiş durumdadır” dedi.

    “ŞENGAL’İN GERÇEK SAHİPLERİ EZİDİLER”

    Ezidilerin onbinlerce yıllık tarihine yetmiş üç ferman sığdırdığını söyleyen Hatimoğulları, “Ezidiler, 21. yüzyılın en korkunç soykırımına uğramakla kalmadı; binlerce kadın ve çocuk radikal cihadist çete örgütü IŞİD tarafından kaçırıldı. köle pazarlarında satıldı ve halen sayılarının üç bin civarında olduğunu bildiğimiz kadın ve çocukların akıbeti bilinmiyor. Aradan geçen dört yılda başta Ortadoğu olmak üzere savaşın ve silahlı çatışmaların ilk ganimeti görülen kadınlar arasında yine Şengal’in gerçek sahipleri Ezidiler gelmektedir” dedi.

    “EZİDİ KADINLAR SAVAŞ GANİMETİ OLARAK SATILDI”

    Hatimoğulları sözlerini şöyle sürdürdü:

    “3 Ağustos 2014 tarihli soykırımın yanı sıra, Ezidi kadınların IŞİD tarafından ‘savaş ganimeti’ görülerek Arap ülkelerindeki şeyhlere satılması, sistematik cinsel saldırıya maruz bırakılması ya da öldürülerek toplu mezarlara gömülmesi, Ezidi kadın kırımına da yol açmıştır. Benzer şekilde Ermeni, Süryani, Şii Şabak ve Şii Türkmen halklara dönük IŞİD’in saldırıları tüm dünyanın gözleri önünde ve egemen devletlerin korkunç sessizliği içinde gerçekleşmiştir ve halen de devam etmektedir.

    “KADINLAR DİRENİŞİ SEÇTİ”

    Ezidi kadınların, soykırımının ardından susmak, yaşananları kader olarak görmek yerine direnişi, özgürleşmeyi, doğup büyüdükleri toprakları canları pahasına savunmayı seçtiğini söyleyen Hatimoğulları, “Nitekim bu mücadele sayesinde, 2016’da 3 Ağustos tarihinin Kadın Kırımına Karşı Mücadele Günü olarak kabul edilmesi için öncülük yapmışlar, Avrupa’dan Kanada’ya, Avustralya’dan Afrika ülkelerine, Türkiye’den Irak’a kadar dünyanın birçok ülkesinde kadın hareketleri yapılan bu çağrıyı sahiplenmiş, aynı gün aynı dakika tek yürek olarak barbarlığa, vahşete, kıyıma karşı ortak mücadele kararlılığını sergilemişlerdir.

    Zorla Alıkonulan Kadınlar İçin Mücadele Platformu olarak, sadece Şengal’in değil, 10 Ekim Ankara Gar katliamının, Diyarbakır’da HDP mitingine 5 Haziran 2015’de yapılan bombalı saldırının, Antep’teki düğünü kana bulayanların, Suruç’ta Kobaneli çocuklara oyuncak götürmek isteyen gençlerin katillerinin peşinde olduğumuzu; adil yargılama yapılması ve katillerle destekçilerine hak ettikleri cezanın verilmesi için çabamızı sürdüreceğimizi tekrar ediyoruz.”

    “EZİDİLERİN SIĞINDIĞI KAMPLAR KAPATILDI”

    Zorunlu göçe maruz kalan Ezidilerin sığındığı DBP’li belediyelerin kamplarının, atanan kayyımlarca kapatıldığını hatırlatan Hatimoğulları, “Kayyımlar öncesinde kamplarda kendi inançlarını ve kültürlerini özgürce yaşamalarına olanak sağlanan, sağlık, beslenme ve temizlik gibi temel insani ihtiyaçları merkezi hükümetten hiçbir destek almaksızın karşılanan Êzidîler, bir anda ortada bırakılmıştır. Platform olarak AFAD kamplarına yapmak istediğimiz ziyaretler bugüne kadar her seferinde engellenmiştir” dedi.

    “KADIN KIRIMI VE SOYKIRIMA KARŞI ULUSLARARASI EYLEM GÜNÜ”

    Kadınların, tarihin karanlık sayfalarına geçen 3 Ağustos, ‘Kadın Kırımı ve Soykırıma Karşı Uluslararası Eylem Günü’ olarak kabul edilene kadar mücadeleye devam edeceğini söyleyen Hatimoğulları, “Bir kez daha Şengal’de, Rojava’da, Suruç’da, Ankara Garında, Süveyda’da, Stockholm’de yitirdiğimiz kadınları saygıyla, sevgiyle, minnetle anıyoruz” dedi. (HABER MERKEZİ)

  • FEDA: Şengal’de yapılan zulüm çağımızın Kerbalası’dır

    FEDA: Şengal’de yapılan zulüm çağımızın Kerbalası’dır

    PİRHA-Yazılı bir açıklama yapan Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) “Şengal’de Êzidî Kürt halkına, özellikle de kadınlarına yapılan bu zulüm çağımızın Kerbelası’dır” dedi.

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Şengal’de Êzidî Kürt halkına, özellikle de kadınlarına yapılan zulüme yazılı bir açıklamayla tepki gösterdi.

    Şengal’in hedef seçilmesinden, saldırı öncesindeki siyasal ilişkilere, saldırı sürecinin nasıl başladığına, saldırı sırasında yaşananlara ve akabinde gelişenlere dair dünya ülkelerinin pek ciddi bir veriye sahip olmadığını kaydeden FEDA açıklamasında şunları belirtti:

    “Tam da bu noktada olayın canlı tanıklarının anlatımları çok büyük önem arz ediyor. Êzidîler bu manada hep es geçilen bir toplumsal grup olmuşlardır. Ortadoğu’nun tarumar edildiği bugünkü konjonktürde örgütsüz, zayıf, nicelik olarak az ve siyasal manada ‘sahipsiz’ olan birçok toplumsal grup yok olmakla karşı karşıya kaldı. Êzidîler, Kakailer ve Şebekler bunların başında geliyor. Maalesef yakın tarihte de bu böyle olmuştur. Örneğin; 1915 Ermeni soykırımı olarak tarihe mal olmuştur. Doğrudur Ermeniler bu soykırımdan en büyük zararı gören toplumsal gruptur ancak dikkatli incelendiğinde 1915 aynı zamanda bir Êzidî soykırımıdır.

    Yine Dersim soykırımına dair canlı tanıkların anlatılanları ve DAİŞ’in propaganda videolarında gördüğümüz toplu infaz görüntüleri tüyler ürpertecek kadar benzer. Bu katliamları yapanların aynı tekçi na hak zihniyetin ardılları olduklarını görmek gerekir. Karşısındakini insan olarak görmeyen, onları dehümanize eden, yani insanlıkdışılaştıran kendisinden olmayana ölümü reva gören tekçi bir profil var karşımızda.

    Anadolu ve Mezopotamya’da din eksenli Müslümanlaştırmaya dayalı bir homojenleştirme/ tekçileştirme siyaseti 19. yüzyılın son çeyreğinden itibaren birçok katliam, pogrom ve soykırım pratiğiyle bugüne kadar gelmiştir. Bu anlamda 1915’de gerçekleştirilen soykırımla 1937/38′ Dersim’de gerçekleştirilen katliamın 2014’de DAİŞ’in gerçekleştirdiği soykırım zincirinin halkaları, aynı zihniyetin ürünü olarak görülmelidir.”

    DAİŞ terörü ve katliamına rağmen musaip Êzidî toplumunun mücadeleden vazgeçmediğine vurgu yapılan açıklamada, “Kaçırılan, köle pazarlarında satılan ve halihazırda akıbeti bilinmeyen yüzlerce Êzidî Kürt kadının, fermanlarla katliam emirleri çıkartılan, Avrupa yollarında bin bir eziyete reva görülen Êzidî halkının özgürlük mücadelesi yine Êzidî Kürt kadınları öncülüğünde oluşturulan öz savunma güçlerinin büyük direnişi ve mücadelesi ile devam etmektedir. Bu mücadelenin sonucunda Şengal DAİŞ çetelerinden temizlenmiştir” ifadelerine yer verildi.

    “Kadim coğrafyamızda biz Alevi toplumumun musahib olarak gördüğü Êzidî halkının kendi toplumsal, tarihsel belleğiyle iradesine sahip çıkarak Rızalık Şehri olarak tanımladığımız demokratik, eşitlikçi ve özgürlükçü yaşamı yeniden inşaa edeceğine inanıyoruz” denilen açıklamada şu çağrı yapıldı:

    “Êzidî halkının Şengal’de yaşadığı trajedinin baş sorumlusunun da bu tekçi na hak zihniyet olduğunun altını bir kez daha çiziyor ve Dersim katliamını hala hafızalarında diri tutan Alevi kadınları başta olmak üzere tüm devrimci, demokrat, aydın ve mazlumdan yana olanları yapılacak Şengal anmalarına katılmaya çağırıyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Irak ordusu Şengal’de

    Irak ordusu Şengal’de

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Operasyon başlattık” dediği Şengal’e Irak ordusu konuşlandı.

    Irak Ortak Operasyonlar Komutanlığı Sözcüsü Tümgeneral Yahya Resul, PKK’nin çekildiği Şengal’e konuşlandıklarını söyledi.

    Irak ordusunun ağır silahlarla bölgede konuşlandığı bildirildi.

    Bağdat’tan, Şengal’e operasyon sinyali veren AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Şengal’e yönelik operasyonlar düzenlediğini açıklamıştı. Irak ordusunun konuşlanması Erdoğan’ın sözleri ile eş zamanlı oldu.

    Ayrıca önceki gün, Irak eski başbakanı Nuri Maliki’nin lideri olduğu Kanun Devleti Koalisyonu Partisi Parlamenteri Zeynep Hezreci, Türkiye’nin Irak’tan güçlerini çekmesi için güç kullanılmasını istemişti.

    NE OLMUŞTU

    PKK, IŞİD’in 3 Ağustos 2014 yılında saldırılar düzenlediği dönemde Ezidilerin güvenliğini sağlamak için Şengal’e girmişti.

    Afrin’in ardından Ankara’nın Şengal’e operasyon sinyali vermesi üzerine PKK, bölgeden çekildiğini duyurmuştu.

    KCK tarafından yapılan açıklamada “3 Ağustos 2014 koşullarının ortadan kalktığı, Ezidilerin artık örgütlü bir toplum olduğu, Şengal ve çevresinde güvenliğin sağlanması nedeniyle PKK güçlerinin kısa sürede Şengal’den çekileceği” belirtilmişti.

    PKK çekildiği bölgeleri ise Ezidhan Asayişi ile özsavunma gücü olan YBŞ’ye (Şengal Direniş Birlikleri) devretmişti.