PİRHA- Sosyalist Emekçiler Partisi (SEP) Genel Başkanı Güneş Gümüş, Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Üyesi Gökçe Şentürk’ün de aralarında olduğu 15 kişi Ankara merkezli bir operasyon kapsamında gözaltına alındı. Sosyalist Emekçiler Partisi, “AKP iktidarının baskı politikalarına, Türkiye’yi karanlığa hapsetme çabalarına karşı mücadelede birleşelim” çağrısı yaptı.
Ankara, İstanbul ve İzmir’de sabah saatlerinde yapılan ev basınlarında Sosyalist Emekçiler Partisi (SEP) Genel Başkanı Güneş Gümüş, Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Üyesi Gökçe Şentürk’ün de aralarında olduğu 15 kişi gözaltına alındı.
Ankara’da bulunan SEP Genel Başkanı ve ismi öğrenilmeyen SEP üyeleri Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne götürülürken, diğer kentlerde gözaltına alınanların ise Ankara’ya getirileceği öğrenildi. Dosyada gizlilik kararı olduğu gerekçesiyle avukatlara bilgi verilmedi.
SEP’TEN ÇAĞRI: MÜCADELEYİ BÜYÜTELİM
Sosyalist Emekçiler Partisi’nin konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Bugün sabah saatlerinde Genel Başkanımız Güneş Gümüş’ün de dâhil olduğu 15 yoldaşımız çeşitli illerden ev baskınıyla gözaltına alındı. Türkiye’yi karanlığa gömmek isteyenler bütün demokratik hakları engellemek için ellerinden geleni yapıyorlar. Düzmece dosyalarla, haksız gözaltılarla devrimci mücadeleyi sindirmek için çabalıyorlar. Bizler devrimci mücadelemizden vazgeçmeyecek, tüm baskıları yoldaşlarımız ve dostlarımızla beraber göğüslemeye devam edeceğiz. Zafere gidecek olan mücadelemiz, bu tür aciz operasyonlarla engellenemeyecek, AKP iktidarı da onun beslendiği bu düzen de eninde sonunda tarihin çöplüğüne gönderilecektir. Tüm devrimcilere, demokratlara, siyasi partilere çağrımızdır. AKP iktidarının baskı politikalarına, Türkiye’yi karanlığa hapsetme çabalarına karşı mücadelede birleşelim.”
PİRHA -Sosyalist Emekçiler Partisi (SEP) Genel Başkanı Güneş Gümüş, “Koronavirüs en çok emekçi halkı, yoksulları vuruyor” dedi. Gümüş, milyonlarca insanın neredeyse hiçbir önlemin alınmadığı ülkelerde koronavirüs tehlikesi altında yaşadığını belirtti.
Haberin Videosu
Sosyalist Emekçiler Partisi (SEP) Genel Başkanı Güneş Gümüş, Toplumsal eşitsizlikler sadece Türkiye‘de değil, dünyada da hiç olmadığı kadar derinleşmiş ve açık hale gelmiş durumda olduğuna dikkat çekti. Barış Akademisyenlerinden olan Güneş Gümüş, işçi sınıfının uluslararası mücadele, birlik ve dayanışma gününe de vurgu yaparak sözlerinin söyle sürdürdü:
“Korona virüs pandemisi altında olağan üstü bir süreçten geçiyoruz. Sanki bu virüs toplumun her kesimini zenginiyle, yoksuluyla, sermayesiyle, emekçisi ile eşit bir şekilde etkiliyormuş gibi görünüyor ama hiçte öyle değil. Toplumsal eşitsizlikler sadece Türkiye‘de değil, dünyada da hiç olmadığı kadar derinleşmiş ve açık hale gelmiş durumdadır.
Milyonlarca insan özellikle batı Avrupa ve ABD’yi dışında bırakırsak neredeyse hiçbir önlemin alınmadığı ülkelerde korona virüs tehlikesi altında yaşıyor. Kalabalık şehirlerde, büyük iş yerlerinde yan yana çalışmaya devam ediyor. Oysaki Bill Gates milyon dolarlık evinde kendisini karantinaya alabiliyor. Dolayısıyla eşitsizliğin çok daha görünür olduğu dönemden geçiyoruz.”
Koronavirüsün en çok emekçi kesimi etkilediğini kaydeden Gümüş, “Özetle Türkiye’de bu çok daha net. Bir kere herkese evde kal deniyor ama emekçiye çalış deniyor. Virüs senin canını alsa da sen çalışmaya devam et deniliyor. Hafta sonları sokağa çıkma yasağı ilan ediliyor ama organize sanayi bölgeleri Valilikler ve Kaymakamlıklar eliyle izinler alınıyor. İçinden geçtiğimiz şu dört günlük sokağa çıkma yasağında lokantalar çalışmaya devam edecek, marketler kısmi olarak çalışacaklar dolayısıyla aslında en çok emekçilerin bu virüsten etkilendiğini söylemek gerekiyor” dedi.
“KORONA VİRÜSTEN EN ÇOK ETKİLENEN KESİM EMEKÇİLER”
Güneş, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Sadece bu da değil, bir kere işsizlik çok yakıcı bir gündem emekçiler açısından. Birçok iş yeri genelgeyle kapatılmış durumda. Onun dışında talep eksikliği, insanların tüketim alışkanlıklarının değişiklikler nedeniyle de birçok iş yeri kapanmanın eşiğinde ya da işçi çıkarma eşiğine gelmiş durumda. İşsizlik çok yakıcı bir sorun aslında. Türkiye‘de yüz binlerce iş yeri kapalı, milyonlarca insan kısa çalışma ödenekleri ya da işsizlik sigortasında verilecek 1.170 TL’lik ücretlere ücretsiz izin adı altında gelecek gelire başvuru yapmış durumda. Bunun dışında çalışanlar açısından bir yandan korona virüs tehlikesi var. Hem kendisini, hem de ailesini etkileyebilecek böylesi bir tehlike var. Hem de uzun çalışma saatleri var, az personelle çalışma derdi var, maske kullanımında sınırlı olmasalar bile, diğer hiç bir güvenlik önlemi alınmamış durumu var. Aslında en çok etkilenen kesimin emekçi halk olduğunu Korana virüsten çok net bir şekilde söyleyebiliriz.
“ZORUNLU OLMAYAN İŞ YERLERİNDE, ÜRETİM DURDURULSUN”
Bunun karşısında en çok emekçi halkın sesinin çıkması, emekçilerin taleplerini yükseltmesi gerekiyor. Bir kere zorunlu olmayan iş yerlerinde, üretimin durması lazım. Bu pandemin sonlanana kadar tam maaş ödenmesi lazım. Kısa çalışma ödenekleri ya da ücretsiz izin süresince verilecek 1.170 TL gibi ücretlerle emekçilerin yaşamlarını devam ettirmesi mümkün değil, tam ücret istemek lazım.
“HALKTAN PARA İSTEMEYİ BIRAKIN, ZENGİNLERE GELİR VERGİSİ ÇIKARIN”
Kaynak arıyorsanız bizden 10 TL istemeyi bırakın, halka başvurmayı bırakın, süper zenginlere gelir vergisi çıkarın, müşteri garantili ihaleleri ortadan kaldırın, biz bize yeteriz kampanyasından toplanan para Osmangazi köprüsünün iki gün kapalı kalmasını bedeli bile değil neredeyse. Ya da şatafatlı israfı durdurun çağrısı yapılması gerekir. Bunun içinde gündem olması lazım.
“1 MAYIS’TA EMEKÇİLERİN GÜNDEMİNİ, ETKİN HALE GETİRELİM”
Önümüzde hafta 1 Mayıs. 1 Mayıs tarihsel önemde bir gün. İşçi sınıfının uluslararası mücadele, birlik ve dayanışma günü. Aslında bu günü korona virüsün en çok etkilediği emekçilerin ve halkın taleplerinin yükselmesi gününe çevirmek lazım. Bu bir hafta boyunca taleplerimizi, emekçilerin taleplerinin yükseltilmesi, 1 Mayısta da Türkiye’nin gündemini emekçilerin gündemi ile de sarsılması için ses yükseltilmesi gerekiyor.
Bir hafta boyunca pankartlar asmak, afişlerle mahalleler donatmak, sosyal medya çalışmaları yapmak, ulusal kanallarda muhalif seslerin iyi kötü bağlanabildiği kanallarda emekçi gündemini etkin hale getirmek, emekçi gündemini güçlendirmek gerekiyor. Bunun dışında 1 Mayıs‘ta Türkiye çapında 100 binlerle artık miting yapabilecek koşullara sahip değiliz. Böylesi bir Pandemi altında bunun imkanları olmayabilir. Ama milyonlarca insanın katılabileceği bir akşam eylemini örgütlemek çokta zor değil.
Herkesin evlerinden tavalarıyla, tencereleriyle, ıslıklarıyla, sloganlarıyla, ışıklarını kapatarak, açarak akşam 20.00-20.30 veya 21.00’de yapacakları bir eylem emekçilerin bugün yakıcı hale gelmiş taleplerini Türkiye gündemine oturması için çok etkili olacaktır, çok daha yaygın katılıma uygundur.
“1 MAYISI TAÇLANDIRACAK KAMPANYALAR YÜRÜTÜLMELİ”
Sendikaların, siyasi örgütlerin, demokratik kitle örgütlerinin bu yönde kampanyayı örgütlemesi ve bu bir haftayı 1 Mayıs taçlandıracak bir kampanya ve eylem süreci için canlı tutması gerekiyor. Yoksa emekçi halk daha önceki krizlerde olduğu gibi korana krizinin de bedelini ödettirilmeye, mahkum edilecek ve bu toplumsal eşitsizlikler ne kadar derinleşirse, derinleşsin patronların düzeni onların çarkı, onların baskıcı iktidarları AKP rejimi istediği gibi at oynatmaya devam edecek.”
PİRHA- SEP Genel Başkanı Güneş Gümüş erken ve baskın 24 Haziran seçimine ilişkin PİRHA’ya konuştu. Gümüş, “Birleşmek ve örgütlü bir mücadeleyi büyütmeye istekli ve inançlı olmak zorundayız. Her yerde sesimizi yükseltmek, mücadelenin parçası olmak gerekiyor” dedi.
Sosyalist Emekçiler Partisi (SEP) Genel Başkanı Güneş Gümüş, 24 Haziran erken seçimine ilişkin PİRHA’ya konuştu. OHAL’in ardından çıkarılan KHK ile ihraç edilen bir akademisyen olan Gümüş, bu erken seçim kararı ile aslında tek adam rejimini kalıcılaştırmak istediklerini söyledi.
Bunu da bir ekonomik kriz ortaya çıkmadan, muhalefet kendini toparlayamadan gerçekleştirmeyi planladıkları erken seçim tarihi belirlediklerini ifade eden Gümüş, “Bir kere buna karşı mücadeleyi yükseltmek lazım. Seçimde toplum oldukça politikleşti. Sorun geniş bir kitleye ulaştığı için burada politikayı yükseltmek gerekiyor. Emekçi temelli bir söylem yükseltmek gerekiyor. Biz sosyalistlerin bir ortak adayla seçime katılması gerektiğini düşünüyorduk. Bu konuda çalışmalardan çok istenilen sonuç alınamadı. Ve dolaysıyla tabii koşullar değişmez ise Selahattin Demirtaş en azından emekçi vurgusu ile bir söylem geliştirecek isim olarak öne çıkıyor bizim açımızdan” ifadelerini kullandı.
Gümüş, yine de sosyalistlerin kendi kimliği ile ayrı bir siyasi hattı ortaya çıkarması gerektiğini düşündüklerini söyledi.
“ÇOK ADALETSİZ BİR SEÇİME GİDİYORUZ”
Gümüş sözlerini şöyle sürdürdü:
“Türkiye’nin gerçekliği olarak emekçilere hitap eden, ezilenlerin, Kürtlerin yanında tavır alma konusunda emekçileri kazanan söyleme ihtiyaç var ülkede. Çok adaletsiz, neredeyse sopa altında bir seçime gidiyoruz. OHAL koşullarında seçim yapılıyor. Her türlü manevrayla seçime katılmalar engelleniyor. 5 günde 100 bin imza toplanması isteniyor her türlü engelleme var.
Dolayısıyla sonuçların değişmemesi üzerine bir baskı da var. Tabii ki bunun içinde mücadele yürütmek gerekiyor. Sonuçlara müdahale etmek, sosyalist söylemlerle kazanmak için mücadele etmek gerekiyor ama şunu unutmamalı:
Bu tarz iktidarlar seçimlerle gitmeyeceği, dolayısıyla seçim bitiğinde de mücadele bitmeyecek. Umutsuzluğa kapılmamak gerekiyor. Bu mücadeleyi an be an örmek ve mücadele ettiğimiz sürece bizim üzerimizdeki baskıları artıramayacaklarını istedikleri gibi bir toplum mülkiyeti kuramayacaklarını bilmek gerekiyor.
Onun için birleşmek ve örgütlü bir mücadeleyi büyütmeye istekli ve inançlı olmak zorundayız. Her yerde sesimizi yükseltmek bize giydirilmeye çalışılan deli gömleğini kabul etmiyoruz diye alanlarda olmak, mücadelenin parçası olmak gerekiyor.
İşte gördük kadınlar tecavüzden çekiyorlar, metal işçileri mücadeleyi, grevleri yasaklansa bile haklarını vermek zorunda kalıyorlar. Yani mücadele edenlerin önünde hiçbir güç duramaz ve bu mücadele olmadan da bir geleceğimizin olmayacağını da bilmek gerekiyor.
Biz buradayız, milyonlarız, geleceğimizi size terk etmeyeceğiz söylemi ile geleceğe hazırlanmak gerekiyor.”
PİRHA- Sosyalist Emekçiler Partisi (SEP) Genel Başkanı Güneş Gümüş, AKP iktidarının Alevilere, Kürtlere ve tüm ötekilere yönelik izlediği politikayı Pir Haber Ajansı’na değerlendirdi. Gümüş, “Alevilerin Kürtlerin, AKP iktidarı ile barışma, onunla dost bir yaşam sürdürme şansı yok. Çünkü onların kimliklerine, inançlarına değerlerine düşman bir iktidarla karşı karşıyayız” dedi.
Sosyalist Emekçiler Partisi (SEP) Genel Başkanı Güneş Gümüş, AKP’nin iktidara geldiği günden bugüne Alevilere ve Kürtlere yönelik izlediği politikaları Pir Haber Ajansı’na değerlendirdi.
“AKP iktidara geldiğinde şu anki hegemonya gücüne, şu anki saldırganlık kapasitesine sahip değildi ancak derece derece, adım adım inşa etti” diyen Gümüş şöyle devam etti:
” Bu inşa etme sürecinde farklı söylemler kullandı. Kendisini farklı bir şekilde ortaya koydu. Demokrasi yanlısı olduğunu belirterek yeni söylemler kullandı. Kürtlerle, Alevilerle sorunu olmadığını bazı açılardan bağdaşabilir, onlara hoş görünen, tolerans tanıyabilen bir görüntü çizdi. Ve Alevi çalıştaylarından tutun Kürt sorununda savaş politikasının dışında bir çözüm arayışı gibi dönemlerle karşı karşıya kaldık.”
“AKP İTTİFAKLAR İLE GÜCÜNE GÜÇ KATTI”
AKP’nin kurduğu ittifaklar çerçevesinde gücüne güç kattığını belirten Gümüş, “AKP devlet üzerinde tam kontrolü sağlayabilecek bir noktaya ulaştığında ve kullandığı söylemler gereksiz bir hal aldığında gerçek özünün açığa çıktığı bir süreci yaşayacağız” dedi.
“ALEVİLERİN İNANÇLARINA DÜŞMAN BİR İKTİDAR”
Alevilerin, Kürtlerin AKP iktidarı ile barışma, onla dost bir yaşam sürdürme şansının olmadığına çünkü onların kimliklerine, inançlarına değerlerine karşı düşmanca bir iktidarla karşı karşıya olunduğuna dikkat çeken Gümüş, “İktidar şöyle bir ayrım yapmaya çalışıyor onu da beceremiyorlar aslında. Bu vatan için öldüğü söylenen askerlerin cenazelerinin cemevlerinden kaldırılmasına dahi tahammül edemeyen bir anlayışla karşı karşıyayız” diye konuştu.
“YENİ BİR ALEVİLİK YARATILMAYA ÇALIŞILIYOR”
AKP’nin Alevi inancı ile ve onun değerleri ile barışmasının mümkün olmadığını vurgulayan Gümüş, iktidar, elinden geldikçe Aleviliğin değerlerini tekrar tanımlayarak yeni bir Alevilik yaratmaya çalışıyor. Cami-cemevi projesi, Fetullah Gülenin projesi diyerek bir kenara kaldırıldı. Ama bugün başka başka usuller üzerinden yapılmaya çalışılıyor. Alevi inancına yönelik, toplumsal yaşamda kullandıkları değerlere dönük saldırgan olduğu bir süreçte AKP’nin Alevileri kabul edeceğini düşünmüyorum” ifadelerini kullandı.
PİRHA – Ankara Kurtuluş Parkı’nda Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutlayan kadınlar “Ankara Kadın Platformu’nun çağrısıyla 5 Martta Çankaya belediyesinin önünde yapılan etkinliğin engellenmesi ve çok sayıda kadının darp edilerek, sürüklenerek gözaltına alınmasının ardından kadınlar inatla ve coşkuyla yeniden sokağa çıkarak istediğimiz dünyayı kadın eliyle kurana kadar mücadeleye devam edeceğiz” dedi.
Ankara’da kadınlar 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutlamak için Kurtuluş Parkı’nda bir araya geldi. KESK, DİSK, TMMOB, TTB, HDP, EMEP, SYKP, SEP, Halkevleri, Aka-Der, Köy Dernekleri, Tüm Emekliler Sendikası ve çok sayıda üniversite gençliğinin katıldığı etkinlik coşkulu bir şekilde gerçekleşti.
“KADINLARI BASKILARLA SİNDİREMEZSİNİZ”
Ankara Kadın platformu adına 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü ortak basın metnini okuyan Gülşah Öztürk konuşmasında şunları kaydetti:
“Pazar günü kadınlar şiddetle, hakaretle gözaltına alındı. Kadınların bir arada olmasından korkanlara hatırlatalım: Bizleri baskılarla sindiremezsiniz, çocuk istismarına tepkilerin çoğaldığı bir dönemde, suçluları hadım ve idam etmekten bahsedildiğini, cinsel suçları tedavi edilecek hastalıklar gibi göstermenin faillerin cezai sorumluluğunu, devletin de cinsel saldırıyı önleme yükümlülüğünü ortadan kaldırmak anlamına gelir.
İstismar ile rızaya dayalı cinsel ilişkiyi ‘zina’ kavramı üzerinden tartışmanın da hem cinsel suçları normalleştirmek hem de dini kuralları topluma dayatma fırsatçılığı olduğunu Hadım cezası, zina tartışması şerri hukuk demektir, yargının ancak dini referans alarak adil olacağı fikrinin topluma dayatılmasıdır, bunu asla kabul etmiyoruz.”
“CİNSEL ŞİDDET DEVLET ŞİDDETİYLE ÇÖZÜLEMEZ”
“Cinsel şiddet, devlet şiddetiyle çözülemez” diyerek konuşmasını sürdüren Öztürk, “Kadın cinayetlerinin bir önceki yıla göre yüzde 25 arttığını kaydederek “Diyanetin kadın düşmanı fetvaları, 6284 sayılı yasanın uygulanmaması, OHAL bahanesiyle bir gecede geçen yasalar, yargıda kadın düşmanı kararlar eliyle şiddet failleri cesaretlendiriliyor” dedi.
“SAVAŞ, KADINLAR İÇİN AÇLIK, TECAVÜZ, ÖLÜM DEMEKTİR”
“Savaş politikalarının yarattığı travmanın en ağır sonuçlarını kadınlar ve çocuklar yaşıyor. Savaş kadın ve çocuklar için açlık, yoksulluk, taciz, tecavüz ve ölüm demektir” diyen Öztürk, “Kadınlar savaş karşıtı olmaktan, barış talep etmekten asla vazgeçmeyecekler. Bir araya gelerek dayanışmamızı büyütecek mücadelemizi daha da büyütüyoruz diyerek sözlerini sürdüren Öztürk, “Bu güne kadar mücadele eden LGBTİ bireylerin olduğunu, bu korkunç tabloyu değiştirebilecek inanç da var, umut da var, direnç de var. Bizler bu kararlılıkla hep birlikte kadının yükselttiği mücadele ile başaracağız” diyerek sözlerini tamamladı.
“KADIN YAŞAM ÖZGÜRLÜK”
Kadın cinayetlerine, tacize, tecavüze, kadın haklarına yönelik saldırılara, çocuk istismarına direneceklerini haykıran kadınlar, “Kadın, yaşam, özgürlük” sloganları attılar. 8 Mart bildirisi Türkçe, Kürtçe ve Arapça olarak üç farklı dilde okundu.
Sonrasında “itaat etmiyoruz, boyun eğmiyoruz” simgeli kısa oyundan sonra yoğun yağan yağmura rağmen Türkçe ve Kürtçe türküler eşliğinde halaylar çekilerek etkinlik tamamlandı.