PİRHA- Bursa’da “Başı açık öğrenciye karışırız” diyerek tepki toplayan okul müdürü Ergin Kaya Kırbıyık’ın bu kez de okuldaki müdür yardımcısının kapısını zorla kırarak eşyalarını boşalttığı görüntüler ortaya çıktı. Söz konusu okul müdürünün kadın öğretmene kılık kıyafet baskısı da yaptığı belirtildi.
Bursa’da “Başı açık öğrenciye karışırız” diyerek tepki toplayan okul müdürü Ergin Kaya Kırbıyık’ın bu kez de okuldaki müdür yardımcısının kapısını zorla kırarak eşyalarını boşalttığı görüntüler ortaya çıktı.
Okulda adeta şeriat ilan ederek, “Başı açık öğrenciye karışırız” ifadelerini kullanan Bursa Celalettin Öktem İmam Hatip Ortaokulu Müdürü Ergin Kaya Kırbıyık, bu kez de okulun müdür yardımcısına mobbing uyguladı.
Kırbıyık, iddialara göre okulda istemediği kadın müdür yardımcısının kapısını tekmeleyerek kırdı ve eşyalarını boşalttı. O ana ait görüntüleri müdür yardımcısı saniye saniye kaydederek sosyal medyada paylaştı.
SENDİKALARDAN SERT TEPKİ
Eğitim Sen Bursa Şubesi, Mahmut Celalettin Öktem İmam Hatip Ortaokulu Müdürü Ergin Kaya Kırbıyık’ın üyelerine yaptığı mobbing ve odasının kapısını kırması üzerine okul önünde açıklama yaptı.
Okul önünde yapılan açıklamaya, Hürriyetçi Eğitim Sen, Eğitim İş, TÖB-SEN, Eğitim Gücü Sendikası, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası ve CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal destek verdi.
25 Ekim 2023 Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumlarına İlk Defa Yönetici Görevlendirme atamasında Doğa Kaycı’nın, görevlendirme puanı üstünlüğü ile Mahmut Celalettin Öktem İmam Hatip Ortaokulu’na ataması yapıldığını vurgulayan Eğitim Sen Bursa Şube Başkanı Derviş Erdem, şunları ifade etti:
“Bir şekilde arkadaşımızın telefonunu bulan okul müdürü Ergin Kaya Kırbıyık, arkadaşımıza WhatsApp mesajı ile; tayin istemeden önce neden kendisini arayıp sormadığını, okulda uyumlu bir kadro olduğunu, yeni birini istemediğini, kendisiyle görüşmeden asla eski okulundan ilişik kesmemesi gerektiğini söyler. Okul müdürü, 6 Kasım 2023’te göreve başlayan arkadaşımıza mobbing uygulamaya başlamış, açık açık arkadaşımıza orada olmasını istemediğini her fırsatta söyleyip, bunu belli edecek davranış ve eylemlerde bulunmuştur. Daha ilk günlerde odasına çağırıp, kılık kıyafetine dikkat etmesi gerektiğini, takıntılı biri olduğunu, birine taktı mı pis taktığını ifade etmiştir. Yani kindar biri olduğunu açıkça ifade etmiştir.”
OKULDA ADETA ŞERİAT İLAN ETMİŞTİ
Geçtiğimiz ay okul toplantısında veliler tarafından da kayda alınan toplantıda okul müdürü Kırbıyık, “Bu okulda namaz, başörtüsü, Kur’an, oruç tartışılamaz”, “Biz Müslümanların tarafındayız. O yüzden şort giyen öğrenciye de karışırız, başörtüsü takmayan öğrenciye de karışırız” dediği görülmüştü. Toplantıda öğrencilerinin her haline karıştıklarını söylemekten çekinmeyen Kırbıyık, velilerin, “Baskıcı yaklaşım çocukların psikolojisini etkiliyor” eleştirisine de “Çocuğunun çabuk psikolojisi bozulan veliler de bu okula gelmemeli” sözlerini kullanmıştı.
PİRHA-Hükümetin okullara imam atamasının ardından mescit zorunluluğunu getirmesine tepki gösteren Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, “Milli Eğitim Bakanı bir tarikatın şeriatı yayan temsilcisi gibi. Bütün işi gücü okullarda dini eğitimini nasıl verebiliriz” dedi.
AKP hükümeti tarafından okullara imam atanması ve ardından anaokullarına mescit açılmasının zorunlu hale getirilmesine ilişkin Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, PİRHA’ya konuştu.
“OKULLARDA BUGÜN YAŞANAN UYGULAMALAR YENİ DEĞİL”
Okullarda bugün yaşananların yeni uygulamalar olmadığını belirten Akpınar, “Bu hükümetin aslında niyetlerinin ne olduğunun bir şekilde farkında ve bilincindeydik. İktidar devleti tam anlamıyla eline alamadığı için amaçları hep söylemde kaldı. Uygulamayı dönem dönem yaptılar ama bir türlü yasallaştıramadılar” dedi.
“ŞERİATI HAYATA GEÇİRMEYE ÇALIŞIYORLAR”
Cumhurbaşkanının dindar ve kindar gençlik projesini hatırlatan Akpınar, “Yeniden iktidara gelmesi ile şeriat devleti heveslerini resmen hayata geçirmeye çalışıyorlar” diye belirtti.
Alevi toplumu olarak laik cumhuriyet, laik eğitim talebi için ciddi mücadeleler verdiklerini belirten Akpınar, “Okullara sadece bizim çocuklarımız gitmiyor. Bu ülkede çağdaş, aydın, laiklikten yana olan birçok insanın bu mücadeleye katılması gerekiyor, el vermesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.
“MİLLİ EĞİTİM BAKANI ÜLKEYE ŞERİATI YAYAN BİR TEMSİLCİ GİBİ”
Milli Eğitim Bakanının bir tarikatın üyesi gibi davrandığını vurgulayan Akpınar, şunları ifade etti:
“Okullara aç gidiyor çocuklar. Bunu görmeyip şeriatı yayan temsilcisi gibi bütün işi gücü dini eğitimi nasıl verebiliriz derdinde. Amaçladıklarını imam hatip okullarında başaramadılar. Niye başaramadılar? Çünkü imam hatip okullarında dindar ve kindar bir gençliği yetiştireceğiz derken, çağın gençliği dünyayla bütünleşiyor, teknoloji o kadar gelişti ki dünyada gençlik nasıl yaşıyor? Dünyada eğitim nasıl gelişiyor? Bunları biliyor. Zaten kafası çalışan bir genç bunların karanlık fikirlerine inanmıyor. Devletin eliyle okullara, anaokullarına mescit açarak çocukları zehirlemek istiyorlar.
“OKULLARDA MESCİT PROJESİNE KARŞI HERKES MÜCADELE ETMELİ”
Çocukları karanlığa gömmek için projelerini hayata geçirmeye çalışıyorlar. Bu anlamda laik cumhuriyete, laik eğitime sahip çıkan herkesin bu mücadelede yer almasını istiyoruz ve bu karanlığa izin vermeyeceğiz. Okullara mesciti açıp, yasallaştırıp bizim hayatımızı da zorunlu olarak etkiliyorlar. Çocuklarımız matematikten 95 -100 not puan alırken din dersinden 40 not alıyorlar. Bu da eğitim hayatını etkiliyor. Onun için tüm velilerin bu konuda uyanık olması ve çocuklarını bu karanlık beyinlere bırakmamasını diliyorum.”
PİRHA-ABF’nin Genişletilmiş Danışma Kurulu’nun sonuç bildirgesi açıklandı. Seçimlerin ardından şeriatçı politikaların hayatın her alanına sirayet ettiği vurgulanan bildirgede, “Tüm devrimci demokrat çevrelere, 2024 yılının ırkçılıkla mücadele ve eşit yurttaşlık yılı olarak ilan etmeyi önermekteyiz. Tarihimizden aldığımız güç ve bilinç ile ırkçı-şeriatçı saldırıları durduracağız” denildi.
Alevi Bektaşi Federasyonu’nun (ABF) Genişletilmiş Danışma Kurulu 21-22 Ekim’de Hacıbektaş’ta yapıldı. Toplantıya Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) ve Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) temsilcileri katıldı.
Toplantıda; ÇEDES ile başlayan ve yeni müfredat ile birlikte Diyanet İşleri Başkanlığı’na (DİB) tanınan eğitim yetkileri ile eğitimin dinselleştirmesine yönelik yapılacak eylemler, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na karşı geliştirilecek tavır hakkında görüşler, Maraş Katliamı’nı anma hazırlıkları ve İnanç Meclisi’nin oluşturulması ile ilgili konular tartışıldı.
“ŞERİATÇI POLİTİKALAR HAYATIN HER ALANINA SİRAYET ETTİ”
Seçimlerin ardından şeriatçı politikaların hayatın her alanına sirayet ettiği vurgulanan açıklamada, “Emeği ile geçinmeye çalışan milyonlarca yurttaşı açlık ve sefalete mahkûm eden iktidar, tek çarenin şeriatçı yaşam olduğunu dayatmaktadır. İçerde herhangi muhalif bir sese tahammül edemeyen iktidar, Orta Doğu ve dünyada demokrasi havarisi kesiliyor. Özellikle İsrail ve Hamas arasında devam eden çatışmalar konusunda ikiyüzlü politika sürdürüyorlar. Bu, kuzuyu kurt ile yiyip, çoban ile ağlama politikasıdır. Aleviler, İsrail Devleti ve Hamas’ın sivilleri katlettiği bilinci ile tüm savaşlara karşıdır. Suriye’de, başta Aleviler, Ezidi’ler ve Kürtler katledilirken, bırakalım karşı çıkmayı açıkça taraf olanlar bugün demokrasi ve adaletten bahsedemez. Ülkemizi ve Orta Doğu’yu kan gölüne dönüştüren Büyük Orta Doğu Projesi’dir. Dolayısıyla dökülen kandan Büyük Orta Doğu Projesi eş başkanı da sorumludur. Danışma kurulumuzun toplandığı 21 Ekim günü, Hünkâr’ın huzurunda inancımızda doğa ve insan yaşamının kutsallığı vurgusunun yapıldığı basın açıklaması ile başta Orta Doğu olmak üzere yaşanan savaşların biran önce bitirilmesi ve barış için girişimlerin başlatılması çağrısı da yapıldı” diye belirtildi.
Alevi örgütlenmesinin ırkçı ve şeriatçı saldırılara karşı hayati öneme sahip olduğu vurgulanan açıklamanın devamında şunlar belirtildi:
“AKP’nin Alevi-Bektaşi Cemevi Başkanlığı ve ÇEDES projeleri ile yoğunlaştırdığı asimile ve yok sayma saldırılarına karşı sahada somut adımların atılacağına vurgu yapıldı. Bu çok yönlü kuşatmanın kırılması Alevi hareketinin ilkeli duruşu ile olacaktır. Bu bağlamda, 16 Eylül’de İzmir’de “Laik yaşam laik eğitim ve eşit yurttaşlık hakkı” şiarı ile yapılan mitingin ikinci ayağının İstanbul’da yapılması kararı alındı. Danışma kurulu olarak; Alevilik ve Alevilerin küresel kuşatma ve saldırı altında olduğu bilinci ile birleşik mücadeleyi yükselteceğimizin altını bir kez daha çizeriz.
Bu bağlamda örgütü güçlendirmek, federasyona daha çok cemevini katmak önemlidir. Köylerde ve mahallelerdeki dernekler, federasyonlar ve cemevleri ile daha kapsamlı görüşmeler yapılacaktır. Örgütlerimizi güçlendirirken, örgütsel bütünlüğümüze zarar verecek faaliyet sürdüren yapıları federasyonumuza asla bileşen olarak almama kararlılığına devam edeceğiz. Bu, hükümetin “Alevi-Bektaşi Cemevi Başkanlığı” ve ÇEDES benzeri saldırılarına karşı direncimizi artıracaktır. Kurumsallaşmanın gereği ve yeni dönem örgütlenme süreci için, diplomasi gruplarının oluşturulması, ortak mücadele hattı için, 5-10 yıllık stratejik programların çıkarılması, Dede-Ana-Baba örgütsel eğitimlerinin yapılması önemlidir.
“IRKÇI VE ŞERİATÇI SALDIRILARI DURDURACAĞIZ!”
AKP’nin yargı sisteminin Madımak Katliamı davasını zamanaşımına uğratırken, bir yandan da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın affı ile Madımak katilleri serbest bırakıldı. Yine AKP polisi, taraftan da bileşenimiz PSAKD’nin genel başkanı, genel sekreter ve örgütlenme sekreteri ve federasyonumuzun iki genel başkan yardımcısını ters kelepçe ile gözaltına alıyor. Danışma kurulumuz, bu saldırıları kınarken, eşit yurttaşlık mücadelemizden asla geri adım atmayacağımızın altını çizeriz. Danışma kurulumuza katılan kurumlarımızdan, AABK’nin Madımak Katliamı’nın 30. yılında yaptığı ‘Sanal Müze’ çalışmasının sunumu, küresel kuşatmaya karşı küresel örgütlülüğümüzün bir yanıtı niteliğinde olmuştur. Aleviler ırkçı ve şeriatçı AKP’den demokrasi beklemiyoruz. Bugün anayasa değişikliği teklifi yapanlar ile ‘’kindar ve dindar nesiller’’ diyenler aynı kişilerdir. Biz Aleviler olarak kadın, çocuk, doğa, devrimci, demokrat ve bilim ile gidilen yola düşman olanlarla asla yan yana gelmeyecektir. Cezaevleri AKP muhalifleri ile doluyken yeni anayasadan bahsedenler, aslında rejimi tamamen değiştirme çabası içindedir. 22 yılda anayasanın ilk 4 maddesi dışında hemen hemen tümünü değiştiren AKP, şeriat düzenini meşrulaştırmak istiyor.
45. yılında Maraş Katliamı’nda Hakk’a yürüyen canlarımızı anma programı için Maraş yerelde ilçelerde ve köylerde halk toplantıları yapılarak anma programına davet etme kararı alındı. İnanç Meclisi’nin toplantıya katılan musahip kurumların da katkıları ile birlikte biran önce oluşturulması kararı alındı. 35 yılı aşan ‘’eşit yurttaşlık’’ mücadelemizin yeni bir aşamasına geldiğimiz bilinci ile tüm devrimci demokrat çevrelere, 2024’ün “Irkçılıkla mücadele ve eşit yurttaşlık” yılı olarak ilan etmeyi önermekteyiz. Danışma kurulumuz, ülkemizde ve Avrupa merkezli Dünya örgütlülüğümüzü selamlarken, önümüzdeki zorlu süreci omuz omuza vererek aşacağımızı bir kez daha belirtiriz. Tarihimizden aldığımız güç ve bilinç ile ırkçı-şeriatçı saldırıları durduracağız.”
PİRHA – Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi, okullara imam atama projesine ilişkin açıklama yaptı. Bilimsel eğitim vurgusu yapılan açıklamada “Yapılan eğitim öğretim değil telkin ve ideoloji aşılamadır, çocuklar ve toplum üzerinde korku ve baskıya; en genel anlamda din, mezhep ve ideoloji dayatmasına dönüşmektedir” denildi.
Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi ile Türk Tabipleri Birliği Okul Sağlığı Çalışma Grubu, Millî Eğitim Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı arasında imzalanan ÇEDES projesine dair açıklama yaptı.
“TÜM BUNLAR ŞERİATÇILIĞIN TELKİNİDİR”
TTB, okullara imam atanmasına dair yazılı yaptığı açıklamada uygulamanın laik eğitime aykırı olduğunun altını çizdi. Çocukluk döneminin hem duygusal açıdan hem de dini gelişim açısından son derece kritik bir evre olduğunu belirten TTB, şu ifadelere yer verdi:
“Çocukluk döneminde din eğitiminin, ahlaki değerlerin gelişiminin etkili olabilmesi için fiziksel, zihinsel ve duygusal gelişim alanlarıyla birlikte dini gelişim özelliklerinin de çok iyi bilinmesi gerekir. Psikoloji/pedagoji biliminin de kabul ettiği üzere erken çocukluk döneminde, din, ahlak ya da değerler eğitimi adı altında, bu öğelerin çocuklara tanıtılması ve/veya empoze edilmesi, çocuğun zihninde anlam veremediği düşüncelerin veya karışıklığın, kimi zaman da korkuların oluşmasına yol açabilmektedir.
Sünni İslam temel alınarak yapılan din dersleri veya dinci tarikatçı insanların “manevi rehberlik” adı altında yapacağı uygulamalar; farklı inanca sahip kişiler, farklı mezhepler veya dini azınlıklar üzerinde benlik saygılarını kırıcı ve onları “toplumun geneline asimile olmaya yönelik ayrımcılık, zorbalık, baskı, korku” oluşturmaya da açıktır. Bazı bilimsel çalışmalar, erken yaşlardaki din eğitiminin çocukların hayal güçlerini baskıladığını, bağımsız ve eleştirel düşünebilme becerilerini kısıtladığını ortaya koyuyor. Bununla birlikte 7 yaş altındaki çocuklara verilecek eğitimlerin somut kavramlar üzerinden ve interaktif uygulamalarla gerçekleştirilmesi gerektiği ifade ediliyor.
Mevcut iktidar, herkesin “inancı doğrultusunda” giyinmesine yönelik uygulamaların ardından “cuma gününün resmi tatil ilan edilmesi”, “okullarda din adamı görevlendirilmesi” gibi söylemlerle laik, demokratik ve çağdaş bir Türkiye görünümünden giderek uzaklaşan bir tablo çizmeye devam etmektedir. Manevi danışmanlık projesi (ÇEDES); bilimsel eğitim yerine spiritüalizmin, “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir” yerine “şeyhliktir”in; okul, öğretmen ve psikolojik rehber öğretmenlik yerine Diyanet’in, tekkenin, tarikatın, şeyhin, şıhın rol model ve taşıyıcı sayılmasıdır. Tüm bunlar dinciliğin, mezhepçiliğin, şeriatçılığın telkinidir; eğitimin, rejimin ve tüm toplumun dinci dönüşüme zorlanmasıdır.
Oysa tarihin hangi dönemi olursa olsun çocuklar için oluşturulan temel ve zorunlu eğitimin ana amacı çok değişmemiştir: Çocukların bilgili, becerikli, kendine ve topluma yararlı kişiler olarak yetiştirilmesi… Bu amaç bağlamında öğrencilerle birebir ilgilenecek kişilerin pedagojik formasyondan geçmeleri gerekirken bu projede görevlendirilen din insanlarının pedagojik formasyonunun olmayışı, öğretmenlik mesleki kanununda belirtilen bilgi ve becerileri taşıma, çevre duyarlılığı ve değerlere sahip çıkma konusundaki yetkinliklerinin de tartışmaya açık olması projenin gerçek amacı konusunda tereddütler oluşturmuştur.”
“GERİCİ POLİTİKALARINI ÖRÜMCEK AĞI GİBİ ÖRMEKTE”
TTB açıklamasında kamu kaynaklarının dinci projelerle “heba edildiği” de belirtilerek şöyle devam edildi:
“Okulların açılmasına az süre kala birçok ilde derslik ihtiyacı varken, daha inşaatı tamamlanmamış, deprem sonrası yıkılmış ya da yıkılma kararı olan okullar tamamlanmamışken, atama bekleyen öğretmenlere kaynak azlığı bahane gösterilirken ciddi bir meblağın bu protokollerle heba edilmesi milli eğitim politikalarının din görevlilerini okullarda görevlendirerek belli bir inanç sisteminin de siyasallaşmasına yönelik olduğunu ortaya koymaktadır. Kur’an kursları ile sübyan mektepleri ile korunmaya muhtaç çocukların tarikat yurtlarına teslim edilmesi ile çocukluk yaşlarından itibaren bireyleri cemaat-tarikat ağları içine çeken zihniyet gerici politikalarını örümcek ağı gibi örmekte.
Kaldı ki okullarda “din adamı” görevlendirilmesi Türkiye’nin tarafı olduğu uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan bir dizi hakkın ihlali anlamına gelecektir. Çocuk Haklarına Dair Sözleşme (ÇHS) çocuğun dinini veya inancını açıklamaya zorlanmamasını güvence altına alır.
Din insanlarının “manevi rehberlik” adı altında yapacağı eğitim ve uygulamaları Türkiye’de yalnızca ya da ağırlıklı olarak Sünni İslam temel alınarak sunulması ile dini azınlıkları okulda “toplumun geneline asimile olmaya sevk etme niyetiyle yapılan ayrımcılık, zorbalık ve baskıdan” korkabileceklerdir. Erken çocukluk döneminde çocuklar bahsi geçen olası baskının zararlı etkileri karşısında özellikle kırılgandırlar. Bu nedenle okullarda başlatılan manevi rehberlik başlıklı faaliyetler uygulamaya geçirilmeden önce bilimsel araştırmaların gösterdiği kanıtlar çerçevesinde ve çocuk hakları norm ve standartları ile ulusal mevzuat doğrultusunda değerlendirilmelidir.
Devlet ve toplum düzeninin akıl ve bilime dayandırılmasını temel alan laiklik; özünde aklın sorgulanmasıdır. Bu sorgulamayı yapmadan alınan siyasi amaçlı kararlar; ahlakı dindarlığa, dini de tek bir egemen inanca indirgeyen eğitim programları ile çocukların “kendi kültürel kimliklerine tamamen saygılı, kaliteli eğitim alma” haklarını ihlal etmektedir. Yapılan eğitim öğretim değil telkin ve ideoloji aşılamadır, çocuklar ve toplum üzerinde korku ve baskıya; en genel anlamda din, mezhep ve ideoloji dayatmasına dönüşmektedir.
Laik ve bilimsel eğitimin ortadan kaldırılmasına hizmet etmesinin yanı sıra okul çağı çocuklarının duygusal gelişimini etkileyerek erişkin döneme taşınacak korkulara, zihinsel karışıklıklara yol açacak bu projeden bir an önce vazgeçilmelidir. Çocuğun üstün yararının, insan, toplum ve doğa yararının esas alındığı bilimsel nitelikli eğitim sistemi talebimizdir.”
PİRHA – AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat, eğitimde dinci projelerin hayata geçirilmesi üzerine Alevi örgütlerinin Avrupa ve Türkiye’de eylemler yapacaklarını duyurdu. Mat, “Farkındalık yaratmak amacıyla Strasburg’ta Avrupa Parlamentosu önünde, 11 Eylül tarihinde kitlesel bir basın açıklaması yapacağız” dedi.
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, okullara imam atanması projesine karşılık Avrupa’daki Alevi örgütlerinin 11 Eylül’de Strasburg Avrupa Parlamentosu önünde eylem yapacaklarını duyurdu. Mat, “Çağdaş, Laik ve Bilimsel Eğitim” şiarı ile 16 Eylül 2023’te ise İzmir’de miting yapılacağını açıkladı.
“TÜRKİYE DOLU DİZGİN ŞERİATTA DOĞRU GİDİYOR”
Konuya ilişkin yazılı açıklama paylaşan Hüseyin Mat, AKP’nin son yıllarda eğitim politikalarında attığı adımlarla ülkeyi “Ortadoğu’nun karanlığına doğru” sürüklediğini ifade etti. Mat, siyasal iktidarın, şeriat yönetimini amaçladığını belirterek şöyle devam etti:
“Devlet okullarında din dersi sayısında yaşanan artış ve zorunlu olması,
Her mahalleye imam atama projesi,
Din eğitimini 4-6 yaş grubuna indirgenmesi,
Devlet okullarının imam hatipleştirilmesi ve öğrencilerin zorla bu okullara yönlendirilmesi,
Sayıları her gecen gün daha da artan imam hatip okulları ve ilahiyat fakülteleri,
Diyanetin çığ gibi büyüyen kadrosu, devleşen bütçesi ve yayımladığı fetvalar,
Her gecen gün eğitim politikalarını tarikat ve cemaatlere teslim edilmesi,
Tarikat ve cemaatlerin açtıkları eğitim kurumları,
ÇEDES projesi kapsamında okullara imamların atanması,
Milli Eğitim Bakanı’nın karma eğitime karşın, “Erkek ve Kız” çocuklarının ayrı okullara gitmesi konusunda yaptığı açıklama gibi…
Yukarıda sıralamaya çalıştığım bu proje ve uygulamaların her biri toplumsal mühendisliktir. Toplumu değiştirmek ve dönüştürmeye yönelik hamlelerdir.
Ailelerin çocuklarını imam hatip okullarına ve ilahiyat fakültelerine göndermeleri konusunda teşvik etmek amacıyla devlet kadrolarında yeni istihdam alanları yaratılıyor. Bu nedenle her mahalleye ve her okula bir imam atamak istiyorlar. Yoksa okullarda her branşta binlerce öğretmen açığı olmasına rağmen neden öğrenciler imam hatip ve ilahiyat fakültelerini tercih etsinler ki?
Mahalleye ve okula imam değil; öğretmen, psikolog, pedagog gibi öğretmenlere, uzmanlara ihtiyaç var.
AKP eğitim politikalarında bu ve benzeri birçok projeyi uygulamaya sokmak ve toplumsal bir tepki olmadığında bunu yasal zemine oturtarak kanunlaştırmayı hedefliyor. Yani devlette siyasal İslamcı kadroları çoğaltarak tam anlamıyla devleti dini motiflerle yönetmek ve işgal etmek istiyor.
Bu proje uygulanmaya başlarsa ileride Türkiye genelinde tüm okullara imam atayacaklar.
Türkiye dolu dizgin şeriatta doğru gidiyor. “Türkiye İslam Cumhuriyeti” ilan edilirse kimse şaşırmasın. Sonuçta nihai hedef de bu… Daha fazla zaman kaybetmeden bu sürece karşı durmak ve hep birlikte dur demeliyiz.
“BİZLERİN AVRUPA’DA SUSMASI ASLA KABUL EDİLEMEZ”
Türkiye’de bu gelişmelere karşı ne siyaset kurumu ne de sivil toplum kuruluşları ciddi bir itiraz ya da ses çıkaramıyor. Baskılar, ekonomik sorunlar, ekmek kavgası gibi sosyo ekonomik gelişmeler insanların belini kırdı. Düşünemez, tartışılmaz hale getirdi.
AKP aslında istediği politikaları uygulamak için bu ortamı bilerek ve planlayarak uyguluyor. Çünkü bu koşullarda yani yoksulluk ve çaresizlik imam atama ya da kız erkek ayrı okullara gitsin gibi konular toplumun genelinde gündem bile olmuyor. Tam da istedikleri bu. Sesiz sedasız projelerini hayata geçirmek…
Cumhuriyet ve laiklik kavramının artık gündem bile olamadığı, barış yerine savaş politikalarının tercih edildiği, yoksulluğun ve çaresizliğin dayatıldığı bir ortamda özelikle bizlerin Avrupa’da susması asla kabul edilemez.
Türkiye Alevi kurumlarımız bu kapsamda 16 Eylül 2023 tarihinde, “Çağdaş Laik ve Bilimsel Eğitim” şiarıyla İzmir’de büyük bir mitingi Eğitim Sen gibi sivil toplum kuruluşları ile birlikte organize ediyor.
İzmir’de yapılacak miting öncesi bizler de Avrupa’da yapacağımız etkinliklerle İzmir mitingine hem destek sunmak hem de Avrupa ve Türkiye’de daha duyulur kılmak ve farkındalık yaratmak amacıyla Strasburg’ta Avrupa Parlamentosu önünde, 11 Eylül 2023 tarihinde kitlesel bir basın açıklaması yapacağız.
Basın açıklamasına çağdaş laik ve bilimsel bir eğitimden yana olan, AKP’nin hem eğitim politikalarına hem de antidemokratik uygulamalarına karşı tepkisini koymak isteyen herkesi davet ediyor ve birlikte olmaya çağırıyoruz.”
PİRHA- Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in, karma eğitime karşı kız okulları kurulmasını savunmasına tepki gösteren 27. Dönem CHP Ankara Milletvekili/Eğitim Sen Kurucu Genel Başkanı Yıldırım Kaya, “Haddini bil Yusuf Tekin! Senin işin laik, demokratik, bilimsel, kamusal ve karma eğitim vermektir. Ya kanunlara uygun görevini yapacaksın ya da istifa edeceksin!” dedi.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bir televizyon kanalında eğitim sistemiyle ilgili soruları yanıtlarken, kız okulları kurmanın, kız çocuklarının okula gönderilmemesini engelleyecek bir çözüm olabileceğini savundu.
Kız çocuklarını okula göndermeyen ailelerin “Ben çocuğumu erkeklerle aynı okula göndermek istemiyorum” gerekçesini öne sürdüğünü belirten Bakan Tekin, “Şimdi benim Milli Eğitim olarak birincil hedefim ne? Kız çocuklarının okullaşması sağlamaktı. O zaman veliyi ikna etmek için biz, gerekirse kız okulları da açabilmeliyiz, veli isterse çocuğunu kız okullarına gönderebilmeli, isterse erkeklerin gittiği okullara gönderebilmeli” dedi.
Bakan Yusuf Tekin’in bu sözleri büyük tepki çekti.
Bir tepki de 27. Dönem CHP Ankara Milletvekili/Eğitim Sen Kurucu Genel Başkanı Yıldırım Kaya‘dan geldi.
Kaya, “Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, AKP’nin yıllardır yapmak istediği, karma eğitimi ortadan kaldırmak için nabız yokluyor. “Kızlarınızı okula göndermeyin” mesajını asıl kendisi veriyor. Haddini bil Yusuf Tekin! Senin işin laik, demokratik, bilimsel, kamusal ve karma eğitim vermektir. Ya kanunlara uygun görevini yapacaksın ya da istifa edeceksin!” dedi.
PİRHA- Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in “Kız okulları kurulabilir” şeklindeki skandal açıklamasına tepki gösteren Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca,”Eğitimde laik ve bilimsel uygulamalar zaten pek yok ama kalan son bir iki uygulamayı da ortadan kaldırmayı aklınızdan bile geçirmeyin” dedi.
Hemen her eğitim öğretim döneminde harem selamlık eğitim tartışmalarının yaşandığı Türkiye’de, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin skandal bir çıkışa imza attı.
İktidara yakın bir televizyon kanalında konuşan Tekin, ailelerin, “Kızımın erkeklerin olduğu yerde olmasını istemiyorum” dediğini savunarak, “Ancak biz bu kızlarımızı eğitime dahil etmeliyiz. Karma eğitim önemlidir. Ancak ihtiyaç duyulması halinde kız okulları kurulabilir” sözlerini kullandı. TBMM Genel kurulda söz alan Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) Sözcüsü ve Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, bakanın skandal çıkışına tepki gösterdi.
Perihan Koca, “Eğitimde laik ve bilimsel uygulamalar zaten pek yok ama kalan son bir iki uygulamayı da ortadan kaldırmayı aklınızdan bile geçirmeyin. Kız çocuklarının üzerinden ellerinizi çekin” dedi.
Koca, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“TBMM Genel Kurulu’nda dün çiçeği burnunda Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in ‘Kız çocuklarını okula göndermeyen ailelerin ilk söylediği şey ‘Erkeklerin olduğu yerde olmasını istemiyorum’ oluyor. Karma eğitim esas ama kız okulları kurmak gerekiyorsa kurulur.’ beyanına ilişkin konuştum. Her ne kadar sözlerimi zaman sınırı dolayısıyla tamamlayamamış olsam da bu düşünceler karma eğitimi adım adım ortadan kaldıracak olan adımların ilkidir. Kız ve oğlan çocuklarının ayrı okullarda okumasının hiçbir bilimsel gerekçesi yoktur. Meclis sıralarında oturan bazı vekiller daha önce kız çocuklarının 14 yaşında evlenebileceklerini de ifade etmişlerdi. Bu söylemler toplamda çocuklara yönelik bir bakışı ifade ediyor. Bu bakış kadınları ikinci sınıf gören ve onu erkeklerin nesnesi olarak gören bir bakıştır. Eğitimde laik ve bilimsel uygulamalar zaten pek yok ama kalan son bir iki uygulamayı da ortadan kaldırmayı aklınızdan bile geçirmeyin. Kız çocuklarının üzerinden ellerinizi çekin.”
TBMM Genel Kurulu'nda dün ćiçeği burnunda milli eğitim bakanı Yusuf Tekin'in "Kız çocuklarını okula göndermeyen ailelerin ilk söylediği şey 'Erkeklerin olduğu yerde olmasını istemiyorum' oluyor. Karma eğitim esas ama kız okulları kurmak gerekiyorsa kurulur." beyanına ilişkin… pic.twitter.com/Hlrq7SYTQf
6 yaşında imam nikahıyla evlendirilen H.K.G’nin istismara uğradığını söylemesinin ardından açılan davada hiçbir tutuklu sanığın olmamasına tepkiler yükseliyor. Bu sırada savcının 2020’de iki kez 2 sanık hakkında da tutuklama talep ettiği ancak mahkemenin reddettiği ortaya çıktı.
6 yaşında dini nikahının kıyıldığı ve sistematik tecavüze uğradığı gerekçesiyle adli makamlara başvuran H.K.G’nin şikayetinin ardından başlatılan soruşturma geçen günlerde bitti.
Hem İsmailağa cemaatine bağlı Hiranur Vakfı’nın kurucusu olan baba Yusuf Ziya Gümüşel, hem anne F.G. hem de çocuk yaşta evlendirildiği Kadir İstekli hakkında dava açıldı. Davanın ilk duruşması, İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 22 Mayıs 2023’te görülecek
Independent Türkçe’den Cihat Arpacık’ın haberine göre H.K.G., 30 Kasım 2020’de İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurarak yaşadıklarını anlattı ve elindeki ses kayıtlarını adli makamlara verdi. Savcı tutuklama talep etti, hakim adli kontrol uyguladı Soruşturma başladıktan sonra savcı, baba ve Kadir İstekli adlı şahsıi tutuklama istemiyle sulh ceza hakimine sevk etti.
Ancak mahkeme talebi reddetti ve 2 şüpheli hakkında adli kontrol uygulanmasına hükmetti. Savcılık bu duruma itiraz etse de hakimin kararı değişmedi.
Soruşturma 2 yıl sonra, Cumhuriyet Savcısı Ercan Ateş’in iddianameyi tamamlamasıyla davaya dönüştü.
SAVCININ SÖZLERİ
İddianameyi yazan savcının, yakın çevresine dosyada neden tutuklu sanığın olmadığını şu sözlerle anlattığı belirtildi:
“Bu iki yıllık bir dosya ama bana yeni devredilmişti. Soruşturmaya bakan ilk savcı arkadaş, hem baba Y.Z.G hem de K.İ’yi tutuklamaya sevk etmiş ama talep sulh ceza hakimi tarafından reddedilmiş. Ret kararına itiraz etmiş ama o da reddedilmiş. Ben dosyayı görünce iyi bir şekilde iddianame yazmaya öncelik verip dava açtım. Davaya bakacak ağır ceza mahkemesinin iddianameyi kabul ettikten sonra tensip ile tutuklama kararı vereceğini tahmin ediyordum ama bu şekilde takdir etmişler.”
PİRHA-Kani Pashaei adlı bir aktivist, İran’da katledilen Mahsa Amini’nin mezarı başında başı açık şekilde saz çaldı.
İran’da katledilen Mahsa Amini için ülke genelinde başlayan protestolar 23 günü geride bırakırken, kadınların tek başına şarkı söylemesinin ve enstrüman çalmasının yasak olduğu ülkede Kani Pashaei isimli bir aktivist, Mahsa Amini’nin Saqqız kentindeki mezarını ziyaret etti.
Başı açık olduğu görülen Pashaei, tüm yasakları delerek Amini’nin mezarı başında saz çaldı. O anlara ait görüntüler ise İranlı gazeteci Kaveh Ghoreishi tarafından sosyal medyada paylaşıldı.
İran’da 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin şeriat kurallarına göre başını örtmediği iddiasıyla gözaltında işkenceyle katledilmesinin ardından başlayan protestolar dünya geneline yayıldı. Fransa, İngiltere, Kanada, Irak ve Şili’de eylemler yapıldı.
İran’da şeriat kurallarına göre başını örtmediği iddiasıyla ‘ahlak polisi’ tarafından katledilen 22 yaşındaki Kürt kadın Jina Mahsa Amini için yapılan eylemler İran’da 10’uncu gününde devam ediyor.
İran’ın yanı sıra dünyanın pek çok ülkesinde Amini ve İranlı protestocular için destek gösterileri yapıldı. İnsan hakları örgütlerine göre İran’ın çok sayıda kentinde yapılan eylemlerde şu ana kadar 50’den fazla kişi hayatını kaybetti. İngiltere, Fransa, Kanada, Şili, Polonya ve Irak’ta destek yürüyüşleri yapıldı.
LONDRA’DA 12 KİŞİ GÖZALTINA ALINDI
Londra’nın farklı noktalarında düzenlenen protestolarda eylemciler ve polis arasında çatışmalar yaşandı. Polis, İran Büyükelçiliği önünden Marble Arch ve İngiltere İslam Merkezi’nin bulunduğu Maida Vale’ye doğru yürüyen eylemcilere saldırdı.
Polis, Knightsbridge’de eylemcilerin polise yabancı cisimler attığını ve polis barikatını aştığı, atılan şişeler nedeniyle 5 polisin yaralandığını, 20 kişinin de gözaltına alındığını açıkladı.
İngiltere İslam Merkezi’nin çatısına tırmanan bir kişi ise İran’ın 1979’daki İslam Devrimi öncesinde kullanılan ulusal bayrağını açtı.
Öte yandan bazı sosyal medya kullanıcıları İran rejimi yanlısı kişilerin akşam saatlerinde eylemcilere kesici aletlerle saldırdığını ve gruplar arasında kavgaların çıktığını öne sürdü.
FRANSA’DA POLİS ŞİDDETİ
Fransa’nın başkenti Paris’te bir araya gelen göstericiler, Amini’nin ölümü nedeniyle İran hükümetini protesto ederek, hükümetin kadınlara karşı olan tutumunu kınadı. İran’ın dini lideri Ali Hamaney aleyhine sloganlar atan eylemciler, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’u Hamaney’in otokratik rejimine karşı tavır almaya çağırdı.
Chatelet Meydanı’nda toplanan eylemciler de daha sonra Eyfel Kulesi’nin karşısında bulunan Trocadero Meydanı’nda bir araya geldi.
Trocadero Meydanı’nda toplanan yüzlerce eylemci, İran’ın Paris Büyükelçiliği’ne yürüdü. Polis, eylemcileri İran Büyükelçiliği’ne 200 metre kala durdurarak müdahale etti.
Kanada, Şili, Polonya ve Irak’ta da İranlı protestoculara destek eylemleri yapıldı.
Kanada’nın en büyük kenti olan Toronto’da binlerce kişi Amini adına düzenlenen protestolarda yer aldı. Katılımın yoğun olduğu protestolarda, “dünyanın en uzun caddesi” olarak anılan Yonge Caddesi trafiğe kapatıldı. Başkent Ottawa’da ise İranlılar parlamento binası önünde toplandı.
Amini’nin 17 Eylül’de düzenlenen cenazesinin ardından kadınların başlattığı saç kesme eylemi, söz konusu eylemlerde de devam etti.
PİRHA – Yazar Turan Eser, “AKP Alevi taleplerini neden karşılamaz?” başlıklı yazısında ayrımcılığa işaret ederek “Dört adımda Alevilerin devlet katında asimilasyonunu kurumsallaştırma stratejik planı devreye sokuldu” değerlendirmesini yaptı.
Birgün gazetesi yazarı Turan Eser, “AKP Alevi taleplerini neden karşılamaz?” başlıklı köşe yazısında hükümetin, Alevi toplumuna dönük ayrımcı politikasına işaret etti. Eser, “Siyaset retoriğini mezhepçilik üzerine kuran siyasal İslamcı bir parti, farklı olana eşit davranması zaten doğanın kanununa aykırıdır” yorumunda bulundu.
Yazar Turan Eser, “Dört adımda Alevilerin devlet katında asimilasyonunu kurumsallaştırma stratejik planı devreye sokuldu” dediği yazısının devamı şöyle:
“ ‘Tek din’ söylemi ve mezhepçilik siyaseti ile beslenen AKP, Alevi hak ve taleplerini hukukun evrensel değerlerine ve laiklik ilkesine göre karşılamaz. Çünkü AKP çoğulculuğu değil, çoğunlukçu mezhepçiliği savunuyor. Asırlardır kendi mahallerinde “sapkın inanç” diyerek ürettikleri negatif Alevi algılarına rağmen, Alevilere “eşit hakları vereceğiz, cemevlerini ibadet yeri olarak tanıyacağız, Alevilerin kendi inançlarını kendilerinin tanımlamasına saygı göstereceğiz” diyemezler! Özellikle de yüzde 8’lik, ‘Şeriat istiyoruz’ diyen kendi tabanını karşısına alamazlar!
Sadece kendi mahallesinde değil, AKP ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Alevilere koyduğu iki kırmızı çizgisi de buna izin vermiyor!
Birincisi ‘Cami tek ibadet yeridir. Cemevleri ibadet yeri olamaz’
İkincisi ‘Kur’an ve Sünnet bizim kırmızı çizgimizdir, buna göre Alevilik folklorik bir unsurdur.’
Bitmedi; AKP, din devlet ve siyaset ilişkisine laiklik hukuk düzeni içinden bakmadığından da Alevi taleplerini karşılamaz! Çünkü AKP farklı din ve inançlar, eşit yurttaşlık ve eşit haklarla toplumsal barış zemininden yaşamasını savunmuyor.
Ayrıca devletin ve kamu hizmetlerinin laikleştirilmesini ve dinin, inananların kendi özel hayatına bırakılmasını da savunmuyor! Aksine, vesayet altına aldığı devlet dini üzerinden toplumsal bölünme ve kutuplaştırma siyasetinden besleniyor. Siyaset retoriğini mezhepçilik üzerine kuran siyasal İslamcı bir parti, farklı olana eşit davranması zaten doğanın kanununa aykırıdır.
AKP’nin, devlet ve kamu hizmetleri anlayışı öncelikle, yandaş sermayenin beslenmesi ve yine halktan toplanan vergilerle oluşan kamu bütçesi ile resmi din anlayışı olan Sünni mezhepçiliğin finansmanı yönündedir. Devlet parasıyla dini, kamu ve özel dini yapıları beslediği için, siyaseten bunu “parayı veren düdüğü çalar” misali tahvil etme derdindedir.
Bugün Diyanet İşleri Başkanlığı’ndaki imamların ve Din Öğretim Genel Müdürlüğü’nde din dersi öğretmenlerinin yüzde 90’ının AKP’li seçmen olması ve AKP güdümlü Diyanet SEN ve Eğitim Bir SEN üyesi olması da tesadüf değildir!
Yani AKP kamu bütçesinin kamu yararına ilkesini gözeterek değil, siyasal iktidarının sürdürülmesi kriterlerine göre, din, devlet ve siyaset ilişkisini inşa ediyor. Alevi ayrımcılığı tam da bu alanda daha görünür oluyor.
AKP, devletin kurumlarını sadece siyasal İslamcı siyasetin mezhepçilik ekseninde inşasına hizmet etmesine zemin yaratmış, Alevilik gibi farklı olan inançlara ve dinlere ise doğrudan ve dolaylı ayrımcılık uygulamıştır. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, ‘Hatta son zamanlara kadar Alevi valimiz vardı’ itirafı bile, kamuda Alevi istihdamındaki ayrımcılığın boyutunu göstermektedir.
Din, vicdan, inanç ve düşünce özgürlüğünün evrensel ilkeler ve değerler üzerinden yaşanmasını, demokratik sivil yapılar üzerinden kurumsallaşmasına karşıdır. Laiklik ve hukukun evrensel ilkeleri AKP’nin siyaseten mesafe koyduğu ve bu yüzden inanç özgürlüğü ile ilgili Aleviler lehine AİHM tarafından verilen Cemevleri ve zorunlu din dersleri kararlarını tanımamaktadır.
Dolayısıyla bu açıdan da baktığımızda ‘Alevi talepleri’ aslında, Türkiye’nin demokratikleşmesi ve laikleşmesini içeren bir hak mücadelesi olduğu için de AKP, Alevilerin gerçek taleplerini tartışmanın dışına atıyor!
Çünkü AKP, siyasi, hukuki ve demokratik talepler manzumesi olan Alevi istemlerini, siyasal zemine değil, çoğunluk inancının teolojik zeminine çekerek, bir Ulema tartışması yaratmaya ve Alevileri ise Ulemanın fetvalarını dinlemeye ve bu fetvalara inanmaya davet ediyorlar.
Her seçim döneminde buzdolabından çıkarılan, ‘Alevi açılımının’ hedefinde, Alevilerin siyasal, hukuksal ve demokratik talebi olan eşit yurttaşlık ve eşit haklar talebini karşılamak işte tam da bu nedenle yok!
Peki ne var?
‘Dinden sapmış, Alevi sapkınları devletleştirerek yola getireceğiz’ mantığı var! Bunun için de dört adımda Alevilerin devlet katında asimilasyonunu kurumsallaştırma stratejik planı devreye sokuldu.
Peki bu yeni stratejik plan neyi içeriyor? Neleri hedefliyor? Bu sorulara da yarın cevap bulalım.”
PİRHA – Nevşehir’in Avanos ilçesindeki Küçükayhan köyünde 50 yılın ardından yeniden hizmet yürütülmeye başlandı. Köyde yaşayan Dürdane Özbay, asimilasyona karşı köylerinde cemevi yaptıklarını söyledi. “Artık toplumda kadınların da yeri olması lazım” diyen Özbay, cemevi içerisinde yaptıkları kütüphanenin önemine dikkat çekti.
Nevşehir’in Avanos ilçesindeki Ayhanlar Cemevi ve Kültür Merkezi’nin açılışı 2021 yılında yapıldı. İlk cem hizmeti ise bir yılın ardından 21 Temmuz 2022’de yürütüldü.
Köylülerin bir hayli ilgi gösterdiği cem sonrasında gelinen süreci, cemevinin inşasında görev alan Dürdane Özbay ile konuştuk. Özbay, Büyükayhan ve Küçükayhan olmak üzere resmiyette iki köyün olduğunu ancak her iki köyün iç içe geçtiğini ifade etti. Bütünleştirici olmak sebebiyle cemevine “Ayhanlar Cemevi” ismini verdiklerini anlatan Özbay, köyde yaşayanlar olarak eğitime büyük önem verdiklerinin altını çizdi.
Dürdane Özbay, “Bizim çocukluk yıllarımızda kız çocuklarını okutmuyorlardı. Israrla okula gittim ve ardından okumaya aşık oldum. Okuyup ayaklarımın üzerinde durmak istiyordum” diyerek şu an cemevi içerisinde yaptıkları kütüphanenin önemine dikkat çekti.
“BU İNANÇ EVRENSEL DÜŞÜNCE ÜZERİNE KURULU”
Dürdane Özbay, Alevi inancının çağdaş bir kültür olduğunu ifade ederek şunları söyledi:
“Alevi inancı bir şekilde bu zamana kadar getirilmiş. Bu inanç evrensel düşünen, okumadan yana olan, çocuklarını dürüst yetiştirmek için uğraşan, tek yanlı olmadan 72 millete bir nazarla bakmak üzerine kurulu. Bizler hiçbir zaman ırkçı olmadık. İnsan doğarken suçsuz doğuyor. İnsanı yetiştiren ise aile, okul, çevre ve toplumdur. Bizler eşitlikten yanayız. Ataerkil sisteme ise karşıyız. Artık toplumda kadınların da yeri olması lazım.”
“BU EVREN BİZİM GÖZÜMÜZDE HAKK’TIR”
Cemevi açma fikriyatının nasıl oluştuğuna da değinen Dürdane Özbay, gelinen süreci şu sözlerle anlattı:
“Geçmişte gördüğüm cemlerde halk, yargılamasını kendisi yapıyordu. Bizler mahkeme bilmiyorduk. Geçmişte herkeste bir sevgi-saygı durumu vardı. Gençler toprakta yetişiyor ve özünden kopmuyordu. Paylaşma kültürü vardı. Doğayı korur, emek verirsen, çalmayıp çırpmazsan yaşamak güzel olur. Bu cemevinde çocuklar saz, semah kursu görüyor. Ayrıca buraya gelen gençler kitaplarını okuyor. Bizler bir başlangıç yaptık. 50 senedir köyümüzde Alevi kültürü yürümüyordu zaten. Ocakzadelerin her biri bir tarafa gitti. Ama ben, ailem emekli olunca köyümüze geri döndük. Bbizlerin çok güzel bir kültürü var. Tek çiçekle yaz gelir mi? Bakın çevrenizde bir sürü çiçek açıyor. Paylaşım olsa güzel olmaz mı?
Cemevini yaparken ‘acaba gelen olur mu?’ diye çokça düşünüyordum. ‘Gençler bu inanca sahip çıkar mı?’ diye düşüncelerim vardı. Biz burada sanat öğretiyoruz. Ben sanatı olmayan bir memleket düşünemiyorum. Bağlama bir sanat değil mi? Semah güzel bir ayin değil mi? Kitap okumak kötü mü? İşte biz bunları yapıyoruz. Güzel, kaliteli ve dürüst yaşamak çok önemli. Bizler maneviyata önem veriyoruz. Bu evren bizim gözümüzde Hakk’tır.”
“KÖYÜMÜZDE CAMİ VAR”
Dürdane Özbay, iktidarın, dedeler üzerinden yürüttüğü projeleri de eleştirerek, Aleviliğin temelinde “eşit düşünmek” anlayışının olduğunun da altını çizdi.
Özbay, “Köyümüz halkı, cemevini kendisi yaptı. Yurtdışında yaşayan Aleviler de buraya destek oldu. Yaptığımız iş çok da kolay olmadı. 3 senede cemevini bitirdik. Köyümüzde bir de cami var” dedi.
“KİMSE MAHKEME KAPISI BİLMEZMİŞ”
Dürdane Özbay son olarak köylerindeki Sarı Abdal Ocağı Türbesi ve onlarca tarihi mezarın varlığına işaret etti. Köy tarihçesinin bir hayli derin olduğunu anlatan Özbay, “Türbede yatan kişi, Horasan pirlerinden biri. ‘Sülük Baba’ denir. Güvercin donunda uçtuğu ve buraya geldiği anlatılırdı. Eski mezarlardan bir diğeri, sonraki nesillerden Derviş dedem… Onun sayesinde hiç kimse mahkeme kapısı bilmezmiş. İnsana değer verirmiş. Sülük Babanın da burada talipleri varmış. Küskünleri barıştırır, haklı olanları öne çıkarırmış.”
PİRHA – Eğitim Sen, Bursa Mithatpaşa Ortaokulu Müdürü Haydar Akın’ın, sınıflarda “erkek öğrenciler ile erkek, kız öğrenciler ile kız öğrencilerin denk geleceği şekilde bir düzen oluşturulması gerekmektedir” kararına tepki gösterdi. İlgili müdürün derhal görevden alınması gerektiğini belirten Eğitim Sen, “böylesine çağ dışı zihniyete sahip birisinin idarecilik ya da öğretmenlik yapmasına kesinlikle izin verilmemelidir” denildi.
Bursa Osmangazi Mithatpaşa Ortaokulu Müdürü Haydar Akın’ın, okuldaki kız öğrencilerle erkek öğrencilerin ayrı sıralara oturtulması yönünde öğretmenlere talimat vermesine tepkiler büyüyor.
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), karma eğitimi hedef alan Okul Müdürü Haydar Akın için “Böylesine çarpık ve hastalıklı bir yaklaşımın laik eğitime meydan okumak anlamına geldiği açıktır” diyerek yazılı açıklama yaptı.
“LAİK EĞİTİME MEYDAN OKUNUYOR!”
İlgili müdürün öğretmenlik yapmasına dahi izin verilemeyeceğini vurgulayan Eğitim Sen, şu açıklamayı paylaştı:
“Okullarda karma eğitimi hedef alan cinsiyet ayrımcı uygulamalar, laik eğitime meydan okumak anlamına gelmektedir!
Toplumsal yaşamın farklı alanlarında olduğu gibi, eğitim sisteminde ve okullarda iktidarın kendi dünya görüşüne uygun bir nesil yetiştirme yönündeki uygulamalar, çocuk ve gençlerimize yönelik açık bir baskı ve dayatma haline gelmiştir. Bu durumun son örneği Bursa’nın Osmangazi ilçesindeki bir ortaokulda yaşanmıştır.
Bursa Osmangazi Mithatpaşa Ortaokulu Müdürü’nün, okulda kız ve erkek öğrencilerin ayrı sıralarda oturtulması için öğretmenlere bir yazı gönderdiği basında yer almıştır. Basında çıkan haberlere göre, öğretmenlere gönderilen yazıda, “Değerli öğretmen arkadaşlarımız 22.03.2022 tarihi itibari ile tüm sınıflardaki oturma düzeninin değiştirilmesi ve erkek öğrenciler ile erkek, kız öğrenciler ile kız öğrencilerin denk geleceği şekilde bir düzen oluşturması gerekmektedir.” şeklinde cinsiyet ayrımcı ifadeler kullanılmıştır.
“BU ÇAĞ DIŞI ZİHNİYETTİR”
Osmangazi’de yaşanan bu örneğin ilk olmadığı bilinmektedir. Okul müdürünün, yetkisini ve haddini aşarak kız ve erkek öğrencileri cinsiyetçi bakış açısıyla ayrı sıralarda oturtmak istemesi, iktidar ve yandaşları tarafından sık sık gündeme getirilen karma eğitim karşıtlığının tipik bir sonucudur. Bu çağ dışı zihniyetin kız ve erkek öğrencileri ayrı sıralarda, ayrı sınıflarda, daha sonra ayrı ayrı okullarda okutulması fikrinin somut bir yansıması olduğu açıktır. Eğitim biliminin en temel ilkeleri ile çelişen böylesine çarpık ve hastalıklı bir yaklaşımın laik eğitime meydan okumak anlamına geldiği açıktır.
“KADIN ERKEK EŞİTLİĞİNİ YAŞAMA GEÇİRMEYİ KOLAYLAŞTIRMAKTADIR”
Çocukların eğitiminden ve kişisel gelişiminden endişe duyan hiç kimsenin, ileriki yaşlarda çocuklarda farklı kişilik sorunları ortaya çıkarma ihtimali taşıyan böylesine cinsiyetçi ve ayrımcı bir uygulamayı kabul etmesi mümkün değildir. Bu tür uygulamaların asıl hedefi karma eğitimdir ve çocukların gelişimi açısından son derece tehlikeli bir durumdur. Kız ve erkek çocuklarının ayrı sıralarda ve sınıflarda, hatta ayrı okullarda eğitim görmesi gerektiğini savunanlar, okulların çocukların sağlıklı gelişimi açısından aynı zamanda önemli sosyalleşme mekânları olduğu gerçeğini yok saymaktadır.
Laik eğitimin önemli göstergelerinden biri de ‘karma eğitim’dir. Karma eğitimle öğretim, kız-erkek öğrencilerin aynı ortamda öğretim görmesiyle birlikte sağlıklı oluşabilmekte, kadın erkek eşitliğini yaşama geçirmeyi kolaylaştırmaktadır. Bu şekilde daha dengeli kişilikler oluşmakta, farklı cinslerin birbirine ve farklılıklarına saygı göstermesi eğitim süreci içinde öğretilebilmektedir.
“OKUL MÜDÜRÜ DERHAL GÖREVDEN ALINMALI”
Erkek ve kız öğrencilerin karma eğitimine dinsel ve cinsiyetçi gerekçelerle karşı çıkmak ve tek cinse dayalı eğitimi savunmak, okulların sadece öğrenme değil, aynı zamanda çocuklar ve gençler için sosyalleşme mekânları olduğu gerçeğinin göz ardı edilmesi, öğrencilerin cinsiyetlerine göre ayrıştırılması birbirinden açıkça tecrit edilmesi anlamına gelmektedir.
Böylesine ayrımcı ve cinsiyetçi bir anlayışa sahip kişilerin okul yöneticisi olarak görev yapıyor olması çocuklarımızın geleceği açısından en büyük tehditlerden biridir. Çocuklarımızın cinsiyetleri üzerinden yasal yetkilerini de aşarak suç işleyen bu okul müdürü derhal görevden alınmalı, böylesine çağ dışı zihniyete sahip birisinin idarecilik ya da öğretmenlik yapmasına kesinlikle izin verilmemelidir.”
PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kadın meclisi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla Hacıbektaş’ta bulunan Kadıncık Ana türbesi önünde basın açıklaması yaptı. PSAKD Ankara Şube Başkanı Cansu Erice kadınlar adına yaptığı açıklamada, bu düzeni kadınların değiştireceğini belirterek, “Biz kadınlar, bu ülkede vergilerimizi siz şeriata yatırım yapın, kadın ve çocukların geleceğini çalın diye vermiyoruz. Yarattığınız karanlığa karşı hayatın her alanında, şeriata karşı Zeynep Ana, sömürüye karşı Clara Zetkinler gibi ışık olacağız” dedi.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kadın meclisi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinliğini Hacı Bektaş’ta bulunan Kadıncık Ana türbesi önünde gerçekleştirdi. Açıklamayı Kadın Meclisi adına PSAKD Ankara Şube Başkanı Cansu Erice okudu.
“Kerbela’da Yezidi’de teslim olmayan Zeynep Ana’dan, 8 Mart 1857 yılında New York’ta sömürüye teslim olmayan kadınlara, zulme boyun eğmeyen Zarife Anaya, Laiklik ilkesinden taviz vermeyen Bahriye Üçok’lar, şeriatçı kuşatmaya direnen tüm kadınlara selam olsun” diyerek başlayan Erice, direniş geleneğini sürdürdüklerini kaydetti.
Erice, “Onlardan miras aldığımız zalime karşı direniş geleneğini bu gün de sürdürmenin haklı onurunu yaşıyoruz. Laiklik, eşitlik, özgürlük mücadelesini verirken, biz kadınlar misli ile şiddete maruz kalıyoruz. Bize yaşam hakkı dahi tanımayan bu karanlık iklimi yaratan, tüm referansını şeriat özleminden alan siyasal iktidardır. Kadını ikinci sınıf olarak gören iktidar, çalışma hayatımızdan, sokakta yürümemize, kaç çocuk doğuracağımızdan, günün hangi saatlerinde sokağa çıkabileceğimize karar vermeye kalkışıyor. Sadece Şubat ayında 23 kadın katledilmişken, ülkenin Cumhurbaşkanı dün, kadın özgürlüğünden eşitlikten bahsediyor. İstanbul sözleşmesini iptal edenler, çocuk evlilikleri savunanlar, yani ülkeyi kadınlar için cehenneme çevirenler eşitlik, adalet, özgürlük gibi değerlerden bahsedemezler” diye belirtti.
“BU DÜZENİ KADINLAR DEĞİŞTİRECEK”
Bu düzeni kadınların değiştireceğini belirten Cansu Erice, “AKP, kadınların, yoksulların, emekçilerin, Alevilerin, Kürtlerin ve hatta doğadaki tüm canlıların gördüğü 20 yıllık kabusudur. Çünkü iktidara geldiğiniz günden beri, ahlaki değerleri kirlettiniz, demokrasi, eşitlik, özgürlük kriterlerini kirlettiniz, doğayı kirlettiniz. İnsana ait ne varsa kirlettiniz. Müslümanların inançsal değerlerini siyasallaştırarak halkları ayrıştırdınız. Başta Suriye olmak üzere bölge halklarına karşı nefret ve savaş suçları da dahil, insanlığa karşı sayısız suça imza attınız. Kadına yönelik şiddet iklimini meşrulaştırarak, adaletsizliği derinleştirip sömürü çarkını sürdürmek istiyorsunuz. Çünkü özgür kadın adaleti, eşitliği sağlar. Çünkü kadının özgürleşmesi demek tüm halkların özgürleşmesi demektir. AKP demek fatura soygunu demektir, açlık ve yoksulluk demektir. İşsizliktir, yalan ve talan düzenidir. İşsizlik ve yoksulluk ise en çokta biz kadınları etkilemektedir. AKP’ye göre kadının, ölme, işsiz kalma, itaat etme…özgürlüğü vardır. Ama artık yeter. Bir tarafta kapitalizmin ucuz işgücü olarak gördüğü kadınlar, bir yandan da siyasal İslamcıların cinsel ve fiziki baskıları altında eziliyor. Önümüzdeki ilk seçimlerde bu bozuk düzenin çarkını kırarak, rıza şehrine giden yolu açacağız. Çünkü biliyoruz ki, Bozuk düzende sağlam çark olmaz. Bu düzeni kadınlar değiştirecek. Milyonlarca kadın, milyonlarca Laik yurttaş olarak bu kâbusu bitireceğiz” dedi.
“Ülkemizin şeriata teslim olmasına asla izin vermeyeceğiz” diyen Erice, şöyle devam etti:
“Biz kadınlar, bu ülkede vergilerimizi siz şeriata yatırım yapın, kadın ve çocukların geleceğini çalın diye vermiyoruz. Bizim tarihimiz 73 Millete bir nazarla bakanların eşitlik, demokrasi ve özgürlük için verdiği mücadelelerle doludur. Tıpkı geçmişte olduğu gibi bugünde yarattığınız karanlığa karşı hayatın her alanında, şeriata karşı Zeynep Ana, sömürüye karşı Clara Zetkinler gibi ışık olacağız.
Bugün milyonlarca insanı açlığa mahkum edenler, kadına yönelik şiddeti, çocuklara yönelik istismarı “hoş görenler”, bilime, sanata, laikliğe ve evrensel insan haklarına karşı olanlar, o gün 6. filoya secde edenlerdir. Günümüzde de AKP’nin genel başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 6. filoya secde edenlerle omuz omuzadır. Biz ise 6. filoyu denize dökenlerin yoldaşlarıyız. Çünkü bizim yoldaşlarımız kadının özgürlüğü için canlarını verirken, kadın düşmanları emperyalistlere secde ediyordu.
Pir Sultan Kadın Meclisi olarak diyoruz ki; katledilen kadınlar isyanımızdır. İstanbul Sözleşmesinin iptal kararı derhal geri çekilsin. Çocuklarımızı da bedenlerimizi de şeriata teslim etmeyeceğiz!”
PİRHA-Demokrasi Konferansı Bileşeni olan Aleviler öncülüğünde demokratik kitle örgütlerinin, ana sınıfına kadar zorunlu din dersinin dayatılmasına karşı başlattığı kampanya devam ediyor. Kampanyaya ilişkin konuşan AABK Onursal Başkanı Turgut Öker, “Eğitimin gericileşmesi, adım adım şeriatın taşlarının döşenmesi sadece biz Alevileri vuracak bir olumsuzluk değil. Duyarlı tüm kesimler kampanyaya destek vermelidir” dedi.
Demokrasi Konferansı Bileşeni olan Aleviler öncülüğünde demokrasi güçleri, ana sınıfına kadar indirilmek istenen zorunlu din dersine karşı “Eşit yurttaşlık temelinde özgür bir toplum için laik ve bilimsel bir eğitim istiyoruz” başlığıyla 28 Aralık 2021’de bir imza kampanyası başlattı.
Başta Türkiye’de olmak üzere Avrupa’da ve Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunan Alevi çatı örgütleri ve şubeleri, Alevi yurttaşlar, aydınlar, sanatçılar, şairler, gazeteciler, demokratik kitle örgütlerinin, bazı siyasi partilerin büyük destek verdiği kampanya 3 Mart 2022’ye kadar devam edecek.
Kampanyayı yürütenler ve destek verenler paylaştıkları kısa videolarla zorunlu din dersinin kaldırılmasını ve laik bir eğitim sisteminin getirilmesini istiyor.
“EĞİTİMİN GERİCİLEŞMESİ SADECE ALEVİLERİN SORUNU DEĞİL”
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Kurucu Başkanı Turgut Öker paylaştığı videoda şunları ifade etti:
“Kampanyayı yürekten selamlıyorum. Çok doğru ve yerinde bir inisiyatif. Yıllar öncesi, zorunlu din derslerinin kalkmasına yönelik bir kampanya açılmıştı Alevi kurumları tarafından ama sonu getirilmedi. Bence bugün eğitimin bütünüyle gericileştiği bir atmosferde böyle bir çığlık, böyle bir çıkış son derce yerinde, anlamlı. Bunun sadece Alevi toplumuyla, Alevi toplumu içerisindeki yöneticilerle sınırlı kalmaması gerekir.
Eğitimin gericileşmesi, adım adım şeriatin taşlarının döşenmesi sadece biz Alevileri vuracak bir olumsuzluk değil. Bütün toplumu etkileyecek bir olumsuzluktur. Bu nedenle de yılmadan, usanmadan başta eğitim kurumları olmak üzere şeriata karşı duyarlı ne kadar kesim varsa kampanyaya dahil etmemiz gerekir. Bunun uluslararası boyutunun olabilmesi için de Avrupa’daki gençlerimizin, özellikle Avrupa Alevi Gençler Birliği içerisindeki gençlerimizin mutlaka bu kampanyanın içerisinde yer alıp, bu kampanyayı tüm dünyaya yaymalı. Bu kampanya kapsamında canla başla çalışan arkadaşlarımıza yardımcı olmaları lazım. Hızır yardımcıları olsun.”
Ana okullarına din dersi dayatmasına karşı başlatılan imza kampanyası 3 Mart’a kadar devam edecek.
İmzacı kişiler ve kurumlar şöyle:
ALEVİ ÇATI KURUMLARI
– Alevi Bektaşi Federasyonu
– Alevi Dernekleri Federasyonu
-Alevi Vakıflar Federasyonu
– Alevi Kültür Dernekleri
– Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu
– Avusturalya Alevi Bektaşi Federasyonu
-Amerika Alevi Kurumları (Pir Sultan Abdal Culturel Association Washington D.C.
– Winwest Alevi Cultural Center, -Pir Sultan Abdal Cultural Associates, USA)
-Demokratik Alevi Dernekleri (DAD)
-Hünkar Hacı Bektaş Veli Vakfı
-Karadeniz Alevi Bektaşi Federasyonu
– Pir Sultan Abdal Kültür Derneği
-Tahtacı Kültür Dernekleri Federasyonu
DEMOKRATİK KİTLE ÖRGÜTLERİ VE SİYASİ PARTİLER
-Adam -Der
-ADD Bahçeşehir ( Atatürkçü Düşünce Derneği
-AKA -DER
-Alevi Gazetesi
– Anadolu Kadın Hareketi
– Antakya Çağdaş Sanat Derneği
-Antakya Kırkyama Kadın Dayanışması
-Antakya Mesreh el Emel Arapça Tiyatro Grubu
-Antalya Kadın Danışma Ve Dayanışma Derneği
-Antalya Kadın Platformu
– Antikapitalist Müslümanlar
-Avcılar Kültür Sanat Derneği
-CHP Manisa Yunusemre ilçe Örgütü
-Çağdaş Hukukçular Derneği
-Çanakkale Ekoloji Platformu Kadın ve LGBTİ Meclisi
– Çekmeköy Dayanışma Derneği
-Çipil Köyü Derneği
-ÇYDD Bahçeşehir ( Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği )
– Demokrasi Konferansı Bileşenleri
– Demokrasi İçin Birlik
– Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF)
– Divriği Kültür Derneği
-Devrimci 78’liler Derneğini
-Dostluk Yardımlaşma Vakfı – Kırklareli İl Temsilciliği
-EMEK Partisi
-EMEK Partisi Erzincan İl Örgütü
– EMEK Partisi Manisa İl Örgütü
-Emek partisi Tarsus İlçe Örgütü
– EŞİTİZ-Eşitlik İzleme Kadın Grubu
-Haçova Kültür Derneği
– Halkevleri
-HDP Antalya İl Örgütü
-HDP Antalya Kadın Meclisi
-HDP Aydın Il örgütü
-HDP Kırklareli İl Örgütü ve Merkez İlçe
-İnsan Hakları Derneği (İHD)
-İHD Ankara Şube
-İHD Aydın Şubei
-İHD Balıkesir Şubesi
-İHD Çanakkale Şube
– İHD İzmir Şubesi
-İstanbul Barosu Çağdaş Avukatlar Grubu (ÇAG)
– Jineps Gazetesi
– Kadın Partisi
-Kaldıraç
-Kangal Karakurt Köyü Derneği
– Kırmızı Biber Derneği
– Kırklareli Tabip Odası
– Kuzeyin Emekçi Kadınları Girişimi
– Lüleburgaz BEŞİKTAŞ Taraftarlar Derneği
-Lüleburgaz Kadın Platformu
-Masource (Fransa Alevi İşverenler Birliği )
-Mersin 68’liler Derneği
– Nor Zatronk
-Nurhak Anadolu Kültür Evi Nake Creil
-ODAK Dergisi
-Ortak Yaşamı Geliştirme Vakfı
-PirHaber
-SAHHAD (Sağlık Hakkı ve Hasta Hakları Derneği Manisa)
-Silivri Demokrasi Platformu
-SODAP (Sosyalist Dayanışma Derneği)
-Sol Parti Borçka
-Sol Parti Kırklareli il ve Merkez ilçe
– Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) İstanbul İl Örgütü
-Tahtacı Kültür Dernekleri Federasyonu
-TİP Manisa İl Örgütü
-TİP Tarsus İlçe Örgütü
-Tokat Almus Armutalan Köy Derneği
-Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP)
-Tüm Tok Der
-Türkiye İşçi Partisi Kırklareli İl Örgütü
-Türkiye İşçi Partisi Tarsus İlçe Örgütü
-Yeşil Sol Parti Aydın İl Başkanlığı
-Yeşil Sol Parti Kırklareli İl ve Merkez İlçe
-Yön Medya Derneği
– Veli-Der
SENDİKALAR
– KESK
– EĞİTİM SEN
-TÜM -BEL SEN Genel Merkez
-DİSK EMEKLİ-SEN Kırklareli Şubesi
-BES Aydın Şube
-BES Manisa Şube
-Eğitim-sen Aydın Şubesi
-Eğitim Sen Erzincan Şubesi
– Egitim Sen Kirklareli Şubesi
-Eğitim Sen Manisa Şubesi
– Genel İş Sendikası Trakya Şubesi
-SES Kırklareli Temsilciliği
-SES Manisa Şubesi
-Tarımorkam sen Kırklareli İl Temsilciliği
-Tüm Emekliler Sendikası Kırklareli Şube
-Tüm Emekli-Sen Manisa Temsilciliği
-TMMOB Kırklareli İl Koordinasyon Kurulu
-Yapı Yol Sen Kırklareli iİ Temsilciliği
SİYASETÇİLER
-Adnan SOYLU (Sol Parti Bartın İL Başkanı)
-Ali İbrahim TUTU (19. Dönem Milletvekili)
-Ali KENANOĞLU (HDP İstanbul Milletvekili)
-Ali Şeker (CHP İstanbul Milletvekili)
– Ali YILDIRIM ( HDP Elazığ İl Eş Başkanı)
–Ahmet ŞIK (TİP İstanbul Milletvekili
-Ayfer DEMİREL (HDP PM)
-Barış ATAY (TİP Hatay Milletvekili)
– Cemal YAKICI ( Sol Parti Şehzadeler İlçe Bşk.)
-Dilşad Canbaz KAYA (HDP İstanbul Milletvekili)
-Edibe GÖLGELİ (Basel Kanton Milletvekili)
– Faik ALTIN (HDP Tarsus İlçe Eş Başkanı)
-Feleknaz UCA (HDP Batman Milletvekili)
-Fikri SAĞLAR (25.Dönem Mersin Millletvekili)
-Fulya ERDOĞAN (HDP Muğla İl Eşbaşkanı )
– Haydar Polat (Emek Partisi Erzincan İl Örgütü Başkanı)
-Hüseyin AYGÜN (24.Dönem CHP Tunceli Milletvekili)
-Hüseyin ÇAMAK (25., 26. Dönem CHP Mersin Milletvekili)
-İbrahim KASUN (HDP Dersim Eş başkanı)
-İsmet SÖZER (HDP PM )
-Kemal BÜLBÜL (HDP Antalya Milletvekili)
-Mehmet TÜM (25. , 26. Dönem CHP Balıkesir Milletvekili)
-Mehmet KAÇMAZ (SOL Parti Aydın İl Örgütü Yönetim Kurulu Üyesi)
-Musa ÇAM (24. Dönem CHP Milletvekili )
-Murat ÇEPNİ ( HDP İzmir Milletvekili
-Murat ÇELİKER (CHP Tarsus İlçe YK)
-Müslüm SARI (24. Dönem CHP İstanbul Milletvekili)
-Nesimi ADAY (HDP Halklar ve İnançlar Kom. Sözcüsü)
-Nesrin NAS (ANAP Eski Genel Bşk.)
-Nusrat YEŞİL (HDP Dersim Eş başkanı)
-Orhan SARIBAL(CHP Bursa Milletvekili)
-Oya ERSOY (HDP İstanbul Milletvekili)
-Özgür KARABAT (CHP İstanbul Milletvekili)
-Perihan KOCA (TÖP Sözcüsü)
-Rıdvan TURAN (HDP Mersin Milletvekili)
-Saliha Sera KADIGİL SÜTLÜ (TİP İstanbul Milletvekili)
-Sedat SOYELÇİN (CHP Kırklareli İl Yöneticisi )
– Semih BALABAN ( CHP Manisa İl BaşK.)
-Serkan Karayel (EMEK Partisi Tarsus İlçe Başkanı)
-Serpil KEMALBAY (HDP İzmir Milletvekili)
-Selma GÜRKAN (EMEP Genel Bşk. Yrd.)
-Süleyman Solmaz, (CHP Beyoğlu Meclis üyesi)
-Şerif DEMİREL (EMEK Partisi Malatya İl Örgütü Bşk.)
-Tevfik KAÇAR (HDP PM Üyesi)
-Tur Yıldız BİÇER (25., 26. Dönem CHP Manisa Milletvekili)
Turabi KAYAN (CHP Kırklareli Milletvekili)
-Yıldırım KAYA ( CHP Ankara Milletvekili)
-Zeynel ÖZEN (HDP İstanbul Milletvekili)
SANATÇILAR
– Ali ÇAĞAN (Halk Ozanı)
– Ali Ekber EREN (Müzisyen)
-Ahmet Telli (Şair)
– Arif SAĞ (Sanatçı)
-Aşık Alican (Ali Can Yıldırım)
– Ayfer DÜZDAŞ (Müzisyen)
-Belkıs AKKALE (Sanatçı)
-Berna YEŞİLYURT (Sinemacı)
-Burhan ŞEŞEN (Sanatçı)
-Bülent Emrah PARLAK (Oyuncu)
-Deste GÜNAYDIN (Sanatçı)
-Edip AKBAYRAM (Sanatçı)
-Ercan YOLKULU (Sanatçı)
– Erdal ERZİNCAN (Sanatçı)
-Esra ÖZTÜRK (Sanatçı, Akademisyen)
-Fatin KANAT (Sinema Yazarı, Yönetmen)
– Gani PEKŞEN (Sanatçı, Akademisyen)
-Gülşen ALTUN (Sanatçı)
-Hakan TOSUN (Belgesel Yönetmeni)
– Haluk ÜNAL (Film Yönetmeni-Yazar)
-Haluk Tolga İLHAN (Müzisyen)
– Hasan Ali (Sanatçı)
– Hüseyin AYDIN (Müzisyen, Senarist, Yönetmen)
– Hüseyin TURAN (Sanatçı)
– Hilal NESİN (Sanatçı)
-İbrahim AYHAN (Mimar)
-İbrahim KARACA (Şair)
-Kemal KAHRAMAN (Sanatçı)
– Kutsal EVCİMEN(Sanatçı)
-Mazlum ÇETİNKAYA (Şair)
-Mehmet GÜMÜŞ (Sanatçı)
– Mercan ERZİNCAN ( Sanatçı )
– Metin KARATAŞ (Sanatçı)
-Metin KAHRAMAN (Sanatçı)
– Muharrem TEMİZ (Sanatçı)
-Murat MUSLU (Oyuncu)
-Mustafa IŞIK (Şair, Yazar, Ressam)
– Mustafa ÖZARSLAN (Sanatçı)
-Necati ŞAHİN (Sanat Yönetmeni)
-Nevzat KARAKIŞ (Sanatçı)
– Nilgün KIVIRCIK (Mimar)
-Nilgün KÖSEDAĞI (Sanatçı)
-Onur AKIN (Sanatçı)
– Pınar AYDINLAR (Sanatçı)
-Ruhi KARADAĞ (Film Yönetmeni)
– Samiye DEMİR (Sanatçı)
-Sedat AKIN (Reklamcı)
-Sertaç DEMİR (Sanatçı)
-Serap YAĞIZ (Sanatçı)
-Sinan GÜNGÖR (Sanatçı)
-Şenol AKDAĞ (Sanatçı)
-Şenol GÜNGÖR (Senarist,Film Yapımcısı)
-Şevda Çelebi ÇİÇEK (Halk Ozanı)
-Taner ÖZDEMİR (Sanatçı)
-Tunç ÜVENDİRE (Fotoğraf Sanatçısı)
-Turan ALICI (SANATÇI)
– Tolga SAĞ (Sanatçı)
-Yolcu BİLGİNÇ
-Yılmaz ÇELİK (Sanatçı)
– Zeki GÜMÜŞ (Şair)
– Zeynel DEMİR (Sanatçı)
AKADEMİSYENLER
-Abdullah KÖKTÜRK (Akademisyen)
-Ahmet Kerim GÜLTEKİN (Akademisyen)
-Ayça ALEMDAROĞLU (Akademisyen)
– Ayfer KARAKAYA (Akademisyen)
– Bedriye POYRAZ (Akademisyen )
-Erol KÖROĞLU (Akademisyen)
-Gülser KAYIR (Akademisyen)
-Hasan AYDIN (Prof. Dr. Ondokuz Mayıs Üniversitesi)
-Hasan DEMİRTAŞ (Prof. Dr.)
-Hülya DOĞAN (Akademisyen)
-Kağan İŞMEN (Öğretim Üyesi )
-Kudret Nezir YUNUSOĞLU (Akademisyen)
-Mine GÖL, GÜVEN (Öğretim Üyesi)
– Mustafa ŞENER (Akademisyen)
– Mustafa DURMUŞ (Prof.Dr)
– Necla KURUL (Prof. Dr)
– Neşe ÖZGEN (Akademisyen)
-Osman OKKAN (Yazar)
– Özlem ALTIOK (Sosyolog)
-Selim Sırrı KURU (Akademisyen )
-Semiha ÖZALP (Akademisyen)
-Serdar M. DEMİRCİOĞLU (Psikolog/ Akademisyen)
-Serdar KANDİL (Akademisyen)
-Sibel TATAR KARAKAYA (Akademisyen)
-Suad Sakallı GÜMÜŞ ( Akademisyen, ABD)
– Ümit ÇETİN (Akademisyen)
-Yılmaz KAHRAMAN (Akademisyen)
-Zehra F. KABASAKAL ARAT (Prof. Dr.)
-Zeliha ALTUNTAŞ (Akademisyen, Yazar)
-Zerrin BAYRAKDAR (Öğretim Üyesi)
-Zeynep ALTIOK (Akademisyen)
GAZETECİ VE YAZARLAR
-Abbas KARAKAYA (Yazar)
– Abbas TAN (Yazar)
-Adnan GERGER (Gazeteci)
– Ali BALKIZ (Yazar)
-Ali Rıza Şimşek (Yayıncı)
-Ali KÖYLÜCE /Eğitimci/Yazar)
-Ali YILDIRIM (İlahiyatçı, Yazar)
-Ahmet AYDIN (Yazar)
-Ahmet KANBAL (Gazeteci)
– Ahmet KOÇAK (Yazar)
-Ahmet SIÇRAMAZ
-Arif TEKİN (İslam araştırmacısı- Yazar)
-Ayhan AYDIN (Yazar)
– Ayşegül DEVECİOĞLU (Yazar)
-Azat SAĞNIÇ (Yazar)
-Aziz TUNÇ (Yazar)
-Cebrail ARSLAN (Gazeteci)
-Cemil TOSUNOĞLU (Gazeteci)
-Çilem KÜÇÜKKELEŞ (Gazeteci)
-Derya KAP (Gazeteci)
– Dilek ODABAŞ BAKIR (Gazeteci)
-Diren KESER (Gazeteci, Yönetmen)
-Erdal BABA (PSAKD Beyoğlu Şb. Eski Bşk.)
– Erdal YILDIRIM (Yazar)
-Erdoğan ALAYUMAT (Gazeteci)
– Erdoğan AYDIN (Yazar)
-Erdoğan YALGIN (Araştırmacı, Yazar)
-Erdoğan YAZGAN (Araştırmacı, Yazar)
-Eren GÜVEN (Gazeteci)
– Esat KORKMAZ (Yazar)
-Eylem Emel YILMAZ (Gazeteci)
-Ferhat AKTAŞ (Araştırmacı Yazar)
-Feyzullah TUNÇ (Gazeteci)
– Fırat AYGÜN (Gazeteci, IT-teknisyen )
– Fuat ATEŞ Gazeteci)
-Gökhan KAYA (Gazeteci)
-Hatice ÇEVİK (Gazeteci, Editör)
– Hasan HARMANCI (Yazar)
-Hasan Uğur TAŞÇI (Yazar-Şair)
-Hayko BAĞDAT (Gazeteci)
-Hüseyin DEMİR (Yazar)
-İbrahim ERGİN (Sosyolog, Yazar)
-İbrahim VARLI (Gazeteci)
– İlhami ALGÖR (Yazar)
-İnan M. GEDİK (Gazeteci)
-İsmet ALICI (Yazar)
-İsmail Cem ÖZKAN (Gazeteci)
-İsmail PEHLİVAN (Gazeteci)
-İnan M. GEDİK (Gazeteci)
-Kelime ATA (Gazeteci)
-Kemal DERİN (Yazar)
– Kazım GÜNDOĞAN (Yazar)
-Mehmet TEKİN (Kürt Mehmet, Yazar)
-Mahbip DİLEK (Gazeteci)
-Mehmet AKKAYA (Felsefeci, Yazar)
– Mehmet Ali DEMİR (Gazeteci-Medya.Com)
– Mehmet KABADAYI (Yazar)
-Mehmet TANLI (Gazeteci)
-Metehan AKBULUT (Yazar)
-Metin KAÇMAZ (Araştırmacı Yazar)
– Murtaza DEMİR (Yazar)
-Musa Kazım ENGİN (Araştırmacı, Yazar)
-Mustafa Kemal ERDEMOL (Gazeteci, Yazar)
-Mustafa KORKMAZ (Şair, Yazar)
– Nadir SAYIN (Yazar)
– Necdet SARAÇ (Gazeteci-Yazar)
-Neslihan YALMAN (Yazar, Şair)
-Nihat ZİYALAN (Şair, Yazar)
-Nilgün METE (Gazeteci)
-Nurcan GÖKDEMİR (Gazeteci)
– Nurşen URAL (Şair, Yazar)
-Ozan DEMİRİZ (Gazeteci)
-Önder Birol BIYIK (Şair, Yazar)
-Özcan ÖĞÜT (Yazar)
-Özkan LAFATAN (YOL Tv Program Yapımcısı)
– Piri ER (Yazar)
– Ragıp D. KONFER (Yazar, Tasarımcı)
-Ragıp ZARAKOLU (Yazar)
– Recai AKSU(Gazeteci)
-Recep MEMİŞOĞLU (Yazar)
-Rıza AYDIN (Yazar)
-Salih Zeki TOMBAK (Siyasetçi, Yazar)
-Sema KILIÇKAYA (Yazar/Eğitimci)
-Saniye METE (Öykü Yazarı)
-Selda KAVAK TORUNOĞLU (Gazeteci)
-Sevim ALAGÖZ (Yazar)
-Sezgin KARTAL (Gazeteci)
-Süleyman ZAMAN (Yazar)
-Şehriban TEYHANİ (Araştırmacı, Yazar)
-Şükrü YILDIZ (Gazeteci)
-Tevfik USLUOĞLU (Araştırmacı, Yazar)
-Turan KARATEPE (Yazar, Şair, Senarist)
– Turabi SALTIK (Yazar)
-Turabi KİŞİN (Gazeteci)
– Zafer İŞÇİ ( Sanat Tarihi uzmanı ve Cocuk Kitapları Yazarı)
-Zafer KÖKVER (Yazar)
-Zafer YILMAZ (Yayıncı)
-Zeynep KURAY (Gazeteci)
– Zeynep TOZDUMAN (Araştırmacı Yazar)
-Zeynel GÜL (Gazeteci)
ALEVİ KURUMLARI
– Aalen AKM
– AABF Kuzey Bölge Kadınlar Birliği
– AABF Baden Württemberg Bölge Temsilciliği
-Alevitischer Kulturverein Graz (Kurzform: “AKG”)
-Alevi Dayanışma Ağı (ADA)
-Alevi Düşünce Ocağı
– Alevi Kadınlar Birliği
-Alevilikte Öze Dönüş Grubu
-Almanya Marl Cemevi
– Al-i Aba İlim Eğitim Araştırma Kültür Ve Sosyal Dayanışma Vakfı
-Alevitisches Kulturzentrum in Vorarlberg
-Alevitischer Kulturverein Wels
-Alevitischer Kulturverein Wiener Neustadt (Kurzform “AKVWN”)
-Alevıtısche Gelehrten Komıssıon Lınz
-Alevitische Gemeinde Jenbach
-Alevitische Gemeinde WienWien
-Alevitische Jugend Tirol kurz AJT Tirol
– Antalya Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Derneği Cemevi
– Antalya Abdal Musa Kültür Ve Tanıtma Derneği
-Avusturya Alevi Kadınlar Birliği
-Avrupa Alevi Kadınlar Birliği
– Aziz Baba Cem Evi
– Bahçeşehir Hakikat Cemevi
– Balıkesir Alevi Güçbirliği
-Cem Vakfı Kavakpınar Cemevi
-Cem Vakfı Sülüntepe Esenler Cemevi
-Cenevre AKM
– Cralsheim AKM
– Çağdaş Alevi Birliği Platformu (ÇAB -P)
– Çorum Alevi Kültür Merkezi
– Danimarka Alevi Kadınlar Birliği
-DAD İzmir Şubesi
– DAD Kadın Meclisi
-Devrimci Aleviler Birliği (DAB)
-Edinburg PSA Kültür Merkezi Cemevi
-Enfield Alevi Cultural Center
– Esslingen AKM
-Frankfurt AKM Cemevi
-Fransa Alevi Kadınlar Birliği
-Fransa Asuri Keldani Derneği
– Freiderickhafen AKM
– Freudenstadt AKM
– Filderstadt AKM
-Geestacht Alevi Toplumu
– Güvenç Abdal Ocağı
-Hazreti İmam Ali Vakfı Cemevi
-HAKEN Aydınlı Cemevi
– Hacı Bektaş Veli Derneği Lüleburgaz Şubesi
-Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Sancaktepe Şube Emek Cemevi
– HBVAKV Aydın Şube
– HAKEN AydınliıCemevi
– HBVAKV Aydın Şube
– HEKDER Hacıbektaş Eğitim Kültür Derneği
– Heilbronn AKM
– Heidenheim AKM
– Hubyar Sultan Cemevi
– Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği
– Hubyar Kadın Meclisi
– İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi
– İsveç Alevi Kadınlar Birliği
-İsviçre Alevi Kadınlar Birliği
– İzmir Alevi Kültür Derneği Yamanlar Cemevi
-Kahramanmaraş Erenler Kültür Derneği Cemevi
– Karlsruhe AKM
-Kartal Cemevi
-Kalander Çelebi Derneği
– Kayseri Hacı Bektaş Veli Kültür Derneği
-Kehl AKM
-Kiel Alevi Toplumu
-Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültür Derneği Cemevi
-Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Alevi Kültür Merkezi
– Lauda AKM
– Ludwisburg AKM
-Lübeck Alevi Toplumu
– Mannheim AKM
-Maraş Göksun Göynük Cemevi
– Mersin Alevi Çalışma Grubu
-Mertz AKM
-Midwest Alevi Cultural Center
– Mosbach AKM
– Mühlacker AKM
– Nagold Altsteig AKM
-Nantes AKM
– Narlıdere Cemevi
– Neufen AKM
-Neumünster Alevi Toplumu
– Norveç Alevi Kadınlar Birliği
-Nürnberg Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi
– Ortadağ Erenler Cemevi Kültür ve Dayanışma Derneği
-Pforzheim AKM
– PSAKD Yol Erkan Kurulu
-PSAKD Kadın Meclisi
– Piri Baba Kültür Ve Dayanşma Derneği
– Pişmeden Pişirilmez Alevi Çalışma Grubu
-Randers Alevi Kültür Merkezi (RAKM)
– Rawensburg AKM
– Remscheid Alevi Toplumu
– Reınfelden AKM
– Sarıgazi Cemevi
– Sarısaltık Cemevi
– Seyit Süleyman Aziz Baba Cemevi
– Stuttgart AKM
– Sultanbeyli Kulhimmet Cemevi
-Taşdelen Cemevi
– Topçu Baba Cemevi
– Tübıngen AKM
-Uetersen Alevi Toplumu
-Ümraniye Cemevi
– Winnenden AKM
– Wieloch AKM
– Villingen Schwennıngen AKM
– Yol Erenleri
-Zeki Kaya Adalar Cemevi
-2 Temmuz Vakfı
AKTİVİSTLER
– Abbas ÖZKAN (Avusturya Innsbruck Alevi Kültür Merkezi )
-Abdulkadir ÇELEBİ
-Abdulkadir ÇELEBİ (Em.öğretmen)
-Abdullah KAŞIKÇI
-Abdullah KÖKTÜRK (Adam Der Üyesi)
-Abdullah ŞENER (Adam Der Üyesi)
-Abdullah TUNÇ
-Abuzer KİRAZ (Mersin 68’liler)
-Adalet ÇIBIK (Aydın Tabip Odası Bşk.)
-Adem ÇİFTÇİ ( Öğretmen)
-Adem OKUR (Emekli)
-Adeli YÜKSEL
– Adnan DABANSIZ
-Adnan TİRYAKİ ( Pforzheim Akm )
-Adnan ÖZCAN
-Ahmet AKDAĞ
-Ahmet AYDOĞAN
-Ahmet ÇEVİK (Emekçi)
-Akın Hakan ALKAN (İşletme istatistik)
-Ali AKDOĞAN
.Ali ASLAN
-Ali BİLEN
-Ali BİLEN (Van Y.Y. Üniv. Öğrenci)
-Ahmet DEĞER(Aktivist)
-Ahmet TATAR (Dede)
–Ahmet TEMEL (Emekli)
-Ahmet SARITAŞ
-Ahmet ŞAHİN (Emekli)
-Ahmet YILDIZ
-Ali ARSLAN (Neufen Akm)
-Ali BOZAN (Avukat)
-Ali ÇİMEN ( Föderation der Aleviten Gemeinden in Österreich Z. St.Pölten)
-Ali DOĞAN (İşadamı)
-Ali DEMİRALP (İnş.Yük.Müh.)
-Ali DENİZ (End. Müh.)
-Ali ERÇE
-Ali EMEKET (Emekli)
-Ali Ekber ARSLAN
– Ali Ekber PEKTAŞ ( Alevitischer Kulturverein Steyr)
PİRHA-Taliban sözcüsü Zabihullah Mücahid Afganistan’da bir basın açıklaması yaparak; “Bize karşı savaşan herkesi affettik. Düşmanlıklar sona ermeli. Hiçbir iç ya da dış düşman istemiyoruz. Sivil olsun, işgalcilerin tercümanlığını yapmış olsun, asker olsun, tüm vatandaşlarımız genel aftan faydalanacaktır” dedi. Taliban, ülkede kontrolü ele geçirmesinden sonra ilk kez basın toplantısı düzenleyerek birçok konuda neler yapacaklarına dair bilgi verdi.
Düzenlenen ilk basın toplantısında konuşan Sözcü Zabihullah Mücahid; “20 yıllık mücadeleden sonra ülkemizi özgürleştirdik ve yabancıları kovduk. Bu, tüm ulus için gurur duyulacak bir an” dedi.
Afganistan’ın artık bir savaş ya da çatışma alanı olmayacağından emin olmak istediklerini söyleyen Mücahid; “Bize karşı savaşan herkesi affettik. Düşmanlıklar sona ermeli. Hiçbir iç ya da dış düşman istemiyoruz. Sivil olsun, işgalcilerin tercümanlığını yapmış olsun, asker olsun, tüm vatandaşlarımız genel aftan faydalanacaktır. Kimse Afganistan’dan ayrılmamalı, kendi vatanına hizmet etmeli. Kademe kademe bir şekilde tüm ülke normalleşecek. Devlet dışı silahlı kişi ve gruplar silahsızlandırılacak” dedi.
Mücahid, kadın hakları konusunda ise şunları dile getirdi:
“İslam Emirliği kadınların haklarına şeriat çerçevesinde bağlıdır. Bizim kadınlarımız Müslümandır. Onlar da şeriat çerçevesinde yaşamaktan mutlu olacaklardır. Kadınlarımızın hakları var ve bu haklardan faydalanabilecekler. Eğitim, sağlık ve diğer alanlara katılmaya hakları var.”
Medya konusuna da değinen ve ‘kendi kültürel çerçevelerinde’ bağlı olduklarını ifade eden Mücahid; “Medya özgür ve bağımsız olmaya devam edebilir” dedi ve basın kuruluşlarından Taliban’ın bazı talepleri olduğunu ekledi. Mücahid, “İslam ülkemizde en önemli değerdir. Hiçbir şey İslami değerlere aykırı olmamalıdır” dedi.
PİRHA- Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Genel Sekreteri Erdal Kılıçkaya, Taliban işgaline karşı kaleme aldığı yazıda, “Afganistan ile aynı kaderi paylaşmak, şeriatçıların insanlık dışı barbarlıklarına maruz kalmak istemiyorsak, Taliban ve benzeri zihniyetlerin getireceği tehlikeye karşı direnmek zorundayız” uyarısında bulundu.
Afganistan’da Taliban’ın başkent Kabil’i ele geçirmesinin ardından Cumhurbaşkanı Eşref Gani ülkeyi terkederken, yüz binlerce Afgan, ülkeden kaçışın yollarını arıyor.
“EĞER BİR GÜN BİZ DE ŞERİATIN ELİNE DÜŞERSEK…”
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Genel Sekreteri Erdal Kılıçkaya, Afganistan’daki insanlık dramına dair “Endişe” başlıklı bir yazı kaleme alarak şeriat tehlikesine dikkat çekti. Kılıçkaya, “Taliban ve benzeri zihniyetlerin getireceği tehlikeye karşı direnmek zorundayız” dediği yazısında şu ifadelere yer verdi:
“Afganistan’daki kadınlar, azınlıklar, insan hakları savunucuları ve Afganistan halkı için endişe duymamak mümkün mü?
Acilen insani yardım sağlanmalı, mülteciler ve siviller korunmalı.
Bugün Afganistan’da olanlar, bu ülkeyi 100 yıl daha geri götürecek. Ülkenin gençleri, aydınları, bilim insanları göç edecekler. Afganistan’ın her cm’sini gerici güruha bırakacaklar.
Başka ne yapmaları beklenir ki? 20 yıldır bu insanlıktan uzak güruha karşı savaşıyorlardı.
Ve kaybettiler.
Onlarla birlikte kadınlar, gençler, aydınlar, hepimiz, tüm insanlık kaybetti. En azından kaçmayı başaran, yaşama bir yerlerden tutunmaya çalışan, yurtsuz, evsiz, geleceksiz, aç, susuz bırakılan göçmenlere karşı ırkçı yaklaşımlardan vaz geçelim ki, insan kalmayı becerebilelim.
Tabi sözümüz Taliban ile görüşmeye hazır olduğunu, inancıyla ters düşmediğini söyleyenlere değil. Sözümüz şeriatın eline düşmemek için ülkesinden kaçanlarla empati yapabilenlere.
Eğer bir gün biz de şeriatın eline düşersek, inanın aynı şeyi yapar, bir başka ülkeye sığınmaya çalışır ve hatta kalkmak üzere olan bir uçağın kanatlarına tutunmak için çabalarız. Afganistan ile aynı kaderi paylaşmak, şeriatçıların insanlık dışı barbarlıklarına maruz kalmak istemiyorsak, Taliban ve benzeri zihniyetlerin getireceği tehlikeye karşı direnmek zorundayız.”
Taliban’ın dün Afganistan’ın başkenti Kabil’e girmesinin, başkanlık sarayı ve kamu binalarının kontrolünü ele geçirmesinin ardından kentte panik havası sürüyor. Reuters, çok sayıda sivilin havalimanına kilometrelerce yürüyerek gittiğini duyurdu.
Taliban’ın dün Afganistan’ın başkenti Kabil’e girmesinin, başkanlık sarayı ve kamu binalarının kontrolünü ele geçirmesinin ardından halk arasında panik yaşanıyor. Ülkeyi terk etmek isteyen binlerce kişi, dün akşamdan bu yana Kabil Uluslararası Havalimanı’na akın etmişti.
Yoğunluğun sabah saatlerinde arttığı havalimanında sivillerin pistte toplandığı görülürken, tahliyeler için alanda bulunan ABD askerleri havaya defalarca ateş açmıştı. Binlerce kişinin akın ettiği ve piste çıktığı Kabil Havalimanı’nda 5 kişinin yaşamını yitirdiği belirtildi. Hayatını kaybedenlerin, ABD askerlerinin açtığı ateş sonucu mu yoksa izdiham nedeniyle mi öldüğü henüz bilinmiyor.
UÇAĞIN İNİŞ TAKIMLARINA TUTUNDULAR
Taliban terör örgütünden kaçmaya çalışan kişiler kalkış sırasındaki ABD uçağının iniş takımlarına tutunarak binmeye çalıştılar. Birkaç kişi havadan düşerek yaşamını yitirirken 20 yıldır ABD’ye mütercimlik yapan Afganistan vatandaşları da yüzüstü bırakıldıklarını söyledi. Sosyal medyada bu görüntüler “İslam Cumhuriyeti’nden kaçış” şeklinde yorumlandı.
TALİBAN ÜLKEDEN ÇIKIŞLARA İZİN VERMEYECEK
Taliban ise Kabil Uluslararası Havalimanı’nın girişine gelerek, herkesin evlerine dönmesini istemiş ve şu anda uçuş yapılmayacağını açıklamıştı. Kara yoluyla diğer vilayetlere gitmek isteyenlerin de araç bulmakta çok zorlandığı, taşıma ücretlerinin iki katına çıktığı ifade edilmişti.
Bir Taliban yetkilisinin Reuters ajansına yaptığı açıklamasında, “İnsanların kişisel güvenlikleri için silah bulundurmuş olmasını anlıyoruz. Artık güvende hissedebilirler” dedi.
TALİBAN SÖZCÜSÜ BBC CANLI YAYININDA
BBC sunucusu Yalda Hakim’i canlı yayında arayan Taliban sözcüsü Shuail Shaheen (Süheyl Şahin) ile konuştu. Şahin, “Tüm Afganların yer alabileceği katılımcı bir İslami hükümet kuracağız” dedi. Sözcü, Afganlara yönelik “intikam olmayacağını”, mülkiyetin güvence altında olacağını söyledi. BBC Türkçe’de yer alan habere göre yabancı hükümetlerin vatandaşlarını tahliye ettikleri Kabil havalimanında ne olacağı henüz belli değil. Taliban ayrıca kadınların eğitimine izin verileceğini, ancak burka veya benzeri giyim tarzını benimsemeleri gerektiğini söyledi.
TÜRKİYE VATANDAŞLARI DÖNÜŞTE
Ülkede bulunan Türk vatandaşları ve Türkiye’de ikamet eden eden yabancı uyruklu vatandaşların tahliyesi için gece saatlerinde THY ait bir uçak ülkeye gönderildi.
PİRHA- Hafta sonu sokağa çıkma yasağı olduğu halde Ankara Mamak’ta kapılara şeriat bildirisi dağıtılmasına PSAKD Ataşehir Şubesi ve Cemevi sert tepki gösterdi. Açıklamada, “Alevilerin yoğun yaşadığı Misket Mahallesi’nde şeriat bildirileri dağıtılıyor. Korku ve tehdit ile amaçlanan Alevilerin sindirilmesidir” denildi. Diyanet üzerinden hilafetin devam ettirilmek istendiği belirtilen açıklamada, Alevi kurumlarının bu duruma seyirci kalma lüksü olmadığı vurgulandı.
Ankara’da sokağa çıkmanın yasak olduğu cumartesi günü kapılara şeriat bildirileri bırakıldı.
Hafta sonunda sokağa çıkma yasağının olduğu günde Ankara’nın Mamak ilçesinde bazı sokaklarda şeriat bildirisi dağıtıldı.
Binaların kapılarına bırakılan 2 sayfalık “Müslüman olmak neyi gerektirir” başlıklı bildiride demokrasi ve laiklik küfür, oy kullanmak kafirlik sayıldı.
2 sayfalık “Müslüman olmak neyi gerektirir” başlıklı bildiride, imamların arkasında namaz kılınmaması da istendi. Bildiride şöyle denildi:
“İmamlar tüm memurlar aldıkları maaş karşılığında laikliği, demokrasiyi ve inkılapları koruyacaklarına ve davranış halinde göstereceklerine dair imza atarlar ve dinden çıkarlar. Artık bu imamların arkasında kılınan namazların kabul olmayacağını söylemeye gerek var mı acaba?”
CHP Ankara Milletvekili Ali Haydar Hakverdi, “Sokağa çıkma yasağı varken Mamak’ta demokrasi, laiklik ve cumhuriyet değerlerine hakaret eden bildirileri kim dağıttı, kimler göz yumdu?” diye sormuştu.
Bir tepki de Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şubesi ve Cemevinden geldi. Yazılı bir açıklama yapan PSAKD Ataşehir Şube/Cemevi, “Bir kez daha bilindik yöntemler devrede. Ankarada sokağa çıkma yasağının olduğu saatlerde Alevilerin yoğun yaşadığı Misket Mahallesi’nde şeriat bildirileri dağıtılıyor. Bu bildirinin özünü oluşturan korku, tehdit ile amaçlanan Alevilerin sindirilmesidir” dedi.
“DİYANET ÜZERİNDEN HİLAFETİ DEVAM ETTİRMEKTEDİRLER”
Açıklamada şunlar belirtildi:
“Yavuz Sultan Selim’in Çaldıran savaşından sonra Osmanlılar’a geçen Hilafet (Halifelik) ile o günden başlayarak bugün de devam eden Anadolu coğrafyasında şeriat istekleri eksik olmadı. İslami yaşam ve hukukunu dizayn eden bu istek, her dönem iktidar sahiplerinin halk üzerindeki kılıcı olmuştur. Osmanlı’nın iktidar yapısı, Bilim ve teknolojiyi öncelleyemediği için gelişmelerin arkasında kalarak geriledi. Sonuçta sığındıkları şerri istek ve arzular kendilerini kurtaramamış, dayandıkları sistem olan din, bilime yenilmiş, bir çok ulus devletin doğmasına yol vererek yıkılıp, tarih sahnesinden çekilmiştir. Osmanlıdan devralınan kültür sonrasında Cumhuriyet’le de sürüyor, hedeflerini batılı akla uyarlama çabası bir yanda dursa da İslamın Sünni yorumunu Devletin merkezine koyarak, Aleviler başta olmak üzere diğer ezilen inanç guruplarının ortadan kaldırılmasına aracılık eden, Diyanet İşleri Başkanlığı gibi bir kuruluş üzerinden Hilafeti devam ettirmektedirler.”
“Bu ülkenin başkentinde şeriat isteyen bildiriler dağıtıldığına da şaşırmalı mıyız?” denilen açıklamada, “Kendilerinde bu cesareti gören şeriatçı faşistler, önceki eylemlerinden biliyorlar ki, kendilerine dokunulmayacak! Es kaza hukuk devletini hatırlayan bir Cumhuriyet savcısı soruşturma açıp tutuklarsa, bir süre sonra salıverileceklerini de biliyorlar.
Kapılara bırakılan bildirinin içeriğinde “Cumhuriyet değerlerine saldıran, seçimlerle ülke yönetimine gelmeyi Allah’a Şirk (Onun kelamına karşı gelmek) koşmak olduğunu, devlet kurumları ve yerel yönetimleri, kısaca Cumhuriyet yasalarını küfür sayan cümleler….” Bu ve benzeri durumlara ses çıkmazken en küçük eleştiriler, hak talepleri baskı ve gözaltılar ile bastırılmaya çalışılıyor. Ancak biliyoruz ki bu kelle kesici katiller korunuyor. Bu katilleri Suriye iç savaşından tanıyoruz. Şeriat heveslilerini İran dahil tüm Ortadoğu ve Afrika ülkelerinin bazılarından biliyoruz. Bir taraftan bu kelleci katiller öbür yandan iktidarın bekası için şeriat özlemcisi SADAD gibi örgütlenmelerin varlığı, ülkemizi hangi tehlikelerin beklediği konusunda bize bir fikir vermektedir. Bunlara burun kıvırıp üstünden geçemeyiz. Bu tehlikelere dikkat çekmek gerekiyor” ifadeleri yer aldı.
Açıklamada, “Kendi içinde farklı İslami yorumlara dahi tahammül edemeyen şeriatçılar, Alevi ve Müslüman olmayan inanç guruplarına hangi gözle baktıklarını, Maraş’tan, Malatya’dan, Dersim’den, Çorum’dan, Madımak’tan biliyoruz” denildi.
“YARIN ÇOK GEÇ OLABİLİR”
Açıklamada şu çağrı yapıldı:
“Demokrasi güçleri olarak seslerimizi yükseltmek, en azından sosyal medya üzerinden paylaşımlar yapmak, birlikte durmak kanaatindeyiz. Hele ki biz Alevi kurumlarının bu duruma seyirci kalma lüksü hiç yoktur. Atılan adımlar hesaplı bir hamledir bizler de iyi hesap etmeliyiz. Tehlikenin büyüğü her gün farklı bir yerde bu türden işlere söylenecek sözü ve ortaya konulacak iradeyi koymamak olacaktır. Buna karşı çıkmak ve irade koymak belirleyecektir.. Aksi durumda yarın çok geç olabilir.”
PİRHA- Gazeteci-Yazar Mustafa Kemal Erdemol, “Türkiye’de AKP tarzı bir şeriat var. İran, Suudi Arabistan tarzı bir şeriat asla olmayacak. Türkiye’de şeriat inşa edilmiş durumda” diye konuştu. Alevilerin de şu anki uygulamalardan doğrudan etkilendiğini söyleyen Erdemol, inançlara saygılı bir anlayışı sürekli dayatarak, laikliğin önemini hatırlatarak bir mücadele alanının genişletilmesi gerektiğini kaydetti.
Haberin videosu
AKP hükümetinin politikaları ve uygulamaları toplumun hemen her kesimini tedirgin ediyor. Hak arama eylemlerinin, basın açıklamalarının dahi yapılamadığı bir ortamda demokratik mücadele hattının örülmesi de zorlaşıyor. Hükümet hem eğitim-öğretim alanında hem de sosyal alanda, kamuda dinselleşmeyi her geçen gün hızlandırıyor.
Adaleti Savunanlar Stratejik Araştırmalar Merkezi Derneği (ASSAM) ve Üsküdar Üniversitesi işbirliğiyle 19-20 Aralık 2019 tarihlerinde İstanbul’da ASSAM İslam Birliği Kongresi düzenlenmişti. Kongrenin ana teması ASRİKA Ortak Savunma Sanayii Üretimi’ydi. Kongrede yapılan konuşmalar, sunumlar ve internet sitesinde yer alan bilgiler kamuoyunda tepkiyle karşılandı ve hala tartışılıyor. Bunun üzerine Cumhurbaşkanının askeri danışmanı Adnan Tanrıverdi’nin görevlerinden istifa etti.
ASSAM’ın toplantısını, AKP hükümetinin uygulamalarını ve siyasi gidişatı Cumhuriyet Gazetesi Yazarı Mustafa Kemal Erdemol‘a sorduk.
ASSAM’ın şu ana kadar 3 toplantı yaptığını hatırlatan Erdemol, ASSAM’ın her toplantısında tartışmalı konular ortaya attığına dikkat çekti. Bu yıl yapılan toplantının İslam İşbirliği oluşturma adı altında gerçekleştirildiğini belirten Erdemol, bu yapının İslam şeriatı hedefini taşıdığını söyledi.
Tepkiler üzerine askeri danışman Adnan Tanrıverdi’nin istifa ettirildiğini söyleyen Gazeteci-Yazar Erdemol, ASAM’ın varoluş nedeninin bir şeriat düzeni oluşturmak olduğunu kaydetti.
Türkiye’de AKP tarzı bir şeriat düzeni olduğunu ifade eden Erdemol, “AKP tarzı bir şerait var, dedim. Bunu söylememin nedeni şu: Herkesin bir rahatlık içerisinde olduğunu görüyorum, “Daha durun bakalım, biz İran’laşmadık. Ortada öyle bir şey yok, henüz Suudi Arabistan’laşmadık, Malezya olmadık.” Bir rahatlama içerisinde toplumumuz. Asla öyle bir şeriat olmayacak. Yani bir İran şeriatı, Suudi şeriatı bekleniyorsa eğer, böyle bir şeriat olmayacağını söylüyorum. Çünkü her ülkenin koşulları farklı. Bizim ülkemizde bir şeriat var ve bu AKP tarzı bir şeriattır. Türkiye’ye ait bir şeriat yönetimi var. Ülkede şeriat inşa edilmiş durumda” şeklinde konuştu.
“YARIN GÜÇ BULDUKLARINDA LAİKLİK MADDESİNİ DE DEĞİŞTİREBİLİRLER”
Erdemol, “Laiklik ilkesi artık ülkeyi yönetenlerin gerçekten ilhak, ilga ettiği, eski deyimle ortadan kaldırdığı bir kavram olarak var. Bir Anayasa maddesi olarak duruyor fakat yarın güç buldukları zaman bu anayasa maddesinde de değişiklikler yapılabilir” dedi.
Türkiye toplumunun direniş özelliğini artık yitirdiğini vurgulayan Erdemol, “Verileni kolay kabullenmek gibi bir özelliğimiz var. Bu direniş özelliğini yitirmiş bir toplum olduğumuz için ve bunun hemen arkasından kanıksama kültürü yaygın olduğu için bir de “daha durun bakalım, henüz kapıya gelmedi” düşüncesi ve rahatlığı var olduğu için bir kayıtsızlık var gibi gözüküyor” ifadelerini kullandı.
“UYGUN TEDBİRLER ALINMAK ZORUNDA”
“Türkiye’de olup bitenler kanıksandı mı toplum tarafından?” şeklindeki sorumuzu ise Erdemol şöyle yanıtladı:
“Kanıksandı mı? Bilmiyorum, ya vaz geçmişlik var ya inceldiği yerden kopsun tutumu var; ama hangisi olursa olsun bunlar olumsuz tutumlar. Ayağının altındaki zeminin kaydığını görüyorsa kişi buna uygun tedbirler almak zorundadır demokratik yollardan.”
“ALEVİLERİN İNANCINA ÇOK İNCELİKLİ BİR BİÇİMDE, DOLAYLI YOLDAN SALDIRI VAR”
Gazeteci Yazar Mustafa Kemal Erdemol, Alevilere yönelik haksız uygulamaları da eleştirerek, “Bir Alevi değilim ama Alevi olsam ciddi rahatsızlık duyarım. Benim inancımın çok ciddiye alınmadığını, ötelendiğini her uygulamada görmüş oluyorum. O nedenle Alevilerin içerisinde, “Canım bir şey olmaz, İslam Birliği’nin içerisindeyiz” diye düşünenler varsa yeniden düşünmelerini tavsiye ederim. Çünkü asıl onların korkması gerekiyor. Tarihsel örnekleri vardır bunun. Dolayısıyla Alevilerin bundan rahatsız olmalarından daha doğal bir şey olamaz. Çünkü inançlarına doğrudan doğruya değil, çok incelikli bir biçimde dolaylı yoldan saldırılar da yapılıyor, uygulamalar yapılıyor Diyanet eliyle. Dolayısıyla Alevilerin elbette bundan rahatsızlık duymaları gerekir” diye konuştu.
“LAİKLİĞİN ÖNEMİNİ VURGULAYAN MÜCADELE TARZI GELİŞTİRİLMELİ”
Demokratik mücadele alanları kullanılarak, inançlara saygılı bir anlayışın sürekli dayatılması gerektiğine işaret eden Erdemol, “Laikliğin ne kadar önemli olduğunu vurgulayarak bir mücadele tarzı geliştirilmelidir” dedi.
“Laikliğin size veya bana olmaktan çok bu dinci yapılanmalara aslında faydası var. Yani laikliğin varlığı onların da birbirlerine düşmesini önlemiş oluyor” diyen Mustafa Kemal Erdemol, şunları kaydetti:
“Dincinin her anlamda serbest dolaşmasıyla nelerin olabileceğini görüyoruz. Bu örnekler hatırlatılmalı. Bir farkındalık oluşturulmalı. Kazanılmış alanların nasıl kazanıldığı veya kazandıktan sonra nasıl korunduğu/korunamadığı tartışmaları bir yana, kazanılmış alanların korunması konusunda uyanık olunmalı. Bunun yolu da tabi iç eğitimlerden geçiyor, biz bunu anlamak zorundayız. Demokratik mekanizmaları, yolları kullanarak bir mücadele hattı oluşturulmalı. Yoksa durum iyi değil.”