Etiket: şerif taşkaya

  • ‘Kayıpların yaşları kadar süre geçmesine rağmen adaletsizlik devam ediyor’-VİDEO

    ‘Kayıpların yaşları kadar süre geçmesine rağmen adaletsizlik devam ediyor’-VİDEO

    PİRHA- Cumartesi Anneleri eyleminin 743. haftasında bir araya gelen kayıp yakınları Cizre’de gözaltında kaybedilen Ahmet Üstün’ün akıbetinin açıklanması ve faillerinin cezalandırılmasını talep etti.

    Kayıplarının akıbetini soran ve adalet arayan Cumartesi Anneleri eylemlerinin 743’üncü haftasında İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nin bulunduğu Beyoğlu Çukurluçeşme Sokak’ta bir araya geldi. Polis ablukası altında eylemlerini gerçekleştiren kayıp yakınları, bu hafta 1994 yılının Nisan ayında evinden gözaltına alındıktan sonra bir daha haber alınamayan Ahmet Üstün’ün akıbetinin açıklanmasını istedi.

    Bu haftaki eyleme kayıp yakınlarının yanı sıra CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ile HDP milletvekilleri Hüda Kaya ve Zeynel Özen destek verdi.

    Haftanın basın metnini gözaltında kaybedilen Hasan Ocak’ın kardeşi Maside Ocak okudu. Ocak, Ahmet Üstün ile ilgili şu bilgileri paylaştı:

    EVİNDEN GÖZALTINA ALINDI BİR DAHA EVİNE GELEMEDİ

    “25 yaşındaki Ahmet Üstün Cizre’de yaşıyordu. 1994 yılının Nisan ayında gece saat 23.00 sularında, silahlı kişiler üç araçla Üstün Ailesi’nin Cudi Mahallesindeki evine geldi, ‘İfade verip serbest bırakılacak’ diyerek Ahmet Üstün’ü gözaltına aldı. Ertesi gün baba Mehmet Üstün tabura gidip oğlunu sordu. Taburdaki görevliler Ahmet’in ifadesinin alındığını, daha sonra mahkemeye çıkartılacağım söyledi. Bunun üzerine Mehmet Üstün ikinci gün savcılığa gitti. Orada da oğlunun serbest bırakıldığı, evine gidip beklemesi söylendi. Ancak Ahmet Üstün bir daha evine gelemedi.

    3 GÜN GÖZALTINDA TUTULDUKTAN SONRA ÖLDÜRÜLDÜĞÜ BİLGİSİ VERİLDİ

    Baba Mehmet Üstün oğlundan haber almak için bölgede JİTEM’le birlikte çalışan birine ulaştı ve para karşılığında oğluyla ilgili bilgi almak istedi. Ödeme yaptığı kişi 10 gün sonra kendisine; Ahmet’in üç gün gözaltında tutulduktan sonra öldürüldüğü bilgisini verdi.

    TANIK A.P. YAŞANANLARI ANLATTI

    Ahmet Üstün’ün kayın pederi gözaltı işlemini gerçekleştiren ekipte yer alan JİTEM mensubu Abdulhakim Güven’e ulaştı. Güven ona damadından umudunu kesmesini ve onu beklememesini söyledi. A.P isimli tanık; ‘Üstün’ü Cizre Garnizon Komutanlığı’nda işkencede gördüm, onu işkenceye götürdüklerinde adını defalarca duydum. Ben yaşanan vahşete tanık oldum.’ diyerek yaşananları kamuoyu ile paylaştı.”

    Üstün ailesinin 2000 yılında avukatları Tahir Elçi aracılığıyla tekrar savcılığa şikayette bulunup JİTEM davası kapsamında ifade verdiğini kaydeden Ocak, “Bugüne kadar maddi gerçeği açığa çıkartacak, failleri cezalandıracak bir yargısal faaliyet gerçekleşmedi. 25 yıldır Fadile Üstün’ün ‘Oğlumun öldüğünü biliyorum. Bir anne olarak oğluma kavuşmak, mezarının başımda dua etmek istiyorum’ talebi karşılıksız bırakıldı.” dedi.

    “KAYIPLARIN YAŞLARI KADAR SÜRE GEÇTİ”

    Ocak’ın ardından 1992 yılında gözaltında kaybedilen Hüsamettin Yamanın ağabeyi Feyyaz Yaman, söz aldı. Yaman, “Ahmet’in kaybı 1994, kardeşimin kaybı 1992 daha üzerinden kayıpların yaşları kadar süre geçmesine rağmen adalet ve hukuk konusundaki aymazlık ve görevsizlik hala aynı şekilde devam etmektedir. Bugün siyaseten etnik ve siyasi ayrımlar üzerinden diyalog kuruyormuş görüntüsü vermeye çalışan siyasi söylem halen daha komplo teorilerle ortalıkta bir boşluğu doldurabileceği ve toplumu aynı şekilde manipüle edebileceği inancında. Ama buradaki insanlar ve kayıpların takipçisi yürekler hala da 743 haftadır haykırıyor ki adalet ve hukuktaki bir boşluk bu adaletsizlik ve hukuksuzluk arayışı kapatılmadığı sürece hiçbir şekilde bu sorun askıda olmaktan öteye, toplumu oyalamaktan öteye bir yalan olarak gelişemez.” diye konuştu.

    “FIRAT’IN DOĞUSUNDA 25 YILDIR DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK”

    Gözaltında kaybedilen Hüseyin Taşkayanın Oğlu Şerif Taşkaya da şunları belirtti:

    “Babam 1993’te asker, polis, JİTEM tarafından gözaltına alındı. Biz o günden sonra haber alamadık. Savcılığa gittiğimiz zaman savcının dediği ise ‘Aşiret lideri izin verirse ya da kontur gerilla denilen yapının lideri izin verirse soruşturma açabilirim.’ Devletin, savcısının durumu bu.”

    Siverek Katliamı’nı hatırlatan Taşkaya, “Kendilerinin arazi anlaşmazlıkları vardı. 17 yıldır davaları var, düşünün 17 yıl mahkeme diyor ki ‘düşman olun birbirinize bizden bir sonuç çıkmaz.’” dedi. Fırat’ın doğusunda 25 yıldır değişen bir şey olmadığını vurgulayan Taşkaya, devletin kendini sürekli katliamlar ve baskılarla hatırlattığını ifade etti.

    PİRHA/İSTANBUL

        

  • ‘Yarım asırlık ömrümde birçok şeyi gördüm ancak adaleti göremedim’ -VİDEO

    ‘Yarım asırlık ömrümde birçok şeyi gördüm ancak adaleti göremedim’ -VİDEO

    PİRHA- Uluslararası Gözaltına Kayıplar Haftası içerisinde 739. eylemlerini gerçekleştiren Cumartesi Anneleri, hukuksuzluğa karşı mücadeleden ve Galatasaray Meydanı’ndan vazgeçemeyeceklerini yinelediler. 

    Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini soran ve adalet arayan Cumartesi Anneleri, eylemlerinin 739’uncu haftasında da polis ablukası altında adalet istedi. 40 haftadır Galatasaray Meydanı’na çıkışlarına izin verilmeyen Cumartesi Anneleri bu hafta da İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nin bulunduğu Beyoğlu Çukurluçeşme Sokak’ta bir araya geldi.

    Bu haftaki eylemde 26 Aralık 1997 yılında Lice’de bir kahvede gözaltına alındıktan sonra bir daha kendisinden haber alınamayan Mehmet Özdemir’in akıbeti soruldu. Mehmet Özdemir’i gözaltında gören tanıkların ifadelerine rağmen Özdemir’in gözaltında olduğu da gözaltında kaybedildiği de kabul edilmedi ve etkin bir soruşturma yürütülmedi.

    “HAK İHLALLERİNE KARŞI İTİRAZLARIMIZI SÜRDÜRECEĞİZ”

    Haftanın basın metnini gözaltında kaybedilen Hasan Ocak’ın kardeşi Maside Ocak okudu. Ocak, 40 haftadır Galatasaray Meydanı’na çıkmalarına izin verilmemesine tepkilerini yineleyerek hukuksuzluğa, cezasızlığına ve hak ihlallerine karşı itirazlarını sürdüreceklerini söyledi. 24 yıl önce 27 Mayıs 1995 tarihinde gözaltında kaybetme suçuyla yüzleşilmesi, hesaplaşılması ve adaletin sağlanması talebiyle Galatasaray’a çıktıklarını hatırlatan Ocak, 2 gün sonra Cumartesi Anneleri’nin başlattıkları barışçıl eylemin 24. yılı olacağını hatırlattı.

    “OĞUL MEHMET ÖZDEMİR VEFAT ETTİ”

    Mehmet Özdemir gözaltında kaybedildiğinde oğlunun henüz doğmadığını ve oğlu doğduktan sonra ona babasının isminin verildiği belirten Ocak, oğul Mehmet Özdemir’in de geçtiğimiz yıl vefat ettiğini aktardı.

    “FAİLLERLE GALATASARAY MEYDANI’NDA YÜZLEŞECEĞİZ”

    Söz alan Hayrettin Eren’in kardeşi İkbal Eren, “24 yıldır ‘vazgeçmeyeceğiz, unutmayacağız, unutturmayacağız’ diyerek ayrılıyoruz meydanlardan. Bir gün kayıplarımızın akıbetini öğreneceğiz, failleri bizimle yüzleşecek ve Galatasaray Meydanı’nda yapacağız bunu çünkü orada kaybettiğimiz çok annemiz var. Bu onlara sözümüzdür.” dedi.

    “BİZİ BURAYA TIKTINIZ AMA DÜŞÜNCELERİMİZ NEREYE TIKACAKSINIZ?”

    Yüksekovalı kayıp yakınları adına seslenen Tayyip Canan, herkese selam göndererek başladığı konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Vicdansızlar biraz düşünmeli, niye bu selamı söyledim? Biraz düşünsünler, empati kursunlar.” Beyaz toros marka arabalarla kaybedilenleri hatırlatan Canan, o arabalara bindirilenlerin çoğunun geri dönmediğini belirterek “Babam geri döndü ama başına 7 kurşun sıkılmış olarak döndü. Bir bayram günü bayram hediyesi olarak verdiler. Bayramları bile kutlamamızı istemediler. Biz bu meydanlarda olmak istemiyoruz. Ama adalet mücadelesi veriyoruz. Biz hiçbir zaman mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz katillerimiz yargılanana kadar. İşkence edenler hiçbir zaman aklanmayacak vicdanlarımızda. Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz. Bizi bugün buraya tıktınız ama düşüncelerimizi nereye tıkacaksınız?”

    “YAKINLARIMIZI ÖLDÜRENLER NEYSE HAKİMLER SAVCILAR O”

    Gözaltında kaybedilen Hüseyin Taşkaya’nın oğlu Şerif Taşkaya da 24 yıldır mücadele verdikleri Galatasaray Meydanı’ndan değil buradan seslendiklerini vurguladı. Taşkaya, “Mücadeleye başladığımızda hakimler savcılar bizi dinlemedi. Savcılara sesleniyorum. O beyaz toroslara bizim yakınlarımızı atıp götürüp öldürenler neyse sizler de osunuz.” dedi.

    “YARIM ASIRLIK ÖMRÜMDE ADALETİ GÖRMEDİM”

    Gözaltına kaybedilen Cemil Kırbayır’ın ağabeyi Mikail Kırbayır ise yarım asırlık ömründe birçok şeyi gördüğünü ancak adaleti göremediğini vurguladı. Kırbayır, “24 yıldır adaletin tecellisi adına hukukun üstünlüğü için Galatasaray Meydanı’nı kendimize mücadele mekanı etmiştik. O meydan aramızdan ayrılanları uğurladığımız musalla taşıydı. Aramızdan ayrılanlara söz vermiştik bu mücadeleyi devam ettireceğiz. Şimdi Galatasaray Meydanı için de mücadele ediyoruz. Bizi bu iki duvar arasına sığdırmanın mantığı ne vicdan bunun neresinde? Galatasaray bizim olmazsa olmazımızdır. Galatasaray’ın açılması ısrarımızdır, temennimizdir.” diye konuştu.

    “BABAMIN ‘ADALET İSTİYORUM’ ÇIĞLIĞINI BÜYÜTÜYORUZ”

    Gözaltında kaybedilen Hasan Ocak’ın ağabeyi Ali Ocak da babasının 25 yıl önce “adalet istiyorum” diyerek attığı çığlığı büyüttüklerini kaydetti. Ocak, “Ailemiz büyüdü ama haklardan özgürlüklerden daha da mahrum kaldık. Adaletsizlikler, haksızlıklar, hukuksuzluklar her gün çığ gibi büyüyor. Sesimiz soluğumuz kesilmek isteniyor. Babamın vasiyeti üzerine adalet aramaya devam edeceğiz.” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Cumartesi Anneleri: Gerçek bayramlar için adalet, gerçek adalet için barış istiyoruz-VİDEO

    Cumartesi Anneleri: Gerçek bayramlar için adalet, gerçek adalet için barış istiyoruz-VİDEO

    PİRHA – 20 yılı aşkın yıldır kayıplarının akıbetini soran ve adalet isteyen Cumartesi Anneleri eyleminin 690’ıncı haftasında bayramları bayram gibi kutlayamadıkları ve bayramlarda acılarının, öfkelerinin büyüdüğü vurgulandı. 

    Cumartesi Anneleri eyleminin 690’ıncı haftasında kayıp yakınları bayramları bayram gibi kutlayamadıklarını belirtti.

    Eyleme CHP Milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu, Ali Şeker ve CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ile HDP Milletvekili Hüda Kaya katıldı.

    “Failler belli kayıplar nerede?” pankartının açıldığı eylemde pankartın üzerine kırmızı karanfiller ve barışı temsilen beyaz tülbentler serildi. Kayıpların fotoğraflarının taşındığı eylemde ilk sözü gözaltında kaybedilen Rıdvan Karakoç’un kardeşi Hasan Karakoç aldı.

    “YETKİLİLER MÜCADELEMİZE KULAKLARINI TIKIYOR”

    Yıllardır süren mücadeleleri karşısında yetkililerin kulaklarını tıkadığını söyleyen Karakoç, bayramda kendilerinin de yakınlarını görmek, ziyaret etmek istediklerini ifade ederek kendilerine acılar yaşatanları rahat bırakmayacaklarını kaydetti.

    BARIŞ İÇİNDE BİR BAYRAM İÇİN

    Arkasından söz alan Hasan Ocak’ın ağabeyi Ali Ocak, 23 yıldır faillerin açığa çıkarılıp yargılanmaları ve yeni kayıplar olmasın diye mücadele ettiklerini ancak yetkililerin yeni acılar yaşattıklarına dikkat çekti. Bayramlarda herkesin barış içerisinde bir bayram geçirmek istediğini ancak tam tersi bir ortam yaratıldığını ifade etti.

    “NEREDE ZULÜM VARSA ORADA DİRENİŞ OLACAK”

    Hüseyin Taşkaya’nın oğlu Şerif Taşkaya da kendilerine bayramın çok görüldüğünü söyleyerek 23 yıldır hukuk ve insan hakları için mücadele ettiklerini ancak bir arpa boyu yol kat edemediklerini belirtti. Seçim sürecine değinen Taşkaya, AKP’nin savaş ve saldırganlık politikalarıyla iktidarda kalmaya çalışmasına işaret etti. “Nerede bir zulüm varsa orada direniş olacak. Nerede bir haksızlık olursa orada mücadele olacak” diyen Taşkaya, mücadeleyi sürdüreceklerini vurguladı.

    “BAYRAM HUZUR, BARIŞ VE KARDEŞLİKSE…”

    Cumartesi insanları basın metnini okuyan Sebla Arcan, “Bayram, huzur, barış ve kardeşlikse, toplumsal bir sevinç ve kutlamaysa, hakları ve özgürlükleri saldırı altında olan toplumların huzuru da, bayramı da, kutlaması da olmaz” dedi.

    “BAYRAMLAR BİZE BAYRAM DEĞİL”

    “Bütün özel günler gibi bayramlar da kayıp yakınlarının acılarını ve öfkelerini büyüten zamanlardır” diyen Arcan, kayıp yakınlarının hala ilk günkü acıyı yaşadıklarını kaydetti. Arcan, “Bu nedenle acımız, yasımız ilk günkü yakıcılığında… Bu nedenle öfkemiz ve isyanımız ilk günkü sıcaklığında… Bu nedenle bayramlar bize bayram değil” şeklinde konuştu.

    Türkiye’nin derin sorunlarının çözümünün eşitlik, adalet, özgürlük ve barışta olduğuna dikkat çeken Arcan, “Gerçek bayramlar için adalet, gerçek adalet için barış istiyoruz!” dedi. (HABER MERKEZİ)

  • Cumartesi Anneleri: Bu bayramda da hakikat ve adalet talebiyle Galatasaray’dayız!-VİDEO

    Cumartesi Anneleri: Bu bayramda da hakikat ve adalet talebiyle Galatasaray’dayız!-VİDEO

    PİRHA – 649. haftada Galatasaray Lisesi önünde bir araya gelen Cumartesi Anneleri, “Bu bayramda da hakikat ve adalet talebiyle Galatasaray’dayız!” dediler. 

    1 Eylül Dünya Barış Günü ertesinde ve Kurban Bayramı’nın 2. gününde bir araya gelen kayıp yakınları adına konuşan Serpil Taşkaya, “Her sevincin eksik ve buruk yaşandığı mezarsız ölüler coğrafyasında bizi mezarsızlığa değil, bayramsızlığa mahkum ettiler” dedi.

    Cumartesi Anneleri’nin 649. hafta oturumuna kayıp yakınlarının yanı sıra CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ve yazar Aslı Erdoğan da katıldı. Kayıpların avukatı ve CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, meydandaki kayıp yakınlarının bayram kutlayamadıklarını söyledi. Tanrıkulu, “Her gün bir yerlerden ölüm ve kayıp haberleri alıyoruz. Anayasanın olmadığı OHAL’in sürekli olduğu, yargının değil bağımsız, hiç olmadığı bir dönemdeyiz. Kayıplarımızın akıbetini öğrenene kadar bu meydanda adalet arayışımızı sürdüreceğiz” dedi.

    “UN ÇUVALLARINA SARIP GÖMMÜŞLER”

    1996’da katledilen ve cenazesi kaybedilen Ahmet Kaya’nın kızı Emine Kaya Erbek 20 senedir aradığı babasının kemiklerini 25 Ağustos Cuma günü Şırnak Güçlükonak’a bağlı Taşkonak köyündeki toplu mezarda bulmuştu. Akrabalarının da yardımıyla kendi imkanlarıyla kazdıkları mezarda 10 akrabasının un çuvallarına ve battaniyelere sarılmış cesetlerini çıkarıp 3 tabut içerisinde Yatağankaya’ya gömdüklerini söyleyen Erbek, “Hangi kapıya gitsem kimse yardımcı olmadı. Kendi imkanlarımla babamın kemiklerine sahip çıktım. Kendi çabamla babamın mezarını yaptım” dedi.

    “SOKAKTAKİ KÖPEĞİN BİLE YARGIYA İNANCI KALMADI”

    1993’te gözaltında kaybedilen Hüseyin Taşkaya’nın oğlu Şerif Taşkaya ise babalarının bulunması için yaptıkları bütün başvuruların sonuçsuz kaldığını belirterek, “Dilekçelerimiz çöpe atıldı. Devlet nezdinde yalan da olsa ‘araştırıyoruz’ denmedi. Sanki biz bu devletin vatandaşı değildik. Biz uzaydan mı geldik anlamadık. Yargı adalet o kadar yozlaşmıştı ki hak arayana cezalar veriliyordu. Bu da bir kirlenmeyi ve kutuplaşmayı beraberinde getirdi. Kimsenin, sokaktaki köpeğin bile yargıya inancı kalmadı. Ektiğini biçti bu devlet. Bizi yedi ama kendisini de sokaktaki insanı da yiyecek. Biz burda tatil amaçlı değil kayıplarımızı aramak için duruyoruz. Tek isteğimiz adalet. Sorumlular yargılansın kemikleri verilsin bizden özür dilensin” diye konuştu.

     “ADALET VARSA 22 YILDIR NEDEN BURADAYIZ”

    1995’te kaybedilen Murat Yıldız’ın annesi Hanife Yıldız ise şöyle konuştu: “İki cephe var. Biri muhalefet biri ülkeyi yönetiyor. Ülkeyi yönetenler ‘adalet var’ diyor. Ben de soruyorum adalet varsa 22 yıldır neden buradayız. Dün barış günüydü sadece biz dillendirdik barış talebini. Ülkeyi yönetenlerden barış sözü duymadık. Hep savaş konuşuluyor. Savaş kimseye bir şey kazandırmadı, kazandırmayacak. Sırf koltuk sevdası sizi oraya bağlamış aman koltuk gitmesin kim giderse gitsin. Evlatsız bırakılan bir anne olarak evlatlarını kaybeden annelerin acılarını paylaşıyorum.”

    BU BAYRAMA DA ÇİÇEK BIRAKACAĞIMIZ BİR MEZAR DÜŞÜMÜZÜ GERÇEKLEŞTİREMEDEN GİRDİK”

    649. haftanın basın açıklamasını Kayıp Hüseyin Taşkaya’nın kızı Serpil Taşkaya okudu. “Bu bayramda da hakikat ve adalet talebiyle Galatasaray’dayız!” denilen açıklamada “Bugün bayram ve bu bayrama da ‘çiçek bırakacağımız bir mezar’ düşümüzü gerçekleştiremeden girdik. Bu bayramda da hakikat ve adalet talebiyle Galatasaray’dayız” denildi.

    Bu bayramda da hakikat ve adalet talebiyle Galatasaray’dayız! başlığı altında yapılan açıklamada “Birleşmiş Milletler 21 Aralık 2010 gün ve 65/209 sayılı kararıyla 2011’den sonra 30 Ağustos’u Uluslararası Zorla Kaybedilenler Günü ilan etti. 649. haftamızda bir kez daha hükümete sesleniyoruz:

    İnsanlığa karşı işlenen bu suçu ortadan kaldırmak için Birleşmiş Milletler’e imzalanacağı taahhüdü verilmesine rağmen bu güne kadar adım atılmayan “Bütün Kişilerin Zorla Kaybedilmeden Korunmasına Dair Sözleşme” derhal imzalansın!” denildi.

    “BARIŞ, MEZARSIZ BIRAKILANLARIMIZ İÇİN BİR ARMAĞAN OLACAKTIR”

    Açıklamada 1 Eylül Dünya Barış Gününe de vurgu yapılarak “Zorla kaybedilme pratiği tek bir bölge ile sınırlı olmayan bir insan hakkı ihlalidir. Savaşların, silahlı çatışmaların ve ihtilafların giderek arttığı bir dünyada yaşıyoruz. İşte bu yüzden 1 Eylül Dünya Barış Günü ertesinde tekrar ediyoruz: barış insan onuruna yaraşır bir yaşamın temel unsurudur. Barış hakkı, bireyler açısından da bir insan hakkıdır. Barış, bu meydanda fotoğraflarını taşıdığımız mezarsız bırakılanlarımız için bir armağan olacaktır” ifadeleri kullanıldı.

    “BAYRAMLAR HUZUR VE SEVİNÇ GÜNLERİ OLMAKTAN ÇIKARILDI”

    Bugün bayram ve bu bayrama da “çiçek bırakacağımız bir mezar” düşümüzü gerçekleştiremeden girdik. Bu bayramda da hakikat ve adalet talebiyle Galatasaray’dayız, vurgusuyla devam eden açıklama “Çünkü her sevincin eksik ve buruk yaşandığı mezarsız ölüler coğrafyasında bizi mezarsız lığa değil; bayramsızlığa mahkûm ettiler. Bayramları, huzur ve sevinç günleri olmaktan çıkartıp; bize yaşatılan haksızlığa, hukuksuzluğa ve bize yaşatılan derin acılara isyan günlerine çevirdiler.

    Bayram vesilesiyle bir kez daha hatırlatıyoruz: Bizi mezarsız bırakan, evlatlarımızı kaybedenleri cezasızlıkla koruyan politikalar yalnız bizi etkilemekle kalmıyor; Türkiye’nin demokratikleşmesini de engelliyor” denildi.

    “YALANA KARŞI HAKİKATİ KORUMAK İÇİN BURADAYIZ”

    Bayram vesilesiyle devleti yönetenlere bir kez daha seslenen Cumartesi annelerinin açıklamasında “Adaletin gerçekleştirilmesi; her insana istisnasız ve eşit olarak insan haklarının sağlanması ile mümkündür. Herkes için huzur ve barış, herkes için bayram sevinci yaşanabilmesi için Türkiye’nin önce insan haklarına ve adalete ihtiyacı var. Yurttaşların hak ve özgürlüklerini esas alan adil bir yönetime ihtiyacı var. Bunu gerçekleştirmeden, bunun için çaba harcamadan bayramdan, huzur ve barıştan söz etmek hakikati öldürmektir. Ülkeyi hakikatten koparmaktır. Toplumu yalanlarla yaşatmaktır.

    Biz topluma dayatılan yalana karşı hakikati savunmak için, toplumsal hafızayı bu yalanlara karşı korumak için Galatasaray’dayız. Bu bayramda da dileğimiz toplumsal barışın sağlanması, bu topraklarda yaşayan herkesin hak ve özgürlükleriyle onurlu bir hayat sürmesidir. Bu dileğimizin gerçekleşmesinin tek koşulu insanlık onurumuza saygı gösteren bir yönetim anlayışının egemen olmasıdır. Hak ve özgürlükleri saldırı altında olan bir toplumun bayramı olmaz” denilerek bir kez daha hakikate dikkat çekildi.

    “ÇABAMIZ GERÇEK BAYRAMLARA ULAŞMA ÇABASIDIR” 

    Açıklama “Yönetenlerin toplumun taleplerine karşılık vermediği koşullarda huzur ve güvenden söz edilemez.
    Gerçek sevinçlere ve gerçek bayramlara ulaşabilmemiz için toplumu hak ve özgürlüklerini sahip çıkmaya çağırıyoruz. Devleti yönetenleri baskı ve şiddet uygulamalarına son vererek demokrasinin ve hukukun sınırlarına çekilmeye çağırıyoruz.
    Kayıplarımızı istiyoruz! Faillerin cezalandırılmasını istiyoruz! Barış istiyoruz!” ifadeleriyle son buldu.

    HABER MERKEZİ