Etiket: servet demir

  • Alevi aydınlardan Suriye çağrısı: Bütün insanlığı, katliamları durdurmaya davet ediyoruz!-VİDEO

    Alevi aydınlardan Suriye çağrısı: Bütün insanlığı, katliamları durdurmaya davet ediyoruz!-VİDEO

    PİRHA – Alevilere yönelik soykırımların ardından Kuzey ve Doğu Suriye’deki saldırılar sürüyor. Alevi aydınları, HTŞ tarafından yapılan saldırıları kınayarak, bütün demokrasi güçlerini, katliamları durdurmaya davet etti.

    Suriye’de aylardır devam eden Alevi soykırımının ardından Kuzey ve Doğu Suriye’deki saldırılar da arttı. Suriye Özerk Yönetimi (SDG), Halep’te yapılan katliam girişimleri ardından Kuzey ve Doğu Suriye’ye dönük saldırılara karşı “seferberlik” ilan etti.

    Özerk yönetimi korumak için mücadele eden Rojavalılara, dünyanın dört bir yanından destek gelmeye devam ediyor.

    Alevi kamuoyundan da Suriye’deki cihatçı yapıların saldırılarına tepki gösterildi.

    Kayseri Hacı Bektaş Veli Dernek Başkanı Abbas Tan, Alevilere yönelik soykırımlar ve ardından Kürtlere yönelen saldırılara dair sorularımızı yanıtladı.

    Tan, Alevilere yönelik soykırımın güncel bir konu olmadığının altını çizerek, “Binlerce yıldır kutsal kitaplı ve peygamberli dinlere ters düştüğü için ve ortadan kaldıramadıkları için soykırım anlayışını ön planda tutmuşlardır. Bir tarafta yaradılış anlayışı, diğer tarafta varoluş anlayışı hakimken varlığın birliğini kabul etmeleri mümkün değildi. Bu yüzden Alevi/Kızılbaşlara soykırım uygulamaları kendilerine göre en doğru yoldu” yorumunu yaptı.

    Abbas Tan, Alevilere dönük uygulamaların “Devlet politikası, Devlet aklı” olduğunu belirterek, “Her dönem her devlet, kendine bir din seçmiş, dinler devlet dini olurken, dinlerde devletlere yaslanınca ayakta kalabilmişlerdir. Tarihte Alevi/Kızılbaş anlayışı bu sisteme uymayınca yapılması gereken soykırım olmuş ve olmaya da devam edecektir. Alevi/Kızılbaş anlayışında devlet olma, üstünlük taslama olmadığı için yok edilmek istenmektedir” dedi.

    “İNSANLIK SUÇUNA GÖZ YUMANLAR”

    Abbas Tan, Kuzey ve Doğu Suriye’ye dönük saldırıları da kınayarak “Kürtlere yönelik topyekün saldırı, tekli kimlik anlayışının ürünüdür” diye belirtti. Suriye’de Kürt ve Alevilere yapılanları “İnsanlık Suçu” sözleriyle tarif eden Tan, şu yorumda bulundu:

    “Birileri tarafından bölünme tehdidi olarak görülürken Kürtlerin dili birilerini rahatsız edebilir ancak kimsenin dili, inancı bir başkasını rahatsız etmemeli. Devletlerin tanımladığı makbul yurttaş anlayışı, asimilasyon politikası kimseye yarar getirmez. Ülkelerin Suriye’de Alevi/Kızılbaşlara ve Kürtlere yönelik saldırıları ne ilktir, nede sondur. Ancak yapılan insanlık suçuna göz yumanları, tarih suç ortağı sayacaktır.”

    Abbas Tan, Türkiye ve Suriye’nin, Alevi/Kızılbaş inancını yok sayan bir zihniyetin devamı olduğunu vurgulayarak “Rojava’da yaşananlar sadece Kürtlere ve Alevi/Kızılbaşlara yönelik değil, diğer inançlara da aynı mantıkla sürdürülmektedir. Suriye’de yaşananlara sessiz kalmak katliamlara sessiz kalma anlamı taşımaktadır” dedi.

    “YOK SAYMAK NE DEVLET ANLAYIŞINA UYAR NE DE İNSANLIĞA”

    Suriye’deki saldırıların Türkiye’ye yansımasını da değerlendiren Abbas Tan, “Ülkeyi yönetenler ki inancı ve cemevi anlayışını kendilerine göre tarif ve ifade etmeye devam ederlerse sıkıntılı günler bizi beklemiş olur. Alevi/Kızılbaşları, Kürtleri, Dürzileri, Hristiyanları yok saymak, Sünni İslam anlayışını esas kılmak ne devlet anlayışına uyar ne de insanlığa. Sonuçta gerek Kürtlere, Dürzilere, Hristiyanlara ve Alevi/Kızılbaşlara yönelik saldırılar, katliamlar devlet aklının diğer yüzünü ortaya çıkartmaktadır. Sessiz kalmak da aynı anlamı taşımaktadır. Hiç kimse bu coğrafyada bir başka inanç mensuplarını, farklı dil sahiplerini yok saymamalı, hadlerine de değildir” diye konuştu.

    “BÜTÜN İNSANLIĞI, KATLİAMI DURDURMAYA DAVET EDİYORUM”

    Alevi Aktivist Servet Demir de Suriye’deki katliam girişimlerine karşı çıktı. Asıl sorumluların emperyalist güçler olduğunu söyleyen Demir, görüşlerini şu cümlelerle paylaştı:

    “Şimdi bu sürece karşı durmak Suriye’deki bütün halkların demokratik, laik ve bütün kimliklerin kendisini ifade ettiği bir ortamda kendilerini yaşatabilecek bir ortamın yaratılmasıdır. İkincisi ise özellikle Kürtlerin, Rojava’daki katliamın engellenmesinin birinci derecedeki başarısı, Kürtlerin kendi farklılıklarını gidererek birlikte olma ve bu süreci dayanışma içerisinde ve mücadele yürütmesinden geçiyor. Bütün insanlığı ve demokrasi güçlerini, bu katliamı durdurmaya davet ediyorum.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Servet Demir: Hiç kimseyi dışlamadan, Alevi dünyasının birleştirilmesi gerek-VİDEO

    Servet Demir: Hiç kimseyi dışlamadan, Alevi dünyasının birleştirilmesi gerek-VİDEO

    PİRHA – Alevi aktivist Servet Demir, Garip Dede Dergahı Vakfı Kitap Fuarı’nın konuğu oldu. Yapılan söyleşide Demir, Alevi örgütlenmesi için “yeni bir model” vurgusunu yaparak, “Modern Alevi hareketinin başarısı sağlanmış oldu ancak çok parçalı örgütlülüğü ortadan kaldırmak gerekiyor. Alevi davasına hizmet eden bir siyasi kültür geliştirmek gerekiyor” dedi.

    Garip Dede Dergahı Vakfı’nın düzenlediği kitap fuarının son gününde halkın ilgisi bir hayli yüksek oldu. Çok sayıda yazar ve şair okuyucularla buluştu, kitaplarını imzaladı. Dört günlük fuarın final programında Alevi örgütlenmesinde uzun yıllar mücadele yürüten Servet Demir ile söyleşi yapıldı. Dergah bahçesinde yapılan söyleşide Servet Demir, “Alevi hareketinin dünü ve bugünü” başlığını değerlendirdi. Aleviliğin, doğa ve insan arasında bir uyum sergileyip daima barışçı olduğunu vurgulayan Demir, şunları dile getirdi:
    “Bunlara karşılık 2. Mahmut döneminde Alevilere katliam dayatıldı. Osmanlı’nın yıkılmasıyla birlikte cumhuriyete büyük destek veriliyor. Ancak tekçiliğe dayanan bir model inşa etmeye çalıştılar. 1921’de Koçgiri, 1938 Dersim, yakın zamanda Maraş, Sivas katliamları da yapıldı. Rumlara, Ermenilere, Kürtlere yönelik asimilasyon dayatıldı. Aleviler ise kendilerini hep ifade etmeye çalıştı. Özellikle 1993 Madımak Katliamı’ndan sonra, büyük kentlere akın eden toplum, sendikalar ve sol hareketler içerisinde yer almaya başladı fakat bu süreç, devletin asimilasyon politikalarına karşı yeterli olgunluğa ulaşamadı. Aleviliği ciddiye almadılar. Alevi topluluğunu kendi içerisinde hapsetmeye çalıştılar. İşte bu ortamda Alevi toplumu, Sivas Katliamı sonrasında yeniden kendini örgütlemeye başladı. Bu süreçte ciddi sıkıntılar da yaşandı.
    Bunlara karşılık Avrupa’da 350 kentte cemevi var ve üniversitelerde kürsüler oluşturulup devletler Aleviliği tanır oldu. Fakat bugünkü devlet bunu görmemezlikten gelip asimilasyoncu çizgilerini devam ettirdi. Özellikle Kürt Alevi bölgelerinde Türkleştirme hedefi devam ediyor.
    Bugün Garip Dede Dergahı ise ciddi bir yere geldi. Bu da Alevi örgütlenmesinin başarısı oldu. Bu örgütlenmeler, devleti sıkıştıran bir hal aldı. Birçok cemevi yapıldı, modern Alevi hareketinin başarısı sağlanmış oldu. Ancak çok parçalı örgütlülüğü ortadan kaldırmak gerekiyor. Alevi davasına hizmet eden bir siyasi kültür geliştirmek gerekiyor. Bunu, Alevi toplumunun kirpili politikası olarak ifade ediyorum. Çevre, kadın hareketleriyle birlikte dahi birleşip demokrasi mücadelesi yürütülmeli. Hiç kimseyi dışlamadan, Alevi dünyasının birleştirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Yeniden Alevi değerlerini billurlaştıran bir çalışma gerçekleştirilmeli. Irkçılığı dışlayan, faşizme karşı duran ortak bir akılla hareket edilmeli.”

    Servet Demir, konuşmasının sonunda Garip Dede Dergahı yönetimine teşekkürlerini sunarak “Bu kadar çok değerli yazar ve çizeri biraraya getirip okuyucu ile buluşturmak çok kıymetli. Bu fuar, hafızamızın yenilenmesine de aracı oldu” diye belirtti.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Servet Demir’den 28 Mayıs çağrısı: Bu seçime şahıslar üzerinden bakılmamalı

    Servet Demir’den 28 Mayıs çağrısı: Bu seçime şahıslar üzerinden bakılmamalı

    PİRHA – Alevi Aktivist Servet Demir, 28 Mayıs seçimlerine katılım çağrısı yaparak “Oy kullanmama ya da boykot çağrısını anlamsız buluyorum. Bu seçim, Erdoğan ile Kılıçdaroğlu meselesi değil. Hak ve özgürlüklerin kazanıldığı bir ülke mi olacak, yoksa baskıların, kayyumların, demokrasinin çiğnendiği bir ülke mi olacak meselesidir” yorumunu yaptı.

    Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu kurucularından Servet Demir, Cumhurbaşkanlığı 2. Tur seçimlerine katılım için çağrı yaptı. Demir, “Bu seçimin özelliğine, şahıslar üzerinden endekslenerek bakmak doğru bir yaklaşım değil. Erdoğan ile Kılıçdaroğlu meselesi değil” yorumunda bulundu.

    DEMOKRASİYE, BARIŞA DEĞER BİÇEN BİR TOPLUM!

    Servet Demir, Alevilerin demokrasiye, barışa sürekli değer biçen bir toplum olduğunu vurgulayarak, tüm vatandaşları da oy kullanmaya davet etti. Demir, “Türkiye’nin dış dünya ile barışık bir şekilde yaşadığı, ülke refahının geliştiği, hırsızlığın olmadığı, dolandırıcılığın yapılmadığı, demokrasi, hak ve özgürlüklerin kazanıldığı bir ülke mi olacak, yoksa şimdiye kadar ki gibi ekonomisi batmış, hırsızlığın diz boyu olduğu, baskıların, kayyumların, demokrasinin çiğnendiği bir ülke mi olacak? Yani yalnızlaşan bir Türkiye seçeneği var” değerlendirmesini yaptı.

    “OY KULLANMAMA YA DA BOYKOT ÇAĞRISI ANLAMSIZ”

    Servet Demir, sandığa gitme konusunda kararsız olan yurttaşlara da şu çağrıyı yaptı:

    “Seçim hakkının elde edilmesi, gerek Türkiye’de gerek dünyada bir takım mücadeleler sonucunda elde edilen bir haktır. Kazanılan bu hakkın değerlendirilmesini yapmamak doğru bir yaklaşım değil. Bu, belli ölçülerde vatandaşlık hakkını kullanmama durumuna girer. Sivil toplumlarda bir vatandaşın, kendi görevini, sorumluluğunu yerine getirmesi açısından gidip oyunu kullanması gerektiğine inanan bir insanım. Bu sorumluluğu her vatandaşın yerine getirmesi gerekiyor. Çünkü aynı coğrafyada yaşıyoruz, aynı suyu içiyoruz, aynı dertlerle karşılaşıyoruz. Bu durumlara hissiz kalınması, normal bir yaklaşım olarak değerlendirilmez. Bunun için de oy kullanmama ya da boykot çağrısının anlamsız olduğunu ve herkesin gidip bu seçimde tercihini demokrasiden yana kullanmasını istiyorum. Buna bir hak olarak bakıyorum.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Servet Demir’den AKP’nin Alevi planına tepki: Alevi toplumunu kontrol altına alma girişimi

    Servet Demir’den AKP’nin Alevi planına tepki: Alevi toplumunu kontrol altına alma girişimi

    PİRHA – Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu kurucularından Servet Demir, AKP’nin Alevi politikalarına ilişkin “Cumhuriyetin ilk yüzyılını bitirirken devletin Alevilere bakışı değişmedi. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın bu son girişimi, var olan Alevi kimliğinin reddi ve bir inanç olarak kabul etmeme halidir” dedi.

    İçişleri Bakanlığı bünyesindeki bir ekibin, Alevi kurumlarını gezerek maddi teklifte bulunması ve ardından hükümet eliyle açılan cemevleri tartışmalı yeni bir süreci de beraberinde getirdi.

    Diyanet İşleri Başkanının elinde Kur’an ile cemevlerine gitmesi ve ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, cemevlerinde boy göstermesi toplumun tepkisini daha da yükseltti.

    Adeta Alevi kurumları ile yarışırcasına cemevi açan AKP-MHP hükümeti, seçimlere yaklaşırken yeni hamlesini de açıkladı. Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde açılacağı belirtilen ‘Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’ projesi ile ne amaçlandığını Alevi hareketinde uzun yıllar mücadele yürütmüş olan Servet Demir’e sorduk.

    “ALEVİLERİN İÇİNDEKİ ÇÜRÜK ŞAHSİYETLERİN KULLANILDIĞI ASİMİLASYONCU BİR REFLEKS”

    Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu kurucularından Servet Demir, hükümet politikalarının masum olmadığını ifade ederek “Cumhuriyetin ilk yüzyılını bitirirken devletin, Alevilere bakışı değişmemiştir. Yani bu değişim devletin, bir inanç olarak Aleviliği kabul etmemesidir. Kabul etmediğini hem yaptığı katliamlarla hem de yaptığı değişik tanım ve tahribatlarla birçok kez kanıtlamıştır” dedi.

    Servet Demir, siyasal iktidarın kendi ideolojisi dahilinde bir Alevi inancı yaratma çabasından bahsederek, “Sayın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın bu son girişimi var olan Alevi kimliğinin reddi ve bir inanç olarak kabul etmeme halidir. Bunun üzerine Alevilerin içerisinde her zaman tarihte olduğu gibi bir takım çürük, devletin malzemesi olabilecek şahsiyetleri ya da kendilerinin uydurdukları kurumları kullanarak böylesine asimilasyoncu, Alevi inancını, kimliğini reddeden, bunu sadece bir kültürel belge olarak tanımlamaya çalışan bir devlet refleksi olarak değerlendiriyorum” şeklinde konuştu. 

    “ALEVİ TOPLUMUNU KONTROLÜ ALTINA ALMA GİRİŞİMİ”

    Servet Demir, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde oluşturulacak bir cemevi başkanlığı projesinin Alevi inancına zarar vereceğini belirterek, “Alevi kimliğinde ‘kültür’ dediğiniz kavram geniş bir yer tutar. İnancı da kapsar başka birçok şeyi de… Fakat burada Alevi inancını kabul etmemesi açısından eşit yurttaşlık hakkını reddeden bir yaklaşım, bir asimilasyoncu içerik ve Alevi toplumunu kontrolü altına alma girişimi söz konusu” diye konuştu. 

    “KUR’AN VEREREK ‘BİZİM GİBİ OLUN’ DİYORLAR; ALEVİ ÖĞRETİSİ BUNA MÜSAİT OLMADIĞINI KANITLADI”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, cemevlerine elinde Kur’an ile gitmesi konusu da Servet Demir’in eleştirileri arasındaydı. Yaşananlara ilişkin Demir, “Kur’an vererek ‘bizim gibi olun’ diyorlar. Biz de bir türlü onlar gibi olmuyoruz. Bizim pirlerimiz, yol önderlerimiz, ozanlarımız var. Alevi dinamikleri, Alevi öğretisi buna müsait olmadığını yüzlerce kez kanıtlamış vaziyette. Benim kendi yaklaşımım olarak Aleviliği sadece Kerbela’dan başlayan bir Alevilik olarak kabullenmiyorum” sözleriyle değerlendirdi.

    “DEVLETE GİDEN DEDELERİ DE BEN ‘DEDE’ OLARAK SAYMAM”

    Servet Demir son olarak devletin dedelere maaş bağlaması konusu ile Alevi örgütlerinin, sürece dair alması gereken tavrı şu sözlerle açıkladı:

    “Şimdi ‘dede’ kavramı yerli bir kavram değil. Alevi yolunu sürdüren, onun değerlerini nesilden nesile aktaran Yol önderlerini biz ‘Pir’ olarak değerlendirmeliyiz. Bu hizmeti de şimdi memur zihniyetine toplamışlar. Devletin memuru olarak bu hizmeti yapmak Yol’a uygun bir davranış değil. Devlete giden dedeleri de ben ‘dede’ olarak saymam.
    Örgütlerin yönetici kadroları bu süreçte nasıl davranılması konusu Hacıbektaş’ta yapılan toplantıda dile getirildi. Orada ortak aklı ön plana çıkaran sadece yönetici aklıyla kendilerini sınırlı tutan bir refleks, Alevi toplumunun birlikteliğini sağlamada yeterli bir davranış olmaz. Onun için de bütün Alevi dinamiklerini harekete geçirebilecek büyük üst akıl gerekli. Bunun girişimlerini de arkadaşlarımıza önerdik. Tabii bugünkü Alevi kurumlarındaki yönetici profilleri bu talepleri karşılayabilecek mi?”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Servet Demir: Alevilik tarihi Kerbela ile başlayıp Kerbela ile biten bir öğreti değildir-VİDEO

    Servet Demir: Alevilik tarihi Kerbela ile başlayıp Kerbela ile biten bir öğreti değildir-VİDEO

    PİRHA – ‘Cumhuriyetin İkinci Yüz Yılı İçin Aleviler Bugünü ve Geleceği Tartışıyor’ çalıştayında konuşan Alevi Aktivist Servet Demir, “Genel demokrasi mücadelesinde Alevilerin önemli rol oynamasını sağlamak gerekir. Alevi kimliğinin tanınması ve Alevi toplumunun daha görünür kılınması hedeflenmelidir. Bu da ancak bağımsız bir Alevi hareketinin duruşuyla olur” dedi.

    Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde Alevi kurumları tarafından 17-18 Eylül’de ‘Cumhuriyetin İkinci Yüz Yılı İçin Aleviler Bugünü ve Geleceği Tartışıyor’ çalıştayı yapıldı.

    Çalıştayda Alevi Aktivist Servet Demir de söz aldı. Demir konuşmasında, gerçek bir yüzleşmenin ancak bilgiyle olabileceğine dikkat çekerek, genel demokrasi mücadelesinde Alevilerin önemli rol oynamasının sağlanması gerektiğini söyledi.

    “AKADEMİSYENLERİN SUNDUĞU BİLDİRGE YETERSİZDİR”

    Sadece yöneticilerden oluşan ortak aklın Alevilerin sorununu çözmekte yetersiz kalacağını ifade ederek sözlerine başlayan Demir şöyle devam etti:

    “Öğretimizde ve toplumumuzda ortak akıl var. Alevi hareketinde bunun dinamikleri de mevcut. Bu eylemselliği başlatacak bir irade ortaya koymalıyız. Esas olan yola hizmet midir, yoksa yolun size hizmeti midir? Yola hizmeti esas alırsak sorunlarımız basitleşir. Birlik ve dirlik olma meselesi de kolayca çözülür. Kurumlarımızın bu tür çalışmalarını yetenekli ve liyakatlı olan kadrolarına yaptırmaları gerekir ve halkla buluşarak bu toplantıları yapmalıyız. Akademisyen arkadaşlarımızın sunduğu bildirge bence yetersizdir. Alevi hareketi 30 yıldır bir mücadele veriyor. 30 yıldır Alevilerin dile getirdiği talepleri geriye çeken bir tutum belgesidir bu. Kabul edilemez.”

    “SADECE KERBELA’DA KALIP MÜZELİK ALEVİLİĞİ BİZE DAYATMAYIN”

    Alevi sorununun politik bir sorun olduğunu vurgulayan Demir, “Geride bıraktığımız yüzyılla yüzleşeceğimizi söylüyoruz. Yüzleşme ancak bilgi ile olur. Hurafelerle, yanlış bilgilerle bu yüzleşme gerçekleşemez. Alevi toplumu, Alevi öğretisi üzerine birçok yanlış bilgi var. Hem sistemden hem de kendi içimizden kaynaklı. Yalanı asla kabul etmemeliyiz. Yalanı kabul ettiğimiz takdirde öğretinin beli kırılmış olur. Yalanı kabul ediyorsanız Pir Sultan’dan bahsetmeyeceksiniz, Hacı Bektaş Veli’den bahsetmeyeceksiniz ya da sadece Kerbela’da kalıp müzelik Aleviliği bize dayatmayacaksınız. Alevilik tarihi Kerbela ile başlayıp Kerbela ile biten bir öğreti değildir” dedi.

    “ALEVİ KİMLİĞİNİN TANINMASI VE ALEVİ TOPLUMUNUN GÖRÜNÜR KILINMASI HEDEFLENMELİDİR”

    Merkezi Alevi örgütlenmelerinin birlikteliklerini topluma deklare etmeleri gerektiğini dile getiren Servet Demir şunları kaydetti:

    “Alevi kurumları devlete Alevilerin yaşadığı sorunların muhatabı kendileri olduğunu söylemeli. Devletle yapılan görüşmelerde kamuoyunu şeffaf şekilde bilgilendirici açıklamalar yapılmalıdır. Yüzleşmeyi de iki türlü yapmamız gerekir. Birincisi sistemle. Var olan tüm siyasi ideolojilerle, akımlarla, sivil toplum örgütleriyle… İkincisi ise kendimizle olmalıdır. Biz neden bu kadar edilgen bir toplum olduk? Neden stratejilerimizi geliştiremedik? Bunları masaya yatırmamız gerekir. Bu da ancak akılla olur. Genel demokrasi mücadelesinde Alevilerin önemli rol oynamasını sağlamak gerekir. Alevi kimliğinin tanınması ve Alevi toplumunun daha görünür kılınması hedeflenmelidir. Bu da ancak bağımsız bir Alevi hareketinin duruşuyla olur” diye belirtti.

    PİRHA/HACIBEKTAŞ

  • ‘Alevilerin en temel sorunu, bir üst akıl mekanizmasını oluşturamamasıdır’-VİDEO

    ‘Alevilerin en temel sorunu, bir üst akıl mekanizmasını oluşturamamasıdır’-VİDEO

    PİRHA- Can Tv’de yayınlanan Can’da Gündem programına katılan ve uzun yıllar Alevi örgütlerinde görev alan Servet Demir, Aleviliğe hizmet edecek projelerin oluşturulmadığını söyledi. Demir, “Alevilerin kendi tarihi ile yüzleşebilecek, kendi öğretisini keşfeden ve yeniden üzerindeki tozları, bulutları kaldıran, bir akademik çalışmaya ve harekete ihtiyaç var” dedi.

    Haberin videosu

    Alevi aktivist Servet Demir, CAN TV’de yayınlanan Can’da Gündem programında Veli Haydar Güleç’in sorularını yanıtladı. Alevi örgütlenmesinin masaya yatırılıp, yeni baştan örgütlenmesi gerektiğini ifade ederek, “Alevi toplumu, örgütlenmesi bağımsız bir duruşa sahip olmalıdır. Ne bir devlete yaslanmalıdır ne bir siyasi partiye” dedi.

    “DAVAYA HİZMET EDECEK PROJELER OLUŞTURULMUYOR”

    Servet Demir, Güleç’in devletle Alevi kurumlarının ilişkilerini nasıl görüyorsunuz ve nasıl olmalı? sorusuna şu cevabı verdi:

    “Çok geniş bir konu ama özetlersek; esasında bizim oluşturduğumuz Alevi örgütlenmesi son dönemde oluşturduğumuz federasyonlar, konfederasyonlar tarzı örgütlenmelerin bir sivil hareketi olduğunu tespit etmek lazım. Klasik Alevi öğretisine uygun olmayan örgütlenme modelleridir. Fakat bu oluşturduğumuz örgütler belli ölçülerde Alevi davasına hizmet etmekle birlikte, bugün gelinen noktada Alevi hareketi davaya hizmet etmekten daha çok şahıslara ve belli kesimlerin çıkarlarına hizmet eder hale gelmiştir. Alevi örgütlenmesi içerisinde yer alan kadrolarına bakıldığında, Alevi toplumu içerisinde formasyon olarak, kalite olarak, nitelik olarak en zayıf kesimlerin oluşturduğu bir yöneticilik modeli olduğu görülecektir. Aşırı derecede farklı farklı, ihtiyaç olmayan örgütlenme modelleri oluşturulmaya çalışılıyor. Bunlar arasındaki ilişkilenmelerde sağlıklı sonuç çıkmıyor. Davaya hizmet edecek projeler yaratılamıyor ciddi bir enerji yokluğu, kümelenme mevcut.”

    “ALEVİLİK, İNSANLIK İLE BİRLİKTE GELİŞİR, DEĞİŞİR”

    Söyleşinin devamında Alevilik öğretisinde yer alan “Rıza Şehri”ne dikkat çeken Demir, şunları ifade etti:

    “Rızalık kenti demokrasidir, laikliktir, çağdaşlıktır, barıştır, özgürlüktür, eşitliktir. Kadın-erkek eşittir. Kaliteli bir yaşamdır. Ayrıca arif bir toplum modelidir. Şimdi bizim toplumumuzdaki Alevi hareketine bu kadroların, bu çizgide hizmet ettiğini söylemek zor. Diyanet’le ilişkilenme bir kere Alevi öğretisini, bir başka semavi dinlerin farklı bir versiyonu gibi “bizde bir şeyiz” moduna oturtmak; temelden, bir kere tez olarak yanlış. Alevileri sadece inanç formatında değerlendirmek Aleviliği bilmemek anlamına gelir. Alevilik öğretisi canlı bir öğretidir, bitmiş müzelik bir öğreti değildir. Sürekli kendisini değiştiren, devinime uğrayan ve yenileyen bir tarzdaki Alevilikten söz ediyoruz. Yoksa öbür türlü Alevi hareketine baktığımız zaman Kerbela’dan bir türlü bu tarafa geldiğimiz yok. Alevilik, insanlık ile birlikte gelişir, değişir, koşullara göre kendisini uyumlu kılar ve o düşünce sistemini sentezleyerek yeni değerler yaratır.”

    Türkiye’de ciddi bir demokrasi sorunu olduğunu söyleyen Demir,  “Bir yandan 17 milyona yakın Kürt’e bu devlet ciddi bir şekilde savaş açmış vaziyette. Herkesi “terörist” ilan ediyor, Alevilerin hakkı verilmiyor, uluslararası yaptığı sözleşmelere uymuyor. Aynı zamanda Türkiye’de ciddi bir yaşam zorluğu, gelir zorluğu, fakirlik söz konusu. Bir avuç azınlık da devasa paralarla yaşıyor. 80 milyonluk Türkiye’yi, bir insan ve etrafında 10-15 danışmanıyla yönetiyor. Şimdi buna Alevi toplumunun ve Alevi örgütlenmesinin rızalık göstermesi normal değildir. Alevi hareketi sadece kısa basın toplantılarıyla değil, toplumla iç içe geçecek, toplumun rızalığını alarak Türkiye’de illa barış diyecek, kardeşlik diyecek, demokrasi ve eşitlik diyecek” dedi.

    “SİYASET YAPAN KADROLAR RIZALIK ALMALIDIR”

    AKD önceki dönem genel başkanı Doğan Demir’in Davutoğlu’nun Gelecek Partisi’nde yer almasıyla Alevi örgütü temsilcilerinin siyasi partilerle ilişkisi Alevi toplumu içinde tartışma konusu oldu. “Aleviler siyaset yapmalıdır hem de iyi yapmalıdır” diyen Servet Demir, şunları belirtti:

    “Alevi toplumunun rızalığını almadan, kapalı kapılar ardında, uygun olmayan formasyonlarla buluşmak ilkesizliktir. Alevi örgütlenmesinin esas temel sorunu kendi bağımsız çizgisini koruyamamasıdır. Alevi toplumu, örgütlenmesi bağımsız bir duruşa sahip olmalıdır. Ne bir devlete yaslanmalıdır ne bir siyasi partiye. Kendi öğretisi çerçevesinde bütünleşmeli ama diğer toplumsal sorunlara yönelik de taleplerini dile getirmelidir. Siyaset yapan kadrolarını kendi içerisinde rızalığını alarak, yetiştirerek uygun olan politik partilere yerleştirmelidir. Orada kendi taleplerini hem onların kanalı ile hem de partilerle direk görüşerek ama bağımsız çizgisini koruyarak yapabilmelidir.”

    “ALEVİ TOPLUMUNUN EN TEMEL SORUNU, BİR ÜST AKIL MEKANİZMASINI OLUŞTURAMAMASIDIR”

    Veli Haydar Güleç’in “Pirlerimizin siyasetten kendilerini biraz daha azade tutması, Alevi toplumu açısından da kendi ağırlıkları açısından da daha doğru olmaz mı?” sorusuna Demir “Pirlik makamı, Alevi öğretisinin önemli bir makamıdır” diyerek şunları kaydetti:

    “Hem kendisini Dede ilan edecek, Pir ilan edecek hem de bir örgüt başkanlığı yapacak. Bu dede, bu terazinin öğretisini sağlam tutamaz. Onun için Alevi öğretisinin yolunu yürütene kâmil-insan demiştir. Kamil insan da bağımsız insan ve terazinin kefelerini sağlıklı tutan insan demektir. Bir yerin başkanı veya siyasi parti temsilciliğini üstlenen bu dedeler, öğretideki bu kefeleri doğru tutabilir mi? Tutamaz. Alevi örgütlenmesi kendi tarihine baktığınız zaman “ocak” ve “dergâh” üzerine kurulmuş, iki model üzerine geliştirilir. Üçüncü model de işte bu son dönemlerde 1980’lerden sonra bizim oluşturduğumuz sivil Alevi hareketi dediğimiz örgütlenme modelidir. Fakat dünyanın hiçbir yerinde görülmemiştir ki tek bir örgütte toplumun bütün sorunlarını çözeceksin. Bir kere Alevi toplumunun en temel sorunu, bugünkü sorunu, üst akıl dediğimiz birlikte, ortak değerler üzerinde oluşturabilecek bir üst akıl mekanizmasını oluşturamama halidir. Her dernek başkanı kendisini lider zannediyor. Öğretide öyle bir şey yok. Dernek başkanı ya da federasyon başkanı olursun ama Alevilerin lideri olamıyorsun, ancak yola hizmet eden görevli bir şahıs olursun. Liderlik başka bir misyondur. O zaman bu hareket kendisi içerisinde toplumun bugünkü çağdaş dünyada ihtiyaçlara yanıt verebilecek, yeni araçlar yaratması lazım. Alevi hareketinin diplomasi ayağı yok ise, akıl hareketi yok ise, yani tarihini öğrenecek, akademik boyutta geliştirebilecek, yazılı, görsel işlemleri koyabilecek bir örgütlenme alanları yaratamıyorsa, Alevi öğretisinin yeniden kitlelere kavuşturulması, tanıştırılması gibi devasa projeler geçen -Almanya’da yapılan benzeri projeler gibi- yeni projeler üretemiyorsa, bu alanlardaki dinamikleri koordine edemiyorsa, örgütlenme modern siyasi ayağı gibi 4-5 modeli birbirine koordineli ve temel olarak toplumun rızalığını da katarak toplumu da bunu sahiplendiren bir anlayışı geliştirmesi gerekiyor.”

    “ALEVİ TOPLUMUNDAN KOPAN HAREKETİN GELECEĞİ YOKTUR”

    Alevi örgütlerinin geçmişte 500 bin kişilik mitingler örgütlediğini ancak bugün 10 bin kişi toplayamaz duruma geldiğine dikkat çeken Demir, “Alevi toplumundan kopan, projeler üretemeyen ve koordine edemeyen hareketin geleceği yoktur. Alevilerin kendi tarihi ile yüzleşebilecek, kendi öğretisini yeniden keşfeden ve yeniden üzerindeki tozları, bulutları kaldıran, bir akademik çalışması olmayan, bir beyin hareketi olmayan Alevi hareketinin geleceği olmaz” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Alevi kurum temsilcileri: Ölümlere sessiz kalmayacağız – VİDEO

    Alevi kurum temsilcileri: Ölümlere sessiz kalmayacağız – VİDEO

    PİRHA – Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi’nde CAN TV’de yayınlanan özel programa katılan Alevi kurum temsilcileri devam eden açlık grevlerini değerlendirdi. Alevi kurum temsilcileri ölümlere sessiz kalmayacaklarını belirterek gerekli adımların atılması gerektiğinin altını çizdi. 

    İstanbul’da bulunan Sultangazi AKD Pir Sultan Abdal Cemevi’nde CAN TV’de yayımlanan Özel Program’a katılan Alevi kurum temsilcileri açlık grevlerini ve ölüm oruçlarını değerlendirdi.

    “ADALET BAKANLIĞI’NA BAŞVURDUK AMA DÖNEN OLMADI”

    Mehmet Karabulut dedenin moderatörlüğünü yaptığı programa Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karataş, DAD Eş Başkanı Selda Güneş, Pir İsmail Soyupak ve Alevi aktivist Servet Demir katıldı.

    DAD Eş Başkanı Selda Güneş açlık grevine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Açlık grevindekilerin son aşamada olduğuna dikkat çeken Güneş, 8 kurum bir araya gelerek Adalet Bakanlığı’na açlık grevlerine ilişkin başvurduklarını ama hala bir cevap alamadıklarını kaydetti.

    Bu sürece Aleviler olarak sessiz kalamayacaklarını belirten Güneş, “Alevi canların mahkemelerini takip ediyoruz.  Alevi kurumlarıyla Diyarbakır’a gidip Leyla Güven’i ziyaret ettik. Muaviye iktidar anlayışı var Yezit’de böyleydi hak ihlallerine karşı tarafız bizler. Alevi kurumları olarak yanlarındayız” dedi.

    “TOPLUMUN TÜM KESİMLERİ BASKI ALTINDA”

    “Alevi inancı doğaya inanan felsefedir” diyen Alevi aktivist Servet Demir, şöyle konuştu;

    “Türkiyede’ki rejim demokrasi karşıtı halkalara karşı savaş açan bir devletle karşı karşıyayız. Demokrasi mücadelesi durağan değildir, açlık grevleri demokrasi mücadelesidir.

    Açlık grevleri direniştir, destek verilmesi gerekiyor. Devlet toplumu terörist olarak görüyor, toplumun tüm kesimleri baskı altında. Aleviler, Kürtler, kadınlar, çocuklar baskı altında savaş açılmış halklara açlık grevleri sadece Kürtlerin sorunu olarak görmemek lazım.”

    “BİZLER ÖLÜMLERE SESSİZ KALMAYACAĞIZ”

    Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karataş; “Anti demokratik bir durum yaşıyoruz. Devlet açlık grevine çözmek zorundadır, sosyal hukuk devletinde yapmak çözmek zorundadır, anti demokratik durumu çözmek zorundayız. Türkiye halkalarla acımasızca davranıyor” dedi.

    Alevilerin 1400 yıldır haktan, adaletten yana olduklarını kaydeden Pir İsmail Soyupak, “Aleviler insanı herşeyin üstünde tutar. Cezaevinde tecrit altında olan canlar kendilerinden vazgeçiyorlar, bizler cezaevlerinde açlık grevlerini sürdürenlerin yanındayız. Zalimin karşısında olacağız, Hüseyin’i duruştan vazgeçmeyecez. Bizimle uğraşıyorlar, uğraşsınlar, biz taviz vermeyeceğiz. Bizde sessiz kalmayacağız ölümlere” ifadelerini kullandı. (HABER MERKEZİ)

  • Alevi aktivist Demir: Tutuklamalara karşı politik tutum sergilenmeli-VİDEO

    Alevi aktivist Demir: Tutuklamalara karşı politik tutum sergilenmeli-VİDEO

    PİRHA- Alevi aktivist Servet Demir, Alevilere yönelik tutuklamalara tepki göstererek, bu baskılara karşı Alevi kurumlarının birlik olma noktasında eksik kaldığına dikkat çekti. 

    Alevi aktivist Servet Demir Türkiye’nin genel sosyal siyasal yapısındaki Alevi hareketine ilişkin konuştu.

    Türkiye’de otoriter bir sistemin yerleştiğini belirten Servet Demir, kendisine biat etmeyen toplumsal dinamiklere karşı ciddi bir baskı ve tutuklamaların söz konusu olduğunu, Alevi toplumunun da bu konuda pasif kaldığını kaydetti.

    Mağdur edilen insanların suçlarının olmadığına inandığını söyleyen Demir, Alevi tutukluların özgürleşmesinin bütün Alevi hareketinin talebi olması gerektiğini ifade etti.

    “ALEVİ HAREKETİNDE CİDDİ ZAAFLAR GÖRÜYORUM”

    Ayrıca Demir, Alevi hareketini de şöyle eleştirdi:

    “Alevi hareketinin de bu süreçte çok ciddi zaaflar yaşadığını görüyorum. Özellikle son dönemlerde Alevi hareketi öğreti itibariyle rızalık noktasında dik duramamıştır. Alevi toplumunu harekete geçirme konusunda üzerine düşen görevi gerçekleştirememiştir. Marjinalleştirme, sistem karşısında sesini çıkarmayan sadece bir görüşmeler çizgisine indirgenen edilgen hale getiren yöneticiler bu sürecin en önemli sorumlularıdır.”

    “O ESKİ ALEVİ HAREKETİ KALMADI”

    Alevi Bektaşi Federasyonu’nun önceki başkanlarından olan Demir, kendi döneminde Alevi hareketinin toplumsal sorunlarda etkin olduklarını fakat günümüzdeki Alevi hareketinin pasif kaldığını belirterek şöyle devam etti:

    “30 senedir Alevi hareketi içindeyim. Bizim dönemimizde Alevi hareketi kendi öğretisine göre hem kendi bağımsız çizgisini koruyordu hem de Türkiye’nin demokratikleşme çizgisine ciddi bir dinamik olarak toplumu harekete geçirebiliyordu. Yüz binleri aşan mitingler gerçekleştiriyor ve Alevi toplumunun desteğini kazanıyordu. Belli kazanımların elde edilmesinde, korkunun aşılmasında ciddi katkılarımız oldu. Ama ne yazık ki bugünkü Alevi hareketinde yönetici olan kadrolar bu çizgiyi silikleştirdiler. Edilgen bir pozisyona soktular. Hatta çıkar amaçlı bir pozisyonu örgütlere getirdiler.”

    “KURUMLAR, KİŞİLERİN ÇIKARLARINA ALET EDİLEMEZ”

    Yerel seçimler de Alevi toplumunun temsiliyet oranı itibariyle bölgelerde yüzde 15’i aşan bir seçmen kitlesinin olduğunu söyleyen Demir, seçim dönemini Alevi vatandaşların yönlendirilmesi konusunda Alevi kurumlarının doğru yönlendiremediğine değindi.

    Demir sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu seçmenlerin yerel düzeylerde hareketlendirilmesi, otoriter bu ittifaka karşı bütün Türkiye’nin normalleşmesine yeniden bir sürecin başlaması konusunda bu dinamikleri harekete geçirebilecek var olan muhalefet hareketlerini bir araya getirme becerisini gösterebilecek bir strateji yerine sessiz kalmayı tercih etmişlerdir.”

    Bunun bir başarısızlık durumu olduğunu belirten Demir, şöyle konuştu:

    “Bu örgütlerimizde bu tür insanların gitmesinde yarar var. Çünkü sonuçta kurduğumuz Alevi toplumunun örgütleri, Alevi toplumunun kurumlarıdır. Şahısların değildir. Şahısların bireysel çıkarlarına alet edilebilecek dava araçlarını bu kadar edilgen hale sokan insanlara Alevi toplumu hesap sormalıdır.

    Cemevlerinin bir aydınlanma ocağının, kültürel bir alışverişin merkezi olması gerektiği fakat Alevi hareketinin öğretiye uygun olmayan bir şekilde içine kapandığı Bu içe kapanma da Alevi toplumundaki esas dinamikleri bir araya getirme yerine en marjinal kesimlerin at koşturduğu bir alana dönüşmüştür.

    Alevi kurumlarının birlik çağrısını olumlu karşılamamıza rağmen bu birliğin bu süreçlerde rol oynamadığını da gördük. Bunu sabote eden hangi kurumsa suç işliyordur.”

    “POLİTİK BİR DURUŞ SERGİLENMELİ”

    Son olarak Demir, Alevi kurumları bu süreç içerisinde geriletilmesinde, yeni kazanımların elde edilmesinde Türkiye’nin normalleşme ve demokratik sürecin sağlanmasında Alevi kurum yöneticilerini serbest bırakılmasıyla sınırlı kalmayan ama diğer düşünce suçlularının de serbest bırakılabileceği bir politik duruş sergilemeleri gerektiğini belirtti.

    Önder ÖZDEMİR/İSTANBUL

  • Alevi Aktivist Servet Demir: Bir politik cesarete ve çıkışa ihtiyaç var-VİDEO

    Alevi Aktivist Servet Demir: Bir politik cesarete ve çıkışa ihtiyaç var-VİDEO

    PİRHA- Yerel seçim sonuçlarına ilişkin değerlendirmeden bulunan Alevi Aktivist Servet Demir, “Otokratik sistemin oluşmasını durduran bir seçim sonucu ortaya çıktı. Bu Türkiye açısından olumludur. Fakat bu olumluluğu olumsuzluğa çevirme operasyonları yaşıyoruz” dedi. Demir, “Bu olumsuzluğu bertaraf edebilecek bir politik cesarete ve çıkışa ihtiyaç vardır” dedi.

    Alevi Aktivist Servet Demir yerel seçimlerin sonuçlarına ve yaşanan tartışmalara ve itirazlara ilişkin Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    Seçim sonuçlarına birkaç noktadan bakmanın yararlı olacağına dikkat çeken Demir, “Var olan sistemde seçimlerin eşit koşullarda yapılmadığı gerçeği var. Muhalefet partileri ulusarası evrensel kurallara uygun olarak temsil ettikleri oranda kamusal alanda ve medya organlarında yeteri kadar yer bulamadı” dedi.

    Muhalefet açısından Türkiye’nin normalleşmeye ihtiyacının olduğunu dile getiren Demir, “Türkiye uluslarası planda saygınlığını yitiren bir ülke durumundan çıkmalı. Çünkü yeniden bir normalleşme sürecine girme fırsatını kaçırdığını düşünüyorum. Var olan otokratik sistem içerisinde var olan toplumsal dinamikler enerjilerini bir araya getirme kapasitesini gösteremediler. Elbette ki burada en büyük sorumluluk ana muhalefet partisinde diye düşünüyorum. HDP’nin batıda karşılıksız oluşturduğu muhalefet güçlerini destekleme kararı ile Cumhur ittifakını geriletme stratejisi olumlu bir sonuç getirdi” diye konuştu.

    “OTOKRATİK SİSTEMİN OLUŞUMUNU DURDURAN BİR SEÇİM OLDU”

    Var olan muhalif partilerin bağlı oldukları güçlere, temsil ettikleri dinamiklere seslenmede, bağ kurmada ortak görüşler ortaya koymada ve aday belirleme konularında ciddi zayıflıklar yaşadığını, bunun HDP için de geçerli olduğunu aktaran Demir, şunları belirtti:

    “Otokratik sistemin oluşmasını durduran bir seçim sonucu ortaya çıktı. Bu Türkiye açısından olumludur. Fakat bu olumluluğu olumsuzluğa çevirme operasyonları yaşıyoruz. Bu olumsuzluğu bertaraf edebilecek, seçim öncesi bir araya gelemeyen dinamikleri kenetleyebilecek bir politik cesarete ve çıkışa ihtiyaç vardır.”

    “SEÇİM SONUCUNDAN DERS ÇIKARMALARI GEREKİYOR”

    Yasamayı, yürütmeyi, medyayı elinde bulunduran ve Türkiye’nin her tarafında belediye başkanı adayı gibi görünen Cumhurbaşkanın seçim sonucundan ders çıkarması gerektiğini belirten Demir şunları kaydetti:

    “Ders çıkarmak şudur: Türkiye’yi ekonomik çıkmazdan çıkaracak, uluslararası sivil toplum kuruluşlarından uzaklaşmasını engelleyebilecek ve üçüncü, dördüncü sınıf ülke kobnumundan kurtarabilecek sağduyulu bir yaklaşıma girmelidir. Muhalefeti ortak bir masada, ortak bir akıl çerçevesinde toplamalıdır. Ekonomik krizi aşmanın yollarını, açlık grevindeki 10 binlerce insanı yaşamlarına yeniden döndürmenin olanaklarını, çözümsüz bir şekilde bırakılan Kürt sorununa olumlu bir bakış açısı ve Türkiye’de yeniden bir demokratikleşme havası yaratabilecek sorumluluk sergilemesi bekleniyor. Ama yaklaşımlarına baktığımızda daha çok var olan çizginin devamlılığı konusunda ısrar ediyorlar.”

    “SEÇİM SONUCUNU KABULLENMEKTE ZORLUK YAŞIYORLAR”

    Seçimde çıkan sonuçları kabullenmek konusunda ciddi zorluklar yaşadıklarını ve baskı kurduklarını dile getiren Demir, şöyle devam etti:

    “YSK’nın sürekli karar değiştirmesi, Cumhur ittifakının muhalif güçlere gözdağı vermesi, tehdit etme süreçlerini başlatması var olan sonuçları kabullenememesidir. Oysa var olan sistemi bütünü ile savunan ve bu sistemin çok mükemmeliyetçi olduğunu ortaya koyan bu Cumhur ittifakıydı. Ancak bugün çıkan sonuçları kendileri kabullenmiyorlar. Bu ciddi bir politik zaaftır ve panik halidir. Türkiye’de var olan aşağı yukarı 40 milyona yakın yerel belediyecilik cumhur ittifakının potansiyelinde çıkmış durumdadır. Toplumdaki etkinlik alanlarını artıran sosyal yardımlar, lojistik desteklemeler, rant alanları daralma sürecini yaşıyor.”

    “TOPLUM ÇATIŞMAYI DEĞİL SAĞDUYUYU TERCİH EDİYOR”

    Toplumun çatışmayı değil sağduyuyu, diyaloğu, normalleşmeyi tercih ettiğini ve bu çizginin güçlenmesi gerektiğinin altını çizen Demir,  “Bu süreç içerisinde de var olan durumun iyileştirilerek yeni hizmet alanlarının önü açılarak muhalefet, iktidar diyalog sürecini başlatarak, normal halini sağlamaları gerektiğini düşünüyorum. Zorlamayı bu yönde yapmak gerekiyor. Yalnızlaşan ve tek taraflı bir bakış açısının olumlu bir sonuç vermeyeceği ortadır. Ekonomik, politik krizin yaşandığı, yönetemezlik sorunun olduğu bir ülkede devletin silahlı gücü olan ordusu, emminiyeti, polisi ve jandarması ile baskı kurarak toplumun yönetilmeyeceği görülmüştür. Yönetilse de buna demokrasi denilmez başka bir şey denilir” şeklinde konuştu.

    “ALEVİ TOPLUMU İLE İLİŞKİLENMEDE ZAAFLIKLARI GÖRÜYORUM”

    Muhalefetin toplumsal alanlar üzerinde zaaflarının olduğunu belirten Demir, HDP’nin Dersim üzerindeki izlediği stratejiye ilişkin ise şunları ifade etti:

    “Dersim’de daha önceki dönemlerde HDP belediye başkan adayları çıkarıyordu. Üç yıldır da bir kayyum söz konusu. Ama daha öncesinde yerel yönetim sürekli HDP’nin elindeydi. Aday belirlemede, oradaki toplumsal dinamikleri harekete geçirmede, bütünleştirmede ve oradaki toplumun kimliksel sorunlarını ötekileştirmeden gerçek anlamda kazanılması konusunda ciddi zayıflıkların olduğunu görüyoruz. Oradaki sol sosyalist kurumlar güç birliği içindeydi. Ancak toplumsal dinamiklerin sadece bu dediğimiz kurumsal temsiliyetler üzerinden gitmediği gerçeğini görmesi lazım. Aynı şekilde Alevi toplumu ile ilişkilenmede de bu zaaflıklarını görüyorum.  Sadece kendilerine yakın Alevi kurum yöneticileri ile diyalog hali değil toplumun esas karar verici dinamiklerini hareket haline geçirebilecek unsurlarını ve ögelerini dikkat merkezine koyması gerekiyor. Bu konuda da zaafları var. Ama bütün bunlara rağmen HDP’nin politik stratejisi doğru bir stratejidir. Ve bugünkü cumhur ittifakının geriletilmesi sürecinde HDP belirleyici rol oynamıştır. Tutsak edilen Selahattin Demirtaş’ın bu konudaki çağrısını çok anlamlı ve yürekli bir çıkış olarak değerlendiriyorum. Ve bu çağrı bence yerini buldu.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Alevi canlar muhabbet toplantısı, ‘Dava insanlık davasıdır’ şiarıyla başladı-VİDEO

    Alevi canlar muhabbet toplantısı, ‘Dava insanlık davasıdır’ şiarıyla başladı-VİDEO

    PİRHA – ‘Dava insanlık davasıdır’ başlıklı Alevi Canlar Muhabbet Toplantısı, Aydın’ın Kuşadası İlçesinde başladı. Alevi dernek yöneticileri, siyasi parti temsilcileri, şair, yazar ve aydınların katılım gösterdiği toplantıda birlik mesajları verilerek yarın yapılacak olan panellere ilişkin bilgiler aktarıldı. 

    Alevi Canlar Muhabbet Toplantısı, ‘Dava insanlık davasıdır’ şiarıyla başladı. Toplantının çağrıcılarından olan Servet Demir, yaptığı açılış konuşmasında birlik mesajları vererek 3 gün boyunca sürecek olan toplantıya ilişkin bilgiler aktardı.

    Alevi toplumunun gerek siyasal gerek örgütlenme gerekse aydınlanma boyutunda insanlarımızın yaşadığı toplum içerisindeki birikimlerin muhabbetle, insani bir buluşma olarak değerlendirdiğimiz anlamlı ve gerekli olduğunu düşündüğümüz bir toplantıydı, kurum temsilcisi olan arkadaşlarımız, siyasi partilerde misyonlar yüklenmiş olan arkadaşlarımız ve inanç önderlerimiz ile konuştuktan sonra bu toplantının çağrısını yaptık. Toplantının hedefi, yaşadığımız toplumda insani buluşmanın zayıf olduğunu düşünüyoruz” diye konuştu.

    Sonrasında katılım gösteren kurum temsilcileri ve yurttaşların kendini tanıtmasıyla devam etti.

    7 Ekim gününe kadar sürecek olan toplantı farklı konu başlıklarıyla devam edecek.

    KUŞADASI/PİRHA

  • TV10 eyleminde konuşan Demir: Dayak atan değil, hizmet eden devlet istiyoruz – VİDEO

    TV10 eyleminde konuşan Demir: Dayak atan değil, hizmet eden devlet istiyoruz – VİDEO

    PİRHA – TV10 eylemi’nin 78. haftasında basın üzerinde artan baskılara dikkat çekilerek, “Halkına eziyet eden bir devlet değil hizmet eden bir devlet istiyoruz” denildi. 

    OHAL koşullarında KHK ile kapatılan TV10 çalışanlarının başlatmış olduğu eylemin 78’ncisi Galatasaray Meydanı’nda yapıldı. Eylemde ‘Alevilerin Sesi Susturulamaz’ pankartı açılarak tutuklanan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, Yayın kurulu üyesi ve Programcısı Veli Haydar Güleç ile kameraman Kemal Demir’in fotoğrafları taşındı. Öte yandan ‘Özgür basın susturulamaz’ sloganları da atıldı. 78. Haftada eyleme, CHP 19. Dönem Milletvekili Eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ziya Halis, Divriği Kültür Derneği Başkanı Cafer Yıldız, Devrimci Parti Genel Başkanı Musa Piroğlu, Cumartesi Anneleri, İnsan Hakları Savunucular, Munzur Çevre Derneği Yöneticileri, Özgür Gazeteciler İnsiyatifi Sözcüsü Hakkı Boltan, Dersim Araştırmaları Merkezi yöneticileri, Alevi Aktivist Servet Demir ve önceki gün kayyum atanan Özgürlükçü Demokrasi Gazetesi çalışanları destek verdi.

    “BASINA BASKILAR ARTARAK DEVAM EDECEK”

    Eylemde ilk konuşmayı TV10 Haber Müdürü Turabi Kişin yaptı. Kişin, basın üzerindeki baskıların boyut kazandığını belirterek, Özgürlükçü Demokrasi Gazetesi ve Gün Matbaa’ya kayyumun atanmasını eleştirdi. Bu hafta kapatılan Özgürlükçü Demokrasi gazetesi ve Gün Matbaa çalışanlarından 24 kişinin daha gözaltına alınmasıyla tutuklu ve hükümlü gazeteci sayısının 170’e çıktığını belirten Kişin, “Basın ve ifade özgürlüğünü kısıtlama konusunda Türkiye’nin dünyada birinciliği kimseye kaptırmaya niyeti yok” dedi. Turabi Kişin, meclisten geçen internet yasalarıyla birlikte gelecek günlerde basın üzerindeki baskıların daha da artacağını söyledi.

    Turabi Kişin, üç aydır tutuklanan, TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, TV10 Programcısı Veli Haydar Güleç ve Kameraman Kemal Demir’in serbest bırakılmasını istedi. Kişin ayrıca Tv10 Çukurova Temsilcisi Diren Keser’in de yaptığı haberlerden dolayı geçen günlerde 2 yıl 4 ay ceza aldığını belirti.

    “YAPILANLAR BİR ZULÜMDÜR”

    Kişin’den sonra CHP 19. Dönem Milletvekili Ziya Halis konuştu. Halis, Türkiye’de özgürlükler konusunda ciddi tehlikelerin yaşandığını ifade ederek, Bu yaşanan kötü dönemlerden Alevi hareketinde de nasibini aldığını belirtti.

    Baskıları yapanların bu yaptıkları yanlışlardan dönmesi gerektiği çağrısını yapan Halis, “Yaptıkları bir zulümdür. Tabi ki sadece Alevi basınına değil AKP iktidarına muhalif olan herkesin susturulduğu bir dönem yaşıyoruz” şeklinde konuştu.

    “AKP YARGI YOLUYLA HESAP VERECEK”

    Bu dönemlerin gelip geçeceğini söyleyen Ziya Halis, bu baskıları yapanlardan yargı yoluyla hesap sorulacağını kaydetti.

    Halis “AKP iktidarının kendisini ayakta tutmak adına raydan çıktığını, gözünü karartarak özgürlük ve demokrasiyi çiğnediği çok nettir” dedi.

    CHP 19. Dönem Milletvekili Ziya Halis, son olarak, mücadele çağrısı yaparak mutlaka kazanacaklarını söyledi.

    “TV10, TARİHSEL KÜLTÜRE  IŞIK TUTAN BİR SÖZCÜLÜKTÜ”

    Ardından söz alan Özgür Gazeteciler İnsiyatifi Sözcüsü Hakkı Boltan, basın ve yayın kurumlarının özgürce faaliyetlerini yürütmesinin önünün açılması gerektiğini kaydetti. Boltan, 170 Gazetecinin cezaevide olduğunu söyledi.

    TV10 faaliyetlerini yakından takip ettiklerini söyleyen Boltan, “Özellikle kültürel varlığımız açısından TV10’nun yeri tartışılmazdır. Tv10 tarihsel kültüre ve inanca ışık tutan bir  sözcülüktür. Alevilerin kültürünü yansıtan bu televizyonun kapatılması büyük bir tahammülsüzlük ve haksızlıktır” dedi.

    Boltan, sözlerini şöyle devam ettirdi:

    “Basın yayına saldırı içinde olan iktidarların ne kadar kısa ömürlü olduklarını bu ülke de çok gördük. Geçmişte olduğu gibi bugün de ömrü uzun olmayacaktır. Yeter ki bizler bir araya gelerek dayanışmayı ve mücadeleyi örelim” diye konuştu.

    “TV10’NUN KAPATILMASI BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNE BİR DARBEDİR”

    “İktidarın, haksızlığa uğrayan bir toplumun sorunlarını dile getiren TV10’nu kapatmasını bir suç olarak değerlendiriyorum” diyen Alevi Aktivist Servet Demir, “bu basın özgürlüğüne bir darbedir”dedi.

    TV10 çalışanlarının tutuklanmasını kınayan Demir, TV10 çalışanları başta olmak üzere tutuklu gazetecilerin biran önce serbest bırakılmasını istedi.

    TV10’nun suçu ne? diye soran Demir, “Anadolu topraklarında Şeyh Bedreddinleri, Köroğlullarını, Veysel Babayı, Pir Sultan’ı, Seyit Rıza’yı ve Alevi toplumun sorunlarını dile getiren bir televizyonu karartmanın gerekçesi ancak tahammülsüzlük ve renklere düşmanlıktır” dedi.

    Demir, Erzincan’da Alevi yöneticilerinin tutuklanmasına da tepki göstererek, Alevi örgütlerine yönelik baskılar, TV10 ve YOL TV’nin kapatılması bu baskıların bir örneği olduğunu söyledi.

    Aşık Veysel’in “Dava insanlık davasıdır” sözlerini hatırlatan Servet Demir, herkesi mücadeleye çağırdı.

    “HAKKINA HİZMET EDEN BİR DEVLET İSTİYORUZ”

    Devletin bir geleneğinin olduğunu ve bu geleneğin Türkiye’de ne yazık ki bir türlü bozulmadığını söyleyen Demir, “Vatandaşına eziyeti, dayak atmayı, hapislerde yatırmayı, aydınlarını çürütmeyi bir meziyet olarak görüyor. Bu bir meziyet değil bir insanlık suçudur. Bu gelenekten vazgeçmeye davet ediyorum. Halkına eziyet değil hizmet eden bir devlet istiyoruz” dedi.

    Eylem ‘Özgür Basın Susturulamaz’ sloganlarıyla son buldu. (HABER MERKEZİ)

     

     

     

     

     

     

     

  • Çalıştay sonrası ABF Başkanı ile Edremit Belediye Başkanı’ndan açıklama-VİDEO

    Çalıştay sonrası ABF Başkanı ile Edremit Belediye Başkanı’ndan açıklama-VİDEO

    PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu’nun ‘Alevi program taslak çalıştayı’na destek sunan Edremit Belediye Başkanı Kamil Saka federasyon başkanı Muhittin Yıldız ile ortak basın açıklaması yaptı.

    Alevi Bektaşi Federasyonu’nun 3 gün boyunca Balıkesir Edremit’te yaptığı ‘Alevi program taslak çalıştayı’ sona erdi. Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Muhittin Yıldız ile Edremit Belediye Başkanı Kamil Saka ortak basın toplantısı düzenledi. Açıklamaya Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Marmara Bölge sorumlusu ve Altınoluk Cemevi Dedesi Nurettin Gedikoğlu ile Alevi kanaat önderi Servet Demir de katıldı.

    “ÇALIŞTAY ALEVİLERİN ÖRGÜTLENMELERİNE KATKI SAĞLAYACAKTIR”

    Edremit’e bağlı Güre ilçesindeki bir otelde gerçekleştirilen basın toplantısında konuşan Edremit Belediye Başkanı Kamil Saka, bu çalıştayda emeği geçenlere teşekkür ederek başladı konuşmasına. Saka, “Nurettin Gedikoğlu ve Muhittin Yıldız’ın böyle bir çabalarının olduğunu görünce bu konuda laik demokratik cumhuriyetin bekçisi olan Alevi vatandaşlarımızın çalışmalarına katkıda bulunmak adına bizlerde yardımcı olduk. Her zaman söylediğim gibi Alevi yurttaşlarımızın çok büyük bir bölümü laik demokratik cumhuriyetin yılmaz savunucularıdır. bundan sonra da çalışmalarımız devam edecek. Umarız bu çalıştay Alevi yurttaşlarımızın inançlarımız, örgütlenmelerine de katkıda bulunacaktır diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

    “DÜNYADAKİ ALEVİ BİRLİKTELİĞİ”

    Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Muhittin Yıldız, tarihi bir çalıştay olduğunu söyledi. Bu çalıştayın genel kuruldan sonraki bir yol haritaları olduğunu ifade eden Yıldız, sonuç bildirgesinde belirttikleri ‘Dünya Alevi Birlikleri’nin bu çalıştayın temeli olduğunu vurguladı. Yıldız, “Tarihe bir Edremit çalışması olarak geçmiştir. Bizler laik, demokratik ve çağdaş bir cumhuriyet ekseninde ortak bir paydamız var. Bu paydalarımız korumamız gerekiyor. Söylemler bu çalıştayı yıpratmamalı. Çalıştaylarımız bölgelere aktarılacak. Çalıştayımız dünyadaki Alevi birlikteliği sağlamaktır” dedi.

    “ÇALIŞTAY ANLAMLI VE KIYMETLİ”

    Alevi kanat önderlerinden Servet Demir de şöyle konuştu:

    “Edremit bölgesi hem tarihi itibariyle hem de güzelliği ile Alevi öğretisine yakın bir yer. Son yıllarda Alevi nüfusu bu bölgede kalıcı seçmen oldu. Belediye Başkanını bu çalışmaya katkı sunması önemli. İkinci nokta ise Alevi toplumunun ortak iradesinin öne çıkarılması ve içerisindeki farklılıkları bir arada bulundurarak yeni arayışları hedeflemesi açısından ciddi bir katkı sundu bu çalıştay. Gerek Avrupa ve Türkiye’deki Alevi kurumlarımızın, inanç kurullarımızın, gençlerimizin, kadınlarımızın çalışması ikinci bir katkı oldu. Dünya arenasında olumlu yer alabilecek güç olması açısından Aleviler katkı sunacaktır. Bu anlamda çalıştayımız anlamlı ve kıymetlidir.” (HABER MERKEZİ)

  • TV10 eylemi 42. haftasında: Bu alanlarda olmaya devam edeceğiz-VİDEO

    TV10 eylemi 42. haftasında: Bu alanlarda olmaya devam edeceğiz-VİDEO

    PİRHA-OHAL’in ardından çıkarılan KHK ile kapatılan TV10 çalışanlarının başlattığı eylem 42. haftasında da devam etti. TV1O Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, “İnsan hakları savunucularının tutuklanıp gözaltına alınıyor, siyasetçilere terörist deniliyor, adalet isteyenlere iftira atılmaya devam ediliyor” dedi. 

    HABERİN VİDEOSU

    Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan TV10’un çalışanları, televizyonlarının tekrardan açılması talebiyle 42 kez Galatasaray Meydanı’nda biraraya geldi.  “Alevilerin sesi TV10 susturulamaz” yazılı pankartla Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen emekçiler, “Özgür basın susturulamaz” ve “Susma susturma sıra sana gelecek” sloganını attı.

    “BASINA OLAN BASKILAR DEVAM ETMEKTE”

    İlk olarak söz alan TV10 Yönetim Kurulu Üyesi Veli Büyükşahin, “Alevilerin sesi TV10 açılsın diye tam 42 haftadır buradayız. Burada bu alanda olmaya da devam edeceğiz. Çünkü halen basına olan baskılar devam etmektedir. Bugün yüzü aşkın gazeteci içer de birçok gazete ve televizyon kapatılmış durumda” dedi.

    Nuriye Gülmen ve Semih Özaka’nın açlık grevlerine de değinen Büyükşahin, “İnsan hakları savunucuları tutuklanıp gözaltına alınıyor. Siyasetçilere terörist deniliyor, adalet isteyenlere iftira atılmaya devam ediliyor” dedi.

    “EĞİTİM GİTTİKÇE DİNSELLEŞTİRİLİYOR”

    Büyükşahin, “AİHM’in kararına rağmen halen zorunlu din dersleri uygulanıyor ve yine AİHM’in kararına rağmen Alevilerin ibadet alanı olan cemevleri yasal statüye halen kavuşmuş değil. Eğitim gittikçe dinselleşiyor ve cihat kavramı eğitim müfredatına alındı. Ve kalkıp ‘cihat eğitimi almadıkça matematik eğitimi almanın ne anlamı var’ diye açıklama yapıyorlar. Zorunlu din derslerinin, diyanetin kaldırılmasını ve tüm farklı inanç gruplarının daha özgür yaşamasını isterken maalesef eğitim dinselleştiriliyor farklı inançlar üzerindeki baskılar artmaya devam ediyor” ifadelerini kullandı.

    Türkiye’de örgütlenmenin, kendini ifade etmenin ve habercilik yapmanın suç sayıldığını belirten Veli Büyükşahin konuşmasına şöyle devam etti:

    “Bundan tam iki yıl önce Kobani’deki çocuklara oyuncak götürenler Suruç’ta katledildiler. Aslında onlar Ege’ye Trakya’ya gidip güneşlenip, tatil yapılacağına Kobani’deki çocuklara oyuncak götürüp, yeni bir yaşamın inşa edilmesini istiyorlardı.”

    “TV1O’U KAPATAN ZİHNİYET FESTİVALLERİ DE YASAKLIYOR”

    TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin 17. düzenlenmesi planlanan Munzur Doğa ve Kültür Festivali’nin yasaklanmasını da hatırlatarak, “TV10’u kapatan zihniyet aynı zamanda tüm festivalleri yasaklamaktadır. Sadece Dersim’de değil Karadeniz’de de birçok festivali yasaklayarak birlikte yaşamı engellemeye çalışıyorlar” dedi.

    “DİKTA BİR YÖNETİM İLE KARŞI KARŞIYAYIZ”

    Büyükşahin’den sonra söz alan Alevi hareketinden Servet Demir, “Anadolu birçok kavim ve kadim halka beşiklik etmiş, bütünleştirmiş ve birçok güzellikler oluşturmuş bir coğrafyadır. İşte bu güzel bahçeyi kurutacak bir zihniyet bugün Türkiye’de hakim olmaktadır.  Ve bu güzel ülkemizi dünya siyasetinde koparan yalnızlaştıran bir dikta yönetimi ile karşı karşıyayız. Mesele dert yanma meselesi değildir. Aşık Veysel’in dediği gibi ‘Dava insanlık davası ise bu davanın peşinde gitmek bir güzel Türkiye coğrafyası yeniden inşa etmek hepimizin ortak görevidir. Kürt Alevi Sünni demeden bir ortak güç oluşturmak zorundayız” dedi.

    “DAHA DEMOKRATİK BİR YAŞAM İÇİN KOL KOLA GİRMELİYİZ”

    Servet Demir son olarak şunları kaydetti:

    “Türkiye’de yargıyı bağımsız kılmak, basını özgür kılmak ve daha demokratik bir ülke inşa etmek için kol kola girmek zorundayız. Bunun için OHAL’in derhal kaldırılması, siyasi parti başkanları ve milletvekilerinin serbest bırakılması ve kayyum atanan belediyelerin geri iade edilmesi gerek.”

    “ÜLKEMİZİN DÖRT BİR TARAFI ZİNDANLARA ÇEVRİLMİŞ”

    Demir’den sonra söz Munzur Çevre Derneği Üyesi Ali Yıldız ise, “Siyasi iktidar faşizmi hayatın tüm alanlarında uygulamaya ve sürdürmeye devam etmektedir. Ülkemizin dört bir tarafı zindanlara çevrilmiştir. Faşizm tüm muhalif kesimlere saldırmaya devam etmektedir. Ancak ezilen tüm kesim faşizme karşı direnmekte ve mücadele etmektedir. Yönetme krizi büyüyen iktidar doğayı talan edip derelerimizi ve çaylarımızı HES’ler ile yok etmektedir. Kar amaçlı yapılan bu doğa katliamları tüm hızı ile devam etmektedir. Cerahtepe’de Dersim’de derelerimize, doğamıza ve yaşam alanlarına yapılan bu saldırıları şiddetle kınamaktayız. Onlar bu kanlı politikaları ile belki kar oranlarını artırabilir ancak bir gün o köhne sarayları başlarına yıkılacaktır” dedi

    “MUNZUR DOĞA VE KÜLTÜR FESTİVALİ HALKINDIR ENGELLENEMEZ”

    “Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın mücadelesini destekliyor ve derhal serbest bırakılması istiyoruz” diyen Yıldız, “Doğamıza ve yaşam alanlarımıza sahip çıkalım ve mücadelemizi büyütelim. Dersim’de festivali yasaklayan bu zihniyeti kınıyoruz. Kendi yandaşlarına her türlü imkanı sağlayan bu zihniyet halkın festivalini yasaklıyor. Munzur Doğa ve Kültür Festivali halkın festivalidir ve engellenemez” dedi. (HABER MERKEZİ)