Etiket: ses eş genel başkanı

  • SES Eş Başkanı Atabey: Sağlık sistemi çöktü, hükümet sorunlarımızı çözmüyor-VİDEO

    SES Eş Başkanı Atabey: Sağlık sistemi çöktü, hükümet sorunlarımızı çözmüyor-VİDEO

    PİRHA- SES Eş Genel Başkanı Selma Atabey, iktidarın Meclis’e sunduğu kanun teklifinin sağlık emekçilerinin taleplerini karşılamadığını ve sorunlarını çözmediğini belirterek, “Sağlık Bakanlığı’nın hazırladığı bütçe gerçeği yansıtmıyor ve ihtiyacı karşılamıyor. Artık hiçbirimiz geçinemiyoruz. 22 Aralık’ta da benzer bir durumla karşı karşıya kaldığımız takdirde bunu uzun soluklu bir mücadeleye dönüştüreceğiz” dedi.

    AKP’li Milletvekilleri, 1 Aralık 2021 tarihinde hekim ve diş hekimlerinin emeklilik ve maaşlarında iyileştirme yapılmasını öngören kanun teklifini Meclis’e sunmuştu. Sağlık emekçileri, kanun maddesinin tüm sağlık emekçilerini kapsaması gerektiğini ve diğer taleplerinde yerine getirilmesi gerektiğini belirterek duruma tepki gösterdi. Gelen tepkiler üzerine söz konusu kanun maddesi düzenlenmek üzere geri çekildi. Değişikliğin bütçe görüşmelerinden sonra yeniden Meclis gündemine getirileceği belirtildi.

    Ülkenin birçok yerinde Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) üyesi sağlıkçılar tarafından gerçekleştirilen iş bırakma eylemlerinde sağlık emekçileri, iş barışını bozan yasayı kabul etmediklerini ve geçinemediklerini belirterek, sağlığın bir ekip işi olduğunu vurguladılar. Bazı yerlerde engellemelerle de karşılaşan emekçiler, baskılara rağmen eylemlerini gerçekleştirdiler.

    İş bırakma eylemlerini, sağlık emekçilerinin yaşadıkları sorunları ve talepleri PİRHA’ya değerlendiren SES Eş Genel Başkanı Selma Atabey, iktidarın Meclis’e sunduğu kanun teklifinin sağlık emekçilerinin taleplerini karşılamadığını ve sorunlarını çözmediğini belirtti. Yaşanan ekonomik kriz nedeniyle sağlık emekçilerinin her geçen gün yoksullaştığını da söyleyen Atabey, hakların alınması için birlikte mücadele etmenin, ses çıkarmanın önemli olduğunu vurguladı.

    “SAĞLIK BAKANLIĞI’NIN HAZIRLADIĞI BÜTÇE GERÇEĞİ YANSITMIYOR”

    1 Aralık’ta Meclis’e sunulan kanun teklifinin hazırlık aşamasında sağlık meslek örgütleriyle temas kurulmadığını, sağlık emekçilerinin taleplerinin görmezden gelindiğini ifade eden Atabey, söz konusu teklifin gündeme gelmesinde sağlık emekçilerinin çabasının ve TTB’nin gerçekleştirdiği ‘Beyaz Yürüyüş’ün etkili olduğunu dile getirdi.

    İktidarın sadece hekimlerin sorunları varmış ve bu sorun da sadece maaşlarmış gibi davrandığını söyleyen Atabey, “Bu yasanın Meclis’e geldiğini duyduğumuz akşam hemen harekete geçtik. Tüm sağlık meslek örgütleriyle görüştük. Meclis’te grubu olan partilerin grup başkan vekillerini aradık. Bu yasanın düzeltilmesi gerektiğini ve tüm sağlık emekçilerini kapsaması gerektiğini söyledik. Çünkü dediğimiz gibi sağlık bir ekip işidir. Sağlık Bakanlığı’nın 2022 yılına ait bütçesinde büyük eksiklikler var. Her şeyden önce sağlık emekçilerinin ekonomik ve özlük haklarına dönük hiçbir iyileştirme yok. Aslında bu hazırlanan bütçe taslağı 2020 yılında hazırlanan taslağın aynısı. Oysa şu anda Türkiye’de korkunç bir ekonomik kriz var. Dolar 13 buçukta, Euro 15 buçukta. Gerçek enflasyon yüzde 50’nin üzerinde. Sağlık Bakanlığı’nın hazırladığı bütçe gerçeği yansıtmıyor ve ihtiyacı karşılamıyor” şeklinde konuştu.

    “TÜRKİYE’DE ARTIK HEPİMİZ AÇLIK SINIRINDA YAŞIYORUZ”

    Söz konusu kanun teklifinin adaletsiz ve yetersiz olduğunu belirten Atabey, tüm sağlık meslek örgütleriyle görüştüklerini ve durumu protesto etmek için iş bırakma eylemleri yapmaya karar verdiklerini anlattı. Bu eylemlerin bir uyarı eylemi olduğunu, sağlık emekçilerinin taleplerinin yerine getirilmemesi durumunda güçleri doğrultusunda eylemlerine devam edeceklerini vurgulayan Atabey sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Bu eylemleri tüm sağlık emekçileri yaptı ama sadece sağlık emekçileri ekonomik krizi yaşamıyor. Sadece onların maaşları bu ay enflasyon karşısında erimedi. Tüm toplumun gelirleri çok ciddi bir düşüşle karşı karşıya. Son yapılan anket çalışmasına göre, şu anda Türkiye’de yoksulluk sınırı 13 000 TL olarak ifade ediliyor. Açlık sınırı ise 3 bin 900 TL olarak ifade ediliyor. Sağlık emekçilerine dönüp baktığımızda, 13 binin üstünde maaş alan hiçbir arkadaşımız yok ama 3 bin 900’e yani açlık sınırına yakın parametrelerde maaş alan arkadaşımız çok. Şunu çok net ifade edebilirim, Türkiye’de artık hepimiz açlık sınırında yaşıyoruz. Artık hiçbirimiz geçinemiyoruz ve bu sorun ortak bir sorun. Bu sorunu önümüzdeki günlerde yapacağımız mitinglerle daha çok gündeme getireceğiz.”

    “ŞU ANDA TÜRKİYE’DE SAĞLIK SİSTEMİ ÇÖKMÜŞ DURUMDA”

    Sağlık emekçilerinin sadece ekonomik ve özlük kaygılar yaşamadığını, bunun yanı sıra sağlık hizmetlerinde çok ciddi anlamda niteliğin düştüğünü söyleyen Atabey şunları aktardı:

    “Çünkü insanlar artık ilaca ulaşamıyorlar. SGK bünyesinden yaklaşık 600 ilaç çıkartıldı. Bunun yanı sıra insanlar muayene olmak için hastaneye gitmek istediklerinde randevu alamıyorlar. Yani önceden insanlar hastane önlerinde kuyruğa dizilirlerdi doktora ulaşabilmek için sağlık hizmetine ulaşabilmek için, şu an insanlar evlerinde telefon başlarında ya da bilgisayar başında randevu almaya çalışıyorlar. Yani toplum sağlık hizmetine ulaşamıyor. Sağlık emekçileri istedikleri nitelikte sağlık hizmeti sunamıyorlar. Çünkü her bir doktora bir muayene için 5 dakikalık süre verilmiş. Bu çok yetersiz. Açık ve net söyleyeyim şu anda Türkiye’de sağlık sistemi çökmüş durumda. Biz sağlık emekçileri olarak hem halkın sağlığa ulaşması için mücadele ediyoruz hem de kendi ekonomik, özlük ve demokratik haklarımız için mücadele ediyoruz.”

    “HÜKÜMET SADECE ALGI YÖNETİYOR”

    Söz konusu yasa teklifinin düzenlenerek 22 Aralık’ta tekrar Meclis gündemine geleceğini anımsatan Atabey, sağlık meslek örgütleriyle görüştüklerini ve ayın 22’sine kadar eylem ve etkinliklerine devam edeceklerini kaydetti. AKP İktidarının özellikle 2015-16 yıllarından sonra algılar yaratarak ülkeyi yönettiğinin altını çizen Atabey; “Geçen haftaki yasayı ‘bütün hekimlere bu kadar ek ödeme verildi, müjde’ denilerek gündeme getirdiler. Müjde dedikleri an biz altında bir algı operasyonu olduğunu artık anlayabiliyoruz. Yasanın içerisine baktığımızda hekimler arasında bile ciddi bir ayrım var. Yani özel hastanede, üniversitede, ASM’lerde çalışan hekimler diye ayırmışlar. Benzeri bir algı yönetiminin 22 Aralık’ta da devam edeceğini bizler de biliyoruz. Sağlık emekçilerinin sorunları, talepleri görmezden gelinecek. Bizler bu noktada itirazlarımızı ve mücadelemizi ortak yürütebilirsek kendimize yol açtığımız gibi diğer kurumlara da yol açabiliriz. Çünkü bu ülkede gerçekten de antidemokratik birçok uygulamalarla karşı karşıya kaldık. İş bırakma eylemlerimizde polisle çatışmak zorunda kaldık. Ciddi engellemeler ile karşı karşıya kalıyoruz, sesinizi kısmaya çalışıyorlar. 22 Aralık’ta da benzer bir durumla karşı karşıya kaldığımız takdirde bunu uzun soluklu bir mücadeleye dönüştüreceğiz” dedi.

    “AMELİYAT OLAMAZ, İLAÇ ALAMAZ HALE GELİNECEK”

    Sağlık Bakanlığı’na 2022 yılı bütçesinden ayrılan payın çok az olduğunu ve ayrılan bu miktarında büyük kısmının Şehir Hastaneleri’ne ve özel hastanelere aktarıldığını ifade eden Atabey son olarak şunları söyledi:

    “Şu an Sağlık Bakanlığı’nın bütçesinin yüzde 70’i Şehir Hastaneleri’ne ayrılmış durumda. Şehir Hastaneleri kime hizmet ediyor? Sermayedarlara. Çünkü kamu ve özel ortaklığı ile yapıldı deniyor. Kamu hastanelerine kalan yüzde 30 ve şu anda biliyorsunuz ki hastanelere alınan malzemeler dolar ve euro üzerinden alınıyor. Bundan dolayı bir süre sonra siz hastaneye gidip ameliyat olmayacaksınız ya da tedavi olamayacaksınız. İlaç, protez vs. alamayacaksınız. Bu devasa Şehir Hastaneleri’nin o muhteşem görüntülerinin aslında içi bomboş. Politika üretemeyen, yönetemeyen ve zayıflayan bir iktidar var karşımızda. Biz sağlık emekçileri sadece kendimiz için mücadele vermiyoruz. Biz sesimizi yükseltirsek, birlik olabilirsek taleplerimize sessiz kalamazlar.”

    Melis CİDDİOĞLU-Eren GÜVEN/ANKARA

  • SES Eş Genel Başkanı Erdem: Salgında cezaevleri en kritik noktada duruyor -VİDEO

    SES Eş Genel Başkanı Erdem: Salgında cezaevleri en kritik noktada duruyor -VİDEO

    PİRHA – Koronavirüs salgını sürecinde yaşananlara dair PİRHA’ya konuşan SES Eş Genel Başkanı Gönül Erdem, mülteciler, sağlık ekipmanları ve cezaevlerindeki siyasi tutukluların durumuna değindi. Erdem, “Özellikle risk durumunda olan yaşlı, hasta, kronik hastalığı olan hamile, çocuk emziren kişilerin mümkün olduğunca dışarı çıkmamasını, kalabalık yerlere girmemesini öneriyoruz” dedi. Erdem, cezaevlerinin ise en kritik noktada olduğunu kaydetti. 

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Eş Genel Başkanı Songül Erdem, koronavirüs salgını sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    Tedbirlerin en üst seviyeye çıkarılması gerektiğini belirten Erdem, “Kamuoyunda sayıları tartışmamak gerekiyor belki ama biz sağlık çalışanlarının yerellerde, hastanede, sağlık kurumlarında aktif olarak çalışıyoruz hala ve tehlikeli riskler altında çalışıyoruz. Covid-19 şüphesi hastalarla, tanısı konmuş hastalarla birebir çalışıyoruz. Bu rakamın bu bilginin sağlık çalışanlarına şeffaf ve güvenli bir şekilde net bir şekilde verilmesi gerekiyor. Hangi hastanede Covid-19 tanısı konulmuş hasta var, nerede şüpheli hasta var, hangi serviste yatıyor, bütün bunlar sağlık çalışanları tarafından bilinirse sağlık çalışanlarının kendini koruması açısından çok kritik bir bilgidir” ifadelerini kullandı.

    “TOPLUMSAL DAYANIŞMAYI SÜRDÜRMEMİZ GEREKİYOR”

    Erdem, “Biz defalarca ifade ettik, evet olağanüstü bir durum yaşıyoruz, bir salgınla karşı karşıyayız. Elbetteki bu salgınla mücadele konusunda her birimizin yapması gereken işler var. Ama şunu net vurguluyoruz; bu toplumsal bir sorun, bu sorunun çözümü de toplumsal olarak buradan doğru önlemler alırsak başa çıkarız. Tek başımıza kendinizi koruyarak bu salgınla başa çıkamayız. Kendimizle beraber etrafımızdakileri de kurmamız gerekiyor ve bir toplumsal dayanışmayı sürdürmeniz gerekiyor” diyerek dayanışma çağrısında bulundu.

    ERDEM’DEN TEDBİRLİ OLMA ÇAĞRISI VE ÖNERİLER

    SES Eş Genel Başkanı Songül Erdem salgına karşı şu önerileri aktardı:

    “Evet el temizliği çok önemli, yani bütün enfeksiyon hastalıklarına, solunum yolu hastalıklarında yani bu noktada Dünya Sağlık Örgütü de, Sağlık Bakanlığı, Bilim Kurulu da, bilim insanları da, sağlık örgütleri de net şunu diyor: Teması azalt, mümkünse kes. Hasta kişilerle temasta girme diyoruz. Bu yüzden mesela çok kalabalık yerlere, kapalı mekanlara çıkmaması gerektiğini, özellikle risk durumunda olan yaşlı, hasta, kronik hastalığı olan hamile çocuk emziren kişilerin mümkün olduğunca dışarı çıkmamasını, kalabalık yerlere girmemesini öneriyoruz.

    Yine hasta kişilerle temasa giren insanların belli mesafeyi koruması gerekiyor, en az 1 metre mesafeye kurması gerekiyor ve bu temastan hemen sonra en az 20 saniye sabunlu suyla yıkamasını tavsiye ediyoruz.

    El temizliği çok önemli, ellerimizi temizlemeden gözümüze, yüzümüze, ağzımıza bulaştırmayalım diye önerilerde bulunuyoruz bu temel bir yaklaşım aslında. Yani genel bir yaklaşım buna özel bir özen göstermemiz lazım. Hasta insanlarla temas kurarken maske kullanmasını, hasta insanların kendisinin maske kullanmasını öneriyoruz. Sağlıklı insanların maske ve eldiven kullanmasını önermiyoruz. Doğru değil aksine hastalığın yayılımına neden olabiliyor.

    Yani maske ve eldiveni ağırlıkta hastalar, hasta insanlara temasta olanlar ve sağlık çalışanları kullanması gerekiyor, bunlara dikkat etmek lazım.”

    MÜLTECİLER VE EVSİZ İNSANLAR 

    Mültecilere ve evi olmayan yurttaşların durumuna dikkat çeken Erdem, “Mültecilere, sokakta yaşayanlara ilişkin bunlar boş evlere, tatil sitelerine yerleştirilebilir bunlara dönük bu kolaylıkla sağlanmalı ve bunları koşullarının düzeltilmesi gerekiyor. Sadece kendimizi koruyarak değil, ötekileştirdiklerimizi hepsini korumamız gerekiyor ki bu salgınla başa çıkalım bu önemli” dedi.

    CEZAEVİ KOŞULLARI 

    Cezaevi koşullarını da değerlendiren Erdem, şunları kaydetti:

    “Cezaevlerine ilişkin pek çok örgüt açıklama yaptı. Kalabalık mekanlar  sağlık koşulları hakikaten salgından bağımsız çok kötü yerler. Cezaevlerine ilişkin bir kere dışarıda kendimiz için önerdiğiniz tedbirlerin bir fazlasını cezaevi için hayata geçirmemiz lazım. Çünkü hem kapalı mekanlar, hem dediğim gibi sağlıksız koşullar ceza evlerinin kendisi sağlıksız. Hızlıca koşulsuz bir şekilde hasta tutsakların mutlaka serbest bırakılması gerekiyor, tahliye edilmesi gerekiyor.  Çocuklu annelerin çocukları ile beraber kalan annelerin mutlaka tahliye edilmesi gerekiyor. Onun dışında cezaevlerindeki koşulların düzeltilmesi gerekiyor.

    Yani aynı dezenfeksiyon işleminin orada da geçerli, bütün tutsaklara temizlik malzemelerinin ücretsiz verilmesi gerekiyor. Çok kalabalık koğuşların ayarlanması gerekiyor. Hatta pek çok hükümlü  ve tutsak  için ev koşullarının yani denetim serbestlik adli kontrol denetimine çıkarılmanın yollarının konuşulması gerekiyor.

    Yani bir bütün cezaevleri konusunda, çünkü gardiyanlar içeri girip çıkıp dışarıda teması olan insanlar, yani içeriye virüsün taşınması halinde önüne geçmemiz mümkün değil, bunları sağlanması lazım.

    Tedbirleri alırken de cezaevindeki insanların hak ihlallerine uğramaması lazım. Yani görüş yasağı getirmek yerine görüş koşullarına uygun şekilde ayarlanmasını sağlanmasının gerekiyor.

    Görüş sınırlaması getirilmiş ise telefon saatlerini uzatılması gerekiyor gibi pek çok şey yapılabilir ama cezaevleri için dediğim gibi dışarıdaki alınan tedbirlerin bir fazlasını almamız mutlaka ama mutlaka almamız gerekiyor.

    Şunu net ifade edelim dediğim gibi tedbirleri ifade etmek yetmiyor tedbirleri hayata geçirme koşullarını olanaklarını konuşmamız gerekiyor.”

    “YAŞAM STANDARTLARININ YÜKSELMESİ GEREKİYOR”

    Salgın sürecinin ekonomik yansımalarını aktaran Erdem, “Yani bu kaotik durumlarda bu kriz süreçlerinde maalesef ki de her birimizin yaşadığı sorunlar derinleşerek artıyor. Yani dar gelirler için sorunlar artıyor, işsizler için artıyor ve yine pek çok özel sektör işten çıkarmalara başladı bir kere bunların yasaklanması gerekiyor, işten çıkarmaların hatta asgari ücret alarak çalışan insanların yaşam standardının yükseltilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

     

  • SES Eş Genel Başkanı Kara: KHK ile ihraç edilen sağlıkçılar görev bekliyor-VİDEO

    SES Eş Genel Başkanı Kara: KHK ile ihraç edilen sağlıkçılar görev bekliyor-VİDEO

    PİRHA – SES Eş Genel Başkanı İbrahim Kara, koronavirüs salgınına ilişkin PİRHA’ya konuştu. Kara, “Şeffaflığa ilişkin hala toplumu ikna edebilecek bir durum söz konusu değil. Sağlık çalışanlarına virüs bulaşmayacak şeklinde hareket ediliyor” dedi. Kara, KHK ile ihraç edilen sağlık emekçilerinin görev beklediğini söyledi. 

    Koronavirüs salgını sürecinde sağlık emekçilerinin yaşadığı sorunlara ve genel işleyişe ilişkin PİRHA’ya açıklamalarda bulunan Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Eş Genel Başkanı İbrahim Kara, “Öncelikle gerçekten ülkemizde ciddi bir salgınla karşı karşıya olduğumuzu tüm toplum biliyor, bu konuya ilişkin farkındalık yaratıldı. Ama hala toplumun, bireylerin yapması gerekenlere ilişkin ciddi eksiklikler söz konusu. Özellikle basında koronavirüs tehlikesine karşı alınması gereken önlemler toplumla bir şekilde paylaşılıyor. Toplumun bu konuda duyarlı olması, hastanelere ihtiyaç olmadığında gitmemesi yönünde çağrılar yapılıyor veya özellikle riskli insanların evlerinden çıkmamasına ilişkin bir bilgilendirme yapılarak koronavirüs salgınını en az tehlikeyle atlatabilme çabasının içerisine girmiş vaziyette” ifadelerini kullandı.

    “BAKANLIĞIN, SAĞLIK ÖRGÜTLERİNİN GÖRÜŞ VE ÖNERİLERİNİ ALMASI GEREKİYOR”

    Türkiye’nin bir kriz kapısında olduğunu ve bu krizin aşılmasında yetkililere, sağlık emekçilerine ve halka büyük görevler düştüğünü belirten Kara, şöyle devam ettiÇ

    “Tabi bu salgınla baş edebilmenin yolu öncelikle bu sürecin şeffaf bir şekilde yürütülmesi ile doğru orantılı. Şeffaflık açısından baktığımızda toplum ne yazık ki Sağlık Bakanlığı’nın yapmış olduğu açıklamalara pek inanamıyor, inanmak konusunda kaygı duyuyorlar. Verilerin sağlıklı olduğuna ilişkin de şüphe duyuyorlar. Sağlık Bakanlığı’nın tek merkezden bu tür açıklamaları yapıyor olması ile ilintili olduğunu altını çizmemiz gerekiyor. Sağlık Bakanlığı kendisine gelen verileri ya da ülkedeki bu süreci bu salgın sürecini nasıl yönetildiğine ilişkin sağlık alanındaki emek ve meslek örgütleri ile kesinlikle paylaşmıyor. Biz de ancak arkadaşlarımızdan aldığımız bilgilerle bu süreci yönetmeye ve bu sürece katkı sunmaya çalışıyoruz. Aldığımız bilgiler doğrusunda Sağlık Bakanlığı’nı ya da hastanelerin yönetimlerini uyarmaya çalışıyoruz. Ama aslında olması gereken şey bir masanın etrafında bir kriz merkezinin içerisinde bu alandaki sağlık alanındaki örgütlü emek ve meslek örgütlerinin temsilcilerinin de olması, onların da görüş ve önerilerini alınması, aktarılması onların da bu sürece katkı sunmasıyla böylesi bir süreçten daha başarılı çıkmamızın önünde herhangi bir engel söz konusu değil.”

    “SAĞLIK ÇALIŞANLARI KAYGILI”

    Kara, şöyle devam etti:

    “Bütün uyarılarımıza ve bugüne kadar yürüttüğümüz çabalar göz önüne alınarak ufak bir değişikliğe gidildi ama bu bile yetmiyor. Çünkü sağlık çalışanları kaygılı, sağlık çalışanlarının birkaç nedenle kaygıları var. Bir kendilerine ilişkin kaygıları var. En az kaygı duydukları şey bu. Ailelerine ilişkin kaygılar var. Bir diğeri de sağlık hizmeti verdikleri topluma ilişkin kaygıları var. Virüsü kaptıkları andan itibaren öncelikle bulundukları her ortamda ister istemez bulaştırmak zorunda kalacaklar. Çünkü birçok hastayla ilgileniyorlar, hastane koridorunda geziyorlar, toplu kalabalık yerlerde, sağlık hizmeti ürettikleri için bulundukları her yerde benzer bir süreci yaşayacaklar, birçok insana da ister istemez farkında olmadan virüsü bulaştıracaklar. Bir diğeri evlerine gidecekler çocuklarına sarılacaklar, belki insanların ailelerin ve yakınlarının da ciddi bir tehlikeyle karşı karşıya olduğu böyle bir durumda onlarda ciddi sorun yaşıyorlar sağlık çalışanları bundan dolayı kaygılı.

    “AÇIK BİLGİ VERİLMİYOR”

    Bir diğeri de açık bilgi verilmiyor. Virüse ilişkin bir duyum ya da olası ihtimal gibi durumlarında bile sağlık çalışanları kişilere sağlık hizmeti sunuyorlar. Eksik ekipmanla. Kendilerine virüsün ulaşma riskini göze alıyorlar. Bu tür bilgilerin olmaması, herhangi bir vakayı izlemeye çalışma gayretleri şeffaf olmaması sağlık çalışanlarında ciddi bir riske sokuyor. Bunun anlamı şu  sağlık çalışanları hasta olursa, toplum bir bütün olarak hasta olacaktır.. Bu nedenle başta sağlık bakanı olmak üzere yöneticilerin sağlık çalışanlarını koruyacak hızlıca önlemler almak zorunda. Bugüne kadar toplum sürekli bilgilendirildi, toplumda bulaşır oluşmasın diye toplumda birçok önlemler alınmaya çalışıldı, önlemler alındı eksik de olsa bir süreç işletildi.

    “EKİPMANLAR ZİMMET KARŞILIĞINDA SAĞLIK ÇALIŞANLARINA VERİLİYOR”

    Ne yazık ki sağlık çalışanına ilişkin böylesi bir süreç maalesef ve maalesef işletilmiyor. Ne virüse ilişkin bir bilgi, ne de çalıştıkları ortamda bu sürecin nasıl yönetileceğine ilişkin bir bilgi bir aktarım söz konusu değil.

    Tabii ki koruyucu ekipman, Sağlık Bakanı çıkıyor televizyonlarda bas bas bağırıyor ben kendim hallediyorum, herhangi hastanede herhangi bir sorun yok diyor. Buyursun beraber hastanelere gidelim ziyaret edelim. Hiçbir hastanede maske ve eldiven sağlık çalışanların talepleri doğrultusunda bile verilmiyor. Neredeyse zimmet karşılığında sağlık çalışanlarına veriliyor.”

    “İHRAÇ EDİLMİŞ SAĞLIK EMEKÇİLERİ GÖREV BEKLİYOR”

    “Öncelikle personel eksikliği mutlaka giderilmeli, KHK ile ihraç edilmiş sağlık çalışanları hazır görev bekliyorlar. Ya da güvenlik soruşturması nedeniyle yani kendilerine yandaş olmayanları, kamu kurumlarında çalıştırmayan zihniyet şimdi o güvenlik soruşturmasında olumsuz sonuçlanan sağlık emekçilerini göreve davet edebilirler. Veya atama bekleyen yüz binlerce sağlık emekçisi var. Bunları da göreve davet ederek en azından bu süreci sağlık hizmeti sunumunu aksamasının önünde personel eksikliği olarak duran bu durumu ortadan kaldırabilir” diye konuşan Kara, “Bu nedenle başta sağlık çalışanlarının sağlığı olmadan halkın sağlık hizmeti ciddi zarar görür. Yani bizsiz sağlık olmaz diyoruz. Bu nedenle de bizim taleplerimizin görünür olması gerekiyor” çağrısında bulundu.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

     

  • SES Eş Başkanı’ndan hükümete çağrı: KHK’li sağlık emekçileri acilen göreve başlatılmalı-VİDEO

    SES Eş Başkanı’ndan hükümete çağrı: KHK’li sağlık emekçileri acilen göreve başlatılmalı-VİDEO

    PİRHA- Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Eş Genel Başkanı Gönül Erden, hükümet seslenerek, ataması yapılmayan, Kanun Hükmünde Kararnamelerle ihraç edilen, güvenlik soruşturması bahanesiyle bekletilen yüz binlerce sağlık emekçisinin acilen göreve başlatılması gerektiğini bildirdi. 

    Dünya Sağlık Örgütü, koronavirüse ilişkin pandemi ilan etti.  Türkiye’de ilk vakanın görülmesinin üzerinden günler geçmesine rağmen, halen pandemi salgınlarında uygulanan önlemlerin yeterince hayata geçirilmesi konusunda çok ciddi eksikler ve sorunlar yaşanıyor.

    Sağlık örgütleri hastanelerde acil eylem planına geçilmesi konusunda uyarılarını sürdürüyor.

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Eş Genel Başkanı Gönül Erden, hazırladığı videoda hükümet seslendi. Erden, ataması yapılmayan, Kanun Hükmünde Kararnamelerle haksız ve hukuksuz bir şekilde ihraç edilen, güvenlik soruşturması bahanesiyle bekletilen yüz binlerce sağlık emekçisinin acilen göreve başlatılması gerektiğini bildirdi.

    “Sağlık hizmetleri yetersiz sayıda sağlık emekçisiyle yürütülmektedir ve iş yükleri çok ağırdır” diyen Erden, hükümete şu çağrıyı yaptı:

    “Koronavirüs salgını ile birlikte bu iş yükünün daha da artacağı ortadadır. Sağlık hizmetlerinin daha sağlıklı yürütülebilmesi ve sağlık emekçilerinin riskinin azaltılması için acil bir planlamayla sağlık emekçi sayısı arttırılmalıdır. Ataması yapılmayan, Kanun Hükmünde Kararnamelerle haksız ve hukuksuz bir şekilde ihraç edilen, güvenlik soruşturması bahanesiyle bekletilen yüz binlerce sağlık emekçisi arkadaşımızı acilen göreve başlatılması ve bu sağlıkçı sayısı eksikliği sorununun giderilmesi gerekmektedir.”

    PİRHA/İSTANBUL