Etiket: seta

  • Evrensel çalışanlarının sarı basın kartları iptal edildi

    Evrensel çalışanlarının sarı basın kartları iptal edildi

    Gazetecileri fişleyen SETA’nın hakim olduğu Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, aralarında Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Gökhan Durmuş’un da bulunduğu çok sayıda Evrensel çalışanının sarı basın kartını iptal etti. 

    Evrensel gazetesi çalışanlarının sarı basın kartları iptal edildi. Basın Kartları Komisyonunun, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’na bağlanmasından sonra uzun zamandır yenileme başvurusu yapmış olan gazetecilere “bekleniyor” denilen sarı basın kartları, şimdi iptal edildi. Ankara’dan sürekli basın kartı sahibi ve Türkiye Gazeteciler Sendikası adına Basın Kartları Komisyonu’nda görev yapmış olan Sultan Özer ve sürekli basın kartı sahibi Fevzi Argun ile Evrensel gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat, Yazı İşleri Müdürü Şengül Karadağ Bayhan ile çeşitli departmanlarda görev yapan 14 gazete çalışanının sarı basın kartları iptal edildi.

    TGS BAŞKANININ KARTI İPTAL EDİLDİ

    Evrensel gazetesinde yer alan habere göre, Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı ve Evrensel Haber Müdürü Yardımcısı Gökhan Durmuş da basın kartı iptal edilenler arasında. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının “Basın Kartı Sorgulama” bölümüne baktıklarında kartlarının karşısında “iptal edildi” ifadesini gören gazeteciler, önceki gün Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Basın Destek Hattı’nı aradı. Ancak gün boyu telefona yanıt veren olmadığı için kartların iptal gerekçeleri de öğrenilemedi.

    Basın kartının yenilenmesi için başvuru yapmış olan ve uzun süredir bekleyen pek çok başka gazetecinin de basın kartlarının iptal edildiği öğrenilirken basın kartı iptal edilen gazeteci sayısının kaç olduğu da henüz bilinmiyor.

    KOMİSYON SETA’CILARIN ELİNDE

    Sarı Basın Kartları aslında uzun zamandır gazetecilerin gündeminde. Basın kartları geçmişte Başbakanlık Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü tarafından veriliyordu. Ancak Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilmesiyle birlikte Başbakanlık kapanınca bu kurum Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığına dönüştü. 24 Haziran 2018’de yeni yönetim sistemine geçilmesine karşın basın kartı komisyonu 13 ay boyunca toplanmadı. Temmuz 2019’da toplanması ise oldukça gizli oldu. Toplantının detayları da, komisyonda kimlerin olduğu da kamuoyuyla paylaşılmadı.

    CHP Milletvekili Utku Çakırözer ise komisyonda 9 kişinin olduğunu belirtmişti. Türkiye Gazeteciler Sendikası ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti komisyonda yer almıyor. Komisyonun 2 üyesi ise Cumhurbaşkanlığından. Cumhurbaşkanlığından verilen üyelerinden İletişim Başkan Yardımcısı Zahid Sobac, gazetecileri fişleyen raporu ile bilinen SETA’nın araştırmacı kadrosundan. Kalan üyelerden 3’ü ATV, Star ve Daily Sabah gazetelerinden, 2’si ise Anadolu Ajansı (AA) ve TRT’den. AA ve Daily Sabah’tan gelen isimler “basın-meslek örgütü” olan Medya İş ve Medya Derneği’nden temsilci olarak komisyonda yer alıyor.

  • Dijital yayınlarda RTÜK dönemi başladı

    Dijital yayınlarda RTÜK dönemi başladı

    RTÜK, internet ortamında sunulan radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayınları bugünden itibaren denetlemeye başlayacak. RTÜK’ün CHP’li Üyesi Taşcı, denetimde RTÜK’ün ilk hedefinin yabancı basın kuruluşları olacağını ifade etti.

    RTÜK, internet ortamından yayın yapan basın kuruluşlarını ve hizmet satın alımı yoluyla yayın yapan kuruluşları denetlemeye bugün itibarıyla başlıyor.

    RTÜK, internet üzerinden yapılan yayınların denetimine ilişkin hazırladığı uygulama yönetmeliğini Eylül 2018 tarihinde yayınlanmak üzere Cumhurbaşkanlığı’na gönderdi. Yaklaşık bir yıl boyunca burada bekletilen yönetmelik, 1 Ağustos’ta Resmi Gazete’de yayımlandı. Yönetmelik uyarınca internet yayıncılarına RTÜK’ten lisans almaları için verilen süre 1 Eylül’de doldu.

    RTÜK, bugünden itibaren resmen internet yayınlarını denetlemeye başlayacak. CHP’li RTÜK Üyesi İlhan Taşcı, yönetmeliğin Resmi Gazete’de yayınlanma zamanlamasının ‘manidar’ olduğuna dikkat çekerek, “Bu yönetmeliğin yayınlanmasıyla SETA’nın ‘Uluslararası Medya Kuruluşlarının Türkiye Uzantıları’ başlıklı raporunu kamuoyu ile paylaşması birbirinden bağımsız adımlar değildir. Düşünün ki bir yıl boyunca Saray’da bekletilen yönetmelik, SETA raporunun tamamlanmasından hemen sonra yürürlüğe girdi. Çünkü SETA raporu, internet denetiminin işaret fişeğidir. Orada yazılanlar bu denetimlerde izlemeye alınacak yayıncılarla ilgili yol haritasıdır” dedi.

    ‘YABANCILAR’ HUZURLARINI KAÇIRIYOR

    SETA raporunun “Uluslararası Medya Kuruluşlarının Türkiye Uzantıları” başlığının bile internet denetiminin nerelere uzanacağına ilişkin fikir verdiğini söyleyen İlhan Taşcı, şu değerlendirmeleri yaptı: “RTÜK’ün internet denetimindeki ilk hedefini bu rapordaki yabancı merkezli kuruluşlar oluşturacaktır. RTÜK radarına ilk takılacak olanlar da artık video, görüntü içerikli haberlerine ağırlık veren BBC Türkçe, Deutche Welle, Amerika’nın Sesi, Independent, Sputnik ve Euronews gibi yayıncılar olacaktır. Çünkü iktidara Türkiye’deki medyanın yüzde 95’ini kontrol etmek de yetmiyor. Böylece yayın politikalarına müdahale edemedikleri bu yayın kuruluşlarına RTÜK üzerinden baskı, denetim ve yaptırım mekanizmasını işletecekler ana hedef budur.”

    SİYASİ İRADE İLE MUHATAP OLACAKLAR

    Yabancı merkezli yayıncıların bugüne kadar Türkiye’de karşılaşmadıkları bir durumun da yaşanacağını anlatan Taşcı, “RTÜK, Demoklesin Kılıcı gibi üzerlerinde sallanacak. SETA raporunda ismi geçen hiçbir yayıncı da bu kapsamın dışında olmayacak” diye konuştu. Taşcı, bu yayıncıların videolu haberleri nedeniyle kimi zaman ‘Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne’ aykırı yayından, kimi zaman ise ‘tarafsızlık, gerçeklik ilkelerini’ esas almadıkları gerekçesiyle yaptırımla karşı karşıya kalabilecekleri görüşünü dile getirdi.

    CHP’li RTÜK Üyesi İlhan Taşcı, internet denetimine ilişkin kimi ulusal ve uluslararası yayıncı platformların üst düzey yönetici ve sahiplerinin kapalı kapılar ardında bazı görüşmeler yaptığı bilgisini paylaştı. Saray başta olmak üzere farklı kurum ve kuruluşlardaki üst düzey yöneticilerle yapılan bu görüşmelerdeki temel hedefin internet denetimine karşı ‘ara formül’ bulma arayışı olduğu bilgisine veren Taşcı, “Anlaşılan o ki, kimi isteğe bağlı yayıncılar gelinen noktayı hâlâ tam okuyamamış. Platformlar ile aboneleri arasındaki ara formüllerle internet denetiminden ‘kurtulacaklarını’, en azından belli bir düzeyde tutacaklarını, RTÜK radarına takılmama ayrıcalığını elde ederek, eski yayınlarını sürdürebileceklerini sanıyorlar. Ama yanıldıklarını zamanla anlayacaklar. Çünkü RTÜK’ün üstünde bir RTÜK vardır. Bir merkezden ihbar işareti denetlenmeleri, yaptırımlarla karşı karşıya kalmalarına yetecektir” dedi.

  • Basın kartı komisyonunda SETA da var

    Basın kartı komisyonunda SETA da var

    PİRHA- CHP’li Çakırözer, Basın Kartı Komisyonu üyelerinin iktidara yakın basın kuruluşlarından seçildiğini açıklarken, komisyonda ‘fişleme raporu’yla tepki çeken SETA’dan da bir kişinin bulunduğunu söyledi

    CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Cumhurbaşkanlığı’na bağlandıktan sonra 13 aydır toplanmayan Basın Kartı Komisyonu’nun üyelerinin iktidara yakın basın yayın kuruluşlarının çalışanlarından ve yöneticilerinden seçildiğini açıklarken, komisyonda ‘fişleme raporu’yla tepki çeken SETA’dan da bir kişinin bulunduğunu söyledi.

    Çakırözer, yazılı açıklamasında şöyle dedi: “Yeni komisyonun 9 üyesinden ikisi Cumhurbaşkanlığı’ndan, bunlardan İletişim Başkan Yardımcısı Zahid Sobacı gazetecileri fişleyen raporu ile bilinen SETA’nın araştırmacı kadrosunda bulunmuş. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nı temsil eden diğer üye ise İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un danışmanı Mücahit Eker. Komisyonun üç üyesi ATV, Star ve Daily Sabah gazetelerinden. İki üyesi ise Anadolu Ajansı ve TRT’den. Türkiye Gazeteciler Sendikası yok. Gazeteci cemiyetleri yok. Basın meslek örgütlerinden seçilenler, aynı zamanda Anadolu Ajansı ve Daily Sabah gazetesi yöneticileri. İletişim Başkanlığı akreditasyon ayıbını basın kartı komisyonunda da sürdürüyor. Basın kartı zaten artık sarı değil turkuaz. Turkuvaz Medya grubunun ağırlığı ile Basın Kartı Komisyonu da artık ‘turkuvaz’. Sürekli basın kartı sahiplerini komisyonda ATV yöneticisi temsil ediyor. Basın Kartı sahiplerini temsil eden üyelerden biri Star Gazetesi yazar kadrosunda diğeri TRT Haber yöneticisi”

    Başbakanlığın kapanması ile Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’na bağlanan, ardından kuruluş yönetmeliği değiştirilen, bir yıldan uzun süredir toplanmayarak basın mensuplarını mağdur eden Basın Kartı Komisyonu, Temmuz ayında toplandı.

    CHP’nin gazeteci kökenli milletvekili Utku Çakırözer, söz konusu toplantı hakkında şunları söyledi: “Toplantı tam bir gizlilik içinde yapıldı. Geçmiş yıllarda basın kartı komisyonunun toplanacağı duyurulurdu. Komisyonun sonuçları açıklanırdı. Ama yeni komisyonun hem oluşumuna hem de temmuz ayı toplantısının sonuçlarına dair bilgilendirme sadece basın kartı başvurusu sahipleri ile sınırlandırıldı. Bu kadar kalın bir sır perdesi içinde komisyonun üyeleri de merak konusuydu.”

    Aralık 2018’de değiştirilen yönetmelikle Basın Kartı Komisyonu üyelerini belirleme yetkisinin sadece Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’na verildiğini anımsatan Çakırözer, “Komisyonun iki üyesi zaten İletişim Başkanlığı’nı temsil edecekti. Kalan yedi üyenin tamamının da Başkanlıkça belirlenmesi sağlanmış” dedi.

    Yeni komisyon üyeleri

    • Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkan Yardımcısı Zahid Sobacı
    • Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Danışmanı Mücahit Eker
    • Sürekli Basın Kartı sahiplerini temsiler ATV Ankara Temsilcisi Şebnem Bursalı
    • Basın Kartı sahiplerini temsilen Star Gazetesi yazarı Halime Kökce
    • Basın Kartı sahiplerini temsilen TRT Haber Koordinatörü Yahya Bostan (Sabah Gazetesi’nin eski Ankara Haber Müdürü ve Yazı İşleri Müdürü)
    • Medya İş Sendikası’nı temsilen Anadolu Ajansı Finans Haberleri Editör Yardımcısı Hasan Arslan
    • Medya Derneği’ni temsilen Daliy Sabah Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Zahid Altay
    • Televizyon Yayıncıları Derneği’ni temsilen Doğuş Yayın Grubu Ankara Temsilcisi Murat Baran Şevişoğlu
    • Anadolu Yayıncıları Derneği Başkanı Sinan Burhan (Altındağ Belediye Meclis AKP’li üyesi, 24 Haziran seçimleri AKP’den milletvekili aday adayı) (Yeni Yaşam)

     

     

  • Gazetecileri hedef gösteren SETA’nın araştırmacısı basın komisyonunda

    Gazetecileri hedef gösteren SETA’nın araştırmacısı basın komisyonunda

    Basın Kartı Komisyonunun üyeleri belli oldu. 9 üyeden ikisi Cumhurbaşkanlığından. Bu üyelerden Zahid Sobacı gazetecileri fişleyen raporu ile bilinen SETA’nın araştırmacı kadrosunda bulunmuş.

    Cumhurbaşkanlığına bağlandıktan sonra 13 ay toplanmayan Basın Kartı Komisyonunun üyeleri belli oldu. Yeni komisyonun 9 üyesinden ikisi Cumhurbaşkanlığından, bu üyelerden İletişim Başkan Yardımcısı Zahid Sobacı gazetecileri fişleyen raporu ile bilinen SETA’nın araştırmacı kadrosunda bulunmuş. Komisyonun 3 üyesi ATV, Star ve Daily Sabah gazetelerinden. İki üyesi ise Anadolu Ajansı ve TRT’den. Türkiye Gazeteciler Sendikası yok. Gazeteci cemiyetleri yok.

    TGS YOK, CEMİYETLER YOK

    Başbakanlığın kapanması ile Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığına bağlanan, ardından kuruluş yönetmeliğini değiştiren, bir yıldan uzun süredir toplanmayan Basın Kartı Komisyonu Temmuz ayında toplandı. Komisyon üyelerine ilişkin bilgi veren CHP’nin gazeteci kökenli milletvekili Utku Çakırözer, Basın Kartı Komisyonunun eski yapısında 15 üyenin bulunduğunu, 3’ünün Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), 2’sinin Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), ikisinin ise Ankara ve İzmir Gazeteciler cemiyetleri tarafından belirlendiğini hatırlattı. Yeni komisyonun ise 9 üyesinden 2’sinin Cumhurbaşkanlığından 3 üyesinin iktidara yakın medyanın temsilcilerinden ikisinin TRT ve Anadolu Ajansı’ndan seçildiğini belirten Çakırözer, “İletişim Başkanlığı akreditasyon ve sansür ayıbını sürdürüyor. Bu komisyon gazetecilerin medyanın tümünü temsil etmiyor. Basın Kartı Komisyonunu da kendi mahallesinde kuran Saray giderek daralan basın özgürlüğüne karşı yeni bir engel mekanizması daha kurdu. Basın kartı artık sarı değil turkuvaz. Turkuvaz Medya grubunun ağırlığı ile Basın Kartı Komisyonu da artık ‘turkuvaz” diye konuştu.

    “BASIN KARTLARI MESLEK ÖRGÜTLERİ TARAFINDAN DAĞITILMALI”

    Çakırözer, “Bizler, sık sık dile getirdiğimiz gibi basın kartlarının meslek örgütleri tarafından dağıtılmasını talep ediyoruz. Basın Kartı Komisyonu gibi bir mekanizmaya mutlaka ihtiyaç duyuluyorsa da geçmişte olduğu gibi basın meslek örgütlerinin çoğunlukta olduğu komisyon toplantıları ile basın kartlarının dağıtılması gerekiyor. Basın ve ifade özgürlüğünün korunmasının şartlarından biri de budur” ifadelerini kullandı.

    Çakırözer, yeni basın kartı komisyonunun üye yapısını ve kararlarını Meclis gündemine taşıdı. Çakırözer, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın yanıtlaması istemiyle verdiği önergede şu sorulara yanıt aradı:

    “Yeni oluşturulan Basın Kartı Komisyonunun üyeleri kimlerdir? Üyeler, yönetmelik hükümleri çerçevesinde hangi basın meslek örgütlerini temsilen belirlemiştir? Üyelerin temsil ettikleri basın meslek örgütlerinin kaç üyesi vardır? Basın Kartı Komisyonu Temmuz ayı toplantısında kaç basın kartı başvurusunu değerlendirmiştir? Kaç başvuru onaylanmış, kaç başvuru reddedilmiştir? Yönetmelik hükümleri çerçevesinde ret gerekçeleri nelerdir?”

    (HABER MERKEZİ)

  • Savcılık, gazetecileri hedef gösteren SETA raporunu kovuşturmaya gerek duymadı

    Savcılık, gazetecileri hedef gösteren SETA raporunu kovuşturmaya gerek duymadı

    Savcılık, hazırladığı raporla gazetecileri fişleyen ve hedef gösteren SETA hakkında yapılan suç duyurusunda, “kovuşturmaya yer olmadığı”na karar verdi.

    Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği’nin (MLSA), Siyaset, Ekonomi ve Toplumsal Araştırmalar (SETA) Vakfı hakkında yaptığı suç duyurusuyla ilgili olarak “kovuşturmaya yer olmadığı”na karar verildi.

    Siyaset, Ekonomi ve Toplumsal Araştırmalar (SETA) Vakfı, sosyal medya üzerinden duyurduğu “Uluslararası Medya Kuruluşlarının Türkiye Uzantıları” başlıklı raporda gazetecileri fişlemiş ve hedef göstermişti. Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA), 8 Temmuz 2019 tarihinde suç duyurusunda bulunmuştu.

    Gazete Duvar’dan Nurettin Öztatar’ın haberine göre; MLSA’nın suç duyurusuna Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Bürosu’ndan yanıt geldi. Savcılık, suç duyurusu ile ilgili olarak kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi.

    Suç duyurusunda belirtilen suçlamaların (halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme, suç işlemeye alenen tahrik, kişilerin huzur ve sükununu bozma, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi) yasal unsurlarının oluşmadığını tespit eden savcılık, şüphelilerin eylemini “düşünceyi açıklama özgürlüğü kapsamında” değerlendirdiğinin altını çizdi.

    “DÜŞÜNCEYİ AÇIKLAMA ÖZGÜRLÜĞÜ”

    Kararda ayrıca, “Sırf sükunu bozmaya yönelik hukuka aykırı bir davranış bulunmadığından TCK 123. maddesinde düzenlenen “kişilerin huzur ve sükununu bozma” suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, şüphelilerin eyleminin düşünceyi açıklama özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi nedeniyle araştırılarak ifadesinin tespitine gerek duyulmadığı,” bildirildi.

    SETA RAPORUNDA NE VARDI?

    Gazetecilik faaliyetinin ve gazetecilerin sosyal medya paylaşımlarının adeta kriminalize edildiği raporda BBC Türkçe, Deutsche Welle (DW) Türkçe, Voice of America (VOA) Türkçe, Sputnik Türkiye, Euronews Türkiye, CRI (Çin Uluslararası Radyosu) Türk ve Independent Türkçe kurumlarının yayın politikaları ile ilgili fişlemeye varan tespitler ve bu kurumlarda çalışan Türkiyeli gazetecilerin listesi bulunuyordu. Listedeki gazetecilerin özgeçmişi ve sosyal medya paylaşımlarındaki eğilimlerin tek tek listelenerek gazetecilerin sosyal medya sayfalarından ekran görüntüleri de eklenmişti.

    Meşru gazetecilik faaliyetinin ve sosyal medya paylaşımlarının gayrimeşru gösterilmeye çalışıldığı raporda RSF Türkçe, Evrensel, BirGün ve Gazete Duvar hesaplarının paylaşımlarını retweet’lemek “hükümet karşıtı bir duruşa sahip olduğunu göstermek” olarak nitelendirilmişti. İçinde gazeteciler hakkında “hükümet karşıtı bir dili olduğu açıktır” ve “spekülatif konular üzerinden hükümete yönelik yaptığı suçlayıcı iddialarla dikkat çekmektedir” gibi ifadelerin geçtiği rapor, uluslararası kurumlarda çalışan Türkiyeli gazetecileri açıkça hedef gösterdiği iddia edilerek toplumun pek çok kesiminden tepki çekmişti. (HABER MERKEZİ)

     

  • SETA bu defa Avrupa’daki Kürtleri hedef gösterdi

    SETA bu defa Avrupa’daki Kürtleri hedef gösterdi

    Gazetecileri fişlediği raporla gündeme gelen SETA, şimdi de Avrupa’daki Kütleri hedef gösteren bir kitap yayımladı. 

    Gazetecileri fişlediği raporla gündeme gelen Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA), bu kez Avrupa’daki Kürtleri ve kuruluşları ile dostlarını hedef aldı. SETA, “Avrupa’da PKK yapılanması” başlıklı kitap hazırladı.

    FOTOĞRAF VE ADRESLERİNİ YAYINLADI 

    Kitapta, yurtdışındaki Kürt örgütleri ve yöneticileri ile dayanışmada bulunan Türkiyeli ve Avrupalı kuruluşlar ve yöneticileri, isimleri, fotoğrafları ve adresleri tek tek verilerek, hedef gösterildi. (MA)

  • Gazeteci örgütleri: SETA’nın gazetecileri fişlemesi suçtur

    Gazeteci örgütleri: SETA’nın gazetecileri fişlemesi suçtur

    Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), PEN Türkiye, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), DİSK Basın-İş, Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS), Türkiye Yayıncılar Birliği, Haber-Sen ve ÇGD, “SETA’nın gazetecileri fişlemesi suçtur” pankartı altında ortak basın açıklaması düzenledi. Bu eylemiyle SETA’nın suç işlediğine dikkat çeken basın örgütleri yasal işlem başlatılması çağrısında bulundu.

    Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı’nın (SETA) “Uluslararası Medya Kuruluşlarının Türkiye Uzantıları” adlı raporla gazetecileri fişlemesine ve ifade özgürlüğünü yok saymasına basın örgütlerinden tepki geldi. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, PEN Türkiye, Türkiye Gazeteciler Sendikası, DİSK Basın İş, Türkiye Yazarlar Sendikası, Türkiye Yayıncılar Birliği, Haber Sen ve Çağdaş Gazeteciler Derneği “SETA’nın gazetecileri fişlemesi suçtur” pankartı altında basın açıklaması gerçekleştirdi.

    Cağaloğlu’ndaki Türkiye Gazeteciler Cemiyeti binasında düzenlenen ortak basın açıklamasını TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş okudu. Rapora atıf yapan Güneş, gazetecilerin sistematik olarak baskı altında tutulduğunu vurgulayarak, “2019 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 157. sırada yer alan Türkiye, dünyada en fazla profesyonel gazetecinin hapiste olduğu ülkelerden biridir. 10 bini aşkın gazeteci işsiz bırakılmıştır” ifadelerini kullandı.

    “HABER BAŞLIKLARI WHATSAPP’TAN BİLDİRİLİYOR”

    Gazetecilerin sansür ve oto sansürün etkisi altına alındığını belirten Güneş, “Aktif çalışan gazeteciler, iktidar organları tarafından WhatsApp gruplarına eklenmekte, haberin hangi başlıklarla yapılacağı talimatlarla bildirilmektedir” dedi. İktidarın tek tip gazeteci, tek tip haber istediğine vurgu yapan Sibel Güneş, “SETA tarafından basın tarihi açısından kara bir leke olan bir çalışma yayınlamıştır” diye konuştu. Raporla 150 gazetecinin can güvenliğinin de tehlikeye atılmış olduğunu ifade eden Güneş, “Gazetecilerin fotoğrafları, özgeçmişleri ve daha önce çalıştıkları kurumları ile sosyal medya paylaşımları listelenmiştir” dedi.

    “OLASI SALDIRILARDAN SETA SORUMLUDUR”

    İsmail Çağlar, Kevser Hülya Akdemir ve Seca Toker imzalı raporda basın kuruluşlarına ‘gazetecileri denetleyin’ önerisi getirildiğini de hatırlatan Güneş, bu raporu hazırlayanların gazeteciliğin evrensel boyutunu anlamadıkları, çok seslilikten rahatsız olduklarını belirtti. Gazetecilerin görevinin iktidarın istediği yayını yapmak olmadığının da altını çizen Güneş, “Gazeteci ‘devleti şoke eden, inciten, rahatsızlık veren’ düşünceleri de kapsayan, halkın haber almasından ve gerçeklerden haberdar olmasından sorumludur” şeklinde konuştu.

    Meslektaşlarına yönelik olası saldırılardan SETA’nın sorumlu olacağını vurgulayan Güneş, “SETA’nın ya da çok yüksek maaşlı uzmanlarının; yüksek mali ödeneklerini gazeteci fişlemeleri yerine ifade özgürlüğü üzerindeki baskıları araştırmaya ayırmasını tavsiye ediyoruz” diye konuştu.

    “SETA MİT’İN VE POLİSİN GÖREVİNİ ÜSTLENDİ”

    TGC Başkanı Turgay Olcayto, SETA’nın bu araştırma ile ödül beklediği vurgulayarak, “SETA ciddi bir araştırma yapmamıştır, Dünya’nın sayılı ajanslarında görev yapan Türkiyeli gazetecileri hedefe koyup suçlamalarda bulunmuştur. Gazetecilerin bir ayağının adliyede olduğu bir ortamda SETA, MİT’in ya da polisin görevini üstlenmiştir” dedi. PEN Türkiye Başkanı Zeynep Oral ise, “Bu rapora göre kadın sorunlarıyla bile ilgilenmek suç sayılıyor. Meclisteki yasal bir parti olan HDP ile ilişki kurmak raporda suçmuş gibi gösteriliyor. Rapora göre hükümeti eleştirmek, yolsuzluk var, ülke ekonomik krizde demek, her ay 30 kadının öldürüldüğü gerçeğini dillendirmek suç” ifadelerini kullandı.

    TGS Genel Merkez Yöneticisi Can Uğur da yaptığı konuşmada, gazetecilerin hedef gösterilmesi döneminin kapanmasını isteyerek “Ülkede bir uzantı arayacaksak bu SETA’dır” dedi. DİSK Basın İş Başkanı Faruk Eren de “Bu araştırma bir muhbirlik metnidir. Tarihe bu cahiller değil, onurlu meslektaşlarımız geçecek” diye konuştu.

    “HALKI KİN VE DÜŞMANLIĞA SEVK EDİYOR”

    TYS Genel Başkanı Adnan Özyalcıner, SETA’nın açıkça suç işlediğini belirterek raporda halkın kin ve düşmanlığa sevk edildiğine vurgu yaptı. Özyalçıner, “İfade özgürlüğü yoksa, insan hak özgürlüğünden de bahsedilemez” dedi.

    Türkiye Yayıncılar Birliği Başkanı Kenan Kocatürk ise, “Dünya yayıncılığı iki temel üzerinde yükselir; biri düşünce ve ifade özgürlüğünü yaymak, diğeri telif hakkı. SETA’nın raporuyla düşünce ve ifade özgürlüğü doğrudan ihlal edilmiştir. Bu rapor hakkında herhangi bir yasal işlem yapılmazsa, ne yazık ki gazeteci ve yazarların yaşam hakkı ve düşüncesini ifade etme hakkı zarar görür” diye konuştu.

    Çağdaş Gazeteciler Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Kenan Şener de yaptığı konuşmada, “Geçtiğimiz ayda gazeteciler sokak ortasında dövüldüler. Bu saldırıların iktidar tarafından desteklendiğinde ise can güvenliğini yok sayan saldırılarla karşılaşıyoruz” ifadesinde bulundu.

    Haber Sen MYK Üyesi Ayşe Noyan Koluman da darbe girişimi sonrası yaşanan hak ihlallerine dikkat çekerek, “15 temmuzdan sonra SETA gibi kurumlar gazetecileri fişlemeyi görev bildiler” dedi.

    “TRT İLE SETA’NIN YAYIN ANLAYIŞI ORTAK”

    TRT Haber Sen 5 Nolu Şube Sekreteri Deniz Salman da SETA raporuna şu sözlerle tepki gösterdi: “TRT’nin ne muhabirini ne kamerasını görüyoruz, anlaşılan ajanstan alıp malum çevreler diye haberleştirecekler diye tahmin ediyoruz. Neler oluyor TRT’de diye bir bildiri yayınladık. Bütün iktidarlar TRT’de yayın içeriğinden personel alımına kadar müdahalelerde bulunuyor. Bugün bu doruk noktasına ulaşmıştır.” SETA’dan TRT’ye yüzlerce personel alımı sağlandığını da hatırlatan Salman, “Son kararname ile 1800 deneyimli yayıncı TRT’den emekli edilmişti. Siyasi bir kadrolaşma ile karşılaştık” diye konuştu.

    SETA kurucusu İbrahim Kalın ile birlikte Taha Özkan, Hatem Ete, Burhanettin Duran SETA’nın bilinen isimlerinin TRT programlarında yer aldıklarını da vurgulayan Salman, “TRT ile SETA ortak bir yayın anlayışına girmiştir. Sunucu ve konukların aldıkları ücretleri de merak etmekteyiz, Sayıştay raporlarında açıklanmadığı için bilemiyoruz” şeklinde konuştu. Salman ayrıca TRT World programlarında da SETA’nın bilinen isimlerinin yer aldığını belirtti. (EVRENSEL)

  • HDP Eş Genel Başkanı Temelli’den yeni anayasa çağrısı

    HDP Eş Genel Başkanı Temelli’den yeni anayasa çağrısı

    HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, AKP-MHP ittifakının yönetim şeklini gözden geçirme açıklamalarına ilişkin “Gelin bu vesayetçi, tekçi yapıdan kurtulalım. Bu adımı önce biz atalım. Bu sisteme karşı demokratik bir cumhuriyet için, çoğulcu laik bir cumhuriyet için ilk adımı biz atalım” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, partisinin grup toplantısında konuştu. HDP’nin bu haftaki grup toplantısına 103 kişinin hayatını kaybettiği 10 Ekim katliamında yaşamını yitirenlerin yakınları katıldı.

    Temelli’nin konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

    SETA RAPORU

    Bir vakıf var, SETA vakfı. Yaptığı araştırmanın başlığı bile kendini ele veriyor. Fişleme peşinde, yani bildiğiniz andıç. Bu andıç hikayeleri ile iktidara gelenlerin düştüğü duruma bakın. Gazetecilerin “neye hizmet ettiklerini” araştırıyorlarmış. Aykırı bir ses gördüğünde onları suçlayacak taktikler peşindesiniz. 90’larda bu işi karargahlar yapıyordu, şimdi araştırma grupları yapıyor. Demek ki çağ atlamışız! Raporda bizi de es geçmemişler. Bizimle iltisaklı olmak suç olarak gösterilmiş. HDP’nin haberlerini yapmak değil, sizin faaliyetleriniz suç! Bugün Türkiye’de bütün özgürlüklerin lağvedildiği bir süreç yaşıyoruz. Bunun sebebi de Cumhurbaşkanlığı sistemi.

    Geçen hafta bir rehabilite yapacaklardı biliyorsunuz, şimdi sistemin MR’ını çekeceklermiş! Bence siz bu sistemişn kısa filmini çekin de tarihe not olarak düşsün. Bizzat krizi doğuran bir mekanizmaya dönüşüş durumdasınız.

    EKONOMİK KRİZ

    Merkez Bankası başkanı da görevden alındı. Merkez Bankası bağımsız diyorlardı. Şimdi de tezi intihal olan bir Merkez Bankası başkanımız olacak. Biz bunları daha önce de yaşadık, Tansu Çiller döneminde yaşadık. O yüzden diyoruz ki Merkez Bankası özerk olmalı.

    Enflasyondan kurtulmak istiyorsanız ekonomide yapısal sorunlara ciddi çözümler üretmelisiniz. 17 yıldır ekonomiyi içinden çıkılmaz bir hale getirdiniz. Sanki bu işleri bunlar başımıza açmamış gibi, bir “beyaz sayfa” hikayesiyle karşımıza çıkıyorlar. Neyin beyaz sayfasını açacaksınız, kağıt israfından başka bir şey değilsiniz. Hepiniz oradaydınız!

    “Verginin tabana yayılması” diye bir şey söylüyorlar. Bu söyledikleri adaletsizliğe adaletsizlik katmaktır. Zenginlere vergi barışı, yoksullara vergi yükü! Sen vergi almıyorsun, habire vergi barışı çıkartıyorsun, sonra da bedeli halka ödetiyorsun.

    11’inci kalkınma planında, işsizlik 9.9’a düşecekmiş. Sanki iyi bir şey 9.9! 4 yıl önceye göre bütün hedefler yarı yarıya gerilemiş. Halkın bütçe hakkı çalınmıştır. Bütçenin denetimden kaçırıldığı bir yerde bunu düzeltmeniz mümkün değildir. Onlar bu sistemden kurtulmak yerine MR’ını çekmeye devam ediyorlar.

    KADIN ÜNİVERSİTELERİ TARTIŞMASI VE EĞİTİMDE EŞİTSİZLİK

    Eğitim konusunda da ülke ciddi bir kriz içerisinde. Liselere Giriş Sınavı’nda bakanlık “60-70 bin öğrenci girecek” derken 1 milyondan fazla öğrenci girdi. İki yıl önce Erdoğan dedi ki “TEOG’u kaldırın”. TEOG kalktı LGS geldi, sonuç bu… İllerin sıralamasına baktığımızda son iller ağırlıkta Kürt illeri. Eğitim, toplumda eşitsizlik son bulsun diye yapılır. Bizde ise eşitsizlikleri derinleştiriyor. Ayrımcılığın toplumsal yansımasını eğitimde de görüyoruz.

    Anadilinde eğitim haktır dedik, bunu var etmediğiniz sürece ülkenin bu tablosu değişmez.

    Japonya’ya gitti ya, orada bunu keşfetmiş: Kadın üniversiteleri. YÖK Başkanı’na da “işini buna göre yap” demiş. Oradaki kadın üniversitesinin adının “üniversite” olması öyle olduğu anlamına gelmez. Üniversite böyle bir ayırımcı anlayışla kurulamaz. Burada da cinsiyetçi bir ayrışmayı ortaya koyuyorlar.

    Yıllar önce Beyazıt Meydanı’nda başörtülü öğrenciler eylem yaparken bunların hiçbiri ortada yoktu ama biz oradaydık. O öğrencilerin hak mücadelesi vardı ve biz de oradaydık. O öğrencilerin hiçbirinin ayrı kadın üniversitesi talebi yoktu, eğitim haklarını istiyorlardı.

    KÜRT SORUNU VE ERDOĞAN’IN SÖYLEMLERİ

    Şiddetten, savaştan ve çözümsüzlükten beslenen bir iktidar. Erdoğan geçen gün çıktı, “Kürt sorunu yoktur” dedi. Biz de Kürt sorunu vardır ve küresel bir meseledir diyoruz. Türkiye halkları bu konuda inisiyatif almalı. Kürt sorunu yoktur diyenler, sorunun çözümü için çabalayanları hapishanelere attılar.

    Yine baktık, sınıra tank sevk ediyorlar. Diyorlardı ki “Yurtta sulh, cihanda sulh”. Bu lafı her gün tekrar edenler, ne oldu da caydınız şimdi?

    Bütün siyasetçileri, bütün halkları barıştan yana tutum almaya çağırıyoruz. “Kürt meselesi yoktur” diyenler S-400 almak istiyor. Getirsin Saray’ın bahçesine koysun, her sabah çıkar sever biraz.

    DİYADİN BELEDİYESİNE SALDIRI

    Diyadin’de belediyemize saldırdılar. Ortada bir gerekçe yok, biz oradan kayyumu süpürdük ya, aklınca onun intikamını alıyor. Her gelen de “Ben devletim” diyor. Sen devlet değilsin, kamu personelisin. O hizmeti vatandaşların güvenliği için vereceksin, iktidar için değil. Bu sadece Diyadin değil, İstanbul, Trabzon, Uşak belediyelerine saldırıdır, halkın şradesine saldırıdır. Ama maalesef kimseden ses duyamadık. Türklye’de bu sorunların çözümü için demokrasi ittifakı gerekliliktir. Demokrasi ittifakında bir an önce buluşmalıyız. Bu çağrı herkesedir, gelin hep birlikte demokratik bir anayasayı var edelim. 12 Eylül’ün anayasasından, bu tekçi anayasadan kurtulalım. Önümüzdeki günlerde bunun çalışmalarına hız vereceğiz. Önce parlamentoyu çağırıyoruz, gelin bu vesayetçi ve tekçi anlayıştan kurtulalım. Demokratik, laik bir anayasa için parlamento başta olmak üzere tüm siyasi partiler, kurumlar ve sendikalara çağrımızı yineliyoruz.

  • TGS gazetecileri fişleyen SETA hakkında suç duyurusunda bulundu-VİDEO

    TGS gazetecileri fişleyen SETA hakkında suç duyurusunda bulundu-VİDEO

    Türkiye Gazeteciler Sendikası, hazırladığı raporla gazetecileri fişleyen SETA hakkında suç duyurusunda bulundu. TGS Genel Başkanı Gökhan Durmuş, “Bu raporun bilimsellikle ilgisi olmayan tamamen uluslararası basın kuruluşlarında çalışan meslektaşlarımızı fişlemeye dönük bariz bir çalışma olduğu ortada” dedi.

    Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), SETA’nın uluslararası basın kuruluşlarına ve Türkiye’de bu kurumlarda çalışan gazetecilere ilişkin raporu sonrası, raporun bir fişleme olduğunu ifade ederek Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesinde Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulundu.

    TGS’nin suç duyurusunda, raporun “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçu” ve “Kişisel verilerin kaydedilmesi suçu” işlediği vurgulandı.

    Suç duyurusu öncesi, aralarında TGS Genel Başkanı Gökhan Durmuş’un da bulunduğu çok sayıda gazeteci, adliye önünde bir araya gelerek basın açıklaması yaptı.

    “RAPORUN TALİMATLA HAZIRLANDIĞI ÇOK BELLİ”

    Suç duyurusunun öncesinde İstanbul Adliyesi önünde açıklama yapan TGS Genel Başkanı Gökhan Durmuş, şunları söyledi:

    “SETA vakfının önceki gün yaptığı sözde bilimsel rapor hakkında bugün suç duyurusunda bulunacağız. Bu raporun bilimsellikle ilgisi olmayan tamamen uluslararası basın kuruluşlarında çalışan meslektaşlarımızı fişlemeye dönük bariz bir çalışma olduğu ortada. Tamamen kamuoyunun ulaşabileceği bilgileri toplayıp, iktidara eleştirel haberleri ön plana çıkartarak yakınlık ve uzaklık diyerek bir algı oluşturmaya çalışılmıştır. Bu algıya birlikte uluslararası basın kuruluşlarında çalışan meslektaşlarımız hedef haline getirilmiştir. Türkiye’de son yıllarda iktidarın haberin halka ulaşmasını engellemeye yönelik çalışmalarını biliyoruz. Medyanın yüzde 95’i kontrol altına alınmış bir ülkede yaşıyoruz. Bu rapor haberin dünyaya ulaşmasını da engellemeye yönelik bir rapordur. Burada asıl olarak hedeflenen haberin halka ve dünyaya ulaşması engellenmektedir. Türkiye’de yayın yapan birçok medya kuruluşu da terör yanlısı olarak gösterilmektedir. Bu raporun kimden talimat alınarak hazırlandığını bilmiyoruz. Durup dururken böyle bir rapor hazırlanması gerçekçi gözükmüyor. Bir talimatla yapıldığı çok belli.”

    “KİN VE NEFRETE TAHRİK SUÇU”

    İki başlıkta suç duyurusunda bulunacaklarını belirten Durmuş, “Suç duyurusunda bulunduğumuz konulardan ilki halkı kin ve nefrete tahrik suçu ve diğeri ise kişisel verilerin korunması kanununun ihlali suçu. Umarız suç duyurumuz hızla davaya dönüşür ve gerçekler açığa çıkar” dedi.

    Açıklamanın ardından adliyeye geçen Durmuş ve gazeteciler, suç duyurusunda bulundu.

    “OLASI OPERASYONLARDAN SETA VE AKP SORUMLUDUR”

    Suç duyurusunun ardından adliye önünde gazetemize açıklamalarda bulunan CHP Eski Milletvekili Barış Yarkadaş, “SETA’nın bilimsel çalışma adı altında ortaya koyduğu rapor bir fişlemedir ve andıçtır. Bu rapor iki amaç gözetmektedir. Birincisi uluslararası basın ajanslarında çalışan arkadaşlarımıza göz dağı vermek ve onların gazetecilik yapmalarının önüne geçmektir. Diğeri de belli ki olası bir operasyonun zeminini hazırlamak için arkadaşlarımızın isimleri ifşa edilmiştir. Bu bağlamda AKP iktidarının desteklediği SETA’nın ortaya koyduğu raporu fişleme ve andıç olarak ortaya koymak gerekir. Böyle bir bilimsel çalışma olmaz. Eğer SETA medyada bir tek seslilik arıyorsa dönsün AKP iktidarına baksın. Yüzde 95’inin iktidarın denetimi altında olduğu medyanın tek sesliliğini görmeyenlerin uluslararası basın ajanslarında çalışan arkadaşlarımızı ‘tek sesli yayın yapıyorlar’ diye eleştirmesi doğru değildir. Bu bağlamda SETA’nın gazetecileri hedef göstermesi önümüzdeki süreçte bu kurumlarda çalışan arkadaşlarımıza olası bir operasyonun da işaretidir. Eğer arkadaşlarımıza yönelik herhangi bir operasyon gerçekleşirse bunun sorumlusu SETA ve onu destekleyen AKP’dir. İktidar bu kurumlar aracılığıyla gazetecilik yapılmasını engellemeye çalışmakta ve gazetecileri hedef göstermektedir. Bu rapor medya tarihine bir andıç ve bir fişleme olarak geçecektir. SETA bu raporu derhal geri çekmeli, özür dilemeli ve bir daha yapmayacağına dair söz vermelidir” ifadelerini kullandı.

    “DEMOKRASİ KARŞITI BİR GİRİŞİMDİR”

    Yine raporda ismi ve çalıştığı kurum olan Sputnik’e dair değerlendirmelerin de bulunduğu gazeteci Zafer Arapkirli, “SETA’nın hazırladığı bu raporu şiddetle kınıyorum. Raporda benim çalıştığım kurum da bulunuyor, ben de bulunuyorum. Gerçekten gerçek, doğru ve dünya standartlarında haber yapmaya çalışan kurumların ve gazetecilerin itibarsızlaştırılmasına ve hedef gösterilmesine çalışan bir girişimdir. Demokrasi karşıtı bir girişimdir” diyerek raporu şöyle değerlendirdi:

    “Baskıcı iktidarların genel bir tavrı var. İşlerine gelmeyen gazetecileri, kendi standartlarında yayın yapmayan gazetecileri itibarsızlaştırmak ve onların gazetecilik yapmasını engellemeye çalışmak gibi. Bunu birkaç değişik şekilde yapıyorlar. Kimi zaman yayın organlarını kapattırmak ya da mali özgürlüklerini kısıtlamak, gazetecileri işten attırmak, gazetecileri çetelerin saldırısına uğratmak, gazetecileri yazdıkları sebebiyle yargılamak gibi. Şimdi de yeni yöntem bulmuşlar. Ne idüğü belirsiz birtakım insanlar böyle raporlar hazırlıyorlar. Zafer Arapkirli hükümet karşıtı paylaşımlarda bulunmuş, sosyal medyayı çok aktif kullanıyormuş. Bunlar suçmuş gibi. Falanca konuda şöyle tavır almışız, sanki onlara sormak zorundayız. Baskıcı rejimlere yaranmaya çalışanların ortaya çıkardığı bir rapor. Gerçek gazetecileri rahat bıraksınlar. Biz gazetecilik yapıyoruz. Ben kırk yılı aşkın süredir bu mesleğin içindeyim, böyle rezalet bir şey görmedim.”

    SUÇ DUYURUSUNDA NELER YER ALDI?

    “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik” ve “Kişisel verilerin kaydedilmesi” suçlamaları ile yapılan suç duyurusunda gazetecilerin “önceden çalıştığı mecralar-aktif olarak çalıştığı ve katkı sağladığı mecralar” şeklinde ağ haritaları çıkarıldığı; bu ağ haritaları üzerinden gazeteciler hakkında bir polis fezlekesi veya iddianameye benzer “iltisak ve irtibatlandırma” çabasına girildiği; açık kaynaklardan erişilmesi mümkün bilgilere seçici ve manipülatif şekilde yer verildiği ve gazetecilik faaliyetlerinin suç gibi gösterilmeye çalışıldığı vurgulandı. Dilekçede ayrıca “Bu durum Türkiye Gazeteciler Sendikası üyesi olan gazetecilerin de bulunduğu bir grup basın çalışanının ciddi tehdit altında bulunduğunun, ileride daha ciddi ve yakın tehditlere maruz kalabileceklerinin öncülüdür” denildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Seta’nın fişleme raporuna tepkiler büyüyor

    Seta’nın fişleme raporuna tepkiler büyüyor

    İktidara yakınlığıyla bilinen SETA Vakfı, yayınladığı bir rapor ile Türkiye’de yayın yapan BBC Türkçe, DW Türkçe gibi uluslararası basın ile buralarda çalışan gazetecileri hedef gösterdi. Raporu “fişleme” ve “andıç” olarak niteleyen basın meslek örgütleri ve gazeteciler tepkili.

    Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu yaptığı yazılı açıklamada, raporu bir fişleme olarak değerlendirildi. Açıklamada, “Temel amacının gazetecileri ve çalıştıkları kurumları fişlemek ve hedef haline getirmek olduğu açık olan rapor adı altında paylaşılan belge bizler açısından suç teşkil etmektedir. Bu belge, gazeteciler ve çalıştıkları basın kurumlarına dönük müdahalelere zemin sunmaktır. Gazeteciler ve basın kurumları baskı altına alınmak istenmektedir. Bu durum aklımıza “bu neyin korkusudur ?” sorunu getirmektedir.
    Bizler Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu olarak gazetecilere ve basın kurumlarına dönük SETA eliyle başlatılan fişleme politikasını asla kabul etmediğimizi ve meslektaşlarımızın yanında olduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz. ” ifadelerine yer verildi.

    TGC: TÜRKİYE DEMOKRASİSİNE VURULAN AĞIR BİR DARBEDİR

    Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) de yaptığı açıklamada, raporun akademik bir çalılmadan ziyade polis raporu niteliğinde fişleme belgesi olduğu belirtildi. “Türkiye demokrasisine, basın ve ifade özgürlüğüne vurulan ağır bir darbedir” tepkisi gösterilen açıklamada devamla şunlar belirtildi:
    “İsmail Çağlar, Kevser Hülya Akdemir ve Seca Toker imzalı raporda basın kuruluşlarına ‘gazetecileri denetleyin’ önerisi de getirilmiştir.
    Raporun gazeteciliğin evrensel boyutunu anlamayan, çok seslilikten rahatsız olan ve haberin serbest dolaşımını istemeyenler tarafından hazırlandığı ortadır. Bu kişiler, haber almak için devletin yayınlayacağı tek tip bültenlerle yetinebilirler.

    Bu raporu hazırlayanlar, raporda hedef gösterdikleri meslektaşlarımıza yönelik her türlü saldırıdan sorumlu olduklarını unutmamalıdır. Raporda fişlenen ve hedef gösterilen tüm gazetecilerin yanında olduğumuzu kamuoyuna bildiriyoruz. Hala anlamayanlara gazeteciliğin ‘iktidara değil, halkın haber alma ve gerçekleri öğrenme hakkına hizmet eden bir meslek olduğunu’ bir kez daha tekrar hatırlatıyoruz.”

    HDP:DARBE DÖNEMLERİNDEKİ MEDYA ANDIÇLARINDAN FARKSIZ

    Rapora yönelik bir tepki de HDP‘den geldi. Partinin Basın, Yayın ve Propagandadan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Azad Barış yazılı açıklamasında, “Belgede yer alan sonuç ve öneriler bölümü de en az belgenin geneli kadar vahimdir. Bu bölümlerde kullanılan ifadeler adeta fişlemenin ve ihbarcılığın itirafı niteliğindedir. Medya kuruluşlarına yönelik sansür ve gazetecilere yönelik işten çıkarmalar teşvik edilmiş, vatandaşlar ihbarcılığa yönlendirilmiştir. Rapordan çok savcılık iddianamelerini anımsatan bu belge, darbe dönemlerinin medya andıçlarından farksızdır.” ifadelerine yer verildi.

    “Belgede bahsi geçen gazeteciler Türkiye’nin en saygın gazetecileridir” vurgusu yapılan açıklamada, ” Bu isimler, gazetecilere yönelik tüm baskı ve tehditlere rağmen mesleklerini yapmakta direnmekte, gerçekleri kamuoyuyla buluşturmaktadırlar. Bu, suç değil onur duyulması gereken bir durumdur. Esas suç medyayı boyunduruk altına almak, kamuoyunun haber alma hakkını engellemek, gazetecileri fişlemek, hedef göstermektir” diye belirtildi.

    YARKADAŞ: BUNUN ADI DÜPEDÜZ ANDIÇ

    CHP Milletvekili Barış Yarkadaş Twitter sayfasında yaptığı açıklamada, “Bunun adı düpedüz “ANDIÇ”tır…
    Tarihe de ‘Andıç’ olarak geçecektir. Belli ki; yabancı medya kuruluşlarına yönelik bazı planlar masada… Gazeteciliği suç gören anlayış da bu yüzden iş başında ve zemin hazırlama gayretinde.” ifadelerini kullandı.

    YENİ ŞAFAK : GERİ ÇEKİLİP ÖZÜR DİLENMELİ

    Rapora Yeni Şafak gazetesinden de tepki geldi. Gazetenin internet sitesinin yazı işleri müdürü Ersin Çelik, ‘ciddi bir beceriksizlik’ diye nitelediği raporun geri çekilmesi ve özür dilenmesi çağrısı yaptı. Çelik,  Twitter’dan paylaştığı mesajda, “Gazetecilerin takip listeleri, başka gazetecileri RT yapmaları gizemli bir bilgi değil. Fakat ‘süzülerek’ raporlaştırılması fişlemeye girer. Gerçi fişleme de kamuya açık olmaz. Bu çalışma başlı başına ciddi bir beceriksizlik. Rahatsız edici. Geri çekilip özür dilenmeli” ifadelerini kullandı.

    SETA’YA TÜRKİYE’DEN 1 MİLYON 125 BİN DOLAR GÖNDERİLMİŞ

    Diğer taraftan SETA’nın ABD’de “SETA Foundation” adlı bir şubesinin olduğu ortaya çıktı. ABD yasaları gereği vergiden muaf vakıf ve derneklerin mali bilgileri halka açık bir sisteme kaydediliyor.

    Bu sistemdeki halka açık bilgileri Twitter hesabından paylaşan akademisyen Selim Sazak, SETA’nın ABD’deki şubesine Ankara’dan 1 milyon 125 bin dolar para gönderildiğini yazdı. Maaş harcamalarının 277 bin 582 dolar olarak görüldüğü sistemde, SETA’nın bütün gelirinin Ankara’dan toplanan bağış miktarı olduğu görülüyor.

    Sistemde personel maaşı olarak, yalnızca “Genel Direktör” sıfatıyla yönetim kuruluna da üye olan Kadir Üstün’ün 75 bin 567 dolar aldığı anlaşılıyor.

     

  • SETA, gazetecileri fişledi

    SETA, gazetecileri fişledi

    SETA yayınladığı medya raporuyla gazetecileri fişledi. Basın meslek örgütleri rapora tepki gösterirken Çağdaş Gazeteciler Derneği, raporda adı geçen gazetecilere SETA’ya dava açma çağrısı yaptı.

    SETA tarafından yayınlanan “Uluslararası Medya Kuruluşlarının Türkiye Uzantıları” başlıklı rapor gazetecilerin tepkisini çekti. “Raporda ele alınan medya kuruluşları kuruluşundan bugüne incelenirken mecraların Türkiye için kritik olaylardaki tavrı da ölçülmeye çalışılmıştır.

    Ayrıca çalışan profili incelenerek uluslararası medya kuruluşların çalışanlarının geçmişte hangi mecralarda görev yaptığı ağ analizleriyle ortaya konulmuştur” sunumuyla paylaşılan rapor  çok sayıda gazetecinin geçmişte ve bugün çalıştıkları medya kuruluşlarını ve habercilik faaliyetlerini listeledi.

    SETA’nın bu raporu çok sayıda gazetecinin tepkisini çekti ve ‘fişleme’ yorumlarında bulunmasına neden oldu.

    Gazeteci Candan Yıldız, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, “SETA’nın “Uluslararası Medya Kuruluşlarının Türkiye Uzantıları” raporundan bir örnek daha: Nevzat Çiçek, Twitter hesabından Necmettin Erbakan, Ahmet Kaya gibi toplumun farklı kesimlerini temsil eden kişiler için başsağlığı dilekleri iletmiştir” ifadelerini kullanırken Nevşin Mengü de, “Bu ülke ne andıçlar ne fişlemeler gördü. Bu dönemde işini yapıp fişlenmeyen kaldı mı?” dedi.

    ÇGD’DEN GAZETECİLERE DAVA AÇIN ÇAĞRISI

    Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD), gazetecileri “Türkiye’nin yeni medya andıcı” olarak nitelendirilen SETA raporuna karşı hukuki haklarını kullanmaya davet etti.

    ÇGD’nin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “Gazetecilerin, gazetecilik yapmalarına dahi tahammül edemeyen, tüm gazetecileri belli kalıpta görmeyi hedef edinen, gazetecileri toplumun bir kesimine hedef göstermekten çekinmeyen SETA’nın fişleme belgesi, tarihimizde kara lekelerden biri olarak anılacaktır” denildi.

    Söz konusu raporun “Türkiye’nin yeni medya andıcı” olarak görüldüğü belirtilen açıklamada, “Bu fişleme belgesini hazırlayan zihniyeti kınıyoruz, tüm meslektaşlarımızı basın ve kişisel özgürlüklerimize yapılan bu saldırıya karşı durmaya ve hukuki haklarını kullanmaya davet ediyoruz” ifadelerini kullanıldı.

    BASIN İŞ: GAZETECİLİK YAPMAKTAN VAZGEÇMEYECEĞİZ

    DİSK Basın İş’in sosyal medya hesabında yapılan açıklamada da, “Kimi zaman üniforma giydiler, kimi zaman sivil kıyafetler, Andıç hazırlamaktan, gazeteciler fişlemekten, tehdit etmekten vazgeçmediler. Bizler de gazetecilik yapmaktan, gerçekleri yazmaktan vazgeçmeyeceğiz” denildi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Siz ‘uluslararası basının Türkiye’deki uzantıları’ nı yazın, Bizler de Uluslararası Sermayenin Türkiye’deki uzantılarını yazacağız. Gerçekleri öğrenmek isteyenlere, hapisteki meslektaşlarımıza sözümüz olsun. SETA tarafından hazırlanan ‘raporda’ adı geçen tek bir meslektaşımızın başına gelecek olumsuzluktan, raporu hazırlayan, talimat veren ve yayına sunanlar sorumludur.”

    GGC: SETA, RAPORDA İSMİ GEÇEN GAZETECİLERDEN ÖZÜR DİLESİN

    Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti (GGC) de, yazılı açıklama yaparak SETA’nın raporunu eleştirdi. GGC üyelerinin de isminin raporda geçtiğinin belirtildiği açıklamada, “Belgede ismi geçen meslektaşlarımızın karşılaşacağı herhangi bir olumsuzluğun tüm sorumluluğunun, arkadaşlarımızı fişleyen ve hedef gösteren SETA Vakfı’nda olacağını kamuoyunun bilgilerine sunarız” denildi.

    GGC açıklamasında şu ifadeler yer aldı:

    “Raporun satır aralarında meslektaşlarımıza yönelik olumsuz algı yaratılmaya çalışıldığı, yabancı medya kuruluşlarında çalışan gazetecilerin isim isim, çalıştıkları kurumlar, yaşadıkları yerler de açıkça belirtilerek, hedef gösterildiği ve fişlendiği açıktır. Daha fazla düşünce özgürlüğü için yargı reformlarının konuşulduğu bir dönemde bu rapor Türkiye demokrasisine, basın ve ifade özgürlüğüne ağır bir darbe niteliğindedir.

    Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti olarak; aralarında üyelerimizin de bulunduğu meslektaşlarımız hakkında olumsuz algı yaratan; aralarında TRT’nin de bulunduğu bazı basın kuruluşları hükümete muhalif ve hatta meslektaşlarımızı bazı odaklara hedef göstermekten başka bir maksadı olmayan bu raporun geri çekilmesi ve raporda ismi geçen gazetecilerden özür dilenmesi gerektiğini düşünmekteyiz.” (DUVAR)