Etiket: setenay yarıcı

  • GÜNCELLENDİ/Cumartesi Anneleri, 1078. haftada Hayrettin Eren’in akıbetini sordu-CANLI

    GÜNCELLENDİ/Cumartesi Anneleri, 1078. haftada Hayrettin Eren’in akıbetini sordu-CANLI

    PİRHA-Gözaltında kaybedilen yakınlarını arayan Cumartesi Anneleri, eylemlerinin 1078. haftasında Galatasaray Meydanı’nda Hayrettin Eren’in akıbetini sordu. Yapılan açıklamada, “45 yıldır Hayrettin Eren’in akıbetini ortaya çıkarma ve failleri cezalandırma yükümlülüğünü yerine getirmeyen tüm iktidarlar bu suçun devamcısıdır. Kaç yıl geçerse geçsin; Hayrettin Eren için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz” denildi.

    Gözaltında kaybedilen yakınlarını arayan Cumartesi Anneleri, eylemlerinin 1078. haftasında Galatasaray Meydanı’nda 45 yıl önce gözaltında kaybedilen Hayrettin Eren’in akıbetini sordu. Açıklamayı, Hayrettin Eren’in yeğeni Setenay Yarıcı okudu.

    “45 YILDIR HAYRETTİN EREN İÇİN ADALET İSTİYORUZ”

    Zorla kaybetmenin suç olduğu belirten Setenay Yarıcı, “Zorla kaybetmeler, yalnızca bir insanın ortadan yok edilmesiyle sınırlı bir insanlığa karşı suç değildir; geride kalan aileler için bitmeyen bir belirsizlik, tükenmeyen bir arayış ve kapanmayan bir yara anlamına gelir. Bu belirsizliğin açtığı yaraların iyileşmesinin yolu, gerçeğin ortaya çıkarılmasından, adaletin sağlanmasından ve kayıp ailelerinin yalnız bırakılmadığını gösteren güçlü bir dayanışmadan geçer. 1078. haftamızda bir kez daha yineliyoruz: Hayrettin Eren’i işkenceyle öldürüp bedenini kaybedenlerin isimleri devletin resmi kayıtlarında mevcuttur. 45 yıldır Hayrettin Eren’in akıbetini ortaya çıkarma ve failleri cezalandırma yükümlülüğünü yerine getirmeyen tüm iktidarlar bu suçun devamcısıdır. Kaç yıl geçerse geçsin; Hayrettin Eren için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz” denildi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Cumartesi Anneleri eylemleri 1044. haftada: Bize bir mezar taşı gösterin- VİDEO

    Cumartesi Anneleri eylemleri 1044. haftada: Bize bir mezar taşı gösterin- VİDEO

    PİRHA- Cumartesi Anneleri’nin 1044’üncü buluşmasında Ali Karagöz’ün akıbeti soruldu. Kayıp yakınları bayramda mezara gideceklerine Galatasaray Meydanı’na geldiklerini vurgulayarak, “Bize de bir mezar taşı gösterin, bu karanfilleri o mezara götürelim, sevdiklerimizin yanına gidelim” dedi.

    Gözaltında kaybedilen ve katledilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle her hafta Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen Cumartesi Anneleri eylemlerinin 1044’üncüsünü gerçekleştirdi. Karanfiller ve gözaltında kaybettirilen yakınlarının fotoğraflarıyla Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen Cumartesi Anneleri, bu hafta 1993 yılında Cizre’de katledilen Ali Karagöz‘ün faillerin yargılanmasını istedi.

    Burada yapılan basın açıklamasını gözaltında kaybedilen Hayrettin Eren’in yeğeni Setenay Yarıcı okudu.

    “KARAGÖZ’ÜN AKIBETİNİ SORAN EŞİNE ÖLÜM TEHDİDİ”

    Setenay Yarıcı, 27 Aralık 1993 sabahında askerlerin ve Kamil Atak’a bağlı korucuların Ali Karagöz’ün evine baskın düzenleyerek gözaltına alındığını, ardından da kendisinden haber alınamadığını belirtti. Setenay Yarıcı, Ali Karagöz’ün kaybedilmesine ilişkin şunları aktardı:

    “Ayşe Karagöz, eşini zorla götüren askerlerin peşinden gitti. Bir süre sonra yolda Şevkiye Aslan ile karşılaştı. Şevkiye, eşi İskan Aslan’ın da gözaltına alındığını ve Ali Karagözle ellerinden birbirlerine bağlanarak korucubaşı Kamil Atak’ ve Kukel Atak’ın evinin altındaki bodruma götürüldüklerini söyledi. Ayşe Karagöz, eşinin serbest bırakılmasını talep etmek için Atak’ların evine gitti ancak ‘eşini sormaya devam ederse kendisinin de öldürüleceği’ tehdidiyle karşılaştı. Bunun üzerine savcılığa dilekçe ile başvurdu ve eşinin bulunmasını talep etti. Ayşe Karagöz daha sonra savcılığa verdiği dilekçeyle ilgili gelişme olup olmadığını sorduğunda dilekçesinin işleme konmadığını öğrendi. Eşini aramaya devam eden Ayşe Karagöz, sürekli tehdit edildi, hiçbir bilgiye ulaşamadı.

    2009 yılında Midyat Cumhuriyet Başsavcılığı’na ifade veren korucu Mehmet Nuri Binzet, Kamil ve Kukel Atak’a ait Cudi mahallesinde bulunan evin bodrum katlarında nezarethane olarak kullanılan odalar bulunduğunu, buraya getirilen kişilerin Cemal Temizöz’ ün bilgisi dahilinde sorgulandıktan sonra infaz edildiklerini anlattı. Ayşe Karagöz, 18 Mart 2009 tarihinde Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı’na tekrar başvurdu. 2009/435 soruşturma numarasıyla ifadesi alındı ancak bu güne kadar etkili bir soruşturma yürütülmedi. Ali Karagöz’ün akıbeti karanlıkta bırakıldı, bilinen failleri cezasızlıkla korundu. Kaç yıl geçerse geçsin, Ali Karagöz ve tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz.”

    “BURAYI MEZAR BİLDİK”

    Burada yapılan konuşmalarda kayıp yakınları arife gününde diğer insanlar gibi sevdiklerinin mezarını ziyaret etmek istediklerini, kayıplarının bulunmasını söylediler. Kayıp yakınlarından Hanife Yıldız, “30 yıldır buradayız, 59 bayram geçti kaybedilen insanların mezarı olmadığı için burayı mezar olarak bildik ve buraya geliyoruz. Ama yalnızca kendimiz için burada değiliz. Son zamanlarda adalet isteyen yurttaşlar ağır müdahalelere uğruyor. İşkenceci polislere sesleniyorum; şiddet uyguladığınız çocukların ailelerinden aldığınız paralarla geçiniyorsunuz. Öfkenizi asıl sorumlulara yöneltmelisiniz. Bugün Maltepe’de yapılan mitingi de selamlıyoruz” dedi.

    Ardından konuşan bir diğer kayıp yakını İkbal Eren, 89 bayramdır eksik hissettiklerini dile getirerek, “Sevgimiz yarım, duygularımız eksik çünkü sevdiklerimize sarılamıyoruz. Onlara sarılamadığımız gibi mezarları bile yok. Bu mekan özellikle bayramlarda sevdiklerimizin fotoğraflarına sarıldığımız bir mekan ama bunu da bize çok gördüler. 7 yıl boyunca burayı bize yasakladılar. Galatasaray meydanını görün artık, kayıplarımızın akıbetini açıklayın ve bize teslim edin artık” ifadelerini kullandı.

    Son olarak konuşan kayıp yakını Hanım Tosun ise “Herkes mezarlığa koşuyor ama biz maalesef Galatasaray Meydanı’na geliyoruz. Burası bizim için çok önemli çünkü gidecek bir mezarımız yok. Kayıplarımızın nerede olduğunu bilmiyoruz o nedenle nereye gideceğimizi bilmiyoruz. Bu güzel insanların hiçbir suçu yoktu. Yargısız infaz ve işkence yaptılar. Yarın bayram herkes sevdiklerinin yerine gidecek ama dönüp bir de Galatasaray’a bakın. Bize de bir mezar taşı gösterin bu karanfilleri o mezara götürelim, sevdiklerimizin yanına gidelim” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından kayıplar için karanfiller bariyerlerin ardındaki anıta atıldı.

    PİRHA/ İSTANBUL

  • ‘Üç kuşak, 42 yıldır Hayrettin Eren’i ve adaleti arıyor’-VİDEO

    ‘Üç kuşak, 42 yıldır Hayrettin Eren’i ve adaleti arıyor’-VİDEO

    PİRHA- Cumartesi Anneleri, 42 yıldır adaletin sağlanmadığı Hayrettin Eren dosyasını kamuoyu ile paylaşarak, ailenin üç kuşaktır Hayrettin Eren’i ve adaleti aradığı ifade edildi.

    Kayıplarının akıbetini sormak ve faillerin açığa çıkarılıp yargılanması için her hafta Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen Cumartesi Anneleri, 921’inci hafta eylemlerini de meydanın kendilerine yasaklanmasından dolayı online gerçekleştirdi.

    Bu haftaki eylemde İstanbul’da 21 Kasım 1980 tarihinde gözaltına alınan ve 42 yıldır kendisinden haber alınamayan Hayrettin Eren’in akıbeti soruldu.

    JİYAN TOSUN VE EREN KESKİN’İN HEDEF GÖSTERİLMESİ

    Bu haftaki açıklamayı Hayrettin Eren’in yeğeni Setenay Yarıcı okudu. Hayrettin Eren’i aramaktan ve adalet taleplerinden vazgeçmeyeceklerini belirten Yarıcı, yaşam hakkını ihlal etmemek, tehlike ve risklere karşı etkili bir şekilde korumanın devletin görevi olduğunu hatırlattı.

    Yarıcı, İstiklal Caddesi’nde yaşanan bombalı saldırıya ve hedef gösterilmelerine dikkat çekerek, “Bu sorumluluğun layıkı ile yerine getirilmemesi sonucunda gerçekleşen İstiklal Caddesi’ndeki bombalı saldırıda altı insanımız yaşamını yitirdi, 81 insanımız yaralandı. Kamuoyuna yansıdığı gibi, olayın hemen ardından Cumartesi Anneleri’nin evladı ve avukatı Jiyan Tosun; bu menfur saldırı ile ilişkilendirilmek istendi. Hem Jiyan’ı, hem ailesini hem de hak savunucularını hedef gösteren bir komplo girişimi ile karşılaştık. Avukatlarımız Jiyan Tosun ve Eren Keskin’e örgütlü bir biçimde yapılan ölüm tehditleri karşısında, tüm çağrılarımıza rağmen, İstanbul Valiliği ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü başta olmak üzere yetkililer uzun süre suskun kaldı. Adalet Bakanı ise olaydan 3 gün sonra açıklama yaptı ve koruma kararı verildiğini açıkladı. Saldırganları cesaretlendiren bu suskunluğu daha önce de yaşadık, tanıyoruz. Bugün susanların, tarih önünde insan hakları savunucularına yönelebilecek her türlü saldırının sorumlusu olacaklarını hatırlatıyoruz” ifadelerini kullandı.

    GÖZALTI, İŞKENCE VE KAYBEDİLME

    Ardından 921’inci hafta basın açıklamasına geçen Yarıcı, “Elmas ve Kemalettin Eren’in bıraktığı yerden, 12 Eylül işkence hanelerinde gözaltında kaybedilen ‘Hayrettin Eren için adalet istiyoruz’ diyerek kamuoyu karşısındayız” dedi. Daha sonra Hayrettin’in hikayesini paylaşan Yarıcı, şöyle devam etti:

    “26 yaşındaki Hayrettin Eren, İstanbul’da yaşıyordu. 12 Eylül darbe koşullarında hakkında arama kararı vardı. 21 Kasım 1980 tarihinde otomobili ile İstanbul Saraçhane’ye gitti. Burada buluştuğu arkadaşı ile birlikte gözaltına alındı. Hayrettin, arkadaşı ve otomobili önce Karagümrük Karakoluna, oradan da Gayrettepe Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Hayrettin, Gayrettepe Siyasi Şube’nin bodrum katında ağır işkence altındayken, kapıda bekleyen annesine ‘Gözaltında böyle biri yok!’ denildi. Emniyetin bahçesinde duran otomobili gösterip, ‘Oğlumun arabası burada kendisi nasıl yok?’ diye ısrar eden Elmas Eren tartaklanarak dışarı atıldı. Sonra Hayrettin’in arabası da kaybedildi. Hayrettin Eren’i gözaltına alınırken, karakolda tutulurken ve siyasi şubede işkencedeyken gören çok sayıda tanık vardı. Ancak gözaltına alındığı inkar edildi. Sıkıyönetim Savcılığı’na yapılan suç duyuruları sonuçsuz bırakıldı. Aradan geçen 42 yılda hukuk işletilmedi. Hayrettin Eren’in akıbeti gizlendi, onu kaybedenler cezasız bırakıldı.”

    ÜÇ KUŞAKTIR HAYRETTİN VE ADALET ARANIYOR

    Yarıcı, dosyayı canlandırmak için girişimlerde bulunmayı sürdüren Eren Ailesi’nin üç kuşaktır Hayrettin’i ve adaleti aradığının altını çizerek, “921’inci haftamızda 42 yıldır Hayrettin Eren’in akıbetini açığa çıkarmayan ve uluslararası hukukta ‘sürekli bir suç’ olarak tanımlanan gözaltında kaybetme suçunu cezasız bırakan tüm iktidarların suçun ortağı olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz. Adli mercileri hukuku işleterek Hayrettin Eren’in akıbetini açığa çıkartma ve sorumluların cezalandırılmasını sağlama görevini yerine getirmeye çağırıyoruz. Kaç yıl geçerse geçsin; Hayrettin Eren için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan, 222 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekânımız Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz” şeklinde konuştu.

    İKBAL EREN: 42 YILDIR ADALET ARIYORUZ

    Daha sonra Hayrettin Eren’in kardeşi İkbal Eren Yarıcı konuştu. Yarıcı, “42 yıldır Hayrettin Eren için bu ülkede adalet arıyoruz” dedi. 42 yıldır Hayrettin Eren için adaletin işlemediğini söyleyen İkbal, “Failler korunuyor, kollanıyor. Devlet bu yüzden işlediği işi kabullenmiş oluyor. Devlet eli ile ölen ve öldürülen sevdiklerimizin faillerini korudukları müddetçe bu suça ortak oluyorlar. Mezar hakkı vardır her insanın. Hem ölen hem de geride kalanların onları anmak için. Ama bu hak da ellerinden alındı. Kalan insanlara dönük psikolojik baskı her geçen gün artıyor” diye belirtti.

    “MEYDANI BİZE KAPATMAKLA KORUMUŞ OLMUYORSUNUZ”

    İstiklal Caddesi’nde 13 Kasım günü yaşanan bombalı saldırı sonrası Zafer Partili Adem Taşkaya tarafından Cumartesi Anneleri’nin hedef gösterildiğini hatırlatan Yarıcı, faillerin değil Cumartesi Anneleri’nin yargılandığını belirtti. Yarıcı, “Bize Meydanı kapatmakla o meydanı korumuş olmadınız. Biz meydanımızı istiyoruz. Faillerin adalet ile yüzleşmesini istiyoruz” sözleri ile de Galatasaray Meydanı’ndan vazgeçmeyeceklerinin altını çizdi.

    PİRHA/İSTANBUL