Etiket: sevda

  • Herkesin kendini bulabileceği ‘Varto’lu Aşık Hicrani Divanı’ okuyucusuyla buluştu- VİDEO

    Herkesin kendini bulabileceği ‘Varto’lu Aşık Hicrani Divanı’ okuyucusuyla buluştu- VİDEO

    PİRHA- Herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği ‘Varto’lu Aşık Hicrani Divanı’ okuyucusuyla buluştu. 1958-1997 yılları arasında yazılan şiirlerden oluşan kitabı derleyen Burhan Beyazyıldırım, teknolojinin kitap satışlarını etkilediğini, emeklerinin karşılığını alamadıklarını belirterek, “Eskiden biz bir kasette ulaşmazken şimdi tek bir tuşla istediği videoyu izleme şansına sahipler. Sanal ortam her şeyin içini boşaltıyor.” diye konuştu. 

    Muş Varto Ozankent Köyü’nde doğan Burhan Beyazyıldırım babası Varto’lu Aşık Hicrani’nin (Ali Kemal Beyazyıldırım) şiirlerini ‘Varto’lu Aşık Hicrani Divanı’ kitabinda bir araya getirdi. Can Yayınları’ndan çıkan şiir kitabı 1958-1997 yılına kadar yazılmış olan şiirlerden oluşuyor. Aşık Hicrani şiirlerinde sevda, Duaz-ı imam, Ehli Beyt sevgisi, sitem ve güzelleme gibi konuları işlemiştir.

    Vartolu Aşık Hicrani 25 Haziran 1938 yılında Varto’da doğdu. Hiç okula gitmeyen Aşık Hicrani, Babası Seyit Cafer’den hem Türkçe hem de Osmanlıca öğrendi. Babası dedelik yaptığı için Hicrani’yi de beraberinde taliplerine götürüp cemlere katılmasını sağladı Yirmili yaşlarda yol öğretisini öğrenen Hicrani, dedelik de yaptı. Şimdiye kadar ise yüzlerce yazılmış şiiri bulunuyor.

    Bu şiirleri derleyen oğlu Burhan Beyazyıldırım kitap hakkında PİRHA’ya konuştu. Babasının vefatından sonra şartları el vermediği için uzun yıllar ilgilenemeyen Beyazyıldırım, son üç yıldır kardeşlerinin de desteğiyle ‘Varto’lu Aşık Hicrani Divanı’ kitabını ortaya çıkardı.

    Defterlerde yazılı olanlar ile video ve ses kayıtlarda yer alan şiirleri dijital ortama aktaran Burhan Beyazyıldırım, aktarım sırasında da  bir takım tedirginlik yaşamış. Beyazyıldırım, şiirlerde anlam kaymasına yol açmadan titiz bir çalışmaya çalıştıklarını belirtti.

    Şiirleri derleme çalışmalarından sonra İstnabul’da bulunan Can Yayınları sahibi Adil Atalay ile görüşen Beyazyıldıırm, “Kitabı okumak ve Hicrani’den haberdar olmak isteyen herkese ulaştırmaya çalışıyoruz” dedi.

    “VARTOLU HİCRANİİ ÜZERİNE TEZ YAZILACAK BİR KİŞİLİĞE SAHİP”

    Varto’lu Hicrani’nin üzerine doktora tezi yazılabilecek bir kişiliğe sahip olduğunu belirten Beyazyıldırım, “Çok derin bir kişiliği var. Ozanlığı vardır, aynı zamanda toplum önderliği vasfı da vardır. Umarım bir gün üniversiteli biri Vartolu Hicrani üzerine bir tez yapar. Başarılı bir çalışma olacağını düşünüyorum” diye konuştu.

    Babasının şiirlerinde tek düze bir geleneğin olmadığını kaydeden Burhan Beyazyıldırım, sevda türküleri, hicivleri mersiye, deyişler, doğa sevgisi, tanrı ve ülke sevgisi gibi birçok konuyu işlediğini belirtti.

    “SANAL ORTAM HERŞEYİN İÇİNİ BOŞALTTI”

    Okuyucuyla buluşan ‘Varto’lu Aşık Hicrani Divanı’nın her dostta her Alevi’de her Hınıslı da olması gerektiğini düşünen  Beyazyıldırım, teknolojinin gelişmesinin sanata yansımasını da şöyle değerlendirdi:

    “Sanal ortam her şeyin içini boşaltıyor; şiirin, müziğin, kitabın… İnsanlar çok ciddi çaba harcayıp müzik yapıyorlar. Eskiden biz bir kasede ulaşmazken şimdi tek bir tuşla istediği videoyu izleme şansına sahipler. Bu da emeğe zarar veriyor, emeğinin karşılığını alamıyor.”

    “ŞEHİRLERDE ŞİİR YAZMA RUHU YOK, İNSAN KENDİ TOPRAĞINDA O RUHU BULUYOR”

    Beyazyıldırım, neden Aşık Hicrani’nin okunması gerektiğini ise şu sözlerle anlattı:

    “Aşık Hicrani’de herkes kendisinden bir şeyler bulur. Adil Atalay şiir kitabını okuduktan sonra gözyaşlarıyla ‘ben burada kendimi buldum’ dedi. İnsanların okumaması gerektiğini düşünüyorum.”

    1958-1999 yılları arasında yazılmış şiirler ile yakın zamanlarda yazılmış şiirler arasındaki farkı da değerlendiren Burhan Beyazyıldırım, “Burada şiir yazma ruhu yok, şiir yazma alt yapısı yok. Burada o duygu ve o maneviyat yok. Şimdi Bingöl dağında ya da kendi köyümde olsan o ilham geliyor. O yüzden buranın çok sanal olduğunu düşünüyorum. Ancak insan kendi toprağında ve doğasında, kendi yer ve yöresinde o hissiyat ve duyguyu yazar.” diye konuştu.

    Son olarak okuyucuya seslenen Burhan Beyazyıldırım, Varto’lu Aşık Hicrani’yi tanımak isteyen herkesin bu kitabı alarak destek olmasını istedi. Sohbetimizin ardından Beyazıldırım babası Varto’lu Hicrani’nin toplumsal sorunları dile getirdiği şiirlerinden bir kaç dize okudu.

    Semra ACAR/İZMİR

     

     

     

  • Bir gönüle aşk düşünce…-VİDEO

    Bir gönüle aşk düşünce…-VİDEO

    PİRHA- “Ben bir sümbüle gönlümü verdim. Ve sümbül gönlümü aldı benden ama sümbül öyle bir yerde yetişmiş ki onu demlemek istedim fakat uçurumdur, çıkamadım. Tırmandım, dağa yetişmeye çalıştım ama düştüm” diyen 62 yaşındaki Hıdır Baş Çelik, 42 yıl önce düştüğü bu ateşin közlerinde başladığı ozanlık hikayesini PİRHA’yla paylaştı.

    HABERİN VİDEOSU

    Muş Varto’nun Muskan köyünde yaşayan Hıdır Baş Çelik, “Aşk bana sevdayı, çileyi, kederi, insanlığın ne kadar yüce olduğunu öğretti” diyerek söğüt ağacının gövdesine kurduğu çardakta elindeki sazıyla anlatıyor ozanlık hikayesini.

    Hıdır Baş Çelik… 62 yaşında 6 çocuk babası. Muş’un Varto ilçesindeki Beşikkaya, eski ismi ile Muskan köyünde alabalık işi ile uğraşıyor.

    Çelik, “Alabalık işi ile uğraşıyorum aynı zamanda oturduğunuz şu ağacın tepesinde kendi yüreğimde oluşan volkanı değerli dostlarıma aktarmaya çalışıyorum. Beni anlayanlara anlamayanlara aktarmaya çalışıyorum. Eğer bir kültür yaratabilmişsem o zaman mutluluk duyarım” diyor.

    “SÜMBÜL GÖNLÜMÜ ALDI”

    42 yıl önce gönlünü bir sümbüle veren Çelik’in ozanlık serüveni de başlamış.

    Karşılıksız sevdiği kıza olan sevdasını şu sözcüklere sığdırmaya çalışıyor Çelik:

    Ben bir sümbüle çiçek verdim. Ve sümbül gönlümü aldı benden ama sümbül öyle bir yerde yetişmiş ki onu demlemek istedim fakat uçurumdur, çıkamadım. Tırmandım, dağa yetişmeye çalıştım ama düştüm. Düşünce de aşk ateşine… Aşk ateşi her tarafımı sardı ve beni yakmaya başladı. Yakıyor yüreğimi… 42 yıldır başladı bu aşk ama sümbülün sevdası çok büyüktür çok derindir. Aşılması çok zordur. Ne mutlu bana ki ben gönlüme dizgin vermişim, gemlemişim ve o dizgini de elimde sıkı tutmuşum, bırakmıyorum. Eğer bırakırsam o gönül beni götürür ve bir yere çarptırır ve düşürür.”

    “HER ŞEY AŞKTA MEVCUT”

    “Dünyanın en büyük nimetlerinden biridir sevgi” diyen Çelik, bakın aşkın kendisi üzerinde yarattığı etkisini nasıl anlatıyor:

    “Aşk bana sevgiyi sevdayı öğretti. Aşk bana çileyi kederi öğretti. Aşk bana benim ne olduğumu öğretti. Aşk bana insanlığın ne kadar yüce olduğunu anlattı. Her şey aşkta, sevgide mevcuttur. Sevgide yanlışlık olmaz. Sevgide dürüstlük, güzellik, insanlık olur, sevgide yalan olmaz hırsızlık olmaz haşa namussuzluk olmaz.”

    SEVDALININ KİTABI…

    Çelik’in ozanlık serüveni de aşkın ardından başlamış:

    Zaten ozanlık aşktan doğuyor. Aşık olmazsan ozan olamazsın. Aşkın ateşinde yanmazsan bir şeyler üretemezsin, yanacaksın ki bir şeyler üretebilesin yoksa üretemezsin.”

    Çelik, 2012 yılında “Gula Xızıre” adlı kitap yayınlamış. Çelik, “Sevdalının kitabı dağ olur, sevgi olur, sevgili olur, güneş olur, Varto olur, doğa olur. O dağlar benim dedemi, babamı kucaklamış. Şimdi beni kucaklıyor sırasıyla. O dağlar hem bana hüzün veriyor hem neşe hem de elem veriyor” diyor.

    Bestelediği kendi şiirlerini Mikail Aslan, Süleyman Geyik, Ali Akalın, Devrim Bozkır, Ünsal Bozkır ve daha birçok sanatçı söylüyor. Aşk sinen şarkısını önce ağacın üzerinde ardından da eşi ile birlikte çayırlıkta söylüyor Hıdır amca.

    Sevim KAHRAMAN/Semra ACAR

    MUŞ/Varto