PİRHA- Polis, Hatay’daki Sevgi Parkı’nda siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin depremzedeler için oluşturduğu dayanışma alanını boşalttı. Dün gece çadırları ve kurulan alanı söken siyasi parti ve demokratik kitle örgütleri, kendi belirledikleri başka bir alana taşındı.
6 Şubat’ta ve sonrasında yaşanan depremlerin ardından birçok siyasi parti ve demokratik kitle örgütü Hatay’a giderek Sevgi Parkı’nda bir yaşam alanı oluşturmuş ve depremzede yurttaşların barınma, gıda, sağlık gibi birçok ihtiyacını o alanda karşılamaya başlamıştı.
Polisler birkaç gün önce Sevgi Parkı’na gelerek dayanışma alanının boşaltılmasını istemişti. Alanın boşaltılmak istenmesine kamuoyundan ve depremzede yurttaşlardan büyük tepki gelmişti.
Dün bazı deprezedelerin çadırlarını söken ve parkın etrafına yığınak yapan polis, gece yarısı dayanışma alanına girdi. Alanda bulunanların tepkileri üzerine tartışma ve arbede yaşandı. CHP Milletvekili Ali Şeker ve CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun araya girip müzakere yürütmesiyle bir uzlaşıya varıldı.
Alanda bulunanlar, yetkililerin taşınmaları için gösterdikleri şehir dışındaki alt yapısı olmayan çadır kente taşınmayacaklarını belirttiler.
Parkın etrafındaki hasarlı binaların yıkım işlemlerinin başlayacak olması sebebiyle taşınmayı kabul eden siyasi partiler ve demokratik kitle örgütleri kendi belirledikleri şehir içindeki başka bir alana taşındı.
PİRHA- Hatay’daki Sevgi Parkı’nda siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin oluşturduğu dayanışma alanının boşaltılmasını isteyen polis, bazı depremzedeleri ikna ederek çadırlarını söktü. Alanın etrafını da çeviren polisler çevredeki okula konuşlanarak alanın en kısa sürede boşaltılmasını aksi halde müdahale edeceklerini belirtti.
6 Şubat’ta ve sonrasında yaşanan depremlerin ardından birçok siyasi parti ve demokratik kitle örgütü Hatay’a giderek Sevgi Parkı’nda bir yaşam alanı oluşturmuş ve depremzede yurttaşların barınma, gıda, sağlık gibi birçok ihtiyacını o alanda karşılamaya başlamıştı.
Depremin olduğu günden bu yana özelikle Hatay’da görünmeyen polis birkaç gün önce Sevgi Parkı’na gelerek dayanışma alanının boşaltılmasını istemişti. Alanın boşaltılmak istenmesine kamuoyundan ve depremzede yurttaşlardan büyük tepki gelmişti.
Alanı boş bırakmayan polisler, bugün bazı depremzedeleri ikna ederek çadırlarını söktü. İkna edebildikleri depremzedeleri çadır kentlere taşıyan polisler, alanın etrafına çok sayıda yığınak yaptı. Çevredeki bir okula da konuşlanan polisler, alanın en kısa sürede boşaltılmasını isteyerek, aksi halde müdahalede bulunacaklarını söyledi.
Sevgi Parkı’ndaki dayanışma alanında bulunan çok sayıdaki siyasi parti ve demokratik kitle örgütleri, alanı boşaltmayacaklarını, müdahale durumunda direneceklerini belirterek duyarlı tüm kesimleri de dayanışma alanına sahip çıkmaya çağırdı.
PİRHA – Hatay’ın Defne ilçesindeki Dr. Adnan Ezelsoy Sevgi Parkı’na kurulan çadırlar OHAL valisi tarafından kaldırılmak isteniyor. Kadın Savunma Ağı ve Halkevleri üyeleri, konu dahilinde baskı gördüklerini de belirtip, “Buraları terk etmiyoruz” diyerek tepkilerini dile getirdi.
6 Şubat’ta başlayan depremlerin ardından büyük mağduriyet yaşayan Hatay’ın Defne ilçesindeki yurttaşlar, şimdi de OHAL valisinin baskısı ile karşı karşıya.
Dayanışma amacıyla birçok ilden Hatay’ın Defne ilçesine giden sivil toplum örgütleri de yürüttükleri çalışmalar nedeniyle polislerin hedefi oldu. Dr. Adnan Ezelsoy Sevgi Parkı içerisinde halkla dayanışmak adına çadır kuran Kadın Savunma Ağı üyeleri maruz kaldıkları şiddeti PİRHA’ya anlattı.
“BURALARI TERK ETMİYORUZ”
Kadın Savunma Ağı üyesi bir kadın yurttaş, çadır kentler kurulmadan halkın mağdur edilmek istendiğini belirterek şunları söyledi:
“Kolluk kuvvetleri ile devletten geldiklerini ve vali yardımcısı olduğunu iddia eden insanlar, buradaki çadırları tek tek gezerek akşam 6’ya kadar buradaki insanların gitmeleri gerektiğini söyledi. Nereye gidilmesi gerektiği, herhangi bir çadır kent kurulup kurulmadığına dair sorular sorduğumuzda da bunlara net bir cevap verilmeksizin bir korku havası oluşturdular. Daha sonra burada gönüllü olarak çalışan bizlere sinkaflı küfürlerle saldırıda bulundular. Buradaki gönüllüler tarafından tepki gösterildi. Arbede çıkmasına yol açtılar. Halkın tepkisi ile beraber buradan sürüldüler. Biz buradayız ve buraları terk etmiyoruz. Gönüllüler ve sivil toplum kuruluşları olarak burada nöbetteyiz.”
“HAYATTA KALANLAR BİR DUYGUDAŞLIK KURMUŞ DURUMDA”
Park içerisinde kurulan Halkevleri Dayanışma ve Koordinasyon Noktası da OHAL valisi tarafından baskıya maruz kalan bir diğer kuruluş oldu. Halkevleri Genel Merkez Yürütme Kurulu Üyesi Evrim Çakır, depremin ilk gününden itibaren bölgede dayanışma ve koordinasyon noktası oluşturduklarını belirterek şunları söyledi:
“Bu bölgede 23 gündür kamu kurumu diyebileceğimiz hiçbir kurum varlığını hissettirmemişti. Bugün OHAL Vali Yardımcısı Harun Kaya, bulunduğumuz noktaya geldi ve buranın insanların sağlıklı yaşayabilme koşullarına sahip olmadığını, o yüzden de sözlü olarak boşaltmamız gerektiğini söyledi. ‘Burada 23 gündür devlet yok’ diye feryat eden insanlar da bir tane kamu görevlisini yanında polis ordusuyla görünce tepki gösterdiler. Ve götürecekleri alanın da aslında hazırlığının olmadığını öğrenmiş bulunmaktayız. Hemen bir grup arkadaşımız Dursunlu’da iddia ettikleri çadır kent alanına gittiler ve orada böyle bir hazırlığın mevcut olmadığını gördüler. Hatta Dursunlu’dan yüzlerce insan 20 gündür buraya çadır talebiyle başvuruyorlar. Bizler de burada 3 gün önce AFAD çadırlarında oturan insanlarla birlikte bir Yaşam Meclisi kurduk. Buradaki bütün ailelerin katılımıyla oluşturduk bu meclisi. Meclisimizi topladık ve oradan bir heyet, vali ile görüşmeye gitti. ‘Bizi nereye götüreceksiniz? Götüreceğiniz alan buradaki insanları kaldıracak koşullara sahip mi?’ diye soruldu. Söylenen şey; hazırlık aşamasında olunduğu, isteyenin kendi köyüne, kendi evinin önüne çadırını alıp gidebileceği yönünde. Vali, söz vermiyormuş ama çadır isteyenler için bir A4 kağıt vermişler ve o kağıda isimlerini yazmasını ve sonrasında çadır temin edebileceğini söyleyip başından savuşturarak göndermiş. Sonrasında avukatlar ve milletvekilleri OHAL valisi ile bir görüşme kurdular. Bize yapılan açıklama Dursunlu’daki çadır kentin yapılması bittikten sonra buranın tahliye edileceği yönünde. Ama buradaki insanlar bu alandan, birbirlerinden ayrılmak istemiyorlar. Tek mesele barınma meselesi de değil. 20 gündür hayatta kalanlar birbirine tutunmuş ve bir duygudaşlık kurmuş durumda. O yüzden her nereye gidilecekse de hep beraber birlikte karar vererek gitmek istiyorlar.”
PİRHA- Polis ve AFAD yetkilileri, Hatay’daki Sevgi Parkı’nda siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin oluşturduğu dayanışma alanının boşaltılmasını istedi. ‘Güvenlik’ gerekçesiyle boşaltılmak istenen dayanışma alanındaki yurttaşlar karara tepki göstererek, alanı boşaltmayacaklarını söyledi.
Yaşanan depremlerin hemen ardından birçok siyasi parti ve demokratik kitle örgütü, Hatay’a giderek Sevgi Parkı’nda bir yaşam alanı oluşturdu. Kurulan dayanışma alanında depremin ilk gününden itibaren depremzede yurttaşların barınma, gıda, sağlık gibi birçok ihtiyacı karşılanıyor.
Depremin olduğu günden bu yana özelikle Hatay’da görünmeyen emniyet ve AFAD yetkilileri, bugün Sevgi Parkı’na gelerek dayanışma alanının boşaltılmasını istedi. Yetkililerin ‘güvenlik’ gerekçesiyle boşaltmak istediği alandaki yurttaşlar karara tepkilerini dile getirerek alanı boşaltmayacaklarını söyledi.
“BU PARK AFET RİSKİNDE TOPLANMA ALANI, HERHANGİ BİR GÜVENLİK ZAFİYETİ OLUŞAMAZ”
Dayanışma alanında bulunan Deniz Özçelik isimli yurttaş yaşananlara ilişkin şunları dile getirdi:
“Bugün sabah saatlerinde polis ve AFAD yetkilileri geldiler. Sevgi Parkı’nda kurduğumuz bu alanı boşaltmamızı istediler. Gerekçe olarak ise güvenlik zafiyeti oluştuğunu, çevredeki binaların yıkılma tehlikesi olduğunu ve yıkılacak binaların da bu alana zarar verebileceğini söylediler. Ancak bunun bir gerçekliği yok. Çünkü var olan Sevgi Parkı’nın alanı geniş bir yer ve burası afet riski toplanma alanı olarak geçiyor zaten. Yani herhangi bir zarar görmemiz söz konusu değil. Burada birçok siyasi parti, demokratik kitle örgütü ve depremzede yurttaş var. Hep birlikte burada depremden zarar görenlerin birçok ihtiyacını karşılayabilecek bir ortam oluşturduk. Bir yaşam alanı kuruldu burada. İnsanlar burada temel ihtiyaçlarını çok kolay karşılayabiliyorlar. Çok büyük emekler vererek yaptık burayı.”
“ENKAZ ALTINDAN YAKINLARININ ÇIKARILMASINI BEKLEYENLER VAR, GİTMEK İSTEMİYORLAR”
Karara özellikle alanda yaşayan depremzede yurttaşların çok büyük tepki gösterdiğini aktaran Özçelik, “İnsanlar burayı terk etmek istemiyorlar. Çünkü hala enkaz altında yakınları var. Onları almak istiyorlar. Hala birçok enkaza dokunulmadı. İnsanlar enkazların üzerine numaralarını ve isimlerini yazıyorlar. ‘Burada benim tanıdığım var, enkazı kaldırırken lütfen arayın’ diye notlar yazıyorlar. Dolayısıyla insanlar buradan ayrılmak istemiyor” dedi.
“Yetkililer tarafından yapılan açıklamalarda çok büyük çelişkiler var ve belirsizlikler söz konusu. Bize burayı akşama kadar boşaltmamız gerektiği söylendi. Süre olarak da çok kısıtlı. Bu insanlar gidecek olsa nereye gidecekler, nasıl gidecekler? Bu alanda bulunan demokratik kitle örgütleri ve siyasi partilerle bir görüşme yapıldı. Buradan gitmeyi düşünmüyoruz, burayı boşaltmayacağız. Ortak bir tavır sergileyeceğiz. Hala insanlar çadır, barınma gibi birçok sorun yaşıyor. Birçok ihtiyacına ulaşamıyor. Böyle bir ortamda burayı boşaltmak istemeleri masum bir talep değil.
Burayı boşaltıp şehrin dışına kurulan bir çadır kente gitmemiz söyleniyor. Ancak burada yaşayan yurttaşlar hem mahallelerinden kopmak istemiyor hem de enkaz altında hala yakınları var, onları beklemek istiyorlar. Şehir dışında kurulan çadır kent hem uzak hem de oranın ulaşımı için mutlaka arabanız olması gerekiyor. Buradaki insanların öyle bir imkanı yok. Zaten afet riskinde toplanma alanı olarak gösterilen yerde bir yaşam alanı oluşturulmuş durumda. İnsanlar buraya emek verdiler. Hiçbir devlet yetkilisi, kurumu yokken bu insanlar kendi çabalarıyla burada bir alan oluşturdular. Burayı terk etmek istemiyorlar.
“POLİS HALKA KARŞI TAVIR ALIYOR”
Buradaki depremzede bir yurttaşla polisin şöyle bir diyaloğunu anlatmak istiyorum. Bir abla buradan gitmek istemediğini, burasının mahallesi olduğunu, bırakmak istemediğini söyledi. Hala enkaz altında yakınları olduğunu söyledi. Burada bir güvenlik açığı olmadığını belirtti. Bir polis de o ablaya, ‘Sizin gibi ortalıkta boş dolananlar olmasa biz daha rahat iş yapabiliriz, güvenlik alabiliriz’ dedi. Bu aslında iktidarın halka nasıl baktığını gösteriyor. Bu bir zihniyeti yansıtıyor. Bu abla bu mahallenin insanı. Etnik kimliğinden dolayı bir güvenlik sorunu olarak görülüyor. Polis halka bir güvenlik sorunuymuş, zafiyetiymiş gibi yaklaşıyor ve halka karşı bir tavır alıyor. Böyle bir şey kabul edilemez.
“HALKIN DAYANIŞMASI ENGELLENİYOR”
Antakya birçok etnik kimlikten, birçok inanca sahip halk kesimlerinden oluşuyor. Bu insanlar şimdiye kadar hep bir arada dayanışma içerisinde yaşadılar ve depremden sonra da burada dayanışmanın, birlik olmanın en güzel örneğini sergilemeye çalışıyorlar. Yaralarını birlikte sarmaya çalışıyorlar ancak depremin ilk günlerinden bu yana olmayan devlet burada bir yaşam alanı kuran, yaralarını sarmaya çalışan halkı engellemeye, kurdukları alanı dağıtmaya çalışıyor şimdi. Biz buradan ayrılmayacağız. Kurduğumuz bu alanı korumaya devam edeceğiz. Burayı terk etmeyeceğiz. Tüm Türkiye’ye de buradan çağrı yapıyoruz; Deprem bölgesindeki yurttaşlarla maddi ve manevi dayanışmalarını eksik etmesinler”
PİRHA- Depremin ardından Hatay’a yardım için giden gençler, Sevgi Parkı’nda yaşam alanı oluşturdu. Gençlerin kurduğu alanda depremzedelerin birçok ihtiyacı karşılanıyor. Ancak hala çadıra, jeneratöre, ısıtıcıya, mobil tuvaletlere, duşlara ve hijyen maddelerine ihtiyaç var.
Maraş merkezli yaşanan yıkıcı depremlerin üzerinden 15 gün geçti. Bunca gün geçmesine rağmen bölgedeki depremzedelerin ihtiyaçları hala tam olarak karşılanmadı. Geride kalan iki haftaya rağmen birçok köye hala tek bir yetkilinin, yardımın gitmediğini belirten yurttaşlar öfkeli.
Devletin bu süreçte aciz kaldığını vurgulayan depremzedeler, gönüllülerin getirdiği yardımlar sayesinde ayakta kaldıklarını söylüyor. Gönüllü olarak bölgeye giden birçok kişi depremden zarar gören halkın yaralarını sarmaya devam ediyor.
Depremden sonra İstanbul’dan Hatay’a yardım için giden bir grup genç, yaptıklarıyla ilk günden itibaren dayanışmanın en güzel örneklerinden birini sergiliyor.
ARAMA KURTARMA ÇALIŞMALARINA KATILDILAR, YAŞAM ALANI KURDULAR
Gençler Hatay’a geldikleri andan itibaren arama kurtarma çalışmalarına katıldılar. Tek bir yetkilinin bile günlerce gitmediği Hatay’da, ellerindeki imkanlarla enkaz altından onlarca kişiyi çıkardılar. Depremin ikinci gününden itibaren Hatay merkezde bulunan Sevgi Parkı’nda yaşam alanı oluşturmaya başlayan gençler, depremzedelerin en temel ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri bir ortam kurdular.
SAĞLIK HİZMETİ DE VERİYORLAR, MOBİL TUVALET DE KURDULAR
Çevre illerdeki tanıdıklarının da desteğiyle 10’a yakın konteyner ve çok sayıda çadır malzemesi getirten gençler ihtiyacı olan depremzedeleri buralara yerleştirdiler. Birçok yerde elektrik sorunu hala çözülememişken, kendi imkanlarıyla alana elektrik bağladılar. Aralarında hemşirelerin de bulunduğu gençler beraberinde getirdikleri ilaçlarla bir çadırı da sağlık bölümü olarak düzenlediler. Burada depremzedelerin ihtiyaç duyduğu sağlık hizmetlerini olanakları çerçevesinde vermeye devam ediyorlar. Parkta oluşturulan ortak alanda ise gelen gıda yardımlarıyla 3 öğün yemek yapıyor ve dağıtıyorlar. Parkın bir bölümünde de çocuklar için oyun alanı oluşturdular. Depremin 10. gününde diğer illerdeki arkadaşlarının desteğiyle mobil tuvalet de getirten gençler, temizlik ve hijyen konusundaki sorunların bir kısmını da çözdü.
Parktaki alanda yaşayan depremzedeler ise kurulan alandan çok memnunlar. Depremden sonra 4-5 gün buraya tek bir yetkilinin ve yardımın gelmediğini söyleyen depremzede yurttaşlar, ‘Devletin yapamadığını 10 günde bu gençler yaptı’ şeklinde konuştular.
“YARDIMA GELEN GÖNÜLLÜLERİ POLİS ENGELLİYOR, HERKESE SUÇLU MUAMELESİ YAPIYORLAR”
Gençler oluşturdukları dayanışma alanına dair şunları dile getirdi:
“Biz depremin ikinci gününden bu yana buradayız. Burada halkımızın yanında kalmaya da devam edeceğiz. Biz buraya geldiğimizde hiçbir yetkili yoktu. İnsanlar kendi başına dışardan yardıma gelenlerle birlikte bir şeyler yapmaya çalışıyordu. İlk elden arama kurtarma çalışmalarına katıldık. Gönüllülerin yapması gerekeni yetkililer yapması gerekirken biz burada engellemelere maruz kaldık. Yunanistan’dan 3 kişilik bir ekip arama kurtarma çalışmalarına katılmak için gelmişti. Bu arkadaşlarımız gözaltına alındı. Sınır dışı edildi. Biz de aynı şekilde saldırılara uğradık. Polis burada sadece sol yapılara, demokratik kitle örgütlerine, sivil toplum kuruluşlarına değil topyekûn halka karşı böyle bir tutum içinde. Herkese suçlu muamelesiyle yaklaşıyor polisler.
“SALGIN RİSKİ VAR; BARINMA, ÇADIR, ISINMA VE HİJYEN SORUNU KALICI OLARAK ÇÖZÜLMELİ”
Tüm bunlara rağmen burada bir yaşam alanı oluşturduk. Konteynerlerimizi, çadırlarımızı kurduk. Gelen yardımları burada ihtiyacı olanlara veriyoruz. 3 öğün yemek yapıyoruz. Çay kahve makinelerimiz var. Elektrik sorununu, ısınma, barınma, gıda, kıyafet, tuvalet sorununu büyük ölçüde çözdük. Hala eksiklerimiz var. Çadır, jeneratör, ısıtıcı, mobil tuvaletler, duşlar ve hijyen maddelerine ihtiyacımız var. Salgın riski söz konusu. Bunun için bir an önce çadır, ısınma ve hijyen sorunu kalıcı olarak çözülmeli. Duyarlı herkese sesleniyoruz. Bunları bize ulaştırabilirlerse bizler burada kurabiliriz.
“PANSUMAN MALZEMELERİNE VE KRONİK İLAÇLARA İHTİYACIMIZ VAR”
Hemşire arkadaşlarımız burada bir revir kurdu. Depremde yaralanan halkımızın, ellerinden geldiğince yaralarını sarmaya çalışıyorlar. İlaca da ihtiyacımız var. Özellikle pansuman malzemelerine ve ilaçlarına. Aynı zamanda kronik rahatsızlığı olan insanlar var. Onların da bu ilaçlara ihtiyaçları var. Bize ilaç desteği sunacak herkese çağrı yapıyoruz. Bize ulaşıp gönderirlerse seviniriz.
“BURADA BİR KÜTÜPHANE OLUŞTURMAK İSTİYORUZ”
Bunun dışında bir kitap kampanyası başlattık. Burada çok sayıda genç ve çocuk var. Onların hem kültürel gelişimleri hem de eğitimden geri kalmamaları için buraya her türlü kitap, kırtasiye malzemesi de istiyoruz. Burada bir kütüphane oluşturmak istiyoruz.”