Etiket: sevim yalıncakoğlu

  • Alevi inanç önderlerinden Suriye’deki saldırılara tepki: Mazlum halkların yanında olmak zorundayız-VİDEO

    Alevi inanç önderlerinden Suriye’deki saldırılara tepki: Mazlum halkların yanında olmak zorundayız-VİDEO

    PİRHA –Suriye’de Alevi ve Kürtlere yönelik saldırılara tepki gösteren Alevi inanç önderleri, Türkiye’nin HTŞ’ye olan desteğini eleştirdi. Yapılan çağrıda “IŞİD ve HTŞ çetelerine karşı Suriye’de yaşayan tüm mazlum halkların yanında olmak zorundayız” denildi.

    HTŞ ve DAİŞ tarafından tarafından başta Alevi ve Kürt toplumuna yönelik saldırılar hız kesmeden devam ediyor.

    Suriye Demokratik Güçleri, 18 Ocak’ta açıklanan ateşkes anlaşmasına rağmen HTŞ’ye bağlı grupların saldırılarının sürdüğünü duyurdu.

    Cihadist gruplarca yapılan saldırılara Alevi inanç önderlerinden tepki geldi.

    “KADINLARIN AYDINLIK YÜZÜ, SİZİ SURİYE’DE BOĞACAK”

    Ana Sevim Yalıncakoğlu, Suriye’deki halkların, IŞİD çetelerinin soykırım tehdidi altında olduğunu söyledi. Mart 2025’ten buyana HTŞ’nin, IŞİD’le birlikte Alevilere, Dürzilere, Kürtlere ve Hristiyanlara yönelik ciddi saldırılar düzenlediğini belirten Yalıncakoğlu, özellikle kadınlara yönelik ciddi halk ihlallerinin sergilendiğini aktardı. Alevi kadınlarının kaçırılıp, köle olarak satıldığını söyleyen Yalıncakoğlu, şu mesajı paylaştı:

    “Kürt direnişçi kadınların cesetleri binalardan aşağı atılıyor ve en son kaçırılan Kürt kadınlarını, birbirlerine ganimet olarak hediye ediyorlar. IŞİD-HTŞ karanlığı, kadın düşmanlığı, dünya halklarının düşmanlığı demek. IŞİD ve HTŞ çetelerine karşı Suriye’de yaşayan tüm mazlum halkların yanında olmak zorundayız. Kadınların saçları kadınların onurudur. Siz, bu karanlığınızla, bu çirkinliğinizle, bu katliamınızla hiçbir kadının onurunu elinden alamazsınız. Sizi yok edecek güç, kadın özgürlük savaşçıları elinden olacaktır. Bu kadınların aydınlık yüzü, sizi Suriye’de boğacak. IŞİD karanlığı ve HTŞ karanlığı tarihin sayfasına gömülecek.”

    “YETER ARTIK!”

    Yol hizmetkarı Enver Cemal Şahin de Suriye’deki katliamların derhal son bulması için çağrı yaptı. Suriye’deki aktörlere seslenen Şahin, şunları söyledi:

    “78 yaşına geldim. En azından 70 yıldır dünyada neler olduğunu falan edebiliyorum. 70 yıldır bu coğrafyada kan, şiddet, talan, katliam durmadı. Halen de devam ediyor. Günümüzde yine  insanlar aç, susuz, perişan; bu soğukta evleri, barkları dahi yok. Çoluk çocuk demeden katlediliyorlar. Suriye’de elleri olan aktörlere sesleniyorum; artık ‘dur’ demenin zamanı geldi. Bu bir insanlık ayıbıdır. Artık bu katliamlar, talan, şiddet olmasın. Sokak ortasında insanların öldürülmediği, anaların ağlamadığı; barışın, sevginin, kardeşliğin, özgürlüğün, hoşgörünün hakim olduğu, insanlar arasında dil, din, etnik ayrımcılığının yapılmadığı, çok kültürlü bir yapı içerisinde herkesin kendisini özgürce ifade ettiği, cinsiyet ayrımının olmadığı, demokrasi, laiklik, insan hakları ve hukukun üstünlüğünün olduğu bir toplum oluşturmanın zamanı geldi de geçiyor artık. Bu çağda her gün onlarca insan öldürülüyor, yeter artık!

    “HEPİMİZİN DUYARLI OLMASI LAZIM”

    Enver Cemal Şahin, AKP-MHP hükümetinin, dinci örgütlere verdiği desteği de eleştirdi. Suriye’de yaşananlara dair inanç önderlerinin sorumluluk alması gerektiğini vurgulayan Şahin, şunları söyledi:

    “Hükümetin tavrı belli zaten, alabildiğine tarikatlar destekleniyor. Her yönde mantar biten gibi tarikatlar türedi. Bu tarikatların, Türkiye’nin başına bela olduğu FETÖ döneminde görüldü. Endişem o ki önümüzdeki dönemlerde yine başımıza böyle işler açacaklar.

    Türkiye’nin, Suriye’de barış için, insanları bir arada yaşayabilmesi için etkin rol oynaması lazım. Fakat ülkeyi yönetenler, orada bir taraf oldu. Destek bulan katliamcılar, insanları katletmeye de devam edecek.

    Bütün pirlere, analara, dostlara, yol hizmetkarlarına sesleniyorum; hepimizin bu konuda mutlaka duyarlı olması lazım. Barışın, özgürlüğün gelmesi için, haksızlığın yok olması için elimizden ne geliyorsa uğraşımızı verelim.”

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

  • ABF İnanç Kurulu Antalya’da bölge toplantısı gerçekleştirdi! -VİDEO

    ABF İnanç Kurulu Antalya’da bölge toplantısı gerçekleştirdi! -VİDEO

    PİRHA- Antalya’da Alevi Bektaşi Federasyonu’nun çağrısıyla bir araya gelen Alevi kurum temsilcileri ve Yol yürütücüleri, yaşanan sorunlara dair tartışma yürüttü ve çözüm önerileri sundu.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Antalya’da örgütlü bulunan Alevi kurum temsilcileri, ocak mensubu, Yol yürütücüsü ana, dede ve babaların katılımı ile bölge toplantısı yaptı.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Antalya Şubesi Zeytinköy Cemevi’nde yapılan toplantıya Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Ana Sevim Yalıncakoğlu ve Halit Cilvez katıldı.

    Toplantı öncesi Arzuman Ocağı evlatlarından Şehriban Mutluer’in çerağ uyandırması, Hüseyin Abdal ocağından İlyas Şimşek ve Abdal Musa Kültür ve Tanıtma derneği Eşit Başkanı Yol yürütücüsü Baba Süleyman Demir’in söylediği deyiş ve nefeslerin ardınnın toplantı başlatıldı.

    Alevi Yol’unun, erkânlarının ve ocak sisteminin korunması, asimilasyon politikalarına karşı ortak tutum geliştirilmesi ve genç kuşakların inançla bağının güçlendirilmesi amacıyla yapılan toplantıda, konular üzerine değerlendirmeler yapıldı.

    Türkiye’de tek tip Aleviliğin olmadığınının vurgulandığı toplantıda, “Yol bir, sürek bin bir” anlayışı tartışılırken makbul Alevilik tartışmasına girilmemesi gerektiği ifade edildi. Alevi süreklerinin farklılıklarını koruması ve erkânların özüne döndürülmesine dikkat çekilirken, ‘Yol Erkân Kurulu’ oluşturularak başta Hakk’a yürüme erkânları olmak üzere ortak örnekler ortaya konulması gerektiği belirtildi.

    Devletin Alevi inancına ve kurumlarına dönük müdahalesinin konuşulduğu toplantıda, “Aleviliğin Hanefilik içinde bir yorum olarak sunulması kabul edilemez. Alevileri bir arada tutan temel unsur cemlerdir; düzenli ve sürekli yapılmalıdır” denildi.

    Kurumlarda gençlerin yokluğu ciddi bir sorun olarak tespit edilirken, gençlerin neden gelmediği bugüne kadar yeterince sorgulanmadığı dile getirilerek, çözüm önerileri olarak şunlar öne çıktı:

    “-Gençlere Aleviliği anlatmaktan çok, onlara ulaşacak dil ve yöntemler geliştirilmelidir.

    -Nefesler, deyişler, muhabbet ve ozan kelamlarıyla gençlerin cemlere çekilebileceği belirtilmiştir.

    – Gençlerin başvurabileceği temel Alevi kaynakları oluşturulmalıdır.

    -Alevi Akademileri kurulmalı.

    -Din derslerine karşı toplu dilekçe ve örgütlü mücadele yürütülmeli.”

    Örgütlenme sorununun da konuşulduğu toplantıda, birliğin sağlanması, bölgesel toplantıların yapılması, taşra ve köylere ulaşılması önerisi öne çıktı.

    Uryan Hızır Ocağı evlatlarından Yol yürütücüsü Kenan Akbaba’nın çerağı sırlamasının ardından toplantı sona erdi.

    PİRHA/ANTALYA

     

  • Alevi inanç önderlerinden ortak uyarı: Suriye’de soykırım var, sessizlik suçtur!-VİDEO

    Alevi inanç önderlerinden ortak uyarı: Suriye’de soykırım var, sessizlik suçtur!-VİDEO

    PİRHA – Suriye’de devam eden Alevi Soykırımına karşı Ana Sevim Yalıncakoğlu ile Dede Eren Yıldırım tepki gösterdi. Ana Yalıncakoğlu, inanç önderleri olarak Suriye’ye gitmek için Dışişleri Bakanlığı’na başvurduklarını, ancak halen cevap alamadıklarını belirtti. Ana Yalıncakoğlu “HTŞ’ye destek veren herkes bu soykırımın ortağıdır” derken, Dede Eren Yıldırım da “Bugün Suriye’de Alevilerin can güvenliği savunulmazsa yarın hiçbir topluluk güvende olmaz” ifadelerini kullandı.

    Arap Alevileri için yeni yılın başlangıcı olan Ras al Seni, soykırım gölgesinde kaldı. Suriye’deki Aleviler, bayram neşesiyle girecekleri yeni yıla ölüm ve sürgünle başladı.

    Suriye’nin dört bir yanına saldıran HTŞ-IŞİD çeteleri, Alevilere dönük soykırıma devam ediyor. Dünya kamuoyu ise Suriye’de yapılan insanlık suçlarına sırt dönüyor.

    Ras al Seni sebebiyle İstanbul Kadıköy’de bir araya gelen Arap Alevi Meclisi üyeleri ise yapılan zulme bir kez daha tepki gösterdi. Küçük kalabalık içerisinde yer alan isimlerden birisi de Alevi Bektaşi Federasyonu Yol Erkandan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Sevim Yalıncakoğlu’ydu.

    Aynı zamanda Yalıncak Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı olan Yalıncakoğlu, inanç önderleri başta olmak üzere herkesin, Alevi soykırımı karşısında tutum alması gerektiğini söyledi.

    “SURİYE’YE GİDECEĞİZ!”

    Ana Sevim Yalıncakoğlu, yakın zaman öncesine kadar İstanbul’daki inanç önderlerinin belli aralıklarla toplantılar düzenlediğini, ancak böylesi kritik dönemde sessiz kalınmaması gerektiğinin altını çizdi. İnanç önderlerinin, son dönemde Suriye’de yaşananlara karşı “eksik kaldıklarını” söyleyen Yalıncakoğlu, “Suriye ile ilgili kurumlar üzerinden bir koridor açılmasını, gözlemci olarak ana ve dedeler olarak gitmek istediğimizi bildirdik ama Dışişleri Bakanlığı’ndan bu yönde henüz bir cevap gelmedi. Kurumların bu çağrısı Dışişleri Bakanlığı tarafından karşılık bulsaydı, analar ve dedeler olarak bir heyet gidip, yerinde gözlemleyip, hayatta kalan canlara bir nebze yoldaş olabilecektik. Bu talebimiz hala da geçerlidir. En kısa zamanda gideceğiz!” dedi.

    “HTŞ’YE DESTEK VEREN HERKES SOYKIRIMIN ORTAĞIDIR”

    Sevim Yalıncakoğlu, ABF olarak öncelikli gündemlerinin Suriye’deki soykırım olduğunun altını çizdi. Yalıncakoğlu, HTŞ’nin, tüm bölge halkları için tehlikeli bir yapılanma olduğunu ifade ederek şunları söyledi:

    “Katil Colani ve IŞİD artığı HTŞ çetelerine yönelik tüm dünya kamuoyunun ses çıkarması gerekir. Aynı zamanda bu çeteleri durdurmak için Birleşmiş Milletler’in adım atması gerekir. Başta Türkiye olmak üzere ABD’nin, İsrail’in ve dünyada bu HTŞ katillerini destekleyen tüm ülkelere çağrı yapıyoruz; sizin onlara gösterdiğiniz her türlü askeri ve maddi yardım, Alevilere, Dürzilere, Kürtlere katliam olarak geri dönüyor. Nitekim Halep’te katlettikleri Kürt kadının cesedine bile düşman olan, kaçırdıkları kadınlara her türlü eziyeti eden, sadece Alevi çocuğu olduğu için boğazını kesebilen caniler bunlar. HTŞ Suriye ordusu değildir. HTŞ katil IŞİD artığı katliamcı bir çete sürüsüdür. Dolayısıyla bunlara destek veren herkes de bu soykırımın ortağıdır.”

    “BİZ ÖNCÜLÜK ETMEK ZORUNDAYIZ”

    Ana Yalıncakoğlu, inanç önderlerinin, bu süreçte daha fazla rol almaları konusunda bir de çağrı yaparak şöyle devam etti:

    “Alevi Yol erkanında ‘Üzerimize yol uğradı’ denilir. Tam olarak bu dönemde Alevilerin anaları, dedeleri, pirleri, mürşitleri, talipleri, rehberleri; hepsine Yol’un uğradığı bir dönem. Kırklar Meclisi’nin öğretisiyle bu Yol’a baş koymuş kişileriz. Kırklar Meclisi’nde de denildiği gibi birimize neşter vursa bin yerden akar kanımız. Bugün Suriye’deki canlarımıza neşter vuruldu ve bizim hepimizin kanı akıyor. Bu Yol’a baş koymuş analar, dedeler olarak üzerimize düşen her türlü sorumluluğu yerine getirmek zorundayız. Önce biz öncülük etmek zorundayız. Suriye’ye gidilecekse gitmek zorundayız. Onların seslerini tüm dünyaya duyurmak için daha çok çabalamalıyız. Dünyanın herhangi bir yerinde yaşayan bir Alevinin, şu dönemdeki ilk yapması gereken şey budur. Canımıza neşter vuruluyor. Hepimizin birden kanının akması lazım. Ama bu akan kanı da durduracak olan yine bizleriz. Herkes, bir an önce ne yapabilirim diye düşünüp, bu konuda eylem yapanlara, çaba harcayanlara omuz vermeli, diye düşünüyorum.”

    “ZULME RIZA, ZULMÜN PARÇASI OLMAKTIR”

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Okmeydanı Cemevi Yönetim Kurulu Başkanı Dede Eren Yıldırım’da Suriye için daha yoğun ses çıkarılması gerektiğini söyledi. Yıldırım, “Bizim yolumuzda mazlumun yanında durmak bir tercih değil, bir ikrar meselesidir” diyerek şöyle devam etti:

    “Bu dönemde susmak sadece Alevilere değil insanlık onuruna da zarar veriyor. Kerbela bize şunu öğretti; zulme rıza, zulmün parçası olmaktır. O yüzden susmamak, ses çıkartmak zorundayız. Ve bu mesele yalnız Alevilerin meselesi de değil. Bugün bir inanç grubu hedef alınsa yarın başka bir halk, başka bir inanç hedef alınır. Bu yüzden buradan çağrımız net. Suriye’de yaşayan sivillerin yaşam hakkı korunmalı. İnanç temelli nefret dili durdurulmalı. Bağımsız gözlem ve insani yardımın önünün açılması gerekir. Bu en temel insani haktır.”

    “BUGÜN İÇ MUHASEBE DEĞİL, DIŞA DOĞRU ORTAK SES ÇIKARMA ANI”

    Dede Eren Yıldırım, Suriye’de yaşananlara karşı ses çıkarmanın bir zorunluluk olduğunu vurgulayarak kurumsal yapıların üzerindeki baskılara da işaret etti. “Kriminalize edilme korkusu var” diyen Yıldırım, “Ayrıca toplum içinde parçalanmışlık da var” diye de ekledi. Eren Yıldırım, şunları söyledi:

    “Herkes aynı dili kuramıyor. Ama bu demek değildir ki bu yolun inanç önderleri soykırıma sessiz kalacak. Şu acı gerçeğimiz de var. Biz bazen reflekslerimizi kendi iç tartışmalarımıza gömüyoruz. Oysa bugün iç muhasebe değil, dışa doğru ortak ses çıkarma anı. Bu dönem benim kurumum, senin kurumun dönemi değil. Bu dönem yolun birliği dönemi. Pirler, analar bu yolun vicdanıdır. O yüzden pirler, analar, mürşitler, aşığı sadıklar bir araya gelmeli. Ama bu sadece normal bir araya gelme, bir toplantı değil! Ortak bir vicdan bildirisi üretilmelidir. ‘İnanç temelli şiddete hayır! Sivillerin can güvenliği evrensel haktır!’ diye net olmak zorundadırlar. Yol’umuzun özü rızalıktır. Rıza varsa birlik olur, birlik olursa ses olur, ses olursa zulmün üstüne karanlık gibi çöken sessizlik de ortadan dağılır.”

    “BİZİM ÇAĞRIMIZ İNTİKAM DEĞİL ADALET”

    Meclis çatısı altındaki herkesin, yaşam hakkı ve inanç özgürlüğünü savunmak zorunda olduğunu söyleyen Eren Yıldırım, şu sözlerle konuşmasına son verdi:

    “İnanç temelli nefret söylemi reddedilmeli. Sivillerin korunması için uluslararası kamuoyu harekete geçmeli. Uluslararası hukuk işletilmeli. İnsani yardım koridorları açılmalı. Suç işleyenler cezasız kalmamalı, kırmızı halılarla karşılanmamalı. Biz Aleviler bugüne kadar hiçbir halkın acısından sevinç duymadık. Kimsenin inancına düşmanlık etmedik. Bizim Yol’umuz sevgi yoludur çünkü. Ama sevgi, zulmü görmezden gelmek değildir. Hünkâr Hacı Bektaş Veli pirimiz ‘İncinsen de incitme’ diyor. Ama bu söz ‘zulme boyun eğin’ demek değil. Bu söz insan kalmayı başarmaktır. Biz de insan kalacağız. Mazlumun yanında, zalimin karşısında duracağız. Bugün Suriye’de Alevilerin can güvenliği savunulmazsa yarın hiçbir topluluk güvende olmaz. Bizim çağrımız intikam değil adalet, nefret değil barış, sessizlik değil ortak vicdan çağrısıdır. O yüzden Suriye’de yaşanan soykırım derhal durdurulmalıdır.”

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

  • Onlarca yıl sonra Kumluca’da ‘Birlik Cemi’ yürütüldü-VİDEO

    Onlarca yıl sonra Kumluca’da ‘Birlik Cemi’ yürütüldü-VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Antalya Kumkuca Şubesi onlarca yıl sonra ‘Birlik Cemi’ yürütüldü. Yürütülen Birlik Cemi’nde Alevilerin Selçukludan bugüne yüzlerce kez katliamlara ve soykırımlara uğramasına rağmen hiçbir zaman zalim olmadığını ve her zaman mazlumdan yana bir duruş sergilediği vurgulandı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Antalya Kumluca Şubesinde ’da yapılan Birlik Cemi’ne Yalıcak Sultan Ocağı Yol Yürütücüsü Sevim Yalıncakoğlu, Yol yürütücüsü Zakir Süleyman Demir, Hüseyin Abdal Ocağı evlatlarından İlyas Şimşek ve Ersin Genç katıldı.

    “ALEVİLİK İNANCINDA HÜNKAR VE PİR SULTAN NEYSE KADINCIK ANA VE SENEM BACI’DA ODUR”

    Yalıncak Sultan Ocağı Yol Yürütücüsü Sevim Yalıncakoğlu yaptığı konuşmasında, “Maalesef Aleviler içinde de bazı canlar kadınlar cem yürütür mü? diye bakıyorlar. Erkekler cem yürütüyorsa kadınlar da cem yürütebilir. Eskiden siz hiç kadın zakir de görmüyordunuz neden? Çünkü kadınlara bu konuda bir alan açılmıyordu. Kadınlar evinin işini yapıyordu, evlerinde yaşıyorlardı ve Ailenin bütün işleri kadınların üzerineydi” dedi.

    Gelişen ve değişen dünya ile birlikte mevcut durumun değiştiğini belirten Yalıncakoğlu, “Şimdi çok fazla var. Çünkü pirimiz üstadımız Hünkar Hacı Bektaş Veli neyse Kadıncık Ana da odur, Pir Sultan Abdal neyse Senem Bacı da odur. Dolayısıyla bizim Yol’umuzda, erkanımızda, hiçbir süreğimizde hiçbir canın birbirinden üstünlüğü yoktur. Cemevinin kapısından giren can bütün kimliklerini dışarıda bırakıp öyle girer içeri ve burada hepimiz birbirimizle aynıyız.  Canımızın gözünün içine baktığımızda kendimizi görmezsek buraya eksik gönülle gelmişiz demektir” diye konuştu.

    “BİZİM İÇİN BÜTÜN İNANÇLAR KUTSALDIR ALEVİLİK İNANCININ  KUTSAL OLDUĞU GİBİ”

    Aleviler olarak bütün inançlara eşit mesafede ve saygıyla baktıklarını vurgulayan Ana Yalıncakoğlu konuşmasının devamında şunları belirtti:

    “Bütün inançlar bizim için kutsaldır. İnsanların nasıl namaz kıldığı nasıl oruç tuttuğu hiç bizi ilgilendirmez. Hepsine saygılıyız. Ama semah da neymiş? Öyle ibadet mi olur? Sazla ibadet mi olur? Cemevi de ibadethane midir, kültür evidir diyene de biz itiraz edeceğiz. Bunu söyleyenlere bizim inancımıza karışamazsın. Cem ibadettir. Cemevi de ibadethanedir. Aleviler vardır. Alevilik haktır.”

    “CEMEVLERİMİZLE  DAYANIŞMA İÇERİSİNDE OLMALIYIZ”

    Yol yürütücüsü Zakir Süleyman Demir, Antalya Kumluca’da açılan PSAKD Şubesine toplumun destek olması çağrısında bulundu.

    “ALEVİLİK İNANCI TARİHLERDEN SÜZÜLE SÜZÜLE BU GÜNLERE GELMİŞTİR”

    Hüseyin Abdal Ocağı evlatlarından İlyas Şimşek ise, “Bizim yolumuz da tarihten süzüle süzüle bugünlere gelmiş. Ulu bir pınardan besleniyor. Öyle bir kaynak ki yüzyıllar boyunca katliamlara uğramış, her türlü asimilasyona uğramış ama hiçbir zaman kaybolmamış” şeklinde konuştu.

    Alevi toplumunun Selçukludan günümüze 72 kez kırıma uğratıldığını hatırlatan Şimşek, “Hep zulüm görmüş ama hiçbir zaman zalim olmamış. Gazi’de Maraş’ta, Malatya’da 12 Eylül öncesi de dahil en son Sivas’ta katliama uğradı ama buradan çıkıp gidip karşı tarafa bir zulüm yapmadı. Sadece güzelliği, doğruyu, özgürlüğü savunması ve tarihler boyunca hep kendisiyle barışık bir toplum olmasından kaynaklı kimsenin hakkına tenezzül etmediği ve sadece mazlum olduğu için kırıma uğramış. Ben bazen diyorum iyi ki mazlum olmuşuz” diye konuştu.

    Birlik Cemi’nde gülbenglerin okunmasının ardından söylenen deyiş ve nefeslerle semahlar dönüldü. Çerağların sırlanması ile lokmalar pay edildi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Ana Yalıncakoğlu: Bu ülkede insanların haklarını gasp eden bir devlet sorunu var!-VİDEO

    Ana Yalıncakoğlu: Bu ülkede insanların haklarını gasp eden bir devlet sorunu var!-VİDEO

    PİRHA – Yalıncak Sultan Ocağı evlatlarından Ana Sevim Yalıncakoğlu, kadınların Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne etkisine dair konuştu. Ülkede Alevi olmanın “hak ihlali”ne uğramak olduğunu  söyleyen Yalıncakoğlu, “Alevi kadın olmak ikinci bir hak ihlaline uğramaktır”  dedi. Ana Yalıncakoğlu, “Bu ülkede bir Alevi, Kürt, emek sorunu yok. Bu ülkede bütün bu alanlardaki insanların haklarını gasp eden bir devlet sorunu var” değerlendirmesinde bulundu.

    Abdullah Öcalan tarafından 27 Şubat’ta yapılan Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı ardından taraflar arasındaki görüşmeler devam ediyor.

    PKK’nin 12 Mayıs’ta silahlı mücadeleyi sonlandırma kararını açıklaması ardından, demokratikleşme yolunda kamuoyunda bir beklenti oluşsa da hükümetten henüz bir adım gelmedi. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, toplumun farklı kesimlerini dinlemeye devam etse de henüz demokratikleşme adına bir adım atılmadı.

    40 yıllık çatışmalı süreç ardından taraflar bir araya geldi ancak, sekiz aylık istişare döneminde ne Kürt sorunu ne de Alevi sorununa dair hükümetten bir yol haritası belirmedi.

    Yalıncak Sultan Ocağı evlatlarından Ana Sevim Yalıncakoğlu ile kadınların Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne bakışını ve etkisini konuştuk.

    PİRHA – Savaşın etkisinin kadına yansıması nedir?

    Sevim Yalıncakoğlu: Öncelikle savaş ve çatışma halinin kendisi zarardır. İlk zarar gören toplum kesimleri de kadınlar ve çocuklardır. Dolayısıyla çocuklar zarar görünce otomatikman kadınların da zarar gördüğü ve en büyük kayıpların yaşandığı bir dönem oluyor. Türkiye’deki çatışma özelinde konuşursak, kadınların öncelikle hayatları gitti.

    Yine savaşın en büyük etkisi köy boşaltmalar sonucu oldu. Zorunlu göçler sonucu kadınların kendi kurdukları o yuva ve öz yurtlarından başka hiç bilmedikleri, tanımadıkları, belki temayül etmedikleri, hiç hazır olmadıkları başka alanlara göç etmelerine neden oldu. Çünkü yaşam kadının üzerinden yükseliyor. Bunu güzellemek adına söylemiyorum. Toplumun yaşamının bütün yükü aslında öncelikle kadınlar üzerinde. Yine bu savaş esnasında 80’li ve 90’lı yıllarda çok yüksek oranda karşılaştığımız işkenceler ve saldırılarda da kadın bedenini direkt hedef alındı. Dolayısıyla bütün yaşamınızı etkileyen bir süreci de beraberinde getirdi.

    Bu köy boşaltmalarının sonucunda birebir aslında tanıştığım, görüştüğüm ve dinlediğim insanlar oldu. Özellikle Maraş bölgesinde bir çalışmam olmuştu. Memleketini bırakıp göç eden kadınlar, gittiği yerlerde kendilerini hiçbir zaman tam olarak oraya ait hissedemiyorlar. Çünkü ait oldukları toplumdan başka bir yere gitmiş oluyorlar. Güvende hissetmiyorlar! Farklı insanların içinde yaşamak zorunda kalıyorlar. Bu nedenle de yaşadıkları çok ciddi yaşamsal sıkıntılar oldu ve bunu yalnızca mücadelenin içinde olan kadınlar yaşamadı. Tamamen apolitik olup, belki de Kürt kadını olduğu için, sadece o coğrafyada doğmuş olduğu için; hiçbir savaşa dahil bile değilse sadece o bölgede yaşadığı için yerinden yurdundan zorla kopartılıp başka bir hayatın içine atıldı. Bu kadınların yaşadığı en büyük dramlardan biriydi.

    “BASKI HALİ, BİR DİRENİŞ EKSENİNİ DE DOĞURDU”

    -Yıllardır süren çatışmalı ortam, kadın mücadelesini nasıl etkiledi? Özelde Alevi kadınlar bu süreçte ne yaşadı?

    Açıkçası ülkede Alevi olmak zaten bir hak ihlaliyken Alevi kadın olmak ikinci bir hak ihlali noktasına geldi. Bunun bir eksenini savaştan hariç bir noktada bütün Aleviler olarak biz de yaşadık. Alevi kadınlar sokağında, mahallesinde, iş yerinde kimliklerini saklamak zorunda kaldı. Çünkü zaten Alevi olmaları başlı başına bir kimlik sorunuydu. Aynı zamanda kadın oldukları için de daha çok saldırıya maruz kaldılar. Çünkü karşındaki saldırgan olan taraf seni iki yerden daha zayıf gördü. Hem kadın olduğu hem de Alevi olduğu için bu baskıyı yapma hakkı hissetti. Ama bu aynı zamanda bir direniş de doğurdu. Alevi kadınların ülkede verilen her türlü hak savaşının da özneleri olmasını doğurdu. Evet bazı noktalarda kimliğimizi, ismimizi ‘aman bir zarar görmeyelim’ diye sakladığımız durumlar elbette oldu ama başka bir şey de oldu. Bu saldırılar Alevi kadın merkezli bir direniş eksenini de doğurduğunu düşünüyorum.

    Bu coğrafyada maalesef hiçbir şey mücadele edilmeden kazanılmıyor. Alevilerin kendi içlerindeki örgütlenmelerinde de bir Alevi kadın sorunu ortaya çıktı ve onun için de mücadele etmesi gerekti. Aynı zamanda genel erkeğe, devlet erkine karşı verilen hak mücadelesi  bir Alevi kadın kimliği mücadelesini de ortaya çıkardı. Dolayısıyla eksileri görmek yerine böyle bir gücü, direnişi, birlikteliği ortaya çıkardığını da tespit edebiliriz.

    ÜLKEDE, İNSANLARIN HAKLARINI GASP EDEN BİR DEVLET SORUNU VAR”

    -Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin kadınlara etkisi nasıl olacaktır?

    Demokratikleşme süreci deniliyor ama kadınları ne derecede umursuyor ve görüyorlar dersiniz? Açıkçası ben bütün mücadelelere şu eksenden bakıyorum; bu ülkede bir Alevi, Kürt, emek sorunu yok. Bu ülkede, bütün bu alanlardaki insanların haklarını gasp eden bir devlet sorunu var. Dolayısıyla devlet, bu topluluklar üzerindeki baskısını ortadan kaldırdığında zaten sorun ortadan kalkacak. Evet bizim bir direniş eksenimiz var. Ortada bir sorun olduğu, bize yönelik bir saldırı ve hak ihlali olduğu için bir direniş ekseni geliştiriyoruz. Dolayısıyla sorun, direniş ekseni geliştirenlerin adına kurulamaz. Sorun, hak ihlalini ortaya çıkaranlar adına kurulması gerekiyor.

    Neden bir Alevi, Kürt sorun olsun ki? Burada Kürt’ün de, Alevi’nin de, emekçinin de, kadının da, Romanın da, Abdalın da, hakkını gasp eden bir devlet sorunu var. Dolayısıyla sorun devlette. Çözülmesi gereken konu devletin laik, demokratik bir hukuk devleti eksenine gelmesi. Laik, demokratik bir hukuk devleti ekseninde emekçilerin de zaten bir çeşit nefes aldığı bir ortam olacak.

    İşçi haklarına yönelik mahkeme kararlarında çok ciddi gerilemeler var. Emek haklarında, kadın haklarında çok ciddi gerilemeler var. Artık kadınların medeni kanunundaki yeri geriye doğru gitmeye başladı. Bunun kararını artık mahkemeler vermiyor, Diyanet İşleri Başkanlığı veriyor. Bu bir kadın sorunu değil. Bu bir Diyanet İşleri Başkanlığının burnunu, kadınların hayatına sokma sorunu.

    Kürt sorunu ekseninde yürütülen barış süreci tek başına silahsızlanmayla bitecek bir şey değil ki. Bu, devletin bu baskılarıyla, bu hak ihlallerini ortadan kaldırmasıyla yok olacak bir şey. Devlet, kadınlar, Aleviler, Kürtler; tüm toplumsal kesimler üzerinde bir baskı mekanizması kuruyor. Diyanet, eğer miras hakkıma göz dikip ‘kız çocukları mirastan pay alamaz’ denecek noktaya geliyorsa ve giyimim, kuşamım, kıyafetime, hatta kaç çocuk doğuracağıma kadar burnunu sokuyorsa burada değişmesi ya da bir adım atması gereken kadınlar değil. Diyanet’e ‘Stop, sen köşene çekil bakalım’ demesi gereken bir devlet var. Bir erk, hükümet var. Sorunların kaynağı neyse, çözüm oranın değişmesi ile başlar.

    “MÜCADELEYE BİR KADIN GÖZÜYLE OMUZ VERMEK GEREK”

    -Alevi kadınlar bu sürece ne tür katkılar sağlayabilir, neler önerirsiniz?

    Bir kere zaten toplumsal barışın sağlanması için öncelikle toplumların birbiriyle kaynaşmasına ihtiyaç var. Devlet, politikalarıyla toplumları birbirinden o kadar çok ayırdı ki şimdi birdenbire bu politikalardan vazgeçse dahi ortada birbiriyle barışması gereken bir sürü topluluk var.

    Her zaman barışta, daha doğrusu savaşsızlıkta inat etmek ve bu koşulların sağlanması için var olan mücadeleye bir kadın gözüyle omuz vermek gerek. Çünkü Alevi kadınlar, hem inancından hem de kadın kimliğinden kaynaklı bir insan-ı kamil noktasına erişmek gibi bir Yol’dalar. Aleviliğin verdiği 73 millete bir nazarla bakma ilkesiyle kadınların daha sıcak ilişkiler kurabilme özelliğini harmanlayıp toplumsal barışa bir katkısı olabilir. Ama önceliği, nerede bu konuda bir direniş ve mücadele varsa oraya bir omuz vermesi olmalıdır.

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

    İLGİLİ DOSYA

    ‘Alevi kadınlar barışın kurucu öznesi olmalıdır’
    ‘Kadınlar savaş sürecinden en çok etkilenen kesim, o yüzden barış sürecini kadınlar sahiplenmeli’
    Gazeteci Esra Çiftçi: Alevi kadınların hafızası ve sözü bu sürecin asli unsuru olmalı
    ‘Alevi kadınlar, Barış Süreci’ne çok güçlü bir şekilde destek olmalı’
    Ana Narin Gülçiçeği: Neden barış olmasın?
    ‘Demokratik toplum inşa edilirse devletin küçüldüğü, toplumun büyüdüğü bir süreç olacak’
    Nilgün Mete: Hepimizin ihtiyacı barış; bu nedenle herkese görev düşüyor

  • Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Derneği Cemevi’nde Hızır Cemi yürütüldü: Suriye’deki Alevilerin Hızır’ı olalım -VİDEO

    Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Derneği Cemevi’nde Hızır Cemi yürütüldü: Suriye’deki Alevilerin Hızır’ı olalım -VİDEO

    PİRHA- Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Derneği Cemevi’nde Hızır Cemini yürüten Sevim Yalıncakoğlu, Alevi Yol erkanında Hızır’ın, darda kalanın darına yetişen olduğunu vurgulayarak, “Suriye’deki Alevilerin sesi, çığlığı, Hızır’ı olalım” dedi.

    Hızır ayı nedeniyle Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Derneği Cemevi’nde Hızır Cemi yapıldı. Hızır cemine Yalıncak Sultan Ocağı’ndan Sevim Yalıncakoğlu, Kızıldeli Ocağı Yol Evladı Mustafa Sazcı ve Zakir Yaprak Dengiz katıldı.

    “ŞUBAT DEPREMİNDE BİR CANIMIZIN HIZIR’DAN MAHRUM KALDIK SÖZÜNÜ  HİÇ UNUTMUYORUM”

    Çok zor ve sıkıntılı zamanlardan geçtiklerini belirten Yalıncak Sultan Ocağı Yol Yürütücüsü Sevim Yalıncakoğlu, “Bunun nedeni gönlümüzün daraldığından değil gönlümüzde bu günlerde çok ağır ateşler yandığındandır. 6 Şubat depremlerinden sonra özellikle depremde yitirdiğimiz canlar için bir cümlesi şu an hala aklımda. Şubat depreminden hemen sonra Adıyaman’a Pir Sultan Abdal Kültür Derneğinin başkanı Zülfikar ve Rıza Tanrıverdi canımızın depremde Hakk’a yürüdükten sonra onların adına kurduğumuz çadır kentte cem hizmet yürütmeye gitmiştik. Cemde  Dersim’li bir kadın canımız dedi ki hiç unutmuyorum her şey bir tarafa da Hızır’dan mahrum kaldık dedi. İnsanın gönlüne hüzün veren bir andı evlatlarını bulamamış daha evlatları göçük altın olan insanlar varken onların acısı yüreğimizdeyken biz Hızır’dan da mahrum kaldık sözünü hiç unutmuyorum. Depremde saatlerce yardım bekleyen bir anda Hakk’a göçen cümle canların anısı önünde huzurunuzda saygı ile eğiliyorum. Hepsinin devri daim olsun” diye belirtti.

    “SURİYE’DE KATLİAMDAN GEÇİRİLEN ARAP ELEVİLERİNİN  HIZIRI OLMA ZAMANI”

    Hızır’ın bir manası bir anlamı olduğunu söyleyen Yalıncakoğlu, “Neden Anadolu topraklarında Hızır bu kadar önemlidir ve neden şubat ayının kara kışında en zalim olduğu zamandır ve Hızır çağırılır. Çünkü Hızır aynı zamanda en yokluk anında, en zorlu, en darlık anında cara yetişendir. Hızır aslında yüreğinizin en daraldığı anda en karar veremediğiniz anda çaresizlik hissettiğiniz anda sizin yanınıza gelip sizin elinizden tutup bir derdin var mı diyen, size gelip göz gönül katan kişidir” diye konuştu.

    Yanıbaşımızda Suriye’de çok sıcak gelişmelerin yaşandığına da dikkat çeken Yalıncakoğlu, “Bize çok uzak değil, hemen yanı başımızda onlarca Alevi öldürülüyor. Sadece Alevi oldukları için sadece Ali dedikleri için öldürülüyor. Arap Alevileri şu an en dar zamanını yaşıyor. Bir Maraş’ı, bir Çorum yaşıyorlar hatta bir Sivas yaşıyorlar aslında. Hepimizin ve bütün dünyanın gözünün önünde seyrettiği bir katliam yaşanıyor” dedi.

    “HTŞ ALEVİLERİN NESLİNİ TÜKETMEK İÇİN ÇOCUK YAŞTA GENÇLERİ KATLEDİYOR”

    İlk zamanlarda HTŞ yanlılarının yaşanan katliama “böyle bir şey yok Esat gitti Aleviler böyle yapıyorlar” şeklinde yaklaşıldığını dile getirenYalıncak Sultan Ocağı Yol Yürütücüsü Sevim Yalıncakoğlu, konuşmasının devamında şunları kaydetti:

    “Ama gerçekler susturulamaz. Binlerce haber geliyor binlerce video geliyor. Gidip Alevi kadınlarına zorla Ali’ye Hüseyin’e kötü söz söyleyin diye baskı yapıyorlar. Söylemeyeni de direkt eziyet ederek öldürüyorlar.

    Şimdi biz buradayız diye uzağız diye onların haliyle hallenlenmeyecek miyiz? Onların derdi ile dertleşmeyecek miyiz? Onların sesini buradan dünyaya duyurduğumuzda aslında hepimiz onlara Hızır olmuş oluruz.

    Aklıma geldikçe yüreğim taşıyor, çünkü biz de yaşadık. Ben Sivaslıyım. 93’te liseye gidiyordum, Pir Sultan anma etkinliğini  o kadar büyük bir mutlulukla Hasret’i, Muhlis Akarsu’ nun şehrimize gelişini bekliyordum ki, o gün orada yapılanlar bugün  Suriye’de yapılıyor. Hızır dediğimiz şey o yüreğimizde en dar anımızda çağırdığımızdır. Hızır bugün lazım bize. Hızır biziz aslında. Çünkü bizim yüreğimizdeki Hızır aşkıyla yangın anında uzattığımız bir el, sesine ses olduğumuz bir çığlık olduğumuz andır aslında.”

    Cemde gülbenglerin okunmasının ardından Kürtçe ve Türkçe söylenen deyişlerle semahlar dönüldü. Çerağların sırlanması ile lokmalar gelen canlara pay edildi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • ‘Barışı büyütmek için mücadele boynumuzun borcu’ – VİDEO

    ‘Barışı büyütmek için mücadele boynumuzun borcu’ – VİDEO

    PİRHA – HDK Halklar ve İnançlar Meclisi’nin Taksim Hill Otel’de “Birlikte, Farklı İnanç ve Halklarla Barışı Kucaklıyoruz” şiarıyla düzenlediği toplantıda, barışı büyütmek için mücadele vurgusu yapıldı.

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Halklar ve İnançlar Meclisi, Beyoğlu’nda bulunan Taksim Hill Otel’de “Birlikte, Farklı İnanç ve Halklarla Barışı Kucaklıyoruz” şiarıyla toplantı yaptı.

    Toplantıya, HDK Eş Sözcüleri Ali Kenanoğlu, Meral Danış Beştaş, DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, DEM Parti Milletvekilleri George Aslan, Mehmet Kamaç, Türkiye Alevi Federasyonu(ADFE) Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç, Demokratik Alevi Dernekleri(DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, Asi-Der Başkanı Tevfik Usluoğlu, AGOS Gazetesi Yazarı Pakrat Estukyan, Ağuçan Ocağı Piri Aziz Güler, Yalıncak Sultan Ocağı Yol Yürütücüsü Sevim Yalıncakoğlu’nun yanı sıra çok sayıda kişi katılım sağladı.

    Toplantının yapıldığı salona ‘Halklar ve inançlar barış için yan yana!’ yazılı pankart asıldı.

    HDK Eş Sözcüleri Meral Danış Beştaş ve Ali Kenanoğlu toplantının açılış konuşmasını yaptılar.

    “HEP BİRLİKTE BARIŞI SÖYLEMEK İÇİN BİRARADA DURMAYA ÇALIŞIYORUZ”

    Açılış konuşmasında ilk sözü alan HDK Eş Sözcüsü Ali Kenanoğlu, Ortadoğu’da yaşanan savaşların önüne geçmek adına halkların, inançların bir tutum sergilemesi gerektiğine inandıklarını belirterek, şunları söyledi:

    “Bizim HDK olarak kuruluş amacımız zaten bu. Bu topraklarda yaşayanlarla ortak mücadele hattını oluşturarak varlığımızı korumak adına HDK Halklar ve İnançlar Meclisi ile bunu ilerletmeye çalışıyoruz. Çoklukta birliği savunuyoruz. Ortak mücadeleyi esas alıyoruz. Bütün dinler, inançlar iyi insanı, ahlaklı toplumu ve barış içinde yaşamayı tahayyül eder. Bizim bir araya gelişimiz iyiyi, güzeli bir araya çıkarmak içindir. Biz iyiler olarak yan yana gelmeye çalışıyoruz. Hep birlikte barışı söylemek için bir arada durmaya çalışıyoruz.”

    “İKTİDAR HUKUKSUZ VE ANTİDEMOKRATİK ADIMLAR ATIYOR”

    Meral Danış Beştaş ise HDK olarak Türkiye’de farklı kesimlere yönelik katliam, dışlayıcı, öteki politikalarının farkında olduklarını ifade etti. Azınlıkların özgürce örgütlenebildikleri demokratik zeminin mevcut olmadığını belirten Beştaş, “İktidar her fırsatta zenginlik, mozaik, güller bahçesi gibi nitelemeler yapsa da Diyanet İşleri Başkanlığıyla başka bir baskı, cemevlerine yönelik yasal düzenlemelerle bir başka baskı, Rumlara, Çerkeslere, Ermenilere, Süryanilere yönelik hukuksuz ve antidemokratik adımlar atıyor” dedi.

    “BU POLİTİKALARA KARŞI ÇARESİZ DEĞİLİZ”

    3. Dünya Savaşı’nın eşiğinde olunduğunu da ifadelerine ekleyen Beştaş, “Artık savaşlar canlı yayında magazin gibi sunuluyor, üzülerek izliyoruz. Suriye en yakıcı örneklerden biri. HTŞ şemsiyesi altında pratikleri geçmişten biliyoruz. Bu tehditler ciddi bir boyuta ulaşmış durumda. Tüm Arap Aleviler ülkemizde bile şuan tehdit altında hissediyor. Bu politikalara karşı elbette çaresiz değiliz. Farklılıklarımızla birarada eşit yaşamak ve barışı örmek bizim yan yana duruşumuza, mücadelemize bağlı. İğne ucu kadar barış ihtimali varsa bunu büyütmek için mücadele boynumuzun borcudur. Bu topraklarda daha fazla ölüm, kan, şiddet istemiyoruz. Barışı tesis etmek için bu yolda yürümeye devam edeceğiz” diye konuştu.

    “BARIŞ İÇİN SAVAŞMAK GEREKİYOR”

    Açılış konuşmasının ardından söz alan AGOS Gazetesi Yazarı Pakrat Estukyan, şunları söyledi:

    “Barış çok zor bir şey çünkü şiddetli bir savaşı gerektiriyor. Barış için savaşmak gerekiyor. Dünyanın dengesinde egemenler ve mazlumlar arasında çok ciddi bir kırılma var. Dünyanın bütün mazlumları, birleşik bir cephe olarak dünyanın bütün egemenlerine karşı topyekün mücadele ederse başarıya ulaşır. Barışı hayal etmek, şarkılar söylemek güzeldir ama mücadele etmek gerekir. Sözünü ettiğim bölgesel değil evrensel bir barıştır. Barış çağrım kararlılık, bilinç, örgütlenme üzerinedir.”

    Topçu Baba Alevi Dergahı Kurucu Başkanı Mustafa Can da, “Salonlarda laf söylemenin ötesine çıkıp eşit yurttaşlığı sokak sokak anlatarak iktidara taşımalıyız. Bize biri barışı getirmemeli. Aşağıdan yukarıya inşa etmeliyiz ve her birimiz kilometre taşı olmalıyız” dedi.

    “BİZDE ÇOK NET BİR ŞEKİLDE ZALİMLER VE MAZLUMLAR AYRIMI VARDIR”

    Yalıncak Sultan Ocağı Yol yürütücüsü Sevim Yalıncakoğlu da şunları kaydetti:

    “Bize çok net bir şekilde zalimler ve mazlumlar ayrımı getirilmiştir. Burada barıştan bahsettiğimiz de mazlumlar ve zalimler arasındaki mücadeledir. Barış inşa edilecekse öncelikle zalimin zalimliğinden vazgeçmesi gerekir, aksi takdirde bir mücadeleden vazgeçmek mümkün değildir. Alevilerin hak mücadelesinde yalnızca gasp edilen hakların alınmasına yönelik bir mücadelemiz var. Eşit yurttaş oluşumuzdan kaynaklanan haklarımızın gasp edilmesi. Alevi erkanında hak mücadelesi vermiş biri olarak konuşmam gerekirse bizim için barış coğrafyamızda yaşayan cümle halkların, azınlıkların ve çoğunlukların kendini ifade edebildiği, ibadetini gizlemek zorunda kalmadığı bir dünya ancak barışın tam anlamıyla tesis edildiği bir dünyadır.

    “YEZİDİN KARŞISINDA DİMDİK DURAN ZEYNEP ANA OLMAKTAN VAZGEÇMEYİZ”

    Suriye’deki Alevilere yönelik saldırılar üzerinden buradaki Alevilere de çok ciddi saldırılar yapılmaya başlandı. Sosyal medyada yoğun saldırılar yaşanıyor. Elbette siz Yavuz Sultan Selim olursunuz, biz de Pir Sultan oluruz, Kalender Çelebi oluruz. Siz zalimlikten vazgeçmediğiniz sürece biz de yezidin karşısında dimdik durmuş Zeynep Ana olmaktan vazgeçmeyiz.”

    “NEREDE ZULÜM VARSA BİZ ONA KARŞIYIZ”

    Son olarak konuşan Ağuçan Ocağı Piri Aziz Güler de şunları söyledi:

    “Bizler barış için geçmişten beri mücadele veriyoruz. Ezidi canlarımız 72 kez katliama uğradı. Doğduğumuzdan beri katliam içindeyiz. Bir sürü katliam sayılabilir. Maraş katliamı mağdurlarından biri de benim. Alevi toplumu olarak yolumuz sevgi barış ve kardeşliktir. Birlik ve beraberlik için her türlü mücadeleye varız. Nerede zulüm varsa biz ona karşıyız.”

    Toplantı, yapılan konuşmaların ardından basına kapalı bir şekilde devam etti.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın yaptığı asimilasyonu deşifre etmeliyiz’- VİDEO

    ‘Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın yaptığı asimilasyonu deşifre etmeliyiz’- VİDEO

    PİRHA – Yalıncak Sultan Ocağı Yol Yürütücüsü Sevim Yalıncakoğlu ve Sarısaltuk Ocağı Evladı Cihan Saltuk, Alevi toplumunun öncelikli olarak konuşulması ve çözüme kavuşturulması gereken sorunlarının Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın uyguladığı asimilasyon politikaları ve Suriye’de yaşanan olası Alevi katliamı olduğunu belirttiler. 

    Çok sayıda ocak mensubu Dede/Pir/Ana, Alevi toplumunun sorunlarını değerlendirmek üzere ikinci toplantılarını Garip Dede Dergahı Vakfı’nda yaptı. Basına kapalı olan toplantıda, ‘Alevilerde Birlik, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın yarattığı asimilasyon politikaları’ gibi konular ele alındı.

    GADEV’deki toplantı öncesi Yalıncak Sultan Ocağı Yol Yürütücüsü Sevim Yalıncakoğlu ve Sarısaltuk Ocağı Evladı Cihan Saltuk ile Alevi toplumunun öncelikli olarak ele alınması gereken sorunlarını ve Suriye’deki gelişmeleri konuştuk.

    “DEDELERDE ARANMAYAN KRİTERİN ANALARDA ARANMASI AYRIMCILIK”

    Yalıncak Sultan Ocağı Yol Yürütücüsü Sevim Yalıncakoğlu, kadınlara biçilen rollerin, anaların daha çok toplantılara katılımıyla, görünür oluşuyla yok edilebileceğini söyledi. Ana Yalıncakoğlu, dedelerde aranmayan kriterlerin analarda aranmasının da bir çeşit ayrımcılık olduğunu ifade ederek “Analara gelince şu eksik, bu eksik. Ama dedeleri saysan gönül kıran mı dersin, kalp kıran mı, insanları kendinden daha aşağı mı gören dersin. Bunlara söz söyleyen yok. Dolayısıyla bu zihniyetin, Alevi ruhuna aykırı olduğunu ve yavaş yavaş da bu zihniyetten kurtulacağımızı düşünüyorum” dedi.

    KONUŞULMASI GEREKEN SORUNLAR

    Yalıncakoğlu, Alevi toplumunun öncelikle konuşması ve çözmesi gereken sorunlarını şöyle sıraladı:

    “*İlk olarak Hakk’a uğurlama erkanlarındaki Sünni asimilasyonu biran önce konuşmamız gerekiyor. Biz İmam Hüseyin’in ağıtlarını bile mersiye ile yapan bir halk olarak ibadetini bağlama ile telli kuran ile yapan bir halk olarak, cenaze erkanlarımızı da artık deyişlerimizle duazlarımızla yapmamız gerekiyor.

    *İkincisi din derslerini konuşmamız gerekiyor. Çocuklarımıza yönelik din dersi zorbalığının nasıl önüne geçeceğimizi konuşmamız gerekiyor.

    *Suriye’deki Alevi katliamına karşı Alevilerin nasıl durması gerektiğini konuşmamız gerekiyor. Türkiye’deki Alevilerin nasıl birlik ve dirlik içerisinde olacağını konuşmamız gerekiyor. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın yaptığı asimilasyon politikalarını konuşup çok net deşifre etmemiz gerekiyor.”

    “BİZ TÜM ALEVİLERİN HAK MÜCADELESİ İÇİN VARIZ”

    Sevim Yalıncakoğlu, Alevi Yol erkanlarından kişilerin anaların, dedelerin, rehberlerin ve Alevi kurumlarındaki kişilerin heyet olarak Suriye’deki Alevilere gidip orada yaşanan katliamlara kalkan olmaları gerektiğini ifade etti. Yalıncakoğlu, devamında şöyle konuştu:

    “Suriye’deki Alevilerin, sivil halkın yanında olduğumuzu ve sonuna kadar da olacağımızı Türkiye hükümetine çok net göstermemiz gerekiyor. Sınırlar bizim için önemli değil. Dünyanın neresi olursa olsun biz bütün coğrafyaya dağılmış Alevilerin, hak mücadelesi için varız. Şu an en sıcak Alevi gündemi Suriye’de. Yönümüzü kesinlikle oraya çevirmeliyiz. Özellikle bir de Samandağ halkına yani sınırdaki Arap Alevi halklarının da kesinlikle yanında olmamız gerekiyor.”

    “TOPLANTILARIN DEVAMI GELMELİ”

    Sarısaltuk Ocağı Evladı Cihan Saltuk, Alevilere artan baskı, dayatmaya karşı bir olmak ve Yol’a yakışır bir duruş sergilemek gerektiğini belirerek, yapılan toplantının Alevilik adına çok önemli olduğunu ve devamının gelmesi gerektiğini söyledi.

    “YARATMAK İSTEDİKLERİ MAKBUL ALEVİLİĞİN KARŞISINDAYIZ”

    Dede Cihan Saltuk, Aleviler açısından Türkiye’deki en büyük sorunun Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı olduğunu vurgulayarak şunları ifade etti:

    “En büyük sorun bu kurumun ortaya çıkmasıdır. İktidar tarafından kurulmuş olan bu yapının amacı yaptığı yardımlarla Alevileri bölmek ve asimile etmek. Geçmişten bugüne gelen bir asimilasyon, dayatma hep vardı bugün de var. Alevileri tanıma değil de hep bir tanımlamaya ihtiyaç duydular. Yaratmak istedikleri de makbul Alevilik. Bizler bunun karşısındayız. Buradaki birlik de bunun karşısında olmalı. Bizim için en büyük sorun şu an bu. Alevilerin asimile edilmesine hiçbir zaman izin vermedik bugün de izin vermeyeceğiz.”

    “SÖYLEMDEN ZİYADE EYLEME GEÇMEMİZ GEREKİYOR”

    Suriye’de yaşananlara ilişkin konuşan Saltuk, şunları kaydetti:

    “Dernekler, federasyonlar, çeşitli kurumlar bildiriler yayınlıyor. Bunun da ötesinde söylemle değil de gerçekten eylemle bunu dile getirip daha yüksek sesle kamuoyuna taşımalıyız. Burada olsun yurt dışında olsun elimizden geldiğince, gücümüzün yettiğince her türlü ortamda bunu daha görünür hale getirmemiz gerekiyor. Konuşup geçmek değil gerçekten bir eyleme dönüştürmemiz gerekiyor. Böylelikle en azından oradaki zulmün engellenmesine katkı sunmuş olabiliriz. Bugün orada bu olaylar var ama yarın burada olmayacağını bilemeyiz. Bu yüzden söylemden ziyade eyleme geçmemiz gerekiyor.”

    Devrim FINDIK-Eren GÜVEN/İSTANBUL

  • KKTC Alevi Kültür Merkezi 30. Yıl Etkinlikleri sürüyor: İnancımız yasalarla tanınsın!-VİDEO

    KKTC Alevi Kültür Merkezi 30. Yıl Etkinlikleri sürüyor: İnancımız yasalarla tanınsın!-VİDEO

    PİRHA – Kıbrıs Alevi Kültür Merkezi 30. kuruluş yıldönümü etkinleri 2. gününde resepsiyon ve konserlerle devam etti. Yapılan konuşmalarda, Alevi inancının KKTC’de resmi anlamda tanınması gerektiği vurgulandı.

    KKTC Alevi Kültür Merkezi, 30. kuruluş yıldönümü etkinlikleri sürüyor. Programın 2. gününde düzenlenen resepsiyona Kıbrıs Alevi Kültür Merkezi Başkanı Cengiz Demir, Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Mustafa Aslan, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı Hüseyin Mat, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe, Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Ercan Geçmez, İsveç Alevi Federasyonu Başkanı Ahmet Tutay, İsviçre Alevi Federasyonu Başkanı Esmender Çöçelli, Hollanda Alevi Birlikleri Federasyonu Başkanı Cafer Gül, Avrupa Alevi Kadınlar Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Ayten Tutay, Yalıncak Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Sevim Yalıncakoğlu, Okmeydanı Cemevi Başkanı Eren Yıldırım, AABF Hessen Bölgesi İnanç Kurulu Başkanı Ali Ekber Erden, KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Gecede ilk olarak Yalıncak Sultan Ocağı’ndan Ana Sevim Yalıncakoğlu, çerağ uyandırıp gulbeng verdi.

    “KATKIDA BULUNANLARIN ÇABALARI TAKDİRE ŞAYANDIR”

    Resepsiyonun açılış konuşmasını KKTC Alevi Kültür Merkezi Başkanı Cengiz Demir yaptı. Demir, “1994 yılında birkaç fedakâr kişiyle buradan yola çıkıldı diyerek” şöyle devam etti:

    “Alevilerin, bugün burada dört şubesi ve canlı bir topluluğu var. Özveri ile çalışıp Alevi Kültür Merkezi’nin ışığını sürdüren kurucular ve katkıda bulunanların çabaları takdire şayandır. Başta kurucu üyelerimiz ve Hakk’a yürüyen Kamber Karabaş ile önceki dönem başkanları da anmak katkılarının önemini vurgulamak isterim. Topluluğumuz, her zaman sosyal, kültürel ve inançsal ihtiyaçları önde tuttu. Kıbrıs toplumunun, buraya olan sürekli desteği için de minnettarlığımı ifade ediyorum.”

    MAT: KİMLİĞİMİZ TANINSIN!

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Başkanı Hüseyin Mat ise konuşmasında Avrupa’daki Alevi hareketinin 35 yıllık tarihini ve bu süre zarfında elde edilen kazanımları anlattı. Alevi haklarının Avrupa’da anayasal güvence altına alınması konusunda büyük mücadele verdiklerini belirten Mat, “Her yerde kimliğimizin tanınmasını, inancımızın anayasal güvence altına alınmasını ve Alevi çocuklarının, zorunlu din dersleriyle asimile edilmemesini istiyoruz” dedi.

    Mat ayrıca, Avrupa’da Alevi hareketinin elde ettiği hakların sadece Alevilere değil, tüm inanç topluluklarına örnek teşkil ettiğini vurguladı. Hüseyin Mat, “Avrupa’daki Aleviler, anayasanın ‘din ve vicdan özgürlüğü, kişi hak ve özgürlükleri, eşitlik ilkesi’ gibi temel maddelerini hayata geçirtmiştir. Bu haklar, Avrupa devletlerinin bize bir lütfu değil, anayasal haklarımızın doğal bir sonucudur” diye ekledi.

    Hüseyin Mat, Avrupa’da yaklaşık 1,5 milyon Alevinin yaşadığını ve Alevi topluluklarının, 14 ülkeyi kapsayan federasyon altında birleştiğini belirtti. Mat, “Almanya başta olmak üzere, Avrupa’nın birçok ülkesinde anayasal haklarını elde eden Aleviler, kamusal alanda tanınma ve din dersleri gibi konularda önemli adımlar atmıştır” dedi.

    Hüseyin Mat, konuşmasında Kıbrıs’taki Alevilerin de benzer haklara sahip olabilmesi için anayasal güvence altında olmaları gerektiğini ifade etti. Mat, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Alevi kimliğinin anayasal metinler ile güvence altına alınmasını istiyoruz. Bu, Türkiye için de güzel bir örnek olacaktır” dedi.

    “ALEVİ KİMLİĞİ KKTC’DE ANAYASAL METİNLERE ALINSIN!”

    Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Mustafa Aslan da etkinlikte yaptığı konuşmada, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, bakanlar, milletvekilleri ve sivil toplum örgütleri temsilcilerine hitap etti. Aslan, “KKTC Alevi Kültür Merkezi’nin kuruluşundan bugüne kadar emek veren tüm canlara teşekkür ediyoruz. Türkiye’de Aleviler, yok sayılan, inkâr edilen ve asimilasyon politikalarıyla zulüm gören bir inanç topluluğu olarak varlığını sürdürmeye çalışıyor. Bizler, Türkiye’deki Aleviler olarak laik, demokratik bir cumhuriyet ve eşit yurttaşlık talep ediyoruz. Alevilerin yaşadığı her toprakta sadece ve sadece eşitlik, adalet ve özgürlük istiyoruz. Kıbrıs’ta da Alevi kimliğinin anayasal metinlere alınıp güvence sağlanmasını istiyoruz. Bu, Türkiye için de güzel bir örnek olacaktır” dedi.

    TATAR: ALEVİ TOPLUMUNA KARŞI DUYARLIYIZ!

    Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ersin Tatar da gecede konuşma yaptı. Tatar, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti laik bir cumhuriyet olarak demokrasinin, insan haklarının, kardeşliğin, özgürlüğün ve insan sevgisinin her zaman en üst planda olduğu bir ülkedir. Alevi toplumunun hassasiyetlerine duyarlıyız ve bu hassasiyetlerin yerine getirilmesi için elimizden gelenleri yapacağız. 1974 öncesinde çok ezildik, acılar çektik. Ancak bugün, birlik ve beraberlik içinde geleceğe emin adımlarla yürüyoruz. Toplumunun haklarının korunması ve geliştirilmesi için çalışmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

    YILDIRIM: EŞİT YURTTAŞLIK İSTİYORUZ!

    Okmeydanı Cemevi Başkanı ve Baba Mansur Ocağı Piri Eren Yıldırım da etkinlikte konuşan bir diğer isim oldu. Yıldırım, “Dostumuzla beraber yaralanır kanarız, her nefeste aşk ile yaratanı anarız. Aleviliğin evrensel değerleri eşitlikçi ve barışçıl anlayışa sahip olmasıdır. Alevilik, kendimizle birlikte tüm dünya toplumları için laik, demokratik bir yaşamı savunur ve benimser” dedi.

    Eren Yıldırım, Alevilikte ayrımcılık, şiddet ve baskının olmadığını belirterek “İnancımız, 72 millete bir gözle bakmayı gerektirir. Alevi toplumu, adaletli bir dünya düzeni kurma mücadelesindedir. Yaşadığımız her yerde eşit yurttaşlık istiyoruz. İbadethanelerimiz olan cemevlerinin resmen tanınmasını ve çocuklarımıza okullarda başka dinin öğretilmemesini istiyoruz” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından dernekte emeği geçenlere onur belgesi takdim edildi.

    Resepsiyonun ardından cemevi bahçesinde düzenlenen konserde Kutsal Evcimen, Eren Boyraz, Birkan Sağlam ve Grup Ezman, ezgiler seslendirdi.

    İsmail YILDIRIM/KIBRIS

  • Kadın örgütleri, 6284 sayılı yasanın uygulanması için seferberlik başlatıyor-VİDEO

    Kadın örgütleri, 6284 sayılı yasanın uygulanması için seferberlik başlatıyor-VİDEO

    PİRHA-Kadın örgütleri, artan şiddet ve cinayetlere karşı 6284 sayılı yasanın uygulanması için “Seferberlik başlatıyoruz” duyurusunu yaptı. Basın toplantısında konuşan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Sekreteri Fidan Ataselim, “Narin’in köyünde de bir kadın ses yükseltti. Umudumuz işte o kadının sesindedir” dedi.

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Kadın Meclisleri, “Biz Yazdık, Biz Uygulatacağız, 6284 için Seferberliğe!” çağrısı ile basın toplantısı düzenledi. Şişli Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde yapılan basın toplantısına, kadın örgütlerinin yanı sıra, sanatçı, aydın ve siyasetçiler de destek verdi.

    AKP Hükümetinin aile odaklı politikaları nedeniyle kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerinin arttığına vurgu yapılan toplantıda 6284’ü uygulatmak adına yeni yol haritası açıklandı.

    “SEFERBERLİK BAŞLATIYORUZ!”

    Toplantıda ilk konuşmacı olan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Sekreteri Fidan Ataselim, şiddet vakalarının günden güne yaygınlaştığını vurguladı. Aile odaklı politikalara işaret eden Ataselim şöyle devam etti:

    “Aile odaklı politikalar nedeniyle cinayetlerin artacağını söylemiştik. Örneğin bir baba, çocukları ve eşini kurşunlayarak öldürüyor. Sebep, kadının ayrılmak istemesi. Hayatımıza yön vermemize karşılar. En çok kadınlar, ‘işte koruyoruz’ dedikleri yasalarla öldürülüyor.
    2011 yılında cinayetlerde bir azalma olmuştu. 6284, ‘etkin soruşturma yürüteceksin, kadınları güçlendireceksin’ der.
    Bizi dikkate almayarak, bizi koruyabileceğinizi düşünüyor musunuz? Onların dayattığı ailelerde, erkeklerin reis olduğu bir durum var. Kadınlara, çocuklara ‘itaat et’ deniliyor. Erkekleri cesaretlendiriyorlar.

    Narin 19 günün sonunda bulundu, koca bir köyün sessiz kaldığı ifade ediliyor. Yetkililer, sorumluluklarını yerine getirmedikleri için Narin aramızda değil. Şimdi karamsar bir tablo görünse de iyi haberleri hep birlikte yayalım, 6284 seferberliğini başlatıyoruz. Narin’in köyünde de bir kadın ses yükseltti. Umudumuz o kadının sesindedir.

    6284 nedir? Ailenin korunması ve kadına yönelik şiddetin önlenmesine dair kanun. Yerli bir kanun. Peki neden uygulamıyorlar?
    Eğer bir kadın şiddete uğraması taktirde, korunmanıza dair bir kanun… uzaklaştırma verilmesi, elektrikli kelepçe gibi çok kapsamlı kararları barındırıyor. O nedenle 6284, hepimizin o kapalı kilitlerini açacaktır. Bundan sonra eğitimler yapıp, seminerler düzenleyeceğiz. Bir kadın şiddete uğradığında yanında olacağız. Kadına yönelik şiddetin son bulması aile odaklı politikalar değildir, bunu hep vurgulayacağız. Siyah ve beyaz arasında çok net fark vardır. Beyazı grileştirmeyin. Kadınların haklarını muğlaklaştırmayın.”

    “AİLENİN KÖKÜNÜ KAZIMAK İÇİN MÜCADELEDEYİZ”

    Genç Feministler Federasyonu Başkanı Güneş Akçay da yaptığı konuşmada Narin Güran cinayetinin henüz aydınlatılmadığını söyledi. “Hükümet, suçluları bulmak adına neden profesyonelce davranmıyor?” diye soran Akçay, şöyle devam etti:

    “Keşke Narin’in mezarına gelinlik koyup üzüleceğinize, küçük yaşta katledilmesine üzülseydiniz. 6284 uygulanmadığı için kadınlar öldürülüyor. Ağustos ayında 6 kadın, babaları tarafından öldürüldü. İşte AKP’nin kutsal aile anlayışı bu. Onlar için erkek, kutsal olan. Genç kadınlar, babalarının tahakkümü altında yetişsin istiyorlar. Ailelerimizden asla kopmamak, başımıza diktatör dikmek istiyorsunuz ancak o ailenin kökünü kazımak için daha fazla örgütleneceğiz.

    Bir yandan da ekonomik kriz de genç kadınların özgürleşmesinin önüne ket koyuyor. Ekonomik olarak aileye bağlıysanız eğer aileye daha bağlı kalınıyor. Burada Erdoğan’a da seslenmek istiyorum; sen de reissin ya hani, bu halk seçimlerde sana tokat attı. Bizler de evlerde erkekleri durdurmasını biliriz. Artık hiçbir kadının canının yanmasına tahammülümüz kalmadı. AKP hükümeti gençleri eğitimden uzaklaştırıyor, evlilik dayatılıyor. Kadınları 2’inci sınıf vatandaş gören anlayışınız yenilecek. Şiddet karşısında kadınlar yalnız değil demek için 6284 seferberliğini başlatıyoruz.”

    “AİLE KUTSAL DEĞİLDİR”

    Sanatçı Ceylan Ertem de basın toplantısında konuşan isimler arasındaydı. Ertem, “Yaşarken güzel günleri görmeyi umut ediyorum. Aile kutsal değildir. Kutsal olan iyiliktir, sevgidir. O nedenle mücadele etmeyi sonlandıramayız. 6284 mutlaka tekrar gündeme gelmeli. Özgürlük ne yazık ki kolay kazanılamıyor ama çok kolay kaybediliyor. Bütün eylemlerde her zaman en önde kadınlar var. Feminizm sadece kadına özgü bir şey değil. Erkekler de feminist olabilir. Biz artık mezar başlarında ağıtlar yakmak değil, şarkılar söylemek istiyoruz. Özgür ve aydın düşüncenin ters kelepçelenmediği, kadın ve çocuk cinayetlerinin olmadığı adil bir dünya diliyorum” dedi.

    “ÖRTBAS EDİLENLERİ ORTAYA KOYACAĞIZ”

    Gazeteci Tuluhan Tekelioğlu da 6284 sayılı yasanın önemine değinerek “Bizler, eğer korkuyu arkamıza atıp, omuz omuza verirsek herşeyi yapabiliriz. Günlerce ‘Narin nerede?’ diye sorduk ve en sonunda onu bulduk. Şimdi ise örtbas edilmek istenenleri ortaya koyacağız. Her kadının aynı duyarlılıkla bu konuya eğilmesi şart. Gelin birlikte 6284’ü hayata geçirelim” ifadelerini kullandı.

    Yazar Seray Şahin de kadın cinayetlerindeki artışa dikkat çekerek “Öldürdüğü eşinin ütülediği takım elbiseyle mahkemeye çıkanları görmekten yorulduk. Bu zalimler, bizden daha hızlı yasaları öğreniyorlar. Kendi yaşam hakkımızı birilerinin vicdanına bırakamayız. Narin’le ilgili şunu söylemek istiyorum; o beyaz gelinliği gördüğümde aklıma Hatice teyze gelmişti. Köy meydanında eline bir gelinlik alıp yakmıştı!” dedi.

    “19 GÜN BOYUNCA NE YAPTINIZ?”

    CHP Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez ise “Çok öfkeliyiz. Bu karanlığı birlikte kaldıracağız. Bu yasayı uygulatacağız” diyerek şöyle devam etti:

    “Bu süreçte sadece kadın cinayetleri artmıyor, işleniş biçimleri de vahşileşiyor. Şimdi herkesin gözü önünde bu cinayetleri işliyorlar. Bunları sadece ekonomik zorlukla ifade etmeye gerek yok. Eğitim politikasını değiştirerek işe başlıyorlar. Bu ülkenin her bakanının Diyanet İşleri Başkanlığı’nda gözü var görünüyor.
    Narin için çok öfkeli ve üzgünüz. Kimse artık timsah gözyaşları dökmesin. Biz gerçekleri biliyoruz. Narin, melek falan olmadı, öldü. Kara toprağın altında şimdi. Bir hukukçu olarak, sosyal medya olmasaydı biz halen Narin’i arayacaktık. Bulunsaydı dahi olayın üstü örtülecekti. Yetkililere 19 gün boyunca ne yaptıklarını soruyoruz. O insanlar korktukları için mi sustular? En kötüsü o sessizlikti. Bu zihniyeti kaldırmak hepimizin görevi. Bırakın idam çığlıkları atmayı, zihniyetin değişimi için bir tuğla da siz koyun. Peki biz şimdi bu iktidardan yasaları uygulamasını mı bekliyoruz? Yanılırız. Anayasayı uygulamayan bir iktidardan bunu bekleyemeyiz. Bu iktidar kadın mücadelesinden korkuyor. Gücümüzden korkuyorlar, o nedenle dayanışmamızı arttırmalıyız.”

    DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Ceylan Akça Cupolo da “İyi ki kadın mücadelesi var, iyi ki Kürt özgürlük hareketi var” diyerek şu konuşmayı yaptı:

    “Jin, jîyan, azadî sloganımıza karşılık ‘Cenk, cihat, şahadet’ sloganı atıyorlar. Narin’in tabutuna o gelinliği örten kimse, karanlığı yaratanlar da onlardır. Bu yapı Narin’in cenaze töreninin en ön safındaydı. Kadın mücadelesi yürütenler, cezaevine konuluyor ama biz bu ulus devlet anlayışına karşı durmaya devam edeceğiz. Özgürlüğümüzden başka kaybedecek hiçbirşeyimiz yok. Jin, jîyan, azadî demeye devam edeceğiz. Yaşasın kadın dayanışması.”

    “NARİN, MADIMAK’TA YAKILANLAR GİBİ ÖLDÜRÜLDÜ”

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Kadın Meclisi’nden Sevim Yalıncakoğlu da hükümetin, laiklik karşıtı politikalar yürüttüğünü söyleyerek şöyle devam etti:

    “Uzun yıllardır Alevi hak mücadelesi veriyoruz ve daima eşit yurttaşlık ilkesini ön planda tutuyoruz. Özellikle ‘din derslerine hayır’ derken bir kadın mücadelesini de barındırıyoruz. Zorunlu din derslerine, ÇEDES protokolüne karşı çıktığımızda çocuklarımıza, gericiliğe karşı neden, nasıl mücadele edilmesi gerektiğini de öğretiyoruz. Bizler, bu ülkenin laikliği için de mücadele ediyoruz. ‘Narin, cennete gitti’ gibi cümleler, romantizme yönlendiriyor. Bizler, kişilerin, varolma, doğma, zamanı geldiğinde ölme hakkını da savunuyoruz. Narin öldürüldü. Tıpkı Sivas’ta Madımak’ta yakılanlar gibi. Biz bu zihniyete karşı savaşıyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Alevi kadınlar Hacıbektaş’ta zorunlu din dersi ve ve Medeni Kanun’u konuştu-VİDEO

    Alevi kadınlar Hacıbektaş’ta zorunlu din dersi ve ve Medeni Kanun’u konuştu-VİDEO

    PİRHA-Alevi kadınlar, Hacıbektaş’ta “Zorunlu Din Dersleri ve Medeni Kanun’un Alevi Kadının Yaşamında Etkileri ve Önemi” başlıklı panel düzenledi.

    Hacı Bektaş Veli Anma Etkinliği programları dahilinde Alevi kadınlar, “Zorunlu Din Dersleri ve Medeni Kanun’un Alevi Kadının Yaşamında Etkileri ve Önemi” konulu panelde bir araya geldi.

    Nilgün-Sırrı Bektaş Kültür Merkezi’nde yapılan panelde konuşmacı olarak Prof. Dr. Bedriye Poyraz ve Av. Esin İzel Uysal katıldı.

    Panel, Naime Sayman Ana’nın verdiği gülbeng ve  Elif Keleşo’nun açılış konuşması ile başladı.

    “KADIN ERENLERİMİZİN MÜCADELESİNİ DE ÖNE ÇIKARMAMIZ GEREKİYOR”

    Söz alan Ana Sevim Yalıncakoğlu konuşmasında, “Aleviler akın akın Hünkarı anmak için bu mekana gelir. Kadın erenler diyarlarındayız bir taraftan da. Kadıncık Anamızın  huzurundayız. Kadıncık Anamız karakazan sistemini getirmiştir. Kadıncık Anamız demek adil olmak demektir. Bu topraklarda erenler evliyalar çok var, erkek erenlerimizin isimlerini çok dile geliyoruz ama kadın erenlerimizin mücadelesinin de öne çıkarmamız gerekiyor” dedi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Kadın Meclisi’nin düzenlediği panelde moderatörlük yapan Şehriban Metin, Nazım Hikmet’in Kadınlarımız şiirini okudu.

    “DİN DERSLERİNİN BÜTÜN MESELESİ KADINLARI TAHAKKÜM ALTINA ALMAKTIR”

    Prof. Dr. Bedriye Poyraz zorunlu din derslerinin kadınlar üzerindeki etkilerine değinerek, “80’lerden sonra zorunlu din dersi, zorunlu olmaya başladı. Ben buna zorunlu Sünnilik dersi diyorum. 80 darbesi ile birlikte zorunlu olması tesadüf değil. Sünni İslamı destekleme projesinin tezahürlerinden biridir. Aleviler her şeye rağmen çok büyük bir çaba içerisinde ama buna rağmen istediğimiz kadar yol alamıyoruz. O zaman bazı şeyleri değiştirmemiz gerekiyor. AKP’nin derdi aslında biz değiliz, kendi Sünni toplumunu kontrol altında tutmak istiyor. Toplumun en muhafazakar kurumu ailedir. Ama Sünniler çocuklarını cemaat karanlığına emanet ettiler. Bu toplumdaki en güçlü bellek Sünni Alevi çatışması üzerinde şekillenen bir bellektir. Alevi örgütlerinin uzmanlaşması lazım. Din derslerinin bütün meselesi kadınları tahakküm altına almaktır. Bütün dinleri oluşturanların, yazanların hepsi erkek. Örneğin peygamberlerin hepsi erkek. AKP iktidarının en büyük amacı kadınları her anlamda kapatmaktır” dedi.

    “AKP YILLARDIR AİLE HUKUKUNU DÜZENLEMEYE ÇALIŞIYOR”

    Av. Esin İzel Uysal konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

    “Medeni Kanun toplumsal hayatı düzenleyen kanunudur. Toplumsal hayatı düzenlediğini konuşuyoruz o yüzden iktidarların ilk hedefleri Medeni Kanun oluyor. AKP yıllardır aile hukukunu, Medeni hukuku düzenlemeye çalışıyor. Nerede en gerici var AKP onun peşinde koşuyor. AKP iktidara geldiğinden beri kadınları hedef aldı. Açıktan kadın düşmanlığını artık bu kadar rahat yapamamalarının kadın mücadelesinin artışından kaynaklı olduğunu düşünüyorum. Biz bu ülkede önce elimizdekini muhafaza etmek zorundayız. AKP ailelerin içine girerek kadınları evlere kapatmak istiyorlar. Siz kadınları bir eve hapsettiğiniz de kadınların yaşama hakları ihlal ediliyor. 4 duvar kadınlara mezar olmuş durumda. Elimizde önemli bir anahtar olduğunu düşünüyorum, 6284 sayılı kanun bu anahtar. Bu kanun gerçek olarak uygulansa kadınlar korunabilir. Bütün adımlarımız bütünlüklü olmak zorunda.”

    PİRHA/HACIBEKTAŞ

  • Finike Gökbük Köyü’nde Hıdırellez Cemi yürütüldü-VİDEO

    Finike Gökbük Köyü’nde Hıdırellez Cemi yürütüldü-VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Antalya Şubesi Finike Gökbük Köyü’nde Hıdırellez Cemi gerçekleştirdi. Cemde, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Alevilere karşı kurulan ucube bir kurum olduğu, hizmet yürüten dedelere, zakirlere, analara, babalara yapılan para teklifiyle Alevileri bölmeye çalışan bir yapı olduğu vurgulandı.  

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Antalya Şubesi Finike Gökbük Köyü muhtarlığının katkılarıyla yapılan Hıdırellez Cemine Yalıncak Sultan Ocağı Yol Yürütücüsü Sevim Yalıncakoğlu, Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Yol yürütücüsü Zakir Süleyman Demir, Kızıldeli Sultan Ocağı evlatlarından Mustafa Sazcı katıldı.

    SAZ, AŞIKLARIMIZIN, SADIKLARIMIZIN NEFESLERİNİ DİLLENDİRDİĞİMİZ TELLİ KURANIMIZDIR”

    Finike Gökbük Köyü’nde yapılan Hıdırellez Ceminde konuşan Yalıncak Sultan Ocağı Yol Yürütücüsü Sevim Yalıncakoğlu, “Alevilerde cem Hakk’a ulaşmak için yapılan bir ibadettir, bir ritüeldir. Biz Hakk âşıklarının nefeslerini dillendirerek telli kuranımızla (saz) çaldığımız havalandırdığımız nefesleri Hakk’a ulaştırırız. Okuduğumuz nefeslerin sonunda Hakk aşığının, Ulu ozanların deyişlerde isimleri geçtiğinde de sağ elimizin başparmağına niyaz eder gönlümüze koyarız. O sevgili canların bize anlatmak istediğini, bizi uyandırmak istediği o ışığı aldık kabul ettik demek içindir” dedi.

    “ALEVİLER İÇİN CEMLER, HEM BİR İBADET HEM DE SORUNLARINI ÇÖZDÜĞÜ BİR MUHABBET YERİDİR”  

    Cem erkânlarının genelde cemal cemale yapıldığını belirten Yalıncakoğlu, “Herkesin birbirine şahit olabileceği birbirini görebileceği bir alanda yapılıyor. Bizim cem erkanlarımız aynı zamanda bir halk mahkemesidir. Aleviler ne Selçuklu’da ne Osmanlı’da kadının huzuruna gidip adalet dilememişlerdir. Alevilerin mahkemesi genelde birini kırdığınız zaman, kırılmış olan kişi genelde cemin başında meydana gelir burada razılık ister. İstekte olan canlarda gelir burada sıkıntısını dile getirirler.  Aleviler kendi arasındaki sorunlarını kendi içinde çözerler” diyerek sözlerini tamamladı.

    ALEVİLER YAPILAN ZÜLMÜN, KATLİAMIN NEDENİ EŞİTLİKÇİ BİR YAŞAMI SAVUNMALARINDADIR

    Yüz yıllardır Alevilere yapılan zulüm ve katliamların aslında sebebi Ehlibeyti, 12 imamları, İmam Hüseyin’i çok sevdiklerinden dolayı olmadığını vurgulayan Yol Yürütücüsü Süleyman Demir, “Bizim tarlalarımız birlikte ekiliyor, hayvanlarımız birlikte otlatılıyor, birlikte yayılıyor. Toplanan bütün mahsuller eşit bir şekilde dağıtılıyor. Burada zengin fakir yok. Böyle bir yaşam, padişahın, Osmanlı’nın, Selçuklu’nun, Abbasilerin saltanatlarını sürmesine mani. Bu köyü düşünün. Bu köyün bütün arazisi birlikte ekilse, biçilse elde edilen ürün bütün halka dağıtılsa buradaki muhtara payı ayrılsa. Muhtar tarafından da gelen giden garibana fukaraya dağıtılsa herkes eşit bir şekilde yaşasa” dedi.

    “ALEVİLİK EŞİNE, BELİNE, DİLİNE, İŞİNE, AŞINA, ÖZÜNE, SÖZÜNE SAHİP OLMAKTAN GEÇER”

    Alevi Bektaşiliğin eline, beline diline, eşine, aşına işine, özüne, sözüne sadık olmaktan geçtiğini belirten Kızıldeli Sultan Ocağı Yol Yürütücüsü Mustafa Sazcı, “Bizim muhabbet meydanlarında kendi özümüzü pişirerek, Hakk, Muhammet, Ali’nin katarına girerek, bu ele dile bele sahip olmak, benliği, kini, kibri bir kenara bırakıp, özümüzdeki Hakk ile darı didar olmanın mücadelesi olarak görmemiz gerekiyor” dedi.

    “ALEVİ BEKTAŞİ KÜLTÜR VE CEMEVİ BAŞKANLIĞI UCUBE BİR SİSTEM”

    MHP’nin desteğiyle AKP tarafından kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi ve Başkanlığı diye bir ucube kurum kurulduğunu belirten Sazcı, “Bu kurum şimdi Alevi Bektaşi köylerinde, ocaklarında hizmet yürüten dedelerle, zakirlerle, analarla, babalarla iletişime geçip, para teklif ederek kendi tarafına çekiyor” dedi.

    Alevi Bektaşilerin süreklerinde olmayan uygulamalara tepki gösteren Sazcı, “Bunlardan biri Kadir-i Hun cemi gibi hizmetleri ekletmeye çalışıyorlar. Bizim buna karşı durmamız gereken çizgi belli. Kadimden beri süre gelen o Hüseyin’i duruş dediğimiz İmam Hüseyin’in duruşu” ifadesini kullandı.

    “SARAYIN YAĞLI AŞINA KAŞIK ÇALANLAR BİZDEN DEĞİLDİR”

    Sarayın yağlı aşına kaşık çalandan ‘Hüseyin’ olamayacağını vurgulayan Sazcı,  şunları kaydetti:

    “Dolayısıyla Tayyip Erdoğan’ın sarayına gidip de onun yağlı aşına kaşık çalanlardan dede olmaz, rehber olmaz, pir olmaz, mürşit olmaz. Talip olmadıktan sonra rehber, dede, pir, mürşit bunların hiçbiri olamayacağını, bunları göz önünde bulundurup ona göre Yol erkan hizmetlerimizi yürütmemiz gerekiyor.”

    Hıdır Ellez ceminde, gülbenglerin okunmasının, deyiş ve nefeslerin ardından semahlar dönüldü. Çerağların sırlanması ile lokmalar pay edildi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

  • Yalıncakoğlu: AKP, asimilasyon politikaları üzerinden iktidarını sürdürüyor -VİDEO   

    Yalıncakoğlu: AKP, asimilasyon politikaları üzerinden iktidarını sürdürüyor -VİDEO  

    PİRHA- Türkiye toplumunun çok büyük bir tehlike ile karşı karşıya olduğunu vurgulayan Yol Yürütücüsü Yalıncakoğlu “Sünni inancın dışındaki inançlara sahip olan toplumların çocukları, siyasal iktidar tarafından asimile edilerek kendi inançlarına göre yetiştiriliyor. AKP, iktidarını bunun üzerinden sürdürmek istiyor” dedi.

    Yalıncak Sultan Ocağı Yol Yürütücüsü Sevim Yalıncakoğlu, AKP iktidarının Sünni inanç dışındaki toplumlara yönelik yürüttüğü asimilasyon politikasına ilişkin PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    “AKP, ASİMİLASYON POLİTİKASI ÜZERİNDEN KENDİ İKTİDARINI SÜRDÜRMEK İSTİYOR”

    Türkiye toplumunun çok büyük bir tehlike ile karşı karşıya olduğunu vurgulayan Yalıncakoğlu “Sünni inancın dışındaki inançlara sahip olan toplumların çocukları, siyasal iktidar tarafından asimile edilerek kendi inançlarına göre yetiştiriliyor. İktidarlarını bunun üzerinden sürdürmek istiyorlar” dedi.

    “ALEVİLERİN ÇOĞUNLUĞU KENDİ ÇOCUKLARINI ÖZEL OKULLARDA OKUTUYOR”

    Alevilerin çoğunluğunun çocuklarını artık özel okullara gönderdiğini belirten Yalıncakoğlu, “Yemiyor içmiyor her şeyinden keserek çoluğunu, çocuğunu özel okula gönderiyor. Biz büyük şehirlerde bir arada yaşıyoruz, daha fazla okullardaki bu baskılara direnebiliyor ve veliler olarak bir araya gelebiliyoruz. Ya Bayburt’ta, Erzurum’da, Sivas’ta yaşayan Aleviler asimilasyon politikalarına karşı  kendini nasıl sahipli hissedecek de buna karşı çıkacak? Bizim buna yönelik ilişkiler geliştirmemiz gerekmiyor mu?” diyerek tepki gösterdi.

    “İLLERDE YAPILACAK MİTİNGLER VE HALK TOPLANTILARIYLA ASİMİLASYONA KARŞI DURABİLİRİZ” 

    İlişkilerin geliştirilmesi için Sivas’a, Malatya’ya  gitmenin artık zorunlu hale geldiğini belirten Yalıncakoğlu, şunları kaydetti:

    “Aleviler üzerinde oynanan oyunlara karşı ancak topyekün bir mücadele ile birlikte yapılacak mitinglerle, halk toplantılarıyla birlikte siyaseti bir noktadan sonra sıkıştırmak gerekir. Bunun için de zaten Pir Sultan ne yapılması gerektiğini söylemiş. Bir olacaksın, iri olacaksın, diri olacaksın. Ancak o şekilde biz bu işi çözebiliriz diye düşünüyorum.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • PSAKD Mamak Şubesi, Abdal Musa Türbesi’ni ziyaret etti-VİDEO

    PSAKD Mamak Şubesi, Abdal Musa Türbesi’ni ziyaret etti-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Mamak Şubesi, Abdal Musa Türbesi’ni ziyaret etti. Cem hizmeti öncesinde konuşan Yalıncak Sultan Ocağı Yol Yürütücüsü Sevim Yalıncakoğlu, “Alevi erkanında post sahipliğinin kadını, erkeği yoktur. Kerbela kadınlarını da konuşun canlar. İmam Hüseyin, iki evladını Kerbela’da şehit etti, peki Şehriban Ana’nın evlatları değil miydi onlar? diye konuştu.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Mamak Şubesi, Elmalı Tekke Köyü’ndeki Abdal Musa Türbesi’ne ziyaret gerçekleştirdi.

    Abdal Musa Türbesi’nde yapılan cemi, Yalıncak Sultan Ocağı Yol Yürütücüsü Sevim Yalıncakoğlu yürüttü. Zakir Yaprak Dengiz ise deyişler söyledi. 12 hizmetin görüldüğü ceme, Abdal Musa Dergahını ziyaret eden çok sayıda yurttaş da katıldı.

    “CÜMLE VARLIK İLE BİRLİKTE BİR CANIZ”

    Yapılan cemde konuşan Ana Sevim Yalıncak, cemlerin yapılış nedenlerine göre farklılıklar gösterdiğini belirtti. Yalıncak, yapılan cemde iki kadının postta oturduğuna dikkat çekerek, “Alevi erkanında post sahipliğinin kadını, erkeği yoktur. Alevi erkanında hizmetin kadını, erkeği yoktur. ‘Bizde kadın erkek yoktur, can vardır’ kavramı sadece insanı da kapsamaz. Doğadaki cümle varlıklar ile birlikte biz birer canız. Bir insana gösterdiğiniz hürmeti, doğadaki diğer canlara da göstereceksiniz. Bir elma ağacı da Alevi erkanının bir parçasıdır. ‘Kadın posta oturamaz’ diyenlere, genelde ‘peygamber evladıyım’ diyen dedelere ‘Sen peygamber evlatlığını kimden aldın’ diye sorun. Bir sorun, peygamberin soyu kimden gelmiş. Peygamberin soyu Fatıma Ana’dan gelmiştir, peygamberin oğlu yoktur. Genelde hep Kerbela şehitlerinde İmam Hüseyin’i, Celal Abbas’ı, Kasım’ı konuşuruz. Kerbela kadınlarını da konuşun canlar. Eğer Zeynep Ana olmasaydı, Zeynel Abidin, Kerbela’dan sağ çıkamazdı. İmam Hüseyin iki evladını Kerbela’da şehit etti. Peki Şehriban Ana’nın evlatları değil miydi onlar?” diye konuştu.

    Yürütülen cemin ardından lokmalar pay edildi.

    PİRHA/ANTALYA

  • Ana Yalıncakoğlu: Cemevi Başkanlığı’nın Alevilere yönelik yaptığı Muaviye politikasıdır-VİDEO

    Ana Yalıncakoğlu: Cemevi Başkanlığı’nın Alevilere yönelik yaptığı Muaviye politikasıdır-VİDEO

    PİRHA-Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın maaşlı dede bulma arayışına tepki gösteren Yalıncak Sultan Ocağı Yol Yürütücüsü Sevim Yalıncakoğlu, “Bu politika Alevileri kendilerine benzetme ve Alevileri yok etme politikasıdır” diye konuştu.

    Yalıncak Sultan Ocağı Yol Yürütücüsü Sevim Yalıncakoğlu, ‘Alevi Diyaneti’ olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın, maaşlı dedeler bulma arayışını ve Alevileri bölme girişimlerini PİRHA’ya değerlendirdi.

    “YÜZYILLARDIR ALEVİLERİ ASİMİLE ETMEKTEN VAZGEÇMEDİLER”

    Yüzyıllardır Yezit ve Muaviye zihniyetinin Alevilere yönelik yok etme ve asimilasyon politikalarından vazgeçmediğini belirten Sevim Yalıncakoğlu, “Yezit her zaman Yezitliğini, Muaviye de Muaviyeliğini yapar ve asimilasyon politikasına göre davranır. Siyasal İslam hayatın her alanında kendi istediği şekilde insanları dizayn etmek için her türlü hareketi yapar. Konuşmamız gereken biz Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nda bulunanların tuzağına nasıl düştük? Oraya giden dedeler ve zakirler o tuzağa nasıl düştü. Bizim konuşmamız gereken şey bu” dedi.

    “MUAVİYE VE YEZİT ZİHNİYETİNDE OLANLARDAN HER ŞEY BEKLENİR

    Muaviye zihniyetinden her şeyin beklenebileceğini belirten Yalıncakoğlu, “Bu zihniyet biz Alevilere neler yapmamış ki. Tarihten bugüne bu topraklarda bu zihniyet Yavuz’dan, Muaviye’den, Dersim’den, Sivas’tan, Maraş’tan, Çorum’dan Gazi’den, Gezi’den devam eden bir zihniyet. Bizim konuşmamız gereken bizim içimizden giden Muaviye’nin kepçesine yağlı pilavına tamah edenleri konuşacağız. Doğrusuyla, eğrisiyle azıyla ama çoğuyla rızalık lokmasından kopup gidenleri konuşacağız” diye ifade etti.

    “ALEVİ BEKTAŞİ CEMEVİNDEN GELENLER KURUMLARIMIZDAN İÇERİ ALINMAMALI”

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na gidenlerin kurumlara ve cemevlerine alınmaması gerektiğini vurgulayan Yalıncakoğlu, “Onlara diyeceğiz ki sizin bizim yanımızda yeriniz yok. Çünkü biz hiçbir zaman sizin yağlı pilavınızı yiyenlerden değiliz diyeceğiz. Doğru yolda yürümeyen hiç kimseyle birlikte olmayacağız. Sen oraya mı gitmek istiyorsun? Buradan kopup gideceksin. Orada onu yapmak mı istiyorsun? Buradan kopup yapacaksın. Bu adamların bu kapıdan içeri girememesi lazım” diye belirtti.

    “HER MİHMAN ALİ, HER ALİ MİHMAN DEĞİLDİR”

    ‘Mihman Ali’dir ama her mihmanın  Ali olmadığını belirten Yalıncakoğlu, konuşmasının devamında şunları dile getirdi:

    “Her mihman Ali değildir bu unutulmasın. Bu ayrımı yapacak kadar özlüğe bilgeliğe sahip insanlarız biz. Tek yapmamız gereken bu kapının içeriye kimin girebileceği, kiminle sohbet edebileceği, kimin adımıza karar verebileceğine bizim karar vermemiz. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın yaptığı politika Aleviliği yok etme, Alevilik kendilerine benzetme, Pir Sultan’ı silme politikasıdır.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Hacıbektaş’ta kadın paneli: Gücümüzü analarımızdan alıyoruz -VİDEO

    Hacıbektaş’ta kadın paneli: Gücümüzü analarımızdan alıyoruz -VİDEO

    PİRHA- Kadınlar Hacıbektaş’ta düzenledikleri kadın panelinde bir araya geldi. Panelde konuşan Aktivist Emel Uzman, “Biz birlikte yürümek zorundayız sevgili kadınlar. Biz ne gül olmak istiyoruz ne baş tacı, biz eşit yurttaş olmak istiyoruz” dedi.

    Kadıncık Ana Dergahı’nda yapılan açıklamanın ardından kadınlar, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin panel düzenledi. Sunuculuğunu PSAKD Mamak Şubesi Kadın Sekreteri Bahtiyar Atakay’ın yaptığı panel Ana Sevim Yalıncakoğlu’nun gülbengi ile başladı.

    “ÖRGÜTLÜ KADINLAR HER YERDE”

    PSAKD Genel Sekreteri İsmail Ateş, “Tarihin özgürlük savaşçıları Pirimizin huzuruna hoş geldiniz. Burada sizlerin konuşması, bizlerin dinlemesi gerekiyor. Bir sistem kuruldu ve sistemde kadını sadece kadın olmasından dolayı ikinci sınıf bir cinsiyet olarak gördüler. Bu sisteme erkek egemen sistem dediler” dedi.
    PSAKD Kadın Sekreteri Rukiye Kara ise, “Kadınlar her alanı hem pak ederler hem ak ederler. Yolu açar, yol yürütürler. Kadıncık Ana bize bu yolları açan, bu günlere gelmemizi sağlayan temel taşları oluşturan bir Ana, o yüzden bizim için çok önemli. Biz mücadeleyi Kadıncık Ana’dan, Zeynep Ana’dan, Fatma Ana’dan öğrendik. O yüzden biz bu yolun turablarıyız diyoruz. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği kadınları olarak 76 şubemizin kadınlarına, örgütlü mücadele veren, sokakları dolduran, gericiliğe boyun eğmeyen kadınlara selam olsun. Kadınların direncini kıramadıkları için korkanlara da buradan bir selam gönderelim, korkacaklar. Çünkü örgütlü kadınlar her yerdeler” ifadelerini kullandı.

    “GÜCÜMÜZÜ ANALARIMIZDAN ALIYORUZ”

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’ndan uzak durulması gerektiğinin altını çizen  Aktivist Emel Uzman, “Kutlama değil bir acıdır 8 Mart. Kadıncık Ana’yı ne yazık ki Aleviler yeni yeni biliyor. Cumhuriyet, Alevi kadınlar için çok önemlidir ancak Cumhuriyetin 100. Yılında bizim yaşadığımız acılar vardır. Ne yazık ki Cumhuriyet döneminde Diyanet İşleri kurulmuştur. Hala Aleviler eşit yurttaşlık için mücadele ediyorsa, bu ülke de sorgulanması gerekenler vardır. Biz birlikte yürümek zorundayız sevgili kadınlar. Biz ne gül olmak istiyoruz ne baş tacı olmak istiyoruz, biz eşit yurttaş olmak istiyoruz. Bizim yetiştirdiğimiz çocuklarımız, babalarımız, eşitimiz dediklerimiz bizleri katlettiler. Bakın alanlarda sadece kadınlar var. Bizden korkuyorlar ama biz kimseden korkmuyoruz. Biz gücümüzü analarımızdan ve binlerce kadından aldık. Kutsal devlet, kutsal aile… Mutsuz olan topraklarda nasıl bir kutsallık olur. Biz bu dünyayı yerinden oynatırız. Değerlerimiz var yola dair. Bel bağı ile değil yol bağı ile yola devam edenlerdenim. 20 yıldır bu ülkeyi bir iktidar yönetiyor. Bu iktidarın en büyük düşmanları; kadınlar, Aleviler, Kürtler’dir. Farklıyız; iyi ki kadınız, iyi ki Aleviyiz. Anadolu’nun aydınlık yüzüyüz” değerlendirmesinde bulundu.

    “BACIYAN-I RUM BİR KADIN ÖRGÜTÜDÜR”

    Ana Sevim Yalıncakoğlu, “Can kavramının içine bütün canlılar da giriyor. Ali’yi var eden biraz da Fatma değil mi? Zeynep Ana olmasaydı Kerbela’dan sonra sürdürülen direnişi kim bu zamanlara taşıyacaktı. Elbette Hüseyin evlatlarını kaybetti. Peki biz neden hiç Şehriban Ana’dan bahsetmiyoruz? Şehriban Ana’nın adını da anmazsak biz Kerbela’yı eksik anmış oluruz. Rıza kavramını bize hediye etmiş Kadıncık Ana’dan bahsetmezsek eksiklik ederiz. Aleviliğin bütün süreklerinde olmazsa olmaz unsur rızalık unsurudur. İşte rızalık bu topraklarda doğdu. Burası Bacıyân-ı Rûm diyarı. Bu kadar yıl sonra ilerlemeyi geç neden onun kadar olamadık. Bize bu kötülüğü kim yaptı. Bacıyân-ı Rûm bu topraklarda olan bir kadın örgütüdür” diye konuştu.

    “ELİNİZE VERİLEN SÜPÜRGEYİ KABUL ETMEYİN”

    PSAKD Mamak Şube Başkanı Fadime Türkyılmaz, “Tarih anlatılırken ilkel komünal toplumdan sonra biz ötekileştirilmeye başlandık. Erkek egemen sistemin kökleri her dönem beslendi. Cemevlerinde hala bulaşık yıkıyorsunuz, çay veriyorsunuz. 12 hizmet seçilirken süpürge kadınlara veriliyor. Lütfen elinize verilen süpürgeyi kabul etmeyin” dedi.

    PİRHA/HACIBEKTAŞ

  • Yalıncakoğlu: Yönetimde olmak erkekler için müthiş bir konfor alanı-VİDEO

    Yalıncakoğlu: Yönetimde olmak erkekler için müthiş bir konfor alanı-VİDEO

    PİRHA-Cemevlerinde her türlü hizmeti yürüten kadınlara Alevi kurumlarında yeterli temsiliyet verilmemesine tepki gösteren Yalıncak Sultan Ocağı’ndan Ana Sevim Yalıncakoğlu, yönetimde olmanın erkekler için bir konfor alanı olduğunu söyledi. Yalıncakoğlu, “Üzerimizden bir çığ gibi geçen asimilasyon şiddetini, bu Muaviye zihniyetini bir atalım. Bu Yol’un bize öğrettiği zaten bizi doğru yolda götürür” dedi. 

    Yalıncak Sultan Ocağı’ndan Sevim Yalıncakoğlu, cemevlerinde her türlü hizmeti yürüten kadınlara yönetimlerde yer verilmemesine ilişkin PİRHA’ya değerlendirmede bulundu.

    “HİÇBİR ERKEK KADINDAN DAHA AKILLI DEĞİL”

    Hiçbir erkeğin kadından daha akıllı olmadığına vurgu yapan Yalıncakoğlu, “Biz de sizden yüksek akıllı değiliz ama sizin kadar bizim de analiz gücümüz var. Siz politika konuşuyorsunuz, biz de konuşuyoruz. Ekonominin en babasını, en dibini biz biliyoruz. Bunun içinde yaşıyoruz, hayatı biz yaşıyoruz. Bırakın biraz da buraların nasıl yöneteceğine de azıcık biz karar verelim” dedi.

    Yalıncakoğlu, “Ait olduğunuz bir yerde eğer siz yoksanız bu, haklarınızın elinizden alındığı anlamına gelir” diyerek “Zamanın ruhu, zamanın baskısı nedeniyle bu haklar bizden alınmış demektir. Şimdi erkekler yönetmeyi, konforu, sahip olmayı sever. Eğer boşluk bırakırsanız, meydan verirsiniz, talep etmezseniz erkekler yayılmayı da sever. Erkeklerin karakteri yayılmacı bir karakterdir” diye ekledi.

    Kadınların cemevlerinin birçok hizmetinde olduğu gibi yönetimlerde de olmaları gerektiği noktasında kadınlara çağrıda bulunan Yalıncakoğlu, “Yaşamın tüm alanlarında olduğu gibi gelip almayı bileceksin. Nasıl cemevlerinin temizliğinde varsınız, merdivenlerin temizliğinde, çay dağıtımında, kermeslerde, sosyal alanlarda, cemlerde, Hakk’a yürüme ekranlarında nasıl saf tutuyorsanız yönetim mekanizmasında da olacaksınız” diye belirtti.

    “BU TOPRAKLAR BACIYAN-İ RÛMİ’NİN OLDUĞU TOPRAKLARDIR”

    Bacıyan-i Rumi’nin bulunduğu bu topraklarda, onun ruhu ile kadınların birbiriyle dayanışması gerektiğini vurgulayan Sevim Yalıncakoğlu, “Tarihte toplumlar, topluluklar ileriye dönük yaşamlarını sürdürdükçe daha da çağdaşlaşır. Halklar özgürlüğünü genelde yaşayarak kazanır. Biz gerçekten ‘Kara Kazan’ı birlikte kaynatıp özgür çağdaş ve birbirine rızalık veren bir halk olacaksak, bizim geriye dönüp bakmamız lazım. Bizi oradan buraya getiren ve bizi biz yapan o değerlerin yaşam pratiklerine baktığımız zaman biz bu işi çözeriz” dedi.

    Eski kaynaklara bakıldığında Fatma Ana’nın, Kadıncık Ana’nın, Bacıyan-i Rûmi’nin karakterlerinin daha rahat görülebileceğini belirten Yalıncakoğlu, şunları kaydetti:

    “Hünkârın sözü olan ve tek başına ‘Eline, beline, diline sahip ol’ demekle bitmiyor. Biz genelde diğer 3 öğüdü söylemiyoruz. ‘Eline beline, diline, aşına, eşine, işine sahip ol’ Bu öğüt kadına ve erkeğe söylenir. Sanki bunu sadece erkeklere verilmiş bir öğüt olarak görülmesi doğru bir şey değil. Sonundaki o 3 öğüt nedense kesilmiş. ‘Aşına, eşine, işine sahip’ çık sözü hepsi bir arada kadına ve erkeğe birlikte verilmiş bir öğüttür” diye konuştu.

    “ALEVİLİK HER ŞEYE BİR MİSYON YÜKLER”

    Cemevlerinin Alevi inancını bugünden yarına taşıyacak olan yerler olduğunu belirten Yalıncakoğlu, “Buraları bina olarak düşünmemek lazım. Alevilik her şeye misyon yükler. Siz burayı Hakk’a ulaşmanın bir mekânı olarak görürseniz burası Hakk’a ulaşmanın bir mekânıdır artık. Mevcut taleplerin ya da hizmet bekleyen Alevi canlara ne yapılması gerektiğine de kadın ve erkek birlikte karar verecek. Çünkü o hizmeti alan, talep eden canlarda kadın erkek ayrımı yok” şeklinde ifade etti.

    “YÖNETİMLER ERKEKLER İÇİN MÜTHİŞ KONFOR ALANI”

    Erkeğe de kadına da Hakk’a yürüme erkanı yapıldığının altını çizen  Yalıcakoğlu, şöyle devam etti:

    “Nasıl her mertebede eşitsek, nasıl ki burada kadının da, erkeğin de lokmasını yediriyorsak, bu hizmetlerin nasıl yürüyeceği, bu politikaların nasıl yapılacağı, devlete karşı nasıl durulacağı ve başımıza bela çıkarılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na karşı nasıl politikalar geliştirileceğine karşı kadın erkek aklıyla hep beraber çözmemiz lazım.”

    “KADINLARI ÇAĞIRMAYIN, KADINLARIN YERİNİ BOŞ BIRAKIN”

    Yönetimlerde 7 kişinin hepsinin de erkeklerden oluştuğunu, sorulduğunda ise’ kadınlar gelmiyor’ denilmesinin doğru olmadığını belirten Yalıncakoğlu, “Soruyorum, ‘hiç mi biri yoktu’ diyorum, ‘biz çağırdık ama kadın arkadaşlardan kimse gelmedi’ diyorlar. Çağırmayın, kadınların yerini boş bırakın. Siz bir boş bırakın, biriniz kalkın ki biz oturalım. Oradan biz mi kaldıralım sizi, bunu mu istiyorsunuz? Gelin alın yerinizi. Siz gelip almazsanız kimse yerinden yer açmıyor, onu bir kere söyleyeyim. Buralar erkekler için müthiş konfor alanı” diyerek tepki gösterdi.

    “ÜZERİMİZDEN ÇIĞ GİBİ GEÇEN ASİMİLASYON ŞİDDETİNİ ATALIM”

    Erkeklerin hiçbirisinin kadınlardan daha akıllı olmadıklarını vurgulayan Sevim Yalıncakoğlu, şunları ifade etti:

    “Biz de erkeklerden yüksek akıllı değiliz, ama erkekler kadar bizim de analiz yapma gücümüz var. Siz politika konuşuyorsunuz, biz de konuşuyoruz. Ekonominin en babasını, en dibini biz biliyoruz. Bunun için de hayatı biz yaşıyoruz. Bırakın biraz da buraları nasıl yöneteceğine de azıcık biz karar verelim.
    Kadınlar bir şeye canı gönülden bağlılarsa, onu bugünden yarına götürülmesi için canla başla çalışırlar. Kadınlar var olan işini sessiz sedasız ama düzenli yürütürler. Üzerimizden bir çığ gibi geçen asimilasyon şiddetini, bu Muaviye zihniyetini ve tarihten günümüze gelen siyasal İslam zihniyetini, üstümüzdeki o tortusunu bir atalım. İnanın biz baş başa kaldığımızda hiç kimsenin bir şeyi dizayn etmesine gerek yok. Bu Yol’un bize öğrettiği zaten bizi doğru yolda götürür. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Antalya’da Hızır Cemi yürüten Yalıncakoğlu: Hızır eşit paylaşmanın adıdır-VİDEO

    Antalya’da Hızır Cemi yürüten Yalıncakoğlu: Hızır eşit paylaşmanın adıdır-VİDEO

    PİRHA- Konyaaltı Alevi Kültürü Derneği Cemevi’nde Hızır Cemini yürüten Sevim Yalıncakoğlu, Alevi Yol erkanında Hızır’ın, doğru yola girmenin, doğruyu bulma arayışının adı, zorda ve darda kalanın kurtarıcısı olduğunu vurguladı. 

    Hızır ayı nedeniyle Konyaaltı Alevi Kültür Derneği Cemevi’nde Hızır Cemi yapıldı. Cemi, Yalıncak Sultan Ocağı’ndan Sevim Yalıncakoğlu, Kızıldeli Ocağı’ndan Zakir Mustafa Sazcı, Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Zakir Süleyman Demir ve Taylan Doğan yürüttü.

    Hızır Ceminde, Hızır’ın Alevilik inancında bir umut, zorda ve darda kalanın kurtarıcısı olduğunu belirten Yalıncak Sultan Ocağı Yol Yürütücüsü Sevim Yalıncakoğlu, “Bugün Hızır aşkına cem olduk, Hızır aşkına toplandık. Hızır aslında bir manaya ait bir kavramdır. Hızır aslında en darda, en zorda ve en sıkıntıda olduğunuz anda size uzanan bir eldir. Sıkıntıda olduğunuzu gördüğümüz bir canımıza küçücükte olsa orada yaptığımız yardımdır. Hızır başkasının lokmasına bakmamayı, kendi lokmanıza da sahip olmayı, mutlaka aç olanla veya sizin derdinize derman olacak kişiyle paylaştığınızdır” dedi.

    “HIZIR VAR OLANDAN ALIP EŞİT PAYLAŞMANIN ADIDIR”

    Geçmişte kıtlık döneminde Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin “Kara Kazan” sistemi oluşturduğunu belirten Yalıncak Sultan Ocağı Yol Yürütücüsü Sevim Yalıncakoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

    “Tarihte bu kadar büyük bir halk dayanışması yoktur. O zorlu kıtlık döneminde Moğol istilalarının Anadolu’yu yok ettiği, ekinleri yıktığı, hayvanları katlettiği dönemde her bir yerden hangi yörenin ekini iyiyse, hangi yörenin ekini bolsa oradan cümle canların lokmaları toplanır dergâh ambarına getirilir, dergâh ambarından Anadolu’da nerede kıtlık, nerede zorluk, nerede darda kalan varsa o yöre halkına lokma olarak götürülürdü. Hızır tam da o kara kazan olandır. Var olandan alıp, herkese eşit paylaşmanın adıdır.”

    ALEVİLİK YOLUNDA HER ALANDA HİZMET BERABER YÜRÜTÜLÜR”

    Cemde herkesten rızalık alırken özel olarak kadına veya erkeğe rızalığın söz konusu olmadığını belirten Yalıncakoğlu, “Alevi Yol erkanında erkek kadın ayırımı, ikiliği bizden gelmedi. Her daim canımıza kastetmeyi yol bilmiş Muaviye zihniyetinden sirayet etmiştir. O Muaviye zihniyeti kadın sadece evinde hapsolsun istiyor. Ama öyle değil. Alevilik böyle bir şey söylemez. Alevilikte hizmet etmek beraberdir. Nasıl kara kazanı kaynatırken berabersek, nasıl lokma pişirdiğimizde, yola düştüğümüzde berabersek postta da beraberiz” diye belirtti.

    Cemde gülbenglerin okunmasının ardından Kürtçe ve Türkçe söylenen deyişlerle semahlar dönüldü. Çerağların sırlanması ile lokmalar pay edildi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Alevi kurum başkanları, bu akşam saat 21.00’de X sohbet odasında konuşacak

    Alevi kurum başkanları, bu akşam saat 21.00’de X sohbet odasında konuşacak

    PİRHA-  Alevi kurumlarının genel başkanları, 10 Aralık Pazar günü saat 14.00’te İstanbul Kadıköy’de “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitingini konuşmak üzere X (Twitter) sohbet odasında buluşacak. Saat 21.00’de başlayacak sohbet, Alevi Basın Odası sayfasından yönetilecek. 

    Alevi örgütleri öncülüğünde 10 Aralık’ta İstanbul’da ‘Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye’ mitingi yapılacak.

    Mitinge hazırlıklar devam ederken, Alevi Basın Odası’nın organize ettiği Twitter (X) sohbet odasında her gün Alevi kurumlarının genel başkanları konuk oluyor.

    Bu akşam moderatörlüğünü Sevim Yalıncakoğlu (Alevi Anası) ve Alevilerin Sesi Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Erdal Kılıçkaya‘nın yapacağı sohbet odasına, Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Başkanı Zeynel Abidin Koç, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, Anadolu Alevi Canlar Federasyonu (AACF) Başkanı Zeynel Şahan konuşmacı olarak katılacak.

    Bu akşam saat 21.00’de başlayacak ‘Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye’ konulu sohbet odasına Alevi Basın Odası (@AleviBasin) hesabı üzerinden ulaşabilirsiniz.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • 10 Aralık mitingi tertip komitesi, kadın örgütleriyle bir araya geldi-VİDEO

    10 Aralık mitingi tertip komitesi, kadın örgütleriyle bir araya geldi-VİDEO

    PİRHA – 10 Aralık’ta Kadıköy’de yapılacak “Laik eğitim, insanca yaşam, demokratik Türkiye” mitingi tertip komitesi Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Okmeydanı Cemevi’nde Kadın örgütleri ile bir araya geldi. Toplantıda konuşan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin, “Mitingin ses getirmesi lazım. Bu kanunları bir daha karşımıza çıkarmasınlar diye güçlü bir şekilde cevap vermemiz gerekiyor” dedi.

    10 Aralık’ta Kadıköy’de yapılacak “Laik eğitim, insanca yaşam, demokratik Türkiye” mitingi tertip komitesi Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Okmeydanı Cemevi’nde Kadın örgütleri ile bir araya geldi. Toplantıya Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Kadın Meclisleri, Kadın Hareketi, İlerici Kadınlar, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP), Mor Dayanışma, Kadın Zamanı Derneği, TİP’li Kadınlar, Kırkyama Kadın Dayanışması temsilcileri katıldı.

    “ÇOK SESLİ VE RENKLİ BİR MİTİNG YAPMAYI DÜŞÜNÜYORUZ”

    Çok sesli ve renkli bir miting yapmayı düşündüklerini söyleyen Yalıncak Sultan Ocağı’ndan Sevim Yalıncakoğlu, “Türkiye’nin muhalefeti olarak da düşünüyoruz orayı” dedi. Yalıncakoğlu, eğitimin dincileşmesinin herkes için büyük bir tehdit olmaya başladığına vurgu yaparak gelinen noktada zorunlu din derslerinden çok daha büyük problem olduğunu ifade etti. Bu problemin ise İmam Hatip müfredatlarının bütün okullara uygulanması olduğuna dikkat çekti.

    “HAYATIN HER ALANINDA MÜCADELE EDİYORUZ”

    Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Genel Sekreteri Yeşim Kantekin, mitinge çağrı yaparak, “Eğitim sürecini daha da gericileşmeye götüren bir süreç yaşıyoruz. Bugün laikliğin çok daha gerisine giden bir durum yaşıyoruz ve bu çok ciddi acil bir durum teşkil ediyor. Çocukları ve kadınları daha çok etkileyecek bir süreçtir. Zaten hayatın her alanında mücadele ediyoruz” dedi.

    “BU KANUNLARI BİR DAHA KARŞIMIZA ÇIKARMASINLAR DİYE GÜÇLÜ BİR ŞEKİLDE CEVAP VERMEMİZ GEREKİYOR”

    Miting çalışmalarının çok iyi gittiğini söyleyen Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin, “Sadece Alevilerin değil çocuğunu seven, evindeki hayvanını dahi seven insanların o mitingde yer almasını istiyoruz. Mitingin ses getirmesi lazım. Bu kanunları bir daha karşımıza çıkarmasınlar diye güçlü bir şekilde cevap vermemiz gerekiyor” dedi.

    Toplantı kadın örgütlerinin mitinge dair görüş ve önerileriyle son buldu.

    Devrim FINDIK-Cihan BERK/İSTANBUL