Etiket: şevket epözdemir

  • Faili meçhul cinayetle katledilen Epözdemir’in hayatı belgesel oldu-VİDEO

    Faili meçhul cinayetle katledilen Epözdemir’in hayatı belgesel oldu-VİDEO

    PİRHA- 26 yıl önce faili meçhul bir cinayetle katledilen hukukçu, insan hakları savunucusu ve siyasetçi Şevket Epözdemir’in yaşam öyküsünü anlatan ‘Humanîst’ belgeseli, 12 Ekim Cumartesi günü İstanbul’da izleyiciyle buluşuyor. 

    Haberin videosu

    25 Kasım 1993 tarihinde Tatvan’daki evinin önünden kaçırılarak katledilen Demokrasi Partisi (DEP) Tatvan ilçe Başkanı ve İHD Bölge Temsilcisi olan Avukat Şevket Epözdemir’in cenazesi bir gün sonra Tatvan-Muş yolu üzerinde bulundu. Aynı gece ailesi tarafından Tatvan Mezarlığı’na defnedildi. Tek kurşunla katledilen Epözdemir, cenaze törenine dahi izin verilmeden aynı gece ailesi tarafından Tatvan Mezarlığı’na defnedildi.

    26 yıldır failleri bulunmayan DEP Tatvan İlçe Başkanı ve İnsan Hakları Derneği Tatvan Bölge Temsilcisi Avukat Şevket Epözdemir’in yaşamı belgesel oldu.

    Yönetmen Kerem Tekoğlu’nun, faili meçhul cinayete kurban giden Avukat Şevket Epözdemir’in hayatını anlattığı ‘Humanist’ belgeselinin Türkiye galası İstanbul’da gerçekleşecek.

    Çekimlerine Epözdemir’in 1943 yılında doğduğu Siirt’in Baykan ilçesine bağlı Minar köyünden başlanan belgesel, birçok uluslararası film festivalinde gösterildi. Filmin Türkiye’deki galası ise 12 Ekim Cumartesi günü İstanbul’da yapılacak.

    Yönetmen Tekoğlu, belgesele ilişkin PİRHA‘ya konuştu. Epözdemir’in hayatını anlatırken nasıl bir yol izlediğini şu sözlerle anlattı:

    “Epözdemir avukat, insan hakları savunucusu, Kürt siyasetçisi ve çok entellektüel bir kişiliğe sahip olan Bitlisli bir ailenin çocuğu. 25 Kasım 1993’de Tatvan’da katlediliyor. Ve faili meçhul olarak kayıtlara geçiyor. Bu belgesel Şevket Epözdemir’in hayat hikayesini anlatıyor. Milletperverliğini, insanperverliğini, hayvanseverliğini çok iyi bir şekilde ön plana koyan ve bunu pratikte de yaşamı boyunca yaşayan bir kişiliktir Şevket Epözdemir. Biz onun çocukluğundan katlediliş dönemine kadar bir yol izleyip böyle bir proje gerçekleştirdik.”

    GALASI 12 EKİM’DE İSTANBUL’DA

    Belgesel’in adının neden ‘Humanist’ olduğunu ise şöyle açıklıyor:

    “Belgeselin adının Humanist olmasının nedeni de, biraz bu mimberde gidiyor. Kendisi bölgenin insan hakları derneği temsilcisi aynı zamanda. Gerçekten de yaşamı boyunca insani duyguları o Kürdi duyguları milletperverlik duyguları hep ön planda olan herkesin imdadına koşan bir kişi. Din, dil, ırk gözetmeden herkesin imdadına koşan kişi.”

    Hümanist belgeseli 9-16 Eylül’de Duhok Uluslararası Film Festivali’nde ilk prömiyerini gerçekleştirdi. Türkiye galası ise İstanbul’da 12 Ekim’de Bakırköy Kültür Merkezi ve Cemevi’nde yapılacak.

    Belgesel Epözdemir’in ailesi, yoldaşları, öğrencileri olmak üzere 26 kişi ile yapılan röportajlardan oluşuyor. Tekoğlu bu anlamda projede emeği olanlara teşekkür etti.

    “Bu projede bana ciddi emeği olan Şevket Epözdemir’in oğlu doktor Serdar Epözdemir ve ailesi, arkadaşları, öğrencileri, stajyerleri ve özellikle yeğeni avukat Fırat Epözdemir’in ciddi katkıları oldu. Bunlara çok teşekkür ediyorum. Bu projede ayrıca arkadaşım Berivan Zinzal oynadı. Bunun görüntü yönetmenliğini de Mehmet Ali Baran yaptı. Onlara de sizin aracılığınızla çok teşekkür ediyorum.”

    İsmet SEFER/Sevim KAHRAMAN

    İSTANBUL

  • Cumartesi Anneleri 714’üncü haftayı katledilen avukatlara adadı-VİDEO

    Cumartesi Anneleri 714’üncü haftayı katledilen avukatlara adadı-VİDEO

    PİRHA- Cumartesi Anneleri eyleminin 714. haftasında yine polis ablukası vardı. İnsan Hakları Derneği’nin bulunduğu Beyoğlu Çukurlu Çeşme Sokak’ta toplanan kayıp yakınları ve insan hakları savunucuları ablukaya rağmen adalet taleplerini yineledi. 

    Cumartesi Anneleri 714. hafta eylemlerini cezasızlıkla mücadelede kaybettikleri avukatlarına adadı. Avukat Şevket Epözdemir ile Tahir Elçi’yi anan kayıp yakınları ve insan hakları savunucuları mücadeleden vazgeçmeyeceklerini haykırdı. Eyleme CHP milletvekili Sezgin Tanrıkulu, HDP milletvekilleri Dilşad Canbaz, Meral Danış Beştaş, Zeynel Özen’in yanı sıra kayıp yakınları ile insan hakları savunucuları destek verdi.

    “714’ÜNCCÜ HAFTAYI AVUKATLARIMIZA ADIYORUZ”

    Basın metnini gözaltında kaybedilen Hasan Ocak’ın kardeşi Maside Ocak okudu. Ocak, 25 haftadır Galatasaray’da basın açıklaması yapmalarının engellendiğine vurgu yaparak, Türkiye’de hukukun üstünlüğü yok sayıldığı için yurttaşlar olarak haklarından mahrum kaldıklarını kaydetti. Hukuksuzluk ikliminde hak arama ve özgürlüklerin güvencesi olan avukatların ağır ihlallerle karşı karşıya kaldıklarını ifade eden Ocak, katledilişlerinin yıldönümünde avukatlar Şevket Epözdemir ile Tahir Elçi’yi anmak için buluştuklarını ve 714. haftalarını avukatlarına adadıklarını belirtti. Avukatların insan hakları savunuculuğu faaliyetlerinden vazgeçmeleri için tehdit edildiklerini söyleyen Ocak, tehditlere rağmen avukatların direnerek faaliyetlerini sürdürmeye devam ettikleri için katledildiklerini vurguladı.

    ÇEYREK ASIRLIK BİR CEZASIZLIK

    İHD Tatvan temsilcisi avukat Şevket Epözdemir’in 90’lı yıllarda ağır hak ihlallerine karşı yürüttüğü mücadele nedeniyle tehditler aldığını dile getiren Ocak, Epözdemir’in 25 Kasım 1993 tarihinde bürosundan evine dönerken kaçırıldığını ve ertesi gün gözleri bağlı, yüzünde ateşli bir silahla vurulmuş olan cansız bedeninin Bitlis’in Güroymak ilçesi civarında yol kenarındaki bir kanalda bulunduğunu ifade etti. Tüm yasal girişimlerde bulunan Epözdemir ailesinin girişimlerinin sonuçsuz kaldığını, etkin bir soruşturma yürütülmediğini kaydeden Ocak, “Şevket Epözdemir’in katledilmesi çeyrek asırdır cezasız bırakıldı” dedi.

    ETKİN SORUŞTURMA YÜRÜTÜLMEDİ

    Ocak, Diyarbakır Baro Başkanı iken hedef gösterilen Tahir Elçi’nin Diyarbakır 28 Kasım 2015 tarihinde Diyarbakır’ın Sur ilçesinde bulunan ve çatışmalarda zarar gören Dört Ayaklı Minare önünde tarihi yapıların korunması için yaptığı basın açıklaması sırasında başından tek kurşunla vurularak öldürüldüğünü hatırlattı. Elçi cinayetinde olay yeri incelemesinin 111 gün sonra yapıldığını ve üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen dosyada bir şüphelinin bulunamadığını ifade eden Ocak, 3 yıldır Tahir Elçi cinayetinde etkin bir soruşturma yürütülmediğini ekledi. Ocak, “Yargılama faaliyeti sadece mahkemelerin, savcı ve yargıçların olmasından; fezlekelerin, kararların yazılmasından ibaret değildir. Etkin bir yargıdan söz edebilmek için yargı mensuplarının yaptığı işlerle adalete, özgürlüklere ve demokrasiye katkı sunması gerekir.
    Yargı makamlarını Şevket Epözdemir ve Tahir Elçi dosyalarında etkin bir yargılama faaliyeti icrası için göreve çağırıyoruz” dedi.

    “EPÖZDEMİR’İ FAİLİ MEÇHULLER KARANLIĞINDA MUM IŞIĞINDA ANIYORUZ”

    Epözdemir ailesi adına konuşan Ferhat Epözdemir, “25 yıldır amcamız Şevket Epözdemir’i faili meçhuller karanlığında mum ışığında anıyoruz. Ailelere Galatasaray’ı çok gören iktidarı da kınıyoruz” dedi. Şevket Epözdemir’in hayatı hakkında bilgiler veren Ferhat Epözdemir, Şevket Epözdemir’in Tatvan’da siyasi ve hukuki mücadele verdiğini, her yönüyle ilkeli bir şekilde insan haklarına bağlı olduğunu ve mazlum halkı için adalet ve barış isterken katledildiğini vurguladı.

    “ŞEVKET’İN DAVASINI DA BIRAKMIYORUM”

    Aynı zamanda Tepe ailesinin de avukatı olan Şevket Epözdemir için Ferhat Tepe’nin babası İshak Tepe ise duygularını ve anılarını paylaştı. Şevket Epözdemir’in hem avukatı, hem yoldaşı hem de fikirdaşı olduğunu kaydeden Tepe, Şevket Epözdemir’in tehditler aldığını ve bu tehditlerin sonucunda katledildiğini belirtti. Tepe, “25 yıldır Ferhat’ın davasını bırakmadığım gibi Şevket’in davasını da bırakmıyorum. Şevket’in hakkını ben arıyorum” dedi.

    Şevket Epözdemir ve Tahir Elçi’nin idealleri olduğunu, insanların haklarıyla yaşamaları için mücadele ettiklerini kaydetti.

    “BİZİM HAKKIMIZ YOK MU?”

    Gözaltında kaybedilen Murat Yıldız’ın annesi Hanife Yıldız ise yetkililere seslendi:

    “Burası İnsan Hakları Derneği. Burada insanlara işkence edilmiyor polisinizi buraya yığmayın. Diyanet İşleri Başkanı diyor ki ‘Kul hakkına saygılı olun, kul hakkı yemeyin’. Peki bizim hakkımız yok mu. Benim analık hakkım yok mu. Biz hem insan hakkımızı arıyoruz hem kul hakkımızı arıyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL