Etiket: Sevtap Akdağ

  • Sevtap Akdağ, tahliye edildi-VİDEO

    Sevtap Akdağ, tahliye edildi-VİDEO

    PİRHA – Tutuklu DEM Parti Eş Genel Başkan Yardımcısı Sevtap Akdağ, ikinci duruşmada tahliye edildi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkan Yardımcısı Sevtap Akdağ’ın yargılandığı davanın ikinci duruşması İstanbul 25’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Duruşmaya DEM Partili milletvekilleri, HDK yöneticileri, Tevgera Jinên Azad aktivistleri, Sosyalist Dayanışma Platformu, insan hakkı savunucuları ile çok sayıda yurttaş katıldı.

    Duruşmada ilk olarak gizli tanık Merdan Rüştü’nün ifadesi alındı. Akdağ’ı emek hareketleri içerisinde gördüğünü söyleyen gizli tanık, “PKK KCK Yürütme Konseyine raporlar verdiğini biliyorum. Bu emek örgütleri, KCK’ye bağlıdır. Legal ya da illegal yollarla Kandil’ e geliyordu. Burada toplantılara katılıp, eğitimlerden geçer ve Türkiye’ye dönerdi. Benim gördüklerim bunlardı. Hatta silahlı eğitim aldığını da gördüm. 2016 sonundan itibaren kendisiyle irtibatım olmadı.” dedi.

    “MUHALİF SENDİKACI OLMAMDAN KAYNAKLI YARGILANMAKTAYIM”

    Sevtap Akdağ, suçlamaları kabul etmediğini belirterek şu savunmayı yaptı:

    “Herkesin eşit yurttaş olması gerektiğini düşünüyorum. Öğretmenlik yapmaktaydım ve Eğitim Sen üyesiydim. 20 yıllık meslek hayatımda yöneticilik de yaptığım için sendika içerisinde çok sayıda arkadaşlığım söz konusudur. İrtibatta olduğum insanlar Alevi hareketinden canlar, sendikadan, partimden isimlerdir. Muhalif bir sendikada yönetici olmamdan kaynaklı yargılanmaktayım. 2017’den sonra HDP’de yer almam sebebiyle onbinlerce insanla aynı ortamda bulundum. Şu an ülkemizde terör soruşturmasından geçmeyen partili arkadaşımız kalmamıştır. Türkiye’nin 3. büyük partisinde yöneticiyim ve muhalif kimliğimden dolayı buradayım. Beraatımı ve tahliyemi talep ediyorum.”

    “TANIK, ETKİN PİŞMANLIKTAN YARARLANMAK İÇİN GERÇEK OLMAYAN İFADELER VERMEKTEDİR”

    Duruşmada savunma yapan Av. İlknur Alcan, gizli tanığın ifadelerinin gerçekle bağdaşmadığını ifade ederek “Bu tanık, etkin pişmanlıktan yararlanmak adına bu tür gerçeği olmayan ifadeler vermektedir. Müvekkilimizin eşi Süleymaniye’de çalışmaktaydı ve müvekkilimiz yasal yollarla gidip gelmiştir. Kimi isimlerle aynı otelde kalması suç görülemez. Müvekkilimizin tahliyesini talep etmekteyiz” dedi.

    “GİZLİ TANIK, ELİNDEKİ KAĞIDI OKUYARAK SUÇLAMA YÖNELTİP ALGI YARATIYOR”

    Av. Kenan Maçoğlu ise savunmasında “Gizli tanık, elindeki kağıdı okuyarak suçlama yöneltip algı yaratıyor. Bu kurgudan bir ceza, örgüt üyeliği çıkmayacağını biz de siz de düşünüyorsunuzdur” diye belirtti.

    Mahkeme başkanı, Sevda Akdağ’ın tahliyesi yönünde karar verdi. Akdağ, gün içerisinde Bakırköy Cezaevinden tahliye olacak.

    Bir sonraki duruşma 30 Eylül tarihinde görülecek.

    PİRHA/İSTANBUL

  • DEM Parti: Türkiye’de her dört çocuktan biri okula aç gidiyor

    DEM Parti: Türkiye’de her dört çocuktan biri okula aç gidiyor

    PİRHA – DEM Parti Çocuk, Emek ve Eğitim komisyonları, yeni başlayan eğitim ve öğretim yılında Türkiye’de her dört çocuktan birinin okula aç gittiğini belirtti. Artan yoksulluğun en çok çocukları etkilediği belirtilen açıklamada, iktidardakilerin lüks ve şatafat içinde yaşadığı kaydedildi. 

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Çocuk, Emek ve Eğitim Komisyonları; yeni eğitim ve öğretim yılına dair partinin genel merkezinde basın toplantısı düzenledi. Toplantıda, DEM Parti Çocuk Komisyonu Eş Sözcüsü İhsan Seylan ile DEM Parti Emek ve Sosyal Politikalar Komisyonu’ndan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Sevtap Akdağ birer konuşma yaptı.

    SEYLAN: YENİ BİR DÖNEME BİN KAYGIYLA GİRİYORUZ

    Toplantıda ilk olarak konuşan Seylan, “Yine yeni bir öğretim dönemine bin bir kaygı ve sorun ile başlıyoruz. Ve bu başlangıç 2024-25 eğitim-öğretim dönemini de bir kayba dönüştürmek üzere. Bu nedenle yine sözün başında söyleyelim: Bu açıklama aynı zamanda sorumluluk sahibi her kesimi bu eğitim-öğretim döneminin de bir kayıp yılı olarak yaşanmaması için birlikte mücadele etmeye çağrımızdır” dedi.

    “ARTAN YOKSULLUK EN ÇOK ÇOCUKLARI ETKİLEMEKTE”

    Okulların ilk günü olan pazartesi günü kaç çocuğun çantasının eksiksiz olacağı ve kıyafetleri tam olacağının ülkenin temel meselesi olduğuna işaret eden Seylan, “İktidarın devlet okullarından adeta elini eteğini çekmiş olması, okullarda hijyen ve eğitim araç-gereçleri başta olmak üzere büyük eksiklikleri beraberinde getiriyor” diye konuştu.

    “KIRTASİYE MALZEMELERİNDE YÜZDE YÜZE VARAN ZAM”

    Türk İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2024’ün Temmuz ayında en yüksek fiyat artışının yaklaşık yüzde 105 ile eğitimde yaşandığını kaydeden Seylan, “Kırtasiye malzemelerinde yüzde 100’e varan zamlarla okul çantaları nasıl dolacak? Ailelerin beli bükülmüş, okul masraflarıyla nasıl başa çıkacaklarını düşünüyorlar. Giderek artan sınıfsal eşitsizlik, çocukların yaşamlarını da birbirinden tamamen yabancı yerlere savuruyor. Yoksul çocuklar, eğitim yılı boyunca tamamlayamadıkları okul ihtiyaçları için asıl devletin olan utancı kendi yüzlerinde taşımaya çalışıyorlar. Çocuklar devletin onlara reva gördüğü utancı daha küçük yaşta omuzlarında taşımaya çalışırken, üzerine bir de başka bir yük daha alıyorlar. Ve okul masrafını karşılamak için çalışmaya başlayan binlerce çocuğun omzundaki yük giderek ağırlaşıyor” şeklinde konuştu.

    AKDAĞ: ÇOCUKLAR MESEM’LERE YÖNLENDİRİLİYOR 

    DEM Parti Emek ve Sosyal Politikalar Komisyonu’ndan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Sevtap Akdağ ise çocuklarını özel okullara gönderemeyen ailelere okul ve öğretmen seçme tercihinin bir alternatif olarak gösterildiğini belirtti.

    Akdağ, “Kayıt ücreti altında ücret alınıyor. Eğitimin iyi olduğu gerekçesiyle talebin yoğunlaştığı devlet okullarında ise istenen kayıt ücretleri 100-200 binleri buluyor. Velilerin en hassas olduğu konuda kuşatan bu anlayış, okulların tüm giderlerini bu kez de velinin boynuna yüklüyor. Tam bu noktada da Millî Eğitim Bakanlığı açık liselerin önünü de tamamen açıyor. Neden olarak ‘öğrencilerin eğitimden kopmaması’ gösterilse de asıl neden, eğitimden kopmak zorunda kalan ve çalışmak zorunda bırakılan öğrencilerin MESEM’lere yönlendirilmek istenmesi. İktidar, kendisinin neden olduğu ekonomik zorlukları kullanarak, MESEM’ler eliyle çocukların işçileştirilmesini meşrulaştırmaya çalışıyor” dedi.

    “HER DÖRT ÇOCUKTAN BİRİ OKULA AÇ GİDİYOR”

    Akdağ, Türkiye’de şiddetli yoksulluk içinde 6,5 milyon çocuğun bulunduğu vurgusunu yaparak, “Türkiye’de her beş çocuktan biri yeterli ve besleyici gıdaya erişemiyor. Her dört çocuktan biri ise okula aç gidiyor. Coğrafi eşitsizlikler de göz önüne alındığında bu durum daha vahim bir hal alıyor! Hal böyle iken nitelikli eğitimden nasıl söz edilebilir? Beslenme hakkı, insanın en temel hakkı ve bu hakkın korunması ve sağlanması devletin sorumluluğu iken peki bu çocukların okula aç gitmesi bize neyi gösteriyor? Elbette, sorumluluğu olan devletin artık yoksul çocuğun açlığını zerre umursamamasını! Lüks ve şatafat içinde yaşayan iktidarın, bu çocukların ellerinden aldıkları ile bu hayatı, sarayları, saltanatları yaşadıklarını gösteriyor” ifadelerine yer verdi.

    Akdağ, “Parti olarak iktidara bu ülkenin, bu toprakların okula aç giden çocuklara, işçilik yapan çocuklara ve gençlere değil okula karnı tok, aklı berrak giden çocuklara ihtiyacının olduğunu hatırlatıyoruz!” çağrısı yaptı.

    “ÇOCUKLARDAN VE GENÇLERDEN UMUDU KESMEDİK” 

    Akdağ, “Çocuklardan ve gençlerden umudumuzu kesmedik” diyerek, şunları ekledi:

    “Tam da o nedenle Narin’i arıyoruz hep birlikte. Onunla birlikte kaybolan tüm çocukları, depremde kaybolan çocukları, kimsesiz sayılan tüm çocukları da arıyoruz. İşçileştirilip hayatını kaybeden, sakat bırakılan çocukların haklarını onlarla birlikte arıyoruz. Eğitimde çocukların yaşadığı hiçbir sorunun münferit olmadığını biliyoruz. Yoksulluk ya da istismar da veyahut açlık ya da işçilik hiçbiri münferit değil ve elbette hiçbiri çocukların kaderi değil! Buradan; 2024-2025 eğitim-öğretim dönemine başlarken; sadece iktidara ve tüm siyasi partilere bir kez daha sorumluluklarını hatırlatmıyoruz. Aynı zamanda tüm eğitim bileşenlerine, velilere, eğitim sendikalarına ve tüm eğitim emekçilerine eğitimde eşit ve özgür bir sistem mücadelesini hep birlikte güçlendirme çağrısı yapıyoruz. Eğitimde çocukların yaşadıkları hiçbir eşitsizlik ve baskı kader olmadığı gibi biliyoruz ki bu sistem zorunlu ve vazgeçilmez de değil. 2024-2025 eğitim yılı bize dayatılan bu sistemi en güçlü şekilde dönüştürdüğümüz yıl olsun; çocukların, velilerin, tüm eğitim emekçilerinin ve hepimizin ‘Evet, birlikte değiştirebiliriz’ demesinin yılı olsun.”

    (HABER MERKEZİ)

  • DEM Parti İstanbul İl Örgütü ve Emek Komisyonu: 1 Mayıs’ta Taksim’e yürüyeceğiz-VİDEO

    DEM Parti İstanbul İl Örgütü ve Emek Komisyonu: 1 Mayıs’ta Taksim’e yürüyeceğiz-VİDEO

    PİRHA – DEM Parti İstanbul İl Örgütü ve Emek Komisyonu Taksim Meydanı’nda yapılacak olan 1 Mayıs kutlamalarına ilişkin yaptığı açıklamada, “1 Mayıs’ta Taksim’de olmak her işçinin, emekçinin hakkıdır dedik. Dolayısıyla İstanbul Valisi’nin vermiş olduğu bu hukuksuz kararı tanımıyoruz. İstanbul 1 Mayıs’ında Taksim’e yürüyeceğiz” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul il örgütü ve Emek Komisyonu Taksim Meydanı’nda gerçekleştirilecek 1 Mayıs kutlamalarına dair parti binasında açıklama yaptı.

    Basın toplantısına, DEM Parti İstanbul Milletvekili Çiçek Otlu, İstanbul İl Eş Başkanları Gonca Yangöz ve Murat Kalmaz ile DEM Parti Emek Komisyonu’ndan sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Sevtap Akdağ katıldı.

    Basın açıklamasını DEM Parti Emek Komisyonu’ndan sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Sevtap Akdağ okudu. Açıklamada şunlara yer verildi:

    “YOKSULLUK HİÇ OLMADIĞI KADAR ARTTI”

    “Kadın, doğa, emek ve toplum düşmanı neoliberal kapitalist sistem, uzun zamandır yaşadığı yapısal krizleri, savaş politikalarını derinleştirerek, baskıcı ve otoriter rejimleri daha fazla güçlendirerek, tüm demokratik mücadele dinamiklerini tasfiye ederek aşmaya çalışıyor. Dünyamızı savaş ve sömürü politikalarıyla cehenneme çeviren kapitalist sistemin Türkiye’de bekçiliğini yapan AKP, 23 yıllık iktidarında emeğimizi, yaşamlarımızı hiç olmadığı kadar değersizleştirdi. Ekonomi bir avuç yandaş ve sermayedar için büyürken yoksulluk hiç olmadığı kadar arttı. Bu yoksulluktan en büyük payı kadınlar, gençler, işçiler, emekçiler aldı.

    “EMEKÇİLER EN TEMEL İHTİYAÇLARINI BİLE KARŞILAYAMIYOR”

    İğneden ipliğe yapılan zamlar, her geçen gün büyüyen vergi adaletsizliği, sürekli artan elektrik, doğalgaz faturaları hayatı kâbusa çeviriyor. Ücretler, artan yaşam pahalılığı ve enflasyon karşısında her geçen gün erirken emekçiler en temel ihtiyaçlarını bile karşılayamıyor. Emek düşmanı iktidar bloğu, kolektif emeğin ürünü olan kamusal kaynaklarla lüks ve şatafat içinde yaşarken, halklarımıza pazarlardan çürük domates toplamayı reva görüyorlar! Hukuksuzluk, adaletsizlik, baskı ve savaş politikaları da bu yağma, talan düzenin gerekleri olarak gün be gün artarak hayatlarımızı kuşatıyor, her birimizi nefessiz bırakmayı amaçlıyor.

    “ARTIK YETER DİYORUZ”

    Yaşamın her alanında kışkırttıkları şovenizm, cinsiyetçilik, ırkçılık, mezhepçilik ve savaş politikalarıyla yönetememe krizini şiddetle aşmaya çalışanlara, kadınlar, işçiler, emekçiler 31 Mart’ta gereken cevabı vermiş, değişimin kapısını aralayarak artık yeter demiştir. Bizler de halkımızdan aldığımız bu güç ve motivasyonla;
    • İşçileri, emekçileri, emeklileri, gençleri; yoksulluğa, açlığa, işsizliğe, borç batağına ve güvencesizliğe mahkûm eden, ülkenin sırtında kamburlaşıp ağır bir yüke dönüşen bu sömürü düzenine artık yeter diyoruz.
    • Sermaye ile el ele verip, işçi cinayetlerini ‘kader’e bağlayarak kendi sorumluluklarının üzerini örtenlere artık yeter diyoruz.
    • Birlikte yaşam umudumuzu tehdit edenlere, vergilerimizle oluşturulan bütçe kaynaklarını, halklarımızı sonsuz bir şiddet ve yoksulluk sarmalına iten savaşlara harcayanlara artık yeter diyoruz.
    • Hapishaneleri soran, sorgulayan, hak ve özgürlük talebini dile getiren onbinlerce insanımız için toplama kampına çevirenlere artık yeter diyoruz.
    • Barışı, umudu değil çözümsüzlüğü dayatan Kürt düşmanı bu harami düzenine artık yeter diyoruz.

    • Tecride, cins kırımına dönüşen kadın katliamlarına ve doğanın talanına ÊDÎ BESE diyoruz.

    “İSTANBUL 1 MAYIS’INDA TAKSİM’E YÜRÜYECEĞİZ”

    Bu tekçi rejim 31 Mart’ta açığa çıkan iradeden duyduğu korkuyu yine yasaklarla aşmanın peşine düşmüştür. AYM ve AİHM kararlarına rağmen hukuksuz bir şekilde işçilerin emekçilerin ortak hafıza mekânı olan Taksim’i yasaklayarak bu tarihi güne gölge düşürmek istemektedir. 1 Mayıs’ta Taksim’i yasaklamak, başta Kürt sorunu olmak üzere ülkenin tüm sorunlarını, şiddetle, baskıyla daha da derinleştiren iktidarın son hamlesidir. Biz DEM Parti olarak sürecin başından itibaren emek ve meslek örgütleriyle birlikte Taksim’e çağrı yaptık. 1 Mayıs’ta Taksim’de olmak her işçinin, emekçinin hakkıdır dedik. Dolayısıyla İstanbul valisinin vermiş olduğu bu hukuksuz kararı tanımıyoruz. İstanbul 1 Mayıs’ında Taksim’e yürüyeceğiz.

    “1 MAYIS’TA ALANLARDA OLACAĞIZ!”

    Bu duygu ve düşüncelerle tüm halkımızı Newroz’da, 31 Mart’ta açığa çıkan değişim talebi ve özgürlüğün iradesini 1 Mayıs’ta; Taksim meydanında, Batman ve Van bölge mitinglerinde ve de diğer tüm illerde taçlandırmaya davet ediyoruz. Emeğimize, haklarımıza, hayatlarımıza sahip çıkmak için, Kürt sorununun eşitlik ve özgürlük temelinde demokratik siyasal çözümü için; tüm Ortadoğu halklarının barışını savunmak için, emeğin ve özgürlüğün ülkesini kurmak için 1 Mayıs’ta alanlarda olacağız!”

    Basın açıklamasından sonra söz alan DEM Parti İstanbul İl Eş Başkanları Gonca Yangöz, Murat Kalmaz ve İstanbul Milletvekili Çiçek Otlu, Taksim’de gerçekleştirilecek 1 Mayıs’a ilişkin emekçilere ve halka çağrı yaptı. DEM Parti, KESK ve TTB ile birlikte Beşiktaş Barbaros Bulvarı’ndan başlayarak Taksim Meydanı’na yürüyeceklerinin vurgusunu yaptılar.

    PİRHA/İSTANBUL