PİRHA-Bingöl’ün Yayladere ilçesinin Avtariç (Güneşlik) köyünde 60 yıl sonra ilk kez cem yürütüldü. Alevi inancında pir-rehber-mürşit-talip ilişkisi olması gerektiğini belirten Şıx Çoban Ocağı Piri İbrahim Kete, “Pir-talip ilişkisi ocak kültürü dışında ele alınamaz. Ocak kültürü pir-rehber-mürşit-talip topluluğundan oluşur, Alevi toplumun bütün ihtiyaçları bu oluşumun içerisinden karşılanır” dedi.
Bingöl’ün Yayladere ilçesinin Avtariç (Güneşlik) köyünde 60 yıl sonra ilk kez cem yürütüldü. Muhabbet cemi erkanını Şıx Çoban Ocağı Piri İbrahim Kete yürüttü.
“PİR-TALİP İLİŞKİSİ OCAK KÜLTÜRÜ DIŞINDA ELE ALINAMAZ”
Alevi inancında Pir-Rehber-Mürşit-Talip ilişkisi olması gerektiğini belirten Şıx Çoban Ocağı Piri İbrahim Kete, “Pir-talip ilişkisi ocak kültürü dışında ele alınamaz. Ocak kültürü pir-rehber-mürşit-talip topluluğundan oluşur, Alevi toplumun bütün ihtiyaçları bu oluşumun içerisinden karşılanır. Buradaki ilişkiler eşitlik temeline dayanır, biri bir başkasının üzerinde egemenlik kuramaz” dedi.
“İNANCIMIZ, EVRENİN HEPİSİNİ HAK OLARAK GÖRÜR”
Alevi inancında hak olanın yol olduğunu vurgulayana DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu, “Pir de yola taliptir, talip de yola taliptir, mürşit de yola taliptir, hak da yola taliptir. Çünkü bizim inancımız bu evrenin hepsini hak olarak görür. Nenelerimiz sabah güneşe karşı, önce evren için, sonra ülke için, daha sonra komşusu için en son kendi ailesi için dua ederdi” diye konuştu.
Muhabbet cemi lokmaların pay edilmesinin ardından sona erdi.
PİRHA-Günümüzde yapılan cemlerin özünden uzaklaştırıldığını belirten Şıx Çoban Ocağı pirlerinden İbrahim Kete, “Bu yol cümleden uludur, ikrar verdiğimiz pirler yanlış yaparsa hesap sorulmalıdır, dara çekilmelidir. Bu yol zulme karşı İmam Hüseyin gibi dik duranların yoludur. Eğer biz içimizdeki ve dışımızdaki ile birleşirsek Hızır Paşaların yaşam alanları da daralır” dedi.
Şıx Çoban Ocağı pirlerinden İbrahim Kete, günümüzde yürütülen cemlere ilişkin PİRHA’ya değerlendirmede bulundu.
“CEME BAŞLANMADAN ÖNCE RIZALIK ALINIRDI”
Günümüzde yapılan cemlerin özünden uzaklaştırıldığını belirten İbrahim Kete, “Eskiden senede bir defa kendi piri talibinin evine gelirdi. Pir sorgu sualini yapardı ve talip pirini hak döşeğine oturttururdu. Günümüzde yürütülen cemlerde insanlardan rızalık alınmadan cem yürütülüyor. Eskiden ceme başlanmadan rızalık alınırdı, daha sonra da kapı komşu birbirleriyle hakkını hak ederdi ve pir, cemi başlatırdı. Cemi yürütecek pir posta oturduğu zaman gelen kişilere rızalığınız var mı diye sorması gerekiyor. Bugün Aleviler adına hareket ettiğini söyleyenler zehri şerbet edip içmesini bilmelidirler ki halka da içirebilsinler. Posta oturan dede önce kendisi hak ile hak olacak, kendi içindeki çerağı uyandıracak ki kendi talibine de o çerağı uyandırabilsin. Ama dede pirini, mürşidini, rayberini ve müsahibini tanımadan posta oturuyor, o yüzden bu kendi kendimize yaptığımız bir ihanettir” dedi.
“ALEVİLİĞİ KENDİ ÇIKARLARI İÇİN KULLANANLAR VAR”
Rızalık alındıktan sonra cemin mühürlendiğini ifade eden Kete, şöyle devam etti:
“Bugün çok önemli bir ihtiyaç olursa cemden çıkılabilir ama bugün cemlerde pikniğe gider gibi sandalyede oturup cem izleniyor. Bu şekilde cem yürütülmez, bu şekilde Hakk’ı bulamayız. Cemde etrafımızdaki insanların bile farkında olmamamız lazım. Eğer etrafındakilere bakarsan o cemin bir hakikati olamaz. Eğer bir insan kendisine, çevresine, toplumuna yabancılaşmış ve hırsın esiri olmuş bir insan, cemal cemale kültürüne uyum sağlayamaz. Bu yol cümleden uludur, ikrar verdiğimiz pirler yanlış yaparsa hesap sorulmalıdır, dara çekilmelidir. Bu yol zulme karşı İmam Hüseyin gibi dik duranların yoludur. Eğer biz içimizdeki ve dışımızdaki ile birleşirsek Hızır Paşaların yaşam alanları da daralır. Yolumuz paylaşımcı, eşitlikçi ve özgürlükçüdür ama bugün ne yazık ki Aleviliği menfaat ve çıkar doğrultusunda kullananlar var.”
PİRHA-Dersim’de Pirler-Analar Çalıştayı 2. gününde devam ediyor. Üzerlerine silindir gibi gelen ve kadimden bu yana kendilerini yok etmeye çalışan ceberrut bir sistemin baskısı ve zulmü altında var olma gayretinde olduklarını vurgulayan Sinemilli Ocağı pirlerinden Süleyman Deprem, “Yaşadığımız süreçte Aleviliği gerçek anlamda kendi rotasına oturtabilmek, var olabilmek ve Alevice yaşayabilmek adına çeşitli mücadeleler, örgütlenmeler içerisindeyiz” dedi.
DAD Genel Merkezi’nin, “Ocağa İkrar, Yola Talip, Birliğe Davet” şiarıyla düzenlediği 3’üncü Dersim Pirler Analar Çalıştayı 2. gününde devam ediyor.
Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkezi’nin, “Ocağa İkrar, Yola Talip, Birliğe Davet” şiarıyla düzenlediği 2 gün sürecek olan “3’üncü Dersim Pirler Analar Çalıştayı” Dersim’de devam ediyor. Dersim Belediyesi Konferans Salonu’nda düzenlenen çalıştayda, Türkiye’nin dört bir yanında bulunan Kürt ve Türkmen Alevi pirlerin, anaların, taliplerin, yazarların yanı sıra kentte bulunan siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcileri katıldı.
Baba Mansur Ocağı Anası Fidan Genç çerağ uyandırıp Seyit Sabun Ocağı pirlerinden Hasan Kılavuz‘ın gülbenk okumasıyla çalıştay başladı.
“BU TOPLUM ASLA UMUTSUZLUĞA KAPILMAMAIŞTIR”
Tarihin en zor anında pirlerimiz tarihsel sorumluluk alarak toplumu, içinde bulundukları mekanları darda ve zordan kurtardığını söyleyen DAD Adana Eş Başkanı Zeynel Kete, “Kültürel ve toplumsal direniş hattını inanç boyutuyla en güzel şekilde dile getirerek tarihsel sorumluluklarını da yerine getirmişlerdir. En zor anada bile Ya Haq, Ya Xızır, Ya Duzgin diyerek bulundukları coğrafyanın evliyalarına sığınarak ve zihinsel olarak da ikrarlaşarak pir olmuşlar. Bu çalıştay sadece bildiklerimizi birbirimize anlatacağımız bir muhabbet meydanı değildir. İnancımızın, coğrafyamızın, kültürümüzün tehlikede olduğu biliniyor ama tarihsel hafıza da bize bunu göstermiştir ki en zor anında bile bu toplum kendi hakikatini inşa etmiş ve asla umutsuzluğa kapılmamıştır. Bu coğrafyada tekçi zihniyetler fiziki anlamda soykırımda yeteri kadar başarılı olamadıkları için toplumu bu defa kültürel soykırımın eşiğine getirmiş ve bütün toplumsal değerlerle çarmıha germişlerdir” dedi.
“BU KÜLTÜRÜ HALEN KORUYABİLECEK DAMARLARI VAR”
Bu kültürü halen koruyabilecek damarların olduğunu ve yaşatmaları gerektiğini söyleyen DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, “Biz köydeyken siz kadınsınız şunu yapmayın diye kısıtlamamız yoktu özgürdük. Eşittik, ötelenmiyorduk ama o kültürü terk edip başka kültürlerle tanışınca, inançsal ve ulusal kimliğimiz aşağılanmaya çalışıldı ve o kültürlerde kadına bakış açısını gördüğümüzde inancımızla gurur duyup, iyi ki Aleviyiz dedik. Seyit Rıza’nın idam edilişinin ardından Bese’nin arkasındaki duruşunu, yine bu toprakların bizim hayatımıza kazandırdığı Sakine’leri, Aysel’leri tanıdık. Bu toprakların çok değerleri kadınları var, biz onların onurunu, gururunu da yaşıyoruz.
“DEVLET AKLI ALEVİLİĞİ DENETİM ALTINA ALMAYA ÇALIŞIYOR”
Alevi toplumu inancını ve toplumsallığını ocak sisteminin öz savunma gücünden aldığını söyleyen Murat Işık ise, “Osmanlı’dan Cumhuriyet’e kadar devlet aklı Aleviliği denetim altına almaya çalıştı. Günümüzde Kürt-Alevi inancının son kalesi ve bu kültürün yaşandığı, direndiği yer olan Dersim düşürülmeye, Alevilerin direnen damarı kesilmeye çalışılmaktadır. Kuşkusuz Dersim Rea Haq Alevi inancının direnen bu damarı kesilirse diğer Alevi ocaklarının da yaşama şansı olmayacaktır” diye belirtti.
“BASKI VE ZULÜM ALTINDA VAR OLMAYA ÇALIŞIYORUZ”
Üzerlerine silindir gibi gelen ve kadimden bu yana kendilerinin yok etmeye çalışan ceberrut bir istemin baskısı ve zulmü altında var olma gayretinde olduklarını vurgulayan Sinemilli Ocağı pirlerinden Süleyman Deprem, “Yaşadığımız süreçte Aleviliği gerçek anlamda kendi rotasına oturtabilmek, var olabilmek ve Alevice yaşayabilmek adına çeşitli mücadeleler, örgütlenmeler içerisindeyiz. Asıl sormamız gereken, var olan bütün Alevi süreklerine ortak bir sistem baskısı ve zulmü karşısında yolda birliği nasıl kurabiliriz. Yolda birliğin öncüsü ocak pirleridir ama cemevlerinde oturup talimat veren bir makam konumunda pirliği değerlendirmekten vazgeçip Bedrettinler, Hallacı Mansurlar ve Pir Sultanlar gibi talibinin bulunduğu her yerde talibinin başında olmak gerekir. Biz bugün kaç pir açlık grevinde olan kaç talibini ziyaret etmiştir, bugün grevlerde ekmek kavgası veren işçilerin arasında kaç tane pirimiz gitmiştir, hapishanelerde zulmün altında yatan bir sürü yoldaşımız, yol arkadaşımız, talibimiz için hangimiz pir olarak ziyaret ettik” dedi.
“KATLİAMLARA UĞRAYARAK BUNLARIN İZLERİNİ TAŞIDIK”
Zulmün binlercesinde, hakikat arayışında ateşlere atılanların, derisi yüzülenlerin, katliamlara uğrayanların izlerini taşıdıklarını dile getiren Şeyh Çoban Ocağı pirlerinden İbrahim Kete, “Artık birlik olma zamanıdır, bizler dervişane bir ruh ile yaşadık ve zalimin sofrasına asla oturmadık. Eğer ki bir insan toplumuna, kültürüne yabancılaşmış, hırsın, mal biriktirmenin esiri olmuşsa o insan asla kültürüne uyum sağlayamaz. Bu hakikat kapısına vasil olmak için pirlerimiz, mürşitlerimiz ve rehberlerimize yüz çevirmeyelim. Bugün her Alevi canı bir hakikat arayışçısı olmalıdır” dedi.
“CEMEVLERİNDE SÜNNİ İMAM TAKLİTÇİLİĞİ YAPILIYOR”
Orada olan analar ve pirlerin çoğunun il dışından geldiğini ama Dersim’in inançların sığınak kalesi olduğunu vurgulayan Seyit Sabun Ocağı pirlerinden Hasan Kılavuz, “İnançların kalesi olan bu coğrafyada seyit ve ocak çocukları Dersim’in dışında yaşıyor ve dedelik, seyitlik yapmıyorlar, çünkü çok çektik. Talipten çektik, devletten çektik, ezenden çektik, ocaklarımızın bugün çılaları sönmüştür. Dersim’de yedi ilçede cemevi var, ama hizmet yok, kapılar kapalı, yapılan hizmetler Sünni imam taklitçiliğiyle yapılıyor” diye konuştu.