Etiket: seyit karahalil

  • Karahalil: Zorunlu din dersleri eğitimi, temel insan haklarına aykırıdır

    Karahalil: Zorunlu din dersleri eğitimi, temel insan haklarına aykırıdır

    PİRHA-Zorunlu din dersleriyle ilgili olarak bir yazı kaleme alan HBVAKV eski yöneticisi Seyit Karahalil, “Milli Eğitim Bakanlığı, velilerin ve öğrencilerin tercihlerine saygı duymak bir tarafa, tam bir otorite ülkelere has şekilde eğitimin dinselleştirmesi politikasını pervasızca sürdürmektedir” ifadelerine yer verdi.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) eski yöneticisi Seyit Karahalil, zorunlu din derslerine ilişkin “Ders zili mi? Dert zili mi?” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Karahalil yazısında laik devletin gereklerine değinirken, “Bir devletin laik olması, laikliğin temel değerleri olan din ve vicdan özgürlüğü, dini tercihlerin hukuki eşitliği ve devletin tarafsız olması ilkelerinin yaşam bulmasına bağlıdır” ifadelerini kullandı.

    Karahalil‘in yazısı şöyle:

    “İnsan hakları ayırımsız, bütün insanlar için evrenseldir bir bütündür. Ülkelerin kendi iç hukuklarına göre şekillendirilemez. Temel insan haklarından biri de, inanç ve vicdan özgürlüğü hakkıdır. Zorunlu din dersleri eğitimi, temel insan haklarına aykırıdır. Çağdaş eğitim sistemlerinde zorunlu din dersleri akla ve aklın yaratılarına vurulmuş bir kelepçedir. Laik bir ülkede, dini eğitim vermek devletin görevi değildir. Çünkü laik devletin dini olmaz. Laik devlet, tüm dini inançlara ve inançsızlara eşit mesafede olmak zorundadır.

    Kamusal düzeni belirleyen toplumsal sözleşme olan hukuki kurum ve kamusal alan tüm dinlere, tüm inançlara ve tüm inançsızlara eşit mesafede olmak zorundadır. Devlet ayırımcılık yaparak bir inancı topluma kabul ettirmek, ya da diğer inançlar karşısında üstün kılacak desteklerde bulunamaz.

    “CİHAT ÖRGÜTLERİNE MİLİTAN YETİŞTİRME ADINA ÇİRKİN OYUNLARINI OYNUYORLAR”

    Bizler, yaşamımızın birinci sırasına, çocuklarımız iyi bir eğitim alsın, bilgili, bilinçli, sorgulayan, kültürel olarak donanımlı, doğaya, çevreye ve tüm canlılara saygılı, onların yaşam hakkını savunan, kendi dilini, inancını, bilen koruyan  ve daha önemlisi başkalarının yaşam hakkına ve inancına saygı duyan bir birey olarak yetişmesi için köyünden, toprağından kopup gelenleriz. Biz bu gerçek ve gerekçelerle çocuklarımızın kaliteli eğitim alması için  saçımızı süpürge ederek, sosyal yaşantımızı sıfırlayarak kentlerin varoşlarına yerleştik.

    Eğitim sistemini kurgulayan kafalar ise, bizim geleceğimizi ellerimizden alıp, dindar ve kindar olarak yetiştirecek olan çocuklarımızı yuvalarından koparıp, cihat örgütlerine adeta bir militan olarak yetiştirmek adına, her türlü çirkin oyunlarını oynamaya devam ediyorlar.

    Bu durum karşısında mücadele topyekûn olmak zorundadır. Atanamayan öğretmenler, zorunlu imam hatip okullarına kayıtlar, ana dilde eğitimin olmayışının getirdiği sorunlar, hepimizin sorunu, ne yazık ki bu sistem sadece idare edenlerin döneminin bir ürünü olmadığı ve bir bütün olarak, süreci uzun yıllara dayanmakta ve devletin aklının, bir projesi olarak karşımızda durmaktadır.

    “SESSİZ KALIŞIMIZ DAHA NE KADAR SÜRECEK?”

    Ancak bu proje şimdi daha beter bir noktaya taşınmakta ve ceberut bir dayatmayla bizi karşı karşıya bırakmaktadır. Buna boyun eğmemiz, sessiz kalışımız daha ne kadar sürecek?

    Milli Eğitim Bakanlığı, velilerin ve öğrencilerin tercihlerine saygı duymak bir tarafa, tam bir otorite ülkelere has şekilde eğitimin dinselleştirmesi politikasını pervasızca sürdürmektedir. Uygulamaları, evrensel hukuk normları ve eğitim hakkı ve inanç özgürlüğü adına, hiçbir öğrenciyi istemediği bir okul türünde eğitim almaya zorlayamaz.

    İnanç ve vicdan özgürlüğü hakkının yaşam bulması, ayrımcılık yasağı ile ilgilidir. Kişi ve grupların inançlarını ve inançlarının gereklerini özgürce yaşayabilmeleri, ancak laik bir hukuk devletinde olanaklıdır. Bir devletin laik olması, laikliğin temel değerleri olan din ve vicdan özgürlüğü, dini tercihlerin hukuki eşitliği ve devletin tarafsız olması ilkelerinin yaşam bulmasına bağlıdır.

    İnanç ve vicdan özgürlüğü; laik devletin bireyin inancını ve bunun gerektirdiği ibadetini belirlemede, uygulamada tamamen özgür olmasıyla olanaklıdır. Bireyin dilediği dini ve dilediği inancı seçme özgürlüğüne sahip olması gerekir. Bu sorun bu ülkede yaşayan her kesimin derdi olup, bu derdimize derman ellerimizdedir ve bu bozuk düzene dur demektir. (Acaba bu sistemi dayatanların çocukları bu eğitime tabi mi?)

    Şöyle ya da böyle, bir gün mutlaka bunu yapanları da başı dönecektir. Tıpkı Şıranın ezeni sarhoş etmesi gibi.”

    PİRHA/AYDIN

  • HBVAKV eski yöneticisi Karahalil: Aleviler taleplerini her yerde çığlığa dönüştürmeli

    HBVAKV eski yöneticisi Karahalil: Aleviler taleplerini her yerde çığlığa dönüştürmeli

    PİRHA- Yazar Seyit Karahalil, Alevi örgütlenmesinin toplumu bir arada tutmasının yegane yolunun; örgütleri canlı, dinamik ve ideolojik olarak ayakta tutmadan geçtiğine işaret etti. “Bizler bu taleplerimizi her yerde her platformda çığlığa dönüştürmez isek daha çok bekleriz” diyen Karahalil, “Örgütler sosyal yapılardır. Doğar, gelişir, yetersizleşir, yenilenmezse yok olurlar. Bunun için sürekli örgütsel analizler yapılması zorunludur” ifadelerini kullandı. 

    Yazar ve Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) geçmiş dönem genel sekreteri Seyit Karahalil, Alevi örgütlenmesine dair kaleme aldığı yazısında kurumların söylemleri, duruşu ve pratikteki samimiyetleri ile serüvenden uzak duran tüm demokrasi güçleri ile omuz omuza durması gerekliliğine vurguda bulundu.

    ‘Örgütlenme mi? Öğütme mi?’ başlığıyla kaleme aldığı yazısında Karahalil, devletin tek ırk, tek inanç ve tek kültür özlemiyle yanıp tutuşmakta olduğuna değinerek, Alevilerin tüm bu gelişmelere karşı taleplerini her yerde çığlığa dönüştürmemesi durumunda hak elde etmede çokça beklemesi gerekeceğini dile getirdi.

    Çözümün sivil, nitelikli demokratik sivil örgütlenme modeli olduğuna değinen Karahalil’in kaleme aldığı yazı şöyle:

    ” BİR ARADA TUTMANIN YOLU, ÖRGÜTÜ DİNAMİK VE İDEOLOJİK OLARAK AYAKTA TUTMAKTAN GEÇER”

    ‘Örgütlenme mi? Öğütme mi?’

    Modern Dünya’ya, örgütler dünyası da demek mümkün. İnsanı öğüten sisteme karşı insanlarımızı bir arada tutmanın yegâne yolu; örgütleri canlı dinamik ve ideolojik olarak ayakta tutmaktan geçer.

    Hepimizin bildiği üzere örgütler sosyal yapılardır. Doğar, gelişir, yetersizleşir, yenilenmezse yok olurlar. Bunun için sürekli örgütsel analizler yapılması zorunludur. Bu analizlerin ve değişimi etkileyen birçok neden vardır.

    Bu nedenleri yasal, yönetsel, teknolojik ve doğal olarak sınıflayabiliriz. Burada ele alınması gereken doğal nedenlerdir. Çünkü çalışırken hiç göremediğimiz veya hiç fark edilmeyen nedendir.

    Uzun süre örgütten ayrı kalmak, sadece genel kurullarda dostlarla buluşmak, yapılan hataları, noksanlıkları ancak bu salonlarda öğrenmek örgütümüzü büyütmez.

    Ayrıca burada ortaya çıkan noksanlıklar tüm geçirdiğimiz yılı heba eder. Bu hatalar ki genelde (görev çatışmaları, görev başlıkları gibi karşımızda durur.)

    Esas olan, kişiler, örgüt amaçlarını gerçekleştirme yönünde kendilerine düşen toplumsal görevleri yaparken; yapıları amaçlarına araç olarak kullanmak yerine, bir tür araç olmaktır. Zira ana örgütün amacı bireylerin oluşturduğu birimlerin amaçlarının toplamıdır. Bu ilkeyi taşıyacak bir yöneticinin bazı becerilere sahip olması ve onları sürekli geliştirmesi de zorunludur.

    “SÖYLEM, DURUŞ VE PRATİĞİMİZE SADIK KALMALIYIZ”

    Bu becerilerin başında; teknik beceri, iletişim becerisi, analitik becerisi, (sorunların çözümünde mantıksal ve bilimsel yaklaşım) karar verme becerisi, kavramsal beceri (yani birleştirme bütünleştirme)

    Ve çok daha önemlisi ise insan ilişkileri becerisidir. İşte sorunun ve sorunları ana damarı insan ilişkileri olup insanları anlayabilme, onlarla birlikte çalışabilme ve iyi geçinebilme becerisidir. Diğer esas olan ise yöneticiliği meslek haline getirmemektir.

    Bir diğeri ise, bir sorun ortaya çıktığında sorunun bir parçası mı oluyoruz, yoksa çözümün bir parçası mı olmaya çalışıyoruz? Bunun ayırdına varmak önem arz eder. Evet, bizler köylerimizden kalkıp kentin varoşlarına hapis olduk. Bizlerden profesyonel bir yönetici olmamız beklenemez diye de düşünebiliriz. Ama esas olan bir örgütte yapılması gereken şey, var olanı tutmak ve üstüne yenilerini eklemektir.

    Bir kere şunun ayırdına varmak gerekir diye düşünüyorum. Bizim örgütümüz demokratik sivil kitle örgütü ve aynı zamanda demokratik Alevi örgütlenmelerinin vazgeçilmez bir parçası mıdır? Değil midir? Bu ülkede yaşanan sorunlar hepimizin canını birden yakıyor mu? yakmıyor mu?

    Eğer bu nitelikleri taşıyorsak o zaman söylemlerimizi duruşumuzu ve pratiğe yansıtışımızı bu çerçeveye sadık kalarak yapmalıyız. Bunu yaparken samimi, serüvenden uzak duran tüm demokrasi güçleri ile omuz omuza durmaya evrensel ve çağın değerlerini göz ardı etmemeye de özen göstermeliyiz.

    “ÇÖZÜM, DEMOKRATİK SİVİL ÖRGÜTLENME MODELİDİR”

    Gün gittikçe koyulaşmaya ve karanlık üzerimize tüm haşmeti ile inmeye devam ediyor. Emekçiler yerin altında sularda boğulurken bizler yerin üstünde karanlıkta boğulacağız. Bunun farkında mıyız? Bu bozuk düzende insan canı sermayenin üç kuruşluk karına feda edilmekte, doğanın yok edilmesine direnenler katledilmekte, insanlar şeriat adına yakılmakta, asılmakta veya kör kuyularda kim vurduya gitmekteler.

    Halktan gittikçe uzaklaşan ve toplumun uçta bir kesiminin güdümünde kalan devlet, tek ırk, tek inanç ve tek kültür özlemiyle yanıp tutuşmaktadır. Bu asimile ve faşist uygulamalarını aldığı mirasın devamı olarak bütün siyasal ve ekonomik gücü ile biz ötekileştirdiklerinin üzerinde sürdürmektedir.

    Oysa bizlerin istediği çok şey yok. Demokratik laik ve evrensel hukuk ilkelerinin kurumlaştırılması ve Diyanet denilen kapının kapatılması, zorunlu din derslerinin, Alevi birimlerine zorla cami yapılmasının, imam hatiplere ve kuran kurslarına verilen desteğin çekilmesi ile eğitimin çağdaş ve bilimsel olarak yapılandırılması ve kirli savaşın son bulmasıdır.

    Bizler onların çaldıkları, parselledikleri haram yemeklerinde pay istemiyoruz. Ama bir şey istiyoruz o masumane taleplerimiz yerine gelsin. Çünkü bu yarın onların torunlarına da lazım olacak. Bizler bu taleplerimizi her yerde her platformda çığlığa dönüştürmez isek daha çok bekleriz.

    Çözüm sivil nitelikli demokratik sivil örgütlenme modelidir. Yöresel olarak örgütlü yapılarında hemen şimdi o hantal ve durağan yapılarından acilen kurtulup bu niteliğe bürünmesi gerekir.

    Bununla birlikte nitelikli tutarlı güçlü siyasi partiler ise güçlerini bu yapılardan almaya yönelik iktidar talebinde olmalıdır. Söze noktayı koyarken Sivas’ta Çorum’da, Maraş’ta, Gezi eylemlerinde, parti büyükler yesin diye yerin dibine inerek yaşama veda edenlere ve özgürlük mücadelesi vermiş tüm Hakk’a yürüyenlere selam olsun ve anıları bizlerin yolunu aydınlatmaya devam etsin. Boz atlı Hızır tüm cümle yoldaşların yardımcısı olsun.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Karahalil: Yoldan çıkmışlar için en kolay yöntem, dilimizi Sünnileştirmek olmuştur!

    Karahalil: Yoldan çıkmışlar için en kolay yöntem, dilimizi Sünnileştirmek olmuştur!

    PİRHA-HBVAKV önceki dönem Genel Sekreteri Seyit Karahalil, Hakk’a uğurlama erkanlarında Alevi inancına ait olmayan ritüelleri eleştirerek, “Bu yoldan çıkmışlar için en kolay yöntem, dilimizi Sünnileştirmek olmuştur. Hançerlerini biz Alevilerin telli kuranı olan sazımıza, deyişlerimize, mersiyelerimize saplamak için bilemeye başlamışlardır” ifadelerini kullandı.

    Asimile olmuş kimi gerici grupların, başka inançların kurallarını Alevilere dayatmasına tepkiler hız kesmiyor.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) önceki dönem Genel Sekreteri Seyit Karahalil, özellikle Hakk’a uğurlama erkânlarında bağlama çalınıp deyiş okunmasını “yanlış” bulanlara tepki gösterdi. Karahalil, “Yoldan çıkmışlar” diye ifade ettiği bu grupların, asimilasyon hizmeti verdiklerini ifade etti.

    “ALEVİLİĞİ YOK ETME YOLUNA YÖNELDİLER”

    Seyit Karahalil, “Biz Aleviler için ortalık yine toz bulutu. Bunun altında mı kalsak, üstüne mi çıksak! Bu toz bulutu ne hazindir ki kendi ciğerlerimizden çıkıyor ve soluyabilirsen solu…” sözleriyle konuşmasına başlayarak şunları ekledi:

    “Özünü kaybetmiş yapılarla uğraşmak, bir deli kuyuya taş atmış kırk akıllı çıkaramamış misali kadar zor. Ulu pirimiz Hace Bektaş Veli derki ‘Özünü kaybeden özürlü olur.’

    Tarih boyunca ırkçılık, faşizm ve insanlık dışı davranışlar acıdan, gözyaşından feryat, figandan başka bir şey getirmemiştir. Kin ve nefrete dayalı bu zihniyet dünyanın her yanında olduğu gibi bugün de kendine yandaş bulmakta zorlanmamıştır. Şu bilinmelidir ki; bu ülkede Alevi sorunu büyük bir siyasal sorundur. Çakma piyonları satın alarak yapay tartışmalarla, antidemokratik yöntemler ile sorunlarımızı daha çok düğümleyerek, bizleri yürüdüğümüz aydınlık yoldan çıkarmaya, asimile etmeye, Sünnileştirmeye, Şiileştirmeye güçleri yetmedi. Çünkü biz Alevilerde ‘Yol cümleden uludur. ‘Enel Hakk’ diyen aşk ehli erenlerin yolundayız.

    Yıllar boyu yurdumuzda Alevileri yok etmeye yönelik katliamlar hiç bitmedi. Ulularımızı, pirlerimizi, semah dönen gençlerimizi, çocuklarımızı, o kutsal saydığımız topraklara yolcu eyledik. O kirli ve bozuk düzenin çarkları bütün bu vahşete rağmen, bizleri bitiremedi. Bu çarkları çevirenler artık maskelerini çıkararak Aleviliği yok etme yoluna yöneldiler. İranlı ajanlar, Şiileştirmeye; ülkemizde ise Sünnileştirme yolunda Aleviliğini kaybetmiş, ihanet içinde olanların gözlerini kör etmekte zorlanmadılar. Bu yoldan çıkmışlar için en kolay yöntem, dilimizi Sünnileştirerek ve Hakk’a yürüme erkanlarımızı yok etmek olduğunu görmüş ve hançerlerini biz Alevilerin telli kuranı olan sazımıza, deyişlerimize, mersiyelerimize saplamak için ağızlarında akan salyaları ile bilemeye başlamışlardır. Oysa bu kişiler iyi bilirler ki, şehirlere inmeden önce köylerimizde, hayata veda eden canlarımızı Hakka uğurlarken, canlardan rızalık alınır ve sazla, deyişlerle, gülbenglerle torağa emanet ederdik. Şehirlerde bu yolumuzu ilk zamanlar yeteri kadar örgütlenmeyi gerçekleştiremediğimiz için sürdüremedik. Ancak örgütlenme gerçekleşince, kurumsallaşma yönünde adım atınca yeniden özümüzün gereğini yerine getirerek inadına ‘Şah’ diyerek, telli kuranımıza niyaz eyledik.

    “YOLDAN ÇIKMIŞLARLA ASİMİLE ÇARKLARI DÖNMEYE DEVAM EDİYOR”

    “Hakk’ı aşkta, aşkı Hakk’ta bulmuşuz” diyen Seyit Karahalil, Alevi inancında “Kabesini insan görmeyen mendeburlarla yolumuz da özümüz de aynı olamaz” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bizleri Diyanete, İslam Aleviliğine çekmeye çalışanlarla yan yana gelemeyeceğimiz gibi, canlarımızı da özünden uzaklaştıramazlar. Bu konuda özellikle, üst kurumlarımıza önemli görevler düşmekte. Öncelikle bu kapılarda görev yapanlar, özümüze uygun eğitilmeli ve dara çekilmelidir. Eğitilen canlarımız da insanlara dokunmayı hedef edinerek, özümüz ve ilkelerimiz konusunda bilgilendirme yapma görevini üstlenmelidir. Çünkü TV kanalları, Diyanet, eğitim kurumları ve satılık Yoldan çıkmış Alevilerle, asimile çarkları dönmeye devam ediyor. Tarihimizi, Yolumuzu, erkânımızı anlamak Hak ve hakikatin farkına varmak, deyişlerimizin, mersiyelerimizin sırrını çözmek bizler için tek yoldur.

    Şimdi hep birlikte ikrara duralım ve diyelim ki; and olsun ki, siz ve sizlerin satın aldığı bu güruhların çarkları istediğiniz gibi dönmeyecek ve bozuk düzeniniz asla sürmeyecektir.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Karahalil: Biz Aleviler, bu bozuk düzenin çarkları içinde erimeyeceğiz-VİDEO

    Karahalil: Biz Aleviler, bu bozuk düzenin çarkları içinde erimeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA- Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) önceki Genel Sekreteri Seyit Karahali, Alevilerin 24 Haziran seçimlerinde nasıl bir tavır alması gerektiğini anlattı. Karahalil, “Aleviler hep zulmün karşısında mazlumun yanında durdu. Bu ilkesinden asla vazgeçmedi, vazgeçmeyecek” dedi.  

    24 Haziran seçimlerine sayılı günler kala değerlendirmeler devam ediyor. Alevilerin sandıktaki tavırlarının ne olması gerektiğini değerlendiren Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) önceki Genel Sekreteri Seyit Karahalil, Alevilerin her zaman mazlumun yanında, zalimin karşısında yer aldığını ve bunun değişmeyeceğinin altını çizdi.

    “SAĞ PARTİLERE OY VERMEMİZ SÖZ KONUSU OLAMAZ”

    Partilerin seçim vaatlerine kısaca değinen Karahalil, “Ne yazık ki yüreğimizi hafifletecek, yüzümüzü güldürecek hiçbir vaatleri yok. Hele hele sağ partiler bize asla şirin gözükmüyorlar. Yıllardan beri bizleri öylesine ittiler, öylesine kaktılar ki bizim onlara oy vermemiz asla söz konusu olamaz.” dedi.

    “BOZUK DÜZENİN ÇARKLARI İÇİNDE KİMSE BİZİ ERİTEMEYECEK”

    “Demokrasiden yana laiklikten yana, eşitlikten ve insan haklarından yana kim doğru duruş gösteriyorsa, kim gerçekten bu söylemlerinde samimi ise Aleviler sandık başına gittiklerinde o yönde tercihlerini kullanacaklardır.” ifadelerini kullanan Karahalil, şöyle devam etti:

    “Bu bozuk düzende sağlam çark olmayı bizler yıllarca becerdik ve becermeye devam edeceğiz. Hiç kimse bizleri bu bozuk düzenin çarkları içerisinde yok edip eritemeyecektir.”

    “PARLAMENTER SİSTEME DÖNMEK ZORUNDAYIZ”

    Karahalil, Alevilere şöyle seslendi:

    “Aklınızı başınıza devşirin. Tek adam diktatörlüğünden bu ülkeyi kurtarmamız gerekmektedir. Bu tek adam diktatörlüğü ortadan kalkmadıkça bize ne özgürlük, ne laiklik, ne de insan hakları gelecektir. Mutlak suretle parlamenter sisteme dönmek zorundayız. Bu ülke ancak parlamenter sistemle yönetilir. O zaman hukukun kuralları işler, o zaman eğitim bilimsel ve parasız olur. İşte o zaman insanlar insan gibi yaşamaya çalışırlar.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

  • ‘Bizim görevimiz laiklikten ve demokrasiden yana olanın yanında durmaktır’-VİDEO

    ‘Bizim görevimiz laiklikten ve demokrasiden yana olanın yanında durmaktır’-VİDEO

    PİRHA – Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Sekreteri Seyit Karahalil, 24 Haziran seçimlerine ilişkin PİRHA’ya konuştu. Karahalil, “Aleviler yıllardan beri demokrasiden,  laiklikten, eşitlikten, halkların kardeşliğinden yana oldular. Bu ilkesinden vazgeçmediler, vazgeçmeyecekler” dedi.

    24 Haziran seçimlerinde Alevilerin tavrının ne olması gerektiğine ilişkin PİRHA’ya konuşan HBVAKV Genel Sekreteri Seyit Karahalil, “Aleviler yıllardan beri demokrasiden,  laiklikten, eşitlikten halkların kardeşliğinden yana oldular. Hep zulmün karşında durdu, mazlumun yanında oldu. Bu ilkesinden asla vazgeçmedi ve vazgeçmeyecek” ifadelerini kullandı.

    “SANDIKTA, DEMOKRASİ VE LAİKLİKTEN YANA TERCİH KULLANACAĞIZ”

    “Partilerin seçim vaatlerine baktığınızda ne yazık ki yüreğimizi hafifletecek yüzümüzü güldürecek hiç bir vaatleri yok. Hele, hele sağdaki partiler asla bize şirin gözükmüyorlar. Yılardan beri bizi öylesine ittiler, öylesine kaktılar ki bizim onlara oy vermemiz asla söz konusu olamaz” diye konuşan Karahalil, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Demokrasiden yana, laiklikten yana, eşitlik ve insan haklarından yana kim doğru duruş gösteriyorsa, kim söylemlerinde samimiyse Aleviler sandık başına gittiklerinde o yönde tercihlerini kullanacaklardır. Bizim görevimiz tüm mazlumları korumak ve kollamaktır, bizim görevimiz laiklik ve demokrasiden yana bu ülkeyi kim yönetecekse onun yanında durmaktır.”

    “TEK ADAM DİKTATÖRLÜĞÜ KALKMADAN LAİKLİK GELMEZ”

    “Bu bozuk düzende sağlam çark olmayı bizler yıllarca becerdik ve becermeye devam edeceğiz. Hiç kimse bizleri bu bozuk düzenin çarkları içerisinde yok edip eritemeyecek” diyen Karahalil, Alevilere şu çağrıyı yaptı:

    “Bu tek adam diktatörlüğünden bu ülkeyi kurtarmamız gerekmektedir. Bu tek adam diktatörlüğü ortadan kalkmadıkça bize ne özgürlük, ne insan hakları, ne de laiklik gelecektir.

    Mutlak suretle parlamenter sisteme dönmek zorundayız. Bu ülke parlamenter sistemle yönetilirse o zaman hukukun kuralları işler, o zaman eğitim bilimsel ve parasız olur, o zaman insanlar insan gibi yaşamaya çalışırlar diye düşünüyoruz.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • HBVAKV 11. Olağan Genel Kurulu Ankara’da başladı

    HBVAKV 11. Olağan Genel Kurulu Ankara’da başladı

    PİRHA- 11’incisi gerçekleşen Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Olağan Genel Kurulu Vakfın Ankara’daki Genel Merkez binasında yapılıyor. Çok sayıda Alevi kurumunun konuk olarak katıldığı genel kurulda siyasi partilerden konuklar da yer aldı.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı 11. Olağan Genel Kurulu başladı. Vakfın binasında gerçekleşen kurulda, “Dergahlarımızı geri istiyoruz”, “Laik, bilimsel, anadilde eğitim istiyoruz”, “Aleviler vardır, Alevilik haktır”, “Eri dişiden ayıran, şeriata müderris olsa hakikate asidir” dövizleri asıldı.

    Bir gün sürecek olan genel kurulda şimdiki Genel Başkan Tuncer Baş ile önceki dönem HBVAKV Genel Başkanlığını yapan Ercan Geçmez’in listeleri yarışacak.

    Genel kurula Garip Dede Dergahı Başkanı Celal Fırat, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Gani Kaplan, Alevi Dernekler Federasyonu Başkanı Zeynel Şahan, Erikli Baba Dergahı Başkanı Erdoğan Metin, Bağcılar Cemevi Başkanı Zeynel Abidin Koç, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz katıldı.

    Genel kurula CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul Milletvekilleri Zeynel Emre, Candan Yüceer, Bülent Tezcan, Necati Yılmaz, HAK-PAR adına Fazlı Taşkan telgraf ile kutlama mesajı gönderdiler.

    “İNADINA TAMAM DİYECEĞİZ”

    HBVAKV Genel Başkan Yardımcısı Seyit Karahalil açılış konuşması yaptı. Karahalil, “Cemevleri biz Alevilerin ibadethanesidir. Siz ona yasal statü verseniz ne olur vermeseniz ne olur. Sizin vereceğiniz kararlar her zaman olduğu gibi yine ancak ve ancak bizim idam fermanımızdır. Bizler sizin bütün hilelerinize rağmen 24 Haziran’da inadına Şah diyeceğiz. Tamam diyeceğiz” diyerek genel kurulu açtı.

    Divan başkanlığına Garip Dede Dergahı Başkanı Celal Fırat seçilirken divan üyeliğine ise Hüseyin Han, Hüseyin Karabulut, Nevzat Türkmen, Muzzaffer Akkol seçildi.

    Divan Başkanı olarak bir konuşma yapan Pir Celal Fırat, “İnsani değerleri büyüterek genel kurulun Hacı Bektaş Veli’nin şanına yakışır bir şekilde geçmesini diliyorum” dedi.

    Saygı duruşundan sonra Nurettin Aksoy dedenin verdiği gülbang ile genel kurul başlatıldı.

    “KADERİNİ KENDİ ELLERİYLE YAZAN BİR TOPLUMSAL GELENEKTEN GELİYORUZ”

    Gülbagın arkasından kısa bir konuşma yapan HBVAKV Genel Başkanı Tuncer Baş, “Kaderini başkasına bırakmayan kendi kaderini kendi elleriyle yazan bir toplumsal gelenekten geliyoruz. Günümüzde bunu bir kenara bırakıp kaderimizle oynayan AKP gibi güçlerle işbirliği yapan Aleviler var. Medet umanlar var. Ona benzemeye ve Aleviliği onların yöntemleriyle uygulayan, genel kurulları basan, kavga gürültüyle sorunları çözmeye çalışanlar var. Biz bunlara meydan vermeyeceğiz. Hüseyin gibi direneceğiz. Biz Hüseyin gibi direneceğiz derken elimize kılıç alıp savaşmayacağız, kültürümüzü, değerlerimizi, inancımızı doğru yaşayarak kimlerle yan yana duracağımızı iyi bilerek ve geleceğe umutla bakarak mücadelemizi sürdüreceğiz.” şeklinde konuştu.

    “BU ZİHNİYETE SON VERMELİYİZ”

    Baş, “Bize biçilen bir deli gömleği var, karanlık bir gelecek bize biçiliyor bunu yırtmalı ve aydınlığa ulaşma çabamızı sokakta, evlerde, yaşamın her alanında devam ettirmeli ve 24 Haziran’da bu zihniyete son vermeliyiz.” dedi.

    Faaliyet raporlarının okunmasının ardından genel kurul delegelerin konuşmalarıyla devam ediyor.

    PİRHA-ANKARA

     

  • HBVAKV Genel Sekreteri Karahalil: Kongrelerimiz eğitim sempozyumuna dönüşmeli-VİDEO

    HBVAKV Genel Sekreteri Karahalil: Kongrelerimiz eğitim sempozyumuna dönüşmeli-VİDEO

    PİRHA – 3 Haziran’da 11. Genel Kongre’sini gerçekleştirecek olan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Sekreteri Seyit Karahalil, PİRHA’ya kongreye ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    HBVAKV Genel Sekreteri Seyit Karahalil, 3 Haziran’da gerçekleşecek olan vakfın genel kuruluna ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    Karahalil, “Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı olarak 3 Haziranda genel kurul yapacağız. Bu olağan genel kurulumuz. Daha önce olağanüstü genel kurul yapmıştık. Olağan genel kuruldan sonra bugüne kadar görevimizi sürdürmeye çalıştık. Bundan sonrada kongrede eğer delegeler bizi yeniden tercih ederlerse görevimizi sürdürmeye çalışacağız” diye konuştu.

    “KONGRELERİMİZ EĞİTİM SEMPOZYUMUNA DÖNÜŞMEK ZORUNDA”

    Aslında biz genel kurullarımızın tam bir panel ve konferans havası içerisinde geçmesini arzuluyoruz ve bu yönde çabalarımızı ortaya koymaya çalışacağız” diye konuşan Karahalil, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bizim kongrelerimiz mutlaka eğitim sempozyumuna dönüşmek zorunda. Bunu becerebilirsek ne kadar mutlu olacağımızın bilinmesini istiyoruz. Evet, 2 aday arkadaşımız var. Biri mevcut yönetim, diğeri de daha önce burayı yönetmiş olan bir başka arkadaşımız. Diliyoruz bu kongre 2 adayın yarışması haline gelse bile bir eğitim, sempozyum çalışması olsun.”

    Karahalil, “Kongrelerimiz tam bir demokrasi örneği olsun. Bizi demokrasiyi, laikliği, insan haklarını lafta değil, mutlaka pratikte, yaşamda göstermek zorundayız. Bunun da en güzel örneğini yapacağımız genel kurulda göstereceğiz diye düşünüyoruz” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • HBVAKV Genel Sekreteri Karahalil: Cemevlerini eğitim kurumları haline getirmeliyiz-VİDEO

    HBVAKV Genel Sekreteri Karahalil: Cemevlerini eğitim kurumları haline getirmeliyiz-VİDEO

    PİRHA- Hacı Bektaş Anadolu kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Sekreteri Seyit Karahalil, eğitim müfredatında yapılan değişiklikleri, dergahlara el konulmasını ve eğitimciler Gülmen ve Özakça’nın açlık grevini PİRHA’ya değerlendirdi. Karahalil, ülkenin adım adım muhafazakarlaştığını belirterek, cemevlerinin eğitim kurumlarına dönüştürülmesi gerektiğini kaydetti. 

    HABERİN VİDEOSU

     

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı  Genel Sekreteri (HBVAKV) Seyit Karahalil, eğitim müfredatındaki değişiklikleri PİRHA’ya değerlendirdi. İnsanların sürekli şeriatla karşı karşıya olduğunu belirten Karahalil, gittikleri her yerde selamın aleyküm ile karşılaştıklarını, merhaba kelimesini kullanmanın bile zor olduğunu söyledi.

    “AKP’Lİ ÇAMLI KENDİNİ KAYBETMİŞ DURUMDA” 

    TBMM Milli Eğitim Komisyonu’nun AKP’li üyesi Ahmet Hamdi Çamlı’nın, “Cihat bilmeyen çocuğa matematik öğretmenin faydası yok” sözlerini hatırlatan Karahalil, “Oysa ağzından çıkan o cümlelerin bile birer matematiği ifade ettiğini bilemeyecek kadar kendini kaybetmiş durumda” dedi.

    “HİÇBİRİSİNİN HESABI YAPILMIYOR”

    Karahalil, farklı inançlara mensup çocuklara verilen zorunlu din dersi yetmiyormuş gibi bir de cihatın öğretilmeye çalışılmasıyla ülkenin adım adım şeriata doğru sürüklendiğini ifade etti.

    Çocukların okullarda maruz kaldıkları eğitimle psikolojik ve ruhsal bozukluklar yaşadıklarına vurgu yapan Karahalil, şunları belirtti:

    “Bir Alevi çocuğunu düşünün, annesinin babasının ibadeti, davranışları, doğaya ve insana bakışları bambaşka ama okula geldiği zaman oradaki öğretmenin öğrettikleri bambaşka. Peki bu çocuk ileriki  yaşlarda nasıl bir psikolojik yapıyla karşı karşıya kalacak. Bunların hiç birisinin hesabı yapılmıyor.”

    “ÜLKE ADIM ADIM MUHAFAZAKARLAŞIYOR”

    Ülkenin adım adım muhafazakarlaşmaya doğru gittiğinin altını çizen Karahalil, Aleviler olarak herkesin özgürce inancını yaşamasını istediklerini kaydetti. Karahalil, evde çocuklarına kendi inançlarını bile dayatmazken, okullarda İslami şeriatın aşılanmaya çalışıldığını söyledi. Bu duruma sadece Alevilerin değil bütün insanların duyarlılık göstermeleri gerektiğini belirten Karahalil, “Çünkü en iyi eğitimi verecek, ahlakı verecek olan ailenin kendisidir. Bir başkası benim çocuğuma ahlak dersi veremez. İslamiyet dersi veremez, hele hele cihat dersi hiç veremez. Cihat kelimesi zaten kendi başına bir korkunç ifadeyi ortaya koymaya çalışıyor” şeklinde konuştu.

    “ÖRGÜTLENMEDE ZAYIFIZ”

    Aleviler olarak çocuklara alternatif eğitimler yaratma konusunda yetersiz kaldıklarını söyleyen Karahalil, cemevlerinde eğitim veremediklerini, cemevlerinin içini yeterince dolduramadıklarını, ekonomik anlamda zayıf olduklarını kaydetti. Siyasi örgütlenmeyi bir adım da olsa öne çıkardıklarını ancak ekonomik örgütlenmeyi ihmal ettiklerini ifade eden Karahalil, “Ekonomik örgütlenme ile siyasi örgütlenmeyi at başı götüremezsek biz o cemevlerimizde eğitim kurumlarını oluşturamayız. Eğitim kurumlarını oluşturduğumuz zaman orada o dersleri verecek öğretmenlerimizi yetiştiremeyiz. Öğretmenlerimizin ücretlerini ödeyemeyiz” dedi.

    “DERGAHLARIMIZIN KAPILARI YÜZÜMÜZE KAPANDI”

    Kendi ülkelerinde inançlarını özgürce yaşayıp ifade edemediklerinin altını çizen Karahalil, 5- 6 Ağustos’ta Hacı Bektaş Veli anma etkinliklerinde dergaha girmelerine ve orada cem yürütmelerine izin verilmemesini de eleştirdi. “Dergahlarımızın kapıları yüzümüze kapandı” diyen Karahalil,m “Maalesef bu kapatmayı sadece devlet yapmadı. Oradaki belediye başkanı kendi insanımız olmasına rağmen bu kapıları bize açmadı. Gelip bir merhaba bile demedi. Biz böyle bir handikapla karşı karşıyayız.”vurgusunu yaptı.

    “CEMEVLERİ EĞİTİM KURUMLARINA DÖNÜŞMELİ”

    Tek yolun cemevlerini eğitim kurumlarına dönüştürmek olduğunu vurgulayan Karahalil şunları belirtti:

    “Devasa binalar yapıyoruz ama devasa binaları maalesef sadece cem ve cenaze işleri için kullanıyoruz. Oysa oralarda eğitim verme olanakları var. Ne olursa olsun bu eğitimi çocuklarımıza verebilmeliyiz. Gençlerimizi bu eğitimle yetiştirebilmeliyiz. Sadece bunu inanç anlamında söylemiyorum. Ekonomik anlamda, felsefe anlamında, tarih anlamında, Türkçe anlamında söylüyorum. Bütün dersleri biz çocuklarımıza orada vermenin yollarını aramalıyız. Bunu tek başımıza yapamayız. Bütün Aleviler bir araya gelmeli, bu konuda sorun masaya yatırılmalı ve çözüm üretmeliyiz. Bu işin altından ancak böyle kalkabiliriz diye düşünüyorum.”

    “BEDENLERİNİ O SOĞUK ZEMİNDEN KALDIRIP AYAĞA DİKMELİYİZ”

    Konuşmasında tutuklu olarak açlık grevine devam eden eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya da değinen Karahalil, “Bu sırf işlerini kaybettikleri için değil bu zulme başkaldırdıkları için bedenlerini ölüme yatırdılar. Biz ülke halkı olarak ayağa kalkmalıyız. Onların yanında yer almalıyız, onların bedenini yatırdıkları o soğuk  zeminden kaldırıp ayağa dikmeliyiz. Tek yapmamız gereken bu. Onların ölümlerine göz yumarsak yarın bizim ölümlerimizi bekleyecek kimse bile kalmayacaktır” diye konuştu.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA