PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır şubesi ve Demokratik Kurumlar öncülüğünde Seyit Rıza ve mücadele arkadaşları, idam edilişlerinin 88. yıl dönümünde düzenlenen basın açıklamasıyla anıldı. DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Serhat Eren’in de katıldığı açıklamada, tarihsel yüzleşme ve toplumsal barış vurgusu öne çıktı.
Basın açıklamasının Türkçe metnini DEM Parti İl Eş Başkanı Abbas Şahin okurken, Kürtçe metin Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) İl Eş Başkanı Ruşen Elyakut tarafından okundu. Açıklamada, Dersim Tertelesi’nin Cumhuriyet tarihinin en ağır insanlık suçlarından biri olduğu belirtilerek, devletin katliamla yüzleşmesi ve kayıp mezar yerlerinin açıklanması çağrısı yinelendi.
Platform adına okunan açıklamada, Seyit Rıza ve arkadaşlarının “diz çökmeyen iradesinin” bugün de halkların özgürlük ve eşitlik mücadelesine ışık tuttuğu vurgulandı. Dersim’in 7 seyidinin direniş mirasına sahip çıkıldığı dile getirilerek, “1937-38’de yaşanan soykırımla yüzleşmek, eşit ve ortak bir geleceğin mayasıdır” denildi.
Açıklamada ayrıca Abdullah Öcalan’ın “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı”na atıf yapılarak, hakikatlerin ortaya çıkarılmasının ve adaletin sağlanmasının toplumsal barış için zorunlu olduğu ifade edildi. Mezarsızlık politikasının son bulması ve Seyit Rıza ile yol arkadaşlarının mezar yerlerinin açıklanmasının “toplumsal barışın şartı” olduğu vurgulandı.
88 yıl önce idam edilen Seyit Rıza ve mücadele arkadaşlarının anısı önünde saygıyla eğilinen açıklamada, “Onların bıraktığı miras, halkların onurlu mücadelesinde yaşamaya devam ediyor” denildi.
PİRHA- Dersim Katliamı’nın 88. yıldönümü kapsamında Malatya’da anma etkinliği düzenlendi. Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Malatya Şubesi, Seyit Rıza ve altı Dersimli kanaat önderinin idamlarını anmak üzere bir araya geldi. Basın açıklamasını DAD Malatya Şube Eş Başkanı Onur Özkul okudu.
Özkul, Dersim’in yalnızca bir coğrafya değil; bir halkın tarihi, kültürü ve inanç bütünlüğü olduğunu vurgulayarak sözlerine başladı. Katliamın üzerinden 88 yıl geçmesine rağmen Dersim’in yaralarının hâlâ kapanmadığını ifade eden Özkul, “Bugün bir halkın kapanmayan yarasının, Seyit Rıza ve altı Dersim ileri geleninin idamlarının yıldönümünde bir kez daha alanlardayız” dedi.
“TOPLU MEZAR BİLE NASİP EDİLMEDİ ÇOCUKLARIMIZ GASP EDİLDİ”
Özkul, muktedirlerin tahakküm ve zulme dayalı politikalarının yüz yıllardır sürdüğünü belirterek, Dersim Tertelesi’nin de bu politikanın halkalarından biri olduğunu ifade etti. Koçgiri’den başlayarak 1937–38’e uzanan sürecin, Dersim’in sistematik olarak hedef alınmasının göstergesi olduğunu söyledi.
“Kürt halk gerçekliğinin özgün bir rengi olan Dersim’in tasfiye edilmek istendiğini” belirten Özkul, Osmanlı’dan Cumhuriyete uzanan süreçte Kürtlere verilen sözlerin tutulmadığını, Cumhuriyet sonrasında ise imha ve asimilasyon politikalarının derinleştiğini vurguladı.
Dersim’de yaşananların ağır bir insanlık suçu olduğunu ifade eden Özkul, kimyasal gazlar, geniş askeri birlikler ve hava saldırılarıyla gerçekleştirilen katliamda binlerce kişinin öldürüldüğünü hatırlattı. Katledilenlerin bir kısmının toplu mezara dahi konulmadan derelere atıldığını, kız çocuklarının ise ailelerinden koparılarak bilinmeyen yerlere götürüldüğünü belirtti.
“DERSİM HALKINDAN ÖZÜR DİLENMELİ”
Barış ve Demokratik Toplum sürecine vurgu yapan Özkul, halkların rızalığa dayalı ortak bir yaşam kurmasının mümkün olduğuna inandıklarını söyledi. Sürecin sahiplenilmesinin tüm halklar için bir iyileşme, yüzleşme ve barış yolu açacağına dikkat çekti.
Özkul, taleplerini şöyle sıraladı:
Seyit Rıza ve idam edilen altı Dersimlinin mezar yerleri açıklansın ve cenazeleri Dersim’e nakledilebilsin
Devlet arşivleri açılsın, Dersim adı iade edilsin
Sürgün edilenlerin, kaybedilenlerin ve el konularak götürülen çocukların akıbeti açıklansın
Asimilasyon, zorunlu göç ve şiddet politikalarına son verilsin
Dersim halkından resmî olarak özür dilensin
Tüm toplumsal haklar demokratik cumhuriyet temelinde anayasal güvence altına alınsın
DEM Parti Antalya İl Örgütü, Seyit Rıza ve mücadele arkadaşlarının idam edilişlerinin 88. yıl dönümünde bir anma etkinliği düzenledi. İl örgütü adına hazırlanan basın açıklaması, DEM Parti Antalya İl Yürütme Kurulu Üyesi Mustafa Vakit tarafından okundu.
Açıklamada, Seyit Rıza ve 7 seyidin, Cumhuriyet tarihine kara bir leke olarak geçen Dersim Tertelesi’ne karşı onurlu bir direniş sergilediği vurgulandı. Tekçi, inkârcı politikalara karşı “Dersim’e sefer olur zafer olmaz” diyerek direnmenin tarihsel bir miras bıraktığı ifade edildi. Bu mirasın, halkların özgürlük ve eşitlik arayışında yol gösterici olduğu dile getirildi.
“DERSİM TERTELESİ ULUS-DEVLET PARADİGMASININ EN SOMUT ÖRNEĞİDİR”
Basın açıklamasında, Dersim 1937-38 sürecinin, Şark Islahat Planı ile şekillenen asimilasyon ve imha politikalarının sonucu olduğuna dikkat çekildi. Alevi ve Kürt topluluklarının kimlik, dil ve kültürünün sistematik olarak hedef alındığı belirtildi. “Bu zihniyet tarihin lanetli sayfasında yer almıştır; buna karşı onurla direnenler ise tarihin onurlu sayfasındadır” denildi.
Anmada, halkın yüz yıldır hakikatle yüzleşme, Dersim’de kaybedilenlerin akıbetinin açıklanması ve mezarsızlık politikasının son bulması taleplerini dile getirdiği belirtildi. Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat tarihli Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’na atıf yapılarak, bu çağrının adalet, hakikatlerin açığa çıkarılması ve toplumsal barışın tesisi açısından önemine dikkat çekildi.
AMUDE SİNEMA FACİASI DA ANILDI
Açıklamada ayrıca, 13 Kasım 1960’ta Rojava’nın Amûdê kentinde 250’den fazla çocuğun hayatını kaybettiği sinema faciası da anıldı. Facianın, kapılarının askerler tarafından kilitlendiği ve yangın söndürme çabalarının engellendiği yönündeki tanıklıklarla birlikte, “bilinçli bir katliam” olduğuna dair iddiaları güçlendirdiği ifade edildi. DEM Parti Antalya İl Örgütü, yaşamını yitiren çocukları rahmetle anarak çocuklara yönelik şiddet, asimilasyon ve kimliksizleştirme politikalarına karşı mücadeleyi sürdüreceklerini vurguladı.
Anma, Seyit Rıza ve yol arkadaşlarının eşsiz direnişine duyulan saygının yinelenmesi ve onların mirasını sürdürme kararlılığıyla sona erdi. DEM Parti Antalya İl Örgütü, halkların onurlu ve ortak geleceği için barış ve demokratik toplum mücadelesine devam edeceklerini belirtti.
PİRHA- Dersim Direnişi’nin sembol ismi Pîr Seyit Rıza ve yol arkadaşları, idam edilişlerinin 88. yılında İsviçre’nin Cenevre kentinde anıldı. Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB) ve Dersim İnşa Kongresi’nin (DİK) çağrısıyla Birleşmiş Milletler (BM) Ofisi’nin bulunduğu Nations Meydanı’nda bir araya gelen Alevi kurumları ve devrimci örgütler, “Dersim için adalet, hafıza için direniş” şiarıyla buluştu.
Anma programı, Seyit Rıza ve yol arkadaşlarının şahsında hakikat yolunda yaşamını yitirenler için yapılan bir dakikalık saygı duruşuyla başladı. Ardından kurumlar adına ortak açıklamayı FEDA İsviçre Eşsözcüsü Songül Aslan okudu.
“DEVLET DİRENİŞİ VE HAFIZAYI HEDEF ALDI”
Yapılan ortak açıklamada devletin Dersim’de halkın direnişini ve hafızasını yok etmeye dönük politikalar izlediği belirtilerek şu ifadeler kullanıldı:
“Ancak ne Dersim halkı ne de bu toprakların diğer inanç ve kimlikleri bu zulme boyun eğmiştir. Kerbela’dan Dersim’e, Dersim’den Lazkiye’ye uzanan çizgide direniş hakikatin yoludur. Bizler Seyit Rıza’nın, ‘Ben sizin yalanlarınızla baş edemedim ama diz çökmedim, bu da size dert olsun!’ sözünü unutmayacağız. Adalet için hafızayı canlı tutacak, soykırımla yüzleşmeden barışın mümkün olmadığını hatırlatacağız.”
Açıklamada, Dersim halkının inançlarını, kimliklerini ve hafızasını örgütlü biçimde savunmaya devam edeceği vurgulandı.
“BU HESAP ULU DİVAN’A KALMAYACAK”
FEDA, DAKB ve DİK imzalı açıklamada şu ifadeler öne çıktı:
“Hiçbirini unutmadık, unutturmayacağız. Bu halkın direnişi, bu ülkenin vicdanıdır. Biz biliyoruz ki bu hesap Ulu Divan’a kalmayacak. Yaşasın halkların kardeşliği, yaşasın hakikatin direnişi!”
“HAKİKAT YÜRÜYÜŞÜ KESİNTİSİZ SÜRECEK”
Ortak açıklamanın ardından kısa bir konuşma yapan FEDA İsviçre Eşsözcüsü Songül Aslan, Seyit Rıza ve arkadaşlarının direniş geleneğinin bugün halkların ortak mücadelesinde yaşamaya devam ettiğini söyledi.
Aslan, 27 Şubat’ta Abdullah Öcalan’ın temellerini attığı “Barış ve Demokratik Toplum” modelinin hayata geçirilmesinin Dersim’in hakikatini sahiplenmek anlamına geldiğini belirterek şunları kaydetti:
“Bugün burada, Seyit Rıza’nın mirasını yaşatmak demek halkların özgür ve eşit yaşamı için mücadeleyi büyütmek demektir. Hakikat yürüyüşü kesintisiz sürecektir.”
Anma programı, “Bijî berxwedana Dersimê” sloganlarıyla sona erdi.
PİRHA-HDK’ye yapılan operasyon kapsamında 18 Şubat’ta gözaltına alınıp tutuklanan Sanatçı Pınar Aydınlar’ın Avukatı Murat Arksak, Aydınlar’ın hukuksuz bir şekilde içerde tutulduğunu söyledi. Arksak, sanat çevresinin Pınar Aydınlar’a gerekli desteği sunmadığını söyleyerek, Aydınlar’a sahip çıkma çağrısında bulundu.
Halkların Demokratik Kongresi’ne (HDK) yönelik operasyonlarda gözaltına alınan çok sayıda kişi tutuklandı. Sanatçı Pınar Aydınlar da bu kapsamda gözaltına alınıp tutuklandı.
Pınar Aydınlar’ın avukatı Murat Arksak, tutukluğuna ve sürece dair Pir Haber Ajansı’na (PİRHA) değerlendirmelerde bulundu.
2 aydır cezaevinde bulunun Pınar Aydınlar’ın avukatı Murat Arksak, yaptığı faaliyetlerin hiçbirinin suç olmadığını söyleyerek, “Örgüt üyeliği istisnayla suçlanıyorsun ama dosyaya baktığımızda suç olabilecek ne bir emare, ne bir delil var” diye ifade etti.
“HEDEF HALİNE GETİRİLDİ”
2014 yerel seçimlerinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olduğu için hakkında örgüt üyeliğiyle suçlanan Pınar Aydınlar’ın avukatı Murat Arksak, şunlar söyledi:
“HDK’nin faaliyetleri kapsamında alındı ama örgüt üyesi suçlamasıyla tutuklandı. Delil olarak da HDK’nin çalışmaları gösteriliyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı seçimlerinde aday olduğu için kendisi örgüt üyeliğiyle suçlanıyor.
Pınar Aydınlar, siyasi çalışmalarının yanında bir de bir sanatçı kimliğiyle faaliyet yürütmektedir. 24 yıl boyunca ezilenin, haksızlığa uğrayanların yanında duran istisnai insanlardan bir tanesidir. Biraz da bu konumundan kaynaklı hedefe haline getirildi. Pınar Aydınlar, kendisi hakkında sürekli dava açılan, sürekli soruşturma açılan bir insan. Bütün davaları hemen hemen beraat ile sonuçlanan ve hakkında takipsizlik kararı verildi.
En son İstanbul’da halk konserleri kapsamında düzenlenen bir etkinlikte kendi kimliği ve inancına yönelik türküler söyledi. Bununla beraber Seyit Rıza’yı da andı. Seyit Rıza’yı andığı için sosyal medyada bir linç kampanyasına maruz kaldı. Bunun ardından Cumhuriyet Başsavcılığı Aydınlar hakkında soruşturma başlattı. Bu soruşturma da takipsizlikle sonuçlanacak. Bu soruşturmadan dolayı evine baskın düzenlendi, aramalar yapıldı. Bundan önce de hakkında yurtdışı yasağı kararı verildi. İtiraz etmemize, üzerine gitmemize rağmen karar kaldırılmadı.”
“EN ABSÜRT DOSYALARDAN BİRİ”
Yapılan tutuklamaların hukuksal ve anayasal bir dayanağı olmadığını, suç teşkil edebilecek bir emarenin bulunmadığının altını çizen Arksak, “Sadece Pınar Aydınlar değil HDK’de ismi yer alan çok kişiye soruşturma açıldı. Bu tür politik faaliyetlerin yargılama konusu edilmesi hukuksuzca bir yaklaşımdır. Taraf olduğumuz insan hakları sözleşmesine aykırı bir durumdur, anayasaya aykırıdır. Her insan kendi politik görüşünü de ifade özgürlüğü kapsamında düşüncelerini de rahatlıkla anayasal güvenceye dayandırarak dile getirebilir. Yani bunu dile getirdiği, paylaştığı için tutuklanacaksa soruşturulacaksa biz o zaman evrensel, hukuksal bir anayasadan bahsedemeyiz. Bunu sadece soruşturma üzerinden hukuk üzerinden görürsek bu meslek hayatımda görüp görebileceğim en absürt dosyalardan biridir. Neden absürt diyorum TCK 314/2 maddesinde dediğimiz örgüt üyeliğiyle suçlanıyor ve bu istisnayla suçlanıyorsun ama dosyaya baktığımızda suç olabilecek bir emare, delil bile yok” diye ifade etti.
“8 seneden fazladır Pınar Aydınlar’ın avukatlığını yapıyorum. Bu süre zarfında birçok soruşturmasında yanında bulundum, ifade verdik, mahkemelerde bulunduk. Bugüne kadar endisine açılan davalardan tutalım, sosyal medyadan yapılan linçlere kadar hiçbir zaman bildiğinden, düşüncesinden geri adım atmadı. Haksızlığın karşısında durup, haksızlığa uğrayanın yanında yer aldı. Cezaevinde de aynı durumda, aynı pozisyonda. Morali yerinde, böyle haksız ve hukuksuz olan bir sürecin son bulacağının da farkında. En kısa sürede oradan çıkacağına dair şüphemiz de yok. Daha ne kadar tutulabilir ki ne kadar bu soruşturma sürdürülebilir ki? Çünkü ortada soruşturmayı yürütebilecek, davayı yürütebilecek bir delil yokken, en fazla soruşturmayı biraz uzatırsınız sonra mecburen salıvermek zorunda kalırsınız. Birçok defa itiraz etmemize rağmen makul olmayan gerekçelerle ret edildi.”
SANAT CAMİASINDA YETERİ KADAR DESTEKLENMEDİ
Aydınlar’ın tutuklandığı günden bu yana ciddi bir tepkinin oluşmadığını ve sanat çevresinin de yeteri kadar sahiplenmediğini ifade eden Arksak, “Sanat camiasında yeteri kadar desteklendiğini düşünmüyor. Yanında duran insanlara da her defasında sonsuz teşekkürlerini iletiyor; mektup yollayan, selam gönderenler, yanında olduğunu ifade edenler var ancak sanatçıların üye oldukları sendikalar var, mesela bunlar etkin bir şekilde Pınar’ı sahiplenebilirlerdi, çok etkin bir şekilde bu hukuksuzluğu kamuoyuna taşıyabilirlerdi, daha fazla gündemleştirebilirlerdi. Bu konuda eksik kalındığı düşüncesinde kendisi. Ben de bu konuda yetersiz kalındığını ifade edebilirim. Avukatı olarak talebimiz Pınar’ın sesini, sanatçı kimliğiyle olabildiğince duyurabilmek, olabildiğince destekleyebilmek” diyerek duyarlılık çağrısında bulundu.
PİRHA- Fransa’da Seyit Rıza ve yol arkadaşları anısına bir anma programı gerçekleştirildi. Programda yazar Hasan Hayri Ateş, Dersim Soykırımı ve Seyit Rıza’nın idamlarına giden sürece dair bir sunum yaptı, Sunumun ardından Hakan Aday, Dersim’den kılamlar seslendirdi.
Dersim İnşa Kongresi, Weil am Rhein Cemevi ve St. Louis Alevi Kültür Merkezi birlikte Fransa’da Seyit Rıza ve yol arkadaşları anısına bir anma programı gerçekleştirdi.
Program, çerağ uyandırılması ve gulbang verilmesiyle başladı. Etkinliğin açılışında, Seyit Rıza ve arkadaşlarının idam sürecine ve Dersim soykırımına dair bir sinevizyon gösterimi yapıldı.
Anma programında yazar Hasan Hayri Ateş, Dersim Soykırımı ve Seyit Rıza’nın idamlarına giden sürece dair bir sunum yaptı, soykırımın tarihsel boyutlarını ele aldı ve günümüze olan yansımalarını detaylı bir şekilde aktardı. Sunumun ardından Hakan Aday, Dersim’le ilgili kılamlar seslendirdi.
Yazar Hasan Hayri Ateş, katılımcılardan gelen soruları yanıtladıktan sonra etkinlik, lokmaların paylaşılmasıyla sona erdi.
PİRHA- Mersin Dersimliler Derneği, 86 yıl önce idam edilen Seyit Rıza ve yol arkadaşlarını andı. Anmada konuşan dernek başkanı Nurşen Çığlık, “Dersim kimliğinin ve kültürünün temel taşıyıcısı konumundaki başta Seyit Rıza olmak üzere halk önderlerinin hileyle katledilmesi, tesellisi olmayan bir yara olarak günümüzde dahi kanamaya devam etmektedir” dedi.
15 Kasım 1937’de Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edilen Seyit Rıza ve yol arkadaşları Mersin’de anıldı. Mersin Dersimliler Derneği’nin Özgür Çocuk Parkı’nda yaptığı anmaya Mersin Cemevi Başkan Yardımcısı Baki Erdoğan ile İnanç Kurulu üyeleri, Demokratik Alevi Dernekleri Yönetim Kurulu üyeleri ve çok sayıda demokratik kitle temsilcisi katıldı.
“Hiçbir şeyi unutmadık, hiçbir şeyi affetmedik” yazılı pankartın açıldığı anmada Seyit Rıza ve arkadaşları için ‘dar’a duruldu.
“KATLİAMIN ACISI İLK GÜNKÜ GİBİ”
Anmada yapılan basın açıklamasını Mersin Dersimliler Derneği Başkanı Nurşen Çığlık okudu.
Katliamın tesellisi olmayan büyük bir acı yarattığını belirten Çığlık, “İdam edilişlerinin 86. Yılında Seyit Rıza ve yoldaşları Aliye Mirze Sili, Fındık Ağa, Hesene İvrame Qiji, Resik Uşen ve Uşene Seydi’yi unutmadık. Dersim kimliğinin ve kültürünün temel taşıyıcısı konumundaki başta Seyit Rıza olmak üzere halk önderlerini hileyle katledildikten sonra başsız ve çaresiz kalan Dersim halkına karşı eşine az rastlanır bir sürgün, kırım, müsadere ve saldırganlıkla, tartışmasız bir soykırım uygulanmıştır. Bu katliam Dersimlilerin belleğinde tesellisi olmayan ve kabul edilemez bir yara olarak günümüzde dahi kanamaya devam etmektedir” diye konuştu.
“KATLİAMLARLA DERSİM’İN KİMLİĞİ YOK EDİLMEK İSTENDİ”
Devletin, 1937’den başlayarak Dersim’in farklı kimliğini yok etmeye ve bunu başarabilmek için de yerel önderliklerin imhasına yöneldiğini kaydeden Nursen Çığlık, “4 Mayıs hükümet kararıyla Dersim’de köy boşaltmaları ve sürgünler başlatılmış, direnenler yakılıp bombalanmış, çocuklar bilhassa kız çocukları ailelerinden kopartılarak başta subay olmak üzere Türk ve Sünni ailelere pay edilmiştir. Mağaralara sığınan kadın ve çocukların zehirli gazlarla katledilmesinin yanı sıra köylerinden toplanan masum insanlar ayrımsız kurşuna dizilmiş veya uçurumlardan atılmışlardır” dedi.
“KATLİAMIN SORUMLUSU IRKÇI İDEOLOJİDİR”
Nurşen Çığlık, Dersim’de gerçekleştirilen soykırımın başlıca sorumlusunun ırkçı ideoloji olduğunu vurgulayarak, mevcut iktidarın da bu uygulamaları sürdürdüğüne değindi.
Çığlık, şunları söyledi:
“Dersim 86 yıldır yaralarını sarmaya, inkar edilmişliğini aşmaya, eşit yurttaşlık hakkını kazanmaya ve atalarının mezar yerlerini bulmaya çalışıyor.
– Arşivler açılsın, Dersim adı iade edilsin.
– Dersim halkından özür dilensin.
– Sürgünler, kayıplar ve evlatlık alına çocukların listesi açıklansın.
– Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerleri açıklansın.
– Dillerimize ve Kızılbaş Alevi inancımıza özgürlük tanınsın.
– Munzur’daki baraj projeleri iptal edilsin.
– Eşit yurttaşlık hakkımız tanınsın.
Açıklamanın ardından Seyit Rıza ve yaşamını yitirenler için lokmalar palaşıldı.
PİRHA-Seyit Rıza ve yoldaşları idam edilişlerinin 84. yıl dönümlerinde Mersin’de anıldı. Anmada konuşan Mersin Dersimliler Derneği Başkanı Hasan Tanrıkut; “Bu katliam, Dersimlilerin belleğinde, tesellisi olmayan ve kabul edilemez bir yara olarak günümüzde de kanamaya devam etmektedir” dedi.
38 Dersim Tertelesi’nde, Dersim toplumunun önderleri 1935’de TBMM’de çıkarılan Tunceli Kanunu’nun tahakkümcü uygulamalarına direndikleri için tutuklanarak, sonucu önceden belli olan sözde yargılamadan sonra Elazığ Buğday Meydanı’nda asılarak idam edildiler.
Mersin Dersimliler Derneği ve Demokratik Alevi Dernekleri Mersin Şubesi, Seyit Rıza ve yoldaşlarını idam edilişlerinin 84. yıl dönümlerinde Mersin’de andı. Saygı duruşuyla başlayan anmada konuşan Mersin Dersimliler Derneği Başkanı Hasan Tanrıkut, Dersim Katliamı’na ilişkin arşivlerin açılmasını ve Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezarlarının yerinin açıklanmasını istediklerini söyledi.
“MASUM İNSANLAR AYIRIMSIZ KURŞUNA DİZİLMİŞ VEYA UÇURUMLARDAN ATILMIŞLARDIR”
Yine aynı tarihlerde kurşunlanan, süngülenen, bombalanan, uçurumlardan atılan, yakılan, zehirlenen, idam edilen, mezar hakları bile çiğnenen, sürgün edilen on binlerce mazlum insanın acılı hatıralarını yüreklerinde hissettiklerini belirterek sözlerine başlayan Tanrıkut; “Bu katliam, Dersimlilerin belleğinde, tesellisi olmayan ve kabul edilemez bir yara olarak günümüzde de kanamaya devam etmektedir. Dersim kimliğinin ve kültürünün temel taşıyıcısı konumundaki -başta Seyit Rıza olmak üzere- halk önderlerini hileyle katledildikten sonra başsız ve çaresiz kalan Dersim Halkına karşı eşine az rastlanılır bir sürgün, kırım, müsadere ve saldırganlıkla, tartışmasız bir soykırım uygulamıştır. Toplumu tek tipleştirici devlet iradesi, 1937’den başlayarak Dersim’in farklı kimliğini yok etmeye ve bunu başarabilmek için de yerel önderliklerin imhasına yönelmiştir. 4 Mayıs Hükümet kararıyla Dersimde köy boşaltmaları ve sürgünler başlatılmış, direnenler yakılıp bombalanmış, çocuklar, bilhassa da kız çocuklar ailelerden kopartılarak başta subay olmak üzere Türk ve Sünni ailelere pay edilmişlerdir. Mağaralara sığınan kadın ve çocukların zehirli gazlarla katledilmesinin yanı sıra, köylerinden toplanan masum insanlar ayırımsız kurşuna dizilmiş veya uçurumlardan atılmışlardır” şeklinde konuştu.
“DERSİM, 84 YILDIR ATALARININ MEZAR YERLERİNİ BULMAYA ÇALIŞIYOR”
Bu uygulamalarla, sadece Dersim’e, Alevi toplumuna karşı değil aynı zamanda tüm insanlığa karşı suç işlendiğini vurgulayan Tanrıkut sözlerine şu şekilde devam etti:
“Bugün başta bizlere ve bütün demokratik kamuoyuna düşen görev insanlığa karşı işlenmiş bu suçun teşhir edilmesi ve bütün insanlık huzurunda lanetlenmesini sağlamak sorumluluğu düşmektedir. Dersim’de gerçekleştirilen soykırımın başlıca sorumlusu, farklı olma hakkını düşman olarak kodlayıp yok eden ırkçı ideolojidir. Onun günümüzdeki devamı ise, aynı uygulamayı 84 yıl sonra bile sürdüren mevcut siyasal iktidardır. Bugün AKP o günlerden aldığı mirası, baraj ve HES’ler, madenler, köy boşaltmalar, arazi tahsisi ve inanç yerlerinin tahribatı ile devam ettirmektedir. 1937/ 1938, Dersim halkına yönelik baskı ve asimilasyon politikalarının toptan bir imha haline dönüşme tarihidir. 15 Kasım 1937 tarihinde Dersim’in önde gelenleri, Seyitleri idam edildi. İdam edilenlerin mezar yerleri belli değil. Dersim 84 yıldır, yaralarını sarmaya, inkar edilmişliğini aşmaya, eşit yurttaşlık hakkını kazanmaya ve tabii atalarının mezar yerlerini bulmaya çalışıyor.”
“HER İNANÇ VE ULUSTAN HALKLARIMIZI BİRLİKTE ORTAK MÜCADELEYE ÇAĞIRIYORUZ”
Tarihi hatırlamanın ve katledilenlerin anıları önünde saygıyla eğilmenin, ülkemizde ilerde benzeri kitlesel katliamların engellenmesi; insan haklarına saygılı, barışı sağlamış demokratik bir toplumun kurulabilmesi için çok önemli olduğunu ifade eden Tanrıkut son olarak; “Mersin Dersimliler Derneği ve Demokratik Alevi Derneği olarak Daha önce de birçok kez dile getirdiğimiz taleplerimizi bir kez daha ifade ederek bu taleplerinizin karşılanabilmesi için DERSİM toplumu ve bütün Aleviler başta olmak üzere, her inanç ve ulustan halklarımızı birlikte ortak mücadeleye çağırıyoruz.
*Eşit yurttaşlık hakkımız tanınsın.
*Arşivler Açılsın, “Dersim” ismi iade edilsin.
*Dersim halkından ve Alevilerden özür dilensin.
*Sürgünler, kayıplar ve evlatlık alınan çocukların listesi açıklansın.
*Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerleri açıklansın.
*Dillerimize ve Kızılbaş Alevi inancımıza özgürlük tanınsın.
PİRHA-Seyit Rıza ve arkadaşları, idam edilişlerinin 84. yıl dönümünde Dersim’de Seyit Rıza Meydanı’nda çerağlar uyandırılarak anıldı.
Bundan tam 84 yıl önce Dersim’in önde gelenleri, seyitleri, Seyd Rıza, Wusênê Seydi, Aliye Mirzê Sili, Hesen Ağa, Findik Ağa, Resik Uşen ve Hesenê Ivraimê, Ankara’dan özel görevle gönderilen İhsan Sabri Çağlayangil’in denetiminde yapılan yasadışı bir mahkeme neticesinde Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edildiler.
Seyit Rıza ve arkadaşları idam edilmelerinin 84. yıldönümünde Dersim’de Seyit Rıza Meydanı’nda anıldı. Anmaya Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Dersim Milletvekili Alican Önlü ile çok sayıda yurttaş katıldı.
Anma, saat 19:37’de Dersim Katliamı’nda yaşamı yitirenler ve Seyit Rıza ile birlikte idam edilenler için çerağlar uyandırılmasıyla başladı.
Çerağlar uyandırıldıktan sonra Dersimli yerel sanatçı Raber Diler klamlar söyledi. Anma, söylenen klamların ardından çerağların sırlanmasıyla ile sona erdi.
PİRHA-İstanbul’ da bulunan Alevi kurumlar, siyasi partiler ve demokratik kitle örgütleri Kadıköy’de bir araya gelerek Seyit Rıza ve arkadaşlarını andı. Yapılan anmada, Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerlerinin açıklanması ve devletin Dersim Katliamı’yla yüzleşmesi çağrısında bulunuldu.
15 Kasım 1937 tarihinde Seyit Rıza, Uşenê Seydi, Fındık Ağa, Resık Uşen (Seyit Rıza’nın oğlu), Aliye Mırzê Sıli, Hesenê İvraime Qıji ve Hesen Ağa’nın Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edilmelerinin üzerinden 84 yıl geçti.
Dersim Dernekleri Federasyonu(DEDEF) ve Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF) İstanbul Kadıköy’de bir araya gelerek Seyit Rıza ve arkadaşlarını andı. Anmaya, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Halkların Demokratik Partisi Milletvekilleri Zeynel Özen ve Musa Piroğlu ile Munzur Çevre Derneği de katıldı.
Anmada söz alan kurum yöneticileri, Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerlerinin açıklanmasını isteyerek; “Seyit Rıza Kerbela’da şah Hüseyin’dir. Madımak’ta Hasret’tir. Pir Sultan’dır. 84 yıldır seyidimizin huzuruna gidip mum yakamıyoruz. Bu bize derttir. Milyonları sokağa dökmeden hesap soramayız. Seyit Rıza’dan bu yana bu topraklarda katliamlar sürüyor” şeklinde konuştular.
“DERSİM’DE TARTIŞMASIZ BİR SOYKIRIM UYGULANMIŞTIR”
Anmada yapılan basın açıklamasını DEDEF Genel Başkanı Özcan Tacar okudu. Tacar, idam edilişlerinin 84. yılında Seyit Rıza ve yoldaşlarını unutmadıklarını ve unutturmayacaklarını vurgulayarak şunları dile getirdi:
“1937/38 Dersim Soykırımında, DERSİM toplumunun geleneksel önderleri 1935’de TBMM’de çıkarılan Tunceli Kanunu’nun tahakkümcü uygulamalarına direndikleri için tutuklanarak, önceden belli olan sözde yargılamadan sonra Elazığ Buğday Meydanı’nda asılarak idam edildiler. Yine aynı tarihlerde kurşunlanan, süngülenen, bombalanan, uçurumlardan atılan, yakılan, zehirlenen, idam edilen, mezar hakları bile çiğnenen, sürgün edilen on binlerce mazlum insanımızın acılı hatıralarını yüreğimizin en derinliğinde hissediyoruz. Bu katliam, Dersimlilerin belleğinde, tesellisi olmayan ve kabul edilemez bir yara olarak günümüzde dahi kanamaya devam etmektedir. Dersim kimliğinin ve kültürünün temel taşıyıcısı konumundaki -başta Seyit Rıza olmak üzere-halk önderlerini hileyle katledildikten sonra başsız ve çaresiz kalan Dersim Halkına karşı eşine az rastlanılır bir sürgün, kırım, müsadere ve saldırganlıkla, tartışmasız bir soykırım uygulamıştır.”
“FARKLI OLMA HAKKINI DÜŞMAN OLARAK KODLAYIP YOK EDEN IRKÇI İDEOLOJİ VAR”
Toplumu tek tipleştirici devlet iradesinin, 1937’den başlayarak Dersim’in farklı kimliğini yok etmeye ve bunu başarabilmek için de yerel önderliklerin imhasına yöneldiğini ifade eden Tacar; “4 Mayıs Hükümet kararıyla Dersimde köy boşaltmaları ve sürgünler başlatılmış, direnenler yakılıp bombalanmış, çocuklar, bilhassa da kız çocuklar ailelerden kopartılarak başta subay olmak üzere Türk ve Sünni ailelere pay edilmişlerdir. Mağaralara sığınan kadın ve çocukların zehirli gazlarla katledilmesinin yanı sıra, köylerinden toplanan masum insanlar ayırımsız kurşuna dizilmiş veya uçurumlardan atılmışlardır. Bu uygulamalarla, sadece Dersim’e karşı değil aynı zamanda tüm insanlığa karşı suç işlemiştir. Bugün başta bizlere ve bütün demokratik kamuoyuna; insanlığa karşı işlenmiş bu suçun teşhir edilmesi ve bütün insanlık huzurunda lanetlenmesini sağlamak sorumluluğu düşmektedir. Dersim’de gerçekleştirilen soykırımın başlıca sorumlusu, farklı olma hakkını düşman olarak kodlayıp yok eden ırkçı ideolojidir. Onun günümüzdeki devamı ise, aynı uygulamayı 84 yıl sonra bile sürdüren mevcut siyasal iktidardır” şeklinde konuştu.
“DERSİM 80 YILDIR, YARALARINI SARMAYA ÇALIŞIYOR”
AKP iktidarının, o günlerden aldığı mirası, baraj ve HES’ler, madenler, köy boşaltmaları, arazi tahsisi ve inanç yerlerinin tahribatı ile devam ettirdiğini söyleyen Tacar sözlerine şu şekilde devam etti:
“1937/ 1938, Dersim halkına yönelik baskı ve asimilasyon politikalarının toptan bir imha haline dönüşme tarihidir. 15 Kasım 1937 tarihinde Dersim’in önde gelenleri, Seyitleri idam edildi. İdam edilenlerin mezar yerleri belli değil. Dersim 80 yıldır, yaralarını sarmaya, inkar edilmişliğini aşmaya, eşit yurttaşlık hakkını kazanmaya ve tabii atalarının mezar yerlerini bulmaya çalışıyor. Tarihi hatırlamanın ve katledilenlerin anıları önünde saygıyla eğilmenin, ülkemizde ilerde benzeri kitlesel katliamların engellenmesi; insan haklarına saygılı, barışı sağlamış demokratik bir toplumun kurulabilmesi için çok önemli olduğuna inanıyoruz.”
PİRHA – Dersim Tertelesi’nin 83. yılında, katliamda yaşamını yitirenler için Demokratik Alevi Dernekleri üyesi kadınlar, Seyit Rıza ve arkadaşları ağıtlarla andı,katliamında yaşamını yitirenler için Saat 19.38’de çerağlar yakılarak dara durdular.
Demokratik Alevi Derneği üyesi kadınlar “4 Mayıs Dersim Tertelesi dolayısıyla saat 19.38 de katliamın 83. yıl dönümünde hakikat ve özgürlük uğruna, Hakk aşkına, Hakk’a yürüyen canlar için çerağlar yakıp dara durdular.
PİRHA – Seyit Rıza ve arkadaşları idam edilişlerinin 82’inci yıl dönümünde Mersin’de anıldı.
Haberin Videosu
Bundan 82 yıl önce Dersim’in önde gelenleri, seyitleri, Seyd Rıza, Wusênê Seydi, Aliye Mirzê Sili, Hesen Ağa, Findik Ağa, Resik Uşen ve Hesenê Ivraimê, Ankara’dan özel görevle gönderilen İhsan Sabri Çağlayangil’in denetiminde yapılan yasadışı bir mahkeme neticesinde Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edildi.
Demokratik Alevi Derneği Mersin Şubesi, Seyit Rıza ve arkadaşları katledilişlerinin 82’inci yıldönümünde andı. Anmaya demokratik kitle örgütleri, siyasi partiler, sendika temsilcileri, halkevleri, 78’liler Girişimi ve EMEP katılım sağladı.
Demokratik Alevi Derneği Mersin Şubesi Başkanı Hasan Kılıç, açılış gülbengi okuyarak “Bu mum karanlığı aydınlatacak düşmanların Kara yüzünü açığa çıkaracak…” dedi.
“KATLİMDA ON BİNLERCE İNSAN YERİNDEN EDİLDİ”
Daha sonra konuşma yapan DAD İnanç Kurulu Üyesi Başkanı Mehmet Seyidalioglu, Katliamı anlamak için cumhuriyetin kuruluş felsefesini anlamak gerektiğini söyledi.
Seyit Rıza, Hüseyin’i seyidi, Fındık Ağa , Hüseyin Sey Rızay, Usene İvrahim Qız ve Reşık Hüseyin 15 Kasım 1937 günü Elazığ buğday meydanında idam edildiklerini söyleyen Seyidalioğlu, Dersim tertelesinde on binlerce insanın öldürüldüğünü, on binlercesinin yerlerinden yurdundan, inancından, kültüründen, topraklarından koparılarak Türk ve Müslüman toplum içinde zorunlu iskana tabi tutulduklarının altını çizdi.
Seyidalioğlu, konuşmasını şöyle devam etti;
“Kızılbaş Kürt, Kırmanç, Zaza, Ermeni kız çocukları ise Türk ve Müslüman yapmak kim sessizliğe mahkum edildiler. Bu durumu meşru göstermek için yalanlar uydurdular. 1.Cumhuriyete karşı mıydılar?2 . Meclise mebus göndermediler mi? 3. Aşireti yapısı birlikte yani kolektif bir eleme yönelmesini engeldi. 4. Sosyal ekonomik kültürel ve siyasi yaşam hakkında devlet geniş bilgiye sahiptiler. 1908 İttihat Terakki kadrosu cumhuriyet döneminde de iş başındaydı. Baha Sait Mehmet Fuat Köprülü, Yusuf Ziya Yörükan, Hamit Sadi, Süleyman fikri … bu kadro aynen cumhuriyet döneminde de devam etmekteydi.
DAD İnanç Kurulu Üyesi Başkanı Mehmet Seyidalioglu, daha sonra Menşure Doğan’ın anlatımlarından şu kesiti paylaşır;
“Seyit Rıza’nın mütevazi kişiliği ve kendi yüzünden topluma zarar gelmesin diye 23 temmuz 1937 tarihinde lirik köyü bombalanır. Ovacığın lirik köyünü Seyit Rıza 40 kişilik ailesiyle köyü terk eder Laçik’lerin köyü kırsalında Rırdo mevkiinde bir süre saklanırlar hamile gelini torunları çocukları perişan vaziyetteler hamile gelini rehberin kızıdır. Rehber Seyit Rıza’nın yeğenidir. Askerler peşindeler bir köy korucusu o günkü şartları ile bir grup atlı askerin zorlaması sonucu Seyit Rıza ve çocukların bulunduğu yeri gösterir. Ancak Seyit Rıza oradan Erzincan’a giderek teslim olmayı veya uzlaşmayı sağlayacağına dair fikirleri vardır. Tepeyi aşmadan boynundaki dürbünle bakar çocuk ve ev halkının bulunduğu yer yangın yerine çevrilmiştir. Tüm ev halkı öldürülür 4 kişi ancak yaralıların altında sağ kalarak durumu çevreye yansıtırlar. Bunu anlatan daha da detaylandırılmıştı.” (HABER MERKEZİ)
PİRHA- CHP Şişli Belediyesi Cemil Candaş Kent Kültür Merkezi’nde 11 Kasım Pazar günü yapılacak olan Seyit Rıza anmasını iptal etti.
Dersim Araştırmaları Merkezi’nin (DAM) 11 Kasım Pazar günü saat 17.00-22.00 arası yapmayı planladığı idamlarının 81. yılında Seyit Rıza anması CHP Şişli Belediyesi tarafından iptal edildi. Konuyu resmi sayfasından kamuoyuna duyuran DAM, anma için gerekli izinlerin alınmış olduğunu ve salon kirasının ödenmiş olduğunu vurguladı.
Etkinliğin her türlü yazılı ve görsel duyurusunu yaptıklarını kaydeden Dersim Araştırmaları Merkezi DAM şu ifadeleri kullandı:
SEYİT RIZA ANMASI GEREKÇE GÖSTERİLDİ
“Şişli Kent Kültür Merkezi salonunda ilk kez bir anma yapmıyoruz. Öncesinde de benzer anmalar ve etkinliklerin yapıldığı bir mekan olduğunu biliyoruz. Belediye yönetiminin hassasiyetini anlamakla birlikte, Seyit Rıza anmasını gerekçe sayıp iptal yoluna gitmelerini kabul etmediğimizi söylemeliyiz. Anlaşılan o ki geçtiğimiz yıl Perinçek ve eski CHP Trabzon milletvekili Haluk Pekşen’nin Seyit Rıza anmalarına yönelik saldırıları karşılık bulmuş gibi.
ÇIKAR YOL YASAKÇILIKTA DEĞİL TARİHSEL YÜZLEŞMEDE
Dersim’in konuşulmasına gösterilen tahammülsüzlük, Seyit Rızalar şahsında hala devam etmektedir. Kin ve nefretin politik argümana dönüştüğü günümüz Türkiye’sinde bizler barış ve kardeşliğe olan inancımızı her alanda korumaya devam edeceğiz. Çıkar yolu yasakçılıkta değil, tarihsel yüzleşmede görüyoruz. Sarf ettiğimiz emeği hiçe sayıp, son anda etkinliğimizin iptal edilmesini manidar buluyoruz.” (HABER MERKEZİ)