PİRHA-Bundan tam 84 yıl önce Seyit Rıza ve arkadaşları idam edildi. 84 yıl önce idam edilen seyitlerinin mezar yerlerinin açıklanması gerektiğini belirten Dersim Araştırmalar Merkezi Başkanı Selman Yeşilgöz, “Devletin artık geçmişle yüzleşmesiyle gerekiyor” diye belirtti.
Bundan tam 84 yıl önce Dersim’in önde gelenleri, seyitleri, Seyd Rıza, Wusênê Seydi, Aliye Mirzê Sili, Hesen Ağa, Findik Ağa, Resik Uşen ve Hesenê Ivraimê, Ankara’dan özel görevle gönderilen İhsan Sabri Çağlayangil’in denetiminde yapılan yasadışı bir mahkeme neticesinde Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edildiler.
Dersim Araştırmalar Merkezi (DAM) Başkanı Selman Yeşilgöz, Seyit Rıza ve arkadaşlarının idam edilmesinin 84. Yılına ilişkin PİRHA’ya konuştu.
“SOYKIRIM ANLAYIŞI İLE YÜZBİNLERCE İNSAN KATLEDİLDİ”
84 yıldır devletin işlemiş olduğu bir katliam olduğunu vurgulayan Yeşilgöz, “1850 yıllarından Dersim’e yönelik başlatılan operasyon ve raporlamalar cumhuriyet dönemiyle birlikte sürdürüldü. Cumhuriyetin kurulmasından belli bir süre sonra dili, inancı farklı olanların tasfiyesine yönelik bir girişimin başladığı dönemdir. Bunun sonucu olarak da Koçgiri, Zilan, Ağrı, Şeyh Sait ve 37-38’de Dersim’de sonlandırılan katliam ve soykırım anlayışı ile yüzbinlerce insan katledildi. Dersim Katliamı’nda resmi rakamlarda 13 bin 500, sözlü tarihte ise 50 binin üzerinde insanın katledildiği bir süreçti” dedi.
“DEVLET ARTIK GEÇMİŞİYLE YÜZLEŞMESİ GEREKİYOR”
84 yıllık süreçte devletin hiçbir adım atmadığını belirten Yeşilgöz, şunları ifade etti:
“İnancımız ve kültürümüz gereği hiçbir zaman kin ve nefret güden bir toplum olmadık. 84 yıl önce idam edilen seyitlerimizin mezar yerleri, evlatlık verilen kızlarımızın akıbetleri, devlet arşivleri ve sürgüne gönderilenlerin yerlerinin açıklanması gerekiyor. İnsanların kendi atalarının mezar yerlerini istemeleri kadar insani hiçbir şey yoktur. Artık insanlarımızın mezar yerlerine mum dikebilecekleri bir yeri olmalı. Devletin artık geçmişle yüzleşmesiyle gerekiyor, çünkü geçmişiyle yüzleşemeyen hiçbir toplum ileriye gidemez” diye konuştu.
PİRHA-Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, Seyit Rıza ve arkadaşlarını anma kapsamında Dersim’de ‘İyileşmek için Yüzleşmek, Terteleden Kalanlar ve 84. Yılında Katliamlar ve İdamlar’ konulu panel gerçekleştirdi. Konuşmalarda yapılan “Seyit Rıza ile arkadaşlarının yargılandığı yere mahkeme denemez çünkü savunma hakları yoktu. Biz sadece yapılan suçun kabul edilmesini istiyoruz” denildi.
Dersim’de 84 yıl önce idam edilen Seyit Rıza, oğlu ve arkadaşları anılıyor. Bundan tam 84 yıl önce Dersim’in önde gelenleri, seyitleri, Seyd Rıza, Wusênê Seydi, Aliye Mirzê Sili, Hesen Ağa, Findik Ağa, Resik Uşen ve Hesenê Ivraimê, Ankara’dan özel görevle gönderilen İhsan Sabri Çağlayangil’in denetiminde yapılan yasadışı bir mahkeme neticesinde Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edildi.
Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, Seyit Rıza ve arkadaşlarını anma kapsamında Dersim’de ‘İyileşmek için Yüzleşmek, Terteleden Kalanlar ve 84. Yılında Katliamlar ve İdamlar’ konulu panel düzenlendi. Panele HDP Dersim İl Eşbaşkanı Nurşat Yeşil, moderatör Prof. Dr. Gülnaz Karatay, Yazar Hüseyin Ayrılmaz ve Nevzat Onaran konuşmacı olarak katıldı.
“BİZ SADECE YAPILAN SUÇUN KABUL EDİLMESİNİ İSTİYORUZ”
Bu topraklarda geçmiş yıllardan itibaren bir diz çöktürme için katliam yapıldığını belirten Yazar Hüseyin Ayrılmaz, “Seyit Rıza ile arkadaşlarının yargılandığı yere mahkeme denemez çünkü savunma hakları yoktu. Değerlerimizi astınız peki neden mezar yerlerini açıklamıyorsunu? Ama siz Dersim’in değerlerine hakaret ediyorsunuz. Dilimize, topraklarımıza karışmayın dedikleri için bu kadar insan katledildi. Her şey planlı bir şekilde yapıldı, bir halkın hepsi katledilirse tarihsel bir kin vardır ve bu kin halen devam ediyor. Biz sadece yapılan suçun kabul edilmesini istiyoruz” dedi.
Toplumsal travmanın sonraki kuşaklara da bulaştırıcı yönü olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Gülnaz Karatay, “Tertele sonraki nesillerin zihinlerine bu travma yerleşmiş oluyor. Dersim Katliamını yaşamış bütün bireylerde, özellikle yaşlılık dönemlerinde bir sendrom geçirdikleri görünüyor. Sürekli stres halinde. Yapılan çalışmalarda soykırıma uğrayanlarda depresyon, kronik hastalıkların, kanser görünme olasılığı oldukça yüksek. Kendimizi iyileştirme fırsatı verilmedi sürekli bu travmaları yaşadık. TÜİK verilerine göre Dersim intihar sıralamasında en yüksek iller arasında. Bu da travmanın sonuçları arasında” diye konuştu.
PİRHA -Fransa’da pandemi nedeniyle sokağa çıkamayan Fıransa Alevi Kadınlar Birliği Seyit Rıza ve yol arkadaşlarını online ortamda andı.
Fransa’da pandemi nedeniyle sokağa çıkamayan Fıransa Alevi Kadınlar Birliğine (UFAF) bağlı kadınlar online ortamda bir araya gelerek Seyit Rıza ve yol arkadaşlarını andı.
Kırmancki ve Türkçe yapılan anmada gülbenkler okunup çerağlar uyandırıldı.
Seyit Rıza ve arkadaşlarının idamına ilişkin yapılan konuşmalarda Dersim’in inanç ve etnik kimliğinin cumhuriyetin tekçi anlayışına uygun olmayan karekterinden dolayı katliamdan geçtiğine vurgu yapıldı.
Seyit Rıza’nın son sözleri olan “Ayıptır, Zulümdür, Cinayettir” sözlerinin yankılandığı o vadilerde ağıtlarla büyüyen çocukları ve torunları olarak diyoruz ki “Dersim tertelesinde kaybettiğimiz cümle canlara sözümüz olsun; Dersim’in her noktasında inancımızı yaşatıp, doğasına, kültürüne ve diline sahip çıkacağımızın sözünü veriyoruz ve soruyoruz sorumlularına Seyit Rıza ve yol arkadaşlarının mezarları nerede”
Anma Kırmancki dilinde söylenen ağıtlarla son buldu.
PİRHA – HDP İstanbul İl Örgütü, Seyit Rıza ve arkadaşlarını idam edilişlerinin 83. yıldönümünde andı. Taksim Tünel Meydanı’nda gerçekleştirilen anmada “Baş eğmeyen direnişleri mirasımızdır” mesajı verildi.
Haberin videosu;
Seyit Rıza ve arkadaşlarını idam edilişlerinin 83. yıl dönümünde Taksim’de anan HDP İstanbul İl Örgütü, “Baş eğmeyen direnişleri mirasımızdır” mesajını verdi.
HDP İstanbul İl Örgütü, Seyit Rıza ve arkadaşlarını idam edişlerinin 83. yıl dönümünde andı. Taksim Tünel Meydanı’nda gerçekleştirilen anmaya, HDP Milletvekilleri Züleyha Gülüm, Musa Piroğlu, HDP İstanbul İl Eş başkanları Erdal Avcı ve Elif Bulut, HDK Eş sözcüsü İdil Uğurlu’nun yanı sıra çok sayıda demokratik kitle örgütü ve siyasi parti temsilcisi katıldı.
Anmada, Seyit Rıza’nın resimleri taşındı; “1937 İstiklal Mahkemesi’nin Elazığ Tunçeli mahkeme kararları yok hükmünde sayılsın” yazılı pankart açıldı, mumlarla 38 yazıldı.
“DEVLETTEN RESMİ ÖZÜR BEKLİYORUZ”
Anmada ilk konuşmayı yapan HDP İstanbul İl Eşbaşkanı Erdal Avcı, 83 yıl önce idam edilen Seyit Rıza ve arkadaşlarını anarak sözlerine başladı.
Dersim’in, Türkiye Cumhuriyeti’nin kara bir lekesi olarak devletin özrünü bekleyen bir soykırım olduğunu vurgulayan Avcı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Eğer varsa böyle bir kural ben özür dilerim” açıklamasını yaptığını ancak başta Dersimliler, Kürt halkı ve Türkiye halkları olarak böyle bir özrü kabul etmediklerini, özrün resmi olarak devlet adına yapılmasını istediklerini hatırlattı.
Resmi özür ile birlikte, idam edilen atalarının mezar yerlerinin açıklanması ve özel eşyalarının verilmesini de istediklerini vurgulayan Avcı, itibarlarının iade edilmesini ise istemediklerini çünkü idama başları dik, onurlu gittiklerinin altını çizdi.
Seyit Rıza’nın Elazığ Sivrice’de Mustafa Kemal ile yaptığı görüşmeyi anımsatan Avcı, “Atatürk ‘özür dilersen aileni ve seni sürgüne göndeririz’ dedi ve Pir Rıza ‘Özür dileyecek bir şeyim yok’ diye yanıt verdi. Pir Rıza, ‘Ben size baş eğmedim bu da size dert olsun’ diyerek o tarihi konuşmayı yapmıştır” diye konuştu.
“BAŞ EĞMEYEN DİRENİŞ MİRASINI SÜRDÜRECEĞİZ !”
Seyit Rıza ve arkadaşlarına yaşatılan zulüm ve hukuksuzlukları sıralayan Avcı, ittihatçı ve tekçi zihniyetin bu topraklarda gerçekleştirdiği tüm katliamlar için özür dilenmesi gerektiğinin altını çizdi.
Bütün katliamların araştırılması için hakikat komisyonunun kurulması gerektiğini söyleyen Avcı, Dersim Soykırımı’nda yaşamını yitirenlerin bıraktığı baş eğmeyen direniş mirasını sürdüreceklerini kaydetti.
“SOYKIRIMLARA CESARET VERİLİYOR!”
HDP İstanbul İl Eşbaşkanı Elif Bulut, soykırımlarla hesaplaşılmadığı müddetçe başka soykırımlara cesaret verileceğini belirterek, “Her katliamın sorgusu yapılmaz, hesap sorulmazsa başka katliamlara sebebiyet verir. Bu topraklarda bu yüzden bu kadar kan dökülür, bu topraklarda bu yüzden bu kadar çok can alınır. Bizler bu katliamlar aydınlanana kadar mücadele edeceğiz” dedi.
“SEYİT RIZA’NIN MESAJINI ALDIK”
HDK Eşsözcüsü İdil Uğurlu da Seyit Rıza’nın idama yürürken sarf ettiği tarihi sözlerini anımsatarak, “Giderken iki tarafa da mesaj verdi; devrimcilere diz çökmeyin, direnin dedi. Biz o mesajı aldık ki buradayız, alanlardayız. Devlete de şu mesajı verdi, siz hak arayanları yok edemezsiniz, öldüremezsiniz. Biz bir gider, bin geliriz” dedi.
“DİRENMENİN TEK YOLU DİZ ÇÖKMEMEKTİR!”
HDP İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu ise, yeni katliamlar yaşanmasın, yeni kanlar akmasın diye bugün 83 yıl sonra hesap sorduklarını dile getirdi.
Devletin dün olduğu gibi bugün de bütün zor aygıtlarıyla, köylünün, işçinin hakkını arayan Kürt’ün, Alevi’nin karşısına dikildiği vurgulayan Piroğlu, “Ama dün olduğu gibi bugün de bu zor aygıtını teşhir etmek için Seyit Rıza’nın peşinden koşuyoruz. Biliyoruz ki, bu katliamlarla yüzleşmek devletin kendi suçlarıyla yüzleşmesi demek aslında bugün bu suçların tekrar işlenmemesi demektir” diye konuştu.
Adaletin devletin bahşettiği bir lütuf olmadığını hatırlatan Piroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Adalet talebi bu zalim iktidarın devrilmesi talebidir. Biz Seyit Rıza’nın peşinden koşuyoruz, çünkü biz onun sözüne, onun kavgasına sahip çıkıyoruz. Biliyoruz ki ondan bugüne diz çökmeyenler kazanır. Biliyoruz ki ondan bugüne zulme karşı direnmenin tek yolu diz çökmemektir. Diz çökmeyerek bugüne geldik, şimdi ayağa kalkacağız, hesap soracağız. Devletin yapmadığını yapacağız, o adaleti bu ülkede inşa edeceğiz.”
Konuşmaların ardından Seyit Rıza ve arkadaşları için üç dakikalık sessiz eylem yapıldı; sanatçı Doğan Çelik, Kürtçenin Kirmancki (Zazakî) lehçesinde ağıt yaktı. Anma, “Dersim’i unutma, unutturma” sloganıyla sona erdi.
PİRHA- Seyit Rıza ve arkadaşları idam edilişlerinin 83. yıldönümünde Dersim’de yapılan anmada, “Hatırlıyor, anıyor ve unutmuyoruz” sözü hatırlatılarak, “Dersim Soykırımı’nı yapanlar, silah ve kimyasal gaz temin edenler, yaşananlara sessiz kalanlar en az katliam failleri kadar suçludur. Bu bağlamda bu sivil katliama dahli olanları tez elden bu utançla yüzleşmeye davet ediyoruz” denildi.
Seyit Rıza ve arkadaşları idam edilişlerinin 83. yıldönümünde Dersim’de Seyit Rıza Meydanı’nda anıldı. Dersim Emek ve Demokrasi Platformu’nun düzenlediği anmaya Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekilleri Fatma Kurtulan, Kemal Bülbül, Zeynel Özen, Tülay Hatimoğulları ve Alican Önlü’nün katılımlarının yanı sıra siyasi parti temsilcileri, sivil toplum ve demokratik kitle örgütü temsilcileri katıldı. Anmada idam edilen Seyit Rıza ve arkadaşları için saygı duruşunda bulunuldu. Anma programı basın açıklamasının ardından Pax Köprüsünde DAM (Dersim Araştırmaları Merkezi) yöneticisi Selman Yeşilgöz’ün konuşmasının ardından Harçik Çayına karanfil bırakılmasıyla sona erdi.
“DERSİM’İN OTONOM YAPISI TEHDİT OLARAK ALGILANMIŞTI”
Seyit Rıza Meydanı’nda ki anmada basın açıklamasını HDP Dersim İl Eş Başkanı Nurşat Yeşil okudu. Elazığ Örfi İdare Mahkemesi’nin hukuki dayanağının kaldırılması ve hükümsüz kabul edilmesi, yüzleşme açısından önem arz ettiğini belirten Açıklamada, “Bunun takipçisi olacağımızı halkımıza bildirmek isteriz. Davanın savcısının itiraf ettiği gibi görülen şekli dava, ‘Tunceli’nin, Dersim aleyhine açtığı dava’ olarak devletin siyasal tarihinin mottosunu oluşturmaktaydı. Çünkü uzun yıllar boyunca hazırladıkları sosyal, siyasal, askeri amaçlı ve alan çalışmalarına dayanan gizli raporlarda ‘Dersim’in Kızılbaş Kürtleri’ merkezi otorite için tehdit görülmüş ve üzerinde ameliyat yapılması gereken bir beden olarak tarif edilmişti” denildi.
Tek millet, tek din, tek dil siyasetine direnen Dersim’in imha siyasetine tabi tutulduğunu dile getiren açıklamada şunlar dile getirildi:
“Osmanlı İmparatorluğu’nun Sünni İslam soslu inkarcı ve ötekileştirici yaklaşımı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında da ‘muasır medeniyet seviyesi’ olarak ifade bulmuş ve Dersim’in otonom yapısı tehdit olarak algılanmıştı. Modernizm kisvesi altında dayatılan tek millet, tek din, tek dil siyasetine direnen Dersim, sonuç olarak imha siyasetine tabi tutuldu. 15 Kasım 1937’de yapılan idamlar, 1938 yılında başlayan ‘tedip ve tenkil’ harekâtına kanlı bir sayfa açmıştı. 1925 Şark Islahat Planı ile hedef haline getirilen ‘Kızılbaş Kürtler’, 1935 yılında çıkarılan Tunceli Kanunuyla planlı, programlı bir soykırıma tabi tutulmuşlardı.”
“DERSİM BİR ÇIBANDIR VE BU ÇIBAN TEMİZLENMELİDİR”
Seyit Rıza ve arkadaşlarının idamlarının 83. Yılında unutmamak ve unutturmamak adına burada olduğunu söyleyen Selman Yeşilgöz, “Osmanlıdan cumhuriyete kalan Dersim meselesi cumhuriyet döneminde de bir çıban başı olarak görülmüştür. 1937’de Mustafa Kemal’in meclis açılış konuşmasında Dersim bir çıbandır ve bu çıban temizlenmelidir sözü, bu işte Mustafa Kemal’in rolü yoktur diyenlere de bir cevaptır aslında. Düşünün ki bir liderin katliamlardan haberi yoktur diyerek aklayacak saflığa da düşüyor insanlarımız. 83 yıl önce hazırlanan raporlarla katliam adım adım tertipleniyor” dedi.
PİRHA- Seyit Rıza ve arkadaşlarının idam edilişlerinin 83. yıldönümünde Adana’da yapılan anmada, “Taş olsam çatlardım, toprak oldum dayandım” sözü hatırlatılarak, “”Bireysel iktidarlaşmaların karşısında ocak örgütlenmesini canlı tutarak yol yürümemiz ve her mekanda birbirinden haberdar olan birlik ruhu ile hareket etmemiz elzemdir. Bugün 83. Yılında Dersim Katliam’ından çıkarılacak en büyük ders toplumsal, kurumsal örgütlülük ile zülme karşı direnilebileceği gerçeğidir” denildi.
Haberin videosu;
Seyit Rıza ve arkadaşlarının idam edilişlerinin 83. yıldönümünde Adana’da anıldı. Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) ve Dersimliler Derneği Adana şubelerinin ortak düzenlediği anmaya Halkların Demokratik Partisi (HDP) Adana Milletvekili Kemal Peköz’ün yanı sıra siyasi parti temsilcileri, sivil toplum ve demokratik kitle örgütü temsilcileri katıldı.
Şeyh Çoban Ocağı evlatlarından Zeynel Kete’nin lokma gulbangıyla başlayan anma idam edilen Seyit Rıza ve arkadaşları için saygı duruşunda bulunuldu.
Ardından konuşan Kete, Dersim katliamında kurtulan bir ananın “Taş olsam çatlardım, toprak oldum dayandım” sözünü hatırlatarak, “Taşın, toprağın, suyun ruhunu anlamış doğal kurumsal direnç yenilgiye uğratılamaz” dedi.
“REYA HEQ ALEVİLER OLARAK 83. YILINDA DERSİM KATLİAMINI DOĞRU ANLAMLANDIRMALIYIZ”
Kete, yeni Türkiye Cumhuruyeti bir taraftan Osmanlı kalıntılarından kurtulmaya çalışıyor gibi görünse de, imparatorluk döneminin simgelerini, kurumlarını ulus devlet anlayışı içerisinde devam ettirdiğine dikkat çekerek, şunları dile getirdi:
” Yeni cumhuriyet modernitesi için; Dersim sadece etnik yapı olarak değil, inanç olarakta farklıydı. Aryenik Rêya Hakk damarı bu coğrafyada direniyordu.1924 Anayasasında yasalaşan teklik anlayışı muteber vatandaşı tanımlamıştı ” Türktür, Türkçe konuşur, Mezhebul Hanifidir”. Bu sözleşmenin dışında tüm topluluklar ” öteki ” sıfatını taşıyordu. Yıllara dayanan, raporlaşma ve misyoner tipi çalışmaların sonunda; 4 Mayıs 1937’de Atatürk ve Fevzi Çakmak’ ın da katıldığı Bakanlar kurulunda “Tedip ve tenkil” kararı alındı. 14 Haziran’da Başvekil İsmet inönü, yapılacak harekatla ilgili meclise bilgi verir ve 18 Haziranda özel bir trenle Elazığ’ a gelinir, incelemelere katılır ve 21 Haziranda Harekete son biçimi verilir, her biçimiyle saldırılar başlar. Dersimliler bir isyanda bulunmamış tamamen plânlı, programlı bir katliamla karşı karşıya kalmışlardır. Cumhuriyet modernitesi üniterlik adına bütün farklılıkları maddi manevî değerleri ile beraber çarmıha vermiştir. 15 Kasım 1937 yılında Elazığ ‘da idam edildiler. Son isteği olan evladından önce idam edilmesi isteği kabul edilmedi. Reya Heq Aleviler olarak 83. Yılında Dersim Katliamı bizler için yeniden anlaşılarak, yüzleşerek geleceğini, onurlu dik duruşun üzerinde yükseltmelidir. Tarihsel direnç geleneğimizin, inancımızın, halklarımızın bu iradesi mevcuttur. Anadolu ve Mezopotamya halkları tarihsel eşiklerinden biri ile karşı, karşıyadır. Nemrutların savaş geleneklerine karşı, halkların barış içinde yaşama gelenekleri bir mücadele içerisindedir. Toplumsal birlikteliğimizi güçlü korumak, barışın kazanması için elzemdir. Bugün savaş politikalarına destek verenler, payanda olanlar tarihsel katliam zihninin devamıdır. Mahkum edilmesi ve yenilmesi gereken bu devşirme katliamcı zihindir. Toprağa, taşa, suya, havaya, hayvana, nebata zulmeden Nemrud’i zihin halklarımızın yakasından düşmelidir.”
“BİRLİK RUHU İLE HAREKET ETMEMİZ ELZEMDİR”
Reya Heq Aleviler demokratik dinamiklerle bağını güçlendirmeli, halklarla bağını güçlü tutmalı ve birbirinden haberdar olması gerektiğinin altını çizen Kete, “Bireysel iktidarlaşmaların karşısında ocak örgütlenmesini canlı tutarak yol yürümemiz ve her mekanda birbirinden haberdar olan birlik ruhu ile hareket etmemiz elzemdir. Bugün 83. Yılında Dersim Katliam’ından çıkarılacak en büyük ders toplumsal, kurumsal örgütlülük ile zülme karşı direnilebileceği gerçeğidir. Demokratik Alevi Dernekleri olarak Alevi Halklar ve kurumları arasında çok yönlü birlik ruhu için elimizden gelen iradeyi ortaya koyacağımızı ifade etmek istiyoruz. Şah Hüseyin’in ve Pir Seyit Rıza’nın, Ana kadının bilgeliği ile direnci ile zamana cevap olmanın temel sorumluluğuna inanıyoruz. Anılarına niyaz oluyor, umutlarına ikrarlı olduğumuzu ifade ediyoruz. Mazlum Çaresiz, Mekan Rızasız, Zaman Sahipsiz Değildir” değerlendirmesinde bulundu.
KEFENSİZ YATANLARIN MEZAR YERLERİ VE KAYIP KIZLARIN HESABI SORULSUN
HDP Adana Milletvekili Kemal Peköz de anmada yaptığı konuşmada ” Dersim katliamın özgün bir yanı vardır, hem Reya Heq Alevi olmaları hemde kürt olmaları.katliamla bitmedi katliam sonrası bellkesiz bırakılması için yoğun bir kültürel katliama devam edildi. Günümüze kadar devam ediyor. Dersimin kutsal mekanları ile Munzur gözeleri ve bir çok mekan yok ediliyor. Bizler bu anmalarla dravmayi canlı tutmak için yapmıyoruz. Kefensiz yatanların mezar yerleri ve kayıp kızların hesabı sorulsun bu konuda yasal süreç başlatılsın istiyoruz ” dedi.
Anma okunan deyişler ve lokmaların paylaşılmasıyla son buldu.
PİRHA- HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, mecliste gündem dışı konuşmasında Seyit Rıza ve arkadaşlarının idam edilişlerinin 81. yılında anarak talepleri dile getirdi.
Halkların Demokratik Partisi Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, mecliste gündem dışı konuşma yaptı. Bilbül, Seyit Rıza ve arkadaşlarının idam edilişlerinin 81. yılında anarak konuşmasına başladı.
25 Aralık 1935 tarihinde çıkarılan Tunceli Kanunu kapsamında Tunceli’de kızılca bir katliamın yapıldığını dile getiren Bülbül, sorunu tüm yönleriyle dile getiren Seyit Rıza’nın da haksız ve hukuksuz bir yere idam edildiğini belirtti.
Adı geçen mahkemede bir iddianamenin ve çevirinin olmadığının altını çizen Kemal Bülbül, mahkemenin de tatil günü yapıldığına dikkat çekti. Bülbül, yaşananların bir kırım olduğunu vurguladı.
23 Kasım 2011 tarihinde konunun gündeme geldiğini ve o dönemin başbakanı ‘devlet adına özür dilemek gerekiyorsa ve literatürde böyle bir şey varsa özür diliyorum’ sözlerini hatırlatarak, o gün bunların sadece söylemle geçiştirildiğini kaydetti.
“SEYİT RIZA KANAYAN BİR YARA”
81 yıl önce haksız, hukuksuz bir mahkeme ile idam edilen Seyit Rıza ve yedi arkadaşının Alevi yol ve erkanında yol yürütücü, seyit soylu ve ocak zade olduklarına dikkat çeken Bülbül, şunları dile getirdi;
“Seyit Rıza aslında bugünde hala kanayan bir yara olan ve üzerinde hiçbir çözüm geliştirilmeyen Kürt sorunu, Alevi sorununu çözebilmek bu bağlamda; Cumhuriyetin yeni kurulduğu ve Cumhuriyetin layık, eşit, demokratik ve kapsayıcı bir bağlama oturması gereken noktada maalesef Seyit Rıza’nın talepleri dikkate alınmamış ortada bir isyan olmadığı halde dönemin savcısı İhsan Sabri Çağlayangil’in tabiriyle mağaralara doldurulup fareler gibi yakılmışlardır. Bunun ne bugün nede geçmişte kabul edilebilir bir yanı yoktur.”
“YÜRÜRLÜKTE OLAN TUNCELİ KANUNU KALDIRILSIN”
HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, son olarak talepleri; “Bununla ilgili taleplerimiz söz konusudur.Taleplerimiz bu arşivlerin açılması, yargılamaların yeniden yapılması, maddi ve manevi tazminatların ödenmesi ayrıca Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerlerinin belirlenmesi. Şuanda yürürlükte olan Tunceli Konunun kaldırılmasıdır” dedi. (HABER MERKEZİ)
Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu (FDG) idam edilmelerinin 80. yılında Seyid Rıza ve arkadaşlarının mezarlarının nerede olduğunu sordu.
FDG’nin yaptığı açıklamada, “Artık biliniyor ki, Dersim’de 1925 yılından itibaren planlanan bir Alevi soykırımı yaşanmıştır. Artık biliniyor ki, 4 Mayıs 1937 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla başlayan “Tedip ve Tenkil Harekâtı” 1938’in yazında köylerinde yasayan sivil insanlar toplatılıp elleri kolları bağlanarak topluca kurşunlanmış veya üzerlerine gaz yağı dökülerek yakılmışlardır. Canını kurtarmak için kaçıp mağaralara, ormanlara sığınanlar ise Almanya’dan gönderilen zehirli gazlarla yok edilmişlerdir” denildi.
Devletin resmi rakamlarına göre yaklaşık 13 bin 800 Dersimli’nin öldürüldüğü belirtilen açıklamada, “Artık biliniyor ki, Türkçü̈-İslamcı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Dersim’e saldırısını meşru göstermek için ürettiği “Dersim’de isyan/Kürt isyanı” vardı türünden iddiaların hepsi birer resmi yalandır” ifadelerine yer verildi.
TALEPLER…
Dersim Tertelesi nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti devletinin Dersimlilerden, Türkiye toplumundan ve insanlık ailesinden resmi olarak özür dilemesi gerektiği vurgulanan açıklamada, devletten talepler şu şekilde sıralandı:
-Dersim ismi iade edilmelidir.
-Dersimlilerin dili, inancı, yaşam tarzı, coğrafyası üzerindeki baskı ve asimilasyon politikasına son verilmelidir.
-Dersim-Merkez’de bir insanlık müzesi kurulmalıdır.
-4 Mayıs “TERTELE ANMA GÜNÜ” olarak kabul edilmelidir. Dersim’de katliam yerlerine anıtlar dikilmelidir.
-Tanzim edilme bahanesiyle açıklanmayan yaklaşık 210 bin gizli belge ve tüm gizli arşivler TBMM dilekçe komisyonu tarafından hemen açıklanmalıdır. Ayrıca bu dava da iki taraf vardır. Mağdur edilen tarafın muhatapları Dersimlilerdir. Belgelerden kuşku duyulmamalı, Dersim halkı adına Dersim’in temsilcileri ve uzmanları da mutlaka bu komisyonda görev almalıdır.
-Elazığ’da 1926’da idam edilen Dersim önderlerinden Nuro ve arkadaşlarının, 1937’de idam edilen Seyid Rıza ve arkadaşlarının mezar yerleri açıklanmalıdır.
-Zorla evlatlık verilen erkek ve kız çocukların, hizmetçi yapılan kayıp kızlarımızın listesi açıklanmalıdır.
-Dersim’de toplu katliam yerlerinde ki kemiklere DNA testleri yapılmalıdır.
-İbret alınması için Dersim-38 dramı ortaokuldan itibaren fakültelere kadar tüm okulların tarih kitaplarına konulmalıdır.
-Katliam ve sürgünlerden dolayı yok olma sürecine giren Kırmancki/Zazaca dilinin yaşaması için gerekli tedbirler alınmalıdır.
-1937-38 yıllarında ırkçı zorbalar yüzünden Dersim’de oluşan maddi zararlar için ödenecek olan tazminatlar bir fonda toplanıp Dersim’in kalkınmasına harcanmalıdır.
-Şu anda Dersimde yapılmakta olan ve yapılması planlanan amacı Dersimi sular altına gömmek olan barajlara, HES’lere ve çevreye zarar veren siyanürle altın aranmasına, güvensizlik yaratan kalekollara mevcut hükümet tarafından bir iyi niyet göstergesi olarak son verilmelidir.