Etiket: seyit sönmez

  • KKK vermiyor; Maraş Katliamı dosyaları için bugün Aleviler mahkemedeydi-VİDEO

    KKK vermiyor; Maraş Katliamı dosyaları için bugün Aleviler mahkemedeydi-VİDEO

    PİRHA-Maraş Katliamı dava dosyasının müdafi sıfatıyla inceleme talebinin Kara Kuvvetleri Komutanlığı tarafından ‘devlet sırrı’ gerekçesiyle reddedilmesine ilişkin açılan iptal davası bugün Ankara’da görüldü. Mahkeme heyeti gerekçeli kararı 15 gün içerisinde açıklayacağını belirtti. 

    19-24 Aralık 1978 yılında faşist kalabalıklar tarafından yapılan Maraş Katliamı dava dosyasının müdafi sıfatıyla inceleme talebinin Kara Kuvvetleri Komutanlığı tarafından ‘devlet sırrı’ gerekçesiyle reddedilmesine karşı açılan iptal davasının duruşması Ankara 10. İdare Mahkemesi’nde görüldü.

    Duruşmaya Demokratik Alevi Derneği (DAD) Ankara şubesi yöneticileri ile yurttaşların yanı sıra HDP Alevi masası temsilcileri, HDP Milletvekili Zeynel Özen ve Ali Kenanoğlu da katıldı.

    GEREKÇELİ KARAR 15 GÜN İÇİNDE AÇIKLANACAK

    Duruşmada ilk olarak Avukat Seyit Sönmez söz aldı. Söz konusu belgelerin verilmeme gerekçesinin hukuka aykırılığına dikkat çeken Sönmez, belgelerin devlet sırrı olmadığını ve dosyanın kapandığını anımsattı. Belgelerin verilmesini talep eden Sönmez, kararın iptal edilmesini istedi.

    Kısa süren duruşma sonunda mahkeme heyeti, gerekçeli kararını 15 gün içerisinde açıklayacağını bildirdi.

    “HUKUKSUZ KARARIN İPTAL EDİLECEĞİNİ UMUYORUM”

    Duruşma sonrası Avukat Seyit Sönmez ve HDP Milletvekili Zeynel Özen açıklama yaptı. Sönmez açıklamasında, “Belgelerin verilmemesi kanunlara aykırıdır. Bunu bir kez daha mahkemede anlattık. Hukuka aykırı bir durum ısrarla sürdürülüyor. Mahkeme bu hukuksuz kadarı iptal edecektir diye umuyorum” dedi.

    Milletvekili Zeynel Özen ise konuyu Meclis gündemine taşıdığını, soru önergesi verdiğini ancak hala yanıt alamadıklarını kaydetti.

    PİRHA/ANKARA

  • Maraş Katliamı dosyasının avukata verilmemesine karşı açılan davanın duruşması 7 Aralık’ta

    Maraş Katliamı dosyasının avukata verilmemesine karşı açılan davanın duruşması 7 Aralık’ta

    PİRHA- Maraş Katliamı’nın 30 yıl önce yargılaması bitmiş dava dosyası, Kara Kuvvetleri Komutanlığı tarafından ‘Devlet sırrı’ olduğu gerekçesiyle avukatlara verilmiyor. Dosyanın verilmemesine ilişkin açılan davanın duruşması 7 Aralık Çarşamba günü Ankara 10. İdare Mahkemesi’nde görülecek. 

    Maraş Katliamı’nın 30 yıl önce yargılaması bitmiş dava dosyasının incelemesini yapan Avukat Seyit Sönmez, dava dosyasının ‘Devlet sırrı’ olduğu gerekçe gösterilerek kendilerine verilmediğini duyurmuştu.

    Maraş Katliamı dava dosyasının müdafi sıfatıyla inceleme talebinin ‘devlet sırrı’ gerekçesiyle reddedilmesine karşı açılan davanın ilk duruşması 7 Aralık Çarşamba günü saat 14.55’te Ankara 10. İdare Mahkemesi’nde görülecek.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), görülecek duruşmaya çağrı yaparak tüm duyarlı kesimleri bu davaya sahip çıkmaya davet etti.

    Avukat Sönmez, hukuki sürece ilişkin PİRHA‘ya şunları söylemişti:

    “Bu dosyanın verilmemesi hukuken suç teşkil ediyor. Daha öncede verilmedi ve biz mahkemeye başvurduk. Mahkeme dava dosyasının avukatlara verilmesi ile ilgili karar verdi. ‘Devlet sırrı’ gerekçesiyle verilmemesi mahkeme kararını tanımamaktır. Dosyayı vermeyen kurumla (Kara Kuvvetleri Komutanlığı) ilgili suç duyurusunda bulunduk ancak soruşturma izni verilmedi.

    “HUKUK YOK SAYILIYOR AMA BİZ YİNE DE PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIZ”

    Bundan sonra izleyeceğimiz hukuki süreç Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurmak olacak. Oradan da lehimize bir sonuç çıkacağını düşünüyorum. Ama ülkemizde hukuk tamamen askıya alınmış durumda. Mahkeme kararları tanınmıyor. Mahkeme kararı olmasına rağmen dava dosyası verilmiyor. AYM’den ya da AİHM’den gelecek karar sonucunda da verilmeyebilir. Hukuk yok sayılıyor. Ama biz yine de peşini bırakmayacağız. Hukuki yollara sonuna kadar başvuracağız. Siyasi bir irade olmadığı sürece içinde bulunduğumuz hukuki süreçten bir sonuç alacağımızı düşünmüyorum.”

    PİRHA/ANKARA

     

    İLGİLİ HABERLER:

    > KKK’nin ‘Devlet sırrı’ iddiasıyla vermediği Maraş dosyası için AYM’ye gidilecek

    > Avukat Sönmez’e Maraş Katliamı dosyası “devlet sırrı” denilerek verilmiyor-VİDEO

    > Avukat Seyit Sönmez Maraş Katliamı dosyası için AİHM’e başvuracak

     

  • Yerel mahkeme, zorunlu din dersleriyle ilgili Anayasa Mahkemesi’nin ‘ihlal’ kararını yok saydı

    Yerel mahkeme, zorunlu din dersleriyle ilgili Anayasa Mahkemesi’nin ‘ihlal’ kararını yok saydı

    PİRHA- İstanbul 3. İdare Mahkemesi, Anayasa Mahkemesinin zorunlu din dersleri ile ilgili ‘ihlal’ kararını tanımadı. Mahkeme, bir ailenin çocuklarının zorunlu din dersinden muaf tutulması talebinin reddedilmesi kararının iptali davasında ‘ret’ kararı verdi.

    T24’ten Candan Yıldız’ın haberine göre, İstanbul 3. İdare Mahkemesi, Anayasa Mahkemesinin ‘ihlal’ kararına rağmen, bir ailenin çocuklarının zorunlu din dersinden muaf tutulması talebinin reddedilmesi kararının iptali davasında ‘ret’ hükmü verdi. Mahkeme, Ankara 10. İdare Mahkemesi ve Danıştay 8. Dairesi’nin kararına atıf yaparak ret kararı verdi.

    İstanbul Sancaktepe’de yaşayan aile, Osmangazi İlkokulu’nda okuyan 4. sınıf öğrencisi kızlarının zorunlu olarak okutulan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinden muaf tutulması için 1 Mart 2022’de Sancaktepe İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne başvurdu. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü bu başvuruyu reddetti.

    Ardından aile, ret kararının iptali için İstanbul 3. İdare Mahkemesi’ne başvurdu. Anayasa Mahkemesi’nin 7 Nisan 2022 tarihli kararına atıf yapıldığı başvuruda, Zorunlu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin ‘Sünni Müslüman inancına dair anlatılar içerdiği, laiklik ilkesi gereği devletin tüm inançlara eşit mesafede olması gerektiği, bunun gereği olarak din dersleri dini eğitim niteliğinde olmaması gerektiği, bu niteliklere haiz olmayan din derslerinin zorunlu kılınmasının hukuka aykırı’ olduğu savunuldu.

    YEREL MAHKEME, AYM’NİN İHLAL KARARINI TANIMADI

    Ancak 3. İdare Mahkemesi AYM’nin ihlal kararına rağmen ailenin iptal istemine ret kararı verdi.

    3. İdare Mahkemesi ret kararına gerekçe olarak, Ankara 10. İdare Mahkemesi ile Danıştay 8. Dairesi’nin kararlarını gösterdi. O kararda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ders müfredatının 2007-2008 eğitim öğretim yılında yenilendiği, yeni müfredatın din eğitimi dersi niteliği taşımadığı, içerik olarak din kültürü ve ahlak bilgisi öğretimi kabul edilmesi gerektiği belirtildi.

    “MAHKEMELER UZUN SÜREDİR AYM VE AİHM’NİN KARARLARINI YOK SAYIYOR”

    Konuyla ilgili konuşan ailenin avukatı Seyit Sönmez, “Mahkemeler uzun süredir Anayasa Mahkemesi ya da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarını yok sayıyorlar. Bu dosyada da böyle oldu. Yerel mahkeme, müfredatın din eğitimi olmadığı, ahlak bilgisi eğitim olduğu yönünde karar verdi. Buna dayanarak iptal başvurusu reddetti. Ama bu karar mahkum edilmiş bir karar AYM tarafından. Bunu görmezden gelmek ya büyük bir bilgi eksikliği ya da AYM kararlarını yok saymak demek” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • KKK’nin ‘Devlet sırrı’ iddiasıyla vermediği Maraş dosyası için AYM’ye gidilecek

    KKK’nin ‘Devlet sırrı’ iddiasıyla vermediği Maraş dosyası için AYM’ye gidilecek

    PİRHA- Avukat Seyit Sönmez Maraş Katliamı dosyalarına erişmek için avukat, mağdur avukatı sıfatlarının ardından, son olarak sanık avukatı olarak başvuruda bulunmuştu. Sönmez’in talebi bu kez de dosyanın ‘devlet sırrı’ olduğu belirtilerek reddedildi. Mahkeme kararlarına rağmen dosyanın verilmemesinin hukuka aykırılığına vurgu yapan Sönmez, Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yapacağını kaydetti. 

    Maraş’ta 19-26 Aralık 1978’de Alevi oldukları için 111 kişinin katledilmesinin üzerinden 41 yıl geçti. Hukuki süreçlerde kayda değer bir ilerleme yaşanmadığı gibi dosyayı incelemek isteyen müdahil avukatlara da birçok konuda zorluklar çıkarılıyor.

    Maraş Katliamı’nın 30 yıl önce yargılaması bitmiş dava dosyasının incelemesini yapan Avukat Seyit Sönmez, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’ndaki (KKK) dava dosyasının ‘Devlet sırrı’ olduğu gerekçe gösterilerek kendilerine verilmediğini belirtti.

    Kararın her yönüyle hukuka aykırı olduğunu vurgulayan Sönmez, söz konusu dava dosyalarının verilmesi için Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvuru yapacağını bildirdi.

    “MAHKEME KARARINA UYULMUYOR, BU AÇIKÇA SUÇ TEŞKİL EDER”

    Avukat Sönmez, hukuki sürece ilişkin PİRHA‘ya şöyle konuştu:

    “Bu dosyanın verilmemesi hukuken suç teşkil ediyor. Daha öncede verilmedi ve biz mahkemeye başvurduk. Mahkeme dava dosyasının avukatlara verilmesi ile ilgili karar verdi. ‘Devlet sırrı’ gerekçesiyle verilmemesi mahkeme kararını tanımamaktır. Dosyayı vermeyen kurumla (Kara Kuvvetleri Komutanlığı) ilgili suç duyurusunda bulunduk ancak soruşturma izni verilmedi.

    “HUKUK YOK SAYILIYOR AMA BİZ YİNE DE PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIZ”

    Bundan sonra izleyeceğimiz hukuki süreç Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurmak olacak. Oradan da lehimize bir sonuç çıkacağını düşünüyorum. Ama ülkemizde hukuk tamamen askıya alınmış durumda. Mahkeme kararları tanınmıyor. Mahkeme kararı olmasına rağmen dava dosyası verilmiyor. AYM’den ya da AİHM’den gelecek karar sonucunda da verilmeyebilir. Hukuk yok sayılıyor. Ama biz yine de peşini bırakmayacağız. Hukuki yollara sonuna kadar başvuracağız. Siyasi bir irade olmadığı sürece içinde bulunduğumuz hukuki süreçten bir sonuç alacağımızı düşünmüyorum.”

    Melis CİDDİOĞLU/ANKARA

     

  • KKK, mahkeme kararını tanımadı; Maraş Katliamı dava dosyalarını avukatlara vermiyor

    KKK, mahkeme kararını tanımadı; Maraş Katliamı dava dosyalarını avukatlara vermiyor

    PİRHA- Maraş Katliamı dava dosyaları, o dönem yargılamalar Sıkıyönetim Mahkemelerinde olduğu için Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nda (KKK) bulunuyor. “Devlet sırrı” denilerek avukatlara verilmeyen dosyalar için İdare Mahkemesi’ne gidilmiş, mahkeme de “devlet sırrı” gerekçesini hukuki bulmayıp, davayı kabul etmişti. Ancak KKK, mahkeme kararını kabul etmedi ve dava dosyalarını avukatlara vermiyor. Komutanlığın hukuk tanımaz tavrına yapılan itirazı bu kez de Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı kabul etmedi, soruşturma izni verilmediği Av. Seyit Sönmez’e bildirildi. 

    Maraş’ta 19-26 Aralık 1978’de Alevi oldukları için 111 kişinin katledilmesinin üzerinden yaklaşık 44 yıl geçti.

    Katliam dosyasının örneğini alabilmek için yıllardır mücadele veren Avukat Seyit Sönmez’in başvurusunu Anayasa Mahkemesi (AYM) 2019 yılında reddetmişti. Kararda, “Başvuruda ileri sürülen iddialar, mahkemelerce delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin olup mahkeme kararlarında bariz takdir hatası veya açık bir keyfilik oluşturan bir hususun da bulunmadığı dikkate alındığında ihlal edilen iddiaların kanun yolu şikayeti niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Açıklanan gerekçelerle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmiştir” denilmişti.

    Hukuki süreçlerde bir ilerleme yaşanmadığı gibi dosyayı incelemek isteyen müdahil avukatlara da zorluklar çıkarılıyor.

    Maraş Katliamı’nın 30 yıl önce yargılaması bitmiş olan dava dosyası, ‘devlet sırrı’ olduğu gerekçe gösterilerek avukatlara verilmiyor. Yargılamalar, Sıkıyönetim Mahkemelerinde yapıldığı için dosya Kara Kuvvetleri Komutanlığı (KKK) arşivinde bulunuyor.

    KKK GÖREVLİLERİ HAKKINDA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNULDU ANCAK SORUŞTURMA İZNİ VERİLMEDİ

    10 yılı aşkın süredir hukuk mücadelesinden sonra geçen yıl (2021) İdare Mahkemesi “devlet sırrı” gerekçesini hukuki bulmadı ve bununla ilgili davayı kabul etti.

    Av. Seyit Sönmez, İdare Mahkemesi’nin bu kararına Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın itiraz ettiğini ancak yürütmeyi durdurma talebinin de reddedildiğini bildirdi.

    Bu durumda mahkeme kararının uygulanmasından başka bir seçenek bulunmadığını belirten Sönmez, “Mahkeme kararının uygulanması için Kara Kuvvetleri Komutanlığı’a başvuru yaptık. Talebi bu kez başka gerekçe ile reddetti” dedi. Sönmez bunun üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na red kararında adı geçen görevliler ile ilgili ‘görevi kötüye kullanmak’tan suç duyurusunda bulunduklarını ancak geçen hafta “Soruşturma izni verilmemesi” kararı verildiğini ve kesin bir şekilde itiraz yolunun kapatıldığını kaydetti.

    “AV. SEYİT SÖNMEZ: YERYÜZÜNDE BÖYLE KEYFİ, ÖZELLEŞTİRİLMİŞ BİR YARGI YOKTUR”

    Türkiye’de bir hukuksuzluk yaşandığını belirten Av. Seyit Sönmez bugün, Twitter’da şu bilgileri paylaştı:

    1-Gündemde Aleviler varken Maraş Katliamı davası ile ilgili son güncel bilgiyi paylaşayım ki Aleviler kimden ne beklediğini iyi anlasın. Kamuoyunun bildiği üzere uzun yıllardır dava dosyasını “devlet sırrı” gerekçesiyle vermiyorlardı.

    2-10 yılı aşkın bir hukuk mücadelesinden sonra geçen yıl İdare Mahkemesi “devlet sırrı” gerekçesini hukuki bulmadı ve bununla ilgili davamızı kabul etti.

    3-Kara Kuvvetleri Komutanlığı karara itiraz etti ama yürütmeyi durdurma talebi de reddedildi. Bu durumda mahkeme kararının uygulanmasından başka bir seçenek bulunmuyordu. Mahkeme kararının uygulanması için KKK’na başvuru yaptık. Talebi bu kez başka gerekçe ile reddetti. Yani mahkeme kararının uygulamayacağını tarafıma bildirdi.

    4-Bunun üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na red kararında adı geçen görevliler ile ilgili suç duyurusunda bulunduk.

    5-Suç duyurusu sonunda yargı kararını uygulamayan görevliler hakkında yargılama yapılmasını beklerken geçen hafta “soruşturma izni verilmemesi” kararı verildi. Üstelik bu karar verilirken bir başka garabet ile “kesin” bir şekilde itiraz yolu kapatıldı.

    6-Savcılık 2005 yılında verilen Bir Danıştay İçtihadını gerekçe gösterdi ve “itiraz yolu yok” dedi. Oysa 2016 yılında 6745 sayılı Kanunun 44’üncü maddesiyle, kanun değişikliği yapılarak bu kararalar itiraz usulu getirilmişti.

    7-Yani Savcılık ya 17 yıldır bilgisine bir şey katmamış ya da bile isteye böyle bir karar veriyor.

    8-Devamında “işleme koymama” kararına itiraz edebilmek için bu kararı veren kuruma karşı dava açmak gerekmektedir. Oysa Savcılık kararından bu kurumu belirtmediği gibi soruşturma dosyasında da bununla ilgili bir evrak yok. Yani itiraz etmeyelim diye her şey yapılmış görünüyor.

    9-Ve son olarak şunu iddia ediyorum. Yeryüzünde günümüz itibariyle böyle keyfi-özelleştirilmiş bir yargı yoktur.

    “YASAL YOLLAR KAPALI DEĞİL AMA KKK KARARI UYGULAMIYOR”

    PİRHA‘ya konuşan Av. Seyit Sönmez, “Kara Kuvvetleri Komutanlığı (KKK) yeni bir bahaneyle dava dosyalarını vermiyor. Yasal yollar kapalı değil aslında. Yasal düzenleme var ama dosyayı vermiyorlar. KKK mahkeme kararını tanımıyor, uygulamıyor. Mahkeme KKK’ya ‘devlet sırrı olanları ayıkla, dosyaları ver, dedi. Ancak kararı uygulamıyorlar” diye konuştu.

    “221 KLASÖRLÜK DAVA DOSYASINDA GEÇEN TUTANAKLAR İNCELENDİĞİNDE SOYKIRIM SUÇU AŞİKAR”

    Av. Seyit Sönmez, 19 Aralık 2019’da bir panelde yaptığı konuşmada, “221 klasörlük dava dosyasında geçen tutanaklarda o dönemde neler yaşandığını açıkça görmek mümkün. Dava dosyalarındaki tutanaklarda incelenip, irdelendiğinde soykırım suçundan Birleşmiş Milletler’e kadar gidebilecek evraklar olduğu aşikar. O dönemin siyasal tartışmalarının, TRT arşivlerinin olduğu bir dosya. Sosyologlara, psikologlara, avukatlara birçok malzeme olacak bir dosya. O nedenle verilmiyor. Bu bir bellektir, tarihtir ve bunu yok etmeye çalışıyorlar, inkar etmeye çalışıyorlar” demişti.

    PİRHA/ İSTANBUL

     

  • ‘Usulsüz soruşturma nedeniyle havaalanları ‘Alevi nezarethanelerine’ dönüşmüştür’

    ‘Usulsüz soruşturma nedeniyle havaalanları ‘Alevi nezarethanelerine’ dönüşmüştür’

    PİRHA-Avukat Seyit Sönmez, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu yöneticisi İsrafil Erbil’in yargılanmasına dair kamuoyunu bilgilendirme amacıyla yaptığı açıklamada “Keyfi ve hukuka aykırı yargı pratikleriyle Alevi kurum yöneticileri, Alevi yurttaşlar korkutulmaya, Alevi örgütleri kriminalize edilmeye çalışılmaktadır” ifadelerini kullandı.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu yöneticisi İsrafil Erbil‘in yargılanma sürecine ilişkin bir açıklama yapan Avukat Seyit Sönmez, “Özellikle yurtdışında yaşayan Aleviler üzerinde bu şekilde usulsüz soruşturma süreçleri nedeniyle havaalanları “Alevi nezarethanelerine “dönüşmüştür” dedi.

    “HUKUKA AYKIRI ŞEKİLDE YAKALAMA ÇIKARILMIŞTIR”

    Av. Seyit Sönmez tarafından yapılan açıklama şöyle:

    1 – Müvekkil İsrafil Erbil Maraş Katliamı anmalarında yapmış olduğu konuşmalardan dolayı iki ayrı Mahkemede yargılanmaktadır.

    2- K.Maraş 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen yargılamada aşağıda açıkladığımız şekilde yasal şartları oluşmadan çok açık bir şekilde aleyhinde yakalama kararı çıkarılmıştır. Aynı davaya konu soruşturmada da hukuka aykırı bir şekilde yakalama kararı çıkarılmıştı.

    3- Soruşturma sürecindeki usule aykırılıkları ve müvekkilin kolluk tarafından nasıl toplum önünde küçük düşürülmek için yakalandığı ile ilgili şikayet hakkımızı kullanmamız bununla ilgili soruşturma başlatılmasından bir kaç gün sonra müvekkil hakkında mevzuatta yeri olmayan bir şekilde basit yakalama usulü yürütülen davadan vazgeçilerek yakalama kararı çıkartılmıştır. Bu karar Anayasa ve yasalardan kaynaklanan şikayet hakkımızı kullanmamıza karşı yapılan bir cezalandırma yöntemidir. Eğer algımız doğru ise bunun bir hukuk devletinde nasıl korkunç bir anlama geldiği malumdur.

    “AÇIK ADRESİ BULUNAN MÜVEKKİLE DAVETİYE ÇIKARILMAMIŞTIR”

    4- Basit yargılama usulünden vazgeçilmesinin gerekçesi şu şekildedir:

    “Dosyada yapılan incelemede; sanık İsrafil Erbil’in yurt dışında ikamet ediyor olması ve açık adresinin tam olarak tespit edilemediği anlaşıldığından Basit Yargılama Usulünün uygulanmasına yer olmadığına,”

    Oysa dosyada bulunan vekaletnamede müvekkilin İngiltere Londra’da açık bir adresinin olduğu görülecektir. Dolayısıyla bu gerekçe dosyada bulunan açık adres gerçekliği ile terstir. Nitekim tarafımızdan mahkemeye sunulan 09/02/20220 tarihli müvekkil savunmasında açık adresini savunmanın sonuna yazmıştır.

    5 – En önemli husus: Yakalama kararı CMK’nın amir hükümlerine aykırı bir karardır. Öncelikle yakalamadan daha hafif bir tedbir kararı olan zorla getirme kararı dahi uygulanmamıştır.

    6- Yukarıda anlattığımız üzere açık bir adresi bulunan müvekkile herhangi bir davetiye çıkarılmamıştır ki ona dahi gerek yoktur müvekkil zaten müdafi aracılığıyla sunmuş, yargılamadan kaçmadığını, kaçmayacağını ortaya koymuştur. Daha hafif bir tedbir olan zorla getirme kararının bile yasal dayanağı yokken daha ağır bir tedbir olan yakalama kararı evleviyetle hukuka aykırı bir karardır.

    “MÜVEKKİL KAÇAK DEĞİLDİR”

    7- Yakalama kararı çıkartılabilmesi için sanığın “kaçak” durumda olması gerekmektedir.

    Oysa bırakınız kaçak durumda olmayı basit yargılama usulü kabul etmediğini savunma hakkını kullanmak için yüzyüze duruşma yapılmasını isteyen 19/01/2022 tarihli

    “İşbu davanın CMK 251 vd. düzenlenen basit yargılama usulüne tabi olması ceza hukuku ve ceza yargılamasının temel ilkelerine aykırıdır. Çıkacak karar ne olursa olsun itiraz edip duruşmada yargılama hakkımızı kullanacağımızı şimdiden beyan ederiz.”

    Şeklinde devam eden dilekçesi dosyada mevcuttur.

    Dolayısıyla müvekkil kaçak değildir. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu yöneticisidir. Yargılamadan kaçmadığı tam tersi bizzat yargılamaya gelip savunma hakkını kullanmak istediği daha nasıl görülebilir?

    8- CMK 176’ya aykırı davranılmıştır. Müvekkile iddianame ve duruşma günü tebliğ edilmemiştir. Kaçak olmayan yurtdışında da olsa açık bir adresi bulunan sanığa davetiye çıkarılması zorunludur.

    Söz konusu bu uygulamalar son yıllarda iyice artmıştır. Bu derece keyfi ve hukuka aykırı yargı pratikleriyle Alevi kurum yöneticileri, Alevi yurttaşlar korkutulmaya, Alevi örgütleri kriminalize edilmeye çalışılmaktadır.

    Özellikle yurtdışında yaşayan Aleviler üzerinde bu şekilde usulsüz soruşturma süreçleri nedeniyle havaalanları “Alevi nezarethanelerine “dönüşmüştür.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • Köylerine hizmet alamayan Aleviler isyan etti: Bizleri, mültecilere imrendirir duruma getirdiniz-VİDEO

    Köylerine hizmet alamayan Aleviler isyan etti: Bizleri, mültecilere imrendirir duruma getirdiniz-VİDEO

    PİRHA-Afşin ilçesine bağlı Haticepınarı, Oğlakkaya ve Örenli köylerinde yaşayan yurttaşlar, Alevi ve Kürt kimlikleri sebebiyle hiçbir kamu hizmetinden faydalanamıyor. Örenli köyünde yaşayan İsa Berk, “Temiz suyumuz, yolumuz yok. Çöplerimiz de ayda bir toplanmakta. Bizleri, mültecilere imrendirir duruma getirdiler” sözleriyle yaşadıkları mağduriyeti özetledi.

    Alevi inancının yoğun yaşandığı Maraş’ın Afşin ilçesinde yurttaşlar, kültürel kimlikleri sebebiyle ayrımcılığa maruz kalıyor.

    Örenli, Haticepınarı ve Oğlakkaya köylerine, Alevi ve Kürt olması sebebiyle hiçbir kamu hizmeti götürülmüyor. Yurttaşlar, halen taşlı yollar üzerinden ulaşım sağlamaya çalışırken temiz içme suyundan da mahrum olduklarını dile getiriyorlar.

    ASFALT MI YOKSA TAŞLI YOL MU ALEVİ KÖYÜNE GİDER?

    Maraş Katliamı ile ilgili araştırmaları ile tanınan Avukat Seyit Sönmez, bölgeye ilişkin sosyal medya hesabından bir fotoğraf paylaşarak “12 puanlık soru. Soldaki asfalt yol mu Alevi köylerine gider sağdaki taşlı yol mu?” yorumunu yaptı. Konuya dair görüşlerini dinlediğimiz Sönmez, “Kaşanlı köyüne kadar asfalt yol mevcut, ondan sonra Alevi köyleri gelmekte. Dağlık yerler olmamasına rağmen ortalama 12-13 km hızla gidebildim” dedi.

    Seyit Sönmez, “Bu bölge Alevi damarlarının hala çok yoğun olduğu bir bölge” diyerek şu bilgileri paylaştı:

    “Aşık Meçhuli, İsmail İpek, Mahsuni Şerif, Perişan Ali gibi onlarca ozanı barındırmış ve Aleviliğin yoğun yaşandığı özel bir bölge. Ben de o sebeple gezi için gittim. Birçok kitapta bu bölgenin adı da geçer. İnsanlar 1960’lı yıllarda oradan yürüyerek Binboğalardan geçip Toroslara, Çukurova’ya kök sökmeye giderlermiş. Ayrımcılık örneklerini hep duyuyorduk ama ben de ilk defa Alevi köyleri ile Sünni köyleri arasındaki ayrımı çok bariz gördüm. Yol ayrımına geliyorsunuz bir taraf asfalt diğer taraf bozuk ve gidilmiyor. Şu yaz gününde benden başka ulaşım yapan araç yoktu. İnsanlar bu yollar sebebiyle köylerine gidemiyor.”

    KÖY TARİHİ BOYUNCA ASFALT YOLA ULAŞAMADILAR

    Konuya dair bilgi veren Örenli köyü sakini İsa Berk, ulaşım konusunda hiçbir zaman hizmet alamadıklarını söyledi. “Yolumuz asfaltsız ve bu sebeple insanlar ata yurduna gelmiyor” diyen Berk, ilçe ile bağlantı için belediye otobüs hizmeti dahi alamadıklarını anlattı.

    AKP’li Maraş ve Afşin Belediyelerinin, Alevi köylerine karşı ayrımcılık yaptığını vurgulayan İsa Berk, şu aktarımda bulundu:

    “Belediyenin asli görevlerinden hiç bir tanesi bizde yok. Hepsinden mahrum durumdayız. Hatta buradaki köyler Alevi olmasına rağmen son yerel seçimlerde AKP’ye 45 tane oy çıktı. Bundan 30 yıl öncesine kadar sadece sandık başkanının oyu sağ partilere giderdi. Bize hizmet etsinler diye oy dahi verdiler. 80 seçmen var, 45′ i AKP ye oy kullandı. Buna rağmen ‘Tümü bana oy vermiş olan bölgelerin dahi henüz yollarını yapamadım, siz neyi bekliyorsunuz?’ deniliyor.”

    TEMİZ SUDAN DA MAHRUMLAR!

    İsa Berk, köylüler olarak sağlıklı içme suyundan da yoksun olduklarını belirtti. Berk, 2018 yerel seçimleri öncesinde Büyükşehir Belediye Başkanı Adayı ile Afşin İlçe Belediye Başkanı’nın köylerine geldiklerini belirterek şunları söyledi:

    “Köye gelen heyete, ‘Geldiğiniz bu yolu beğendiniz mi?’ diye sordum. ‘Hiçbir altyapımız; yolumuz, sağlıklı içme suyumuz, köyün içerisinde herhangi bir parke taşımız, belediye otobüsümüz yok. Sizce de var mı?’ diye sordum. Ardından ‘Afşin’in merkez mahallesindeki bir daire ile buradaki bir evden eşit şekilde emlak vergisini alacak mısınız?’ diye de sordum. ‘Nerede bu hizmetler?’ dedim. Sadece gözümün içine baktılar. ‘Ayrımcılık yapıyorsanız eğer ‘Evet yapıyoruz’ deyin’ diye de ekledim. Fakat cevap veremediler.”

    “ALEVİYİZ DİYE AYRIM YAPIYORSUNUZ”

    Örenli Köyü sakini İsa Berk, civardaki üç Alevi köyünün olanaksızlıklar sebebiyle çok göç verdiğine işaret ederek 4 bin civarında kişinin il ve yurt dışına gittiğini de anlattı. Berk, ulaşabildiği yetkililere “Aleviyiz diye ayrımcılık yapıyorsunuz” dediğini vurgulayarak şöyle devam etti:

    “Yetkililer, ayrımcılık yaptıklarını kabul etmeyince ‘O zaman buyurun hemen hizmete başlayın’ dedim. Köylerimiz tam olarak Kayseri, Sivas ve Malatya üçgeninde yer almakta. Kim bize hizmet ederse oralı oluruz. 1 gram asfalt yüzü görmedik. Yazın köydeki nüfus 100 haneyi geçiyor. Burada daimi yaşayan ortalama nüfus ise 130 kişi civarında.

    Bizim gibi mağduriyet yaşayan toplam 3 köy var. Haticepınarı köyü, Oğlakkaya köyü ve bizim Örenli… Bu üç köy aynı zamanda Kürt. İnsanlar, ilçeye indiklerinde esnaf, dilimizle dalga geçerek hakaret de ediyor. Dünyada başka da böyle bir toplum yoktur diye düşünüyorum.”

    “BİZİ MÜLTECİLERE İMRENDİRİR DURUMA GETİRDİNİZ”

    İsa Berk, yakın zamanda ilçe belediye başkanı ile görüşme fırsatı bulduğunu da belirterek şunları söyledi:

    “Belediye başkanı, bize 6 kilometre uzaklıktaki Sünni bir köydeki festivale geldi. Ben de oraya giderek başkana sorunlarımızı ilettim. ‘Muhtarınız benimle görüştü. Yol için talimat verdim 2022’de çalışmalar başlayacak’ dedi. Ben de ‘2021’de de aynı söz verilmişti’ dedim. Gözümün içine baktı…

    Köy içerisinden geçen araçlar sebebiyle sanki taş ocağı işletiliyormuş gibi toz bulutu yükseldiğini anlattım. ‘Bizi mültecilere imrendirir duruma getirdiniz’ dedim. Çünkü mülteci kamplarında altyapı, sağlıklı içme suyu, sağlık ocağı, çocuk oyun alanları vardır. Biz bu toprakların sahibiyiz ama mülteciler kadar değerimiz yok ve ayrımcılık yaptıklarını söyledim. Ancak belediye başkanı bunu kabul etmedi.

    Köy muhtarı aynı zamanda minibüsçülük de yapıyor. Belediyeden ‘Köyünüze belgeli bir araçla ulaşım hizmeti de verilmektedir’ denilmiş. Tamam öyle ancak vatandaş buradan Afşin’e gitmek için 30 lira veriyor. Ayrıca bu belediyenin vermiş olduğu bir araç değil. 65 yaş üzeri vatandaşların ücretsiz seyahat etmesi gerekmiyor mu? Madem bu araç belediye hizmeti olarak görülüyor neden tarife bu kadar fahiş düzeyde? Şahsın aracını, belediye, hizmet veriyormuş gibi gösteriyor. Tamamen kaderiyle baş başa bırakılmış, terk edilmiş 3 köyüz. Ama Maraş Büyükşehir Belediyesi zengindir. Tarım, sanayi ve tekstil açısından zengin iller arasında sayılır. Ama 9 yol yapmaya gücü yetmiyor.”

    Eren GÜVEN/MARAŞ

  • Av. Seyit Sönmez: Maraş dosyası ‘Devlet sırrı’ olduğu gerekçesiyle verilmedi

    Av. Seyit Sönmez: Maraş dosyası ‘Devlet sırrı’ olduğu gerekçesiyle verilmedi

    PİRHA – 41. yılında Maraş Katliamı’nda öldürülen Aleviler, AKD Pir Sultan Abdal Cemevi’nde dün yapılan panelde anıldı. Maraş Katliamı’nın 30 yıl önce yargılaması bitmiş dava dosyasının incelemesini yapan Seyit Sönmez, dava dosyasının ‘Devlet sırrı’ olduğu gerekçe gösterilerek kendilerine verilmediğini belirtti.

    Maraş Katliamı’nda yaşamını yitirenler AKD Pir Sultan Abdal Cemevi’nde anıldı.  Saygı duruşu ile başlayan programda, Maraş şehitleri anısına Çerağ uyandırıldı. Konuşmalar başlamadan önce sinevizyon gösterimi yapıldı ve sanatçı Tolga Sağ deyişler söyledi.

    “PİR SULTAN PİRİMİZ GİBİ DİRENMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Açılış konuşmasını yapan AKD Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş, “Tarihimizde Kerbela’dan günümüze kadar Koçgiri’de, Dersim’de, Maraş’ta, Çorum’da, Sivas’ta, Gazi’de, Gezi’de, Halepçe’de, Ankara’da, Sur’da ve dünyanın neresinde olursa olsun katliamların karşısında, hep mazlum halkların yanında olduk. Bugün de mazlum halklarla birlikte faşizme karşı, bu katliamları işleyenlere karşı pirlerimiz gibi, ulularımız gibi, demokrasi mücadelesindeki yoldaşlarımız gibi Pir Sultan Pirimizin duruşu ile direnmeye devam edeceğiz. Yezit’i, Muaviye’yi, bugün bu katliamlara göz yuman, imza atan ve bu katliamların hesabını bugüne kadar gün ışına çıkarmayanları, faili meçhul cinayetlere göz yumanları, bu ülkede bütün halkları, renkleri, kültürleri bir arada yaşatmaya çalışan alevi kültürünü, alevi felsefesini, alevi inancını yok sayan anlayışları bugüne kadar kınadık, bundan sonra da kınamaya devam edeceğiz” dedi.

    “TÜRKİYE VE AVRUPA HAREKETİ OMUZ OMUZA MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDECEKTİR”

    AABK 2. Başkanı Mehmet Ali Çankaya, bu katliamların bir daha yaşanmaması için birlik olmak gerektiğinin altını çizdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Avrupa Alevi hareketi ile Türkiye Alevi hareketini ayrıştırmaya çalıştığını belirterek, “Türkiye’de ve Avrupa’daki Aleviler her koşulda yan yana, omuz omuza mücadele etmeye devam edecektir. Bugün burada olmamız bu durumun en büyük kanıtıdır” dedi.

    “ALEVİYİZ, ALEVİLİK VARDIR, ALEVİLİK HAKTIR”

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Selda Güneş ise konuşmasında şunları söyledi:

    “Yaşadığımız coğrafyada tuttuğumuz saf itibariyle Hüseyni deşti Kerbela’nın yolcusu olarak, onun açtığı direniş yolunun turabıyız. Bu coğrafyada katliamlar hiçbir vakit eksilmedi. Lanet olsun Yezi’e, lanet olsun Yavuz Sultan Selim’e on binlerce canımızı katlettiler. Yetmedi oğlu olan Kanuni Sultan Süleyman ile devam etti kararlar. 4 Eylül kararıyla birlikte ilk kez camilerde zındık ilan edildik ve katlimizin vacip olduğu camilerden okundu. İşte Maraş’ta işte Sivas’ta cuma hutbelerinin kökeni budur. Cümlesine lanet olsun. Biz Türkiye’de yaşayan, Avrupa’da, Ortadoğu’da yaşayan, İran’da, Irak’ta adımız Kakai, adımız Yaresani, adımız Ehli-Hak, adımız Aliyel Murteza’nın talipleri. Cümlesi olarak şunu söylüyoruz, Aleviyiz, Alevilik vardır, Alevilik haktır.”

    HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen ve CHP Sultangazi Meclis Üyesi Nevzat Altun da selamlama konuşması yaptı ve ardından panele geçildi.

    Moderatörlüğünü Dilek Odabaş Bakır’ın yaptı panelde, Maraş Davası Tanığı Hamit Kapan, Maraş Davası Avukatı Seyit Sönmez ve AABK Onursal Başkanı Turgut Öker konuşmacıydı.

    “MARAŞ’TAN BUGÜNE KATLİAMLAR HİÇ BİTMEDİ”

    Maraş Katliamı tanığı Hamit Kapan, Maraş Katliamı’nın neden yaşandığını 3 bölümde anlattı. Maraş Katliamı’nı hazırlayan süreci, 19-26 Aralık tarihlerinde katliamın nasıl işlendiğini ve sonrasında sorumluların değil direnişçilerin yargılandığı, işkencelere maruz kaldığı süreçleri aktardı konuşmasında. Kapan, devletin gücünü arkasına alan faşistlerin Maraş’ta katliam yaptığını belirterek, şöyle devam etti:

    “Maraş’ın çeşitli mahallelerinde daha önceden işaretlenmiş Alevi evlerine saldırdılar. Çoluk çocuk demeden, kadın, genç, yaşlı demeden, vahşice katliam işlediler. 80 yaşındaki Cennet Çimen’in çok az gören gözlerini oyarak, silahla vurduktan sonra baş aşağı lağım çukuruna attılar. 14-15 yaşlarındaki çocuklarımızın ellerini-ayaklarını keserek kazanda kaynattılar… Bu katliam ülkemiz tarihine kara bir leke olarak geçti. Maraş’ı Alevisizleştirmek, oradaki Alevileri yerinden yurdundan etmek istediler. Bunu büyük ölçüde başardılar. Ama yıllar sonra yine Maraş’tayız, oradaki faşistlere inat orada bir bayrak olarak düşündüğümüz Yörükselim mahallesinde cemevimizi inşa ediyoruz, hızla bitirmeye çalışıyoruz. Maraş’tan bugüne katliamlar hiç bitmedi. Yörükselimde açığa çıkan direniş daha büyük katliamlar olmasının önüne geçti. Bu direnişi daha da büyütürsek bu tür katliamların önüne geçebiliriz, birlik olabiliriz, kayıplarımızı en aza indirebiliriz.”

    “MARAŞ BİR BELLEKTİR, BİR TARİHTİR BUNU YOK ETMEYE ÇALIŞIYORLAR”

    Maraş Davası Avukatı Seyit Sönmez de, Maraş’ta planlanan öyle 100 kişinin falan ölmesi değildi, binlerce kişinin ölmesiydi ve bir soykırımdı. Maraş’ta büyük bir direniş oldu. Oradaki örgütlülük sayesinde bunu başaramadılar. O anlamda Maraş’taki direniş boyutuyla da bu işe bakmalıyız. Maraş Katliamı’nı onların bir başarısı olarak değil aslında katliamı daha da büyük planladıkları için oradaki örgütlülüğün bir başarısı olarak görmeliyiz” dedi.

    Maraş Katliamı’nın 30 yıl önce yargılaması bitmiş dava dosyasının inlemesini yapan Seyit Sönmez, dava dosyasının ‘Devlet sırrı’ olduğu gerekçe gösterilerek kendilerine verilmediğini belirtti. Sönmez, “221 klasörlük dava dosyasında geçen tutanaklarda o dönemde neler yaşandığını açıkça görmek mümkün. Dava dosyalarındaki tutanaklarda incelenip, irdelendiğinde soykırım suçundan birleşmiş milletlere kadar gidebilecek evraklar olduğu aşikar. O dönemin siyasal tartışmalarının, TRT arşivlerinin olduğu bir dosya. Sosyologlara, psikologlara, avukatlara birçok malzeme olacak bir dosya. O nedenle verilmiyor. Bu bir bellektir, tarihtir ve bunu yok etmeye çalışıyorlar, inkar etmeye çalışıyorlar” dedi ve dosyanın tamamına ulaşmak için Ocak ayında tekrar başvuru yapacaklarını kaydetti.

    “DİRENMEKTEN BAŞKA SEÇENEĞİMİZ YOK”

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Onursal Başkanı Turgut Öker ise, “Biz Aleviler tarih boyunca katliamlara maruz kaldık. Bu topraklarda barbarlıkla insanlığın kavgası sürdü, bugüne kadar geldi. Bizim ecdatlarımız bugün IŞID barbarlarında sembolleşen anlayışa karşı tarih boyunca direndikleri için bizim kaderimiz katliamlar kaderi oldu ve bugün de devam ediyor. Bu anlayışla köklü hesaplaşmalıyız, caydırıcı bir örgütlülüğümüz olması gerekiyor” dedi.

    Devletin her dönem Alevilere dönük baskı politikasının devam ettiğini dile getiren Öker, “Bu katliamlara ve baskı politikalarına karşı durmak için yaşananlardan ders çıkarmamız lazım, daha güçlü bir örgütlülüğe ihtiyacımız var” diyerek Alevilerin baskı politikalarına karşı direnmekten başka bir seçeneğinin olmadığını ifade etti.

    (Kaynak:BİR YOL)

  • Yurtdışına çıkma yasağı verilen Öker: Bu baskılar beni yıldıramaz – VİDEO

    Yurtdışına çıkma yasağı verilen Öker: Bu baskılar beni yıldıramaz – VİDEO

    PİRHA- Bugün Anadolu Adliyesi’nde ifade veren AABK Onursal Başkanı Turgut Öker’e yurt dışına çıkma yasağı konuldu.  Çifte vatandaş olan Öker, Avusturya’da omurilik tedavisini sürdürüyor.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Onursal Başkanı Turgut Öker, bugün İstanbul Kartal’da bulunan Anadolu Adliyesi’nde ifade verdi.

    HDP milletvekilleri Dilşat Canbaz, Zeynel Özen, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği, Demokratik Alevi Derneği, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ataşehir Şubesi, Maltepe Cemevi, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Çorum Cemevi yöneticileri Öker’e destek için adliyeye gelenler arasındaydı.

    Mahkeme soncunda Öker’e yurtdışına çıkma yasağı verilirken Öker’in iddianamesi henüz hazır değil. Var olan dosyada AABK’nin 2012, 2013, 2014 yıllarındaki etkinliklerinde yaptığı konuşmalar, Gezi direnişi ve İstanbul’da yapılan 3’üncü köprüye Alevi katliamcısı olarak bilinen Yavuz Sultan Selim’in adının verilmesi konusundaki sosyal medya paylaşımları suç unsuru olarak yer alıyor.

    “BİZE BU SORUNLARI YARATANLARI TOPLUM VİCDANINDA YARGILIYORUZ”

    İfade sonrası adliye önünde basın açıklamalarda bulunan AABK Onursal Başkanı Turgut Öker, bu baskıların kendisini yıldıramayacağını vurguladı. Öker, “Alevi kurumlarında yöneticilik yapanlar olarak tarihsel sorumluluğumuzu yerine getirmezsek yoldan düşeriz, öğretimizin dışına çıkarız, tarih karşısında yargılanırız. Şu an burada hukuki bir yargılama var ama toplumumuzun vicdanında bize bu sorunları yaratanları yargılıyoruz” dedi.

    “MÜCADELEMİZE DEVAM EDECEĞİZ”

    Türkiye’de yerlerde sürünen bir adalet olduğuna vurgu yapan AABK Genel Başkanı Hüseyin Mat ise “Bizim mitinglerimizde, toplantılarımızda yaptığımız konuşmaları yargılamaya kalkarlarsa 9 ciltlik bir iddianame hazırlamaları gerekecek. Vicdanen kimliğimize, var oluş değerlerimize uygun olan şeyleri paylaştık paylaşmaya da devam edeceğiz” diye konuştu.

    Bu davanın Avrupa Alevi örgütlülüğüne bir operasyon olduğunu kaydeden Mat, “Biz savaştan değil barıştan taraf bir mücadele sürdürüyoruz. Tüm baskılara inat biz yine dostlarımızla, yoldaşlarımızla demokrasi mücadelesini sürdüreceğiz. Alsınlar adalet saraylarını başlarına vursunlar” dedi.

    “ALEVİLERE MESAJ VERİLMEK İSTENİYOR”

    HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen de şu anda Kürtlere ve Alevilere büyük bir baskı olduğunu ifade ederek Turgut Öker, şahsında Alevilere bir mesaj verilmek ve Alevi örgütlülüğünün etkisiz hale getirilmek istendiğini belirtti.

    “7 YIL GERİYE DÖNÜK ARAŞTIRMA YAPILMIŞ”

    Öker’in avukatı Seyit Sönmez ise bugün yeni yargı paketinin yürürlüğe girdiğini hatırlatarak yeni yargı paketinde yer alan düşünce ve ifade özgürlüğünün genişliğini savcıya ve hakime anlatamadıklarını kaydetti. Öker’e suçlama olarak yöneltilen konuların üzerinden 6-7 yıl geçtiğine değinen Sönmez, normalde soruşturma makamlarının bir suçu görerek harekete geçtiklerini ancak bu dosyada öyle bir şey olmadığını Turgut Öker’in bilinçli seçilerek 7 yıl geriye dönük bir araştırma yapıldığını belirtti.

    PİRHA/İSTANBUL