Etiket: şialaştırma politikası

  • Erenler Cemevi Başkanı’ndan Şialaştırmaya tepki: Asimilasyona izin vermeyelim!

    Erenler Cemevi Başkanı’ndan Şialaştırmaya tepki: Asimilasyona izin vermeyelim!

    PİRHA – Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı Cemevi Başkanı Yavuz Selçuk, Alevilere yönelik asimilasyon politikalarından olan Şialaştırma hakkında açıklamalarda bulundu. Selçuk, Ehlibeyt kullanılarak Alevi inancı kullanılarak, Alevi ritüelinde olmayan, inancında olmayan şeylerin Aleviliğin içerisindeymiş gibi gösterilerek asimilasyona gidildiğini söyledi.

    CanTV de yayınlanan Veli Büyükşahin ve Celal Fırat’ın sunduğu Dem-i Muhabbet programına konuk olan Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı Cemevi Başkanı Yavuz Selçuk, Alevileri asimile etmeye çalışan Şia kurumları hakkında konuştu.

    “ÖTEKİ DİYE BİR KAVRAMI KABUL ETMİYORUZ”

    Alevilikte Kabe’nin insan olduğunu belirten Selçuk, insanlığı dinine, diline, milletine, cinsiyetine, ırkına göre ayırmadan, Alevi inancında ve ibadetlerinde diğer insanlarla ilişkilerinde karşımızdaki insan gözüyle baktıklarını söyledi.

    Selçuk, “Öteki diye bir kavramı kabul etmiyoruz. Alevilikte öteki diye bir kavram yok. Böyle olunca da Sünnilerde, Şialarda ülkemizdeki diğer inanç grupları hepsi bizim için bir arada yaşayacağımız insan topluluklarıdır. Ama şöyle bir durum var biz ne kendimizi birisinin terazisine koyarız. Ne de başkasını kendi terazimize koyarız. Eğer kendimizi başka bir şeyle tartarsak ortaya bir çelişki ortaya çıkar. O açıdan kendimizi birileriyle tartmak yerine kendimizi kendimizle tartarız. Böyle olması lazım” diye konuştu.

    “ALEVİLERİ ŞİALAŞTIRMA YENİ BİR OLAY DEĞİL”

    Alevileri asimilasyon politikalarından olan Şialaştırma yeni bir olay olamadığını altını çizen Selçuk, “Geçmişte Aleviler 1990 yılına kadar ibadetleri yasak olduğu için yeraltındaydı. İbadetleri yasak olduğu için gizli olarak ibadetlerini yapıyordu. Geleneğini, göreneğin her şeyini kapalı bir şekilde yapıyordu. Dolayısıyla Şialarında Alevilere ulaşması biraz daha güçtü. 90 yılından sonra ibadethanelerimiz açılmaya başladı. Görünür olduk, dolayısıyla kolay ulaşılırda olduk. Fiziki baskılarla yasaklanan Alevilik onun yanı sıra inanç yönüyle asimilasyon yönüne gidilmeye başlandı” dedi.

    Selçuk, devlet okullarındaki zorunlu din derslerinin asimilasyon politikalarında etkili olduğunu söyleyerek Ehlibeyt kullanılarak Alevi inancı kullanılarak, Alevi ritüelinde olmayan, inancında olmayan şeylerin Aleviliğin içerisindeymiş gibi gösterilerek asimilasyona gidildiğini belirtti.

    Alevilerin Ehlibeytten bahsedebildiğinde yüreklerini açtıklarını söyleyen Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı Cemevi Başkanı Yavuz Selçuk, “Ama karşı tarafın yüreği bilinmiyorsa başka şeylerde olabilir” diyerek yaşadıkları tehditleri anlattı:

    “ESENYURT, ŞİA DERGAHLARIN ÇOK OLDUĞU BİR YER”

    “Aleviliği Sünnileştirme yönünde değil de Şialaştırma yönündeki asimilasyon olayı biz bunu Erenler Eğitim Vakfı, Erenler Cemevi olarak bizzat yaşadık. Esenyurt, Şia dergahların çok olduğu bir yer Cemevi demiyorlar, genelde dergah diyorlar. Ben 3 tanesini biliyorum. Bunlar gelip, gidiyorlar. Cemlere de katılıyorlar. Ama müdahale etmiyorlardı. 2014 yılında Esenyurt’ta bulunan bir dergahın taraftarları gelip Cemde sancak açmak istediler. Cem herkese açık yapılıyor. Gelip katılabilirler. Ama oradaki işleyişe müdahale etmesi olamaz. Cemler geleneğe ve inanca göre yürütülür. Sancak açacaklarını söylediler. Hz. Ali ve İmam Hüseyin’in sancağını açacaklarını söylediler. Ben hiç öyle bir şey görmedim. Dedelerimiz orada zaten o sancağı temsil ediyorlar. Biz izin vermedik. Sert çıkışlar ve üstü kapalı tehditler yaparak çıkıp gittiler.

    2017 yılında Erzincanlı bir canımızın cenazesi var. Gelip bize cenaze erkanını hocamız, dedemiz yapacak. Bazen köylerde yakın ilişkilerde olabiliyor. Cenaze erkanı ben yapayım diyen oluyor. Gönül borcu olduğundan olabilir. Aileden biri geldi ve onların sıkıntılı olduğunu söyledi. Bunlar Şia böyle yapmak istiyorlar. Biz bunu kabul edemeyiz. Alevi inancına göre kaldırılırsa olabilir. Ama diğer türlü bizim dedemiz hocamız var, hizmeti de onlar yapacak. Alevi kurallarına göre cenaze sırlanacaktır. Hizmet ona göre yapılacaktır. Defnedilecek kişinin bağlı bulunduğu dergahın sorumlusu beni aradı. Bana bir sürü hakaret etti. ‘Siz burayı cami yaptınız Yezidsiniz. Biz bunların bir kısmını elde ettik, buraları da elde edeceğiz. Sonunuz yakındır’ benzerinde ifadeler kullandı.”

    Böyle benzer tehditlerin diğer kurumlara ve insanlara yapıldıkları ama belki de bunu dillendirmediklerini söyleyen Yavuz Selçuk, Bir taraftan asimilasyon yapıp canlarımızı Alevilikte olmayan 3 vakit namaz, Ramazan orucu ya da benzeri şeyleri Aleviliğin içine küçük küçük koyup anlatarak hayata geçiren, bir taraftan da bu şekilde Cemevleri yönetenleri tehdit ediyorlar” diyerek tüm Alevilerin dikkatli olması gerektiğini söyledi.

    Şialaştırma politikalarında öncelikli olarak gençlerin hedef alındığını belirten Selçuk, kültürel etkinliklerle yakınlık kurduklarını ifade etti.

    “BİZİ KENDİLERİNE BENZETMELERİNE İZİN VERMEYELİM”

    Şialaştırma politikasında tüm Alevi kurumlarının yönetimine aynı zamanda tüm Alevilere görev düştüğünü belirten Selçuk, aynı zamanda Alevilerin niye benzeme endişesi yaşadığını ve benzeme endişenin aşılması gerektiğini söyleyerek şöyle devam etti:

    “Bizi kendilerine benzetmelerine izin vermeyelim. Buna yol açtığımız sürece kolaylaştırdığımız sürece gerçekten ciddi sıkıntılar yaşayacağımızı düşünüyorum. Elleri güçlendikçe onları kabul etmeyen insanlara karşı baskıları artıyor. Bu sefer şöyle bir ortaya çıkıyor. Bizi inkar eden anlayışla varlığımızı yok eden, Cemlerimizi yok sayan anlayışla bir adım bir kazanım kavgası verirken yeni bir ortam açılıyor. İnsanlar daha ciddi sıkıntılara sürükleniyor. Bütün canlarımız uyanık olmalı bu tarz şeylere fırsat vermemeli.

    Alevileri, Şialaştırmaya çalışanlara karşı Cemevi kurum yöneticilerine ciddi görevler düşüyor. Fark ettiklerinde bu tür şeylere fırsat vermeyecekler. Bizler bu inancı taşıyacak insanlar yetiştirmemiz gerekiyor. Dedelerimiz o hizmeti yapacak kişiyi yetiştirmesi gerekiyor. Cemde 12 hizmeti yapacak görevlileri yetiştirmemiz gerekiyor. Yolun sürülmesi için o yolun gerekliliklerini yapmamız, taşımamız gerekiyor. Bunları zaten layıkıyla yerine getirdiğimizde başkaları asimile etme cesareti gösteremez. O cesareti kendilerinde bulamayacaklar. Bu şeyi denemeyecekler. Bu konuda alevi dedelerine, alevi kurumlarına cem evleri yöneticilerine ciddi görevler düşüyor. Bunun içinde ortak akıl yürüterek gerekirse bir araya gelinerek çalışarak bu çalışmaları güçlendirmek gerekiyor.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Pir Hamza Takmaz: Aleviler Şialaştırılıyor, peki Alevi kurumları ne tutum alıyor?- VİDEO

    Pir Hamza Takmaz: Aleviler Şialaştırılıyor, peki Alevi kurumları ne tutum alıyor?- VİDEO

    PİRHA- Kureyşan Ocağı pirlerinden Hamza Takmaz Alevi inancının Şialaştırılmaya çalışıldığını belirterek, “Alevileri Sünnileştirin, katledin talimatları veriliyor. Bu da olmayınca en azından Şiileştirip üç rekat namaza gönderelim diyorlar. Çünkü devlet ve diyanetin büyük  katkısıyla bir asimilasyon başlıyor ve bizler yerimizde oturuyoruz”  diyerek tepki gösterdi.

    Kureyşan Ocağı Pirlerinden Hamza Takmaz, Alevi toplumu üzerinde büyük bir hızla Şialaştırma politikasının geliştiğine dikkat çekerek bu politikaya alet olanlara ise bir an önce vazgeçmeleri çağrısında bulundu.

    Alevi kurumlarıınn ve genel başkanlarının ise bu Şialaştırma politikasına karşı hala tutum alamadığı, tarafını netleştiremediği eleştirisinde bulunan Takmaz, “Sistem Şialaştırmaya çalışıyor ama Alevi kurumları buna karşı ne tutum alıyor, ne geliştirebiliyor?” diye sordu.

    “SÜNNİLEŞTİREMEDİK, ŞİİLEŞTİRELİM DİYORLAR”

    1997 yılından bu yana büyük bir hızla Şiileştirme politikasının devam ettiğini hatırlatan Pir Takmaz,  sistemin Alevileri Sünnileştirmenin zor olduğunu gördüğü anda Şiileştirme politikasına yöneldiğini söyledi. Takmaz, “Alevileri Sünnileştirin, katledin talimatları veriliyor. Bu da olmayınca en azından Şiileştirip üç rekat namaza gönderelim diyorlar. Çünkü devlet ve diyanetin büyük  katkısıyla bir asimilasyon başlıyor ve bizler yerimizde oturuyoruz. Şialar, Caferiler dinli bir toplumdur. Bunu anlamak gerekiyor. Dersim’den tutun Avusturya’ya kadar  Şia anlayışıyla hareket edilmeye çalışıyor” dedi.

    “ALEVİ KURUMLARI TARAFINI BELİRLEMELİ”

    “Cami-cemevi projeleri, cemlerde Mevlevi semahı yaratmaları ciddi anlamda Alevi-Kızılbaşlara karşı bir darbedir” diye konuşan Pir Takmaz, Alevi kurumlarının ise bu gidişata bir dur diyemediği eleştirisinde bulundu. Hala cemevlerinde hakka yürüme erkanlarının dahi farklı inançların ritüellerine göre yürütüldüğünü belirten Pir Takmaz, Alevi kurumlarının söylemde bu politikaya karşı olduklarını ama pratikte ise tam tersi tavır sergilediğine vurgu yaptı. Pir Takmaz şöyle konuştu:

    “Çoğu cemevlerinde hakka yürüme erkanı farklı inancın figürleri ile donatılıyor. Çok azı ise özü olan ile bu erkanı kaldırabiliyor. Peki bu duruş nasıl sağlanacak? Genel merkezler, federasyon ve konfederasyonların tutumları çok önemli. Taraf belirlememiz gerekli. Avrupa’da Cem Vakfı ile sistemin ortak entegre edilen kurumları bilinmiyor mu? Gri pasaportlu dedelerin oraya gittikleri bilinmiyor mu? Peki Avrupa’daki kurumlar ne kadar üretebiliyor? Yani bir cem yapmak, saz çalmak Alevilik değildir. Eğer Alevilik olsaydı o cemevlerinin hepsi dolardı. Ama biz o ikrarlı toplumu bir türlü harekete geçiremedik. Artık kaçarı yok. Hırsızlık yapmıyoruz, kimsenin canında da malında da gözümüz yok. Bize verilen yol erkan gereği her şeyi uygulamaya hazırız. Düğünlerden tutun hakka yürüme erkanlarına kadar tavrımız nettir.”

    “ÇARŞAF GİYME İLE HÜSEYİN’İ SEVMENİN ALAKASI YOK”

    Aleviliğin bu tanımlar üzerinden yapılmasının Aleviliği bir yere götürmeyeceğine ve işlevsiz bırakacağına dikkat çeken Pir Takmaz, Alevi kadınların Kerbela’ya gidip çarşaf giymesinin Hüseyin’in direnişi ile alakası olmadığının altını çizdi. Pir Takmaz şunları vurguladı:

    “Bunlar üzerine Alevilik işlemez. Aleviliğin tanımını bu şekilde yaparsanız  10 yıla kalmaz Şialık yüzde seksen artar. Çünkü tavrımız net değil. Dedelerin görevi din değil ahlak dağıtmaktır. Çarşaflara bürünüp Mekke’de , Kerbela’da ne işiniz var. Daha düne kadar Türkiye sınırlarında kadınlar, kız çocukları dolar bazında satıldı. Peki o zaman neredeydiniz? Hüseyin’i sevmenin anlamı bu mudur? Hüseyin’i sevmek ezilen toplumun yanında olmaktır. Hangi toplum haksızlığa uğruyorsa ve benim hakkımı saygıyla karşılıyor ise işte ben o an onu savunmak zorundayım. Aynı sorunlar İstanbul’da da oldu. Aşure etkinliklerinde çarşaflar ile boy boy resim çektiler. Hatta bazı dedeler ileri giderek Şiileşmeyi bizim önümüze koydular. Yol düşkünü bile diyemem çünkü yola girdiklerini bile bilmiyorum. Bunların bu kadar gelişmesinin nedeni kurumların sessiz kalmasından dolayıdır. Cemevlerimizdeki kararlarımız net olsa oraya çarşafla girilebilir mi? Aleviler başımız secdeye gelsin diyorlar. Bir insanın gönlü secdede, hakikat de değilse kalkıp inse ne olacak.”

    “PİRİ PİR YAPAN DEVLET DEĞİL TALİBİDİR”

    Alevi pirlerinin asıl görevinin düşen taliplerine ve onların sıkıntılarına sahip çıkmak olduğuna vurgu yapan Pir Takmaz, “Talip seni pir ediyor. Hiçbir devlet seni pir etmez” ifadelerini kullandı. Pir Takmaz şöyle devam etti:

    “Taliplerimiz düşmüş, sıkıntılar var ve neden onlara sahip çıkmıyoruz. Talip seni pir ediyor. Hiçbir devlet seni pir etmez. Diyanet bizi kabul edecek diye uğraşmayız. Eğer bunu başarır, duruşları net olursa ve ikrarlı toplumu hayata geçirirlerse bunu başarabilirler. Diğer türlü böylesi yaklaşım toplumu bir yere götürmez. Bu girişimlere karşı yolun hizmetkarı kim varsa  cemevlerimizi, derneklerimizi iyi eğitmeli, örgütlenmeliyiz. Çocuklarımız artık şeriatın dilinden pişmeye başlıyor. Bakın İŞİD’e katılan Alevi çocuklarının aileleri geçmişte solcu, devrimciydi. Bunu iyi görmek gerekiyor. Fidanı diker iken gübreyi verip, aşısını yapmak zorundasınız. Bu gidişat daha da zorlaşacak. Ama ne olursa olsun kurumlar da tutumunu netleştirecek.”

    Ersin ÖZGÜL / İZMİR