Etiket: sibel ünal

  • ‘Hasta tutuklular için siyasi baskı oluşturulmalı’-VİDEO

    ‘Hasta tutuklular için siyasi baskı oluşturulmalı’-VİDEO

    PİRHA-Aysel Tuğluk ile diğer hasta tutukluların durumuna dikkat çeken yazar Sibel Ünal ile Koçgiri Kültür Derneği Başkanı Rıza Kahraman, hasta tutukluların tedavi edilebilmeleri için iktidara baskı oluşturulması gerektiğini kaydetti. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkan Yardımcılığı görevinde bulunduğu dönemde, 29 Aralık 2016 tarihinde tutuklanan ve o günden beri Kocaeli Kandıra F Tipi Cezaevi’nde bulunan Aysel Tuğluk‘un sağlık durumunun kötüye gittiği ifade ediliyor. Tedavisinin cezaevi koşullarında yapılamayacağını belirten avukatları Tuğluk için infaz erteleme talebinde bulundu.

    Yazar Sibel Ünal ile Koçgiri Kültür Derneği Başkanı Rıza Kahraman, Aysel Tuğluk ile diğer hasta tutuklular ile ilgili olarak PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu.

    “İÇLER ACISI BİR DURUM”

    Sibel Ünal, hasta tutukluların tedavi edilmelerinin engellenmesini “İçler acısı bir durum” olarak değerlendirdi. Tutukluların iki kez cezalandırıldığını belirten Ünal, şunları söyledi:

    “Zaten içerdekiler cezalarını çekiyorlar bir de üstüne üstük sağlık durumlarından dolayı cezalandırılmaları yanlış. Hani politik olmaları bir kenara insan hakları açısından da iki kez cezalandırılmış olur. Kadın olsun, erkek olsun böyle. Aysel Tuğluk nezdinde diğer hastalar var. Onlar açısından da vahim bir durum. Ülke için cezalandırıyorsun ve ikinci bir kez onları içerde tutarak tekrar cezalandırmış oluyorsunuz. Dediğim gibi böyle bakıyorum bunun derhal giderilmesi lazım. Hukuksal anlamda adaletin yerini bulması gerekiyor.

    Tabi bu mağduriyet giderilemiyor gerçekten ve mağdur olanlar sesini duyurmaya çalışıyorlar. Duyarlı bir kesim var, gerçekten destekleyen bir kesim var. Ancak asıl duyması gerekenlerin duyması gerekiyor. Bu mağduriyeti gidermeleri gerekiyor. Bir duyarlılık olduğu açık. Yıllardır bu insanların mücadeleleri sürüyor zaten. İçeride olmalarının nedeni de zaten mücadele. Yoksa bir suç işlemiş değiller. Bunlar insan öldürmemişler, hırsızlık yapmamışlar bunlar düşünce suçluları. Dolayısıyla içerideki hastaların derhal tedavi edilmesi gerekiyor. Yani güçlü bir ülke bunu yapar, zayıflar ancak bunlar üzerinden güç gösterirler. Beklenen, hastaların bir an önce tedavi görmeleri, özgürlüklerine kavuşmaları tabii ki.”

    “ÜLKE TARİHİNE BAKMAK GEREK”

    Koçgiri Kültür Derneği Başkanı Rıza Kahraman ise tarihteki katliamları hatırlatırken, “Tabii ki bu ülkede tarihe bakmak lazım. 1921’de zindanlarda tutulan Koçgiri halkının evlatlarının o dönemin cezaevlerinde çoğunun işkence ve hastalanarak öldüklerini, cenazelerin dahi verilmediği günümüzde yaşanan 1921 ve 2021 arasında bu ülkedeki siyasi yapıda bir değişiklik yok” diye konuştu.

    “SİYASİ BASKI OLUŞTURMALIYIZ”

    “Hasta tutsaklar derhal serbest bırakılmalı” diyen Kahraman, şu ifadeleri kullandı:

    “Başta Aysel Tuğluk ve yoldaşları zindandaki arkadaşlarımızın gördüğü işkence kabul edilemez. Kürt’sen, Alevi’ysen, Kızılbaş’san, solcuysan bu ülkede siyasi sistem zalimlerin zulmü bitmiyor.

    Dolayısıyla yüzyıllardır Kürtler, Aleviler, solcular, Ermeniler her kaldıkları cezaevlerinde en ağır işkencelere uğruyor. Dolayısıyla bugün her gün yeni bir şey duyuyoruz ve cezaevindeki tutsaklar arkadaşlarımız bir bir Hakk’a yürüyor, Hakk’ın rahmetine kavuşuyor. Derhal kamuoyu oluşturulmalı. Kürtler, Aleviler biz emekçiler bu konuda siyasi baskı oluşturmalıyız. Çünkü bizler için bedel ödeyen insanlar cezaevlerinde bu kadar işkenceye ve hatta ölüme giden hastalıklara maruz kalmasınlar.”

    “HERKESE SORUMLULUK DÜŞÜYOR”

    Kahraman son olarak şöyle konuştu:

    “Biz Koçgirililer olarak şunu söylüyoruz. Başta Aysel Tuğluk vekilimiz derhal serbest bırakılsın ve hastanelerde, cezaevlerinde işkence gören hatta çıplak aramalar, ağır tehdit altındaki tüm yoldaşlarımız, dostlarımız derhal özgürlüklerine kavuşsunlar. Burada başta Koçgiri halkına da sorumluluk düşüyor. Bu ülkede ezilenler, ötekiler hep birlikte bu konuda siyasiler üzerine, mevcut devlet yapısı hükümet yapısına baskı uygulamamız için Koçgirililer üstüne düşeni yapmalıdır diye düşünüyorum.”

    PİRHA / İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:

    1-Dersim Barosu: Aysel Tuğluk ve diğer hasta tutukluların infazı ertelensin
    2- Sanatçı Aynur Doğan, hasta tutuklu Aysel Tuğluk için adalet istedi
    3-Ali Kenanoğlu: Alevi kurumları, Aysel Tuğluk’a olan vefa borcunu ödemeli!
    4-‘Hafıza kaybı’ yaşayan Aysel Tuğluk için infaz erteleme talep edildi
    5- ‘Aysel Tuğluk, annesine yapılanları ve buna müsaade edenleri unutmadan yaşar’
    6-ATK, Aysel Tuğluk’un talebini reddetti
    7-‘Aysel Tuğluk bir an önce tahliye edilmelidir’
    8-Ulutaş ve Tunçdemir’den çağrı: Aysel Tuğluk geç olmadan tahliye edilmelidir!
    9-Dersimli kadınlardan çağrı: Aysel Tuğluk serbest bırakılsın; zalimlik yapılmasın
    10-‘Aysel Tuğluk yüreğindeki acıları belleğini karartarak susturdu bizler unutmayalım, hatırlatalım’
    11- Avukat Yoleri: Hasta mahpuslar, sağlığa erişim engeli nedeniyle yaşamlarını yitiriyorlar
    12-DAD Eş Genel Başkanı Kulu: Cezaevindeki her insanın sesine ses olmalıyız
    13-Figen Yüksekdağ: Zulüm yanıbaşımızda yaşıyoruz, Aysel Tuğluk’a dönük baskıya son verilmeli!
    14-68 kadın örgütünden Aysel Tuğluk için tahliye çağrısı!
    15-DEDEF Kadın Meclisi: Aysel Tuğluk ve tüm hasta mahpuslar serbest bırakılsın
    16-Aysel Tuğluk’un abisi Aladdin Tuğluk: Tek talebimiz doğru bir teşhis ile tedavi edilmesi
    17-‘Aysel Tuğluk’un tahliye edilmemesi intikamcı bir yaklaşımdır’

     

  • Yazar Sibel Ünal, Tuğluk’un durumuna dikkat çekti: Her mahkûmun tedavi alma hakkı vardır!

    Yazar Sibel Ünal, Tuğluk’un durumuna dikkat çekti: Her mahkûmun tedavi alma hakkı vardır!

    PİRHA-Yazar Sibel Ünal, hasta mahpus Aysel Tuğluk’un durumuna dikkat çektiği yazısında “İnsan Hakları açısından bakıldığında ‘düşünce suçu’ diye tanımlanan bir suç yoktur. Oysa Aysel Tuğluk bu sebeple içeridedir. Bu politikacının acı çekmesinden ve tedavisinin yapılmamasından devletin yürütücüsü olan iktidar sorumludur” ifadelerini kullandı.

    Kocaeli Kandıra F Tipi Cezaevi’nde 2016 yılından beri tutuklu olan siyasetçi Aysel Tuğluk’un sağlık sorunları gün geçtikçe büyüyor.

    Kocaeli Tıp Fakültesi 12 Temmuz’da Aysel Tuğluk ile ilgili kararında ‘hastalığının kronik seyirde olduğu ve ilerici vasıf seyrettiği, tıbbi bakımı konusunda sorun yaşayacağı, cezaevi koşullarında hayatını tek başına yürütemeyeceği’ yönünde tespitini açıklamıştı. Ancak Adli Tıp Kurumu, 3 ay sonra Aysel Tuğluk’un cezaevinde kalabileceğine dair karar verdi.

    “DEVLETİN VARLIĞININ SEBEBİ ‘VATANDAŞ’ DEĞİLSE NEDİR?”

    Tuğluk’un serbest bırakılması için çağrılar da sürüyor. Yazar Sibel Ünal, Tuğluk’un durumuna dikkat çekmek için “Önlenebilir Ölümlere Karşı Çıkmak: Aysel Tuğluk ve Bütün Hasta Tutuklular İçin Bir Çağrı!” başlığı ile yazı kaleme aldı. Ünal, “Bu politikacının acı çekmesinden ve tedavisinin yapılmamasından devletin yürütücüsü olan iktidar sorumludur” vurgusunu yaptı.

    Sibel Ünal, yazısının devamında şunları aktardı:

    “İnsanın yapısında ‘iyilik’ ve ‘kötülük’ gibi ahlaki kavramlar birlikte bulunur. Kötülük yaptıkça daha kötü, iyilik yaptıkça daha iyi olunur. Firavun’un kötülük yaptıkça yüreğinin daha da katılaştığı görülür. Öyle ki artık geri dönülemez bir noktaya gelir; ne değişebilir ne de geriye dönüp günahlarından dolayı tövbe edebilir.

    Firavunlardan bu yana kötülüğün bu hali, iktidarlara ve yönetenlere bir biçimde bulaşmıştır. Bunların sebep olduğu günahlar öylesine büyüktür ki kişiliklerini bozmakla kalmaz, ondan sonra gelenleri de bozar. İçlerine yerleşen nefret, öfke, yıkıcılık, zalimlik iktidarların mayası haline gelir.

    Tarihin farklı zamanlarında farklı düşünce, tavır ve özgürlük talepleriyle böylesi iktidarlara karşı çıkan az sayıda dirençli kişi olmuştur. Bu bazen bir filozof, bazen bilim adamı ya da siyasetçi olarak çıkar karşımıza. Zamanın çok ötesindeydi bu kişiler ve ne yazık ki ‘kötü’, ‘zındık’ vb. şekilde damgalandılar. Ölümle yargılandılar, aforoz edildiler, özgürlükleri kısıtlandı, sürgün edildiler. Dönemin ruhu böyle kişilerin anlaşılmasını zorlaştırmıştır her zaman. Ancak üzerinden yıllar geçtikçe bu ayrıksı, inançlı kişilerin yapmak istedikleri; toplum yararına girişimleri, düşünceleri, eylem ve tavırları anlaşılabilir hale gelmiştir.

    Açıktır ki; her dönem düşünceleri, eylemleri iktidarlarca yerleşik kalıplara ters düşenler hep ‘kötü’ olarak etiketlenmiştir. Bunun tersi ise ‘iyi’ olarak tanımlanmıştır. ‘Kötü’ olarak tanımlanan kişiler, her daim iktidarların ve diktatörlerin karşısında duranlardır. Onların her türlü yıkıcılığına maruz kalmış ve ağır bedeller de ödemişlerdir.

    İleriye yönelen her adımda iktidarlara, diktatörlere karşı duran bu insanların kanı, azmi, dirençleri vardır. Onların iradelerini, özgürlük taleplerini kırmak için baştakilerin akla gelmedik yöntemler uyguladıkları, zorbalık yaptıkları; işkence, gözaltında kayıp, aşağılama, onur kırıcı eylemlerde bulundukları da aşikardır.

    Bugünkü iktidara düşünce ve eylemleriyle hoş görünmeyen, bu yüzden mimlenen bir siyasetçi, bir isim var; Aysel Tuğluk. Düşünceleri yerleşik politik perspektife ‘uygun’ görülmediği için ‘düşünce suçlusu’ olarak cezaevinde. 2016’dan bu yana içeride olan siyasetçinin sağlık sorunları giderek büyümekte ve kendi kendine bakımı zorlaşmaktadır. Ancak şurası apaçık ortadadır ki; ister cezaevinin sağlık koşullarının yetersizliği, isterse başka sebeplerden olsun, Uluslararası sözleşmelere ve İnsan Haklarına göre her mahkûmun gerekli tedaviyi alma hakkı vardır.

    Üzerinde durup düşündüğümüzde şu soruların çengeli akla takılmakta: Hasta mahkûma gerekli tedaviyi uygulamakla devlet yükümlü değil midir? Tedavi edilemiyorsa gerekli önlemleri almak devletin sorumluluğu değil midir? Bu durumda, devletin varlığının sebebi ‘vatandaş’ değilse nedir? Niçin vardır? Üstelik mahkûm böyle bir durumda iki defa cezalandırılmış olmuyor mu?

    İnsan Hakları açısından bakıldığında ‘düşünce suçu’ diye tanımlanan bir suç yoktur. Oysa Aysel Tuğluk bu sebeple içeridedir. Bu politikacının acı çekmesinden ve tedavisinin yapılmamasından devletin yürütücüsü olan iktidar sorumludur. İktidarların gelip geçici olduğu bir gerçektir. Bugünkü iktidar, yıllar sonra yapıp ettiği olumlu şeylerle mi anılacak; yoksa hafızalarda, halkın temsilcilerine acı çektirdiği için, en doğal insan hakkı olan yaşam hakkından onları mahrum bıraktığı için ‘zorba’, ‘yıkıcı’, ‘acımasız’ olarak mı kalacak?

    Devlet de iktidarlar da halkın yararını gözetmek için olan-olması gereken-yapılardır. Öyleyse halkın temsilcilerini korumak en başta onların görevi olmalıdır. İyi iktidarlar görevleri sona erdikten sonra da bu yönüyle ‘başarılı işler’ yapmalarıyla anılmayı hak ederler. Böylesi iktidarlar yeryüzünde azdır. Ne yazık ki, daha çok ‘iyilik’, ‘demokrasi’, ‘barış’ adına zulmedenler var! Bunlar iyilik adına kötülüğü, barış adına savaşı, demokrasi adına faşizmi getirmişlerdir!

    Rasyonel bir ahlak veya iktidar, kendisinden önceki iktidarların uygulamalarının yetersizliklerini farklı bir yaklaşımla ele alır. Getirdiği yeni bakış açısıyla meseleleri analiz eder ve sonuçlara ulaşır. Bu ise ancak güçlü iktidarların iradesiyle olabilen bir şeydir. Oysa zayıf iktidarlar daha çok korku salarak, suçları çeşitlendirerek ilerler. Farklı bir algı yaratarak toplumda kin, nefret, öfke duygularını körükler. Akla, ahlaka, insan vicdanına aykırı olsa da kolay olanı seçerler.

    Bizim seçimimiz ise; yıkıcılığa karşı barış, nefrete karşı insan sevgisi, ölüme karşı yaşamdan yana olmaktır. Gelecek kuşaklar nefret, düşmanlık ve haksızlığa dayalı kurum ve iktidarların halkları mutlu etmeyeceklerinin ayırdına varacaklardır. Gerekli olan sadece ve sadece; barış ve mutluluk içinde ayırım yapmadan, bütün halkı kucaklayan bir iktidarın varlığıdır!”

    PİRHA/ANKARA