Etiket: şifalı bitkiler

  • Dersim’de şifa geleneğini sürdürüyor: Arının konduğu her çiçeği topluyorum-VİDEO

    Dersim’de şifa geleneğini sürdürüyor: Arının konduğu her çiçeği topluyorum-VİDEO

    PİRHA – Dersim’in doğasından elde ettiği bitkilerden karışımlar hazırlayan Saniye İldeniz, birçok bitkinin yararlarına dair PİRHA’ya konuştu. İldeniz, yüzlerce çeşit bitkiden birçok hastalığa iyi gelen karışımlarıyla Dersim’de şifa geleneğini sürdürüyor. 

    Her bir yanında yüzlerce bitki türünün yer aldığı Dersim coğrafyasında yüz yıllardır şifa geleneği sürüyor.

    Dersim’de yaşayan Saniye İldeniz de bu şifa geleneğini sürdürüyor.

    Babaannesinden öğrendikleriyle şifa geleneğini sürdürmeye başlayan Saniye İldeniz, birçok Dersimli gibi şifalı bitkileri, Dersim coğrafyasının birçok yerinden toplayarak ilaç haline getiriyor.

    Konuya ilişkin PİRHA‘ya konuşan İldeniz, öncelikle coğrafyayı tanıyıp bilen insanların duyarlı bir şekilde, doğaya hiçbir şekilde zarar vermeden topladıklarını da ifade ediyor.

    Babaannesinin bahçede en ufak otları bile değerlendirdiğini söyleyen İldeniz, babaannesinin ‘Arının konduğu her çiçeği alacaksın’ sözü üzerine arının konduğu 40 çiçekten toplamda 41 reçel yaptığını ifade ediyor.

    Mazgirt’in Aktarla Köyü’nde ve Ovacık’ta bulunan Munzurlarda çeşit çeşit bitkiyle tanıştığını aktaran İldeniz, “12 yıl Ovacık Munzur Gözeleri’nde kaldım. Munzur Dağları’nı gezdim. 40’a yakın kekik çeşidini tanıdım orada. Birçok bitkiyi de ilk defa orada gördüm. Bitkilerin faydalarını deneyerek öğrendim. Babaannem çok hevesliydi. Bahçedeki ufacık otları bile değerlendirirdi. Arının konduğu her çiçeği alacaksın, derdi. Ben arının konduğu kırk çiçeklerini tespit ettim. Onları toplayarak 41 çiçek reçeli yaptım” diye konuştu.

    Şifalı bitkilerden yaptığı ilaçları fayda amaçlı yaptığını, ticari bir amaç gütmediğini belirten İldeniz, ilk kez bu yıl hazırladığı sirkeleri ücret karşılığı verdiğini söyledi. Tamamen fayda amaçlı yapıyorum.

    İldeniz, doğa sevgisini şöyle dile getiriyor:

    “Bir şeyin dalını kopardığımda özür diliyorum ağaçtan topraktan. Mevsimi gelmeden bir şeyin koparılması, tüketilmesi yanlış. Bir tutam yeterli oluyor. Torbalarla dolu dolu almak olmaz. Doğanın da canlı olduğunu biliyorum. Göğün sahibi varsa yerin de sahibi vardır.”

    İldeniz, gulik, ışkın, ebegümeci, mantar, damar otu ve yüzlerce bitkiden krem, sirke ve farklı ürünler hazırlıyor.

    Hazırladığı ürünler boğaz enfeksiyonu, ülser, cilt hastalıkları, tansiyon, şeker hastalığı, saçlar için, göz rahatsızlıkları, soğuk algınlığı, böbrek ve bağırsağın düzenli çalışması ve daha birçok rahatsızlığa iyi gelen karışımlar hazırlayarak şifa geleneğini devam ettiriyor.

    Hüseyin Yaşar SEZGİN/DERSİM

     

     

     

     

     

  • Doğa aşkı ile 2000 rakımdan topladığı bitkilerle şifa dağıtıyor-VİDEO

    Doğa aşkı ile 2000 rakımdan topladığı bitkilerle şifa dağıtıyor-VİDEO

    PİRHA- Antalya Finike’de yaşayan 68 yaşındaki Gülşen Işık ilerleyen yaşına rağmen 2000 rakımlardan topladığı bitki ve otlarla şifa dağıtıyor. Şeker hastalığı, kolesterol, sancılı ağrılar, bademcik, prostat ve idrar yolu gibi birçok hastalık için yardımcı tedavi amacıyla hazırladığı bitkileri çevresindekilere sunuyor. Şifalı bitkileri üretmeden önce birçok kitap okuyan ve yüksek dağlardan topladığı otları araştıran Gülşen Işık’ın kimi tarifleri ise Akdeniz Üniversite tarafından tahlil edilmek üzere istenmiş.

    Zorlukları olsa da doğanın güzelliğinin kendisini bu işe ittiğini belirten Gülşen Işık, “Beni bu işe iten doğanın güzelliği çünkü ben dağları, yeşilliği ve insanlara faydalı olmayı  çok seviyorum” diyor.

    Yılın belli ayları ve mevsimlerinde hangi bitkinin nerede ne zaman yetiştiğini anlatan Işık, aynı zamanda bu bitkilerin kaç günde etkisini göstereceğini belirtiyor.

    “ALTIN OTU RAHİM, KANTARON OTU İSE İDRAR YOLLARINA İYİ GELİYOR”

    Ardından da başlıyor hangi otun neye iyi geldiğini anlatmaya:

    “Altın otu böbrek taşı, safra kesesi ve rahim yollarına iyi gelip ödem attırıyor. Dağlarda yazın kuruyup, kışın ise taşların arasında sadece 2 ay içerisinde çok zor bulunuyor. Sarı kantaron otunu 1500-2000 rakımlarından getiriyorum. Olduğu yerde zirai ilaç ve egzoz dumanı olmayacak. Dağlardan toplayıp getirdiğimiz 2 gün içerisinde sıkma yağa ıslıyoruz. Kırk gün kaldıktan sonra çay renginde bir renk veriyor ve akşam çayı olarak kullanılıyor. Mısır püskülü ve içinde yaban mersini bulunan otlar ise kaynatılıp içildiğinde prostata ve idrar yolları iltihabına iyi geliyor.”

    KOYUNGÖZÜ ŞEKER, AT ELMASI TANSİYON, DAĞ KEKİĞİ BOĞAZ AĞRISINA ŞİFA”

    Birçok hastalığa şifa olan ve yerel halkın dilinde koyungözü kitapta ise ölmez olarak bilinen bitkinin Ağustos-Eylül ayları arasında olduğunu ve buna benzer birkaç tarifinin Akdeniz Üniversitesi tarafından tahlil edilmek istendiğini söyleyen Işık şunları belirtiyor:

    “Dokuzdonlu dediğimiz adaçayını yine 2000 metreden getirip içiyoruz. Kendimiz kullanıp ondan sonra başkalarına hediye ediyoruz. Yine kiraz saplarını kurutup içine bir tutam baharat çay olarak içiyoruz. Sobanın üzerinde akşama kadar kaynayıp evin içerisini de güzel koku veriyor. Bu bitkiye  biz koyungözü kitapta ise ölmez diye geçiyor. Vazo içinde yaklaşıp bir sene kaldığından ölmez deniliyor. Şeker hastalığı, tansiyon, kolesterol ve vücutta pıhtılı yerlere iyi geliyor. Kendimde her sabah içiyorum. Yaklaşık üç ay dağlarda kalıyor ve ağustos-eylül ayından sonra bulunmuyor. Yüksek zirvelerden getirdiğimiz dağ kekiği üşütmeye, boğaz ağrısı ve sancılı ağrılara iyi geliyor. Dağlarda, kırlarda olan at elması şeker hastalığı, tansiyon ve kolesterole iyi geliyor. Hiçbir yan etkisi olmayan bu bitkiyi kaynatılıp içiliyor. Bu çam ağacına ise yıldırım atmış. Yıldırımı yediği yer olan dalından, gövdesinden ve kökü içiliyor. Profesörler benden isteyip Akdeniz Üniversitesi’nde tahlil edeceklerini söylediler. Topladığım yılan derisinin şifalı yönlerini bilmiyorum ama bu da tahlil edilecek. Nanurlu çayı bir ay içerisinde oluyor ve bitiyor. Yan etkisi yok ve güzel bir kokusu var. Boğaz ağrısına, bademciğe ve iltihaplı ağrılara iyi geliyor.”

    “DAĞLARI, YEŞİLLİĞİ VE İNSANLARA FAYDALI OLMAYI ÇOK SEVİYORUM”

    Kursa gittiği dönemlerde bir arkadaşının kendisine verdiği kitaplarla şifalı bitkilerini öğrendiğini ve yüksek dağlarda bu bitkileri topladığını dile getiren Işık sözlerini şöyle sonlandırıyor:

    “Bitkilerin şifalı yönlerini kitaptan öğrendim. Bir arkadaşımla beraber üç ay kursa gittim.  Mayıs’tan Ağustos’a kadar dağlarda gezdik. İki üç tane kitap verdi okudum ve mevsimlik otları topladık. Beraber sabun, nemlendirici krem yaptık. Giderken kitaplarını bana bıraktı ve bu işe öyle başladım. Zorlanıyorum ama mis gibi koktuğu için zevk ile topluyorum. O kadın hangi rakımda ve mevsimde hangi otun olduğunu gösterdi. Bir eski arabamız ve eşim ile birlikte üçümüz gidiyoruz. Orada akşama kadar pikniğimizi yapıp, güzel kokulu otları topluyoruz. Getirip burada şifa niyetine sevdiklerimize sunuyoruz. Beni bu işe iten doğanın güzelliği çünkü ben dağları, yeşilliği ve insanlara faydalı olmayı  çok seviyorum.”

    Gülşen Işık İletişim: 0536 850 99 60

    Ersin ÖZGÜL / ANTALYA-FİNİKE