Etiket: şiileştirme

  • Erkan: Aleviliğin, Şiilik ve Sünnilikle örtüşmeyen edebi, erkanı, Yol’u var- VİDEO

    Erkan: Aleviliğin, Şiilik ve Sünnilikle örtüşmeyen edebi, erkanı, Yol’u var- VİDEO

    PİRHA – Son yıllarda kimi çevrelerce Şiiliğin Alevi inancı gibi lanse edilmeye çalışıldığını belirten Tokat PSAKD Şube Başkanı ve Hıdır Abdal Ocağı dedelerinden Muharrem Erkan, Aleviliği gerek Şiilikten gerekse de Sünnilikten ayıran edebi, erkanı, Yol’u ve tarikatının olduğunu söyledi.

    Son yıllarda Alevi inancının kimi çevrelerce başkalaştırılmaya çalışılmasına ve Alevilerin asimile edilmek istenmesine Tokat Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Şube Başkanı ve Hıdır Abdal Ocağı dedelerinden Muharrem Erkan tepki gösterdi.

    “Son yıllarda bilhassa Şiialık sanki Alevilikmiş gibi kamuoyuna lanse edilmeye çalışılıyor. Alevilerin gerek Şiialardan gerek Sünnilerden birbirine benzemeyen, birbiriyle örtüşmeyen edebi, erkanı, yolu, tarikatı var” diyen Muharrem Erkan Dede, konuşmasına şunları ifâde etti:

    “Ama ne yazık ki Kerbela’daki 680 yılında İmam Hüseyin’e yapılan zulümden kaynaklı bütün İslam alemi bu konuda muzdarip. Doğru olduğunu söylemiyorlar, yanında bulunmuyorlar. Bu bizim Şiialarla örtüştüğümüzün veya Şiia olduğumuzun göstergesi olamaz.
    Sadece ve sadece bizler edebiyle, erkanıyla, Yol’uyla, tarikatıyla farklılığı olan, Farsçası namaz, Arapçası salat olan, Türkçesi dua olan inanış. Alevileri inançsal olarak Şiialaştırmaya çalışan bir grupla karşı karşıyayız. Bizler İmam Hüseyin’in mateminde Zeynel Abidin sağ kurtuldu diye kurbanları tığlarken, yanı sıra da aşurelerimizi kaynatıp Aşure dağıtırız. 12 gün de Matem Orucu’nu, 3 gün de Masum-u Pak Orucu’nu tutarız.”

    PİRHA/ TOKAT

  • ‘Aleviliğin Şiileştirilmesine bazı cemevi başkanları ve dedeler hizmet ediyor’-VİDEO

    ‘Aleviliğin Şiileştirilmesine bazı cemevi başkanları ve dedeler hizmet ediyor’-VİDEO

    PİRHA – Aleviliğin Şiileştirilerek asimile edildiğine dikkat çeken Yazar Süleyman Zaman, Şiileştirme çalışmalarına bazı cemevi başkanları ve dedelerin hizmet ettiğini söyledi. Zaman ayrıca, “Ezilenlerin, dışlananların yanında yer alan bir öğreti ve inanç olan Alevilik, egemen inançların her zaman baskısı altında olmuştur” dedi. 

    Türkiye’de kimi çevrelerin Alevileri asimile etme çalışmaları devam ediyor. Eskiden sünnileştirilmeye çalışılan Aleviler şimdi “Sünnileştiremiyorsak Şiileştirelim” politikasıyla asimile edilmeye, özlerinden koparılmaya çalışılıyorlar.

    Şiileştirme politikaları kapsamında İran’dan Şialar getirilerek çeşitli Alevi derneklerine, dergahlarına, cemevlerine yerleştirip, deyim yerindeyse kaleyi içten fethediyorlar. Öyle ki cemevi cemevi dolaşıp gençler arasında Kur’an ve namazı anlatan misyonerler bile var.

    Alevilerin Şiileştirilerek asimile edilmesine ilişkin Alevi Yazar Süleyman Zaman Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    Son dönemlerde Alevilik üzerine çok büyük oyunlar oynandığının altını çizen Zaman, “Ezilenlerin, dışlananların, ötekileştirilenlerin yanında yer alan bir öğreti ve inanç olan Alevilik, egemen inançların her zaman baskısı altında olmuş. Bu nedenle toplumsal ütopyası ve tarihsel boyutu nedeni ile kırımlara uğratılmıştır” dedi.

    “SÜNNİLEŞTİREMİYORSANIZ BIRAKIN ŞİİLEŞTİRELİM”

    Günümüzde de özellikle Alevilik üzerinde büyük oyunların oynandığını dile getiren Zaman şunları kaydetti:

    “Bir zamanlar İran’da ‘Aleviliği eğer siz Sünnileştiremiyorsanız, bırakın biz onları Şiileştirelim’ denilmişti. Bu politikalara günümüzde bazı cemevi yöneticileri ve dedeleri  hizmet ediyormuş gibi bir duygu içindeyim. Bunu neden söylüyorum. Çünkü son dönemlerde cemevlerine gittiğimde özellikle bazı cemevlerinde kuran kurslarının açılması, kadınlarımızın erkeklerle ayrı oturtularak başlarına örtü örtülmeye çalışılması ve bazı Alevilerin Necefe (Kerbelaya) götürülmesi durumu var. Oranın sanki Alevilerin kabesiymiş gibi bir algı oluşturuluyor.
    Alevilik sadece  Ali’yi sevmek, matem orucunu tutmak, teber ve tebeleya sahip olmak, onları savunmak gibi gösteriliyor. Aslında Aleviliği yapan o bütüncül yönlerini unutturarak, Aleviliğin sanki batıni boyutu, toplumsal boyutu yokmuş gibi bunlar unutturulmaya çalışılıyor. Aleviliği Şiilik boyutuna indirgemeye çalışarak Aleviliğin geçmişten getirmiş olduğu o önemli değerler yok edilmeye çalışılmaktadır.”

    “RIZA ŞEHRİ ALEVİLİĞİN ALGISIDIR”

    Aleviliği oluşturan değerlerin yok edilmesine izin verilmemesi gerektiğine işaret eden Süleyman Zaman, “Bizim bedenimizde onlarca organımız biraraya gelip bizi biz yapıyorsa bir beden oluşturuyorsa Alevilik de kadim dönemden bu yana gelen o değerlerin toplamıyla Alevilik olmuştur. Bu anlamda Alevilik bana göre en az yüz bin yıllık insanlık tarihinin hafızasıdır. Bu hafızanın içerisinde insanlığın kurtuluş ütopyası var. Kamil insan, kamil toplum modeli ve rıza şehri Aleviliğin toplumsal algısıdır. Alevi bilgelerin ortaya koymuş olduğu bu ütopya insanlığın kurtuluşunu da önceleyen bir anlayıştır. Özellikle günümüzde Alevi olduğunu söyleyen bir çok dostumuz Aleviliğin bu yönünü yok saymaya çalışıyorlar. Bu Alevilerin kendisini doğal asimilasyon yapmaktan başka bir şey değildir” diye konuştu.

    Zaman şöyle devam etti:

    “Devletin egemenlerin asimilasyonunu görüyoruz burada. Aleviliğin taşımış olduğu bu değerler sadece ülkemizdeki egemenleri değil dünya egemenlerini de rahatsız ediyor. Çünkü insanlığın kurtuluş ütopyası. Sadece ülkemizdeki insanlığın kurtuluşunu değil; 72 millete aynı bakan dünyadaki tüm insanlara ve dünyanın neresinde acı varsa bir keder varsa bir yoksulluk varsa o benim davamdır diyen, bu anlamda insanlığa hizmet eden insanı ve insanlığın kurtuluşunu temel alan bir öğretidir. Bu nedenle günümüz egemenlerini korkutması kadar doğal bir şey yoktur. Dolayısıyla Aleviliğin bu yönü yok edilerek sadece inançsal boyutuna indirgenip, inançsal boyutta sadece ritüel boyutuna indirgenerek Aleviliğin diğer toplumsal boyutları yok edilmeye çalışılıyor. “

    “ALEVİLİĞİ İSLAMIN ÖZÜYMÜŞ GİBİ GÖSTERMEK DOĞRU DEĞİL”

    Yazar Süleyman Zaman, “Alevilik geçmişler toplamıdır. Tabi ki 1500 yıldır var olan İslami birtakım değerlerin Aleviliğin içine girmesi çok doğaldır. Bu diyalektikte bunu söyler. Çünkü var olan her şey başka şeyleri de etkiler. Her şey bir birinin içerisine geçer. Benzer benzeri çeker yasası vardır. Bir de gelişim yasası ve tekamül yasası vardır.  Tekamül yasası zaten tam da bunu içerir. Derki bir şey varlaştığı zaman anında başka şeyleri de etkiler. Dolayısıyla özneler arası geçiş nedeniyle bugün 1500 yıldır var olan İslami bir takım değerlerin de Aleviliğin içerisine taşındığı bir gerçektir. Ama önemli olan Alevi bilgelerinin Aleviliğe  taşımış olduğu İslami değerlerin hangi anlamları yüklediğidir. Yani bu anlamları bilmeden eğer bize egemenlerin sunduğu bir şekilde bu İslami değerlere sahip çıkarsak tabi ki o zaman gerçek Aleviliği sanki İslamın özüymüş gibi İslamın kendisiymiş gibi bir anlam içerir. Bu doğru değildir. Bu aynı zamanda Sünni dostlarımıza da haksızlık olur. Sanki onların inandığı din bu değilmiş gibi. Bu doğru değil” şeklinde konuştu.

    “KENDİ İÇİMİZDEKİ DOĞAL ASİMİLASYONA KARŞI BİR DURUŞ SERGİLEYELİM”  

    Alevilik İslam’dan etkilenmiştir ama sadece İslam’dan değil. Alevilik dört kitaba aynı nazardan bakarız diyen bir anlayıştır” diyen Alevi Yazar Süleyman Zaman son olarak şunları kaydetti:

    “Dün veya bugüne kadar ulaşan bütün inançlardan Alevilik  içerisinde bir takım şeyler bulmak olasıdır. Bunu benim söylememe gerek yok. Aleviliğin değerlerine şöyle derinlemesine bakan ozanların dizelerine bakan muhakkak bunu görür. Onun için biz 72 millete aynı nazardan bakıyoruz, dört kitabın dördü haktır diyoruz. Hatta bugüne kadar gelmiş geçmiş bütün bilgelerin ortaya koymuş olduğu değerlere sahip çıkın ama önemli olan o değerlerin insanı insanileştirmesine yönelik olmasıdır. Alevilik kendini bu değerler üzerinde tanımlamıştır. Bunun için bu değerlere sahip çıkalım. Bu değerler Aleviliği Alevilik yapan değerlerdir. Asimilasyona karşı  tavır alırken kendi içimizdeki doğal asimilasyona karşı da bir duruş sergileyelim.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Alevilerin Sünnileştirilmesini ve Şiileştirilmesini püskürtmemiz lazım’-VİDEO

    ‘Alevilerin Sünnileştirilmesini ve Şiileştirilmesini püskürtmemiz lazım’-VİDEO

    PİRHA-Alevileri Sünnileştirme çalışmalarının yerini Şiileştirmeye bıraktığını belirten Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, bu asimilasyon politikalarına karşı bireysel değil ortak bir mücadele geliştirilmesi gerektiğini kaydetti. 

    Türkiye’de Alevi asimilasyonu hızla sürüyor. Eskiden sünnileştirilmeye çalışılan Aleviler şimdi “Sünnileştiremiyorsak Şiileştirelim” politikasıyla asimile edilmeye, özlerinden koparılmaya çalışılıyorlar. Şiiletirme politikaları kapsamında İran’dan Şialar getirilerek çeşitli Alevi derneklerine, dergahlarına, cemevlerine yerleştirilip deyim yerindeyse kaleyi içten fethediyorlar. Öyle ki cemevi cemevi dolaşıp  gençler arasında Kur’an ve namazı anlatan misyonerler bile var.

    “ALEVİ KURUMLARI BİRLİKTE HAREKET ETMELİ”

    Tüm bunlar olurken Aleviler de bu Şiileştirme politikalarına karşı durmaya çalışıyor ancak bireysel çabalar ne kadar etkili oluyor bu tartışılır bir konu. Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydı Deniz, asimilasyonun bir halkası olan Şiileştirmeye karşı verilen bireysel çabaların değerli ancak yetersiz olduğunu, duyarlı tüm Alevi kurumlarının asimilasyona karşı birlikte hareket etmeleri gerektiğini kaydetti.

    “SÜNNİLEŞTİRME ÇALIŞMALARI YERİNİ ŞİİLEŞTİRMEYE BIRAKTI”

    Bugüne kadar yapılan Sünnileştirme çalışmalarının kısmi olarak etkili olduğunu belirten Deniz, Alevileri asimile etmek isteyenlerin bu Sünnileştirme çalışmalarından istedikleri başarıyı tam olarak elde edemediklerini ifade etti. Kısmi derecede başarısız olan Sünnileştirme çalışmalarının yerini Şia çalışmasına bıraktığını vurgulayan Deniz, bu Şia çalışmasının da Aleviler üzerinde kısmi başarılara ulaşmaya devam ettiğini dile getirdi.

    “ALAN BOŞLUĞU OLAN YERLERİ DOLDURMAYA ÇALIŞIYORLAR”  

    Hem camiye hem cemevine giden Aleviler olduğuna şahit olduklarını söyleyen Deniz, Alevi kurumlarının buna ortak bir tavır geliştirmesi ve ortak bir duruş sağlaması gerektiğine işaret etti. Şiaların Alevi kurumlarının alan boşluğu bıraktığı yerleri doldurmaya çalıştıklarını belirten Deniz, “Ocak örgütlenmelerinin zayıflığı nedeniyle ve kurumların olmadığı yerlerde çok rahat Alevi yaşam alanlarına ve Alevilere ulaşabiliyorlar” dedi.

    “OCAK SİSTEMİ YENİLENMELİ”

    Dergahların ve ocakların bu asimilasyon politikalarına karşı kendi ocak sistemlerini tekrar yenilemesi gerektiğini ifade eden Deniz, dirsek temasında bulunan kurumların, federasyonların bu işe el atarak asimilasyon politikalarını püskürtmesi gerektiğini kaydetti. Bireysel mücadelesinin çok işe yaramayacağını vurgulanan Deniz, sözlerini şöyle sonlandırdı:

    “Tek başına bir kurumun tavır alması ya da kurumların ortak tavır alması yeterli değil çünkü bir gerçeklik var sadece kurumlar Aleviliği temsil etmiyor. Ocakların Anadolu’da hala çok ciddi etkileri var köylerde, küçük yaşam alanlarında. Onlar da diğerlerinin ulaşmaması adına da aktif bir şekilde bu işe katkı sunmaları gerekiyor.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Suriye’de Alevilerin Şiileştirilmesinde Ali Sistani etkisi

    Suriye’de Alevilerin Şiileştirilmesinde Ali Sistani etkisi

    PİRHA- Alevileri Şiileştirme faaliyetleri Türkiye’de olduğu gibi Suriye’de de hızla yayılıyor. Irak Şii dini lideri Ali Sistani’nin Suriye’de Humus ve Lazkiye kentlerinde Arap Alevileri Şiileştirme faaliyetleri var ve kimi aileler Şiileşti. Asimilasyon faaliyetleri kapsamında Lazkiye’de yapılan camiye yaklaşık 300 kişinin gittiği ancak toplumda bu faaliyetlerin çok karşılık bulmadığı belirtiliyor. 

    Türkiye’de ve dünyada Alevileri Sünnileştirme ve Şiileştirme çabaları devam ediyor. Alevilerin Şiileştirilmeye çalışıldığı ülkelerden biri de Suriye.

    Bölgedeki yerel kaynaklardan aldığımız bilgilere göre, özellikle savaş sonrası Suriye’nin Humus ve Lazkiye kentlerinde Arap Alevileri Şiileştirme faaliyetleri var ve kimi aileler Şiileşti.

    Geçtiğimiz yıllarda Hizbullah’ın Alevileri Şiileştirdiği iddia edilse de daha çok Irak Şii dini lideri Ali Sistani Suriye’de Şiileştirme faaliyetleri yürütüyor.

    CAMİ YAPILDI, 300 KİŞİ GİDİYOR

    Şiileştirme faaliyetleri toplumda çok etkili olmasa da, Lazkiye’de Resul’ü Azam adıyla bir cami yapıldığı ve yaklaşık 300 kişinin bu camiye gittiği kaydediliyor.

    Öte yandan, Humus ve Lazkiye’de iki tane Şii imam hatip okulu açıldı ancak Suriye hükümeti bu iki okulu da kapattı.

    HATAY’DA DA ŞİİLEŞTİRME FAALİYETLERİ

    Bu arada, Suriye’de Arap Aleviler üzerinde uygulanan Şiileştirme faaliyetleri, Türkiye’de de Hatay’da yaşayan Arap Aleviler üzerinde uygulanıyor. Kurulan bazı dernekler yaptıkları çeşitli çalışmalarla çocuklara ve gençlere yönelmiş durumda.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Pir Yeşilyurt: Alevileri Şiileştirenleri ve namaz dayatanları deşifre edelim

    Pir Yeşilyurt: Alevileri Şiileştirenleri ve namaz dayatanları deşifre edelim

    PİRHA -Üryan Hızır Ocağı dedelerinden Can Yeşilyurt, Alevilere yönelik Şiileştirme, Sünnileştirme politikalarını ve dedelerin okulda yetiştirilmek istenmesini PİRHA’ya değerlendirdi. Yeşilyurt, Aleviliğin asimile olmaması için Alevi toplumunun bilinçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. 

    Üryan Hızır Ocağı dedelerinden Can Yeşilyurt, Alevilere yönelik Şiileştirme, Sünnileştirme politikalarını ve dedelerin okulda yetiştirilmek istenmesini PİRHA‘ya değerlendirdi.

    Yeşilyurt, Alevilere yönelik Şiileştirme ve Sünnileştirmeyi büyük bir tehlike olarak gördüğünü belirterek, Aleviliğin asimile olmaması için Alevi toplumunun bilinçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

    Anadolu Alevilerinin hala erkanlarını kaybetmemiş olmasını sevindirici bulduğunu söyleyen Yeşilyurt, erkanlarını kaybeden Alevilere bu tür asimilasyonların daha kolay bir şekilde dayatıldığını ifade etti.

    Özellikle Alevi toplumlarının kendi özlerine inmesi gerektiğini belirten Yeşilyurt, yetkili kişilerce Alevi toplumlarının bilinçlendirilmesi gerektiğinin de altını çizdi.

    “ALEVİLERE NAMAZ DAYATANLARI DEŞİFRE ETMELİYİZ”

    Yeşilyurt, “Özellikle dikkat edilmesi gereken şey, İran tarafına gidenlerin kendilerini Seyit gibi tanıtması, isimlerinin başlarına Seyit kelimesinin getirilmesi, insanlara Arapçanın dayatılması. Namaz kılınmasının gerektiğini dayatan kişileri deşifre etmeliyiz en önemli durum budur” ifadelerini kullandı.

    Yeşilyurt, bu tür insanların ne etkinliklerine, ne yemeklerine, ne de ibadethane adı verdikleri cemevlerine Alevilerin gitmemesi gerektiğini söyledi. Yeşilyurt, “Ben bu mücadeleyi çok verdim ve hala da vermeye devam ediyorum” dedi.

    “BENİM DEDELERİM KİMSEDEN SERTİFİKA ALMADI”

    Dedeliği kendi ocağında kendi büyüklerinden gören Yeşilyurt, dede okullarını olumlu bulmadığını çünkü dede okullarında dayatmaların olabileceğini öngördüğünü söyledi.

    Zamanında Cem Vakfı’nın kendisine sertifika vermek istediğini söyleyen Yeşilyurt, “Benim dedelerim kimseden sertifika almamış, hep ilimden bilimden yana olmuşlardır” ifadelerini kullandı.

    Kuran’ın hep Arapçasından bahsedildiğine değinen Yeşilyurt, Alevi toplumunun ibadetlerinde dahi Kuran’a yer olmadığını söyledi. Bir takım şeylerde Kuran ayetlerinden bahsedilmesini, Kuran okunmalarını doğru bulmadığını belirten Yeşilyurt, “Tabii ki herkesin evlerinde ve köylerinde Kuranlar var ancak Kuran bir tarafta asılı durur ve biz cemimizi yapardık” dedi.

    “OCAKLAR SAHİP ÇIKMALI”

    Zamanında Cem Vakfı’nın da yapmış olduğu gibi dayatmaların olacağına değinen Yeşilyurt, devletin dedelere maaş vermesine ve dede olmak istemeyenlerin bile kararlarını değiştirip dede olabileceklerine karşı olduğunu belirtti. Örgütsel olarak ocaklarının kendilerine sahip çıkması gerektiğini söyleyen Yeşilyurt, ancak ocakların bu duruma karşı çıkıp kendilerini koruyabileceklerini dile getirdi.

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

     

     

  • ‘Alevilikle ilgileri yok, Tahtacılar nasıl cenaze kaldırıyor görsünler’

    ‘Alevilikle ilgileri yok, Tahtacılar nasıl cenaze kaldırıyor görsünler’

    PİRHA-Tekirdağ Çerkezköy Hacı Bektaş Veli Derneği Ehlibeyt Dergahı’nın hazırladığı “Alevi itikadında cenaze erkanı” adıyla yayınladığı kitapçığa Alevi dedelerinden tepkiler gelmeye devam ediyor. Seyit Sultan Söylemezoğlu Ocağı dedelerinden Adıgüzel Erbaş, çıkarılan kitapçığın Aleviler üzerine oynanan oyunlardan birisi olduğunu kaydetti.   

    Alevilerin Hakka Yürüme erkanına karşı “Alevi itikadında cenaze erkanı” ismiyle bastırılan kitapçıkta yer alan “Tabut önünde saz çalanlara, tabut etrafında semah dönenlere, cenaze namazını yasaklayanlara, 12 İmam yolunu terk edip başka yol mezheplere uyanlara itirazımız var” ifadelerine ve kitapçığı çıkaranlara tepkiler yükselmeye devam ediyor.

    “ALEVİLİKTE SAZ BİR ENSTRÜMAN DEĞİLDİR”

    Tepkisini PİRHA’ya anlatan Seyit Sultan Söylemez Ocağı dedelerinden Adıgüzel Erbaş, Aleviler üzerine bir sürü oyunlar oynandığını bu çıkarılan kitapçığın da bunlardan birisi olduğunu belirtti. Erbaş, “Alevilikte saz bir enstrüman değildir ki ibadet aracıdır. Böyle saçma sapan ipe sapa gelmez sözcüklerle bunlar Alevi falan olamaz” dedi.

    “ALEVİLİKLE İLGİLERİ YOK”

    Aleviliğin duygusal yanlarından biri olan ehlibeyt sevgisini istismar ederek Aleviliği Şiileştirmeye çalıştıklarını ifade eden Erbaş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Onlar ya Aleviliği bilmiyorlar ya Alevi değiller. Alevilikle ilgileri yok. Gitsinler Tahtacılar nasıl cenaze kaldırıyor görsünler. Gelsinler Anadolu’da nasıl cenaze kaldırılıyor görsünler. Öyle saçma sapan şey olur mu?” (HABER MERKEZİ)