Etiket: siirt belediyesi

  • Siirt Belediyesi’ne kayyım atanması protesto edildi: İrade gaspına karşı direnerek kazanacağız-VİDEO

    Siirt Belediyesi’ne kayyım atanması protesto edildi: İrade gaspına karşı direnerek kazanacağız-VİDEO

    PİRHA-Siirt Belediyesi’ne kayyım atanması protesto edildi. Halkın iradesinin gasp edildiğini söyleyen DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Siirt halkını itiraz etmeye, iradenize sahip çıkmaya, bu kayyımcı anlayışı buradan gönderinceye kadar mücadele etmeye çağırıyorum. Aksi halde bu kayyımcı zihniyet çalmaya, çırpmaya devam edecek” diye konuştu.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) yönetimindeki Siirt Belediyesi’ne kayyım atanması protesto edildi. Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş da kentteki irade gaspına karşı başlatılan protestoya katıldı.

    Demokrasi Park’ından polis ablukasında olan belediye binasına önüne kadar yürüyüş düzenlendi. Yürüyüşte sık sık “Kayımlar gidecek halklar gelecek” ve “Bijî berxwedana Sêrtê” sloganları atıldı. Yürüyüş sonrası yapılan açıklamada “İrade gaspına karşı direnerek kazanacağız, kayyım değil demokrasi” pankartı ile “Susmayacağız” ve “İrade gaspına karşı direnerek kazanacağız” dövizleri taşındı.

    “HAVADAN SUDAN GEREKÇELERLE HALKIN İRADESİNİ GASP EDİYORLAR”

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Hırsızlar bir türlü yorulmak bilmediler. Havadan sudan gerekçelerle bu halkın iradesini gasp ediyorlar, çarçur ediyorlar” diyerek sözlerine başlayarak şunları dile getirdi:

    “Kürtlerin, Arapların, diğer halkların verdiği oyları yok sayıyorlar. Siirt her seferinde sizi sandığa gömüyor, her seferinde daha güçlü bir şekilde kendi iradesini seçiyor, ancak her seferinde utanmadan kayyım atıyorlar. Badem bıyıklı beyefendiye bakar mısınız? Daha mesai açılmadan cebinden isimliği çıkarıyor. Badem bıyıklı hırsız utanmadan sanki bu halk ona oy vermiş gibi gülerek ve şeker dağıtarak o koltuğa oturuyor Biraz utanma, arlanma olur. Halkların verdiği oylara saygı olur. Biraz utan, neye gülümsüyorsun? Utanmadan mesaiyi bile beklemeden koltuğa oturup poz veriyor. Siirt sana oy vermedi, zulüm düzenine de oy vermedi. Sanki büyük bir zafer kazanmış gibi Türk bayrağını asıyor oraya. Yaptığınız hırsızlıkları, Türkiye’nin bütün bayraklarını da assanız saklayamazsınız.”

    “KÜRT HALKININ İRADESİNE KAYYIM ATAYARAK BARIŞ OLMAZ”

    Kürt halkının iradesine kayyım atayarak barışın olmayacağını ifade eden Tuncer Bakırhan, “Bir taraftan kayyım bir taraftan müzakere olmaz. Bir taraftan halkın iradesini gasp edip, bir taraftan ‘Bu sorunu çözelim, Türkiye barışını sağlayalım’ olmaz. Sayın Bahçeli’ye sesleniyorum. Türkiye barışını böyle mi sağlayacaksınız, bu zulüm düzeni ile gaspçı iktidar ile birlikte. Ayıptır, biraz vicdanlı olun. İnanıyorsanız, kendinize güveniyorsanız getirin sandığı koyun. Siirt’in Arapları, Kürtleri kimi seçmek istiyorsa ona saygı duyacaksınız. Siirt halkını itiraz etmeye, iradenize sahip çıkmaya, bu kayyımcı anlayışı buradan gönderinceye kadar mücadele etmeye çağırıyorum. Aksi halde bu kayyımcı zihniyet çalmaya, çırpmaya devam edecek” diye konuştu.

    “KÜRT HALKI SİZE TESLİM OLMAZ”

    Birlikte mücadele etmek dışında bir seçeneklerinin olmadığını vurgulayan HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, “Kumpasla soruşturmalarla aç, sonra mahkemeye talimat ver, önceden basına açıklayacağın metni açıkla, sonra sabaha karşı atadığın kayyıma haber ver, kendine isimlik yapsın, kameralar karşısında sırıtsın ve desin ki; ‘Ceza aldığı için ben kayyım atadım.’ Hadi oradan! Kim inanır size? Siz darbecisiniz, kumpasçısınız, meşru değilsiniz. Hukukun kırıntısı kalmadı bu ülkede. Artık anayasa yürürlükte değil. Yargı bağımsız, tarafsız değil. Buna karşı direnmekten başka bir yol yok. Kürt halkının teslim olmayacağını, size oy vermeyeceğini anlamanız için kaç yüzyıl geçmesi lazım” diye belirtti.

    “DİRENMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Sustukça sıranın herkese geldiğini belirten Beştaş, “Birlikte mücadele etmek dışında bir seçeneğimiz yok’ dedik ve bu mücadeleye buradan devam edeceğiz, asla bu mücadeleden vazgeçmeyeceğiz. Daha fazla direneceğiz. Türkiye’nin her tarafında halklara bu yaşananları anlatacağız. Biz direnmeye devam edeceğiz. Bu kararı alan, yöneten, inşa eden, bu kumpasları örgütleyen herkes suçludur ve suçlar ilelebet gizli kalmayacak. Zaten aleni, ama gün gelecek devran dönecek. Elbet herkes işlediği suçun bedelini ödeyecektir” diye ifade etti.

    “YAŞASIN ÖZGÜRLÜK”

    Kayyım atanan Sêrt Belediyesi önünde sürdürülen protesto eyleminde Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır da, belediyelere 3’üncü kez kayyım atandığını hatırlatarak, şunları ifade etti:

    “Bu işgalciler 3’üncü defadır Kürt halkının iradesine el koyuyor. Siz hiç kimseye bu devletin hukuk ülkesi olduğuna inandıramazsınız.  Siz sömürgeci bir devletsiniz. 3’üncü defadır halkın iradesini gasp etmeniz bunun göstergesidir. Kürt halkı kabul etmez, biz kabul etmeyiz. Canımız olduğu sürece bunu kabul etmiyoruz, etmedik de.

    Ankara’da ‘Barışacağız’ diyorlar, ama pratikleri düşmanlıktır, Kürt halkına düşmanlıktır. Bu da bu işgalcilerin ikiyüzlülüğünü, düşmanlığını gösteriyor. Biz iki yüzlülüğünüze karşı, düşmanlığınıza karşı tecrübeliyiz. Sayın Öcalan, ‘Bu süreç önemli bir süreçtir. Bu Türkiye için büyük bir fırsat’ diyordu. Ama bu işgalciler bu fırsatı düşmanlıkla harcıyor. Kendinize akıllı olun. Buradan uyarıyoruz: Bu çözüm fırsatını, kendi çıkarlarınıza göre harcamayın. 3 defadır belediyelerimize el koyuyorsunuz. Biliyoruz hiçbir amacınız yok. Tek bir amacınız var: Kürt halkının iradesini gasp etmek. Kürt halkının iradesinin gasp edilmesini kabul etmiyoruz. Bu belediyeleri hukuki yollarla, halkın iradesiyle aldık, ama siz zorla bu belediyeleri alıyorsunuz. Bu Kürt halkının iradesini gasp etmektir. İsmi bütün dünyada, hukukta işgaldir, işgaldir, işgaldir. Kabul etmiyoruz”

    Demokratik siyasetin davasındayız. Bu direnişimiz her gün büyüyor. Çünkü biz halklıyız. Bu haklarımızın, hukukumuz için başarıya kadar mücadeleye devam edelim. Gün ele ele tutma günü, gün örgütlülüğümüzü büyütme günüdür. Başını öne eğmesi gerekenler bizler değiliz, işgalci, gaspçı onlardır. Bizim direnişimizle, mücadelemizle gidecekler. Başarıya kadar direniş, mücadele edeceğiz. Halkımız direnişine inansın. Sonuna kadar direneceğiz. Yaşasın özgürlük, yaşasın mücadele.”

    Açıklama ardından kitlenin belediye önündeki bekleyişi sürüyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • Siirt Belediye Eş Başkanı Sofya Alağaş’a 6 yıl 3 ay hapis cezası

    Siirt Belediye Eş Başkanı Sofya Alağaş’a 6 yıl 3 ay hapis cezası

    PİRHA – Siirt Belediye Eş Başkanı Sofya Alağaş’a gazetecilik faaliyetleri döneminde açılan davada “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla 6 yıl 3 ay hapis cezası verildi. Gazetecilik faaliyetleri gerekçesiyle ceza alan Siirt Belediye Eşbaşkanı Sofya Alağaş, “Bu Kürdün iradesine dönük bir saldırıdır. Dün pes etmedik, bugün pes etmedik, yarın da pes etmeyeceğiz. Bu mahkeme, bu devletin Kürde olan düşmanlığını bir kez daha tescilledi” dedi. 

    Gazetecilik faaliyeti yürüttüğü dönemde hakkında “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla dava açılan Siirt Belediye Eş Başkanı Sofya Alağaş’ın yargılandığı davanın 7’nci duruşması görüldü. Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, Sofya Alağaş katılmazken, avukatları Resul Tamur ve Pirozhan Karali Güler hazır bulundu. Diğer yandan Siirt Belediye meclis üyeleri, Siirt ilçe, belde belediye eş başkanları, Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MKG), Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG), Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) ile Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sert ve Diyarbakır il, ilçe örgütleri, Diyarbakır Barosu, Siirt Baro Başkanı Muhammet Alptekin, Almanya Büyükelçiliği, DEM Partili milletvekilleri de duruşmaya izleyici olarak katıldı.

    Duruşma öncesi adliye önündeki polis yoğunluğu dikkat çekti.

    “BELEDİYE EŞBAŞKANI OLDUĞU İÇİN HIZLANDIRILDI”

    Duruşmada ilk olarak savunma yapan avukat Resul Tamur, “Savunmalarımızı yaparken, hukuki bir mütalaaya karşı savunma yapmayacağız. Bir önceki celseye kadar dosyası olağan seyriyle ilerliyordu. Bir kısım karardan vazgeçilmesi geçen duruşmada, tanığın dinlenmesi bizde dosyaya ilişkin politik bir müdahale olduğu durumunu uyandırdı. Gazetecilik olması nedeniyle yargılandı, fakat davanın sonuçlandırılması arzusu, belediye eş başkanı seçilmiş olmasından ileri gelmektedir” dedi.

    Mahkemenin Siirt ve Diyarbakır’daki dosyalardan vazgeçtiğini hatırlatan Tamur, “Biz hem mahkemeniz açısından hem diğer mahkemeler açısından böyle bir uygulama olmadığını biliyoruz. Tamda bu nedenle olağan yürüyen bir sürecin aniden kesilmesi, bizde bu sürece, yargılamaya doğrudan siyasi bir müdahalenin olduğu kanısını uyandırdı. Gizli tanığın iddianameye konu edinilmeden dinlenmesi davaya politik müdahaledir” diye kaydetti.

    “ALELACELE SONUÇLANDIRILMAK İSTENİYOR”

    10 Aralık 2024’te emniyetin kendiliğinden dosyaya tanığın ifadelerinin yer aldığı teşhis tutanağını gönderdiğine ve sonrasında bu gizli tanığın dinlendiğine dikkat çeken Tamur, “Dolayısıyla aceleyle geliştirilen bu durumda bize meselenin hukuki değil, politik bir mecradan yönlendirildiğini gösterir. Yine Savcı beyin mütalaa hazırladığı tarzı biliyoruz. Biz savcı beyin gerçekten dosyalara bakıp, kendine ait bir mütalaa çıkardığını biliyoruz. Ama bu kadar alelacele bir mütalaa olmuş ki, kopyalanmış bir mütalaa haline gelmiş. Kendi ifadelerini kullanma zamanı olmamış. Kendisine ait olmayan bazı cümlelerle bir mütalaa geliştirmiş. Bu da dosyanın nasıl alelacele sonuçlandırılmak istendiğini gösteriyor” ifadelerini kullandı.

    MANİPÜLASYON YAPILMAYA ÇALIŞILIYOR

    Kürt gazeteciler üzerindeki yargı baskısına dikkat çeken Tamur, “ Savcılık, gazetecilik faaliyetinin ana ekseni olan ana gündemine, diline, haberi yapma biçimine müdahale ediyor. Tek tip bir gazetecilik yaratmaya çalışıyor. Kürt gazeteciliği de tam olarak da bunun yanında kendini Özgür Basın olarak tanımlıyor. 144 bin 605 haber içinden sadece 104 haber çekilip bir görüntü oluşturup manipülasyon yaratılmaya çalışılıyor. Bu da bir cezalandırma arzusuyla hareket edildiğini gösteriyor” diye konuştu.

    “ÖDÜLLENDİRİLMESİ GEREKEN GAZETECİLER CEZALANDIRILIYOR”

    Tecrit ile ilgili haberlerin de cezalandırılma gerekçesi yapılmak istendiğini ifade eden Tamur, “Kamu otoritesinin hoşuna gitsin, gitmesin… ‘Neden bunların haberi yapılıyor’ demek sadece devletin yaptığı müdahaleyle bir sınır oluşturmadır. Kürt basını da tam olarak buna karşı bir duruş sergiliyor ve Kürt toplumu içerisinde yer alan her türlü haberi dünya kamuoyunun önüne koyuyor. Devlet Bahçeli tecridin kaldırılması gerektiğini söyledi. Bu Kürt gazetecilerin nasıl iyi bir faaliyet ortaya koyduğunu gösteriyor. Yani ödüllendirilmesi gereken gazeteciler cezalandırılıyor. Bu kavramların kullanımı cezalandırma gerekçesi yapılamaz. Öcalan yıllardır avukat ve ailesiyle görüştürülmüyor ve bunun adına tecrit deniyor. Dolayısıyla haberle uyumludur. Gazetecinin yaptığı haber, Yargıtay’ın genel uygulamaları çerçevesinde değerlendirdiğimizde doğru haberlerdir” ifadelerini kullandı.

    Müvekkilinin evinin arandığı sırada gazetecilik faaliyetlerinde kullanılan malzemelere el konulmaması gerektiği halde el konulduğunu ve malzemelerden çıkan belge, bilgi ve fotoğrafların iddia makamınca delil olarak kullanıldığını belirten Tamur, bununda hukuka aykırı olduğunu kaydetti.

    “TANIK ‘AJAN’ OLDUĞUNU KABUL ETTİ”

    Gizli tanığa işaret eden Tamur, “Ankara’da dinledi. Orada da gazeteciler yönelik beyanlarında bir avukat arkadaşımız sordu, ‘Siz bu faaliyetleri yürütürken devletle çalışıyor muydunuz?’ diye. ‘Evet’ dedi. Mahkeme başkanı şaşırdı, ‘Avukat Bey, sizin devletle çalışıp çalışmadığınızı soruyor’ dedi. Yine, ‘Evet’ dedi. Bu kişi devlet ajanıysa usule aykırı bir durum söz konusudur. ‘Sofya Alağaş’ın gazetecilik faaliyetlerini biliyorum’ dedi ve bunu örgüt faaliyetlerine bağlamak istedi” diyerek, tanığın çelişkili ifadelerini de hatırlattı.

    Dosyanın karar çıkarılmasında müvekkilinin belediye eş başkanı olmasının etkili olduğunu ve hukuki bir karar görmek istediklerini belirten Tamur, müvekkili Sofya Alağaş’ın beraatını talep etti.

    Avukat Pirozhan Karali Güler, mütalaaya katılmadıklarını söyleyerek, müvekkilinin “örgüt üyesi olmak” yönünde faaliyet yürüttüğüne dair bir delilin olmadığına dikkat çekti. Dosyada somut delil olmadığını belirten Pirozhan Karali Güler, müvekkilinin beraatını talep etti.

    ‘TÜRKE SERBEST KÜRDE SUÇ’

    MLSA Eş Direktörü Avukat Veysel Ok da, toplumsal bir algı yaratılmak istendiğini söyledi. Haberlerle ilgili ceza istenmesinin hukuki izahı olmadığına dikkat çeken Ok, “Şu anada Halk TV’den, A habere kadar Abdullah Öcalan’ı konuşuyorlar. Türk gazetecilere serbest olan, neden Kürt gazetecilere yasak? Haberler sizler açısından şok edici, rahatsız edici olabilir. Ama bu haberlerin içeriğinde müvekkilin örgütün içerisinde olduğuna, talimatla haberi yazdığına dair bir şey yok. Savcı bey iddianamede bize bunu sunmamıştır. Bir gazetecinin evine gittiğiniz zaman elbette haberlerle, fotoğraflarla karşılaşacaksınız. Siz evde haber buldunuz diye bunu örgütle ilişkilendiremezsiniz” şeklinde konuştu.

    Evde bulunan malzemelerin suç delili olarak dosyadan çıkarılması gerektiğini söyleyen Ok, “Bir işi terörize edemezsiniz” diyerek, Sofya Alağaş’ın beraatını talep etti.

    Duruşmaya karar için ara verildi. Kararını oy çokluğuyla alınan kararda Sofya Alağaş’a 6 yıl 3 ay hapis cezası verildi.

    Mahkeme üyelerinden biri karara şerh düştü. Söz konusu şerhte, “ (..) haber içeriklerinde (…) KCK/PKK’nin ideolojik düşüncelerine paralel bir yayıncılık anlayışının hakim olduğu ancak bu hususun tek başına sanığın sempatizan olduğu yasa dışı örgüt üyeliğine üye olmak için yeterli olmadığı, gizli tanık (..) beyanlarının genel ve soyut nitelikte olduğu, sanığın örgütsel faaliyet hakkında bilgi ve görgüsünün bulunduğuna dair kanaat edinilmediği (…), gizli tanık beyanının tek başına hükme esas alınamayacağı, 01 nolu gizli tanığın kovuşturma aşamasında dinlemediği ve hükme esas alınamayacağına” dikkat çekildi.

    Şerhte, “(..) sanığın her şüpheden uzak örgüte üye olma suçundan cezalandırılması için yeterli her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı deliller bulunmadığı” vurgulandı.

    Siirt Belediyesi Eşbaşkanı Sofya Alağaş’a “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla 6 yıl 3 ay ceza verilmesi Diyarbakır Adliyesi önünde protesto edildi.

    Açıklamada konuşan Sofya Alağaş, davanın baştan beri hukuksuz bir dava olduğuna dikkat çekti. Sofya Alağaş, “Bu dava Kürdün gazetecisini, iradesini tanımayan bir davadır. Bu mahkeme, bu devletin Kürde olan düşmanlığını bir kez daha tescilledi. Bu dava hızlandırıldı. Eksik dosyalar, soruşturmalar vardı, birleştirilmesi gereken soruşturmalar vardı. Mahkeme bütün bunlardan vazgeçip, davayı hızlandırıp, kararını verdi. Kürdün gazetecisini tanımayacaksın, yok sayacaksın ama ‘Birlikte bu ülkede yaşayacağız’ diyeceksin. Nasıl olacak bu? Kocaman bir yalanın içerisindeyiz” sözleriyle tepki gösterdi.

    DAVAYA DAİR 

    Diyarbakır merkezli soruşturmada 16 Haziran 2022’de 15 gazeteci ve basın çalışanı ile birlikte tutuklanan JINNEWS Müdürü Safiye Alağaş hakkında “Örgüt üyesi olmak” iddiasıyla iddianame hazırladı. 383 sayfadan oluşan iddianame Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Alağaş, ilk duruşmanın görüldüğü 15 Haziran’da tahliye edildi.

    Davanın 9 Ocak’ta görülen altıncı duruşmasında savcı mütalaasını açıkladı. Mahkeme heyeti, dosyada yer almayan, Ankara’daki gazetecilerin yargılandığı dava dosyasının gizli tanığını  9 Ocak’ta görülen duruşmada dinledi. Aynı zamanda, Sofya Alağaş hakkında Siirt ve Amed’de açılan iki soruşturmanın sonucunun beklenmesi kararından vazgeçti.

    İddia makamı Alağaş’ın “örgüt üyesi olma” iddiasıyla 7 yıl 6 aydan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti.

    (HABER MERKEZİ)