Etiket: şikayet

  • Erçe, ifade sonrasında konuştu: Biz o kurumu tanımadık, bundan sonra hiç tanımayacağız-VİDEO

    Erçe, ifade sonrasında konuştu: Biz o kurumu tanımadık, bundan sonra hiç tanımayacağız-VİDEO

    PİRHA-PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Ali Rıza Özdemir’in avukatı aracılığıyla yaptığı şikayet üzerine ifade verdi. İfadenin ardından açıklama yapan Erçe, “İddia edilenlerin tamamı kesinlikle yanlıştır, yalandır. Biz ayrıştıranlar değiliz. Biz o kurumu tanımadık, bundan sonra hiç tanımayacağız” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Ali Rıza Özdemir’in avukatı aracılığıyla yaptığı şikayet nedeniyle, savcılığa ifade verdi.

    “İDDİA EDİLENLERİN TAMAMI KESİNLİKLE YANLIŞTIR”

    İfade işlemlerinin ardından basın açıklaması yapan Cuma Erçe, şunları söyledi:

    “Uzunca bir zamandır, kuruluş süreçlerinden bu yana itiraz ettiğimiz, kabul etmeyeceğimizi söylediğimiz Kültür Bakanlığı kapsamında kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı’nın avukatları aracılığında hakkımda yapmış olduğu suç duyurusu 2 temel özellik ifade ediyor. Birincisi kendilerine yakışanı yapmışlardır çünkü artık bizim bütün iddialarımız gerçek olmuştur. Bunlar Aleviliği ve Alevileri temsil etmemektedir. İkinci yanı tam da hizmet ettikleri anlayışa daha çok yaklaşmak, onlara daha çok yaranmak adına Alevi olduklarını iddia eden bu şahıslar bir Alevi kurumunun, önemli bir mücadele örgütünün genel başkanını kolluk güçlerine, devlete şikayet ayıbını da yaşamışlardır. Dolayısıyla Alevi olduğunu iddia edenler ancak ve ancak yargılamayı inancımız gereği dar hukukuyla yapabilirlerken bunlar devletin makamlarına, karakola, kolluk güçlerine hakkımda şikayet ederek aslında böyle olmadıklarını, aslında bu yolda olmadıklarını da kendileri ispatlamış olmuşlardır. Hakkımızda verdikleri şikayetle halkı kin ve nefrete sürüklediğimizi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni ve kurumlarını aşağıladığımızı iddia etmektedirler ki bu tamamen asılsızdır. Bugün yapmış olduğumuz savunmada da bu asılsızlığı tümüyle ortaya koyduk. Çünkü 72 millete aynı nazara bakan, kendinden olmayanı yok saymayan bir inancın mensupları halkı ayrıştırmazlar, halkın bütünlüğünü savunurlar, kardeşliği savunurlar, barışı savunurlar. Dolayısıyla iddia edilenlerin tamamı kesinlikle yanlıştır, yalandır. Biz ayrıştıranlar değiliz. Biz o kurumu tanımadık, bundan sonra hiç tanımayacağız.”

    “ALEVİLER DOĞRULARI SÖYLEMEYE  DEVAM EDECEKTİR”

    HBVKV Genel Başkanı Ercan Geçmez ise “Hukukun üstünlüğünün olmadığı, demokratik hakların kullanılmadığı, düşünce özgürlüğünün olmadığı bir yerde doğruları söylemek bizim gibi insanlara düşüyor. Aleviler yüzyıllardır taşıdıkları doğruları, bu yüzyılda söylemeye devam edecektir” dedi.

    “İNANCIMIZI DÖNÜŞTÜRMEK İÇİN KURULMUŞ OLAN BİR APARATTIR”

    Türkiye Alevi Federasyonu Genel Sekreteri Ufuk Emre Bektaş da “Cuma Erçe ve örgütümüzün yanında olmak için buradayız. Bu köhne kuruluş ilk kurulduğu dönem bunun iyi niyetli bir yaklaşım olmadığını söyledik. Bu inancımızı dönüştürmek için kurulmuş olan bir aparat demiştik. Gün gün bunu görmekteyiz” diye konuştu.

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER: PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe ifadeye çağrıldı

  • Munzur Üniversitesi’ndeki taciz faili öğretim görevlisine 1 ay uzaklaştırma cezası verildi

    Munzur Üniversitesi’ndeki taciz faili öğretim görevlisine 1 ay uzaklaştırma cezası verildi

    PİRHA-Munzur Üniversitesi’nde çok sayıda kadın öğrenciyi taciz eden Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nde öğretim görevlisi Deha Koç’a Tunceli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından 1 ay uzaklaştırma cezası, bir kadın öğrencinin de koruma altına alınmasına karar verildi. 

    Munzur Üniversitesi’nde 2022 yılından bu yana Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak yer alan Deha Koç’un, çok sayıda kadın öğrenciyi mesaj, video ve sözlü olarak taciz ettiği iddia edildi.

    Öğrenciler şikayet dilekçelerini önce bölüm başkanına ardından ise dekana göndermesine rağmen Deha Koç, hakkında herhangi bir önleyici tedbir alınmadı. Bunun üzerine öğrenciler yaşadıkları taciz olayının ardından savcılığa başvuru yaptı.

    Kendisini taciz ettikten sonra tehdit eden Deha Koç’u şikayet eden bir öğrencinin başvurusu, Tunceli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından kabul edildi. Mahkeme, tacizde bulunan Deha Koç hakkında 6284 sayılı kanun kapsamında bir ay uzaklaştırma, kadın öğrencinin de koruma altına alınmasına karar verildi.

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Munzur Üniversitesi’nde sistematik taciz: Şikayet dilekçeleri dikkate alınmadı!
    -DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu: Munzur Üniversitesi’ndeki taciz iddiaları soruşturulmalı-VİDEO

  • Gezi direnişçisinin polisler hakkında yaptığı suç duyurusunda takipsizlik kararı

    Gezi direnişçisinin polisler hakkında yaptığı suç duyurusunda takipsizlik kararı

    PİRHA- Gezi direnişi döneminde gözaltına alınarak bombalı aracın kendisine ait olduğu yönünde ifade imzalatılmak istenen Aydın Aydoğan’ın polisler hakkında yaptığı suç duyurusunda takipsizlik kararı verildi. 

    AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Gezi olaylarına katılanlara yönelik hakaret içerikli sözleri sözlerine suç duyurusunda bulunan Aydın Aydoğan, 13 Aralık 2017’de gözaltına alındı. Bomba yüklü olduğu iddia edilen bir aracın yanına götürülmeyen çalışılan Aydın’a gözaltında işkenceyle bomba yüklü araç suçunu üstlenmesi istendi. Aydın, olaya ilişkin yaptığı suç duyurusunda Anayasa Mahkemesi’nin ihlal kararına rağmen bir kez daha takipsizlikle sonuçlandı.

    Aydoğan, Gezi olaylarına katılanlara yönelik sarf ettiği “çapulcu”, “kemirgen”, “terörist”, “dış mihrakların piyonu” gibi sözleri nedeniyle Erdoğan hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına “halkı kin ve düşmanlığa tahrikten” suç duyurusunda bulundu. Aydoğan, suç duyurusunun ardından 13 Aralık 2017’de İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde 3 sivil polis tarafından kendi aracıyla seyir halindeyken durdurularak gözaltına alındı.

    Mezopotamya Ajansı’ndan Ömer İbrahimoğlu‘nun haberine göre polisler, Aydoğan’dan aracıyla kendilerini takip etmelerini istedi. Daha sonra polis, Aydoğan‘ı “bomba yüklü” olduğu iddia edilen bir aracın yanına götürmek istedi. Polis, Aydoğan‘ı, “bomba yüklü olduğu iddia edilen ve etrafı güvenlik şeridiyle kapatılan alana” götürmeye çalıştı. Aydoğan, toplanan kalabalıktan birinin “Orada bombalı araç var gitmeyin” demesiyle aracın yanına gitmemek için direndi. Durumu cep telefonuyla çekmek isteyen Aydoğan, polisin saldırısına uğradı. Daha sonra emniyette götürülen Aydoğan’dan 3 gün haber alınamadı. Aydoğan hakkında dönemin milletvekili Barış Yarkadaş Meclis’e soru önergesi vermesinin ardından Aydoğan, serbest bırakıldı.

    7 YIL SONRA MUAYENE

    Aydoğan, kendisine kumpas kurmaya çalışan ve saldıran polisler hakkında 29 Haziran 2018’de Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Savcılık 4 Eylül 2018’de “kovuşturmaya yer yok” kararını verdi. Aydoğan bunun üzerine Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulundu. Anayasa Mahkemesi, 2022’de “etkin soruşturma yürütülmemesi” nedeniyle ihlal kararı verdi. Anayasa Mahkemesi’nin etkin soruşturma yürütmesi istemiyle dosyayı gönderdiği Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, bunun için yeniden soruşturma başlatan savcılık, aradan geçen 7 yılın ardından Adli Tıp Kurumu’ndan (ATK) rapor istedi. 7 yıl sonra Aydoğan‘ın muayene eden ATK, “Aydoğan’da darp izinin bulunduğunu, ancak olayla illiyet bağının kurulamadığı” yönünde rapor hazırladı. ATK, raporunda darbın “Aydoğan’ın hayatını etkileyecek” şekilde olmadığını belirtti.

    Savcılık ATK’nin raporuna dayanarak 27 Eylül’de bir kez daha polisler hakkında “kovuşturmaya yer yok” kararı verdi. Kararın ardından Aydoğan, Bakırköy Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’ne itirazda bulundu.

    “TÜRLÜ İŞKENCELER VE HAKARETLER ETTİLER”

    Erdoğan hakkında suç duyurusundan yaşananları anlatan Aydoğan, “Gündüz evimden dışarı çıktım. 2-3 genç indi ve polis olduklarını beyan ettiler, ‘Hakkınızda bir ihbar var, bizimle karakola gelmeniz lazım. Bizi kendi aracınızla takip edin’ dedi. Ben de aracımla peşlerinden giderken evimin yakınında bir caddeye indiler. Sağda büyük bir kalabalık olduğunu fark ettim. Polis şeritleri çekilmiş, ambulans, itfaiye var. Onlar durdu, ben de durdum. Polis, ‘Burada birkaç dakika işimiz var. Onu halledip gidelim’ dedi. Daha sonra beni de araçtan indirdiler. Bir polis arkamda öbürleri önümde beni olay yerine doğru yürüterek, sürüyorlar. O esnada orada bulunan yaşlı bir kadın, ‘Gitmeyin orada bombalı araç varmış’ dedi. O sıra Tahir Elçi yeni öldürülmüştü. Ben orada çakıldım kaldım. Arkamdaki polis beni itmeye çalıştı, ama ben gitmedim. O an telefonumu açtım fotoğraflarını çekeyim, dedim. Fotoğrafları çekerken, birisi arkadan sert bir şekilde vurdu ve ağzımdan tutarak beni yere yatırdı. Orada beni yüzüstü yatırıp ters kelepçelediler. Ayağa kaldırdılar yüzümün bir kısmı betona çarptı. Daha sonra beni polis aracın içine soktular ve o dönem daha sonra emniyet amiri olduğu ortaya çıkan polis, yüzüme vurdu. Ağzım kanadı. O esnada fotoğraflarımı çekti. Daha sonra birileriyle konuştu ve ‘Bunu götürün canını almayın daha sonra ben alacağım’ dedi. Beni bir yere götürdüler, türlü türlü işkence ve hakaretler ettiler” diye konuştu.

    “İFADE HAZIRLATTILAR”

    İşkenceli geçen 3 günlük gözaltından ailesiyle tehdit edildiğini ifade eden Aydoğan, “Akşama doğru bir ifade hazırlayıp geri getirdiler. İfadede, güya bombalı aracı ben getirmişim. Aracıma dokunmayın, diye bağırmışım, koşmuşum ve örgütsel sloganlar atmışım. Bu ifadeyi imzalamamı istediler. Ben imzalamadım. Daha sonra dönemin milletvekili Barış Yarkadaş Meclis’e soru önergesi verince, 3 günün sonunda beni hızlıca savcılığa çıkardılar. Savcılıktan sonra olayla bağlantım olmadığı için serbest bırakıldım, fakat soruşturma devam ediyor. Olay yüzünden ‘örgüt üyeliği’ iddiasıyla yargılandım, daha sonra ‘kovuşturmaya yer yok’ kararı verildi” ifadelerini kullandı.

    “AYM, ETKİN BİR SORUŞTURMA YAPILMADIĞINI BELİRTTİ”

    Olaydan sonra olay yerinden görüntü ve fotoğraflara ulaştığını ve bunlarla birlikte polisler hakkında suç Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı bulunduğu suç duyurusunda takipsizlik kararı verildiğini hatırlatan Aydoğan, bu karşı Anayasa Mahkemesi’nde bireysel başvuruda bulunduğu belirtti. AYM, etkin bir soruşturma yapılmadığı, kişinin olayla ilgili araç plakalarını vermesine ve kişilerin görüntülerini vermesine rağmen savcılığın asıl görevi olan soruşturmayı genişletmediği için dosyada ihlal kararı verip savcılığa gönderdiğini vurgulayan Aydoğan, “Dosya aynı savcının önüne geldi. Ancak dönemin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcısı Ekrem Aydıner, dosyayı alıp ‘Ben inceleyeceğim’ dedi. Dosya 2 buçuk yıldır, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nda bekletiliyordu. Şu an yeni bir savcı geldi” şeklinde konuştu.

    7 YIL SONRA İŞKENCE İZİ ARANDI

    Kendisinin muayene için 2023’ün Şubat ayında ATK’ye giderek muayene olduğunu dile getiren Aydoğan, 2 yıl sonra ATK’nin kararını açıkladığını ifade etti. ATK’nin “olayla bir illiyet bağının bulunmadığına” değerlendirmesi yaptığını söyleyen Aydoğan, “Ben savcıya, 7 yıl sonra işkence izi mi kalır, o döneme ilişkin bütün raporlarımız var, dedim. Savcılık ise 16 Ekim’de ‘kovuşturmaya yer yok’ kararı verdi. Gerekçe, ATK raporu gösterilmiş. Savcılığın yapması gereken, olay anında geniş ve etkin bir soruşturma kapsamında götürüldüğüm karakolların kamera görüntülerini, MOBBESE’ler tespit etmeliydi. 7 yıl sonra ‘İşkence izleri kişinin hayatını etkileyecek şekilde değil’ demiş. Yani işkence var, ama hayatını etkilememiş demiş. O gün beni ağır şekilde engelli bıraksalardı. Ondan sonra mı ATK raporu uygun verecekti” diye belirtti.

    “SİYASİ KARAR”

    Savcılığa araç plakası ve MOBBESE kameralarının yerini gösterdiğinin altını çizen Aydoğan, savcılığın buna rağmen bir şey yapmadığını söyledi. Savcılığın “kovuşturmaya yer yok” kararına itiraz ettiklerini belirten Aydoğan, kararın siyasi olduğunu vurgulayarak, “Bu arada bunlardan biri o dönem emniyet müdür yardımcısıyken, Yozgat Emniyet Müdürü yapıldı. Yozgat Valiliği’nde verdiği ifadesinde, ipe sapa gelmez hakaretlerle bizi ‘terörle iltisaklı’ göstermiş. Yozgat Emniyet Müdürü, ‘Bu adam Gezi olaylarına karışmış. Barış Yarkadaş önerge verdi, o da CHP’nin milletvekili. Bunun haberini yapanlarda terörü öven gazeteler’ demiş” diye belirtti.

    MUAYENE RAPORU DEĞİŞTİRİLDİ 

    Hastane evraklarının değiştirildiğini ifade eden Aydoğan, “Beni hastanede erkek doktor muayene etti. 2019 yılında lösemi olan bir çocuğum vefat etti. Ben de o dönem Bakırköy Hastanesi’ne gittim ve hafif depresif tanısı kondu. Daha sonra savcılık ‘Aydoğan hakkında her şeyi istiyorum’ demiş. Bunlar muayene raporumu ‘alkol ve madde kullanımı’ şeklinde düzenlemişler, imzayı da bir kadın doktor atmış. Bunları da şikayet ettim. Daha sonra hastane ‘sehven’ bu işlemi yaptıklarını söyledi. Hastane çalışanlarını şikayet ettim, ama İstanbul Valisi Davut Gül, soruşturmaya izin vermedi” diye kaydetti.

    MUALİFLERE YÖNELİK TUTUM

    Muhalif duruşu bulunan kişilerin akıl sağlıklarının yerinde olmadığına yönelik hastanelere sevkini hatırlatan Aydoğan, şunları söyledi:

    “Dokunan yanıyor. Hatırlarsanız Erdoğan’a bir çiftçi sitem etmişti. Erdoğan o çiftçiye, ‘Ananı da al git’ demişti. O kişiye deli raporu aldırdıkları, hastaneye yatırdıkları basına yansıdı. Yine Avukat Dilek Ekmekçi için yurtlardaki çocuk tacizi ve istismarıyla ilgili çalışmaları nedeniyle ‘akıl sağlığı yerinde değil’ diye rapor aldırılmak isteniyor. Öyle bir sistem ki hakkınızı aradığınız an bunları önünüze koyuyorlar. Ama biz bunları kabul etmiyoruz. Gerekirse yine AYM’ye kadar gideriz. AYM’ye, AYM kararları uygulanmıyor, diyerek gideceğiz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Bursa’da din dersi öğretmeninin Alevilere yönelik nefret söylemine suç duyurusu

    Bursa’da din dersi öğretmeninin Alevilere yönelik nefret söylemine suç duyurusu

    PİRHA- Bursa’da Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni Mehtap Cengiz’in sınıfta Aleviler hakkında sarf ettiği nefret söylemine Bursa Barosu ve Alevi örgütleri tepki göstererek, öğretmenin görevden alınmasını istedi. Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün öğretmen hakkında soruşturma başlattığı öğrenildi.

    Hürriyet Anadolu Lisesinde görev yapan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeninin sınıfta ‘Ben Alevilerin gittikleri yolun yanlış olduğunu düşünüyorum. Çoğu Alevi ailede çocuğun kimden olduğu belli değil” söylemine sınıfta bulunan Alevi öğrencinin velisi tepki göstererek olayı yargıya taşıdı.

    Yaşanan nefret söylemi üzerine Bursa’daki Alevi örgütleri Bursa valisiyle görüşerek öğretmenin görevden alınmasını istedi. Yaşanan nefret söylemine ilişkin suç duyurusunda bulunan Bursa Barosu ise konunun takipçisi olacağını söyledi.

    MİLLİ EĞİTİM OLAYLA İLGİLİ SORUŞTURMA BAŞLATTI

    Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Mehtap Cengiz’in sınıfta, “Ben Alevilerin gittikleri yolun yanlış olduğunu düşünüyorum. Çoğu Alevi ailede çocuğun kimden olduğu belli değil. Alevilerin Hz. Ali’yi Hz. Peygamberimizin yerine koyduklarını, çoğu Alevinin ahlaki açıdan bozuklukları bulunduğunu, bir erkek ile kız öğrencinin ders dışında konuşmasının da zina olduğunu” söylemesi üzerine sınıfta bulunan Alevi öğrenciler durumu ailelerine bildirdi. Bir ailenin okula gelerek duruma tepki göstermesi ve suç duyurusunda bulunmasının ardından Milli Eğitim olayla ilgili soruşturma başlattı.

    Aile, Bursa Barosu’na başvurarak konu hakkındaki şikayetlerini bildirmesi üzerine Bursa Barosu İnsan Hakları Komisyonu savcılığa suç duyurusunda bulundu.

    “NEFRET SÖYLEMLERİNİN CEZASIZ KALMAMASI İÇİN MÜCADELE EDECEĞİZ”

    Yaşanan nefret suçu ile ilgili konuşan Bursa Barosu İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Kemal Özgür Yetkin, “Bu insanlık suçudur. Türk Ceza Kanunu’nun 216. Maddesi’nde düzenlenen halkı kin ve düşmanlaştırma veya aşağılama başlıklı maddesi uyarınca suç oluşturduğu açıktır. Ayrıca bu durum laikliğe de aykırıdır. Nefret söyleminde bulunan bir eğitimcinin eğitim faaliyetlerine devam etmesi kabul edilemez. Başka bir okula tayin edilmesini de kabul etmiyoruz. Çünkü gittiği yerde de bu zararlı düşüncelerini yaymasına neden olacaktır. Soruşturmanın selameti açısından derhal açığa alınmasını talep ediyoruz. Ayrıca bu zihinde bu nefret söylemine devam ediyorsa eğitimcilik yapmaması gerekir. Bursa Barosu İnsan Hakları Komisyonu olarak nefret söylemlerinin cezasız kalmaması için mücadele edeceğiz.

    BARO’DAN SUÇ DUYURUSU

    Baro, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni Mehtap Cengiz hakkında suç duyurusunda bulundu.

    Osmangazi İlçesi’nde Hürriyet Anadolu Lisesi Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni Mehtap Cengiz’in; 10-G sınıfında ders esnasında, Alevi inancına, kültürüne yönelik aşağılayıcı ve ayrımcı ifadeler kullanarak nefret söyleminde bulunduğu, öğrenci K. Gizir’in babası Serkan Gizir ve babaannesi Yazgülü Gizir tarafından Bursa Barosu Başkanlığı’na dilekçeyle bildirildi.

    BURSA BAROSU BAŞKANI’NA ZİYARET

    Serkan Gizir ve Yazgülü Gizir, Bursa Barosu Başkanı Av. Metin Öztosun’u ziyaret ederek, kızlarının okulda yaşadıklarını anlattı. Görüşmede, Bursa Barosu Başkan Yardımcısı Av. Aslı Evke Yetkin ile İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Av. Kemal Özgür Yetkin de bulundu ve daha sonra suç duyurusu dilekçesi hazırlandı.
    Bursa Barosu adına Av. Kemal Özgür Yetkin’in yazdığı dilekçede, öğretmenin, “Ben Alevilerin gittikleri yolun yanlış olduğunu düşünüyorum. Çoğu Alevi ailede çocuğun kimden olduğu belli değildir. Alevilerin Hz. Ali’yi Hz. Peygamberimizin yerine koyduklarını, çoğu Alevinin ahlaki açıdan bozuklukları bulunduğunu, bir erkek ile kız öğrencinin ders dışında konuşmasının da zina olduğuna” ilişkin Alevi inancına, kültürüne yönelik aşağılayıcı ve ayrımcı ifadelerle nefret söyleminde bulunduğu belirtildi.

    ÖĞRETMEN HAKKINDA SORUŞTURMA

    Bursa’daki Alevi örgütleri Bursa Valisi ile görüşerek öğretmenin görevden alınmasını isterken, Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün öğretmen hakkında soruşturma başlattığı öğrenildi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Munzur Üniversitesi’nde araştırma görevlisinden öğrencilere taciz ve hakaret iddiası

    Munzur Üniversitesi’nde araştırma görevlisinden öğrencilere taciz ve hakaret iddiası

    PİRHA-Munzur Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde araştırma görevlisi olan İlyas K.’nin kız öğrencilere mesajlar attığı, erkek öğrencilere ise küfür ve hakaretlerde bulunduğu iddia edildi. Sürekli kendilerini taciz ettiği gerekçesiyle 95 kişi geçen hafta toplu olarak şikâyet dilekçesi yazıp rektörlüğe verdi. 

    Munzur Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde araştırma görevlisi olan İlyas K.’nin kız öğrencilere taciz içeren mesajlar attığı, erkek öğrencilere ise küfür ve hakaretlerde bulunduğu iddia edildi.

    Konuya ilişkin 95 öğrenci Munzur Üniversitesi Rektörlüğü’ne dilekçe verirken, öğrencilerden bazıları karakolda da şikayetçi olup ifade verdi.

    “SINIFTA TELEFONUMU UNUTTUĞUM İÇİN BANA HAKARET ETTİ”

    Munzur Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümü öğrencisi Fatih Güngör, “Sınavda görevli olan İlyas K., 3-4 ay önce sınavdan çıkarken sınıfta telefonumu unutmuştum sınıfa geri geldiğimde bana hakaret etmeye başladı, bir üniversite hocasının bunu yapacağını hiç düşünmemiştim. ‘Lan, it niye telefonunu sınıfta bırakıyorsun’ diye bana hakaret etti, ben de ‘benimle böyle konuşamazsınız’ dedim. Bana ‘sana soruşturma açacağım, seni bitireceğim benim arkam sağlam’ dedi. Sadece telefonumu unuttuğum için böyle hakaretlere ilk kez maruz kaldım. Bir başka öğrenci kapıyı kapattığında rüzgârdan dolayı sert kapandığı için öğrenciye hakaret edip sınav kâğıdına kopya yazdı” dedi.

    “SÜREKLİ BİZİ TACİZ ETTİĞİ İÇİN ŞİKAYETÇİ OLDUK”

    İsmini vermek istemeyen Munzur Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümü öğrencisi ise, “İlyas K. araştırma görevlisi olarak görev yapmakta ve derslerimize girmektedir. Geçen dönem İnstagram’dan bana istek gönderdi ben de bizim bölümde araştırma görevlisi olduğu için isteği kabul ettim. İnstagram’dan kendisini ekledikten sonra telefon numaramı istedi ben de derslerimize gireceğini düşündüğüm için telefon numaramı verdim, daha sonra gece Whatsap’tan bana mesaj attı ‘Seni çıkartamadım resmini atar mısın’ dedi. Daha sonra ise ‘Yurtta mısın, yurttaysan seni arabayla alıyım benim eve gideriz’ diye mesaj attı. Ben de kendisine sen ne münasebetle bana böyle mesajlar atarsın, dedim. Bana sakın beni mahkemeyle uğraştırma, konuştuğumuzu da kimseye söyleme dedi. Ertesi gün okulda bulunduğum gün bana Whatsap’tan ‘Ben odamdayım gelebilir misin, görüşelim’ şeklinde mesaj attı. Bana bu şekilde iki gün boyunca mesajlar attı ben kendisine cevap vermeyince gönderdiği mesajlarını sildi. İlk dönem sınıfa gözetmen olarak geldiğinde sınav boyunca sık sık bana bakarak beni rahatsız etti. İkinci dönemde kendisinin gözetmen olduğunu bildiğim için onun girdiği sınava girmedim. İlyas K., sürekli bizi taciz ettiği için 95 kişi geçen hafta toplu olarak şikâyet dilekçesi yazıp rektörlüğe verdik” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’de Doğukan Gül isimli gence polis işkencesi-VİDEO

    Dersim’de Doğukan Gül isimli gence polis işkencesi-VİDEO

    PİRHA- Dersim’de dün gece saatlerinde 3 arkadaşı ile gözaltına alınan Doğukan Gül isimli genç, götürüldüğü İl Emniyet Müdürlüğü’nde polisler tarafından işkenceye uğradı.

    Dersim’de dün gece Atatürk Mahallesi’nde polislerce gözaltına alınan Doğukan Gül isimli genç, götürüldüğü Tunceli İl Emniyet Müdürlüğü’nde polislerce darp edildi. Darp edilen Gül, aldığı darp raporu ile bugün Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’na giderek suç duyurusunda bulundu.

    Tunceli Adliyesi önünde ulaştığımız Gül, yaşananları, “Dün gece saat 12.00 civarında yol üzerinde yürüyüş yapıyorduk. Silah sesleri duyduk ve korktuk. Hızlı yürümeye başladık. Ve polisler bizi zorla arabaya koydular ve karakola götürdüler. Karakola girer girmez bütün polisler bana saldırdı. Üç dakika boyunca bana vurdular. Aynı şekilde başka odaya alınca da bana şiddet uyguladılar. Sabaha kadar gözaltında tuttular. Şiddete sonra bayıldım ve kendimi yerde buldum. Ondan sonra benim olayla alakam olmadığını anlayıp şikayetçi olmamamı istediler” sözleriyle anlattı.

    Sabah saat 08.00 sularında gözaltına alınan 3 arkadaşı ile birlikte ifadelerinin alındığını kaydeden Gül, ardından Tunceli Devlet Hastanesi’ne sağlık muayenesi için götürüldüğünü söyledi. Hastanede darp raporu alan Gül, Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’na giderek kendisini darp eden polisler hakkında suç duyurusunda bulunduğunu belirtti.

    Diğer yandan Gül’ün babası Hüseyin Gül, suç duyurusu için polislerden yoldaki ve karakoldaki mobese ve kamera görüntülerini istediklerini ancak emniyetin kameraların bozuk olduğunu ileri sürdüklerini kaydetti.

    PİRHA/DERSİM

  • ADFE Başkanı Fırat, ‘Yeni bir din mi yaratıyorsunuz’ diyen bir şahıs tarafından şikayet edildi

    ADFE Başkanı Fırat, ‘Yeni bir din mi yaratıyorsunuz’ diyen bir şahıs tarafından şikayet edildi

    PİRHA- Garip Dede Cemevine gelen Alevilerin araçlarını kamusal alanda park etmeleri sebebiyle cemevine gelen bir şahıs ADFE Genel Başkanı Celal Fırat’ı “Yeni bir din mi yaratıyorsunuz” diye tehdit edip karakola şikayet etti. Duruma tepki gösteren Pir Celal Fırat, “Alevilerin kamusal alanda özgürlüğü yok. Yerel yönetimlere ve Kültür Bakanlığı’na ait tüm mekanlar Sünni vatandaşların hizmetine sınırsız sunulmakta” dedi. 
    Fırat, “Garip Dede Cemevi; Alevi canlarımızın inançsal hizmetlerini ve sosyal kültürel çalışmalarını yapan ve yoğun ziyaretçisi olan bir cemevi. Bu noktada ele alındığında yaşam alanların genişletilmesi, inançsal hizmete erişimin sağlanması için hep mücadele etmek zorunda kalmıştır.

    Kamusal alanda gerçekleşen yapısal çözülmeler lehimize olmadığı için, cemevimizi ziyarete gelen canlarımız cemevimize ait olmayan bazı alanlara araçlarını park etmek zorunda kalıyorlar. Hoşgörüsüz, inanç merkezlerimizi değersizleştirmek isteyen şahıslar, ya gelen canlarımızı taciz etmekte, ya da cemevine gelerek bizi şikâyet ederek tehdit etmektedirler” dedi.


    Fırat, bir şahsın cemevine gelip “Siz yeni bir din mi yaratıyorsunuz” dediğini belirterek şunları kaydetti:

    “Dün akşam cemevimize gelip aleni bir şekilde (kamera görüntüleri mevcut) bana parmak sallayarak, “Siz yeni bir din mi yaratıyorsunuz?” şeklinde benimle polemiğe giren bir vatandaş, kendisine sadece “Ukalalık yapmayın ve burayı terk edin” dememe rağmen kendisini tehdit ettiğimi iddia ederek beni şikayet etmiş. Biz devlet yetililer’ diye size şikayete gelen bir Alevi can gördünüz mü?
    Biz her gün bu şikayetlerle karşı karşıyayız. Ama bizler Alevi canlarımıza inançsal hizmet vermeye devam edeceğiz, yılmayacağız, vazgeçmeyeceğiz.”

    “ALEVİLERİN KAMUSAL ALANDA ÖZGÜRLÜĞÜ YOK”

    Celal Fırat mesajında yerel yönetimlere ve Kültür Bakanlığı’na ait tüm mekanların Sünni vatandaşların hizmetine sınırsız sunulduğunun altını çizerek, “Alevi toplumunun birbiriyle kamusal alanda iletişim kurması veya katılım göstermesi, Alevilik inancının yaşatılması ile ilgili fikir ve eylemleri özgürce dile getirmesi, devletin denetiminde olan açık alanlarda yasak. İnanç özgürlüğüne getirilen bu yasak, kent içinde temsil hakkımızın olmaması demektir. Bu da demokrasinin siyasal olarak işlenmemesinden kaynaklanmaktadır. Örneğin; inancımızla ilgili sosyal ve kültürel etkinlikler, ya da önemli gün ve haftaların anılması veya yaşanması ile ilgili çalışmaların büyük bir kısmını cemevlerimizin dahilinde yer alan yaşam alanları içinde zorunlu olarak yapmaktayız. Buna karşı yerel yönetimler ve kültür bakanlığına ait tüm mekanlar Sünni vatandaşların hizmetine sınırsız sunulmakta” ifadelerini kullandı. 

    PİRHA/ İSTANBUL

  • AKP’li vekil şikayet etti, Ankara Katliamı’nda kızını kaybeden babaya soruşturma açıldı

    AKP’li vekil şikayet etti, Ankara Katliamı’nda kızını kaybeden babaya soruşturma açıldı

    İçişleri Bakanlığı Müfettişliği, AKP’li Serkan Bayram’ın şikayeti üzerine Ankara Katliamı’nda kızını kaybeden Faik Deli hakkında  soruşturma başlattı.

    IŞİD’in düzenlediği ve 103 kişinin hayatını kaybettiği 10 Ekim Ankara Katliamı’nda yaşamını yitiren Dicle Deli’nin babası Faik Deli hakkında AKP’li Milletvekili Serkan Bayram’ın şikayeti üzerine İçişleri Bakanlığı Müfettişliği tarafından soruşturma başlatıldı.

    Faik Deli’nin Meclis’e ziyarete gittiği bir gün Dicle Deli’ye “terörist” diyen AKP İstanbul Milletvekili Serkan Bayram’a “rahatsız edici sözler” söylediği öne sürüldü. Cumhuriyet’ten Seyhan Avşar’ın haberine göre baba Faik Deli’nin avukatı Nesrullah Oğuz, “Esas rahatsız edici olan Türkiye tarihinde meydana gelen en büyük katliamda yaşamını yitiren gencecik bir insanın cenazesini ‘terörist cenazesi’ olarak adlandırmaktır” dedi.

    AKP’Lİ VEKİL, İMAMOĞLU’NUN ‘TERÖRİST CENAZESİNE GİTTİĞİNİ’ SÖYLEMİŞTİ

    AKP Milletvekili Serkan Bayram, Dicle Deli’nin cenazesine giden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun “terörist” cenazesine gittiğini söylemişti. Faik Deli, bu ifadelerin ardından AKP’li Bayrak hakkında suç duyurusunda bulunmuştu.

    Bakırköy Belediyesi’nde memur olarak çalışan Faik Deli, 9 Temmuz 2019 günü TBMM’ye bazı milletvekillerini ziyarete gitti. İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişleri baba Faik Deli’nin Meclis’in ana binası kapısında yanında bulunan 4 kişi ile beraber AKP’li vekil Serkan Bayram hakkında “rahatsız edici şekilde” konuştuğunu öne sürerek, Deli’nin savunmasının alınmasını istedi.

    Söz konusu evrakta “rahatsız edici sözlerin” ne olduğu ise belirtilmedi.