Etiket: silah

  • Düzgün Baba Cemevine tahliye davası: Bu davayla inancımızı küçük düşürmektedirler-VİDEO

    Düzgün Baba Cemevine tahliye davası: Bu davayla inancımızı küçük düşürmektedirler-VİDEO

    PİRHA- Nazimiye Kaymakamı Uğur Tutkan’ın, Düzgün Baba Cemevi yönetimini tehdit etmesi sonrasında dernek yönetimine tahliye davası açıldı. 5 Nisan’da görülecek tahliye  duruşmasını sahiplenme çağrısı yapan Cemevi Başkanı Sinan Kırmızıçiçek, “Bu tahliye davası inancımıza açılmış bir davadır, toplumumuza açılmış bir davadır. Bu davayı açmakla toplumumuzu, inancımızı küçük düşürmektedirler” dedi.

    Düzgün Baba Cemevi Başkanı Sinan Kırmızıçiçek, Nazimiye Kaymakamı Uğur Tutkan tarafından Düzgün Baba Cemevine verilen idari ve mali para cezalarına ilişkin açıklama yapmıştı.

    Nazimiye Kaymakamı Uğur Tutkan, Düzgün Baba Cemevi Başkanı Sinan Kırmızıçiçek’in açıklamalarına dair sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Kanunsuzluk, usulsüzlük kıblesi olanlara doğru yolu göstereceğiz. Türkiye Cumhuriyeti kanun ve hukuk devletidir. Sana da uzantılarına da öğreteceğiz kanunu, hukuku ve devletimizin gücünü” diyerek silahlı poz vererek tehdit etmişti.

    Düzgün Baba Cemevinde gerçekleşen Birlik Cemevi öncesinde açıklama yapan Cemevi Başkanı Sinan Kırmızıçiçek, kendilerine biat etmeyen dernek ve kurumların hedef gösterilerek tehdit edildiğini belirtti. Cemevinin boşaltılmasına dair kendilerine tahliye davası açıldığını kaydeden Kırmızıçiçek, Alevi toplumuna bu davayı sahiplenme çağrısında bulundu.

    “DOĞRU TEMSİLİYET BOYUTUNDA BİR DURUŞUN SAHİBİ OLMAK İSTEDİK”

    Düzgün Baba Cemevinin hem sosyal hem kültürel birçok çalışma yürüttüğünü söyleyen Kırmızıçiçek, “İkrarlık ve üzerine bizim burada bir sistem bir ortam kurmamız lazım. Buraya gelen canlar burada kendi delilini uyandırsın. Düzgün babayla hasbihal olsun, kendi ithaf ve ibadetini yerine getirsin istedik. Bunun koşullarını bunun ortamını sağladık. Burada tığlanan kurbanlar sadece burada değil, köylerimizde, diğer bölgelerimizde ihtiyaç sahibi canlarına ulaştırıldı. Yine bu ilçede okuyan 38 öğrencimize şu an halihazırda burs veriyoruz.. Yani her anlamda hem sosyal hem kültürel birçok faaliyet ve çalışma içerisinde bulunduk. Bunun yanında inancımızın doğru temsiliyeti boyutunda bir duruşumuz var. Yani bizler Türkiye’deki demokratik Alevi hareketi ve Avrupa’daki Alevi kurumlarının, kanaat önderlerimizin, analarımızın içerisinde olduğu bir duruş, emek sürecini yaşadık” dedi.

    “CİDDİ SORUN VE SIKINTILAR YAŞADIK”

    Kırmızıçiçek, dönemin Nazimiye Kaymakamı Uğur Tutkan’ın cemevine önüne gelerek ağır silahlarla kendilerini tehdit etmesine dair süreci paylaşarak şunları söyledi:

    “Cemevi inşa edilirken o dönem 5 bin metrekare alan tapu tahsis talebinde bulunuyor. Tabii o dönem buraya bir kadastro girmediği için tapu taşı yapılamıyor. 2011 yılında bu bölgeye kadastro geliyor. Kadastro girdiği dönemki dernek yönetimi ve muhtar aynı aile çevresinde olduğu için burayı köy üzerine kaydetmişler. Son olarak iki yıldır bu ilçenin kaymakamıyla çok ciddi sorun ve sıkıntılar yaşadık. Neden yaşadık? Neden mesela başka bir kuruma yönelmediler ve buraya yöneldiler? Çünkü demin de ifade ettiğim gibi biz herhangi kimseye biat etmeyiz. Bizler  için esas olan jar ve diyarlarımızdır. Yolumuzdur, erkanımızdır, pirlerimizdir, analarımızdır. Biz boynumuzu ancak ve ancak pirlerimizin önünde bükeriz. Biz Alevilerin inanç merkezlerine, cemevlerine ibadethane statüsünün verilmesinin yanında diğer bütün ortak Alevi taleplerinin arkasındayız. Bunlar her koşulda dile getirmişizdir. Dolayısıyla bundan kaynaklı özellikle 2019-2022 yılları arasında bir önceki kaymakam döneminde çok ciddi anlamda cezai yaptırımlara tabi tutulmuştuk. Kamuoyuyla paylaştığımız günün akşamı dönemin kaymakamı gelip burada uzun namlulu silahlarla bizi tehdit etmişti. ‘Sana ve uzantılarına devletin gücünü göstereceğim’ diye bizleri tehdit etmişti. Dolayısıyla o süreçten sonra biliyorsunuz bir intihar uyandı, çok ciddi bir kamuoyu oluştu, bir tepki verildi.”

    Tunceli Valiliği’nin yaptığı ‘işgal’ açıklaması sonrasında bir sürecin planlandığını ve kendilerine tahliye davası açıldığını ifade eden Kırmızıçiçek, şunları vurguladı:

    “Onun ardından adeta ölü taklidi yapan Tunceli Valiliği bir hafta sonra ‘Dernek Düzgün Baba Cemevi’nin fuzuli işgal ediyor” diye bir açıklama yaptı.Biz Tunceli Valiliğinin yaptığı bu açıklamanın kaymakamın içine düştüğü kanunsuzluğu, kanun tanıması da hukuksuzluğu örtbas ettiğini ama diğer taraftan kendilerine biat etmeyen, kendilerine hizmet etmeyen dernekleri, kurumları hedef gösterdiğini dolayısıyla bu tehdidi, kaymakamlık tehdidini bir adım ileri getirdiğimizi söylemiştik. Buradan yaptığı açıklamayla aslında derneğimize dönük bu kurumlarımıza dönük önümüzdeki süreçte planlarını ifade ediyor demiştik.

    Bir hafta sonra Çevreci Köyü Muhtarı Mehmet Ali Gül tahliye doğası için savcılığa gidip başvurdu. Bize bir tarih sonrasında dava açılmış. Bu hafta içi Nazmiye Asiye Hukuk Mahkemesi’nde tahliye davamız görülecek. Burası önemli bir mekan. Biz mahkeme kapılarına kadıya gitmeyiz. Bizim inancımıza, erkanımıza bu aykırıdır. Biz daha önce de bütün bu canlarımıza çağrı yaptık, bu oyunlara gelmeyin. Bunlar buralara hepimizin son mekanlarıdır. Dolayısıyla bir sorunumuz, bir talebimiz, bir önerimiz, bir eleştirimiz varsa meydan burasıdır. Cem cemaat ortamıdır. Cem ortamında bir araya geliriz, dara dururuz.”

    “TAHLİYE DAVASIYLA ALEVİ İNANCI KÜÇÜK DÜŞÜRÜLMEKTEDİR”

    Kırmızıçiçek, Düzgün Baba Cemevine açılan tahliye davasıyla Alevi toplumun ve inancının küçük düşürülmek istendiğini sözlerine ekleyerek, “Pirlerimiz ne karar verirse boynumuz kıldan incedir. Pirlerimizin vereceği karar bizim için temeldir ve esastır. Onun dışında hiçbir şeyi kabul etmiyoruz. Gün birlik günü, dayanışma günü, bir olan olma günüdür. Bu anlamıyla bir çaba içerisindeyiz. Bu konuda sizleri de dayanışmaya davet ediyoruz. Yani Düzgün Baba hepimizin ibadetgahıdır. Bu tahliye davası inancımıza açılmış bir davadır, toplumumuza açılmış bir davadır. Bu davayı açmakla toplumumuzu, inancımızı küçük düşürmektedirler. Dolayısıyla Düzgün Baba’nın huzurunda pirlerimizin huzurunda şunun sözünü veriyoruz. Asla ve asla geri adım atmayacağız. Bizler sonuna kadar yol erkan çerçevesinde hizmetlerimizi yürüteceğiz. Çarşamba günü Nazmi Asliye Hukuk Mahkemesi’nde davamız var. Koşulları uygun bütün canlıları dayanışmaya davet ediyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER

    >Nazimiye Kaymakamı’ndan Düzgün Baba Cemevi yöneticilerine tehdit!

    >‘Hızır ayında Düzgün Baba Cemevi’ne 60 bin TL idari ve mali para cezaları kesildi’

    >Düzgün Baba Cemevi Başkanı Kırmızıçiçek’ten, Nazımiye Kaymakamı hakkında suç duyurusu

     

  • Dersim’de kadına sözlü tacizde bulunan uzman çavuş, silahıyla etrafa ateş açtı

    Dersim’de kadına sözlü tacizde bulunan uzman çavuş, silahıyla etrafa ateş açtı

    PİRHA-Dersim’de Moğultay Mahallesi Cumhuriyet Caddesi’nde dün gece saatlerinde yoldan geçen kadına laf atan uzman çavuş, daha sonra silahıyla etrafa ateş açtı. 

    Dersim’de Moğultay Mahallesi Cumhuriyet Caddesi’nde dün gece saatlerinde 2 uzman çavuş, yolda yürüyen genç kadına sözlü olarak tacizde bulundu. Kadının araçtaki kişilerin kendisini taciz ettiğini belirtmesi üzerine, vatandaşlar uzman çavuş olduğu ileri sürülen kişiye tepki gösterdi.

    Araç içinde bulunan bir kişi araçtan inerek etrafa tabancayla 3 el ateş etti. Uzman çavuş olduğu iddia edilen kişi yanında bulunan bir arkadaşını yanlışlıkla ayağından yaraladı. Etrafa ateş açan kişi, vatandaşların tepkisi üzerine olay yerinden otomobiliyle hızlıca uzaklaştı. Polis ekipleri olay yerinden uzaklaşan kişiyi yakalayarak gözaltına aldı. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı da olayla ilgili soruşturma başlattı.

    Otomobille kaçan ve yanındaki 2 kişi, polis ekiplerince yakalanıp, gözaltına alındı. Tedavisinin ardından ayağından yaralanan kişi de gözaltına alındı. Şüphelilerin işlemlerinin sürdüğü belirtildi.

    Emek Partisi (EMEP) Dersim İl Örgütü, Dersim Yenigün Kadın Dayanışma Derneği, Dersim Barosu ve Tunceli Valiliği konuya ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    “DERSİM HALKINA VE KADINLARA KARŞI BİLİNÇLİ BİR ŞİDDET POLİTİKASININ BİR PARÇASIDIR”

    EMEP Dersim İl Örgütü’nün yaptığı yazılı açıklamada, “Gerek kentin yerlileri, gerekse kente dışarıdan gelen üniversite öğrencilerine dönük sistematik taciziyle bilinen kolluk görevlilerinin bu ilk vukuatı değildir. Yurtların kapılarında, sokakta, işyerlerinde ve toplumsal her alanda pervasızca kadınlara karşı suç işleyen kolluk, bu haliyle kadınların özgürce sokakta yürümesinin dahi tehdidini oluşturmaktadır. Bütün bunlar ise kendini bilmez birkaç kişinin münferit eylemi değil, Dersim halkına ve kadınlara karşı bilinçli bir şiddet politikasının bir parçasıdır” denildi.

    “BÜTÜN KADINLARI HER TÜRLÜ ŞİDDETE KARŞI BİR ARADA OLMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

    Dersim Yenigün Kadın Dayanışma Derneği tarafından yapılan yazılı açıklamada ise şunlar dile getirildi:

    “Kentimizde yaşayan kadınlara karşı bilinçli olarak devam eden bu şiddet politikasına karşı kadınlar yalnız değildir. Sokaklarında kadınların günün her saatinde, kentin her yerinde özgürce ve güvenle yürüyeceği bir kenti kadınların örgütlü mücadelesi inşa edecektir. Bütün kadınları, her türlü şiddete karşı bir arada olmaya çağırıyoruz.”

    “OLAYIN HUKUKİ BOYUTUNUN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”

    Dersim Barosu da yaptığı yazılı açıklamada, “İlimizde dün akşam saatlerinde ikisi sivil, ikisi askeri personel olduğu öğrenilen dört şahısın, içerisinde bulundukları araçtan bir kadın vatandaşımıza karşı sözlü tacizde bulundukları öğrenilmiştir. Tacize maruz kalan kadın ve çevredeki vatandaşların tepkisi üzerine, görgü tanıklarının ve mağdurun da anlatımıyla şahıs silahı önce taciz edilen kadına, ardından çevreden tepki gösteren vatandaşlara doğrultmuş akabinde havaya ateş etmiştir. Ayrıca olay esnasında silahlı şahsın kendi arkadaşını ayağından vurduğu da gelen bilgiler arasındadır. Bizler Dersim Barosu olarak ilimizde gerek kolluk personelinin, gerekse sivillerin kadınlara karşı silah kullanmak suretiyle karıştığı hadiselerin sayısının artmakta olduğunu görmekteyiz. Dersim Barosu olarak Kadın ve Çocuk Hakları Komisyonumuz ile birlikte olayın hukuki boyutunun takipçisi olacağımızı kamuoyuna bildiririz” diye belirtildi.

    “4 ŞAHIS YAKALANARAK GÖZALTINA ALINMIŞ, HAKLARINDA ADLİ VE İDARİ SORUŞTURMA BAŞLATILMIŞTIR”

    Konuya ilişkin Tunceli Valiliği tarafından yapılan yazılı açıklamada, “27 Ağustos günü saat 22.30 sıralarında, Cumhuriyet Caddesi üzerinde aynı araçta bulunan kişiler ile cadde üzerinde bulunan kadın bir vatandaşımız arasında tartışma çıkmış, tartışmaya çevrede bulunan vatandaşlarımızın da müdahil olmasıyla olay yerinde arbede yaşanmıştır. Konu vatandaşlarımızın ve emniyet güçlerimizin müdahalesiyle sonlandırılmıştır. Olay sonrasında Emniyet Müdürlüğümüzce yapılan çalışma neticesinde; olaya dahil olduğu anlaşılan ve aralarında kamu görevlilerinin de bulunduğu 4 şahıs yakalanarak gözaltına alınmış, haklarında adli ve idari soruşturma başlatılmıştır. Konu Valiliğimizce takip edilmektedir” denildi.

    PİRHA/DERSİM

  • Bireysel silahlanmadaki artış dikkat çekiyor

    Bireysel silahlanmadaki artış dikkat çekiyor

    PİRHA-Bireysel silahlanmadaki artış özellikle Cumhurbaşkanlığı seçimine bir yıl kala dikkat çekiyor. 2018 yılından bu yana silah ruhsatı alanların sayısı yüzde 100’den fazla arttı. Pompalı ve av tüfeklerinin internet üzerinden kolaylıkla satın alınabilmesi ise bireysel silahlanmadaki artışın sebeplerinden biri olarak karşımıza çıkıyor.

    Dünya genelinde önemli bir sorun olarak karşımıza çıkan bireysel silahlanma nedeniyle Türkiye’de 2021 yılında 3 bin 801 silahlı şiddet olayı yaşandı. Jandarma Genel Komutanlığı verilerine göre 2018 yılından itibaren silah bulundurma ruhsatı yüzde 100’ün üzerinde arttı. 2018’de 7 bin 630 olan silah bulundurma ruhsatı alan kişi sayısı, 2021 yılında 16 bin 569 oldu. 2018’de 3 bin 41 kişi taşıma ruhsatı alırken bu sayı 2021’de 9 bin 870’e çıktı. Yivli ve yivsiz tüfek ruhsatlarında da ciddi oranda artış var.

    Silahlanmadaki artışın sebeplerinden biri de pompalı ve av tüfeklerinin internet üzerinden kolaylıkla satın alınabilmesi. Yaklaşan seçim sürecinin gergin geçme ihtimali nedeniyle silahlanmadaki artışın tehlike yaratabileceği öne çıkıyor.

    “İNTERNETTEN AV TÜFEĞİ ALMAK AYAKKABI ALMAK GİBİ KOLAY”

    Cumhuriyet Gazetesi’ne konuşan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Yüksek Disiplin Kurulu üyesi Avukat Tuba Torun konuyla ilgili olarak, şunları söyledi:

    “Kadın cinayetlerinin yüzde 52’si ateşli silahlarla işlendiği için bireysel silahlanmanın önüne geçilmesi gerektiğini söylüyoruz. Denetimin eksik olduğunu belirtiyoruz. İnternetten av tüfeği almak ayakkabı almak gibi kolay. Kapıya eve teslim şekilde av tüfeği satımı var ve çok ucuz rakamlara. Bu ürkütücü bir durum. İktidarın silahlanmayı önleme konusunda herhangi bir girişimi yok.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Sedat Peker’den Soylu ile ilgili önemli iddialar

    Sedat Peker’den Soylu ile ilgili önemli iddialar

    Organize suç örgütü üyesi Sedat Peker, 15 Temmuz gecesi sonrasında devlet envanterine kayıtlı olmayan silahların İçişleri Bakanı Soylu tarafından el altından dağıtıldığını iddia etti.

    Twitter hesabından yeni paylaşımlar yapan Organize suç örgütü üyesi Sedat Peker, 15 Temmuz gecesi sonrasında devlet envanterine kayıtlı olmayan silahların dağıtıldığını iddia etti.

    Peker, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya hitaben, “15 Temmuz’da kahramanlık rolleri oynarken TRT binası baskınına gittiğinde hepsinin elinde kalaşnikof marka silahlar olan birçok sivil şahıs vardı. Bu silahlar da devlet envanterine kayıtlı değil. Biraz önce anlattığım, dağılımı senin tarafından koordine edilen hiçbir silah da devlet envanterine kayıtlı değil” ifadelerini kullandı.

    “BİR KASA KALAŞNİKOF SİLAH TESLİM EDİLDİ”

    Peker, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından demokrasi nöbetlerinin tutulduğu Ağustos ayında AKP İstanbul Gençlik Kolları Başkan Yardımcısı Osman Tomakin’e bir kasa kalaşnikof silahların teslim edildiğini, silahları getiren araçta Esenyurt AKP Gençlik kolları Başkanı Abdülsebur Soğanlı ve İçişleri Bakanlığı personeli Ahmet Onay’ın olduğunu öne sürdü.

    “EL ALTINDAN DAĞITTIRDIĞIN SİLAHLAR”

    Peker devamla, “Süslü Süleyman, Fetöcüler bu ülkenin en büyük düşmanı. Fakat senin de onlardan aşağıya kalır bir yanın yok. İnsanların milli ve dini duygularını tahrik edip iç savaş çıkarma amacının en büyük parçası, 15 Temmuz sonrasında da el altından birçok yapıya dağıttırdığın bu silahlardır” dedi.

    Peker’in paylaşımları şöyle:

    “Kıymetli dostlarım, seri tweetler halinde Esenyurt belediyesiyle ilgili iki ayrı paylaşım yaptım. Buradaki amacım Esenyurt belediyesinin bizim Süslü Süleyman’ın ve onu gelecekte cumhurbaşkanı yapma düşüncesinde olan güç odaklarının bu ülkeyi merkez üs olarak kullandıklarını anlatabilmek içindi. Önemli olduğuna inandığım bir iki tane daha yolsuzluk konusuna değinip dünkü paylaşımda belirttiğim ciddi konulara geçeceğiz ( Süleyman geliyor gelmekte olan).

    *Esenyurt’ta Bahaş Holding diye bir firma var. Esenyurt belediyesi ile anlaşıp Esenyurta 40 milyon TL değerinde hastane yaptılar. Karşılığında ise bugünkü piyasa değeri 1 milyar TL olan devasa boyutlardaki Sembol Residence’ların yapıldığı arsayı hibe olarak aldılar.

    *Yani kıymetli kardeşlerim, bizlerin en az 500 milyon TL’lik değerini çaldılar (daha fazla ama ben masraflarını çok yüksek tuttum). Bu Bahaş holding, amblemi şaha kalkmış at olan diğer Özyurtlar Holding’le beraber Meydan Ardıçlı projesini de beraber yaptılar. Bu da binin çok üzerinde daireden oluşan devasa bir proje.

    *Sizin de tahmin edeceğiniz üzere imar oyunları ile sizlerin milyarlarca TL hakkınızı çaldılar. Süslü Sülüman ve onu cumhurbaşkanı yapmak isteyen klik, yeni kurulan bu ilçeyi finans sağlama yeri olarak kullanırken biraz sonra anlatacağım karanlık işlerini de buradan koordine ettiler. Bahaş Holding yüklenici firma olarak paşa karadenizi görevlendirmiş olsa da tüm büyük projelerin sahipleri Bahaş Holding ve de iki ayrı Özyurtlar İnşaat grubudur.

    *Süslü Süleymanın ekibinden olan eski belediye başkanı Ali Murat Alatepe, Beni bütün Türkiye tanır namuslu olduğumu bilir diyerek tweet paylaştığında ne acıdır ki sadece 4 kişi retweet yapıp sekiz kişi beğeniyor. Vatandaşımız da onların kim olduğunu çok iyi biliyor.

    *Halkın çoğunluğunu oluşturan mağdur vatandaşlarımız, asgari ücret acaba 3.500 TL olur mu diye beklerken bu harami yapısı yeni kurulan bu ilçeden milyarlarca doları ceplerine koyuyorlar. Kullandığı don parasını bile partisine ödettirecek kadar cimri olan Süleyman’ın bir önceki oturduğu ev Ardıçlı villalarındaydı. Yani Özyurtların villalarıydı (yani Süslü Sülünün gizli kasası olan firma).Süslü Sülü şu anda ise Kuzu gruba ait Spradon villalarında oturuyor. O projede normal villaların fiyatı 7 ya da 8 milyon TL.

    *Kuzu grubu hatırlarsınız, daha önceki paylaşımlarımda Sadık Soylu üzerinden Süslü Sülüman’ın gizli kasası olduğunu anlatmıştım.

    *Kıymetli dostlarım, ülkemiz tehlike altında olduğunda milli mücadele verebilmek için sivil halkı örgütlemek gerektiğinde, halka silah dağıtarak sivil direniş oluşturma görevi Özel Harp Dairesi’ne aittir (daha önceki adı Seferberlik Tetkik Kuruludur). Öncelikle bu tip yapıların var olması gerektiğine inanan, Teşkilat-ı Mahsusa ruhunu savunan bir kişiyim. Şu ana kadar anlattıklarımın içinde en önemli bölüme geldik.

    *15 Temmuz’un hemen akabinde ülke genelinde demokrasi nöbetleri tutulurken Ağustosun ilk haftasında Ekrem Gökçeker’den alınan, Özyurtların bünyesinde olan Renault beyaz Fluence marka arabayla, Esenyurt Cumhuriyet Meydanı’nın arkasında karanlık bir sokakta (DAP hotelin arka tarafında) arabaya koyulan bir kasa kalaşnikof silah İstanbul Balat’a gitti.

    *AK Parti İstanbul Gençlik Kolları Başkanı olan Taha Ayhan’ın yardımcısı olan Osman Tomakin’e teslim edildi (Osman Tomakin siyah Passat araçla silahları teslim almaya geldi).

    *Bu araç AK Parti Gençlik Kolları İl Başkanı’na tahsisli bir araçtı, herhangi bir polis uygulamasına girmesin diye. Osman Tomakin şu anda Ak Parti İstanbul gençlik kolları başkanıdır. Silahların olduğu kasa Esenyurt’tan gece 23:30 gibi yola çıktı.

    *Silahları getiren araçta Esenyurt Ak Parti Gençlik kolları Başkanı Abdülsebur Soğanlı ve de 15 Temmuz gazisi İçişleri Bakanlığı personeli Ahmet Onay vardı.Bu kişiye Gazi olması dolayısıyla ben araba alıp hediye etmiştim.Kendisi sayın Cumhurbaşkanımızın da sevdiği bir isimdir.

    *Silahlar Balat’ta Demir Kilise olarak bilinen Sveti Stefan Kilisesi’nin hizasındaki boş bir ara sokakta, gece 01:00 civarında siyah Passat’a yüklendi. O zamanki gençlik kolları başkanı Taha Ayhan şuanda İslam işbirliği teşkilatları gençlik kolları başkanlığını yapmaktadır.

    *Süslü Süleyman, bu giden silahlar özel harp envanterine kayıtlı değiller.Devletin herhangi resmi bir birimine de kayıtlı değiller.Sen o tarihlerde Sosyal Çalışma ve Güvenlik Bakanlığındaydın.

    *15 Temmuz’da kahramanlık rolleri oynarken TRT binası baskınına gittiğinde hepsinin elinde kalaşnikof marka silahlar olan birçok sivil şahıs vardı. Bu silahlar da devlet envanterine kayıtlı değil. Biraz önce anlattığım, dağılımı senin tarafından koordine edilen hiçbir silah da devlet envanterine kayıtlı değil.

    *Senin cumhurbaşkanı olmanı planlayan arkandaki şaibeli organizasyonla 15 Temmuz sonrasında da bu silahları dağıtmaya neden devam ettiniz? Öyle ya, bu silahları gerektiğinde dağıtma görevi Özel Harp Dairesi’ne ait.

    *Sana bir fırsat veriyorum, benim yalan söylediğimi kanıtlarsan bugüne kadar anlattığım her şeyin boşa çıkmasını kabul ediyorum. İsimlerini verdiğim bu kişilerin HTS kayıtlarını ve o güne ait mobese kayıtlarını kamuoyuna açıklayın.

    *Size söz veriyorum, eğer doğru çıkmazsa bugüne kadar yaptığım tüm iddialarımın hepsinden de vazgeçeceğim.(daha önceki iddialarımın doğruluğu delillerle ispat edildiği halde). Ahmet Onay sen şerefli bir adamsın, bildiğin doğruları çık anlat. Süslü Süleyman, Fetöcüler bu ülkenin en büyük düşmanı. Fakat senin de onlardan aşağıya kalır bir yanın yok. İnsanların milli ve dini duygularını tahrik edip iç savaş çıkarma amacının en büyük parçası, 15 Temmuz sonrasında da el altından birçok yapıya dağıttırdığın bu silahlardır.”

    (HABER MERKEZİ)

  • HKP’den, Erdoğan ve Davutoğlu dahil 11 kişi hakkında suç duyurusu

    HKP’den, Erdoğan ve Davutoğlu dahil 11 kişi hakkında suç duyurusu

    Halkın Kurtuluş Partisi (HKP), Organize Suç Örgütü lideri Sedat Peker’in 30 Mayıs’ta yayınladığı 8’inci videoda anlattığı, Suriye’ye TIR’larla gönderilen askeri teçhizat ve silahlarla ilgili yetkililer hakkında suç duyurusunda bulundu.

    Organize suç örgütü başı Sedat Peker geçen hafta 8. videosunda Suriye’deki Bayırbucak Türkmenlerine, TIR’larla gönderdiği askeri teçhizat ve silahlarla ilgili itiraflarda bulundu. Peker bu işlemin TSK’den “irticai faaliyetler” nedeniyle atılan askerlerin öncülüğüne kurulan SADAT tarafından organize edildiğini söyledi. Giden silahların El Nusra’ya gittiğini söyleyen Peker, “Benim üzerimden gidiyor ama ben yollamadım. SADAT’çılar yolladı” dedi.

    SUÇ DUYURUSU

    Halkın Kurtuluş Partisi (HKP) avukatları, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu, Dönemin İçişleri Bakanı Efkan Ala, MİT Başkanı Hakan Fidan, Eski SADAT Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Tanrıverdi, SADAT Yönetim Kurulu Başkanı Melih Tanrıverdi, SADAT Yetkilileri, Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanı Metin Kıratlı, İşadamları Murat Sancak ve Ramazan Öztürk, El Nusra Terör Örgütü İktisat Sorumlusu Ebu Abdurrahman ve organize suç örgütü başı Sedat Peker hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

    Suç duyurusunda, ”Meclis kararı olmadan ülkemizin komşu Suriye Devleti ile fiili savaş haline getirmesi”, “Devlete Karşı Savaşa Tahrik” ve “Komşu Devlete Karşı Hasmane Hareket” gibi ifadeler kullanıldı.

    ‘YÜCE DİVAN’ TALEBİ

    Dilekçede yer alan şüpheli isimler hakkında soruşturma başlatılarak ilgili maddelerden yargılanmaları ve cezalandırılmaları için kamu davası açılması talep edildi. Görev yönünden yargılama gereği görüldüğü takdirde yüce divanın yargılama alanına giren suçlar açısından dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesi de talep edildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Silahlı din öğretmeni Meclis gündeminde

    Silahlı din öğretmeni Meclis gündeminde

    PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Muğla Fethiye’de Din Kültürü öğretmeni olarak görev yapan Yunus Taşkıran‘ın İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun mesajını silahlı fotoğrafıyla birlikte sosyal medyada paylaşmasını Meclis gündemine taşıdı. Kenanoğlu verdiği soru önergesinde Yunus Taşkıran hakkında daha önce açılan bir soruşturma bulunup bulunmadığını ve Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni olduğu öğrenilen Yunus Taşkıran’ın görevden alınıp alınmayacağını sordu.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın İçişleri Bakanı Süleyman Soylu‘ya destek açıklamasının ardından Muğla Fethiye’de Din Kültürü öğretmeni olarak görev yapan Yunus Taşkıran‘ın silahlı fotoğrafını sosyal medyada paylaşmasını Meclis gündemine taşıdı.

    Kenanoğlu, Milli Eğitim Bakanlığı‘na verdiği soru önergesinde konuya ilişkin soruşturma açılıp açılmadığını, olayda adı geçen Yunus Taşkıran hakkında daha önce açılan bir soruşturma bulunup bulunmadığını ve Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni olduğu öğrenilen Yunus Taşkıran’ın görevden alınıp alınmayacağını sordu.

    ‘FAZLA YAKLAŞANI VURURUZ!’ MESAJI

    AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 26 Mayıs 2021’de gerçekleştirdiği grup toplantısında İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’i kastederek, ‘Gelin Hanım dua et ki, Rize’de çok ileriye gitmeden ders verdiler. Bunlar iyi günler, daha neler olacak neler…’ demişti.

    Bu açıklamanın ardından Muğla Fethiye’de bulunan Melsa Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni olduğu öğrenilen Yunus Taşkıran Süleyman Soylu’nun Erdoğan’a teşekkür mesajına atıfta bulunarak, silahla çekilmiş fotoğrafını paylaştı. Yaptığı silahlı paylaşımın üzerine, ‘Biz de senin emrindeyiz Ağa. 600 Metreden nokta atışı, 800 metre kola bacağa, yani 800 metreden fazla yaklaşma’ şeklinde not yazmıştı.

    Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni Yunus Taşkıran’ın sosyal medya hesaplarında, sık sık Erdoğan ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun fotoğraflarını paylaştığı da görüldü.

    “GÖREVDEN ALACAK MISINIZ?”

    HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanaoğlu yaşanan bu olay üzerine Milli Eğitim Bakanlığı’na (MEB) yanıtlaması için soru önergesi verdi. Kenanoğlu bu bağlamda şu soruları yöneltti:

    -Fethiye’de görev yaptığı anlaşılan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Yunus Taşkıran’ın elinde silahla sosyal medya hesaplarından tehditkâr paylaşımlar yapması nedeniyle hakkında soruşturma açılacak mıdır?

    -Devlet memurlarının siyaset yapma yasağı bulunmasına rağmen sosyal medya hesaplarında sık sık paylaşımlar yapan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Yunus Taşkıran hakkında daha önce başlatılmış bir soruşturma bulunmakta mıdır?

    -Öğrencilere ahlak dersi vermesi gereken ancak silahla paylaşım yapan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Yunus Taşkıran görevden alınacak mıdır?

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Esenyurt’ta bir erkek, sevgilisi olduğu belirtilen kadını vurdu

    Esenyurt’ta bir erkek, sevgilisi olduğu belirtilen kadını vurdu

    İstanbul Esenyurt’ta bir kadın sokak ortasında sevgilisi olduğu öne sürülen bir kişi tarafından bacağından silahla vuruldu.

    Olay sabah saatlerinde Ardıçlı Mahallesi’nde bulunan bir sokakta meydana geldi. İsmi Volkan olduğu öğrenilen erkek, Meltem Ç.’ye silahla 4 el ateş etti.

    Kadın bacağına isabet eden kurşunlarla yaralanırken, saldırgan ise elinde silahla kadının başında bekledi. Silah seslerini duyan mahalle sakinleri durumu polise haber verdi.

    Kadını sokak ortasında bacaklarından vuran zanlı, başında bekleyerek hakaretler yağdırdı. Polise haber veren zanlı, dakikalarca sokakta bekledi. Bu sırada kadını öldürmekle tehdit eden zanlı, “Sonra kadın cinayetleri niye oluyor diyorsunuz. Bir kere erkeğe sormuyorlar ki niye öldürdü bu adam” diye bağırdı.

    İhbar üzerine olay yerine sağlık ve çok sayıda polis ekibi sevk edildi. Yaralı kadın 112 ekiplerince hastaneye kaldırıldı.

    Kaçan saldırganın yakalanması için başlatılan çalışmalar sürüyor.

    (HABER MERKEZİ) . 

  • Ders kitabında skandal ifadeler: Silah ile cihat devletin görevidir

    Ders kitabında skandal ifadeler: Silah ile cihat devletin görevidir

    AKP’nin dindar nesil hayali, MEB’in ders kitaplarında da yer buldu. Açık öğretim ortaokulu için hazırlanan ders kitaplarında ‘cihat’ ibadet sayılırken, ”Silah ile cihat devletin görevidir” ifadesinin kullanıldığı görüldü.   

    AKP’nin dindar nesil hedefi kapsamında bilimsel eğitimden her geçen gün uzaklaşan Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), cihat kavramını ders kitaplarına sokarak skandal tanımlamalarda bulundu. MEB’in açık öğretim ortaokulu için hazırlanan, “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 5” kitabında “Bedir, Uhud ve Hendek gazveleri, Çanakkale, Kurtuluş savaşları ve 15 Temmuz FETÖ kalkışması” cihada örnek verildi. MEB, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine gerçekleştirdiği ‘Zeytin Dalı Operasyonu’ kapsamındaki faaliyetlere ilişkin görseli de “Afrin’de Türk Askeri” başlığı ile cihat konusunun içine yerleştirdi.

    “CİHAT” İBADET SAYILDI

    Cumhuriyet’ten Ozan Çepni‘nin haberine göre, müfredatta cihat kavramını ibadet sayan MEB, yeni kitaplarında cihat tanımı yaparken dini içerik, anayasa ve kanunları hiçe saydı. MEB Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü tarafından açık öğretim ortaokulu için hazırlanan “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 5” kitabında “cihat” için skandal tanımlar ve örnekler yer aldı. Bakanlık, “Allah yolunda mücahede: Cihat” başlıklı konuda, İslamın ilk yıllarında yer alan savaşların yanı sıra Afrin operasyonunu da cihat saydı. Cihat için savaşın yeni yöntemlerine hazırlıklı olunması istendi.

    Konunun başlığında Türk Dil Kurumu’na göre “Kutsal ülküler uğruna savaşma” anlamına gelen Arapça kökenli “mücahede” kelimesinin seçilmesi de dikkat çekti. Kitapta, “Cihat, Müslümanların Allah yolunda canıyla, malıyla, aklıyla, bilgisiyle yerine getirmesi gereken en önemli ibadetlerden biridir. Bunun için bazen mal, bazen dil ve gerektiğinde ise canını ortaya koyarak Allah yolunda mücadele ederler. Bedir, Uhud ve Hendek Gazveleri, Çanakkale, Kurtuluş Savaşları ve 15 Temmuz FETÖ Kalkışması bunun örnekleridir” denildi.

    “15 TEMMUZ KALKIŞMASI” CİHADA ÖRNEK VERİLDİ

    Kitapta darbe girişimiyle mücadele yerine “kalkışma”nın kendisinin cihada örnek verilmesi de dikkat çekti.

    Kitaptaki bir diğer skandal, konuya ilişkin seçilen görselde yer aldı. Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine yönelik gerçekleştirdiği “Zeytin Dalı” operasyonu kapsamındaki Afrin’de, tank üstünde Türk askeri, bayrak ve çocukların olduğu fotoğrafa “Afrin’de Türk askerleri” başlığı ile cihat konusu kapsamında yer verildi.

    “SİLAH İLE CİHAT, DEVLETİN GÖREVİDİR”            

    Kitapta aynı konuda kısa açıklamaların yer aldığı “Bilgi kutusu” bölümünde de “Silah ile yapılan cihat, devletin yapması gereken bir mücadele yöntemidir, çünkü silah kullanma yetkisi sadece kamu otoritesine ve denetimine aittir. Ordunun dışında kontrolsüz grupların silahla hareket etmeleri, toplumda terör ve kaosa sebep olur. İnsanların can ve mal güvenliğini ortadan kaldırarak suçsuz ve masum insanları mağdur eder” ifadelerine yer verildi.  (HABER MERKEZİ)