Etiket: silifke

  • Silifke Belediye Başkanı Mustafa Turgut tutuklandı!

    Silifke Belediye Başkanı Mustafa Turgut tutuklandı!

    PİRHA- CHP’li Silifke Belediye Başkanı Mustafa Turgut ve 7 kişi tutuklandı.

    Silifke Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Silifke Belediyesi’ndeki bazı kamu görevlileri ve bu kişilerle irtibatlı olduğu değerlendirilen kişiler hakkındaki ihbarlar doğrultusunda başlatılan soruşturma kapsamında Silifke Belediye Başkanı Mustafa Turgut’un da bulunduğu 7 kişi tutuklandı, 11 kişi ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

    HABER MERKEZİ

     

  • Hekimler ve çevreciler ayakta: Ekonomik gerekçe sağlığın önüne geçemez!

    Hekimler ve çevreciler ayakta: Ekonomik gerekçe sağlığın önüne geçemez!

    PİRHA – Mersin Tabip Odası ve Mersin Çevre Platformu, Silifke ilçesine bağlı Ovacık’ta yapılması planlanan maden atık depolama tesisine karşı basın açıklaması yaptı. Açıklamayı Mersin Tabip Odası Çevre ve Ekoloji Komisyonu üyesi Dr. Ali Koray Kenziman okudu.

    “SİLİFKE OVACIK’TA MADEN ATIK DEPOLAMA TESİSİ İSTEMİYORUZ”

    Yapılan açıklamada, Camiş Madencilik A.Ş. tarafından Işıklı ve Hacıishaklı mahalleleri sınırlarında, işletme ömrü sona ermiş maden ocağı sahasında kurulması planlanan Ovacık Maden Atık Depolama Tesisi’ne itiraz edildiği belirtildi.

    Projeye göre, Şişecam grubuna ait işletmelerde cam üretiminde kullanılamayan yılda yaklaşık 300 bin ton ince kuvars (silika kumu) atığı ile çeşitli kimyasal maddelerin bölgede depolanmasının öngörüldüğü aktarıldı.

    Depolama alanının yerleşim yerlerine, içme ve kullanma suyu kaynaklarına, tarım alanlarına ve denize yakınlığına dikkat çekilen açıklamada, bölgenin heyelan riski taşımasının projeyi halk sağlığı açısından son derece tehlikeli hale getirdiği vurgulandı.

    “HALK SAĞLIĞI YALNIZCA HASTANELERDE SINIRLI DEĞİLDİR”

    Açıklamada, sağlığın yalnızca tedavi hizmetleriyle sınırlı olmadığı belirtilerek, temiz suya erişim, temiz hava, güvenli gıda ve sağlıklı ekosistemin halk sağlığının temel belirleyicileri olduğu ifade edildi. Projenin bu temel unsurları tehdit ettiği kaydedildi.

    İnce kuvars (silika kumu) tozunun taşınma ve depolanma sırasında havaya karışarak ciddi sağlık riskleri oluşturabileceği belirtilen açıklamada, uzun süreli maruziyetin silikozis, akciğer kanseri, kronik solunum yolu hastalıkları ve solunum yetmezliğine yol açabileceği ifade edildi. Çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı olan bireylerin daha yüksek risk altında olduğu vurgulandı.

    SU KAYNAKLARI VE TARIM ALANLARI RİSK ALTINDA

    Açıklamada depolama sahasından sızabilecek kimyasal içeriklerin yeraltı ve içme suyu kaynaklarını, tarım alanlarını ve Akdeniz kıyı ekosistemini kirletme potansiyeli taşıdığı belirtildi.

    Bölgede halihazırda faaliyet gösteren Akdere Çimento Fabrikası ve limanın yarattığı çevresel yük hatırlatılarak, yeni bir atık depolama tesisinin kümülatif etkiyi artıracağı ve bölgenin ekolojik taşıma kapasitesini aşacağı ifade edildi.

    Tarım, hayvancılık ve turizmin zarar görmesinin yalnızca ekonomik değil; toplumsal sağlık ve gıda güvenliği açısından da ciddi sonuçlar doğuracağı kaydedildi.

    Heyelan özelliği taşıyan bir bölgede maden atık depolama tesisi kurulmasının olası kayma, sızma ya da yapısal hasar durumunda geri dönüşü olmayan çevresel felaketlere yol açabileceği belirtilen açıklamada, bu tür tesislerde meydana gelen kazaların etkilerinin onlarca yıl sürebildiği hatırlatıldı.

    Halk sağlığının temel ilkelerinden biri olan “ihtiyat ilkesi”ne vurgu yapılan açıklamada, bilimsel belirsizlik durumunda dahi ciddi zarar ihtimali varsa kamu otoritelerinin projeyi durdurmakla yükümlü olduğu ifade edildi.

    “MADEN ATIK DEPOSUNA HAYIR”

    Mersin Tabip Odası ve Mersin Çevre Platformu, heyelan riski bulunan alanda maden atık depolama tesisi yapılmaması, yeraltı ve içme suyu kaynaklarının korunması, tarım alanları, ormanlar ve denizin güvence altına alınması çağrısında bulundu.

    “Çocuklarımızın silika tozuna maruz kalacağı bir gelecek kabul edilemez” denilen açıklamada, Ovacık Maden Atık Depolama Tesisi projesinden derhal vazgeçilmesi talep edildi.

    Açıklama, “Maden Atık Deposuna Hayır. Sağlıklı Bir Çevre Sağlıklı Bir Gelecek Demektir” ifadeleriyle son buldu.

    PİRHA / MERSİN

  • Silifkeliler öfkeli: Işıklı Ovası çöplük olmayacak!

    Silifkeliler öfkeli: Işıklı Ovası çöplük olmayacak!

    PİRHA- Mersin’in Silifke ilçesine bağlı Yeşilovacık Kargı bölgesinde yıllar önce kapatılan cam madeni ocağına, bu kez de cam sanayi atıkları gömülmek isteniyor. Projeye karşı Akdere, Işıklı, Hırmanlı, Uşakpınarı halkı ayağa kalkarak, “Projenin yapılmaması için demokratik ve hukuksal mücadelemiz devam edecektir” dedi.

    CAMİŞ  Madencilik A.Ş. tarafından Işıklı Mahallesi ve Hacı İshaklı Mahallesinde işletme ömrü biten Maden ocağı alanına, ”Ovacık  Maden Atık Depolama Tesisi” projesi yapılmak isteniyor.

    Mersin’in Silifke ilçesine bağlı Yeşilovacık Kargı’da köy meydanında bir araya gelen köylüler ve çevre örgütleri cam madeni ocağına, cam sanayi atıklarını gömülmesine tepki gösterdiler.

    “MADEN ATIK DEPOSU BÖLGEMİZİN MEVCUT KİRLİLİĞİNİ DAHA ÇOK ARTTIRACAKTIR”

    Eylemde basın açıklamasını okuyan Işıklı Mahallesi Muhtarı Ramazan Güner, şunları ifade etti:

    “CAMİŞ Madencilik A.Ş. tarafınndan Işıklı Mahallesi ve Hacı İshaklı Mahallesinde işletme ömrü biten Maden ocağı alanına, ”Ovacık  Maden Atık Depolama Tesisi” projesi yapılmak istenmektedir. Depoya Şişe cam grubuna ait işletmelerde cam üretiminde kullanılamayan yıllık 300 bin ton ince kuvars kumu maden atığı ve çeşitli kimyasalların depolanması  planlanmaktadır.

    Maden  Atık Deposuna, yaşam  alanlarımız, içme ve kullanma su kaynaklarımız, tarım alanlarımız ve denizimiz çok yakındır. Maden Atık Depolama bölgesi heyelan özelliği taşımaktadır. Akdere ve Yeşilovacık’ta mevcut çalışan Akdere Çimento Fabrikası ve Limanı bölgemizi çok kirletmenin yanında, halkın sağlığını çok olumsuz etkilemişken planlanan Maden Atık Deposu bölgemizin mevcut kirliliğini daha çok arttıracaktır.

    İnce kuvars kumu maden atığının taşınması ve depolanması sırasında meydana gelecek tozlar hava su ve toprak kirliliği oluşturacaktır. Ortaya çıkacak tozlar ve atıklar yeraltı ve yer üstü su kaynaklarına, içme sularına, denize karışması sonucu oluşacak kirlilik bitki örtüsünü, insan ve hayvan yaşamını ve ekolojik sistem üzerinde olumsuz etkiler yaratacaktır. Ovacık Maden Atık Depolama Tesisinin Hacıishaklı ve Işıklı mahallesinin yaşam alanlarına yakın oluşu bölgede yaşayan insanların kuvars (silika) kumu tozlarına uzun süreli ve tekrarlanan bir şekilde maruz kalmaları sonucu akciğerlerinde çok ciddi zararlar oluşabilir ve başta kanser olmak üzere birçok hastalığa yakalanabilirler.”

    “PROJENİN YAPILMAMASI İÇİN DEMOKRATİK VE HUKUKSAL MÜCADELEMİZ DEVAM EDECEKTİR”

    Yetkililere çağrıda bulunan Güner, “Heyelan bölgesinde Maden Atık Deposu yapılamaz. Tarımımızı yok edecek ve Ormanlık alanlarımızı tahrip edecek, suyumuzu, havamızı ve toprağımızı kirletecek ve sağlığımızı bozacak olan Ovacık Maden Atık Depolama Tesisinin yapılmasını istemiyoruz. Bölge halkı projeye karşıdır. Projeden derhal vazgeçilmesini talep ediyoruz. Ovacık Maden Atık Depolama Tesisini halk olarak yaptırmayacağız. Bundan sonrada projenin yapılmaması için demokratik ve hukuksal mücadelemiz devam edecektir” dedi.

    Ramazan Güner, Silifke Belediye Başkanı Mustafa Turgut, Mersin Çevre Derneği ve köy muhtarlarıyla birlikte Mersin İdari Mahkemesine dava açıldığını belirterek, konunun takipçisi olacaklarını söyledi.

    Yapılan konuşmalarda halkı suyuna, toprağına, doğasına sahip çıkma çağrısı yapılırken, yetkililerinde projeden vazgeçmesi istendi.

    PİRHA/SİLİFKE

  • Yangınla birlikte hafıza ve doğa da kül oldu: Gelin hep birlikte Kırtıl’ı yeniden inşa edelim!- VİDEO

    Yangınla birlikte hafıza ve doğa da kül oldu: Gelin hep birlikte Kırtıl’ı yeniden inşa edelim!- VİDEO

    PİRHA- Mersin’in Silifke ilçesine bağlı Tahtacı Alevi köyü Kırtıl’da çıkan yangın yalnızca evleri değil; doğayı da yok etti. Ormanların, bahçelerin ve geleneksel yaşam alanlarının kül olduğu felaketin ardından kurulan dayanışma derneği, köyün hem fiziksel hem de kültürel yeniden inşası için destek çağrısı yaptı.

    Mersin’in Silifke ilçesine bağlı Kırtıl Mahallesi’nde Ağustos ayında meydana gelen büyük yangın felaketi büyük bir tahribata neden oldu. Evlerin, bahçelerin ve ormanların küle döndüğü felaket, köylüler için sadece maddi değil, aynı zamanda kültürel bir yıkım anlamına da geldi. Yangının ardından köy halkı kendi imkânlarıyla toparlanmaya çalışırken, dayanışmayı kurumsal bir zemine oturtmak amacıyla Kırtıl Mahallesi Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği kuruldu.

    Dernek, yangında zarar gören köylülerin temel ihtiyaçlarını karşılamayı ve yaşam alanlarını yeniden inşa etmeyi amaçlıyor. Ancak hedef yalnızca fiziki bir yeniden yapılanma değil. Tahtacı Alevi kültürünün önemli taşıyıcı merkezlerinden biri olan Kırtıl’ın, tarihi belleğiyle birlikte yeniden ayağa kalkması da derneğin temel misyonları arasında yer alıyor.

    “EVLERİMİZLE BİRLİKTE ANILARIMIZ DA KÜL OLDU”

    Kırtıl Mahallesi Muhtarı Zarife Kıraslan, yaşanan felaketi ve sonrasındaki süreci PİRHA’ya anlattı. Yangının başlama anından tahliye sürecine kadar yaşananları şu sözlerle aktardı:

    “Ağustos’un 13’ünde yangın var dediler. Komşu köyle bizim aramızda çıkmış. ‘Bir gidelim, bakalım’ derken yangının köye yaklaştığını fark ettik. Jandarma geldi, köyü hemen boşaltmamız gerektiğini söyledi. Biz de apar topar arabayla kaçtık. Yangın resmen arkamızdan köye girdi. Ertesi gün Silifke’ye indik, sonra geri döndüğümüzde köyde hiçbir şey kalmamıştı. Sadece 5-6 ev kısmen ayakta kalmıştı, geri kalanlar tamamen yanmıştı. İnsanlar üzerindeki kıyafetleriyle kaçtı. Bir iğnesini bile kurtaramadan döndüler köylerine.”

    Yangından sonraki süreçte devlet kurumlarından beklenen desteğin yeterli düzeyde ulaşmadığını belirten Kıraslan, çevre köylerden ve özellikle Tahtacı topluluklarından gelen dayanışmaya dikkat çekerek, “Yangından sonra devlet yetkilileri geldi, ‘halledeceğiz’ dediler ama sonra bir daha kimseyi göremedik. En büyük destek Ege bölgesindeki Tahtacı köylerinden geldi. Onlar kendi aralarında birleşerek bize gıda ve nakdi yardımlar gönderdi. Baktık ki böyle olmayacak, köylüler olarak bir dernek kurduk. Dernek sayesinde artık bir IBAN numaramız var. Şimdi bu konuda daha organizeyiz ama hala yeterli değil. Bağışçılar, kurumlar bize destek olmalı. Toplamda 13 evimiz büyük hasar gördü. Bunlardan bazıları tamamen çöktü, bazıları kısmen zarar gördü. Ama hepsi de yaşanamaz halde” ifadelerini kullandı.

    “YANGININ NEDENİ İHMAL, SONUÇ İSE EKOLOJİK VE KÜLTÜREL BİR YIKIM”

    Kırtıl Mahallesi Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Ali Rıza Gündoğdu ise yangına, komşu köye içme suyu hattı döşeyen bir müteahhitlik firmasının kaynak ve taşlama çalışmaları sırasında çıkan kıvılcımların neden olduğunu belirtti. Gündoğdu, “Yangının çıkışı tamamen ihmalkarlık. Temmuz-Ağustos aylarında, açık alanda kıvılcım çıkaran makinelerle çalışmak yasak olmasına rağmen bu müteahhitler kaynak ve taşlama gibi son derece riskli işlemleri sürdürmüşler. Ne bir yangın tüpü, ne bir su tankeri bulundurulmuş. Yangın ilk çıktığında müdahale edilseydi belki sönebilirdi ama iş makinelerini kurtarmaya çalıştılar” dedi.

    Devletin hem yangını önleyici tedbirlerde hem de sonrasında yetersiz kaldığını ifade eden Gündoğdu, sistemli bir orman koruma ve yangın müdahale mekanizmasının kurulması gerektiğini söyledi. Ancak şu an en acil ihtiyaçlarının kış gelmeden kalıcı çözümler üretmek olduğunun altını çizerek, şu sözleri kullandı:

    “Devletin tüm kurumlarıyla bu sorunu çözmek için seferber olması şart. Kış gelmeden evler yapılmalı. Bahçeler temizlenmeli, teknik destek sağlanmalı. Ancak bu şekilde hayat normale dönebilir. Yurt dışında yaşayan dostlarımızdan da destek bekliyoruz. Derneğimizin web sitesinden yardım bilgilerine ulaşabilirler. Biz elimizden geleni yapıyoruz ama bu tek başına olacak iş değil.”

    Yangında sadece evlerin değil, aynı zamanda köyün kültürel belleğinin de yandığını dile getiren Zarife Kıraslan ve Ali Rıza Gündoğdu dayanışma çağrısını yineleyerek; yeniden inşa sürecinde tüm kamu kurumlarını, sivil toplum kuruluşlarını ve gönüllü destekçileri doğaya, tarihe ve kültüre sahip çıkmaya çağırdı.

    Kırtıl Mahallesi Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin internet sitesi; https://www.kirtildayanisma.org/

    Diren KESER- Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

    İLGİLİ HABERLER

    Tahtacı yurdu Kırtıl’da son durum, dron tarafından görüntülendi-VİDEO
    Tahtacı yurdu Kırtıl’da son durum: Tarihi evler kullanılmaz hale geldi-VİDEO
    Tahtacı yurdunda orman yangını sürüyor!-VİDEO

     

  • Tahtacı yurdu Kırtıl’da son durum, dron tarafından görüntülendi-VİDEO

    Tahtacı yurdu Kırtıl’da son durum, dron tarafından görüntülendi-VİDEO

    PİRHA- Silifke ilçesine bağlı Tahtacı yurdu olan Kırtıl köyünde çıkan orman yangınının etkilerini dronla görüntüledik.

    Mersin’in Silifke ilçesine bağlı Balandız ve Kırtıl mahallelerinin kırsalında 13 Ağustos’ta başlayan yangın söndürülürken, onlarca ev yangında kullanılmaz hale geldi.

    Kırtıl köyünde çıkan orman yangınının etkilierini dronla görüntüledik.

    Dron pilotu: Nadir Köksoy

    PİRHA/MERSİN

    İLGİLİ HABERLER:

    Tahtacı yurdu Kırtıl’da son durum: Tarihi evler kullanılmaz hale geldi

    Tahtacı yurdunda orman yangını sürüyor!

    Tahtacı Alevilerin iki asırlık birikimi: Kırtıl Müzesi

  • Tahtacı yurdu Kırtıl’da son durum: Tarihi evler kullanılmaz hale geldi-VİDEO

    Tahtacı yurdu Kırtıl’da son durum: Tarihi evler kullanılmaz hale geldi-VİDEO

    PİRHA- Silifke ilçesine bağlı Kırtıl köyünde bir çok ev orman yangınından etkilenirken, köyde bulunan müze ve muhtarlığın ayakta kaldığı bildirildi.

    Mersin’in Silifke ilçesine bağlı Balandız ve Kırtıl mahallelerinin kırsalında 13 Ağustos’ta başlayan yangın, poyrazın etkisiyle geniş bir alana yayıldı.

    Yangın nedeniyle Kırtıl, Balandız, İmamuşağı, Çamlıca, Işıklı ve Akdere mahalleleri ile beş mezradan bin 851 kişi tahliye edildi. Can Tv programcısı Araştırmacı Yazar Celal Necati Üçyıldız, Kırtıl bölgesindeki son durumu aktardı.

    Araştırmacı Yazar Celal Necati Üçyıldız, 1860’lı yıllarda kurulan ve Tahtacı Alevilerin yaşadığı köydeki eski evlerin yandığı, köyde bulunan müze ve muhtarlığın ayakta kaldığını söyledi.

    PİRHA/MERSİN

     

  • Tahtacı yurdunda orman yangını sürüyor!-VİDEO

    Tahtacı yurdunda orman yangını sürüyor!-VİDEO

    PİRHA-Mersin’in Silifke ilçesine bağlı Kırtıl’da başlayan yangın yayılarak devam ediyor. Bazı köy ve mezralar boşaltılırken, yangına müdahale sürüyor.

    Orman yangınları sürüyor. Mersin’de de 2 gündür onlarca hektar alan yanarken, yangın bölgesindeki yerleşim yerleri boşaltıldı.

    Silifken’nin Balandız ve Kırtıl köyleri çevresindeki ormanlık alanda henüz belirlenemeyen nedenle çıkan yangın sürüyor. Evlerin yangın nedeniyle kullanılmaz hale gelirken, Poyraz’ın etkisiyle sahile doğru ilerleyen yangın sebebiyle Silifke-Gülnar kara yolunun trafiğe kapatıldı. ulaşım Silifke-Beşçatal-Gülnar güzergahından sağlanıyor.

    CAN TV programcısı Araştırmacı*yazar Celal Necati Üçyıldız, köylerden haber alamadıklarını, boşaltılan köylerdeki yurttaşların yurtlara yerleştirildiğini aktarırken, yangının kontrol altına alınması için çalışmaların sürdüğünü belirtti.

    PİRHA/MERSİN

     

  • Mersin’de kadın cinayetlerine karşı eylem: Kadınları özgür bırakın!-VİDEO

    Mersin’de kadın cinayetlerine karşı eylem: Kadınları özgür bırakın!-VİDEO

    PİRHA- Silifke’de kadınlar, katledilen kadınlar için sokağa çıktı. Kadın cinayetlerini durdurun” sloganı ile buluşan kadınlar adına basın açıklamasını okuyan Şerife Coşkun, “Biz kadınlar ülkeyi yönetenlerden, mahkemelerden canımıza tak edenlerin hafifletici nedenler göstermeden hak ettikleri cezaya çarptırılmalarını istiyoruz. Kadınları özgür bırakın” dedi. 

    Türkiye’de kadın cinayetleri artarak devam ediyor. 23 Haziranda bir günde tam 6 kadın erkekler tarafından katledildi.

    Kadın cinayetlerine karşı Mersin Silifke’de çeşitli sivil toplum kuruluşları ve sendika temsilcileri seslerini yükseltmek için bir araya geldi.

    “Kadın cinayetlerini durdurun” sloganı ile buluşan kadınlar, Silifke’de Anıt Meydanı’nda saat 18.00’de kadınların gördükleri şiddete karşı basın açıklaması yaptı.

    Açıklamayı Şerife Coşkun yaptı.

    Coşkun, “Her kadına 6284 sayılı Yasa’nın bize verdiği hakları anlatıp dayanışmayı genişleteceğiz. Erkek egemen toplum anlayışını yıkacağız. Yerel yönetimlerden başlayarak tüm Türkiye’ye, tüm dünyaya sesimizi duyurup, yasal haklarımızı tanınmasına yönelik mücadelemizi sürdüreceğiz. Gidecek yeri yok, diye şiddet gördüğü evliliği sürdürmek zorunda kalan kadınlarımıza sahip çıkacağız. Kadınlarımızın boşanma ve nafaka hakkına sahip çıkacağız. Biz kadınlar ülkeyi yönetenlerden, mahkemelerden canımıza tak edenlerin hafifletici nedenler göstermeden hak ettikleri cezaya çarptırılmalarını istiyoruz. Kadınları özgür bırakın” dedi.

    PİRHA/SİLİFKE

  • Taşucu Arslan Eyce Amphora Müzesi; geçmişten günümüze ışık tutuyor-VİDEO

    Taşucu Arslan Eyce Amphora Müzesi; geçmişten günümüze ışık tutuyor-VİDEO

    PİRHA- Taşucu Arslan Eyce Amphora Müzesi Türkiye’nin en zengin amforaya sahip müze konumunda. Müzeye dair bilgi veren Mustafa Devrim Eyce,  amforalar 40 yıl süre ile babası Aslan Eyce tarafından toplandığına işaret ederek, balıkçılık kooperatifinin vakfa dönüşme sürecini anlattı.

    Taşucu Arslan Eyce Amphora Müzesi, Mersin’in Silifke ilçesine bağlı Taşucu’nda antik dönem amforalarının sergilendiği bir müzedir. Taşucu Aslan Eyce Müzesi kooperatifçi ve gazeteci Aslan Eyce’nin başkanlığındaki vakıf tarafından kuruldu. Müzede çeşitli boy ve tipte 400 kadar amfora bulunurken, bu amforalar 40 yıl süre ile Aslan Eyce tarafından toplandı. Amforaların en eskisi MÖ 3200 en yenisi ise 1800 yılına aittir.

    Vakfın ve müzenin kurucusu 2018 yılında Hakk’a yürürken, vakfın yönetim kurulu başkanlığını Aslan Eyce’nin oğlu Mustafa Devrim Eyce yürütüyor.

    Müze ve vakıf hakkında PİRHA‘ya konuşan Mustafa Devrim Eyce, 1800’lü yıllarda Rum ticaret alanı içerisinde han olarak kullanıldığını aktararak, “Bin dokuz yüz altmış sekiz yılında da rahmetli babam ve arkadaşları tarafından kurulan Taçucu Balıkçılık Kooperatifi kurulduktan sonra bu bina alınıyor ve uzun yıllar Taşucu’daki balıkçıları örgütleyerek burada yurt içi ve yurt dışına balık satışı yapılıyor ve bin dokuz yüz doksan iki yılına kadar bu balıkçılık kooperatifi serüveni devam ediyor” dedi.

    Taçucu Balıkçılık Kooperatifi’nin daha sonra Taşucu Eğitim ve Doğal Hayatı Koruma Vakfı’na dönüştürüldüğünü ifade eden Eyce, vakfın kurulmasının ardından balık satışı yapılan binanın müzeye dönüştürüldüğünü paylaştı.

    “ASLAN EYCE’NİN ÖZEL KOLEKSİYONU”

    Mustafa Devrim Eyce, müzeye dair şunları ifade etti:

    “Türkiye’de şu anda en zengin amforaya sahip bir müze konumundayız. Beş yüz elliye yakın amforamız var. rahmetli babamın da özel koleksiyonuydu. Daha sonra bu koleksiyonu vakfa bağışladıktan sonra Kültür Bakanlığı tarafından ‘Amfora Müzesi’ olarak tescilendi ve Kültür Bakanlığı tarafından restore edildi. Buradaki gördüğünüz ve milattan önce ve milattan sonraki döneme ait olan amforoların hepsi Ege Üniversitesi’nden Doçent Doktor Kaan Şenol ve ekibi tarafından kayıt altına alınıp kitap haline de getirildi.”

    “33 ÖĞRENCİYE BURS VERİYORUZ”

    Taşucu Eğitim ve Doğal Hayatı Koruma Vakfı’nın en önemli açılımlarından birinin de öğrencilere burs vermek olduğunu belirten Eyce, “Geçen sene yirmi öğrencimize burs verdik. Bu sene de öğrenci sayımızı otuz üçe çıkardık. Aynı zamanda müzede şair-yazar ve sanatçı dostlarımızı da davet edip etkinlikler yapıyoruz. Her yurttaşımızın buraya geldiği zaman müzemizi ziyaret etmesini arzu ediyoruz” diye konuştu.

    “BALIKÇILAR BALIK TUTAMADIKLARI ZAMAN AMFORA TOPLUYORLARMIŞ”

    Araştırmacı-Yazar Celal Necati Üçyıldız da, müzenin olduğu binanın ticari deponun yanı sıra meyhane olarak da kullanıldığını söyleyerek, “Bu bina balıkçılık kooperatifiydi. Aslan Eyce’de balıkçılık kooperatif başkanıydı. Balıkçılar balığa gidermiş. Balık bulamadıkları zaman denizin altında amfora bulurlarmış ve getirirlermiş. Aslan Eyce amforaları da satın alırmış. Balığı aldığı gibi ve onları topluyor, evinde ve zaman gelince de hayaldeki müzeyi gerçekleştiriyor” şeklinde konuştu.

    Diren KESER/MERSİN

  • MERÇED: Yaşam hakkımız için Taşucu Limanı projesi iptal edilsin-VİDEO

    MERÇED: Yaşam hakkımız için Taşucu Limanı projesi iptal edilsin-VİDEO

    PİRHA- MERÇED, özelleştirilen Seka arazisi ve Taşucu Limanı ile ilgili yaptığı açıklamada, “Projenin yapımının iptal edilmesini talep ediyoruz. Hukuksal ve demokratik mücadelemiz bundan sonra da devam edecektir” dedi.

    Mersin Çevre Derneği (MERÇED) özelleştirilen Seka arazisi ve Taşucu Limanı ile ilgili Mersin Gazeteciler Cemiyeti’nde basın açıklaması yaptı.

    MERÇED Avukatı Semra Kabasakal yaptığı açıklamada, Mersin’in Silifke ilçesine bağlı Taşucu mahallesinde bulunan Taşucu Limanının ve Seka arazisinin mevcut bölgesi, ‘Özel Çevre koruma Alanı’ olup, Ramsar Uluslararası Sözleşmesi’yle koruma alanında ve 1. derece Doğal Sit alanı olduğunu belirtti.

    “DÜNYA MİRASI LİSTESİNDE OLAN KORUNMALI, PROJEDEN VAZGEÇİLMELİDİR”

    Ekolojik olarak korunması gereken dünya mirası listesinde olan Göksu Deltası’na ve yaşam alanı olan Kum Mahallesi’ne de çok yakın olan ve kaplumbağa üreme alanına bitişiğinde yer alan bölgenin birinci derece tarımsal alan olduğuna da vurgu yapan Kabasakal, “Bu bölgeye geçmiş tarihlerde yapılması planlanan Taşucu Tersanesi’nin 2004 yılında Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından verilen olumlu ÇED raporu;  Taşucu Belediyesi’nin 03.09.2004 tarihinde açtığı davada tersanenin Ramsar Uluslararası Sözleşmesi’yle korunan Göksu Deltası olmak üzere bölgede insan ve çevre sağlığına zarar vereceği gerekçesiyle Mersin İdare Mahkemesince 21.07.2006 tarihinde iptal edilmiş olup, bu karar Danıştay 6. İdaresi tarafından 24.04.2007 tarihinde onanmıştır” dedi.

    “PROJENİN YAPIMININ İPTAL EDİLMESİNİ TALEP EDİYORUZ”

    Kabasakal, CEYPORT TAŞUCU LİMANI VE GERİ SAHASI PROJESİ yapımı için Çed süreci başlatıldığını Taşucu ve Silifke halkının projeye itiraz ederek, Çed toplantısını yaptırmadığının altını çizerek şunları ifade etti:

    “Projenin yapımının iptal edilmesini talep ediyoruz. Hukuksal ve demokratik mücadelemiz bundan sonra da devam edecektir. Yaşam hakkımızın korunması için bölgemizde yapımı planlanan kirli teknolojilere karşı Mersin halkının etkin mücadele etmesini istiyoruz.

    Ayrıca projenin yaratacağı olumsuzluklar ortada iken, Silifke ve Taşucu halkı projeye karşı mücadele ediyor iken adının verilmesi koşulu ile Mersin kent merkezinde Mersin Büyükşehir Belediyesinin yapmayı planladığı bilim merkezine 500 bin dolar bağış yapmayı öneren CEYPORT TAŞUCU ULUSLARARASI LİMAN İŞLETMECİLİĞİ A.Ş’nin kararının Mersin Büyükşehir Belediyesinin Haziran Meclisinde oy çokluğuyla kabul edilmiş olmasına itiraz ediyoruz. Bu kararın biran önce düzeltilmesini talep ediyoruz.”

    PİRHA/MERSİN

  • Silifke Cemevi açıldı

    Silifke Cemevi açıldı

    PİRHA- Uzun zamandır yapımına devam edilen AKD Silifke Cemevi düzenlenen törenle açıldı.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Silifke Cemevi, AKD Genel Başkanı İsmet Kurt, Genel Saymanı Hasan Çözükçe, AKD şube başkanlarının yanı sıra siyasi parti temsilcileri ve yurttaşların katılımıyla açıldı.

    Tören Mersin Cemevi İnanç Kurulu Başkanı Erdoğan Sevin Dede tarafından okunan gülbeng ile başladı. Ardından Silifke AKD Şube Başkanı Meliha Gülnar, cemevinin yapımı sırasında destek olan herkese teşekkür etti.

    Ardından konuşan AKD Genel Başkanı İsmet Kurt, ortak vatan vurgusunda bulunurken, Alevi toplumunun taleplerine dikkat çekerek, “Cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmeli ve zorunlu din dersleri Alevi çocuklarına okutulmamalıdır” dedi.

    Törende semah dönülüp, deyişler okunurken, tören dağıtılan lokmalarla sona erdi.

    Diren KESER/MERSİN

  • AKD Silifke Cemevinde lokmalar paylaştırıldı

    AKD Silifke Cemevinde lokmalar paylaştırıldı

    PİRHA- AKD Silifke Cemevinde, Muharrem Orucunun (Yası Kerbela) 9. gününde lokmalar paylaştırıldı. 

    Muharrem Orucunun (Yası Kerbela) 9. gününde, Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Silifke Cemevinde lokmalar paylaştırıldı.

    Mersin Cemevi Başkan Yardımcısı ve Mersin Cemevi İnanç Kurulu Üyesi Baki Erdoğan yaptığı açıklamada, “Biz Aleviler,  Muharrem Orucunda, Hızır Orucunda ve diğer etkinliklerimizde  bir delil uyandırırız. Bir çerağ yakarız. Karanlığa bir mum yak, karanlığa ışık olsun. Oruçlarımızı açmadan önce çerağlarımızı uyandırdıktan sonra lokma gülbengi ile oruçlarımızı açacağız. Bu lokma paylaşımında hizmet yürüten canların Hakk hizmetlerini kabul etsin. Hızır yardımcıları olsun” dedi.

    AKD Silifke Cemevi Başkanı Meliha Gülnar da, şunları söyledi:

    “Aleviler oruçlarını sadece Kerbela için değil, adaletsizliğe zulme boyun eğmedikleri ve zalimlere biat etmedikleri için yaşam hakları ve özgürlükleri ellerinden alınmış tüm mazlum halklar için “matem orucu” tutarlar. Matem ayı Kerbelayı ağlama duvarına dönüştürmek değil, Kerbela hakikatini anlamak ve günümüzde küreselleşen Yezit zihniyetini sürdürenlere karşı insanların Hüseyni duruşunu anlatmaktadır. Bugün lokmalarımız Kerbela’da şehit düşen 72 canımıza ithaf olsun” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından lokmalar paylaştırıldı.

    Erol KAMALAK-Diren KESER/MERSİN

  • Tahtacı Alevilerin iki asırlık birikimi: Kırtıl Müzesi-VİDEO

    Tahtacı Alevilerin iki asırlık birikimi: Kırtıl Müzesi-VİDEO

    PİRHA- Tahtacı Aleviler, Edremit’ten İslâhiye’ye kadar köylerinde hem inançlarını hem de kültürlerini korumaya devam ediyor. Tahtacı Alevilerin, inançlarını ve kültürlerini korumaya çalıştığını belirten Halk Bilimi Araştırmacısı Celal Necati Üçyıldız, oluşturulan 3 müzeyle 2 asırlık kültürü yansıttıklarını ifade etti.

    Uzun süre dağlarda, ormanlarda çalışan, sonra yerleşik düzene geçen Tahtacı Aleviler, Edremit’ten İslâhiye’ye kadar köylerinde hem inançlarını hem de kültürlerini korumaya devam ediyor.

    Şehirleşmenin artmasıyla Tahtacı Alevi nüfusu köylerde azalsa da, çeşitli dernek ve vakıflar üzerinden örgütlenerek asimilasyona karşı direniyorlar.

    Özellikle köylerde yaşayan Tahtacı Aleviler hem inancını hem de geleneklerini yaşatıyorlar. Tahtacı Alevi inancını ve geleneğini sürdürmek adına bir grup araştırmacı, uzun uğraşlar sonucu Edremit’in Tahtakuşlar, İzmir’in Narlıdere ve üçüncüsü de Mersin’in Silifke ilçesine bağlı Kırtıl köyünde olmak üzere Tahtacı kültürünü yansıtan müze açtı.

    “2 ASIRLIK BİR KÜLTÜR MÜZEYE YANSIYOR”

    29 Ekim 2008 günü açılışı yapılan ve zenginleşerek bugüne kadar gelen Kırtıl köyü müze ve kütüphanesine dair, Halk Bilimi Araştırmacısı Celal Necati Üçyıldız, PİRHA’ya konuştu.

    Üçyıldız, üç müzenin ortak özelliğinin, üretim araçlarının aynı olması olduğunu belirterek, “800 km uzaklık bir şey değiştirmemiş. Geleneklerine sıkı sıkıya sahip çıkan, dağların kovuklarına da gitse, yasaklar da konsa kültürünü yaşamaya devam ediyor” dedi.

    İki asırlık bir kültürün müzeye yansıdığının altını çizen Üçyıldız, müzenin daha da zenginleşmesi için Tahtacılara çağrıda bulundu.

    Diren KESER/Erol KAMALAK/MERSİN

     

     

  • HDP’li Turan, Cennet ve Cehennem obruklarına asansörü Meclis’e taşıdı

    HDP’li Turan, Cennet ve Cehennem obruklarına asansörü Meclis’e taşıdı

    PİRHA- HDP Mersin Milletvekili Dr. Rıdvan Turan, Mersin’de bulunan Cennet ve Cehennem obruklarına yapılan asansörü meclis gündemine taşıdı. Turan, “İnsan yaşamını kolaylaştıracağı iddiasıyla yapılan Cennet ve Cehennem projesinin doğal yaşamın bütünlüğünü bozacağı ortadayken projenin yapılmasının nedenleri nelerdir?” diye sordu.

    Mersin’de ‘Cennet-Cehennem obruklarında yürütülen ve iki yıldır sürdürülen asansör ve seyir terası projeleri tamamlandı. Özellikle asansörle ilgili sosyal medyada doğal yapıya aykırı olduğu yönünde tepkiler yükselirken, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Mersin Milletvekili Dr. Rıdvan Turan konuyla ilgili Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un cevaplaması için soru önergesi verdi.

    “CENNET-CEHENNEM ÖRENYERİ VE ASTIM MAĞARASI 1. DERECE ARKEOLOJİK VE DOĞAL SİT ALANI”

    Soru önergesinde “Mersin-Silifke yolu üzerinde Narlıkuyu Mahallesi yakınlarında bulunan Cennet-Cehennem çöküklerinin, yıllık ortalama 60-70 bin kişi tarafından ziyaret edildiğine dikkat çeken Turan, şunları dile getirdi:

    “Cennet-Cehennem, birçok insanın ziyaret ettiği bir turizm bölgesi. Geçtiğimiz günlerde Çukurova Kalkınma Ajansı’nın desteğiyle başlayan çalışmalar sona erdi. 462 basamakla inilen doğa harikası “Cennet” obruğuna artık asansör ile inilip çıkılacak. 75 metre derinlikteki “Cennet” olarak adlandırılan obruğa asansör; 130 metre derinlikteki “Cehennem” isimli alana da cam seyir terası yapıldı. Ancak Mersinliler ve uzmanlar projeye tepki göstererek, doğal yollarla oluşmuş, tarihi ve turistik mağaraya merdivenle inilmesi gerektiğini, asansör yapılarak mağaranın anlamının bozulduğunu ve doğaya müdahale edildiği yönünde görüş bildirmektedir. Bunun yanında Mersin İli, Silifke İlçesi, Hasanaliler Mahallesi’nde bulunan Cennet-Cehennem Örenyeri ve Astım Mağarası 1. derece arkeolojik ve doğal SİT alanı ve 3. Derece arkeolojik SİT alanıdır.”

    HDP Mersin Milletvekili Rıdvan Turan, Mehmet Nuri Ersoy’un cevaplaması için şu soruları sordu:

    -Toplamda 10 milyon lira olan Cennet ve Cehennem projesinde asansör ve seyir terası haricinde başka hangi alanlarda harcama yapılmıştır?

    -Cennet ve Cehennem obruklarına yapılan asansörün maliyeti ne kadardır?

    -Cennet ve Cehennem obrukları projesi için ihale süreci nasıl işlemiştir? İhale ne zaman hangi şirketlerin katılımıyla gerçekleşmiştir? İhaleyi hangi şirket hangi şartlarla kazanmıştır?

    -Proje yapılırken obrukların tarihi ve doğal dokusunun korunması amacıyla hangi kurumlarla iş birliği yapılmıştır?

    -Hangi kurum ve kurullar projenin onaylanmasına izin vermiştir? Bu izinler nelerdir?

    -Tarihi Cennet ve Cehennem obrukları üzerine asansör dikilerek doğal yapının bozulması karşısında Bakanlığınız herhangi bir inceleme yapacak mıdır? Yapılacaksa bu çalışmalar nelerdir?

    -Mersin’de gerçekleştirilen turizm projelerinde Mersinlilerin görüşlerine dair bir kamuoyu araştırmanız var mıdır? Varsa araştırmanın sonuçları nelerdir? Böyle bir araştırma yoksa Mersinlilerin görüşlerine başvurulmamasının sebebi nedir?

    -İnsan yaşamını kolaylaştıracağı iddiasıyla yapılan Cennet ve Cehennem projesinin doğal yaşamın bütünlüğünü bozacağı ortadayken projenin yapılmasının nedenleri nelerdir?

    Diren KESER/MERSİN