Etiket: sinan çiftyürek

  • Sinan Çiftyürek: Saddam Rejimi Kürt halkına sistematik katliam uyguladı-VİDEO

    Sinan Çiftyürek: Saddam Rejimi Kürt halkına sistematik katliam uyguladı-VİDEO

    PİRHA- Halepçe’de kimyasal gaz saldırısı sonucu binlerce kişinin hayatını kaybettiği katliamın üzerinden 38 yıl geçti. DEM Parti Van Milletvekili Sinan Çiftyürek, “Bir gecede uçaklar Halepçe kentini zehirli gazlarla bombaladı ve 5 bin insan yaşamını yitirdi. Buna rağmen İslam ülkeleri konferansında Halepçe Soykırımı tek kelimeyle kınanmadı” dedi.

    Saddam Hüseyin’in 16 Mart 1988’de düzenlediği ve insanlık tarihine kara bir leke olarak geçen Halepçe Katliamı’nın üzerinden 38 yıl geçti. 22 Eylül 1980’de İran ile Irak arasında baş gösteren savaşın sonlarına doğru Saddam Hüseyin, 1986 ile 1988 yılları arasında Kürtlere karşı Enfal Harekatı operasyonu başlattı. Kimi araştırmalara göre 12 kimyasal maddenin karışımından meydana gelen kokteyl, kimi araştırmalara göre ise hardal ve sarin gazları olarak bilinen bombalar harekatın ikinci aşamasında kente bırakılmaya başlandı.

    Bombardımandan dolayı yayılan zehirli gazlar, kısa sürede birçoğu binlerce insan yaşadığı alanları kapladı. 5 bini aşkın insan yaşamını yitirdi, 7 binden fazla insanın ise yaralandığı açıklandı.

    Halepçe’de yaşanan katliam, dünyada 20’inci yüzyılda yaşanan en acı katliamlardan biri olarak kabul edilirken, Halepçeliler, katliamın üzerinden uzun yıllar geçmesine rağmen atılan gazların etkisini hala hissediyor.

    Halepçe Katliamı’nın 38. yılına dair Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Van Milletvekili Sinan Çiftyürek, ajansımıza değerlendirmelerde bulundu.

    Çiftyürek, Kürt halkının yaşadığı katliamları anarak sözlerine başladı. Çiftyürek, Irak’ta Saddam Hüseyin döneminde yaşanan Enfal ve Halepçe katliamlarını hatırlatarak şu ifadeleri kullandı:

    “Bir kez de o katliam dolayısıyla da halkımıza başsağlığı diliyoruz. Malum 79 devriminden sonra Şah rejimini yıkan İslam devriminden sonra çok geçmeden Saddam’la yani İran ile Irak arasında savaş başladı. 8 yıl süren bir savaş devam etti. Bu savaş sürecinde Irak rejimi Kürtlere yönelik olarak ciddi baskı uyguladı. Sonrada da saldırıya geçti zaten. Enfal katliamı 86’da başladı. Kur’an’dan adını alıyor zaten Ganimet adı. ”

    Çiftyürek, 1986’dan 1988’e kadar süren Enfal saldırılarının sistematik bir katliam olduğunu belirtti.

    Çiftyürek, katliamın Saddam Hüseyin’in emriyle gerçekleştirildiğini belirterek, “ “Bu katliamı gerçekleştiren Saddam katilinin akrabası olan ‘Kimyasal Ali’ denilen kişi ve ekibi yaptı. Soruyorlar kendisine: ‘200 bin Kürt’ü soykırımdan geçirdiniz doğru mu?’ diye. O da utanmadan ‘200 bin değil 150 bin civarındadır’ diyor” ifadelerini kullandı.

    HALEPÇE SOYKIRIMI VE ULUSLARARASI SESSİZLİK

    Çiftyürek, Enfal katliamı sürerken gerçekleşen Halepçe katliamını da hatırlattı:

    “88’de Halepçe katliamı gerçekleşti. Bir gecede uçaklar Halepçe kentini zehirli gazlarla bombaladı ve 5 bin insan yaşamını yitirdi.”

    Katliam sonrası İslam ülkelerinin sessiz kaldığını belirten Çiftyürek, “Halepçe Soykırımı’ndan bir gün sonra Kuveyt’te İslam Ülkeleri Konferansı vardı. Tek kelimeyle o konferansta Halepçe Soykırımı kınanmadı. Bu tutumu ve bu ırkçı yaklaşımı kınıyoruz” dedi.

    “MART AYI HEM SEVİNÇ, HEM YAS AYI”

    Çiftyürek, Mart ayının Kürt halkı açısından hem kazanımların hem de acıların yaşandığı bir dönem olduğunu belirterek şunları söyledi:

    “Mart ayı Kürt halkı için hem sevinç ayıdır hem de yas ayıdır. Bir tarafta 11 Mart 1970’te otonomi elde edilmiştir. Ama aynı zamanda Kürt halkının birçok katliamının yaşandığı karanlık günlerin de ayıdır. Diğer taraftan Newroz’dur.“

    Kürt halkının ağır bedeller ödeyerek bugüne geldiğini ifade eden Çiftyürek ,“Her şeye rağmen Kürt halkı bu kanlı yıllarda çok ağır bedeller ödemiş olsa da bugüne gelebilmiştir. Bugün Kürdistan Federal Bölgesi’nde artık ciddi bir federal sistem var ” ifadelerini kullandı.

    ROJAVA VE ULUSLARARASI GELİŞMELER

    Çiftyürek, Rojava’ya yönelik uluslararası planlara da değinerek şu değerlendirmeyi yaptı:

    „5 Ocak’ta Paris’te gerçekleştirilen anlaşmayla Kuzey Suriye’de Rojava statüsünü ortadan kaldırma planı yapıldı. Ancak Kürt halkı ayağa kalktı. Kobani’den Rojava’ya, Hewler’den Avrupa’ya kadar büyük bir tepki oluştu.”

    Bu süreçte Kürt halkının birlik mesajı verdiğini belirten Çiftyürek , “ Kürt halkının ayağa kalkmasıyla 5 Ocak anlaşması dağıldı ve 29 Ocak’ta yeni bir anlaşma yapıldı. Biz inanıyoruz ki Rojava Kürdistan halkı yeniden yoluna devam edecektir. ” diye belirtti.

    İRAN’A DEMOKRASİ TALEBİ

    Çiftyürek, İran’daki gelişmelere de değinerek, oradaki Kürtlerin taleplerine yönelik şunları söyledi:

    “İran’a demokrasi, Kürdistan’a özerklik talep ediyorlar. Bu sadece Kürdistan’ın özgürlüğü için değil, aynı zamanda İran halklarının demokratik bir rejime kavuşması içindir.”

    Çiftyürek, İran’da üçüncü bir demokratik alternatifin hedeflendiğini belirterek, “Kürdistan ittifakı diyor ki biz ne teokratik rejim hedefliyoruz , ne de onun yıkılmasıyla birlikte Şah monarşisine dönmek istiyoruz. Bizim üçüncü alternatifimiz demokratik bir yapıdır. İran’a demokrasi, Kürdistan’a otonomidir” ifadelerini kullandı.

    BÖLGESEL SAVAŞLAR VE EMPERYAL GÜÇLER

    Çiftyürek, bölgedeki güç dengelerine ilişkin değerlendirmesinde hem ABD-İsrail hattını hem de İran’ı eleştirdi. Çiftyürek konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

    “Dolayısıyla bunun desteklenmesini talep ediyoruz ve diyoruz ki: ‘Evet, Amerika-İsrail hattı enternasyonalist bir hattır.’ Asla ve asla bu desteklenemez. Kendi çıkarları için buradadırlar. Peki İran? İran masum mudur? Yani Lübnan’ı, Suriye’yi, Irak’ı, Gazze’yi Yemen’e varana kadar işgal eden, orada askeri güç bulunduran, orada kendi yanlısı olan askeri paramiliter güçleri örgütleyen İran asla ve asla masum değil. Lübnan’dan Yemen’e kadar Şii hilaliyle bölgeyi kıskaca almıştı. Bu nedenle biz taraflar arasında süren savaşta birini emperyal, birini mazlum görmüyoruz. İkisi de emperyaldır. Kendi çıkarları için savaşıyorlar.”

    Çiftyürek, çözümün bölge halklarının demokratik mücadelesi olduğunu belirtti.

    “EĞER TÜRKİYE KÜRTLERİ KARDEŞ OLARAK GÖRÜYORSA, KARDEŞİNİ TANIMALI”

    Çiftyürek, Türkiye’nin Kürt politikasına ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Türkiye Cumhuriyeti dün Rojava’da Kürtler kaybetsin, kim kazanırsa kazansın dedi. Şimdi bu kez İran Kürdistanı’na ilişkin yeni politika izliyor. Bu doğru değildir. Eğer Türkiye gerçekten Kürtleri kardeş olarak görüyorsa kardeş kardeşini tanımalı, statüsünü kabul etmelidir. Zor, şiddet, katliam, soykırım, Kürt meselesini çözmedi ”

    Çiftyürek, Kürt sorununun çözümü için anayasal değişiklik gerektiğini belirterek şunları söyledi:

    “Birincisi 66. madde değişmeli. Kürt halkının, Kürt milletinin varlığı anayasada kabul edilmelidir. İkincisi 42. madde değişmeli. Kürt dili ana dilde eğitim olarak ilkokuldan üniversiteye kadar kabul edilmelidir. Evet, PKK silah bırakıyor. Silah bırakılmalı. Sivil siyasete dönülmeli. Kimse silahı savunmuyor. Ama devlet de silah konusunda haneyi kendisine tutmalıdır. Bu meselenin Kürt meselesi olduğu kabul edilmeli ve çözüm buna göre geliştirilmelidir.”

    Diren KESER/MERSİN

     

     

  • Dersim’de kayyım tarafından işten çıkartılan işçilerin durumunu Meclis gündemine taşındı

    Dersim’de kayyım tarafından işten çıkartılan işçilerin durumunu Meclis gündemine taşındı

    PİRHA-DEM Parti Van Milletvekili Sinan Çiftyürek, Dersim’de kayyım tarafından işten çıkartılan işçilerin durumunu Meclis gündemine taşıdı. Çiftyürek, “Tunceli Belediyesi’ne kayyum atandıktan sonra işten çıkarmaların gerekçeleri nelerdir?” diye sordu. 

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Van Milletvekili Sinan Çiftyürek, Dersim’de kayyım tarafından işten çıkartılan işçilerin durumunu Meclis gündemine taşıyarak İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi.

    “İŞÇİLERİN, BASKI VE MOBBİNG UYGULAMLARINA MARUZ KALDIĞI İDDİA EDİLMEKTEDİR”

    Dersim Belediyesi’ne kayyım atandıktan sonra belediyede çalışan çok sayıda işçinin işten çıkarıldığını belirten Sinan Çiftyürek, “Bazı çalışanların görev yerlerinin değiştirildiği, baskı ve mobbing uygulamalarına maruz kaldığı iddia edilmektedir. İşlerine geri dönmek isteyen bazı belediye işçileri 25 Mart 2025 tarihinden bu yana her gün düzenli olarak Tunceli Merkez Yeraltı Çarşısı önünde basın açıklamaları ve protesto eylemleri gerçekleştirmektedir. İşçilerin eylemleri barışçıl nitelikte olup, yerel kamuoyundan da destek görmektedir” dedi.

    “KAYYUM ATANDIKTAN SONRA KAÇ BELEDİYE İŞÇİSİNİN İŞ AKDİ FESHEDİLMİŞTİR”

    Çiftyürek, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya yanıtlaması istemiyle şu soruları yöneltti:

    -Tunceli Belediyesi’ne kayyum atandıktan sonra kaç belediye işçisinin iş akdi feshedilmiştir? Bu işten çıkarmaların gerekçeleri nelerdir?

    -İşten çıkarılan işçilerin kaçı kadrolu, kaçı sözleşmeli veya taşeron işçi statüsündedir?

    -İş akdi feshedilen işçilerin sendikal üyelikleri ve siyasi düşünceleri nedeniyle hedef alındığı iddiaları bakanlığınızca araştırılmış mıdır?

    -Hak kaybına uğrayan işçilerin sorunlarının çözümü ve işten çıkarmaların son bulması için bakanlığınız tarafından herhangi bir çalışma yapılmış mıdır?

    -Kayyum atanması sonrası Tunceli Belediyesi’ne toplam kaç işçi alınmıştır?

    PİRHA/ANKARA

  • Milletvekili Sinan Çiftyürek: Devlet barış için gerekli adımları atmalı- VİDEO

    Milletvekili Sinan Çiftyürek: Devlet barış için gerekli adımları atmalı- VİDEO

    PİRHA- DEM Parti Milletvekili Sinan Çiftyürek, PKK’nin feshi sonrası başlayan sürecin yalnızca silahsızlanmayla sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayarak, “Kalıcı barış için Kürt sorununun anayasal ve hukuki temelde çözülmesi gerekiyor” dedi.

    PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla PKK’nin kendini feshetmesi üzerine barışa dair tarihi bir adım atılmış oldu. Sürece dair PİRHA’ya değerlendirmede bulunan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Milletvekili Sinan Çiftyürek, iktidarın gerekli somut adımlar atması gerektiğini belirterek, kalıcı barış için Kürt sorununun anayasal ve yasal temelde çözülmesi gerektiğini vurguladı.

    “DEVLET KENDİNİ TEKRARDAN DERS ÇIKARMALI”

    Ortadoğu’daki gelişmelerin bu süreci doğrudan etkilediğini; İsrail-Hamas savaşı ve İran-İsrail geriliminin bölgede yeni denklemler yarattığını dile getiren Çiftyürek, Türkiye ve İran’ın bu gelişmeleri “Kürdistan meselesi” üzerinden tehdit olarak algıladığını ifade etti.

    Çiftyürek, yaşanan gelişmelerin devlet içindeki aktörleri de harekete geçirdiğini belirterek, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin son dönemdeki söylemlerine atıfta bulundu:

    “Bahçeli dışarıdan konuştu ama içeride ve dışarıda ‘birlik, kardeşlik, barış’ mesajları verdi. Kime dedi? Kürtlere dedi ama adını koymadan dedi. Sayın Öcalan’ın çağrısıyla PKK kendini feshetti. Uzun yıllardır PKK de devlet de kendini tekrarlıyor. PKK nasıl ki bu süreçte ciddi sonuçlar çıkardıysa devlet de kendini tekrar sürecinden ciddi sonuçlar çıkarmalı.”

    “KÜRTLERİN TALEPLERİ DİKKATE ALINMALI”

    Çiftyürek, PKK’nin feshiyle Kürt sorununun sona ereceğini savunan yaklaşımları eleştirerek, “Ben yaktım, yıktım, PKK teslim oldu, fesih oldu, bitti, tükendi gibi bir propagandayı doğru bulmuyoruz. Devlet gerçekten içerde barışı sağlamak istiyorsa bu konuda içtenlikli davranması lazım. Bugüne kadar devlet hep ‘üzerimde silahların baskısı var, adım atamam’ diyordu. Şimdi bu durum da ortadan kalktı. PKK kuruldu çünkü Kürt sorunu vardı. Kürt sorunu hala var. PKK gider, başka araçlar doğar. Bu nedenle asıl çözüm Kürt meselesine yönelmekle olur” dedi.

    Kürt halkının devletten beklentilerinin açık olduğunu belirten Çiftyürek, “Hasta ve yaşlı tutsakların serbest bırakılmalı. Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve Kobani davası tutukluları tahliye edilmeli. JİTEM ve benzeri yapılanmaların resmen tanınarak devletin yaşananlarla yüzleşmeli. Kürt dili anayasal güvenceye alınarak eğitim-öğretim dili olmalı. Öcalan’a umut hakkının tanınması lazım” diyerek, acil talepleri sıraladı.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • Mersin’de Marksizm konuşuldu-VİDEO

    Mersin’de Marksizm konuşuldu-VİDEO

    PİRHA- Dibistana Marksîst li Amedê (Diyarbakır Marksist Okulu-DMA), Mersin’deki panelde teori, yerel siyaset ve otoriterleşme üzerine tartışmalar yürüttü.

    Diyarbakır’da 2022 yılında kurulan ve Kürdistan’da teorik, siyasal düşünceyi yeniden inşa etmeyi amaçlayan fikir ve eğitim merkezi olan Dibistana Marksîst li Amedê (Diyarbakır Marksist Okulu-DMA), Mersin’de tanıtım toplantısı ve panel gerçekleştirdi. Eğitim Sen Konferans salonunda yapılan panelin 1. oturumunda akademisyen Fidel Ferit’in moderatörlüğünde DMA kurucuları Şerefxan Ciziri ve Sinan Çiftyürek DMA’nın kurulma amacını, kapsamını ve içeriğini Türkçe ve Kürtçe anlattılar.

    Şerefxan Ciziri, DMA’nın kuruluş amacını anlatırken Kürtçenin siyaset dili olmasını istediklerini, böylelikle Marksist Okul’u kurduklarını belirtti. Sinan Çiftyürek ise Marksist liderlerin mirasını tekrar etmekten öte, onları bugüne uyarlayacak yeni teorik yaklaşımların geliştirilme gayesinde olduklarını vurguladı.

    Panelin 2. oturumunda kapitalizmin krizi ve otoriterleşme, Kürdistan sorununda güncel siyasi gelişmeler konuşuldu.

    “GELECEĞİ BUGÜNDEN İNŞA ETMELİYİZ”

    Kooperatif yöneticisi Şamil Tuncay Beştoy, demokratik bir iktidarı var etmenin yolunun yerel olmaktan geçtiğine işaret ederek, “Büyük siyasetten küçük siyasete geçmek, birbirimizi yerel ölçekte tanıyıp bu odakta ilişkileri yaratmamız gerekiyor. Bunu yapmadığımız sürece demokratik bir iktidarı sağlamak mümkün değil. Yerel olmak zorundayız, niyet okumaktan vazgeçmeliyiz, geleceği bugünden inşa etmeliyiz” dedi.

    Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nden Gültekin Akarca, diktatörlüğün ekonomi politiği hakkında sunum yaptı. “Diktatörlük çağının içerisindeyiz” diyen Akarca, bu otoriterleşmenin tesadüf olmadığını ifade ederek, “Bu olgular tek başlarına tekerrür etmezler, onları yeniden tarih sahnesine çıkaran dinamikler vardır. Burjuva iktidarının hegemonyası sona erdi. Toplumun kendisini diktatörlük biçimiyle ifade etmesine zorlayacak olgular yaşanıyor. Bir çıkar herkesin çıkarı değilse karşımıza diktatörlük çıkar. İktisadinin üst düzeyde ilişkileri olarak karşımıza çıkar. Ve dünyanın her yerinde diktatörlük karşımıza bu şekilde çıkar” diye konuştu.

    3. oturumda ise yuvarlak masa tartışması yürütüldü.

    PİRHA/ MERSİN

  • Dibistana Marksîst li Amedê Mersin’de Marksist teoriyi tartışacak- VİDEO

    Dibistana Marksîst li Amedê Mersin’de Marksist teoriyi tartışacak- VİDEO

    PİRHA- Diyarbakır’da kurulan ve Kürdistan’da teorik, siyasal düşünceyi yeniden inşa etmeyi amaçlayan Dibistana Marksîst li Amedê (DMA), 24 Mayıs Cumartesi günü Mersin’de etkinlik düzenleyecek. Etkinlikte DMA’nın amacı, Marksist teorinin günümüzdeki yeri ve Kürt meselesinin çözümü ele alınacak.

    Diyarbakır’da 2022 yılında kurulan ve Kürdistan’da teorik, siyasal düşünceyi yeniden inşa etmeyi amaçlayan fikir ve eğitim merkezi olan Dibistana Marksîst li Amedê (Diyarbakır Marksist Okulu), 24 Mayıs Cumartesi günü Mersin’de tanıtım toplantısı yapacak.

    Kısa adıyla DMA hakkında PİRHA’ya konuşan Kürdistan Komünist Partisi (KKP) Genel Başkanı Sinan Çiftyürek, bu okulun sadece akademik bir merkez değil; aynı zamanda halkla, köklerle ve güncel siyasal meselelerle doğrudan temas kurmayı hedefleyen bir mücadele alanı olarak konumlandığını ifade etti.

    “HER AÇIDAN TIKANMA VAR, ÜRETİM ŞART”

    Sinan Çiftyürek, bugün gelinen noktada hemen her alanda tıkanma yaşandığına dikkat çekerek, “Kürtler yeni bir Cegerxwîn, Türkler yeni bir Nazım Hikmet, Almanlar yeni bir Bertolt Brecht, Ruslar yeni bir Tolstoy yetiştiremediler. Bunun temelinde yatan iki etken var. Biri ideolojik, felsefi, kültürel olarak tıkanma var. İkincisi bu ideolojik, felsefi, sanatsal yeniden öğretmeyi tetikleyecek olan bir hareketlilik yok. Bu nedenle her açıdan yeniden teorik üretmeye ihtiyaç var” diye konuştu.

    Marksist liderlerin mirasını tekrar etmekten öte, onları bugüne uyarlayacak yeni teorik yaklaşımların geliştirilmesi gerektiğini savunan Çiftyürek, “DMA olarak doğru fikirlerin de gün gelince aşılacağını savunuyoruz. O fikirler yanlış olduğu için değil, o doğru fikrin sosyolojisi değiştiği için geride kalır. O nedenle durmadan Lenin, Stalin, Mao, Che gibi liderleri tekrarlamak yerine artık yeni bir şey ortaya koymalıyız. Lenin hiçbir zaman kendini tekrar etmedi. Hayat değiştikçe, teori de değişir. Biz ise 100 yıldır aynı sözleri tekrarlıyoruz. Şimdi yeniden üretim zamanıdır” dedi.

    “DÜNYAYA AMED’TEN BAKACAĞIZ”

    Dibistana Marksîst li Amedê’nin sadece teorik bir merkez değil, aynı zamanda topluma dokunan bir hareket olduğuna dikkat çeken Sinan Çiftyürek, amaçlarının üretimi sadece sınıflarda değil, doğrudan halkın içinde gerçekleştirmek olduğunu vurguladı:

    “Biz Amed’de bu düşünsel üretimi kalıcılaştırdıkça, yeniden toprağa döneceğiz. Halka, aydınlara, Dersim’deki yaşlı annemize, dedemize gideceğiz. Onlarda saklı olan kültürel değerleri açığa çıkaracağız. Bu değerler büyücülük değildir; onları gün yüzüne çıkarırsak çok kıymetli katkılar sunabiliriz. Dünya artık bir telefonun içine sığdı. Her yer bir merkezdir, her yer dünyanın değişiminin bir kaldıracı olabilir. Amed de bu merkezlerden biridir. Biz Amed’den dünyaya bakacağız, dünyadan Amed’e bakacağız. Hareket noktamız burasıdır.”

    ETKİNLİĞE ÇAĞRI

    24 Mayıs Cumartesi günü 11.00-17.00 saatleri arasında Mersin Eğitim Sen Konferans Salonunda yapılacak etkinliğin üç ana gündemle gerçekleşeceği dile getiren Çiftyürek, “Etkinliğimizin üç ana gündemi var; birinci gündem DMA’yı tanıtacağız. İkinci gündem iki alt başlıklı siyasal gündem. Üçüncü gündem ise Türkiye’nin sorunu, Kürt meselesi ve çözüm meselesini ele alacağız. Bütün Mersin’deki aydınlarımızı, gençlerimizi, üniversitelileri, halkımızı bu etkinliğe davet ediyoruz” çağrısında bulundu.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • Dersim’de işçiler 28 gündür direniyor: Kayyım, sosyal bir terördür – VİDEO

    Dersim’de işçiler 28 gündür direniyor: Kayyım, sosyal bir terördür – VİDEO

    PİRHA-Dersim Belediyesi’nde kayyım tarafından işten çıkarılan işçilerin direnişi 28’inci gününe girdi. DEM Parti Van Milletvekili Sinan Çiftyürek ve beraberindeki heyet, işçileri ziyaret etti. Çiftyürek, işçilerin direnişinin yanında olduklarını söyleyerek Dersim halkına da direnişi destekleme çağırısında bulundu.

    Dersim Belediyesi’nde kayyım tarafından ‘personel giderlerinin yüzde 40 yasal sınırının üzerinde’ olması gerekçesiyle işten atılan dört işçi, direnişe başladı. İşçiler, işlerine geri dönmek talepleriyle her gün saat 12:00 ile 14:00 arasında Yer Altı Çarşısı üzerinde oturma eylemi yapıyor.

    Kayyım tarafından işten çıkarılan işçilerin direnişinin 28’inci gününde DEM Parti Van Milletvekili Sinan Çiftyürek ve beraberindeki heyetten destek geldi.

    “KAYYIM İŞÇİ DÜŞMANLIĞIDIR”

    Kayyımın hukuksuz bir uygulama olduğunu belirten DEM Parti Van Milletvekili Sinan Çiftyürek, “Kayyımın sonuç vermediğini iktidarın görmesi lazım. Sabah akşam ‘söz milletin’ derler, ‘sandıktan çıkan iradeyi tanıyoruz’ derler ama hukuksuzlukla halkın siyasi tercihine kayyım atıyorlar. Kayyım aynı zamanda işçi düşmanlığıdır. Kayyım olarak atananlar ilk olarak işçilerin ekmekleriyle oynuyorlar. Kayyım, sosyal bir terördür kınıyoruz. İşçilerin direnişinin yanında olacağız, Dersim halkını da direnişi desteklemeye çağırıyoruz” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • Akdeniz Belediyesi önünde kayyım nöbeti 6. gününde: Direnmeye devam edeceğiz-VİDEO

    Akdeniz Belediyesi önünde kayyım nöbeti 6. gününde: Direnmeye devam edeceğiz-VİDEO

    PİRHA- Kayyım atanan Akdeniz Belediyesi önünde iktidara tepki gösteren siyasi parti temsilcileri, “Kayyımlar gidecek, halk kalacak. Boyun eğmeyeceğiz” mesajı verdi.

    Mersin’in Akdeniz ilçesinde belediyeye 13 Ocak’ta kayyım atanmasına karşı başlayan protesto eylemleri sürüyor. Eylemlerin 6’ıncı gününde, polis ablukası altında olan belediye binası önünde açıklama yapıldı.

    Açıklamaya DEM Parti milletvekilleri, Emekçi Hareket Partisi (EHP) Genel Başkanı Hakan Öztürk, Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) sözcüler kurulu üyesi Pelin Kahiloğlu, Emek Partisi (EMEP) başkan yardımcısı Sedat Başkavak, Türkiye İşçi Partisi (TİP), Parti Meclis üyesi Hasan Yılmaz, Kürdistan Komünist Partisi (KKP) MYK üyesi ve DEM Parti Van Milletvekili Sinan Çiftyürek, Sosyalist Dayanışma Partisi (SODAP) MYK üyesi Doğanay Karas, Barış Anneleri ve birçok yurttaş katıldı. Açıklamada sık sık “Direne direne kazanacağız” ve “Akdeniz ya me ye, şaredarî ya me ye” sloganları atıldı.

    “KAYYIM HIRSIZLIKTIR”

    Yapılan açıklamada ilk sözü alan DEM Parti Mersin İl Eş Başkanı Bedriye Kuş, “6 gündür belediye eş başkanlarımız tutsak. Bunu kabul etmiyoruz. Daha önce kayyımları tanımadık yine tanımayacağız. Belediye eş başkanlarımız görevlerine dönene kadar mücadele edeceğiz. Kayyım hırsızlıktır. Kayyım zihniyetini tanımıyoruz” diye belirtti.

    “BİRLİKTE MÜCADELEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Kayyım atamasına tepki gösteren Emekçi Hareket Partisi Genel Başkanı Hakan Öztürk, “3 ay önce barış yapalım dediler ama kayyım atadılar. Biz bunu kabul etmiyoruz.  Kayyıma rağmen bu halk hala barış diyor, bu halkın kıymetini bilin. Kürt halkının ve barışçıl halkların kıymetini bilin. Kürtler ‘bunu kabul etmem’ diyor. Kürtler ‘huzursuzluk çıkardı’ diyorsunuz. Kayyım atmazsanız neden protesto yapsınlar? Sonra ‘terör’ diyorsunuz, ‘terör’ yok, sizin vicdansızlığınız var. Bu, dünyada görülmemiş bir hukuksuzluk. Dünyada görevinden alınan bir belediye başkanı yok. Buna karşı ortak birleşik mücadeleyi büyütmek bize düşüyor. Kayyımları tek tek gönderene kadar birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.

    “MÜCADELEYİ HER YERDE BÜYÜTECEĞİZ”

    AKP iktidarının yasaları keyfine göre düzenlediğini ifade eden Toplumsal Özgürlük Partisi Sözcüler Kurulu üyesi Pelin Kahinoğlu, “Başlattığı soruşturmalar ile iktidarını sürdürmek istiyor. Kürt halkının mücadelesi sonucu başlatmak zorunda kaldıkları barış süreci konuşulurken kayyım atama yoluna gidiyorlar. Demokratik cumhuriyet iradesini selamlıyoruz. Mücadeleyi her yerde büyüteceğiz. Biz kazanacağız” ifadelerini kullandı.

    “KAYYIMLAR GİDECEK, HALK KALACAK”

    6 gündür halkın iradesine sahip çıktığını vurgulayan Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sedat Başkavak, “Buraya gelirken bir polis ‘Burada hep toplanıp bağırıyorlar, belediye yerinde hizmet devam ediyor’ dedi. Kayyım emek hırsızlığıdır. Halk kendi belediyesine giremiyor. Kayyım sanata, sinemaya, geleceğe düşman. Kayyım hizmet hırsızı. Kayyımlar gidecek, halk kalacak” diye konuştu.

    “BEBEKLERİ KATLEDEN ÇETELERE KAYYIM ATAYIN”

    Türkiye İşçi Partisi Parti Meclis Üyesi Hasan Yıldız, ise konuşmasında şunları ifade etti:

    “Biz ilk defa kayyım zihniyeti ile karşı karşıya kalmıyoruz. Bebekleri katleden çetelere kayyım atayın. Kayyımlar kaybedecek halk kazanacak. Kayyım zihniyetinin mutlaka sonu gelecek. Bu zihniyet kaybetmeye mahkumdur.”

    “BU HALKA BOYUN EĞDİREMEZSİNİZ”

    Neden Anadolu’da halkın iradesi tanınıyor ama Kürt halkının iradesi tanınmıyor diye soran Kürdistan Komünist Partisi MYK Üyesi ve DEM Parti Milletvekili Sinan Çiftyürek, “Kayyım siyasetini kınıyoruz. Kürtler her kayyımdan sonra sandıkta kayyıma ‘hayır’ diyor. ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletin’ diyorlar, ‘Yeter söz milletin’ diyorlar. Sandıkta halkın iradesi çıktı ama bunu tanımıyorlar. Bunu dün tanımadık yarın da tanımayacağız. Siz bu halka boyun eğdiremezsiniz. Bir süreç var diyorlar ama adı yok. Kürtlere el uzatıp kayyım atadılar, Rojava’ya saldırıyor. Biz bu kardeşliği kabul etmiyoruz” şeklinde konuştu.

    “KAYYIM KORKUNUN GÖSTERGESİDİR”

    Faşizmin Kürt halkına yönelik uyguladığı savaş politikalarından biriyle karşı karşıya olduklarını vurgulayan Sosyalist Dayanışma Platformu MYK Üyesi Doğanay Karasu, konuşmasının devamında şunları ifade etti:

    “İktidarın Kürt halkını sindirme çabaları, baskı ve inkâr politikaları, tarihin çöplüğüne gömülmeye mahkumdur. Bugün Akdeniz Belediyesi’ne yapılan kayyım hamlesi, gözaltılar, tutuklamalar halkların barış ve özgürlük talebine duyulan korkunun bir göstergesidir.”

    Açıklama “Direne direne kazanacağız” sloganlarıyla son buldu.

    PİRHA/MERSİN

  • Orta Doğu’daki savaşlar, Gazze odağında konuşuldu- VİDEO

    Orta Doğu’daki savaşlar, Gazze odağında konuşuldu- VİDEO

    PİRHA- “Nakba’dan Gazze’ye Orta Doğu’da bitmeyen savaş” adlı panelde, İsrail’in Filistinlilere yaptığı soykırım, Filistin üzerinden yapılan küresel savaş politikalarına ve ülkelerin stratejik hamlelerine ilişkin konuşuldu.

    Mersin 68’liler Derneği’nin düzenlemiş olduğu “Nakba’dan Gazze’ye Ortadoğu’da bitmeyen savaş” adlı panel, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası’nda yapıldı. Kolaylaştırıcının Prof. Dr. Ayşegül Yılgör’ün olduğu panelde Yazar Faik Bulut, DEM Parti Van Milletvekili Sinan Çiftyürek ve Yazar Adil Okay konuşmacı olarak yer aldı.

    Panel, Filistin direnişini anlatan sinevizyon gösterimi ile başladı. Ardından Mersin 68’liler Derneği Başkanı Hasan Kapıkıran, İsrail’in Filistinlilere uyguladığı soykırımı kınamak, kamuoyunu bilgilendirmek ve bu savaşta tavırlarını ortaya koymak adına böyle bir panel düzenlediklerini dile getirdi.

    “İSRAİL 75 YILDIR KORKUNÇ BİR KATLİAM YAPIYOR”

    75 yıl önceki felaketin benzerinin yeniden yaşatıldığını söyleyen kolaylaştırıcı Ayşe Gül Yılgör; İsrail’in saldırılarını politik, ekonomik ve sosyolojik boyutuyla anlatmaları için sözü panelistlere bıraktı.

    İlk olarak söz alan Yazar Adil Okay, Hamas sebebiyle Filistin mücadelesini destekleyen birçok kişinin İsrail destekçisi olduğunu ancak savaşın 75 yıldır sürdüğüne dikkat çekti. Nakba ve İsrail’in saldırını tarihsel süreçleriyle anlatan Okay, “İlk büyük kitlesel tehcir ve katliam 1948’de yapıldı. Batı ülkelerinin Orta Doğu’nun göbeğine büyük bir Avrupa devleti kurma amacı vardı. Ve bundan sonra Filistin topraklarında Yahudi sayısını arttırmaya başladılar. Nakba’dan sonra İsrail adım adım toprakları genişletti ve soykırımın ardı arkası kesilmedi. Birleşmiş Milletler (BM) iki yüzlü davranıyor bu konuda ve İsrail’e herhangi bir yaptırım uygulamıyor. 20 bine yakın insan öldürüldü, bunun 4 bini çocuk. Ve İsrail insanlar bölgede yaşayamasın diye alt yapıları bombalıyor, yolları kazıyor. Böyle bir süreçte ‘Ama Hamas…’ diyerek devrim yapılmaz. Filistin’deki laik örgütlere kulak vermek lazım” dedi.

    “SAVAŞIN BEDELİNİ HALKLAR ÖDÜYOR”

    DEM Parti Van Milletvekili Sinan Çiftyürek, Gazze’deki katliamı küresel savaş politikaları çerçevesinde değerlendirdi. Çiftyürek, “Gazze ve İsrail arasındaki taraflaşma daha da kötü bir noktaya geldi. Herkes kendi çıkarını gözeterek yaklaşıyor bu meseleye. Arap devletleri iki yüzlülük yapıyor. İran, bölgede bütün dengelere oynayan emperyalist bir ülke. Erdoğan ise bu savaş üzerinden propaganda yapıp, timsah gözyaşı döküyor. Filistin halkının acıları üzerinden ırkçı politikalar yürütülüyor. Bu uzatmalı, postmodern savaş ne yazık ki devam edecek ve bedelini halklar ödeyecek” diye konuştu.

    Çiftyürek, Filistin’in bölgesel ve küresel güçlerin kirli çıkarlarından arındırılmadan bu meselenin çözülemeyeceğine dikkat çekti.

    FAİK BULUT: BU KRİZ BİTMEYECEK

    Yazar Faik Bulut ise, İsrail’in Gazze üzerindeki saldırılarının nereye varacağına, bölgeye etkisinin ne olacağına dair değerlendirmede bulundu. Var olan krizin uzun bir süre bitmeyeceğini belirten Bulut, şu sözleri kullandı:

    “Dünya kaotik bir süreçten geçiyor. Özellikle bu süreçte yapılan savaşlar asimetrik, birbirine denk düşmeyen tarafların savaşlarıdır. Gazze’deki savaş da asimetrik bir savaştır ve kolay kolay bitmeyecek. Arap ülkelerinin çoğu Hamas’ı yavaş yavaş yola getirmeye çalışıyor. Netanyahu’nun Gazze’yi Filistin yönetimine teslim etme niyetinde değil. İsrail bir müddet İsrail askeri bir yönetim kurup, OHAL uygulayacak. Deyim yerindeyse kayyum atanacak. Bu savaşın yayılma ihtimali çok fazla.”

    Panel, soru ve cevapların ardından sona erdi.

    PİRHA/ MERSİN

  • ‘Seyit Rıza, oğlu ve dava arkadaşının mezar yerlerinin açıklanmamasının gerekçesi nedir?’

    ‘Seyit Rıza, oğlu ve dava arkadaşının mezar yerlerinin açıklanmamasının gerekçesi nedir?’

    PİRHA – Milletvekili Sinan Çiftyürek, TBMM’ye verdiği soru önergesi ile 15 Kasım 1937 yılında idam edilen Seyit Rıza ve dava arkadaşlarının mezar yerlerini sordu.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Van Milletvekili Sinan Çiftyürek, TBMM’ye verdiği soru önergesinde 15 Kasım 1937’de Elazığ’ın Buğday Meydanı’nda idam edilen Seyit Rıza ve dava arkadaşlarının mezar yerlerini sordu.

    “Seyit Rıza ve Dava Arkadaşlarının Mezar Yerleri Açıklansın” diyen Milletvekili Sinan Çiftyürek, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın yanıtlaması istemiyle soru önergesi kaleme aldı.

    Çiftyürek önergesinde “Darağacına götürülürken 74 yaşındaki Seyit Rıza’nın yaşı küçültülerek, 16 yaşındaki oğlu Resik Hüseyin’in yaşı ise büyütülerek kayıtlara geçirildi. İdamlar sonrası cenazeler ailelere teslim edilmeyerek bilinmeyen bir yere defnedilmiş, aradan geçen 86 yıla rağmen mezar yerlerinin açıklanmasına dair devlet yöneticileri tarafından herhangi bir açıklama yapılmamıştır” ifadeleri yer aldı.

    “HANGİ NEDENLERLE AÇIKLANMAMAKTADIR?”

    Milletvekili Sinan Çiftyürek, Cevdet Yılmaz’a şu soruları yöneltti:

    “Seyit Rıza ve onunla birlikte idam edilen dava arkadaşlarının mezar yerleri nerededir?

    Seyit Rıza, oğlu ve beş dava arkadaşının mezar yerlerinin açıklanmamasının gerekçesi nedir?

    İstiklal Mahkemelerinin tutanak ve kayıtları kamuoyuna hangi nedenlerle açıklanmamaktadır? Bu belgelerin açıklanmasına dair Cumhurbaşkanlığı tarafından planlanan herhangi bir çalışma mevcut mudur?”

    PİRHA/ANKARA